TMK 372, aile malları ayırımının ilk kurumu olan aile vakfını düzenler. Birinci fıkraya göre aile bireylerinin eğitim ve öğrenimleri, donanım ve desteklenmeleri ve bunlara benzer amaçların gerektirdiği harcamaların yapılması için kişiler hukuku ve miras hukuku hükümleri uyarınca aile vakfı kurulabilir. İkinci fıkraya göre bir malın veya hakkın başkalarına geçmemek üzere aynı soydan gelenlere kuşaktan kuşağa kalacak şekilde özgülenmesi yasaktır; böyle bir özgüleme vakıf kurma yoluyla da yapılamaz. Bu yasak buyurucu bir kuraldır ve kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce kendiliğinden gözetilir (Yargıtay 18. HD, 2007/3132 E., 2007/4584 K., 21.05.2007).
- Aile vakfı
- Aile bireylerinin eğitim, öğrenim, donanım ve desteklenmesi gibi amaçlar için kurulan vakıf.
- Donanım
- Aile bireyinin evlenmesi veya bir işe kurulması gibi durumlarda ihtiyaç duyduğu imkânların sağlanması.
- Özgüleme
- Bir malın veya hakkın belirli bir amaca ya da kişilere ayrılması.
- Aynı soydan gelenler
- Ortak bir kökten gelen altsoy.
- Vakıf senedi
- Vakfın amacını, mallarını ve yönetimini gösteren kuruluş belgesi.
TMK 372 ne düzenler?
| Unsur | Kural | Dayanak |
|---|---|---|
| Amaç | Eğitim ve öğrenim, donanım, destek ve benzeri harcamalar | TMK m. 372/1 |
| Kuruluş | Kişiler hukuku ve miras hukuku hükümleri | TMK m. 372/1 |
| Kuruluş şekli | Resmî senet veya ölüme bağlı tasarruf; sicile tescil | TMK m. 102 |
| Miras yoluyla | Tasarruf edilebilir kısımla vakıf kurulabilir | TMK m. 526 |
| Yasak | Malın aynı soydan gelenlere kuşaktan kuşağa özgülenmesi | TMK m. 372/2 |
| Vakıf yoluyla | Yasak vakıf kurularak da aşılamaz | TMK m. 372/2 |
| Nitelik | Buyurucu kural; kamu düzeni | Yargıtay 18. HD, 2007/4584 K. |
| Kaynak | 743 m. 322; Öntasarı m. 303 | Gerekçe, s. 134-135 |
TBMM gerekçesine göre madde, yürürlükteki Kanun'un 322. maddesini karşılamaktadır ve 1984 tarihli Öntasarının 303. maddesinden yalnız "tahsis" sözcüğü "özgüleme" sözcüğüyle değiştirilerek aynen alınmıştır. Eski metnin son fıkrasındaki "Bu tarzda tasarruf, tesisat ihdası fikriyle dahi meczolunamaz" ibaresi anlamsız bulunduğu için çıkarılmış; önceki fıkrayı tamamlamak üzere böyle bir özgülemenin vakıf yoluyla da yapılamayacağı ikinci fıkranın son cümlesinde belirtilmiştir. Tasarının 372. maddesi Adalet Komisyonunca aynen kabul edilmiştir (S. Sayısı 723, s. 451).
Bu maddede dikkat edilecek ilk nokta, aile vakfının amaçla sınırlı olmasıdır: kanun aile bireylerinin eğitim ve öğrenimi, donanımı ve desteklenmesi gibi harcamaları gösterir. İkinci nokta, yasağın kapsamıdır: vakfedenlerin özgülediği mallardan elde edilen gelirin başkalarına geçmesini daha fazla kısıtlayan vakıf senedi değişikliği 372. maddenin ikinci fıkrasına aykırı bulunmuştur (Yargıtay 18. HD, 2006/8647 E., 2006/10411 K., 11.12.2006). Üçüncü nokta, maddenin her vakfa uygulanmamasıdır: genel hükümlere göre kurulan bir vakfın senedine 372. maddenin uygulanamayacağı belirtilmiştir (Yargıtay 18. HD, 2009/8150 E., 2009/9601 K., 03.11.2009).
Birinci fıkra: aile vakfı kurulabilir
- Amaç: Eğitim ve öğrenim, donanım, destek ve benzeri harcamalar.
- Yararlanan: Aile bireyleri.
- Kuruluş: Kişiler hukuku ve miras hukuku hükümleri.
Birinci fıkra, aile bireylerinin eğitim ve öğrenimleri, donanım ve desteklenmeleri ve bunlara benzer amaçların gerektirdiği harcamaların yapılması için aile vakfı kurulabileceğini belirtir. "Bunlara benzer amaçlar" ifadesi, sayılan amaçların örnek olarak gösterildiğini ve aynı nitelikteki başka harcamalara da imkân tanındığını ortaya koyar.
Aile vakfı, kişiler hukuku ve miras hukuku hükümleri uyarınca kurulur. Kişiler hukukuna göre vakıflar, gerçek veya tüzel kişilerin yeterli mal ve hakları belirli ve sürekli bir amaca özgülemeleriyle oluşan tüzel kişiliğe sahip mal topluluklarıdır (TMK m. 101); vakıf kurma iradesi resmî senetle veya ölüme bağlı tasarrufla açıklanır ve vakıf, yerleşim yeri mahkemesi nezdinde tutulan sicile tescil ile tüzel kişilik kazanır (TMK m. 102). Miras hukukuna göre mirasbırakan, terekesinin tasarruf edilebilir kısmının tamamını veya bir bölümünü özgülemek suretiyle vakıf kurabilir ve vakıf ancak kanun hükümlerine uyulmak koşuluyla tüzel kişilik kazanır (TMK m. 526).
Aile vakfı, genel hükümlere göre kurulan vakıftan ayrılır. Vakıf kurucusuna ve ölümünden sonra mirasçılarına aylık bağlanmasını öngören vakıf senedi maddesinin 372. maddenin ikinci fıkrasına aykırı olduğu iddiasıyla açılan davada, vakfın 101 ve devamı maddelerine göre kurulduğu ve olaya 372. maddenin uygulanamayacağı belirtilmiş; ayrıca denetim makamına bu şekilde dava açma yetkisi tanınmadığı gerekçesiyle ret kararı onanmıştır (Yargıtay 18. HD, 2009/8150 E., 2009/9601 K., 03.11.2009).
İkinci fıkra: kuşaktan kuşağa özgüleme yasağı
- Yasak: Malın veya hakkın aynı soydan gelenlere kuşaktan kuşağa özgülenmesi.
- Unsur: Başkalarına geçmemek üzere yapılan özgüleme.
- Vakıf yoluyla: Yasak vakıf kurularak da aşılamaz.
İkinci fıkra, bir malın veya hakkın başkalarına geçmemek üzere aynı soydan gelenlere kuşaktan kuşağa kalacak şekilde özgülenmesini yasaklar ve böyle bir özgülemenin vakıf kurma yoluyla da yapılamayacağını belirtir. Yasak, bir malın veya hakkın aile içinde nesiller boyunca bağlı tutulmasına yöneliktir; aile vakfı ise birinci fıkradaki amaçlarla sınırlı olarak kurulabilir.
Vakıf senedinde yapılan ve vakfedenlerin özgülediği mallardan elde edilen gelirden yararlananları vakıf kurucularının ölümünden sonra evlenmeyen eşleri ve çocukları ile sınırlayan değişiklik, gelirin başkalarına geçmesini daha fazla kısıtladığı için 372. maddenin ikinci fıkrasına aykırı bulunmuş; değişikliğin yalnız bir davacı yönünden değil tamamen iptali gerektiği belirtilmiştir (Yargıtay 18. HD, 2006/8647 E., 2006/10411 K., 11.12.2006). Bu bozma kararına karşı karar düzeltme istemi, kararın 372. maddedeki buyurucu kurala dayandığı ve bu hususun yargı makamlarınca kendiliğinden gözetilecek kamu düzenine ilişkin olduğu belirtilerek reddedilmiştir (Yargıtay 18. HD, 2007/3132 E., 2007/4584 K., 21.05.2007).
Ölüme bağlı tasarrufla yapılan özgülemeler
- Kuruluş: Vakıf ölüme bağlı tasarrufla da kurulabilir.
- Sınır: Kuşaktan kuşağa bağlama yasağı burada da geçerlidir.
- Dava: Tüm mirasçılar ve lehtarlar taraf olmalıdır.
Vakıf kurma iradesi ölüme bağlı tasarrufla da açıklanabildiğinden, vasiyetnamedeki bazı hükümler aile vakfı niteliği taşıyabilir. Bir otel binasındaki payın mirasçılarca satılamayacağını ve devredilemeyeceğini, gelirinin belirli kısımlarının her yıl bir kuruma, bir derneğe ve evlenecek torunlara verileceğini öngören vasiyetnamede ilk derece mahkemesi, bir nevi aile vakfı kurulmasının öngörüldüğünü kabul ederek satış yasağına ilişkin hükmü iptal etmiştir. Daire ise vasiyetçinin tüm mirasçıları ve vasiyet lehtarları davaya katılmadan karar verilemeyeceği gerekçesiyle hükmü bozmuştur (Yargıtay 3. HD, 2011/6043 E., 2011/11990 K., 07.07.2011).
Ailenizin eğitim veya geçim ihtiyaçları için bir vakıf kurmayı düşünüyorsanız, vakfın amacını kanunda sayılan eğitim, öğrenim, donanım ve destek gibi harcamalar çerçevesinde belirleyin ve vakıf kurma iradenizi resmî senetle veya ölüme bağlı tasarrufla açıklayın. Bir malı nesiller boyunca yalnız soyunuzda kalacak şekilde bağlamak kanunen yasaktır; bu yasak vakıf kurularak da aşılamaz. Vakıf senedinde gelirden yararlananları daraltan değişiklikler bu yasağa aykırılık nedeniyle iptal edilebilir.
Yargıtay kararları
Bu sayfa hazırlanırken 372. maddeye ilişkin sınırlı sayıda karara ulaşılmıştır; aşağıda bu kararlar yer alır. Kararlar resmî karar arama sistemlerinden alınmıştır. Her kartta kararın vardığı ilke, olayın özeti, karardan birebir bir alıntı ve kararın uygulamadaki anlamı yer alır. Konuya göre süzmek için düğmeleri kullanabilirsiniz.
Vakıf gelirinin başkalarına geçmesini daha da kısıtlayan vakıf senedi değişikliği 372. maddenin ikinci fıkrasına aykırıdır ve tamamen iptal edilmelidir
Bir vakfın senedinde mahkeme kararıyla yapılan değişiklikle, vakfın net gelirinden yararlanacaklar vakıf kurucularının ölümünden sonra evlenmeyen eşleri ve çocukları ile sınırlandırıldı. Bu değişiklikten etkilenen davacılar, değişikliğin iptalini ve gelirden eski senet hükümlerine göre yararlanmaya devam etmeyi istedi. Mahkeme, davayı davacılardan yalnız biri yönünden kabul ederek değişikliği bu davacı yönünden iptal etti.
“4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 372. maddesinin birinci fıkrasında, aile bireylerinin eğitim ve öğrenimleri, donanım ve desteklenmeleri ve bunlara benzer amaçların gerektirdiği harcamaların yapılması için kişiler hukuku ve miras hukuku hükümleri uyarınca aile vakfı kurulabileceği belirtildikten sonra, bir malın veya hakkın başkalarına geçmemek üzere aynı soydan gelenlere kuşaktan kuşağa kalacak şekilde özgülenmesinin yasak olduğu ve böyle bir özgülenmenin vakıf kurma yoluyla da yapılamayacağı hükme bağlandığı halde vakıf senedinde yapılan değişiklikle vakfedenler tarafından özgülenen mallardan elde edilen gelirin başkalarına geçmesini daha fazla kısıtlayan düzenlemeye yer verilmiştir.”
Ne anlama geliyor? Karar, 372. maddenin ikinci fıkrasındaki yasağın vakıf senedi değişikliklerine uygulanmasını gösterir. Daire, birinci fıkrada aile bireylerinin eğitim ve öğrenimleri, donanım ve desteklenmeleri gibi amaçların gerektirdiği harcamalar için aile vakfı kurulabileceğinin, ikinci fıkrada ise bir malın veya hakkın başkalarına geçmemek üzere aynı soydan gelenlere kuşaktan kuşağa kalacak şekilde özgülenmesinin ve bunun vakıf yoluyla yapılmasının yasaklandığını hatırlatmıştır. Vakfedenlerin özgülediği mallardan elde edilen gelirin başkalarına geçmesini daha fazla kısıtlayan senet değişikliği kanuna aykırı bulunmuş; değişikliğin tamamen iptali gerekirken yalnız bir davacı yönünden iptal edilmesi doğru görülmeyerek karar bozulmuştur.
372. maddedeki aile vakfı yasağı buyurucu bir kuraldır; kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce kendiliğinden gözetilir
Vakıf senedi değişikliğinin 372. maddeye aykırılık nedeniyle tamamen iptali gerektiğini belirten bozma kararına karşı davalı vakıf karar düzeltme isteminde bulundu.
“Dairemizin bozma kararı 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 372. maddesinde öngörülen aile vakıfları ile ilgili buyurucu kurala dayanmakta olup, bu husus yargı makamlarınca kendiliğinden göz önünde bulunduracak olan kamu düzenini ilgilendirmektedir.”
Ne anlama geliyor? Karar, 372. maddenin ikinci fıkrasındaki yasağın niteliğini açıklar. Daireye göre bozma kararı 372. maddede öngörülen aile vakıflarıyla ilgili buyurucu kurala dayanmaktadır ve bu husus yargı makamlarınca kendiliğinden göz önünde bulundurulacak kamu düzenini ilgilendirir. Bu nedenle tarafların ileri sürmesine bağlı olmaksızın, vakıf senedindeki yasağa aykırı düzenlemeler mahkemece gözetilmelidir. Düzeltme dileğinde ileri sürülen sebepler kanundaki hâllere uymadığından istem reddedilmiştir.
Genel hükümlere göre kurulan bir vakfın senedine 372. madde uygulanamaz; denetim makamına senet maddesinin kaldırılması için dava açma yetkisi de tanınmamıştır
Vakıfların denetim makamı, kurucusuna ve ölümünden sonra mirasçılarına aylık bağlanmasını öngören vakıf senedi maddesinin 372. maddenin ikinci fıkrasına aykırı olduğunu ileri sürerek bu maddenin kaldırılmasını istedi. Mahkeme, davacının senet maddelerinin değiştirilmesini veya kaldırılmasını isteyemeyeceği ve aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetti.
“Dava konusu vakıf 4721 sayılı Türk Medeni Yasasının 101. ve devamı maddeleri uyarınca kurulmuştur. Olaya Türk Medeni Yasasının 372.maddesini uygulama olanağı bulunmadığı gibi, denetim makamı olan Vakıflar Genel Müdürlüğüne bu şekilde dava açma hususunda yasalarla verilmiş bir yetki ve görev de bulunmadığından”
Ne anlama geliyor? Karar, aile vakfı yasağının kapsamını gösterir. Daireye göre dava konusu vakıf aile vakfı olarak değil, Türk Medeni Kanunu'nun 101 ve devamı maddelerindeki genel hükümlere göre kurulmuştur ve olaya 372. maddenin uygulanması mümkün değildir. Ayrıca denetim makamına bu şekilde dava açma konusunda kanunlarla verilmiş bir yetki ve görev bulunmadığından, ret kararı sonucu itibarıyla usul ve yasaya uygun bulunarak onanmıştır.
Satış yasağı ve gelir özgülemesi içeren vasiyetname hükmünün iptali davasında vasiyetçinin tüm mirasçıları ve vasiyet lehtarları taraf olmalıdır
Vasiyetçi, noterde düzenlediği vasiyetnamesinde bir otel binasındaki payının mirasçılarınca satılamayacağını ve devredilemeyeceğini, gelirinin belirli kısımlarının her yıl bir kuruma, bir derneğe ve evlenecek torunlarına verileceğini öngörmüştü; tapuya satış yasağı şerhi konuldu. Payları devralan mirasçılar şerhin kaldırılmasını istedi. Mahkeme, vasiyetnamenin bir nevi aile vakfı kurulmasını öngördüğünü ve satış yasağının hukuka aykırı olduğunu kabul ederek ilgili hükmü iptal etti ve şerhin kaldırılmasına karar verdi.
“Bu durumda tapuda adları geçen davacı mirasçılar dışındaki vasiyetçinin diğer tüm mirasçılarının ve vasiyetnamenin 3.maddesinde belirtilen vasiyet lehtarlarının (alacaklıların) davada taraf gösterilmeden sadece tapu sicil müdürlüğüne karşı dava açılmış olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.”
Ne anlama geliyor? Karar, aile vakfına benzeyen ölüme bağlı tasarruflarda davanın taraflarını belirler. İlk derece mahkemesi, satış ve devir yasağı ile gelirin belirli kişi ve kurumlara ayrılmasını öngören vasiyetnameyi bir nevi aile vakfı olarak değerlendirmiştir. Daire ise davanın, şerhin dayanağı olan vasiyetnamenin iptali istemine ilişkin olduğunu belirtmiş; vasiyetçinin davacılar dışındaki tüm mirasçıları ve vasiyetnamede gelir özgülenen lehtarlar davaya katılmadan yalnız tapu sicil müdürlüğüne karşı dava açılmasını doğru bulmayarak kararı bozmuştur.
Madde gerekçesi
Madde 372- Yürürlükteki Kanunun 322 nci maddesini karşılamaktadır. Madde, 1984 tarihli Öntasarının 303 üncü maddesinden sadece "tahsis" sözcüğü "özgüleme" sözcüğüyle değiştirilmek suretiyle aynen alınmıştır. Ancak yürürlükteki metinde son fıkra olarak yer alan "Bu tarzda tasarruf, tesisat ihdası fikriyle dahi meczolunamaz" ibaresi anlamsız bulunduğu için maddeden çıkarılmış ve önceki fıkra hükmünü tamamlayıcı nitelikte olmak üzere, böyle bir özgülemenin vakıf yoluyla da yapılamayacağı, ikinci fıkranın son cümlesinde belirtilmiştir.
Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), s. 134-135Gerekçe, maddenin eski Kanun'un 322. maddesini karşıladığını ve Öntasarıdan yalnız bir sözcük değiştirilerek alındığını gösterir. Eski metnin son cümlesi anlamsız bulunarak çıkarılmış, yerine yasağın vakıf kurma yoluyla da aşılamayacağını açıkça söyleyen bir cümle konulmuştur.
743 sayılı eski Medeni Kanun'daki karşılığı
Eski Kanun'da maddenin karşılığı 322. maddeydi.
Aile efradının talim ve terbiyesine, teçhiz veya muavenetine ve bunlara mümasil gayelere muktazi masarifin tediyesi için; eşhas veya miras hukukuna dair olan hükümlere tevfikan aile vakıfları tesis edilebilir. Bir malın veya bir hakkın devir ve ferağ edilememek üzere bir aileye tahsisine ve aile efradı arasında tarzı intikaline dair her türlü tasarruf memnudur. Bu tarzda tasarruf, tesisat ihdası fikriyle dahi mezcolunamaz.
743 sayılı Kanun, mevzuat.gov.tr| 743 sayılı Kanun m. 322 | 4721 sayılı Kanun m. 372 | |
|---|---|---|
| Amaç | Talim ve terbiye, teçhiz veya muavenet ve benzeri gayeler | Eğitim ve öğrenim, donanım ve destek ve benzeri amaçlar |
| Kuruluş | Eşhas veya miras hukukuna dair hükümlere göre | Kişiler hukuku ve miras hukuku hükümlerine göre |
| Yasak | Malın devredilmemek üzere aileye tahsisi ve aile içinde geçiş tarzına dair tasarruflar | Malın başkalarına geçmemek üzere aynı soydan gelenlere kuşaktan kuşağa özgülenmesi |
| Vakıf yoluyla | "Tesisat ihdası fikriyle dahi mezcolunamaz" | Özgüleme vakıf kurma yoluyla da yapılamaz |
Değişiklik geçmişi
| Tarih | Gelişme | Dayanak |
|---|---|---|
| 01.01.2002 | Madde yürürlüğe girdi | 4721 s. K. |
Madde 2002'den bu yana değişmemiştir; Tasarı metni Adalet Komisyonunda da değiştirilmemiştir. Bu sayfa hazırlanırken norm denetimi karar bankasında 372. maddenin itiraz veya iptal konusu olduğu bir karara rastlanmamıştır.
İlgili maddeler
- TMK m. 373: Aile malları ortaklığının koşulları.
- TMK m. 370: Altsoyun denkleştirme alacağı.
- TMK m. 371: Denkleştirme alacağının istenmesi.
- TMK m. 367: Ev başkanlığının koşulları.
Aile vakfı, aile mallarının korunması veya aile hukukundan doğan diğer sorularınız için boşanma avukatı sayfasındaki iletişim bilgilerinden bana ulaşabilirsiniz.
Sık sorulan sorular
TMK 372 ne diyor?
Aile bireylerinin eğitim, öğrenim, donanım ve desteklenmesi gibi amaçlar için aile vakfı kurulabileceğini, ancak bir malın aynı soydan gelenlere kuşaktan kuşağa kalacak şekilde özgülenmesinin yasak olduğunu düzenler.
Aile vakfı hangi amaçlarla kurulabilir?
Aile bireylerinin eğitim ve öğrenimleri, donanım ve desteklenmeleri ve bunlara benzer amaçların gerektirdiği harcamalar için.
Aile vakfı nasıl kurulur?
Vakıf kurma iradesi resmî senetle veya ölüme bağlı tasarrufla açıklanır; vakıf, yerleşim yeri mahkemesi nezdindeki sicile tescil ile tüzel kişilik kazanır (TMK m. 102).
Vasiyetle aile vakfı kurulabilir mi?
Evet; mirasbırakan terekesinin tasarruf edilebilir kısmıyla vakıf kurabilir (TMK m. 526).
Bir malı yalnız soyumda kalacak şekilde bağlayabilir miyim?
Hayır; bir malın başkalarına geçmemek üzere aynı soydan gelenlere kuşaktan kuşağa kalacak şekilde özgülenmesi yasaktır.
Bu yasak vakıf kurarak aşılabilir mi?
Hayır; böyle bir özgüleme vakıf kurma yoluyla da yapılamaz.
Vakıf senedindeki değişiklik bu yasağa aykırıysa ne olur?
Gelirin başkalarına geçmesini daha fazla kısıtlayan değişikliğin tamamen iptali gerektiği belirtilmiştir (Yargıtay 18. HD, 2006/8647 E., 2006/10411 K., 11.12.2006).
Mahkeme bu yasağı kendiliğinden gözetir mi?
Evet; yasak buyurucu bir kuraldır ve kamu düzenine ilişkindir (Yargıtay 18. HD, 2007/3132 E., 2007/4584 K., 21.05.2007).
372. madde her vakfa uygulanır mı?
Hayır; genel hükümlere göre kurulan bir vakfın senedine uygulanamayacağı belirtilmiştir (Yargıtay 18. HD, 2009/8150 E., 2009/9601 K., 03.11.2009).
Eski Kanun'da karşılığı var mıydı?
Evet; 743 sayılı Kanun'un 322. maddesi.
Madde yürürlüğe girdiğinden beri değişti mi?
Hayır.
Kaynaklar ve Mevzuat
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 101, 102, 372, 526
- 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi m. 322 (mülga)
- Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), m. 372 gerekçesi s. 134-135, Tasarı ve Komisyon metni s. 451-452
- Yargıtay 3. HD, 2011/6043 E., 2011/11990 K., 07.07.2011
- Yargıtay 18. HD, 2009/8150 E., 2009/9601 K., 03.11.2009
- Yargıtay 18. HD, 2007/3132 E., 2007/4584 K., 21.05.2007
- Yargıtay 18. HD, 2006/8647 E., 2006/10411 K., 11.12.2006
