TMK 352, çocuğun mallarının velâyet süresince kim tarafından ve hangi sınırlar içinde yönetileceğini düzenler. Ana ve baba, velâyetleri devam ettiği sürece çocuğun mallarını yönetme hakkına sahip ve bununla yükümlüdür; kural olarak hesap ve güvence vermezler. Yükümlülüklerini yerine getirmezlerse hâkim müdahale eder. Anayasa Mahkemesi yönetim hakkına ilişkin kuralı Anayasa'ya aykırı bulmamıştır (AYM, E. 2025/44, K. 2025/218, 06.11.2025). Velâyet sahibi, çocuğa intikal eden taşınmazları satmak için mahkemeden izin almak zorunda değildir (Yargıtay 2. HD, 2016/19351 E., 2017/12079 K., 02.11.2017); buna karşılık yeterli özeni göstermediği ispat edilmedikçe hâkim yönetim hakkına müdahale edemez (Yargıtay 2. HD, 2019/158 E., 2019/6208 K., 16.05.2019).
- Çocuk malları
- Çocuğa miras, bağışlama veya başka bir yolla ait olan malvarlığı.
- Yönetim
- Çocuğun mallarının korunması, değerlendirilmesi ve gerektiğinde elden çıkarılması için yapılan işlemler.
- Hesap vermeme
- Ana ve babanın yönetim konusunda kural olarak kimseye hesap sunmak zorunda olmaması.
- Güvence
- Yönetimden doğabilecek zarara karşı teminat gösterilmesi.
- Hâkimin müdahalesi
- Ana ve baba yükümlülüklerini yerine getirmediğinde mahkemenin çocuk mallarını korumak için önlem alması.
TMK 352 ne düzenler?
| Konu | Kural | Dayanak |
|---|---|---|
| Yönetim | Velâyet süresince hem hak hem yükümlülük | TMK m. 352/1 |
| Hesap ve güvence | Kural olarak verilmez | TMK m. 352/1 |
| Hâkimin müdahalesi | Yükümlülükler yerine getirilmezse | TMK m. 352/2 |
| Anayasa'ya uygunluk | Yönetim hakkına ilişkin kural Anayasa'ya aykırı değil | AYM, E. 2025/44, K. 2025/218 |
| Satış için izin | Gerekmez; izin istemi hukuki yarar yokluğundan reddedilir | Yargıtay 2. HD, 2017/12079 K. |
| Müdahalenin koşulu | Özensizlik iddia ve ispat edilmeli | Yargıtay 2. HD, 2019/6208 K. |
| Defter yükümlülüğü | Hesap vermeyi kapsamaz | Yargıtay 2. HD, 2018/8279 K. |
| Görevli mahkeme | Aile mahkemesi | Yargıtay 2. HD, 2010/19915 K. |
TBMM gerekçesine göre madde, eski Kanun'un 278. maddesinden ifadesi sadeleştirilmek suretiyle aynen alınmıştır. Tasarının 352. maddesi Adalet Komisyonunca aynen kabul edilmiştir (S. Sayısı 723, s. 447).
Bu maddede dikkat edilecek ilk nokta, yönetim yetkisinin geniş olmasıdır; velâyet sahibi çocuğa intikal eden taşınmazları satmak için mahkemeden izin almak zorunda değildir (Yargıtay 2. HD, 2016/19351 E., 2017/12079 K., 02.11.2017). İkinci nokta, hâkimin müdahalesinin özensizliğin ispatına bağlı olmasıdır; annenin yeterli özeni göstermediği iddia ve ispat edilmeden çocuk mallarının kayyıma devri bozulmuştur (Yargıtay 2. HD, 2019/158 E., 2019/6208 K., 16.05.2019). Üçüncü nokta, yetkinin çocuğun menfaati için tanınmasıdır; ana ve baba bu yetkiyi kullanırken vekil gibi sorumludur ve velâyet görevinin kötüye kullanılması ayrı bir dava sebebi olabilir (Yargıtay 2. HD, 2025/9883 E., 2026/6131 K., 03.06.2026).
Yönetim hakkı ve yükümlülüğü
- Süre: Velâyet devam ettiği sürece.
- Nitelik: Hem hak hem yükümlülük.
- Kapsam: Çocuğun taşınır ve taşınmaz malları; kural olarak hâkimin izni gerekmez.
Birinci fıkra, çocuğun mallarının yönetimini velâyetin bir parçası olarak ana ve babaya bırakır: ana ve baba, velâyetleri devam ettiği sürece çocuğun mallarını yönetme hakkına sahip ve bununla yükümlüdür. Yönetim yetkisi, velâyet sahibinin çocuğun yasal temsilcisi olmasının sonucudur (TMK m. 342). Yargıtay, velâyet sahibi ana ve babanın hâkimden izin almaksızın çocuğa ait taşınır veya taşınmaz malları satabileceğini, ancak bu yetkiyi kullanırken çocuğun menfaatini gözetmek ve vekil gibi sorumlu olmak zorunda olduklarını belirtmiştir (Yargıtay 2. HD, 2025/9883 E., 2026/6131 K., 03.06.2026). Bu nedenle velâyet altındaki çocuğa intikal eden taşınmazların satışı için mahkemeden izin istenmesinde hukuki yarar görülmemiştir (Yargıtay 2. HD, 2016/19351 E., 2017/12079 K., 02.11.2017).
Yönetim yetkisi sınırsız değildir. Kanun, çocuğun mallarına belirli hâllerde ancak hâkimin izniyle başvurulmasını öngörür: ana ve baba, yoksul oldukları veya çocuğun özel durumu olağanüstü harcamalar gerektirdiği hâllerde çocuğun mallarından onun bakım ve eğitimine yetecek belli bir miktarı ancak hâkimin izniyle harcayabilir (TMK m. 327, TMK m. 356). Çocuğun borç altına girmesi sonucunu doğuran ve ana ile baba arasında ya da onların menfaatine yapılan işlemler için ise kayyımın katılması ve hâkimin onayı gerekir (TMK m. 345). Kısıtlanan ergin çocuk velâyet altında bırakıldığında da velâyete ilişkin hükümler uygulanır; eski velinin yönetiminden doğan zarar için Hazinenin vesayet hükümlerine göre sorumlu tutulması doğru bulunmamıştır (Yargıtay 2. HD, 2021/6267 E., 2022/2139 K., 07.03.2022).
Yönetim hakkı velâyete bağlıdır. Evlilik devam ederken ana ve baba velâyeti birlikte kullandığından, boşanma kararı kesinleşmeden önceki döneme ait kira gelirini velâyet sahibi olan ebeveyn diğer ebeveynden isteyememiştir (Yargıtay 2. HD, 2009/3578 E., 2010/8083 K., 22.04.2010; TMK m. 336). Çocuğun mallarını kullanma hakkı ise ayrıca 354. maddede düzenlenmiştir (TMK m. 354).
Anayasa Mahkemesinin değerlendirmesi
- Konu: Yönetim hakkının ana ve babaya bırakılması çocuğun mülkiyet hakkını sınırlar.
- Sonuç: Sınırlama meşru amaçlıdır ve orantılıdır; kural Anayasa'ya aykırı değildir.
- Kapsam dışı: Hesap ve güvence vermeme kuralı esastan incelenmemiştir.
Anayasa Mahkemesi, boşanmadan sonra velâyeti kendisine bırakılan annenin çocuklara miras kalan malvarlığını iyi yönetemediği iddiasıyla açılan bir davada yapılan itiraz üzerine 352. maddenin birinci fıkrasını incelemiştir (AYM, E. 2025/44, K. 2025/218, 06.11.2025). Mahkemeye göre çocuğun mallarının yönetim hakkının velâyet sahibi ana ve babaya bırakılması çocuğun mülkiyet hakkına bir sınırlamadır; ancak bu sınırlama malların çocuğun menfaatleri doğrultusunda korunmasına ve aile dayanışmasının sağlanmasına yönelik meşru bir amaç taşır. Mahkeme, hâkime tanınan önlem alma ve yönetimi kayyıma devretme yetkilerini, çocuğun borç altına girmesine ilişkin kayyım güvencesini ve ana ile babanın vekil gibi sorumluluğunu birlikte değerlendirerek sınırlamanın orantılı olduğu sonucuna varmış ve yönetim hakkına ilişkin bölümün Anayasa'ya aykırı olmadığına oybirliğiyle karar vermiştir (AYM, E. 2025/44, K. 2025/218, 06.11.2025). Birinci fıkradaki "kural olarak hesap ve güvence vermezler" ibaresi ise, bakılan davada evlilik sona erdiği için uygulanma imkânı bulunmadığından esastan incelenmemiş; bu kısım yönünden başvuru yetkisizlik nedeniyle reddedilmiştir.
Hesap ve güvence vermeme kuralı
- Kural: Ana ve baba yönetimle ilgili kural olarak hesap ve güvence vermez.
- İstisna: Özen gösterilmezse hâkim bilgi ve hesap isteyebilir, tevdi veya güvence isteyebilir.
- Evlilik sona erince: Defter verme ve önemli değişiklikleri bildirme yükümlülüğü doğar.
Kural olarak ana ve baba, yönetimle ilgili olarak ne hesap verir ne de güvence gösterir. Bu kural, yönetimin aile içinde güvene dayanan bir görev olarak kabul edilmesinin sonucudur. Kanun, hesap ve güvenceyi ancak hâkimin müdahalesiyle gündeme getirir: ana ve baba çocuğun mallarını yönetmekte yeterince özen göstermezse hâkim, yönetim konusunda talimat verebilir; belirli zamanlarda verilen bilgi ve hesabı yeterli görmezse malların tevdi edilmesine veya güvence gösterilmesine karar verebilir (TMK m. 360).
Evlilik sona erince velâyet kendisinde kalan eşin çocuğun malvarlığının dökümünü gösteren bir defter vermesi ve önemli değişiklikleri bildirmesi gerekir (TMK m. 353). Bu yükümlülük hesap vermeyi kapsamaz; malvarlığında önemli bir değişiklik olmasa da velâyet sahibinin yılda bir kez rapor vermesine ilişkin hüküm bu nedenle düzeltilmiştir (Yargıtay 2. HD, 2018/3437 E., 2018/8279 K., 27.06.2018).
Hâkimin müdahalesi
- Koşul: Ana ve babanın yükümlülüklerini yerine getirmemesi.
- İspat: Yeterli özen gösterilmediği iddia ve ispat edilmelidir.
- Araştırma: Satış bedeli, kira gelirleri ve malların durumu somut olarak incelenmelidir.
- Önlemler: Talimat, tevdi, güvence ve son çare olarak kayyım.
İkinci fıkra, yönetim hakkının karşılığını gösterir: ana ve baba yükümlülüklerini yerine getirmezse hâkim müdahale eder. Müdahale ise kendiliğinden yapılmaz; ana ve babanın çocuğun mallarını yönetmekte yeterince özen göstermediği iddia ve ispat edilmelidir. Velâyet sahibi annenin özensizliği ispat edilmeden çocuğa intikal edecek taşınmaz paylarına tedbir konulması ve malların kayyıma devredilmesi bozulmuş (Yargıtay 2. HD, 2019/158 E., 2019/6208 K., 16.05.2019); aynı gerekçeyle ölen eş adına kayıtlı araçlara çocuk ergin oluncaya kadar devri önleyen tedbir konulması da doğru görülmemiştir (Yargıtay 2. HD, 2016/352 E., 2016/5470 K., 21.03.2016).
İddia ciddi ise mahkeme somut bir araştırma yapmalıdır. Velâyet sahibi annenin çocuk için tutulan taşınmazı satıp bedelin bir kısmının kendisinde kaldığını bildirdiği bir olayda, satış bedelinin nasıl değerlendirildiğinin ve çocuk yararına kullanılıp kullanılmadığının araştırılmadan davanın reddi bozulmuştur (Yargıtay 2. HD, 2016/16152 E., 2016/15102 K., 23.11.2016). Çocuğa miras kalan taşınmazların rayiç bedelle kiraya verilip verilmediğinin tespit edilmesi, kira gelirlerinin mahkeme nezaretinde çocuk adına bir hesaba yatırılması ve özen gösterilmediği belirlenirse gerektiğinde malların ve gelirlerin kayyıma devri dâhil önlemlerin alınması da gerekli görülmüştür (Yargıtay 2. HD, 2016/3118 E., 2016/5242 K., 17.03.2016; TMK m. 361).
Kötüye kullanma ve sorumluluk
- Sorumluluk: Ana ve baba çocuk mallarının geri verilmesinde vekil gibi sorumludur.
- Kötüye kullanma: Velâyet görevinin kötüye kullanılması tapu iptali davasına konu olabilir.
- İspat: Alıcının veliyle işbirliği içinde hareket ettiği ispat edilmelidir.
Yönetim yetkisi çocuğun menfaati için tanındığından, ana ve baba çocuk mallarının geri verilmesinde vekil gibi sorumludur (TMK m. 363). Velâyet görevinin kötüye kullanılması iddiasına dayanan bir tapu iptali davasında bu iddianın ayrıca incelenmesi gerekir; mahkemenin bu iddia üzerinde durmadan temliki doğrudan muvazaalı kabul etmesi bozma sebebi sayılmıştır (Yargıtay 1. HD, 2014/20898 E., 2016/2864 K., 08.03.2016). Böyle bir davada davacı, satışın velâyet görevinin kötüye kullanılmasıyla gerçekleştiğini ve alıcının veliyle çıkar ve işbirliği içinde hareket ettiğini ispat etmelidir; bu ispat yapılamadığında davanın reddi gerektiği belirtilmiştir (Yargıtay 2. HD, 2025/9883 E., 2026/6131 K., 03.06.2026).
Görevli mahkeme
- Görev: Aile mahkemesi.
- Bildirim: Ana veya babanın ölümü üzerine yapılan bildirim çocuk mallarının korunmasına yöneliktir.
Çocuk mallarının korunmasına ilişkin istemler Türk Medeni Kanunu'nun üçüncü kısmı hariç ikinci kitabından kaynaklandığından aile mahkemesinin görevine girer (4787 sayılı Kanun m. 4). Velinin çocuk mallarına ilişkin hükümlere aykırı davranarak başkasına devrettiği taşınmazın iadesi davasında görevsizlik kararı verilmesi gerektiği kabul edilmiş (Yargıtay 2. HD, 2009/16173 E., 2010/19915 K., 30.11.2010); babası ölen çocuk için nüfus müdürlüğünün yaptığı bildirimin çocuk mallarının korunması amacıyla yapıldığı ve bu işin aile mahkemesinde görülmesi gerektiği belirtilmiştir (Yargıtay 20. HD, 2016/4919 E., 2016/6850 K., 13.06.2016; 4787 sayılı Kanun m. 6).
Velâyet sahibiyseniz, çocuğunuzun mallarını yönetmek için kural olarak mahkemeden izin almanız gerekmez; ancak çocuğun menfaatini gözetmek ve yaptığınız işlemleri belgelemek zorunda olduğunuzu, çocuk mallarının geri verilmesinde vekil gibi sorumlu tutulacağınızı unutmayın. Satış yapacaksanız, satış bedelini çocuk adına değerlendirin ve kira gibi gelirlerin rayiç bedelle elde edilmesine özen gösterin. Diğer ebeveynin çocuğun mallarını iyi yönetmediğini düşünüyorsanız, genel bir kuşku yerine özensizliği gösteren somut delilleri, örneğin satış belgelerini, kira kayıtlarını ve bedelin nereye gittiğini gösteren kayıtları sunarak aile mahkemesinden önlem alınmasını isteyin. Evlilik sona erdiyse, velâyet sahibi olarak mahkemeye çocuğun malvarlığının dökümünü gösteren defteri vermeniz ve önemli değişiklikleri bildirmeniz gerektiğini göz önünde bulundurun.
Yargıtay kararları
Aşağıdaki kararlar resmî karar arama sistemlerinden alınmıştır. Her kartta kararın vardığı ilke, olayın özeti, karardan birebir bir alıntı ve kararın uygulamadaki anlamı yer alır. Konuya göre süzmek için düğmeleri kullanabilirsiniz.
Ana ve babanın velâyet süresince çocuğun mallarını yönetme hakkı ve yükümlülüğü Anayasa'ya aykırı değildir
Boşanmadan sonra velâyeti kendisine bırakılan annenin çocuklara miras kalan malvarlığını iyi yönetemediği iddiasıyla açılan çocuk mallarının korunması davasında aile mahkemesi, 352. maddenin birinci fıkrası ile 353 ve 354. maddelerin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurdu. Anayasa Mahkemesi, birinci fıkradaki hesap ve güvence vermeme kuralını bakılan davada uygulanacak kural saymayarak bu kısım yönünden başvuruyu yetkisizlik nedeniyle reddetti; kalan kısmı esastan inceledi.
“Çocuğun mallarının yönetim hakkının velayeti kendisinde kalan ana ve babaya bırakılmasının bu malların çocuğun menfaatleri doğrultusunda muhafaza edilmesine ve kullanılmasına, gereken önlemlerin alınarak değerinin korunmasına katkı sunacağı açıktır. Öte yandan kurallar kapsamında kendi kusuruyla velayeti kaldırılmayan ana ve babaya çocuğun mallarından yararlanma yetkisinin verilmesiyle ana ve babanın çocuğun bakım ve eğitim giderlerini karşılama yükümlülüğünün dengelenmeye çalışıldığı, böylece aile dayanışmasının sağlanmasının ve aile bağlarının güçlendirilmesinin amaçlandığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla kurallarla mülkiyet hakkına getirilen sınırlamanın kamu yararı amacına yönelik olduğu ve anayasal anlamda meşru amaç taşıdığı sonucuna ulaşılmıştır.”
Ne anlama geliyor? Anayasa Mahkemesi, çocuğun mallarının yönetim ve kullanma hakkının velâyet sahibi ana ve babaya bırakılmasını çocuğun mülkiyet hakkına getirilmiş bir sınırlama olarak nitelendirmiş; bu sınırlamanın belirli ve öngörülebilir olduğunu, malların çocuğun menfaatleri doğrultusunda korunması ve aile dayanışmasının sağlanması gibi meşru amaçlara yöneldiğini kabul etmiştir. Orantılılık incelemesinde Mahkeme, hâkimin 360. madde uyarınca uygun önlemleri alabilmesini, 361. madde uyarınca yönetimin kayyıma devredilebilmesini, 345. maddedeki kayyım ve onay güvencesini ve 363. maddedeki vekil gibi sorumluluğu birlikte değerlendirmiş; 352. maddenin birinci fıkrasının yönetim hakkına ilişkin bölümünün Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın reddine oybirliğiyle karar vermiştir. Karar 14.01.2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.
Velâyet sahibi, hâkimden izin almaksızın çocuğun taşınır ve taşınmaz mallarını satabilir; satışın velâyetin kötüye kullanılması olduğu iddiasında alıcının veliyle işbirliği ispat edilmelidir
Davacı, ergin olmadan önce annesinin, murisinden kendisine kalan taşınmaz paylarını velâyeten bir idareye sattığını, satış bedelinin ertesi gün idareye iade edildiğini, işlemin gerçekte bağışlama olduğunu ve annenin velâyet görevini kötüye kullandığını ileri sürerek tapu kaydının iptali ve adına tescilini istedi. İlk derece mahkemesinin kabul kararına karşı istinaf başvurusu esastan reddedildi; hüküm davalı idare tarafından temyiz edildi.
“Ana ve babanın çocuğun mallarını yönetme hakkı sınırsız değildir. Bu yetkiyi yerine getirirken vekil gibi sorumludurlar. Çocuk mallarının yönetimi 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun (4721 sayılı Kanun) 352 inci maddesinde "Ana ve baba velâyetleri devam ettiği sürece çocuğun mallarını yönetme hakkına sahip ve bununla yükümlüdürler; kural olarak hesap ve güvence vermezler. Ana ve babanın yükümlülüklerini yerine getirmedikleri durumlarda hâkim müdahale eder" hükmüne yer verilmiştir. Velâyet hakkına sahip ana ve baba çocuk malları konusunda hukuken yasal temsilci niteliğindedirler. Söz konusu bu temsilcilik sıfatları velâyet kendilerinde olduğu müddetçe ve çocuk ergin oluncaya kadar devam eder. Yasal temsilci olan ana ve baba çocuğun ad ve hesabına yapacakları hukukî işlemlerle çocuğun malvarlığının aktifini artırabilecekleri gibi pasifini de çoğaltabilme yetkisine de sahiptirler. Ana ve babanın çocuk malları üzerinde gerçekleştirecekleri tasarruf hak ve yetkisi kendilerine velâyet hakkından dolayı mutlak bir hak olarak verilmiştir. Ancak ana ve baba bunu gerçekleştirirken hep çocuğun menfaatini gözetmek zorundadırlar. "Anne ve baba velâyetleri çerçevesinde 3. kişilere karşı çocuklarının yasal temsilcileridir. Yasal temsilci durumunda, bulunan anne ve baba hâkimden izin almaksızın çocuklarına ait taşınır veya taşınmaz malları satabilirler. Malları idare etmekle yükümlüdürler" Bu yetkiye sahip olan ana ve baba çocuğun mallarını kanunun çizdiği sınırlar içinde çocuğun yararına onun bakımı eğitimi ve gerekli koşullar mevcut olduğu takdirde kendi ihtiyaçları doğrultusunda kullanma haklarına da sahiptirler.”
Ne anlama geliyor? Daire, çocuk mallarının yönetimine ilişkin ilkeleri ayrıntılı biçimde özetlemiştir: yönetim çocuğun menfaatine uygun olmalı, ana ve baba bu görevi sadakat ve özenle yerine getirmeli ve vekil gibi sorumlu olmalıdır. Velâyet sahibi ana ve baba çocuğun yasal temsilcisidir ve hâkimden izin almaksızın çocuğa ait taşınır veya taşınmaz malları satabilir; ancak bu yetkiyi kullanırken çocuğun menfaatini gözetmek zorundadır. Davacı, satışın velâyet görevinin kötüye kullanılmasıyla gerçekleştiğini ve alıcı idarenin veliyle çıkar ve işbirliği içinde hareket ettiğini ispat edemediğinden Daire, davanın reddi gerektiğini belirterek bölge adliye mahkemesi kararını kaldırmış ve ilk derece mahkemesi kararını bozmuştur (TMK m. 363).
Velâyet görevinin kötüye kullanılması iddiasına dayanan tapu iptali davasında bu iddia ayrıca incelenmelidir; temlik doğrudan muvazaalı kabul edilemez
Çocuklar adına kayıtlı daire, çocuklar küçükken ana ve baba tarafından velâyeten babanın bir akrabasına satıldı. Çocuklar, satışın babanın borcunu ödemek için yapıldığını, gerçek olmadığını ve velâyet görevinin kötüye kullanıldığını ileri sürerek tapu kaydının iptalini ve adlarına tescilini istedi. Mahkeme temliki muvazaalı kabul ederek davayı kabul etti.
“Ne varki, mahkemece, velâyet görevinin kötüye kullanılması iddiası üzerinde durulmamış, bu yönden bir inceleme ve değerlendirme yapılmadan temlikin muvazaalı kabul edilmesi suretiyle sonuca gidildiği görülmektedir.”
Ne anlama geliyor? Karar, 352. maddenin tanıdığı yönetim yetkisinin kötüye kullanılması iddiasının ayrı bir hukuki sebep olarak incelenmesi gerektiğini gösterir. Daire, 352. madde ile ana ve babanın çocuk mallarının geri verilmesinde vekil gibi sorumlu olduğunu öngören 363. maddeyi birlikte hatırlatmış; mahkemenin velâyet görevinin kötüye kullanılması iddiası üzerinde durmadan temliki muvazaalı kabul etmesini isabetsiz bulmuştur. Daire ayrıca, yargılama sırasında ergin olan davacının davaya katılımının sağlanmasını ve kötüye kullanma iddiası bakımından gerekli araştırmanın yapılmasını istemiştir (TMK m. 363).
Boşanma kararı kesinleşmeden önceki dönemde çocuğun malları üzerindeki yönetim ve kullanma hakkı ana ve babaya birlikte aittir; bu döneme ait kira gelirini velâyet sahibi diğer ebeveynden isteyemez
Boşanmada velâyet anneye verildi ve karar kesinleşti. Anne, çocuğa velâyeten açtığı davada, çocuk adına kayıtlı dairenin boşanma kararı kesinleşmeden önceki dönemde baba tarafından kiraya verildiğini belirterek bu döneme ait kira bedelinin babadan tahsilini istedi. Mahkeme istemi kabul etti.
“Velayete ilişkin hüküm 02.04.2007 tarihinde kesinleşmiş olup, davaya konu kira alacağı istemi ise Mayıs-Aralık 2006 dönemine ilişkin olup, o tarih itibarıyla velayetin kullanma hakkı anne ve babaya aittir. Öte yandan Türk Medeni Kanununun 360 ve devamı maddeleri uyarınca açılan bir dava da bulunmamaktadır. İsteğin reddi gerekirken, yazılı şekilde kabulü usul ve yasaya aykırıdır.”
Ne anlama geliyor? Karar, 352. maddedeki yönetim hakkının velâyetle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini gösterir. Evlilik devam ettiği sürece ana ve baba velâyeti birlikte kullanır; boşanmada velâyet çocuğun bırakıldığı eşe geçer (TMK m. 336). Dava konusu kira alacağı velâyete ilişkin hüküm kesinleşmeden önceki döneme ait olduğundan, o dönemde yönetim ve kullanma hakkı ana ve babaya birlikte aitti (TMK m. 354). Çocuk mallarının korunmasına ilişkin 360 ve devamı maddeler uyarınca açılmış bir dava da bulunmadığından Daire, istemin reddi gerektiğini belirterek kararı bozmuştur.
Velâyet sahibinin çocuğun mallarını yönetmekte yeterli özeni göstermediği ispat edilmedikçe hâkim yönetim hakkına müdahale edemez, mallar kayyıma devredilemez
Babası hayatta olmayan çocuğun amcası, annenin çocuğa kalan malları iyi yönetemediğini ileri sürerek malların korunmasını istedi. Mahkeme, annenin daha önce yaptığı bir satış nedeniyle kuşku doğduğunu belirterek çocuğa intikal edecek taşınmaz paylarına tedbir konulmasına ve çocuk mallarının kayyıma devrine karar verdi.
“Türk Medeni Kanunu'nun 360., 361. maddesi koşulları bulunmadıkça; başka bir ifade ile ana ve babanın çocuğun mallarını yönetmekte her ne sebeple olursa olsun yeterince özen göstermemeleri durumu mevcut olmadıkça; hakim, çocuk mallarının korunması konusunda ana ve babanın yönetme hakkına müdahale edemez, bu sonucu doğuracak bir karar veremez. Tüm dosya kapsamından velayet hakkına sahip olan annenin çocuğun mallarını yönetmekte yeterli özeni göstermediği iddia ve ispat edilmemişken annenin kanundan doğan yönetim hakkına müdahale niteliğinde yazılı şekilde tedbir kararı verilmesi doğru olmadığı gibi koşulları oluşmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiği halde davanın kabulü ile çocuk mallarının kayyıma devredilmesine karar verilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.”
Ne anlama geliyor? Karar, 352. maddenin ikinci fıkrasındaki hâkimin müdahalesinin sınırını çizer. Hâkim ancak ana ve baba çocuğun mallarını yönetmekte yeterince özen göstermediğinde müdahale eder; bu durumda önce uygun önlemler alınır, yönetimin kayyıma devri ise malların tehlikeye düşmesinin başka bir şekilde önlenemediği hâllere özgüdür (TMK m. 360, TMK m. 361). Velâyet sahibi annenin yeterli özeni göstermediği iddia ve ispat edilmediğinden Daire, yönetim hakkına müdahale niteliğindeki tedbir kararını ve kayyıma devir kararını bozmuş, davanın reddi gerektiğini belirtmiştir.
Özensizlik ispat edilmeden, ölen eş adına kayıtlı araçlara çocuk ergin oluncaya kadar devri önleyen tedbir konulamaz
Babanın ölümü üzerine nüfus müdürlüğünün bildirimiyle çocuk mallarının korunması işlemi başlatıldı. Mahkeme, çocuk adına defteri tutulacak malvarlığı bulunmadığından defter tutulmasına ve önlem alınmasına yer olmadığına karar verdi; ancak ölen baba adına kayıtlı araçlara, çocuk 18 yaşını tamamlayana kadar devri önleyecek biçimde tedbir koydu. Karar veli anne tarafından tedbir yönünden temyiz edildi.
“Türk Medeni Kanununun 352/2. ve Tüzüğün 4/2. maddesi koşulları bulunmadıkça; başka bir ifade ile ana ve babanın çocuğun mallarını yönetmekte her ne sebeple olursa olsun yeterince özen göstermemeleri durumu mevcut olmadıkça; hakim, çocuk mallarının korunması konusunda ana ve babanın yönetme hakkına müdahale edemez, bu sonucu doğuracak bir karar veremez. Türk Medeni Kanununun 336/son maddesi gereğince velayet hakkına sahip olan annenin çocuğun mallarını yönetmekte yeterli özeni göstermediği iddia ve ispat edilmemişken annenin kanundan doğan yönetim hakkına müdahale niteliğinde yazılı şekilde tedbir kararı verilmesi doğru görülmemiştir.”
Ne anlama geliyor? Karar, velâyet sahibinin yönetim hakkının kendiliğinden kısıtlanamayacağını gösterir. Ana ve baba çocuğun mallarını yönetmekte yeterince özen göstermedikçe hâkim yönetim hakkına müdahale edemez ve bu sonucu doğuracak bir karar veremez. Velâyet sahibi annenin özensizliği iddia ve ispat edilmediğinden, araçlar üzerine konulan ve annenin kanundan doğan yönetim hakkına müdahale niteliği taşıyan tedbir kararı bozulmuştur.
Velâyet sahibi kural olarak hesap vermez; defter verme ve önemli değişiklikleri bildirme yükümlülüğü, her yıl rapor verme yükümlülüğüne dönüştürülemez
Babanın ölümü üzerine nüfus müdürlüğü aile mahkemesine bildirimde bulundu. Mahkeme velâyet sahibi anneyi çocuğun malvarlığının dökümünü gösteren defter vermekle yükümlü tuttu; ayrıca malvarlığında önemli bir değişiklik olmasa bile yılda bir kez rapor vermesine karar verdi.
“Türk Medeni Kanununun 352/2. ve Tüzüğün 4/2. maddesi koşulları bulunmadıkça; başka bir ifade ile ana ve babanın çocuğun mallarını yönetmekte her ne sebeple olursa olsun yeterince özen göstermemeleri durumu mevcut olmadıkça; hakim, çocuk mallarının korunması konusunda ana ve babanın yönetme hakkına müdahale edemez ve bu sonucu doğuracak bir karar veremez. Türk Medeni Kanununun 336/son maddesi gereğince, velayet hakkına sahip olan annenin çocuğun mallarını yönetmekte yeterli özeni göstermediği iddia ve ispat edilmemişken; mahkemece malvarlıklarında önemli bir değişiklik olmadığı taktirde senede bir kere veli tarafından rapor verilmesine karar verilmesi doğru olmamıştır.”
Ne anlama geliyor? Karar, 352. maddedeki hesap vermeme kuralının 353. maddedeki defter yükümlülüğüyle ilişkisini gösterir. Evlilik sona erince velâyet kendisinde kalan eşten istenebilecek olan, çocuğun malvarlığının dökümünü gösteren bir defter vermesi ve bu malvarlığında ileride gerçekleşecek önemli değişiklikleri bildirmesidir; bu yükümlülük hesap vermeyi kapsamaz (TMK m. 353). Annenin yeterli özeni göstermediği iddia ve ispat edilmediğinden Daire, önemli bir değişiklik olmasa da yılda bir kez rapor verilmesine ilişkin cümleyi hükümden çıkarmış ve kararı bu şekilde düzelterek onamıştır.
Velâyet sahibi çocuk için tutulan taşınmazı satmışsa, satış bedelinin nasıl değerlendirildiği ve çocuk yararına kullanılıp kullanılmadığı araştırılmalıdır
Boşanmada taraflar, bedeli babaca ödenen bir dairenin velâyet sahibi anne adına tescil edilip çocuk 18 yaşını doldurduğunda ona devredilmesini kararlaştırmıştı. Anne bu daireyi satıp çıplak mülkiyeti çocuk, intifa hakkı kendi adına olmak üzere başka bir daire aldı ve satış bedelinin bir kısmının kendisinde kaldığını beyan etti. Baba çocuk mallarının korunmasını istedi; mahkeme davayı ispat edilemediği gerekçesiyle reddetti.
“Bu durumda velayet sahibi annenin satış bedelinden arta kalan 80.000 TL'nin kendi uhdesinde bulunduğunu bildirdiğinden, satış bedelinin velayet hakkını kullanan anne tarafından nasıl değerlendirildiği, ortak çocuk yararına kullanılıp kullanılmadığı, gerekirse bu konularda ne gibi önlem/önlemlerin alınabileceğinin araştırılıp sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.”
Ne anlama geliyor? Karar, hâkimin müdahalesinden önce yapılması gereken araştırmanın kapsamını gösterir. Velâyet sahibi ana veya baba çocuğun mallarını yönetmekle yükümlüdür ve gelirleri öncelikle çocuğun bakımı, yetiştirilmesi ve eğitimi için harcayabilir (TMK m. 355); yeterli özen gösterilmezse hâkim talimat verebilir, malların tevdiine veya güvence gösterilmesine karar verebilir (TMK m. 360). Satış bedelinden arta kalan paranın annede bulunduğu anlaşıldığından Daire, bu bedelin çocuk yararına kullanılıp kullanılmadığının ve gerekirse hangi önlemlerin alınabileceğinin araştırılması gerektiğini belirterek ret kararını bozmuştur.
Çocuğa miras kalan taşınmazların rayiç bedelle kiraya verilip verilmediği ve satış bedelinin çocuk yararına kullanılıp kullanılmadığı araştırılmalı; gerekirse kira gelirleri mahkeme nezaretinde çocuk adına bir hesaba yatırılmalıdır
Babası hayatta olmayan çocuğun bir yakını, velâyet sahibi annenin çocuğa babasından miras kalan malları kullanıp sattığını ileri sürerek çocuk malları hakkında tedbir alınmasını istedi. Mahkeme, kira gelirleri konusunda annenin ve kiracıların beyanlarıyla yetinerek karar verdi.
“Toplanan delillerden çocuğun velisi olan annesi tarafından idare edilen kira getirisi olan taşınmazlar bulunduğu, bu taşınmazların iki tanesinin kira gelirlerinin banka havalesi ile anne tarafından alındığı kayden sabit olup bir tanesinin de ödemelerinin elden yapıldığı, iddia edildiği anlaşıldığından mahkemece yapılacak araştırma ile taşınmazların rayiç kira bedellerinin tespit edilip bu miktar üzerinden taşınmazların kiraya verilip verilmediğinin öncelikle belirlenmesi,rayiçten düşük bedeller söz konusu ise rayiç bedel üzerinden kiraya verilmesinin sağlanması ve kira gelirlerinin mahkeme nezaretinde olacak şekilde çocuk adına bir hesaba yatırılması için gerekli işlemlerin yapılması gerekirken bu hususta velayet sahibi anne ile kiracıların beyanı ile yetinilmesi doğru olmadığı gibi, babasından çocuğa miras kalan 15840 parsel sayılı taşınmazdaki 5 nolu bağımsız bölüm 16.5.2013 tarihide satılmış olduğuna göre bu taşınmazın satışının gerekli olup olmadığının, satış bedelinin velayet hakkını kullanan anne tarafından nasıl değerlendirildiği, çocuk yararına kullanılıp kullanılmadığı araştırılıp, satış bedelinin mevcut olması lahinde güvence altına alınması, aksi halde, velayet hakkını kullanan annenin Velayet, Vesayet ve Miras Hükümlerininin uygulanmasına Dair Tüzüğün 4. maddesinde açıklandığı üzere çocuk malları hakkında gerekli özeni gösterip göstermediği tespit edilerek, çocuk mallarının korunmasında gerekli özenin gösterilmediğinin belirlenmesi halinde, taşınmazın bedelinin tahsili ile tüm mal varlığının korunması amacıyla gerekli olduğu takdirde çocuk mallarınının ve gelirlerinin kayyıma devri (TMK. m. 361) dahil kanunda öngörülen tedbirlerin alınması gerekirken bu hususlar nazara alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.”
Ne anlama geliyor? Karar, hâkimin müdahalesinin somut araştırmaya dayanması gerektiğini gösterir. Daire, kira getirisi olan taşınmazların rayiç kira bedellerinin tespit edilmesini, rayiçten düşük bedel söz konusuysa rayiç bedel üzerinden kiraya verilmesinin sağlanmasını ve kira gelirlerinin mahkeme nezaretinde çocuk adına bir hesaba yatırılmasını istemiştir. Satılan bağımsız bölüm bakımından da satışın gerekli olup olmadığının ve bedelin çocuk yararına kullanılıp kullanılmadığının araştırılmasını; özen gösterilmediği belirlenirse bedelin tahsili ve gerekirse malların ve gelirlerin kayyıma devri dâhil kanunda öngörülen önlemlerin alınmasını gerekli görmüştür (TMK m. 360, TMK m. 361).
Velâyet sahibi, velâyeti altındaki çocuğa intikal eden taşınmazları satmak için mahkemeden izin almak zorunda değildir; izin istemi hukuki yarar yokluğundan reddedilir
Kısıtlanarak annesinin velâyeti altında bırakılan ergin çocuğa babasından intikal eden taşınmazların satışı için anne mahkemeden izin istedi. Mahkeme istemi, çocuğun menfaatine uygun düşmediği ve ispatlanamadığı gerekçesiyle reddetti.
“Velayete ilişkin hükümler gereği bu hakka sahip olan ebeveyn çocuğun mallarını yönetme hakkına sahip ve bununla yükümlüdürler. Kural olarak hesap ve güvence vermezler (TMK m. 352/1). Velayet hakkına sahip olan anne veya baba kusurları sebebiyle velayeti kaldırılmadıkça çocuğun mallarını da kullanabilirler (TMK m. 354). Çocuk mallarının gelirlerini öncelikle çocuğun bakımı, yetiştirilmesi ve eğitim için; hakkaniyete uyduğu ölçüde de aile ihtiyaçlarım karşılamak üzere sarfedebilirler (TMK m.355). Buna göre, talep edenin velayeti altındaki çocuk için intikal eden taşınmazların satılmasında mahkemeden izin almasına gerek yoktur.”
Ne anlama geliyor? Karar, 352. maddenin tanıdığı yönetim yetkisinin kapsamını gösterir. Kısıtlanan ergin çocuk kural olarak vesayet altına alınmayıp velâyet altında bırakıldığında velâyete ilişkin hükümler uygulanır (TMK m. 335). Velâyet sahibi çocuğun mallarını yönetme hakkına sahip ve bununla yükümlü olduğundan, çocuğa intikal eden taşınmazların satışı için mahkemeden izin almasına gerek yoktur; bu nedenle izin istemi hukuki yarar yokluğundan reddedilmelidir. Daire, ret kararını sonucu itibarıyla doğru bulmuş ve gerekçesini bu yönde değiştirip düzelterek onamıştır.
Velâyet altındaki çocuğun mallarının yönetiminden doğan zararda velâyet hükümleri uygulanır; veli izin almadan yönetir, vekil gibi sorumludur ve Hazine vesayet hükümlerine göre sorumlu tutulamaz
Kısıtlanarak annesinin velâyeti altında bırakılan ergin çocuğa sonradan vasi atandı. Vasi, eski velinin velâyet döneminde kötü niyetli ve tedbirsiz yönetimi nedeniyle uğranılan zararın eski veliden ve Hazineden tazminini istedi; mahkeme vesayete ilişkin hükümlere dayanarak davayı kabul etti.
“Veli, velâyet devam ettiği sürece çocuğun mallarını yönetme hakkına sahip ve bununla yükümlüdür; kural olarak hesap ve güvence vermez (TMK m. 352/1). Bu nedenle kural olarak, velinin, velâyeti altındaki çocuğa ait taşınmazı satarak başkaca yatırımlara dönüştürmesi için hâkimden izin almasına da ihtiyacı yoktur.”
Ne anlama geliyor? Karar, velâyet ile vesayet arasındaki farkı çocuk mallarının yönetimi bakımından ortaya koyar. Ergin çocuk kısıtlanıp velâyet altında bırakılmışsa uyuşmazlıkta vesayete ilişkin hükümler değil velâyete ilişkin hükümler uygulanır. Veli, 327/2 ve 356. maddelerdeki koşullar dışında ve 360 ile 361. maddelerdeki önlemler saklı kalmak üzere, hâkimden izin almaksızın taşınır ve taşınmaz çocuk mallarını yönetir; buna karşılık çocuk mallarının geri verilmesinde vekil gibi sorumludur (TMK m. 363). Daire, Hazinenin vesayet hükümlerine dayanılarak sorumlu tutulmasını ve davanın vesayete ilişkin hükümlere göre incelenmesini doğru bulmayarak kararı bozmuştur.
Velinin çocuk mallarına ilişkin hükümlere aykırı olarak başkasına devrettiği taşınmazın iadesi davasında aile mahkemesi görevlidir
Velâyet sahibinin, çocuk mallarının korunmasına ilişkin hükümlere aykırı davranarak dürüstlük kurallarına aykırı biçimde başkasına devrettiği taşınmazın iadesi istendi. Mahkeme görev yönünden bir karar vermeden davanın esasını inceledi.
“Dava, Türk Medeni Kanununun 352-363. maddelerinde yer alan çocuk mallarının korunmasına ilişkin hükümlere velayet hakkına sahip olanın aykırı davranması sebebine dayalı, velinin, dürüstlük kurallarına aykırı olarak başkasına devrettiği taşınmazın iadesi isteğine ilişkin olup, Türk Medeni Kanununun üçüncü kısmı hariç ikinci kitabından kaynaklanmaktadır. 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 4/1.maddesi gereğince Aile Mahkemesi görevlidir. Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında hakim tarafından kendiliğinden dikkate alınır. Bu açıklama karşısında görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, bu husus dikkate alınmadan davanın esasının incelenmesi doğru bulunmamıştır.”
Ne anlama geliyor? Karar, 352 ila 363. maddelere dayanan istemlerin görevli mahkemesini belirler. Velinin çocuk mallarının korunmasına ilişkin hükümlere aykırı davranmasına dayanan iade istemi, Türk Medeni Kanunu'nun üçüncü kısmı hariç ikinci kitabından kaynaklandığından aile mahkemesinin görevine girer (4787 sayılı Kanun m. 4). Görev kamu düzenine ilişkin olduğundan yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınır; Daire, görevsizlik kararı verilmesi gerekirken davanın esasının incelenmesini bozma sebebi saymıştır.
Babası ölen çocuk için nüfus müdürlüğünün yaptığı bildirim çocuk mallarının korunması amacına yöneliktir; bu işte aile mahkemesi görevlidir
Babanın ölümü üzerine nüfus müdürlüğü vasi atanması istemiyle sulh hukuk mahkemesine bildirimde bulundu. Sulh hukuk mahkemesi ile aile mahkemesi ayrı ayrı görevsizlik kararı verdi.
“Dosyanın incelenmesinde, çocuğun babasının ölümü üzerine, nüfus müdürlüğünce vâsi atanması istemi ile sulh hukuk mahkemesine ihbarda bulunulduğu anlaşılmaktadır. Sulh hukuk mahkemesince, aile mahkemesinin; aile mahkemesince, vâsi tayini hususunun değerlendirilmesinde sulh mahkemesinin görevli olduğu belirtilerek görevsizlik kararı verilmiş ise de, ihbarın, çocuk mallarının korunması amacıyla yapıldığının kabulü ve mahkemece bu husus irdelenerek bir karar verilmesi gerekmekte olup, vâsi tayin edilmesi hususu ayrı bir dava konusudur. Bu durumda, küçüğün mallarının korunması istemine ilişkin uyuşmazlığın, 6100 sayılı HMK'nın 383 ve Türk Medenî Kanununun 336/3, 352 ve devamı maddeleri ile 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usûllerine dair Kanunun 6/2-c maddesi ve geçici 2. maddesi hükümleri uyarınca aile mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.”
Ne anlama geliyor? Karar, velâyet sahibinin yönetimindeki çocuk mallarının korunmasına ilişkin işlerde görevli mahkemeyi belirler. Ana ve babadan birinin ölümü hâlinde velâyet sağ kalana aittir (TMK m. 336). Nüfus müdürlüğünün bildirimi vasi atanması istemiyle yapılmış olsa da Daire, bildirimin çocuk mallarının korunması amacıyla yapıldığının kabulü gerektiğini belirtmiş; aile mahkemesi çocuk mallarının yönetimi ve korunmasına ilişkin önlemleri almaya yetkili olduğundan uyuşmazlığın aile mahkemesinde görülmesine karar vermiş, vasi atanmasının ise ayrı bir dava konusu olduğunu vurgulamıştır.
Madde gerekçesi
Madde 352- Yürürlükteki Kanunun 278 inci maddesinden ifadesi sadeleştirilmek suretiyle aynen alınmıştır.
Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), s. 130Gerekçe kısadır ve maddenin eski düzenlemeyle aynı içerikte olduğunu belirtir: yeni metin eski 278. maddenin ifadesini sadeleştirmiş, kuralın özüne dokunmamıştır.
743 sayılı eski Medeni Kanun'daki karşılığı
Gerekçenin belirttiği gibi madde, eski Kanun'un 278. maddesinden alınmıştır:
Ana baba, velayetleri devam ettikçe çocuğun mallarını idare ederler. Hesap ve Teminat vermezler. Ana babanın vazifelerini yapmadıkları takdirde, hakim müdahale eder.
743 sayılı Kanun, mevzuat.gov.trEski metin, ana ve babanın velâyetleri devam ettikçe çocuğun mallarını idare edeceğini, hesap ve teminat vermeyeceğini ve görevlerini yapmadıklarında hâkimin müdahale edeceğini öngörüyordu. Yeni metin aynı kuralları bugünkü dille tekrarlar; yönetimin hak olduğu kadar yükümlülük de olduğunu açıkça belirtir ve hesap ile güvence vermeme kuralını "kural olarak" kaydıyla ifade eder.
| 743 sayılı Kanun m. 278 | 4721 sayılı Kanun m. 352 | |
|---|---|---|
| Yönetim | Ana baba çocuğun mallarını idare eder | Ana ve baba yönetme hakkına sahip ve bununla yükümlüdür |
| Hesap ve güvence | Hesap ve teminat vermezler | Kural olarak hesap ve güvence vermezler |
| Hâkimin müdahalesi | Görevlerini yapmazlarsa hâkim müdahale eder | Yükümlülüklerini yerine getirmezlerse hâkim müdahale eder |
Değişiklik geçmişi
| Tarih | Gelişme | Dayanak |
|---|---|---|
| 01.01.2002 | Madde yürürlüğe girdi | 4721 s. K. |
| 06.11.2025 | Anayasa Mahkemesi birinci fıkranın yönetim hakkına ilişkin bölümüne yönelik itirazı reddetti; hesap ve güvence vermeme ibaresi yönünden başvuruyu yetkisizlik nedeniyle reddetti | AYM, E. 2025/44, K. 2025/218 |
Madde 2002'den bu yana değişmemiştir; Tasarı metni Adalet Komisyonunda da değiştirilmemiştir. Anayasa Mahkemesinin kararı 14.01.2026 tarihli ve 33137 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır; karar maddenin metnini değiştirmemiştir (AYM, E. 2025/44, K. 2025/218, 06.11.2025).
İlgili maddeler
- TMK m. 327: Çocukların bakım ve eğitim giderlerini karşılama.
- TMK m. 336: Ana ve baba evli ise velâyet.
- TMK m. 342: Çocuğun temsil edilmesi.
- TMK m. 345: Çocuk ile ana ve baba arasındaki hukukî işlemler.
- TMK m. 353: Evlilik sona erince çocuk mallarının defteri.
- TMK m. 354: Çocuk mallarını kullanma hakkı.
- TMK m. 355: Gelirlerin sarfı.
- TMK m. 360: Çocuk mallarının korunması için uygun önlemler.
- TMK m. 361: Yönetimin kayyıma devri.
- TMK m. 363: Ana ve babanın sorumluluğu.
Çocuk mallarının yönetimi, velâyet sahibinin yaptığı satışlar veya çocuk mallarının korunması davaları konusundaki sorularınız için boşanma avukatı sayfasındaki iletişim bilgilerinden bana ulaşabilirsiniz.
Sık sorulan sorular
TMK 352 ne diyor?
Ana ve babanın velâyetleri devam ettiği sürece çocuğun mallarını yönetme hakkına sahip ve bununla yükümlü olduğunu, kural olarak hesap ve güvence vermediğini ve yükümlülüklerini yerine getirmezlerse hâkimin müdahale edeceğini söyler.
Çocuğun mallarını kim yönetir?
Velâyet sahibi ana ve baba; boşanmada velâyet kendisine bırakılan ebeveyn, ana veya babadan birinin ölümünde ise sağ kalan ebeveyn (TMK m. 336).
Veli çocuğun evini satmak için mahkemeden izin almalı mı?
Kural olarak hayır; velâyet sahibinin çocuğa intikal eden taşınmazları satmak için mahkemeden izin almasına gerek yoktur (Yargıtay 2. HD, 2016/19351 E., 2017/12079 K., 02.11.2017). Ancak çocuğun mallarına bakım ve eğitim giderleri için başvurulması gibi bazı hâllerde hâkimin izni gerekir (TMK m. 327, TMK m. 356).
Veli çocuğun malları için hesap vermek zorunda mı?
Kural olarak hayır; ancak özen gösterilmezse hâkim bilgi ve hesap isteyebilir, malların tevdiine veya güvence gösterilmesine karar verebilir (TMK m. 360).
Boşandıktan sonra velâyet sahibi defter tutmak zorunda mı?
Evlilik sona erince velâyet kendisinde kalan eş, çocuğun malvarlığının dökümünü gösteren bir defter vermek ve önemli değişiklikleri bildirmek zorundadır; bu yükümlülük hesap vermeyi kapsamaz (Yargıtay 2. HD, 2018/3437 E., 2018/8279 K., 27.06.2018).
Hâkim ne zaman müdahale eder?
Ana ve baba çocuğun mallarını yönetmekte yeterince özen göstermediğinde; bu durum iddia ve ispat edilmedikçe hâkim yönetim hakkına müdahale edemez (Yargıtay 2. HD, 2019/158 E., 2019/6208 K., 16.05.2019).
Çocuk malları kayyıma devredilebilir mi?
Evet; ancak bu, malların tehlikeye düşmesinin başka bir şekilde önlenemediği hâllere özgü son çaredir (TMK m. 361).
Veli çocuğun malını satıp bedelini harcarsa ne olur?
Mahkeme satış bedelinin nasıl değerlendirildiğini ve çocuk yararına kullanılıp kullanılmadığını araştırmalı, gerekirse önlem almalıdır (Yargıtay 2. HD, 2016/16152 E., 2016/15102 K., 23.11.2016). Ana ve baba çocuk mallarının geri verilmesinde vekil gibi sorumludur (TMK m. 363).
Velinin yaptığı satış iptal ettirilebilir mi?
Velâyet görevinin kötüye kullanıldığı ileri sürülebilir; ancak davacı, alıcının veliyle çıkar ve işbirliği içinde hareket ettiğini ispat etmelidir (Yargıtay 2. HD, 2025/9883 E., 2026/6131 K., 03.06.2026).
Anayasa Mahkemesi bu madde hakkında karar verdi mi?
Evet; yönetim hakkına ilişkin kuralın Anayasa'ya aykırı olmadığına karar verdi, hesap ve güvence vermeme ibaresini ise esastan incelemedi (AYM, E. 2025/44, K. 2025/218, 06.11.2025).
Çocuk mallarıyla ilgili davalara hangi mahkeme bakar?
Aile mahkemesi (Yargıtay 2. HD, 2009/16173 E., 2010/19915 K., 30.11.2010).
Eski Kanun'da bu hüküm var mıydı?
Evet; 743 sayılı Kanun m. 278 aynı kuralı içeriyordu ve gerekçeye göre madde ifadesi sadeleştirilerek aynen alınmıştır.
Madde yürürlüğe girdiğinden beri değişti mi?
Hayır.
Kaynaklar ve Mevzuat
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 327, 335, 336, 342, 345, 352, 353, 354, 355, 356, 360, 361, 363
- 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun m. 4, 6
- 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi m. 278 (mülga)
- Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), m. 352 gerekçesi s. 130, Tasarı ve Komisyon metni s. 447
- Anayasa Mahkemesi, E. 2025/44, K. 2025/218, 06.11.2025
- Yargıtay 2. HD, 2025/9883 E., 2026/6131 K., 03.06.2026
- Yargıtay 2. HD, 2021/6267 E., 2022/2139 K., 07.03.2022
- Yargıtay 2. HD, 2019/158 E., 2019/6208 K., 16.05.2019
- Yargıtay 2. HD, 2018/3437 E., 2018/8279 K., 27.06.2018
- Yargıtay 2. HD, 2016/19351 E., 2017/12079 K., 02.11.2017
- Yargıtay 2. HD, 2016/16152 E., 2016/15102 K., 23.11.2016
- Yargıtay 2. HD, 2016/352 E., 2016/5470 K., 21.03.2016
- Yargıtay 2. HD, 2016/3118 E., 2016/5242 K., 17.03.2016
- Yargıtay 2. HD, 2009/16173 E., 2010/19915 K., 30.11.2010
- Yargıtay 2. HD, 2009/3578 E., 2010/8083 K., 22.04.2010
- Yargıtay 1. HD, 2014/20898 E., 2016/2864 K., 08.03.2016
- Yargıtay 20. HD, 2016/4919 E., 2016/6850 K., 13.06.2016
