TMK 356, çocuğun sermayesine bakım için hangi ölçüde başvurulabileceğini düzenler. Birinci fıkraya göre olağan ihtiyaçlar gerektirdiği ölçüde sermaye biçiminde ödemeler, tazminatlar ve benzeri edimler çocuğun bakımı için kısmen kullanılabilir. İkinci fıkraya göre çocuğun bakımı, yetiştirilmesi ve eğitimi için zorunluluk varsa hâkim, ana ve babaya belirlediği miktarlarda çocuğun diğer mallarına da başvurma yetkisi tanıyabilir. Yargıtay'a göre ikinci fıkra doğrudan bir izin hükmü değil, velinin sorumluluğunu düzenleyen bir hükümdür; izin alarak işlem yapan veli ileride sorumluluk davasına karşı korunur (Yargıtay 2. HD, 2009/19741 E., 2010/8423 K., 28.04.2010). Bu yetki vesayetteki izin olmadığından, satışa pazarlık usulü veya bedelin bankaya yatırılması gibi şartlar eklenmesi doğru bulunmamıştır (Yargıtay 2. HD, 2012/22322 E., 2013/15019 K., 30.05.2013).
- Sermaye biçiminde ödeme
- Çocuğa toptan yapılan ve gelir niteliği taşımayan ödeme.
- Tazminat
- Çocuğun uğradığı zarar veya kayıp nedeniyle ödenen para.
- Benzeri edimler
- Maddî değeri olan ve sermaye niteliği taşıyan diğer kazanımlar.
- Başvurma yetkisi
- Hâkimin, zorunluluk hâlinde ana ve babaya çocuğun diğer mallarını belirli miktarda kullanma olanağı tanıması.
TMK 356 ne düzenler?
| Konu | Kural | Dayanak |
|---|---|---|
| Sermaye ödemeleri ve tazminatlar | Olağan ihtiyaçlar ölçüsünde kısmen kullanılabilir | TMK m. 356/1 |
| Diğer mallar | Zorunluluk varsa hâkimin belirlediği miktarda | TMK m. 356/2 |
| Yetkinin niteliği | İzin hükmü değil, velinin sorumluluğunu düzenler | Yargıtay 2. HD, 2010/8423 K. |
| Denetim şartları | Pazarlık usulü veya bankaya yatırma şartı eklenemez | Yargıtay 2. HD, 2013/15019 K. |
| İzin gerekmeyen işlem | Koşullar yoksa veli izinsiz satabilir | Yargıtay 2. HD, 2013/3098 K. |
| İzinsiz satış | Velâyetin alınması için tek başına yetmez | Yargıtay 2. HD, 2014/15848 K. |
| Görev | Aile mahkemesi | Yargıtay 2. HD, 2011/5583 K. |
| Kaynak | İsviçre Medenî Kanunu m. 320 | Gerekçe, s. 130 |
TBMM gerekçesine göre madde, kısmen İsviçre Medenî Kanunu'nun 1978 yılında yürürlüğe giren 320. maddesinden alınmıştır. Gerekçe, çocuğa yapılan sermaye biçimindeki ödemelerin, tazminat ödemelerinin ve maddî değeri olan benzeri edimlerin olağan ihtiyaçlar ölçüsünde çocuğun bakımı için kısmen kullanılabileceğini, ikinci fıkradaki olanaktan ise ana ve babanın ancak hâkim kararıyla yararlanabileceğini belirtir. Tasarının 356. maddesi Adalet Komisyonunca aynen kabul edilmiştir (S. Sayısı 723, s. 447).
Bu maddede dikkat edilecek ilk nokta, ikinci fıkradaki yetkinin hâkim kararına bağlı olmasıdır; Yargıtay bu kararı, izin alarak işlem yapan velinin ileride sorumluluk davasına karşı korunmasını sağlayan bir güvence olarak görmüştür (Yargıtay 2. HD, 2009/19741 E., 2010/8423 K., 28.04.2010). İkinci nokta, bu yetkinin vesayetteki izinle karıştırılmamasıdır; vasilere ilişkin izin ve denetim usulleri velâyette örnekseme yoluyla uygulanamaz (Yargıtay 2. HD, 2012/22322 E., 2013/15019 K., 30.05.2013). Üçüncü nokta, her tasarrufun izin gerektirmemesidir; 356. maddeye dayanan bir istem yoksa velinin izin istemesinde hukuki yarar görülmemiştir (Yargıtay 2. HD, 2015/15213 E., 2015/24063 K., 15.12.2015).
Birinci fıkra: sermaye ödemeleri ve tazminatlar
- Kapsam: Sermaye biçiminde ödemeler, tazminatlar ve benzeri edimler.
- Ölçü: Olağan ihtiyaçlar gerektirdiği ölçüde ve kısmen.
- Hâkim kararı: Gerekçeye göre hâkim kararı ikinci fıkra için aranır.
Birinci fıkra, çocuğa yapılan sermaye biçimindeki ödemelerin, tazminatların ve maddî değeri olan benzeri edimlerin, olağan ihtiyaçlar gerektirdiği ölçüde çocuğun bakımı için kısmen kullanılabileceğini öngörür. Kural, gelirlerin harcanmasını düzenleyen 355. maddenin yanında çocuğun sermayesine sınırlı bir istisna getirir: gelirler öncelikle çocuğun bakımına harcanırken, bu tür toplu ödemeler de ancak olağan ihtiyaçlar ölçüsünde ve kısmen kullanılabilir (TMK m. 355). Gerekçe hâkim kararını ikinci fıkradaki olanak için arar; birinci fıkrada sınır, olağan ihtiyaçlar ve kısmen kullanma ölçüsüdür. Bu fıkra, ana ve babanın çocuğun bakım ve eğitim giderlerini karşılama yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz (TMK m. 327).
İkinci fıkra: zorunluluk ve hâkimin yetkisi
- Koşul: Çocuğun bakımı, yetiştirilmesi ve eğitimi için zorunluluk.
- Karar: Hâkim, belirlediği miktarlarda çocuğun diğer mallarına başvurma yetkisi tanır.
- Nitelik: Kararlara göre bu bir izin hükmü değil, velinin sorumluluğuna ilişkin bir güvencedir.
İkinci fıkra, çocuğun diğer mallarına, yani sermayesinin kendisine başvurmayı zorunluluk koşuluna ve hâkim kararına bağlar. Hâkim bu yetkiyi, belirlediği miktarlarla sınırlı olarak tanır. 327. maddenin ikinci fıkrası da ana ve babanın yoksul oldukları veya çocuğun özel durumu olağanüstü harcamalar gerektirdiği hâllerde çocuğun mallarından onun bakım ve eğitimine yetecek bir miktarı ancak hâkimin izniyle harcayabileceğini öngörür (TMK m. 327).
Bu yetkinin niteliği kararlarda ayrıntılı biçimde açıklanmıştır. Vesayetten farklı olarak veli, çocuğun mallarını satarken kural olarak hâkimin iznine tabi değildir; ikinci fıkra ise çocuğun bakım, yetiştirme ve eğitimi için satış izni istendiğinde hâkimin bu ihtiyaçlarla sınırlı olarak yetki vermesini öngörür. Daireye göre bu doğrudan bir izin hükmü değil, velinin sorumluluğunu düzenleyen bir hükümdür: izin alarak işlem yapan veli çocuk ergin olduğunda açılabilecek sorumluluk davasına karşı kendini korur, izinsiz işlem yaparsa sorumluluk davasıyla karşılaşabilir (Yargıtay 2. HD, 2009/19741 E., 2010/8423 K., 28.04.2010; TMK m. 342). Aynı nedenle veliye tanınan yetki, vasilere ilişkin izin gibi değerlendirilemez (TMK m. 462); satışın belirli bir bedelden aşağı olmamak üzere pazarlık usulüyle yapılması veya bedelin bankaya yatırılması gibi şartlar, velinin özensizliğine dair bir delil yokken eklenmemelidir (Yargıtay 2. HD, 2012/22322 E., 2013/15019 K., 30.05.2013). Koşulları bulunan bir istem reddedilmemeli, velinin tasarruf yetkisi tapu şerhi ve ek izin şartıyla kısıtlanmamalıdır (Yargıtay 2. HD, 2013/8584 E., 2013/26962 K., 20.11.2013).
İzin gerekmeyen işlemler
- Kural: Veli, çocuk mallarını kural olarak hâkimden izin almaksızın yönetir ve satabilir.
- Hukuki yarar: 356. maddeye dayanan bir zorunluluk ileri sürülmüyorsa izin istemi karar verilmesine yer olmadığı sonucunu doğurur.
İkinci fıkradaki yetki, velinin her tasarrufu için izin aldığı anlamına gelmez. 327 ve 356. maddelerin koşulları iddia edilmeden çocuğa miras kalan aracın satışı için izin istendiği bir olayda veli, hâkimden izin almaksızın taşınır veya taşınmaz çocuk mallarını satabileceğinden izin isteminde hukuki yarar görülmemiştir (Yargıtay 2. HD, 2012/9950 E., 2013/3098 K., 11.02.2013; TMK m. 352). Babadan intikal eden emekli maaşının bankadan alınması için yapılan izin isteminde de, 356. maddeye dayalı bir istem bulunmadığından talebin reddi yerine karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi gerektiği belirtilmiştir (Yargıtay 2. HD, 2015/15213 E., 2015/24063 K., 15.12.2015).
Sorumluluk
- İzinsiz işlem: Velinin sorumluluğunu doğurabilir; velâyetin alınması için tek başına yeterli değildir.
- Tazminat davası: Ergin olan çocuk velinin işlemleri nedeniyle tazminat veya iade isteyebilir.
- Ölçü: Ana ve baba çocuk mallarının geri verilmesinde vekil gibi sorumludur.
Velinin 356. maddeye aykırı olarak hâkimden yetki almaksızın kısıtlıya ait bir taşınmazı satması, velâyetin veliden alınması için tek başına yeterli görülmemiştir; veli malları yönetmekte yeterli özeni göstermezse hâkim, güvence istemek de dâhil olmak üzere uygun önlemleri her zaman alabilir (Yargıtay 2. HD, 2014/5888 E., 2014/15848 K., 08.07.2014; TMK m. 360). Ergin olan çocuk ise velâyet döneminde yapılan işlemler nedeniyle tazminat isteyebilir; bu davada işlemlerin 327, 356 ve 363. maddeler çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir (Yargıtay 2. HD, 2015/8027 E., 2015/12281 K., 10.06.2015; TMK m. 363).
Görevli mahkeme
- Görev: Aile mahkemesi.
- Kısıtlı ergin çocuk: Velâyet altında bırakılmışsa 356. madde onun için de uygulanır.
356. madde Kanun'un ikinci kitabında yer aldığından, bu maddeye dayanan istemler aile mahkemesinin görevine girer (4787 sayılı Kanun m. 4). Velinin çocukların ihtiyaçları için kredi alabilmek amacıyla izin istemesi 327 ve 356. maddelerin uygulanmasını gerektirdiğinden aile mahkemesi sıfatıyla bakan mahkeme yargı yeri olarak belirlenmiştir (Yargıtay 20. HD, 2008/18100 E., 2009/1549 K., 05.02.2009). Velâyet altındaki kısıtlı ergin çocuğun bakımı için taşınmazlarının satışına yetki istenmesi de 356. maddenin ikinci fıkrası kapsamında aile mahkemesinde incelenir (Yargıtay 2. HD, 2010/3711 E., 2011/5583 K., 30.03.2011; TMK m. 335). Ergin olan çocuğun velinin devrettiği taşınmazın iadesi için açtığı dava da aile mahkemesinde görülür (Yargıtay 2. HD, 2025/4646 E., 2025/12098 K., 29.12.2025).
Çocuğunuza bir tazminat veya toplu ödeme yapıldıysa, bu parayı ancak olağan ihtiyaçlar ölçüsünde ve kısmen çocuğun bakımı için kullanabileceğinizi, kalan kısmı çocuk adına korumanız gerektiğini unutmayın. Çocuğun bakımı, yetiştirilmesi veya eğitimi için onun diğer mallarına başvurmak zorundaysanız, zorunluluğu gösteren belgelerle aile mahkemesinden yetki isteyin; bu yetki sizi ileride çocuğunuzun açabileceği sorumluluk davasına karşı korur. Mahkemeden yetki alırken, vesayetteki gibi pazarlık usulü veya paranın bankaya yatırılması gibi şartların kural olarak aranmadığını bilin. Böyle bir zorunluluk yoksa, çocuk mallarını yönetmek veya satmak için ayrıca izin almanız gerekmez; ancak her işlemi çocuğun yararına yapmak ve belgelemek zorundasınız.
Yargıtay kararları
Aşağıdaki kararlar resmî karar arama sistemlerinden alınmıştır. Her kartta kararın vardığı ilke, olayın özeti, karardan birebir bir alıntı ve kararın uygulamadaki anlamı yer alır. Konuya göre süzmek için düğmeleri kullanabilirsiniz.
356. maddenin ikinci fıkrası doğrudan bir izin hükmü değil, velinin sorumluluğunu düzenleyen bir hükümdür; izin alan veli ileride sorumluluk davasına karşı korunur
Eşinin ölümüyle çocuğun velâyetini tek başına üstlenen anne, çocuğun babasından miras yoluyla payına düşen aracın, çocuğun eğitim ve bakım giderleri için satılmasına izin verilmesini istedi. Mahkeme, satışın muhammen bedelle açık artırma yoluyla yapılmasına ve çocuğun payına düşecek bedelin bir bankaya yatırılmasına karar verdi.
“Çocuk mallarında velinin satış konusundaki tasarruf yetkisi ile ilgili Olarak Türk Medeni Kanununun 342/3 ve 356/2.maddesi hükümlerini birlikte değerlendirmek gereklidir. Türk Medeni Kanununun 342/3 ve Türk Medeni Kanununun 462.maddesindeki vesayet kurumundan farklı olarak; velayeti üstlenen kişileri (veli) velayet altındaki küçüğün mallarını satarken hakim iznine tabi tutmamıştır. Türk Medeni Kanununun 356/2.maddesi ise, sadece küçüğün bakım, yetiştirme ve eğitimi için kullanma amacıyla satış izni istendiği takdirde hakimin bu gereksinimlerle sınırlı olarak izin vereceğini düzenlemektedir. Türk Medeni Kanununun 356/2.maddesi hükmü, doğrudan bir izin hükmü olmayıp velinin sorumluluğunu düzenleyen bir hükümdür. Böylece veli izin alıp tasarruf işleminde bulunduğu takdirde, çocuk ergin hale geldiğinde çocuğun sorumluluk davasından kendisini korumuş olacak; izinsiz işlem yaptığı taktirde sorumluluk davası ile karşılaşabilecektir.”
Ne anlama geliyor? Karar, 356. maddenin ikinci fıkrasının işlevini açıklar. Vesayetten farklı olarak veli, çocuğun mallarını satarken kural olarak hâkimin iznine tabi değildir (TMK m. 342). İkinci fıkra, çocuğun bakımı, yetiştirilmesi ve eğitimi için satış izni istendiğinde hâkimin bu ihtiyaçlarla sınırlı olarak yetki vermesini öngörür; Daireye göre bu doğrudan bir izin hükmü değil, velinin sorumluluğunu düzenleyen bir hükümdür. İzin alarak işlem yapan veli, çocuk ergin olduğunda açılabilecek sorumluluk davasına karşı kendini korur. Bu izin vasilere ilişkin izinden farklıdır; bu nedenle Daire, açık artırma ve bankaya yatırma şartlarını hükümden çıkarmış, izni çocuğun bakım, yetiştirme ve eğitimi amacıyla verilmiş sayarak kararı düzelterek onamıştır (TMK m. 360).
Hâkimin 356. madde uyarınca veliye tanıdığı yetki vesayetteki izin değildir; satışa pazarlık usulü veya bedelin bankaya yatırılması gibi denetim şartları eklenemez
Evlilik babanın ölümüyle sona ermiş ve çocuğun velâyeti annesine kalmıştı. Anne, babadan intikal eden aracın satışı için izin istedi. Aile mahkemesi, aracın belirli bir bedelden aşağı olmamak üzere pazarlık usulüyle satılmasına ve çocuğun payına düşecek paranın bankaya yatırılmasına karar verdi; karar veli tarafından temyiz edildi.
“Mahkemece, aracın satışına izin verilmesi, Türk Medeni Kanununun 462/2. maddesi çerçevesinde alınan bir karar değil, aynı Yasanın 356. maddesinin (2.) fıkrası çerçevesinde veliye tanınan yetki niteliğindedir. Vesayette kısıtlının malvarlığında tasarruf yönünden Kanunda vasiye getirilmiş bulunan izin ve denetim usulleri örnekseme yoluyla velayette uygulanamaz. Bu itibarla, veliye Yasanın 356/2. maddesinde tanınan bu yetki esas itibarıyla doğru ise de, veliye satış yetkisinin tanınmasıyla yetinilmek gerekirken, tanınan bu yetkinin, satışın belirlenen bedelden aşağı olmamak üzere pazarlık usulüyle yapılmasının öngörülmesi doğru olmadığı gibi, velinin çocuk mallarının korunmasında özensiz davrandığına ve çocuğun mallarının tehlikede olduğuna ilişkin bir delil ve sebep bulunmadığı halde, satıştan küçüğün miras payına isabet edecek paranın bankaya yatırılmasına karar verilmesi suretiyle hakimin denetimine alınması, bu yolla velinin tasarruf yetkisinin kısıtlanması da doğru olmamıştır.”
Ne anlama geliyor? Karar, 356. maddenin ikinci fıkrasındaki yetkinin sınırlarını çizer. Velâyet sahibi kural olarak çocuk malları üzerinde hâkimden izin almaksızın tasarrufta bulunabilir; zorunluluk varsa hâkim, velinin ileride sorumluluk davasıyla karşılaşmaması için çocuğun mallarına başvurma yetkisi tanıyabilir. Bu yetki vesayet hükümlerine göre verilen bir izin değildir ve vasilere ilişkin izin ile denetim usulleri velâyette örnekseme yoluyla uygulanamaz. Velinin özensiz davrandığına dair bir delil de bulunmadığından Daire, mahkemenin yapacağı işin malın çocuğun bakımı, yetiştirilmesi ve eğitimi giderlerinde kullanılmak üzere satışı için veliye yetki vermekten ibaret olduğunu belirterek kararı bozmuştur.
Koşulları varsa veliye çocuk mallarının satışı için yetki verilmesiyle yetinilmelidir; izin istemi reddedilemez, tasarruf yetkisi tapu şerhi ve ek izin şartıyla kısıtlanamaz
Evlilik babanın ölümüyle sona ermiş ve çocukların velâyeti annelerine kalmıştı. Anne, babadan intikal eden taşınmazların satışı için izin istedi. Aile mahkemesi istemi reddetti; daha önce de annenin taşınmazlarda tasarruf için izin almasına ve bunun tapuya şerh verilmesine karar vermişti.
“Mahkemece, taşınmazların satışına izin verilmesi, Türk Medeni Kanununun 462/2. maddesi çerçevesinde alınan bir karar değil, aynı Yasanın 356. maddesinin (2.) fıkrası çerçevesinde veliye tanınan yetki niteliğindedir. Vesayette kısıtlının malvarlığında tasarruf yönünden Kanunda vasiye getirilmiş bulunan izin ve denetim usulleri ömekseme yoluyla velayette uygulanamaz. Bu itibarla, velinin çocuk mallarının korunmasında özensiz davrandığına ve çocukların mallarının tehlikede olduğuna ilişkin bir delil ve sebep bulunmadığı halde, 20.11.2012 tarihli ve 2012/827-772 E.K sayılı karar ile, annenin, babadan kalan taşınmazlarda tasarruf yapabilmesi için 15 gün içerisinde izin almasına ve bu hususun tapuya şerh verilmesine karar verilmek suretiyle velinin çocukların malları üzerindeki tasarruf hakkının hakimin denetimine alınması, bu şekilde velinin tasarruf yetkisinin kısıtlanması da doğru olmamıştır. Öyleyse, veliye taşınmazların satışına dair yetki verilmesiyle yetinilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile izin talebinin reddi usul ve yasaya aykırı olup hükmün bozulması gerekmiştir.”
Ne anlama geliyor? Karar, 356. maddenin ikinci fıkrası kapsamındaki istemde mahkemenin nasıl davranması gerektiğini gösterir. Satışa izin verilmesi vesayet hükümlerine göre verilen bir izin değil, 356. maddenin ikinci fıkrası çerçevesinde veliye tanınan bir yetkidir. Velinin çocuk mallarının korunmasında özensiz davrandığına ve malların tehlikede olduğuna dair bir delil bulunmadığı hâlde, annenin tasarruf yapabilmesi için izin almasına ve bunun tapuya şerh verilmesine karar verilmesi velinin tasarruf yetkisini hâkim denetimine bağlamak anlamına gelir. Daire, veliye taşınmazların satışına dair yetki verilmesiyle yetinilmesi gerekirken izin isteminin reddedilmesini usul ve yasaya aykırı bulmuştur (TMK m. 352).
356. maddeye dayanan bir istem yoksa, velinin çocuğa bağlanan emekli maaşını almak için izin istemesinde hukuki yarar yoktur
Evlilik babanın ölümüyle sona ermiş ve çocukların velâyeti annelerine kalmıştı. Anne, babadan intikal eden emekli maaşını bankadan almak için izin istedi. Aile mahkemesi istemi reddetti; karar veli tarafından temyiz edildi.
“Bu itibarla, velinin böyle bir izin talebinde bulunmasında hukuki yarar olmadığı ve Türk Medeni Kanununun 356/2. maddesine dayalı da bir davası bulunmadığı halde bu talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.”
Ne anlama geliyor? Karar, 356. maddenin ikinci fıkrasının her tasarruf için izin gerektirmediğini gösterir. Velâyet sahibi, çocuğun yasal temsilcisi olarak çocuk malları üzerinde kural olarak hâkimden izin almaksızın tasarrufta bulunabilir; hâkimin yetki vermesi, çocuğun bakımı, yetiştirilmesi ve eğitimi için zorunluluk bulunan ve 356. maddeye dayanan istemlere özgüdür. Böyle bir istem bulunmadığından Daire, talebin reddi yerine hukuki yarar yokluğu nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararı bozmuştur (TMK m. 342).
327 ve 356. maddelerin koşulları iddia edilmemişse veli, çocuğa miras kalan aracı hâkimden izin almaksızın satabilir; izin isteminde hukuki yarar yoktur
Babası hayatta olmayan çocuğun velisi olan anne, çocuğa miras kalan aracı satmak için hâkimden izin istedi; 327 ve 356. maddelerin koşulları ileri sürülmedi. Mahkeme istemi reddetti.
“Türk Medeni Kanununun 327. ve 356. maddelerine uygun olarak çocuğun eğitimi, bakımı korunması için ana baba yoksul oldukları takdirde veya çocuğun bakımı, yetiştirilmesi ve eğitimi için zorunlu olan hallerde hakim, çocuğun mallarından onun bakım ve eğitimine yetecek belli bîr miktar malın sarfedilmesi konusunda ana babaya izin verecek veya onlara belirlediği miktarlarda çocuğun diğer mallarına da başvurma yetkisi tanıyacaktır.”
Ne anlama geliyor? Karar, 356. madde ile velinin genel yönetim yetkisi arasındaki ilişkiyi özetler. Hâkim, ana ve baba yoksulsa veya çocuğun bakımı, yetiştirilmesi ve eğitimi için zorunluluk varsa, çocuğun mallarından belirli bir miktarın harcanmasına izin verir ya da diğer mallarına başvurma yetkisi tanır (TMK m. 327). Bu koşullar dışında veli, hâkimden izin almaksızın taşınır ve taşınmaz çocuk mallarını satabilir ve 360 ile 361. maddelerdeki olumsuz koşullar gerçekleşmedikçe bu malları yönetir. Olayda bu koşullar ileri sürülmediğinden izin isteminde hukuki yarar görülmemiş ve istemin reddi sonucu itibarıyla onanmıştır (TMK m. 352).
Velinin 356. maddeye aykırı olarak hâkimden yetki almadan satış yapması, velâyetin alınması için tek başına yeterli değildir; hâkim 360. madde uyarınca önlem alabilir
Veli, velâyeti altına konulan ergin kısıtlıya ait bir taşınmazı hâkimden yetki almaksızın sattı. Velâyetin veliden alınması istendi; mahkeme istemi reddetti ve hüküm davacı tarafından temyiz edildi.
“velinin, velayeti altına konulan ergin kısıtlıya ait taşınmazı Türk Medeni Kanununun 356/2. maddesine aykırı olarak hakimden yetki almaksızın sattığı toplanan delillerle gerçekleşmiş ise de, bu durumun velayetin davalıdan alınması için tek başına yeterli olmadığına, velinin kısıtlıya ait malları yönetmekte yeterli özeni göstermemesi halinde, hakimin Türk Medeni Kanununun 360'ncı maddesi çerçevesinde, veliden güvence istemek de dahil, uygun önlemleri her zaman için almasının mümkün bulunmasına göre, davacının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA”
Ne anlama geliyor? Karar, 356. maddeye aykırılığın yaptırımını gösterir. Yetki almadan satış yapılması velinin sorumluluğunu doğurabilir; ancak Daireye göre bu durum velâyetin veliden alınması için tek başına yeterli değildir. Veli kısıtlıya ait malları yönetmekte yeterli özeni göstermezse hâkim, veliden güvence istemek de dâhil olmak üzere 360. madde çerçevesinde uygun önlemleri her zaman alabilir; bu nedenle velâyetin alınması istemini reddeden hüküm onanmıştır (TMK m. 360, TMK m. 348).
Velâyet hakkının kötüye kullanılmasına dayanan tazminat davası, 327, 356 ve 363. maddeler çerçevesinde değerlendirilmelidir
Ergin olan çocuk, velâyet döneminde çocuk mallarıyla ilgili işlemleri nedeniyle babası aleyhine velâyet hakkının kötüye kullanılmasına dayalı tazminat davası açtı. Mahkeme davayı reddetti.
“Türk Medeni Kanununun 462/1.maddesi; taşınmazların alımı, satımı, rehnedilmesi ve bunlar üzerinde başka bir ayni hak kurulmasını vesayet makamının iznine bağladığına göre, Türk Medeni Kanununun 327.ve 356. maddeleri gereğince ana ve baba yoksul oldukları takdirde veya çocuğun bakımı, yetiştirilmesi ve eğitimi için zorunlu olan hallerde hakim, çocuğun mallarından onun bakım ve eğitimine yetecek belli bir miktar malın sarfedilmesi konusunda ana babaya izin verecek veya onun belirlediği miktarlarda çocuğun diğer mallarına da başvurma yetkisi tanıyacaktır.”
Ne anlama geliyor? Karar, 356. maddenin velinin sorumluluğu bakımından taşıdığı önemi gösterir. Vasinin taşınmaz işlemleri vesayet makamının iznine bağlıyken, velâyette hâkimin izni ancak 327 ve 356. maddelerdeki hâllerde, yani ana ve babanın yoksulluğu veya çocuğun bakımı, yetiştirilmesi ve eğitimi için zorunluluk bulunduğunda gündeme gelir. Ana ve baba çocuk mallarının geri verilmesinde vekil gibi sorumlu olduğundan, ergin olan çocuğun açtığı tazminat davasında işlemlerin bu hükümler çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir (TMK m. 363). Daire, hâkimin Türk hukukunu re'sen uygulayacağını hatırlatarak hukuki nitelendirmede hataya düşülüp davanın reddedilmesini usul ve yasaya aykırı bulmuştur.
Ergin olan çocuğun, velinin dürüstlük kuralına aykırı olarak başkasına devrettiği taşınmazın iadesi için açtığı dava aile mahkemesinde görülür
Ergin olan çocuk, velâyet döneminde babasının dürüstlük kuralına aykırı olarak başkasına devrettiği taşınmazın iadesi için babası aleyhine tapu iptali ve tescil davası açtı. Dava, aile mahkemesi dışında bir mahkemede esastan karara bağlandı; istinaf başvurusu esastan reddedildi.
“Somut olayda dava konusu uyuşmazlık ergin olan çocuk tarafından baba aleyhine Türk Medeni Kanununun 363. maddesine dayalı olarak açılan velayet hakkı sahibinin dürüstlük kurallarına aykırı olarak başkasına devrettiği taşınmazın iadesi isteğine ilişkindir. Mahkemelerin görevi kamu düzeni ile ilgilidir. Yargılamanın her aşamasında hakim tarafından kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir. 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 4/1. maddesi; 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun ikinci kitabından üçüncü kısım hariç olmak üzere (TMK m. 118-395, 5133 S.K m. 2-3) kaynaklanan bütün davaların Aile Mahkemesinde bakılacağı hükme bağlanmıştır. Açıklanan hükümler çerçevesinde görevli mahkeme Aile Mahkemesi'dir. O halde; Aile Mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken bu husus gözetilmeden işin esasına girilerek hüküm kurulması hatalı olup kararın bu gerekçeyle bozulması gerekmiştir.”
Ne anlama geliyor? Karar, çocuk mallarına ilişkin hükümlere dayanan davalarda görevli mahkemeyi belirler. Daire, 327, 342, 356 ve 363. maddeleri birlikte hatırlatmış; ergin olan çocuğun 363. maddeye dayanarak açtığı iade davasının Türk Medeni Kanunu'nun ikinci kitabından kaynaklandığını ve aile mahkemesinin görevine girdiğini belirtmiştir (4787 sayılı Kanun m. 4). Görev kamu düzenine ilişkin olduğundan, görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilmesi bozma sebebi sayılmış ve bölge adliye mahkemesi kararı kaldırılmıştır (TMK m. 363).
Velâyet altındaki kısıtlının bakımı için taşınmazlarının satışına yetki istenmesi 356. madde kapsamındadır ve aile mahkemesinde incelenir
Anne, kısıtlanan ergin kızının bakımı ve ihtiyaçları için ona miras kalan taşınmazların satışına izin verilmesini istedi. Mahkeme, davaya aile mahkemesi sıfatıyla bakmadan istemi kabul etti ve pazarlıkla satışa karar verdi; hüküm temyiz edilmeden kesinleşti.
“Davacının, kısıtlı ergin çocuğunun bakımı ve zorunlu ihtayaçlarını karşılamak için onun hissedar olduğu taşınmazları satma talebinin sözü edilen hüküm kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Ancak anılan hüküm Türk Medeni Kanununun ikinci kitabının ikinci kısmında düzenlenmiş bulunduğundan; bu hususta inceleme yapma görevi 4787 ve 5133 sayılı Kanunlar gereğince Aile Mahkemesine aittir. Görev kuralları kamu düzeniyle ilgili olup yargılamanın her aşamasında mahkemelerce kendiliğinden gözetilmesi gerekir. Mahkemece davaya aile mahkemesi sıfatıyla bakılması gerekirken bu hususa dikkat edilmemiş olması doğru bulunmamıştır.”
Ne anlama geliyor? Karar, 356. maddenin kısıtlanan ergin çocuklara da uygulanabildiğini ve görevli mahkemeyi gösterir. Kısıtlanan ergin çocuk kural olarak velâyet altında bırakıldığından ve ana veya babanın vasi olarak atanması hâlinde de velâyet hükümleri uygulanacağından, çocuğun bakımı ve zorunlu ihtiyaçları için taşınmazlarının satışına yetki istenmesi 356. maddenin ikinci fıkrası kapsamında değerlendirilir. Bu hüküm Kanun'un ikinci kitabında yer aldığından inceleme görevi aile mahkemesine aittir; Daire ayrıca vesayet hükümlerine göre pazarlıkla satışa karar verilmesini de yasaya aykırı bularak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemini kabul etmiştir (TMK m. 335).
Velinin, çocukların ihtiyaçları için kredi alabilmek amacıyla izin istemesi 327 ve 356. maddelerin uygulanmasını gerektirir; görevli mahkeme aile mahkemesidir
Veli, velâyeti altındaki çocukların ihtiyaçlarını karşılamak için bankadan kredi alabilmek amacıyla izin istedi. Mahkemeler arasında görev uyuşmazlığı çıktı.
“Somut olayda; Türk Medeni Yasasının 327. maddesinde, çocuğun bakımı ve eğitimi için gerekli giderlerin ana ve baba tarafından karşılanacağı, çocuğun özel durumu olağanüstü harcamalar yapılmasını gerektirdiğinde veya olağandışı herhangi bir sebebin varlığı halinde, hakimin izniyle çocuğunu mallarından onun bakım ve eğitimi ve yetecek belli bir miktarın sarfedilebileceği, Aynı Yasanın 356/2. maddesinde de, çocuğun bakımı, yetiştirilmesi ve eğitimi için zorunluluk varsa hakim ana ve babaya belirlediği miktarlarda çocuğun diğer mallarına da başvurma yetkisini tanıyabileceğine ilişkin hükümlerinin uygulanması gerektiği anlaşılmaktadır. Bu durumda; Türk Medeni Yasasının ikinci kitabının ikinci kısmında düzenlenen maddelerin uygulanmasında Aile Mahkemesi görevlidir.”
Ne anlama geliyor? Karar, çocuğun mallarına başvurmayı gerektiren izin istemlerinin hangi mahkemede görüleceğini belirler. Velinin çocukların ihtiyaçları için izin istemesi, çocuğun olağanüstü giderleri için hâkimin izniyle çocuğun mallarından harcama yapılmasını öngören 327. madde ile zorunluluk hâlinde çocuğun diğer mallarına başvurma yetkisini düzenleyen 356. maddenin ikinci fıkrasının uygulanmasını gerektirir. Bu hükümler Kanun'un ikinci kitabının ikinci kısmında yer aldığından Daire, aile mahkemesi sıfatıyla bakan mahkemeyi yargı yeri olarak belirlemiştir (TMK m. 327; 4787 sayılı Kanun m. 4).
Madde gerekçesi
Madde 356- Kısmen İsviçre Medenî Kanununun 1978 yılında yürürlüğe giren 320 nci maddesinden alınan bu maddede, çocuğa yapılan sermaye biçimindeki ödemelerin, tazminat ödemelerinin ve maddî değeri olan benzeri edimlerin, olağan ihtiyaçlar gerektirdiği ölçüde çocuğun bakımı için kısmen kullanılabileceği hükme bağlanmıştır. Maddenin ikinci fıkrası ise, çocuğun bakımı, yetiştirilmesi ve eğitimi için zorunluluk bulunduğu hâllerde hâkimin ana ve babaya, belirlediği miktarda çocuğun diğer mallarına da başvurma yetkisi tanıyabileceğini öngörmektedir. Ana ve babanın, ikinci fıkradaki olanaktan yararlanabilmesi, ancak hâkim kararı ile mümkündür.
Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), s. 130Gerekçe iki noktayı öne çıkarır. Birincisi, madde kısmen İsviçre Medenî Kanunu'nun 1978'de yürürlüğe giren 320. maddesinden alınmıştır; gerekçe eski Kanun'da bir karşılık göstermez. İkincisi, çocuğun diğer mallarına başvurma olanağından ana ve baba ancak hâkim kararıyla yararlanabilir.
743 sayılı eski Medeni Kanun'daki karşılığı
Eski Kanun'da bu maddenin doğrudan karşılığı yoktu. 743 sayılı Kanun çocuğun gelirinin öncelikle onun geçimi ve terbiyesine harcanacağını öngörüyor, çocuğa yapılan sermaye ödemelerine, tazminatlara veya çocuğun diğer mallarına bakım için başvurulmasını ayrıca düzenlemiyordu. En yakın eski hüküm, çocuğun gelirinin harcanmasına ilişkin 281. maddedir:
Çocuğun geliri, evvel emirde kendi infak ve terbiyesine sarfolunur; fazlası, karı kocadan hangisi aile masrafiyle mükellef ise ona ait olur.
743 sayılı Kanun, mevzuat.gov.tr| 743 sayılı Kanun dönemi | 4721 sayılı Kanun m. 356 | |
|---|---|---|
| Sermaye ödemeleri ve tazminatlar | Ayrıca düzenlenmemişti | Olağan ihtiyaçlar ölçüsünde kısmen kullanılabilir |
| Çocuğun diğer malları | Ayrıca düzenlenmemişti | Zorunluluk varsa hâkimin belirlediği miktarda |
| Kaynak | Yok | İsviçre Medenî Kanunu m. 320 |
Değişiklik geçmişi
| Tarih | Gelişme | Dayanak |
|---|---|---|
| 01.01.2002 | Madde yürürlüğe girdi | 4721 s. K. |
Madde 2002'den bu yana değişmemiştir; Tasarı metni Adalet Komisyonunda da değiştirilmemiştir. Bu sayfa hazırlanırken norm denetimi karar bankasında 356. maddeye ilişkin bir karara rastlanmamıştır.
İlgili maddeler
- TMK m. 327: Çocukların bakım ve eğitim giderlerini karşılama.
- TMK m. 342: Çocuğun temsil edilmesi.
- TMK m. 352: Çocuk mallarının yönetimi.
- TMK m. 355: Gelirlerin sarfı.
- TMK m. 357: Kazandırmalar.
- TMK m. 360: Çocuk mallarının korunması için uygun önlemler.
- TMK m. 361: Yönetimin kayyıma devri.
- TMK m. 363: Ana ve babanın sorumluluğu.
- TMK m. 462: Vesayet makamının izni gereken işlemler.
Çocuk mallarının bakım için kullanılması, mahkemeden alınacak yetki veya velinin çocuk malları üzerindeki işlemleri konusundaki sorularınız için boşanma avukatı sayfasındaki iletişim bilgilerinden bana ulaşabilirsiniz.
Sık sorulan sorular
TMK 356 ne diyor?
Olağan ihtiyaçlar gerektirdiği ölçüde sermaye biçiminde ödemelerin, tazminatların ve benzeri edimlerin çocuğun bakımı için kısmen kullanılabileceğini; zorunluluk varsa hâkimin ana ve babaya belirlediği miktarlarda çocuğun diğer mallarına da başvurma yetkisi tanıyabileceğini söyler.
Çocuğa ödenen tazminat bakımı için kullanılabilir mi?
Evet; ancak olağan ihtiyaçlar gerektirdiği ölçüde ve kısmen.
Çocuğun mülkünü bakımı için satabilir miyim?
Çocuğun bakımı, yetiştirilmesi ve eğitimi için zorunluluk varsa hâkim, belirlediği miktarlarda çocuğun diğer mallarına başvurma yetkisi tanıyabilir; koşulları bulunan istem reddedilmemelidir (Yargıtay 2. HD, 2013/8584 E., 2013/26962 K., 20.11.2013).
Mahkemeden yetki almak zorunlu mu?
Veli çocuk mallarını kural olarak izinsiz satabilir; 356. maddedeki yetki, izin alarak işlem yapan veliyi ileride sorumluluk davasına karşı korur (Yargıtay 2. HD, 2009/19741 E., 2010/8423 K., 28.04.2010).
İzin almadan satış yaparsam ne olur?
Sorumluluk davasıyla karşılaşabilirsiniz; ancak bu durum velâyetin alınması için tek başına yeterli görülmemiştir (Yargıtay 2. HD, 2014/5888 E., 2014/15848 K., 08.07.2014).
Mahkeme satışa pazarlık veya banka şartı koyabilir mi?
Bu yetki vesayetteki izin olmadığından, velinin özensizliğine dair bir delil yokken bu tür şartlar eklenmesi doğru bulunmamıştır (Yargıtay 2. HD, 2012/22322 E., 2013/15019 K., 30.05.2013).
Çocuğa bağlanan emekli maaşını almak için izin gerekir mi?
356. maddeye dayalı bir istem yoksa böyle bir izin isteminde hukuki yarar görülmemiştir (Yargıtay 2. HD, 2015/15213 E., 2015/24063 K., 15.12.2015).
Kısıtlı ergin çocuk için de bu kural geçerli mi?
Kısıtlanan ergin çocuk velâyet altında bırakılmışsa evet; istem aile mahkemesinde incelenir (Yargıtay 2. HD, 2010/3711 E., 2011/5583 K., 30.03.2011).
Yetki istemine hangi mahkeme bakar?
Aile mahkemesi (Yargıtay 20. HD, 2008/18100 E., 2009/1549 K., 05.02.2009).
Ergin olan çocuk velisine dava açabilir mi?
Evet; velâyet döneminde yapılan işlemler nedeniyle tazminat veya iade isteyebilir ve bu dava aile mahkemesinde görülür (Yargıtay 2. HD, 2025/4646 E., 2025/12098 K., 29.12.2025).
Eski Kanun'da bu hüküm var mıydı?
Hayır; madde kısmen İsviçre Medenî Kanunu'nun 320. maddesinden alınmıştır.
Madde yürürlüğe girdiğinden beri değişti mi?
Hayır.
Kaynaklar ve Mevzuat
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 327, 335, 342, 348, 352, 355, 356, 357, 360, 361, 363, 462
- 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun m. 4
- 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi m. 281 (mülga)
- Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), m. 356 gerekçesi s. 130, Tasarı ve Komisyon metni s. 447
- Yargıtay 2. HD, 2025/4646 E., 2025/12098 K., 29.12.2025
- Yargıtay 2. HD, 2015/15213 E., 2015/24063 K., 15.12.2015
- Yargıtay 2. HD, 2015/8027 E., 2015/12281 K., 10.06.2015
- Yargıtay 2. HD, 2014/5888 E., 2014/15848 K., 08.07.2014
- Yargıtay 2. HD, 2013/8584 E., 2013/26962 K., 20.11.2013
- Yargıtay 2. HD, 2012/22322 E., 2013/15019 K., 30.05.2013
- Yargıtay 2. HD, 2012/9950 E., 2013/3098 K., 11.02.2013
- Yargıtay 2. HD, 2010/3711 E., 2011/5583 K., 30.03.2011
- Yargıtay 2. HD, 2009/19741 E., 2010/8423 K., 28.04.2010
- Yargıtay 20. HD, 2008/18100 E., 2009/1549 K., 05.02.2009
