TMK 343, velâyet altındaki çocuğun kendi işlemleri bakımından ehliyetini ve borçlarından sorumluluğunu düzenler. Birinci fıkraya göre velâyet altındaki çocuğun fiil ehliyeti, vesayet altındaki kişinin ehliyeti gibidir. Buna göre ayırt etme gücüne sahip çocuk sınırlı ehliyetsizdir ve velisinin izni veya sonraki onaması olmadan kendi işlemleriyle borç altına giremez; velisinin izni olmadan kambiyo senediyle de borçlanamaz (Yargıtay 19. HD, 2017/1912 E., 2019/89 K., 14.01.2019). Çocuğun kural olarak dava ve takip ehliyeti de yoktur; ona karşı velisi gösterilmeden yapılan icra takibi geçersizdir (Yargıtay 12. HD, 2024/2743 E., 2024/8015 K., 02.10.2024). Vesayet hükümlerine yollama, velinin çocuk adına yaptığı işlemleri vesayet makamının iznine bağlamaz (Yargıtay 7. HD, 2022/1664 E., 2023/3408 K., 15.06.2023). İkinci fıkraya göre çocuk, borçlarından ana ve babanın çocuk malları üzerindeki haklarına bakılmaksızın kendi malvarlığı ile sorumludur; küçüğün borcu için velisinin malları haczedilemez (Yargıtay 12. HD, 2010/11903 E., 2010/24890 K., 26.10.2010).
- Fiil ehliyeti
- Kişinin kendi fiilleriyle hak edinebilmesi ve borç altına girebilmesi.
- Sınırlı ehliyetsizlik
- Ayırt etme gücüne sahip küçüğün, yasal temsilcisinin rızası olmadan kendi işlemleriyle borç altına girememesi.
- Onama (icazet)
- Yasal temsilcinin, küçüğün yaptığı işlemi sonradan kabul etmesi.
- Dava ve takip ehliyeti
- Bir davada veya icra takibinde bizzat ya da temsilci aracılığıyla usul işlemi yapabilme ehliyeti.
TMK 343 ne düzenler?
| Konu | Kural | Dayanak |
|---|---|---|
| Çocuğun ehliyeti | Vesayet altındaki kişinin ehliyeti gibi | TMK m. 343/1 |
| Ayırt etme gücü olmayan çocuk | Fiilleri kural olarak hukuki sonuç doğurmaz | TMK m. 15 |
| Ayırt etme gücüne sahip çocuk | Velinin izni veya onaması olmadan kendi işlemleriyle borç altına giremez | TMK m. 16, 451 |
| Rıza gerekmeyen işler | Karşılıksız kazanmalar ve kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar | TMK m. 16 |
| Onanmayan işlem | Taraflar verdiklerini geri isteyebilir | TMK m. 452 |
| Kambiyo senedi | Velinin izni gerekir; işlem ana ve babanın menfaatine ise kayyım ve hâkim onayı | Yargıtay 19. HD, 2019/89 K. |
| Vesayet makamı izni | Velinin çocuk adına yaptığı işlemlerde aranmaz | Yargıtay 7. HD, 2023/3408 K. |
| İcra takibi | Velisi gösterilmeden küçüğe karşı yapılan takip geçersiz | Yargıtay 12. HD, 2024/8015 K. |
| Tebligat | Küçüğe değil, kanuni temsilcisine yapılır | Yargıtay 1. HD, 2024/5144 K. |
| Çocuğun borçları | Çocuk kendi malvarlığıyla sorumlu; velinin malları haczedilemez | Yargıtay 12. HD, 2010/24890 K. |
TBMM gerekçesine göre madde, eski Kanun'un 269. maddesini kısmen karşılar ve İsviçre Medenî Kanunu'nun 305. maddesini örnek alan 1984 tarihli Öntasarının 260. maddesinin aynıdır. Gerekçe, eski metne göre hüküm değişikliği olmadığını belirtir; yalnızca eski 269. maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesi, yani vasi eliyle temsile ilişkin hükümlerin veli hakkında da uygulanacağına dair kural, Tasarının bir önceki maddesine alınmıştır (TMK m. 342). Tasarının 343. maddesi Adalet Komisyonunun değişiklik listesinde yer almamış, madde Tasarıdaki hâliyle kanunlaşmıştır (S. Sayısı 723, s. 311-315).
Bu maddede dikkat edilecek ilk nokta, çocuğa karşı yapılacak dava ve takiplerde onun velisinin hasım gösterilmesi gerektiğidir; velisi gösterilmeden küçüğe karşı yapılan icra takibi geçersizdir ve bu husus her zaman ileri sürülebilir (Yargıtay 12. HD, 2024/2743 E., 2024/8015 K., 02.10.2024). İkinci nokta, çocuğun borçlarından kendi malvarlığıyla sorumlu olmasıdır; yalnızca küçük aleyhine verilen bir karara dayanarak velinin malları haczedilemez (Yargıtay 12. HD, 2010/11903 E., 2010/24890 K., 26.10.2010). Üçüncü nokta, küçüğün velisiyle birlikte senet imzalamasının onu kendiliğinden borç altına sokmamasıdır; işlem ana ve babanın menfaatine ise kayyımın katılması ve hâkimin onayı gerekir (Yargıtay 19. HD, 2017/1912 E., 2019/89 K., 14.01.2019).
Birinci fıkra: çocuğun ehliyeti vesayet altındaki kişininki gibidir
- Ayırt etme gücü yoksa: Çocuğun fiilleri kural olarak hukuki sonuç doğurmaz (TMK m. 15).
- Ayırt etme gücü varsa: Çocuk sınırlı ehliyetsizdir; velinin izni veya sonraki onamasıyla borç altına girebilir (TMK m. 16; TMK m. 451).
- Rıza gerekmeyen işler: Karşılıksız kazanmalar ve kişiye sıkı sıkıya bağlı hakların kullanılması.
- Haksız fiil: Ayırt etme gücüne sahip çocuk haksız fiillerinden sorumludur (TMK m. 16).
Birinci fıkra, velâyet altındaki çocuğun ehliyetini ayrıca düzenlemek yerine vesayet hükümlerine yollama yapar: çocuğun fiil ehliyeti, vesayet altındaki kişinin ehliyeti gibidir. Küçükler için geçerli genel kurallar (TMK m. 14-16) velâyet altındaki çocuğa da uygulanır; yollamanın sonucu, vesayet altındaki kişinin yapabileceği işlere ilişkin hükümlerin veli ile çocuk arasındaki ilişkide de geçerli olmasıdır. Buna göre ayırt etme gücüne sahip çocuk, velisinin açık veya örtülü izniyle ya da sonraki onamasıyla yükümlülük altına girebilir veya bir haktan vazgeçebilir; işlem, diğer tarafın belirlediği veya hâkimin belirleyeceği uygun süre içinde onanmazsa diğer taraf bununla bağlı olmaktan kurtulur (TMK m. 451). Onanmayan işlemde taraflardan her biri verdiğini geri isteyebilir; çocuk ise yalnızca kanunda belirtilen zenginleşme tutarıyla sorumludur, fiil ehliyetine sahip olduğu konusunda karşı tarafı yanıltmışsa bu yüzden doğan zararı da karşılar (TMK m. 452).
Bu kuralın uygulamadaki açık bir sonucu, küçüğün senetle borç altına girmesinde görülür. Sözleşme ile borçlanmaya ehil olan kişi kambiyo senediyle de borçlanabilir; ancak ayırt etme gücüne sahip küçüğün kambiyo senedinden dolayı taahhüt altına girebilmesi velisinin iznine bağlıdır (Yargıtay 19. HD, 2017/1912 E., 2019/89 K., 14.01.2019). Aynı kararda, küçüğün babasının borcuna aval vermesi ana ve babanın menfaatine yapılan bir işlem sayılmış; bu durumda küçüğün borç altına girebilmesinin bir kayyımın katılmasına ve hâkimin onayına bağlı olduğu, babanın senedi küçükle birlikte imzalamasının icazet sayılamayacağı kabul edilmiştir (TMK m. 345).
Yollama, velinin temsil yetkisini daraltmaz. Velâyet altındaki çocuğun ehliyetinin vesayet altındaki kişininki gibi olması, velinin de vasi gibi vesayet makamından izin almak zorunda olduğu anlamına gelmez; 462. maddede sayılan izin gerektiren işlemler velâyetteki temsilde aranmaz (Yargıtay 7. HD, 2022/1664 E., 2023/3408 K., 15.06.2023). Bu ayrık kanunda da açıkça yazılıdır: kısıtlıların temsiline ilişkin hükümler, vesayet makamlarının iznine bağlı hususlar dışında velâyetteki temsilde uygulanır (TMK m. 342). Böylece 343. madde çocuğun kendi işlemlerini, 342. madde ise velinin çocuk adına yaptığı işlemleri düzenler.
Çocuğun ehliyetsizliğinin istisnaları da genel hükümlerden ve vesayet hükümlerinden çıkar. Kişiye sıkı sıkıya bağlı hakları kullanmada ve karşılıksız kazanmalarda yasal temsilcinin rızası gerekmez (TMK m. 16). Çocuğun kişisel kazancının ve bir meslek veya sanatla uğraşması için ana ve babası tarafından kendi malından verilen kısmın yönetimi ve bunlardan yararlanma hakkı çocuğa aittir (TMK m. 359); vesayet altındaki kişi de kendisine izin verilen meslek veya sanatla ilgili olağan işlemleri yapmaya yetkilidir ve bu işlemlerden bütün malvarlığıyla sorumludur (TMK m. 453). Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, ayırt etme gücüne sahip küçüklerin kişiye sıkı sıkıya bağlı haklarını kullanmada ve 359. ile 453. maddelerdeki gibi istisnai hâllerde dava ve takip ehliyetine de sahip olduğunu belirtmiştir (Yargıtay 12. HD, 2024/2743 E., 2024/8015 K., 02.10.2024).
Dava, takip ve tebligat
- Dava ehliyeti: Medeni hakları kullanma ehliyetine göre belirlenir; ehliyeti olmayanı kanuni temsilcisi temsil eder (HMK m. 51, 52).
- Takip: Küçüğe karşı takipte velisi hasım gösterilmelidir.
- Tebligat: Küçüğe değil, kanuni temsilcisine yapılır.
- Erginlik: Çocuk ergin olunca davaya kendisi devam eder.
343. maddenin birinci fıkrası, usul hukukunda dava ve takip ehliyeti olarak karşımıza çıkar. Dava ehliyeti medeni hakları kullanma ehliyetine göre belirlenir ve bu ehliyete sahip olmayanlar davada kanuni temsilcileri tarafından temsil edilir (HMK m. 51, 52). Ayırt etme gücüne sahip küçükler de istisnai hâller dışında dava ve takip ehliyetine sahip değildir; bu nedenle takip ehliyeti olmayanlara karşı başlatılan veya sürdürülen icra takipleri geçersizdir, bu husus kamu düzenine ilişkin olduğundan her zaman şikâyet yoluyla ileri sürülebilir ve icra müdürü ile icra mahkemesi tarafından kendiliğinden gözetilir (Yargıtay 12. HD, 2024/2743 E., 2024/8015 K., 02.10.2024). Yargıtay 10. Hukuk Dairesi ise itirazın iptali davasında bu eksikliği giderilebilir bir dava şartı eksikliği saymıştır: küçüğe karşı yapılan takibe velisi itiraz etmişse, husumetin veliye yöneltilmesiyle eksiklik tamamlanabilir ve dava hemen usulden reddedilmemelidir (Yargıtay 10. HD, 2015/11708 E., 2017/8815 K., 12.12.2017).
Aynı ilke davalarda ve tebligatta da geçerlidir. Paydaşları arasında küçük bulunan bir taşınmazda ortaklığın giderilmesi davasında hasım olarak küçüklerin velileri gösterilmeli, dava dilekçesi küçüklere doğrudan tebliğ edilmemelidir; veli bu davada hâkimden izin almak zorunda değildir (Yargıtay 14. HD, 2015/13746 E., 2017/4798 K., 07.06.2017). Tebligatın muhatabı olabilmek için fiil ehliyeti gerektiğinden karar ve temyiz dilekçesi gibi evrak da küçüğe değil, velâyet şerhi düşülerek kanuni temsilcisine tebliğ edilmelidir (Yargıtay 1. HD, 2024/2509 E., 2024/5144 K., 24.09.2024).
Çocuğun ehliyetindeki sınırlama erginlikle sona erer. Çocuk dava sırasında ergin olursa kanuni temsilcinin temsil görevi sona erer ve davaya çocuğun kendisi devam eder; Hukuk Genel Kurulu böyle bir durumda ergin olan çocuğun kendi adına verdiği vekâletnamenin dosyaya sunulmasını istemiştir (Yargıtay HGK, 2014/604 E., 2016/565 K., 27.04.2016). Hukuk Genel Kurulunun daha sonraki bir kararında ise velinin çocuk adına atadığı vekilin görevinin erginlikle kendiliğinden sona ermediği kabul edilmiştir (Yargıtay HGK, 2018/395 E., 2018/1184 K., 13.06.2018).
Çocuğun ehliyetinin sınırlı olması, onun kendi hakkındaki davalarda da temsil edilmesini gerektirir. Hukuk Genel Kurulu, çocuğun üstün yararına ilişkin temel hükümler arasında 343. maddenin birinci fıkrasını da saymış; velâyetin değiştirilmesi davasında çocuk ile ana ve baba arasında menfaat çatışması bulunduğunu kabul ederek küçüğü davada temsil etmek üzere kayyım atanması için vesayet makamına ihbarda bulunulmasını istemiştir (Yargıtay HGK, 2017/2486 E., 2018/1148 K., 30.05.2018; TMK m. 426).
İkinci fıkra: çocuk borçlarından kendi malvarlığıyla sorumludur
- Kural: Çocuğun borcundan çocuğun kendi malvarlığı sorumludur.
- Ana ve babanın hakları engel değildir: Yönetim ve kullanma hakları, çocuğun alacaklılarına karşı ileri sürülemez.
- Veli borçlu değildir: Küçüğün borcu için velinin malları haczedilemez.
- Ayrık: Çocuk ana ve babanın rızasıyla aile adına işlem yaparsa ana ve baba borç altına girer (TMK m. 344).
İkinci fıkra, çocuğun borçlarından kimin ve hangi mallarla sorumlu olduğunu belirler. Ana ve baba velâyet sürdükçe çocuğun mallarını yönetme (TMK m. 352) ve kullanma (TMK m. 354) hakkına sahiptir; ancak bu haklar çocuğun alacaklılarına karşı ileri sürülemez: çocuk, borçlarından ana ve babanın çocuk malları üzerindeki haklarına bakılmaksızın kendi malvarlığıyla sorumludur. Kural, velinin kendi malvarlığını da korur. Küçük aleyhine verilen tazminat kararına dayanan takipte borçlu küçüğün kendisidir; takipte velinin gösterilmesi onu borçlu yapmaz ve alacaklı küçüğün borcu için velinin mallarını haczettiremez (Yargıtay 12. HD, 2010/11903 E., 2010/24890 K., 26.10.2010).
Bu kural, ana ve babanın kendi sorumluluklarını ortadan kaldırmaz. Ayırt etme gücüne sahip çocuk haksız fiillerinden kendisi sorumludur (TMK m. 16); ev başkanı ise ev halkından olan küçüğün verdiği zarardan, durum ve koşulların gerektirdiği dikkatle onu gözetim altında bulundurduğunu veya bu özeni gösterseydi de zararın doğmasını engelleyemeyeceğini ispat etmedikçe sorumludur (TMK m. 369). Çocuk ayırt etme gücüne sahipse ana ve babanın rızasıyla aile adına hukuki işlem de yapabilir; bu işlemlerden ise ana ve baba borç altına girer (TMK m. 344).
Çocuğunuzla birlikte veya onun adına işlem yapıyorsanız, çocuğun kendi başına imzaladığı sözleşme ve senetlerin sizin izniniz veya onamanız olmadan onu bağlamayacağını bilin; işlem sizin menfaatinize ise, örneğin çocuğunuzun sizin borcunuza aval vermesi isteniyorsa, kayyımın katılması ve hâkimin onayı gerekir. Çocuğunuza karşı bir takip veya dava başlatıldıysa, ödeme emrinin ve dava dilekçesinin size, veli sıfatıyla tebliğ edilip edilmediğini kontrol edin; velisi gösterilmeden küçüğe karşı yapılan takip geçersizdir ve bu husus her zaman ileri sürülebilir. Çocuğunuzun borcu için sizin mallarınıza haciz konulduysa, çocuğun borcundan kendi malvarlığıyla sorumlu olduğunu icra mahkemesine şikâyet yoluyla ileri sürebilirsiniz. Dava sürerken çocuğunuz ergin olursa, ondan kendi adına vekâletname veya yapılan işlemlere icazet alın.
Yargıtay kararları
Aşağıdaki kararlar resmî karar arama sistemlerinden alınmıştır. Her kartta kararın vardığı ilke, olayın özeti, karardan birebir bir alıntı ve kararın uygulamadaki anlamı yer alır. Konuya göre süzmek için düğmeleri kullanabilirsiniz.
Küçüğün borcu için velisinin malları haczedilemez; çocuk borçlarından kendi malvarlığıyla sorumludur
Sulh hukuk mahkemesince küçük aleyhine hükmedilen tazminat, alacaklı tarafından icra takibine konu edildi; takipte borçlu olarak küçük, velayeten de babası gösterildi. Takip kesinleşince babanın mallarına haciz konuldu ve baba haczin kaldırılmasını istedi. İcra mahkemesi istemi kabul etti; Daire önce kararı bozdu, babanın karar düzeltme istemi üzerine bozma kararını kaldırdı.
“Türk Medeni Kanunu'nun 343.maddesi uyarınca çocuğun borçlarından anne ve babanın çocuk malları üzerindeki haklarına bakılmaksızın kendi mal varlığı ile sorumlu olacağı belirtilmiş olmakla”
Ne anlama geliyor? Karar, 343. maddenin ikinci fıkrasını doğrudan uygular. Küçük aleyhine verilen tazminat kararının borçlusu küçüğün kendisidir; takipte velinin gösterilmesi, velinin çocuğu temsil ettiğini gösterir, onu borçlu yapmaz. Bu olayda takip yalnızca küçük aleyhine verilmiş bir karara dayandığından alacaklı, küçüğün borcu için velinin kendi mallarını haczettiremez. Daire, önceki bozma kararında babanın Medeni Kanun hükümleri gereğince sorumlu olacağını kabul etmiş, karar düzeltme incelemesinde bu görüşten dönerek icra mahkemesi kararını onamıştır. Velinin kişisel sorumluluğu ancak ayrı bir hukuki sebebe, örneğin ev başkanının sorumluluğuna (TMK m. 369) dayanabilir.
343. maddenin vesayet hükümlerine yollaması, velinin temsil yetkisini vesayet makamının iznine bağlamaz
Küçükler adına velileri tarafından üçüncü kişiyle imzalanan 1976 tarihli bir satış vaadi sözleşmesinin geçerliliği tartışıldı. Bölge adliye mahkemesi, velâyet altındaki çocuğun fiil ehliyetinin vesayet altındaki kişinin ehliyeti gibi olduğunu belirterek olaya vesayet hükümlerinin uygulanması gerektiğini kabul etti. Daire kararı bozdu.
“Oysa ki maddenin içeriğinde "Vesayet makamlarının iznine bağlı hususlar dışında kısıtlıların temsiline ilişkin hükümler velâyetteki temsilde de uygulanır." denilerek vesayet makamlarının iznine bağlı hususları velayetteki temsil kapsamı dışında bırakmıştır. Dolayısıyla, vesayet makamının iznine bağlanan hususlar 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 462 inci maddesinde sayılmış olup, buradaki hususların aynı kanunun 343 üncü maddesinin açık hükmü uyarınca velayetteki temsilde uygulanmayacağı açıkça vurgulandığından, Bölge Adliye Mahkemesince kanun maddesinin yanılgılı olarak değerlendirmeye tabi tutulması da doğru görülmemiştir.”
Ne anlama geliyor? Karar, 343. maddenin birinci fıkrasındaki yollamanın kapsamını sınırlar. Daire, alıntıladığı kuralı 343. maddeye bağlamış olsa da bu kural metin olarak 342. maddenin üçüncü fıkrasında yer alır (TMK m. 342). Kararın özü şudur: velâyet altındaki çocuğun ehliyetinin vesayet altındaki kişininki gibi olması, velinin de vasi gibi vesayet makamından izin almak zorunda olduğu anlamına gelmez; 462. maddede sayılan izin gerektiren işlemler velâyetteki temsilde aranmaz (TMK m. 462). Daire ayrıca, olay tarihinde yürürlükte olan 743 sayılı Kanun'un 268. maddesine göre velinin çocuk malları üzerinde tasarruf için hâkim iznine ihtiyacı olmadığını, sözleşme veli ile üçüncü kişi arasında yapıldığı için çocuk ile ana ve baba arasındaki işlemlere ilişkin eski 271. maddenin uygulanmayacağını belirtmiştir; bugün aynı konuyu TMK m. 345 düzenler.
Velâyetin değiştirilmesi davasında çocuk ile ana ve baba arasında menfaat çatışması bulunduğundan çocuğa temsil kayyımı atanmalıdır
Boşanmada velâyeti babaya verilen çocuk için anne, velâyetin kendisine verilmesini istedi. Aile mahkemesi davayı kabul etti; Özel Daire, tanıkların dinlenmemesi ve eksik inceleme nedeniyle kararı bozdu, mahkeme önceki kararında direndi.
“Görüldüğü üzere, velayetin değiştirilmesine ilişkin davalar çocuğun güvenliğini doğrudan ilgilendiren davalardır. Bu kadar önemli bir davada, velayet hakkına sahip anne ya da babanın, kural olarak temsil olunanın menfaatine hareket ettiği kabul edilse dahi her zaman çocuğun yararına davranmayacağı, herhangi bir sebeple çocuk aleyhine hareket ederek onun zararına bir durum yaratma ihtimali olduğu da tartışmasızdır. Olağandır ki, bu tür davalarda davanın açılış amacı da diğer tarafın çocuğun menfaatine aykırı davrandığı iddiasıdır. O hâlde çocuk ile yasal temsilcisi arasında bir menfaat çatışmasının olduğu kabul edilerek TMK'nın 426. maddesinin ikinci fıkrası gereğince küçüğe bir temsil kayyımı atanması gerekmektedir.”
Ne anlama geliyor? Hukuk Genel Kurulu, çocuğun üstün yararına ilişkin temel hükümler arasında 339. ve 346. maddelerle birlikte 343. maddenin birinci fıkrasını da saymıştır. Kurul, velâyetin değiştirilmesi davasında ana ve babadan her birinin çocuğun aleyhine hareket etme ihtimalinin bulunduğunu, bu nedenle çocuk ile yasal temsilcisi arasında menfaat çatışması olduğunu kabul etmiş ve küçüğü davada temsil etmek üzere kayyım atanması için vesayet makamına ihbarda bulunulmasını istemiştir (TMK m. 426). Direnme kararı bu değişik gerekçeyle bozulmuş, karar oybirliğiyle verilmiştir.
Ayırt etme gücüne sahip küçük, velisinin izni olmadan kambiyo senediyle borç altına giremez; babasının borcuna aval veren küçük için kayyım ve hâkim onayı gerekir
Küçük, babasının keşideci olduğu bir bonoya aval veren sıfatıyla imza attı; alacaklı bonoya dayanarak ona karşı da icra takibi başlattı. Davacı, senedin düzenlendiği tarihte on sekiz yaşını doldurmadığını ileri sürerek borçlu olmadığının tespitini istedi. İlk derece mahkemesi, babanın da senedi imzalamasını icazet sayarak davayı reddetti.
“TTK.'nın 670. maddesine göre sözleşme ile borçlanmaya ehil olan kişi kambiyo senetleriyle borçlanmaya da ehildir, ancak ayırt etme gücü olanlar yani sınırlı ehliyetlilerden olan küçüğün kambiyo senetlerinden dolayı taahhüt altına girebilmesi için yapmış olduğu işlem yönünden, velisinin iznine ihtiyaç bulunmaktadır.”
Ne anlama geliyor? Karar, 343. maddenin birinci fıkrasının kambiyo hukukundaki sonucunu gösterir: ayırt etme gücüne sahip küçük, vesayet altındaki kişi gibi sınırlı ehliyetsizdir ve kambiyo senediyle ancak velisinin izniyle borç altına girebilir. Daire bir adım daha ileri giderek, senetteki asıl borçlu baba olduğu için işlemin ana ve babanın menfaatine yapıldığını, bu durumda küçüğün borç altına girebilmesinin bir kayyımın katılmasına ve hâkimin onayına bağlı olduğunu belirtmiştir (TMK m. 345). Babanın küçükle birlikte senedi imzalaması icazet sayılmamış, küçük bonodan sorumlu tutulmamış ve hüküm davacı yararına bozulmuştur.
Takip ehliyeti olmayan küçüklere karşı velileri gösterilmeden yapılan icra takibi geçersizdir; bu husus kamu düzenine ilişkindir ve kendiliğinden gözetilir
Alacaklı, ölen borçlunun imzasını taşıdığı ileri sürülen bir bonoya dayanarak mirasçılarına karşı kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip başlattı. Mirasçılar arasında yaşı küçük iki çocuk vardı; takip talebinde onların velisi hasım gösterilmedi. İcra mahkemesi imzaya itirazı inceleyerek takibin durdurulmasına karar verdi.
“Ayırdetme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar bazı istisnai (kişiye sıkı surette bağlı haklarını kullanmada; TMK.nun 453, 462/7, 359, 455.maddelerindeki) hallerde dava ve takip ehliyetine sahiptirler. Bu durumlar dışında ayırdetme gücüne sahip küçükler ve kısıtlıların dava ve takip ehliyetleri yoktur. Bu nedenle takip ehliyeti olmayanlar tarafından başlatılmış veya takip ehliyeti olmayanlara karşı başlamış veya devam edilmiş icra takipleri ve takip işlemleri geçersizdir. Anılan kişilerin, istisnai haller dışındaki dava ve takiplerde kanuni temsilcileri tarafından temsil olunmaları zorunludur. Takip ehliyeti yerleşik Yargıtay İçtihatlarına göre kamu düzenine ilişkin olduğundan her zaman (süresiz) şikayet yolu ile ileri sürülebilir. İcra müdürü ve icra mahkemesi bu işlemlerin geçersizliğini kendiliğinden (re'sen) gözetmelidir.”
Ne anlama geliyor? Karar, 343. maddenin birinci fıkrasının icra hukukundaki sonucunu açıkça ortaya koyar: ayırt etme gücüne sahip küçüğün de kural olarak dava ve takip ehliyeti yoktur. Kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar ile meslek, sanat ve kişisel kazanca ilişkin işler gibi istisnalar dışında küçük, takipte kanuni temsilcisi tarafından temsil edilmelidir. Daire, küçükler yönünden velinin hasım gösterilmemesi nedeniyle takibin re'sen iptali gerektiğini ve imzaya itirazın esasına girilmemesi gerektiğini belirtmiş; ancak temyiz edenin sıfatı nedeniyle bu hususu aleyhe bozma nedeni yapmamış, tazminata ilişkin yanlışlıkları düzelterek kararı onamıştır.
Takip ehliyeti olmayan küçüğe karşı açılan itirazın iptali davasında yaş küçüklüğü giderilebilir bir dava şartı eksikliğidir; dava hemen usulden reddedilmemelidir
Sosyal Güvenlik Kurumu, küçüğe bağladığı ölüm aylığını iptal ederek yersiz ödeme borcu çıkardı ve ödenmeyince takibe geçti. Takibe küçüğün velisi olan anne itiraz etti; Kurum itirazın iptalini istedi. İş mahkemesi, on sekiz yaşından küçük davalı hakkında takip yapılamayacağı gerekçesiyle davayı usulden reddetti.
“takip tarihinde her ne kadar takip ehliyeti olmayan davalı hakkında ödeme emri tanzim edilmiş ise de, gerek takip sürecinde gerekse dava sürecinde davalının annnesine husumet yöneltilmesi suretiyle dava şartı olan yaş küçüklüğünün tamamlanabilecek türden bir dava şartı niteliğinin bulunması nedeniyle eksik olan bu şartın açıklanan şekilde giderilmesi suretiyle işin esasına girilerek karar verilmesi gereği dikkate alınmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.”
Ne anlama geliyor? Karar, küçüğe karşı yapılan takipteki ehliyet eksikliğinin dava aşamasında nasıl ele alınacağını gösterir. Ödeme emri küçük adına düzenlenmiş olsa da itirazı velisi yapmışsa, itirazın iptali davasında husumetin veliye yöneltilmesiyle eksiklik giderilebilir. Daire, giderilmesi mümkün dava şartı eksikliklerinde mahkemenin bunun tamamlanması için kesin süre vermesi gerektiğini hatırlatmış (HMK m. 115/2) ve işin esasına girilmeden verilen usulden ret kararını bozmuştur.
Paydaşları arasında küçük bulunan taşınmazda ortaklığın giderilmesi davasında hasım olarak velileri gösterilmelidir; veli için hâkim izni gerekmez
Bir alacaklı, icra mahkemesinden aldığı yetki belgesine dayanarak borçlunun miras yoluyla paydaşı olduğu taşınmazlarda ortaklığın giderilmesini istedi. Paydaş mirasçılar arasında iki küçük vardı ve dava dilekçesi doğrudan onların adına tebliğe çıkarıldı. Sulh hukuk mahkemesi davayı kısmen kabul etti.
“Öte yandan, davaya konu taşınmazın paydaşları arasında küçük bulunması halinde velayet hakkına sahip olan anne ve babaları onları temsile yetkili olduğundan paydaşlığın giderilmesi davalarında onlar hasım gösterilir. Veli sıfatıyla hareket eden anne ve babanın hakimden izin alması gerekmez. Ancak velinin menfaati ile küçüğün menfaati çatışmakta veya bu kişilerin bir engeli olması durumunda Medeni Kanun'un 376. maddesine göre sulh hukuk mahkemesi tarafından tayin edilen kayyım vasıtasıyla davaya devam olunur.”
Ne anlama geliyor? Karar, 343. maddenin birinci fıkrasının dava hukukundaki sonucunu gösterir: küçük davada kendi başına usul işlemi yapamaz, onu velâyet hakkına sahip ana ve babası temsil eder. Daire, dava dilekçesinin küçüklere doğrudan tebliğ edilmesini hukuki dinlenme hakkının ihlali saymış ve velilerin hasım gösterilerek taraf teşkili sağlanması için kararı bozmuştur (HMK m. 27). Veli bu davada hâkimden izin almak zorunda değildir; velinin menfaati küçüğünkiyle çatışıyorsa çocuğa kayyım atanır (TMK m. 426).
Fiil ehliyeti olmayan küçüğe tebligat yapılamaz; karar ve temyiz dilekçesi velâyet şerhiyle kanuni temsilciye tebliğ edilmelidir
Tapu iptali ve tescil davasında davalılardan biri yargılama sırasında öldü. Bölge adliye mahkemesi kararı ve temyiz dilekçesi, mirasçıları olan yaşı küçük çocuklara doğrudan tebliğ edildi.
“Tebligatın muhataba yapılabilmesi için muhatabın medenî hakları kullanma ehliyetine, kısaca fiil ehliyetine sahip olması gerekir. Fiil ehliyetine sahip olmayan kişilere tebligat yapılamaz. Tebligatın kanunî temsilciye yapılması gerekir.”
Ne anlama geliyor? Karar, küçüğün fiil ehliyetinin bulunmamasının usul işlemlerine etkisini gösterir: tebligatın muhatabı olabilmek için fiil ehliyeti gerekir. Daire, küçüklere doğrudan yapılan tebligatı yeterli görmemiş; küçüklerin velâyet altında bulunduğuna ilişkin şerh düşülerek Tebligat Kanunu hükümlerine uygun tebligat yapılması ve temyiz süresinin beklenmesi için dosyayı bölge adliye mahkemesine geri çevirmiştir.
Çocuk dava sırasında ergin olursa yasal temsilcinin temsil görevi sona erer ve davaya çocuk devam eder
Ev başkanının sorumluluğuna dayanan tazminat davası, davacı çocuk ergin olmadığı için ana ve babası tarafından velayeten verilen vekâletnameyle açıldı. Çocuk yargılama sırasında ergin oldu; dosyada onun kendi adına verdiği bir vekâletname bulunmuyordu. Hukuk Genel Kurulu, direnme kararının esasını incelemeden önce bu eksikliği ön sorun olarak ele aldı.
“Bilindiği üzere, çocuk dava sırasında ergin (reşit) hale gelirse, kanuni mümessilin temsil görevi sona erer ve davaya (ergin olan) çocuk devam eder. Vekil ile müvekkili arasındaki vekalet ilişkisi güvene dayalıdır. Kural olarak, vekaletten azil veya istifa her zaman olanaklıdır. Çocuk, ergin (reşit) olduktan sonra davasını bizzat kendisi takip edebileceği gibi kendi adına düzenlenecek vekaletname ile daha önce görevlendirilen avukatı ya da bir başka avukatı vekil olarak ataması da olanaklıdır.”
Ne anlama geliyor? Karar, 343. maddenin birinci fıkrasındaki ehliyet sınırlamasının erginlikle sona erdiğini ve bunun yargılamaya etkisini gösterir. Kurul, ergin olan çocuğun kendi adına verdiği vekâletnamenin dosyaya sunulması için dosyayı yerel mahkemeye geri çevirmiştir; karar oyçokluğuyla verilmiştir. Hukuk Genel Kurulunun daha sonraki bir kararında ise velinin çocuk adına atadığı vekilin görevinin çocuğun ergin olmasıyla kendiliğinden sona ermediği kabul edilmiştir (Yargıtay HGK, 2018/395 E., 2018/1184 K., 13.06.2018). Bu nedenle çocuk dava sırasında ergin olduğunda, ondan kendi adına vekâletname veya yapılan işlemlere icazet alınması ihtiyatlı bir yoldur.
Madde gerekçesi
Madde 343- Yürürlükteki Kanunun 269 uncu maddesini kısmen karşılamaktadır. Madde, İsviçre Medenî Kanununun 305 inci maddesini örnek alan 1984 tarihli Öntasarının 260 ıncı maddesinin aynıdır. Yürürlükteki metne göre hüküm değişikliği yoktur. Yalnız yürürlükteki metnin birinci fıkrasının ikinci cümlesi Tasarının bir önceki maddesine alınmıştır.
Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), s. 128Gerekçe kısadır ve maddenin yeni bir kural getirmediğini vurgular: velâyet altındaki çocuğun ehliyetinin vesayet altındaki kişininki gibi olması ve çocuğun borçlarından kendi malvarlığıyla sorumlu olması eski Kanun döneminde de geçerliydi. Gerekçenin işaret ettiği tek yapısal değişiklik, eski 269. maddede ehliyet kuralıyla aynı fıkrada yer alan temsil kuralının ayrılmasıdır; vasi eliyle temsile ilişkin hükümlerin veli hakkında da uygulanacağına dair cümle 342. maddenin üçüncü fıkrasına taşınmıştır (TMK m. 342).
743 sayılı eski Medeni Kanun'daki karşılığı
Gerekçenin belirttiği gibi madde, eski Kanun'un 269. maddesini kısmen karşılar:
Velayet altındaki çocuk, ehliyet itibariyle vesayet altındaki kimse gibidir. Vesayet altında bulunan kimsenin idari muamelata iştiraki müstesna olmak üzere vasi marifetiyle temsile mütaallik hükümler, veli hakkında da tatbik olunur. Bir borç iltizam eden çocuk kendi malından ödemekte mükelleftir. Bu hususta ana ve babanın; çocuğun malları üzerinde haiz oldukları idare ve intifa haklarına bakılmaz.
743 sayılı Kanun, mevzuat.gov.trEski ve yeni metin karşılaştırıldığında birinci fıkranın ilk cümlesi ile ikinci fıkranın aynı kuralı sadeleşmiş bir dille tekrarladığı görülür. Eski metin, ana ve babanın çocuk malları üzerindeki haklarını idare ve intifa hakları olarak adlandırıyordu; yeni metin bunları genel olarak çocuk malları üzerindeki haklar diye anar. Yeni Kanun'da bu haklar yönetim (TMK m. 352) ve kullanma (TMK m. 354) hakkı olarak ayrıca düzenlenmiştir.
| 743 sayılı Kanun m. 269 | 4721 sayılı Kanun m. 343 | |
|---|---|---|
| Çocuğun ehliyeti | Vesayet altındaki kimse gibi | Vesayet altındaki kişinin ehliyeti gibi |
| Vasi eliyle temsil hükümleri | Aynı fıkrada, veli hakkında da uygulanır | TMK m. 342/3'e alındı |
| Çocuğun borçları | Kendi malından ödemekle yükümlü | Kendi malvarlığı ile sorumlu |
| Ana ve babanın hakları | İdare ve intifa haklarına bakılmaz | Çocuk malları üzerindeki haklarına bakılmaz |
Değişiklik geçmişi
| Tarih | Gelişme | Dayanak |
|---|---|---|
| 01.01.2002 | Madde iki fıkra olarak yürürlüğe girdi | 4721 s. K. |
Madde 2002'den bu yana değişmemiştir; Tasarı metni Adalet Komisyonunda da değiştirilmemiştir. Bu sayfa hazırlanırken norm denetimi karar bankasında 343. maddeye ilişkin bir karara rastlanmamıştır.
İlgili maddeler
- TMK m. 335: Velâyetin koşulları.
- TMK m. 342: Çocuğun temsil edilmesi.
- TMK m. 344: Çocuğun aileyi temsil etmesi.
- TMK m. 345: Çocuk ile ana ve baba arasındaki hukukî işlemler.
- TMK m. 352: Çocuk mallarının yönetimi.
- TMK m. 354: Çocuk mallarının kullanılması.
- TMK m. 359: Meslek veya sanat için verilen mal ve kişisel kazanç.
- TMK m. 369: Ev başkanının sorumluluğu.
- TMK m. 426: Temsil kayyımı.
- TMK m. 451: Vasinin rızası.
- TMK m. 452: Onamamanın sonucu.
- TMK m. 453: Meslek veya sanat.
- TMK m. 462: Vesayet makamının izni.
Çocuğun işlemleri, çocuk mallarının yönetimi veya boşanma sonrasında velâyet konusundaki sorularınız için boşanma avukatı İstanbul sayfasındaki iletişim bilgilerinden bana ulaşabilirsiniz.
Sık sorulan sorular
TMK 343 ne diyor?
Velâyet altındaki çocuğun fiil ehliyetinin vesayet altındaki kişinin ehliyeti gibi olduğunu ve çocuğun borçlarından, ana ve babanın çocuk malları üzerindeki haklarına bakılmaksızın kendi malvarlığıyla sorumlu olduğunu söyler.
Velâyet altındaki çocuk tek başına sözleşme yapabilir mi?
Ayırt etme gücüne sahipse velisinin izni veya sonraki onamasıyla borç altına girebilir; izin veya onama yoksa işlem onu bağlamaz (TMK m. 16; TMK m. 451).
Hangi işler için velinin izni gerekmez?
Karşılıksız kazanmalar ve kişiye sıkı sıkıya bağlı hakların kullanılması için (TMK m. 16).
Veli işlemi onamazsa ne olur?
Taraflardan her biri verdiğini geri isteyebilir; çocuk yalnızca kanunda belirtilen zenginleşme tutarıyla sorumludur (TMK m. 452).
Çocuğun imzaladığı bono geçerli mi?
Velisinin izni yoksa çocuk bonodan sorumlu olmaz; bono ana ve babanın borcu içinse kayyımın katılması ve hâkimin onayı da gerekir (Yargıtay 19. HD, 2017/1912 E., 2019/89 K., 14.01.2019).
Çocuk kendi kazancını yönetebilir mi?
Evet; çocuğun kişisel kazancının ve meslek veya sanat için kendisine verilen malın yönetimi ve bunlardan yararlanma hakkı çocuğa aittir (TMK m. 359).
Çocuğa karşı icra takibi nasıl yapılır?
Takip talebinde çocuğun velisi hasım gösterilmelidir; aksi hâlde takip geçersizdir (Yargıtay 12. HD, 2024/2743 E., 2024/8015 K., 02.10.2024).
Çocuğa yapılan tebligat geçerli mi?
Fiil ehliyeti olmayan küçüğe tebligat yapılamaz; tebligat kanuni temsilcisine yapılmalıdır (Yargıtay 1. HD, 2024/2509 E., 2024/5144 K., 24.09.2024).
Çocuğun borcu için velinin malları haczedilebilir mi?
Hayır; çocuk borçlarından kendi malvarlığıyla sorumludur (Yargıtay 12. HD, 2010/11903 E., 2010/24890 K., 26.10.2010).
Çocuğun verdiği zarardan ana ve baba sorumlu mu?
Ayırt etme gücüne sahip çocuk haksız fiilinden kendisi sorumludur; ana ve baba da ev başkanı olarak, gerekli özeni gösterdiklerini ispat edemezlerse sorumlu olur (TMK m. 369).
Çocuk aile adına işlem yapabilir mi?
Ayırt etme gücüne sahipse ana ve babanın rızasıyla yapabilir; bu işlemlerden ana ve baba borç altına girer (TMK m. 344).
Veli, çocuk adına işlem yaparken vesayet makamından izin almak zorunda mı?
Hayır; 343. maddenin vesayet hükümlerine yollaması velinin temsil yetkisini izne bağlamaz (Yargıtay 7. HD, 2022/1664 E., 2023/3408 K., 15.06.2023).
Dava sürerken çocuk ergin olursa ne olur?
Temsil görevi sona erer ve davaya çocuk devam eder; ondan kendi adına vekâletname alınması ihtiyatlı bir yoldur (Yargıtay HGK, 2014/604 E., 2016/565 K., 27.04.2016).
Velâyetin değiştirilmesi davasında çocuğu kim temsil eder?
Hukuk Genel Kurulu, bu davada çocuğa temsil kayyımı atanması gerektiğini kabul etmiştir (Yargıtay HGK, 2017/2486 E., 2018/1148 K., 30.05.2018).
Eski Kanun'da bu hüküm var mıydı?
Evet; 743 sayılı Kanun m. 269 aynı kuralları içeriyordu.
Madde hangi kaynaktan alınmıştır?
İsviçre Medenî Kanunu'nun 305. maddesini örnek alan 1984 tarihli Öntasarının 260. maddesinden.
Madde yürürlüğe girdiğinden beri değişti mi?
Hayır.
Kaynaklar ve Mevzuat
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 14, 15, 16, 335, 342, 343, 344, 345, 352, 354, 359, 369, 426, 451, 452, 453, 462
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 27, 51, 52, 115
- 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi m. 269 (mülga)
- Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), m. 343 gerekçesi s. 128, Komisyon değişiklik listesi s. 311-315
- Yargıtay HGK, 2018/395 E., 2018/1184 K., 13.06.2018
- Yargıtay HGK, 2017/2486 E., 2018/1148 K., 30.05.2018
- Yargıtay HGK, 2014/604 E., 2016/565 K., 27.04.2016
- Yargıtay 1. HD, 2024/2509 E., 2024/5144 K., 24.09.2024
- Yargıtay 7. HD, 2022/1664 E., 2023/3408 K., 15.06.2023
- Yargıtay 10. HD, 2015/11708 E., 2017/8815 K., 12.12.2017
- Yargıtay 12. HD, 2024/2743 E., 2024/8015 K., 02.10.2024
- Yargıtay 12. HD, 2010/11903 E., 2010/24890 K., 26.10.2010
- Yargıtay 14. HD, 2015/13746 E., 2017/4798 K., 07.06.2017
- Yargıtay 19. HD, 2017/1912 E., 2019/89 K., 14.01.2019
