TMK 339, velâyetin kapsamını beş fıkrada belirler. Birinci fıkraya göre ana ve baba, çocuğun bakım ve eğitimi konusunda onun menfaatini göz önünde tutarak karar alır ve uygular; güncel kararlarda bu fıkra, velâyet düzenlemesinde çocuğun üstün yararı ilkesinin dayanakları arasında sayılır (Yargıtay 2. HD, 2025/9999 E., 2026/5061 K., 05.05.2026). İkinci fıkraya göre çocuk ana ve babasının sözünü dinlemekle yükümlüdür. Üçüncü fıkraya göre ana ve baba olgunluğu ölçüsünde çocuğa hayatını düzenleme olanağı tanır ve önemli konularda onun düşüncesini göz önünde tutar; ayırt etme gücüne sahip çocuğun görüşü kural olarak alınmalıdır, ancak uzman aracılığıyla alınan görüş yeterli olabilir (Yargıtay HGK, 2019/96 E., 2022/571 K., 19.04.2022). Dördüncü fıkraya göre çocuk ana ve babasının rızası dışında evi terk edemez ve yasal sebep olmaksızın onlardan alınamaz. Beşinci fıkraya göre çocuğun adını ana ve babası koyar; adın değiştirilmesi istemi de iki ebeveynin katılımıyla görülmelidir (Yargıtay HGK, 2010/18-643 E., 2010/648 K., 08.12.2010).
- Bakım ve eğitim
- Çocuğun beslenmesi, barınması, sağlığı, okulu ve yetiştirilmesine ilişkin kararların tümü.
- Çocuğun üstün yararı
- Çocuğu ilgilendiren kararlarda çocuğun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişiminin öncelikli ölçüt olması.
- Ayırt etme gücü
- Akla uygun biçimde davranma yeteneği; çocuk bakımından, kendisini ilgilendiren bir konuda görüş oluşturabilecek olgunluk.
- Yasal sebep
- Çocuğun ana ve babadan alınmasına imkân veren, çocuğun yerleştirilmesi ve velâyetin kaldırılması gibi kanunda öngörülmüş sebepler.
TMK 339 ne düzenler?
| Fıkra | Kural | Uygulamada |
|---|---|---|
| 1 | Ana ve baba çocuğun menfaatine göre bakım ve eğitim kararı alır | Velâyet düzenlemesinde üstün yarar ölçütü (Yargıtay 2. HD, 2026/5061 K.) |
| 2 | Çocuk ana ve babasının sözünü dinler | Eski Kanun m. 264/2 ile içerik olarak aynı |
| 3 | Olgunluğu ölçüsünde hayatını düzenleme; önemli konularda düşüncesi | Çocuğun görüşü alınır (Yargıtay HGK, 2022/571 K.) |
| 3 | Görüş alınmadan velâyet hükmü | Eksik inceleme (Yargıtay 2. HD, 2012/1401 K.) |
| 4 | Çocuk evi terk edemez; yasal sebep olmadıkça alınamaz | Koşullar yoksa velâyet sahibine teslim (Yargıtay 2. HD, 2010/20421 K.) |
| 5 | Adı ana ve baba koyar | Anlaşmazlıkta hâkimin müdahalesi (Yargıtay 2. HD, 2017/14036 K.) |
| 5 | Adın değiştirilmesi | İki ebeveyn davada yer almalı (Yargıtay HGK, 2010/648 K.) |
| 5 | Velâyeti olmayan ebeveynin itirazı | Aile hayatına saygı hakkına aykırı değil (AYM, Meliha Siviş, B. No: 2015/18910) |
TBMM gerekçesine göre madde, kısmen eski Kanun'un 264. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarını karşılar ve İsviçre Medenî Kanunu'nun dört fıkralık 301. maddesi örnek alınarak beş fıkra hâlinde kaleme alınmıştır. Gerekçe fıkraları tek tek açıklar: birinci fıkrada ana ve babanın çocuğun menfaatini göz önünde tutarak onun bakımı ve eğitimi hususunda karar alıp uygulayacağı; ikinci fıkranın içerik olarak eski Kanun'un 264. maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesiyle aynı olduğu; üçüncü fıkranın velâyet altındaki ayırt etme gücüne sahip çocuğun kendi işlerinde olanak bulundukça söz sahibi olabilmesindeki yarar fikrine dayandığı; dördüncü fıkranın eski Kanun'un 262. maddesindeki çocuğun yasal sebep olmadıkça ana ve babadan alınamayacağı esasına, çocuğun da evi ana ve babasının rızası dışında terk edemeyeceğini eklediği; beşinci fıkranın ise eski 264. maddenin son fıkrasındaki kuralı tekrarladığı belirtilmiştir. Tasarının 339. maddesi Adalet Komisyonunun değişiklik listesinde yer almamış, madde Tasarıdaki hâliyle kanunlaşmıştır (S. Sayısı 723, s. 311-315).
Bu maddede dikkat edilecek ilk nokta, velâyet davalarında çocuğun görüşünün alınması gerektiğidir; görüş ve düşüncelerini açıklama olgunluğuna erişen çocuğun görüşü alınmadan velâyet hükmü kurulması eksik incelemedir (Yargıtay 2. HD, 2011/4130 E., 2012/1401 K., 26.01.2012). Görüş uzman aracılığıyla alınmışsa çocuğun ayrıca hâkim huzurunda dinlenmesi zorunlu değildir. İkinci nokta çocuğun adıdır: ad ana ve baba tarafından birlikte konulur; velâyet sahibi ebeveyn adın değiştirilmesi için tek başına dava açarsa diğer ebeveynin davaya katılması sağlanmalıdır, aksi hâlde verilen karar sonradan kaldırılabilir (AYM, Meliha Siviş, B. No: 2015/18910, 09.01.2019). Üçüncü nokta, çocuğun yasal sebep olmaksızın ana ve babadan alınamayacağıdır; çocuğun yerleştirilmesi için kanunda öngörülen koşulların varlığı gösterilmelidir (TMK m. 347).
Birinci fıkra: çocuğun menfaatine göre bakım ve eğitim kararları
- Karar yetkisi: Ana ve baba; evlilik sürerken birlikte, boşanma veya ayrılıkta velâyet kendisine bırakılan ebeveyn.
- Ölçü: Çocuğun menfaati.
- Kapsam: Bakım (beslenme, barınma, sağlık) ve eğitim; eğitimin içeriği ayrıca düzenlenmiştir (TMK m. 340).
- Mahkeme için ölçüt: Velâyet düzenlemesinde çocuğun üstün yararı.
Birinci fıkra velâyetin özünü tanımlar: ana ve baba, çocuğun bakım ve eğitimi konusunda gerekli kararları alır ve uygular. Bu yetki sınırsız değildir; kararlar çocuğun menfaati göz önünde tutularak verilir. Evlilik sürerken bu kararları ana ve baba birlikte alır (TMK m. 336); boşanma veya ayrılıkta velâyet kendisine bırakılan ebeveyn bu yetkiyi kullanır. Velâyetin kapsamı genel olarak çocuğun bakımı, eğitimi, öğretimi, korunması ve temsili ile çocuğun kişiliğine ve mallarına ilişkin hak ve yükümlülüklerdir (Yargıtay HGK, 2017/2446 E., 2019/80 K., 07.02.2019). Birinci fıkranın ölçütü yalnız ana ve babayı değil mahkemeyi de bağlar. 2. Hukuk Dairesinin güncel kararlarında 339. maddenin birinci fıkrası, çocuğun üstün yararı ilkesinin kanuni dayanakları arasında sayılır: velâyet düzenlenirken çocuğun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişiminin sağlanması amaçlanır, ana ve babanın yararları ise çocuğun üstün yararını etkilemediği ölçüde gözetilir (Yargıtay 2. HD, 2025/9999 E., 2026/5061 K., 05.05.2026).
İkinci fıkra: çocuğun söz dinleme yükümlülüğü
İkinci fıkra, velâyet ilişkisinin çocuk bakımından karşılığını düzenler: çocuk ana ve babasının sözünü dinlemekle yükümlüdür. Gerekçeye göre bu fıkra içerik olarak eski Kanun'un 264. maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesiyle aynıdır; eski metin "Çocuk, ana ve babasına riayete mecburdur" diyordu. Bu yükümlülük, üçüncü fıkradaki olgunluğu ölçüsünde çocuğa hayatını düzenleme olanağı tanınması kuralıyla birlikte okunmalıdır; iki fıkra birlikte, çocuk büyüdükçe kendi hayatına ilişkin kararlarda söz sahibi olma alanının genişlediğini gösterir. Söz dinleme yükümlülüğü ana ve babaya çocuğun kişiliğine zarar verecek bir yetki vermez; çocuğun menfaati ve gelişmesi tehlikeye düşer ve ana ve baba duruma çare bulamazsa hâkim, çocuğun korunması için uygun önlemleri alır (TMK m. 346).
Üçüncü fıkra: olgunluğu ölçüsünde söz hakkı ve çocuğun görüşü
- Kural: Ana ve baba, olgunluğu ölçüsünde çocuğa hayatını düzenleme olanağı tanır.
- Önemli konular: Olabildiğince çocuğun düşüncesi göz önünde tutulur.
- Mahkemede: Ayırt etme gücüne sahip çocuğun görüşü kural olarak alınır.
- Yöntem: Hâkim doğrudan veya psikolog, pedagog, sosyal çalışmacı gibi uzmanlar aracılığıyla.
- Sınır: Görüş bağlayıcı değildir; çocuğun üstün yararı gerektiriyorsa aksine karar verilebilir.
Üçüncü fıkra, gerekçenin ifadesiyle velâyet altındaki ayırt etme gücüne sahip çocuğun kendi işlerinde olanak bulundukça söz sahibi olabilmesindeki yarar fikrine dayanır. Fıkra doğrudan ana ve babaya hitap eder; ama bu hüküm uluslararası sözleşmelerle birlikte mahkemeler için de bir yükümlülük olarak okunmakta ve görüş ve düşüncelerini açıklama olgunluğuna erişen çocuğun görüşü alınmadan velâyet hükmü kurulması eksik inceleme sayılmaktadır (Yargıtay 2. HD, 2011/4130 E., 2012/1401 K., 26.01.2012). Aynı sonuca, velâyeti babaya verilen çocuklar bakımından da varılmıştır (Yargıtay 2. HD, 2010/9141 E., 2011/11427 K., 04.07.2011).
Hukuk Genel Kurulu, çocuğun konu olduğu bütün uyuşmazlıklarda ayırt etme gücüne sahip çocuğun görüşünün kural olarak alınması gerektiğini, bu ilkenin çocuğun üstün yararı için konulduğunu ve çocuğun menfaati zarar görmedikçe uygulanacağını belirtmiştir (Yargıtay HGK, 2019/96 E., 2022/571 K., 19.04.2022). Kurula göre görüş, hâkim tarafından doğrudan alınabileceği gibi uzmanlar aracılığıyla da alınabilir; uzman aracılığıyla görüşü alınmış çocuğu mahkeme huzurunda aynı konuda yeniden konuşmaya zorlamak, çocuğun üstün yararıyla bağdaşmaz. Çocuğun görüşü mahkemeyi bağlamaz; idrak çağındaki çocuğun görüşüne gereken önem verilir, ama üstün yararı gerektiriyorsa görüşünün aksine de karar verilebilir (Yargıtay 2. HD, 2025/9999 E., 2026/5061 K., 05.05.2026).
Dördüncü fıkra: çocuk evi terk edemez, ana ve babadan alınamaz
Dördüncü fıkra iki kural koyar: çocuk ana ve babasının rızası dışında evi terk edemez ve yasal sebep olmaksızın onlardan alınamaz. Gerekçeye göre fıkra, eski Kanun'un 262. maddesindeki çocuğun kanuni sebep olmadıkça ana ve babadan alınamayacağı esasına, çocuğun da evi ana ve babasının rızası dışında terk edemeyeceği kuralını eklemiştir. Yasal sebepler kanunda düzenlenmiştir: çocuğun menfaati ve gelişmesi tehlikeye düştüğünde hâkimin alacağı koruma önlemleri (TMK m. 346), çocuğun bedensel ve zihinsel gelişmesi tehlikede bulunur veya çocuk manen terk edilmiş hâlde kalırsa çocuğun bir aile yanına veya bir kuruma yerleştirilmesi (TMK m. 347) ve velâyetin kaldırılması (TMK m. 348).
Bu koşullar gösterilmeden velâyet altındaki çocuk ana ve babadan uzak tutulamaz. Dosyada çocuğun yerleştirilmesini gerektiren bir durumun varlığına ilişkin delil bulunmuyorsa, velâyet altındaki çocuğun velâyet sahibi ana ve babaya teslimine karar verilmelidir (Yargıtay 2. HD, 2009/17801 E., 2010/20421 K., 06.12.2010). Fıkranın ceza hukukunda da bir karşılığı vardır: Türk Ceza Kanunu m. 234/3, kanuni temsilcisinin bilgisi veya rızası dışında evi terk eden çocuğu, rızasıyla da olsa, ailesini veya yetkili makamları durumdan haberdar etmeksizin yanında tutan kişiyi şikâyet üzerine cezalandırır.
Beşinci fıkra: çocuğun adı
- Kural: Çocuğun adını ana ve baba birlikte koyar.
- Evlilikte anlaşmazlık: Eşler hâkimin müdahalesini isteyebilir (TMK m. 195).
- Tek taraflı ek ad: Diğer ebeveynin rızası yoksa eklenen ad nüfus kaydından silinir.
- Ad değişikliği davası: İki ebeveyn davada yer almalıdır; bu bir dava şartıdır.
- Boşanmadan sonra: Velâyeti olmayan ebeveynin de katılımı sağlanmalıdır.
Beşinci fıkra, eski Kanun'un 264. maddesinin son fıkrasındaki kuralı tekrar eder: çocuğun adını ana ve babası koyar. Ad, velâyetin kapsamındadır ve ana ve baba tarafından birlikte konulur. Doğum bildirimini yapan ebeveynin çocuğa tek başına ad koyabileceği sonucu çıkarılamaz; nüfus mevzuatı doğum bildirimini kimin yapacağını düzenler, adı kimin koyacağını düzenlemez. Evli ana ve baba çocuğun adı konusunda anlaşamazsa, evlilik birliğine ilişkin önemli bir konuda uyuşmazlık olarak hâkimin müdahalesini isteyebilir (Yargıtay 2. HD, 2016/26017 E., 2017/14036 K., 04.12.2017). Ana ve babanın anlaştığı adın yanına birinin diğerinin rızası olmadan ikinci bir ad ekletmesi de bu kurala aykırıdır ve eklenen adın nüfus kaydından terkini gerekir (Yargıtay 2. HD, 2009/8289 E., 2009/12732 K., 29.06.2009).
Adın sonradan değiştirilmesi ayrı bir sorundur. Adın değiştirilmesi haklı sebebe bağlıdır (TMK m. 27); 339. maddenin son fıkrası ise bu davada kimlerin yer alması gerektiğini belirler. Hukuk Genel Kurulu, çocuğun adını ana ve baba birlikte belirlediğinden değiştirilmesini de birlikte istemeleri gerektiğini, birlikte başvurmazlarsa veya anlaşamazlarsa birinin açtığı davaya diğerinin taraf olarak katılmasının sağlanması gerektiğini kabul etmiştir; boşanma ve velâyetin bir ebeveyne verilmesi bu sonucu değiştirmez (Yargıtay HGK, 2010/18-643 E., 2010/648 K., 08.12.2010). Anayasa Mahkemesi de velâyeti olmayan ebeveynin katılımı sağlanmadan verilen bir ad değişikliği kararının onun istemiyle kaldırılmasını aile hayatına saygı hakkına aykırı bulmamış ve bu konuda çocukla aile bağını sürdüren diğer ebeveyne de imkân tanınması gerektiğini belirtmiştir (AYM, Meliha Siviş, B. No: 2015/18910, 09.01.2019). Velâyet sahibi annenin açtığı bir isim değişikliği davasında bir asliye hukuk mahkemesi, boşanmada velâyetin çocuğun bırakıldığı tarafa ait olduğunu düzenleyen hükmün iptali için başvurmuş; Anayasa Mahkemesi bu hükmün o davada uygulanacak kural olmadığını belirterek başvuruyu yetkisizlik nedeniyle reddetmiştir (AYM, E. 2025/175, K. 2025/169, 10.09.2025).
Boşanma veya velâyet davasında çocuğunuz görüş bildirecek olgunluktaysa, mahkemeden çocuğun görüşünün uzman aracılığıyla alınmasını isteyebilirsiniz. Çocuğu kendi tarafınızı tutması için yönlendirmeyin; çocuğun yönlendirilmesi velâyet değerlendirmesinde dikkate alınan hususlar arasındadır (Yargıtay HGK, 2017/2446 E., 2019/80 K., 07.02.2019). Çocuğun adını değiştirmek istiyorsanız, velâyet sizde olsa bile diğer ebeveynin davaya katılmasını sağlayın; aksi hâlde verilen karar sonradan kaldırılabilir. Haklı sebebi, örneğin çocuğun çevresinde başka bir adla tanınmasını, tanık ve belgelerle gösterin. Evliyseniz ve çocuğun adı konusunda anlaşamıyorsanız, eşinizin tek başına ad koymasına karşı hâkimin müdahalesini isteyebilirsiniz. Velâyet sizdeyken çocuğunuz sizden uzak tutuluyorsa, aile mahkemesinden çocuğun size teslimini isteyin.
Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararları
Aşağıdaki kararlar resmî karar arama sistemlerinden alınmıştır. Her kartta kararın vardığı ilke, olayın özeti, karardan birebir bir alıntı ve kararın uygulamadaki anlamı yer alır. Konuya göre süzmek için düğmeleri kullanabilirsiniz.
Çocuğun adını ana ve baba birlikte belirler; adın değiştirilmesini birlikte istemeleri, anlaşamazlarsa diğer ebeveynin davaya katılması gerekir
Boşanmadan sonra velâyet kendisine verilen anne, çocuğun çevresinde başka bir adla tanındığını belirterek nüfus kaydındaki adının değiştirilmesi için tek başına dava açtı. Yerel mahkeme davayı reddetti; Özel Daire haklı neden bulunduğu gerekçesiyle kararı bozdu, yerel mahkeme önceki kararında direndi.
“Taraflar boşanmış ve velayet davacı anneye verilmiş olsa da; bu durum eldeki davada dava dışı olan küçüğün babasının gerçekte onun babası olması durumu değiştirmez. Kaldı ki, velayet şartlarında daha sonradan oluşabilecek değişiklik nedeniyle velayetin babaya verilmesi de ihtimal dahilindedir. Yukarıda da belirtildiği üzere çocuğun adını anne ve baba birlikte belirlediklerinden değiştirilmesi talebini de yasal şartların oluşması halinde mahkemeden birlikte istemeleri gerekir. Anne ve babanın bu taleplerini birlikte yapmamaları veya değişiklik üzerinde anlaşamamaları halinde birinin başvurusu üzerine değerinin davada taraf olarak katılımı sağlanmalıdır.”
Ne anlama geliyor? Hukuk Genel Kurulu, 339. maddenin son fıkrasındaki "çocuğun adını ana ve babası koyar" kuralından usule ilişkin önemli bir sonuç çıkarmıştır: çocuğun adını ana ve baba birlikte belirlediğine göre, yasal şartlar varsa adın değiştirilmesini de birlikte istemeleri gerekir. Boşanma ve velâyetin bir ebeveyne verilmesi bu sonucu değiştirmez; velâyeti olmayan ebeveyn de çocuğun ana veya babasıdır ve velâyet ileride ona verilebilir. Ebeveynler birlikte başvurmazsa veya değişiklik üzerinde anlaşamazsa, birinin açtığı davada diğerinin davaya taraf olarak katılması sağlanmalıdır; bu bir dava şartıdır ve mahkemece kendiliğinden gözetilir. Kurul bu nedenle direnme kararını değişik gerekçeyle bozmuş; görüşmeler sırasında çocuğun da dinlenmesi gerektiği yönündeki görüşlere değinmiş, ancak bunu o aşamada ayrıca bozma nedeni yapmamıştır. Aynı ilke sonraki kararlarda da uygulanmıştır (Yargıtay 8. HD, 2019/6290 E., 2019/11048 K., 09.12.2019).
Velâyeti olmayan ebeveynin katılımı sağlanmadan verilen ad değişikliği kararının onun istemiyle kaldırılması aile hayatına saygı hakkını ihlal etmez
Boşanmadan sonra velâyet kendisine verilen anne, çocuğun adının değiştirilmesi için dava açtı; ilk dava reddedildi, ikinci davada ad değiştirildi. Bu davaya katılımı sağlanmayan baba, ad değişikliği kararının kaldırılmasını istedi ve mahkeme kararı kaldırdı. Anne, aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğini ileri sürerek bireysel başvuruda bulundu.
“Velayet altında bulunan küçükler hakkındaki isim değişikliklerine ilişkin taleplerin yalnızca velayet hakkı sahibi olan ebeveyn tarafından değil çocuğun menfaatlerinin gerektirdiği durumlar ile haklı ve makul beklentilerin oluştuğu durumlarda çocuk ile aile bağını sürdüren diğer tarafça da ileri sürülebilmesine imkân sağlanmalıdır.”
Ne anlama geliyor? Anayasa Mahkemesi, çocuğun adına ilişkin uyuşmazlığı ana ve babanın çatışan aile hayatı menfaatleri arasında bir denge sorunu olarak ele almıştır. Mahkemeye göre velâyet altındaki çocuğun adının değiştirilmesi istemi yalnızca velâyet sahibi ebeveyne ait bir yetki olarak görülmemelidir; çocuğun menfaatinin gerektirdiği ve haklı beklentilerin oluştuğu durumlarda çocukla aile bağını sürdüren diğer ebeveynin de bu konuda istemde bulunabilmesine imkân tanınmalıdır. Somut olayda derece mahkemeleri önceki davada babanın katılımının sağlanmadığını gözetmiş, taraf teşkilini sağlayarak iddiaları incelemiş ve yeterli gerekçeyle karar vermiştir; bu nedenle ad değişikliği kararının kaldırılması aile hayatına saygı hakkını ihlal etmemiştir. Karar, çocuğun adının değiştirilmesinde iki ebeveynin de davada yer alması gerektiğine ilişkin Hukuk Genel Kurulu yaklaşımıyla örtüşür (Yargıtay HGK, 2010/18-643 E., 2010/648 K., 08.12.2010).
Çocuğun adını ana ve baba birlikte koyar; bu konuda anlaşamayan eşler hâkimin müdahalesini isteyebilir
Evli ana ve babanın çocuğu doğdu. Anne, babaya haber vermeden nüfus müdürlüğüne başvurarak çocuğun adını tescil ettirdi. Baba, çocuğun adının ana ve babanın uzlaşmasıyla konulabileceğini belirterek hâkimin müdahalesini istedi. Mahkeme, doğum bildirimini annenin yapabileceği ve annenin tek başına ad koymasına yasal bir engel bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetti.
“Mahkemenin gerekçesine esas aldığı Nüfus Hizmetleri Kanununda çocuğun adının konulmasına ilişkin bir düzenleme olmayıp, Kanunun 15/5. maddesinde doğum olayının bildirilmesi düzenlenmektedir. Yasal gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; çocuğu diğer kişilerden ayıran onun kişi olarak ifade edilmesini sağlayan, aynı ailedeki kişileri birbirinden ayırt etmeye yarayan bir kavram olan çocuğun adını ana ve babası birlikte koyarlar. Ancak, ana ve babanın, velayet hakkının kapsamı içerisinde yer alan çocuğun adı konusunda anlaşmazlığa düşmeleri halinde, ana ve baba ayrı ayrı veya birlikte hakimin müdahalesini isteyebilirler.”
Ne anlama geliyor? Bu karar, 339. maddenin son fıkrasının evlilik sürerken nasıl uygulanacağını gösterir. Nüfus Hizmetleri Kanunu doğum bildirimini kimin yapacağını düzenler; çocuğun adını kimin koyacağını düzenlemez. Doğum bildirimini yapan ebeveynin çocuğa tek başına ad koyabileceği sonucu bu nedenle çıkarılamaz. Daire'ye göre çocuğun adını ana ve baba birlikte koyar; ad velâyetin kapsamındadır ve ana ve baba bu konuda anlaşamazsa, evlilik birliğine ilişkin önemli bir konuda uyuşmazlık olarak ayrı ayrı veya birlikte hâkimin müdahalesini isteyebilirler (TMK m. 195). Mahkeme, delilleri toplayarak 195. maddedeki usul çerçevesinde karar vermelidir. Anlaşılan adın yanına ebeveynlerden birinin diğerinin rızası olmadan ikinci bir ad ekletmesi de aynı ilkeye aykırıdır; böyle bir olayda eklenen adın nüfus kaydından terkini gerektiği kabul edilmiştir (Yargıtay 2. HD, 2009/8289 E., 2009/12732 K., 29.06.2009).
Ayırt etme gücüne sahip çocuğun görüşü kural olarak alınmalıdır; görüş uzman aracılığıyla alınmışsa çocuğun hâkim huzurunda yeniden dinlenmesi gerekmez
Boşanma davasında idrak çağındaki çocuğun velâyet konusundaki görüşü mahkeme psikoloğu tarafından alındı; çocuk annesiyle yaşamaktan mutlu olduğunu ve onunla kalmak istediğini söyledi. Özel Daire, çocuğun hâkim tarafından bizzat dinlenmesi gerektiği gerekçesiyle velâyet hükmünü bozdu. Mahkeme, çocuğun duruşmada dinlenmesinin psikolojisini olumsuz etkileyebileceğini belirterek direndi.
“Hâl böyle olunca çocuğun konu olduğu bütün uyuşmazlıklarda, ayırtım gücüne sahip çocuğun kural olarak görüşünün alınması gereklidir. Bu prensip, çocuğun üstün yararının gözetilmesi için konulmuş bir hüküm olup, çocuğun yararı olduğu takdirde ve çocuğun menfaati bundan zarar görmediği sürece uygulanmalıdır.”
Ne anlama geliyor? Hukuk Genel Kurulu, 339. maddenin üçüncü fıkrasını Çocuk Haklarına Dair Sözleşme'nin 12. maddesi ve Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi'nin 3 ve 6. maddeleriyle birlikte okuyarak çocuğun görüşüne başvurulması ilkesini açıklamıştır. Ana ve baba, olgunluğu ölçüsünde çocuğa hayatını düzenleme olanağı tanır ve önemli konularda olabildiğince onun düşüncesini göz önünde tutar; Kurul bu hükümden, çocuğun konu olduğu bütün uyuşmazlıklarda ayırt etme gücüne sahip çocuğun görüşünün kural olarak alınması gerektiği sonucunu çıkarmıştır. Ancak bu ilke çocuğun zorla konuşturulmasına dönüştürülmemelidir. Görüş hâkim tarafından doğrudan alınabileceği gibi psikolog, pedagog veya sosyal çalışmacı gibi uzmanlar aracılığıyla da alınabilir. Çocuğun görüşü uzman tarafından alınmışsa, onu mahkeme huzurunda aynı konuda yeniden konuşmaya zorlamak psikolojik baskı yaratır ve çocuğun üstün yararıyla bağdaşmaz. Direnme kararı bu nedenle değişik gerekçeyle yerinde bulunmuştur.
Görüş ve düşüncelerini açıklama olgunluğuna erişen çocuğun görüşü alınmadan velâyet hükmü kurulamaz
Boşanma davasında ortak çocuğun velâyeti anneye verildi. Çocuk görüş ve düşüncelerini açıklama olgunluğuna erişmişti; mahkeme çocuğun görüşünü almadan velâyet hükmü kurdu.
“Türk Medeni Kanununun 339, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinin 12 ve Çocuk Haklarının Kullanılmasına Dair Avrupa Sözleşmesinin 3 ve 6. maddesi gereğince küçüğün görüş ve düşünceleri alınmadan yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm tesisi usul ve yasaya aykırıdır.”
Ne anlama geliyor? Daire, çocuğun görüşünün alınması yükümlülüğünü doğrudan 339. maddeye ve uluslararası sözleşmelere dayandırmıştır. Görüş ve düşüncelerini açıklama olgunluğuna erişmiş çocuğun görüşü alınmadan velâyet konusunda hüküm kurulması eksik incelemedir ve bozma sebebidir. Aynı ilke, velâyeti babaya verilen çocuklar bakımından da uygulanmıştır (Yargıtay 2. HD, 2010/9141 E., 2011/11427 K., 04.07.2011). Çocuğun görüşü alınır ama mahkemeyi bağlamaz; çocuğun üstün yararı gerektiriyorsa görüşünün aksine karar verilebilir (Yargıtay 2. HD, 2025/9999 E., 2026/5061 K., 05.05.2026). Görüşün nasıl alınacağına ilişkin ayrıntılı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun kararında yer alır (Yargıtay HGK, 2019/96 E., 2022/571 K., 19.04.2022).
Velâyet düzenlemesinde temel ilke çocuğun üstün yararıdır; 339/1 bu ilkenin dayanaklarındandır ve idrak çağındaki çocukların görüşü alınmadan karar verilemez
Karşılıklı boşanma davalarında bölge adliye mahkemesi ortak çocukların velâyetini anneye verdi. Çocuklar idrak çağındaydı. Erkek, kararı velâyet düzenlemesi yönünden de temyiz etti.
“Velayet ve kişisel ilişki düzenlemesi yapılırken; gözönünde tutulması gereken temel ilke, çocuğun "Üstün yararı"dır (Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme m. 3; Çocuk Haklarının Kullanılmasına ilişkin Avrupa Sözleşmesi m.l; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 339 uncu maddesinin birinci fıkrası, 343 üncü maddenin birinci fıkrası ve 346 ıncı maddenin birinci fıkrası; 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu 4 üncü maddesinin (b) bendi). Çocuğun üstün yararını belirlerken; onun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişiminin sağlanması amacının gözetilmesi gereklidir. Ana ve babanın yararları; boşanmadaki kusurları, ahlaki değer yargıları, sosyal konumları gibi durumları, çocuğun üstün yararını etkilemediği ölçüde gözönünde tutulur. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinin 12 inci ve Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesinin 3 ve 6 ıncı maddeleri idrak çağındaki çocukların kendilerini ilgilendiren konularda görüşünün alınması ve görüşlerine gereken önemin verilmesini öngörmektedir. Çocukların üstün yararı gerektirdiği takdirde, görüşlerinin aksine karar verilmesi mümkündür.”
Ne anlama geliyor? Daire'nin güncel kararlarında kullandığı bu formül, 339. maddenin birinci fıkrasını çocuğun üstün yararı ilkesinin kanuni dayanakları arasında sayar: ana ve baba, çocuğun bakım ve eğitimi konusunda onun menfaatini göz önünde tutarak karar alır ve uygular. Aynı ölçüt velâyet düzenlemesinde mahkemeyi de bağlar. Çocuğun üstün yararı belirlenirken bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişimi gözetilir; ana ve babanın boşanmadaki kusurları, ahlaki değer yargıları ve sosyal konumları ise çocuğun üstün yararını etkilemediği ölçüde dikkate alınır. İdrak çağındaki çocukların görüşü alınmalı ve görüşlerine gereken önem verilmelidir; ancak çocukların üstün yararı gerektiriyorsa görüşlerinin aksine de karar verilebilir. Somut olayda Daire, gerektiğinde idrak çağındaki çocukların bizzat dinlenerek görüşlerinin alınması ve psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacıdan oluşan heyete inceleme yaptırılarak yeniden uzman raporu alınması gerektiğini belirterek velâyet hükmünü eksik inceleme nedeniyle bozmuştur.
Ergin olmayan çocuk yasal sebep olmaksızın ana ve babadan alınamaz; çocuğun yerleştirilmesi koşulları yoksa çocuk velâyet sahibine teslim edilmelidir
Baba, ergin olmayan çocuğun kendisine teslim edilmesini istedi; mahkeme istemi reddetti. Çocuk ana ve babasının velâyeti altındaydı ve dosyada çocuğun ana ve babadan alınmasını gerektiren bir durum bulunmuyordu. Temyiz incelemesinden önce çocuk ergin oldu.
“Dosyada yasanın 347.maddesinde belirtilen bir durumun varlığına ilişkin delil bulunmamaktadır. Bu durumda Türk Medeni Kanununun 335.maddesi gereğince ergin olmayan çocuğun velayet hakkına sahip anne ve babaya teslimine karar verilmesi gerekirken, babanın çocuğun kendisine teslimi yönündeki isteğinin reddedilmesi usul ve yasaya aykırı ise de;”
Ne anlama geliyor? 339. maddenin dördüncü fıkrası iki kural koyar: çocuk ana ve babasının rızası dışında evi terk edemez ve yasal sebep olmaksızın onlardan alınamaz. Yasal sebeplerin başında çocuğun korunmasına ilişkin önlemler gelir: çocuğun bedensel ve zihinsel gelişmesi tehlikede bulunur veya çocuk manen terk edilmiş hâlde kalırsa hâkim, çocuğu ana ve babadan alarak bir aile yanına veya bir kuruma yerleştirebilir (TMK m. 347). Daire, dosyada bu koşulların varlığına ilişkin bir delil bulunmadığını, bu nedenle velâyet altındaki çocuğun velâyet sahibi ana ve babaya teslimine karar verilmesi gerektiğini ve babanın isteminin reddinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir. Ancak temyiz incelemesinden önce çocuk ergin olduğundan ana ve babanın kanundan doğan velâyeti kendiliğinden sona ermiş ve dava konusuz kalmıştır; hüküm bu nedenle sonucu itibarıyla onanmıştır.
Madde gerekçesi
Madde 339- Madde kısmen yürürlükteki Kanunun 264 üncü maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarını karşılamaktadır. Yürürlükteki maddenin birinci fıkrası velâyetin kapsamıyla ilgili olmadığı için, bu maddeye alınmıştır. Madde, İsviçre Medenî Kanununun dört fıkralık 301 inci maddesi hükmü örnek alınmak suretiyle beş fıkra hâlinde kaleme alınmıştır. Birinci fıkraya göre, ana ve baba çocuğun menfaatini göz önünde tutarak onun bakımı ve eğitimi hususunda karar alır ve uygularlar. İkinci fıkra ise, içerik olarak, yürürlükteki Kanunun 264 üncü maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesi hükmüyle aynıdır. Üçüncü fıkradaki hüküm, velâyet altındaki ayırt etme gücüne sahip çocuğun kendi işlerinde olanak bulundukça söz sahibi olabilmesindeki yarar fikrine dayanmaktadır. Yürürlükteki metnin ikinci fıkrasında yer alan, beden ve akılca sakatlarla ilgili olan hüküm, bir sonraki "Eğitim" kenar başlıklı maddeye alınmıştır. Dördüncü fıkra, yürürlükteki Kanunun 262 nci maddesinin birinci cümlesinde dile getirilen ve çocuğun yasal sebep olmadıkça ana ve babadan alınamayacağını ifade eden esas ile birlikte çocuğun da evi ana ve babasının rızası dışında terkedemeyeceğini belirtmektedir. Beşinci fıkra, yürürlükteki Kanunun 264 üncü maddesinin son fıkrasındaki kuralı tekrar etmektedir.
Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), s. 127Gerekçe, eski Kanun'daki hükümlerin yeni Kanun'da nereye taşındığını da gösterir. Eski 264. maddenin birinci fıkrası velâyetin kapsamıyla ilgili görülmemiştir; bu fıkranın konusu olan ölüm ve boşanmada velâyetin kime ait olacağı sorusu yeni Kanun'da 336. maddenin üçüncü fıkrasında düzenlenmiştir (TMK m. 336). Eski metnin ikinci fıkrasında yer alan bedensel ve zihinsel engelli çocuklara ilişkin hüküm ise bir sonraki "Eğitim" başlıklı maddeye alınmıştır ve bugün 340. maddenin ikinci fıkrasında yer alır (TMK m. 340). Gerekçenin en dikkat çekici ifadesi üçüncü fıkraya ilişkindir: ayırt etme gücüne sahip çocuğun kendi işlerinde olanak bulundukça söz sahibi olabilmesinde yarar görülmüştür. Bu ifade, Yargıtay'ın çocuğun görüşünün alınmasına ilişkin kararlarının da kanuni dayanaklarından birini oluşturur (Yargıtay HGK, 2019/96 E., 2022/571 K., 19.04.2022).
743 sayılı eski Medeni Kanun'daki karşılığı
Gerekçenin belirttiği gibi madde, eski Kanun'un 264. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarını ve 262. maddesinin birinci cümlesini karşılar:
Çocuk, küçük iken ana ve babasının velayeti altındadır; kanuni sebep olmadıkça, ana ve babadan alınamaz. Hakim, vasi tayinine lüzum görmedikçe hacredilen çocukları dahi, ana ve babanın velayetine tabidirler.
743 sayılı Kanun, mevzuat.gov.trKarı kocadan birinin vefatı halinde, velayet, sağ kalana ve boşanma halinde çocukların tevdi olunduğu tarafa, ait olur. Çocuk, ana ve babasına riayete mecburdur. Ana ve baba, kudretlerine göre çocuğu yetiştirmekle ve çocuk alil veya aklı zayıf ise haline münasip bir terbiye vermekle mükelleftirler. Çocuğun adını, ana ve babası kor.
743 sayılı Kanun, mevzuat.gov.trEski ve yeni metinler karşılaştırıldığında üç yenilik öne çıkar. Birincisi, yeni Kanun ana ve babanın karar yetkisini açıkça çocuğun menfaatine bağlamıştır. İkincisi, eski Kanun'da bulunmayan, çocuğa olgunluğu ölçüsünde hayatını düzenleme olanağı tanınması ve önemli konularda düşüncesinin göz önünde tutulması kuralı eklenmiştir. Üçüncüsü, çocuğun yasal sebep olmadıkça ana ve babadan alınamayacağı kuralına, çocuğun da evi ana ve babasının rızası dışında terk edemeyeceği eklenmiştir. Çocuğun söz dinleme yükümlülüğü ve adın ana ve baba tarafından konulması ise eski Kanun'daki gibi korunmuştur.
| 743 sayılı Kanun | 4721 sayılı Kanun m. 339 | |
|---|---|---|
| Ana ve babanın karar yetkisi | Kudretlerine göre yetiştirme | Çocuğun menfaatine göre bakım ve eğitim kararı |
| Çocuğun yükümlülüğü | Ana ve babasına riayete mecbur | Sözünü dinlemekle yükümlü |
| Çocuğun söz hakkı | Hüküm yok | Olgunluğu ölçüsünde; önemli konularda düşüncesi |
| Çocuğun ana ve babadan alınması | Kanuni sebep olmadıkça alınamaz (m. 262) | Yasal sebep olmaksızın alınamaz; çocuk da evi terk edemez |
| Ad | Ana ve babası kor | Ana ve babası koyar |
Değişiklik geçmişi
| Tarih | Gelişme | Dayanak |
|---|---|---|
| 01.01.2002 | Madde beş fıkra olarak yürürlüğe girdi | 4721 s. K. |
Madde 2002'den bu yana değişmemiştir; Tasarı metni Adalet Komisyonunda da değiştirilmemiştir. Bu sayfa hazırlanırken norm denetimi karar bankasında 339. maddeye ilişkin bir karara rastlanmamıştır.
İlgili maddeler
- TMK m. 195: Evlilik birliğinin korunması, hâkimin müdahalesi.
- TMK m. 335: Velâyetin koşulları.
- TMK m. 336: Ana ve baba evli ise velâyet.
- TMK m. 340: Eğitim.
- TMK m. 341: Dinî eğitim.
- TMK m. 342: Çocuğun temsil edilmesi.
- TMK m. 346: Çocuğun korunması için önlemler.
- TMK m. 347: Çocukların yerleştirilmesi.
- TMK m. 348: Velâyetin kaldırılması.
Velâyet davasında çocuğun görüşünün alınması, çocuğun adının konulması veya değiştirilmesi ve çocuk teslimi konusunda boşanma avukatı İstanbul sayfasındaki iletişim bilgilerinden bana ulaşabilirsiniz.
Sık sorulan sorular
TMK 339 ne diyor?
Ana ve babanın çocuğun bakım ve eğitimi konusunda onun menfaatine göre karar alacağını; çocuğun ana ve babasının sözünü dinleyeceğini; çocuğa olgunluğu ölçüsünde hayatını düzenleme olanağı tanınacağını; çocuğun evi terk edemeyeceğini ve yasal sebep olmaksızın ana ve babadan alınamayacağını; çocuğun adını ana ve babanın koyacağını söyler.
Velâyet neleri kapsar?
Çocuğun bakımı, eğitimi, öğretimi, korunması ve temsili ile kişiliğine ve mallarına ilişkin hak ve yükümlülükleri (Yargıtay HGK, 2017/2446 E., 2019/80 K., 07.02.2019).
Çocuğun bakım ve eğitimine kim karar verir?
Evlilik sürerken ana ve baba birlikte; boşanmada velâyet kendisine bırakılan ebeveyn. Ölçü her zaman çocuğun menfaatidir.
Çocuk ana ve babasının sözünü dinlemek zorunda mı?
Evet; ama ana ve baba da olgunluğu ölçüsünde çocuğa hayatını düzenleme olanağı tanır ve önemli konularda onun düşüncesini göz önünde tutar.
Velâyet davasında çocuğun görüşü alınır mı?
Evet; ayırt etme gücüne sahip çocuğun görüşü kural olarak alınmalıdır (Yargıtay HGK, 2019/96 E., 2022/571 K., 19.04.2022).
Çocuk mutlaka hâkimin karşısında mı dinlenir?
Hayır; görüşü psikolog veya pedagog gibi bir uzman aracılığıyla alınmışsa yeniden dinlenmesi gerekmez (Yargıtay HGK, 2019/96 E., 2022/571 K., 19.04.2022).
Çocuğun görüşü alınmadan verilen velâyet kararı bozulur mu?
Görüş ve düşüncelerini açıklama olgunluğuna erişen çocuğun görüşü alınmadan velâyet hükmü kurulması eksik incelemedir (Yargıtay 2. HD, 2011/4130 E., 2012/1401 K., 26.01.2012).
Velâyet çocuğun istediği ebeveyne mi verilir?
Her zaman değil; çocuğun görüşüne önem verilir ama üstün yararı gerektiriyorsa aksine karar verilebilir (Yargıtay 2. HD, 2025/9999 E., 2026/5061 K., 05.05.2026).
Çocuğu yönlendirmek velâyeti etkiler mi?
Çocuğun yönlendirilmesi velâyet değerlendirmesinde dikkate alınan hususlar arasındadır (Yargıtay HGK, 2017/2446 E., 2019/80 K., 07.02.2019).
Çocuk ana ve babasından alınabilir mi?
Ancak yasal sebep varsa; örneğin bedensel ve zihinsel gelişmesi tehlikedeyse hâkim çocuğu bir aile yanına veya kuruma yerleştirebilir (TMK m. 347).
Çocuğum yasal sebep olmadan benden uzak tutuluyor; ne yapabilirim?
Velâyet sizdeyse aile mahkemesinden çocuğun size teslimini isteyebilirsiniz (Yargıtay 2. HD, 2009/17801 E., 2010/20421 K., 06.12.2010).
Evi terk eden çocuğu yanında tutmak suç mu?
Ailesini veya yetkili makamları haberdar etmeden yanında tutan kişi, şikâyet üzerine Türk Ceza Kanunu m. 234/3 uyarınca cezalandırılır.
Çocuğun adını kim koyar?
Ana ve baba birlikte.
Eşim çocuğa benim onayım olmadan ad koydu; ne yapabilirim?
Evliyseniz hâkimin müdahalesini isteyebilirsiniz (Yargıtay 2. HD, 2016/26017 E., 2017/14036 K., 04.12.2017).
Anlaştığımız adın yanına benden habersiz ikinci bir ad eklendi; silinebilir mi?
Evet; rızanız olmadan eklenen adın nüfus kaydından terkini gerekir (Yargıtay 2. HD, 2009/8289 E., 2009/12732 K., 29.06.2009).
Boşandık, velâyet bende; çocuğun adını tek başıma değiştirebilir miyim?
Davayı açabilirsiniz ama diğer ebeveynin davaya katılması sağlanmalıdır (Yargıtay HGK, 2010/18-643 E., 2010/648 K., 08.12.2010).
Eski eşim çocuğun adını benden habersiz değiştirdi; ne yapabilirim?
Değişiklik kararının kaldırılmasını isteyebilirsiniz; böyle bir kaldırma kararı aile hayatına saygı hakkına aykırı bulunmamıştır (AYM, Meliha Siviş, B. No: 2015/18910, 09.01.2019).
Çocuğun adının değiştirilmesi için ne gerekir?
Haklı bir sebep (TMK m. 27); örneğin çocuğun çevresinde başka bir adla tanınması.
Eski Kanun'da bu hükümler var mıydı?
Kısmen; 743 sayılı Kanun m. 262 ve 264 söz dinleme, ana ve babadan alınmama ve ad kurallarını içeriyordu, çocuğun söz hakkı ise yenidir.
Madde hangi kaynaktan alınmıştır?
İsviçre Medenî Kanunu'nun 301. maddesi örnek alınarak beş fıkra hâlinde kaleme alınmıştır.
Madde yürürlüğe girdiğinden beri değişti mi?
Hayır.
Kaynaklar ve Mevzuat
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 27, 195, 335, 336, 339, 340, 346, 347, 348
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 234
- 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu m. 15
- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 20, 41
- Çocuk Haklarına Dair Sözleşme m. 12; Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi m. 3, 6
- 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi m. 262, 264 (mülga)
- Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), m. 339 gerekçesi s. 127, Komisyon değişiklik listesi s. 311-315
- Anayasa Mahkemesi, Meliha Siviş, B. No: 2015/18910, 09.01.2019
- Anayasa Mahkemesi, E. 2025/175, K. 2025/169, 10.09.2025
- Yargıtay HGK, 2019/96 E., 2022/571 K., 19.04.2022
- Yargıtay HGK, 2017/2446 E., 2019/80 K., 07.02.2019
- Yargıtay HGK, 2010/18-643 E., 2010/648 K., 08.12.2010
- Yargıtay 2. HD, 2025/9999 E., 2026/5061 K., 05.05.2026
- Yargıtay 2. HD, 2016/26017 E., 2017/14036 K., 04.12.2017
- Yargıtay 2. HD, 2011/4130 E., 2012/1401 K., 26.01.2012
- Yargıtay 2. HD, 2010/9141 E., 2011/11427 K., 04.07.2011
- Yargıtay 2. HD, 2009/17801 E., 2010/20421 K., 06.12.2010
- Yargıtay 2. HD, 2009/8289 E., 2009/12732 K., 29.06.2009
- Yargıtay 8. HD, 2019/6290 E., 2019/11048 K., 09.12.2019
