TMK 276'ya göre mal ortaklığı ölüm veya başka bir mal rejiminin kabulüyle sona ererse ortaklık mallarının yarısı her eşe ya da mirasçılarına verilir. Eşler mal rejimi sözleşmesiyle başka bir paylaşma oranı kararlaştırabilir; ancak bu anlaşmalar altsoyun saklı paylarını zedeleyemez. Ölümde malların yarısı doğrudan sağ eşin tasfiye payıdır, kalan yarısı terekeye kalır ve sağ eş orada ayrıca mirasçı olarak pay alır (Yargıtay 8. HD, 2015/11337 E., 2017/5037 K., 04.04.2017).
- Paylaşma
- Ortaklık mallarının eşler veya mirasçıları arasında bölüşülmesi (TMK m. 276).
- Yarı pay
- Her eşin ortaklık malları üzerindeki kanuni payı (Yargıtay 8. HD, 2017/5037 K.).
- Paylaşma oranı anlaşması
- Mal rejimi sözleşmesiyle kararlaştırılan farklı oran (TMK m. 276/2).
- Saklı pay
- Altsoyun kanunen dokunulamayan miras payı (TMK m. 506).
TMK 276 ne düzenler?
| Konu | Kural | Dayanak |
|---|---|---|
| Uygulama hâli | Ölüm veya diğer bir mal rejiminin kabulü | TMK m. 276/1 |
| Kural | Ortaklık mallarının yarısı her eşe veya mirasçılarına | TMK m. 276/1 |
| Hak sahibi | Eş sağsa kendisi, ölmüşse mirasçıları | S. Sayısı 723, s. 105 |
| Sözleşme | Başka bir paylaşma oranı kararlaştırılabilir | TMK m. 276/2 |
| Sınır | Altsoyun saklı payları zedelenemez | TMK m. 276/3 |
| Mehaz | İsviçre Medenî Kanunu m. 241 | S. Sayısı 723, s. 105 |
| Mülkiyet | Ortaklık mallarında elbirliği mülkiyeti | TMK m. 257/2 |
| Tasfiyenin niteliği | Elbirliği mülkiyetinin aynen tasfiyesi | Yargıtay 2. HD, 2024/6099 K. |
| Sözleşmenin konusu | Terekeye ilişkin ölüme bağlı düzenlemeyi kapsamaz | Yargıtay HGK, 2014/664 K. |
| Geçmişe etki | Mal ortaklığı geçmişe etkili seçilemez | Yargıtay 8. HD, 2013/8552 K. |
| Boşanma hâli | Ayrı hüküm uygulanır | TMK m. 277 |
TBMM gerekçesine göre madde İsviçre Medenî Kanunu'nun 241. maddesinden aynen alınmıştır. Gerekçe, ölüm veya diğer bir mal rejiminin kabulüne dayanan sona erme hâlinde ortaklık mallarının yarı yarıya paylaşılması ilkesinin benimsendiğini, bu payı isteme hakkının eş sağ ise kendisine, ölmüşse mirasçılarına tanındığını belirtir. İkinci fıkra bakımından gerekçe, eşlerin mal rejimi sözleşmesinde yarı yarıya paylaşma yerine başka bir oran kabul edebileceklerini; son fıkra bakımından ise bu anlaşmaların eşlerin altsoylarının saklı paylarını ihlâl edemeyeceğini açıklar. Tasarının 276. maddesi Adalet Komisyonunun değişiklik listesinde yer almadığından Tasarıdaki hâliyle kabul edilmiştir (S. Sayısı 723, s. 311-314).
Mal ortaklığında ölüm hâlinde sağ kalan eş iki ayrı sıfatla hak sahibidir ve bunları karıştırmak hesabı bozar. Birincisi tasfiye payı: ortaklık mallarının yarısı, mirasla hiç ilgisi olmaksızın doğrudan sağ eşe aittir. İkincisi miras payı: kalan yarı terekeye girer ve sağ eş burada diğer mirasçılarla birlikte yasal mirasçı olarak pay alır. Bu nedenle sağ eş, ortaklığa dâhil bir taşınmazın tapusunun tamamının kendi adına tescilini doğrudan isteyemez; kural olarak yalnız 1/2 hissenin iptali istenebilir ve geri kalan ancak payına mahsuben özgüleme koşulları varsa kendisine verilir. İkinci uyarı sözleşmeye ilişkindir: paylaşma oranını değiştiren bir kayıt, altsoyun saklı payını ortadan kaldıracak ölçüde ileri gidemez; "her şey sağ kalan eşe kalsın" biçimindeki düzenlemeler bu sınıra takılabilir ya da nitelik olarak mal rejimi sözleşmesinden çıkıp ölüme bağlı tasarrufa dönüşebilir.
Madde hangi hâllerde uygulanır?
- Ölüm: Eşlerden birinin ölümüyle mal ortaklığı sona ererse madde uygulanır (TMK m. 276/1).
- Rejim değişikliği: Eşlerin başka bir mal rejimini kabul etmesi de aynı sonucu doğurur (TMK m. 276/1).
- Sona erme anı: Ölümde rejim ölüm anında sona erer (TMK m. 271).
- Kapsam dışı: Boşanma, evliliğin iptali ve mal ayrılığına geçiş ayrı hükme tabidir (TMK m. 277).
- Fark: Bu maddede kişisel malların geri alınması söz konusu değildir; doğrudan yarı yarıya paylaşma yapılır.
- Mehaz: Madde İsviçre Medenî Kanunu'nun 241. maddesinden aynen alınmıştır (S. Sayısı 723, s. 105).
Yarı yarıya paylaşma kuralı
- Kural: Her eşe veya mirasçılarına ortaklık mallarının yarısı verilir (TMK m. 276/1).
- Katkı önemsiz: Eşler ortaklığa koydukları malın miktarına bakılmaksızın yarı paya sahiptir (Yargıtay 8. HD, 2015/11337 E., 2017/5037 K., 04.04.2017).
- Mülkiyet: Ortaklık mallarında elbirliği mülkiyeti geçerlidir (4721 s. K. m. 257/2).
- Ölümde sonuç: Malların yarısı sağ eşe, kalan yarısı ölenin mirasçılarına geçer.
- Çifte sıfat: Sağ eş kalan yarıda ayrıca mirasçı olarak pay alır.
- Değer: Paylaşmaya konu değerler tasfiye anına göre belirlenir (TMK m. 275).
Paylaşma nasıl yapılır?
- Nitelik: Tasfiye, elbirliği mülkiyetinin aynen paylaşılmasıdır (Yargıtay 2. HD, 2023/626 E., 2024/6099 K., 19.09.2024).
- Katılma rejiminden fark: Edinilmiş mallara katılmada hak kural olarak şahsi alacaktır; burada ayni sonuç doğar.
- Sınır: Sağ eş kural olarak ortaklık malının yalnız 1/2 hissesini isteyebilir (Yargıtay 8. HD, 2016/13151 E., 2017/7920 K., 30.05.2017).
- Özgüleme: Kişisel mallar, aile konutu ve diğer değerler payına mahsuben istenebilir (TMK m. 278).
- Düşümler: Ödenmemiş borçlar ve katkıdan doğan borçlar paylaşmadan önce düşülür (S. Sayısı 723, s. 105).
- Tamamlayıcı kural: Diğer hâllerde paylı mülkiyet ve mirasın paylaşılması hükümleri kıyasen uygulanır (TMK m. 281).
Sözleşmeyle başka oran
- İzin: Mal rejimi sözleşmesiyle başka bir paylaşma oranı kararlaştırılabilir (TMK m. 276/2).
- Şekil: Sözleşme noterde düzenleme veya onaylama biçiminde yapılır (TMK m. 205).
- Konu sınırı: Sözleşme yalnız rejimin seçimi ve paylaşmaya ilişkin kayıtları kapsar (Yargıtay HGK, 2013/1077 E., 2014/664 K., 14.05.2014).
- Tereke yasağı: Eşlerin terekeleri hakkındaki ölüme bağlı düzenlemeler mal rejimi sözleşmesi sayılmaz.
- Nitelendirme: Böyle bir kayıt koşulları varsa miras sözleşmesi olarak ayakta kalabilir (4721 s. K. m. 545).
- Geçmişe etki: Mal ortaklığı geçmişe etkili olarak seçilemez (Yargıtay 8. HD, 2012/11466 E., 2013/8552 K., 06.06.2013).
Altsoyun saklı payı
- Sınır: Paylaşma oranı anlaşmaları altsoyun saklı paylarını zedeleyemez (TMK m. 276/3).
- Amaç: Çocukların kanuni miras güvencesini korumak (S. Sayısı 723, s. 106).
- Saklı pay: Altsoyun saklı payı yasal miras payının yarısıdır (4721 s. K. m. 506).
- Eski Kanun: 743 sayılı Kanun füruun ortaklık mallarının dörtte birinden mahrum edilemeyeceğini söylerdi (743 s. K. m. 222).
- Yaptırım: Saklı payı zedeleyen düzenlemeye karşı tenkis istenebilir (4721 s. K. m. 560).
- Uygulama: Sınır yalnız altsoy için öngörülmüştür; diğer mirasçılar bu hükme dayanamaz.
Usul
- Görev: Mal rejiminin tasfiyesi istemleri aile mahkemesinde görülür (4787 s. K. m. 4).
- Taraflar: Ölüm hâlinde dava sağ eş ile mirasçılar arasında görülür.
- Tespit davası: Tereke tespiti kararı tasfiye davası için kesin hüküm oluşturmaz (Yargıtay 8. HD, 2009/6186 E., 2010/1105 K., 18.03.2010).
- Nitelendirme: Hukuki nitelendirme hâkime aittir (6100 s. K. m. 33).
- Deliller: Noter sözleşmesi, tapu, banka ve trafik kayıtları getirtilir.
- Değerleme: Keşif ve bilirkişi incelemesiyle tasfiye anındaki değer saptanır (TMK m. 275).
Mal ortaklığı dosyasında ilk yapılacak iş, eşler arasında geçerli bir mal rejimi sözleşmesi bulunup bulunmadığını ve bu sözleşmenin hangi tarihten itibaren yürürlükte olduğunu saptamaktır. Sözleşmede "evlendiğimiz tarihten itibaren geçerlidir" yazması çoğu zaman işe yaramaz: geçmişe etkili olarak seçilebilecek tek rejim edinilmiş mallara katılmadır, mal ortaklığı geriye yürütülemez ve böyle bir kayıt yok hükmündedir. Bu nedenle sözleşmeden önce edinilen mallar ortaklık malı sayılmaz ve TMK 276'ya göre paylaşıma girmez. İkinci olarak, 01.01.2002 öncesinde yapılmış mal ortaklığı sözleşmeleri bakımından rejimin bir yıl içinde yenilenip yenilenmediğine bakın; yenilenmemişse rejim bu tarihte sona ermiştir. Üçüncü olarak talebinizi doğru kurun: ölüm hâlinde ortaklık malının yarısı zaten tasfiye payınızdır, tapunun tamamının iptalini istemek yerine 1/2 hissenin iptalini, kalan yarı için ise payınıza mahsuben özgülemeyi talep edin. Son olarak sözleşmede paylaşma oranı değiştirilmişse altsoyun saklı payını hesaplayın; bu sınırı aşan düzenlemeler tenkise açıktır.
Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararları
Aşağıdaki kararlar resmî karar arama sistemlerinden alınmıştır. Her kartta kararın vardığı ilke, olayın özeti, karardan birebir bir alıntı ve kararın uygulamadaki anlamı yer alır. Konuya göre süzmek için düğmeleri kullanabilirsiniz.
Eşler ortaklık mallarında yarı yarıya elbirliğiyle maliktir; ölüm hâlinde malların yarısı sağ eşe, kalan yarısı mirasçılara geçer
Eşler 1973'te evlenmiş, 2002 sonunda noterde düzenleme şeklinde mal ortaklığı sözleşmesi yapmışlardı. Eşlerden biri 2006'da öldü. Sağ kalan eş, ortaklık mallarının tasfiye edilerek payına mahsuben üç taşınmazın kendisine verilmesini istedi. Mahkeme, murise ait mallardan yalnız bir dükkân ile banka parasını ortaklık malı saydı ve aile konutu yönünden istemi reddetti.
“Mal Ortaklığı Rejimi, seyrek uygulanabilen bir mal rejimi türüdür. Bu rejimde, eşlerin kişisel malları birleşerek müşterek (ortak) bir mallar grubu haline gelmektedir. Ortaklık mallarında eşler arasında elbirliği mülkiyet esası geçerli olmaktadır. Eşlerin her biri ortaklığa koydukları malların miktarı ne olursa olsun, ortaklık malları üzerinde yarı paya sahip olurlar. Böylece genel mal ortaklığında eşlerin ortaklığa koydukları mallar üzerindeki bağımsız mülkiyet hakları ortadan kalkar. Artık eşler, ortaklık mallarında yarı yarıya elbirliği mülkiyet halinde malik olurlar. (743 sayılı TKM. m.629, TMK. m.701) Mal ortaklığı rejiminde yasal kural, yarı yarıya paylaşım olmakla birlikte bunun yerine sözleşmeyle başka bir paylaşım yöntemini de kabul edebilirler. Ölüm halinde tasfiye yapılırken kural olarak, ortaklık malların yarısı sağ eşe, kalan yarısı da sağ kalan eşin miras hakkı saklı kalmak üzere ölenin mirasçılarına geçer. (743 TKM m. 221, 222, TMK. m.276)”
Ne anlama geliyor? Daire, TMK 276'nın temel kuralını kaynağıyla birlikte ortaya koymuştur: mal ortaklığında eşler, ortaklığa ne kadar mal koyduklarına bakılmaksızın ortaklık malları üzerinde yarı paya sahiptir ve elbirliğiyle maliktir. Ölümle sona ermede tasfiye bu yarı pay üzerinden yapılır; malların yarısı doğrudan sağ eşe gider, kalan yarısı terekeye kalır ve sağ eş bu yarıda ayrıca mirasçı sıfatıyla pay alır. Yani sağ eş iki ayrı sıfatla hak sahibidir: tasfiye payı ve miras payı. Karar, hükmün 743 sayılı Kanun'un 221 ve 222. maddelerinin karşılığı olduğunu da açıkça belirtir.
Sağ eşin tasfiye payı ortaklık malının yarısıdır; taşınmazın tamamının sağ eş adına tescili doğru değildir
Eşler 1959'da evlenmiş, 25.12.2002'de noterde mal ortaklığı sözleşmesi yapmışlardı. Sözleşmenin 19. maddesinde, birlikte yaşanan konutun ve ev eşyasının, eşlerden birinin ölümü hâlinde sağ kalanın payına mahsuben mülkiyetinin kendisine verilmesinin istenebileceği kararlaştırılmıştı. Eşlerden biri 2004'te öldü. Mahkeme aile konutu olan meskenin tapusunun tamamını iptal edip sağ eş adına tescil etti.
“Eşler, açık ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde birlikte yaşadıkları konutun ortaklık malı olduğunu ve bu taşınmaz yönünden ölüm halinde sağ eş tarafından tasfiye payına karşılık mülkiyetinin tamamının istenebileceği irade beyanında bulunmuştur. Dosya kapsamından aile konutu olduğu anlaşılan tasfiyeye konu 7 nolu meskenin tarafların iradeleri dikkate alınarak ortaklık malı olduğunun kabulu ile bu taşınmaz yönünden sözleşme ve ilgili yasa hükümleri gereği muris adına olan tapu kaydının sadece 1/2 hissesinin iptali ile belirlenecek tasfiye payına mahsuben davacı adına tesciline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi hatalıdır.”
Ne anlama geliyor? Bu karar, TMK 276'nın en çok karıştırılan yönünü düzeltir: sözleşmede aile konutunun sağ eşe verileceği yazılı olsa bile sağ eşin tasfiye payı ortaklık malının yarısıdır. Muris adına kayıtlı taşınmazın zaten yarısı sağ eşin tasfiye payıdır; kalan yarısı terekeye ait olduğundan, ancak sağ eşin bu yarıyı karşılayacak bir alacağı varsa veya payına mahsuben özgüleme koşulları oluşursa tamamı sağ eşe geçebilir. Mahkemenin tapunun tamamını iptal etmesi mirasçıların payını yok etmektedir; doğru olan yalnız 1/2 hissenin iptalidir.
Mal ortaklığında tasfiye elbirliği mülkiyetinin aynen tasfiyesidir; edinilmiş mallara katılmadaki şahsi alacak kuralı burada geçerli değildir
Eşler 2006'da evlenmiş, 2010'da noterde düzenleme şeklinde mal ortaklığı sözleşmesi yapmışlardı; sözleşmede rejimin evlenme tarihinden itibaren geçerli olacağı yazılıydı. Tasfiyeye konu taşınmaz sözleşmeden önce, 13.04.2010'da davalı adına alınmıştı. Boşanma sonrası açılan tasfiye davasında bölge adliye mahkemesi, mal ortaklığı sözleşmesinin tasfiyesinde ayın istenemeyeceği gerekçesiyle istemi reddetti.
“Diğer yandan, mal ortaklığı rejiminde 4721 sayılı Kanun'un 257 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca eşler ortaklık mallarına bölünmemiş bir bütün olarak sahiptir, diğer bir ifadeyle işbu düzenleme uyarınca mal ortaklığı sözleşmesindeki eşler arasında bulunan elbirliği mülkiyetinin aynı olarak tasfiyesi söz konusudur. Ancak tasfiye konusu taşınmaz eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde davalı eş adına tescil edilmiş olup işbu taşınmaz yönünden edinilmiş mallara katılma rejimine ilişkin hükümlerin uygulanması gerekir.”
Ne anlama geliyor? Daire, mal ortaklığını edinilmiş mallara katılmadan ayıran en önemli sonucu açıkça yazmıştır: katılma rejiminde tasfiye alacağı kural olarak şahsi bir alacak hakkıdır ve eş, diğerinin malında mülkiyet isteyemez; mal ortaklığında ise ortaklık mallarında elbirliği mülkiyeti vardır ve tasfiye bu mülkiyetin aynen paylaşılmasıyla yapılır. Bu yüzden mal ortaklığında paylaşma istemi doğrudan ayni sonuç doğurur. Kararda bölge adliye mahkemesinin aksi yöndeki kabulü açıkça hatalı bulunmuş, yalnız somut taşınmaz sözleşme öncesi dönemde edinildiğinden sonuç değişmemiştir.
Mal rejimi sözleşmesinin konusu sınırlıdır; eşlerin terekeleri konusunda ölüme bağlı düzenlemeleri mal rejimi sözleşmesi sayılmaz
Eşler 1955'te evlenmiş, 1971'de noterde "re'sen umumi mal ortaklığı" sözleşmesi yapmışlardı. Sözleşmenin 6. maddesinde, eşlerden birinin önce ölmesi hâlinde ortaklığa ait malların tamamının, füruun hakları saklı kalmak üzere sağ kalan eşe ait olacağı kararlaştırılmıştı. Eşlerden biri 2003'te öldü. Uyuşmazlık, yeni Kanun'la rejim değiştiği hâlde bu maddenin ayakta kalıp kalmadığında toplandı.
“Zira yasada mal rejimi sözleşmesinin konusu sınırlandırılmıştır. Bu sınır, mal rejimi sözleşmesinin sadece yasada sayılan mal rejimi tiplerinden birisini seçme(TMK m. 202/1, 203), seçilen mal rejimi çerçevesinde kimi malların kişisel mal olarak kabulü ile paylaşım dışı bırakılması, artık değere katılma oranını değiştirme(TMK m. 237/1) gibi hususları düzenlemedir. Somut uyuşmazlıktaki gibi ölüme bağlı olarak eşlerin terekeleri konusunda yapacakları düzenlemeleri, artık mal rejimi sözleşmesi olarak kabul etmeye yasal imkan bulunmamaktadır.”
Ne anlama geliyor? Kurul, TMK 276/2'nin tanıdığı sözleşme serbestisinin sınırını çizmiştir: mal rejimi sözleşmesiyle yalnız kanundaki rejim tiplerinden biri seçilebilir, bazı mallar kişisel mal sayılıp paylaşım dışı bırakılabilir veya artık değere katılma oranı değiştirilebilir. Eşlerin terekeleri hakkında ölüme bağlı düzenleme yapmaları bunun dışındadır. Kurul, sözleşmenin 6. maddesini mal rejimi hükmü değil olumlu miras sözleşmesi saymış ve resmî vasiyetname biçiminde düzenlendiği için geçerli kabul etmiştir. Bu ayrım pratikte belirleyicidir: rejim değişse bile ölüme bağlı tasarruf niteliğindeki madde ayakta kalır.
01.01.2002'den önce seçilmiş mal ortaklığı rejimi bir yıl içinde yenilenmezse bu tarihte sona erer; sözleşmenin ölüme ilişkin maddesi uygulanmaz
Eşler 1955'te evlenmiş, 1971'de noterde mal ortaklığı sözleşmesi yapmışlardı; sözleşmenin 6. maddesinde evliliğin ölümle sona ermesi hâlinde ortaklığa ait malların sağ eşe kalacağı kararlaştırılmıştı. Eşler 4721 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden sonraki bir yıl içinde sözleşmeyle başka bir rejim seçmediler. Eşlerden biri 2003'te öldü. Mahkeme sözleşmenin 6. maddesini esas alarak davayı kabul etti.
“Kanun koyucu, anılan maddeyle, önceki mal rejiminin yasal mal rejimi olan mal ayrılığı (TKM. 170. m.) ya da sözleşme ile seçilmiş başka mal rejimi olup olmadığına bakılmaksızın, 4721 sayılı TMK.nun yürürlüğe girmesiyle birlikte sona ereceğini, 01.01.2002 tarihinden itibaren TMK.nun 202. maddesi ile kabul edilmiş yeni yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimine tabi olunacağını kabul etmiştir.”
Ne anlama geliyor? Daire, geçiş hukukunun en sert sonucunu açıklamıştır: eski Kanun döneminde sözleşmeyle seçilmiş mal ortaklığı rejimi de 01.01.2002'de kendiliğinden sona erer ve eşler bir yıl içinde yeni bir sözleşme yapmazsa edinilmiş mallara katılma rejimine tabi olurlar. Bu karara göre rejim ölümle değil kanun değişikliğiyle sona erdiğinden, sözleşmenin "ölüm hâlinde" hükmü hiç uygulanmaz ve tasfiye, malların edinildiği dönemde yürürlükte olan 743 sayılı Kanun'un mal ortaklığı hükümlerine göre yapılır. Aynı sözleşme hakkında Hukuk Genel Kurulu daha sonra, ölüme bağlı tasarruf niteliğindeki maddenin miras sözleşmesi olarak ayakta kaldığı sonucuna varmıştır (Yargıtay HGK, 2013/1077 E., 2014/664 K., 14.05.2014).
Mal ortaklığı rejimi geçmişe etkili olarak seçilemez; böyle bir belirleme yok hükmündedir
Eşler 1960'ta evlenmiş, 04.12.2002'de mal ortaklığı sözleşmesi yapmışlardı; sözleşmenin 18. maddesinde taraflardan birinin ölümü hâlinde ölene ait malvarlığının yarısının sağ kalan eşe ait olacağı kararlaştırılmıştı. Eşlerden biri 2008'de öldü. Dava konusu taşınmaz ise 1980'de, mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde edinilmişti. Mahkeme sözleşmeye dayanarak tapu iptali ve tescile karar verdi.
“Bu iki düzenleme birlikte değerlendirildiğinde yukarıda öngörülen bir yıllık süre içerisinde eşlerin geçmişe etkili olmak üzere sadece yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimini seçebilecekleri açıktır. Diğer bir ifade ile eşler kanunun tanıdığı bir yıl içinde geçmişe etkili bir biçimde edinilmiş mallara katılma rejimi dışında gene kanunun tanıdığı başka bir mal rejimini (mal ortaklığı, mal ayrılığı veya paylaşmalı mal ayrılığı rejimlerinden birini) evlenme tarihinden itibaren geçerli olmak üzere seçemez ve belirleyemezler. Dolayısı ile varsa bile; böyle bir belirleme de yok hükmündedir ve kamu düzenine ilişkin bu sınırlama sözleşme serbestisi kurallarına dayanılarak aşılamaz.”
Ne anlama geliyor? Mal ortaklığı sözleşmelerinde en sık rastlanan hata budur: sözleşmeye "evlendiğimiz tarihten itibaren geçerlidir" cümlesi konur. Daireye göre geçmişe etkili olarak seçilebilecek tek rejim edinilmiş mallara katılmadır; mal ortaklığı, mal ayrılığı veya paylaşmalı mal ayrılığı geçmişe yürütülemez ve böyle bir kayıt yok hükmündedir. Sonuç ağırdır: sözleşmeden önce edinilen mallar ortaklık malı sayılmaz, dolayısıyla TMK 276'ya göre yarı yarıya paylaşıma da girmez.
Aile hukukunda sözleşme serbestisi sınırlıdır; mal rejimi ancak kanunda yazılı sınırlar içinde seçilebilir
Eşler 1990'da evlenmiş, 30.12.2002'de noterde mal ortaklığı sözleşmesi yapmışlardı ve sözleşmede rejimin evlendikleri tarihten itibaren geçerli olacağı yazılıydı. Dava konusu taşınmaz 1999'da, mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde davalı eş adına alınmıştı. Mahkeme, sözleşme gereği taşınmazı ortaklık malı sayarak tapunun yarısının davacı adına tesciline karar verdi.
“Çünkü aile hukukunda; tam ve sınırsız bir sözleşme serbestisi kabul edilmemiş, tam aksine özgür iradeye dayalı sözleşme serbestisinin sınırlı olarak kabul edildiği ve kullanıldığı görülmektedir. Bu konuda en büyük yasal engel de, 4722 sayılı Kanunun 10/3. fıkrası olmaktadır. Bu nedenle, taraflar arasında yapılan mal ortaklığı sözleşmesinin geçmişe etkili olarak uygulanması olanağı bulunmamaktadır.”
Ne anlama geliyor? Karar, geçmişe etkili mal rejimi sözleşmesi tartışmasında doktrindeki karşı görüşü de anıp gerekçesiyle reddetmesi bakımından değerlidir. Daireye göre TMK 203'teki "kanunda yazılı sınırlar içinde" ifadesi yasal bir engeldir; çünkü aile hukukunda tam ve sınırsız sözleşme serbestisi kabul edilmemiştir. Bu ölçü TMK 276/2 bakımından da geçerlidir: eşler paylaşma oranını serbestçe kararlaştırabilir, ama rejimin başlangıç tarihini geriye çekemez.
Başlığı "mal ortaklığı sözleşmesi" olsa da kanunun koşullarını taşımayan sözleşme geçerli bir mal rejimi sözleşmesi sayılmaz
Eşler 2001'de evlenmiş, 2005'te boşanmışlardı. Aralarında 25.12.2002 tarihli bir "mal ortaklığı sözleşmesi" vardı ve bu sözleşmede evlilik birliği içinde edinilen taşınır ve taşınmazların yarı yarıya paylaşılacağı kararlaştırılmıştı. Mahkeme uyuşmazlığı bu sözleşmeye göre çözdü.
“Diğer bir anlatımla, sözleşmenin yapıldığı 25.12.2002 tarihinde yasal mal rejimi, edinilmiş mallara katılma rejimi olup sözleşmeyle ancak edinilmiş mallara katılma rejimi evlenme tarihinden geçerli olmak üzere geriye götürülebilecektir. 01.01.2002 tarihinden önce mal ayrılığı rejimi geçerli olup somut olayda; taraflar, yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejiminin aksine mal ayrılığı sözleşmesi yaparak evlilik birliği içerisinde edinilen taşınır ve taşınmaz mallara yarı yarıya sahip olunacağını kararlaştırmışlardır. Bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere, taraflar arasındaki sözleşme kanunun öngördüğü koşulları taşımadığından geçerli bir mal rejimi sözleşmesi olarak kabul edilemez.”
Ne anlama geliyor? Bu karar, sözleşmenin başlığına değil içeriğine bakılması gerektiğini gösterir. "Mal ortaklığı sözleşmesi" adı taşıyan bir metin, kanunun aradığı koşulları taşımıyorsa geçerli bir mal rejimi sözleşmesi değildir; bu durumda TMK 276'nın yarı yarıya paylaşma kuralı da uygulanmaz ve uyuşmazlık, eşlerin gerçekte tabi olduğu rejime göre çözülür. Uygulamada sözleşme, seçilen rejimin adını ve başlangıcını açıkça yazmalı, kanunun izin verdiği sınırı aşmamalıdır.
Noterde düzenlenen mal ortaklığı mukavelesi mal rejimi sözleşmesidir; vasiyetname olarak iptali istenemez
Eşler arasında 1990 tarihli, noterde düzenlenen "düzenleme şeklinde mal ortaklığı evlenme mukavelesi" başlıklı bir sözleşme vardı ve sulh hâkimliğince tasdik edilmişti. Eşlerden biri 2016'da öldü. Ölenin kardeşleri, belgenin ölüme bağlı tasarruf içerdiğini ve resmî vasiyetname hükmünde olduğunu ileri sürerek şekle aykırılık nedeniyle iptalini istedi. İlk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi istemi reddetti.
“Uyuşmazlık; eşler arasında noterde düzenlenen mal ortaklığı şeklindeki mal rejimi sözleşmesinin iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 743 sayılı Medeni Kanun'un 222 nci maddesi (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 276 ncı maddesi).”
Ne anlama geliyor? Kararın iki yönü önemlidir. Birincisi, Daire uygulanacak hukuku gösterirken 743 sayılı Kanun'un 222. maddesinin karşılığının TMK 276 olduğunu açıkça yazar; bu, eski sözleşmelere hangi hükmün uygulanacağı tartışmasını çözer. İkincisi, noterde usulüne uygun düzenlenmiş bir mal ortaklığı mukavelesi kural olarak mal rejimi sözleşmesidir; içeriğinde ölüme bağlı sonuç doğuran bir kayıt bulunması onu vasiyetnameye çevirmez ve vasiyetnamenin iptali davasına konu edilemez.
Rejim ölümle değil kanun değişikliğiyle sona ermişse sözleşmedeki ölüm kaydına dayanılarak mirasçılık belgesi istenemez
Eşler 1955'te evlenmiş, 1971'de noterde mal ortaklığı sözleşmesi yapmışlardı; sözleşmede birinin ölümü hâlinde ortaklığa dâhil malların tamamının sağ kalan eşe ait olacağı kararlaştırılmıştı. Eşlerden biri 4721 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden sonra, 2003'te öldü. Sağ kalan eş, 743 sayılı Kanun'un 221 ve 222. maddelerine dayanarak sözleşme gereğince mirasçılık belgesi verilmesini istedi.
“Eşler arasındaki mal ortaklığı rejimi 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun yürürlüğe girmesiyle, bu yasadaki yasal mal rejimine (edinilmiş mallara katılma) dönüşmüştür. (4722 s.Yürürlük K.m.10/4) Sözleşme ile kabul edilen mal ortaklığı rejiminin, eşlerden birinin ölümüyle değil, yeni yasadaki yasal rejime dönüşmüş olması sebebiyle sona erdiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.”
Ne anlama geliyor? Karar, mal ortaklığı sözleşmesindeki paylaşma kaydının mirasçılık belgesine dayanak yapılamayacağını gösterir: rejim ölümden önce, kanun değişikliğiyle sona ermişse sözleşmenin "ölüm hâlinde" hükmü işlemez. Hukuk Genel Kurulu daha sonra aynı sözleşme bakımından, bu kaydın içerik olarak ölüme bağlı tasarruf sayılması hâlinde miras sözleşmesi olarak ayakta kalacağı sonucuna varmış ve bu karara dayanan görüşü benimsememiştir (Yargıtay HGK, 2013/1077 E., 2014/664 K., 14.05.2014). İki karar birlikte okunmalıdır: rejim sona erer, ama ölüme bağlı tasarruf niteliğindeki kayıt ayrı bir hukuki işlem olarak yaşamaya devam edebilir.
Terekenin tespitine ilişkin karar, mal ortaklığının tasfiyesi davası bakımından kesin hüküm oluşturmaz
Eşler 1973'te evlenmiş, 2002'de noterde mal ortaklığı sözleşmesi yapmışlardı. Eşlerden biri 2006'da öldü. Sağ kalan eş terekenin sözleşme uyarınca tasfiyesini ve bazı taşınmazların tasfiye payına mahsuben kendisine verilmesini istedi. Mahkeme, daha önce sulh hukuk mahkemesinde görülen terekenin tespiti davasını kesin hüküm sayarak davayı reddetti.
“Anılan bu hüküm terekeye ait malların tespitine ilişkin olup terekenin tasfiyesi yönünde bir karar verilmemiştir.Önceki hüküm tespit niteliğinde olduğundan bu dava yönünden HUMK.nun 237.maddesi uyarınca kesin hüküm oluşturmaz.Taraflarca mal ortaklığı rejimi benimsendiğine göre ,mahkemece mal ortaklığı sözleşmesi, 4722 sayılı Kanunun 10/3 ve TMK.nun 202. maddesine göre bir karar verilmesi gerekirken hatalı nitelendirme sonunda kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.”
Ne anlama geliyor? Usule ilişkin ama pratikte sık karşılaşılan bir sorunu çözer: tereke tespiti davası yalnız hangi malların bulunduğunu saptar, tasfiye sonucu doğurmaz; bu nedenle mal ortaklığının tasfiyesi davası bakımından kesin hüküm oluşturmaz. Ölüm sonrası açılan tespit davası, TMK 276 uyarınca açılacak paylaşma davasının önünü kapatmaz.
Madde gerekçesi
Madde 276- Madde İsviçre Medenî Kanununun 241 inci maddesinden aynen alınmıştır. Maddede ölüm veya diğer bir mal rejiminin kabulüne dayanan son bulma hâlinde, ortaklık mallarının yarı yarıya paylaşılması ilkesi kabul edilmiştir. Bu payı isteme hakkı sağ ise eşin kendisine, ölmüşse mirasçılarına tanınmıştır. Maddenin ikinci fıkrası yarı yarıya paylaşma esası yerine eşlerin mal rejimi sözleşmesinde başka bir oranı kabul edebileceklerini hükme bağlamıştır. Maddenin son fıkrası eşler arasında paylaşma oranıyla ilgili anlaşmaların eşlerin altsoylarının saklı paylarını ihlâl edemeyeceğini öngörmüştür.
Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), s. 105-106Gerekçe maddenin üç fıkrasını da sırayla açıklar ve iki noktada metne göre daha ayrıntılıdır. Birincisi, payı isteme hakkının kime ait olduğunu belirtir: eş sağ ise hak kendisine, ölmüşse mirasçılarına aittir. Böylece hak, mirasçılara kendi başına geçebilen bir malvarlığı hakkı olarak kurgulanmıştır. İkincisi, son fıkranın amacını açıkça altsoyun korunmasına bağlar; paylaşma oranını değiştiren anlaşmalar eşlerin çocuklarının saklı paylarını ihlâl edemez. Gerekçede "yarı yarıya paylaşma" ifadesinin hem birinci hem ikinci fıkra açıklamasında yinelenmesi, kanun koyucunun asıl kuralı eşitlik olarak gördüğünü, sözleşmeyle farklı oranın istisna olduğunu gösterir. Tasarının 276. maddesi Adalet Komisyonunun değişiklik listesinde yer almadığından Tasarıdaki hâliyle kabul edilmiştir (S. Sayısı 723, s. 311-314).
743 sayılı eski Medeni Kanun'daki karşılığı
Maddenin eski Kanun'daki karşılığı iki hükümdür: kanuni taksimi düzenleyen 221. madde ile mukavele ile taksimi düzenleyen 222. madde. Yargıtay da uygulanacak hukuku gösterirken 743 sayılı Kanun'un 222. maddesinin karşılığının bugünkü 276. madde olduğunu belirtmiştir (Yargıtay 7. HD, 2022/219 E., 2023/1852 K., 30.03.2023). Yarı yarıya paylaşma esası ile sözleşmeyle başka oran kararlaştırılabilmesi eski Kanun'da da vardı. İki önemli fark bulunmaktadır. Birincisi, eski Kanun altsoyu korurken sabit bir oran kullanıyor ve füruun ortaklık mallarının dörtte birinden hiçbir şekilde mahrum edilemeyeceğini söylüyordu; yeni Kanun ise miras hukukunun saklı pay sistemine yollama yapmaktadır. İkincisi, eski Kanun yalnız ölüm hâlini düzenlemişken yeni madde "diğer bir mal rejiminin kabulü" hâlini de kapsamına almıştır.
Madde 221 - Karı kocadan birinin vefatında ortaklık mallarının yarısı, hayatta kalan karı veya kocaya intikal eder. Diğer yarısı, hayatta kalan karı veya kocanın miras hakları baki olmak üzere ölenin mirasçılarına geçer. Madde 222 - Karı koca evlilik mukavelesinde yarı yarıya taksim yerine, başka bir taksim tarzı kabul edebilirler. Diğerinden evvel vefat eden karı veya kocanın füruu, hini vefatta mevcut ortaklık mallarının dörtte birinden hiç bir veçhile mahrum edilemez.
743 sayılı Kanun, mevzuat.gov.tr| 743 sayılı Kanun m. 221-222 | 4721 sayılı Kanun m. 276 | |
|---|---|---|
| Uygulama hâli | Yalnız ölüm | Ölüm veya başka rejimin kabulü |
| Kural | Ortaklık mallarının yarısı sağ eşe | Ortaklık mallarının yarısı her eşe |
| Sözleşme | Başka taksim tarzı kabul edilebilir | Başka paylaşma oranı kararlaştırılabilir |
| Altsoy koruması | Ortaklık mallarının dörtte biri | Saklı pay kuralları |
| Hak sahibi | Hayatta kalan eş | Eş veya mirasçıları |
| Ek sınır | Mirastan mahrum eşin hakkı boşanmadaki hakkı aşamaz | Böyle bir hüküm yok |
Değişiklik geçmişi
| Tarih | Gelişme | Dayanak |
|---|---|---|
| 01.01.2002 | Madde yürürlüğe girdi; yarı yarıya paylaşma ve saklı pay sınırı kabul edildi | 4721 s. K. |
Madde yürürlüğe girdiği günden beri değiştirilmemiştir.
İlgili maddeler
- TMK m. 202: Yasal mal rejimi ve seçimlik rejimler.
- TMK m. 205: Mal rejimi sözleşmesinin şekli.
- TMK m. 257: Mal ortaklığında mülkiyet, yönetim ve tasarruf.
- TMK m. 271: Sona erme anı.
- TMK m. 275: Değer belirlenmesi.
- TMK m. 277: Boşanma ve diğer hâllerde paylaşma.
- TMK m. 278: Kişisel malların payına mahsuben verilmesi.
- TMK m. 279: Aile konutu ve ev eşyası.
- TMK m. 281: Diğer paylaşma kuralları.
Mal ortaklığı sözleşmesinin geçerliliğini ve ölüm hâlinde ortaklık mallarının nasıl paylaşılacağını birlikte değerlendirmek için İstanbul boşanma avukatı sayfasındaki iletişim bilgilerinden bana ulaşabilirsiniz.
Sık sorulan sorular
TMK 276 ne diyor?
Ölüm veya başka bir mal rejiminin kabulüyle mal ortaklığı sona ererse ortaklık mallarının yarısı her eşe veya mirasçılarına verilir.
Hangi sona erme hâllerinde uygulanır?
Ölüm ve eşlerin başka bir mal rejimini kabul etmesi hâllerinde (TMK m. 276/1).
Boşanmada da bu madde mi uygulanır?
Hayır; boşanma ve evliliğin iptali ayrı hükme tabidir (TMK m. 277).
Ortaklığa daha çok mal koyan eş daha çok mu alır?
Hayır; katkı miktarına bakılmaksızın paylar yarı yarıyadır (Yargıtay 8. HD, 2015/11337 E., 2017/5037 K., 04.04.2017).
Ölümde sağ kalan eş neyi alır?
Ortaklık mallarının yarısını tasfiye payı olarak alır; kalan yarıda mirasçı olarak pay sahibi olur.
Sağ eş taşınmazın tamamını isteyebilir mi?
Kural olarak hayır; yalnız 1/2 hisse istenebilir (Yargıtay 8. HD, 2016/13151 E., 2017/7920 K., 30.05.2017).
Tasfiye alacağı ayni mi, şahsi mi?
Mal ortaklığında elbirliği mülkiyetinin aynen tasfiyesi söz konusudur (Yargıtay 2. HD, 2023/626 E., 2024/6099 K., 19.09.2024).
Paylaşma oranı değiştirilebilir mi?
Evet; mal rejimi sözleşmesiyle başka bir oran kararlaştırılabilir (TMK m. 276/2).
Bu anlaşmanın sınırı nedir?
Altsoyun saklı paylarını zedeleyemez (TMK m. 276/3).
Saklı pay ne kadardır?
Altsoy için yasal miras payının yarısıdır (4721 s. K. m. 506).
Saklı pay zedelenirse ne yapılır?
Tenkis istenebilir (4721 s. K. m. 560).
"Her şey sağ kalan eşe kalsın" denebilir mi?
Böyle bir kayıt saklı pay sınırına takılabilir ya da ölüme bağlı tasarruf sayılabilir (Yargıtay HGK, 2013/1077 E., 2014/664 K., 14.05.2014).
Mal rejimi sözleşmesiyle miras düzenlemesi yapılabilir mi?
Hayır; eşlerin terekesine ilişkin ölüme bağlı düzenlemeler mal rejimi sözleşmesinin konusu değildir.
Sözleşme geçmişe etkili yapılabilir mi?
Mal ortaklığı geçmişe etkili seçilemez (Yargıtay 8. HD, 2012/11466 E., 2013/8552 K., 06.06.2013).
Neden geçmişe yürütülemiyor?
Aile hukukunda sözleşme serbestisi sınırlıdır (Yargıtay 8. HD, 2010/6262 E., 2011/3497 K., 16.06.2011).
2002 öncesi yapılmış mal ortaklığı sözleşmesi geçerli mi?
Bir yıl içinde yenilenmemişse rejim 01.01.2002'de sona ermiştir (Yargıtay 8. HD, 2012/641 E., 2012/3623 K., 02.05.2012).
Sözleşmenin adı "mal ortaklığı" ise yeterli mi?
Hayır; kanunun koşullarını taşımayan metin geçerli sözleşme sayılmaz (Yargıtay 8. HD, 2010/1159 E., 2010/4951 K., 21.10.2010).
Mal ortaklığı mukavelesi vasiyetname midir?
Hayır; kural olarak mal rejimi sözleşmesidir (Yargıtay 7. HD, 2022/219 E., 2023/1852 K., 30.03.2023).
Malların değeri hangi tarihe göre bulunur?
Tasfiye anına göre (TMK m. 275).
Paylaşmadan önce ne düşülür?
Ödenmemiş borçlar ve katkıdan doğan borçlar (S. Sayısı 723, s. 105).
Tereke tespiti davası açılmışsa tasfiye istenemez mi?
İstenebilir; tespit kararı kesin hüküm oluşturmaz (Yargıtay 8. HD, 2009/6186 E., 2010/1105 K., 18.03.2010).
Hangi mahkeme görevli?
Aile mahkemesi (4787 s. K. m. 4).
Eski Kanun'daki karşılığı nedir?
743 sayılı Kanun'un 221 ve 222. maddeleri.
Kaynaklar ve Mevzuat
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 202, 205, 257, 271, 275, 276, 277, 278, 279, 281, 506, 545, 560
- 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi m. 221, 222
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 33
- 4722 sayılı Türk Medenî Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun m. 10
- 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun m. 4
- Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), m. 276 gerekçesi s. 105-106, Komisyon değişiklik listesi s. 311-314
- Yargıtay HGK, 2013/1077 E., 2014/664 K., 14.05.2014
- Yargıtay 2. HD, 2023/626 E., 2024/6099 K., 19.09.2024
- Yargıtay 2. HD, 2006/21235 E., 2007/16888 K., 03.12.2007
- Yargıtay 7. HD, 2022/219 E., 2023/1852 K., 30.03.2023
- Yargıtay 8. HD, 2016/13151 E., 2017/7920 K., 30.05.2017
- Yargıtay 8. HD, 2015/11337 E., 2017/5037 K., 04.04.2017
- Yargıtay 8. HD, 2012/11466 E., 2013/8552 K., 06.06.2013
- Yargıtay 8. HD, 2012/641 E., 2012/3623 K., 02.05.2012
- Yargıtay 8. HD, 2010/6262 E., 2011/3497 K., 16.06.2011
- Yargıtay 8. HD, 2010/1159 E., 2010/4951 K., 21.10.2010
- Yargıtay 8. HD, 2009/6186 E., 2010/1105 K., 18.03.2010
