TMK 279'a göre eşlerin birlikte yaşadıkları konut veya ev eşyası ortaklık mallarına dâhil ise sağ kalan eş, payına mahsuben bunların mülkiyetinin kendisine verilmesini isteyebilir. Haklı sebep varsa sağ eşin veya diğer yasal mirasçıların istemiyle mülkiyet yerine intifa ya da oturma hakkı tanınabilir. Rejim ölüm dışındaki bir sebeple sona ermişse her eş, üstün yararını ispat ederek aynı istemleri ileri sürebilir. Özgüleme karşılıksız değildir; verilen hakkın değeri eşin payından düşülür (Yargıtay 2. HD, 2012/16773 E., 2013/10896 K., 17.04.2013).
- Aile konutu
- Eşlerin birlikte seçtikleri ve ortak yaşamlarını sürdürdükleri konut (TMK m. 186).
- Özgüleme
- Malın payına mahsuben bir kişiye verilmesi (TMK m. 279).
- Oturma hakkı
- Bir binadan konut olarak yararlanma yetkisi (TMK m. 823).
- Üstün yarar
- Ölüm dışı sona ermede aranan ek koşul (TMK m. 279/3).
TMK 279 ne düzenler?
| Konu | Kural | Dayanak |
|---|---|---|
| Konu | Birlikte yaşanan konut ve ev eşyası | TMK m. 279/1 |
| Koşul | Bunların ortaklık mallarına dâhil olması | TMK m. 279/1 |
| Hak sahibi | Sağ kalan eş | TMK m. 279/1 |
| İçerik | Öncelikle mülkiyetin verilmesi | S. Sayısı 723, s. 106 |
| Nitelik | Payına mahsuben | TMK m. 279/1 |
| İkinci seçenek | Haklı sebeple intifa veya oturma hakkı | TMK m. 279/2 |
| İkinci fıkrada istem | Sağ eş veya diğer yasal mirasçılar | TMK m. 279/2 |
| Ölüm dışı sona erme | Üstün yararın ispatı gerekir | TMK m. 279/3 |
| Mehaz | İsviçre Medenî Kanunu m. 244 | S. Sayısı 723, s. 106 |
| Yasal rejim | Orada yalnız intifa veya oturma hakkı istenebilir | TMK m. 240 |
| Miras hukuku | Miras hakkına mahsuben ayrı bir özgüleme vardır | TMK m. 652 |
| Görev | İstem tasfiye payına dayanırsa aile mahkemesi | Yargıtay 2. HD, 2014/11532 K. |
TBMM gerekçesine göre madde İsviçre Medenî Kanunu'nun 244. maddesinden alınmıştır. Gerekçe, edinilmiş mallara katılma rejiminde yer alan hükmün mal ortaklığı rejimi için de kabul edildiğini, ancak önemli bir farkla: yasal rejimden farklı olarak burada sağ kalan eşin öncelikle mülkiyet hakkı isteyebilmesi öngörülmüştür. Gerekçeye göre böylece bu mallar terekeye dâhil olmaktan çıkarılmakta ve diğer mirasçıların bunlar üzerindeki mülkiyet haklarının sağ kalan eş tarafından tasfiye payına mahsuben satın alınması sağlanmaktadır. İkinci fıkra bakımından gerekçe, haklı sebeplerin varlığı hâlinde sağ kalan eşin veya ölenin diğer yasal mirasçılarının istemi üzerine mülkiyet yerine intifa veya oturma hakkı tanınmasının istenebileceğini; üçüncü fıkra bakımından ise ölüm dışındaki sebeplerle rejimin son bulması hâlinde eşlerden her birinin üstün bir yararın varlığını kanıtlamak suretiyle aynı istemleri ileri sürebileceğini belirtir. Tasarının 279. maddesi Adalet Komisyonunun değişiklik listesinde yer almadığından Tasarıdaki hâliyle kabul edilmiştir (S. Sayısı 723, s. 311-314).
Bu madde, mal ortaklığını seçmiş eşler bakımından yasal rejimden daha güçlü bir koruma getirir. Edinilmiş mallara katılmada sağ kalan eş konut üzerinde kural olarak yalnız intifa veya oturma hakkı isteyebilirken, mal ortaklığında öncelikle mülkiyet isteyebilir. Ancak bunun tek bir ön koşulu vardır ve dosyaların çoğu burada kaybedilir: konut ortaklık mallarına dâhil olmalıdır. Konut ölen eşin kişisel malı olarak kalmışsa bu maddeye dayanılamaz. Bu nedenle mal ortaklığı sözleşmesi yapılırken konutun ortaklık malı sayıldığının açıkça yazılması, sağ kalan eşin konutta kalmasını büyük ölçüde güvenceye alır. İkinci uyarı bedele ilişkindir: özgüleme bir bağış değildir; malın değeri tasfiye payınızdan düşülür ve payınız yetmezse aradaki farkı ödemeniz, uygulamada mahkeme veznesine depo etmeniz gerekir. Üçüncü olarak dilekçenizde istemin tasfiye payına mı miras hakkına mı dayandığını açıkça yazın; bu ayrım görevli mahkemeyi belirler.
Mülkiyet isteme hakkı
- Kural: Sağ kalan eş konut ve ev eşyasının mülkiyetini payına mahsuben isteyebilir (TMK m. 279/1).
- Ön koşul: Konut veya ev eşyası ortaklık mallarına dâhil olmalıdır (TMK m. 279/1).
- Kişisel mal ise: Ölen eşin kişisel malı kalmışsa bu maddeye dayanılamaz (Yargıtay 8. HD, 2014/24171 E., 2016/6157 K., 06.04.2016).
- Aile konutu: Eşlerin birlikte seçtikleri ve ortak yaşamlarını sürdürdükleri konuttur (TMK m. 186).
- Hak sahibi: Yalnız sağ kalan eş (Yargıtay 8. HD, 2015/15144 E., 2015/15890 K., 09.09.2015).
- Yasal rejimden fark: Orada öncelik mülkiyette değil intifa ve oturma hakkındadır (TMK m. 240).
İntifa veya oturma hakkı
- Seçenek: Haklı sebep varsa mülkiyet yerine intifa veya oturma hakkı tanınabilir (TMK m. 279/2).
- İstem sahibi: Sağ kalan eş veya ölenin diğer yasal mirasçıları (TMK m. 279/2).
- Anlamı: Mirasçılar hakkı doğuramaz, yalnız içeriğinin hafifletilmesini isteyebilir.
- Oturma hakkı: Binadan konut olarak yararlanma yetkisi verir (4721 s. K. m. 823).
- Devredilemezlik: Oturma hakkı devredilemez ve mirasçılara geçmez (4721 s. K. m. 823).
- Sona erme: İntifa hakkı hak sahibinin ölümüyle sona erer (4721 s. K. m. 797).
Ölüm dışında sona erme
- Kural: Rejim ölüm dışı bir sebeple sona ermişse her eş aynı istemleri ileri sürebilir (TMK m. 279/3).
- Ek koşul: İstem sahibi üstün bir yararının bulunduğunu ispat etmelidir (TMK m. 279/3).
- Kapsam: Boşanma, evliliğin iptali ve mal ayrılığına geçiş hâlleri (TMK m. 277).
- Eşitlik: Bu fıkrada hak yalnız bir eşe değil her iki eşe tanınmıştır.
- Ölçü: Üstün yarar somut olayın koşullarına göre değerlendirilir.
- Benzer kural: Paylı malda üstün yarar yasal rejimde de ayın istemine imkân verir (TMK m. 226).
Bedel ve mahsup
- Karşılıksız değil: Özgüleme bir bağış değil mahsup işlemidir (Yargıtay 2. HD, 2012/16773 E., 2013/10896 K., 17.04.2013).
- Kaynak: Değer sağ eşin tasfiye payından düşülür (TMK m. 276).
- Yetmezse: Aradaki fark nakden tamamlanır ve uygulamada mahkeme veznesine depo edilir.
- Değer anı: Değerler tasfiye anına göre bulunur (TMK m. 275).
- Bilirkişi: İntifa veya oturma hakkının karşılığı uzman raporuyla belirlenir (Yargıtay 8. HD, 2013/7517 E., 2014/6261 K., 04.04.2014).
- Sonuç: Özgüleme kesinleşince o mal üzerindeki birlikte mülkiyet sona erer.
Diğer hükümlerle ilişkisi
- Kişisel mallar: Kişisel mal sayılabilecekler için ayrı bir istem hakkı vardır (TMK m. 278).
- Diğer değerler: Konut ve eşya dışındaki mallar üstün yarar hâlinde istenebilir (TMK m. 280).
- Miras hukuku: Miras hakkına mahsuben özgüleme ayrı bir kurumdur (4721 s. K. m. 652).
- Ayrım: Aynı konut için iki ayrı dayanak bulunabilir; dayanak açıkça belirtilmelidir (Yargıtay 2. HD, 2014/4844 E., 2014/11532 K., 26.05.2014).
- Tespit davası: Konutun aile konutu olduğunun tespiti ayrıca istenebilir (Yargıtay 2. HD, 2013/6826 E., 2013/26076 K., 12.11.2013).
- Tamamlayıcı kural: Diğer hâllerde mirasın paylaşılması hükümleri kıyasen uygulanır (TMK m. 281).
Usul
- Görev: Tasfiye payına dayanan istem aile mahkemesinde görülür (4787 s. K. m. 4).
- Taraflar: Davacı sağ kalan eştir; dava tüm mirasçılara yöneltilmelidir.
- Taraf teşkili: Bir kısım mirasçının davacı yanında yer alması yeterli değildir (Yargıtay 8. HD, 2013/7517 E., 2014/6261 K., 04.04.2014).
- Aydınlatma ödevi: Dayanak yazılmamışsa hâkim taraftan açıklama ister (6100 s. K. m. 31).
- Deliller: Mirasçılık belgesi, tapu kaydı, keşif ve tanık beyanları.
- Tescil: Tanınan hak tapu siciline tescil edilir.
Bu maddeye dayanacaksanız önce tek bir soruyu netleştirin: konut ortaklık malı mı? Mal ortaklığı sözleşmesinde konutun ortaklığa dâhil olduğu yazılıysa işiniz kolaydır; yazılı değilse konutun hangi dönemde ve hangi kaynakla edinildiğini belgeleyerek ortaklık malı olduğunu ortaya koymanız gerekir. Konut ölen eşin kişisel malı olarak kalmışsa bu madde uygulanmaz ve başka bir yola, örneğin miras hakkına mahsuben özgülemeye başvurmanız gerekir. İkinci adım talebin kurulmasıdır: mal ortaklığında öncelikle mülkiyet isteyebileceğiniz için ana talebinizi mülkiyet olarak, yedek talebinizi ise intifa veya oturma hakkı olarak kurun; böylece mülkiyet devri teknik olarak mümkün olmazsa dava boşa gitmez. Üçüncü adım bedeldir: özgüleme karşılıksız değildir, konutun değeri tasfiye payınızdan düşülür ve payınız yetmezse farkı ödemeniz istenir; bu nedenle davaya girerken konutun değeri ile payınızın kabaca hesabını yapın ve fark için ödeme gücünüzü hazırlayın. Son olarak davayı bütün mirasçılara yöneltin; bir kısım mirasçının sizin yanınızda yer alması taraf teşkilini sağlamaz ve dosyanız bu nedenle bozulabilir.
Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararları
Aşağıdaki kararlar resmî karar arama sistemlerinden alınmıştır. Her kartta kararın vardığı ilke, olayın özeti, karardan birebir bir alıntı ve kararın uygulamadaki anlamı yer alır. Konuya göre süzmek için düğmeleri kullanabilirsiniz.
Konut üzerinde hak tanınabilmesi için konutun aile konutu olması, rejimin ölümle sona ermesi ve eşin tasfiye alacağının bulunması gerekir
Eşler 1986'da evlenmişti; eşlerden biri 2010'da öldü ve geriye sağ kalan eş ile bir kardeş mirasçı kaldı. Sağ kalan eş, birlikte oturdukları meskenin aile konutu olduğunun tespitini ve yasal rejimdeki paralel hüküm uyarınca kendisine hak tanınmasını istedi. Mahkeme, taşınmazın murisin kişisel malı olduğu ve davacının tasfiye alacağı bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetti.
“4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 240/1. maddesinde; sağ kalan eşin eski yaşantısını devam ettirebilmesi için, ölen eşine ait olup birlikte yaşadıkları konut üzerinde kendisine katılma alacağına mahsup edilmek, yetmez ise bedel eklenmek suretiyle intifa veya oturma hakkı tanınmasını isteyebileceği düzenlenmiştir. Aile konutu, eşlerin birlikte seçtikleri ve ortak aile yaşam faaliyetlerini gerçekleştirdiği, yaşantılarını buna göre düzenlemeyi amaçladıkları konuttur (TMK m. 186, HGK 28.09.2011 tarih, 2011/2-447 E., 2011/556 K.). Katılma alacağı, 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren TMK uyarınca; eklenecek değerlerden (TMK'nun m. 229) ve denkleştirmeden (TMK'nun 230.m.) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere, eşin edinilmiş mallarının (TMK m. 219) toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin (TMK m. 231) yarısı üzerindeki diğer eşin alacak hakkıdır (TMK m. 236/1). 01.01.2002 tarihinden önce yörürlükte bulunan 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin 170. Maddesi uyarınca geçerli olan mal ayrılığı rejiminde katılma alacağına yer verilmemiştir. Dairemiz uygulamalarına göre, aile konutu ölen eşin kişisel malı ise sağ eş lehine intifa veya oturma hakkı tanınmamaktadır. -//- Bu açıklamalara göre; davacı sağ eşe konut üzerinde intifa ve oturma hakkının tanınması için; aile konutu olması, mal rejiminin ölümle sona ermesi ve sağ eşin katılma alacağının bulunması gerekir. Sağ eşin katılma alacak miktarı, iddia ve savunma doğrultusunda, aynı mahkemece yukarıda açıklanan ilke ve esaslar çerçevesinde belirlenmelidir. Aile konutu üzerine, intifa veya oturma hakkının tanınmasını gerektiren yasal koşulların davacı sağ eş lehine gerçekleştiğinin kanıtlanması durumunda, katılma alacağına mahsuben, yetmezse belirlenecek ilave bedelin davacı tarafça mahkeme veznesine depo ettirilmesi sağlandıktan sonra mahkemece özgüleme hakkında karar verilmelidir.”
Ne anlama geliyor? Karar, mal ortaklığındaki 279. maddenin yasal rejimdeki paralel hükmüne ilişkindir ve koşulları üçe indirger: konut aile konutu olmalı, mal rejimi ölümle sona ermiş olmalı ve sağ eşin bir tasfiye alacağı bulunmalıdır. Aynı mantık mal ortaklığında da geçerlidir; fark, burada konutun ortaklık mallarına dâhil olmasının aranması ve sağ eşe öncelikle mülkiyet isteme hakkının tanınmasıdır. Kararın en pratik yönü, alacak yetmediğinde aradaki farkın mahkeme veznesine depo edilmesi gerektiğini söylemesidir: özgüleme bedelsiz değildir, eksik kalan bedel nakden tamamlanır.
Konut ve ev eşyasına ilişkin özgüleme hakkı yalnız sağ kalan eşe tanınmıştır
Ölen eşin konutu üzerinde hak tanınması istemiyle açılan davada, davacı olarak yalnız sağ kalan eş değil ölen eşin oğlu da yer almıştı. Mahkeme, haklı sebep bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetti; karar davacılar tarafından temyiz edildi.
“TMK'nun 240. maddesindeki aile konutu ve ev eşyasına ilişkin düzenleme sağ kalan eş için düzenlenmiş olup, ancak sağ kalan eş hakkında uygulanabilir.”
Ne anlama geliyor? Daire, hakkın kişiye sıkı biçimde bağlı olduğunu vurgulamıştır: konut ve ev eşyası üzerinde özgüleme isteme yetkisi yalnız sağ kalan eşindir, çocuklar veya diğer mirasçılar bu hakkı kullanamaz. Mal ortaklığında da mülkiyet isteme hakkı yalnız sağ kalan eşe aittir. Buna karşılık 279. maddenin ikinci fıkrası bir istisna getirir: mülkiyet yerine intifa veya oturma hakkı tanınmasını, haklı sebep varsa ölenin diğer yasal mirasçıları da isteyebilir. Yani mirasçıların yetkisi hakkı doğurmaya değil, hakkın içeriğini hafifletmeye yöneliktir.
Özgüleme isteminin tasfiye payına mı miras hakkına mı dayandığı açıklattırılmalıdır; görevli mahkeme buna göre belirlenir
Evlilik 2004'te ölümle sona ermişti. Sağ kalan eş, ölen eşe ait ve birlikte yaşadıkları konut üzerinde kendisi lehine intifa veya oturma hakkı tesisini istedi; ancak dilekçesinde istemini mal rejimine mi yoksa miras hakkına mı dayandırdığını yazmamıştı. Bu husus yargılama sırasında da kendisine açıklattırılmadı.
“Edinilmiş mallara katılma rejiminde, mal rejiminin ölümle sona ermesi halinde, sağ eşin birlikte yaşadıkları konut üzerinde katılma alacağına mahsuben intifa veya oturma hakkı tanınması isteği (TMK.md.240), aile mahkemelerinin; miras hakkına mahsuben bunun talep edilmesi ise (TMK.md.652) sulh hukuk mahkemesinin görevi kapsamındadır.”
Ne anlama geliyor? Bu karar, konut özgülemesi davalarında en sık yapılan hatayı gösterir. Aynı konut için iki ayrı dayanak vardır: mal rejiminden doğan tasfiye payına mahsuben istem aile mahkemesinde, miras hakkına mahsuben istem ise sulh hukuk mahkemesinde görülür. Mal ortaklığında 279. maddeye dayanan istem birinci gruba girer. Dilekçede dayanak yazılmamışsa hâkim, aydınlatma ödevi çerçevesinde bunu taraftan sormak zorundadır; sormadan görevsizlik veya ret kararı vermesi bozma sebebidir.
Özgüleme karşılıksız değildir; paylaşma hükmündedir ve kesinleşmesiyle birlikte mülkiyet sona erer
Sağ kalan eş, tereke malları arasında bulunan aile konutu ve ev eşyası üzerinde kendisine oturma ve kullanma hakkı tanınmasını istedi. Mahkeme, konut üzerinde oturma hakkı, ev eşyası üzerinde kullanma hakkı tanınmasına karar verdi. Karar taraflarca temyiz edildi.
“Kanun, aile konutu ve ev eşyası üzerinde, sağ eşe mülkiyet veya bunun yerine intifa ya da oturma hakkının, miras hakkına mahsuben tanınabileceğini hükme bağladığına göre, özgüleme, ister mülkiyet hakkı, isterse bunun yerine intifa veya oturma hakkı tanınması şeklinde olsun, karşılıksız olmayıp, "miras hakkına mahsuben" olacaktır. Bu şekilde özgüleme o malla ilgili paylaşmanın hukuki sonuçlarını hasıl eder ve paylaşma hükmündedir. Başka bir ifade ile özgülemeye karar verilmesi ve bu kararın kesinleşmesiyle o mal üzerindeki birlikte mülkiyet hali sona erer.”
Ne anlama geliyor? Kararın iki tespiti mal ortaklığı bakımından da aynen geçerlidir. Birincisi, özgüleme ister mülkiyet ister intifa veya oturma hakkı biçiminde olsun karşılıksız değildir; verilen hakkın değeri eşin payından düşülür. İkincisi, özgüleme kararı kesinleştiğinde o mal üzerindeki birlikte mülkiyet sona erer ve karar paylaşma hükmünde sonuç doğurur. Mal ortaklığında bu sonuç daha da belirgindir; çünkü ortaklık mallarında zaten elbirliği mülkiyeti vardır ve özgüleme bu ortaklığı o mal bakımından kesin olarak tasfiye eder.
Konutun aile konutu olduğunun tespiti ayrı bir dava olarak istenebilir; imar durumu bu istemin reddine gerekçe yapılamaz
Sağ kalan eş, ölen eşe ait taşınmazda birlikte oturduklarını belirterek özgüleme hakkından yararlanmaya esas olmak üzere taşınmazın aile konutu olduğunun tespitini istedi. Mahkeme, taşınmazın kadastral parsel niteliğinde olduğu, yapı ruhsat süresinin dolduğu ve kat mülkiyeti kurulmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle istemi reddetti. Oysa keşifte binanın birinci katının aile konutu olduğu saptanmıştı.
“Özgüleme, taşınmaz üzerinde mülkiyet hakkı tanınması suretiyle olabileceği gibi, haklı sebeplerin varlığı halinde mülkiyet yerine intifa veya oturma hakkı tanınması suretiyle de olabilir. (TMK. m. 652) O halde, gösterilen gerekçe, tespit isteğinin karara bağlanması bakımından geçerli değildir. Fiilen aile konutu olarak kullanılan birinci katın "bağımsız bölüm" olarak tapuya tescili, diğer bir ifade ile taşınmaz üzerinde kat mülkiyet tesisinin mümkün olup olmadığı ayrı bir konudur. Bunun mümkün olmadığının şimdiden görülüp, bu olgudan hareket edilerek davacının tespit talebinde hukuki yararı bulunmadığı sonucuna ulaşmak da doğru olmaz. Öyleyse, taşınmazın, birinci katının, davacı ve ölen eşi tarafından aile konutu olarak kullanıldığı belirlendiğine göre, tespit isteğinin kabulüne karar verilmesi gerekirken reddi doğru bulunmamıştır.”
Ne anlama geliyor? Karar iki kapı açar. Birincisi, özgüleme yalnız mülkiyet devri biçiminde düşünülmemelidir; haklı sebep varsa mülkiyet yerine intifa veya oturma hakkı da tanınabilir. Bu, mal ortaklığında 279. maddenin ikinci fıkrasının karşılığıdır. İkincisi, konutun aile konutu olduğunun tespiti bağımsız bir dava olarak istenebilir ve mahkeme, mülkiyet devrinin teknik olarak mümkün olup olmadığına bakarak bu tespit istemini reddedemez; çünkü tespit, ileride intifa veya oturma hakkı istenmesine de dayanak olur.
Özgüleme davası tüm mirasçılara yöneltilmeli, tanınacak hakkın karşılığı bilirkişi raporuyla belirlenmelidir
Eşlerden biri 2007'de öldü; geriye sağ kalan eş ile dört çocuk mirasçı kaldı. Sağ kalan eş, birlikte otuz beş yılı aşkın süre oturdukları mesken üzerinde kendisi lehine intifa veya oturma hakkı tesisini istedi. Dava mirasçıların yalnız bir bölümüne yöneltilmiş, iki mirasçı ise davacı yanında yer almıştı. Mahkeme intifa hakkı tanınmasına karar verdi.
“Kural olarak, TMK'nun 652. maddesi uyarınca açılan bu tür davalarda sağ kalan eş, davacı sıfatına haiz olup, diğer tüm mirasçıları ise davalı durumunda bulunmaktadırlar. Yani davacı tarafından açılacak bu tür davanın diğer tüm mirasçılara yöneltilmesi ve bu şekilde taraf teşkilinin sağlanması, ondan sonra işin esasına girilerek olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekmektedir. Bu haklardan olan intifa hakkı tanınırken, kural olarak karşılığının da belirlenmesi ve bu konuda uzman bilirkişiden intifa hakkı karşılığına ilişkin raporun alınması da düşünülmelidir.”
Ne anlama geliyor? Usule ilişkin iki kural mal ortaklığındaki özgüleme davaları için de geçerlidir. Birincisi taraf teşkilidir: davacı sağ kalan eştir ve dava diğer bütün mirasçılara yöneltilmelidir; bir kısım mirasçının davacı yanında yer alması taraf teşkilini sağlamaz. İkincisi değerlemedir: tanınacak intifa veya oturma hakkının parasal karşılığı, bu konuda uzman bir bilirkişi raporuyla belirlenmelidir; çünkü hak payına mahsuben tanınır ve mahsup için bir değer gerekir.
Madde gerekçesi
Madde 279- Madde İsviçre Medenî Kanununun 244 üncü maddesinden alınmıştır. Edinilmiş mallara katılma rejiminde yer alan hüküm, maddede mal ortaklığı rejimi için de kabul edilmiştir. Ancak edinilmiş mallara katılma rejiminde yer alan hükümden farklı olarak maddede, sağ kalan eşin, öncelikle mülkiyet hakkı isteyebilmesi öngörülmüştür. Buna göre, ölüm nedeniyle mal ortaklığının son bulmasında, sağ kalan eş, eşlerin birlikte yaşadıkları konut veya ev eşyasının ortaklık mallarına dahil olduğu durumda, kendi tasfiye payına mahsuben bunların mülkiyetini isteyebilecektir. Böylece bu mallar terekeye dahil olmaktan çıkartılıp, diğer mirasçıların bunlar üzerindeki mülkiyet haklarının, sağ kalan eş tarafından tasfiye payına mahsuben satın alınması sağlanmış olmaktadır. Maddenin ikinci fıkrası haklı sebeplerin varlığı hâlinde, sağ kalan eş veya ölenin diğer yasal mirasçılarının istemi üzerine bunlar üzerinde mülkiyet yerine intifa veya oturma hakkı tanınmasını isteyebileceğini öngörmektedir. Maddenin üçüncü fıkrasında, ölüm dışındaki sebeplerle mal ortaklığı rejiminin son bulması hâlinde, eşlerden her birinin üstün bir yararın varlığını kanıtlamak suretiyle aynı istemleri ileri sürebilmesi kabul edilmiştir.
Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), s. 106-107Gerekçenin en dikkat çekici cümlesi farkı vurgulayan cümledir: "edinilmiş mallara katılma rejiminde yer alan hükümden farklı olarak maddede, sağ kalan eşin, öncelikle mülkiyet hakkı isteyebilmesi öngörülmüştür." Yasal rejimde sağ kalan eş konut üzerinde kural olarak intifa veya oturma hakkı isteyebilirken, mal ortaklığında doğrudan mülkiyet isteyebilir. Gerekçe bunun sonucunu da açıkça yazar: konut ve ev eşyası terekeye dâhil olmaktan çıkar ve diğer mirasçıların bu mallar üzerindeki mülkiyet hakları, sağ kalan eş tarafından tasfiye payına mahsuben satın alınmış olur. "Satın alınması" ifadesi özgülemenin niteliğini de gösterir: bu bir bağış değil, bedeli paydan mahsup edilen bir devirdir. Gerekçe ayrıca üçüncü fıkrada ölüm dışı sona ermede aranan ek koşulu da açıklar; orada hak her iki eşe tanınmıştır ama üstün yararın kanıtlanması gerekir. Tasarının 279. maddesi Adalet Komisyonunun değişiklik listesinde yer almadığından Tasarıdaki hâliyle kabul edilmiştir (S. Sayısı 723, s. 311-314).
743 sayılı eski Medeni Kanun'daki karşılığı
Eski Kanun'da bu maddenin doğrudan karşılığı yoktu. "Aile konutu" kavramı Türk hukukuna 4721 sayılı Kanun'la girmiştir; 743 sayılı Kanun eşlerin birlikte yaşadıkları konuta özel bir koruma tanımamış, konutu diğer mallardan ayırmamıştır. Konuya en yakın hüküm, mal ortaklığının sona ermesinde hayatta kalan eşe tanınan genel tahsis isteme hakkını düzenleyen 224. maddeydi; ancak bu hüküm yalnız "kendi tarafından ortaklığa ithal edilen mallar" için geçerliydi, konutu ayrıca öne çıkarmıyordu ve intifa ya da oturma hakkı gibi bir ara çözüm öngörmüyordu. Bugünkü 279. madde üç yenilik getirmiştir: konut ve ev eşyasını ayrı bir koruma konusu yapmış, sağ kalan eşe öncelikle mülkiyet isteme hakkı tanımış ve haklı sebep hâlinde mülkiyet yerine intifa veya oturma hakkı seçeneğini eklemiştir.
Hayatta kalan karı veya koca, kendi tarafından ortaklığa ithal edilen malların mahsubu hissesinden icra edilmek üzere, kendisine tahsisini isteyebilir.
743 sayılı Kanun, mevzuat.gov.tr| 743 sayılı Kanun m. 224 | 4721 sayılı Kanun m. 279 | |
|---|---|---|
| Konut koruması | Yok | Konut ve ev eşyası ayrı düzenlenmiş |
| Ölçü | Ortaklığa kendisinin kattığı mallar | Ortaklık mallarına dâhil konut ve eşya |
| İçerik | Tahsis istemi | Öncelikle mülkiyet istemi |
| Ara çözüm | Yok | İntifa veya oturma hakkı |
| İstem sahibi | Hayatta kalan eş | Sağ eş; ikinci fıkrada mirasçılar da |
| Ölüm dışı sona erme | Düzenlenmemiş | Üstün yarar hâlinde her iki eş |
Değişiklik geçmişi
| Tarih | Gelişme | Dayanak |
|---|---|---|
| 01.01.2002 | Madde yürürlüğe girdi; sağ kalan eşe öncelikli mülkiyet istemi tanındı | 4721 s. K. |
Madde yürürlüğe girdiği günden beri değiştirilmemiştir.
İlgili maddeler
- TMK m. 186: Aile konutu ve birliğin giderlerine katılma.
- TMK m. 194: Aile konutu üzerinde tasarruf sınırı.
- TMK m. 226: Paylı malda üstün yarar.
- TMK m. 240: Yasal rejimde aile konutu ve ev eşyası.
- TMK m. 275: Değer belirlenmesi.
- TMK m. 276: Ölüm hâlinde paylaşma.
- TMK m. 277: Diğer hâllerde paylaşma.
- TMK m. 278: Kişisel malların payına mahsuben verilmesi.
- TMK m. 280: Diğer malvarlığı değerleri.
- TMK m. 281: Diğer paylaşma kuralları.
Eşinizin ölümünden sonra aile konutunun size verilip verilemeyeceğini ve hangi talebi kurmanız gerektiğini değerlendirmek için İstanbul boşanma avukatı sayfasındaki iletişim bilgilerinden bana ulaşabilirsiniz.
Sık sorulan sorular
TMK 279 ne diyor?
Konut veya ev eşyası ortaklık mallarına dâhilse sağ kalan eş, payına mahsuben bunların mülkiyetini isteyebilir.
Hangi malları kapsar?
Eşlerin birlikte yaşadıkları konut ve ev eşyası (TMK m. 279/1).
Aile konutu nedir?
Eşlerin birlikte seçtikleri ve ortak yaşamlarını sürdürdükleri konut (TMK m. 186).
En önemli koşul nedir?
Konutun ortaklık mallarına dâhil olması.
Konut ölen eşin kişisel malıysa?
Bu maddeye dayanılamaz (Yargıtay 8. HD, 2014/24171 E., 2016/6157 K., 06.04.2016).
Bu hakkı kim kullanabilir?
Yalnız sağ kalan eş (Yargıtay 8. HD, 2015/15144 E., 2015/15890 K., 09.09.2015).
Çocuklar da isteyebilir mi?
Mülkiyet istemini hayır; yalnız mülkiyet yerine intifa veya oturma hakkı tanınmasını isteyebilirler (TMK m. 279/2).
Mülkiyet mi yoksa oturma hakkı mı istenir?
Mal ortaklığında öncelikle mülkiyet istenebilir (S. Sayısı 723, s. 106).
Yasal rejimden farkı nedir?
Orada kural olarak yalnız intifa veya oturma hakkı istenebilir (TMK m. 240).
Haklı sebep varsa ne olur?
Mülkiyet yerine intifa veya oturma hakkı tanınabilir (TMK m. 279/2).
Oturma hakkı devredilebilir mi?
Hayır; devredilemez ve mirasçılara geçmez (4721 s. K. m. 823).
Bu mallar bana bedelsiz mi verilir?
Hayır; değer payınızdan düşülür (Yargıtay 2. HD, 2012/16773 E., 2013/10896 K., 17.04.2013).
Payım yetmezse ne olur?
Aradaki fark nakden tamamlanır ve mahkeme veznesine depo edilir.
Hangi tarihteki değer esas alınır?
Tasfiye anındaki değer (TMK m. 275).
İntifa hakkının karşılığı nasıl bulunur?
Uzman bilirkişi raporuyla (Yargıtay 8. HD, 2013/7517 E., 2014/6261 K., 04.04.2014).
Özgüleme kararının sonucu nedir?
Kesinleşince o mal üzerindeki birlikte mülkiyet sona erer.
Boşanmada da bu madde uygulanır mı?
Evet; ancak üstün yararın ispatı gerekir (TMK m. 279/3).
Üstün yarar neye göre değerlendirilir?
Somut olayın koşullarına göre.
Davayı kime karşı açmalıyım?
Tüm mirasçılara; eksik taraf teşkili bozma sebebidir.
Dilekçede ne yazmalıyım?
İstemin tasfiye payına mı miras hakkına mı dayandığını açıkça belirtmelisiniz.
Neden bu ayrım önemli?
Görevli mahkemeyi belirler (Yargıtay 2. HD, 2014/4844 E., 2014/11532 K., 26.05.2014).
Konutun aile konutu olduğu ayrıca tespit ettirilebilir mi?
Konut dışındaki mallar istenebilir mi?
Üstün yarar kanıtlanırsa (TMK m. 280).
Eski Kanun'da karşılığı var mıydı?
Konuta özgü bir hüküm yoktu; en yakın düzenleme 743 sayılı Kanun'un 224. maddesiydi.
Kaynaklar ve Mevzuat
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 186, 194, 226, 240, 275, 276, 277, 278, 279, 280, 281, 652, 797, 823
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 31
- 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi m. 224
- 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun m. 4
- Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), m. 279 gerekçesi s. 106-107, Komisyon değişiklik listesi s. 311-314
- Yargıtay 2. HD, 2014/4844 E., 2014/11532 K., 26.05.2014
- Yargıtay 2. HD, 2013/6826 E., 2013/26076 K., 12.11.2013
- Yargıtay 2. HD, 2012/16773 E., 2013/10896 K., 17.04.2013
- Yargıtay 8. HD, 2014/24171 E., 2016/6157 K., 06.04.2016
- Yargıtay 8. HD, 2015/15144 E., 2015/15890 K., 09.09.2015
- Yargıtay 8. HD, 2013/7517 E., 2014/6261 K., 04.04.2014
