TMK 165'e göre eşlerden biri akıl hastası olup da bu yüzden ortak hayat diğer eş için çekilmez hâle gelirse, hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilmek koşuluyla bu eş boşanma davası açabilir. Yargıtay'a göre bir kimsenin akıl hastası olup olmadığı ancak resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilebilir; psikiyatri uzmanının tetkik ve gözlemine dayanmayan yetersiz bir rapora göre hüküm kurulamaz (Yargıtay 2. HD, 2013/18035 E., 2013/30652 K., 24.12.2013). Akıl hastası eşin davranışları iradi sayılmadığından ona kusur yüklenemez; 165'e dayalı bir dava bulunmadıkça yalnız 166. maddeye göre boşanma kararı verilemez (Yargıtay 2. HD, 2013/9776 E., 2013/23330 K., 09.10.2013). Hukuk Genel Kurulu'nun benimsediği görüşe göre kusur yüklenemeyen akıl hastası eş aleyhine maddi ve manevi tazminata da hükmedilemez (Yargıtay HGK, 2008/2-131 E., 2008/152 K., 20.02.2008).
- Akıl hastalığı
- Kişinin akla uygun biçimde davranma yeteneğini etkileyen ruhsal hastalık; 165 anlamında varlığı ve geçmesine olanak bulunup bulunmadığı resmî sağlık kurulu raporuyla belirlenir.
- Akıl zayıflığı
- Zekâ geriliği veya mental retardasyon gibi zihinsel yetersizlik; TMK m. 405'te akıl hastalığıyla birlikte kısıtlama sebebi olarak sayılır.
- Ayırt etme gücü
- Akla uygun biçimde davranabilme yeteneği (TMK m. 13); ayırt etme gücü bulunmayan kimsenin fiilleri kural olarak hukuki sonuç doğurmaz (TMK m. 15).
- Resmî sağlık kurulu raporu
- Resmî bir sağlık kuruluşunda birden çok hekimden oluşan kurulca düzenlenen rapor; 165'te herhangi bir bilirkişi raporu veya tek hekim raporu yeterli değildir.
- Çekilmezlik
- Hastalık yüzünden ortak hayatın sağlıklı eş için katlanılamaz hâle gelmesi.
- Kısıtlama ve vasi
- Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı nedeniyle işlerini göremeyen ergin kişinin vesayet altına alınması (TMK m. 405) ve onu temsil edecek vasinin atanması.
- Mutlak butlan
- Evlenme sırasında var olan ağır bir sakatlık nedeniyle evliliğin hâkim kararıyla sona erdirilmesi; evlenmeye engel olacak derecede akıl hastalığı bu sebeplerdendir (TMK m. 145/3). Batıl evlilik de hâkim kararına kadar geçerli bir evliliğin bütün sonuçlarını doğurur (TMK m. 156).
TMK 165 ne düzenler?
| Konu | Kural | Dayanak |
|---|---|---|
| Davayı kim açar? | Yalnız akıl hastası olmayan eş, akıl hastası eşe karşı | TMK m. 165; Yargıtay 2. HD, 2012/31551 K. |
| Şartlar | Akıl hastalığı, bu yüzden çekilmezlik ve hastalığın geçmesine olanak bulunmadığının resmî sağlık kurulu raporuyla tespiti | TMK m. 165; Yargıtay 2. HD, 2013/29701 K. |
| Süre | 743 sayılı Kanun'daki "üç yıldan beri devam eden hastalık" şartı kaldırılmıştır | TMK m. 165; TBMM gerekçesi |
| Rapor | Resmî sağlık kurulu raporu şarttır; psikiyatri uzmanının gözlemine dayanmayan rapor yetmez | Yargıtay 2. HD, 2013/30652 K.; Yargıtay 2. HD, 2013/1794 K. |
| Vesayet raporu | Vesayet dosyasındaki rapor 165'teki hususları içermiyorsa yetmez | Yargıtay 2. HD, 2013/29701 K.; Yargıtay 2. HD, 2010/10627 K. |
| Geçmesine olanak | Raporda iyileşme olanağı açıkça değerlendirilmelidir; remisyon bildiren raporlar çelişki doğurur | Yargıtay 2. HD, 2018/5217 K.; Yargıtay 2. HD, 2011/7636 K. |
| Çelişkili raporlar | Adli Tıp ilgili ihtisas kurulu, gerekirse Adli Tıp Genel Kurulu | Yargıtay 2. HD, 2012/20646 K. |
| Çekilmezlik | Hastalığın ortak hayatı çekilmez kıldığı tanıkla da kanıtlanabilir | Yargıtay 2. HD, 2008/15775 K. |
| Bedensel hastalık | MS gibi bir hastalık başlı başına boşanma sebebi değildir | Yargıtay HGK, 2012/145 K. |
| Evlenmeden önceki hastalık | 165 davasına engel değildir; butlan ayrıca değerlendirilir | TMK m. 156; Yargıtay 2. HD, 2014/21913 K. |
| Kusur | Akıl hastası eşin davranışları iradi değildir, kusur yüklenemez | Yargıtay HGK, 2020/227 K.; Yargıtay 2. HD, 2012/20403 K. |
| 166 davası | 165'e dayalı dava yoksa akıl hastası eşe karşı 166'ya göre boşanma kararı verilemez | Yargıtay 2. HD, 2013/23330 K. |
| Birden çok sebep | 165 ve 166 aynı davada birlikte ileri sürülebilir; 165 reddedilirse 166 ayrıca incelenir | Yargıtay 2. HD, 2012/14498 K. |
| Davalı akıl hastasıysa | Vesayet makamına bildirilir, dava atanacak vasiye yöneltilir | Yargıtay 2. HD, 2007/9650 K. |
| Vasi eşse | Davayı açan eş aynı zamanda vasiyse yeni vasi atanmalıdır; kayyım yetmez | Yargıtay 2. HD, 2025/9456 K. |
| Tazminat | Akıl hastası eş aleyhine maddi ve manevi tazminata hükmedilemez | Yargıtay HGK, 2008/152 K.; Yargıtay HGK, 2006/528 K. |
| Yoksulluk nafakası | Yükümlünün kusuru aranmaz; ancak geliri olmayan ve bakıma muhtaç eşe nafaka yüklenemez | TMK m. 175; Yargıtay 2. HD, 2012/19749 K. |
| Hasta eşin hakları | Akıl hastası eş, kusurlu diğer eşten tazminat ve nafaka isteyebilir | Yargıtay HGK, 2020/227 K.; Yargıtay 2. HD, 2026/2416 K. |
| Gizleme | Hastalığın evlenmeden önce gizlenmesi boşanma davasında kusur olarak yüklenemez; 2017 tarihli bir kararda diğer kusurlarla birlikte kusur sayılmıştır | Yargıtay 2. HD, 2026/2483 K.; Yargıtay 2. HD, 2017/4572 K. |
| Velayet | Kısıtlanıp vesayet altına alınan eşe çocuğun velayeti verilemez | Yargıtay 2. HD, 2012/7338 K. |
| Mal paylaşımı | Artık değerde payın azaltılması yalnız zina veya hayata kast nedeniyle boşanmada mümkündür | TMK m. 236/2 |
TBMM gerekçesine göre madde, 743 sayılı eski Kanun'un 133. maddesini karşılar ve sadeleştirilerek yeniden yazılmıştır. Eski Kanun akıl hastalığının en az üç yıldan beri devam etmesini arıyordu. Gerekçeye göre hastalığın geçmesine olanak yoksa sağlıklı eşi üç yıl gibi uzun bir süre dayanılmaz hayat şartları altında bırakmak adil olmayacağından bu süre kaldırılmıştır. Gerekçe ayrıca akıl hastalığı gibi önemli bir konuda herhangi bir bilirkişi raporuyla yetinilmeyip resmî sağlık kurulu raporu alınması esasının benimsendiğini belirtir. Tasarı'nın 165. maddesi Adalet Komisyonunca aynen kabul edilmiştir.
Akıl hastası bir eşe karşı açılan boşanma davalarında en sık yapılan hata davayı yalnız 166. maddeye dayandırmaktır. Yargıtay'ın yerleşik görüşüne göre akıl hastası eşin hareketleri iradi olmadığından ona kusur yüklenemez ve 165'e dayalı bir dava bulunmadıkça evlilik birliğinin sarsılması sebebiyle boşanma kararı verilemez (Yargıtay 2. HD, 2018/2559 E., 2018/6246 K., 15.05.2018). 165'e dayanılsa bile, 165'teki hususları içeren bir resmî sağlık kurulu raporu alınmadan hüküm kurulması bozma sebebidir (Yargıtay 2. HD, 2013/17177 E., 2013/29701 K., 16.12.2013). Dava açmadan önce hastalığın niteliği, kısıtlama durumu, hangi sebeplere dayanılacağı ve kimin davalı olarak gösterileceği birlikte değerlendirilmelidir.
Akıl hastalığı nedeniyle boşanmanın şartları
- Dört şart: Yargıtay'a göre akıl hastalığı nedeniyle boşanma kararı verilebilmesi için akıl hastalığının ortak hayatı diğer eş için çekilmez hâle getirmesi ve hastalığın geçmesine olanak bulunmadığının resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilmesi şarttır (Yargıtay 2. HD, 2013/17177 E., 2013/29701 K., 16.12.2013). Buna göre eşlerden biri akıl hastası olmalı, ortak hayat bu hastalık yüzünden çekilmez hâle gelmeli, hastalığın geçmesine olanak bulunmamalı ve bu durum resmî sağlık kurulu raporuyla belgelenmelidir.
- Şartlar gerçekleşince dava kabul edilir: Yargıtay, davalı kocanın akıl hastası olduğu, hastalığın geçmesine olanak bulunmadığının resmî sağlık kurulu raporuyla belirlendiği ve ortak hayatın davacı kadın için çekilmez hâle geldiği bir dosyada davanın reddini bozmuştur (Yargıtay 2. HD, 2011/15761 E., 2011/16174 K., 18.10.2011).
- Süre şartı yoktur: 743 sayılı Kanun'un 133. maddesi hastalığın üç yıldan beri devam etmesini arıyordu. 4721 sayılı Kanun bu süreyi kaldırmıştır; hastalığın ne zamandan beri sürdüğü değil, geçmesine olanak bulunup bulunmadığı önemlidir.
- Mutlak bir sebep değildir: Kanun çekilmezliği ayrı bir şart olarak aradığından, akıl hastalığının varlığı tek başına boşanma için yetmez. Yargıtay, önceki 165 davası davalıdaki psikotik bozukluğun ortak hayatı çekilmez hâle getirmediği gerekçesiyle reddedilip kesinleşmişse, yeni bir maddi olay ispatlanmadıkça evliliğin aynı sebeple çekilmez hâle geldiğinin kabul edilemeyeceğini belirtmiştir (Yargıtay 2. HD, 2011/16076 E., 2012/12636 K., 10.05.2012).
- Bedensel hastalık 165 kapsamında değildir: Hukuk Genel Kurulu, MS hastalığının evlilik birliğinden doğan görevlerin yerine getirilmesine engel olmadığı ve evlilik birliğini diğer taraf için çekilmez hâle getirmediği resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilen dosyada bu hastalığın başlı başına boşanma sebebi olmadığını belirten Özel Daire bozmasını benimsemiştir (Yargıtay HGK, 2011/2-829 E., 2012/145 K., 14.03.2012). Bedensel bir hastalık süresince yaşanan olaylar ancak 166. madde çerçevesinde değerlendirilebilir.
Resmî sağlık kurulu raporu ve Adli Tıp
- Rapor zorunludur: Yargıtay'a göre bir kimsenin akıl hastası olup olmadığı ancak resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilebilir; davalı hakkında bu rapor alınmadan, psikiyatri uzmanının tetkik ve gözlemine dayanmayan yetersiz bir rapora göre hüküm kurulamaz (Yargıtay 2. HD, 2013/18035 E., 2013/30652 K., 24.12.2013). Gerekçe de akıl hastalığı gibi önemli bir konuda herhangi bir bilirkişi raporuyla yetinilmeyeceğini açıkça belirtir.
- Kurulda psikiyatri uzmanı bulunmalıdır: Yargıtay, sağlık kurulunda psikiyatri uzmanının bulunmadığı ve 165'in kapsamı karşısında yetersiz kalan bir rapora dayanılarak verilen boşanma kararını bozmuş, psikiyatri uzmanının katılacağı resmî sağlık kurulundan yeniden rapor alınmasını istemiştir (Yargıtay 2. HD, 2012/14898 E., 2013/1794 K., 24.01.2013).
- Rapor neyi cevaplamalıdır: Raporun yalnız teşhis koyması yetmez; hastalığın geçmesine olanak bulunup bulunmadığını ve ortak hayatı diğer eş için çekilmez hâle getirip getirmediğini de değerlendirmelidir. Yargıtay, orta derece mental retardasyon tanısıyla vesayet altına alınan davalı hakkında bu hususlar resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilmeden boşanmaya karar verilmesini eksik inceleme saymıştır (Yargıtay 2. HD, 2007/2435 E., 2007/16020 K., 19.11.2007).
- Vesayet dosyasındaki rapor yetmez: Yargıtay, vasi tayini dosyasında yer alan ve "davalının vesayet altına alınması uygundur" ibaresini taşıyan raporla yetinilmesini, raporda hastalığın geçmesine olanak bulunmadığına ilişkin bir açıklama olmadığı için doğru bulmamıştır (Yargıtay 2. HD, 2013/17177 E., 2013/29701 K., 16.12.2013). Çalışma olanağı vermeyen psikolojik bozukluk tanısıyla vesayet altına alınan davalı için de aynı sonuca varılmıştır (Yargıtay 2. HD, 2009/9395 E., 2010/10627 K., 31.05.2010).
- Adli Tıp Kurumu: Uygulamada rapor çoğunlukla Adli Tıp Kurumunun ilgili ihtisas kurulundan veya üniversite ve eğitim araştırma hastanelerinin sağlık kurullarından alınır. Yargıtay, şizofreni tanısı konulan, hastalığı sürekli olmakla birlikte vasi tayini gerekmediği bildirilen davalı hakkında hastalığın geçmesine olanak bulunup bulunmadığının ve ortak hayatı çekilmez hâle getirip getirmediğinin Adli Tıp Kurumunun ilgili ihtisas dairesinden alınacak raporla belirlenmesini istemiştir (Yargıtay 2. HD, 2010/8296 E., 2011/8811 K., 23.05.2011).
- Çelişkili raporlar: Yargıtay, Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Dairesi raporu ile hastane raporları arasında çelişki bulunan dosyada, 2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanunu'nun 15/f maddesi uyarınca Adli Tıp Genel Kurulundan rapor alınması gerektiğini belirtmiştir (Yargıtay 2. HD, 2012/2726 E., 2012/20646 K., 10.09.2012). Evlenme tarihindeki ehliyete ilişkin raporlar çeliştiğinde de aynı yol izlenmiştir (Yargıtay 2. HD, 2013/17531 E., 2014/8304 K., 08.04.2014).
- Masraf ve ispat yükü: Hastalığı ispat yükü davacıdadır. Yargıtay, üniversite raporunda 165 kapsamında bir akıl hastalığı bulunmadığı bildirilen, Adli Tıp raporu için gerekli avansı yatırmak istemeyip mevcut raporla yetinilmesini isteyen davacının iddiasını ispat edemediğini kabul etmiş ve kendi bozma kararını kaldırarak ret kararını onamıştır (Yargıtay 2. HD, 2007/17584 E., 2007/16081 K., 19.11.2007).
Hastalığın geçmesine olanak bulunmaması
- Şizofreni: Yargıtay, davalıda şizofreni tespit edilmiş olsa bile hastalığın geçmesine olanak bulunup bulunmadığı konusundaki rapor yetersizse bu yetersiz rapora dayanılarak hüküm kurulamayacağını belirtmiştir (Yargıtay 2. HD, 2012/11614 E., 2012/29155 K., 04.12.2012). Buna karşılık Daire çoğunluğu, resmî sağlık kurulu raporunda şizofreni tanısı bulunan ve bu tür hastalığın iyileşmesine olanak bulunmadığı anlaşılan bir dosyada boşanma kararını onamış, karşı oy yazısında iyileşme olanağının ayrıca resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilmesi gerektiği savunulmuştur (Yargıtay 2. HD, 2013/18496 E., 2014/346 K., 14.01.2014).
- Bipolar bozukluk: Yargıtay, sağlık kurulu raporlarında bipolar afektif bozukluğun iyileşmesine olanak bulunup bulunmadığı konusunda açıklama yer almayan dosyada, bu husus resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilmeden verilen hükmü bozmuştur (Yargıtay 2. HD, 2016/16503 E., 2018/5217 K., 18.04.2018).
- Remisyon (iyilik dönemi): Yargıtay, aynı kişi hakkında hastalığın kronik olduğunu ve tedavi süresinin öngörülemeyeceğini, sonra remisyonda olduğunu, en son da hastalık gidişini öngörmenin tıbben mümkün olmadığını bildiren raporların hastalığın geçmesine olanak bulunup bulunmadığı konusunda çelişkili olduğunu ve hüküm kurmaya elverişli olmadığını belirterek davalının tüm dosyayla birlikte Adli Tıp ilgili ihtisas kuruluna sevkini istemiştir (Yargıtay 2. HD, 2010/6639 E., 2011/7636 K., 03.05.2011).
Çekilmezlik nasıl kanıtlanır?
- Tanıkla kanıtlanabilir: Yargıtay'a göre davalının ruh hastalığının diğer eş için çekilmez hâle geldiği tanık beyanlarıyla kanıtlanabilir; raporu yalnız hastalığın iyileşme durumuyla ilgili olan ve bu konuda tanık göstermeyen davacı için çekilmezlik kanıtlanmış sayılmamıştır (Yargıtay 2. HD, 2008/18275 E., 2008/15775 K., 24.11.2008).
- Rapor ve tanık birlikte: Yargıtay, 165'e uygun rapor alınmasının yanında evliliğin çekilmez hâle gelip gelmediği yönünde tarafların gösterdiği tanıkların da dinlenmesini istemiştir (Yargıtay 2. HD, 2013/17177 E., 2013/29701 K., 16.12.2013). Ne rapor ne de çekilmezlik kanıtı bulunan bir dosyada verilen boşanma kararı da bozulmuştur (Yargıtay 2. HD, 2006/22273 E., 2007/11975 K., 17.09.2007).
- Yalnız Adli Tıp raporu: Daire çoğunluğu, çekilmezlik konusunda yalnız Adli Tıp Kurumu raporuna dayanan bir boşanma hükmünü onamış; iki ayrı karşı oy yazısında çekilmezliğin, hastalığın öznel etkisini değerlendirecek hâkim tarafından başka delillerle belirlenmesi gerektiği savunulmuştur (Yargıtay 2. HD, 2012/4371 E., 2012/24180 K., 10.10.2012). Uygulamada çekilmezliği tanık, tedavi kayıtları ve olay tutanaklarıyla ayrıca desteklemek en güvenli yoldur.
Hangi hastalıklar 165 kapsamında?
Kanun akıl hastalıklarını tek tek saymaz; hastalığın niteliği her dosyada resmî sağlık kurulu raporuyla belirlenir. İncelediğimiz kararlarda en sık karşılaşılan tanılar şunlardır:
- Şizofreni ve psikotik bozukluklar: Şizofreni, incelediğimiz 165 kararlarında sık rastlanan bir tanıdır (Yargıtay 2. HD, 2010/6639 E., 2011/7636 K., 03.05.2011; Yargıtay 2. HD, 2014/7237 E., 2014/21913 K., 06.11.2014). Organik olmayan psikoz tanısıyla ilaç kullanan davalı hakkında Yargıtay, dava ehliyeti yönünden Adli Tıp Kurumu Dördüncü İhtisas Kurulundan rapor alınmasını istemiştir (Yargıtay 2. HD, 2024/6456 E., 2025/2707 K., 13.03.2025).
- Bipolar bozukluk: Hastalığın iyileşmesine olanak bulunup bulunmadığı raporda ayrıca değerlendirilmelidir (Yargıtay 2. HD, 2016/16503 E., 2018/5217 K., 18.04.2018).
- Zekâ geriliği (mental retardasyon): Yargıtay orta derece mental retardasyon tanısıyla vesayet altına alınan davalıya karşı açılan davayı 165 çerçevesinde incelemiştir (Yargıtay 2. HD, 2007/2435 E., 2007/16020 K., 19.11.2007). Orta derecede zekâ geriliği nedeniyle kısıtlanan eşin davranışlarının iradi kabul edilemeyeceği de belirtilmiştir (Yargıtay 2. HD, 2011/10421 E., 2012/7338 K., 27.03.2012).
- Demans: Karşı tarafın demans hastası olduğu ileri sürülen dosyada Yargıtay, tek hekimli bir raporla yetinilmeyip dava ve taraf ehliyeti yönünden Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasını istemiştir (Yargıtay 2. HD, 2024/4681 E., 2025/1204 K., 10.02.2025).
- Her akıl hastası ayırt etme gücünden yoksun değildir: Hukuk Genel Kurulu, öğretiden aktardığı görüşle, akıl hastalıklarının hepsinin ayırt etme gücünü ortadan kaldırmadığını, epilepsi veya melankoli gibi bazı hastalıklara yakalananların ayırt etme gücünden sürekli olarak yoksun olmadığını belirtmiştir (Yargıtay HGK, 2015/167 E., 2015/1328 K., 13.05.2015). Bu nedenle tanı kadar hastalığın kişinin davranışları üzerindeki etkisi de önemlidir.
- Rapor tanı dışını da açıklamalıdır: Yargıtay, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun akıl hastalığı olmadığını, kişinin donuk zekâ işlevine sahip olduğunu belirten ancak belirtilerin başka hastalık belirtileriyle örtüşebileceğini de kaydeden raporu, eşin olağan dışı davranışları karşısında vasi tayini konusunda hüküm kurmaya elverişli görmemiş ve Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasını istemiştir (Yargıtay 2. HD, 2025/1344 E., 2025/8551 K., 09.10.2025).
Davayı kim açar, kime karşı açılır?
- Yalnız sağlıklı eş: Yargıtay'a göre madde metninden açıkça anlaşıldığı üzere akıl hastalığına dayalı boşanma davası akıl hastası olmayan eş tarafından akıl hastası olan eşe karşı açılabilir; davacının kendisindeki akıl hastalığına dayanarak bu madde gereğince boşanma istemesi hukuken mümkün değildir (Yargıtay 2. HD, 2011/14560 E., 2012/31551 K., 25.12.2012). Aynı kararda davacının 166. maddeye de dayanması nedeniyle delillerin bu çerçevede değerlendirilmesi istenmiştir.
- Akıl hastası eşin kendisi dava açarsa: Yargıtay, dava tarihinden önce alınan sağlık kurulu raporuna göre sürekli akıl hastalığı bulunan ve vasi tayini gereken davacının ayırt etme gücüne ve dava ehliyetine sahip olmadığını, ayrıca genel vekâletnameyle boşanma davası açılamayacağını belirtmiştir (Yargıtay 2. HD, 2023/7736 E., 2024/4907 K., 26.06.2024). Ayırt etme gücüne sahip kısıtlılar ise kişiye sıkı sıkıya bağlı haklarını yasal temsilcinin rızası olmadan kullanabilir (TMK m. 16).
- Kısıtlı eş adına vasi: Hukuk Genel Kurulu, akıl hastalığı nedeniyle kısıtlanan, vasi olarak babası atanan ve vesayet makamınca vasiye husumet izni verilen kadının davasında kocayı tamamen kusurlu bulmuştur (Yargıtay HGK, 2017/1940 E., 2020/227 K., 26.02.2020). Vasinin dava açabilmesi için vesayet makamının izni gerekir (TMK m. 462/8); Yargıtay, yargılama sırasında kısıtlanan davacı için bu izin alınmadan karar verilmesini bozma sebebi saymıştır (Yargıtay 2. HD, 2012/6405 E., 2012/25212 K., 19.10.2012).
- Davalı akıl hastasıysa: Yargıtay'a göre davalının akıl hastası olup olmadığı resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilmeli, akıl hastası olduğu anlaşılırsa vasi atanması için vesayet makamına bildirimde bulunulmalı ve dava atanacak vasiye yöneltilmelidir; taraf teşkili sağlanmadı diye davanın reddi doğru değildir (Yargıtay 2. HD, 2006/20487 E., 2007/9650 K., 07.06.2007). Mahkemeler görevleri sırasında vesayeti gerektiren bir durumu öğrenirlerse bunu yetkili vesayet makamına bildirmek zorundadır (TMK m. 405/2).
- Vasi, davayı açan eşse: Kanun vesayet makamının öncelikle eşi vasi olarak atamasını öngörür (TMK m. 414); ancak menfaati kısıtlınınkiyle önemli ölçüde çatışan kişi vasi olamaz (TMK m. 418/3). Yargıtay, kısıtlı kocaya vasi olarak atanmış eşin açtığı boşanma davasında davacı ve davalı sıfatlarının birleştiğini, temsil kayyımı atanmasının bu durumu ortadan kaldırmadığını ve kısıtlıya yeni vasi atanması için vesayet makamına bildirim yapılması gerektiğini belirtmiştir (Yargıtay 2. HD, 2025/3158 E., 2025/9456 K., 04.11.2025).
- Mirasçılar ve savcı: Butlan davası Cumhuriyet savcısı tarafından re'sen, ayrıca ilgisi olan herkes tarafından açılabilir (TMK m. 146). Yargıtay, savcının açtığı butlan davasında savcıya usulüne uygun tebligat yapılıp duruşmaya katılımı sağlanmadan hüküm kurulmasını bozmuştur (Yargıtay 2. HD, 2015/17716 E., 2015/17148 K., 01.10.2015). Eşin ölümünden sonra mirasçıların açtığı davada ise evliliğin iptaline değil, mutlak butlanın tespitine karar verilmelidir (Yargıtay 2. HD, 2013/17531 E., 2014/8304 K., 08.04.2014).
Dava ehliyeti, vasi ve vesayet ön sorunu
- Ön sorun: Taraf ve dava ehliyeti dava şartıdır ve kamu düzenine ilişkindir. Yargıtay'a göre davacının ruhsal rahatsızlığı ileri sürülüp dosyadaki bazı delillerle doğrulanmışsa, vesayet altına alınmasının gerekip gerekmediği TMK m. 405 ve HMK m. 56 uyarınca ön sorun sayılarak araştırılmalı, gerekirse 462/8. madde uyarınca işlem yapılmalı ve yargılama bu sonuca kadar bekletilmelidir (Yargıtay 2. HD, 2015/2958 E., 2015/8906 K., 30.04.2015). Yeni tarihli kararlarda bu araştırmanın Adli Tıp Kurumundan alınacak raporla yapılması istenmektedir (Yargıtay 2. HD, 2024/401 E., 2024/7913 K., 24.10.2024). Raporda hastalığın remisyonda olduğu ve ortak hayatı çekilmez kılacak düzeyde bulunmadığı bildirilse bile, bipolar bozukluk, şizofreni ve psikotik bozukluk tanılarıyla izlenen eşin vesayet altına alınmasının gerekip gerekmediği ayrıca araştırılmalıdır (Yargıtay 2. HD, 2015/13670 E., 2016/3844 K., 01.03.2016).
- Ciddi delil yoksa araştırma yapılmaz: Hukuk Genel Kurulu, önceki davalarda eşin akıl hastalığına ilişkin bir iddia ve araştırma bulunmayan, dosyada vücut dokunulmazlığına müdahaleyi gerektirecek düzeyde ciddi ve inandırıcı bir delil de olmayan dosyada vesayet araştırması yapılmamasını yerinde bulmuştur (Yargıtay HGK, 2017/2421 E., 2019/919 K., 19.09.2019).
- Velayete engel hastalık: Yargıtay, ruhsal rahatsızlığı ileri sürülen davacı kadın hakkında Adli Tıp Kurumundan akıl hastalığı ve özellikle velayete engel bir akıl hastalığı bulunup bulunmadığı konusunda rapor alınmasını istemiştir (Yargıtay 2. HD, 2024/3883 E., 2025/881 K., 04.02.2025).
- Vasinin vekâletnamesi: Boşanma davası açmak ve takip etmek kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hakkın kullanımıdır ve vekâletnamede özel yetki gerektirir (HMK m. 74). Yargıtay, vasinin avukata verdiği genel vekâletnamenin boşanma davası için özel yetki içermediğini belirterek özel vekâletname sunulması için süre verilmesini istemiştir (Yargıtay 2. HD, 2026/2817 E., 2026/3805 K., 07.04.2026).
- Kanun yoluna başvuru: Yargıtay, vasisi istinaf başvurusunda bulunmadığını bildiren kısıtlı kadının kendisinin yaptığı temyiz başvurusunu, vasinin istinaf etmediği karara karşı temyiz yolu açık olmadığı gibi akıl hastalığından kısıtlı kadının fiil ehliyeti de bulunmadığı gerekçesiyle reddetmiştir (Yargıtay 2. HD, 2025/7958 E., 2025/10448 K., 01.12.2025). Vasi kural olarak iki yıl için atanır (TMK m. 456); Yargıtay, görev süresi bitmiş vasiye yapılan tebligatla yetinilmeyip görevli vasinin belirlenmesini istemiştir (Yargıtay 2. HD, 2026/373 E., 2026/6476 K., 11.06.2026).
- Tebligat: Yargıtay, protokole dayanılarak verilen boşanma kararının doğuştan akıl zayıflığı bulunan kadına kalemde bizzat tebliğ edildiği dosyada kararın usulsüz olarak kesinleştirildiğini, sonradan verilen dilekçenin yargılamanın iadesi değil istinaf başvurusu sayılması gerektiğini belirtmiştir (Yargıtay 2. HD, 2025/7038 E., 2025/8076 K., 30.09.2025).
Akıl hastası eşe kusur yüklenemez: 166 ile ilişkisi
- Temel kural: Yargıtay'a göre akıl hastasının ayırt etme gücü bulunmadığından davranışları iradi kabul edilemez ve fiillerinden dolayı kusurlu sayılamaz; 166/1. maddedeki boşanma sebebini ise ancak iradi davranışlar oluşturur (Yargıtay 2. HD, 2012/2978 E., 2012/20403 K., 05.09.2012). Ayırt etme gücü bulunmayan kimsenin fiilleri hukuki sonuç doğurmaz (TMK m. 15).
- 165'e dayanmayan dava reddedilir: Yargıtay, yargılama sırasında akıl hastalığı nedeniyle kısıtlanan ve vesayet dosyasındaki raporda hastalığının sürekli olduğu bildirilen kocaya kusur yüklenemeyeceğini, 165'e dayalı bir dava da bulunmadığından 166'ya dayalı davanın reddi gerektiğini belirtmiştir (Yargıtay 2. HD, 2013/9776 E., 2013/23330 K., 09.10.2013). Bu görüş 2018'de de tekrarlanmıştır (Yargıtay 2. HD, 2016/21049 E., 2018/8216 K., 27.06.2018).
- Temyiz edilmeyen yanlışlık: Boşanma hükmü temyiz edilmediğinde Yargıtay bu yanlışlığa yalnız işaret etmekle yetinmektedir (Yargıtay 2. HD, 2013/12319 E., 2013/27012 K., 20.11.2013); ancak aynı dosyada akıl hastası eş aleyhine kurulan fer'î hükümler bozulabilir.
- Olayların tarihi önemlidir: Kusur değerlendirmesinde belirleyici olan, boşanmaya sebep olan olayların gerçekleştiği tarihte eşin akıl hastası olup olmadığıdır. Yargıtay, olayların yaşandığı tarihlerde akıl hastası olan kocanın hareketleri iradi olmadığından eylemlerinin kusur oluşturmayacağını belirtmiştir (Yargıtay 2. HD, 2006/6442 E., 2006/13434 K., 09.10.2006).
- Akıl hastalığı yoksa kusur vardır: Yargıtay, Adli Tıp raporunda akıl hastalığı veya zekâ geriliği tespit edilmeyen erkeğin eşine fiziksel şiddet uyguladığı dosyada 165 davasının reddini onamış, ancak davranışların hastalığın aktif döneminde olup olmadığının anlaşılamadığı gerekçesiyle 166 davasını da reddeden kararı bozarak şiddet uygulayan erkeği tam kusurlu saymıştır (Yargıtay 2. HD, 2024/3549 E., 2025/18 K., 13.01.2025).
- Birden çok sebebe dayanmak: Yargıtay'a göre aynı davada birbiriyle çelişmeyen birden fazla hukuki sebebe dayanılmasına engel yoktur; 165'e dayalı istem reddedilse bile 166'ya dayalı istem ayrıca incelenmelidir (Yargıtay 2. HD, 2011/19924 E., 2012/14498 K., 31.05.2012). Dava dilekçesinde eşin psikolojik rahatsızlığı ileri sürülerek 165'e de dayanılmışsa bu sebep araştırılmadan hüküm kurulamaz (Yargıtay 2. HD, 2012/5877 E., 2012/25488 K., 22.10.2012).
- Islah: 166'ya dayalı dava ıslahla 165'e dayandırılabilir (Yargıtay 2. HD, 2012/14898 E., 2013/1794 K., 24.01.2013). Yargıtay, 165'e dayalı bir dava ve usulüne uygun bir ıslah bulunmayan dosyada kısıtlı eşe karşı boşanma kararı verilmesini bozmuş (Yargıtay 2. HD, 2013/15789 E., 2013/29398 K., 12.12.2013), talep sonucu belirsiz bir ıslah dilekçesinde ise istemin akıl hastalığı nedeniyle boşanma mı yoksa evliliğin iptali mi olduğunun açıklattırılmasını istemiştir (Yargıtay 2. HD, 2024/5335 E., 2025/2041 K., 26.02.2025).
- Sağlıklı eşin kusuru: Akıl hastası eşe kusur yüklenemese de sağlıklı eşin kusurlu davranışları değerlendirilir. Hukuk Genel Kurulu, kısıtlı eşine hakaret eden, onu ailesiyle birlikte baba evine bırakan ve ailesinin evliliğe müdahalesine sessiz kalan kocayı tamamen kusurlu saymıştır (Yargıtay HGK, 2017/1940 E., 2020/227 K., 26.02.2020). Şizofreni hastası eşinin tedavisiyle ilgilenmeyen koca aleyhine de maddi ve manevi tazminat verilmesi gerektiğine karar verilmiştir (Yargıtay 2. HD, 2006/1845 E., 2006/10728 K., 04.07.2006).
- Kusur gerekçesi temyiz edilebilir: Hukuk Genel Kurulu, 165'e göre lehine boşanma kararı verilen ancak gerekçede kusurlu bulunan davacının, bu kusur tespiti tazminat ve nafaka bakımından bağlayıcı olacağından hükmü temyiz etmekte hukuki yararı bulunduğunu ve bu temyizin davadan feragat sayılamayacağını belirtmiştir (Yargıtay HGK, 2011/2-733 E., 2012/87 K., 22.02.2012).
Hastalığı evlenmeden önce gizlemek
- Boşanma davasında kusur sayılmaz: Yargıtay, bipolar bozukluğunu evlenmeden önce eşine söylemediği için kadına yüklenen kusuru kaldırmış; evlilikten önce hastalığı gizleme vakıasının ancak evliliğin butlanı davasında ileri sürülebileceğini, evlilikten önceki hususların boşanma davasına konu edilemeyeceğini belirtmiş ve erkeği tam kusurlu sayarak kadın yararına tazminat verilmesini istemiştir (Yargıtay 2. HD, 2025/9225 E., 2026/2483 K., 04.03.2026).
- Aksi yönde eski bir karar: Yargıtay'ın 2017 tarihli bir kararında ise evlenmeden önce mevcut hastalığını eşinden gizleyerek güvenini sarsıcı davranışlar sergileyen erkeğin bu davranışı, eşinin çalışmasına izin vermeyerek ekonomik şiddet uygulaması, arkadaşının müdahale ve hakaretlerine kayıtsız kalması ve eşini ailesinin yanına bırakıp arayıp sormaması gibi davranışlarıyla birlikte değerlendirilmiş; erkek ağır kusurlu sayılmış ve kadın yararına tazminata hükmedilmesi gerektiği belirtilmiştir (Yargıtay 2. HD, 2015/25699 E., 2017/4572 K., 18.04.2017). Bu kararda gizleme tek başına değil diğer kusurlu davranışlarla birlikte ele alınmıştır; en yeni ve açık karar ise gizlemenin boşanma davasında kusur olarak yüklenemeyeceği yönündedir (Yargıtay 2. HD, 2025/9225 E., 2026/2483 K., 04.03.2026).
- "Asıl kusur gizlemektir" gerekçesi: Hukuk Genel Kurulu, yerel mahkemenin asıl kusurun davacının hastalığının evlenmeden önce bildirilmemesi olduğu gerekçesiyle kısıtlı kadının tazminat taleplerini reddeden kararını kanuna ve dosya kapsamına uygun görmemiştir (Yargıtay HGK, 2017/1940 E., 2020/227 K., 26.02.2020).
- İptal davası: Davacının veya altsoyunun sağlığı için ağır tehlike oluşturan bir hastalık kendisinden gizlenmişse eş evlenmenin iptalini dava edebilir (TMK m. 150/2). Bu dava iptal sebebinin öğrenildiği tarihten başlayarak altı ay ve her hâlde evlenmenin üzerinden beş yıl geçmekle düşer (TMK m. 152). Gizleme iddiası olan eşin bu süreleri kaçırmaması gerekir.
Evlenme sırasında var olan hastalık: butlan mı, boşanma mı?
- Kanuni çerçeve: Akıl hastaları, evlenmelerinde tıbbi sakınca bulunmadığı resmî sağlık kurulu raporuyla anlaşılmadıkça evlenemez (TMK m. 133). Eşlerden birinin evlenme sırasında sürekli bir sebeple ayırt etme gücünden yoksun bulunması veya evlenmeye engel olacak derecede akıl hastası olması evliliği mutlak butlanla sakatlar (TMK m. 145/2-3). Ayırt etme gücü sonradan kazanılır veya akıl hastalığı iyileşirse mutlak butlan davasını yalnız bu eş açabilir (TMK m. 147/2).
- 165 davasına engel değildir: Yargıtay, davalı kadındaki şizofreninin evlenme sırasında da var olduğu gerekçesiyle 165 davasını reddeden kararı bozmuş; mutlak butlan hâlinde bile evlenmenin hâkimin kararına kadar geçerli bir evliliğin bütün sonuçlarını doğurduğunu (TMK m. 156) hatırlatmıştır (Yargıtay 2. HD, 2014/7237 E., 2014/21913 K., 06.11.2014).
- Evlenme tarihindeki durum: Hukuk Genel Kurulu, akıl hastalığının kural olarak kesin evlenme engeli olduğunu ancak bu engelin her türlü akıl hastalığını kapsamadığını, evlenmeden önce vesayet dosyasında alınan raporun evlenme tarihindeki durumu göstermediğini belirterek evlenme tarihi itibarıyla tıbbi tespit yapılmasını istemiştir (Yargıtay HGK, 2015/167 E., 2015/1328 K., 13.05.2015).
- Süre ve iyi niyet: Hukuk Genel Kurulu, 1979'da evlenen ve ikisi de kısıtlı olan eşlerin davasında evlenme tarihindeki durumun tüm tedavi kayıtlarıyla Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas kurulundan alınacak raporla belirlenmesini, mutlak butlan sebebi varsa kamu düzeni gereği süreye tabi olmayan butlan davasının kabulünü, yoksa terditli boşanma isteminin incelenmesini istemiştir; otuz yıl sonra butlan istenmesinin iyi niyetle bağdaşmadığı görüşü çoğunlukça benimsenmemiştir (Yargıtay HGK, 2017/2672 E., 2018/1717 K., 15.11.2018).
- Her türlü şüpheden uzak rapor: Yargıtay'a göre butlan için eşin evlenme sırasında sürekli bir sebeple ayırt etme gücünden yoksun olduğu her türlü şüpheden uzak bir sağlık kurulu raporuyla belirlenmelidir; hafif mental retardasyonun kronik olduğunu ve evlilik tarihinde bulunduğunu belirten rapor tek başına yeterli görülmemiştir (Yargıtay 2. HD, 2021/7777 E., 2021/9036 K., 02.12.2021).
- Hastalık iyileşmişse: Yargıtay, evlenmeden önce şizoaffektif bozukluk tanısıyla yatarak tedavi gören ve son raporda hastalığının kısmi remisyonda olduğu bildirilen eş hakkında, iyileşme veya ayırt etme gücünün sonradan kazanılması hâlinde butlan davasını yalnız o eşin açabileceğini belirterek Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasını istemiştir (Yargıtay 2. HD, 2016/21927 E., 2017/12848 K., 16.11.2017).
- Terditli dava: Butlan ve boşanma birlikte, terditli olarak istenebilir. Yargıtay, sağlık kurulu raporunda hafif mental retardasyon ve organik olmayan psikozun evlilik tarihinde de bulunduğu belirtilen kısıtlı eş hakkında, butlan koşulları yok diyerek yalnız boşanma istemini inceleyen kararı bozmuştur (Yargıtay 2. HD, 2019/4181 E., 2019/11916 K., 03.12.2019). Yargıtay, iki eşin de zihinsel engelli olduğu bir dosyada iptal isteminin mutlak butlan olarak nitelendirilmesi gerektiğini ve butlan davasının sonucu boşanma davasını etkileyeceğinden bu davanın ayrılarak bekletici sorun yapılması gerektiğini de belirtmiştir (Yargıtay 2. HD, 2022/8662 E., 2023/304 K., 18.01.2023).
- Taleple bağlılık: Yargıtay, yalnız butlan istenen, terditli bir 165 istemi bulunmayan ve ıslahla 165'e dönüştürülmemiş bir davada 165'e göre boşanma kararı verilmesini bozmuştur (Yargıtay 2. HD, 2011/13054 E., 2012/27483 K., 19.11.2012).
- Butlanın sonuçları: Evlenmenin butlanına karar verilirse mal rejiminin tasfiyesi, tazminat, nafaka ve soyadı hakkında boşanmaya ilişkin hükümler uygulanır (TMK m. 158/2). Yargıtay'a göre davalı, butlan davası içinde harç yatırmadan tazminat ve nafaka isteyebilir (Yargıtay 2. HD, 2009/13471 E., 2010/17715 K., 26.10.2010); akıl hastası olduğu için kusurlu sayılamayan eş ise iptal hâlinde de maddi tazminattan sorumlu tutulamaz (Yargıtay 2. HD, 2008/768 E., 2009/8346 K., 30.04.2009).
Tazminat ve nafaka
- Akıl hastası eş tazminat ödemez: Hukuk Genel Kurulu, akıl hastası olduğu için davranışları iradi olmayan ve kusurlu olması düşünülemeyen davalı aleyhine maddi ve manevi tazminat verilmesini doğru bulmayan Özel Daire bozmasını benimsemiştir (Yargıtay HGK, 2006/2-515 E., 2006/528 K., 12.07.2006). Aynı sonuca, 166'ya göre boşanmaya karar verilen ve akıl hastası kocaya kusur yüklenemeyen bir dosyada da varılmıştır (Yargıtay HGK, 2008/2-131 E., 2008/152 K., 20.02.2008).
- 165 davasında da aynı kural: Yargıtay, 165'e göre açılan davada kısıtlı erkeğe kusur yüklenemeyeceğinden davacı kadın yararına maddi ve manevi tazminata hükmedilemeyeceğini belirtmiştir (Yargıtay 2. HD, 2016/21327 E., 2018/8948 K., 11.09.2018). Başka bir kararda boşanma akıl hastalığı sebebine dayandığından davalının davranışlarının iradi kabul edilemeyeceği ve ancak iradi davranışların manevi tazminata dayanak olabileceği vurgulanmıştır (Yargıtay 2. HD, 2007/2435 E., 2007/16020 K., 19.11.2007).
- Akıl hastası eş tazminat alabilir: Kusur yüklenemeyen eş, kusurlu diğer eşten tazminat isteyebilir. Hukuk Genel Kurulu, tamamen kusurlu kocaya karşı kısıtlı kadının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddini bozmuştur (Yargıtay HGK, 2017/1940 E., 2020/227 K., 26.02.2020).
- Yoksulluk nafakasında yükümlünün kusuru aranmaz: TMK m. 175/2'ye göre nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz. Yargıtay, yoksulluk nafakası takdiri için nafaka yükümlüsünün kusurunun aranmadığını belirterek akıl hastası kocanın nafakaya yönelik temyiz itirazlarını yerinde görmemiş, aynı kararda kadın yararına hükmedilen tazminatları ise bozmuştur (Yargıtay 2. HD, 2006/8400 E., 2006/15960 K., 20.11.2006).
- Ancak ödeme gücü aranır: Yargıtay'a göre kendisi başkalarının yardım ve bakımına muhtaç olan kişinin yoksulluk nafakası ödemekle yükümlü tutulması hakkaniyete aykırıdır (Yargıtay 2. HD, 2012/561 E., 2012/19749 K., 12.07.2012). Daire çoğunluğu, çalışmayan, geliri ve malvarlığı bulunmayan, geçimini annesi sağlayan akıl hastası kocanın tedbir, yoksulluk ve iştirak nafakasından sorumlu tutulamayacağını belirtmiştir (Yargıtay 2. HD, 2013/12319 E., 2013/27012 K., 20.11.2013). Yeni tarihli bir kararda da akıl hastası ve engelli erkeğe karşı yoksulluk nafakası koşullarının oluşmadığı kabul edilmiştir (Yargıtay 2. HD, 2025/3542 E., 2025/10509 K., 02.12.2025).
- Hiçbir geliri yoksa tedbir nafakası da yok: Yargıtay, hiçbir malvarlığı ve geliri bulunmayan akıl hastası koca aleyhine tedbir nafakasına hükmedilmesini doğru bulmamıştır (Yargıtay 2. HD, 2006/6442 E., 2006/13434 K., 09.10.2006). Epilepsi nedeniyle yüzde 65 engelli olup çalışamaz raporu alan erkek için de yoksulluk nafakası bozulmuştur (Yargıtay 2. HD, 2025/4216 E., 2026/2294 K., 02.03.2026).
- Hasta eş nafaka alabilir: Yargıtay, 165 davasında akıl hastası davalı kadın yararına tedbir nafakasına hükmedilmesi gerektiğini belirtmiş (Yargıtay 2. HD, 2012/4371 E., 2012/24180 K., 10.10.2012), şizofreni tanısıyla kısıtlanan kadın yararına verilen maddi tazminat ile toptan yoksulluk nafakasını da düzelterek onamıştır (Yargıtay 2. HD, 2025/4395 E., 2026/2416 K., 03.03.2026).
Velayet ve kişisel ilişki
- Kısıtlı eşe velayet verilemez: Yargıtay'a göre kısıtlanıp vesayet altına alınan kişiye çocuğun velayeti verilemez; orta derecede zekâ geriliği nedeniyle kısıtlanan anneye velayet verilmesi bu nedenle bozulmuştur (Yargıtay 2. HD, 2011/10421 E., 2012/7338 K., 27.03.2012).
- İki eş de kısıtlıysa: Yargıtay, anne ve babanın ikisinin de kısıtlandığı dosyada bu durumun velayet görevinin gereği gibi yerine getirilmesine engel olduğunu gözetmeden velayetin babaya verilmesini ve TMK m. 346 vd. uyarınca gerekli önlemlerin alınmamasını bozma sebebi saymıştır (Yargıtay 2. HD, 2008/4283 E., 2008/8897 K., 18.06.2008). Velayet her iki eşten kaldırılırsa çocuğa vasi atanır (TMK m. 348/2).
- Kısıtlama yoksa ayrıca inceleme: Yargıtay, sağlık kurulunca "sınırda mental kapasite" teşhisi konulan ve kısıtlanması gerekmediği bildirilen annenin velayet görevini yerine getirip getiremeyeceği konusunda çocuk psikiyatristinden rapor alınmasını istemiştir (Yargıtay 2. HD, 2025/283 E., 2025/11766 K., 23.12.2025). Hastalık nedeniyle velayet görevini gereği gibi yerine getiremeyen ana veya babanın velayeti kaldırılabilir (TMK m. 348/1).
- Kişisel ilişki: Kişisel ilişkide çocuğun sağlık, eğitim ve ahlak bakımından yararları esas alınır (TMK m. 182). Yargıtay, şizofreni tanısıyla kısıtlanan ve çocuğun bakımını üstlenecek durumda olmayan anne ile çocuk arasında kurulan yatılı ve uzun süreli kişisel ilişkiyi çocuğun menfaatine aykırı bulmuş, ayda iki hafta sonu gündüz saatleriyle sınırlamıştır (Yargıtay 2. HD, 2025/4395 E., 2026/2416 K., 03.03.2026). Epilepsi hastası olup ilaçlarını bırakmayı düşündüğünü söyleyen baba için de yatısız kişisel ilişki öngörülmüştür (Yargıtay 2. HD, 2025/2698 E., 2025/9823 K., 18.11.2025).
Mal paylaşımı
Artık değere katılma alacağında payın hakkaniyete uygun olarak azaltılması veya kaldırılması yalnız zina veya hayata kast nedeniyle boşanmada mümkündür (TMK m. 236/2). Akıl hastalığı nedeniyle boşanma bu sonucu doğurmaz; mal rejimi genel hükümlere göre tasfiye edilir. Kısıtlı eşin mal rejimi davalarında vasi, vesayet makamının izniyle hareket eder (TMK m. 462/8-9). Evlenmenin butlanına karar verilirse de mal rejiminin tasfiyesinde boşanmaya ilişkin hükümler uygulanır (TMK m. 158/2).
Davayı açmadan önce eşinizin tedavi kayıtlarını, hastane yatış belgelerini, varsa vesayet dosyasını ve olay tutanaklarını toplayın. Dilekçede 165'e açıkça dayanın; hastalığın ne zaman başladığı tartışmalıysa butlanı ve 166'yı terditli olarak ekleyin. Mahkemeden, hastalığın varlığı, geçmesine olanak bulunup bulunmadığı ve ortak hayatı çekilmez hâle getirip getirmediği sorularını içeren ve psikiyatri uzmanının katıldığı bir resmî sağlık kurulu raporu, tercihen Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas kurulu raporu alınmasını isteyin ve gerekli avansı zamanında yatırın. Çekilmezliği tanıklarla da kanıtlayın. Eşiniz kısıtlıysa dava vasiye yöneltilmelidir; vasi sizseniz yeni vasi atanması için vesayet makamına başvurulmalıdır. Hasta eşten tazminat istenemeyeceğini, ödeme gücü yoksa nafaka da istenemeyeceğini hesaba katın; hasta eşe hakaret etmek veya onu tedavisiz bırakmak ise sizi kusurlu duruma düşürür.
Yargıtay kararları
Aşağıdaki kararlar resmî karar arama sisteminden alınmıştır. Her kartta kararın vardığı ilke, olayın özeti, karardan birebir bir alıntı ve kararın uygulamadaki anlamı yer alır. Konuya göre süzmek için düğmeleri kullanabilirsiniz.
MS hastalığı başlı başına boşanma sebebi değildir
Koca boşanma davası açtı, kadın karşı dava açtı. Yerel mahkeme boşanmaya karar verdi. Özel Daire, kadındaki MS hastalığının evlilik birliğinden doğan görevlerini yerine getirmesine engel olmadığının ve evlilik birliğini diğer taraf için çekilmez hâle getirmediğinin resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edildiğini, tanık beyanlarının da evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını göstermediğini belirterek kararı bozdu; mahkeme direndi. Hukuk Genel Kurulu Özel Daire bozmasını benimseyerek direnme kararını bozdu.
“Bu durumda, sözü edilen hastalık başlı başına boşanma sebebi değildir.”
Ne anlama geliyor? Alıntı, Hukuk Genel Kurulunca benimsenen Özel Daire bozma kararındandır. 165 yalnız akıl hastalığını düzenler; bedensel bir hastalık, ortak hayatı çekilmez kıldığı kanıtlansa bile ancak 166 çerçevesinde ve kusur değerlendirmesiyle sonuç doğurabilir.
Şartlar gerçekleşince boşanma kararı verilmelidir
Kadın, eşinin akıl hastalığına dayanarak boşanma davası açtı. Davalı kocanın akıl hastası olduğu ve hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı resmî sağlık kurulu raporuyla belirlenmişti; ortak hayatın kadın için çekilmez hâle geldiği de anlaşılıyordu. Mahkeme buna rağmen davayı reddetti. Yargıtay ret kararını bozdu.
“Bu durumda; Türk Medeni Kanununun 165. maddesindeki boşanma koşulları gerçekleşmiş olduğundan, davanın kabulüyle boşanmaya karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerekmiştir.”
Ne anlama geliyor? 165'in şartları kanıtlandığında hâkimin takdir alanı daralır; ret için ya raporun ya da çekilmezliğin eksik kaldığı gösterilmelidir.
Davayı yalnız akıl hastası olmayan eş açabilir
Akıl hastası olup vasisiyle temsil edilen koca, kendisindeki hastalığa dayanarak 165'e ve ayrıca evlilik birliğinin sarsılmasına dayanarak boşanma istedi. Mahkemenin kurduğu hükmü taraflar temyiz etti. Yargıtay, 165'e dayalı istemin reddi ve 166 istemi yönünden delillerin değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle kararı oyçokluğuyla bozdu.
“Madde metninden de açıkça anlaşıldığı üzere, akıl hastalığı hukuki sebebine dayalı boşanma davası, akıl hastası olmayan eş tarafından akıl hastası olan eşe karşı açılabilir.”
Ne anlama geliyor? Karşı oy yazısı da hastanın 165'e dayanamayacağını kabul etmiş, yalnız hüküm fıkrasında ayrıca ret kararı verilmesine katılmamıştır. Akıl hastası eş, kendi hastalığını değil, diğer eşin kusurlu davranışlarını ileri sürerek 166'ya göre dava açabilir.
Evlenmeden önce başlayan hastalık 165 davasına engel değildir
Koca, eşinin akıl hastası olduğunu ileri sürerek 165'e göre dava açtı. Alınan raporda kadının şizofreni hastası olduğu, hastalığın davranış iradesini ortadan kaldırdığı ve on yıldır sürdüğü bildirildi. Mahkeme hastalığın evlenme sırasında da bulunduğu gerekçesiyle davayı reddetti. Yargıtay ret kararını bozdu.
“Öyleyse davalı kadının evlilik akdinin icrası sırasında da akıl hastası olmasının, Türk Medeni Kanununun 165. maddede yer alan akıl hastalığına dayalı boşanma davası açılmasına engel oluşturmayacağı ortadadır.”
Ne anlama geliyor? Yargıtay, mutlak butlan hâlinde bile evliliğin hâkim kararına kadar geçerli bir evliliğin bütün sonuçlarını doğurduğunu (TMK m. 156) gerekçe olarak göstermiştir. Sağlıklı eş butlan ile boşanma arasında seçim yapabilir veya ikisini terditli olarak isteyebilir.
Akıl hastalığı ancak resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilir
Koca, eşinin akıl hastalığına dayanarak boşanma davası açtı. Mahkeme, davalı hakkında resmî sağlık kurulu raporu almadan, psikiyatri uzmanının tetkik ve gözlemine dayanmayan bir rapora göre hüküm kurdu. Kocanın temyizi üzerine Yargıtay kararı bozdu.
“Bir kimsenin akıl hastası olup olmadığı ancak resmi sağlık kurulu raporu ile tespit edilebilir.”
Ne anlama geliyor? Rapor hem hastalığın varlığını hem de hastalığın geçmesine olanak bulunup bulunmadığını açıklamalıdır. Tek hekim raporu, reçete veya poliklinik kaydı bu şartı karşılamaz.
Vesayet dosyasındaki rapor 165 raporu yerine geçmez
Koca, eşinin akıl hastalığına dayanarak dava açtı. Mahkeme, vasi tayini dosyasında yer alan ve davalının vesayet altına alınmasının uygun olduğunu bildiren devlet hastanesi raporuyla yetinerek hüküm kurdu. Davalının temyizi üzerine Yargıtay kararı bozdu.
“Söz konusu 20.09.2011 tarihli raporda davalı kadının akıl hastalığının geçmesine olanak bulunmadığı yönünde herhangi bir açıklama bulunmamaktadır.”
Ne anlama geliyor? Yargıtay, 165'e uygun sağlık kurulu raporu alınmasını ve evliliğin çekilmez hâle gelip gelmediği konusunda tarafların tanıklarının da dinlenmesini istemiştir. Kısıtlama kararı, 165'in şartlarının kanıtlandığı anlamına gelmez.
Sağlık kurulunda psikiyatri uzmanı bulunmalıdır
Kadın, evlilik birliğinin sarsılması sebebiyle açtığı davayı ıslah ederek akıl hastalığı sebebiyle boşanma istedi. Mahkeme, bir numune hastanesinden alınan sağlık kurulu raporuna göre boşanmaya karar verdi. Yargıtay, raporun 165'in kapsamı karşısında yetersiz olduğunu ve kurulda psikiyatri uzmanı bulunmadığını belirterek kararı bozdu.
“O halde mahkemece davalıda mevcut olduğu belirlenen hastalığın, ortak hayatı diğer eş için çekilmez hale getirip getirmediği ve hastalığın geçmesine olanak bulunup bulunmadığına dair psikiyatri uzmanının da katılacağı resmi sağlık kurulundan yeniden rapor alınarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile boşanmaya karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.”
Ne anlama geliyor? Karar, 166'ya dayalı bir davanın ıslahla 165'e dayandırılabileceğini de göstermektedir. Rapor isteminde kurulun oluşumu ve cevaplanacak sorular açıkça yazılmalıdır.
Remisyon bildiren raporlar çelişkiyi Adli Tıp'a taşır
Kadın yalnız akıl hastalığı sebebine dayanarak dava açtı, koca karşı dava açtı. Kocaya şizofreni tanısı konulmuş; bir raporda hastalığın kronik olduğu ve tedavi süresinin öngörülemeyeceği, sonraki raporda remisyonda olduğu, en son raporda hastalığın gidişini öngörmenin tıbben mümkün olmadığı bildirilmişti. Mahkeme 165'in şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle kadının davasını reddetti. Yargıtay bu yönden kararı bozdu.
“Görüldüğü gibi hastalığın geçmesine olanak bulunup bulunmadığı konusunda sözü edilen raporlar çelişkili olup, hüküm kurmaya elverişli ve yeterli değildir.”
Ne anlama geliyor? Yargıtay davalının tüm dosyayla birlikte Adli Tıp ilgili ihtisas kuruluna sevk edilmesini istemiştir. Remisyon, hastalığın geçtiği anlamına gelmez; bu konuda tıbbi açıklık aranır.
Adli Tıp raporu ile hastane raporları çelişirse
Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Dairesi davalı kadında 165 çerçevesinde akıl hastalığı bulunduğunu bildirdi. Buna karşılık bir üniversite hastanesi vasi tayinini gerektiren bir hastalığı olmadığını, bir ruh sağlığı hastanesi de kadın hakkındaki kısıtlılık kararının kaldırılması gerektiğini bildirdi. Mahkeme bu çelişkiyi gidermeden karar verdi. Yargıtay kararı bozdu.
“Çelişkinin giderilmesi için; 2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanununun 15/f maddesi uyarınca Adli Tıp Genel Kurulundan rapor aldırılıp, gerçekleşecek sonucu uyarınca davacının Türk Medeni Kanununun 165. maddesinde düzenlenen akıl hastalığına dayalı boşanma isteği hakkında bir karar verilmesi gerekirken; mahkemece eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuş; bozmayı gerektirmiştir.”
Ne anlama geliyor? Çelişkili raporlardan biri seçilerek hüküm kurulamaz. Atıf yapılan Kanun hükmü karar tarihindeki metne göredir; güncel uygulamada Adli Tıp Kurumunun kendi kurullarının görev dağılımı esas alınır.
Bipolar bozuklukta iyileşme olanağı raporda açıklanmalıdır
Kocanın açtığı davada mahkeme, kadındaki bipolar afektif bozukluğa dayanarak boşanmaya karar verdi. Kadın kararın tamamını, koca yoksulluk nafakasını temyiz etti. Dosyadaki sağlık kurulu raporlarında hastalığın iyileşmesine olanak bulunup bulunmadığına dair bir açıklama yoktu. Yargıtay kararı bozdu.
“Davalı kadında saptanan bu hastalığın iyileşmesine olanak bulunup bulunmadığı resmi sağlık kurulu raporu ile tespit edilmeden, yetersiz rapora dayanılarak hüküm kurulması doğru bulunmamış ve bozmayı gerektirmiştir.”
Ne anlama geliyor? Bipolar bozukluk atak ve iyilik dönemleriyle seyredebildiğinden raporun iyileşme olanağını açıkça değerlendirmesi özellikle önemlidir.
Adli Tıp avansını yatırmayan davacı iddiasını ispat edemez
Koca, eşinin akıl hastalığına dayanarak dava açtı. Bir üniversite adli tıp polikliniği raporu, kadında 165 kapsamında bir akıl hastalığı bulunmadığını bildirdi. Koca vekili rapora itiraz edip Adli Tıp Kurumundan rapor istedi; mahkeme bunu kabul etti, ancak vekil yol, konaklama ve inceleme avansını karşılamak istemediklerini ve alınan raporla yetinilmesini beyan etti. Mahkeme davayı reddetti. Daire önce resmî sağlık kurulu raporu alınmadığı gerekçesiyle kararı bozdu, davalının karar düzeltme istemi üzerine bu bozmayı kaldırarak ret kararını onadı.
“Bu durumda iddia ispat edilmemiştir.”
Ne anlama geliyor? İlk bozma kararı Yargıtay 2. HD, 2006/20233 E., 2007/9345 K., 04.06.2007 sayılı karardır. Rapor gideri davacının ispat yükünün parçasıdır; avans zamanında yatırılmazsa delilden vazgeçilmiş sayılabilir.
Çekilmezlik tanıkla kanıtlanabilir
Akıl hastalığı nedeniyle açılan davada davacı vekili verilen kesin süreye rağmen delil göstermedi, daha sonra yalnız resmî kurumlardan alınacak doktor raporlarına dayandığını bildirdi. Dosyadaki ruh sağlığı hastanesi raporu hastalığın iyileşme durumuna ilişkindi. Mahkeme davayı kabul etti. Yargıtay kararı oyçokluğuyla bozdu.
“Davalının ruh hastalığının diğer eş için çekilmez hale geldiği tanık beyanları ile kanıtlanabilir.”
Ne anlama geliyor? Yargıtay, davacı bu konuda tanık göstermediği için çekilmezliğin kanıtlanamadığını ve davanın reddi gerektiğini belirtmiştir. Çekilmezlik ayrı bir şarttır; rapor yanında tanık, olay tutanağı ve tedavi kayıtlarıyla da desteklenmelidir.
Yalnız Adli Tıp raporuna dayanan boşanma: çoğunluk ve karşı oy
Akıl hastalığı nedeniyle açılan davada mahkeme, çekilmezlik konusunda Adli Tıp Kurumu raporuna dayanarak boşanmaya karar verdi, ancak davalı kadın yararına tedbir nafakası takdir etmedi. Daire çoğunluğu kadının boşanmaya yönelik temyiz itirazlarını yerinde görmedi ve kararı tedbir nafakası yönünden bozdu.
“O halde; Türk Medeni Kanununun 185/3. ve 186/3. maddeleri uyarınca, tarafların ekonomik ve sosyal durumları da gözetilerek dava tarihinden geçerli olmak üzere davalı kadın yararına uygun miktarda tedbir nafakasına hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.”
Ne anlama geliyor? İki ayrı karşı oy yazısında, çekilmezliğin öznel etkisini ancak hâkimin belirleyebileceği ve yalnız Adli Tıp raporundaki soyut ifadeyle yetinilemeyeceği savunulmuştur. Akıl hastası eş dava süresince tedbir nafakası isteyebilir.
Ciddi delil yoksa vesayet araştırması yapılmaz
Eşler karşılıklı olarak evlilik birliğinin sarsılması sebebiyle dava açtı. Özel Daire, kadının ruhsal rahatsızlığının ileri sürüldüğünü ve bazı delillerle doğrulandığını belirterek vesayet araştırmasının ön sorun yapılmasını istedi; mahkeme direndi. Taraflar arasındaki önceki iki davada kadının akıl hastası olduğuna dair bir iddia ve araştırma yoktu; eşler bu davalardan sonra yeniden bir arada yaşamaya başlamıştı. Hukuk Genel Kurulu direnmeyi yerinde buldu.
“dava dosyasında davalı-karşı davacı kadının ruhsal rahatsızlığı bulunduğunu gösteren, bu hususa bağlı olarak vesayet altına alınmasının gerekip gerekmediğinin araştırılması ve davalı-karşı davacı kadının vücut dokunulmazlığına müdahale edilmesini gerektiren, böyle bir inceleme ve araştırma yapmaya yetecek düzeyde ciddi ve inandırıcı bir delil de bulunmamaktadır.”
Ne anlama geliyor? Eşe "akıl hastası" demek tek başına vesayet araştırmasını gerektirmez. Araştırma, vücut dokunulmazlığına müdahale içerdiğinden ciddi ve inandırıcı delile dayanmalıdır.
Davalı akıl hastasıysa dava vasiye yöneltilir
Kadın, eşinin akıl hastalığına dayanarak boşanma davası açtı. Mahkeme taraf teşkilinin sağlanamadığı gerekçesiyle davayı reddetti. Yargıtay ret kararını bozdu.
“Davalının akıl hastası olup olmadığının resmi sağlık kurulu raporuyla tespit edilmesi, akıl hastası olduğunun anlaşılması durumunda davalıya vasi atanması konusunda vesayet makamına bildirimde bulunulması vesayet makamı tarafından atanacak olan vasiye davanın yöneltilmesi, tarafların kanıtlarının toplanması ile sonucu uyarınca karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile taraf teşkili oluşmadığı gerekçesi ile davanın reddi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.”
Ne anlama geliyor? Davalının kısıtlı olmaması davayı engellemez; mahkeme vesayet makamına bildirimde bulunur (TMK m. 405/2) ve taraf teşkilini kendisi sağlar.
Ayırt etme gücü olmayan eş kendisi dava açamaz
Vesayet dosyasında alınan sağlık kurulu raporunda erkeğin vesayet altına alınmasını gerektiren sürekli bir akıl hastalığı bulunduğu bildirilmişti. Bir hafta sonra erkeğin vekili genel vekâletnameyle boşanma davası açtı; erkek vesayet davası sonuçlanmadan öldü. Mahkeme davayı usulden reddetti, mirasçıların istinaf başvurusu da reddedildi. Yargıtay kararı onadı.
“Boşanma davası açmak ve açılan davayı takip etmek kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hakkın kullanımı niteliğindedir.”
Ne anlama geliyor? Yargıtay'a göre dava tarihinde ayırt etme gücü bulunmayan davacının taraf ve dava ehliyeti yoktur; ayrıca genel vekâletname boşanma davası için özel yetki içermediğinden eksiklik ölümden sonra giderilemez (HMK m. 74).
Vasi olan eş dava açarsa kısıtlıya yeni vasi atanmalıdır
Kısıtlı erkeğe eşi vasi olarak atanmıştı. Kadın boşanma davası açınca sulh hukuk mahkemesi erkeği bu davada temsil etmek üzere bir avukatı kayyım olarak atadı. Mahkeme bu temsille yargılamayı sürdürüp hüküm kurdu, bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu reddetti. Yargıtay kararları kaldırarak bozdu.
“Davada tarafların davacı ve davalı sıfatları birleşmiş olup temsil kayyımı atanması bu hususu ortadan kaldırmaz.”
Ne anlama geliyor? Yargıtay'a göre kısıtlının menfaati vasi olan davacı eşle çatıştığından, davayı takip etmek üzere yeni vasi atanması için vesayet makamına bildirim yapılmalı ve esas bu atamadan sonra incelenmelidir.
Akıl zayıflığı bulunan eşe yapılan tebliğ kararı kesinleştirmez
Protokole dayanılarak verilen boşanma kararı, doğuştan sınır düzeyde mental retardasyonu bulunan kadına kalemde bizzat tebliğ edilerek kesinleştirildi. Kadın daha sonra akıl zayıflığına ilişkin sağlık kurulu raporunu ileri sürerek protokol hükümlerini anlamadan kabul ettiğini bildirdi; bu arada kısıtlandı. İlk derece mahkemesi başvuruyu yargılamanın iadesi sayıp kabul etti, bölge adliye mahkemesi bu kararı kaldırarak başvuruyu reddetti. Yargıtay bölge adliye mahkemesi kararını bozdu.
“Denizli 8. Aile Mahkemesi'nin 2021/958 Esas, 2021/868 Karar sayılı boşanma dava dosyasında gerekçeli karar kadına usulsüz olarak tebliğ edilmiş olduğundan henüz kesinleşmemiştir.”
Ne anlama geliyor? Yargıtay'a göre kadının dilekçesi yargılamanın iadesi değil, boşanma kararına karşı istinaf başvurusudur. Ayırt etme gücü bulunmayan eşle yapılan protokol ve ona yapılan tebligat sonradan ciddi usul sorunları doğurur.
Kısıtlı eşe kusur yüklenemez, kusurlu eş tazminat öder
Kadın, eşinin kendisine hakaret ettiğini ve ailesiyle birlikte kendisini baba evine bıraktığını ileri sürerek boşanma, nafaka ve tazminat istedi. Özel Daire önce dava ehliyeti yönünden kadının vesayet altına alınmasının gerekip gerekmediğinin araştırılmasını istedi; kadın akıl hastalığı nedeniyle kısıtlandı, babası vasi atandı ve vesayet makamı vasiye husumet izni verdi. Yerel mahkeme bu kez asıl kusurun kadının hastalığının evlenmeden önce bildirilmemesi olduğunu kabul ederek tazminat ve nafaka taleplerini reddetti; Özel Daire bozdu, mahkeme direndi. Hukuk Genel Kurulu direnme kararını oybirliğiyle bozdu.
“Davacı akıl hastalığı sebebiyle kısıtlanmış olup eylemlerinin sebep ve sonuçlarını anlayabilme, değerlendirebilme gücüne sahip olmadığından davacıya kusur izafe edilemez.”
Ne anlama geliyor? Hukuk Genel Kurulu'na göre eşine hakaret eden, onu baba evine bırakan ve ailesinin evliliğe müdahalesine sessiz kalan koca tamamen kusurludur; kısıtlı kadının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddi doğru değildir. Hastalığın evlenmeden önce bildirilmemesi, boşanmanın sonuçlarında hasta eşe kusur olarak yüklenememiştir.
Lehine boşanma kararı alan davacı kusur gerekçesini temyiz edebilir
Koca, eşinin akıl hastalığı nedeniyle 164 ve 165. maddelere dayanarak dava açtı. Yerel mahkeme kadının akıl hastası olduğunu ve ortak hayatın koca için çekilmez hâle geldiğini, ancak kocanın kadını dövmesi nedeniyle kusurun kocada olduğunu kabul ederek 165'e göre boşanmaya, kadın lehine nafaka ve tazminata hükmetti. Özel Daire, koca vekilinin temyiz dilekçesini davadan feragat sayarak kararı bozdu; mahkeme direndi. Hukuk Genel Kurulu direnmeyi oyçokluğuyla yerinde buldu.
“Şu durumda, mahkemenin, boşanmaya ilişkin hüküm fıkrası ile boşanma gerekçesi birbirine sıkı sıkıya bağlı olup, kesinleşmesi halinde taraflar arasında kusurun hangi tarafa ne oranda ait olduğuna ilişkin belirlemenin, hükmün diğer unsurları (tazminat ve nafaka) yönünden hakimi bağlayıcı bir nitelik alacağı (kesin hüküm ve dolayısıyla kesin delil olacağı) kuşkusuzdur.”
Ne anlama geliyor? Karar, 165 davasında sağlıklı eşin de kusurlu bulunabileceğini ve bu kusurun tazminat ile nafakayı belirlediğini göstermektedir. Temyiz dilekçesinde boşanmaya itiraz edilmeden yalnız kusur ve fer'îlere itiraz edilebilir.
Akıl hastasının davranışları iradi değildir
Kadın evlilik birliğinin sarsılması sebebiyle dava açtı. Davalı koca yargılama sırasında akıl hastalığı nedeniyle kısıtlandı ve kendisine vasi atandı; akıl hastalığına dayalı bir dava yoktu. Mahkeme boşanmaya karar verdi. Yargıtay kararı bozdu.
“Akıl hastasının ayırt etme gücü bulunmadığından davranışları iradi kabul edilemez ve fiillerinden dolayı kusurlu sayılamaz.”
Ne anlama geliyor? Yargıtay'a göre 166/1'deki boşanma sebebini ancak iradi davranışlar oluşturur. Eşi akıl hastası olan kişinin 165'e dayanmadan açtığı dava bu nedenle reddedilir.
Yargılama sırasında kısıtlanan eşe karşı 166 davası
Kadın evlilik birliğinin sarsılması sebebiyle dava açtı. Koca yargılama sırasında akıl hastalığı nedeniyle kısıtlandı ve kendisine vasi atandı; vesayet dosyasındaki sağlık kurulu raporunda hastalığının sürekli olduğu bildirildi. Mahkeme davayı kabul etti. Yargıtay kararı bozdu.
“Akıl hastası olan davalı kocanın davranışları iradi olmadığına göre, kendisine kusur da yüklenilemez.”
Ne anlama geliyor? Yargıtay aynı kararda 165'e dayalı bir dava bulunmadığını ve boşanma davasının reddi gerektiğini belirtmiştir. Eş dava sırasında kısıtlanırsa davacı, ıslahla 165'e dayanmayı değerlendirmelidir.
165 reddedilirse 166 istemi ayrıca incelenir
Davacı, dilekçesinde hem akıl hastalığına hem de evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına dayandı. Mahkeme alınan rapora göre davayı yalnız akıl hastalığı sebebi çerçevesinde inceleyip reddetti. Yargıtay, 165'e dayalı istemin reddini onadı, 166'ya dayalı istem hakkında karar verilmediği için kararı bozdu.
“Aynı dava içinde, birbiriyle çelişmeyen, birden fazla hukuki sebebe dayalı olarak dava açılmasına yasal bir engel yoktur.”
Ne anlama geliyor? Yargıtay'a göre olayları açıklamak taraflara, hukuki nitelendirme hâkime aittir. 165 ile 166'yı birlikte ileri sürmek, raporun olumsuz çıkması riskine karşı güvence sağlar.
Akıl hastalığı yoksa şiddet kusurdur
Kadın, eşinin akıl hastalığına, olmadığı takdirde evlilik birliğinin sarsılmasına dayanarak dava açtı. Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Dairesi erkekte akıl hastalığı veya zekâ geriliği bulunmadığını bildirdi. İlk derece mahkemesi iki istemi de reddetti; bölge adliye mahkemesi, olayların hastalığın aktif ya da pasif döneminde gerçekleşip gerçekleşmediği anlaşılamadığından erkeğe kusur yüklenemeyeceği gerekçesiyle istinafı reddetti. Yargıtay 165'e dayalı istemin reddini onadı, 166 yönünden kararları bozdu.
“Boşanmaya sebebiyet veren ve gerçekleşen olaylarda fiziksel şiddet uygulayan davalı erkek tam kusurludur.”
Ne anlama geliyor? Ceza dosyası ve darp raporlarıyla sabit olan şiddet, akıl hastalığı raporla kanıtlanmadıkça kusur olarak değerlendirilir. Kusursuzluk savunması da resmî rapora dayanmalıdır.
Hastalığı evlenmeden önce gizlemek boşanmada kusur sayılmaz
Karşılıklı boşanma davalarında ilk derece mahkemesi, kadının bipolar bozukluğunu evlenmeden önce eşine ve ailesine söylememesini ve doktorunun uyarısına rağmen çocuk sahibi olmasını kusur saymış; erkeğin ve annesinin kadına "sen delisin" gibi sözler söylediğini, erkeğin kadını ittirdiğini de belirterek tarafları eşit kusurlu bulmuştu. Bölge adliye mahkemesi bu kusurları gerekçeden çıkardığı hâlde hükmü değiştirmedi; Yargıtay bu çelişki nedeniyle bozdu. Bozmadan sonra bölge adliye mahkemesi gerekçeyi düzeltip hükmü yine aynen korudu. Yargıtay bu kararı da bozdu.
“evlilikten önce hastalığını gizleme vakıasının ancak evliliğin butlanı davasında ileri sürülebileceği, evlilikten önce olan hususların boşanma davasına konu edilemeyeceği”
Ne anlama geliyor? Yargıtay'a göre bu durumda erkek tam kusurludur ve kadın yararına uygun miktarda maddi ve manevi tazminata hükmedilmelidir. İlk bozma kararı Yargıtay 2. HD, 2024/7998 E., 2025/5688 K., 02.06.2025 sayılı karardır. Gizleme iddiası olan eş TMK m. 150/2'deki iptal davasını ve m. 152'deki süreleri gözetmelidir.
Aksi yönde eski karar: hastalığı gizlemek diğer kusurlarla birlikte ağır kusur sayılmıştır
Karşılıklı boşanma davalarında mahkeme eşleri eşit kusurlu bularak kadının maddi ve manevi tazminat istemlerini reddetti. Hüküm erkek tarafından, kadın tarafından da katılma yoluyla temyiz edildi. Yargıtay erkeğin temyiz itirazlarını yerinde görmedi; kadının tazminata ilişkin itirazını kabul ederek kararı bozdu. Kadının da annesinin evliliğe müdahalesine izin verdiği anlaşılmıştı.
“davalı-karşı davacı erkeğin eşinin çalışmasına izin vermeyerek ekonomik şiddet uyguladığı, evlenmeden önce mevcut hastalığını eşinden gizleyerek güvenini sarsıcı davranışlar sergilediği, arkadaşının evlilik birliğine müdahaleleri ile eşine ve eşinin ailesine yönelik hakaretlerine kayıtsız kaldığı, eşini ailesinin yanına bırakarak arayıp sormadığı”
Ne anlama geliyor? Daire, gizlemeyi tek başına değil ekonomik şiddet, hakaretlere kayıtsız kalma ve eşini arayıp sormama gibi davranışlarla birlikte değerlendirmiş ve erkeği ağır kusurlu saymıştır. Kararda karşı oy yoktur. Daire'nin daha yeni ve açık kararına göre ise evlilikten önce hastalığı gizleme vakıası ancak evliliğin butlanı davasında ileri sürülebilir ve boşanma davasında kusur olarak yüklenemez (Yargıtay 2. HD, 2025/9225 E., 2026/2483 K., 04.03.2026).
Otuz yıllık evlilikte de butlan araştırılır
1979'da evlenen ve ikisi de akıl zayıflığı nedeniyle kısıtlanan eşlerden kadın, evliliğin mutlak butlanla iptalini, olmadığı takdirde boşanmayı istedi. Yerel mahkeme, otuz yıl birlikte yaşadıktan sonra açılan butlan davasının iyi niyet kurallarıyla bağdaşmadığını kabul ederek davayı reddetti; Özel Daire bozdu, mahkeme direndi. Hukuk Genel Kurulu direnme kararını oyçokluğuyla bozdu.
“bu doğrultuda mutlak butlan sebebi mevcutsa kamu düzeni düşüncesi ile herhangi bir süreye tabi olmayan bu davanın kabulü, aksi hâlde davacının ikinci kademe isteği olan boşanma davası yönünden delillerin değerlendirilmesi olmalıdır.”
Ne anlama geliyor? Hukuk Genel Kurulu'na göre davalının askerlik belgeleri, tüm doktor raporları, gözlem kâğıtları ve reçeteleri getirtilerek evlenme tarihindeki durumu Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas kurulundan alınacak raporla belirlenmelidir. Görüşmelerde ileri sürülen iyi niyet ve BM Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme temelli görüşler çoğunlukça benimsenmemiştir.
Evlenmeden önceki vesayet raporu butlan için yetmez
Koca boşanma davası açtı; kadın, kocanın evlenme sırasında akıl hastası olduğunu ileri sürerek karşılık davada evlenmenin mutlak butlanla iptalini istedi. Yerel mahkeme, 2001'de vesayet dosyasında alınan sağlık kurulu raporuna dayanarak 2006'da yapılan evliliğin iptaline karar verdi; Özel Daire bozdu, mahkeme direndi. Hukuk Genel Kurulu direnme kararını bozdu.
“Bu nedenle evlenme tarihinden önce vesayet dosyasında alınan rapor davacının evlenme tarihi itibariyle evlenmesine engel olacak şekilde akıl hastalığının bulunup bulunmadığına ilişkin bir bilgiyi içermemektedir.”
Ne anlama geliyor? Hukuk Genel Kurulu'na göre akıl hastalığı kural olarak kesin evlenme engelidir, ancak bu engel her türlü akıl hastalığını kapsamaz; evlenme tarihindeki durum tıbben ayrıca belirlenmelidir. Aynı kararda öğretiden aktarılan görüşle epilepsi ve melankoli örnek gösterilmiştir.
Butlan için her türlü şüpheden uzak rapor gerekir
Erkek evlilik birliğinin sarsılması sebebiyle açtığı davayı ıslah ederek evliliğin iptalini, olmadığı takdirde akıl hastalığı nedeniyle boşanmayı istedi. İlk derece mahkemesi, kadında hafif derecede mental retardasyon bulunduğunu, hastalığın kronik olduğunu ve evlilik tarihinde de bulunduğunu bildiren sağlık kurulu raporuna dayanarak evliliğin mutlak butlanla iptaline karar verdi; bölge adliye mahkemesi kadın lehine toptan yoksulluk nafakası takdir edip diğer istinaf taleplerini reddetti. Yargıtay kararı bozdu.
“Türk Medeni Kanunu'nun 145/2. maddesindeki sebeple evliliğin iptaline karar verilebilmesi için, eşlerden birinin evlenme sırasında sürekli bir sebeple ayırt etme gücünden yoksun bulunması halinin her türlü şüpheden uzak sağlık kurulu raporu ile belirlenmesi gerekir.”
Ne anlama geliyor? Yargıtay, tüm tedavi kayıtlarıyla birlikte evlenme tarihindeki ayırt etme gücünü ve evlenmeye engel akıl hastalığını kapsayan yeni bir rapor alınmasını istemiştir. Butlan için aranan eşik, 165'teki eşikten farklıdır.
Akıl hastası eşe tazminat yüklenemez
Koca boşanma davası açtı, kadın şiddetli geçimsizlik nedeniyle karşı dava açtı. Yerel mahkeme kocanın davasını reddetti, kadının davasını kabul ederek kadın yararına maddi ve manevi tazminata hükmetti. Özel Daire, kocanın akıl hastası olup kendisine vasi atandığını ve ona kusur yüklenemeyeceğini belirterek kararı tazminat yönünden bozdu; mahkeme direndi. Hukuk Genel Kurulu Özel Daire bozmasını benimseyerek direnme kararını oyçokluğuyla bozdu.
“Hareketleri iradi olmayan kocaya kusur yüklenemeyeceğine göre, Türk Medeni Kanunu'nun 174/1-2 madde koşulları oluşmamıştır.”
Ne anlama geliyor? Alıntı, Hukuk Genel Kurulunca benimsenen Özel Daire bozma kararındandır. Özel Daire aynı kararda yoksulluk nafakası takdiri için yükümlünün kusurunun aranmadığını belirtmiş, kadının 166 davasının kabulündeki yanlışlığa ise temyiz edilmediği için yalnız işaret etmiştir.
Akıl hastası eş aleyhine tazminat yok, velayet sağlıklı eşe
Kadının açtığı boşanma davası kabul edildi; mahkeme ortak çocuğun velayetini anneye verdi ve kadın yararına yoksulluk nafakası ile maddi ve manevi tazminata hükmetti. Özel Daire velayet ve nafaka yönünden kararı yerinde bulmuş, davalı kocanın akıl hastası olması nedeniyle tazminatları bozmuştu; mahkeme direndi. Hukuk Genel Kurulu Özel Daire bozmasını benimseyerek direnme kararını bozdu.
“Davalının akıl hastası olması nedeniyle davranışlarının iradi olmadığı ve bu sebeple kusurlu olması düşünülemeyeceğinden, davacı kadın yararına maddi ve manevi tazminat verilmesi doğru bulunmamıştır”
Ne anlama geliyor? Alıntı, Hukuk Genel Kurulunca benimsenen Özel Daire bozma kararındandır. Tazminat kusura, yoksulluk nafakası ise yükümlünün kusurundan bağımsız olarak yoksulluğa bağlıdır; velayette çocuğun üstün yararı ve ebeveynin hastalığı birlikte değerlendirilir.
Akıl hastalığı nedeniyle boşanmada manevi tazminat verilmez
Akıl hastalığı sebebine dayanan davada, orta derece mental retardasyon tanısıyla vesayet altına alınan davalıya karşı boşanma kararı verildi ve davacı yararına manevi tazminata hükmedildi. Hüküm nafaka ve tazminat yönünden temyiz edildi. Yargıtay manevi tazminatı bozdu.
“Bu durumda davalının davranışlarının iradi olduğu kabul edilemez. Ancak iradi davranışlar manevi tazminata mesnet olabilir.”
Ne anlama geliyor? Yargıtay aynı kararda hastalığın çekilmezlik ve iyileşme olanağı yönünden raporla tespit edilmediğini, ancak boşanma hükmü temyiz edilmediği için bunu bozma sebebi yapmadığını belirtmiştir.
Bakıma muhtaç eşe yoksulluk nafakası yüklenmez
Dava ıslahla akıl hastalığı sebebine dayandırıldı. Resmî sağlık kurulu raporu davalının doğuştan akıl hastası olduğunu, hastalığın geçmesinin tıbben mümkün olmadığını ve davranışlarının iradi olmadığını bildirdi. Mahkeme 165'e göre boşanmaya, davalı aleyhine tazminat ve yoksulluk nafakasına hükmetti. Yargıtay tazminat ve nafaka yönünden kararı bozdu.
“Kendisi başkalarının yardım ve bakımına muhtaç olan kişinin yoksulluk nafakası ödemekle yükümlü tutulması hakkaniyete aykırı bulunmuştur.”
Ne anlama geliyor? Yargıtay, ayırt etme gücü bulunmayan davalının fiillerinden hukuken sorumlu tutulamayacağını (TMK m. 15) ve tazminat için kusur şartının gerçekleşmediğini de belirtmiştir. Düzenli işi, geliri ve malvarlığı olmayan hasta eş bakımından nafaka talebi sonuçsuz kalabilir.
Hasta eşinin tedavisiyle ilgilenmeyen eş tazminat öder
Boşanma kararı tazminat ve nafaka yönünden temyiz edildi. Davalı kadın şizofreni hastasıydı; koca, hastalığı sırasında eşinin tedavisiyle ilgilenmemişti. Yargıtay, kadın yararına maddi ve manevi tazminat verilmesi gerektiğini belirterek kararı bu yönden bozdu.
“Davalı kadının şizofreni denilen akıl hastası olduğu, hareketlerinin iradi olmadığı, hastalığı sırasında kocanın kadının tedavisi ile ilgilenmediği anlaşılmıştır.”
Ne anlama geliyor? Yargıtay, eşlerin birliğin giderlerine güçleri oranında katılacağını öngören TMK m. 186'yı hatırlatarak kadın yararına uygun miktarda maddi ve manevi tazminat verilmesini istemiştir. Hasta eşe destek olmamak sağlıklı eşin kusurudur.
Kısıtlı eşe velayet verilemez
Davalı kadın orta derecede zekâ geriliği nedeniyle kısıtlanmıştı. Mahkeme evlilik birliğinin sarsılması sebebiyle boşanmaya karar verdi ve ortak çocuğun velayetini anneye verdi. Yargıtay, boşanma hükmü temyiz edilmediği için oradaki yanlışlığa yalnız işaret etti, velayet yönünden kararı bozdu.
“Kısıtlanıp vesayet altına alınan kişiye çocuğun velayeti verilemez.”
Ne anlama geliyor? Yargıtay'a göre velayet babaya verilmelidir. Zekâ geriliği nedeniyle kısıtlanan eşin davranışları iradi sayılmadığından ona kusur da yüklenememiştir.
Anne ve baba kısıtlıysa çocuk için koruma önlemi alınmalıdır
Karşılıklı davalarda koca akıl hastasıydı; anne ve babanın ikisi de TMK m. 405 uyarınca kısıtlanmıştı. Mahkeme kadın lehine maddi ve manevi tazminata hükmetti ve velayeti babaya verdi. Yargıtay kararı iki yönden bozdu.
“Anne ve babanın her ikisinin de Türk Medeni kanununun 405. maddesi gereğince kısıtlanmış oldukları halde bu durumun velayet görevinin gereği gibi yerine getirilmesine mani olduğu gözetilmeden velayetin babaya verilmesi ve Türk Medeni Kanununun 346 ve devamı maddeleri uyarınca gerekli önlemlerin alınması gerektiğinin de gözetilmemesi doğru görülmemiştir.”
Ne anlama geliyor? Yargıtay aynı kararda akıl hastası kocaya kusur yüklenemeyeceği için kadın lehine tazminatların da bozulması gerektiğini belirtmiştir. Velayet her iki eşten kaldırılırsa çocuğa vasi atanır (TMK m. 348/2).
Kısıtlı annenin kişisel ilişkisi çocuğun yararına göre sınırlanır
Erkek evlenmenin butlanını, olmadığı takdirde boşanmayı istedi; şizofreni tanısıyla kısıtlanan kadın da vasisi aracılığıyla karşı dava açtı. Butlan istemi reddedilip kesinleşti. Bölge adliye mahkemesi, kadına kusur yüklenemeyeceği ve bağımsız konut açmayan erkeğin tam kusurlu olduğu gerekçesiyle erkeğin boşanma davasını reddetti, kadının davasını kabul etti; velayeti babaya verdi, anne ile yatılı kişisel ilişki kurdu, kadın yararına maddi tazminat ve toptan yoksulluk nafakası takdir etti. Yargıtay kişisel ilişkiyi ve nafakaya ilişkin hüküm fıkrasını düzelterek kararı onadı.
“çocuk ile kurulan kişisel ilişki çocuğun menfaatine uymayacak şekilde uzun süreli olup daha uygun süreli kişisel ilişki tesisi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.”
Ne anlama geliyor? Yargıtay kişisel ilişkiyi her ayın birinci ve üçüncü cumartesi günleri gündüz saatleriyle sınırlamıştır. Karar, kısıtlı eşin vasisi aracılığıyla açtığı boşanma davasının kabul edilebileceğini ve hasta eşin tazminat ile nafaka alabileceğini de göstermektedir.
Sınırda zihinsel kapasitede velayet için çocuk psikiyatristi raporu
Karşılıklı boşanma davalarında velayet anneye verilmişti. Mahkeme yargılama sırasında annenin kısıtlanmasını gerektiren bir akıl hastalığı veya zayıflığı ile velayet görevine engel bir durumu bulunup bulunmadığı konusunda sağlık kurulu raporu istemişti. Rapor "sınırda mental kapasite" teşhisi koyarak kısıtlamanın gerekmediğini, velayet yönünden ise çocuk psikiyatristinin değerlendirmesinden sonra kanaat bildirilebileceğini belirtti; mahkeme bu incelemeyi yapmadı. Yargıtay kararı velayet yönünden bozdu.
“O halde, Mahkemece çocuk psikiyatristi tarafından da rapor düzenlenmesi istenip toplanan diğer delillerle birlikte velâyet konusunda bir karar verilmesi gerekirken; eksik inceleme ve araştırmayla velâyet yönünden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.”
Ne anlama geliyor? Kısıtlama gerekmemesi, velayet görevine uygunluğun kanıtlandığı anlamına gelmez. Aynı kararda tarafların eşit kusurlu olduğu kabul edilerek kadın lehine tazminatlar da bozulmuştur.
Madde gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 133 üncü maddesini karşılamaktadır. Madde sadeleştirilmek suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Yürürlükteki Kanunda akıl hastalığı, en az üç yıldan beri devam etmesi ve bu durumun müşterek hayatın devamını diğer taraf için çekilmez hâle getirmesi koşuluyla boşanma sebebi kabul edilmektedir. Hastalığın geçmesine olanak yoksa, sağlıklı olan eşi üç yıl gibi uzun bir süre dayanılmaz hayat şartları altında bırakmanın adil olmayacağı düşüncesiyle; akıl hastalığının ortak hayatı diğer eş için çekilmez hâle getirmesi ve hastalığın geçmesine olanak bulunmadığının resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilmesi koşuluyla boşanma davası açılabileceği hükme bağlanmıştır. Ayrıca akıl hastalığı gibi önemli bir konuda herhangi bir bilirkişi raporu ile yetinilmeyip, resmî sağlık kurulu raporunun alınması esası benimsenmiştir.
Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), s. 72-73Adalet Komisyonu raporunda "Tasarının 165 inci maddesi Komisyonumuzca aynen kabul edilmiştir." denilmiştir (S. Sayısı 723, s. 400). Maddenin kenar başlığı yürürlükteki metinde "V. Akıl hastalığı"dır.
743 sayılı eski Medeni Kanun'daki karşılığı
Karı kocadan biri üç senedenberi devam eden bir akıl hastalığına düçar olup ta bu hastalık müşterek hayatın devamını diğer taraf için çekilmez hale koymuş ve şifası kabil olmadığı dahi ehli hibre tarafından tasdik edilmiş bulunursa o taraf, her zaman boşanma davasında bulunabilir.
743 sayılı Kanun, mevzuat.gov.tr| 743 sayılı Kanun m. 133 | 4721 sayılı Kanun m. 165 | |
|---|---|---|
| Hastalığın süresi | En az üç yıldan beri devam etmeli | Süre şartı yok |
| Çekilmezlik | Hastalık müşterek hayatın devamını diğer taraf için çekilmez hâle koymalı | Ortak hayat bu yüzden diğer eş için çekilmez hâle gelmeli |
| İyileşme | Şifası kabil olmamalı | Hastalığın geçmesine olanak bulunmamalı |
| Tespit | Ehlihibre (bilirkişi) tarafından tasdik | Resmî sağlık kurulu raporu |
| Davayı açan | "O taraf", yani diğer eş | "Bu eş", yani akıl hastası olmayan eş |
| Dava zamanı | "Her zaman" | Maddede ayrıca bir süre öngörülmemiştir |
Değişiklik geçmişi
| Tarih | Değişiklik | Dayanak |
|---|---|---|
| 01.01.2002 | Madde yürürlüğe girdi | 4721 s. K. |
Madde yürürlüğe girdiği tarihten bu yana değiştirilmemiştir. mevzuat.gov.tr'deki güncel metinde bu maddeye ilişkin Anayasa Mahkemesi iptal notu yer almamaktadır.
İlgili maddeler
- TMK m. 133: Akıl hastalarının evlenmesi için resmî sağlık kurulu raporu.
- TMK m. 145: Mutlak butlan sebepleri; evlenmeye engel akıl hastalığı.
- TMK m. 146: Mutlak butlan davasını açabilecek olanlar.
- TMK m. 147: Dava hakkının sınırlanması; iyileşen eşin dava hakkı.
- TMK m. 148: Evlenme sırasında geçici ayırt etme gücü yoksunluğu.
- TMK m. 150: Aldatma; hastalığın gizlenmesi nedeniyle iptal.
- TMK m. 152: İptal davasında hak düşürücü süre.
- TMK m. 156: Batıl evliliğin hâkim kararına kadar geçerli olması.
- TMK m. 158: Butlanın eşler yönünden sonuçları.
- TMK m. 161: Zina.
- TMK m. 162: Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış.
- TMK m. 163: Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme.
- TMK m. 164: Terk.
- TMK m. 166: Evlilik birliğinin sarsılması.
- TMK m. 174: Maddi ve manevi tazminat.
- TMK m. 175: Yoksulluk nafakası.
- TMK m. 182: Çocuğun velayeti ve kişisel ilişki.
- TMK m. 186: Konut ve birliğin giderlerine katılma.
- TMK m. 236: Artık değere katılma ve payın azaltılması.
- TMK m. 348: Velayetin kaldırılması.
- TMK m. 405: Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı nedeniyle kısıtlama.
- TMK m. 414: Vasi atanmasında eşin ve hısımların önceliği.
- TMK m. 418: Vasiliğe engel sebepler; menfaat çatışması.
- TMK m. 462: Vesayet makamının izni; dava açma.
- TMK m. 13, 15 ve 16: Ayırt etme gücü, ayırt etme gücünün bulunmaması ve ayırt etme gücüne sahip kısıtlıların hakları.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 56 ve 74: Dava ehliyetinin kendiliğinden gözetilmesi; boşanma davası için özel yetkili vekâletname.
Akıl hastalığı nedeniyle boşanma, kısıtlı eşe karşı dava, rapor ve vasi süreçleri ya da aile hukukundan doğan diğer konularda dosyanızı değerlendirmek isterseniz İstanbul boşanma avukatı sayfasındaki iletişim bilgilerinden bana ulaşabilirsiniz.
Sık sorulan sorular
TMK 165 ne diyor?
TMK m. 165'e göre eşlerden biri akıl hastası olup da bu yüzden ortak hayat diğer eş için çekilmez hâle gelirse, hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilmek koşuluyla bu eş boşanma davası açabilir. Madde 2002'de yürürlüğe girdiğinden beri değiştirilmemiştir.
Eşim akıl hastası; boşanabilir miyim?
Boşanabilirsiniz, ancak hastalığın varlığı tek başına yetmez. Yargıtay'a göre akıl hastalığının ortak hayatı sizin için çekilmez hâle getirmesi ve hastalığın geçmesine olanak bulunmadığının resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilmesi gerekir (Yargıtay 2. HD, 2013/17177 E., 2013/29701 K., 16.12.2013). Çekilmezliği tanıklarla da kanıtlamanız önerilir.
Akıl hastalığı nedeniyle boşanmak için kaç yıl beklemek gerekir?
Kanunda bekleme süresi yoktur. 743 sayılı eski Kanun hastalığın en az üç yıldan beri devam etmesini arıyordu; TBMM gerekçesine göre sağlıklı eşi bu kadar uzun süre dayanılmaz şartlar altında bırakmak adil görülmediğinden bu şart kaldırılmıştır. Belirleyici olan hastalığın süresi değil, geçmesine olanak bulunup bulunmadığıdır.
Hangi rapor gerekir? Doktor raporu yeterli mi?
Resmî sağlık kurulu raporu gerekir; tek hekim raporu veya herhangi bir bilirkişi raporu yetmez. Yargıtay, psikiyatri uzmanının tetkik ve gözlemine dayanmayan raporla hüküm kurulamayacağını (Yargıtay 2. HD, 2013/18035 E., 2013/30652 K., 24.12.2013) ve kurulda psikiyatri uzmanı bulunması gerektiğini belirtmiştir (Yargıtay 2. HD, 2012/14898 E., 2013/1794 K., 24.01.2013). Raporlar çelişirse Adli Tıp Kurumunun ilgili kurulu devreye girer.
Eşim hakkında vesayet kararı var; bu dava için yeterli mi?
Hayır. Yargıtay, vesayet dosyasındaki "vesayet altına alınması uygundur" ibareli raporda hastalığın geçmesine olanak bulunmadığına dair açıklama olmadığı için bu raporla yetinilemeyeceğine karar vermiştir (Yargıtay 2. HD, 2013/17177 E., 2013/29701 K., 16.12.2013). 165'teki soruları cevaplayan ayrı bir rapor alınmalıdır.
Eşim akıl hastası; şiddetli geçimsizlik (166) nedeniyle dava açabilir miyim?
Yalnız 166'ya dayanırsanız davanız büyük olasılıkla reddedilir. Yargıtay'a göre akıl hastası eşin davranışları iradi olmadığından ona kusur yüklenemez ve 165'e dayalı bir dava bulunmadıkça evlilik birliğinin sarsılması sebebiyle boşanma kararı verilemez (Yargıtay 2. HD, 2013/9776 E., 2013/23330 K., 09.10.2013). Davayı 165'e dayandırın, gerekiyorsa 166'yı terditli olarak ekleyin.
Akıl hastası olan eş boşanma davası açabilir mi?
Kendi hastalığına dayanarak 165'e göre dava açamaz; Yargıtay'a göre bu dava yalnız akıl hastası olmayan eş tarafından açılabilir (Yargıtay 2. HD, 2011/14560 E., 2012/31551 K., 25.12.2012). Diğer eşin kusurlu davranışlarına dayanarak 166'ya göre dava açabilir; ayırt etme gücü yoksa dava vasi tarafından ve vesayet makamının izniyle açılır (TMK m. 462/8). Hukuk Genel Kurulu, vasisi aracılığıyla davayı sürdüren kısıtlı kadının davasında kusurlu koca aleyhine tazminat taleplerinin reddini bozmuştur (Yargıtay HGK, 2017/1940 E., 2020/227 K., 26.02.2020).
Eşim evlenmeden önce de hastaymış; butlan mı açmalıyım, boşanma mı?
İkisi de mümkündür ve terditli olarak birlikte istenebilir. Yargıtay'a göre hastalığın evlenme sırasında var olması 165 davasına engel değildir (Yargıtay 2. HD, 2014/7237 E., 2014/21913 K., 06.11.2014). Butlan için ise evlenme tarihindeki durumun her türlü şüpheden uzak bir raporla belirlenmesi gerekir; Hukuk Genel Kurulu evlenmeden önce alınmış vesayet raporunu bunun için yeterli görmemiştir (Yargıtay HGK, 2015/167 E., 2015/1328 K., 13.05.2015).
Eşim hastalığını evlenmeden önce benden gizledi; bu boşanmada kusur sayılır mı?
Yargıtay'a göre evlilikten önce hastalığı gizleme vakıası ancak evliliğin butlanı davasında ileri sürülebilir ve boşanma davasında kusur olarak yüklenemez (Yargıtay 2. HD, 2025/9225 E., 2026/2483 K., 04.03.2026). Daire'nin 2017 tarihli bir kararında ise evlenmeden önce mevcut hastalığını gizleyen erkeğin bu davranışı, diğer kusurlu davranışlarıyla birlikte kusur olarak değerlendirilmiştir (Yargıtay 2. HD, 2015/25699 E., 2017/4572 K., 18.04.2017); en yeni karar ilk görüş yönündedir. Sağlığınız veya altsoyunuzun sağlığı için ağır tehlike oluşturan bir hastalık gizlenmişse evlenmenin iptalini dava edebilirsiniz (TMK m. 150/2); bu hak öğrenmeden itibaren altı ay ve her hâlde evlenmeden itibaren beş yıl geçince düşer (TMK m. 152).
Akıl hastası eşimden tazminat alabilir miyim?
Kural olarak hayır. Hukuk Genel Kurulu'nun benimsediği görüşe göre hareketleri iradi olmayan eşe kusur yüklenemeyeceğinden maddi ve manevi tazminat koşulları oluşmaz (Yargıtay HGK, 2008/2-131 E., 2008/152 K., 20.02.2008). 165'e göre açılan davada da kısıtlı eşe karşı tazminata hükmedilemeyeceği belirtilmiştir (Yargıtay 2. HD, 2016/21327 E., 2018/8948 K., 11.09.2018).
Akıl hastası eşimden yoksulluk nafakası alabilir miyim?
Yoksulluk nafakasında yükümlünün kusuru aranmaz (TMK m. 175/2), ancak yükümlünün ödeme gücü olmalıdır. Yargıtay'a göre kendisi başkalarının yardım ve bakımına muhtaç olan kişinin yoksulluk nafakası ödemekle yükümlü tutulması hakkaniyete aykırıdır (Yargıtay 2. HD, 2012/561 E., 2012/19749 K., 12.07.2012). İncelediğimiz kararlarda geliri, malvarlığı ve çalışma gücü olmayan hasta eşe yoksulluk nafakası yüklenmemiştir.
Akıl hastası eş tazminat veya nafaka alabilir mi?
Evet. Kusur yüklenemeyen hasta eş, kusurlu diğer eşten tazminat isteyebilir; Hukuk Genel Kurulu, eşine hakaret eden ve onu baba evine bırakan kocaya karşı kısıtlı kadının tazminat taleplerinin reddini bozmuştur (Yargıtay HGK, 2017/1940 E., 2020/227 K., 26.02.2020). Yargıtay, 165 davasında akıl hastası davalı kadın yararına tedbir nafakasına hükmedilmesi gerektiğini de belirtmiştir (Yargıtay 2. HD, 2012/4371 E., 2012/24180 K., 10.10.2012).
Çocukların velayeti kime verilir?
Yargıtay'a göre kısıtlanıp vesayet altına alınan kişiye çocuğun velayeti verilemez (Yargıtay 2. HD, 2011/10421 E., 2012/7338 K., 27.03.2012). Hasta ebeveynle kişisel ilişki kurulabilir, ancak süresi çocuğun yararına göre sınırlanabilir; Yargıtay şizofreni tanısıyla kısıtlanan anne için yatılı kişisel ilişkiyi gündüz saatleriyle sınırlamıştır (Yargıtay 2. HD, 2025/4395 E., 2026/2416 K., 03.03.2026).
Eşimin vasisi benim; ona karşı boşanma davası açabilir miyim?
Açabilirsiniz, ancak bu davada eşinizi vasi sıfatıyla temsil edemezsiniz. Yargıtay'a göre vasi olan eşin açtığı davada davacı ve davalı sıfatları birleşir, temsil kayyımı atanması da bunu gidermez; kısıtlıya yeni vasi atanması için vesayet makamına bildirim yapılmalıdır (Yargıtay 2. HD, 2025/3158 E., 2025/9456 K., 04.11.2025).
Rapor masrafını yatırmazsam ne olur?
Hastalığı ispat yükü davacıdadır. Yargıtay, Adli Tıp incelemesi için gerekli avansı karşılamak istemeyip mevcut olumsuz raporla yetinilmesini isteyen davacının iddiasını ispat edemediğini kabul etmiş ve ret kararını onamıştır (Yargıtay 2. HD, 2007/17584 E., 2007/16081 K., 19.11.2007). Avansları mahkemenin verdiği sürede yatırın.
Akıl hastalığı nedeniyle boşanma mal paylaşımını etkiler mi?
Artık değerdeki payın azaltılması veya kaldırılması yalnız zina veya hayata kast nedeniyle boşanmada mümkündür (TMK m. 236/2). Akıl hastalığı nedeniyle boşanmada mal rejimi genel hükümlere göre tasfiye edilir; kısıtlı eşin tasfiye davalarında vasi, vesayet makamının izniyle hareket eder.
Kaynaklar ve Mevzuat
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 13, 15, 16, 133, 145-158, 165, 166, 174, 175, 182, 186, 236, 346, 348, 405, 414, 418, 456, 462
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 56, 74
- 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi m. 133 (mülga)
- Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), m. 165 gerekçesi s. 72-73, Komisyon metni s. 400
- Yargıtay HGK, 2017/1940 E., 2020/227 K., 26.02.2020
- Yargıtay HGK, 2017/2421 E., 2019/919 K., 19.09.2019
- Yargıtay HGK, 2017/2672 E., 2018/1717 K., 15.11.2018
- Yargıtay HGK, 2015/167 E., 2015/1328 K., 13.05.2015
- Yargıtay HGK, 2011/2-829 E., 2012/145 K., 14.03.2012
- Yargıtay HGK, 2011/2-733 E., 2012/87 K., 22.02.2012
- Yargıtay HGK, 2008/2-131 E., 2008/152 K., 20.02.2008
- Yargıtay HGK, 2006/2-515 E., 2006/528 K., 12.07.2006
- Yargıtay 2. HD, 2026/373 E., 2026/6476 K., 11.06.2026
- Yargıtay 2. HD, 2026/2817 E., 2026/3805 K., 07.04.2026
- Yargıtay 2. HD, 2025/9225 E., 2026/2483 K., 04.03.2026
- Yargıtay 2. HD, 2025/4395 E., 2026/2416 K., 03.03.2026
- Yargıtay 2. HD, 2025/4216 E., 2026/2294 K., 02.03.2026
- Yargıtay 2. HD, 2025/283 E., 2025/11766 K., 23.12.2025
- Yargıtay 2. HD, 2025/3542 E., 2025/10509 K., 02.12.2025
- Yargıtay 2. HD, 2025/7958 E., 2025/10448 K., 01.12.2025
- Yargıtay 2. HD, 2025/2698 E., 2025/9823 K., 18.11.2025
- Yargıtay 2. HD, 2025/3158 E., 2025/9456 K., 04.11.2025
- Yargıtay 2. HD, 2025/1344 E., 2025/8551 K., 09.10.2025
- Yargıtay 2. HD, 2025/7038 E., 2025/8076 K., 30.09.2025
- Yargıtay 2. HD, 2024/7998 E., 2025/5688 K., 02.06.2025
- Yargıtay 2. HD, 2024/6456 E., 2025/2707 K., 13.03.2025
- Yargıtay 2. HD, 2024/5335 E., 2025/2041 K., 26.02.2025
- Yargıtay 2. HD, 2024/4681 E., 2025/1204 K., 10.02.2025
- Yargıtay 2. HD, 2024/3883 E., 2025/881 K., 04.02.2025
- Yargıtay 2. HD, 2024/3549 E., 2025/18 K., 13.01.2025
- Yargıtay 2. HD, 2024/401 E., 2024/7913 K., 24.10.2024
- Yargıtay 2. HD, 2023/7736 E., 2024/4907 K., 26.06.2024
- Yargıtay 2. HD, 2022/8662 E., 2023/304 K., 18.01.2023
- Yargıtay 2. HD, 2021/7777 E., 2021/9036 K., 02.12.2021
- Yargıtay 2. HD, 2019/4181 E., 2019/11916 K., 03.12.2019
- Yargıtay 2. HD, 2016/21327 E., 2018/8948 K., 11.09.2018
- Yargıtay 2. HD, 2016/21049 E., 2018/8216 K., 27.06.2018
- Yargıtay 2. HD, 2018/2559 E., 2018/6246 K., 15.05.2018
- Yargıtay 2. HD, 2016/16503 E., 2018/5217 K., 18.04.2018
- Yargıtay 2. HD, 2016/21927 E., 2017/12848 K., 16.11.2017
- Yargıtay 2. HD, 2015/25699 E., 2017/4572 K., 18.04.2017
- Yargıtay 2. HD, 2015/13670 E., 2016/3844 K., 01.03.2016
- Yargıtay 2. HD, 2015/17716 E., 2015/17148 K., 01.10.2015
- Yargıtay 2. HD, 2015/2958 E., 2015/8906 K., 30.04.2015
- Yargıtay 2. HD, 2014/7237 E., 2014/21913 K., 06.11.2014
- Yargıtay 2. HD, 2013/17531 E., 2014/8304 K., 08.04.2014
- Yargıtay 2. HD, 2013/18496 E., 2014/346 K., 14.01.2014
- Yargıtay 2. HD, 2013/18035 E., 2013/30652 K., 24.12.2013
- Yargıtay 2. HD, 2013/17177 E., 2013/29701 K., 16.12.2013
- Yargıtay 2. HD, 2013/15789 E., 2013/29398 K., 12.12.2013
- Yargıtay 2. HD, 2013/12319 E., 2013/27012 K., 20.11.2013
- Yargıtay 2. HD, 2013/9776 E., 2013/23330 K., 09.10.2013
- Yargıtay 2. HD, 2012/14898 E., 2013/1794 K., 24.01.2013
- Yargıtay 2. HD, 2011/14560 E., 2012/31551 K., 25.12.2012
- Yargıtay 2. HD, 2012/11614 E., 2012/29155 K., 04.12.2012
- Yargıtay 2. HD, 2011/13054 E., 2012/27483 K., 19.11.2012
- Yargıtay 2. HD, 2012/5877 E., 2012/25488 K., 22.10.2012
- Yargıtay 2. HD, 2012/6405 E., 2012/25212 K., 19.10.2012
- Yargıtay 2. HD, 2012/4371 E., 2012/24180 K., 10.10.2012
- Yargıtay 2. HD, 2012/2726 E., 2012/20646 K., 10.09.2012
- Yargıtay 2. HD, 2012/2978 E., 2012/20403 K., 05.09.2012
- Yargıtay 2. HD, 2012/561 E., 2012/19749 K., 12.07.2012
- Yargıtay 2. HD, 2011/19924 E., 2012/14498 K., 31.05.2012
- Yargıtay 2. HD, 2011/16076 E., 2012/12636 K., 10.05.2012
- Yargıtay 2. HD, 2011/10421 E., 2012/7338 K., 27.03.2012
- Yargıtay 2. HD, 2011/15761 E., 2011/16174 K., 18.10.2011
- Yargıtay 2. HD, 2010/8296 E., 2011/8811 K., 23.05.2011
- Yargıtay 2. HD, 2010/6639 E., 2011/7636 K., 03.05.2011
- Yargıtay 2. HD, 2009/13471 E., 2010/17715 K., 26.10.2010
- Yargıtay 2. HD, 2009/9395 E., 2010/10627 K., 31.05.2010
- Yargıtay 2. HD, 2008/768 E., 2009/8346 K., 30.04.2009
- Yargıtay 2. HD, 2008/18275 E., 2008/15775 K., 24.11.2008
- Yargıtay 2. HD, 2008/4283 E., 2008/8897 K., 18.06.2008
- Yargıtay 2. HD, 2007/2435 E., 2007/16020 K., 19.11.2007
- Yargıtay 2. HD, 2007/17584 E., 2007/16081 K., 19.11.2007
- Yargıtay 2. HD, 2006/22273 E., 2007/11975 K., 17.09.2007
- Yargıtay 2. HD, 2006/20487 E., 2007/9650 K., 07.06.2007
- Yargıtay 2. HD, 2006/20233 E., 2007/9345 K., 04.06.2007
- Yargıtay 2. HD, 2006/8400 E., 2006/15960 K., 20.11.2006
- Yargıtay 2. HD, 2006/6442 E., 2006/13434 K., 09.10.2006
- Yargıtay 2. HD, 2006/1845 E., 2006/10728 K., 04.07.2006
