TMK 213'e göre mal rejiminin kurulması, değiştirilmesi veya önceki rejimin tasfiyesi, eşlerden birinin veya ortaklığın alacaklılarının üzerinden haklarını alabilecekleri malları sorumluluk dışında bırakamaz; kendisine böyle mallar geçmiş olan eş borçlardan kişisel olarak sorumludur, ancak malların borcu ödemeye yetmediğini ispat ederse bu ölçüde sorumluluktan kurtulur. Bu hüküm uyarınca üçüncü kişi olan alacaklı, hakkını alabilmek için dava açabilir (Yargıtay 2. HD, 2021/7048 E., 2022/5951 K., 16.06.2022).
- Sorumluluk dışında bırakma yasağı
- Rejim değişikliğiyle malların alacaklının erişiminden çıkarılamaması (TMK m. 213/1).
- Kişisel sorumluluk
- Kendisine mal geçen eşin borçtan şahsen sorumlu olması (TMK m. 213/2).
- Kurtuluş kanıtı
- Geçen malların borcu ödemeye yetmediğinin ispatı (TMK m. 213/2).
- Alacaklının dava hakkı
- Üçüncü kişi alacaklının mal rejimine dayanan alacak için dava açabilmesi (Yargıtay 2. HD, 2021/7048 E., 2022/5951 K., 16.06.2022).
TMK 213 ne düzenler?
| Konu | Kural | Dayanak |
|---|---|---|
| Kapsam | Rejimin kurulması, değiştirilmesi ve tasfiyesi | TMK m. 213/1 |
| Yasak | Alacaklının hakkını alabileceği mallar sorumluluk dışına çıkarılamaz | TMK m. 213/1 |
| Devralan eş | Borçlardan kişisel olarak sorumludur | TMK m. 213/2 |
| Sınır | Geçen malların borcu ödemeye yetmediği ispat edilirse o ölçüde kurtulur | TMK m. 213/2 |
| Alacaklının yolu | Hakkını almak için dava açabilir | Yargıtay 2. HD, 2022/5951 K. |
| Sözleşmenin etkisi | Eşlerin sözleşmesi alacaklının hakkını etkilemez | Yargıtay 8. HD, 2017/8506 K. |
| Tasfiye | Önceki rejim kendi hükümlerine göre tasfiye edilir | TMK m. 212 |
| Yetki | Tasfiye davalarında ayrı yetki kuralı uygulanır | TMK m. 214 |
TBMM gerekçesine göre madde, İsviçre Medenî Kanunu'nun 193. maddesini karşılamakta ve 1984 tarihli Öntasarı'nın 173. maddesindeki düzenlemeyle aynı doğrultudadır. Gerekçe, birinci fıkranın yürürlükten kaldırılan 743 sayılı Kanun'un 171. maddesinin son cümlesi ile 180. maddesinin birinci fıkrasını karşıladığını, bu iki hükmün de mal rejiminin kurulması, değiştirilmesi ve tasfiyesinin alacaklıların haklarının ihlâl edilmesini önlemeye yönelik olması nedeniyle tek fıkrada birleştirildiğini belirtir. Böylece alacaklıların tatminine konu olabilecek malların, mal rejimindeki değişiklikler dolayısıyla tatmine konu olmaktan çıkarılması önlenmiştir. İkinci fıkra bakımından gerekçe, hükmün 743 sayılı Kanun'un 180. maddesinin ikinci fıkrasını karşıladığını ve hüküm değişikliği bulunmadığını açıklar. Tasarının 213. maddesi Adalet Komisyonunca aynen kabul edilmiştir (S. Sayısı 723, s. 411).
Eşinizle yapacağınız mal rejimi sözleşmesi veya tasfiye anlaşması, o güne kadar doğmuş borçlardan kurtulmanızı sağlamaz. Aynı şekilde alacaklı olarak, borçlunun eşiyle yaptığı sözleşmeyi iptal ettirmeye çalışmak yerine borçlunun malvarlığına ve tasfiyeden doğan alacağına yönelmeniz gerekir; kanun bu konuda size doğrudan dava hakkı tanımaktadır. Kendisine mal geçen eş, borçtan kişisel olarak sorumludur; bu sorumluluktan ancak geçen malların borcu ödemeye yetmediğini ispat ettiği ölçüde kurtulabilir.
Hüküm neyi korur?
- Üç durum: Koruma, mal rejiminin kurulması, değiştirilmesi ve önceki rejimin tasfiyesi hâllerini kapsar (TMK m. 213/1). Evlenirken ya da evlilik sürerken yapılan sözleşmeler de, mahkeme kararıyla mal ayrılığına geçiş de bu kapsamdadır (TMK m. 205, TMK m. 206, TMK m. 212).
- Amaç: Gerekçeye göre düzenleme, alacaklıların tatminine konu olabilecek malların mal rejimindeki değişiklikler dolayısıyla tatmine konu olmaktan çıkarılmasını önler.
- Kimi korur: Eşlerden birinin alacaklıları ile ortaklığın alacaklıları korunur; alacağın rejim değişikliğinden önce doğmuş olması belirleyicidir.
- Sonuç: Rejim değişikliği, borçlunun sorumlu malvarlığını daraltmaz; alacaklı, hakkını alabileceği mallara başvurmayı sürdürür.
Alacaklının hakları
- Dava hakkı: Mal rejiminin kurulması, değiştirilmesi veya önceki rejimin tasfiyesi hâlinde üçüncü kişi olan alacaklı hakkını alabilmek için dava açabilir (Yargıtay 2. HD, 2021/7048 E., 2022/5951 K., 16.06.2022). Mahkeme, maddedeki şartların somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediğini tartışmalıdır.
- Borçlu eşin tasfiyeden doğan alacağı: Alacaklı, borçlu eşin katılma alacağı gibi mal rejiminden doğan alacaklarına yönelebilir; bu tür istemler kişisel alacak niteliğindedir (Yargıtay 8. HD, 2012/10185 E., 2013/5232 K., 09.04.2013).
- Sözleşmenin iptali yolu değil: Eşlerin sonradan yaptığı mal rejimi sözleşmesi alacaklının hakkını etkilemediğinden, sözleşmenin iptalini istemekte hukuki yarar bulunmaz (Yargıtay 8. HD, 2016/10565 E., 2017/8506 K., 07.06.2017). Aynı uyuşmazlıkta davanın reddine ilişkin karar sonradan düzeltilerek onanmıştır (Yargıtay 8. HD, 2019/4669 E., 2019/9112 K., 16.10.2019).
- Eşler arasındaki davaya müdahale: Üçüncü kişinin, eşler arasında görülen tasfiye davasına asli müdahale talebinin reddine ilişkin karar, TMK m. 213'teki açık düzenleme de gözetilerek onanmıştır (Yargıtay 8. HD, 2016/5175 E., 2018/14362 K., 26.06.2018).
- Genel yollar: Borçlunun mal kaçırma amaçlı işlemleri bakımından tasarrufun iptali davası (İİK m. 277 vd.) ve muvazaa iddiası saklıdır; mal ortaklığında ayrıca hacizde mal ayrılığı istemi gündeme gelir (TMK m. 210).
Kendisine mal geçen eşin sorumluluğu
- Kişisel sorumluluk: Rejim değişikliği veya tasfiye sonucunda kendisine mal geçen eş, borçlardan kişisel olarak sorumludur (TMK m. 213/2).
- Kurtuluş kanıtı: Bu eş, söz konusu malların borcu ödemeye yetmediğini ispat ettiği takdirde bu ölçüde kendisini sorumluluktan kurtarabilir (TMK m. 213/2); ispat yükü kendisindedir.
- Sınırlı sorumluluk: Sorumluluk, kendisine geçen malların değeriyle sınırlıdır; eşin diğer malvarlığı kural olarak bu borç için sorumlu olmaz.
- Gerekçedeki süreklilik: Gerekçeye göre ikinci fıkra, yürürlükten kaldırılan Kanun'un aynı yöndeki hükmünü karşılamakta ve hüküm değişikliği getirmemektedir.
Tasfiye ve usul
- Tasfiyenin kuralları: Mal ayrılığına geçildiğinde önceki rejim kendi hükümlerine göre tasfiye edilir (TMK m. 212); tasfiye sonucu doğan alacaklar, alacaklının erişimine kapalı hâle gelmez.
- Görev: Eşler arasındaki tasfiye davası aile mahkemesinde görülür (4787 s. K. m. 4); alacaklının açtığı davada da mal rejimine ilişkin değerlendirme bu çerçevede yapılır.
- Yetki: Mal rejiminin tasfiyesine ilişkin davalarda yetki ayrıca düzenlenmiştir (TMK m. 214).
- Zamanaşımı: Kanun mal rejiminden doğan alacaklar için özel süre öngörmediğinden genel zamanaşımı hükmü uygulanır (TBK m. 146).
- Sözleşmenin etkisi: Sonradan yapılan mal rejimi sözleşmeleri ileriye etkilidir; sözleşme öncesi dönem eski rejime göre değerlendirilir (Yargıtay 8. HD, 2010/6262 E., 2011/3497 K., 16.06.2011).
Alacaklıysanız borçlunun evli olup olmadığını, eşler arasında sonradan yapılmış bir mal rejimi sözleşmesi veya kesinleşmiş bir tasfiye kararı bulunup bulunmadığını araştırın. Sözleşmeyi iptal ettirmeye çalışmak yerine borçlunun malvarlığına ve tasfiyeden doğan alacağına yönelin; dava dilekçenizde alacağınızın rejim değişikliğinden önce doğduğunu belgeleyin. Eşseniz ve tasfiye sonucunda size mal geçtiyse, bu mallar nedeniyle borçtan kişisel olarak sorumlu olabileceğinizi ve ancak malların borcu karşılamadığını ispat ederek bu ölçüde kurtulabileceğinizi bilin: devraldığınız malların değerini, üzerlerindeki takyidatları ve ödemeleri belgeleyin.
Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararları
Aşağıdaki kararlar resmî karar arama sistemlerinden alınmıştır. Her kartta kararın vardığı ilke, olayın özeti, karardan birebir bir alıntı ve kararın uygulamadaki anlamı yer alır. Konuya göre süzmek için düğmeleri kullanabilirsiniz.
Eşlerden birinin alacaklısı, borçlu eşin mal rejiminin tasfiyesinden doğan alacağı için dava açabilir
Davacı banka, boşanma nedeniyle borçlusu olan kadının diğer eşten hak ettiği katılma alacağının tahsilini ve bu alacağın tahsil edilebilmesi için dava konusu menkul ve taşınmazların haciz ve satışına karar verilmesini istedi. İlk derece mahkemesi davayı kabul etti; bölge adliye mahkemesi ise eşlerden birinin alacaklısının böyle bir dava açabileceğine ilişkin kanuni düzenleme bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetti.
“Buna göre, eşler arasındaki mal rejiminin kurulması, değiştirilmesi veya önceki rejimin tasfiyesi halinde, üçüncü kişi olan alacaklı hakkını alabilmek için dava açabilecektir.”
Ne anlama geliyor? Daire, bölge adliye mahkemesi kararını oybirliğiyle bozmuştur. Karara göre TMK m. 213 uyarınca alacaklı üçüncü kişilerin dava açma hakkı vardır; mahkemenin yapması gereken, maddedeki şartların somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediğini tartışarak sonuca varmaktır. Karar, mal rejiminin tasfiyesinin alacaklıya kapalı bir alan olmadığını göstermesi bakımından önemlidir.
Eşlerin sonradan yaptığı mal rejimi sözleşmesi alacaklıların haklarını etkilemez; bu nedenle sözleşmenin iptalini istemekte hukuki yarar yoktur
Alacaklılar, 1984 yılında evlenen eşlerin 2014 yılında noterde yaptıkları mal ayrılığı sözleşmesinin muvazaalı olduğunu ileri sürerek geçersizliğinin tespitini istediler. Mahkeme davayı reddetti.
“Açıklanan hususlar karşısında, davalılar arasında yapılan mal ayrılığı sözleşmesinin davacıların haklarını etkilemesi söz konusu değildir. Bu nedenle davacıların iş bu davayı açmakta hukuki yararları bulunmamaktadır.”
Ne anlama geliyor? Daire kararı oybirliğiyle onamıştır. Karara göre edinilmiş mallara katılma dışındaki rejimlerin benimsenmesine ilişkin sonradan yapılan sözleşmeler ancak ileriye etkili sonuç doğurur; ayrıca TMK m. 213 alacaklıları zaten koruduğundan, sözleşme onların haklarını etkilemez ve iptal davası açmakta hukuki yarar bulunmaz. Alacaklının yolu, sözleşmeyi iptal ettirmek değil, borçlu eşin malvarlığına ve tasfiyeden doğan alacağına yönelmektir.
Madde gerekçesi
Madde 213- Madde, İsviçre Medenî Kanununun 193 üncü maddesini karşılamaktadır. 1984 tarihli Öntasarının 173 üncü maddesinde de aynı düzenleme getirilmiştir. Maddenin birinci fıkrası, yürürlükteki Kanunun 171 inci maddesinin son cümlesiyle 180 inci maddenin birinci fıkrasını karşılamaktadır. Bu iki hüküm de mal rejiminin kurulması, değiştirilmesi ve tasfiyesinin eşlerden birinin veya ortaklığın alacaklısının haklarının ihlâl edilmesini önlemeye yönelik olduğundan, maddede tek fıkrada birleştirilmiştir. Böylece, alacaklıların tatminine konu olabilecek malların, mal rejimindeki değişiklikler dolayısıyla tatmine konu olmaktan çıkarılması önlenmiştir. Maddenin ikinci fıkrası, yürürlükteki Kanunun 180 inci maddesinin ikinci fıkrasını karşılamaktadır. Hüküm değişikliği yoktur.
Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), s. 85-86Tasarıda madde, "D. Alacaklıların korunması" başlığıyla yer almış ve Adalet Komisyonunca aynen kabul edilmiştir (S. Sayısı 723, s. 411). Gerekçenin iki kaynağa yaptığı gönderme, hükmün kapsamını anlamayı kolaylaştırır: bir yanda evlilikten sonra yapılan sözleşmelerin üçüncü kişi haklarını ihlâl edemeyeceği kuralı, diğer yanda tasfiye işlemlerinin alacaklıyı mallardan yoksun bırakamayacağı kuralı birleştirilmiştir.
743 sayılı eski Medeni Kanun'daki karşılığı
Eski Kanun aynı korumayı iki ayrı maddede sağlıyordu: sözleşmeler bakımından m. 171'in son cümlesi, tasfiye ve rejim değişiklikleri bakımından m. 180.
Evlenmeden sonra yapılan mukavele karı kocanın malları üzerinde başkalarının haiz olduğu hakları ihlal edemez.
743 sayılı Kanun, mevzuat.gov.trKarı koca arasında vukubulan tasfiye muameleleri ve mevcut usuldeki tebeddüller karı veya kocadan birinin veya ortaklığın alacaklılarını, üzerlerinden haklarını alabilecekleri mallardan mahrum bırakamaz. Bu kabil mallar kendisine geçen karı veya koca, alacaklıların alacaklarını şahsan ödemeğe mecburdur; şu kadar ki kendisine geçen malların matluba kifayet etmediğini ispat ederse fazlasından beri olur.
743 sayılı Kanun, mevzuat.gov.tr| 743 sayılı Kanun m. 171, 180 | 4721 sayılı Kanun m. 213 | |
|---|---|---|
| Düzenleme | İki ayrı maddede | Tek maddede birleştirildi |
| Kapsam | Sözleşmeler ve tasfiye işlemleri | Kurulma, değiştirme ve tasfiye |
| Devralan eş | Alacakları şahsan ödemekle yükümlü | Borçlardan kişisel olarak sorumlu |
| Kurtuluş | Malların alacağa yetmediğini ispat | Malların borcu ödemeye yetmediğini ispat |
| Hüküm değişikliği | — | İkinci fıkrada değişiklik yoktur |
Değişiklik geçmişi
| Tarih | Gelişme | Dayanak |
|---|---|---|
| 01.01.2002 | Madde yürürlüğe girdi | 4721 s. K. |
Madde yürürlüğe girdiği günden beri değiştirilmemiştir.
İlgili maddeler
- TMK m. 202: Yasal mal rejimi ve seçimlik rejimler.
- TMK m. 205: Mal rejimi sözleşmesinin şekli.
- TMK m. 206: Haklı sebeple mal ayrılığına geçiş.
- TMK m. 209: İflâsta mal ayrılığına dönüşme.
- TMK m. 210: Hacizde alacaklının istemi.
- TMK m. 212: Önceki rejimin tasfiyesi.
- TMK m. 214: Tasfiye davalarında yetki.
- TMK m. 225: Mal rejiminin sona ermesi.
- TMK m. 231: Artık değer.
Mal rejimi sözleşmesinin alacaklılara etkisi, tasfiyeden doğan alacakların takibi ve mal kaçırma iddiaları konusunda dosyanızı değerlendirmek isterseniz İstanbul boşanma avukatı sayfasındaki iletişim bilgilerinden bana ulaşabilirsiniz.
Sık sorulan sorular
TMK 213 ne diyor?
TMK m. 213'e göre mal rejiminin kurulması, değiştirilmesi veya önceki rejimin tasfiyesi, eşlerden birinin veya ortaklığın alacaklılarının üzerinden haklarını alabilecekleri malları sorumluluk dışında bırakamaz; kendisine böyle mallar geçen eş borçlardan kişisel olarak sorumludur.
Eşimle mal rejimi sözleşmesi yaparsam borçlardan kurtulur muyum?
Hayır. Sözleşme, o güne kadar doğmuş borçlardan sorumluluğunuzu ortadan kaldırmaz; alacaklılar korunur.
Alacaklı, eşlerin sözleşmesinin iptalini isteyebilir mi?
Bu yolda hukuki yarar bulunmadığı kabul edilmiştir; sözleşme alacaklının haklarını etkilemez (Yargıtay 8. HD, 2016/10565 E., 2017/8506 K., 07.06.2017). Aynı uyuşmazlıkta ret kararı sonradan düzeltilerek onanmıştır (Yargıtay 8. HD, 2019/4669 E., 2019/9112 K., 16.10.2019).
Alacaklı hangi yola başvurabilir?
Üçüncü kişi olan alacaklı, hakkını alabilmek için dava açabilir (Yargıtay 2. HD, 2021/7048 E., 2022/5951 K., 16.06.2022); mahkeme maddedeki şartların gerçekleşip gerçekleşmediğini tartışır.
Borçlunun katılma alacağına başvurabilir miyim?
Mal rejiminden doğan istemler kişisel alacak niteliğindedir (Yargıtay 8. HD, 2012/10185 E., 2013/5232 K., 09.04.2013); alacaklı borçlu eşin bu alacağına yönelebilir.
Eşler arasındaki tasfiye davasına katılabilir miyim?
Üçüncü kişinin asli müdahale talebinin reddine ilişkin karar, TMK m. 213'teki açık düzenleme de gözetilerek onanmıştır (Yargıtay 8. HD, 2016/5175 E., 2018/14362 K., 26.06.2018).
Kendisine mal geçen eş ne kadar sorumludur?
Borçlardan kişisel olarak sorumludur; ancak geçen malların borcu ödemeye yetmediğini ispat ederse bu ölçüde sorumluluktan kurtulur (TMK m. 213/2).
İspat yükü kimdedir?
Malların borcu ödemeye yetmediğini ileri süren eştedir; devralınan malların değeri, üzerlerindeki takyidatlar ve yapılan ödemeler belgelenmelidir.
Alacağın rejim değişikliğinden sonra doğması hâlinde ne olur?
Koruma, rejim değişikliğinden önce doğmuş ve mallar üzerinden karşılanabilecek alacaklar için önem taşır; sonraki alacaklar bakımından borçlunun o tarihteki malvarlığı esas alınır.
Mal kaçırma amacıyla yapılan işlemler için ne yapılabilir?
Tasarrufun iptali davası (İİK m. 277 vd.) ve muvazaa iddiası gündeme gelir; mal ortaklığında ayrıca hacizde mal ayrılığı istenebilir (TMK m. 210).
Mahkeme kararıyla mal ayrılığına geçilmesi alacaklıyı etkiler mi?
Geçiş kararı, alacaklının haklarını alabileceği malları sorumluluk dışına çıkarmaz; tasfiye de bu kuralın gözetilmesiyle yapılır (TMK m. 212).
Sonradan yapılan sözleşme geçmişe etkili olur mu?
Hayır. Sonradan yapılan mal rejimi sözleşmeleri ileriye etkilidir (Yargıtay 8. HD, 2010/6262 E., 2011/3497 K., 16.06.2011).
Hangi mahkeme görevlidir?
Eşler arasındaki mal rejimi davaları aile mahkemesinde görülür (4787 s. K. m. 4); tasfiye davalarında yetki ayrıca düzenlenmiştir (TMK m. 214).
Alacak için süre var mı?
Mal rejiminden doğan alacaklar için Kanun'da özel süre öngörülmemiştir; genel zamanaşımı hükmü uygulanır (TBK m. 146).
Eski Kanun'da durum neydi?
Aynı koruma iki ayrı maddede sağlanıyordu: evlenmeden sonra yapılan sözleşmenin üçüncü kişi haklarını ihlal edemeyeceği (743 s. K. m. 171) ve tasfiye işlemleriyle rejim değişikliklerinin alacaklıları mallardan yoksun bırakamayacağı (743 s. K. m. 180) kuralları.
Kaynaklar ve Mevzuat
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 202, 205, 206, 209, 210, 212, 213, 214, 225, 231
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 277 vd.
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 146
- 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun m. 4
- 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi m. 171, 180
- Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), m. 213 gerekçesi s. 85-86, Komisyon metni s. 411
- Yargıtay 2. HD, 2021/7048 E., 2022/5951 K., 16.06.2022
- Yargıtay 8. HD, 2019/4669 E., 2019/9112 K., 16.10.2019
- Yargıtay 8. HD, 2016/5175 E., 2018/14362 K., 26.06.2018
- Yargıtay 8. HD, 2016/10565 E., 2017/8506 K., 07.06.2017
- Yargıtay 8. HD, 2012/10185 E., 2013/5232 K., 09.04.2013
- Yargıtay 8. HD, 2010/6262 E., 2011/3497 K., 16.06.2011
