TMK 170'e göre hâkim, boşanma sebebi ispatlanmışsa boşanmaya veya ayrılığa karar verir; ispatlanmamışsa dava reddedilir. Hâkim olguların varlığına vicdanen kanaat getirmelidir ve tarafların ikrarı hâkimi bağlamaz (TMK m. 184). Hukuk Genel Kurulu'na göre her dava açıldığı tarihteki olgulara göre sonuçlandırılır; davadan sonra ortaya çıkan bir olay o davada hükme esas alınamaz (Yargıtay HGK, 2010/2-227 E., 2010/324 K., 16.06.2010). Yalnız ayrılık istenen davada boşanmaya karar verilemez; boşanma davasında ayrılığa ancak ortak hayatın yeniden kurulması olasılığı varsa karar verilebilir. Evlilik, boşanma kararının kesinleşmesiyle sona erer.
- Boşanma sebebi
- Kanunda sayılan ve boşanma veya ayrılık kararı için ispatlanması gereken sebep; zina, hayata kast ve pek kötü davranış, suç ve haysiyetsiz hayat, terk, akıl hastalığı ve evlilik birliğinin temelinden sarsılması (TMK m. 161-166).
- Ayrılık kararı
- Evliliği sona erdirmeden eşlerin bir yıldan üç yıla kadar ayrı yaşamasına ilişkin karar (TMK m. 170, 171).
- Ortak hayatın yeniden kurulması olasılığı
- Boşanma davasında ayrılık kararı verilebilmesi için aranan, somut delillerle desteklenen barışma olasılığı (TMK m. 170/3).
- Taleple bağlılık
- Hâkimin tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olması; talepten fazlasına veya başka bir şeye karar verememesi (HMK m. 26).
- Kusur belirlemesi
- Kararda eşlerin boşanmaya sebep olan davranışlarının ve kusur derecelerinin gösterilmesi; tazminat ve nafaka talepleri buna göre belirlenir.
- Kesinleşme
- Kararın kanun yoluna başvurulamayacak hâle gelmesi; evlilik boşanma kararının kesinleşmesiyle sona erer.
- Kısmi kesinleşme
- Kanun yoluna taşınmayan kısmın, örneğin boşanma hükmünün, fer'iler temyiz edilse de kesinleşmesi.
- Davanın geri alınması
- Davacının, hüküm kesinleşinceye kadar davalının açık rızasıyla davasından vazgeçmesi; dava açılmamış sayılır (HMK m. 123).
TMK 170 ne düzenler?
| Konu | Kural | Dayanak |
|---|---|---|
| Sebep ispatlanırsa | Hâkim boşanmaya veya ayrılığa karar verir | TMK m. 170/1 |
| Sebep ispatlanmazsa | Dava reddedilir; ayrılık kararı da verilemez | Yargıtay 2. HD, 2013/27759 K. |
| İspatın ölçüsü | Vicdani kanaat; ikrar bağlamaz, yemin yok, serbest takdir | TMK m. 184 |
| İkrar | Hâkimi bağlamaz ama hükme esas alınabilir | Yargıtay HGK, 2025/499 K. |
| Davadan sonraki olaylar | O davada hükme esas alınmaz, ıslahla da eklenemez | Yargıtay HGK, 2010/324 K.; Yargıtay HGK, 2022/1514 K. |
| Yalnız ayrılık istenirse | Boşanmaya karar verilemez; olasılık aranmaz | TMK m. 170/2; Yargıtay 2. HD, 2017/3026 K. |
| Boşanma istenirse ayrılık | Ancak ortak hayatın yeniden kurulması olasılığı varsa | TMK m. 170/3; Yargıtay 2. HD, 2011/14869 K. |
| Ayrılığa hasretme | Davacı her aşamada davasını ayrılığa hasredebilir | Yargıtay 2. HD, 2013/2713 K. |
| Kusur belirlemesi | Kusurlu davranışlar ve kusur dereceleri kararda gösterilir | Yargıtay HGK, 2025/499 K. |
| Karşılıklı davalar | Bir davadaki boşanma kesinleşince diğeri konusuz kalır | Yargıtay 2. HD, 2025/4766 K. |
| Kısmi kesinleşme | Boşanma hükmü kanun yoluna taşınmazsa kesinleşir | Yargıtay HGK, 2025/521 K. |
| Davanın geri alınması | Kesinleşmeden önce davalının açık rızasıyla mümkündür | HMK m. 123; Yargıtay HGK, 2025/809 K. |
| Kesinleştirme ve tebligat | Sürüncemede kalan kesinleştirme evlenme hakkını ihlal edebilir | AYM, S.A., B. No: 2017/40199, 08.09.2020 |
| Yabancılık | Boşanma ve ayrılık sebepleri ve hükümleri müşterek millî hukuka tabidir | MÖHUK m. 14/1 |
TBMM gerekçesine göre madde, eski Kanun'un 138. maddesinin üç fıkrasıyla birlikte sadeleştirilerek yeniden aynen kaleme alınmış hâlidir. Eski metindeki "karı kocanın barışmaları ihtimali" ifadesi bugün "ortak hayatın yeniden kurulması olasılığı" olarak yer almaktadır.
Hâkim kural olarak dava dilekçesinde ileri sürdüğünüz ve ispatladığınız olgulara göre karar verir; dava açıldıktan sonra gerçekleşen bir olayı Hukuk Genel Kurulu'na göre ıslahla bile o davaya ekleyemezsiniz (Yargıtay HGK, 2020/362 E., 2022/1514 K., 15.11.2022). Yalnız ayrılık isterseniz hâkim boşanmaya karar veremez. Boşanma hükmünü kanun yoluna taşımıyorsanız ve yeniden evlenmeyi düşünüyorsanız, boşanma yönünden kesinleşme şerhi verilmesini mahkemeden yazılı olarak isteyin.
Boşanma sebebi ispatlanınca hâkim ne yapar? (TMK m. 170/1)
- Kural: Boşanma sebebi ispatlanmış olursa hâkim boşanmaya veya ayrılığa karar verir (TMK m. 170/1). Sebep ispatlanmamışsa dava reddedilir; madde, hâkimin karar seçeneklerini bu üç sonuçla sınırlar.
- Kararın niteliği: Hukuk Genel Kurulu'na göre boşanma bozucu yenilik doğuran bir karardır ve evlilik birliği boşanma kararının kesinleşmesiyle sona erer (Yargıtay HGK, 2023/490 E., 2024/468 K., 25.09.2024). Ayrılık kararı ise evliliği sona erdirmez; eşler belirli bir süre ayrı yaşar.
- İspatın ölçüsü: Hâkim, boşanma veya ayrılık davasının dayandığı olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe bunları ispatlanmış sayamaz; bu olgular hakkında taraflara yemin öneremez, tarafların ikrarı hâkimi bağlamaz ve hâkim kanıtları serbestçe takdir eder (TMK m. 184/1-4). Bu kurallar boşanma davasını genel ispat hukukundan ayırır.
- İkrar da delildir: Hukuk Genel Kurulu, ikrarın hâkimi bağlamamasının ikrarın hükme esas alınamayacağı anlamına gelmediğini belirten Özel Daire kararını benimsemiş ve başka bir kadınla imam nikâhıyla yaşadığını kabul eden kocanın sadakatsizliğini, nüfus kaydıyla birlikte sabit saymıştır (Yargıtay HGK, 2024/129 E., 2025/499 K., 10.09.2025).
- Davalının kusuru: Hukuk Genel Kurulu'na göre genel sebebe (TMK m. 166/1) dayanarak boşanmaya karar verebilmek için davalının az da olsa kusurlu olması gerekir; tamamen kusurlu eşin açtığı dava bu nedenle reddedilir (Yargıtay HGK, 2024/129 E., 2025/499 K., 10.09.2025). Kurul, eşinin tekme ve yumruğuna karşı kendini savunurken onu tırnakla yaralayan kadına boşanmayı gerektiren bir kusur yüklenemeyeceğini ve kocanın davasının reddi gerektiğini de kabul etmiştir (Yargıtay HGK, 2023/382 E., 2024/244 K., 15.05.2024).
- Kusur belirlemesi kararda görünmelidir: Hukuk Genel Kurulu'na göre boşanma kararında tarafların boşanmaya sebep olan kusurlu davranışları tek tek belirtilmeli, eşlerin durumu "kusursuz, az kusurlu, eşit kusurlu, ağır kusurlu veya tam kusurlu" şeklinde gösterilmelidir (Yargıtay HGK, 2024/129 E., 2025/499 K., 10.09.2025). Bu belirleme maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk nafakası taleplerinin sonucunu doğrudan etkiler (TMK m. 174, 175).
Hangi olgular hesaba katılır? Dava tarihi sınırı
- Kural: Hukuk Genel Kurulu'na göre her dava açıldığı tarihteki hukuki ve maddi olgulara göre sonuçlandırılır; dava tarihinden sonra, üstelik yalnız tanık beyanıyla ortaya çıkan bir sadakatsizlik o davada hükme esas alınamaz ve ancak yeni bir davanın konusu olabilir (Yargıtay HGK, 2010/2-227 E., 2010/324 K., 16.06.2010).
- Islahla eklenemez: Hukuk Genel Kurulu, dava açıldıktan sonra gerçekleşen bir zina olayının ıslah yoluyla da o davanın boşanma sebebi yapılamayacağını, bu şekilde ileri sürülen istem hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi gerektiğini kabul etmiştir (Yargıtay HGK, 2020/362 E., 2022/1514 K., 15.11.2022).
- Farklı bir Kurul kararı: Hukuk Genel Kurulu 2010'da verdiği başka bir kararda ise, sadakat yükümlülüğü boşanma kararı kesinleşinceye kadar sürdüğünden davadan sonra girilen evlilik dışı ilişkinin kusur ve manevi tazminat değerlendirmesinde dikkate alınması gerektiğini oyçokluğuyla kabul etmiştir (Yargıtay HGK, 2010/636 E., 2010/680 K., 22.12.2010). Daire'nin yakın tarihli kararlarında dava tarihinden sonra gerçekleşen olayların eşe kusur olarak yüklenemeyeceği kabul edilmektedir (Yargıtay 2. HD, 2024/571 E., 2024/7659 K., 22.10.2024). Dava sürerken ortaya çıkan önemli bir olay, ayrı bir davayla ileri sürülmelidir.
- Dava açıldıktan sonra bir araya gelmek: Yargıtay'a göre dava açıldıktan sonra evlilik birliğini sürdürmek amacıyla bir araya gelen eşler önceki olayları affetmiş veya en azından hoşgörüyle karşılamış sayılır; bu durumda ne boşanmaya ne de ayrılığa karar verilebilir, dava reddedilir (Yargıtay 2. HD, 2009/20557 E., 2010/21791 K., 23.12.2010).
- Sebep yoksa ayrılık da yok: Yargıtay'a göre boşanma sebebi ispatlanmamışsa ortak hayatın yeniden kurulması olasılığına artık bakılmaz, böyle bir olasılık bulunsa bile ayrılık kararı verilemez (Yargıtay 2. HD, 2013/14000 E., 2013/27759 K., 26.11.2013). Daire, kadından kaynaklanan kusurlu bir davranış kanıtlanmadığı hâlde verilen iki yıllık ayrılık kararını da bu nedenle bozmuştur (Yargıtay 2. HD, 2014/9559 E., 2014/20598 K., 23.10.2014).
Taleple bağlılık: hâkim neye karar verebilir?
- Genel kural: Hâkim tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez, duruma göre talep sonucundan daha azına karar verebilir (HMK m. 26/1). TMK m. 170'in ikinci ve üçüncü fıkraları bu kuralın boşanma davasındaki karşılığıdır.
- Boşanmadan ayrılığa, ayrılıktan boşanmaya: Yargıtay'a göre dava boşanmaya ilişkinse, sebebin ispatlanmış olması koşuluyla hâkim ıslaha gerek olmadan boşanma yerine ayrılığa karar verebilir; dava ayrılığa ilişkinse ıslah edilmeden boşanma kararı verilemez (Yargıtay 2. HD, 2012/16486 E., 2013/2713 K., 31.01.2013).
- Temyiz aşamasında ayrılığa hasretme: Daire aynı kararda, davacının davasını her aşamada ayrılığa hasredebileceğini belirterek boşanma kararından sonra temyiz dilekçesinde ayrılık isteyen davacının talebi doğrultusunda kararı bozmuştur (Yargıtay 2. HD, 2012/16486 E., 2013/2713 K., 31.01.2013). Boşanma talebinden vazgeçip ayrılık isteyen davacının sonradan yeniden boşanma istemesi ise kabul görmemiştir (Yargıtay 2. HD, 2015/25690 E., 2017/4093 K., 10.04.2017); bu konu TMK m. 167 sayfasında ayrıntılı anlatılmıştır.
- Dayanılan sebep: Yalnız zina ve pek kötü davranış sebeplerine dayanan eşin davası TMK m. 166/1'e göre kabul edilemez; Yargıtay bunu talep dışına çıkma saymış ve hüküm sonucunda her talep hakkında ayrı hüküm kurulması gerektiğini belirtmiştir (Yargıtay 2. HD, 2018/6226 E., 2019/2588 K., 12.03.2019). Hüküm sonucunda taleplerden her biri hakkında verilen hüküm açık ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilir (HMK m. 297/2).
- Yalnız ayrılık istenmişse: Dava yalnız ayrılığa ilişkinse boşanmaya karar verilemez (TMK m. 170/2). Yargıtay'a göre bu durumda ortak hayatın yeniden kurulması olasılığı aranmaz, boşanma sebebinin ispatlanması yeterlidir (Yargıtay 2. HD, 2015/26162 E., 2017/3026 K., 21.03.2017); Daire bu görüşünü 2026'da da tekrarlamıştır (Yargıtay 2. HD, 2026/858 E., 2026/3553 K., 02.04.2026). Daire'nin 2008 tarihli bir kararında ise yalnız ayrılık istenen davada, ortak hayatın yeniden kurulma olasılığı bulunmadığı ve istek dışına çıkılarak boşanmaya karar verilemeyeceği gerekçesiyle kadının temyiz itirazları reddedilmiştir (Yargıtay 2. HD, 2008/10443 E., 2008/10405 K., 14.07.2008).
Boşanma davasında ayrılık kararı: olasılık ve gerekçe (TMK m. 170/3)
- Kural: Dava boşanmaya ilişkinse hâkim ancak ortak hayatın yeniden kurulması olasılığı bulunduğu takdirde ayrılığa karar verebilir (TMK m. 170/3). Kanun "verilebilir" dediği için olasılık bulunsa bile ayrılık bir takdir konusudur.
- Kanaat denetlenebilir olmalıdır: Yargıtay'a göre hâkim barışma olasılığının varlığını ve kendisini bu inanca götüren nedenleri Yargıtay denetimine olanak verecek açıklıkta göstermeli, soyut bir barışma olasılığıyla yetinmemelidir (Yargıtay 2. HD, 2010/14530 E., 2011/14869 K., 04.10.2011). Daire aynı kararda, eşlerin hâlen aynı konutta yaşamasının tek başına olasılık göstermediğini belirtmiştir (Yargıtay 2. HD, 2010/14530 E., 2011/14869 K., 04.10.2011).
- Takdirde gözetilecekler: Yargıtay'a göre barışma olasılığı takdir edilirken eşlerin sosyal ve kültürel durumları ile fiili ayrılık süreleri dikkate alınır ve olasılık makul delillerle kanıtlanmalıdır (Yargıtay 2. HD, 2011/21651 E., 2012/17148 K., 21.06.2012).
- Yetmeyen gerekçeler: Yargıtay, ortak çocuğun varlığını ve geçimsizliğin evlilik birliğini "çekilmez" hâle getirmediğini gerekçe gösteren ayrılık kararını, tam kusurlu erkek karşısında yeniden bir araya gelme ihtimali bulunmadığı için bozmuştur (Yargıtay 2. HD, 2018/7723 E., 2018/14816 K., 18.12.2018). Her iki eşin de boşanmak istediği dosyada 170/3'teki koşulların nasıl gerçekleştiği açıklanmadan ayrılığa hükmedilmesi de bozma sebebi sayılmıştır (Yargıtay 2. HD, 2013/17407 E., 2013/29843 K., 17.12.2013).
- Süre ve sonuçlar: Ayrılığa bir yıldan üç yıla kadar bir süre için karar verilir ve süre ayrılık kararının kesinleşmesiyle işlemeye başlar (TMK m. 171). Ayrılık süresince nafaka, velayet ve mal rejimi TMK m. 167 sayfasında, süre sonunda açılacak boşanma davası TMK m. 172 sayfasında anlatılmaktadır.
Karar nasıl kurulur?
- Ayrılıkta ayrıca ret hükmü kurulmaz: Yargıtay, boşanma davasında ayrılığa karar verildiğinde ayrıca "boşanma talebinin reddine" hükmedilmesini usule aykırı bulmuş ve hükmü düzelterek onamıştır (Yargıtay 2. HD, 2015/9174 E., 2015/23418 K., 07.12.2015).
- Yargılama giderleri: Yargıtay, ayrılık kararı verilen dosyada davacının davasının kabul edildiğini gözeterek vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin davalıya yüklenmesi gerektiğini belirtmiştir (Yargıtay 2. HD, 2013/24096 E., 2014/7794 K., 03.04.2014).
- Karşılıklı davalar: Karşılıklı boşanma davalarında her dava hakkında ayrı hüküm kurulur. Yargıtay'a göre bir davadaki boşanma hükmü kesinleşince diğer boşanma davası konusuz kalır; bu dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilir, yargılama gideri ve vekâlet ücreti haklılık durumuna göre belirlenir (Yargıtay 2. HD, 2024/8488 E., 2025/4766 K., 08.05.2025).
- Terditli istem: "Öncelikle ayrılık, olmazsa boşanma" şeklinde terditli istemde bulunan eş fer'i talebi olan boşanmadan açıkça vazgeçerse, Yargıtay'a göre dava ayrılık istemi olarak incelenmelidir (Yargıtay 2. HD, 2025/1346 E., 2025/8886 K., 16.10.2025).
- Boşanmanın eki olmayan talepler: Ziynet alacağı gibi boşanmanın eki niteliğinde olmayan talepler nispi harca tabidir ve harç tamamlanmadan incelenemez (Yargıtay 2. HD, 2013/17407 E., 2013/29843 K., 17.12.2013). Yargıtay, ayrılık davasında işini kaybettiği için istenen maddi tazminatın ayrılık kararına bağlı olmadığını ve bu talep için görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğunu belirtmiştir (Yargıtay 2. HD, 2007/4452 E., 2008/4627 K., 03.04.2008).
Kesinleşme: evlilik ne zaman sona erer?
- Kesinleşmeyle sona erer: Yargıtay'a göre boşanma hükmünün kesinleşmesiyle evlilik birliği ve sadakat yükümlülüğü sona erer; evlilik birliği sona erdikten sonra yeniden boşanma davası açılamaz ve kesinleşmeden sonra açılan dava kusur belirlemesini etkilemez (Yargıtay 2. HD, 2025/7420 E., 2026/5358 K., 11.05.2026). Daire, boşanma hükmünün kesinleşmesiyle ortak konutun kadına tahsisine dair tedbir kararının da son bulduğunu kabul etmiştir (Yargıtay 2. HD, 2023/941 E., 2024/1270 K., 27.02.2024).
- Kısmi kesinleşme: Hukuk Genel Kurulu'na göre boşanma hükmüne karşı kanun yoluna gidilmezse, yalnız kusur belirlemesi ve fer'iler istinaf edilse bile boşanma kesinleşir; bu durumda konusu kalmayan boşanma davaları hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilir ve fer'iler kusura göre karara bağlanır (Yargıtay HGK, 2024/128 E., 2025/521 K., 17.09.2025).
- Kesinleşmeden önce davanın geri alınması: Davacı, hüküm kesinleşinceye kadar ancak davalının açık rızasıyla davasını geri alabilir ve bu takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilir (HMK m. 123). Hukuk Genel Kurulu, anlaşmalı boşanma kararından sonra istinaf süresi içinde bu şekilde geri alınan davada ek kararla davanın açılmamış sayılmasını yerinde bulmuştur (Yargıtay HGK, 2025/464 E., 2025/809 K., 10.12.2025).
- Tebligat ve kesinleştirme: Anayasa Mahkemesi, yurt dışındaki eşe tebliğ edilemediği için yıllarca kesinleştirilemeyen boşanma kararında evlenme hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir (AYM, S.A., B. No: 2017/40199, 08.09.2020). Mahkeme, adres araştırması yapılmadan ilanen tebligat yapıldığı için kaldırılan kesin boşanma kararından sonra yeniden evlenmiş olan başvurucunun aile hayatına saygı hakkının da ihlal edildiğine hükmetmiştir (AYM, Özlem Şimşek, B. No: 2020/39810, 20.12.2023). Buna karşılık kararın tamamı istinaf edilmiş ve kısmi kesinleştirme istenmemişse ihlal görülmemiştir (AYM, Esra Özkır, B. No: 2020/37863, 27.02.2024).
- Kanun yolu ve aleyhe bozma: Hatalı bir ayrılık kararını yalnız davacı temyiz ederse Yargıtay, davanın reddi gerektiğini tespit etse bile aleyhe bozma yapmaz (Yargıtay 2. HD, 2013/14000 E., 2013/27759 K., 26.11.2013). Yargıtay'a göre ayrılık kararındaki kusur belirlemesi temyiz edilmeden kesinleşirse, ayrılık süresi sonunda açılan boşanma davasında da bağlayıcıdır (Yargıtay 2. HD, 2024/4229 E., 2025/1264 K., 11.02.2025).
Yabancılık unsuru
- Uygulanacak hukuk: Boşanma ve ayrılık sebepleri ve hükümleri eşlerin müşterek millî hukukuna tabidir; eşler ayrı vatandaşlıktaysa müşterek mutad mesken hukuku, o da yoksa Türk hukuku uygulanır (MÖHUK m. 14/1).
- Yabancı ayrılık kararları: Yargıtay, İsviçre'de verilen ve eşlerin ayrı yaşamasına ilişkin kararın TMK m. 171'deki ayrılık kararı değil, TMK m. 197'deki önlemlere benzeyen önlemlere ilişkin olduğunu belirterek süresiz olduğu gerekçesiyle tanıma ve tenfiz isteminin reddini bozmuştur (Yargıtay 2. HD, 2014/25959 E., 2015/7165 K., 09.04.2015). Yabancı mahkeme kararının Türkiye'de kesin hüküm sayılması tanıma kararına bağlıdır (MÖHUK m. 58/1).
Dava dilekçesinde dayandığınız boşanma sebebini, bu sebebi oluşturan olayları ve delillerinizi açıkça yazın; hâkim ancak ileri sürülen ve ispatlanan olgulara göre karar verir. Dava açıldıktan sonra ortaya çıkan önemli bir olayı mevcut davaya ıslahla ekleyemeyebilirsiniz; ayrı bir dava açmanız gerekebilir. Ayrılık istiyorsanız bunu açıkça belirtin; yalnız ayrılık istediğiniz davada hâkim boşanmaya karar veremez. Kararı yalnız fer'iler yönünden kanun yoluna taşıyacaksanız, boşanma yönünden kesinleşme şerhi verilmesini mahkemeden yazılı olarak isteyin ve nüfus kaydınızın güncellendiğini kontrol edin.
Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararları
Aşağıdaki kararlar resmî karar arama sistemlerinden alınmıştır. Her kartta kararın vardığı ilke, olayın özeti, karardan birebir bir alıntı ve kararın uygulamadaki anlamı yer alır. Konuya göre süzmek için düğmeleri kullanabilirsiniz.
Boşanma kararında eşlerin kusurlu davranışları ve kusur dereceleri denetlenebilir biçimde gösterilmelidir
Kadın, kocanın sadakatsiz olduğunu ve eve başka bir kadın getirerek onunla birlikte kendisini yaşattığını ileri sürerek boşanma davası açtı. Koca süresinde cevap vermedi; sonra verdiği dilekçede başka bir kadınla imam nikâhıyla yaşadığını kabul etti. İlk derece mahkemesi davayı kabul etti; bölge adliye mahkemesi delillerin usulüne uygun bildirilmediği gerekçesiyle davayı reddetti. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi bozdu, bölge adliye mahkemesi direndi.
“Boşanma davalarında temyiz incelemesi aşamasının daha sağlıklı yürütülebilmesi amacıyla; her bir davada verilecek olan boşanma kararı, fer'îleri ve boşanmanın malî sonuçları yönünden yapılacak denetlemeye uygun şekilde, tarafların boşanmaya sebep olan olaylarda gerçekleşen kusurlu davranışları belirtildikten sonra eşlerin kusurluluk durumlarını ise "kusursuz, az kusurlu, eşit kusurlu, ağır kusurlu veya tam kusurlu eş" şeklinde belirlenmesi gerekmektedir.”
Ne anlama geliyor? Hukuk Genel Kurulu direnme kararını oybirliğiyle bozmuştur. Kurul, Özel Daire'nin ikrarın hâkimi bağlamamasının (TMK m. 184/3) ikrarın hükme esas alınamayacağı anlamına gelmediği yönündeki bozma kararını benimsemiş; dava dilekçesinde delil olarak dayanılan nüfus kaydına göre kocanın sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğini ve tam kusurlu olduğunu kabul etmiştir. Kurula göre genel sebebe (TMK m. 166/1) dayanarak boşanmaya karar verebilmek için davalının az da olsa kusurlu olması gerekir.
Her dava açıldığı tarihteki olgulara göre sonuçlandırılır; davadan sonra ortaya çıkan olay yeni bir davanın konusudur
Kadın boşanma davası açtı, koca karşı dava açtı. Yargılamada dinlenen bir tanık, kadının dava tarihinden sonra başka bir erkekle yaşadığını anlattı. Mahkeme kadının davasını kabul, kocanın davasını reddetti; Yargıtay 2. Hukuk Dairesi kocanın davasının da kabulü gerektiği gerekçesiyle bozdu, mahkeme direndi.
“Bu itibarla, dava tarihinden sonra üstelik salt tanık beyanıyla beliren maddi bir olgunun değerlendirilmesi ve hükme esas alınması olanaklı değildir. Bozma ilamında sözü edilen, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 185. maddesinin 3. fıkrası uyarınca eşlerin birbirine karşı sadakat yükümlülüğünün ihlali olgusunun, ancak boşanma davasından önce gerçekleşmesi halinde ve buna davada dayanılması durumunda hükme esas teşkil edebileceği kuşkusuzdur. Dava tarihinden sonra sadakat yükümlülüğünün ihlali halinde ise, az yukarıda açıklanan ilkeler gereği, bu yeni olgunun, yeni bir davanın konusunu teşkil edeceği, her türlü duraksamadan uzaktır.”
Ne anlama geliyor? Hukuk Genel Kurulu ikinci görüşmede oyçokluğuyla direnme kararını yerinde bulmuş ve diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyayı Daire'ye göndermiştir. Kurul aynı yıl verdiği başka bir kararda ise, sadakat yükümlülüğü boşanma kararı kesinleşinceye kadar sürdüğünden davadan sonra girilen evlilik dışı ilişkinin kusur ve manevi tazminat değerlendirmesinde dikkate alınması gerektiğini, yine oyçokluğuyla, kabul etmiştir (Yargıtay HGK, 2010/636 E., 2010/680 K., 22.12.2010). Daire'nin yakın tarihli kararlarında dava tarihinden sonra gerçekleşen olayların eşe kusur olarak yüklenemeyeceği kabul edilmektedir (Yargıtay 2. HD, 2024/571 E., 2024/7659 K., 22.10.2024).
Dava açıldıktan sonra gerçekleşen bir olay, ıslah yoluyla da o davanın boşanma sebebi yapılamaz
Karşılıklı boşanma davaları sürerken koca, dava açıldıktan sonra gerçekleştiğini ileri sürdüğü bir zina olayına dayanarak davasını tamamen ıslah etti ve zina sebebiyle boşanma istedi. Bölge adliye mahkemesi bu istemi kabul etti; Yargıtay 2. Hukuk Dairesi bozdu, mahkeme direndi.
“Islah yolu ile taraflara tahkikat aşamasında yapmış oldukları hatalı usul işlemlerini bir defaya mahsus olmak üzere düzeltme hakkı verildiğine göre, dava tarihi olan 04.09.2015 tarihinde henüz gerçekleşmemiş bir vakıanın "hatalı işlem" adı altında ıslah yolu ile düzeltilerek dava dilekçesine eklenmesi hukuken olanaklı olmadığı gibi her davanın açıldığı ana kadar gerçekleşen hukukî ve maddi vakıalara göre sonuçlandırılması gerektiğine yönelik ilkeye göre de mümkün değildir.”
Ne anlama geliyor? Hukuk Genel Kurulu direnme kararını değişik gerekçeyle ve oyçokluğuyla bozmuştur. Kurula göre usulüne uygun açılmış bir dava bulunmadığından, erkeğin ıslahla ileri sürdüğü zina davası hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmelidir. Görüşmelerde, sadakat yükümlülüğü evlilik boyunca sürdüğü için ıslahın yerinde olduğu ileri sürülmüş, ancak bu görüş benimsenmemiştir. Dava açıldıktan sonra gerçekleşen olaylar için ayrı bir boşanma davası açılabilir.
Boşanma sebebi ispatlanmamışsa ayrılık kararı da verilemez; dava reddedilir
Koca boşanma davası açtı. Mahkeme, eşler arasında evlilik birliğinin temelinden sarsıldığına ilişkin somut ve inandırıcı delil bulunmadığını kabul ettiği hâlde üç yıl süreyle ayrılığa karar verdi. Kararı yalnız koca, boşanmaya karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek temyiz etti.
“Ayrılığa karar verilebilmesi için de; boşanma sebebinin ispatlanmış olması (TMK. m. 170/1) yanında, ortak hayatın yeniden kurulması olasılığının da bulunması gerekir (TMK. m. 170/3). Boşanma sebebi ispatlanmamış ise, ortak hayatın yeniden kurulması olasılığının bulunup bulunmadığına artık bakılmaz; başka bir ifade ile böyle bir olasılık bulunsa bile, ayrılık kararı da verilemez. Bu halde, davanın reddine karar verilmesi gerekir. Mahkemece, "boşanma sebebinin ispatlanmadığı, taraflar arasında evlilik birliğinin temelinden sarsıldığına ilişkin delil bulunmadığı" kabul edildiğine göre; böyle bir durumda ayrılık kararı da verilemeyeceği gözetilmeden yazılı şekilde ayrılığa karar verilmesi doğru değil ise de, temyiz edenin sıfatına göre, bu husus, aleyhe bozma sebebi yapılmamış, hükmün, onanması cihetine gidilmiştir.”
Ne anlama geliyor? Daire, boşanma sebebinin ispatı ile ortak hayatın yeniden kurulması olasılığını sırayla gereken iki ayrı şart saymıştır: sebep ispatlanmamışsa olasılığa bakılmaz ve dava reddedilir. Hatalı ayrılık kararı yalnız davacı tarafından temyiz edildiği için aleyhe bozma yapılmamıştır. Daire, kadından kaynaklanan kusurlu bir davranış kanıtlanmadığı hâlde iki yıl süreyle ayrılığa karar verilen başka bir dosyada ise kocanın davasının reddi gerektiğini belirterek kararı bozmuştur (Yargıtay 2. HD, 2014/9559 E., 2014/20598 K., 23.10.2014).
Dava açıldıktan sonra bir araya gelen eşler önceki olayları affetmiş sayılır; bu durumda ayrılığa da karar verilemez
Boşanma davasında mahkeme ayrılığa karar verdi. Mahkemenin de kabul ettiği üzere eşler, dava açıldıktan sonra evlilik birliğini yürütmek amacıyla bir araya gelmişti. Karar temyiz edildi.
“Toplanan delillerden davanın açılmasından sonra tarafların evlilik birliğini yürütmek amacıyla biraraya geldikleri anlaşılmaktadır. Mahkemenin kabulü de bu yöndedir. Taraflar biraraya gelmiş olduklarından; önceki olayları affetmiş, en azından hoşgörüyle karşılamış olduklarının kabulü gerekir. Bu şekildeki affedilmiş veya hoş görülmüş sayılan olaylar boşanma nedeni olarak kabul edilemez. Öte yandan, dava açıldıktan sonra yeni bir kısım olayların gerçekleştiği anlaşılmaktaysa da; bu gibi yeni olaylar eldeki davanın değil, ancak ayrı bir davanın konusu ve nedeni olacağından; bu davada değer taşımaz. O halde boşanma koşulları, dolayısıyla ayrılık kararı verilmesi koşulları gerçekleşmemiştir. Davanın reddi yerine yazılı şekilde ayrılığa karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.”
Ne anlama geliyor? Daire, bir araya gelen eşlerin önceki olayları affettiğini veya en azından hoşgörüyle karşıladığını, dava açıldıktan sonraki yeni olayların ise ancak ayrı bir davanın konusu olabileceğini belirtmiştir. Boşanma sebebi kalmayınca ayrılık kararının şartı da ortadan kalkar; davanın reddi gerekir.
Yalnız özel boşanma sebeplerine dayanan eş için evlilik birliğinin sarsılması sebebiyle boşanmaya karar verilemez
Karşılıklı boşanma davalarında kadın yalnız zina ve pek kötü davranış sebeplerine, koca ise evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebine dayandı. Mahkeme kocanın davasını ve kadının zinaya dayalı talebini ispatlanamadığı gerekçesiyle reddetti; kadının davasını ise TMK m. 166/1'e göre kabul ederek boşanmaya karar verdi. Taraflar kararı temyiz etti.
“Davacı-karşı davalı kadının boşanma davası münhasıran Türk Medeni Kanunu'nun 161. maddesinde düzenlenen zina ve aynı kanunun 162. maddesinde düzenlenen pek kötü davranış sebebine dayalı olup, Türk Medeni Kanunu'nun 166/1. maddesinde düzenlenen evlilik birliğinin sarsılmasına dayalı bir davası yoktur. Hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır. Hükmün sonuç kısmında taleplerden her biri hakkında verilen hükmün gösterilmesi gerekir. Talepten fazlasına veya başka bir şeye karar veremez (HMK m. 26). Gerçekleşen bu durum karşısında, mahkemece davacı-karşı davalı kadının Türk Medeni Kanunu'nun 166/1. maddesine dayalı bir boşanma davası olmadığı halde, davacı-karşı davalı kadının davasının TMK 166/1. maddesi uyarınca kabulüyle tarafların boşanmalarına karar verilmesi usule ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.”
Ne anlama geliyor? Daire, hâkimin tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olduğunu (HMK m. 26) ve hüküm sonucunda her talep hakkında ayrı hüküm kurulması gerektiğini belirtmiş; kadının pek kötü davranış sebebine dayanan talebi hakkında karar verilmemesini de bozma sebebi saymıştır. Aynı kararda, tanık anlatımları, fotoğraflar ve otel kayıtlarına göre erkeğin zina eyleminin sabit olduğu, kadının zinaya dayalı davasının kabulü gerektiği de belirtilmiştir.
Davacı davasını her aşamada ayrılığa hasredebilir; o zaman ortak hayat olasılığı aranmaz
Mahkeme boşanma sebebinin gerçekleştiğini kabul ederek eşlerin TMK m. 166/1'e göre boşanmalarına karar verdi. Boşanma davasını açan davacı, temyiz dilekçesinde ayrılığa karar verilmiş olsaydı bir araya gelme olasılığının bulunduğunu ileri sürerek ayrılık kararı verilmesini istedi.
“Boşanma sebebi ispatlanmış olursa, hakim boşanmaya veya ayrılığa karar verebilir. (TMK. m. 170/1) Dava ayrılığa ilişkin ise boşanmaya karar verilemez. Şu halde, dava boşanmaya ilişkin ise, sebebin ispatlanmış olması koşuluyla ıslaha gerek bulunmaksızın, hakimin boşanma yerine ayrılığa karar vermesi mümkündür. Dava ayrılığa ilişkin ise, ıslah edilmeden boşanma kararı verilemeyecektir. Yasal düzenleme böyle olunca davacı, her aşamada davasını ayrılığa hasredebilir. Böyle bir talep halinde de ayrılık kararı verilebilmesi için "ortak hayatın yeniden kurulması olasılığının mevcut olup olmadığına" bakılmaz, boşanma sebebinin ispatlanmış olması yeterlidir. Temyiz dilekçesi, ayrılık kararı verilmesi isteğine ilişkin olduğuna göre, bu yönde hüküm tesis edilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.”
Ne anlama geliyor? Daire, dava boşanmaya ilişkinse hâkimin ıslaha gerek olmadan boşanma yerine ayrılığa karar verebileceğini, davacının davasını her aşamada ayrılığa hasredebileceğini ve bu durumda ortak hayatın yeniden kurulması olasılığının aranmayacağını belirterek, temyiz dilekçesindeki istek doğrultusunda ayrılık kararı verilmek üzere boşanma kararını bozmuştur. Buna karşılık ayrılık davasında boşanmaya karar verilebilmesi için ıslah gerekir.
Barışma olasılığına ilişkin kanaat somut dayanaklara bağlanmalı ve Yargıtay denetimine elverişli olmalıdır
Koca evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanma davası açtı. Mahkeme, eşlerin duruşmadaki tutumlarını gözeterek bir süre daha ayrı kalırlarsa evliliği sürdürebilecekleri kanaatiyle iki yıl süreyle ayrılığa karar verdi. Karar temyiz edildi.
“Boşanma nedeninin gerçekleşmesi halinde barışmanın mümkün görüldüğüne, ortak yaşamın yeniden başlayabileceğine ve nihayet ileride birleşme umudunun bulunduğuna ilişkin hakimin takdirinin kesin ve denetime elverişli olması gerekir. Hakimin buna ilişkin takdir hakkını Anayasa ve Yasa çerçevesinde, son derece titiz ve isabetli kullanması gerekmektedir. Eşlerin barışma ihtimalı, gerçekleşmeye yakın bir ciddiyetle görülmeli, varlığı makul surette kabul edilebilmeli, böyle bir kanaat sağlam olasılığa dayandırılmalı, hatta barışma ihtimali varlığı bir tarafın ikrarından ya da hareket tarzından anlaşılmış olmalıdır. Özellikle barışma ihtimali kuvvetli bulunmalıdır. Bu konuda bir takdire ulaşılırken dosyaya uygun dayanaklar gösterilmeli (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 3.7.1978 tarihli 5-6 sayılı kararı gerekçesi) boşanma nedeninin ve geçimsizliğin asıl saiki ve eşlerin kişisel durumları üzerine eğilinmeli, soyut bir barışma olasılığı dışında eşlerin sosyal ve kültürel durumları değerlendirilmelidir. Olayların yoğunluğu ve ağırlığı yeniden biraraya gelme ihtimalini ortadan kaldırıcı bir unsur olarak düşünülmelidir. Nihayet hakim kararında barışma olasılığının varlığını ve kendisini böyle bir inanca götüren nedenleri, Yargıtay denetimine olanak verecek açıklıkta göstermelidir.”
Ne anlama geliyor? Daire, davalının evden ve eşinden vazgeçmediğini söylemesine karşılık davacının ısrarla boşanmak istediği, eşlerin yaşları ile sosyal ve ekonomik durumları gözetildiğinde aynı konutta yaşamalarının tek başına ortak hayatın yeniden kurulması olasılığını göstermediği dosyada, barışma olasılığını gösteren bir kanıt bulunmadığı için ayrılık kararını bozmuştur. Kararda, davacı mutlak bir boşanma sebebine dayanmış olsa bile hâkimin barışma olasılığını görürse ayrılığa karar verebileceği de belirtilmiştir.
Barışma olasılığı takdir edilirken eşlerin sosyal ve kültürel durumları ile fiili ayrılık süresi dikkate alınır
Boşanma davasında mahkeme boşanma yerine ayrılığa karar verdi. Toplanan delillere göre koca eşiyle ilgilenmemiş, şiddet içeren davranışlarda bulunmuş ve eşine hakaret etmiş; kadın da eşine hakaret etmişti. Karar temyiz edildi.
“Ayrılığa karar verilirken, eşlerin barışma ihtimali gerçekleşmeye yakın bir ciddiyette görülmeli, bunun varlığı makul suretle kabul edilecek delillerle kanıtlanmalı, böyle bir sonuç güçlü ihtimallere dayandırılmalıdır. Mahkemece barışma ihtimali takdir edilirken eşlerin sosyal ve kültürel durumları, fiili ayrılık süreleri dikkate alınmalıdır. Toplanan delillerden; davalı kocanın eşi ile ilgilenmediği, şiddet içeren davranışlarda bulunduğu ve eşine hakaret ettiği, davalı kadının ise eşine hakaret ettiği; evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı anlaşılmaktadır. Eşlerin barışma ihtimalini ve ortak hayatın yeniden kurulması olasılığına dair dosyada delil bulunmamaktadır. Bu nedenle boşanmaya karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde ayrılığa hükmedilmesi doğru görülmemiştir.”
Ne anlama geliyor? Daire, barışma ihtimalinin gerçekleşmeye yakın bir ciddiyette görülmesi ve makul delillerle kanıtlanması gerektiğini, dosyada böyle bir delil bulunmadığını belirterek boşanmaya karar verilmesi gerektiği sonucuna varmıştır. Barışma olasılığı soyut bir iyi niyet değil, delille desteklenen bir olgudur.
Ortak çocuğun varlığı ve geçimsizliğin çekilmez olmadığı yönündeki genel değerlendirme ayrılık kararı için yeterli değildir
Kadın boşanma davası açtı. Mahkeme, boşanmayı gerektiren olaylar bulunsa da geçimsizliğin evlilik birliğini çekilmez hâle getirmediği ve ortak çocuk da gözetilerek ortak hayatın yeniden kurulabileceği gerekçesiyle ayrılığa karar verdi. Taraflar ayrılık kararını temyiz etti.
“Mahkemece; her ne kadar boşanmayı gerektirecek olaylar mevcut ise de taraflar arasındaki bu geçimsizliğin evlilik birliğini çekilmez hale getirmediği, müşterek çocuk da gözetilerek ortak hayatın yeniden kurulma olasılığının bulunduğu gerekçesiyle TMK 170 maddesi uyarınca ayrılık kararı verilmiş ise de; yapılan yargılama ve toplanan delillerden; davalı erkeğin bağımsız konut sağlamadığı,eşinin doğumuyla ve çocukla ilgilenmediği anlaşılmaktadır. Bu duruma göre boşanmaya sebep olan olaylarda davalı erkek tam kusurludur. Somut olayda tarafların yeniden biraraya gelme ihtimali bulunmadığından kadın tarafından açılan davanın kabulü suretiyle boşanma kararı verilmesi grekirken TMK m. 170 gereği ayrılık kararı verilmesi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.”
Ne anlama geliyor? Daire, bağımsız konut sağlamayan ve eşinin doğumuyla ve çocukla ilgilenmeyen erkeği tam kusurlu bulmuş; eşlerin yeniden bir araya gelme ihtimali bulunmadığından kadının davasının kabulüyle boşanmaya karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir. Daire aynı gerekçeyle verilen başka bir ayrılık kararını da bozmuştur (Yargıtay 2. HD, 2016/18276 E., 2018/6645 K., 24.05.2018).
İki eş de boşanmak istiyorsa ve olasılık gösterilmemişse, 170/3'ün nasıl gerçekleştiği açıklanmadan ayrılığa karar verilemez
Kadın, kocanın kusurlu davranışlarıyla evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını ileri sürerek boşanma davası açtı. Mahkeme iki yıl süreyle ayrılığa karar verdi; karar temyiz edildi.
“Kocanın kusurlu hareketleri ile evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı sabittir. Her iki taraf da boşanmayı istemektedir. O halde boşanmaya karar verilmesi gerekirken ortak hayatın yeniden kurulması olasılığı da bulunmadığı ve Türk Medeni Kanunun 170/3. maddesindeki koşulların ne şekilde gerçekleştiği açıklanmadan ayrılığa hükmedilmesi doğru görülmemiştir.”
Ne anlama geliyor? Daire, kocanın kusuruyla evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı ve her iki eşin de boşanmak istediği dosyada, ortak hayatın yeniden kurulması olasılığının nasıl gerçekleştiği gerekçede açıklanmadan ayrılığa hükmedilmesini bozma sebebi saymıştır. Aynı kararda, boşanmanın eki niteliğinde olmayan ziynet alacağı için nispi harç tamamlatılması gerektiği de belirtilmiştir.
Boşanma davasında ayrılığa karar verilince ayrıca boşanma talebinin reddine hükmedilmez
Kadın TMK m. 166/1'e dayanarak boşanma davası açtı. Mahkeme ortak hayatın yeniden kurulması olasılığı bulunduğu gerekçesiyle ayrılığa karar verdi; hüküm fıkrasında ayrıca boşanma talebinin reddine de hükmetti. Kadın kararın tamamını, koca ise ayrılık kararı, kusur ve nafaka yönünden temyiz etti.
“Mahkeme tarafından ortak hayatın yeniden kurulması olasılığı bulunduğu gerekçesiyle ayrılığa karar verildiğine göre, ayrıca boşanma talebinin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı ise de, bu yön yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün bu bölümünün Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu 438/7. maddesi gereğince düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.”
Ne anlama geliyor? Daire, ayrılığa karar verildiğinde ayrıca "boşanma talebinin reddi" hükmü kurulmasını usul ve yasaya aykırı bulmuş; bu yanlışlık yeniden yargılama gerektirmediği için hükmü düzelterek onamıştır. Ayrılık kararı, boşanma davasında verilebilecek kararlardan biridir; aynı hükümde davanın hem kabulü hem reddi gibi çelişkili bir sonuç yer almamalıdır.
Ayrılık kararı verildiğinde davacının davası kabul edilmiş sayılır; yargılama giderleri ve vekâlet ücreti buna göre belirlenir
Koca boşanma davası açtı. Mahkeme ayrılığa karar verdi ve davalı kadın yararına vekâlet ücretine hükmetti; kararı yalnız koca temyiz etti.
“Yargılama giderleri haksız çıkan taraftan alınır (HMK md. 326). Vekalet ücreti de yargılama giderlerindendir (HMK md. 323/ğ). Davacı kocanın davası kabul edildiğine göre, kendisini vekille temsil ettiren koca yararına karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince maktu vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken, davalı kadın lehine vekalet ücretine hükmolunması doğru olmadığı gibi, davacı tarafından yapılan diğer yargılama giderlerinin de davalıdan tahsiline karar verilmesi yerine, davacı kocanın bu giderlerden sorumlu tutulması da usul ve kanuna aykırıdır.”
Ne anlama geliyor? Daire, toplanan delillerin boşanma sebeplerinden birinin varlığını kabule yeterli olmadığını, davanın reddi gerekirken ayrılığa karar verildiğini de belirtmiş; ancak bu yön davalı tarafından temyiz edilmediği için bozma sebebi yapmamıştır. Bu ayrılık kararı kesinleşmiş, süre sonunda açılan boşanma davasında Daire, ayrılık kararındaki kusur belirlemesinin kesinleştiğini ve erkek lehine usuli kazanılmış hak oluşturduğunu kabul etmiştir (Yargıtay 2. HD, 2024/4229 E., 2025/1264 K., 11.02.2025).
Karşılıklı davalarda bir davadaki boşanma hükmü kesinleşince diğer boşanma davası konusuz kalır
Karşılıklı boşanma davalarında ilk derece mahkemesi, erkeği ağır, kadını az kusurlu bularak iki davayı da kabul etti. Bölge adliye mahkemesi kadının yoksulluk nafakası talebini reddetti, tazminatları artırdı ve diğer istinaf taleplerini reddetti; kadın kararı temyiz etti.
“Buna göre evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda davalı karşı davacı kadın kusursuz, davacı karşı davalı erkek ise tam kusurludur. Bu durumda davacı karşı davalı erkeğin boşanma davasının kabulüne karar verilmesi doğru değildir. Ne var ki kadının boşanma davasında verilen boşanma hükmü taraflarca temyiz edilmeyerek kesinleşmiş olup erkeğin boşanma davasının konusu kalmamıştır. Hal böyle olunca erkeğin boşanma davası hakkında konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar vermek ve haklılık durumuna göre yargılama gideri ve vekâlet ücreti konusunda karar vermek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.”
Ne anlama geliyor? Daire, kadına yüklenen tek kusurun erkek tarafından affedildiğini, bu nedenle kadının kusursuz, erkeğin tam kusurlu olduğunu ve erkeğin davasının kabulünün doğru olmadığını belirtmiştir. Ancak kadının davasındaki boşanma hükmü kesinleştiği için erkeğin davası konusuz kalmıştır; bu durumda karar verilmesine yer olmadığına hükmedilir, yargılama gideri ve vekâlet ücreti haklılık durumuna göre belirlenir. Daire aynı sonucu başka kararlarında da uygulamıştır (Yargıtay 2. HD, 2024/3834 E., 2025/864 K., 03.02.2025).
Boşanma hükmüne karşı kanun yoluna gidilmemişse, yalnız fer'iler ve kusur temyiz edilse bile boşanma kesinleşir
Birleştirilen karşılıklı boşanma davalarında ilk derece mahkemesi iki davayı da kabul etti. Taraflar boşanma hükmüne itiraz etmeden kusur belirlemesi ve fer'iler yönünden istinaf yoluna başvurdu. Bölge adliye mahkemesi taraf ehliyeti yönünden eksik inceleme yapıldığı gerekçesiyle kararı kaldırdı; yeniden yapılan yargılamada erkeğin fiil ehliyetinin tam olduğu anlaşıldı. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi boşanma hükmünün kesinleştiği gerekçesiyle bozdu, bölge adliye mahkemesi direndi.
“Kısmi istinaf/temyiz olarak adlandırılan bu yolla taraflar; hükmün tamamını değil, kararın aleyhe olduğunu düşündükleri bir veya daha fazla kısmını kanun yoluna taşıdıkları takdirde, hükmün kanun yoluna konu edilmeyen kısmı kesinleşir. Burada kesinleşen yönler; bozma kararının kapsamı dışında kalarak usuli kazanılmış hak oluşturmasından dolayı değil, süresinde kanun yoluna başvurulmadığı için kesinleşmiştir.”
Ne anlama geliyor? Hukuk Genel Kurulu direnme kararını oyçokluğuyla bozmuştur. Kurul, 2021 tarihli bir kararına atıf yaparak kusur belirlemesine karşı boşanma hüküm fıkrasından bağımsız olarak kanun yoluna başvurulabileceğini hatırlatmış; bölge adliye mahkemesinin konusu kalmayan boşanma davaları hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermesi, kusuru belirleyip tazminat ve nafaka taleplerini karara bağlaması gerektiğini belirtmiştir. Görüşmelerde, kusur belirlemesi istinaf edildiğinde kesinleşmiş bir boşanma hükmünden söz edilemeyeceği ileri sürülmüş, ancak bu görüş benimsenmemiştir.
Boşanma kararı kesinleşmeden önce davacı, davalının açık rızasıyla davasını geri alabilir
Eşler anlaşmalı boşanma davasında boşandı. Kararın tebliğinden sonra, istinaf süresi içinde, davacı davasından vazgeçtiğini bildirdi; davalı da aynı gün bu beyanı kabul etti. İlk derece mahkemesi ek kararla davanın açılmamış sayılmasına karar verdi. Davacı, iradesinin aldatılarak sakatlandığını ileri sürdü; Yargıtay 2. Hukuk Dairesi bunun araştırılması gerektiği gerekçesiyle bozdu, bozmaya karşı direnildi.
“Böyle olunca tarafların boşanmalarına ilişkin kararın kesinleşmesinden evvel, davacının 29.12.2021 tarihli dilekçesi ile davasını geri aldığı, bu beyanın davalı tarafından da açıkça kabul edildiği gözetilerek Mahkemece verilen ek karar ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi isabetli olup, buna ilişkin direnme kararı onanmalıdır.”
Ne anlama geliyor? Hukuk Genel Kurulu direnme kararını oyçokluğuyla onamıştır. Davacı, hüküm kesinleşinceye kadar, ancak davalının açık rızasıyla davasını geri alabilir ve bu durumda davanın açılmamış sayılmasına karar verilir (HMK m. 123). Davanın geri alınması bir usul işlemi olduğundan borçlar hukukundaki irade bozukluğu hükümlerine dayanılarak geri alınamaz; feragatten farklı olarak esas hakkı sona erdirmez. Kurul, "davadan vazgeçiyorum" gibi kanunda yer almayan ifadeler kullanıldığında hâkimin tarafın gerçek iradesini açıklatması gerektiğini de belirtmiştir.
Boşanma hükmü kesinleşince evlilik ve sadakat yükümlülüğü sona erer; sonradan açılan boşanma davası dinlenmez
Karşılıklı boşanma davalarında ilk derece mahkemesinin ilk kararıyla boşanma hükmü kesinleşti. Kadın bundan sonra zina sebebine dayanan yeni bir boşanma davası açtı ve bu dava asıl davayla birleştirildi. Mahkeme, erkeğin asıl dava açıldıktan sonra da zina eylemine devam ettiğini kusur belirlemesinde gözetti; bölge adliye mahkemesi de erkeği tam kusurlu saydı. Erkek kararı temyiz etti.
“Her ne kadar Mahkemece gelen otel kayıtlarından erkeğin zina eyleminin halen devam ettiği ve bu vakıanın da erkeğe kusur olarak yüklenmesi gerektiği belirtilmişse de eşlerin evlilik birliğinin ve bu birlikten doğan sadakat yükümlülüklerinin 23.09.2020 tarihinde boşanmaya ilişkin kararın kesinleşmesi ile sona erdiği, dolayısıyla kadın eş tarafından zina hukuki sebebine dayalı davanın açıldığı tarihte tarafların birbirlerine karşı sadakat yükümlülüğünün bulunmadığı, evlilik birliği sona erdikten sonra yeniden boşanma davası açılamayacağı, dolayısıyla kadın eş tarafından açılan birleşen boşanma davasının kusur belirlemesi yönünden asıl davaya bir etkisi bulunmayacağı anlaşılmaktadır. Hal böyle iken Mahkemece bu husus gözetilmeden, yanılgılı değerlendirme sonucu birleşen boşanma davasında erkeğe kusur yüklenmesi kabulü doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.”
Ne anlama geliyor? Daire, boşanma hükmünün kesinleşmesiyle evlilik birliğinin ve sadakat yükümlülüğünün sona erdiğini, evlilik birliği sona erdikten sonra yeniden boşanma davası açılamayacağını ve kesinleşmeden sonra açılan birleşen davanın kusur belirlemesine etkisi olmayacağını belirtmiştir. Aynı kararda, dinlenemeyecek olan birleşen davadaki daha yüksek tazminat istemine dayanılarak asıl davadaki talebi aşan maddi tazminata hükmedilmesi de HMK m. 26'ya aykırı bulunmuştur.
Yabancı mahkemenin "ayrı yaşama" kararı TMK 171'deki ayrılık kararı değilse süresiz olduğu için reddedilemez
Kadın, İsviçre'deki bir bölge mahkemesinin eşlerin ayrı yaşamasına, ayrılık süresince çocuğun velayetinin kendisine verilmesine ve kendisi ile çocuk için nafakaya ilişkin kesinleşmiş kararının tanınmasını ve tenfizini istedi. Mahkeme, yabancı kararda ayrılık süresi belirlenmediğini, TMK m. 171'de ayrılığın bir ile üç yıl arasında süreli olarak düzenlendiğini ve süresiz ayrılık kararının Türk kamu düzenine aykırı olacağını belirterek davayı reddetti.
“Tanınması istenen yabancı mahkeme ilamı incelendiğinde davanın "evliliğin korunması" davası olarak isimlendirildiği, davacı kadının talebinin de "ayrı yaşamaya müstahik ilan edilmesine" karar verilmesi olduğu anlaşılmaktadır. Yapılan yargılama sonunda da "Tarafların ayrı yaşamaya müstahik ilan edilmesine, ayrılık süresince müşterek çocuğun velayetinin davacı anneye verilmesine, baba ile kişisel ilişki kurulmasına, davacı kadın ve çocuk yararına belirlenen miktarda nafaka ödenmesine" karar verildiği ve verilen bu kararın da kesinleştiği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca dava ayrılık davası (TMK.md.171) olmayıp, ayrı yaşamakta haklı olan kadın ve çocuk yararına tedbir nafakası hükmedilmesi ile geçici olarak tedbiren velayetin davacı anneye bırakılarak baba ile kişisel ilişki kurulmasına (TMK.md. 197/1-2, 185/3, 186/3, 327/1, 329/1) ilişkindir. Karar evliliğin devamı süresince mahkemece eş ve çocuk yararına alınan önlemlere ilişkindir. Türk Medeni Kanununda da düzenlemesi bulunan ve kamu düzenine aykırılık teşkil etmeyen kesinleşmiş yabancı mahkeme ilamıyla ilgili talebin kabulüne karar verilecek yerde, yazılı gerekçeyle ret hükmü kurulması usul ve yasaya aykırı bulunmuş, davacı - karşı davalı kadın tarafından açılan asıl dava yönünden hükmün bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.”
Ne anlama geliyor? Daire, yabancı kararın "evliliğin korunması" davasında verildiğini, TMK m. 171'deki ayrılık kararı değil, evliliğin devamı sırasında eş ve çocuk için alınan ve TMK m. 197'deki önlemlere benzeyen önlemlere ilişkin olduğunu belirterek ret kararını bozmuştur. Yabancı bir ayrılık veya ayrı yaşama kararının tanınmasında önce kararın niteliği belirlenmelidir.
Boşanma kararının kesinleştirilmesi işlemleri sürüncemede bırakılırsa evlenme hakkı ihlal edilir
Başvurucu, yurt dışında yaşayan yabancı uyruklu eşine karşı açtığı davada 2003 yılında boşanma kararı aldı. Karar eşin yaşadığı ülkede tebliğ edilemediği için yıllarca kesinleştirilemedi ve nüfus kaydı düzeltilmedi; başvurucunun ilanen tebligat yapılması istemleri hakkında bir değerlendirme yapılmadı.
“Bu bağlamda boşanma davasında verilen kararın kesinleştirilmesine ilişkin yapılması gereken işlemlerin sürüncemede bırakıldığı ve başvurucunun ileri sürdüğü ilanen tebligat gibi esaslı hukuki çarelerin hayata geçirilmesi konusunda derece mahkemelerince gerekli özenin ve dikkatin gösterilmediği kanaatine varılmıştır. Dolayısıyla boşanma davasında verilen kararın kesinleştirmesine ilişkin işlemlerde evlenme hakkının özünü zedeleyecek şekilde gerekli özen yükümlülüğünün gösterilmemesi ve işlemlerin makul bir sürede tamamlanmaması nedeniyle başvurucunun evlenme/aile kurma hakkına ilişkin devlet tarafından üstlenilmesi gereken pozitif yükümlülüklerin yerine getirilmediği değerlendirilmektedir.”
Ne anlama geliyor? Anayasa Mahkemesi, on yedi yıl geçmesine rağmen kesinleştirilemeyen bir süreç bulunduğunu, ilanen tebligat gibi yasal çarelerin değerlendirilmediğini belirterek özel hayata saygı hakkı kapsamındaki evlenme hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine karar vermiştir. Boşanma kararı kesinleşmedikçe evlilik sona ermez ve eşler yeniden evlenemez.
Usulsüz ilanen tebligat nedeniyle kesin hükmün kaldırılması, yeniden evlenen eşin aile hayatına saygı hakkını ihlal edebilir
Başvurucunun açtığı boşanma davasında, yurt dışında olduğu bildirilen davalıya adres araştırması yapılmadan ilanen tebligat yapıldı. Boşanma kararı kesinleşti; başvurucu yeniden evlendi ve bu evlilikten çocuk sahibi oldu. Davalının sonradan yaptığı başvuru üzerine bölge adliye mahkemesi, tebligat usulsüz olduğu için boşanma kararını kaldırdı ve dava yeniden görüldü.
“Mevcut evliliği devam ederken kesin hüküm nedeniyle sonuçlanan boşanma davasının devam etmesiyle karşı karşıya kalan başvurucu, yeni bir evliliği ve önceki evliliğine ilişkin boşanma davasını eş zamanlı olarak sürdürmek durumunda kalmıştır. Kesinleşmiş boşanma kararının kaldırılmasının mevcut evliliğinin geçerliliğini etkileyip etkilemeyeceğine ve yeniden görülen boşanma davasının nasıl sonuçlanacağına ilişkin belirsizlik sürecinin başvurucu üzerinde katlanması makul kabul edilemeyecek bir külfet oluşturduğu anlaşılmaktadır.”
Ne anlama geliyor? Anayasa Mahkemesi, bu külfete mahkemenin tebligat konusundaki özensizliğinin yol açtığını belirterek aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ve başvurucuya manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir. Yeniden görülen davada eşlerin boşanmasına karar verilmiş ve bu karar kesinleşmiştir.
Kararın tamamı istinaf edilmiş ve kısmi kesinleştirme istenmemişse, boşanmanın kesinleştirilmemesi evlenme hakkını ihlal etmez
Karşılıklı boşanma davalarında ilk derece mahkemesi eşlerin boşanmasına karar verdi. Taraflar kararın tamamının kaldırılmasını isteyerek istinaf yoluna başvurdu; bölge adliye mahkemesi gerekçe eksikliği nedeniyle dosyayı geri gönderdi, yeni karara karşı yapılan istinaf başvuruları da esastan reddedildi. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, ilk hükümdeki boşanma kararının istinaf edilmeden kesinleştiğini belirterek bozdu; boşanma kararına kesinleşme şerhi bundan sonra verildi.
“Tarafların istinaf dilekçelerinde yer alan beyanları, 6100 sayılı Kanun'da bölge adliye mahkemelerine kamu düzenine ilişkin hususları resen gözetme yetkisinin verilmiş olması ve başvurucunun mahkemeden kararın boşanma yönünden kesinleştirilmesini talep ettiğine ilişkin bir belgenin tespit edilmediği dikkate alındığında; Mahkemece kısmi kesinleştirme yapılmamasının pozitif yükümlülüklerin yerine getirilmediği şeklinde yorumlanması kabul edilemez.”
Ne anlama geliyor? Anayasa Mahkemesi, kararın yalnız fer'ilerinin değil tamamının istinaf edildiğini, bölge adliye mahkemesinin kamu düzenine aykırılığı re'sen gözetme yetkisi bulunduğunu (HMK m. 355) ve başvurucunun kısmi kesinleştirme talep etmediğini gözeterek evlenme hakkının ihlal edilmediğine karar vermiştir. Boşanma yönünden kesinleşme isteniyorsa bunun mahkemeden açıkça talep edilmesi önemlidir.
Madde gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 138 inci maddesini karşılamaktadır. Madde üç fıkrasıyla birlikte sadeleştirilmek suretiyle yeniden aynen kaleme alınmıştır.
Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), s. 73Adalet Komisyonu maddeyi Tasarıdaki gibi aynen kabul etmiştir (S. Sayısı 723, s. 402). Gerekçe kısadır; maddenin uygulamadaki anlamını büyük ölçüde yukarıda anlatılan kararlar belirlemektedir.
743 sayılı eski Medeni Kanun'daki karşılığı
Boşanma sebeplerinden biri sabit olunca hakim, ya boşanmaya veya ayrılığa hüküm ile mükelleftir. Dava yalnız ayrılığa dair ise, boşanmaya hükmolunamaz. Dava boşanmaya dair olup karı kocanın barışmaları ihtimali bulunduğu takdirde, ayrılığa hükmedilebilir.
743 sayılı Kanun, mevzuat.gov.tr4721 sayılı Kanun maddeyi üç fıkraya ayırmış ve dilini sadeleştirmiştir. En belirgin fark, eski metindeki "karı kocanın barışmaları ihtimali" ifadesinin yerini "ortak hayatın yeniden kurulması olasılığı"nın almasıdır; yeni metin bu şartı "ancak" sözcüğüyle vurgulamaktadır.
| 743 sayılı Kanun m. 138 | 4721 sayılı Kanun m. 170 | |
|---|---|---|
| Şart | Boşanma sebeplerinden birinin "sabit" olması | Boşanma sebebinin "ispatlanmış" olması |
| Hâkimin kararı | Boşanmaya veya ayrılığa "hüküm ile mükelleftir" | Boşanmaya veya ayrılığa "karar verir" |
| Yalnız ayrılık istenmişse | Boşanmaya hükmolunamaz | Boşanmaya karar verilemez |
| Boşanma istenmişse ayrılık | Karı kocanın barışmaları ihtimali varsa | Ancak ortak hayatın yeniden kurulması olasılığı varsa |
Değişiklik geçmişi
| Tarih | Gelişme | Dayanak |
|---|---|---|
| 01.01.2002 | Madde yürürlüğe girdi | 4721 s. K. |
Madde yürürlüğe girdiği günden beri değiştirilmemiştir. Anayasa yargısının norm denetimi kararları arasında 170. madde hakkında verilmiş bir karara rastlamadım; boşanma kararının kesinleştirilmesiyle ilgili bireysel başvuru kararları yukarıda anlatılmıştır.
İlgili maddeler
- TMK m. 161: Zina.
- TMK m. 162: Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış.
- TMK m. 166: Evlilik birliğinin sarsılması.
- TMK m. 167: Davanın konusu, boşanma veya ayrılık.
- TMK m. 169: Geçici önlemler.
- TMK m. 171: Ayrılık süresi.
- TMK m. 172: Ayrılık süresinin bitimi.
- TMK m. 174: Maddi ve manevi tazminat.
- TMK m. 175: Yoksulluk nafakası.
- TMK m. 180: Ayrılık hâlinde mal rejimi.
- TMK m. 182: Çocuklar bakımından hâkimin takdir yetkisi.
- TMK m. 184: Boşanmada yargılama usulü.
- TMK m. 185: Evliliğin genel hükümleri.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 26, 123, 176, 297, 311 ve 355: Taleple bağlılık, davanın geri alınması, ıslah, hüküm sonucu, feragat ve istinaf incelemesinin kapsamı.
- 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m. 14 ve 58: Boşanma ve ayrılığa uygulanacak hukuk, yabancı mahkeme kararlarının tanınması.
Boşanma davanızda boşanma sebebinin ispatı, ayrılık talebi, karşılıklı davalar veya kararın kesinleşmesi konusunda dosyanızı değerlendirmek isterseniz boşanma avukatı sayfasındaki iletişim bilgilerinden bana ulaşabilirsiniz.
Sık sorulan sorular
TMK 170 ne diyor?
TMK m. 170'e göre boşanma sebebi ispatlanmış olursa hâkim boşanmaya veya ayrılığa karar verir. Dava yalnız ayrılığa ilişkinse boşanmaya karar verilemez; dava boşanmaya ilişkinse ancak ortak hayatın yeniden kurulması olasılığı bulunduğu takdirde ayrılığa karar verilebilir. Madde 2002'de yürürlüğe girmiştir ve o tarihten beri değiştirilmemiştir.
Boşanma kararı verilmesi için ne gerekir?
Kanunda sayılan boşanma sebeplerinden birinin ispatlanması gerekir. Evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebine dayanan davada Hukuk Genel Kurulu'na göre davalının az da olsa kusurlu olması da gerekir; tamamen kusurlu eşin açtığı dava reddedilir (Yargıtay HGK, 2024/129 E., 2025/499 K., 10.09.2025).
Boşanma sebebi nasıl ispatlanır?
Tanık, belge, yazışma, resmî kayıt gibi her türlü delille ispat mümkündür; hâkim kanıtları serbestçe takdir eder ve olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe onları ispatlanmış saymaz (TMK m. 184). Boşanma sebebine ilişkin olgular hakkında taraflara yemin önerilemez.
Eşim suçlamalarımı kabul ederse hâkim buna göre karar verir mi?
Tarafların ikrarı hâkimi bağlamaz (TMK m. 184/3); ancak bu, ikrarın hükme esas alınamayacağı anlamına gelmez. Hukuk Genel Kurulu, başka bir kadınla imam nikâhıyla yaşadığını kabul eden kocanın sadakatsizliğini, nüfus kaydıyla birlikte sabit saymıştır (Yargıtay HGK, 2024/129 E., 2025/499 K., 10.09.2025). Anlaşmalı boşanma ise TMK m. 166/3'te ayrıca düzenlenmiştir.
Dava açtıktan sonra olan olaylar davada dikkate alınır mı?
Kural olarak hayır. Hukuk Genel Kurulu'na göre her dava açıldığı tarihteki olgulara göre sonuçlandırılır; davadan sonra ortaya çıkan bir olay yeni bir davanın konusudur (Yargıtay HGK, 2010/2-227 E., 2010/324 K., 16.06.2010). Kurul, dava açıldıktan sonra gerçekleşen zinanın ıslahla da davaya eklenemeyeceğini kabul etmiştir (Yargıtay HGK, 2020/362 E., 2022/1514 K., 15.11.2022). Kurulun 2010 tarihli başka bir kararında ise davadan sonraki sadakatsizlik kusur ve manevi tazminat değerlendirmesinde dikkate alınmıştır (Yargıtay HGK, 2010/636 E., 2010/680 K., 22.12.2010).
Dava sürerken eşimle barışırsam ne olur?
Yargıtay'a göre dava açıldıktan sonra evlilik birliğini sürdürmek amacıyla bir araya gelen eşler önceki olayları affetmiş veya hoşgörüyle karşılamış sayılır; bu durumda ne boşanmaya ne ayrılığa karar verilebilir ve dava reddedilir (Yargıtay 2. HD, 2009/20557 E., 2010/21791 K., 23.12.2010). Barıştıktan sonra yeni olaylar yaşanırsa bunlar ayrı bir davanın konusu olabilir.
Hâkim boşanma yerine ayrılığa karar verebilir mi?
Verebilir, ancak yalnız ortak hayatın yeniden kurulması olasılığı bulunuyorsa (TMK m. 170/3). Yargıtay'a göre hâkim barışma olasılığının varlığını ve bu kanaate götüren nedenleri denetlenebilir biçimde göstermelidir; soyut bir olasılık yetmez (Yargıtay 2. HD, 2010/14530 E., 2011/14869 K., 04.10.2011).
Barışma olasılığı neye göre değerlendirilir?
Yargıtay'a göre eşlerin sosyal ve kültürel durumları ile fiili ayrılık süreleri dikkate alınır ve olasılık makul delillerle kanıtlanmalıdır (Yargıtay 2. HD, 2011/21651 E., 2012/17148 K., 21.06.2012). Ortak çocuğun varlığı ve geçimsizliğin "çekilmez" olmadığı yönündeki genel değerlendirme ise yeterli görülmemiştir (Yargıtay 2. HD, 2018/7723 E., 2018/14816 K., 18.12.2018).
Sadece ayrılık istedim; hâkim boşanmaya karar verebilir mi?
Hayır. Dava yalnız ayrılığa ilişkinse boşanmaya karar verilemez (TMK m. 170/2). Yargıtay'a göre ayrılık davasında boşanmaya karar verilebilmesi için ıslah gerekir (Yargıtay 2. HD, 2012/16486 E., 2013/2713 K., 31.01.2013). Yalnız ayrılık istenen davada ortak hayatın yeniden kurulması olasılığı da aranmaz (Yargıtay 2. HD, 2015/26162 E., 2017/3026 K., 21.03.2017).
Boşanma kararı verildi; temyizde ayrılık isteyebilir miyim?
Yargıtay'a göre davacı davasını her aşamada ayrılığa hasredebilir; Daire, boşanma kararından sonra temyiz dilekçesinde ayrılık isteyen davacının talebi doğrultusunda kararı bozmuştur (Yargıtay 2. HD, 2012/16486 E., 2013/2713 K., 31.01.2013).
Kararda kusur belirlemesi neden önemlidir?
Hukuk Genel Kurulu'na göre boşanma kararında tarafların kusurlu davranışları tek tek belirtilmeli ve eşlerin durumu kusursuz, az kusurlu, eşit kusurlu, ağır kusurlu veya tam kusurlu şeklinde gösterilmelidir (Yargıtay HGK, 2024/129 E., 2025/499 K., 10.09.2025). Maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk nafakası bu belirlemeye göre karara bağlanır (TMK m. 174, 175).
Karşılıklı boşanma davalarında hâkim nasıl karar verir?
Her dava hakkında ayrı hüküm kurulur. Yargıtay'a göre bir davadaki boşanma hükmü kesinleşince diğer boşanma davası konusuz kalır ve bu dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilir; yargılama gideri ve vekâlet ücreti haklılık durumuna göre belirlenir (Yargıtay 2. HD, 2024/8488 E., 2025/4766 K., 08.05.2025).
Ayrılık kararı verilirse yargılama giderlerini kim öder?
Yargıtay, ayrılık kararı verilen dosyada davacının davasının kabul edildiğini gözeterek vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin davalıya yüklenmesi gerektiğini belirtmiştir (Yargıtay 2. HD, 2013/24096 E., 2014/7794 K., 03.04.2014).
Evlilik ne zaman sona erer?
Boşanma kararının kesinleşmesiyle. Hukuk Genel Kurulu'na göre boşanma bozucu yenilik doğuran bir karardır ve evlilik birliği kararın kesinleşmesiyle sona erer (Yargıtay HGK, 2023/490 E., 2024/468 K., 25.09.2024). Yargıtay'a göre kesinleşmeden sonra aynı eşler arasında yeniden boşanma davası açılamaz (Yargıtay 2. HD, 2025/7420 E., 2026/5358 K., 11.05.2026).
Yalnız nafaka ve tazminatı temyiz edersem boşanma kesinleşir mi?
Hukuk Genel Kurulu'na göre boşanma hükmüne karşı kanun yoluna gidilmezse, kusur belirlemesi ve fer'iler istinaf edilse bile boşanma kesinleşir (Yargıtay HGK, 2024/128 E., 2025/521 K., 17.09.2025). Anayasa Mahkemesi, kararın tamamı istinaf edilmiş ve kısmi kesinleştirme istenmemiş bir dosyada evlenme hakkının ihlal edilmediğine karar vermiştir (AYM, Esra Özkır, B. No: 2020/37863, 27.02.2024). Bu nedenle kesinleşme şerhini mahkemeden açıkça isteyin.
Boşanma kararından sonra davadan vazgeçebilir miyim?
Karar kesinleşmeden önce, davalının açık rızasıyla davanızı geri alabilirsiniz; bu durumda davanın açılmamış sayılmasına karar verilir (HMK m. 123). Hukuk Genel Kurulu, anlaşmalı boşanma kararından sonra istinaf süresi içinde bu şekilde geri alınan davada davanın açılmamış sayılmasını yerinde bulmuş ve geri alma beyanının irade bozukluğu iddiasıyla ortadan kaldırılamayacağını kabul etmiştir (Yargıtay HGK, 2025/464 E., 2025/809 K., 10.12.2025).
Eşim yurt dışındaysa boşanma kararı nasıl kesinleşir?
Kararın eşe usulüne uygun tebliğ edilmesi gerekir. Anayasa Mahkemesi, yurt dışındaki eşe tebliğ edilemediği için yıllarca kesinleştirilemeyen ve ilanen tebligat istemleri değerlendirilmeyen boşanma kararında evlenme hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir (AYM, S.A., B. No: 2017/40199, 08.09.2020). Adres araştırması yapılmadan ilanen tebligata gidilirse karar sonradan kaldırılabilir; Anayasa Mahkemesi bu nedenle kesin hükmü kaldırılan ve yeniden evlenmiş olan başvurucunun aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine hükmetmiştir (AYM, Özlem Şimşek, B. No: 2020/39810, 20.12.2023).
Yabancı mahkemenin ayrılık kararı Türkiye'de tanınır mı?
Yabancı mahkeme kararının kesin hüküm sayılması tanıma kararına bağlıdır (MÖHUK m. 58/1). Yargıtay, İsviçre'de verilen ayrı yaşama kararının TMK m. 171'deki ayrılık kararı değil, evliliğin devamı sırasında alınan önlemlere ilişkin olduğunu belirterek süresiz olduğu gerekçesiyle verilen ret kararını bozmuştur (Yargıtay 2. HD, 2014/25959 E., 2015/7165 K., 09.04.2015).
Yabancı eşler için hangi hukuk uygulanır?
Boşanma ve ayrılık sebepleri ve hükümleri eşlerin müşterek millî hukukuna tabidir; eşler ayrı vatandaşlıktaysa müşterek mutad mesken hukuku, o da yoksa Türk hukuku uygulanır (MÖHUK m. 14/1). Geçici tedbir taleplerine ise Türk hukuku uygulanır (MÖHUK m. 14/4).
Kaynaklar ve Mevzuat
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 161-167, 170-172, 174, 175, 180, 182, 184, 185
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 26, 123, 176, 297, 311, 355
- 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m. 14, 58
- 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi m. 138 (mülga)
- Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), m. 170 gerekçesi s. 73, Komisyon metni s. 402
- Anayasa Mahkemesi, Esra Özkır, B. No: 2020/37863, 27.02.2024
- Anayasa Mahkemesi, Özlem Şimşek, B. No: 2020/39810, 20.12.2023
- Anayasa Mahkemesi, S.A., B. No: 2017/40199, 08.09.2020
- Yargıtay HGK, 2025/464 E., 2025/809 K., 10.12.2025
- Yargıtay HGK, 2024/128 E., 2025/521 K., 17.09.2025
- Yargıtay HGK, 2024/129 E., 2025/499 K., 10.09.2025
- Yargıtay HGK, 2023/490 E., 2024/468 K., 25.09.2024
- Yargıtay HGK, 2023/382 E., 2024/244 K., 15.05.2024
- Yargıtay HGK, 2020/362 E., 2022/1514 K., 15.11.2022
- Yargıtay HGK, 2010/636 E., 2010/680 K., 22.12.2010
- Yargıtay HGK, 2010/2-227 E., 2010/324 K., 16.06.2010
- Yargıtay 2. HD, 2025/7420 E., 2026/5358 K., 11.05.2026
- Yargıtay 2. HD, 2026/858 E., 2026/3553 K., 02.04.2026
- Yargıtay 2. HD, 2025/1346 E., 2025/8886 K., 16.10.2025
- Yargıtay 2. HD, 2024/8488 E., 2025/4766 K., 08.05.2025
- Yargıtay 2. HD, 2024/4229 E., 2025/1264 K., 11.02.2025
- Yargıtay 2. HD, 2024/3834 E., 2025/864 K., 03.02.2025
- Yargıtay 2. HD, 2024/571 E., 2024/7659 K., 22.10.2024
- Yargıtay 2. HD, 2023/941 E., 2024/1270 K., 27.02.2024
- Yargıtay 2. HD, 2018/6226 E., 2019/2588 K., 12.03.2019
- Yargıtay 2. HD, 2018/7723 E., 2018/14816 K., 18.12.2018
- Yargıtay 2. HD, 2016/18276 E., 2018/6645 K., 24.05.2018
- Yargıtay 2. HD, 2015/25690 E., 2017/4093 K., 10.04.2017
- Yargıtay 2. HD, 2015/26162 E., 2017/3026 K., 21.03.2017
- Yargıtay 2. HD, 2015/9174 E., 2015/23418 K., 07.12.2015
- Yargıtay 2. HD, 2014/25959 E., 2015/7165 K., 09.04.2015
- Yargıtay 2. HD, 2014/9559 E., 2014/20598 K., 23.10.2014
- Yargıtay 2. HD, 2013/24096 E., 2014/7794 K., 03.04.2014
- Yargıtay 2. HD, 2013/17407 E., 2013/29843 K., 17.12.2013
- Yargıtay 2. HD, 2013/14000 E., 2013/27759 K., 26.11.2013
- Yargıtay 2. HD, 2012/16486 E., 2013/2713 K., 31.01.2013
- Yargıtay 2. HD, 2011/21651 E., 2012/17148 K., 21.06.2012
- Yargıtay 2. HD, 2010/14530 E., 2011/14869 K., 04.10.2011
- Yargıtay 2. HD, 2009/20557 E., 2010/21791 K., 23.12.2010
- Yargıtay 2. HD, 2008/10443 E., 2008/10405 K., 14.07.2008
- Yargıtay 2. HD, 2007/4452 E., 2008/4627 K., 03.04.2008
