TMK 172'ye göre ayrılık süresi bitince ayrılık kendiliğinden sona erer ve ortak hayat yeniden kurulmamışsa eşlerden her biri, ayrılık davasında kusurlu bulunan eş de, boşanma davası açabilir. Yargıtay, ayrılık kararı verilen önceki davada asıl kusurlu sayıldığı gerekçesiyle kadının 172'ye dayanan davasının reddedilmesini bozmuştur (Yargıtay 2. HD, 2013/1699 E., 2013/18599 K., 02.07.2013). Boşanma için ayrılık süresi içinde ortak hayatın kurulmadığının anlaşılması yeterlidir (Yargıtay 2. HD, 2009/11544 E., 2009/15799 K., 16.09.2009); kusur ise tazminat ve nafaka gibi sonuçlarda önem taşır ve ilk davada ispatlanan olaylar esas alınır (Yargıtay 2. HD, 2013/8882 E., 2013/22351 K., 30.09.2013).
- Ayrılık süresinin bitimi
- Ayrılık kararının kesinleşmesinden itibaren işleyen bir ile üç yıllık sürenin dolması; ayrılık durumu bu anda kendiliğinden sona erer (TMK m. 171, 172/1).
- Ortak hayatın yeniden kurulması
- Eşlerin evlilik birliğini sürdürmek amacıyla yeniden bir araya gelip birlikte yaşaması; kurulmamışsa her eş boşanma davası açabilir (TMK m. 172/2).
- İlk dava
- Ayrılık kararıyla sonuçlanan boşanma veya ayrılık davası; bu davada ispatlanan olaylar sonraki boşanmanın sonuçlarında göz önünde tutulur (TMK m. 172/3).
- Ayrılık süresinde ortaya çıkan durumlar
- Ayrılık süresi içinde eşlerin kusurlu davranışları ve ekonomik durumlarındaki değişiklikler gibi, tazminat, nafaka ve çocuklarla ilgili düzenlemeyi etkileyen olgular.
- Fiili ayrılık
- Reddedilen bir boşanma davasının kesinleşmesinden sonra ortak hayatın kurulamaması; 27.11.2024'ten itibaren bir yıl geçince evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır (TMK m. 166/4).
TMK 172 ne düzenler?
| Konu | Kural | Dayanak |
|---|---|---|
| Sürenin bitimi | Ayrılık durumu kendiliğinden sona erer | TMK m. 172/1 |
| Tedbir nafakası | Ayrılık kararındaki nafaka süre bitince sona erer | Yargıtay 3. HD, 2011/13973 K.; Yargıtay 8. HD, 2014/2610 K. |
| Dava hakkı | Ortak hayat kurulmamışsa her iki eş dava açabilir | TMK m. 172/2; Yargıtay 2. HD, 2017/3326 K. |
| Kusurlu eş | İlk davada asıl kusurlu bulunan eşin de dava hakkı vardır | Yargıtay 2. HD, 2013/18599 K. |
| İspat | Süre içinde ortak hayatın kurulmadığı ispatlanır | Yargıtay 2. HD, 2009/15799 K. |
| Bir araya gelme | Süre bittikten sonra karı koca olarak birlikte yaşamak davanın reddine yol açar | Yargıtay 2. HD, 2019/11166 K. |
| Nitelendirme | Dava 172'nin şartlarına göre incelenir, 166'ya göre değil | HMK m. 33; Yargıtay 2. HD, 2017/5258 K. |
| Sonuçlar | İlk davada ispatlanan olaylar ve ayrılık süresindeki durumlar gözetilir | TMK m. 172/3; Yargıtay 2. HD, 2011/7259 K. |
| Yoksulluk nafakası | Tam kusurlu eşe verilmez; kusursuz eşte de yoksulluk şartı aranır | TMK m. 175; Yargıtay 2. HD, 2024/6895 K. |
| Fiili ayrılıkla ilişki | Ret kararı da varsa her iki yol birlikte kullanılabilir | TMK m. 166/4; Yargıtay 2. HD, 2021/10013 K. |
TBMM gerekçesine göre madde, eski Kanun'un 140. maddesini karşılar; ancak ayrılık süresi sonunda her iki eşe herhangi bir kayda bağlı olmaksızın boşanma isteme hakkı tanındığı için eski maddenin, kusur durumuna göre boşanmayı sınırlayan ilk iki fıkrası alınmamış, üçüncü fıkrası da yeni duruma uyarlanmıştır.
TMK 172'ye dayanan dava ancak ayrılık süresi dolduktan sonra açılabilir; süre içinde açılan ve yeni bir kusura dayanmayan dava reddedilir (Yargıtay 2. HD, 2016/24367 E., 2018/10693 K., 08.10.2018). Süre bittikten sonra eşinizle yeniden karı koca olarak yaşamaya başlarsanız 172'ye dayanma hakkınızı yitirebilirsiniz. Ayrılık kararıyla bağlanan tedbir nafakası da süre bitince sona erer; nafaka ihtiyacınız sürüyorsa bunu yeniden istemeniz gerekir.
Süre bitince ayrılık kendiliğinden sona erer (TMK m. 172/1)
- Kural: Ayrılık süresi bitince ayrılık durumu kendiliğinden sona erer (TMK m. 172/1). Bunun için ayrı bir karar ya da başvuru gerekmez. Süre, ayrılık kararının kesinleşmesinden itibaren hesaplanır (TMK m. 171); sürenin nasıl belirlendiği ve hesaplandığı TMK m. 171 sayfasında anlatılmıştır.
- Sona eren evlilik değil, ayrılıktır: Süre bitince eşler hâlâ evlidir ve evliliğin genel hükümlerine bağlıdır (TMK m. 185 vd.). Evliliği sona erdirmek için eşlerden birinin boşanma davası açması gerekir; süre kendiliğinden boşanma sonucu doğurmaz.
- Tedbir nafakası da sona erer: Yargıtay, bir yıllık sürenin bitmesiyle ayrılık kararındaki tedbir nafakasının da sona erdiğini tespit etmiş ve süre sonrası için istenen nafakayı TMK m. 197'ye göre, nafaka isteyen eşin ayrı yaşamada haklı olup olmadığı araştırılarak incelenmesi gereken bir istem saymıştır (Yargıtay 3. HD, 2011/16211 E., 2011/13973 K., 27.09.2011). Yargıtay 8. Hukuk Dairesi de ayrılık kararında nafakanın süre bitince kalkacağı yazılmamış olsa bile eş ve çocuklar için bağlanan tedbir nafakalarının süre bitiminde sona erdiğini belirterek, borçlunun bu tarihten sonraki tahsilata karşı şikâyetinin kabul edilmesi gerektiğine karar vermiştir (Yargıtay 8. HD, 2013/16405 E., 2014/2610 K., 18.02.2014).
- Çocuklarla ilgili düzenleme: Ayrılık kararındaki velayet düzenlemesi ayrılık süresince geçerli, tedbir ve geçici niteliktedir (Yargıtay 2. HD, 2012/12738 E., 2013/943 K., 17.01.2013). Süre bittikten sonra ortak hayat kurulmamışsa hâkim velayeti eşlerden birine verebilir (TMK m. 336/2); boşanma davası açılınca dava süresince çocuklarla ilgili önlemler TMK m. 169'a göre alınır, boşanma kararıyla da velayet ve kişisel ilişki yeniden düzenlenir (TMK m. 182).
Ortak hayat kurulmamışsa her eş dava açabilir (TMK m. 172/2)
- İki eşin de hakkıdır: Ortak hayat yeniden kurulmamışsa eşlerden her biri boşanma davası açabilir (TMK m. 172/2). Yargıtay, bir yıllık ayrılık kararının bitiminden sonra ortak hayatı yeniden kuramadıkları sabit olan eşlerden erkeğin karşı davasının da kabul edilmesi gerektiğini belirtmiştir (Yargıtay 2. HD, 2015/24349 E., 2017/3326 K., 27.03.2017).
- Kusurlu eş de dava açabilir: Gerekçeye göre bu hak her iki eşe "herhangi bir kayda bağlı olmaksızın" tanınmıştır. Yargıtay, ayrılık kararı verilen önceki davada asıl kusurlu bulunduğu gerekçesiyle kadının 172'ye dayanan davasını reddeden kararı bozmuştur (Yargıtay 2. HD, 2013/1699 E., 2013/18599 K., 02.07.2013). Eski Kanun'da ise ayrılığa yol açan olaylar yalnız talep edenin aleyhine ise boşanmaya ancak diğer eş ortak hayata dönmekten kaçınırsa hükmolunabiliyordu (743 s. K. m. 140).
- Ne ispatlanır? Ayrılık kararının kesinleştiği, sürenin dolduğu ve bu süre içinde eşlerin evlilik birliğini yeniden kurmak amacıyla bir araya gelmediği. Yargıtay, bu olgular anlaşılınca 172'nin koşullarının gerçekleştiğini ve boşanmaya karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir (Yargıtay 2. HD, 2009/11544 E., 2009/15799 K., 16.09.2009). Bu olgular genellikle tanık beyanlarıyla ispatlanır; Yargıtay, kesinleşmeden itibaren bir yıl boyunca bir araya gelinmediği tanık beyanlarıyla sabit olan dosyada, ayrılık kararından söz ederek boşanma isteyen kadının davasının da 172 kapsamında olduğunu ve kabul edilmesi gerektiğini belirtmiştir (Yargıtay 2. HD, 2015/13442 E., 2016/4168 K., 03.03.2016).
- Süre dolmadan 172'ye dayanılamaz: Yargıtay, ayrılık süresi dolmadan açılan, 172'ye dayanmayan ve diğer eşe atfedilebilecek yeni bir kusurun ispatlanamadığı davada boşanma kararı verilmesini bozmuştur (Yargıtay 2. HD, 2016/24367 E., 2018/10693 K., 08.10.2018). Buna karşılık süre içinde ortaya çıkan yeni olaylara dayanan dava, süre dolmadan da açılabilir (Yargıtay 2. HD, 2013/4922 E., 2013/16885 K., 17.06.2013).
- Dava için ayrı bir süre yoktur: Kanun, ayrılık süresi bittikten sonra 172 davasının ne zamana kadar açılacağına ilişkin bir süre öngörmemiştir. Ancak süre bittikten sonra eşler bir araya gelip karı koca olarak birlikte yaşamışsa, Yargıtay'a göre 172'ye dayanan davanın reddi gerekir (Yargıtay 2. HD, 2019/7178 E., 2019/11166 K., 11.11.2019).
- Bir araya gelmenin niteliği: Her görüşme ortak hayatın kurulması sayılmaz. Yargıtay'ın onadığı bir kararda eşlerin özel günlerde çocuklar için bir araya gelmesinin, evlilik birliğini sürdürmek amacıyla bir araya gelmek kapsamına sokulamayacağı kabul edilmiştir (Yargıtay 2. HD, 2023/10142 E., 2024/6886 K., 07.10.2024).
- Karşılıklı davalar: Bir eş 172'ye, diğeri evlilik birliğinin sarsılmasına dayanarak dava açabilir; Yargıtay iki davanın birlikte kabul edildiği kararları onamıştır (Yargıtay 2. HD, 2023/175 E., 2023/3109 K., 13.06.2023; Yargıtay 2. HD, 2019/4409 E., 2019/12244 K., 12.12.2019). İki eşin de süre bitiminden sonra 172'ye dayanarak açtığı davaların kabul edildiği karar da onanmıştır (Yargıtay 2. HD, 2010/15476 E., 2011/16220 K., 17.10.2011).
Hukuki nitelendirme ve yanlış madde gösterilmesi (HMK m. 33)
- Dava 172'ye göre incelenir: Olayları açıklamak taraflara, hukuki nitelendirme hâkime aittir (HMK m. 33). Yargıtay, ayrılık kararına dayanan davanın evlilik birliğinin sarsılması hükmüne göre kabul edilmesini (Yargıtay 2. HD, 2016/315 E., 2017/5258 K., 03.05.2017) ve fiili ayrılık hükmüne göre değerlendirilmesini (Yargıtay 2. HD, 2013/5868 E., 2013/17958 K., 26.06.2013) bozma sebebi saymıştır.
- Hâkim davayı 172 kapsamında nitelendirebilir: Yargıtay'ın onadığı bir kararda, evlilik birliğinin sarsılmasına, olmazsa fiili ayrılığa dayanarak boşanma isteyen kocanın davası, ayrılık kararından sonra ortak hayatın kurulamamasına dayanan bir istem olarak nitelendirilmiş ve 172 uyarınca boşanmaya karar verilmiştir (Yargıtay 2. HD, 2023/10142 E., 2024/6886 K., 07.10.2024).
- Yalnız madde numarası yanlışsa: Mahkeme davayı 172'nin şartlarına göre inceleyip hükümde dayanak olarak 166/1'i göstermişse Yargıtay bu hatayı sonuca etkili bulmamış ve hükmü onamıştır (Yargıtay 2. HD, 2010/3228 E., 2011/4263 K., 10.03.2011; Yargıtay 2. HD, 2012/19407 E., 2013/5078 K., 26.02.2013). Bir dosyada Daire önce bozmuş (Yargıtay 2. HD, 2016/17833 E., 2018/5873 K., 02.05.2018), ilk derece mahkemesinin gerekçesinde 172 incelemesinin de yapıldığını görünce karar düzeltme üzerine bozma kararını kaldırmıştır (Yargıtay 2. HD, 2018/5630 E., 2019/6112 K., 15.05.2019).
- Temyiz edilmeyen hata: 172/2'ye dayanan davanın 166/1'e göre kabul edildiği bir dosyada Yargıtay yanlışlığa işaret etmiş, ancak bu yön temyiz edilmediği için bozma sebebi yapmamıştır (Yargıtay 2. HD, 2007/15085 E., 2008/8798 K., 17.06.2008).
- Yetki: 172 davası da bir boşanma davası olduğundan yetkili mahkeme TMK m. 168'e göre belirlenir. Yargıtay, 172/2 uyarınca boşanma kararı verilen ve davalının süresi içinde yetki itirazında bulunmadığı dosyada davalının temyiz itirazlarını bu yönden yerinde görmemiştir (Yargıtay 2. HD, 2009/6092 E., 2010/7843 K., 20.04.2010).
Boşanmanın sonuçları: ilk dava ve ayrılık süresi (TMK m. 172/3)
- Kural: Boşanmanın sonuçları düzenlenirken ilk davada ispatlanmış olan olaylar ve ayrılık süresinde ortaya çıkan durumlar göz önünde tutulur (TMK m. 172/3). Kusur, boşanma kararının şartı değil; maddi ve manevi tazminat (TMK m. 174), yoksulluk nafakası (TMK m. 175) ve çocuklarla ilgili düzenleme bakımından önem taşır.
- İlk davada ispatlanan olaylar: Yargıtay, ayrılık kararıyla biten ilk davada kusuru ispatlanan ve ayrılık süresinde diğer eşe kusur yüklenemeyen eşi tam kusurlu saymış ve ona yoksulluk nafakası bağlanmasını bozmuştur (Yargıtay 2. HD, 2013/8882 E., 2013/22351 K., 30.09.2013). İlk davada kocanın başka bir kadınla yaşadığı sabit olan dosyada kadın yararına maddi ve manevi tazminat (Yargıtay 2. HD, 2010/5945 E., 2011/7259 K., 28.04.2011), ilk davada eşine fiziksel şiddet uygulandığı ispatlanan dosyada manevi tazminat verilmesi gerektiği belirtilmiştir (Yargıtay 2. HD, 2008/17296 E., 2009/20714 K., 03.12.2009).
- Kesinleşen kusur belirlemesi: Yargıtay'a göre ayrılık kararındaki kusur belirlemesi temyiz edilmeyip kesinleşmişse sonraki boşanma davasında lehine olan eş yararına usuli kazanılmış hak oluşturur; tam kusurlu sayılan kadın yararına yoksulluk nafakasına hükmedilemez (Yargıtay 2. HD, 2024/4229 E., 2025/1264 K., 11.02.2025). Kesinleşen kusura göre kadının davasının kabul, erkeğin karşı davasının ret edildiği bir dosyada da Yargıtay boşanma ve kusura ilişkin itirazları yerinde görmemiştir (Yargıtay 2. HD, 2024/204 E., 2024/6895 K., 07.10.2024).
- Ayrılık süresinde ortaya çıkan durumlar: Sadakat yükümlülüğü süre içinde de devam eder. Yargıtay, ayrılık süresinde başka biriyle yaşamaya başlayan kocanın karşısında kadın yararına tazminat takdir edilmesini istemiş (Yargıtay 2. HD, 2009/6092 E., 2010/7843 K., 20.04.2010), ayrılık kararının kesinleşmesinden sonra güven sarsıcı davranışlarda bulunan kadını ise eşit kusurlu sayarak kadın yararına tazminata hükmedilmesini bozmuştur (Yargıtay 2. HD, 2007/15085 E., 2008/8798 K., 17.06.2008).
- Nafakanın kendi şartları: Kusur tablosu lehine olan eş de yoksulluk nafakası için boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olduğunu göstermelidir. Yargıtay, emekli olan, ayrıca bir dükkâna sahip olup terzilik yapan kadın yararına bağlanan yoksulluk nafakasını bozmuştur (Yargıtay 2. HD, 2024/204 E., 2024/6895 K., 07.10.2024). Hukuk Genel Kurulu ise ayrılık kararıyla sonuçlanan önceki davada eşit kusurlu bulunan ve asgari ücretle çalışan kadının, süre sonundaki boşanma davasında yoksulluk nafakası isteyebileceğini kabul etmiştir (Yargıtay HGK, 2017/1584 E., 2018/503 K., 21.03.2018).
- Tazminatın miktarı: Yargıtay, 172 incelemesi yapılarak verilen bir boşanma kararında kadın yararına takdir edilen maddi ve manevi tazminatı az bulmuş ve hakkaniyete uygun miktarda tazminat takdiri için bozmuştur (Yargıtay 2. HD, 2018/5630 E., 2019/6112 K., 15.05.2019).
Dava sırasında eşlerden biri ölürse
- Dava konusuz kalır, kusur tespiti yapılabilir: Ölüm evliliği sona erdirdiği için boşanma davası konusuz kalır. Ancak ölen eşin mirasçılarından biri davaya devam eder ve diğer eşin kusuru ispatlanırsa, sağ kalan eş boşanmış eş gibi yasal mirasçılık hakkını kaybeder (TMK m. 181/2). Yargıtay, ayrılık süresinin bitiminden sonra 172'ye dayanarak açılan davada davalı eşin ölümü üzerine davanın konusuz kaldığına ve TMK m. 181 uyarınca sağ kalan davacı eşin kusurlu olmadığının tespitine ilişkin kararı onamıştır (Yargıtay 2. HD, 2023/7004 E., 2024/4811 K., 25.06.2024).
TMK 172 ile fiili ayrılık (TMK m. 166/4)
| TMK m. 172 | TMK m. 166/4 | |
|---|---|---|
| Önceki karar | Kesinleşmiş ayrılık kararı | Reddedilmiş ve kesinleşmiş boşanma davası |
| Süre | Ayrılık kararında belirlenen bir ile üç yıl, kesinleşmeden itibaren | 27.11.2024'ten itibaren bir yıl, ret kararının kesinleşmesinden itibaren |
| İspatlanacak olgu | Süre içinde ortak hayatın yeniden kurulmaması | Süre içinde ortak hayatın yeniden kurulamaması |
| Kusurun yeri | Sonuçlarda; ilk davada ispatlanan olaylar ve ayrılık süresindeki durumlar esas alınır | Sonuçlarda; ret kararı ve fiili ayrılık dönemindeki olaylar esas alınır |
- İki yol birlikte kullanılabilir: Ayrılık kararının yanında reddedilmiş bir boşanma davası da varsa eş her iki yola birlikte dayanabilir. Yargıtay, erkeğin 172'ye ve fiili ayrılığa dayanan birleştirilmiş davalarından ikincisini reddeden kararı, fiili ayrılık koşulları da gerçekleştiği için bozmuştur (Yargıtay 2. HD, 2021/9161 E., 2021/10013 K., 23.12.2021).
- Kusur değerlendirmesindeki fark: Fiili ayrılık davasında Yargıtay, reddedilen davayı açarak boşanma sebebi yaratan ve süre içinde ortak hayatı kurmaktan kaçınan eşi, diğer eşe bu dönemde bir kusur yüklenemiyorsa tamamen kusurlu saymakta (Yargıtay 2. HD, 2011/1238 E., 2011/23139 K., 22.12.2011); ret kararını, o davanın açıldığı tarihe kadar davalının boşanmayı gerektirecek nitelikte bir kusurunun bulunmadığı yönünde kesin hüküm olarak görmektedir (Yargıtay 2. HD, 2011/4993 E., 2012/2499 K., 13.02.2012). 172'de ise ayrılık kararı, boşanma sebebinin ispatlandığı bir davanın sonucudur; bu nedenle kusur değerlendirmesi o davada ispatlanan olaylardan başlar.
- Açıklama ve delil imkânı: Fiili ayrılık davasında Yargıtay, davalının kusurunun kanıtlanmasının gerekmediğini, kusurun yoksulluk nafakası ve tazminat bakımından önem taşıdığını belirtmiş; ortak hayatın yeniden kurulup kurulmadığı çekişmeli kaldığında hâkimin taraflardan açıklama istemesi ve delil bildirme imkânı tanıması gerektiğini söylemiştir (Yargıtay 2. HD, 2012/23796 E., 2012/27641 K., 20.11.2012). Aynı yaklaşım, ortak hayatın kurulup kurulmadığının tartışıldığı 172 davaları için de yol göstericidir.
- Anayasa Mahkemesi: Anayasa Mahkemesi fiili ayrılıktaki önceki üç yıllık süreyi iptal etmiş (AYM, E. 2023/116, K. 2024/56, 22.02.2024), 7532 sayılı Kanunla getirilen bir yıllık süreyi ise Anayasa'ya uygun bulmuştur (AYM, E. 2025/203, K. 2026/39, 12.02.2026). 172'deki süre ise ayrılık kararıyla belirlenir ve bu değişiklikten etkilenmemiştir.
Ayrılık kararının kesinleşme tarihini öğrenin ve kararda belirlenen süreyi bu tarihe ekleyerek bitiş tarihini hesaplayın; 172'ye dayanan davayı bu tarihten sonra açın. Dilekçenizde ayrılık kararının mahkemesini, esas ve karar numarasını, kesinleşme tarihini ve süre içinde bir araya gelmediğinizi açıkça yazın; bunu doğrulayacak tanıkları gösterin. Ayrılık süresinde eşinizin yeni kusurlu davranışları olduysa belgeleyin; tazminat ve nafaka değerlendirmesinde ilk davadaki olaylarla birlikte dikkate alınır. Ayrılık kararıyla bağlanan tedbir nafakası süre bitince sona erdiğinden, boşanma davasını açarken dava süresince tedbir nafakası ve çocuklarla ilgili geçici önlem taleplerinizi de yazın. Süre bittikten sonra eşinizle yeniden birlikte yaşamaya başlarsanız 172'ye dayanma imkânınızın ortadan kalkabileceğini unutmayın.
Yargıtay kararları
Aşağıdaki kararlar resmî karar arama sisteminden alınmıştır. Her kartta kararın vardığı ilke, olayın özeti, karardan birebir bir alıntı ve kararın uygulamadaki anlamı yer alır. Konuya göre süzmek için düğmeleri kullanabilirsiniz.
Ayrılık süresi bitince tedbir nafakası da sona erer; yeni nafaka isteminde ayrı yaşamada haklılık araştırılır
Eşler hakkında bir yıllık ayrılık kararı verilmiş ve bu kararla tedbir nafakasına hükmedilmişti. Süre bittiği hâlde eşler bir araya gelmedi. Davacı eş, ayrı yaşamaya devam ettiklerini ve çalışmadığını belirterek tedbir nafakası istedi. Mahkeme, ayrılık süresi içinde davalı eşin kusurlu bir davranışının ispatlanamadığı gerekçesiyle davayı reddetti; davacı hükmü temyiz etti.
“Davalının halen annesi ile aynı evde oturup, davacı ile bir araya gelmek için müstakil bir ev tutup davacıyı çağırmadığı iddia edildiğine göre, mahkemece; bu konuda taraflardan delilleri sorularak, davacının ayrı yaşamada haklı olup olmadığı araştırılmak suretiyle oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.”
Ne anlama geliyor? Daire, bir yıllık sürenin bitmesiyle ayrılık kararındaki tedbir nafakasının da sona erdiğini tespit etmiş ve yeni istemi TMK m. 197 ve devamı maddelerine dayanan bir tedbir nafakası davası olarak incelemiştir. Bu davada belirleyici olan, ayrılık süresindeki kusurun ispatı değil, nafaka isteyen eşin ayrı yaşamada haklı olup olmadığıdır. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi de ayrılık davasında verilen tedbir nafakasının ayrılık süresinin bitiminde sona erdiğini kabul etmiştir (Yargıtay 8. HD, 2013/16405 E., 2014/2610 K., 18.02.2014). Süre bittikten sonra boşanma davası açılırsa, dava süresince nafaka TMK m. 169'a göre geçici önlem olarak istenir.
Ayrılık davasında asıl kusurlu bulunan eş de süre bitince TMK 172'ye dayanarak boşanma davası açabilir
Erkeğin açtığı boşanma davasında kadın da karşı dava açarak, daha önce verilen ayrılık kararından sonra ayrılık süresi içinde ortak hayatın yeniden kurulamadığını ileri sürdü. Mahkeme, ayrılık kararı verilen önceki davada kadının asıl kusurlu olduğu gerekçesiyle kadının davasını reddetti. Kadın hükmü iki dava yönünden temyiz etti.
“Davalı-karşı davacı kadın da, daha önceki ayrılık kararına dayanarak ayrılık süresi içinde ortak hayatın yeniden kurulamamış olması sebebiyle boşanma isteminde bulunmuştur (TMK. md. 172/2). Süre bitince ayrılık durumu kendiliğinden sona erer. Ortak hayat yeniden kurulamamışsa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir (TMK. md.172). Davalı-karşı davacı kadının davası yönünde de kanunda yazılı şartlar gerçekleştiği halde, ayrılık kararı verilen önceki davada kadının asıl kusurlu olduğundan bahisle kadının davasının reddi doğru görülmemiştir.”
Ne anlama geliyor? Daire, TMK m. 172/2'deki "eşlerden her biri" ifadesine dayanarak, ayrılık davasında kusurlu bulunmanın süre sonunda boşanma davası açma hakkını ortadan kaldırmadığını belirtmiştir. Bu sonuç madde gerekçesiyle örtüşür: kanun koyucu, eski Kanun'un 140. maddesindeki, olaylar yalnız talep edenin aleyhine ise boşanmayı sınırlayan kaydı bilerek almamış ve dava hakkını her iki eşe kayıtsız tanımıştır. İlk davadaki kusur ise boşanmanın sonuçlarında, yani tazminat ve nafaka istemlerinde dikkate alınır (TMK m. 172/3).
Süre bitiminden sonra ortak hayat kurulmamışsa iki eşin de TMK 172'ye dayanan davası kabul edilir
Kadının açtığı boşanma davası kabul edildi; erkeğin, eşler hakkında verilen bir yıllık ayrılık kararının bitiminden sonra ortak hayatın kurulamadığına dayanan (TMK m. 172/2) karşı davası ise reddedildi. Erkek hükmü iki dava yönünden temyiz etti.
“Davalı-karşı davacı erkeğin karşı davası Türk Medeni Kanununun 172/2 maddesine dayanmaktadır. Bu maddeye göre ayrılık süresinin bitiminde eşler arasında ortak hayat yeniden kurulamamışsa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir.”
Ne anlama geliyor? Daire, bir yıllık ayrılık kararının bitiminden itibaren eşlerin ortak hayatı yeniden kuramadıklarının sabit olduğunu ve her iki eşin de TMK m. 172/2'ye göre dava açma hakkına sahip bulunduğunu belirterek erkeğin davasının da kabul edilmesi gerektiğini söylemiştir. Aynı kararda, boşanmanın sonuçları düzenlenirken ilk davada ispatlanmış olayların ve ayrılık süresinde ortaya çıkan durumların göz önünde tutulması istenmiştir (TMK m. 172/3). Karşılıklı davalardan birinin 172'ye, diğerinin evlilik birliğinin sarsılmasına dayandığı dosyalarda iki davanın birlikte kabul edildiği kararlar da onanmıştır (Yargıtay 2. HD, 2023/175 E., 2023/3109 K., 13.06.2023).
Kesinleşmeden itibaren işleyen ayrılık süresinde eşler bir araya gelmemişse TMK 172'nin koşulları gerçekleşmiştir
Eşler hakkında bir yıllık ayrılık kararı verilmiş ve karar kesinleşmişti. Süre sonunda açılan boşanma davasında mahkeme boşanmaya karar vermedi; hüküm temyiz edildi.
“Toplanan delillere göre ayrılık kararının kesinleşmesinden itibaren geçen bir yıllık ayrılık süresi içinde tarafların evlilik birliğini yeniden kurmak amacıyla biraraya gelmedikleri ve ortak hayatın yeniden kurulamadığı anlaşılmaktadır. Türk Medeni Kanununun 172. maddesi koşulları gerçekleşmiştir. Mahkemece davanın kabulü ile boşanmaya karar verileceği yerde yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.”
Ne anlama geliyor? Kararın gösterdiği ölçü iki unsurludur: süre ayrılık kararının kesinleşmesinden itibaren hesaplanır (TMK m. 171) ve bu süre içinde eşler evlilik birliğini yeniden kurmak amacıyla bir araya gelmemiş olmalıdır. Bu iki unsur ispatlanınca hâkimin boşanmaya karar vermesi gerekir; Daire bunların dışında bir şart aramamıştır. Ortak hayatın ne zaman yeniden kurulmuş sayılacağı ise olaya göre belirlenir: süre bittikten sonra bir araya gelip karı koca olarak yaşayan eşlerin 172'ye dayanan davasının reddi gerektiği belirtilmiş (Yargıtay 2. HD, 2019/7178 E., 2019/11166 K., 11.11.2019), Yargıtay'ın onadığı bir kararda ise özel günlerde çocuklar için bir araya gelmek ortak hayatın kurulması sayılmamıştır (Yargıtay 2. HD, 2023/10142 E., 2024/6886 K., 07.10.2024).
TMK 172'ye dayanan dava, evlilik birliğinin sarsılması hükmüne göre değil 172'nin şartlarına göre incelenir
Kadının açtığı boşanma davasında bir yıllık ayrılık kararı verilmiş ve karar 12.06.2013'te kesinleşmişti. Erkek, ayrılık kararına rağmen ortak hayatın yeniden kurulamadığını ileri sürerek TMK m. 172'ye dayanan boşanma davası açtı. Mahkeme davayı TMK m. 166/1 uyarınca kabul etti; hükmü erkek temyiz etti.
“Dava dilekçesi ve açıklanan olaylara göre, boşanma davası Türk Medeni Kanununun 172 maddesinde yer alan sebebe dayanmaktadır. Tarafların gösterdikleri delillerin bu kapsamda değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, erkeğin davasının evlilik birliğinin sarsılması (TMK m.166/1-2) hukuksal nedenine dayalı olduğunun kabulü ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.”
Ne anlama geliyor? Hukuki nitelendirme hâkime aittir (HMK m. 33); hâkim bu yetkiyi, dilekçede anlatılan olayların gerçekte dayandığı hukuki sebebi belirlemek için kullanır. 172 davasında aranan, ayrılık kararının kesinleşmesi, sürenin dolması ve bu süre içinde ortak hayatın yeniden kurulmamasıdır; davayı evlilik birliğinin sarsılmasına göre incelemek bu ölçütü değiştirir. Daire aynı gerekçeyle başka bir dosyada da bozma kararı vermiş (Yargıtay 2. HD, 2016/17833 E., 2018/5873 K., 02.05.2018), ancak ilk derece mahkemesinin gerekçesinde 172. maddenin şartlarının da incelendiğini karar düzeltme aşamasında görünce bu bozma kararını kaldırmıştır (Yargıtay 2. HD, 2018/5630 E., 2019/6112 K., 15.05.2019).
Ayrılık kararına dayanan dava, fiili ayrılık (TMK 166/4) davası gibi nitelendirilemez
Davacı, daha önce verilen ayrılık kararına dayanarak ayrılık süresi içinde ortak hayatın yeniden kurulamadığını ileri sürüp boşanma davası açtı. Mahkeme davayı TMK m. 166/4'teki fiili ayrılık sebebine göre değerlendirerek hüküm kurdu; hükmü davacı temyiz etti.
“Dava Türk Medeni Kanununun 166/4. maddesinde yer alan sebebe dayalı olarak değil, daha önceki "ayrılık" kararına dayanılarak, ayrılık süresi içinde ortak hayatın yeniden kurulamamış olması sebebine (TMK. md. 172) dayalı olarak açılmıştır. Delillerin bu yasal çerçevede değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, hatalı nitelendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.”
Ne anlama geliyor? İki yol birbirine benzer, ancak şartları farklıdır. Fiili ayrılıkta süre, reddedilen bir boşanma davasının kesinleşmesinden itibaren işler; 172'de ise ayrılık kararıyla belirlenen ve kesinleşmeyle başlayan bir ile üç yıllık süre esas alınır. Davanın hangi yola dayandığı dilekçedeki olaylardan anlaşılır ve deliller o yolun şartlarına göre değerlendirilmelidir.
İlk davada kusuru ispatlanan ve ayrılık süresinde diğer eşe kusur yüklenemeyen eş tam kusurludur; ona yoksulluk nafakası verilemez
Erkeğin açtığı boşanma davası ayrılık kararıyla sonuçlanmış, o davada kadının kusuru ispatlanmıştı. Erkek, ayrılık süresinde ortak hayatın yeniden kurulamadığını ileri sürerek boşanma davası açtı. Mahkeme TMK m. 172 uyarınca boşanmaya karar verdi; ancak erkeğin kusurunun daha fazla olduğunu kabul ederek kadın yararına yoksulluk nafakasına hükmetti. Hükmü iki taraf da temyiz etti.
“Böyle bir durumda boşanmanın sonuçları düzenlenirken ilk davada ispatlanmış olan olaylar ve ayrılık süresinde ortaya çıkan durumlar göz önünde tutulur. (TMK.m.172/3) Ayrılık kararı ile sonuçlanan boşanma davası davacı tarafından açılmış, o davada davalının "boşanma sebebi" oluşturan kusuru ispatlanmıştır. Buna göre, davalının eşine ve eşinin ailesine hakaret ettiği ve eşini "öldürtmekle" tehdit ettiği gerçekleşmiştir. Ayrılık süresinde de davacıya atfı kabil bir kusur ispatlanamamıştır. Gerçekleşen bu fiili ve hukuki duruma göre, boşanmaya sebep olan olaylarda davalı tamamen kusurlu olup, davacının bir kusuru bulunmamaktadır. Hal böyleyken, "davacının kusurunun, davalıdan daha fazla olduğunun" kabul edilmesi ve buna bağlı olarak tam kusurlu olan davalı yararına yoksulluk nafakası tayini doğru bulunmamıştır.”
Ne anlama geliyor? Daire'ye göre ayrılık kararıyla biten ilk davada ispatlanan kusur, 172'ye dayanan boşanma davasında kusur belirlemesinin temelidir; ayrılık süresinde diğer eşe yüklenebilecek yeni bir kusur ispatlanmadıkça bu tablo değişmez. Yoksulluk nafakası kusuru daha ağır olmayan eşe verilebildiğinden (TMK m. 175) tam kusurlu eş yararına nafaka bağlanamaz. Ayrılık kararındaki kusur belirlemesi temyiz edilmeyip kesinleşmişse Daire bunu sonraki davada lehine olan eş yararına usuli kazanılmış hak olarak da kabul etmektedir (Yargıtay 2. HD, 2024/4229 E., 2025/1264 K., 11.02.2025).
İlk davada diğer eşin başka biriyle yaşadığı ispatlanmışsa, ayrılık süresinde kusuru olmayan eş maddi ve manevi tazminat alır
Kadının açtığı ilk davada boşanma sebebinin ispatlandığı kabul edilerek ayrılık kararı verilmişti. Süre sonunda erkeğin açtığı davada, Daire'nin bozma kararına uyularak boşanmaya karar verildi; kadın yararına maddi ve manevi tazminata hükmedilmedi. Hüküm temyiz edildi.
“Ayrılık süresi içinde ortak hayatın yeniden kurulamamış olması sebebiyle tarafların boşanmalarına karar verilmiştir.(TMK.md.172/2) Bu durumda boşanmanın sonuçları düzenlenirken ayrılıkla sonuçlanan ilk davada ispatlanmış olan olaylar ve ayrılık süresi içinde ortaya çıkan durumlar gözönünde tutulacaktır (TMK.md.172/3) İlk dava davalı kadın tarafından açılmış ve o davada boşanma sebebinin ispatlandığı kabul edilmiştir. Buna göre davacının bir başka kadınla birlikte yaşadığı sabittir. Ayrılık süresi içinde davalıya atfı kabil bir kusur kanıtlanmamıştır.”
Ne anlama geliyor? Daire, 172/3'ün birinci unsurunu, yani ilk davada ispatlanmış olayları doğrudan kusur belirlemesine esas almış ve ayrılık süresinde kadına yüklenebilecek bir kusur bulunmadığından kadın yararına uygun miktarda maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini belirtmiştir (TMK m. 174). Aynı kararda, boşanmanın hukuki sebebi olarak 172/2 yerine 166/1'in gösterilmesi doğru bulunmamış, ancak sonuca etkili olmadığı için bozma sebebi yapılmamıştır. Daire, 172'ye göre incelenip hüküm fıkrasında 166/1 yazılan başka kararları da aynı gerekçeyle onamıştır (Yargıtay 2. HD, 2012/19407 E., 2013/5078 K., 26.02.2013; Yargıtay 2. HD, 2010/3228 E., 2011/4263 K., 10.03.2011).
Ayrılık süresi içinde başka biriyle yaşamaya başlayan eş, süre sonundaki boşanmada tazminat öder
Ayrılık süresinden sonra açılan davada TMK m. 172/2 uyarınca boşanmaya karar verildi. Toplanan delillerden erkeğin ayrılık süresinde başka bir kadınla yaşamaya başladığı anlaşıldı; mahkeme kadın yararına maddi ve manevi tazminata hükmetmedi. Hüküm temyiz edildi.
“Türk Medeni Kanununun 172/2.maddesi uyarınca boşanmaya karar verilmesi halinde, boşanmanın sonuçları düzenlenirken ilk davada ispatlanmış olaylar ve ayrılık süresinde ortaya çıkan durumlar gözönünde tutulur.(TMK.md.172/son) Toplanan delillerden, davacı kocanın ayrılık süresinde başka kadınla yaşamaya başladığı anlaşılmaktadır.”
Ne anlama geliyor? Karar, 172/3'ün ikinci unsurunu gösterir: sadakat yükümlülüğü ayrılık süresinde de devam ettiğinden (TMK m. 185), bu dönemdeki ağır bir kusur sonraki boşanmada tazminat ve nafaka değerlendirmesine yansır. Daire, kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığını ve olayların kişilik haklarına saldırı oluşturduğunu belirterek maddi ve manevi tazminat takdir edilmesini istemiştir. Aynı kararda, süresi içinde yetki itirazında bulunmayan davalının temyizdeki itirazları da yerinde görülmemiştir; 172 davası bir boşanma davası olduğundan yetkili mahkeme TMK m. 168'e göre belirlenir.
İlk davada eşine fiziksel şiddet uyguladığı ispatlanan eş, ayrılık süresinden sonraki boşanmada manevi tazminat öder
Eşlerin ayrı ayrı açtığı ve birleştirilen iki dava da TMK m. 172'ye dayanıyordu; mahkeme ayrılık süresi içinde ortak hayat kurulamadığı için iki davayı da kabul etti. Ayrılığa ilişkin ilk davada erkeğin kusurlu davranışları ispatlanmıştı. Mahkeme kadının manevi tazminat istemini reddetti; hükmü iki taraf da temyiz etti.
“Ayrılığa ilişkin ilk davada, davalı-davacı kocanın, eşine fiziki şiddet uyguladığı ve istemediğini söyleyerek eşini ailesine gönderdiği ispatlanmıştır. Ayrılık süresi içinde davacı-davalının kusuru da kanıtlanamamıştır. Bu durumda, davacı-davalı kadın yararına, kişilik haklarına saldırı nedeniyle uygun miktarda manevi tazminat (TMK.md.174/2) takdiri gerekirken, isteğin reddi doğru bulunmamıştır.”
Ne anlama geliyor? Manevi tazminat, boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan eşe verilir (TMK m. 174/2). 172 davasında bu olaylar çoğu zaman ayrılık kararıyla biten ilk davada ispatlanmış olaylardır ve kanun bunların sonuçlar düzenlenirken göz önünde tutulmasını emreder. Tazminat isteyen eşin ayrılık süresinde kusurlu bir davranışı ispatlanırsa kusur dengesi değişebilir; bu dosyada böyle bir kusur kanıtlanmamıştır.
Ayrılık kararından sonra güven sarsıcı davranışta bulunan eş eşit kusurlu sayılır; eşit kusurlu eşe tazminat verilmez
Kadın, ayrılık kararının kesinleşmesinden sonra ortak hayat kurulamadığı için TMK m. 172/2 uyarınca boşanma davası açtı. Mahkeme davayı TMK m. 166/1'e dayanarak kabul etti ve kadın yararına maddi ve manevi tazminata ve yoksulluk nafakasına hükmetti. Hükmü erkek kusur, tazminatlar ve yoksulluk nafakası yönünden temyiz etti.
“Ayrılık kararının kesinleşmesinden sonra davacı kadının güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu tanık beyanlarıyla gerçekleşmiştir. Evlilik birliğinin sona ermesinde taraflar eşit kusurludur. Eşit kusurlu eş yararına maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi usul ve yasaya aykırıdır.”
Ne anlama geliyor? 172/3'teki "ayrılık süresinde ortaya çıkan durumlar" yalnız davalının değil davacının davranışlarını da kapsar; ayrılık kararı ilk davadaki kusur tablosunu dondurmaz. Daire ayrıca kadının düzenli ve sabit bir geliri bulunduğunu ve ekonomik durumların eşit olduğunu belirterek yoksulluk nafakasını da doğru bulmamıştır. Aynı kararda 172/2'ye dayanan davanın 166/1 uyarınca kabul edilmesinin yanlış olduğuna işaret edilmiş, bu yön temyiz edilmediği için bozma sebebi yapılmamıştır.
Kesinleşen kusur 172 davasının sonucunu belirler, ama yoksulluk nafakasında yoksulluk şartı ayrıca aranır
Kadının açtığı ayrılık davasında erkek kusurlu bulunarak bir yıllık ayrılık kararı verilmiş ve karar 05.03.2020'de kesinleşmişti. Kadın 12.03.2021'de TMK m. 172/2'ye dayanarak boşanma davası açtı; erkek de evlilik birliğinin sarsılmasına dayanarak karşı dava açtı. İlk derece mahkemesi kesinleşen kusur belirlemesine göre kadının davasını kabul, erkeğin davasını reddetti ve kadın yararına tazminata ve yoksulluk nafakasına hükmetti. Bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetti; erkek temyiz etti.
“Mahkemece kadın yararına yoksulluk nafakasına hükmedilmiş ise de; toplanan delillerden kadının emekli olduğu, ayrıca bir adet dükkana sahip olup terzilik yaptığı anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında kadının kendisini yoksulluktan kurtaracak düzeyde sürekli ve düzenli gelirinin bulunduğu anlaşılmaktadır. 4721 sayılı Kanun'un 175 inci maddesi koşulları somut olayda kadın yararına gerçekleşmemiştir. Hal böyle olunca kadının yoksulluk nafakası isteminin reddi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.”
Ne anlama geliyor? Daire, 172/2 uyarınca verilen boşanma kararına ve kusur belirlemesine yönelik diğer itirazları yerinde görmemiş, kararı yalnız yoksulluk nafakası yönünden bozmuştur. Karar, 172/3'ün kusur tablosunu belirlediğini, ancak nafakanın kendi şartlarının ayrıca aranacağını gösterir: kusursuz eş de sürekli ve düzenli geliri varsa yoksulluk nafakası alamaz (TMK m. 175). Öte yandan Hukuk Genel Kurulu, ayrılık süresinden sonra açılan bir davada asgari ücretle çalışmanın tek başına yoksulluk nafakasına engel olmadığını kabul etmiştir (Yargıtay HGK, 2017/1584 E., 2018/503 K., 21.03.2018).
Ayrılık kararının yanında reddedilmiş bir boşanma davası da varsa eş hem TMK 172'ye hem fiili ayrılığa dayanabilir
Erkeğin açtığı boşanma davası reddedilmiş ve bu karar 28.02.2015'te kesinleşmişti; eşler hakkında bir ayrılık kararı da bulunuyordu. Erkek 07.10.2016'da ayrılık kararından sonra ortak hayatın kurulamadığını ileri sürerek TMK m. 172'ye dayanan, 02.03.2018'de de fiili ayrılığa dayanan boşanma davası açtı; davalar birleştirildi. İlk derece mahkemesi iki davayı da kabul etti; bölge adliye mahkemesi ise fiili ayrılık davasını üç yıllık sürenin dolmadığı gerekçesiyle reddetti. Hükmü iki taraf da temyiz etti.
“Bu durumda Türk Medeni Kanunu'nun 166/son maddesi koşulları gerçekleşmiştir. Davacı-davalı erkeğin TMK 166/son maddesine dayalı boşanma davasının da kabulü gerekirken, yazılı şekilde reddi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.”
Ne anlama geliyor? Daire, ret kararının 28.02.2015'te kesinleştiğini ve fiili ayrılık davasının 02.03.2018'de açıldığını, bu sürede ortak hayatın kurulamadığını belirterek fiili ayrılık davasının da kabul edilmesi gerektiğini söylemiştir. Karar, ayrılık kararı ile reddedilmiş bir boşanma davasının bir arada bulunduğu dosyalarda iki ayrı boşanma yolunun birlikte kullanılabildiğini gösterir: 172'de süre ayrılık kararının, fiili ayrılıkta reddedilen davanın kesinleşmesinden itibaren işler. Karar tarihinde fiili ayrılık süresi üç yıldı; 7532 sayılı Kanunla 27.11.2024'ten itibaren bu süre bir yıla indirilmiştir (TMK m. 166/4).
Madde gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 140 ıncı maddesini karşılamaktadır. Ayrılık süresi sonunda her iki eşe de, herhangi bir kayda bağlı olmaksızın boşanmaya karar verilmesini isteme hakkı tanındığından, yürürlükteki Kanunun 140 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarına gerek kalmamıştır. Üçüncü fıkra ise maddenin yeni durumuna uygun hâle getirilmiştir.
Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), s. 73Adalet Komisyonu maddeyi Tasarıdaki gibi aynen kabul etmiştir (S. Sayısı 723, s. 402). Gerekçenin kilit ifadesi "herhangi bir kayda bağlı olmaksızın" sözleridir: eski Kanun, ayrılığa yol açan olaylar yalnız boşanmayı isteyen eşin aleyhine ise onun davasını ancak diğer eş ortak hayata dönmekten kaçındığında kabul ediyordu. 4721 sayılı Kanun bu sınırı kaldırmış ve ilk davadaki kusur durumunu boşanma kararının şartı olmaktan çıkarıp boşanmanın sonuçlarını belirleyen bir unsura dönüştürmüştür.
743 sayılı eski Medeni Kanun'daki karşılığı
Tayin olunan müddetin hitamında tefrik kendiliğinden nihayet bulur. Fakat karı koca bu müddet içinde barışmamışlarsa, iki taraftan her biri boşanma talebinde bulunabilir. (m. 139/2) Ayrılık hükmünde muayyen müddetin hitamında bu hükme esas olan hadiseler münhasıran talibin aleyhine bulunmadıkça karı kocadan yalnız birisi tarafından talebedilmiş olsa bile, boşanmaya hükmedilir. (m. 140/1) Bununla beraber diğer taraf müşterek hayata avdetten imtina ederse, ayrılık hükmüne esas olan hadiseler münhasıran talip aleyhine olsa bile, yine boşanmaya hükmolunur. (m. 140/2) Hüküm, ayrılık davasının muhakemesi esnasında tahakkuk eden ve ayrılıktan sonra hadis olan ahval nazara alınmak suretiyle verilir. (m. 140/3)
743 sayılı Kanun, mevzuat.gov.trEski Kanun sürenin bitimini 139. maddenin ikinci fıkrasında, süre sonunda verilecek hükmü 140. maddede düzenliyordu. 4721 sayılı Kanun'un 172. maddesi bu iki hükmü tek maddede toplamış, 140. maddenin kusura bağlı ilk iki fıkrasını almamış ve üçüncü fıkrayı boşanmanın sonuçlarıyla sınırlamıştır.
| 743 sayılı Kanun m. 139/2 ve 140 | 4721 sayılı Kanun m. 172 | |
|---|---|---|
| Sürenin bitimi | Ayrılık kendiliğinden sona erer | Ayrılık durumu kendiliğinden sona erer |
| Dava hakkı | Eşler süre içinde barışmamışsa her biri boşanma isteyebilir | Ortak hayat yeniden kurulmamışsa eşlerden her biri boşanma davası açabilir |
| Olaylar yalnız davacının aleyhineyse | Boşanmaya ancak diğer eş ortak hayata dönmekten kaçınırsa hükmolunur | Böyle bir kayıt yoktur; gerekçeye göre hak her iki eşe kayıtsız tanınmıştır |
| Ayrılık davasındaki ve sonraki olaylar | Hüküm bunlar dikkate alınarak verilir | Boşanmanın sonuçları düzenlenirken göz önünde tutulur |
Değişiklik geçmişi
| Tarih | Gelişme | Dayanak |
|---|---|---|
| 01.01.2002 | Madde yürürlüğe girdi | 4721 s. K. |
Madde yürürlüğe girdiği günden beri değiştirilmemiştir. Anayasa yargısının norm denetimi kararları arasında 172. madde hakkında verilmiş bir karara rastlamadım. Maddeyle birlikte okunan fiili ayrılık hükmündeki süre ise 7532 sayılı Kanunla 27.11.2024'ten itibaren üç yıldan bir yıla indirilmiştir (TMK m. 166/4).
İlgili maddeler
- TMK m. 166: Evlilik birliğinin sarsılması ve fiili ayrılık.
- TMK m. 167: Davanın konusu, boşanma veya ayrılık.
- TMK m. 170: Boşanma veya ayrılık kararı.
- TMK m. 171: Ayrılık süresi.
- TMK m. 173: Boşanan kadının kişisel durumu.
- TMK m. 174: Maddi ve manevi tazminat.
- TMK m. 175: Yoksulluk nafakası.
- TMK m. 181: Boşanan eşlerin miras hakları.
- TMK m. 182: Çocuklar bakımından hâkimin takdir yetkisi.
- TMK m. 197: Ortak hayata ara verilmesi ve tedbir nafakası.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 33: Hukuki nitelendirmenin hâkime ait olması.
Ayrılık süresinin bitmesi, süre sonunda açılacak boşanma davası, bu davada kusur, tazminat ve nafaka ya da fiili ayrılık yoluyla karşılaştırma konusunda dosyanızı değerlendirmek isterseniz boşanma avukatı İstanbul sayfasındaki iletişim bilgilerinden bana ulaşabilirsiniz.
Sık sorulan sorular
TMK 172 ne diyor?
TMK m. 172'ye göre ayrılık süresi bitince ayrılık durumu kendiliğinden sona erer; ortak hayat yeniden kurulmamışsa eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Boşanmanın sonuçları düzenlenirken ilk davada ispatlanmış olan olaylar ve ayrılık süresinde ortaya çıkan durumlar göz önünde tutulur. Madde 2002'de yürürlüğe girmiştir ve o tarihten beri değiştirilmemiştir.
Ayrılık süresi bitince otomatik olarak boşanmış olur muyuz?
Hayır. Süre bitince sona eren ayrılık durumudur; evlilik devam eder. Evliliği sona erdirmek için eşlerden birinin boşanma davası açması ve mahkemenin boşanmaya karar vermesi gerekir.
Ayrılık süresi bitince boşanma davasını kim açabilir?
Ortak hayat yeniden kurulmamışsa iki eş de açabilir. Yargıtay, kadının davasının yanında erkeğin 172'ye dayanan karşı davasının da kabul edilmesi gerektiğini belirtmiştir (Yargıtay 2. HD, 2015/24349 E., 2017/3326 K., 27.03.2017).
Ayrılık davasında kusurlu bulundum; süre bitince boşanma davası açabilir miyim?
Evet. Gerekçeye göre bu hak her iki eşe herhangi bir kayda bağlı olmaksızın tanınmıştır. Yargıtay, ayrılık kararı verilen önceki davada asıl kusurlu bulunduğu gerekçesiyle kadının davasını reddeden kararı bozmuştur (Yargıtay 2. HD, 2013/1699 E., 2013/18599 K., 02.07.2013). İlk davadaki kusurunuz ise tazminat ve nafaka değerlendirmesinde aleyhinize dikkate alınabilir.
Ayrılık süresi dolmadan TMK 172'ye göre dava açabilir miyim?
Hayır. 172'ye dayanan dava süre dolduktan sonra açılır. Yargıtay, süre dolmadan açılan ve yeni bir kusurun ispatlanmadığı davada boşanma kararı verilmesini bozmuştur (Yargıtay 2. HD, 2016/24367 E., 2018/10693 K., 08.10.2018). Süre içinde yeni olaylar ortaya çıkmışsa bunlara dayanarak ayrı bir boşanma davası açabilirsiniz (Yargıtay 2. HD, 2013/4922 E., 2013/16885 K., 17.06.2013).
Süre bittikten sonra davayı ne kadar içinde açmalıyım?
Kanunda bunun için bir süre öngörülmemiştir. Ancak süre bittikten sonra eşinizle bir araya gelip karı koca olarak yaşamaya başlarsanız, Yargıtay'a göre 172'ye dayanan davanın reddi gerekir (Yargıtay 2. HD, 2019/7178 E., 2019/11166 K., 11.11.2019).
Çocuklar için eşimle görüştüm; ortak hayat kurulmuş sayılır mı?
Tek başına sayılmaz. Yargıtay'ın onadığı bir kararda, eşlerin özel günlerde çocuklar için bir araya gelmesinin evlilik birliğini sürdürmek amacıyla bir araya gelmek kapsamına sokulamayacağı kabul edilmiştir (Yargıtay 2. HD, 2023/10142 E., 2024/6886 K., 07.10.2024). Belirleyici olan, evlilik birliğini yeniden kurmak amacıyla birlikte yaşanıp yaşanmadığıdır.
TMK 172 davasında neyi ispatlamam gerekir?
Ayrılık kararının kesinleştiğini, sürenin dolduğunu ve bu süre içinde evlilik birliğini yeniden kurmak amacıyla bir araya gelmediğinizi. Yargıtay, bu olgular anlaşılınca 172'nin koşullarının gerçekleştiğini ve boşanmaya karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir (Yargıtay 2. HD, 2009/11544 E., 2009/15799 K., 16.09.2009). Bu olgular çoğunlukla tanıklarla ispatlanır.
Ayrılık süresi bitince nafaka devam eder mi?
Hayır. Ayrılık kararıyla bağlanan tedbir nafakası süre bitince sona erer. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, kararda bu yazılmamış olsa bile eş ve çocuklar için bağlanan tedbir nafakalarının süre bitiminde sona erdiğini kabul etmiştir (Yargıtay 8. HD, 2013/16405 E., 2014/2610 K., 18.02.2014).
Süre bitti ama henüz boşanma davası açmadım; nafaka isteyebilir miyim?
İsteyebilirsiniz; bu istem TMK m. 197'ye dayanan bir tedbir nafakası istemidir. Yargıtay, böyle bir davayı ayrılık süresi içinde diğer eşin kusurunun ispatlanamadığı gerekçesiyle reddeden kararı bozmuş ve nafaka isteyen eşin ayrı yaşamada haklı olup olmadığının araştırılması gerektiğini belirtmiştir (Yargıtay 3. HD, 2011/16211 E., 2011/13973 K., 27.09.2011). Boşanma davası açarsanız dava süresince nafakayı TMK m. 169'a göre isteyebilirsiniz.
Süre sonundaki boşanmada kusur nasıl belirlenir?
İlk davada ispatlanan olaylar ve ayrılık süresinde ortaya çıkan durumlar birlikte değerlendirilir (TMK m. 172/3). Yargıtay, ilk davada kusuru ispatlanan ve ayrılık süresinde diğer eşe kusur yüklenemeyen eşi tam kusurlu saymıştır (Yargıtay 2. HD, 2013/8882 E., 2013/22351 K., 30.09.2013). Ayrılık kararındaki kusur belirlemesi temyiz edilmeyip kesinleşmişse sonraki davada da bağlayıcıdır (Yargıtay 2. HD, 2024/4229 E., 2025/1264 K., 11.02.2025).
Ayrılık süresinde eşim başka biriyle yaşamaya başladı; bunun etkisi olur mu?
Olur. Sadakat yükümlülüğü ayrılık süresinde de devam eder. Yargıtay, ayrılık süresinde başka bir kadınla yaşamaya başlayan kocaya karşı kadın yararına maddi ve manevi tazminat takdir edilmesi gerektiğini belirtmiştir (Yargıtay 2. HD, 2009/6092 E., 2010/7843 K., 20.04.2010).
İlk davada eşimin şiddeti ispatlandı; süre sonundaki boşanmada tazminat alabilir miyim?
Ayrılık süresinde sizin bir kusurunuz ispatlanmadıysa alabilirsiniz. Yargıtay, ilk davada eşine fiziksel şiddet uyguladığı ispatlanan kocaya karşı kadının manevi tazminat isteminin reddini bozmuştur (Yargıtay 2. HD, 2008/17296 E., 2009/20714 K., 03.12.2009).
Ayrılık süresinden sonraki boşanmada yoksulluk nafakası alabilir miyim?
Kusurunuz diğer eşten daha ağır değilse ve boşanma yüzünden yoksulluğa düşecekseniz alabilirsiniz (TMK m. 175). Yargıtay, tam kusurlu eşe yoksulluk nafakası bağlanmasını (Yargıtay 2. HD, 2013/8882 E., 2013/22351 K., 30.09.2013) ve sürekli ve düzenli geliri olan kadına nafaka bağlanmasını bozmuştur (Yargıtay 2. HD, 2024/204 E., 2024/6895 K., 07.10.2024). Hukuk Genel Kurulu'na göre asgari ücretle çalışmak tek başına yoksulluk nafakasına engel değildir (Yargıtay HGK, 2017/1584 E., 2018/503 K., 21.03.2018).
Mahkeme 172 davamı TMK 166'ya göre karara bağladı; bu bir sorun mu?
Mahkeme davayı 166'nın şartlarına göre incelediyse sorundur. Yargıtay, 172'ye dayanan davanın evlilik birliğinin sarsılması hükmüne göre kabul edilmesini bozma sebebi saymıştır (Yargıtay 2. HD, 2016/315 E., 2017/5258 K., 03.05.2017). Mahkeme 172'nin şartlarını inceleyip yalnız hükümde yanlış maddeyi gösterdiyse Yargıtay bunu sonuca etkili bulmamıştır (Yargıtay 2. HD, 2010/3228 E., 2011/4263 K., 10.03.2011).
Hem TMK 172'ye hem fiili ayrılığa dayanabilir miyim?
Ayrılık kararının yanında reddedilmiş bir boşanma davası da varsa dayanabilirsiniz. Yargıtay, erkeğin 172'ye ve fiili ayrılığa dayanan birleştirilmiş davalarından ikincisinin de kabul edilmesi gerektiğini belirtmiştir (Yargıtay 2. HD, 2021/9161 E., 2021/10013 K., 23.12.2021). Fiili ayrılık süresi 27.11.2024'ten itibaren bir yıldır (TMK m. 166/4).
TMK 172 ile fiili ayrılık arasındaki fark nedir?
172, kesinleşmiş bir ayrılık kararına ve bu kararla belirlenen bir ile üç yıllık sürenin dolmasına dayanır. Fiili ayrılık ise reddedilmiş bir boşanma davasının kesinleşmesinden sonra bir yıl geçmesine ve bu sürede ortak hayatın kurulamamasına dayanır (TMK m. 166/4). Yargıtay, ayrılık kararına dayanan davanın fiili ayrılık hükmüne göre değerlendirilmesini bozmuştur (Yargıtay 2. HD, 2013/5868 E., 2013/17958 K., 26.06.2013).
Dava sırasında eşim ölürse ne olur?
Ölüm evliliği sona erdirdiği için boşanma davası konusuz kalır; ölen eşin mirasçılarından biri davaya devam edip sağ kalan eşin kusurunu ispatlarsa sağ kalan eş yasal mirasçılık hakkını kaybeder (TMK m. 181/2). Yargıtay, 172'ye dayanan davada davalı eşin ölümü üzerine davanın konusuz kaldığına ve sağ kalan davacı eşin kusurlu olmadığının tespitine ilişkin kararı onamıştır (Yargıtay 2. HD, 2023/7004 E., 2024/4811 K., 25.06.2024).
Kaynaklar ve Mevzuat
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 166, 168, 169, 171, 172, 174, 175, 181, 182, 185, 197, 336
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 33
- 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi m. 139, 140 (mülga)
- Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), m. 172 gerekçesi s. 73, Komisyon metni s. 402
- Anayasa Mahkemesi, E. 2025/203, K. 2026/39, 12.02.2026
- Anayasa Mahkemesi, E. 2023/116, K. 2024/56, 22.02.2024
- Yargıtay HGK, 2017/1584 E., 2018/503 K., 21.03.2018
- Yargıtay 2. HD, 2024/4229 E., 2025/1264 K., 11.02.2025
- Yargıtay 2. HD, 2024/204 E., 2024/6895 K., 07.10.2024
- Yargıtay 2. HD, 2023/10142 E., 2024/6886 K., 07.10.2024
- Yargıtay 2. HD, 2023/7004 E., 2024/4811 K., 25.06.2024
- Yargıtay 2. HD, 2023/175 E., 2023/3109 K., 13.06.2023
- Yargıtay 2. HD, 2021/9161 E., 2021/10013 K., 23.12.2021
- Yargıtay 2. HD, 2019/4409 E., 2019/12244 K., 12.12.2019
- Yargıtay 2. HD, 2019/7178 E., 2019/11166 K., 11.11.2019
- Yargıtay 2. HD, 2018/5630 E., 2019/6112 K., 15.05.2019
- Yargıtay 2. HD, 2016/24367 E., 2018/10693 K., 08.10.2018
- Yargıtay 2. HD, 2016/17833 E., 2018/5873 K., 02.05.2018
- Yargıtay 2. HD, 2016/315 E., 2017/5258 K., 03.05.2017
- Yargıtay 2. HD, 2015/24349 E., 2017/3326 K., 27.03.2017
- Yargıtay 2. HD, 2015/13442 E., 2016/4168 K., 03.03.2016
- Yargıtay 2. HD, 2013/8882 E., 2013/22351 K., 30.09.2013
- Yargıtay 2. HD, 2013/1699 E., 2013/18599 K., 02.07.2013
- Yargıtay 2. HD, 2013/5868 E., 2013/17958 K., 26.06.2013
- Yargıtay 2. HD, 2013/4922 E., 2013/16885 K., 17.06.2013
- Yargıtay 2. HD, 2012/19407 E., 2013/5078 K., 26.02.2013
- Yargıtay 2. HD, 2012/12738 E., 2013/943 K., 17.01.2013
- Yargıtay 2. HD, 2012/23796 E., 2012/27641 K., 20.11.2012
- Yargıtay 2. HD, 2011/4993 E., 2012/2499 K., 13.02.2012
- Yargıtay 2. HD, 2011/1238 E., 2011/23139 K., 22.12.2011
- Yargıtay 2. HD, 2010/15476 E., 2011/16220 K., 17.10.2011
- Yargıtay 2. HD, 2010/5945 E., 2011/7259 K., 28.04.2011
- Yargıtay 2. HD, 2010/3228 E., 2011/4263 K., 10.03.2011
- Yargıtay 2. HD, 2009/6092 E., 2010/7843 K., 20.04.2010
- Yargıtay 2. HD, 2008/17296 E., 2009/20714 K., 03.12.2009
- Yargıtay 2. HD, 2009/11544 E., 2009/15799 K., 16.09.2009
- Yargıtay 2. HD, 2007/15085 E., 2008/8798 K., 17.06.2008
- Yargıtay 3. HD, 2011/16211 E., 2011/13973 K., 27.09.2011
- Yargıtay 8. HD, 2013/16405 E., 2014/2610 K., 18.02.2014
