TMK 350, velâyeti kaldırılan ana ve babanın çocuğa karşı malî yükümlülüklerini düzenler. Velâyetin kaldırılması, ana ve babanın çocuklarının bakım ve eğitim giderlerini karşılama yükümlülüğünü sona erdirmez. Ana, baba ve çocuğun ödeme gücü yoksa bu giderler Devletçe karşılanır; nafakaya ilişkin hükümler ise saklıdır. Velâyeti kaldırılan babanın sürekli ve düzenli gelirinin bulunduğu bir olayda, çocuklar için kurum yararına nafakaya hükmedilmesi gerektiği kabul edilmiş (Yargıtay 2. HD, 2008/18028 E., 2009/5646 K., 26.03.2009); bu yükümlülüğün çocuk ergin oluncaya kadar sürdüğü belirtilmiştir (Yargıtay 2. HD, 2012/9858 E., 2013/3484 K., 14.02.2013). Hukuk Genel Kurulu da iştirak nafakasının dayanağını açıklarken bu maddeye başvurmuştur (Yargıtay HGK, 2017/1894 E., 2019/918 K., 19.09.2019).
- Velâyetin kaldırılması
- Hâkimin, çocuğun korunması için velâyeti ana ve babadan veya bunlardan birinden alması.
- Bakım ve eğitim giderleri
- Çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderler.
- Ödeme gücü
- Ana, baba ve çocuğun bu giderleri karşılamaya yetecek gelir veya malvarlığı.
- Devletçe karşılama
- Ödeme gücü bulunmadığında giderlerin Devlet tarafından üstlenilmesi.
- Gider istemi (rücu)
- Çocuğa bakan kurumun, yaptığı giderleri ödeme gücü olan ana veya babadan istemesi.
TMK 350 ne düzenler?
| Konu | Kural | Dayanak |
|---|---|---|
| Bakım yükümlülüğü | Velâyetin kaldırılması hâlinde de devam eder | TMK m. 350/1 |
| Ödeme gücü yoksa | Giderler Devletçe karşılanır | TMK m. 350/2 |
| Nafaka hükümleri | Saklıdır | TMK m. 350/3 |
| Kurum yararına nafaka | Düzenli geliri olan babadan istenebilir | Yargıtay 2. HD, 2009/5646 K. |
| Süre | Çocuk ergin oluncaya kadar | Yargıtay 2. HD, 2013/3484 K. |
| Koruma altına alınma | Nafaka yükümlüsünü kurtarmaz | Yargıtay 2. HD, 2013/29116 K. |
| Kurumun gider istemi | Aile mahkemesinde görülür | Yargıtay 2. HD, 2013/6585 K. |
| Ödeme gücü sınırı | Yoksulluk sınırındaki ebeveyne iştirak nafakası yüklenmemiştir | Yargıtay HGK, 2019/1153 K. |
TBMM gerekçesine göre madde, eski Kanun'un 277. maddesini karşılar ve velâyetin kaldırılmasının sonuçlarını ilgilendirdiği için sistematik olarak velâyetin kaldırılmasına ilişkin hükümlerin arasında düzenlenmiştir. Gerekçe, yürürlükteki metne göre hüküm değişikliği bulunmadığını belirtir. Tasarının 350. maddesi Adalet Komisyonunca aynen kabul edilmiştir (S. Sayısı 723, s. 446).
Bu maddede dikkat edilecek ilk nokta, velâyetin kaldırılmasının ana ve babayı malî yükümlülükten kurtarmamasıdır; velâyeti kaldırılan babanın düzenli geliri bulunan bir olayda çocuklar için kurum yararına nafakaya hükmedilmesi gerektiği kabul edilmiştir (Yargıtay 2. HD, 2008/18028 E., 2009/5646 K., 26.03.2009). İkinci nokta, Devletin giderleri üstlenmesinin ikincil olmasıdır; çocuğun koruma altına alınmış olması nafaka yükümlüsünü bu yükümlülükten kurtarmamış (Yargıtay 2. HD, 2013/12189 E., 2013/29116 K., 10.12.2013), koruma kararı kaldırıldıktan sonra teslim alınmayan çocuklar için kurumun yaptığı giderlerin velâyet sahibinden tahsili de doğru bulunmuştur (Yargıtay 2. HD, 2016/16450 E., 2016/14606 K., 09.11.2016). Üçüncü nokta, katılma yükümlülüğünün ödeme gücüyle sınırlı olmasıdır; yoksulluk nafakası alan ve yoksulluk sınırında bulunan ebeveyn aleyhine iştirak nafakasına hükmedilmesi yasal düzenlemelere aykırı bulunmuştur (Yargıtay HGK, 2019/117 E., 2019/1153 K., 07.11.2019).
Birinci fıkra: yükümlülük velâyetle birlikte sona ermez
- Kural: Velâyetin kaldırılması, bakım ve eğitim giderlerini karşılama yükümlülüğünü sona erdirmez.
- Dayanak: Bakım borcu Kanun'da soybağının hükümleri arasında düzenlenir ve velâyetten bağımsızdır.
- Süre: Yükümlülük kural olarak çocuk ergin oluncaya kadar sürer.
Velâyetin kaldırılması, ana ve babanın çocuk üzerindeki velâyet hak ve yetkilerini sona erdirir; madde ise bunun çocuğa karşı malî yükümlülükleri etkilemediğini açıkça belirtir: ana ve babanın çocuklarının bakım ve eğitim giderlerini karşılama yükümlülükleri devam eder. Bu sonuç, bakım borcunun Kanun'da velâyetin değil soybağının hükümleri arasında düzenlenmesiyle uyumludur (TMK m. 327). Hukuk Genel Kurulu da ana ve babanın çocuğa karşı nafaka yükümünün sosyal yardım ve dayanışma düşüncesinden kaynaklandığını ve velâyet hakkından bağımsız olduğunu belirtmiştir (Yargıtay HGK, 2018/904 E., 2019/1181 K., 14.11.2019). Velâyeti kaldırılan ebeveyn bu nedenle çocuğun giderlerine katılmaya devam eder; velâyetin babadan kaldırıldığı ve babanın sürekli, düzenli gelirinin bulunduğu bir olayda, çocuklar için kurum yararına uygun miktarda nafakaya hükmedilmesi gerektiği kabul edilmiştir (Yargıtay 2. HD, 2008/18028 E., 2009/5646 K., 26.03.2009). Aynı kararda, korunma ihtiyacı olan çocuk hakkında koruyucu ve destekleyici tedbir kararı veren mahkemenin nafaka konusunda da karar vermeye yetkili olduğu hatırlatılmıştır (5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu m. 7).
Yükümlülüğün süresi bakım borcunun genel süresine bağlıdır. Velâyet kaldırılmış olsa bile ana ve babanın çocukların bakım ve eğitim giderlerini karşılama yükümlülüğü çocuklar ergin oluncaya kadar devam eder; ayırt etme gücüne sahip küçükler bu nafakayı kendi adlarına da isteyebilir (Yargıtay 2. HD, 2012/9858 E., 2013/3484 K., 14.02.2013; TMK m. 329). Hukuk Genel Kurulu, bakım borcunun kural olarak çocuğun ergin olmasına kadar sürdüğünü ve iştirak nafakasının erginlikle kendiliğinden sona erdiğini belirtmiştir (Yargıtay HGK, 2012/3-470 E., 2012/713 K., 17.10.2012). Çocuk ergin olduğu hâlde eğitimi devam ediyorsa ana ve baba, durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde, eğitim sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdür (TMK m. 328).
İkinci fıkra: ödeme gücü yoksa Devlet karşılar
- Koşul: Ana, baba ve çocuğun ödeme gücünün bulunmaması.
- İkincillik: Devletin giderleri üstlenmesi, ödeme gücü olan ebeveynin katkısını ortadan kaldırmaz.
- Gider istemi: Çocuğa bakan kurum, giderlerini ödeme gücü olan ebeveynden isteyebilir.
İkinci fıkra, giderlerin Devletçe karşılanmasını bir koşula bağlar: ana ve baba ile çocuğun ödeme gücünün bulunmaması. Fıkra, ana ve babanın yanında çocuğun ödeme gücünü de sayar; nafaka miktarı belirlenirken çocuğun gelirleri de göz önünde bulundurulur (TMK m. 330), ana ve baba da belirli hâllerde hâkimin izniyle çocuğun mallarından onun bakım ve eğitimine yetecek bir miktar harcayabilir (TMK m. 327). Devletin giderleri üstlenmesi bu nedenle ikincildir: ortak çocuklardan birinin 2828 sayılı Kanun'a göre koruma altına alınmış bulunması, nafaka yükümlüsü ebeveyni bu yükümlülükten kurtarmamıştır (Yargıtay 2. HD, 2013/12189 E., 2013/29116 K., 10.12.2013). Koruma altına alınan çocuklara bakan kurumun, asgari ücretle çalışan babadan da geliriyle orantılı nafaka isteyebileceği kabul edilmiştir (Yargıtay 3. HD, 2016/12521 E., 2017/6542 K., 04.05.2017).
Kurumun bu yoldaki istemi 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu'nun 30. maddesine de dayanır; bu hükme göre kurum, yardımda bulunduğu kişiler için Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre nafaka ile yükümlü olanlar hakkında dava açabilir. Yargıtay, koruma kararının kaldırılmasından sonra velâyet sahibi tarafından teslim alınmayan çocukların kurumda kalmaya devam etmesi nedeniyle yapılan giderlerin geri istenmesini 2828 sayılı Kanun'un 30. maddesi ile 350. maddeden kaynaklanan bir dava olarak nitelendirmiş ve bu davanın aile mahkemesinde görülmesi gerektiğini belirtmiştir (Yargıtay 2. HD, 2012/3851 E., 2013/6585 K., 12.03.2013; 4787 sayılı Kanun m. 4). Aynı türden bir davada giderlerin anneden tahsili doğru bulunmuş; ancak koruma kararının kaldırılmasına ilişkin karar kesinleşinceye kadarki giderlerin kurumca karşılanması ve anneden yalnızca kesinleşme tarihinden çocukların ergin oldukları tarihe kadarki giderlerin istenebileceği belirtilmiştir (Yargıtay 2. HD, 2016/16450 E., 2016/14606 K., 09.11.2016).
Üçüncü fıkra: nafakaya ilişkin hükümler saklıdır
- Anlam: Velâyetin kaldırılması ve Devletin giderleri üstlenmesi nafaka hükümlerinin uygulanmasını engellemez.
- İştirak nafakası: Velâyet kendisine verilmeyen ebeveynin gücü oranında katılma yükümlülüğü sürer.
- Hısımlar: Kurum, yaptığı masrafları nafaka yükümlüsü hısımlardan isteyebilir.
Üçüncü fıkra, nafakaya ilişkin hükümleri saklı tutar. Velâyetin kaldırılması ya da giderlerin Devletçe karşılanması, çocuk için nafaka istenmesine ve nafaka yükümlülüğüne ilişkin kuralların uygulanmasına engel olmaz. Hukuk Genel Kurulu, iştirak nafakasının dayanağını açıklarken 350. maddenin birinci fıkrasına başvurmuş; ana ve babanın bakım yükümlülüğünün doğal sonucu olan iştirak nafakasının kamu düzenine ilişkin olduğunu ve hâkimin talep olmasa da buna hükmedebileceğini belirtmiştir (Yargıtay HGK, 2017/1894 E., 2019/918 K., 19.09.2019; TMK m. 182). Bununla birlikte katılma yükümlülüğü ödeme gücüyle sınırlıdır; asgari ücretle çalışan ve yoksulluk nafakası alan annenin yoksulluk sınırında bulunduğu bir olayda, onun aleyhine iştirak nafakasına hükmedilmesi yasal düzenlemelere aykırı bulunmuştur (Yargıtay HGK, 2019/117 E., 2019/1153 K., 07.11.2019).
Fıkra genel bir ifade kullandığından hısımlar arasındaki yardım nafakasına ilişkin hükümler de uygulanmaya devam eder. Nafaka davası, nafaka alacaklısına bakmakta olan resmî veya kamuya yararlı kurumlar tarafından da açılabilir; korunmaya muhtaç kişilere bakan kurumlar, yaptıkları masrafları nafaka yükümlüsü hısımlardan isteyebilir (TMK m. 365, TMK m. 366). Bakanlığın, koruma kararı uzatılan bir genç için düzenli geliri olan kardeşlerinden nafaka istediği bir davada, kardeşlerden biri yönünden verilen kısmen kabul kararı, takdir edilen nafakanın yardım nafakası niteliğinde olduğu belirtilerek onanmıştır (Yargıtay 3. HD, 2016/9592 E., 2016/14073 K., 07.12.2016).
Velâyetiniz kaldırıldıysa, bunun sizi çocuğunuzun bakım ve eğitim giderlerine katılma yükümlülüğünden kurtarmayacağını bilin; geliriniz varsa çocuk için nafakaya hükmedilebilir. Çocuğunuz koruma altına alındıysa, kurumun çocuk için nafaka veya yaptığı giderleri isteyebileceğini, koruma kararı kaldırıldıktan sonra çocuğu teslim almamanın da bu dönemin giderlerini size yükleyebileceğini göz önünde bulundurun. Ödeme gücünüz yoksa, gelir ve giderlerinizi belgeleyin; katılma yükümlülüğü ödeme gücüyle sınırlıdır. Çocuk ergin olduysa, bakım borcunun kural olarak sona erdiğini, eğitimin sürmesi hâlinde ise eğitim sona erinceye kadar devam edebileceğini unutmayın.
Yargıtay kararları
Aşağıdaki kararlar resmî karar arama sistemlerinden alınmıştır. Her kartta kararın vardığı ilke, olayın özeti, karardan birebir bir alıntı ve kararın uygulamadaki anlamı yer alır. Konuya göre süzmek için düğmeleri kullanabilirsiniz.
Velâyeti kaldırılan babanın sürekli ve düzenli geliri varsa, çocuklar için kurum yararına nafakaya hükmedilmelidir
Mahkeme, çocuklar hakkında eğitim, bakım ve koruma tedbiri aldı ve velâyetin babadan kaldırılmasına karar verdi; kurumun çocuklar için nafaka istemini ise reddetti. Hüküm kurum tarafından nafaka yönünden temyiz edildi.
“Velayetin kaldırılması halinde ana ve babanın çocukların bakım ve eğitim giderlerini karşılama yükümlülükleri devam eder. Ana ve baba ile çocuğun ödeme gücü yoksa bu giderler devletçe karşılanır. (TMK.md.350) Mahkemece, çocuklar hakkında, eğitim, bakım ve koruma tedbiri alınmış, velayetin babadan kaldırılmasına karar verilmiştir. Toplanan delillerden davalı babanın çalıştığı, sürekli ve düzenli gelirinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, Türk Medeni Kanununun 350/1.maddesi gereğince, davalı babanın çocukları için nafaka ile sorumlu tutulması ve çocuklar için davacı kurum yararına uygun miktarda nafakaya hükmedilmesi gerekirken isteğin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.”
Ne anlama geliyor? Karar, 350. maddenin ilk iki fıkrasını birlikte uygular. Velâyetin kaldırılması, ana ve babanın çocuklarının bakım ve eğitim giderlerini karşılama yükümlülüğünü sona erdirmez; giderlerin Devletçe karşılanması ise ana, baba ve çocuğun ödeme gücünün bulunmamasına bağlıdır. Babanın çalıştığı ve sürekli, düzenli gelirinin bulunduğu anlaşıldığından Daire, onun çocukları için nafaka ile sorumlu tutulması ve kurum yararına uygun miktarda nafakaya hükmedilmesi gerektiğini belirterek ret kararını bozmuştur. Daire ayrıca, korunma ihtiyacı olan çocuk hakkında koruyucu ve destekleyici tedbir kararı veren mahkemenin nafaka konusunda da karar vermeye yetkili olduğunu 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 7. maddesine dayanarak hatırlatmıştır.
Velâyet kaldırılmış olsa bile bakım ve eğitim giderlerini karşılama yükümlülüğü çocuk ergin oluncaya kadar sürer; ayırt etme gücüne sahip küçük nafakayı kendisi isteyebilir
Dava tarihinde on beş yaşında olan iki çocuk, anneanneleriyle birlikte dava açtı. Mahkeme, çocukların velâyete tabi olmaktan çıktıklarını gözeterek velâyetin kaldırılması hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına ve iştirak nafakasının reddine karar verdi; çocukların ergin olacakları tarihe kadarki dönem için nafaka istemi hakkında ise hüküm kurmadı.
“Velayet kaldırılmış olsa bile ana ve babanın çocukların bakım ve eğitim giderlerini karşılama yükümlülükleri ergin oluncaya kadar devam eder. (TMK md.350/l).Ayırt etme gücüne sahip küçükler,karşılıksız kazandırmaları ve kişiye sıkı sıkıya bağlı hakları kullanmada medeni hakları bizzat kendileri kullanabilirler. Bu halde veli ya da vasilerinin rızaları gerekmez.(TMK.m.l6/l).Türk Medeni Kanunun 329/son maddesi de, ayırt etme gücüne sahip olan küçüğe nafaka davası açma imkanı vermektedir. Dava tarihinde küçükler on beş yaşında olduklarına göre ayırt etme gücüne sahiptirler. Küçüklerin isteğinin nafakaya ilişkin olduğu gözetilerek,küçükler için dava tarihinden ergin oldukları tarihe kadar davalı babanın uygun miktarda nafaka ödemekle yükümlü tutulması gerekirken, bu hususun nazara alınmamış olması doğru bulunmamıştır.”
Ne anlama geliyor? Karar, 350. maddenin birinci fıkrasının süre yönünü gösterir: velâyet kaldırılmış olsa bile ana ve babanın çocukların bakım ve eğitim giderlerini karşılama yükümlülüğü çocuklar ergin oluncaya kadar devam eder. Daire, ayırt etme gücüne sahip küçüklerin kişiye sıkı sıkıya bağlı haklarını kendilerinin kullanabileceğini ve 329. maddenin son fıkrası uyarınca nafaka davası açabileceklerini de belirtmiştir (TMK m. 329). Dava tarihinde on beş yaşında olan küçükler için dava tarihinden ergin olacakları tarihe kadar babanın uygun miktarda nafaka ödemekle yükümlü tutulması gerektiğinden karar bozulmuş; kendi adlarına dava açan küçüklerin kararda davacı olarak gösterilmemesi de ayrı bir bozma sebebi yapılmıştır.
Bakım yükümlülüğü kural olarak çocuğun ergin olmasıyla sona erer; iştirak nafakası erginlikle kendiliğinden kalktığından kaldırılması için dava açmakta hukuki yarar yoktur
Boşanmada velâyeti anneye verilen çocuk için iştirak nafakası ödeyen baba, çocuğun ergin olması üzerine nafakanın kaldırılmasını istedi; çocuk eğitiminin sürdüğünü savundu. Mahkeme nafakanın erginlik tarihinde sona erdiğinin tespitine karar verdi; Özel Daire kararı bozdu, mahkeme direndi.
“TMK'nun 328/1.maddesi uyarınca kural olarak ana babanın bakım borcu çocuğun ergin olmasına kadar devam ettiğinden, anılan maddenin birinci fıkrasının açık hükmü uyarınca küçük reşit olmakla kendisine bağlanan iştirak nafakası kendiliğinden sona erer.”
Ne anlama geliyor? Hukuk Genel Kurulu, velâyet kendisine verilmeyen eşin çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katılma yükümlülüğünü açıklarken 350. maddenin birinci fıkrasına da dayanmış; velâyetin kaldırılması hâlinde bile ana ve babanın bu yükümlülüğünün devam ettiğini hatırlatmıştır. Kurula göre bakım borcu kural olarak çocuğun ergin olmasına kadar sürer ve iştirak nafakası erginlikle kendiliğinden sona erer; bu nedenle nafakanın kaldırılması için dava açmakta hukuki yarar yoktur ve istem bu yönden reddedilmelidir. Kurul, ergin çocuğun eğitimi devam ediyorsa ana ve babanın bakım yükümünün eğitim sona erinceye kadar sürdüğünü de ayrıca belirtmiştir (TMK m. 328).
Ana ve babanın çocuğa karşı nafaka yükümü velâyet hakkından bağımsızdır
Baba, üniversiteden mezun olan ergin çocuğu lehine hükmedilmiş yardım nafakasının kaldırılmasını istedi; çocuk, iş bulamadığını ve kamu personeli seçme sınavı kursuna devam ettiğini savundu. Mahkeme nafakayı kaldırdı; Özel Daire kararı bozdu, mahkeme direndi.
“Nafaka alacaklılığı, çocuğun bireyselliğinin bir parçasıdır. Hukukumuzda, çocuk kendisini dünyaya getiren ana ve babasından bakım parası isteyebilir. Bu onun en doğal hakkıdır. Ana ve babanın bu nafaka yükümü sosyal yardım ve dayanışma düşüncesinden kaynaklanır; onların velayet hakkından bağımsızdır (Serozan, R.: Çocuk Hukuku, İstanbul 2005, s. 112 vd.).”
Ne anlama geliyor? Karar ergin çocuğa yardım nafakasıyla ilgilidir ve 350. maddeyi anmaz; ancak Hukuk Genel Kurulunun nafaka hakkındaki genel açıklaması maddenin dayandığı düşünceyi açıkça ortaya koyar: ana ve babanın çocuğa karşı nafaka yükümü sosyal yardım ve dayanışma düşüncesinden kaynaklanır ve velâyet hakkından bağımsızdır. Velâyetin kaldırılmasının bakım yükümlülüğünü sona erdirmemesi bu bağımsızlığın sonucudur. Somut olayda Kurul, meslekle ilgili kurslara katılmanın eğitimin devamı sayılabileceğini kabul etmiş; ancak çocuğun yargılama sırasında işe başladığı tarihten itibaren babasının yardımına ihtiyacı kalmadığından nafakanın bu tarihten itibaren kaldırılması gerektiğini belirterek direnme kararını değişik gerekçeyle bozmuştur (TMK m. 328, TMK m. 364).
Bakım yükümlülüğü velâyetin kaldırılması hâlinde bile sürer; ancak yoksulluk nafakası alan ve yoksulluk sınırındaki ebeveyn aleyhine iştirak nafakasına hükmedilemez
Boşanmada velâyeti kendisine verilen baba, asgari ücretle çalışan ve kendisinden yoksulluk nafakası alan anneden çocuklar için iştirak nafakası istedi. Mahkeme nafakaya hükmetti; Özel Daire kararı bozdu, mahkeme direndi.
“Bu nedenlerle yoksulluk nafakası alan ve yoksulluk sınırında bulunan davalı aleyhine ortak çocuklar için iştirak nafakasına hükmedilmesi yasal düzenlemelere ve hukuk kaidelerine aykırıdır.”
Ne anlama geliyor? Hukuk Genel Kurulu, iştirak nafakasının dayanaklarını sayarken 350. maddenin birinci fıkrasına da yer vermiş; velâyetin kaldırılması hâlinde bile ana ve babanın çocuklarının bakım ve eğitim giderlerini karşılama yükümlülüğünün devam ettiğini vurgulamıştır. Ancak bu katılma yükümlülüğü ödeme gücüyle sınırlıdır: Kurul, asgari ücretle çalışan ve hâlen yoksulluk nafakası alan annenin yoksulluk sınırında bulunduğunu, bu nedenle onun aleyhine ortak çocuklar için iştirak nafakasına hükmedilmesinin yasal düzenlemelere aykırı olduğunu belirterek direnme kararını bozmuştur (TMK m. 182, TMK m. 330).
Velâyetin kaldırılması hâlinde bile süren bakım yükümlülüğünün sonucu olan iştirak nafakası kamu düzenine ilişkindir; ancak talep edilmeyen ayrı bir eğitim gideri alacağına hükmedilemez
Boşanmada velâyet anneye verildi ve çocuk için istenen aylık iştirak nafakasına hükmedildi. Mahkeme ayrıca, talep olmaksızın çocuğun okul gideri için her yıl ödenecek ayrı bir tutara da hükmetti; Özel Daire bu kısmı bozdu, mahkeme direndi.
“Zira anılan Kanunun 350. maddesinin birinci fıkrasına göre velayetin kaldırılması hâlinde bile ana ve babanın çocuklarının bakım ve eğitim giderlerini karşılama yükümlülükleri devam eder. Ayrıca Türk Medeni Kanununun 328. maddesinde; "Ana ve babanın bakım borcu, çocuğun ergin olmasına kadar devam eder. Çocuk ergin olduğu hâlde eğitimi devam ediyorsa, ana ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere, eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdürler." hükmü yer almaktadır. Ana babanın bakım yükümlülüğünün doğal sonucu olan iştirak nafakası, çocuğun korunmasına yönelik olup, kamu düzenine ilişkindir ve hâkim talep bulunmasa dahi kendiliğinden iştirak nafakasına hükmedebilecektir. Ancak velayet hakkı kendisine verilen eş iştirak nafakası istemediğini belirtmesi hâlinde hâkim, bu durumun çocuğun üstün yararını zedelemeyeceği kanaatine varması durumunda iştirak nafakasına hükmetmeyebilecektir.”
Ne anlama geliyor? Hukuk Genel Kurulu, iştirak nafakasının dayanağını açıklarken 350. maddenin birinci fıkrasına başvurmuştur: velâyetin kaldırılması hâlinde bile ana ve babanın bakım yükümlülüğü sürer ve bu yükümlülüğün doğal sonucu olan iştirak nafakası kamu düzenine ilişkindir; hâkim talep olmasa da buna hükmedebilir. Kurul bununla birlikte, talep edilen iştirak nafakasına ek olarak hiç istenmemiş ayrı bir okul gideri alacağına hükmedilmesini taleple bağlılık ilkesine aykırı bulmuş; bunun infazda da karışıklığa yol açacağını, koşullar ve ihtiyaçlar değiştiğinde nafakanın artırılmasının her zaman istenebileceğini belirterek direnme kararını bozmuştur (TMK m. 331).
Çocuğun 2828 sayılı Kanun'a göre koruma altına alınmış olması, nafaka yükümlüsü ebeveyni bu yükümlülükten kurtarmaz
Davacı ebeveyn, velâyetin değiştirilmesini ve nafakanın kaldırılmasını istedi. Ortak çocuklardan biri 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu'na göre koruma altına alınmıştı. Hüküm davacı tarafından temyiz edildi.
“2828 Sayılı Yasaya göre koruma altına alınmış bulunmasının davacıyı nafaka yükümlülüğünden kurtarmayacağının anlaşılmasına göre, yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA”
Ne anlama geliyor? Karar 350. maddeyi anmasa da maddenin dayandığı düşünceyi yansıtır: çocuğun Devlet koruması altına alınması, ana ve babanın bakım ve eğitim giderlerine katılma yükümlülüğünü kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Daire, ortak çocuklardan birinin 2828 sayılı Kanun'a göre koruma altına alınmış bulunmasının davacıyı nafaka yükümlülüğünden kurtarmayacağını belirterek hükmü onamıştır. 350. maddenin ikinci fıkrası da giderlerin Devletçe karşılanmasını ana, baba ve çocuğun ödeme gücünün bulunmamasına bağlar.
Koruma altına alınan çocuklara bakan kurum, asgari ücretle çalışan babadan da geliriyle orantılı nafaka isteyebilir
Boşanmadan sonra velâyeti anneye verilen iki çocuk mahkeme kararıyla koruma altına alındı ve bakımları kurumca üstlenildi. Bakanlık, sigortalı olarak çalışan babadan çocuklar için nafaka istedi; baba ekonomik durumunun çocukların giderlerini karşılamaya elverişli olmadığını savundu. Mahkeme davayı reddetti.
“Dosya içerisinde bulunan davalının ekonomik ve sosyal durum araştırmasına göre davalının Devlet Hastanesinde hizmetli olduğu, asgari ücretle çalıştığı, babasının evinde kaldığı anlaşılmaktadır. Davalının geliriyle orantılı şekilde, ülke ekonomisindeki gelişmeler ve enflasyon nedeniyle paranın satın alma gücünün azalması hususları, çocukların yaşı, eğitim durumu, ihtiyaçları da göz önünde bulundurularak, TMK'nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de gözetilerek, davacı lehine belli bir miktar nafakaya hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde istemin tümden reddi doğru görülmemiştir.”
Ne anlama geliyor? Karar 350. maddeyi anmamakla birlikte, Devletin çocuğun bakımını üstlendiği durumlarda ana ve babanın katkı yükümlülüğünün nasıl işlediğini gösterir. Daire, nafaka davasının nafaka alacaklısına bakmakta olan resmî kurumlar tarafından da açılabileceğini ve korunmaya muhtaç kişilere bakan kurumların yaptıkları masrafları nafaka yükümlüsü hısımlardan isteyebileceklerini hatırlatmıştır (TMK m. 365, TMK m. 366). Babanın asgari ücretle çalışması istemin tümden reddini haklı kılmamış; geliri, çocukların yaşı, eğitim durumu ve ihtiyaçları gözetilerek hakkaniyete uygun bir nafakaya hükmedilmesi gerektiği belirtilerek karar bozulmuştur.
Kurumun, koruma kararı kaldırıldıktan sonra teslim alınmayan çocuklar için yaptığı giderleri velâyet sahibinden istediği dava aile mahkemesinde görülür
Koruma kararının kaldırılmasına rağmen velâyet sahibi anne tarafından teslim alınmayan çocuklar kurumda kalmaya devam etti. Kurum, koruma kararının kaldırılmasından sonra yaptığı iaşe giderlerinin anneden rücuan tahsilini istedi; dava asliye hukuk mahkemesi olarak görülüp karara bağlandı.
“Dava, 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanununun 30. ve Türk Medeni Kanununun 350. maddesinden kaynaklanan; koruma kararının kaldırılmasından sonra davalı annesi tarafından teslim alınmayan çocukların, Kurum'da kalmaya devam etmeleri nedeniyle, koruma kararının kaldırılmasından sonra yapılan iaşe giderlerinin, velayet kendisinde bulunan davalıdan rücuan tahsili talebine ilişkindir. Görev, kamu düzenine ilişkindir. Mahkemece yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması gerekir. 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun, 5133 sayılı Kanunla değişik 4. maddesi; 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun ikinci kitabından üçüncü kısım hariç olmak üzere (m.118-395) kaynaklanan bütün davaların, aile mahkemeleri kurulan yerlerde bu mahkemelerce bakılacağını; aynı Yasanın 2. maddesi de, aile mahkemesi kurulmayan yerlerde bu kanun kapsamına giren dava ve işlerin asliye hukuk (aile) mahkemelerinde bakılacağını hükme bağlamıştır. Şu halde Aile Mahkemesi kurulmayan yerlerde Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenen Asliye Hukuk Mahkemelerinde davanın Aile Mahkemesi sıfatı ile görülüp karara bağlanması gerekir. (H.G.K. 16.11.2005 tarih ve 2/673-617 sayılı kararı) Bu açıklama karşısında; davaya "Aile Mahkemesi" sıfatıyla bakılması gerekirken, bu husus düşünülmeden Asliye Hukuk Mahkemesi olarak yargılamaya devam edilip, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.”
Ne anlama geliyor? Karar, Devletçe karşılama kuralının öbür yüzünü gösterir: çocuğa bakan kurum, velâyet sahibinden yaptığı giderleri isteyebilir. Daire bu davayı 2828 sayılı Kanun'un 30. maddesi ile Türk Medeni Kanunu'nun 350. maddesinden kaynaklanan bir rücu davası olarak nitelendirmiştir. Türk Medeni Kanunu'nun ikinci kitabından, üçüncü kısım hariç, kaynaklanan davalara aile mahkemesi bakar; aile mahkemesi kurulmayan yerlerde bu davalar, görevlendirilen asliye hukuk mahkemesinde aile mahkemesi sıfatıyla görülür. Davaya bu sıfatla bakılmadığından karar görev yönünden bozulmuştur.
Koruma kararı kaldırıldıktan sonra çocukları teslim almayan velâyet sahibinden kurumun bakım giderleri, kararın kesinleşmesinden çocukların ergin olmasına kadarki dönem için istenebilir
İki çocuk hakkındaki koruma kararı, annenin ekonomik durumunun iyileşmesi üzerine kaldırıldı; ancak velâyet sahibi anne, kurumun ihtarına rağmen çocukları teslim almadı ve çocuklar kurumda kalmaya devam etti. Kurum bu dönemdeki bakım giderlerinin anneden tahsilini istedi; mahkeme, çocukların ergin olmalarından sonraki dönemi de kapsayacak biçimde davayı kabul etti.
“O halde koruma kararının kaldırılması kararının kesinleştiği 10.10.2006 tarihinden çocukların ergin oldukları tarihe kadar yapılan bakım giderlerinin hesaplanılarak davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken, bu husus nazara alınmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.”
Ne anlama geliyor? Karar, kurumun üstlendiği bakım giderlerinin hangi dönem için ana veya babadan istenebileceğini gösterir. Daire, anne tarafından teslim alınmayan çocuklar için kurumun yaptığı iaşe giderlerinin anneden tahsilini doğru bulmuştur. Ancak Daireye göre koruma kararının kaldırılmasına ilişkin karar kesinleşinceye kadar giderleri kurum karşılamalıdır; anneden ancak kesinleşme tarihinden çocukların ergin oldukları tarihe kadarki giderler istenebilir. Bu sonuç, ana ve babanın bakım borcunun kural olarak çocuğun ergin olmasına kadar sürmesiyle uyumludur (TMK m. 328).
Madde gerekçesi
Madde 350- Madde yürürlükteki Kanunun 277 nci maddesini karşılamaktadır ve velâyetin kaldırılmasının sonuçlarını ilgilendirdiği için sistematik olarak burada düzenlenmiştir. Yürürlükteki metne göre hüküm değişikliği yoktur.
Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), s. 129Gerekçe iki noktaya işaret eder. Birincisi, madde velâyetin kaldırılmasının sonuçlarını ilgilendirdiği için sistematik olarak velâyetin kaldırılmasına ilişkin hükümlerin arasına yerleştirilmiştir. İkincisi, yeni metin eski Kanun'un 277. maddesine göre hüküm değişikliği getirmemiştir; eski kurallar bugünkü dille yeniden ifade edilmiştir.
743 sayılı eski Medeni Kanun'daki karşılığı
Gerekçenin belirttiği gibi madde, eski Kanun'un 277. maddesini karşılar:
Velayeti nezedilen ana ve baba, çocuğun iaşe ve terbiye masraflarını, evvelce olduğu gibi tesviye ile mükelleftir. Bu masraflar - ana ve baba ile çocuk tediyeden aciz iseler - Devletçe tesviye olunur. Nafakaya mütaallik hükümler bakidir.
743 sayılı Kanun, mevzuat.gov.trEski metin, velâyeti kaldırılan ana ve babanın çocuğun iaşe ve terbiye masraflarını daha önce olduğu gibi ödemekle yükümlü olduğunu, ana, baba ve çocuk ödemeden âciz iseler bu masrafların Devletçe ödeneceğini ve nafakaya ilişkin hükümlerin saklı olduğunu öngörüyordu. Yeni metin aynı üç kuralı bugünkü dille tekrarlar.
| 743 sayılı Kanun m. 277 | 4721 sayılı Kanun m. 350 | |
|---|---|---|
| Yükümlülük | İaşe ve terbiye masraflarını evvelce olduğu gibi ödeme | Bakım ve eğitim giderlerini karşılama yükümlülüğü devam eder |
| Devlet | Ana, baba ve çocuk ödemeden âciz ise Devletçe ödenir | Ana, baba ve çocuğun ödeme gücü yoksa Devletçe karşılanır |
| Nafaka | Nafakaya ilişkin hükümler bakidir | Nafakaya ilişkin hükümler saklıdır |
Değişiklik geçmişi
| Tarih | Gelişme | Dayanak |
|---|---|---|
| 01.01.2002 | Madde yürürlüğe girdi | 4721 s. K. |
Madde 2002'den bu yana değişmemiştir; Tasarı metni Adalet Komisyonunda da değiştirilmemiştir. Bu sayfa hazırlanırken norm denetimi karar bankasında 350. maddeye ilişkin bir karara rastlanmamıştır.
İlgili maddeler
- TMK m. 182: Boşanmada iştirak nafakası.
- TMK m. 327: Çocukların bakım ve eğitim giderlerini karşılama.
- TMK m. 328: Bakım borcunun süresi ve ergin çocuğun eğitimi.
- TMK m. 329: Nafaka davası açma hakkı.
- TMK m. 330: Nafaka miktarının takdiri.
- TMK m. 347: Çocukların yerleştirilmesi.
- TMK m. 348: Velâyetin kaldırılması.
- TMK m. 351: Durumun değişmesi.
- TMK m. 365: Yardım nafakasında dava hakkı.
- TMK m. 366: Korunmaya muhtaç kişiler.
Velâyetin kaldırılması, iştirak nafakası veya çocuk için nafaka davaları konusundaki sorularınız için boşanma avukatı sayfasındaki iletişim bilgilerinden bana ulaşabilirsiniz.
Sık sorulan sorular
TMK 350 ne diyor?
Velâyetin kaldırılması hâlinde ana ve babanın çocuklarının bakım ve eğitim giderlerini karşılama yükümlülüklerinin devam ettiğini; ana, baba ve çocuğun ödeme gücü yoksa bu giderlerin Devletçe karşılanacağını ve nafakaya ilişkin hükümlerin saklı olduğunu söyler.
Velâyetim kaldırılırsa çocuğun giderlerine katılmam gerekir mi?
Evet; velâyetin kaldırılması bakım ve eğitim giderlerine katılma yükümlülüğünü sona erdirmez. Velâyeti kaldırılan babanın düzenli geliri bulunan bir olayda çocuklar için kurum yararına nafakaya hükmedilmesi gerektiği kabul edilmiştir (Yargıtay 2. HD, 2008/18028 E., 2009/5646 K., 26.03.2009).
Bu yükümlülük ne zamana kadar sürer?
Kural olarak çocuk ergin oluncaya kadar (Yargıtay 2. HD, 2012/9858 E., 2013/3484 K., 14.02.2013); çocuğun eğitimi erginlikten sonra da sürüyorsa eğitim sona erinceye kadar (TMK m. 328).
Ana ve babanın ödeme gücü yoksa giderleri kim karşılar?
Ana, baba ve çocuğun ödeme gücü yoksa giderler Devletçe karşılanır.
Çocuğun koruma altına alınması nafaka yükümlülüğünü sona erdirir mi?
Hayır; çocuğun 2828 sayılı Kanun'a göre koruma altına alınmış olması nafaka yükümlüsünü bu yükümlülükten kurtarmamıştır (Yargıtay 2. HD, 2013/12189 E., 2013/29116 K., 10.12.2013).
Kurum, çocuk için yaptığı giderleri ana veya babadan isteyebilir mi?
Evet; koruma kararı kaldırıldıktan sonra teslim alınmayan çocuklar için kurumun yaptığı giderlerin velâyet sahibinden tahsili doğru bulunmuştur (Yargıtay 2. HD, 2016/16450 E., 2016/14606 K., 09.11.2016).
Kurumun bu davası hangi mahkemede görülür?
Aile mahkemesinde; aile mahkemesi kurulmayan yerlerde görevlendirilen asliye hukuk mahkemesinde aile mahkemesi sıfatıyla (Yargıtay 2. HD, 2012/3851 E., 2013/6585 K., 12.03.2013).
Asgari ücretle çalışan ebeveynden nafaka istenebilir mi?
Koruma altındaki çocuklara bakan kurumun, asgari ücretle çalışan babadan geliriyle orantılı nafaka isteyebileceği kabul edilmiştir (Yargıtay 3. HD, 2016/12521 E., 2017/6542 K., 04.05.2017); buna karşılık yoksulluk nafakası alan ve yoksulluk sınırında bulunan ebeveyn aleyhine iştirak nafakasına hükmedilmesi yasal düzenlemelere aykırı bulunmuştur (Yargıtay HGK, 2019/117 E., 2019/1153 K., 07.11.2019).
Çocuk nafakayı kendisi isteyebilir mi?
Ayırt etme gücüne sahip küçük nafaka davasını kendisi açabilir (TMK m. 329; Yargıtay 2. HD, 2012/9858 E., 2013/3484 K., 14.02.2013).
Çocuk ergin olunca nafakanın kaldırılması için dava açmak gerekir mi?
Hayır; iştirak nafakası erginlikle kendiliğinden sona erdiğinden, kaldırılması için dava açmakta hukuki yarar görülmemiştir (Yargıtay HGK, 2012/3-470 E., 2012/713 K., 17.10.2012).
Nafakaya ilişkin hükümlerin saklı olması ne demektir?
Velâyetin kaldırılması ve Devletin giderleri üstlenmesi nafaka hükümlerinin uygulanmasına engel olmaz; örneğin korunmaya muhtaç kişilere bakan kurumlar, yaptıkları masrafları nafaka yükümlüsü hısımlardan isteyebilir (TMK m. 366).
Eski Kanun'da bu hüküm var mıydı?
Evet; 743 sayılı Kanun m. 277 aynı üç kuralı içeriyordu ve gerekçeye göre hüküm değişikliği yoktur.
Madde yürürlüğe girdiğinden beri değişti mi?
Hayır.
Kaynaklar ve Mevzuat
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 182, 327, 328, 329, 330, 331, 347, 348, 350, 351, 364, 365, 366
- 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun m. 4
- 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu m. 30
- 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu m. 7
- 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi m. 277 (mülga)
- Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), m. 350 gerekçesi s. 129, Tasarı ve Komisyon metni s. 446
- Yargıtay HGK, 2018/904 E., 2019/1181 K., 14.11.2019
- Yargıtay HGK, 2019/117 E., 2019/1153 K., 07.11.2019
- Yargıtay HGK, 2017/1894 E., 2019/918 K., 19.09.2019
- Yargıtay HGK, 2012/3-470 E., 2012/713 K., 17.10.2012
- Yargıtay 2. HD, 2016/16450 E., 2016/14606 K., 09.11.2016
- Yargıtay 2. HD, 2013/12189 E., 2013/29116 K., 10.12.2013
- Yargıtay 2. HD, 2012/3851 E., 2013/6585 K., 12.03.2013
- Yargıtay 2. HD, 2012/9858 E., 2013/3484 K., 14.02.2013
- Yargıtay 2. HD, 2008/18028 E., 2009/5646 K., 26.03.2009
- Yargıtay 3. HD, 2016/12521 E., 2017/6542 K., 04.05.2017
- Yargıtay 3. HD, 2016/9592 E., 2016/14073 K., 07.12.2016
