TMK 329, çocuğun nafaka davasını kimin açabileceğini belirler. Birinci fıkra temel kuralı koyar: küçüğe fiilen bakan ana veya baba, diğerine karşı çocuk adına nafaka davası açabilir. Belirleyici olan velâyet değil, çocuğun kimin yanında yaşadığıdır; evlilik sürerken ayrı yaşayan eşlerde bile çocuklara bakan ebeveyn, ayrı yaşamakta haklı olsun olmasın çocuklar için nafaka isteyebilir (Yargıtay 3. HD, 2015/16985 E., 2016/1699 K., 15.02.2016). İkinci fıkra ayırt etme gücü olmayan küçük için gereken hâllerde davanın kayyım veya vasi tarafından da açılabileceğini söyler (Yargıtay 2. HD, 2010/494 E., 2010/2584 K., 16.02.2011). Üçüncü fıkraya göre ayırt etme gücüne sahip küçük de nafaka davasını kendisi açabilir. Nafaka hakkı çocuğa ait olduğu için ebeveynlerin protokolde nafaka istemeyeceklerini kararlaştırması, sonradan çocuk adına dava açılmasını engellemez (Yargıtay HGK, 2017/2613 E., 2019/1191 K., 14.11.2019).
- Fiilen bakan ebeveyn
- Çocuğun yanında yaşadığı ve günlük bakımını üstlenen ana veya baba.
- Çocuk adına dava
- Nafaka hakkı çocuğa ait olduğu hâlde davanın onun temsilcisi olarak ebeveyn tarafından açılması.
- Kayyım
- Belirli bir işi görmek için atanan temsilci.
- Ayırt etme gücü
- Kişinin makul biçimde davranma yeteneği; yaşa değil somut olgunluğa göre belirlenir.
TMK 329 ne düzenler?
| Konu | Kural | Dayanak |
|---|---|---|
| Davacı | Küçüğe fiilen bakan ana veya baba | TMK m. 329/1 |
| Davalı | Diğer ebeveyn | TMK m. 329/1 |
| Ayrı yaşayan eşler | Haklılık aranmadan çocuk için nafaka istenebilir | Yargıtay 3. HD, 2016/1699 K. |
| Velâyet babadaysa | Dava anneye karşı açılır | Yargıtay HGK, 2019/1153 K. |
| Yoksul ebeveyn | İştirak nafakası yüklenemez | Yargıtay HGK, 2019/1153 K. |
| Kayyım veya vasi | Gereken hâllerde dava açabilir | Yargıtay 2. HD, 2010/2584 K. |
| Ayırt etme gücüne sahip küçük | Kendisi dava açabilir | TMK m. 329/3 |
| Protokolde feragat | Sonradan dava açılmasına engel değildir | Yargıtay HGK, 2019/1191 K. |
| Taleple bağlılık | Talep edilmeyen ek gidere hükmedilemez | Yargıtay HGK, 2019/918 K. |
| Duruşma | Dosya üzerinden karar verilemez | Yargıtay HGK, 2022/237 K. |
| Tahsil | Nafaka anne lehine katkı payıdır | Yargıtay 12. HD, 2018/6628 K. |
TBMM gerekçesine göre madde, yürürlükteki Kanun'da karşılığı bulunmayan yeni bir hükümdür ve günümüz diline uygun bazı değişikliklerle 1984 tarihli Öntasarının 249. maddesinden alınmıştır. Gerekçe maddenin amacını açıkça söyler: birinci ve ikinci fıkralar, uygulamadaki duraksamaları da gidermek üzere konmuştur. Buna göre küçüğe fiilen bakan ana veya baba diğerine karşı çocuk adına nafaka davası açabilir; ayırt etme gücüne sahip olmayan küçük için gereken hâllerde dava kayyım ya da varsa vasi tarafından açılabilir. Üçüncü fıkra için gerekçe ayrıca bir neden gösterir: ayırt etme gücüne sahip küçüğün nafaka istemesi kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hakkın kullanılmasıdır ve küçük için önemli bir malî külfet doğurmaz; bu nedenle küçük herhangi bir izne tâbi olmadan tek başına dava açabilir. Tasarının 329. maddesi Adalet Komisyonunun değişiklik listesinde yer almamış, madde Tasarıdaki hâliyle kanunlaşmıştır (S. Sayısı 723, s. 311-315).
Bu maddede en sık yapılan hata, nafaka davasını yanlış sıfatla açmaktır. Boşanmadan sonra velâyet sahibi ebeveyn iştirak nafakasını çocuk adına ister; çocuk ergin olduktan sonra ise artık onun adına dava açılamaz, çocuk kendisi dava açar (TMK m. 328). Eşler evliyken çocuklar için istenen nafaka ise iştirak değil, tedbir nafakası niteliğindedir (Yargıtay 3. HD, 2013/2481 E., 2013/4013 K., 11.03.2013). İkinci hata, anlaşmalı boşanma protokolündeki "nafaka istemiyoruz" kaydını kesin bir engel sanmaktır: çocuğun nafaka hakkı ebeveynlerin anlaşmasıyla ortadan kalkmaz, koşullar değişince çocuk adına dava açılabilir (Yargıtay HGK, 2017/2613 E., 2019/1191 K., 14.11.2019). Üçüncü uyarı talebe ilişkindir: mahkeme talep edilenden fazlasına hükmedemez; okul, kurs ve benzeri giderleri ayrı bir kalem olarak değil, istediğiniz nafaka miktarının içinde gösterin (Yargıtay HGK, 2017/1894 E., 2019/918 K., 19.09.2019).
Birinci fıkra: çocuğa fiilen bakan ebeveyn
- Davacı: Çocuğun yanında yaşadığı ve bakımını üstlenen ana veya baba.
- Sıfat: Dava çocuk adına açılır; nafaka hakkı çocuğa aittir.
- Davalı: Diğer ebeveyn; velâyet babadaysa anne, annedeyse baba (Yargıtay HGK, 2019/117 E., 2019/1153 K., 07.11.2019).
- Ayrı yaşama: Ebeveynin ayrı yaşamakta haklı olması aranmaz (Yargıtay 3. HD, 2015/16985 E., 2016/1699 K., 15.02.2016).
- Artırım davası: Aynı kural nafakanın artırılması davasında da uygulanır (Yargıtay 2. HD, 2026/2775 E., 2026/4877 K., 29.04.2026).
- Sınır: Davalının ödeme gücü yoksa, örneğin kendisi yoksulluk nafakası alıyorsa, nafakaya hükmedilemez.
Birinci fıkranın ölçütü fiilî bakımdır. Kanun davacıyı velâyet sahibi olarak değil, çocuğa fiilen bakan ebeveyn olarak tanımlar. Bu tercih bilinçlidir: çocuğun giderleri, çocuk kimin yanında yaşıyorsa onun tarafından karşılanır ve nafakayı da o ister. Bu nedenle kural evlilik sürerken de işler. Eşler ayrı yaşıyorsa ve çocuklar ebeveynlerden birinin yanındaysa, o ebeveyn kendisi için tedbir nafakası alabilmek için ayrı yaşamakta haklı olduğunu kanıtlamak zorundadır (TMK m. 197); ama çocuklar için bu koşul aranmaz. Çocuğun nafaka hakkı, ebeveynlerin birbirine karşı haklı ya da haksız olmasına bağlı değildir (Yargıtay 3. HD, 2016/320 E., 2016/3810 K., 14.03.2016). Kuralın iki yönlü olduğu da unutulmamalıdır: velâyet babaya verilmişse ve çocuklar onunla yaşıyorsa, dava anneye karşı açılır; ancak anne kendisi yoksulluk sınırında bulunuyorsa ona iştirak nafakası yüklenemez.
Hangi dönemde hangi nafaka?
| Dönem | Nafakanın niteliği | Dayanak |
|---|---|---|
| Eşler birlikte yaşarken | Birliğin giderlerine parasal katkı (tedbir nafakası) | TMK m. 196 |
| Eşler ayrı yaşarken | Çocuklar için önlem; fiilen bakan ebeveyn ister | TMK m. 197 |
| Boşanma davası sürerken | Geçici önlem olarak tedbir nafakası | TMK m. 169 |
| Boşanmadan sonra | İştirak nafakası | TMK m. 182 |
| Çocuk ergin olduktan sonra | Eğitim sürüyorsa çocuğun kendi davası | TMK m. 328 |
| Velâyet kaldırılmışsa | Ana ve babanın yükümlülüğü devam eder; kayyım veya vasi dava açabilir | TMK m. 350 |
Tablonun gösterdiği gibi TMK 329, nafakanın adını değil, davayı kimin açacağını düzenler. Nafakanın niteliği ise döneme göre değişir ve bu fark hükmün doğru kurulması için önemlidir. Evlilik sürerken ve eşler birlikte yaşarken çocuklar için istenen para bir iştirak nafakası değil, birliğin giderlerine parasal katkıdır; mahkemenin bu nafakayı iştirak nafakası olarak nitelendirmesi usule aykırı bulunmuştur (Yargıtay 3. HD, 2013/2481 E., 2013/4013 K., 11.03.2013). Boşanma davası sürerken hâkim çocukların bakımı için geçici önlemleri kendiliğinden alır; boşanmadan sonra ise velâyet kendisine verilmeyen ebeveyn, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılır.
İkinci fıkra: kayyım veya vasi
- Kime ilişkin: Ayırt etme gücüne sahip olmayan küçük.
- Ne zaman: "Gereken hâllerde"; örneğin çocuğa bakan ebeveyn davayı açamıyor ya da açmıyorsa veya çocuk vesayet altındaysa.
- Kim açar: Atanacak kayyım veya varsa vasi.
- Kime karşı: Ana ve babaya karşı.
- Uygulama: Kayyımın açtığı nafaka davası kabul edilmelidir (Yargıtay 2. HD, 2010/494 E., 2010/2584 K., 16.02.2011).
İkinci fıkra, çocuğun nafaka hakkının temsilci yokluğu nedeniyle işlemez hâle gelmesini önler. Çocuğa bakan ebeveynin menfaati çocuğunkiyle çatışıyorsa, ebeveyn dava açmaktan kaçınıyorsa ya da ana ve babanın velâyeti kaldırılmışsa, çocuk adına davayı kayyım veya vasi açar. Kayyımlığı gerektiren hâller ve yasal temsilcinin menfaatinin küçüğünkiyle çatışması vesayet hükümlerinde ayrıca düzenlenmiştir (TMK m. 426).
Üçüncü fıkra: ayırt etme gücüne sahip küçük
Üçüncü fıkra, ayırt etme gücüne sahip küçüğün nafaka davasını kendisi açabileceğini söyler. Gerekçe bunun iki nedenini gösterir: nafaka istemek kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hakkın kullanılmasıdır ve küçük için önemli bir malî külfet doğurmaz. Bu nedenle küçük, yasal temsilcisinin izni olmadan dava açabilir. Fıkra özellikle, çocuğa bakan ebeveynin dava açmadığı ve çocuğun kendi ihtiyacını dile getirebilecek olgunlukta olduğu durumlar için anlam taşır. Ayırt etme gücü yaşa değil, çocuğun somut olgunluğuna göre belirlenir. Bu sayfa hazırlanırken üçüncü fıkrayı doğrudan uygulayan yayımlanmış bir karara ulaşılamamıştır; uygulamada küçüğün nafaka davaları çoğunlukla velâyet sahibi ebeveyn tarafından açılmaktadır.
Protokol, feragat ve taleple bağlılık
- Protokolde nafaka istenmemesi: Sonradan çocuk adına dava açılmasına engel değildir (Yargıtay HGK, 2017/2613 E., 2019/1191 K., 14.11.2019).
- Toptan ödeme: Yükümlülüğü ortadan kaldırmaz; nafaka miktarının belirlenmesinde dikkate alınır.
- Taleple bağlılık: Mahkeme talep edilenden fazlasına hükmedemez (Yargıtay HGK, 2017/1894 E., 2019/918 K., 19.09.2019).
- Eğitim giderleri: Ayrı bir kalem olarak değil, iştirak nafakası içinde istenir (TMK m. 327).
Nafaka hakkının çocuğa ait olması, ebeveynlerin bu hak üzerinde serbestçe tasarruf edememesi sonucunu doğurur. Anlaşmalı boşanma protokolünde çocuk için nafaka istenmemesi ya da çocuğun giderleri için toptan bir ödeme yapılması, koşullar değiştiğinde ve çocuğun ihtiyacı arttığında çocuk adına yeniden nafaka istenmesini engellemez; toptan ödeme yalnızca miktarın belirlenmesinde dikkate alınır. Öte yandan dava bir kez açıldığında mahkeme talep sonucuyla bağlıdır: velâyet sahibinin istediği iştirak nafakasına hükmettikten sonra, istenmeyen bir öğrenim giderine ayrıca karar veremez.
Usul ve tahsil
- Görevli mahkeme: Aile mahkemesi.
- Duruşma: Taraflar duruşmaya çağrılmadan ve tanıkları dinlenmeden dosya üzerinden karar verilemez (Yargıtay HGK, 2020/728 E., 2022/237 K., 01.03.2022).
- İcra alacaklısı: Çocuk için hükmedilen nafaka anne lehine katkı payıdır; takibi velâyet sahibi yapar (Yargıtay 12. HD, 2018/8316 E., 2018/6628 K., 25.06.2018).
- Ödemeler: Üçüncü kişilerin açıklamasız ödemeleri, alacaklının kabulü yoksa borca mahsup edilmez.
- Erginlik: Çocuk ergin olunca velâyet sahibinin temsil yetkisi sona erer.
Çocuğunuza siz bakıyorsanız nafaka davasını çocuk adına, diğer ebeveyne karşı açın; boşanma davası açılmamış olsa bile, eşinizle ayrı yaşıyor ve çocuklar yanınızdaysa çocuklar için nafaka isteyebilirsiniz. Kendiniz için de nafaka istiyorsanız, ayrı yaşamakta haklı olduğunuzu ayrıca kanıtlamanız gerekir; çocuklar için bu koşul aranmaz. Dilekçenizde çocuğun kimin yanında yaşadığını, okul, sağlık, barınma ve diğer giderlerini ve karşı tarafın gelirini belgeleriyle gösterin; eğitim giderlerini ayrı bir kalem olarak değil, istediğiniz nafaka miktarının gerekçesi olarak yazın, çünkü mahkeme talebinizle bağlıdır. Anlaşmalı boşanma protokolünde çocuk için nafaka istemediyseniz ya da toptan bir ödeme aldıysanız, bu durum koşullar değiştiğinde yeniden nafaka istemenize engel değildir. Tanıklarınızı bildirin ve duruşma yapılmasını isteyin. Nafaka istenen ebeveyn sizseniz, savunmanızı kendi ödeme gücünüz üzerine kurun; yoksulluk sınırındaysanız veya kendiniz nafaka alıyorsanız bunu belgelendirin. Ödemelerinizi kendi adınıza ve açıklamalı yapın. Çocuğunuz ergin olduğunda, onun adına açılmış davaların ve takiplerin durumunu yeniden değerlendirin.
Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararları
Aşağıdaki kararlar resmî karar arama sistemlerinden alınmıştır. Her kartta kararın vardığı ilke, olayın özeti, karardan birebir bir alıntı ve kararın uygulamadaki anlamı yer alır. Konuya göre süzmek için düğmeleri kullanabilirsiniz.
Çocuklara fiilen bakan ebeveyn, ayrı yaşamakta haklı olsun olmasın, diğer eşten çocuk adına nafaka isteyebilir
Eşinden ayrı yaşayan anne, kendisi ve yanında kalan çocuklar için tedbir nafakası istedi. Mahkeme, annenin ayrı yaşamakta haklı olduğunu ispat edemediği gerekçesiyle davanın tamamını reddetti.
“Ancak, müşterek çocuklara fiilen bakan ana veya baba, ayrı yaşamda haklı olsun olmasın diğer eşten TMK.'nun 197/son, 327 ve 329.maddeleri gereğince çocuk adına nafaka isteyebilir. Buna göre, davacı anne yanında kaldıkları anlaşılan müşterek çocuklar yönünden de davanın yazılı gerekçe ile reddi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.”
Ne anlama geliyor? Bu karar maddenin birinci fıkrasındaki "küçüğe fiilen bakan" ölçütünün önemini gösterir. Eşler evliyken ayrı yaşıyorsa, bir eşin kendisi için tedbir nafakası alabilmesi ayrı yaşamakta haklı olmasına bağlıdır (TMK m. 197). Çocuklar için ise bu koşul aranmaz: çocuğun nafaka hakkı, ebeveynlerin birbirine karşı haklı veya haksız olmasına bağlı değildir. Çocuklara fiilen bakan ebeveyn, ayrı yaşamada haklı olmasa bile, diğer eşten çocuk adına nafaka isteyebilir. Daire, mahkemenin annenin haklılığını ispat edememesini çocuklar bakımından da ret sebebi saymasını bozma sebebi yapmıştır. Uygulamada bu, eşinden ayrılan ve çocuklarını yanında tutan ebeveynin, boşanma davası açılmadan da çocuklar için nafaka isteyebileceği anlamına gelir.
Velâyet babadaysa dava anneye karşı açılır; ama yoksulluk nafakası alan ve yoksulluk sınırındaki anneye iştirak nafakası yüklenemez
Boşanmada çocukların velâyeti babaya verilmiş, anne lehine yoksulluk nafakasına hükmedilmişti. Baba, asgari ücretle çalışan anneden çocuklar için iştirak nafakası istedi; yerel mahkeme talebi kabul etti ve bozma kararına karşı direndi.
“Bu nedenlerle yoksulluk nafakası alan ve yoksulluk sınırında bulunan davalı aleyhine ortak çocuklar için iştirak nafakasına hükmedilmesi yasal düzenlemelere ve hukuk kaidelerine aykırıdır.”
Ne anlama geliyor? Karar, maddenin birinci fıkrasının iki yönlü işlediğini gösterir: çocuğa fiilen bakan ebeveyn baba ise dava anneye karşı açılır. Ancak davalının nafaka ödeyebilecek durumda olması gerekir. Hukuk Genel Kurulu, boşanmada lehine yoksulluk nafakası bağlanan ve bu nafakası sonradan indirilse de hâlen süren, asgari ücretle çalışan annenin yoksulluk sınırında bulunduğunu kabul etmiş; böyle bir ebeveyn aleyhine iştirak nafakasına hükmedilmesini hukuka aykırı bulmuştur. Aynı kişi hem yoksul sayılıp yoksulluk nafakası alamaz hem de başkasına nafaka ödeyecek güçte sayılamaz. Karar oy çokluğuyla verilmiştir; azınlık, tarafların ekonomik durumlarının benzer olduğunu ve annenin de gücü oranında katkıda bulunması gerektiğini savunmuştur (TMK m. 330).
Anlaşmalı boşanmada çocuk için nafaka istenmemesi ve toptan ödeme yapılması, sonradan iştirak nafakası davası açılmasına engel değildir
Anlaşmalı boşanma protokolünde baba, çocuğun kişisel ve eğitim giderleri için anneye toptan bir ödeme yapmış; taraflar hiçbir surette nafaka talep etmeyeceklerini kararlaştırmıştı. Aradan altı yıl geçtikten sonra anne, çocuk adına iştirak nafakası istedi; yerel mahkeme talebi reddetti ve bozmaya karşı direndi.
“Öte yandan, 4721 sayılı TMK'nın 182/2. maddesi gereği velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin, müşterek çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorunda olduğundan, anlaşmalı boşanma davasında davacının müşterek çocuk için nafaka istememiş olmasının koşulların değişmesi, çocuğun ihtiyacı ve üstün yararı gözetilerek daha sonra iştirak nafakası talep etmeye engel teşkil etmeyeceği gibi, diğer taraftan müşterek çocuk için protokolle tazminat ödenmesinin davalı babayı iştirak nafakası ödemesi yükümlülüğünden kurtarmayacak ancak bu husus nafaka miktarının tayininde göz önüne alınabilecektir.”
Ne anlama geliyor? Bu karar, velâyet sahibinin çocuk adına açtığı nafaka davasının, ebeveynlerin kendi aralarındaki anlaşmalarla ortadan kaldırılamayacağını gösterir. Nafaka hakkı çocuğundur; velâyet sahibi ebeveyn bu davayı çocuk adına açar. Protokolde çocuk için nafaka istenmemiş olması, koşulların değişmesi, çocuğun ihtiyacı ve üstün yararı gözetilerek sonradan iştirak nafakası istenmesine engel değildir. Babanın toptan yaptığı ödeme de onu yükümlülükten kurtarmaz; bu ödeme yalnızca nafaka miktarının belirlenmesinde dikkate alınabilir. Kurul, altı yılda çocuğun yaşının ve giderlerinin arttığını, üç yaşındaki çocuğun dava tarihinde dokuz yaşına geldiğini vurgulamıştır. Karar oy çokluğuyla verilmiştir; azınlık, çocuk için bırakılan paranın dava tarihinde tükenmediği görüşündedir.
Eşler aynı evde yaşarken çocuklar için istenen nafaka iştirak nafakası değil, tedbir nafakası niteliğindedir
Aynı evde yaşamalarına rağmen eşinin kendisi ve çocuklarının ihtiyaçlarıyla ilgilenmediğini ileri süren eş, kendisi ve çocuklar için nafaka istedi. Mahkeme eş için yardım, çocuklar için iştirak nafakasına hükmetti.
“Ayrıca, davada; eşler birlikte yaşarken, eşlerden birinin istemi üzerine hâkim tarafından ailenin geçimi için diğerinin yapacağı parasal katkının belirlenmesi istenilmiş olup, mahiyeti itibariyle istenilen nafaka tedbir nafakası niteliğindedir(TMK. md.196). Buna göre, mahkemece; hüküm altına alınan nafakaların, "yardım" ve "iştirak" nafakaları olarak nitelendirilmesi de usul ve yasaya aykırıdır.”
Ne anlama geliyor? Maddenin birinci fıkrası, nafakanın hangi sıfatla isteneceğini de ilgilendirir. Evlilik sürerken ve eşler birlikte yaşarken çocukların giderleri için istenen para, eşlerin birliğin giderlerine katılma yükümlülüğünden doğan parasal katkı, yani tedbir nafakasıdır (TMK m. 196). "İştirak nafakası" boşanmadan sonra velâyet kendisine verilmeyen ebeveynin ödediği nafakanın adıdır (TMK m. 182). Daire, nafakaların yardım ve iştirak nafakası olarak nitelendirilmesini usule aykırı bulmuştur. Aynı kararda Daire, dava tarihinde ergin olan çocuk için annesinin velâyeten nafaka isteyemeyeceğini de belirtmiştir; ergin çocuk koşulları varsa kendisi dava açar (TMK m. 328).
Ayırt etme gücü olmayan küçük için kayyımın açtığı nafaka davası kabul edilmelidir
Küçük için atanan kayyım, ana veya babaya karşı nafaka davası açtı. Mahkeme davayı reddetti; kayyım temyiz etti.
“Türk Medeni Kanununun 329/2. maddede "ayırt etme gücüne sahip olmayan küçük için gereken hallerde nafaka davası, atanacak kayyım veya vasi tarafından da açılabilir" hükmü yer almıştır. Bu nedenle davacı kayyım tarafından açılan nafaka davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde reddi doğru değildir.”
Ne anlama geliyor? Maddenin ikinci fıkrası, ayırt etme gücüne sahip olmayan küçük için gereken hâllerde nafaka davasının atanacak kayyım veya vasi tarafından da açılabileceğini söyler. Bu yol, çocuğa fiilen bakan ebeveynin dava açamadığı ya da açmadığı, çocuğun menfaati ile ebeveynin menfaatinin çatıştığı veya çocuğun vesayet altında bulunduğu durumlar için öngörülmüştür. Daire, kayyımın bu yetkiye dayanarak açtığı davanın reddini bozma sebebi saymıştır. Aynı kararda Daire, davacının yatırdığı DNA testi giderinin yargılama giderlerine dahil edilerek davalıdan alınması gerektiğini de belirtmiştir; bu, nafaka davasının soybağına ilişkin bir uyuşmazlıkla birlikte görüldüğü durumlarda önem taşır.
Talep edilmeyen öğrenim gideri, iştirak nafakasının eklentisi olarak ayrıca hükme bağlanamaz
Boşanma davasında anne, velâyeti kendisine bırakılan çocuk için belirli bir aylık iştirak nafakası istedi. Mahkeme bu miktara hükmetmenin yanında, talep olmaksızın her yıl ödenmek üzere ayrıca bir öğrenim giderine de karar verdi ve bozmaya karşı direndi.
“Davalı annenin direnmeye konu olan, ortak çocuk lehine iştirak nafakasının eklentisi niteliğinde öğrenim gideri adı altında hükmedilen alacağa ilişkin bir talebi bulunmamaktadır. İstek dışına çıkılarak velayeti anneye bırakılan çocuk için baba aleyhine iştirak nafakası dışında eğitim-öğretim, okul gideri adı altında ayrı bir alacağa hükmetmek infazda da karışıklığa yol açacaktır. Ayrıca koşulların ve ihtiyaçların değişmesi hâlinde iştirak nafakasının arttırılması her zaman istenebilir.”
Ne anlama geliyor? Bu karar, çocuk adına açılan nafaka davasında taleple bağlılık ilkesinin sınırını gösterir. Hâkim tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; talep edilenden fazlasına veya başka bir şeye karar veremez (HMK m. 26). Hukuk Genel Kurulu, velâyet sahibi annenin talep ettiği iştirak nafakasına hükmedildikten sonra, talep edilmeyen bir öğrenim giderine ayrıca hükmedilmesini hem bu ilkeye aykırı hem de iştirak nafakası dışında ayrı bir alacak kurduğu için infazda karışıklık doğuracak nitelikte bulmuştur. Koşullar ve ihtiyaçlar değiştiğinde yol, nafakanın artırılmasını istemektir (TMK m. 331). Karar oy çokluğuyla verilmiştir; azınlık, iştirak nafakasının kamu düzenine ilişkin olduğunu ve taleple bağlılığın istisnası sayılması gerektiğini savunmuştur.
İştirak nafakası davasında taraflar duruşmaya çağrılmadan ve tanıkları dinlenmeden dosya üzerinden karar verilemez
Velâyet sahibi anne çocuk adına iştirak nafakasının artırılmasını istedi. Mahkeme, basit yargılama usulüne ilişkin hükme dayanarak duruşma açmadan dosya üzerinden karar verdi ve bozmaya karşı direndi.
“Somut olayda, mahkemece; ortak çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderlerinin belirlenmesi, velâyet sahibi anne ile bu hakkın sahibi olmayan babanın durumlarında bir değişiklik olup olmadığının tespit edilmesi, her iki tarafın da ekonomik sosyal durumlarının titizlikle değerlendirilmesi ve tarafların dinletmek istedikleri tanıkları dinlendikten sonra varılan kanaat neticesinde ortak çocuk yararına nafaka miktarının yeniden belirlenmesi gerekirken, tarafların ileri sürdüğü ve karara etkili olabilecek tanıklar dinlenmeksizin dava kesin olarak çözümlenerek sonuçlandırılamaz. Çünkü yeterli olmayan kanıtlara bakılarak ve taraflar duruşmaya çağrılmaksızın davanın sonuçlandırılması, maddi gerçeğe aykırı olarak karar verilmesine yol açabilir.”
Ne anlama geliyor? Bu karar, çocuk adına açılan nafaka davalarında hukuki dinlenilme hakkının önemini vurgular. Nafaka davaları basit yargılama usulüne tabi olsa da mahkeme, çocuğun bakım, eğitim ve korunma giderlerini, ebeveynlerin durumlarındaki değişiklikleri ve iki tarafın ekonomik ve sosyal durumlarını titizlikle araştırmak zorundadır. Tarafların dinletmek istediği ve karara etkili olabilecek tanıklar dinlenmeden, taraflar duruşmaya çağrılmadan dosya üzerinden karar verilmesi, maddi gerçeğe aykırı sonuçlara yol açabilir. Hukuk Genel Kurulu bu nedenle duruşma yapılmasını zorunlu saymış ve direnme kararını oy birliğiyle bozmuştur. Nafaka davası açan ya da davalı olan ebeveyn, tanık ve belge delillerini dilekçesinde açıkça bildirmeli ve duruşma yapılmasını istemelidir.
Annenin çocuk için açtığı davada hükmedilen iştirak nafakası, çocuğun bakımı için anne lehine bir katkı payıdır; takip alacaklısı annedir
Anne lehine birikmiş yoksulluk nafakası ve çocuk için iştirak nafakası alacağı nedeniyle ilamlı icra takibi başlatıldı. Borçlu, nafakaları banka aracılığıyla ödediğini ileri sürdü; icra mahkemesi takibin iptaline karar verdi. Ödemelerin bir kısmı üçüncü bir kişi tarafından açıklamasız yatırılmıştı.
“TMK'nun 327. maddesinde ''Çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderler ana ve baba tarafından karşılanır''. Aynı Yasa'nın 329/1. maddesinde de "Küçüğe fiilen bakan ana veya baba, diğerine karşı çocuk adına nafaka davası açabilir.'' Yine annenin bu hükümler kapsamında açtığı iştirak nafakası davası sonucu hükmedilen nafaka çocuğun bakım ve gözetimi için anne lehine katkı payı olmak üzere hükmedilir.”
Ne anlama geliyor? Karar, çocuk adına açılan nafaka davasının tahsil aşamasındaki sonucunu gösterir. Velâyet sahibi anne davayı çocuk adına açar, ama hükmedilen iştirak nafakası çocuğun bakım ve gözetimi için anne lehine bir katkı payı olarak hükmedilir; bu nedenle icra takibinin alacaklısı da annedir. Daire aynı kararda, üçüncü bir kişi tarafından alacaklının hesabına açıklama yapılmadan yatırılan paraların, alacaklının kabulü yoksa nafaka borcuna mahsup edilemeyeceğini ve icra mahkemesinin bu ödemeler bakımından borçlunun itirazını reddetmesi gerektiğini belirtmiştir (İİK m. 33). Nafaka borçlusu ödemelerini kendi adına, açıklamalı ve belgeli yapmalıdır; aksi hâlde aynı borcu iki kez ödeme riskiyle karşılaşabilir.
Çocuğa bakan ebeveynin artırım davasında, protokoldeki belirsiz okul ücreti yerine eğitim giderlerini de kapsayan bir iştirak nafakası belirlenmelidir
Anlaşmalı boşanma protokolünde baba iştirak nafakasının yanında çocuğun okul ücretinin yarısını ödemeyi üstlenmişti. Velâyet sahibi anne, babanın okul ücretini ödemediğini belirterek iştirak nafakasının eğitim giderlerini de kapsayacak şekilde artırılmasını istedi; mahkeme nafakayı artırdı, ancak eğitim giderlerini hesaba katmadı.
“Anlaşmalı boşanma ilâmındaki "okul ücreti"nin kapsamı belirsiz olup infazı kabil nitelikte değildir. Nitekim, taraflar arasında bu konuda uyuşmazlık bulunduğu, babanın okul ücretine dair yükümlülüğünü yerine getirmediği ve davacının dilekçelerinde eğitim masraflarını da kapsayacak şekilde iştirak nafakası belirlenmesini talep ettiği anlaşılmış olup; Mahkemece ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri ile ortak çocuğun bakımı, eğitimi, barınması, sosyal ve kültürel ihtiyaçlarının tümü dikkate alınarak eğitim masraflarını da kapsayacak hakkaniyete uygun bir iştirak nafakası belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru bulunmamış, bozmayı gerektirmiştir.”
Ne anlama geliyor? Bu güncel karar, birinci fıkradaki dava hakkının artırım davalarında da aynı şekilde işlediğini gösterir: çocuğa fiilen bakan velâyet sahibi, diğer ebeveyne karşı çocuk adına nafakanın artırılmasını ister. Daire, protokoldeki "okul ücreti" yükümlülüğünün kapsamının belirsiz olduğunu ve infazı kabil nitelikte bulunmadığını tespit etmiş; mahkemenin ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri ile çocuğun bakım, eğitim, barınma, sosyal ve kültürel ihtiyaçlarının tümünü dikkate alarak eğitim masraflarını da kapsayan hakkaniyete uygun bir iştirak nafakası belirlemesi gerektiği sonucuyla kararı bozmuştur. Bu yaklaşım TMK 327'deki giderlerin tek bir nafaka içinde karşılanması ilkesiyle uyumludur (TMK m. 327).
Madde gerekçesi
Madde 329- Yürürlükteki Kanunda bu maddeyi karşılayan bir hüküm yoktur. Madde, günümüz diline uygun olarak bazı değişiklikler yapılmak suretiyle 1984 tarihli Öntasarının 249 uncu maddesinden alınmıştır. Birinci ve ikinci fıkralarda, uygulamadaki duraksamaları da gidermek üzere, küçüğe fiilen bakan ana veya babanın diğerine karşı çocuk adına nafaka davası açabileceği düzenlenmiş ve ayırt etme gücüne sahip olmayan küçük için, gereken hâllerde ana ve babaya karşı nafaka davasının kayyım ya da varsa vasi tarafından açabileceği belirtilmiştir. Üçüncü fıkrada ise, ayırt etme gücüne sahip küçüğün de herhangi bir izne tâbi olmadan tek başına nafaka davası açabileceği hükme bağlanmaktadır. Çünkü ayırt etme gücüne sahip küçüğün nafaka istemesi kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hakkın kullanılması niteliğindedir ve küçük için önemli bir malî külfete de yol açmaz.
Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), s. 124-125Gerekçe, maddenin neden konduğunu açıkça söyler: uygulamadaki duraksamaları gidermek. Eski dönemde çocuğun nafakasını kimin, hangi sıfatla ve kime karşı isteyeceği tartışmalıydı; yeni hüküm bu soruya üç katmanlı bir cevap verir. İlk katman çocuğa fiilen bakan ebeveyndir; bu, velâyet sahibi olmasa bile çocuğu yanında bulunduran ana veya babanın dava açabilmesini sağlar. İkinci katman kayyım veya vasidir; çocuğa bakan ebeveynin dava açamadığı ya da açmadığı durumlarda çocuğun hakkını korur. Üçüncü katman çocuğun kendisidir; ayırt etme gücüne sahip küçük, kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hak olduğu için ve önemli bir malî külfet doğurmadığından, izne tâbi olmadan dava açabilir. Gerekçenin üçüncü fıkra için verdiği bu iki neden, ayırt etme gücüne sahip küçüğün kişiye sıkı sıkıya bağlı haklarını yasal temsilcisinin rızası olmadan kullanabileceğine ilişkin genel kuralın nafaka davasına uygulanmasıdır (TMK m. 16). Bu yapının ortak noktası, nafaka hakkının çocuğa ait olmasıdır; bu nedenle ebeveynlerin kendi aralarındaki anlaşmalar da çocuğun bu hakkını ortadan kaldıramaz (Yargıtay HGK, 2017/2613 E., 2019/1191 K., 14.11.2019).
743 sayılı eski Medeni Kanun'daki karşılığı
Gerekçenin belirttiği gibi, eski Kanun'da bu maddenin karşılığı yoktur. 743 sayılı Kanun, çocuğun nafaka davasını kimin açacağını ayrıca düzenlemiyordu; bu boşluk, gerekçenin "uygulamadaki duraksamalar" dediği tartışmalara yol açmıştı. 4721 sayılı Kanun dava hakkını üç katmanda açıkça yazmış, böylece çocuğa bakan ebeveynin, temsilcinin ve ayırt etme gücüne sahip küçüğün konumunu netleştirmiştir.
| 743 sayılı Kanun | 4721 sayılı Kanun m. 329 | |
|---|---|---|
| Çocuk adına dava | Açık hüküm yoktu | Küçüğe fiilen bakan ana veya baba açar |
| Temsilci | Açık hüküm yoktu | Gereken hâllerde kayyım veya vasi |
| Küçüğün kendisi | Açık hüküm yoktu | Ayırt etme gücüne sahipse izinsiz açabilir |
| Amaç | — | Uygulamadaki duraksamaları gidermek |
Değişiklik geçmişi
| Tarih | Gelişme | Dayanak |
|---|---|---|
| 01.01.2002 | Madde üç fıkra olarak yürürlüğe girdi | 4721 s. K. |
Madde 2002'den bu yana değişmemiştir; Tasarı metni Adalet Komisyonunda da değiştirilmemiştir. Maddenin uygulamasındaki gelişmeler içtihattadır: Hukuk Genel Kurulu 2019'da, protokolde nafaka istenmemesinin çocuk adına sonradan dava açılmasına engel olmadığını ve yoksulluk sınırındaki ebeveyne iştirak nafakası yüklenemeyeceğini kabul etmiş; 2022'de ise nafaka davalarında duruşma yapılmadan dosya üzerinden karar verilemeyeceğini belirtmiştir (Yargıtay HGK, 2020/728 E., 2022/237 K., 01.03.2022).
İlgili maddeler
- TMK m. 169: Boşanma davasında geçici önlemler.
- TMK m. 182: Boşanmada iştirak nafakası.
- TMK m. 196: Evlilik birliğinde parasal katkı.
- TMK m. 197: Birlikte yaşamaya ara verilmesi.
- TMK m. 327: Bakım ve eğitim giderlerinin kapsamı.
- TMK m. 328: Bakım borcunun süresi.
- TMK m. 330: Nafaka miktarının takdiri.
- TMK m. 331: Durumun değişmesi.
- TMK m. 350: Velâyetin kaldırılmasında bakım yükümlülüğü.
- TMK m. 426: Kayyımlığı gerektiren hâller.
Çocuğunuz adına nafaka davası açmak, açılmış bir nafaka davasına karşı savunma yapmak ya da nafaka takibindeki bir itiraz için boşanma avukatı İstanbul sayfasındaki iletişim bilgilerinden bana ulaşabilirsiniz.
Sık sorulan sorular
TMK 329 ne diyor?
Küçüğe fiilen bakan ana veya babanın diğerine karşı çocuk adına nafaka davası açabileceğini, gereken hâllerde kayyım veya vasinin, ayırt etme gücüne sahip küçüğün de kendisinin dava açabileceğini söyler.
Çocuk için nafaka davasını kim açar?
Çocuğa fiilen bakan ana veya baba.
Velâyet sahibi olmak şart mı?
Hayır; ölçüt çocuğun kimin yanında yaşadığıdır.
Dava kimin adına açılır?
Çocuk adına; nafaka hakkı çocuğa aittir.
Boşanma davası açmadan çocuk için nafaka istenebilir mi?
Evet; ayrı yaşayan eşlerde çocuklara bakan ebeveyn isteyebilir (Yargıtay 3. HD, 2015/16985 E., 2016/1699 K., 15.02.2016).
Ayrı yaşamakta haklı olmam gerekir mi?
Kendiniz için gerekir; çocuklar için gerekmez.
Eşler aynı evde yaşarken çocuk için istenen nafakanın adı nedir?
Tedbir nafakası; iştirak nafakası değildir (Yargıtay 3. HD, 2013/2481 E., 2013/4013 K., 11.03.2013).
Velâyet babadaysa anne nafaka öder mi?
Gücü oranında öder; ancak yoksulluk sınırındaysa ödemez (Yargıtay HGK, 2019/117 E., 2019/1153 K., 07.11.2019).
Yoksulluk nafakası alan anneye iştirak nafakası yüklenebilir mi?
Hayır.
Kayyım nafaka davası açabilir mi?
Evet; ayırt etme gücü olmayan küçük için gereken hâllerde (Yargıtay 2. HD, 2010/494 E., 2010/2584 K., 16.02.2011).
Hangi durumlarda kayyım atanır?
Çocuğa bakan ebeveyn dava açamıyor, açmıyor veya menfaati çocuğunkiyle çatışıyorsa (TMK m. 426).
Çocuk kendisi dava açabilir mi?
Ayırt etme gücüne sahipse açabilir; izin gerekmez.
Neden izin gerekmez?
Gerekçeye göre nafaka istemek kişiye sıkı sıkıya bağlı bir haktır ve önemli malî külfet doğurmaz.
Protokolde nafaka istemediysek sonradan dava açabilir miyim?
Evet; çocuğun hakkı bu anlaşmayla ortadan kalkmaz (Yargıtay HGK, 2017/2613 E., 2019/1191 K., 14.11.2019).
Babanın toptan yaptığı ödeme nafakayı engeller mi?
Engellemez; yalnızca miktarın belirlenmesinde dikkate alınır.
Mahkeme istediğimden fazlasına hükmedebilir mi?
Hayır; talep sonucuyla bağlıdır (Yargıtay HGK, 2017/1894 E., 2019/918 K., 19.09.2019).
Okul ücretini ayrıca isteyebilir miyim?
Ayrı kalem olarak değil, nafaka miktarının içinde isteyin (TMK m. 327).
Nafaka davasında duruşma yapılır mı?
Yapılmalıdır; dosya üzerinden karar verilemez (Yargıtay HGK, 2020/728 E., 2022/237 K., 01.03.2022).
Hangi mahkeme görevlidir?
Aile mahkemesi.
İcra takibini kim yapar?
Velâyet sahibi ebeveyn; nafaka onun lehine katkı payıdır (Yargıtay 12. HD, 2018/8316 E., 2018/6628 K., 25.06.2018).
Başkasının yaptığı ödeme borçtan düşülür mü?
Açıklamasızsa ve alacaklı kabul etmiyorsa düşülmez.
Nafakanın artırılmasını kim ister?
Çocuğa fiilen bakan ebeveyn, çocuk adına (Yargıtay 2. HD, 2026/2775 E., 2026/4877 K., 29.04.2026).
Çocuk ergin olursa ne olur?
Velâyet sahibinin temsil yetkisi biter; ergin çocuk kendisi dava açar (TMK m. 328).
Velâyet kaldırılırsa nafaka yükümlülüğü biter mi?
Bitmez (TMK m. 350).
Eski Kanun'da bu hüküm var mıydı?
Yoktu; madde uygulamadaki duraksamaları gidermek için konmuştur.
Madde yürürlüğe girdiğinden beri değişti mi?
Hayır.
Kaynaklar ve Mevzuat
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 16, 169, 182, 196, 197, 327, 328, 329, 330, 331, 350, 426
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 26, 320
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 33
- 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun m. 4
- Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), m. 329 gerekçesi s. 124-125, Komisyon değişiklik listesi s. 311-315
- Yargıtay HGK, 2020/728 E., 2022/237 K., 01.03.2022
- Yargıtay HGK, 2017/2613 E., 2019/1191 K., 14.11.2019
- Yargıtay HGK, 2019/117 E., 2019/1153 K., 07.11.2019
- Yargıtay HGK, 2017/1894 E., 2019/918 K., 19.09.2019
- Yargıtay 2. HD, 2026/2775 E., 2026/4877 K., 29.04.2026
- Yargıtay 2. HD, 2010/494 E., 2010/2584 K., 16.02.2011
- Yargıtay 3. HD, 2016/320 E., 2016/3810 K., 14.03.2016
- Yargıtay 3. HD, 2015/16985 E., 2016/1699 K., 15.02.2016
- Yargıtay 3. HD, 2013/2481 E., 2013/4013 K., 11.03.2013
- Yargıtay 12. HD, 2018/8316 E., 2018/6628 K., 25.06.2018
