TMK 365, yardım nafakası davasının nasıl açılacağını düzenler. Dava, mirasçılıktaki sıra göz önünde tutularak açılır: önce altsoy, sonra üstsoy, en son refah içindeki kardeşler. Dava, davacının geçinmesi için gerekli ve karşı tarafın malî gücüne uygun bir yardım istemidir. Nafakanın yükümlülerden bir veya birkaçından istenmesi hakkaniyete aykırıysa hâkim yükümlülüğü azaltabilir veya kaldırabilir. Dava, nafaka alacaklısına bakan resmî veya kamuya yararlı kurumlarca da açılabilir; hâkim istem hâlinde gelecek yıllar için artış belirleyebilir; yetkili mahkeme taraflardan birinin yerleşim yeri mahkemesidir. Aynı sıradaki yükümlülerin ödeme güçleri oranında sorumlu olduğu ve borcun müteselsil olmadığı kabul edilmiştir (Yargıtay 3. HD, 2015/15058 E., 2016/2662 K., 25.02.2016).
- Mirasçılıktaki sıra
- Yükümlülerin, alacaklıya mirasçı olma sırasına göre sorumlu tutulması.
- Malî güç
- Yükümlünün kendi geçimini sağladıktan sonra yardım edebileceği ekonomik kapasite.
- Hakkaniyet
- Somut olayın özelliklerine uygun adil çözüm.
- Kamuya yararlı kurum
- Nafaka alacaklısına bakan ve kamu yararına çalışan kuruluş.
- İrat
- Düzenli aralıklarla ödenen nafaka.
TMK 365 ne düzenler?
| Fıkra | Kural | Dayanak |
|---|---|---|
| Sıra | Dava mirasçılıktaki sıraya göre açılır | TMK m. 365/1 |
| Miktar | Geçinme için gerekli ve malî güce uygun | TMK m. 365/2 |
| Hakkaniyet | Hâkim yükümlülüğü azaltabilir veya kaldırabilir | TMK m. 365/3 |
| Kurum | Alacaklıya bakan kurum da dava açabilir | TMK m. 365/4 |
| Artış | Gelecek yıllar için artış belirlenebilir | TMK m. 365/5 |
| Yetki | Taraflardan birinin yerleşim yeri mahkemesi | TMK m. 365/6 |
| Paylaştırma | Aynı sıradakiler ödeme güçleri oranında; borç müteselsil değil | Yargıtay 3. HD, 2016/2662 K. |
| Kaynak | 743 m. 316; Öntasarı m. 298; İsviçre MK m. 329 | Gerekçe, s. 132-133 |
TBMM gerekçesine göre madde, yürürlükteki Kanun'un 316. maddesini karşılamaktadır ve 1984 tarihli Öntasarının 298. maddesinden aynen alınmış, Öntasarıdaki birinci fıkra iki fıkraya bölünmüştür; ilk üç fıkra ayrıca İsviçre Medenî Kanunu'nun 329. maddesinin ilk iki fıkrasıyla aynı içeriktedir. Gerekçe, nafaka miktarının borçlunun malî gücüne uygun ve onu geçim sıkıntısına düşürmeyecek düzeyde olması gerektiğini, hâkime hakkaniyete göre azaltma veya kaldırma yetkisi tanındığını ve son fıkrayla nafaka alacaklısına dava açmada kolaylık sağlamak için özel bir yetki kuralı getirildiğini belirtir. Tasarının 365. maddesi Adalet Komisyonunca aynen kabul edilmiştir (S. Sayısı 723, s. 449).
Bu maddede dikkat edilecek ilk nokta, sıranın önemidir: bir ön sırada nafaka ödeyebilecek yükümlü varken sonraki sıradakine başvurulamaz; ergin çocukları bulunan kişi kardeşinden nafaka isteyemez (Yargıtay 3. HD, 2016/17247 E., 2017/6724 K., 08.05.2017). İkinci nokta, evli kişinin nafakasından önce eşinin sorumlu olmasıdır (Yargıtay 3. HD, 2015/6371 E., 2015/14052 K., 14.09.2015). Üçüncü nokta, kurumların dava hakkıdır; muhtaç kişiye bakan kurumun açtığı dava, davayı yalnız muhtaç kişinin açabileceği gerekçesiyle reddedilemez (Yargıtay 3. HD, 2014/12228 E., 2014/11982 K., 17.09.2014).
Birinci fıkra: mirasçılıktaki sıra
- Önce altsoy: Çocuklar, torunlar.
- Sonra üstsoy: Ana, baba, büyükanne, büyükbaba.
- En son kardeşler: Refah içinde iseler.
Yardım nafakası davası, mirasçılıktaki sıra göz önünde tutularak açılır. Kan hısımlığına dayanan mirasçılıkta zümre sistemi kabul edildiğinden, nafaka yükümlüleri arasında ilk sırada nafaka isteyenin altsoyu, ikinci sırada ana ve babası olarak üstsoyu, üçüncü sırada ise refah hâlinde olmaları koşuluyla kardeşleri yer alır. Bir ön sırada nafaka borçlusu bulunduğu sürece sonraki sıradakine başvurulamaz; aynı sırada birden fazla yükümlü varsa nafaka ödeme güçleri oranında paylaştırılır ve borç müteselsil değildir (Yargıtay 3. HD, 2015/15058 E., 2016/2662 K., 25.02.2016).
Bu sıranın sonucu olarak ergin çocukları bulunan kişi önce onlardan nafaka istemelidir; çocuklar da yoksulsa ancak kardeşlerinden nafaka isteyebilir (Yargıtay 3. HD, 2016/17247 E., 2017/6724 K., 08.05.2017). Evli kişinin nafakasından ise birinci derecede eşi sorumludur; eşin bakım gücü yoksa önce altsoya, sonra ana veya babaya başvurulur (Yargıtay 3. HD, 2015/6371 E., 2015/14052 K., 14.09.2015). Bu sonuç, eş ile ana ve babanın bakım borçlarının saklı tutulmasının da gereğidir (TMK m. 364).
İkinci fıkra: davanın konusu ve nafakanın miktarı
- Alacaklı yönünden: Geçinmesi için gerekli miktar.
- Yükümlü yönünden: Malî gücüne uygun miktar.
- Sınır: Yükümlü geçim sıkıntısına düşürülmez.
Dava, davacının geçinmesi için gerekli ve karşı tarafın malî gücüne uygun bir yardım isteminden ibarettir. Gerekçe, nafaka alacaklısının ihtiyaçları gözetilmekle birlikte miktarın borçlunun malî gücüne uygun ve onu geçim sıkıntısına düşürmeyecek düzeyde olması gerektiğini vurgular. Kurumda bakılan ve geliri bulunmayan kişi için bile nafakanın, yükümlünün ekonomik ve sosyal durumu gözetilerek onu ödemede zorlamayacak ve zarurete düşürmeyecek ölçüde belirlenmesi gerektiği kabul edilmiştir (Yargıtay 3. HD, 2015/9875 E., 2015/17177 K., 04.11.2015).
Üçüncü fıkra: hakkaniyete göre azaltma veya kaldırma
- Yetki: Hâkim yükümlülüğü azaltabilir veya kaldırabilir.
- Şart: Nafakanın bir veya birkaç yükümlüden istenmesinin hakkaniyete aykırı olması.
- Araştırma: Aynı sıradaki tüm yükümlülerin durumu araştırılır.
Nafakanın yükümlülerden bir veya birkaçından istenmesi hakkaniyete aykırıysa hâkim onların nafaka yükümlülüğünü azaltabilir veya kaldırabilir. Gerekçeye göre hâkim, birden çok yükümlü varsa hangisinden nafaka istenebileceğini veya her birinin yükümlü olduğu miktarı hakkaniyete göre belirler. Davacı yalnız bir çocuğuna karşı dava açmış olsa da başka yetişkin çocukları varsa, tümünün sosyal ve ekonomik durumları araştırılarak davalıya düşen miktar belirlenmelidir (Yargıtay 3. HD, 2012/8081 E., 2012/11677 K., 02.05.2012).
Dördüncü fıkra: kurumların dava hakkı
- Kim açabilir: Nafaka alacaklısına bakan resmî veya kamuya yararlı kurumlar.
- Kime karşı: Nafaka yükümlüsü hısımlara.
- Sonuç: Dava yalnız muhtaç kişinin kendisine bırakılmamıştır.
Dava, nafaka alacaklısına bakmakta olan resmî veya kamuya yararlı kurumlar tarafından da açılabilir; korunmaya muhtaç kişilere bakan kurumlar yaptıkları masrafları nafaka yükümlüsü hısımlardan isteyebilir (TMK m. 366). Muhtaç kişiye bakan kurumun açtığı davanın, davayı yalnız muhtaç kişinin veya vasisinin açabileceği gerekçesiyle reddedilmesi doğru bulunmamıştır (Yargıtay 3. HD, 2014/12228 E., 2014/11982 K., 17.09.2014). Koruma altındaki çocuklar için açılan davada asgari ücretle çalışan babanın da geliriyle orantılı bir nafaka ödemesi gerektiği kabul edilmiştir (Yargıtay 3. HD, 2016/12521 E., 2017/6542 K., 04.05.2017).
Hukuk Genel Kurulu, 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu uyarınca kurumun nafaka yükümlülerine karşı dava açma hakkı bulunduğunu, yardım nafakası davasının boşanmanın fer'i niteliğinde olmadığını ve bakılan kişi yargılama sırasında ölse bile davanın açıldığı tarihteki koşullara göre karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir (Yargıtay HGK, 2017/995 E., 2018/514 K., 21.03.2018).
Beşinci fıkra: gelecek yıllar için artış
- Şart: İstem.
- Konu: İrat biçimindeki nafakanın gelecek yıllardaki miktarı.
- Ölçü: Tarafların sosyal ve ekonomik durumları.
Hâkim, istem hâlinde irat biçiminde ödenmesine karar verilen nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir. Bu imkân iştirak nafakasındaki benzer kurala paraleldir (TMK m. 330). Yardım nafakasında gelecek yıllar için artışın yerleşik uygulamaya göre ÜFE oranında belirlenmesi gerektiği, TÜFE oranında artışa karar verilmesinin doğru olmadığı belirtilmiştir (Yargıtay 3. HD, 2013/19785 E., 2014/4046 K., 17.03.2014).
Altıncı fıkra: yetkili mahkeme
- Kural: Taraflardan birinin yerleşim yeri mahkemesi.
- Amaç: Nafaka alacaklısına dava açmada kolaylık.
- Seçim: Davacı kendi yerleşim yerinde veya davalının yerleşim yerinde dava açabilir.
Yetkili mahkeme, taraflardan birinin yerleşim yeri mahkemesidir. Gerekçe bu kuralın, ekonomik açıdan zayıf durumdaki nafaka alacaklısına dava açmada kolaylık sağlamak için getirildiğini açıklar. Davacının dilerse kendi yerleşim yeri mahkemesinde, dilerse davalının yerleşim yeri mahkemesinde dava açabileceği; yetki belirlenirken dava tarihindeki yerleşim yerinin nüfus kayıtlarından araştırılması gerektiği kabul edilmiştir (Yargıtay 3. HD, 2015/15974 E., 2016/922 K., 27.01.2016). Yardım nafakası davaları aile mahkemesinde görülür.
Yardım nafakası isteyecekseniz, önce kimlerin hangi sırada yükümlü olduğunu belirleyin: çocuklarınız varsa önce onlara, yoksa ya da yoksulsa ana ve babanıza, en son refah içindeki kardeşlerinize başvurabilirsiniz; evliyseniz önce eşinizin bakım yükümlülüğü gündeme gelir. Aynı sırada birden fazla yükümlü varsa, davayı hepsine yöneltmeyi ve her birinin gelir durumunu ortaya koymayı değerlendirin. Davayı kendi yerleşim yerinizdeki aile mahkemesinde açabilir, gelecek yıllar için artış isteminde de bulunabilirsiniz.
Yargıtay kararları
Aşağıdaki kararlar resmî karar arama sistemlerinden alınmıştır. Her kartta kararın vardığı ilke, olayın özeti, karardan birebir bir alıntı ve kararın uygulamadaki anlamı yer alır. Konuya göre süzmek için düğmeleri kullanabilirsiniz.
Yardım nafakasında sıra altsoy, üstsoy ve kardeşlerdir; aynı sıradaki yükümlüler ödeme güçleri oranında sorumludur ve borç müteselsil değildir
Boşanmış ve yalnız yaşayan davacı, çocuklarından ve kardeşlerinden yardım nafakası istedi. Mahkeme çocukların yanında bir kardeş aleyhine de nafakaya hükmetti; karar temyiz edildi.
“Türk Medeni Kanunun'da kan hısımlığı mirasçılığında zümre sistemi kabul edilmiş olup, nafaka yükümlüleri arasında ilk sırada, yardım nafakası talebinde bulunanın altsoyu, ikinci sırada üstsoyu olarak ana ve babası, üçüncü sırada ise refah halinde olması koşuluyla kardeşleri yer alır. Buna göre yardım nafakası talebinde bulunan kişi öncelikle altsoyuna başvurmalıdır. Nafaka talep edecek olan, bir ön sırada nafaka borçlusu bulunduğu sürece, bir sonraki sırada yer alan nafaka yükümlüsüne başvuramaz. Aynı sırada birden fazla nafaka yükümlüsü varsa, ödenecek olan nafaka miktarı, ödeme güçleri oranında paylaştırılır. Zira nafaka yükümlülüğü müteselsil bir borç doğurmaz.”
Ne anlama geliyor? Karar, 365. maddenin birinci fıkrasındaki sırayı ayrıntılı biçimde açıklar. Daireye göre nafaka alacaklısı, miras hukuku kuralları çerçevesinde önce kendisine ilk sırada mirasçı olacaklardan nafaka isteyebilir; ilk sırada altsoy, ikinci sırada ana ve baba olarak üstsoy, üçüncü sırada ise refah hâlinde olmaları koşuluyla kardeşler yer alır. Bir ön sırada nafaka borçlusu bulunduğu sürece sonraki sıradakine başvurulamaz; aynı sırada birden fazla yükümlü varsa nafaka ödeme güçleri oranında paylaştırılır, çünkü nafaka yükümlülüğü müteselsil bir borç doğurmaz. Davacının altsoyu bulunduğu ve onlar aleyhine nafakaya hükmedildiği için kardeş aleyhine davanın reddi gerektiği belirtilerek karar bozulmuştur (TMK m. 364).
Ergin çocukları bulunan kişi önce altsoyundan nafaka istemelidir; onlar da yoksulsa ancak kardeşlerinden yardım nafakası isteyebilir
Boşanmış olan davacı, çocuklarından biri ile kardeşinden yardım nafakası istedi. Davalılar, davacının ergin çocukları bulunduğunu ve davanın önce onlara açılması gerektiğini savundu; mahkeme her iki davalı yönünden istemi kısmen kabul etti.
“O halde, davacı öncelikle alt soyu olan çocuklarından nafaka isteminde bulunabilir. Eğer onlar da yoksul ise, ancak o taktirde kardeşlerinden yardım nafakası isteyebilir. Eş söyleyişle nafaka davası mirasçılıktaki sıra gözönünde tutularak açılmalıdır. Mahkemece; TMK' nun 365/1. maddesi gereğince mirastaki tertip sırası gözetilerek, öncelikle davacının alt soyu olan çocuklarından nafaka talep etme hakkı bulunduğu belirtilmek suretiyle açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken; yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.”
Ne anlama geliyor? Karar, mirasçılıktaki sıranın kardeşler bakımından sonucunu gösterir. Daireye göre ergin çocukları bulunan davacı öncelikle altsoyu olan çocuklarından nafaka isteyebilir; onlar da yoksulsa ancak kardeşlerinden yardım nafakası isteyebilir. Mirastaki sıra gözetilerek kardeşe karşı açılan davanın reddi gerekirken istemin kısmen kabulü doğru bulunmamış ve karar bu davalı yönünden bozulmuştur. Davalı çocuk yönünden temyiz ise nafakanın yıllık tutarı kesinlik sınırının altında kaldığından reddedilmiştir.
Evli kişinin nafakasından önce eşi sorumludur; eşin gücü yoksa önce altsoydan, onlar da yoksulsa ana veya babadan yardım nafakası istenebilir
Evli olan davacı, geniş malvarlığı ve kira geliri bulunan annesinden yardım nafakası istedi; mahkeme istemi kabul etti ve anne adına karar temyiz edildi.
“Davacı kadın evli olup, evli olan davacının nafakasından birinci derecede "kocası" sorumludur. Ancak, davacının kocasının bakım gücünün olmaması halinde ise, öncelikle alt soyundan nafaka isteminde bulunabilir. Eğer onlarda yoksul iseler ancak o taktirde annesinden yardım nafakası isteyebilecektir. Eş söyleyişle, nafaka davası mirasçılıktaki sıra gözönünde tutularak açılmalıdır.”
Ne anlama geliyor? Karar, 364. maddenin üçüncü fıkrasındaki saklı hüküm ile 365. maddedeki sıranın birlikte uygulanmasını gösterir. Daireye göre evli olan davacının nafakasından birinci derecede eşi sorumludur; eşin bakım gücü yoksa davacı önce altsoyundan nafaka isteyebilir, onlar da yoksulsa ancak annesinden yardım nafakası isteyebilir. Davacının serbest çalışan çocukları bulunduğu hâlde mirastaki sıra gözardı edilerek anne aleyhine hüküm kurulması doğru bulunmamış ve karar bozulmuştur (TMK m. 364, TMK m. 186).
Birden fazla yetişkin çocuk varsa hepsinin ekonomik durumu araştırılmalı, davalıya düşen pay hakkaniyete göre belirlenmelidir
Davacı, yetişkin çocuklarından yalnız birine karşı yardım nafakası davası açtı; mahkeme davalı oğul aleyhine nafakaya hükmetti.
“Ancak, TMK'nun 365.maddesi uyarınca, nafaka davasının mirasçılıktaki sıra gözetilerek açılması gerekmektedir.Somut olayda; davacı sadece davalı oğlu aleyhine dava açmış olup, davalı dışında da yetişkin çocukları bulunduğu anlaşılmaktadır.O halde, hem davacının ve hem de tüm yetişkin çocukların sosyal ve ekonomik durumları araştırılarak, ekonomik güçleri ve hakkaniyet gereklerine göre tüm çocuklar yönünden yükümlülük miktarları gözönüne alınarak temyiz talebinde bulunan davalıya isabet eden miktarda nafakaya hükmedilmelidir. Gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine ve de davalının mali gücüne göre hükmedilen nafaka miktarı çok olup, TMK'nun 4.maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesine uygun bulunmamış ise de; bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hüküm fıkrasından "250 TL" rakamı çıkartılarak yerine "150 TL" rakamı yazılmak suretiyle hükmün düzeltilmesine ve düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA”
Ne anlama geliyor? Karar, aynı sıradaki yükümlüler arasında yükün paylaştırılmasını gösterir. Daireye göre davacı yalnız bir oğlu aleyhine dava açmış olsa da başka yetişkin çocukları bulunduğundan, davacının ve tüm yetişkin çocukların sosyal ve ekonomik durumları araştırılmalı, ekonomik güçleri ve hakkaniyet gereklerine göre davalıya düşen miktar belirlenmelidir. Hükmedilen nafaka davalının malî gücüne göre fazla bulunarak indirilmiş ve karar düzeltilerek onanmıştır (TMK m. 364).
Kurumda bakılan kişi için nafaka, yükümlünün ekonomik durumu gözetilerek onu zorlamayacak ve zarurete düşürmeyecek ölçüde belirlenmelidir
Darülaceze'de bakılan yaşlı kişi için kurum, kişinin çocuğundan yardım nafakası istedi. Davalı, babasının kendisi küçükken aileyi terk ettiğini ve borçları bulunduğunu savundu; mahkeme, davalıyı nafaka ödemeye zorlamanın hakkaniyete uygun düşmeyeceği gerekçesiyle davayı reddetti.
“Somut olayda, nafaka alacaklısının Darülacezede kaldığı, bakım ve ihtiyaçlarının kurum tarafından karşılandığı, herhangi bir gelirinin olmadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca mahkemece, yukarıda zikrolunan hükümler muvacehesinde nafaka yükümlüsü davalının ekonomik ve sosyal durumu dikkate alınarak onu ödemede zorlamayacak, zarurete düşürmeyecek şekilde, TMK.nun 4.maddesindeki hakkaniyet ilkesi de nazar-ı dikkate alınarak davacı tarafın talebinin değerlendirilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.”
Ne anlama geliyor? Karar, 365. maddenin ikinci ve üçüncü fıkralarındaki ölçüyü birlikte uygular. Daireye göre yardım nafakası kanuni bir ödevdir; kendi emek ve geliriyle yaşamını sürdüremeyen kişi Kanun'da sayılan hısımlardan nafaka isteyebilir, ancak yükümlünün geçim sıkıntısına düşürülmemesi esastır. Kurumda kalan ve geliri bulunmayan kişi için mahkeme, yükümlünün ekonomik ve sosyal durumunu dikkate alarak onu ödemede zorlamayacak ve zarurete düşürmeyecek ölçüde, hakkaniyet ilkesine göre değerlendirme yapmalıdır; istemin tümden reddi doğru bulunmamış ve karar bozulmuştur (TMK m. 366).
Koruma altındaki çocuklar için kurumun açtığı davada, asgari ücretle çalışan baba da geliriyle orantılı bir nafaka ödemelidir
Koruma kararıyla bakımı devlete bırakılan ve lise öğrenimine devam eden çocuklar için kurum, babalarından nafaka istedi. Baba, ekonomik durumunun kötü olduğunu ve bankalara borcu bulunduğunu savundu; mahkeme davayı reddetti.
“Dosya içerisinde bulunan davalının ekonomik ve sosyal durum araştırmasına göre davalının Devlet Hastanesinde hizmetli olduğu, asgari ücretle çalıştığı, babasının evinde kaldığı anlaşılmaktadır. Davalının geliriyle orantılı şekilde, ülke ekonomisindeki gelişmeler ve enflasyon nedeniyle paranın satın alma gücünün azalması hususları, çocukların yaşı, eğitim durumu, ihtiyaçları da göz önünde bulundurularak, TMK'nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de gözetilerek, davacı lehine belli bir miktar nafakaya hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde istemin tümden reddi doğru görülmemiştir.”
Ne anlama geliyor? Karar, kurumun açtığı nafaka davalarında miktarın nasıl belirleneceğini gösterir. Daire, 365. maddenin dördüncü fıkrası uyarınca nafaka davasının nafaka alacaklısına bakmakta olan resmî veya kamuya yararlı kurumlar tarafından da açılabileceğini hatırlatmıştır. Asgari ücretle çalışan ve babasının evinde kalan babanın geliriyle orantılı olarak, paranın satın alma gücündeki düşüş, çocukların yaşı, eğitim durumu ve ihtiyaçları da gözetilerek hakkaniyete uygun bir nafakaya hükmedilmesi gerektiği belirtilmiş; istemin tümden reddi doğru bulunmamıştır (TMK m. 366).
Muhtaç kişiye bakan kurum, nafaka yükümlülerine karşı yardım nafakası davası açabilir; davayı yalnız muhtaç kişinin açabileceği kabul edilemez
Darülaceze'de bakılan yaşlı bir kadın için kurumu yöneten belediye, kadının çocuklarından yardım nafakası istedi. Mahkeme, davayı yalnız muhtaç kişinin kendisinin veya vasisinin açabileceği gerekçesiyle aktif husumet yönünden reddetti.
“O halde mahkemece, yukarıda anılan hükümler çerçevesinde nafaka yükümlüsü davalıların ekonomik ve sosyal durumu tespit edildikten sonra, ödemede zorlamayacak, zarurete düşürmeyecek şekilde, TMK.nun 4.maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak davacı tarafın talebinin değerlendirilmesi gerekirken, davacının dava açma ehliyeti bulunmadığından bahisle, davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.”
Ne anlama geliyor? Karar, 365. maddenin dördüncü fıkrasındaki kurum dava hakkını uygular. Daireye göre nafaka davası, nafaka alacaklısına bakmakta olan resmî veya kamuya yararlı kurum tarafından da açılabilir; korunmaya muhtaç kişilere bakan kurumlar yaptıkları masrafları nafaka yükümlüsü hısımlardan isteyebilir. Bu nedenle mahkeme, davalıların ekonomik ve sosyal durumunu tespit ederek onları zorlamayacak ve zarurete düşürmeyecek şekilde, hakkaniyet ilkesine göre talebi değerlendirmelidir; kurumun dava açma ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle verilen ret kararı bozulmuştur (TMK m. 366).
Kurumun açtığı yardım nafakası davası, bakılan kişinin yargılama sırasında ölmesiyle konusuz kalmaz; dava tarihindeki koşullara göre karar verilir
Muhtaç yaşlı olarak huzurevinde ücretsiz kalan kişi için kurum, yakınlarından yardım nafakası istedi. Kişi yargılama sırasında öldü; mahkeme davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına hükmetti ve Özel Dairenin bozma kararına karşı direndi.
“Kural olarak her dava açıldığı tarihteki koşullara göre hükme bağlanır. Nafakanın bağlanmasında olduğu gibi arttırılmasına ve eksiltilmesine yönelik taleplerin kabulüne de dava tarihinden itibaren hükmolunur. Nitekim Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 28.11.1956 gün, 1956/15 E., 1956/15K. sayılı kararı da bu yöndedir. Ancak, boşanmanın ferî niteliğindeki nafakaya ilişkin davalarda hüküm verilinceye kadar hükme esas olan unsurlar göz önünde bulundurulur. Eldeki dava yardım nafakası talebi ile açılmış olup, boşanmanın ferî niteliğindeki bir nafaka davası değildir.”
Ne anlama geliyor? Karar, kurumun dava hakkını ve davanın hangi tarihteki koşullara göre çözüleceğini Hukuk Genel Kurulu düzeyinde açıklar. Kurul, yardım nafakasının ahlak kuralları ile geleneklerin zorunlu kıldığı ve kanun koyucunun kanuni bir ödev olarak düzenlediği bir yükümlülük olduğunu, aile bağlarının zayıflamasının bu yükümlülüğü ortadan kaldırmadığını ve 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu uyarınca kurumun nafaka yükümlülerine karşı dava açma hakkı bulunduğunu belirtmiştir. Her dava açıldığı tarihteki koşullara göre hükme bağlanır ve yardım nafakası davası boşanmanın fer'i niteliğinde bir nafaka davası değildir; bu nedenle dava tarihindeki koşullar ve bakılan kişinin ölüm tarihi dikkate alınarak karar verilmesi gerektiği belirtilerek direnme kararı bozulmuştur (TMK m. 366).
Yardım nafakasının gelecek yıllardaki artışı istenirse, artış yerleşik uygulamaya göre ÜFE oranında belirlenmelidir
Yardım nafakası davasında mahkeme, davacı için nafakaya ve nafakanın her yıl TÜFE oranında artırılmasına karar verdi; karar davacı tarafından temyiz edildi.
“Ancak, hükmolunan nafakanın gelecek yıllarda da artırımına ilişkin talep konusunda; Yargıtay'ın Yerleşmiş İçtihatlarına göre, DİE'ce belirlenen ÜFE endeksi artış oranında artırılmasına karar verilmesi gerekirken TÜFe oranında artışa karar verilmesi doğru değil ise de bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden bu yöne ilişen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün birinci paragrafındaki artışa ilişkin "TÜFE" ifadesinin çıkartılarak yerine "ÜFE" yazılmak suretiyle hükmün düzeltilmesine”
Ne anlama geliyor? Karar, 365. maddenin beşinci fıkrasındaki artış imkânının uygulamasını gösterir. Hâkim, istem hâlinde irat biçiminde ödenecek nafakanın gelecek yıllarda ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir. Daire, bu artışın yerleşik uygulamaya göre ÜFE endeksi artış oranında belirlenmesi gerektiğini belirtmiş; TÜFE oranında artışa karar verilmesini doğru bulmamış, ancak bu yanlışlığı yeniden yargılama gerektirmediği için hükmü düzelterek onamıştır (TMK m. 330).
Yardım nafakası davasını davacı dilerse kendi yerleşim yeri mahkemesinde, dilerse davalının yerleşim yeri mahkemesinde açabilir
Üniversiteyi kazanan ergin davacı, babasından yardım nafakası istedi. Mahkeme, davacının yerleşim yerinin başka bir yer olduğunu kabul ederek yetkisizlik kararı verdi.
“TMK.nun 365/6.maddesine göre; yardım nafakasına ilişkin davalarda yetkili mahkeme taraflardan birinin yerleşim yeri mahkemesidir. Buna göre davacı; isterse kendi yerleşim yeri mahkemesinde, isterse HMK.nun 6.maddesi gereğince davalının ikametgahı mahkemesinde dava açabilecektir.”
Ne anlama geliyor? Karar, 365. maddenin son fıkrasındaki yetki kuralını açıklar. Daireye göre yardım nafakası davalarında yetkili mahkeme taraflardan birinin yerleşim yeri mahkemesidir; davacı dilerse kendi yerleşim yeri mahkemesinde, dilerse genel yetki kuralı uyarınca davalının yerleşim yeri mahkemesinde dava açabilir. Mahkeme, dava tarihindeki yerleşim yeri bilgisini nüfus müdürlüğünden sormadan yetkisizlik kararı verdiğinden, eksik araştırma nedeniyle karar bozulmuştur.
Madde gerekçesi
Madde 365- Yürürlükteki Kanunun 316 ıncı maddesini karşılayan bu madde, 1984 tarihli Öntasarının 298 inci maddesinden aynen alınmıştır;, ancak Öntasarının anılan maddesindeki birinci fıkra, maddede iki fıkraya bölünmüştür. Maddenin ilk üç fıkrası ayrıca, İsviçre Medenî Kanununun 329 uncu maddesinin ilk iki fıkrasının içeriğiyle de aynıdır. Birinci fıkrada çeşitli sorumlular arasındaki sıra belirlenmiş; ikinci fıkrada ise nafaka alacaklısının ihtiyaçları göz önünde bulundurulmakla beraber, nafaka miktarının borçlunun malî gücüne uygun ve onu geçim sıkıntısına düşürmeyecek miktarda olması gerektiği de vurgulanmıştır. Üçüncü fıkrada, nafakanın borçluya yükletilmesinin hakkaniyete aykırı düşmesi hâlinde hâkime miktarın azaltılması veya tamamıyla kaldırılması hususunda yetki tanınmaktadır. Hâkim, nafaka yükümlüsünün bir veya birden çok olması hâlinde, bunlardan hangisinden nafaka istenebileceğini veya bir kaç nafaka yükümlüsünün her birinin yükümlü olduğu nafaka miktarını hakkaniyete göre belirleyeceği gibi, nafakanın miktarını durum ve koşullara göre hakkaniyet ölçüsünde kaldırabilecek veya azaltabilecektir. Ayrıca hâkim, istem hâlinde, irat biçiminde ödenmesine karar verilen nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğine de karar verebilecektir. Dördüncü fıkrada ise nafaka alacaklısına bakan resmî veya kamuya yararlı kurumların da dava hakkına sahip olduğu belirtilmektedir. Maddenin son fıkrası ile nafaka alacaklısına dava açmada kolaylık sağlamak üzere, yetkili mahkemeye ilişkin özel bir hüküm getirilmiştir. Ekonomik açıdan oldukça zayıf durumda olan nafaka alacaklısının nafaka yükümlüsünün bulunduğu yere gidip dava açması çoğu kez mümkün olmamakta ya da nafaka yükümlüsü için büyük masraflara neden olmaktadır. Bunun önlenmesi için nafaka alacaklısının dilerse kendi bulunduğu yerdeki mahkemeye, dilerse nafaka yükümlüsünün bulunduğu yerdeki mahkemeye başvurma olanağı getirilmiştir.
Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), s. 132-133Gerekçe, maddenin her fıkrasının işlevini ayrı ayrı açıklar. Eski Kanun'a göre yenilikler, hâkime hakkaniyete göre azaltma veya kaldırma yetkisi tanınması, gelecek yıllar için artış imkânı ve nafaka alacaklısının kendi yerleşim yerinde dava açabilmesidir.
743 sayılı eski Medeni Kanun'daki karşılığı
Eski Kanun'da maddenin karşılığı 316. maddeydi.
Nafaka davası, bununla mükellef olanlar hakkında, mirastaki tertip sırasiyle ittihaz edilir. Dava, davacının geçinmesi için muktazi ve diğer tarafın geliri ile mütenasip, bir muavenet talebinden ibaret olur. Erkek ve kız kardeşler, hali refahta bulunmadıkça kendilerinden nafaka istenemez. Dava, nafaka istemek hakkına malik olan kimse tarafından veya o kimse resmi bir müessesede infak olunuyor ise o müessese yahut müessesenin tabi olduğu idare tarafından mükellefin ikametgahı mahkemesinde ikame olunur.
743 sayılı Kanun, mevzuat.gov.tr| 743 sayılı Kanun m. 316 | 4721 sayılı Kanun m. 365 | |
|---|---|---|
| Sıra | Mirastaki tertip sırası | Mirasçılıktaki sıra |
| Miktar | Geçinme için gerekli ve diğer tarafın geliriyle orantılı | Geçinme için gerekli ve karşı tarafın malî gücüne uygun |
| Hakkaniyet | Düzenlenmemişti | Hâkim azaltabilir veya kaldırabilir |
| Kurum | Resmî müessese veya bağlı olduğu idare dava açabilirdi | Resmî veya kamuya yararlı kurumlar dava açabilir |
| Artış | Düzenlenmemişti | Gelecek yıllar için artış belirlenebilir |
| Yetki | Yükümlünün ikametgâhı mahkemesi | Taraflardan birinin yerleşim yeri mahkemesi |
Değişiklik geçmişi
| Tarih | Gelişme | Dayanak |
|---|---|---|
| 01.01.2002 | Madde yürürlüğe girdi | 4721 s. K. |
Madde 2002'den bu yana değişmemiştir; Tasarı metni Adalet Komisyonunda da değiştirilmemiştir. Bu sayfa hazırlanırken norm denetimi karar bankasında 365. maddenin itiraz veya iptal konusu olduğu bir karara rastlanmamıştır.
İlgili maddeler
- TMK m. 186: Evlilik birliğinin giderlerine katılma.
- TMK m. 330: Nafaka miktarının takdiri.
- TMK m. 364: Nafaka yükümlüleri.
- TMK m. 366: Korunmaya muhtaç kişiler.
Yardım nafakası davası, nafaka yükümlülerinin sırası veya bu konudaki davalarla ilgili sorularınız için boşanma avukatı İstanbul sayfasındaki iletişim bilgilerinden bana ulaşabilirsiniz.
Sık sorulan sorular
TMK 365 ne diyor?
Yardım nafakası davasının mirasçılıktaki sıraya göre açılacağını, davanın geçinme için gerekli ve yükümlünün malî gücüne uygun bir yardım istemi olduğunu, hâkimin hakkaniyete göre azaltma veya kaldırma yapabileceğini, kurumların da dava açabileceğini, gelecek yıllar için artış belirlenebileceğini ve yetkili mahkemeyi düzenler.
Yardım nafakası hangi sırayla istenir?
Önce altsoydan, sonra üstsoydan, en son refah içindeki kardeşlerden (Yargıtay 3. HD, 2015/15058 E., 2016/2662 K., 25.02.2016).
Çocuklarım varken kardeşimden nafaka isteyebilir miyim?
Hayır; önce ergin çocuklarınıza başvurmanız gerekir (Yargıtay 3. HD, 2016/17247 E., 2017/6724 K., 08.05.2017).
Evliysem ana veya babamdan yardım nafakası isteyebilir miyim?
Önce eşiniz, sonra çocuklarınız sorumludur (Yargıtay 3. HD, 2015/6371 E., 2015/14052 K., 14.09.2015).
Birden fazla çocuk varsa nafakayı kim öder?
Aynı sıradakiler ödeme güçleri oranında sorumludur; borç müteselsil değildir.
Nafakanın miktarı nasıl belirlenir?
Davacının geçinmesi için gerekli ve yükümlünün malî gücüne uygun olarak; yükümlü geçim sıkıntısına düşürülmez.
Kurum nafaka davası açabilir mi?
Evet; nafaka alacaklısına bakan resmî veya kamuya yararlı kurumlar dava açabilir (Yargıtay 3. HD, 2014/12228 E., 2014/11982 K., 17.09.2014).
Bakılan kişi ölürse dava konusuz kalır mı?
Hayır; dava açıldığı tarihteki koşullara göre karar verilir (Yargıtay HGK, 2017/995 E., 2018/514 K., 21.03.2018).
Nafaka her yıl artırılabilir mi?
Evet; istem hâlinde gelecek yıllar için artış belirlenebilir; bir kararda artışın yerleşik uygulamaya göre ÜFE oranında belirlenmesi gerektiği belirtilmiştir (Yargıtay 3. HD, 2013/19785 E., 2014/4046 K., 17.03.2014).
Dava hangi mahkemede açılır?
Aile mahkemesinde; davacı kendi yerleşim yerinde veya davalının yerleşim yerinde dava açabilir (Yargıtay 3. HD, 2015/15974 E., 2016/922 K., 27.01.2016).
Eski Kanun'da karşılığı var mıydı?
Evet; 743 sayılı Kanun'un 316. maddesi.
Madde yürürlüğe girdiğinden beri değişti mi?
Hayır.
Kaynaklar ve Mevzuat
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 4, 186, 330, 364, 365, 366
- 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun m. 4
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 6
- 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu m. 30
- 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi m. 316 (mülga)
- Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), m. 365 gerekçesi s. 132-133, Tasarı ve Komisyon metni s. 449-450
- Yargıtay HGK, 2017/995 E., 2018/514 K., 21.03.2018
- Yargıtay 3. HD, 2016/17247 E., 2017/6724 K., 08.05.2017
- Yargıtay 3. HD, 2016/12521 E., 2017/6542 K., 04.05.2017
- Yargıtay 3. HD, 2015/15058 E., 2016/2662 K., 25.02.2016
- Yargıtay 3. HD, 2015/15974 E., 2016/922 K., 27.01.2016
- Yargıtay 3. HD, 2015/9875 E., 2015/17177 K., 04.11.2015
- Yargıtay 3. HD, 2015/6371 E., 2015/14052 K., 14.09.2015
- Yargıtay 3. HD, 2014/12228 E., 2014/11982 K., 17.09.2014
- Yargıtay 3. HD, 2013/19785 E., 2014/4046 K., 17.03.2014
- Yargıtay 3. HD, 2012/8081 E., 2012/11677 K., 02.05.2012
