Anlaşmalı boşanma, en az bir yıl sürmüş evliliklerde eşlerin boşanmayı ve boşanmanın sonuçlarını birlikte kararlaştırıp bunu hâkimin önünde doğrulamasıyla gerçekleşen boşanma yoludur. Kanunda bu ad geçmez; kurum, Türk Medeni Kanunu’nun “Evlilik birliğinin sarsılması” başlıklı 166. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenmiştir ve 1988’den beri hukukumuzdadır. Eşler anlaşınca evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır; hâkim kusur araştırmaz, tanık dinlemez, eşlerin ikrarıyla bağlıdır. Ancak Türk hukukunda salt iradeyle boşanma yoktur: Anayasa Mahkemesi “irade ilkesi”nin geçerli olmadığını, eşlerin hâkim kararı olmadan evliliğe son veremeyeceğini vurgular. Hukuk Genel Kurulu’na göre anlaşmalı boşanmadaki kabul, usul hukukundaki davayı kabulden farklıdır; davayı sona erdirmez, tek başına boşanma kararı için yetmez ve hüküm kesinleşinceye kadar geri alınabilir.
Anlaşmalı boşanma nedir?#
Anlaşmalı boşanma, evliliği en az bir yıl sürmüş eşlerin mahkemeye birlikte başvurması ya da birinin açtığı davayı diğerinin kabul etmesi ve hâkimin eşleri bizzat dinleyip aralarındaki düzenlemeyi uygun bulmasıyla verilen boşanma kararıdır (TMK m. 166/3). Anlaşmalı boşanma bir kanun terimi değildir. Kanun bu hâle ad vermemiş, Hukuk Genel Kurulu da hükmü “uygulamada anlaşmalı boşanma adı verilen” düzenleme diye anmıştır (Yargıtay HGK, 2017/1941 E., 2019/475 K., 18.04.2019). Kanunun metni şöyledir:
Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi hâlinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu hâlde boşanma kararı verilebilmesi için, hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü hâlinde boşanmaya hükmolunur. Bu hâlde tarafların ikrarlarının hâkimi bağlamayacağı hükmü uygulanmaz (TMK m. 166/3).
Hukuk Genel Kurulu bu fıkradan dört koşul çıkarır: evlilik birliğinin en az bir yıl sürmesi, eşlerin mahkemeye birlikte başvurması veya birinin diğerinin davasını kabul etmesi, eşlerin iradelerini hâkime bizzat açıklaması, boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hakkında anlaşıp bu düzenlemeyi hâkimin onayına sunmaları (Yargıtay HGK, 2017/1941 E., 2019/475 K., 18.04.2019). Bu dört koşuldan biri eksikse hâkim anlaşmalı boşanma kararı veremez. Kitabın ilk kısmı bu koşulları, ikinci kısmı protokolü ve hâkimin denetimini, sonraki kısımlar da protokolün her bir maddesini ve yerine getirilmesini inceler.
Koşulların kuruluşu şöyle özetlenebilir:
| Koşul | Kanundaki ifade | Eksikse sonuç | Bölüm |
|---|---|---|---|
| Süre | “Evlilik en az bir yıl sürmüş ise” | Anlaşmalı boşanma kararı verilemez; dava çekişmeli sürdürülebilir | 2 |
| Ortak irade | “Birlikte başvurması ya da … davasını kabul etmesi” | Dava çekişmeli görülür | 4 |
| Bizzat dinleme | “Tarafları bizzat dinleyerek” | Karar bozulur | 5 |
| Serbest irade | “İradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi” | Anlaşmalı boşanma kararı verilemez | 6 |
| Düzenleme | “Malî sonuçları ile çocukların durumu” | Anlaşmalı boşanma kararı verilemez | 8 |
| Hâkimin onayı | “Uygun bulması” | Değişiklik önerilir; kabul edilmezse dava çekişmeli görülür | 9 |
Anlaşmalı boşanma ne zamandan beri var?#
Anlaşmalı boşanma 1926 tarihli Medeni Kanun’un ilk metninde yoktu. Kurum, 1988’de 3444 sayılı Kanunla 743 sayılı Kanun’un 134. maddesine eklenmiş, 2002’de yürürlüğe giren 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesine de aynen aktarılmıştır (Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), s. 73; maddenin eski metinleri ve karşılaştırması için Aydar/Aydar/Aydar, Türk Medeni Kanunu Aile Hukuku Şerhi, m. 166). Tasarının gerekçesi bu aktarımı tek cümleyle açıklar: “Madde yürürlükteki Kanunun 134 üncü maddesinden 3444 sayılı Kanunla yapılmış olan değişikliklerle birlikte aynen alınmış, herhangi bir değişiklik yapılmamıştır.” (Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), s. 73) Fıkranın metni o günden bugüne değişmemiştir. Aynı maddenin dördüncü fıkrasındaki süre ise 2024’te üç yıldan bir yıla indirilmiştir; bu değişiklik fiili ayrılık sebebine ilişkindir ve anlaşmalı boşanmadaki bir yıl şartıyla ilgisi yoktur (AYM, E. 2025/203, K. 2026/39, 12.02.2026).
Eşler anlaşınca hâkim kararı olmadan boşanabilir mi?#
Hayır. Türk hukukunda eşlerin anlaşması tek başına evliliği bitirmez; noterde yapılan bir sözleşme ya da imzalanan bir protokol kimseyi boşamaz. Anayasa Mahkemesi bunu açıkça söyler:
4721 sayılı Yasa’da “irade ilkesi” geçerli değildir, eşlerin hâkim kararı olmaksızın mahkeme dışında evlilik birliğine son vermeleri olanaksızdır (AYM, E. 2005/26, K. 2008/105, 15.05.2008).
Hukuk Genel Kurulu da Kanun’da irade ilkesine dayanan bir boşanma sisteminin bulunmadığını, karma bir sistemin benimsendiğini ve anlaşmalı boşanma davalarının “kısmen irade ilkesinin uygulandığı davalar” olduğunu belirtir (Yargıtay HGK, 2017/1941 E., 2019/475 K., 18.04.2019). “Kısmen” sözcüğü önemlidir. Kanun, eşlerin iradesine sonuç bağlar, ama bu iradenin hâkim önünde açıklanmasını, serbest olduğunun saptanmasını ve eşlerin yaptığı düzenlemenin denetlenmesini şart koyar. Genel Kurul bu denetimi Anayasa’nın aileyi koruyan 41. maddesine bağlar: Hâkim, tarafların ikrarıyla bağlı olmakla birlikte aynı zamanda “bir denetim yetkisine sahiptir.” (Yargıtay HGK, 2017/1941 E., 2019/475 K., 18.04.2019)
Anlaşmalı boşanmada hâkim neden boşanma sebebini araştırmaz?#
Çünkü Kanun, eşlerin anlaşmasını evlilik birliğinin temelinden sarsıldığının karinesi saymıştır: Koşullar varsa evlilik birliği “temelinden sarsılmış sayılır.” Hukuk Genel Kurulu’nun deyişiyle davalının ikrarı veya kabulü “evlilik birliğinin sarsılmış olduğuna bir karine sayılmıştır” ve “hâkimin artık bir kusur araştırması yapmasına gerek bulunmamaktadır.” (Yargıtay HGK, 2017/3067 E., 2019/512 K., 02.05.2019) Bunun sonuçları şunlardır:
- Kusur belirlenmez. Kararda eşlerden hangisinin kusurlu olduğu yazılmaz. Bu nedenle anlaşmalı boşanmadan sonra kusura dayanan bir tazminat davası da açılamaz (bkz. 15. Bölüm).
- Tanık dinlenmez, delil toplanmaz. Boşanma sebebi ispat edilmez; dosyada aile sırlarının anlatılmasına gerek kalmaz.
- Dilekçede sebep yazmak şart değildir. Yine de kısa bir anlatımın yararı vardır: anlaşma bozulur ve dava çekişmeli sürerse dilekçenin bu hâli işe yarar (bkz. 7. Bölüm).
Boşanma davalarında tarafların ikrarı kural olarak hâkimi bağlamaz (TMK m. 184/3). TMK m. 166/3’ün son cümlesi bu kuralı anlaşmalı boşanma için kaldırmıştır. Anayasa Mahkemesi bu istisnayı incelemiş, “boşanma davalarında hâkim kural olarak ikrarla bağlı olmadığı gibi kabulle de bağlı değildir” dedikten sonra istisnayı kanun koyucunun takdirinde görerek itirazı reddetmiştir (AYM, E. 2005/26, K. 2008/105, 15.05.2008).
Duruşma tutanağında boşanmayı ve mali sonuçları kabul eden eşlerin davası anlaşmalı boşanmadır; artık tazminat istenemez ve kusur tartışılamaz
Dava, evlilik birliğinin sarsılması sebebiyle açılmıştı. Duruşmada kadın boşanmaya karar verilmesini istemiş, nafaka talebinden vazgeçtiğini, masraf ve vekâlet ücreti istemediğini söylemiş; erkek de davayı kabul ettiğini ve kadından bir talebi olmadığını belirtmiş, sözler imzayla tutanağa geçmişti. Kadın yıllar sonra maddi ve manevi tazminat davası açtı. Genel Kurul, kararda 166/3’ün adı anılmasa da boşanmanın bu hükme göre verildiğini kabul etmiştir:
“…tarafların boşanmanın mali sonuçlarına ilişkin aralarındaki ihtilafı nihai olarak çözdükleri ve ilişkilerini tasfiye ettikleri kabul edilir. Bu itibarla anlaşmalı boşanmadan sonra artık boşanma sebebiyle (TMK md. 174/1,2) maddi ve manevi tazminat istenemez.”
Değerlendirme. Kararın niteliğini belirleyen, başlığı veya davanın açılış sebebi değil, eşlerin hâkim önündeki ortak iradesidir. Çekişmeli başlayan bir davada imzalanan bir tutanak, sonucu değiştirmeyecek gibi görünse de yıllar sonra tazminat yolunu kapatabilir.
Anlaşmalı boşanmadaki kabul, HMK’daki davayı kabulle aynı şey midir?#
Hayır. Hukuk Genel Kurulu’nun anlaşmadan dönme konusundaki kararının temelinde bu ayrım yatar:
TMK’nın 166/3. maddesi uyarınca davanın kabulü, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 308. maddesinde düzenlenen “kabul” kavramından ayrılmaktadır (Yargıtay HGK, 2017/1941 E., 2019/475 K., 18.04.2019).
Usul hukukundaki kabul, davalının tek taraflı beyanıyla davayı esastan bitirir, kesin hüküm gibi sonuç doğurur ve ancak irade bozukluğu hâlinde iptal edilebilir (HMK m. 308, 311). Anlaşmalı boşanmadaki kabulün doğurduğu “tek sonuç evlilik birliğinin sarsıldığı olgusunun ispatlandığıdır.” (Yargıtay HGK, 2017/1941 E., 2019/475 K., 18.04.2019) Genel Kurul’a göre “yalın kabul” boşanma kararı vermeye yetmez; hükmün kesinleşmesine kadar kabul beyanından dönülebilir.
| HMK m. 308’deki kabul | TMK m. 166/3’teki kabul | |
|---|---|---|
| Konusu | Tarafların serbestçe tasarruf edebileceği davalar | Boşanma davası |
| Davayı bitirir mi? | Evet | Hayır; hâkimin dinlemesi ve onayı gerekir |
| Hâkim bağlı mı? | Evet | Yalnız sarsılma olgusu bakımından; düzenlemeyi denetler |
| Geri alınabilir mi? | Yalnız irade bozukluğunda iptal istenebilir | Hüküm kesinleşinceye kadar dönülebilir |
Anlaşmalı boşanma bir dava mı, çekişmesiz yargı işi mi?#
Öğretide tartışmalıdır. Bir görüşe göre anlaşmalı boşanma da diğer boşanma davaları gibi çekişmeli yargıdır; karşı görüşe göre, gerçek anlamda davacı ve davalı bulunmadığı için çekişmesiz yargı işidir (Doğan, s. 761, 764). Yargıtay kararlarında kullanılan dil davadır: Anlaşma bozulduğunda aynı dosyada anlaşmalı boşanma davasının “Çekişmeli boşanma (TMK md. 166/1-2)” olarak görülmesi istenir (Yargıtay 2. HD, 2025/9746 E., 2026/1856 K., 18.02.2026). Uygulama bakımından önemli olan da budur. Eşler birlikte başvursa bile dosya, anlaşma bozulduğu anda delillerin toplandığı olağan bir boşanma davasına dönüşebilir. Bu nedenle kanaatimizce anlaşmalı boşanmayı dava olarak ele almak, hem Kanunun “davasını kabul etmesi” ifadesine hem de bu dönüşüm imkânına daha uygundur.
Anlaşarak ayrılık kararı alınabilir mi?#
Öğretide baskın görüş, anlaşmalı boşanma koşulları gerçekleşmişse hâkimin kendiliğinden ayrılığa karar veremeyeceği yönündedir; çünkü karine evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını kabul eder, ayrılık ise birliğin yeniden kurulabileceği ihtimaline dayanır (TMK m. 170/3) (Doğan, s. 780-781; yazar, karşı görüşün de bulunduğunu belirtir). Eşlerin baştan anlaşarak yalnız ayrılık istemesi de tartışmalıdır: Bir görüş bunu mümkün görür, karşı görüş tazminat gibi sonuçların ayrılığın niteliğine aykırı olduğunu ve Kanunun ayrılık kararı için boşanma sebebinin ispatını aradığını (TMK m. 170/1) savunur (Doğan, s. 764-765). Uygulamada eşler ayrı yaşamak istiyorsa bunu hâkim önüne anlaşmalı boşanma olarak değil, ortak hayata ara verme ve TMK m. 197 çerçevesinde getirmeleri daha doğrudur.
Anlaşmalı boşanma ile çekişmeli boşanmanın farkları nelerdir?#
| Anlaşmalı boşanma | Çekişmeli boşanma | |
|---|---|---|
| Dayanak | TMK m. 166/3 | TMK m. 166/1-2 ve özel sebepler (m. 161-165) |
| Süre şartı | Evlilik en az bir yıl sürmüş olmalı | Yok |
| Sebebin ispatı | Gerekmez; karine vardır | Gerekir; vakıalar tek tek ispatlanır |
| Kusur | Araştırılmaz | Belirlenir; tazminat ve nafakayı etkiler |
| İkrar | Hâkimi bağlar | Hâkimi bağlamaz (m. 184/3) |
| Dilekçeler ve ön inceleme | Anlaşma sürdükçe gerekmez | Zorunludur |
| Tanık | Dinlenmez | Dinlenir |
| Eşlerin duruşmada hazır bulunması | Zorunludur | Vekil yeterli olabilir |
| Mali sonuçlar | Eşlerin düzenlemesine göre | Hâkimin kararıyla, talep ve kusura göre |
| Kararı değiştirme | Kesinleşinceye kadar anlaşmadan dönülebilir | Kanun yolları |
Eşlerin anlaşması evlilik birliğinin temelinden sarsıldığına karine oluşturur; bu nedenle hâkim kusur araştırmaz ve tarafların ikrarıyla bağlıdır. Ancak bu kabul, usul hukukundaki davayı kabul değildir: Tek başına boşanma kararı verilmesine yetmez ve hüküm kesinleşinceye kadar geri alınabilir (Yargıtay HGK, 2017/1941 E., 2019/475 K., 18.04.2019; Yargıtay HGK, 2017/3067 E., 2019/512 K., 02.05.2019).
Bir çift anlaşmalı boşanmak istediğini söylediğinde avukatın ilk işi dört koşulu sırayla sınamaktır: nikâh tarihi ve dava tarihi, iki eşin de duruşmaya gelip gelemeyeceği, eşlerden birinin baskı altında olup olmadığı ve mali konular ile çocuklar hakkında gerçekten anlaşılıp anlaşılmadığı. Bu dört sorudan birinin cevabı belirsizse, protokolü yazmadan önce o belirsizlik giderilmelidir.
Bu bölümde anılan öğreti
- Doğan, Burak, “Türk Hukukunda Anlaşmalı Boşanma (TMK m. 166/III)”, Erciyes Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 19, S. 2, 2024, s. 755–787
