Hâkim, eşlerin iradelerini serbestçe açıkladığına kanaat getirmeden anlaşmalı boşanma kararı veremez. Serbest irade iki şeyi gerektirir: ehliyet ve baskısızlık. Akıl hastalığı sebebiyle kısıtlanmış eş ayırt etme gücünden yoksun sayıldığı için anlaşmalı boşanamaz: Yargıtay’a göre onun beyanları hukuki sonuç doğurmaz, vasi aracılığıyla taraf teşkili sağlanır ve dava delillerle görülür. Baskı, tehdit, aldatma ve yanılma gibi irade sakatlıkları ise kararın kesinleşmesinden önce kolayca, sonrasında çok güç ileri sürülebilir: Kesinleşmeden önce dönmek için sebep göstermek bile gerekmez; kesinleşmeden sonra yalnız dar şartlarla yargılamanın iadesi istenebilir. Genel bir depresyon teşhisi, irade fesadını ispat için tek başına yeterli sayılmamıştır. Bu nedenle baskı altında olduğunu düşünen eşin bunu duruşmada hâkime söylemesi veya karar kesinleşmeden kanun yoluna başvurması gerekir.
Hâkim serbest iradeyi nasıl anlar?#
Kanunun aradığı, hâkimin “iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi”dir (TMK m. 166/3). Bu bir kanaat denetimidir; belirli bir delil aranmaz. Hâkim eşi dinler, davranışına bakar, soru sorar, gerekirse eşleri ayrı ayrı dinler, protokolün dengesini ve çocuklar hakkındaki düzenlemeyi değerlendirir (Doğan, s. 768). Bir eşin bütün haklarından karşılıksız vazgeçtiği, çok kısa sürede imzalanmış veya tek taraflı hazırlanmış bir protokol hâkimi daha ayrıntılı soru sormaya yöneltmelidir. Şiddet veya tehdit şüphesi varsa hâkim anlaşmalı karar vermek zorunda değildir; kaldı ki Hukuk Genel Kurulu’nun vurguladığı gibi amaç, “tarafların her türlü baskı ve tehditten uzak olarak özgür iradeleri ile beyanda bulunduklarının denetlenmesi”dir (Yargıtay HGK, 2017/1941 E., 2019/475 K., 18.04.2019).
Kısıtlı veya akıl hastası eş anlaşmalı boşanabilir mi?#
Hayır. Akıl hastalığı nedeniyle kısıtlanmış kişinin beyanı sonuç doğurmaz. Yargıtay’ın kararı şöyledir:
Akıl hastalığı nedeniyle kısıtlanmış eş anlaşmalı boşanamaz; vasi üzerinden taraf teşkili sağlanarak dava delillerle görülür
Kadın, evlilik birliğinin sarsılması sebebiyle dava açmış, ön inceleme duruşmasında iki eş TMK m. 166/3 uyarınca boşanmak istemişti. Mahkeme anlaşmalı boşanmaya karar verdi. Oysa erkek, akıl hastalığı sebebiyle kısıtlanmış ve kendisine kızı vasi atanmıştı. Daire iki yönden bozma yapmıştır:
“Akıl hastalığından dolayı kısıtlanan kişi ayırt etme gücünden yoksun olup, tam ehliyetsizdir. Ayırt etme gücü bulunmayanların serbest iradesiyle beyanda bulunduklarından söz edilemez. Bu sebeple beyanları hukuki sonuç doğurmaz.”
Değerlendirme. Karar, vasinin de anlaşmalı boşanma iradesini eş adına açıklayamayacağını ima etmektedir; Daire, vasiye duruşma gününün tebliğ edilmesini, taraf teşkilinin sağlanmasını ve delillerin toplanmasını istemiştir. Bu tür dosyalarda dava yalnız diğer boşanma sebeplerine göre görülebilir.
Kanaatimizce bu sonuç, her kısıtlılık hâli için aynı değildir. Kararda belirleyici olan, akıl hastalığı sebebiyle ayırt etme gücünün bulunmamasıdır (TMK m. 14, 405). Ayırt etme gücü bulunmakla birlikte başka bir sebeple kısıtlanmış bir eş bakımından hâkim durumu ayrıca değerlendirmelidir; ancak kısıtlılık kararı varsa ve eş dinlenecekse vasiye bilgi verilmesi ve protokolün mali içeriği bakımından vesayet makamı izninin sorulması gerekir (TMK m. 462). Kısıtlanmamış, ancak geçici olarak ayırt etme gücü tartışmalı olan bir eş (ağır ilaç etkisi, ileri demans şüphesi gibi) için hâkimin sağlık raporu istemesi yerinde olur. Doğan’ın belirttiği üzere, akıl hastası kişinin anlaşmalı boşanmada kabul beyanında bulunması düşünülemez (Doğan, s. 766).
Ayırt etme gücü sorunu karardan sonra ileri sürülürse de araştırılmalıdır. Ruhsal rahatsızlığı bulunduğu ileri sürülen erkeğin yargılamanın iadesi davasında Daire, vesayet altına alınmasının gerekip gerekmediğinin ön sorun sayılmasını ve anlaşmalı boşanma dava tarihinde ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığının rapor alınarak araştırılmasını istemiştir (Yargıtay 2. HD, 2025/8152 E., 2026/3316 K., 30.03.2026). Başka bir dosyada kadın, doğuştan gelen akıl zayıflığı nedeniyle protokol hükümlerini anlamadan kabul ettiğini ileri sürmüştür. Sağlık kurulu raporunda vasi atanması gerektiği belirtilmiş, kadın sonradan kısıtlanmıştır. Gerekçeli karar kendisine kalemde bizzat tebliğ edilmişti. Daire, bu tebliğle kararın usulsüz kesinleştirildiğini, kadının başvurusunun yargılamanın iadesi değil istinaf olarak ele alınması gerektiğini belirtmiştir (Yargıtay 2. HD, 2025/7038 E., 2025/8076 K., 30.09.2025). Avukatın görevi burada çok önemlidir: Kesinleşmiş sayılan bir karar, tebliğ usulsüzse hâlâ istinaf edilebilir.
Evlenme ehliyetini kazanmış küçük eş ise evlenmeyle ergin olur (TMK m. 11/2); bu sebeple anlaşmalı boşanma davasında tek başına beyanda bulunabilir.
Depresyon veya ruhsal sıkıntı iradeyi sakatlar mı?#
Tek başına hayır. Bir dosyada kadın, boşanma kararının kesinleşmesinden sonra ağır depresyon tedavisi gördüğünü ileri sürerek iradesinin sakatlandığını savunmuştur. Bölge adliye mahkemesi, boşanma kararının kesinleşmesinden sonra görülen depresyon tedavisinin tek başına iradenin fesada uğratıldığını ispata yeterli olmadığını, tedavinin bitiminden sonra uzunca bir süre irade fesadından bahsedilmemesi karşısında açılan davanın hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu belirtmiş ve karar onanmıştır (Yargıtay 2. HD, 2022/10165 E., 2024/2453 K., 16.04.2024). Bu tür iddialarda süre ve tutarlılık belirleyicidir.
Baskıyla imzalanan protokol ne olur?#
Sonuç, iddianın ne zaman ileri sürüldüğüne göre değişir:
| Aşama | İleri sürme yolu | Ne gerekir? |
|---|---|---|
| Duruşmadan önce | Duruşmaya gitmemek ya da hâkime söylemek | Hiçbir delil gerekmez; anlaşmalı karar verilemez |
| Duruşmada | Hâkime beyan | Beyan tutanağa geçer; dava çekişmeli görülür |
| Karardan sonra, kesinleşmeden önce | İstinaf veya temyiz | Dönmek için irade sakatlığını ispat gerekmez (7. Bölüm) |
| Kesinleşmeden sonra | Yargılamanın iadesi (HMK m. 375/1-h) | Karara etki eden hileli davranış, süre: üç ay ve on yıl (HMK m. 377) |
| Kesinleşmeden sonra, ayrı mal rejimi davasında | İrade sakatlığı savunması | Kural olarak incelenmez |
Kesinleşmeden önce iş çok kolaydır. Bir dosyada erkek, karar duruşmasında ölüm tehdidi aldığı için boşanmayı kabul ettiğini ve boşanmak istemediğini ileri sürerek istinaf yoluna gitmiş; bölge adliye mahkemesi eşlerin kesinleşinceye kadar irade beyanından dönebileceğini belirterek kararı kaldırmış ve dosya çekişmeli olarak görülmüştür (Yargıtay 2. HD, 2023/8252 E., 2024/4452 K., 10.06.2024, kararda aktarılan önceki kaldırma kararı).
Kesinleşmeden sonra ise kapı büyük ölçüde kapanır. Daire, bir dosyada kadının yaşadığı tehdit ve erkeğin hileli hareketleri nedeniyle iradesini serbestçe yansıtamadığı iddiasıyla açılan yargılamanın iadesi davasının reddini, duruşmaya katılan kişinin kendisi olmadığına veya imzanın kendisine ait olmadığına dair bir iddia bulunmadığını belirterek onamıştır (Yargıtay 2. HD, 2023/8763 E., 2024/2370 K., 03.04.2024). Hile iddiasında, anlaşmalı boşanmanın özelliği de engel oluşturur: Bir başka dosyada, “klasik bir davada olduğu gibi lehine karar verilen tek bir taraf” bulunmadığı ve hâkimin incelemesinin sınırlı olduğu belirtilmiştir (Yargıtay 2. HD, 2024/1455 E., 2024/7592 K., 21.10.2024). Boşanma kararı kesinleştikten sonra açılan bir katılma alacağı davasında da hile, aldatma ve korkutma iddiası, yargılamanın yenilenmesi yoluna gidilmediği belirtilerek dinlenmemiştir (Yargıtay 2. HD, 2022/7032 E., 2023/5046 K., 01.11.2023). Bu konunun ayrıntısı 23. Bölümdedir.
Protokol hazırlanırken baskı gören eş için duruşma son güvenli andır. Hâkim özellikle sorduğunda “kendi rızamla” diyen kişinin sonradan aksini ispat etmesi çok güçtür. Şiddet veya tehdit altındaysa 6284 sayılı Kanun kapsamında koruma istenmeli, avukat veya baroya başvurulmalı, gerekirse duruşmada hâkimle ayrı görüşme talep edilmelidir.
Hâkim eşlerin neden boşandığını sorabilir mi?#
Sorabilir, ancak saikler kural olarak iradeyi sakatlamaz. Doğan, eşlerin alacaklılardan mal kaçırma veya dul ve yetim aylığı alma amacıyla boşanmalarının hâkimin araştırma konusu olmadığı görüşünü savunur; Yargıtay’ın eski bir kararında da “davacının babasından dulluk maaşı almak düşüncesi” saik sayılarak ret gerekçesi yapılamayacağı belirtilmiştir (Yargıtay 2. HD, 20.10.1993, E. 8625, K. 9559 (aktaran Doğan, s. 780, dn. 110). Yazar, Yargıtay’ın sonraki bir kararında araştırmanın mümkün görüldüğünü de aktarır: dn. 111). Bu tür boşanmaların sonuçları 24. Bölümde incelenmiştir.
Hâkim, eşlerin serbest iradeyle beyanda bulunduğuna kanaat getirmedikçe anlaşmalı boşanma kararı veremez. Akıl hastalığından dolayı kısıtlanan ve ayırt etme gücü bulunmayan eşin beyanı sonuç doğurmaz; bu durumda vasi aracılığıyla taraf teşkili sağlanarak dava delillere göre görülür (Yargıtay HGK, 2017/1941 E., 2019/475 K., 18.04.2019; Yargıtay 2. HD, 2016/8798 E., 2017/14467 K., 13.12.2017).
Karşı taraf vekili olarak baskı iddiasına açık bir dosyada şu önlemleri alın: Protokol taslağını duruşmadan birkaç gün önce eşe verin, ayrı avukatla görüşme imkânı tanıyın, hâkimin eşlere ayrı ayrı soru sormasını isteyin, karşılıklılığı protokole yansıtın. Baskı gören eşin vekili olarak ise duruşmaya gitmeden kanıtları (mesaj, tehdit kaydı, şikâyet) toplayın; karar verilmişse gerekçeli kararın tebliğini beklemeden istinaf süresini izleyin ve asla tebliğden sonra feragat dilekçesi imzalamayın.
Bu bölümde anılan öğreti
- Doğan, Burak, “Türk Hukukunda Anlaşmalı Boşanma (TMK m. 166/III)”, Erciyes Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 19, S. 2, 2024, s. 755–787
