Türk Medeni Kanunu · Evlât Edinme

TMK Madde 320: Evlâtlık İşlemlerinde Aracılık

Türk Medeni Kanunu'nun 320. maddesine göre küçüklerin evlât edinilmesine ilişkin aracılık faaliyetleri, ancak yetki verilen kurum ve kuruluşlarca yapılır; bu faaliyetlerin yürütülmesine ilişkin hususlar yönetmelikle düzenlenir. Bu sayfada aracı kuruma nasıl ve nereye başvurulduğunu, sıralamanın nasıl işlediğini, geçici bakım sözleşmesini ve bir yıllık izleme sürecini, ret hâlinde itiraz yolunu, ülkelerarası evlât edinmeyi, madde gerekçesini ve konuya ilişkin Yargıtay kararlarını bulacaksınız.

Av. Aydın AydarAv. Aydın AydarHazırlayan · Boşanma avukatı 13 yüksek mahkeme kararı Güncelleme: 25 Eylül 2026
Resmî metin4721 sayılı Türk Medeni Kanunu

İkinci Kitap: Aile Hukuku › İkinci Kısım: Hısımlık › Birinci Bölüm: Soybağının Kurulması › Dördüncü Ayırım: Evlât Edinme

F. Evlâtlık işlemlerinde aracılık

Madde 320

  1. (1)Küçüklerin evlât edinilmesine ilişkin aracılık faaliyetleri, ancak Cumhurbaşkanınca yetki verilen kurum ve kuruluşlarca yapılır.
  2. (2)Aracılık faaliyetlerinin yürütülmesine ilişkin hususlar Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikle düzenlenir.
Yürürlük: 01.01.2002 · 1 değişiklik notumevzuat.gov.tr

Fıkra numaraları atıf kolaylığı için eklenmiştir; metin, mevzuat.gov.tr'deki güncel resmî metinle aynıdır.

Bu sayfada
  1. Madde metni
  2. TMK 320 ne düzenler?
  3. Aracılık yetkisi kimde?
  4. Başvuru ve belgeler
  5. Sosyal inceleme ve sıralama
  6. Ret, itiraz ve dava yolu
  7. Yerleştirme, izleme ve mahkeme aşaması
  8. Ülkelerarası evlât edinme
  9. Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararları
  10. Madde gerekçesi
  11. 743 sayılı eski Medeni Kanun'daki karşılığı
  12. Değişiklik geçmişi
  13. İlgili maddeler
  14. Sık sorulan sorular
Kısaca

TMK 320, evlât edinmenin mahkeme öncesindeki idarî ayağını düzenler. Kural iki cümledir: küçüklerin evlât edinilmesine ilişkin aracılık faaliyetleri ancak yetki verilen kurum ve kuruluşlarca yapılır ve bu faaliyetlerin nasıl yürütüleceği ikincil düzenlemeyle belirlenir. Bugün yürürlükteki düzenleme, 15.03.2009 tarihli Küçüklerin Evlat Edinilmesinde Aracılık Faaliyetlerinin Yürütülmesine İlişkin Tüzük'tür ve aracılık yetkisini tek bir kuruma vermiştir. Tüzük; başvuru, belge, sosyal inceleme, sıralama, geçici bakım sözleşmesi, bir yıllık izleme ve itiraz aşamalarını ayrıntılı biçimde düzenler. Uygulamadaki en önemli soru, her evlât edinmede bu yoldan geçmenin zorunlu olup olmadığıdır. Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre aracı kurumun yetkisi korunmaya muhtaç ve kurum bakımındaki çocuklarla sınırlıdır; bunun dışındaki evlât edinmelerde kuruma başvurulmamış olması davanın reddini gerektirmez (Yargıtay 2. HD, 2011/5203 E., 2012/12923 K., 14.05.2012).

Aracılık faaliyeti
Küçüğün evlât edindirilmesi sürecinin kurum eliyle yürütülmesi (TMK m. 320/1).
Geçici bakım sözleşmesi
Küçüğün yerleştirilmesinden önce evlât edinecek kişi veya eşlerle imzalanan sözleşme.
Sıralama
Başvuruların, belgelerin sunulduğu tarih ve saate göre dizilmesi.
Merkezi makam
Ülkelerarası evlât edinmede yetkili otorite.

TMK 320 ne düzenler?

KonuKuralDayanak
Aracılık yetkisiYalnızca yetkilendirilen kurum ve kuruluşlarTMK m. 320/1
İkincil düzenlemeYönetmelikle belirlenirTMK m. 320/2
Yürürlükteki metin15.03.2009 tarihli TüzükYargıtay 2. HD, 2009/20485 K.
KapsamKorunmaya muhtaç ve kurum bakımındaki çocuklarYargıtay 2. HD, 2012/12923 K.
Çocuk seçmeMümkün değildir, sıralama esastırYargıtay 2. HD, 2009/20485 K.
Ön şartKurum içi usul tüketilmelidirYargıtay 2. HD, 2009/20485 K.
İtirazBildirimden itibaren on beş günTüzük m. 9
YerleştirmeEn az bir yıl, izleme ileTüzük m. 11-12
Kurumun dava hakkıRızanın aranmamasını isteyebilirYargıtay 2. HD, 2012/3262 K.
Ergin evlât edinmeTüzük uygulanmazYargıtay 18. HD, 2015/7581 K.
ÜlkelerarasıLahey Sözleşmesi çerçevesindeYargıtay 2. HD, 2012/8392 K.
Son kararMahkeme verir, kurum vermezYargıtay 18. HD, 2014/6513 K.

TBMM gerekçesine göre madde, bazı gerekli değişiklikler dışında İsviçre Medenî Kanunu'nun 269c maddesinden alınmıştır. Gerekçe maddenin arkasındaki tercihi açıkça yazar: Devlet, küçüklerin evlât edinilmesine ilişkin aracılık faaliyetlerini bizzat kendi kurumları aracılığı ile yerine getirecektir. Yani evlât edindirme, özel kişilerin ya da serbest piyasanın işi olarak görülmemiş, doğrudan kamu eliyle yürütülmesi gereken bir faaliyet sayılmıştır. Bunun amacı gerekçenin kendisinde değil ama Tüzük'ün kapsam hükmünde belirtilmiştir: küçüğün yüksek yararının gözetilmesi, temel haklarının güvence altına alınması ve kaçırılmasının, satılmasının veya ticaretinin önlenmesi. Maddenin ikinci fıkrası ise usulü ikincil düzenlemeye bırakır. Tasarının 320. maddesinin birinci fıkrası Adalet Komisyonunda yeniden yazılmıştır: aracılık faaliyetlerinin sadece yetkilendirilen kurum ve kuruluşlarca yapılmasını sağlamak amacıyla metin değiştirilmiştir (S. Sayısı 723, s. 314). Yani hükmün bugünkü tekelci yapısı Komisyonun eseridir.

Dikkat

Bu maddede en çok karıştırılan nokta, aracı kuruma başvurmanın her evlât edinmede zorunlu olup olmadığıdır. Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre aracı kurumun yetkisi korunmaya muhtaç ve kurum bakım ve gözetimindeki çocuklarla sınırlıdır; eşinizin çocuğunu, bir akrabanızın çocuğunu ya da ana babası belli olup rıza gösteren bir çocuğu evlât edinirken kuruma başvurulmamış olması dava şartının gerçekleşmediği anlamına gelmez (Yargıtay 2. HD, 2011/5203 E., 2012/12923 K., 14.05.2012). Buna karşılık aynı yıllarda yazılan karşı oylarda aksi görüş savunulmuştur; konuyu çözen bir içtihadı birleştirme kararı yoktur. İkinci uyarı kurum bakımındaki çocuklar içindir: burada süreç kurumda başlar ve kurum içi usul tüketilmeden mahkemeye gidilemez; ret kararına karşı on beş gün içinde itiraz edilmelidir (Yargıtay 2. HD, 2009/12983 E., 2009/20485 K., 23.11.2009). Üçüncü uyarı beklentiye ilişkindir: evlât edinmek isteyenler çocuk seçemez; kural, kurumun önerdiği çocuğun kabul edilmesidir. Son olarak, kurumun olumlu görüşü evlât edinme kararı değildir; evlâtlık ilişkisini kuran şey mahkeme kararıdır (Yargıtay 18. HD, 2013/19794 E., 2014/6513 K., 08.04.2014).

Aracılık yetkisi kimde?

Başvuru ve belgeler

  • Yer: Yerleşim yerindeki il müdürlüğü (Tüzük m. 5).
  • Şekil: Yazılı başvuru; eşlerin ikisi de başvurur.
  • Bilgilendirme: İlk görüşmede sosyal çalışmacı bilgi verir.
  • Süre: Belgeler en geç iki ayda tamamlanır (Tüzük m. 7).
  • Belgeler: Nüfus, adli sicil, mal varlığı, yerleşim yeri, öğrenim, sağlık kurulu raporu (Tüzük m. 6).
  • Sonuç: Belgeleri süresinde sunmayanın başvurusu işleme konulmaz.

Sosyal inceleme ve sıralama

  • Sıralama ölçütü: Belgelerin sunulduğu tarih ve saat (Tüzük m. 7/1).
  • İstisna: Oluşmuş anne baba çocuk ilişkisi, hısımlık, koruyucu aile.
  • Çocuk seçme: Mümkün değildir (Yargıtay 2. HD, 2009/12983 E., 2009/20485 K., 23.11.2009).
  • İnceleme: En geç altı ayda başlar, yoğun illerde uzayabilir.
  • Görüşme: En az beş görüşme sonucu rapor hazırlanır (Tüzük m. 7/3).
  • Sıralamada: Küçüğün yaşı, cinsiyeti, sağlığı ve kardeş durumu (Tüzük m. 10).

Ret, itiraz ve dava yolu

  • Ret: Koşulları taşımayanın başvurusu incelemesiz reddedilir (Tüzük m. 8).
  • Askı ve kaldırma: Haklı mazerette askı, gecikmede işlemden kaldırma.
  • Bildirim: İşlemler yazılı olarak bildirilir (Tüzük m. 9).
  • İtiraz: On beş gün içinde il müdürlüğüne.
  • Komisyon: En geç bir ayda kesin karar verir.
  • Ön şart: Bu yol tüketilmeden mahkemeye gidilemez (Yargıtay 2. HD, 2009/12983 E., 2009/20485 K., 23.11.2009).

Yerleştirme, izleme ve mahkeme aşaması

  • Sözleşme: Önce geçici bakım sözleşmesi imzalanır (Tüzük m. 11).
  • Süre: Küçük en az bir yıl yanınıza yerleştirilir.
  • İzleme: Üçer aylık raporlarla izlenir (Tüzük m. 12).
  • Geri alma: Ebeveynlik sorumluluğu yerine getirilmezse süre beklenmez.
  • Mahkeme: Uygun görülene başvurması bildirilir; iki ayda dava açılmalıdır (Tüzük m. 13).
  • Karar: Evlâtlık ilişkisini mahkeme kurar (Yargıtay 18. HD, 2013/19794 E., 2014/6513 K., 08.04.2014).

Ülkelerarası evlât edinme

Uygulamada

Bu maddeyi ilgilendiren dosyalarda ilk soru şudur: çocuk kurum bakımında mı, değil mi? Cevap süreci baştan ayırır. Çocuk kurum bakımındaysa yol idarîdir ve mahkeme en sonda gelir. Yerleşim yerinizdeki il müdürlüğüne yazılı başvurursunuz; eşseniz ikinizin de başvurması gerekir. Belgeleri iki ay içinde tamamlamazsanız başvurunuz işleme konulmaz; bu yüzden sağlık kurulu raporu gibi zaman alan belgeleri başvurudan önce hazırlatmaya başlayın. Sıralamada esas alınan şey başvuru tarihi değil, belgelerin sunulduğu tarih ve saattir. Sosyal inceleme en geç altı ayda başlar ve en az beş görüşmeyle yürür. Başvurunuz uygun bulunursa geçici bakım sözleşmesi imzalanır, çocuk en az bir yıl yanınıza yerleştirilir ve üçer aylık raporlarla izlenirsiniz. Bu sürenin sonunda kurum size mahkemeye başvurmanız gerektiğini yazılı olarak bildirir; iki ay içinde dava açmazsanız çocuk geri alınır. Başvurunuz reddedilir, askıya alınır ya da işlemden kaldırılırsa bunu yazılı olarak öğrenirsiniz; on beş gün içinde il müdürlüğü nezdinde itiraz etmezseniz yol kapanır. Kurum başvurunuzu hiçbir karara bağlamıyorsa doğrudan dava açmak yerine işlemin sonuçlandırılmasını isteyin; kurum içi usul tüketilmeden açılan davalar ön şart yokluğundan reddedilir (Yargıtay 2. HD, 2009/12983 E., 2009/20485 K., 23.11.2009). Çocuk kurum bakımında değilse — eşinizin çocuğu, akrabanızın çocuğu ya da ana babası belli olup rıza gösteren bir çocuk söz konusuysa — Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre doğrudan aile mahkemesine başvurabilirsiniz; kuruma başvurulmamış olması davanın reddini gerektirmez. Yine de bu konuda karşı görüş bulunduğundan, dava dilekçenizde çocuğun korunmaya muhtaç olmadığını ve kurum bakımında bulunmadığını açıkça belirtin. Son olarak iki uyarı: belirli bir çocuğu evlât edinmek istiyorsanız dayanacağınız şey sıralama istisnalarıdır — oluşmuş anne baba çocuk ilişkisi, hısımlık veya koruyucu aile sıfatı; ve kurumun olumlu görüşü tek başına evlâtlık ilişkisi kurmaz, o ilişkiyi kuran şey mahkeme kararıdır.

Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararları

Aşağıdaki kararlar resmî karar arama sistemlerinden alınmıştır. Her kartta kararın vardığı ilke, olayın özeti, karardan birebir bir alıntı ve kararın uygulamadaki anlamı yer alır. Konuya göre süzmek için düğmeleri kullanabilirsiniz.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi2009/12983 E. · 2009/20485 K.23.11.2009

Aracılık yetkisi ancak 15.03.2009'da yürürlüğe giren Tüzükle verilmiştir; o tarihe kadar kurum kendi yönergesiyle çalışmıştır

Kurumda koruma altında bulunan bir küçüğü evlât edinmek için başvuran çift, başvurularının yıllarca sonuçlandırılmadığını ileri sürerek dava açtı. Daire, önce maddenin yürürlük tarihinden dava tarihine kadarki hukukî durumu ortaya koydu.

“1.1.2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanununun 320. maddesi, küçüklerin evlat edinilmesine ilişkin aracılık faaliyetlerinin Bakanlar Kurulunca yetki verilen kurum ve kuruluşlarca yapılacağını, aracılık faaliyetlerinin yürütülmesine ilişkin hususların tüzükle düzenleneceğini hükme bağlamakla birlikte, Bakanlar Kurulu, evlat edinmede aracılık faaliyetlerini yürütmek üzere Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumuna 15.3.2009 tarihinde yürürlüğe konulan Tüzükle yetki vermiştir. (Tüzük md.3/1) Bu tarihten önce kuruma, Bakanlar Kurulunca verilmiş bir yetki olmadığı halde, kurum, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun yürürlüğe girmesinden sonra küçüklerin evlat edinilmesinde aracılık faaliyetlerini yürütmüş, bu işi Türk Medeni Kanununun evlat edinmeye ilişkin hükümleri doğrultusunda kendisinin hazırladığı "evlat edinme yönergesi"ni işleterek yapmıştır.”

Ne anlama geliyor? Bu tespit, maddenin ilk yedi yılında yaşanan boşluğu gösterir. Kanun 01.01.2002'de yürürlüğe girmiş, aracılık faaliyetini yetkilendirilmiş kurumlara bırakmış ve ayrıntıyı ikincil düzenlemeye havale etmişti; ancak yetkilendirme ve düzenleme 15.03.2009'a kadar yapılmadı. Bu arada kurum, dayanağı bir tüzük olmaksızın kendi hazırladığı iç yönergeyle evlât edinme işlemlerini yürüttü. Aynı boşluk, o dönemde verilen kararlarda yazılan karşı oyların da temelidir: yetki kanunla değil ancak Bakanlar Kurulu kararıyla doğabileceğinden, kuruma verilmemiş bir yetkiyi kullandığı savunulmuştur. Bugün için pratik sonuç şudur: 15.03.2009 öncesine ait işlemleri değerlendirirken o tarihte yürürlükte olan mevzuata bakmak gerekir; Tüzük hükümleri geriye yürütülemez.

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (mevzuat.adalet.gov.tr)Kararın tam metni
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi2009/12983 E. · 2009/20485 K.23.11.2009

Evlât edinmek isteyenler çocuk seçemez; başvurular sıralamaya bağlıdır ve kurumun önerdiği çocuk kabul edilir

Davacılar, gönüllü aile sıfatıyla tanıdıkları belirli bir çocuğu evlât edinmek istediklerini bildirerek başvurmuştu. Kurum, evlât edinmek isteyenlerin çocuk seçmesine imkân veren bir uygulamanın mevzuata aykırı olduğunu savundu.

“Tüzükle, küçüklerin evlat edinilmesinde aracılık faaliyetlerini yürütme görev ve yetkisinin, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumuna verilmesinin temel amaçlarından biri, çocukların yüksek yararları gereği aile ortamında yetişme hakkının korunması kapsamında, ailelerin çocuk büyütmeye hakları olduğu kadar, çocukların da kendilerine en iyi olanakları sunacak ailelerin yanına yerleştirilmelerini sağlamaktadır. (Tüzüğün genel gerekçesi) Bu amaç; evlat edinmek isteyen kişilerin çocuk seçmeleri yerine, kurumun önerdiği çocuğu kabul etmelerine fırsat tanıyan bir uygulama ve işleyişi gerektirir. Nitekim, Tüzüğün, evlat edinme başvurularını, sosyal inceleme ve küçüğün yerleştirilmesine esas teşkil etmek üzere sıralamaya bağlamasının (Tüzük md. 7/1) temelindeki düşünce budur. Tüzük, evlat edinme başvurusunda bulunanlarla, küçük arasında anne, baba ve çocuk ilişkisinin bulunması halinde sıralama esasına bağlı kalınmayabileceğini de kabul etmiştir.”

Ne anlama geliyor? Sistemin kurucu mantığı bu paragrafta özetlenir: ailelerin çocuk büyütme hakkı kadar, çocukların da kendilerine en iyi olanakları sunacak ailelerin yanına yerleştirilme hakkı vardır. Bunun doğal sonucu, evlât edinmek isteyenlerin çocuk seçmesi değil, kurumun önerdiği çocuğu kabul etmesidir. Başvurular bu yüzden sıralamaya bağlanmıştır ve sıralamada belgelerin sunulduğu tarih ve saat esas alınır. Kararın işaret ettiği istisna da önemlidir: başvuran ile küçük arasında oluşmuş bir anne, baba ve çocuk ilişkisi varsa sıralamaya bağlı kalınmayabilir. Bu istisna 2012 yılında yapılan değişiklikle genişletilmiş; korunmaya muhtaç olmayan küçüklerin evlât edinilmesi, hısımlık bulunması ve koruyucu ailenin baktığı çocuğu evlât edinme talebinin uygun bulunması hâlleri de kapsama alınmıştır. Belirli bir çocuğu evlât edinmek istiyorsanız dayanmanız gereken nokta budur.

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (mevzuat.adalet.gov.tr)Kararın tam metni
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi2009/12983 E. · 2009/20485 K.23.11.2009

Kurum içi başvuru ve itiraz usulü tamamlanmadan mahkemeden karar istenemez

Kurum, davacıların başvurusunu ret, askıya alma veya işlemden kaldırma yönünde hiçbir karara bağlamamış; davacılar doğrudan mahkemeye başvurmuştu. Daire, izlenmesi gereken sırayı gösterdi.

“Öyleyse, Tüzüğün 7 ve 8. maddelerinde gösterilen usul ve inceleme çerçevesinde davacıların evlat edinme başvurularının sonuca ulaştırılması, başvurunun reddedilmesi halinde bu hususun başvuru sahiplerine yazılı olarak bildirilmesi, bildirim tarihinden itibaren onbeş gün içinde işleme itiraz edilmesi halinde bu itirazın komisyon tarafından görüşülerek karara bağlanması gerekir. (Tüzük md. 9) Kurumca açıklanan hükümler dairesinde işlem tesis edilmeden, mahkemeden karar istenmesi mümkün bulunmamaktadır.”

Ne anlama geliyor? Karar, kuruma karşı açılacak davalarda bir ön şart kurar. Sıra şudur: kurum başvuruyu Tüzük'ün 7 ve 8. maddelerine göre inceleyip sonuca bağlar; ret hâlinde bunu yazılı olarak bildirir; başvuru sahibi bildirimden itibaren on beş gün içinde il müdürlüğü nezdinde itiraz eder; itiraz komisyon tarafından görüşülerek en geç bir ay içinde kesin olarak karara bağlanır. Bu yol tüketilmeden mahkemeye gidilemez. Uygulamada en sık karşılaşılan sorun, kurumun başvuruyu yıllarca hiçbir karara bağlamamasıdır; bu durumda yapılması gereken doğrudan dava açmak değil, işlemin sonuçlandırılmasını istemek ve alacağınız yazılı karara karşı süresinde itiraz etmektir. İtiraz süresini kaçırırsanız yeniden başa dönersiniz.

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (mevzuat.adalet.gov.tr)Kararın tam metni
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu2010/2-228 E. · 2010/254 K.05.05.2010

Hüküm verildikten sonra davaya fer'î müdahale edilemez; çocuğun yanına yerleştirildiği aile temyiz aşamasında davaya katılamaz

Yerel mahkeme direnme kararı verdikten sonra, küçüğün geçici bakım sözleşmesiyle yanına yerleştirildiği aile, temyiz incelemesi aşamasında harç yatırarak davaya müdahale istedi ve kararın bozulmasını talep etti.

“Yargılama bittikten ve özellikle hüküm verildikten sonra,davaya müdahale edilemez.(Baki Kuru,Hukuk Muhakemeleri Usulü,Beşinci Baskı,1991)Dolayısıyla direnme kararı verildikten sonra temyiz aşamasında davaya müdahale edilemez.”

Ne anlama geliyor? Hukuk Genel Kurulu, müdahale istemini oybirliğiyle reddetmiş, işin esasında ise Özel Dairenin bozma kararına uyulması gerektiğine oy çokluğuyla karar vermiştir. Karar, evlât edinme uyuşmazlıklarında sık görülen bir usul sorununa cevap verir: çocuğun fiilen yanında bulunduğu aile, yargılamaya zamanında katılmamışsa sonradan devreye giremez. Kurul, bu kişilerin her zaman ayrı bir dava açabileceklerini de belirtmiştir. Dolayısıyla bir çocuk geçici bakım sözleşmesiyle yanınıza yerleştirilmişse ve o çocukla ilgili bir dava yürüyorsa, müdahale talebinizi hüküm verilmeden önce sunmanız gerekir; aksi hâlde elinizde yalnızca ayrı dava açma imkânı kalır.

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (mevzuat.adalet.gov.tr)Kararın tam metni
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi2011/5203 E. · 2012/12923 K.14.05.2012

Aracı kurumun yetkisi korunmaya muhtaç ve kurum bakımındaki çocuklarla sınırlıdır; her evlât edinmede kuruma başvuru dava şartı değildir

Eşler, ana ve babası belli olan ve evlât edinmeye rıza gösteren bir küçüğü birlikte evlât edinmek için dava açtı. Mahkeme, aracı kurum kullanılmadığı için dava ön şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle davayı reddetti.

“Aracı kurumun yetkili ve görevli olduğu hususlar korunmaya muhtaç olup kurum bakım ve gözetiminde bulunan çocuklar ile sınırlıdır. Küçüklerle ilgili tüm evlat edinme işlemlerinde aracı kurumun yetkili olduğuna ilişkin bir yasal düzenleme bulunmamaktadır.”

Ne anlama geliyor? Bu karar, maddenin en çok sorulan sorusunu yanıtlar: kendi eşinizin çocuğunu, akrabanızın çocuğunu ya da ana babası belli olup rıza gösteren bir çocuğu evlât edinmek için kuruma başvurmak zorunda mısınız? Dairenin cevabı hayırdır: aracı kurumun yetkisi korunmaya muhtaç ve kurum bakımındaki çocuklarla sınırlıdır; bunun dışındaki evlât edinmelerde kuruma başvurulmamış olması davanın reddini gerektirmez. Mahkeme, koşulları doğrudan araştırarak karar vermelidir (TMK m. 305, TMK m. 316). Buna karşılık bu görüş tartışmasız değildir: aynı yıllarda yazılan karşı oylarda, Tüzük'ün korunmaya muhtaç olmayan küçükleri de kapsadığı ve kuruma başvurunun ihtiyarî değil zorunlu olduğu savunulmuştur. Bu ayrılığı gideren bir İçtihadı Birleştirme Kararı bulunmamaktadır; ancak Dairenin yerleşik uygulaması yukarıdaki yöndedir.

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (mevzuat.adalet.gov.tr)Kararın tam metni
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi2011/9197 E. · 2012/3262 K.20.02.2012

Aracı kurum, rızanın aranıp aranmamasına karar verilmesini mahkemeden isteyebilir

Küçüğün evlât edinilmesinde ana ve babadan birinin rızası eksikti. Kurum, rızanın aranmaması yönünde karar verilmesini istedi; mahkeme evrak üzerinden hüküm kurdu.

“Bir küçüğün evlat edinilmesinde, ana ve babadan birinin rızası eksik olursa, evlat edinenin veya evlat edinmede aracılık yapan kurumun istemi üzerine, mahkemece bu rızanın aranıp aranmamasına karar verilir (TMK. md. 312/1). Küçüklerin Evlat Edinilmesinde Aracılık Faaliyetlerinin Yürütülmesine İlişkin Tüzükle, Bakanlar Kurulu aracılık faaliyetlerini yürütme yetkisini Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumuna vermiştir.”

Ne anlama geliyor? Bu karar, aracı kurumun yalnızca idarî bir süzgeç olmadığını, mahkemede dava açma yetkisi de bulunduğunu gösterir. Rızanın aranmaması istemini evlât edinen ya da evlât edinmede aracılık yapan kurum yapabilir (TMK m. 312); kurumun bu sıfatı, aracılık yetkisini veren düzenlemeden doğar. Kararın ikinci ve pratikte daha sık karşılaşılan yönü şudur: rızanın aranmaması davasında kayden ana ve baba görünen kişilere husumet yöneltilmesi ve delillerinin toplanması gerekir; evrak üzerinden karar verilemez (TMK m. 311). Kurumun başvurusuyla açılan dosyalarda taraf teşkilinin eksik bırakılması, bozma sebeplerinin başında gelir.

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (mevzuat.adalet.gov.tr)Kararın tam metni
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi2008/8424 E. · 2009/4219 K.09.03.2009

Tüzük çıkarılmadan önceki dönemde il ve ilçe müdürlüklerinin yetkili olduğu kabul edilmiştir

Kurum, ana ve babası tarafından terk edilen bir küçük hakkında rızanın aranmamasına karar verilmesini istedi. Karar, Tüzük'ün yürürlüğe girmesinden birkaç gün önce verildi.

“Küçüklerin evlat edinilmesine ilişkin aracılık faaliyetleri ancak Bakanlar Kurulunca yetki verilen kurum ve kuruluşlarca yapılır ( TMK. md.320/1) ise de, hüküm tarihine kadar aracılık faaliyetlerinin yürütülmesine ilişkin hususları düzenleyen bir tüzük çıkarılmadığından ( TMK. md. 320/2) 2828 sayılı Kanunun 1, 4, 9 ve 21. maddeleri ile 5395 sayılı Kanunun 7/1. maddesi hükmüne göre düzenleme yapılıncaya kadar Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğüne bağlı il veya ilçe müdürlüğünün bu konuda yetkili olduğu anlaşılmaktadır.”

Ne anlama geliyor? Daire, tüzük çıkarılmamış olmasının doğurduğu boşluğu sosyal hizmet mevzuatına dayanarak doldurmuştur: düzenleme yapılıncaya kadar çocuk koruma alanındaki genel yetki kurallarına göre il veya ilçe müdürlüğünün yetkili olduğu kabul edilmiştir. Karar oy çokluğuyla verilmiş, karşı oyda kuruma böyle bir görevin kanunla verilmediği ve kaynağını Anayasa'dan almayan bir yetkinin kullanılamayacağı savunulmuştur (Anayasa m. 6). Bu tartışma 15.03.2009'dan sonra konusuz kalmıştır. Kararın bugün de geçerli olan yanı ise şudur: rızanın aranmaması kararı çocuğun haklarını doğrudan etkilediğinden, davanın çocuğun yasal temsilcisi olan ana ve babaya yöneltilmesi zorunludur.

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (mevzuat.adalet.gov.tr)Kararın tam metni
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi2013/13142 E. · 2013/29713 K.16.12.2013

Küçüğün geçici bakım sözleşmesiyle bir aile yanına verilip verilmediği kurumdan sorularak tespit edilmelidir

Evlilik dışı ilişkiden doğan küçük hakkında kurumun başvurusu üzerine hasımsız olarak koruma kararı verilmiş, aynı kararla evlât edinmede babanın rızasının aranmamasına hükmedilmişti. Anne bu karara karşı temyiz yoluna başvurdu.

“Sözü edilen karara istinaden küçüğün ilerde evlat edinilmesi amacıyla davalı kurum tarafından "Küçüklerin Evlat Edinilmesinde Aracılık Faaliyetlerinin, Yürütülmesine" ilişkin Tüzük hükümleri çerçevesinde "geçici bakım sözleşmesi" ile bir aile yanına verilip verilmediği ve aileye teslim edilip edilmediği hususunun davalı kurumdan sorulup tespitinden sonra gönderilmek üzere dosyanın mahalli mahkemesine İADESİNE”

Ne anlama geliyor? Karar, aracılık sürecinin hangi aşamada olduğunun yargılamayı doğrudan etkilediğini gösterir. Çocuk henüz kurum bakımındaysa durum başkadır; geçici bakım sözleşmesiyle bir ailenin yanına yerleştirilmiş ve orada bir yıllık izleme süreci başlamışsa durum tamamen başkadır. Bu yüzden dosyada önce kurumdan bilgi istenmeli, sözleşmenin yapılıp yapılmadığı ve çocuğun teslim edilip edilmediği belirlenmelidir. Kararın ikinci uyarısı da önemlidir: rızanın aranmaması yönündeki hüküm ilgili ana veya babaya tebliğ edilmeli ve kanun yoluna başvuru süresi beklenmelidir; hasımsız verilen koruma kararlarında bu adım sıkça atlanır.

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (mevzuat.adalet.gov.tr)Kararın tam metni
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu2012/2-302 E. · 2012/287 K.11.04.2012

Geçici bakım sözleşmesiyle yerleştirilen çocukla kurulan duygusal bağ ve annenin özen yükümlülüğünü yerine getirmemesi birlikte değerlendirilir

Sokağa bırakılan bir aylık bebek, kurumca koruyucu aile sıfatıyla davacılara verildi. Davacılar yasal süreyi tamamlayıp evlât edinmeyi beklerken, çocuğu doğuran kadın anneliğin tespiti davası açtı ve evlât edinmeye rızasının aranmasını istedi.

“Hukuk Genel Kurulunda yapılan tartışmalar sonrasında; somut olayda, sokağa bırakılan ve kurumca koruyucu aile olarak davacılara verilen küçüğün davacılar ile duygusal bağının oluştuğu; evlilik dışı ilişkisi sonucu küçüğü dünyaya getiren davalı annenin, küçüğün babasının kim olduğu yönünde herhangi bir açıklamada bulunmadığı; babanın kim olduğunun dosyaya yansımadığı ve davanın hiçbir safahatına da katılmadığı, davalı anne yönünden yapılan değerlendirmede de çocuğa karşı özen yükümlülüğünü yerine getirmediğinin anlaşıldığı ve buna bağlı olarak da davalı annenin evlat edinemeye rızasının alınmasına gerek olmadığı, gerekçesiyle, direnme bu yönüyle oyçokluğu ile olmak üzere uygun bulunmuştur.”

Ne anlama geliyor? Bu karar, aracılık sürecinin en zor senaryosunu ele alır: çocuk kurum eliyle bir ailenin yanına yerleştirildikten sonra doğuran kadının ortaya çıkması. Hukuk Genel Kurulu iki olguyu birlikte tartmıştır: çocuğun yerleştirildiği ailesiyle duygusal bağının oluşmuş olması ve annenin çocuğa karşı özen yükümlülüğünü yerine getirmemiş olması. Sonuçta rızanın aranmaması yönündeki direnme kararı oy çokluğuyla uygun bulunmuştur (TMK m. 311). Karar, geçici bakım sözleşmesiyle çocuğu yanına alan ailelere pratik bir güvence sağlar: soybağının sonradan kurulması, tek başına sürecin geri çevrilmesini gerektirmez. Buna karşılık Kurul, annenin çocukla kişisel ilişki kurulması istemini ayrıca incelenmek üzere Daireye göndermiştir; yani rızanın aranmaması, kişisel ilişki talebini kendiliğinden ortadan kaldırmaz (TMK m. 323).

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (mevzuat.adalet.gov.tr)Kararın tam metni
Yargıtay 18. Hukuk Dairesi2014/19323 E. · 2015/7581 K.05.05.2015

Tüzük'teki nüfus kaydı kuralı küçüklere özgüdür; ergin evlât edinmede evlât edinenlerin adları ana ve baba adı olarak yazılamaz

Eşler, ergin bir kişiyi birlikte evlât edinmek için dava açtı. Mahkeme evlât edinmeye karar verirken ayrıca evlât edinilenin ana ve baba adının değiştirilerek tesciline de hükmetti; karar temyiz edilmeksizin kesinleşti ve kanun yararına temyiz edildi.

“Yukarıda gösterilen yasal düzenlemeler dikkate alındığında, eşler tarafından birlikte evlat edinilen ergin kişilerin nüfus kaydına ana ve baba adı olarak evlat edinen eşlerin adları yazılamaz. Bu durumda mahkemece, koşulların oluşması nedeniyle davanın kabulü ile evlat edinmeye karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken ayrıca evlat edinenin ana ve baba adının değiştirilerek tesciline şeklinde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.”

Ne anlama geliyor? Karar, Tüzük'ün kapsamını göstermesi bakımından değerlidir. Tüzük, adından da anlaşılacağı üzere yalnızca küçüklerin evlât edinilmesini düzenler; ergin evlât edinmede ne aracılık faaliyeti ne de Tüzük'teki nüfus kuralları uygulanır (TMK m. 313). Nüfus kaydına evlât edinenlerin adlarının ana ve baba adı olarak yazılması, yalnızca ayırt etme gücüne sahip olmayan küçükler bakımından mümkündür (TMK m. 314). Ergin evlât edinmede mahkemenin yapması gereken, yalnızca evlât edinmeye karar vermektir; nüfus kaydında ana ve baba adının değiştirilmesine hükmedilemez. Aksi yöndeki kararlar kanun yararına bozulmaktadır.

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (mevzuat.adalet.gov.tr)Kararın tam metni
Yargıtay 18. Hukuk Dairesi2013/19794 E. · 2014/6513 K.08.04.2014

Evlâtlık ilişkisi mahkeme kararıyla kurulur; hüküm fıkrasında evlât edinmeye izin verilmesi şeklinde karar kurulamaz

Davacı, doğumundan itibaren baktığı çocuğu evlât edinmek istedi. Mahkeme evlât edinmeye karar verdi; ancak hükmü, evlât edinmeye izin verilmesi biçiminde kurdu ve soyadı ile nüfus kaydı hakkında da ayrıca hüküm tesis etti.

“4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca evlat edinme ilişkisi mahkeme kararı ile kurulur. Mahkemece evlat edinme kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davacının evlat edinmesine izin verilmesi suretiyle hükümde şüphe ve tereddüt uyandıracak şekilde karar verilmesi,”

Ne anlama geliyor? Aracılık süreci tamamlandıktan sonra sıra mahkemeye gelir ve orada sık yapılan biçim hatası budur. Evlâtlık ilişkisi doğrudan mahkeme kararıyla kurulur; eski kanun dönemindeki izin ve resmî senet usulü kaldırılmıştır (TMK m. 315). Bu nedenle hüküm fıkrası "evlât edinmesine karar verilmiştir" biçiminde kurulmalı, "izin verilmesine" denmemelidir. Kararın diğer uyarıları da uygulamada işe yarar: küçük, evlât edinenin soyadını kendiliğinden alır, bu konuda ayrıca hüküm kurmaya gerek yoktur; ayrıca evlilik dışı doğan çocukta babayla hukukî soybağı yoksa dahi, koşulları değerlendirilerek babanın rızasının aranıp aranmayacağı hakkında karar verilmesi gerekir (TMK m. 309, TMK m. 311).

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (mevzuat.adalet.gov.tr)Kararın tam metni
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi2011/14615 E. · 2012/8392 K.05.04.2012

Ülkelerarası evlât edinmede merkezi makama husumet yöneltilmeli ve Lahey Sözleşmesi'ne uygunluk tevsik belgesiyle kanıtlanmalıdır

Yabancı bir mahkemece verilen evlât edinme kararının tanınması ve tenfizi istendi. Dosyada Sözleşmeye uygunluğu gösteren tevsik belgesi bulunmuyor, işlemin iki devletin merkezi makamlarının anlaşması çerçevesinde yürütülüp yürütülmediği de anlaşılamıyordu.

“ülkelerarası evlat edinme işlemlerinde "merkezi makam" görevi, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Çocuk Hizmetleri Dairesi Başkanlığı'na verilmiştir (Tüzük m. 3/2). Dosyada, yabancı mahkemece verilen evlat edinme kararının anılan Sözleşmeye uygunluğunu gösteren bir tevsik belgesi bulunmamaktadır. Tenfizi ve tanınması istenen kararın içeriğinden de, evlat edinme işleminin, her iki Devletin merkezi makamlarının anlaşmaları çerçevesinde yürütülüp yürütülmediği hususu da anlaşılamamaktadır. Bu durumda, ülkelerarası evlat edinme işlemlerinde "kabul eder Devlet" merkezi makamı olarak görevli Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu'nun 633 sayılı KHK ile yerini alan "Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı"na (633. KHK m. 35/6) husumetin yöneltilmesi, göstermesi halinde delillerinin toplanması, evlat edinmenin yukarıda değinilen 1986 tarihli Lahey Sözleşmesi'ne uygunluğuna ilişkin tevsik belgesinin temini ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Açıklanan hususlar gözetilmeden eksik hasım ve eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.”

Ne anlama geliyor? Ülkelerarası evlât edinme, iç hukuk kurallarının yanında Lahey Sözleşmesi çerçevesinde yürür ve maddenin en teknik uygulama alanıdır. Karardan çıkan üç kural şudur. Birincisi, Sözleşmeye uygunluğu menşe ya da kabul eden devletin merkezi makamınca tevsik edilen bir evlât edinme diğer âkit devletlerde tanınır; dolayısıyla tanıma davasında ilk temin edilecek belge tevsik belgesidir. İkincisi, işlemin iki devletin merkezi makamlarının anlaşması çerçevesinde yürütülmüş olması gerekir. Üçüncüsü, davada husumet merkezi makama yöneltilmelidir; kararda anılan kurum daha sonra kapatılmış, görevleri bakanlığa devredilmiştir. Bugün merkezi makam görevi Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bünyesinde yürütülmektedir; dava dilekçenizde husumeti buna göre yöneltin.

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (mevzuat.adalet.gov.tr)Kararın tam metni
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi2021/5783 E. · 2022/2231 K.09.03.2022

Yabancı evlât edinme kararında bir yıllık bakım koşulunun aranmamış olması tek başına Türk kamu düzenine aykırılık sayılmaz

Yabancı bir mahkemenin evlât edinme kararının tanınması ve tenfizi istendi. Yerel mahkeme, küçüğün evlât edinen tarafından bir yıl süreyle bakılıp eğitilmediği gerekçesiyle kararı kamu düzenine açıkça aykırı bularak davayı reddetti; bölge adliye mahkemesi istinafı esastan reddetti.

“Öte yandan Türkiye tarafından da kabul edilen Çocukların Korunması ve Ülkelerarası Evlat Edinme Kanununda İşbirliğine Dair Sözleşmenin 1. maddesinde ülkelerarası evlat edinmelerin çocuğun yüksek yararlarına uyularak yapılması için koruyucu tedbirleri tesis etmenin sözleşmenin amacı olduğu belirlenmiş, uluslararası evlat edinmelerin şartlarını belirleyen 4. maddede de, evlat edinmenin sınırları gösterilmiş ancak burada belirli bir süre bakım ve eğitim şartından bahsedilmemiştir. Buna göre tabi olduğu yabancı ülke hukukuna göre evlat edinilen küçüğün, Türk Medeni Kanunu'nun 305/1. maddesi uyarınca bir yıl süreyle bakılmış ve eğitilmiş olmaması, küçüğün yüksek yararları da dikkate alındığında Türk kamu düzenine açıkça aykırılık teşkil etmez.”

Ne anlama geliyor? Bu güncel karar, tanıma ve tenfiz davalarında kamu düzeni itirazının sınırını çizer. Kararın benimsediği ölçüte göre, yabancı ilamın Türk hukukundaki bir veya birden çok kanun hükmüne aykırı olması yetmez; bakılacak olan Türk hukukunun temel değerleri, Anayasa'daki temel hak ve özgürlükler ve milletlerarası alanda kabul görmüş ortak hukuk ilkeleridir. Her emredici hükmün ihlali kamu düzenine aykırılık sayılmaz. Daire, Lahey Sözleşmesi'nin ülkelerarası evlât edinme koşullarını sayan hükmünde belirli bir süre bakım ve eğitim şartından söz edilmediğini belirlemiş ve bir yıllık bakım koşulunun gerçekleşmemesini tek başına kamu düzenine açıkça aykırılık saymamıştır (TMK m. 305). Yerel mahkemenin yapması gereken, talebi kamu düzeni üzerinden değil, milletlerarası özel hukuk mevzuatındaki tanıma ve tenfiz şartları yönünden değerlendirmektir.

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (mevzuat.adalet.gov.tr)Kararın tam metni

Madde gerekçesi

Madde gerekçesi

Madde 320- Evlât edinme işlemlerinde aracılık faaliyetlerini düzenleyen bu madde, bazı gerekli değişiklikler dışında, İsviçre Medenî Kanununun 269c maddesinden alınmıştır. İkinci fıkrada ise, aracılık faaliyetlerinin yürütülmesine ilişkin kuralların tüzükle düzenleneceği hükme bağlanmıştır. Maddeye göre Devlet, küçüklerin evlât edinilmesine ilişkin aracılık faaliyetlerini bizzat kendi kurumları aracılığı ile yerine getirecektir.

Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), s. 122

Gerekçenin son cümlesi maddenin bütün mantığını taşır: Devlet bu işi bizzat kendi kurumları aracılığı ile yapar. Evlât edindirme, özel kişilerin ya da aracı şirketlerin yürütebileceği bir faaliyet olarak görülmemiştir. Bunun nedeni Tüzük'ün kapsam hükmünde açıkça yazılıdır: küçüğün yüksek yararının gözetilmesi, temel haklarının güvence altına alınması ve kaçırılmasının, satılmasının veya ticaretinin önlenmesi. Bu amaç, yalnızca iç hukuka özgü bir kaygı da değildir; ülkelerarası evlât edinme alanındaki uluslararası düzenlemenin de çıkış noktasıdır. Gerekçede geçen "tüzük" ifadesi bugün için güncelliğini yitirmiştir; maddenin ikinci fıkrası artık yönetmelik demektedir. Buna karşılık ikincil düzenlemenin kendisi hâlâ 2009 tarihli Tüzük'tür ve yürürlüktedir.

Madde gerekçesi
  • Tasarının 320 nci maddesinin birinci fıkrası, küçüklerin evlât edinilmesine ilişkin aracılık faaliyetlerinin sadece Bakanlar Kurulunca yetki verilen kurum ve kuruluşlarca yapılmasını sağlamak amacıyla yeniden düzenlenmiştir.
Adalet Komisyonunun Tasarıda yaptığı değişiklikler, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), s. 314

Komisyon kaydı, maddenin tekelci yapısının kaynağını gösterir. Tasarı metni değiştirilerek aracılık faaliyetinin sadece yetkilendirilen kurum ve kuruluşlarca yapılabileceği vurgulanmıştır. Uygulamada bu "sadece" kelimesi iki yönde tartışılmıştır. Bir görüşe göre hüküm, bütün küçüklerin evlât edinilmesini kapsayan bir tekel kurar ve kuruma başvurmadan mahkemeye gidilemez; bu görüş 2010-2012 yıllarında yazılan karşı oylarda savunulmuştur. Yargıtay'ın çoğunluk görüşü ise daha dar bir okumayı benimsemiştir: hüküm, aracılık faaliyetinin kim tarafından yürütüleceğini belirler; aracılığın söz konusu olmadığı, yani korunmaya muhtaç olmayan ve kurum bakımında bulunmayan bir çocuğun evlât edinilmesinde kuruma başvuru bir dava şartı değildir (Yargıtay 2. HD, 2011/5203 E., 2012/12923 K., 14.05.2012).

743 sayılı eski Medeni Kanun'daki karşılığı

Eski Kanun'da bu maddenin hiçbir karşılığı yoktu. 743 sayılı Kanun'da evlâtlık ilişkisi sulh hâkiminin izni üzerine düzenlenen resmî senetle kuruluyordu; süreç bütünüyle taraflar ile hâkim arasında geçiyor, araya bir kurum girmiyordu. Çocuğun hangi aileye verileceğine ilişkin bir inceleme, bir sıralama, bir deneme süresi ya da izleme öngörülmemişti. Yeni Kanun bu alanı iki yönden değiştirmiştir. Birincisi, kurumsal bir süzgeç getirilmiştir: korunmaya muhtaç çocukların evlât edindirilmesi artık kamu kurumunun yürüttüğü bir süreçtir ve mahkeme bu sürecin sonunda devreye girer. İkincisi, çocuğun konumu değişmiştir: eski düzende evlât edinme, evlât edinenin talebiyle şekillenen bir sözleşme işlemiyken, yeni düzende çocuğa uygun aile aranması esastır. Uygulamaya yansıyan en somut fark budur: evlât edinmek isteyenler çocuk seçemez; kurum, çocuğa en uygun aileyi belirler (Yargıtay 2. HD, 2009/12983 E., 2009/20485 K., 23.11.2009).

743 sayılı Kanun4721 sayılı Kanun m. 320
Aracı kurumÖngörülmemiştiYetkilendirilen kurum ve kuruluşlar
SüreçTaraflar ve sulh hâkimiKurum incelemesi, sonra mahkeme
Çocuğun seçimiEvlât edinen belirlerdiKurum eşleştirir, sıralama esastır
Deneme süresiYoktuGeçici bakım sözleşmesi ve bir yıl
İzlemeYoktuÜçer aylık raporlar
Ülkelerarası evlât edinmeDüzenlenmemiştiMerkezi makam ve Lahey Sözleşmesi

Değişiklik geçmişi

TarihGelişmeDayanak
01.01.2002Madde yürürlüğe girdi; aracılık faaliyeti yetkilendirilen kurumlara bırakıldı4721 s. K.
15.03.2009İkincil düzenleme yürürlüğe girdi ve aracılık yetkisi verildiTüzük, RG 15.03.2009-27170
10.02.2012Sıralamaya bağlı kalınmayacak hâller genişletildiTüzük m. 7/1 değişikliği
07.07.2018"Bakanlar Kurulu" ve "tüzük" ibareleri "Cumhurbaşkanı" ve "Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelik" olarak değiştirildi700 s. KHK m. 139, RG 07.07.2018-30471 mükerrer

Maddenin özü değişmemiş, yalnızca yetkili makam ve düzenleme türü güncellenmiştir. 2018 değişikliği, Anayasa değişikliğine uyum amacıyla yapılan genel bir düzenlemenin parçasıdır; hükmün içeriğine dokunmamıştır. Metin artık "Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelik" dese de, bugüne kadar bu doğrultuda yeni bir yönetmelik çıkarılmamış, 2009 tarihli Tüzük yürürlükte kalmaya devam etmiştir. İkinci önemli gelişme ise mevzuat dışındadır: Tüzük metninde adı geçen kurum sonradan kapatılmış, aracılık faaliyeti ile ülkelerarası evlât edinmedeki merkezi makam görevi bakanlığa devredilmiştir (Yargıtay 2. HD, 2011/14615 E., 2012/8392 K., 05.04.2012). Bu nedenle bugün başvurular il müdürlükleri aracılığıyla bakanlığa yapılmakta; dava dilekçelerinde husumetin de bakanlığa yöneltilmesi gerekmektedir. Tüzük metnindeki eski kurum adları bu çerçevede okunmalıdır.

İlgili maddeler

İlgili maddeler

Evlât edinme sürecinde aracı kuruma başvurmanız gerekip gerekmediğini ve dosyanızın hangi yoldan yürüyeceğini değerlendirmek için boşanma avukatı sayfasındaki iletişim bilgilerinden bana ulaşabilirsiniz.

Sık sorulan sorular

TMK 320 ne diyor?

Küçüklerin evlât edinilmesine ilişkin aracılık faaliyetlerinin ancak yetki verilen kurum ve kuruluşlarca yapılacağını düzenler.

Aracılık faaliyeti ne demek?

Küçüğün evlât edindirilmesi sürecinin kurum eliyle yürütülmesi.

Hangi düzenleme uygulanır?
Madde yönetmelik demiyor mu?

Diyor; ancak yeni yönetmelik çıkarılmadığından Tüzük yürürlüktedir.

Her evlât edinmede kuruma başvurmak zorunlu mu?

Hayır; yetki kurum bakımındaki çocuklarla sınırlıdır (Yargıtay 2. HD, 2011/5203 E., 2012/12923 K., 14.05.2012).

Eşimin çocuğunu evlât edinirken de mi?

Hayır; doğrudan aile mahkemesine başvurulur (TMK m. 306).

Bu konuda görüş ayrılığı var mı?

Var; karşı oylarda kuruma başvurunun zorunlu olduğu savunulmuştur.

Ergin evlât edinmede Tüzük uygulanır mı?
Nereye başvurulur?

Yerleşim yerindeki il müdürlüğüne yazılı olarak.

Eşler ayrı ayrı mı başvurur?

İkisinin de yazılı başvurusu gerekir.

Hangi belgeler istenir?

Nüfus, adli sicil, mal varlığı, yerleşim yeri, öğrenim ve sağlık kurulu raporu.

Belgeleri ne kadar sürede vermeliyim?

Başvurudan itibaren en geç iki ay içinde.

Süreyi kaçırırsam ne olur?

Başvuru işleme konulmaz.

Sıralama neye göre yapılır?

Belgelerin sunulduğu tarih ve saate göre.

Sıralamaya bağlı kalınmayan hâller var mı?

Var; oluşmuş anne baba çocuk ilişkisi, hısımlık ve koruyucu aile durumu.

Belirli bir çocuğu seçebilir miyim?
Neden seçilemiyor?

Çocuğa uygun aile aranması esas alındığı için.

Sosyal inceleme ne zaman başlar?

Belgelerin tesliminden itibaren en geç altı ay içinde.

İnceleme nasıl yapılır?

En az beş görüşmeyle kapsamlı rapor hazırlanır.

Başvurum reddedilirse ne yaparım?

On beş gün içinde il müdürlüğüne itiraz edersiniz.

İtirazı kim karara bağlar?

Komisyon, en geç bir ay içinde ve kesin olarak.

Doğrudan dava açabilir miyim?

Kurum içi usul tüketilmeden açamazsınız (Yargıtay 2. HD, 2009/12983 E., 2009/20485 K., 23.11.2009).

Kurum başvurumu sonuçlandırmıyorsa?

İşlemin sonuçlandırılmasını isteyip yazılı karara karşı itiraz edin.

Geçici bakım sözleşmesi nedir?

Küçüğün yerleştirilmesinden önce imzalanan sözleşme.

Çocuk ne kadar süre yanımda kalır?

En az bir yıl, izleme süresince.

İzleme nasıl yapılır?

Sosyal çalışmacılarca üçer aylık raporlarla.

Çocuk geri alınabilir mi?

Ebeveynlik sorumluluğu yerine getirilmezse süre beklenmeden alınabilir.

İzleme sonunda ne olur?

Uygun görülürseniz mahkemeye başvurmanız bildirilir.

Mahkemeye ne kadar sürede başvurmalıyım?

İki ay içinde; aksi hâlde küçük geri alınır.

Evlâtlık ilişkisini kurum mu kurar?
Kurum mahkemeye başvurabilir mi?

Rızanın aranmaması için başvurabilir (Yargıtay 2. HD, 2011/9197 E., 2012/3262 K., 20.02.2012).

Rızanın aranmaması davasında husumet kime yöneltilir?

Kayden ana ve baba görünen kişilere (TMK m. 311).

Çocuğun annesi sonradan ortaya çıkarsa?

Özen yükümlülüğü ve oluşan bağ birlikte değerlendirilir (Yargıtay HGK, 2012/2-302 E., 2012/287 K., 11.04.2012).

Yanımdaki çocukla ilgili davaya sonradan katılabilir miyim?

Hüküm verildikten sonra katılamazsınız (Yargıtay HGK, 2010/2-228 E., 2010/254 K., 05.05.2010).

O zaman ne yapabilirim?

Ayrı bir dava açabilirsiniz.

Ülkelerarası evlât edinme nasıl yürür?

Merkezi makam ve Lahey Sözleşmesi çerçevesinde (Tüzük m. 15).

Önce ülke içinde mi aranır?

Evet; yurt içinde yerleştirme imkânı yoksa gündeme gelir.

Yabancı karar Türkiye'de tanınır mı?
Bir yıllık bakım koşulu yoksa tanıma reddedilir mi?

Tek başına bu sebeple reddedilemez (Yargıtay 2. HD, 2021/5783 E., 2022/2231 K., 09.03.2022).

Madde hangi kaynaktan alınmıştır?

İsviçre Medenî Kanunu'nun 269c maddesinden.

Av. Aydın Aydar
Av. Aydın Aydar Boşanma avukatı · İstanbul Barosu

1986'da İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun oldu; 35 yılı aşkın süredir boşanma ve aile hukuku davalarında çalışıyor. Madde şerhleri resmî metin, TBMM gerekçesi ve Yargıtay ile Anayasa Mahkemesi kararları esas alınarak hazırlanır ve güncellenir.

Bu sayfa genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut bir olaya ilişkin hukuki görüş niteliği taşımaz. Kanun metni yayın tarihindeki yürürlükteki metindir. Yayın: 25 Eylül 2026 · Son güncelleme: 25 Eylül 2026.

Hemen Ara WhatsApp