TMK 313, evlât edinmenin istisnaî hâlini düzenler. Kural küçüklerin evlât edinilmesidir; ergin veya kısıtlı bir kişinin evlât edinilmesi ancak kanunda sayılan özel koşullar varsa mümkündür ve bu koşullar emredici ve sınırlı sayıdadır (Yargıtay HGK, 2017/2518 E., 2021/1155 K., 05.10.2021). Birinci fıkradaki üç bent alternatiftir: birinin gerçekleşmesi yeterlidir (Yargıtay (Kapatılan) 18. HD, 2013/9843 E., 2013/14118 K., 30.10.2013). Her üç bentte de ortak olan beş yıllık bir süre aranır. Bunların yanında üç koşul daha vardır: evlât edinenin altsoyunun açık muvafakati, evlât edinilen evliyse eşinin rızası ve küçüklerin evlât edinilmesine ilişkin hükümlerin kıyasen uygulanması — bu son koşul, on sekiz yaş farkı ve eşlerin birlikte evlât edinmesi gibi kuralları da devreye sokar. 2005 yılına kadar evlât edenin altsoyunun bulunmaması aranıyordu; bu mutlak engel kaldırılmış, yerine altsoyun açık muvafakati getirilmiştir.
- Ergin evlât edinme
- On sekiz yaşını doldurmuş kişinin evlât edinilmesi (TMK m. 313).
- Altsoyun açık muvafakati
- Evlât edenin çocuk ve torunlarının açık onayı (TMK m. 313/1).
- Beş yıllık süre
- Üç bentte de aranan bakım, gözetim veya birlikte yaşama süresi.
- Kıyasen uygulama
- Küçüklere ilişkin koşulların erginlerde de aranması (TMK m. 313/3).
TMK 313 ne düzenler?
| Konu | Kural | Dayanak |
|---|---|---|
| Niteliği | İstisnadır; koşullar emredici ve sınırlı | Yargıtay HGK, 2021/1155 K. |
| Üç bent | Alternatiftir, biri yeterlidir | Yargıtay 18. HD, 2013/14118 K. |
| Birinci bent | Engel + en az beş yıl bakım | TMK m. 313/1-1 |
| İkinci bent | Küçükken en az beş yıl bakım ve eğitim | TMK m. 313/1-2 |
| Üçüncü bent | Haklı sebep + beş yıl birlikte yaşama | TMK m. 313/1-3 |
| Birlikte yaşama | Dava tarihinde de sürmelidir | Yargıtay 18. HD, 2014/14140 K. |
| Bakımın amacı | Baştan evlât edinme amaçlı olmak zorunda değil | Yargıtay 18. HD, 2014/8076 K. |
| Altsoyun muvafakati | Açık olmalı, susma yetmez | Yargıtay HGK, 2021/1155 K. |
| Birden fazla altsoy | Hepsinin muvafakati gerekir | Yargıtay HGK, 2021/1155 K. |
| Evlâtlık altsoy mu? | Tartışmalıdır | Yargıtay 2. HD, 2025/7379 K. |
| Muvafakat şartı | Anayasa'ya aykırı değildir | AYM, E. 2016/46, K. 2016/178 |
| Evli evlâtlık | Eşinin rızası gerekir | TMK m. 313/2 |
| Kıyas | Yaş farkı ve birlikte evlât edinme kuralları | TMK m. 313/3 |
TBMM gerekçesine göre madde, İsviçre Medenî Kanunu'nun 266. maddesinden alınmıştır. Gerekçe iki noktayı özellikle vurgular. Birincisi, bentlerin niteliği: üç bent "alternatif şartlar olarak, ancak sınırlayıcı bir şekilde" sayılmıştır; yani biri yeterlidir ama kanunda olmayan bir hâl eklenemez. Gerekçe üçüncü bentteki "diğer haklı sebepler mevcut ise" deyiminin de "yukarıda sayılanlardan başka haklı sebepler mevcut ise" anlamına geldiğini açıklar. İkincisi, altsoy koşulunun kapsamı: gerekçeye göre üç alternatif hâlde de geçerli olan ortak koşul, evlât edinenin altsoyunun bulunmamasıdır; gerekçe ayrıca 743 sayılı Kanun'un 253. maddesinde bu koşulun hem erginler hem de küçükler bakımından arandığını, yeni Kanun'un ise yalnızca erginler için sürdürdüğünü belirtir. Ancak bu ortak koşul bugün yürürlükte değildir: 2005 yılında yapılan değişiklikle "altsoyun bulunmaması" koşulu kaldırılmış, yerine "altsoyun açık muvafakati" getirilmiştir (5399 s. K. m. 1). Dolayısıyla gerekçenin bu bölümü maddenin ilk hâline ilişkindir ve bugünkü metinle örtüşmez. Tasarının 313. maddesi Adalet Komisyonunda yalnızca bir yazım düzeltmesine konu olmuş, birinci fıkranın (3) numaralı bendindeki "halinde" kelimesi "hâlinde" olarak düzeltilmiştir (S. Sayısı 723, s. 314).
Bu maddede en sık yapılan hata, yalnızca duygusal bağa dayanarak dava açmaktır. Taraflar arasında yıllardır süren fiilî bir ana baba-çocuk ilişkisi bulunsa, davalı davayı kabul etse ve herkes istekli olsa bile, üç bentten hiçbiri gerçekleşmemişse mahkeme evlât edinmeye karar veremez; koşullar emredicidir (Yargıtay HGK, 2017/2518 E., 2021/1155 K., 05.10.2021). İkinci hata, kıyas hükmünün atlanmasıdır: küçüklere ilişkin koşullar burada da uygulanır; bu nedenle aradaki on sekiz yaş farkı aranır (TMK m. 308) ve evli bir kişi eşiyle birlikte hareket etmedikçe ergin birini evlât edinemez (TMK m. 306). Üçüncü hata, altsoyun eksik belirlenmesidir: altsoy birden fazlaysa hepsinin açık muvafakati gerekir ve susma muvafakat sayılmaz. Bu noktada bugün için çözülmemiş bir tartışma da vardır: daha önce evlât edinilmiş bir kişinin "altsoy" sayılıp sayılmayacağı konusunda Hukuk Genel Kurulu ile sonraki tarihli Daire kararları farklı yönlerdedir (Yargıtay 2. HD, 2025/1983 E., 2025/7379 K., 16.09.2025). Bu belirsizlik karşısında güvenli yol, varsa önceki evlâtlığın da muvafakatini almak ya da en azından duruşmada dinlenmesini sağlamaktır; aksi hâlde kurulan ilişki yıllar sonra kaldırılabilir.
Maddenin niteliği
- Kural: Evlât edinmede asıl olan küçüklerin evlât edinilmesidir.
- İstisna: Ergin ve kısıtlıların evlât edinilmesi (Yargıtay HGK, 2017/2518 E., 2021/1155 K., 05.10.2021).
- Koşullar: Emredici ve sınırlı sayıdadır.
- Anlaşma: Tarafların isteği eksik koşulu tamamlamaz.
- Kabul: Davalının davayı kabulü yeterli değildir.
- Denetim: Koşullar sonradan da incelenebilir (TMK m. 318).
Üç bent ve beş yıllık süre
- Nitelik: Bentler alternatiftir (Yargıtay (Kapatılan) 18. HD, 2013/9843 E., 2013/14118 K., 30.10.2013).
- Birinci bent: Bedensel veya zihinsel engel + beş yıl bakım (TMK m. 313/1-1).
- İkinci bent: Küçükken beş yıl bakım, gözetim ve eğitim (TMK m. 313/1-2).
- Üçüncü bent: Haklı sebep + beş yıl birlikte yaşama (TMK m. 313/1-3).
- Ortak unsur: Her bentte beş yıllık bir süre aranır.
- Dilekçe: Hangi bende dayanıldığı açıkça belirtilmelidir.
Koşulların yorumu
- Amaç şartı yok: Bakım baştan evlât edinme amaçlı olmak zorunda değil (Yargıtay (Kapatılan) 18. HD, 2014/644 E., 2014/8076 K., 02.05.2014).
- Hitap biçimi: Ölçüt değildir.
- Aranan: Tarafların önceden birbirlerini tanıyor olması.
- Birlikte yaşama: Dava tarihinde de sürmelidir (Yargıtay (Kapatılan) 18. HD, 2014/8737 E., 2014/14140 K., 14.10.2014).
- Ayrı ev: Evlenip ayrılan kişide üçüncü bent gerçekleşmez.
- Alternatif: Küçükken bakım varsa ikinci bende dayanılabilir.
Altsoyun açık muvafakati
- Zorunluluk: Muvafakat olmadan karar verilemez (Yargıtay HGK, 2017/2518 E., 2021/1155 K., 05.10.2021).
- Nitelik: Şahsa sıkı sıkıya bağlı haktır.
- Kim verir: Ayırt etme gücüne sahip ergin altsoy bizzat.
- Susma: Muvafakat sayılmaz.
- Birden fazla altsoy: Hepsinin muvafakati aranır.
- Kapsam: Çocuk, torun ve onların altsoyu.
Evlâtlık altsoy sayılır mı?
- Tartışma: Yargıda görüş birliği yoktur.
- Bir görüş: Evlâtlık da altsoya dâhildir (Yargıtay HGK, 2017/2518 E., 2021/1155 K., 05.10.2021).
- Diğer görüş: Altsoy kan bağına dayanır (Yargıtay 2. HD, 2025/1983 E., 2025/7379 K., 16.09.2025).
- Dayanak: Evlenme yasağının ayrı düzenlenmesi ve mirasçılığın tek yönlü olması.
- Ek gerekçe: Haksız muhalefet dürüstlük kuralına aykırıdır (Yargıtay 18. HD, 2015/8751 E., 2016/4020 K., 08.03.2016).
- Güvenli yol: Önceki evlâtlığın da dinlenmesini sağlamak.
Kıyasen uygulanan koşullar
- Yarar: Evlât edinme evlât edinilenin yararına olmalı (TMK m. 305).
- Yaş farkı: En az on sekiz yıl (TMK m. 308).
- Rıza: Ayırt etme gücüne sahip evlât edinilenin rızası.
- Vesayet izni: Evlât edinilen kısıtlıysa aranır.
- Birlikte evlât edinme: Eşler ancak birlikte evlât edinebilir (TMK m. 306).
- Tek başına: Koşulları ayrı maddede (TMK m. 307).
Ergin evlât edinme dosyasında yapılacak iş, bir kontrol listesi doldurmaktır; çünkü bu maddede koşulların hepsi birden aranır ve biri eksikse dava reddedilir. Birinci adım bent seçimidir: üç bentten hangisine dayandığınızı belirleyin ve yalnızca onu delillendirin. Evlât edinilecek kişi bedensel veya zihinsel engeli sebebiyle sürekli yardıma muhtaçsa ve en az beş yıldan beri bakılıp gözetiliyorsa birinci bent; küçükken en az beş yıl bakılıp gözetilmiş ve eğitilmişse ikinci bent; bunlar yoksa ama haklı sebepler varsa ve hâlen en az beş yıldır aile hâlinde birlikte yaşanıyorsa üçüncü bent. Üçüncü bende dayanıyorsanız birlikteliğin dava tarihinde de sürdüğüne dikkat edin; evlenip ayrı ev kurmuş bir kişi bakımından bu bent gerçekleşmez. İkinci adım altsoyun tespitidir: evlât edinenin bütün çocuklarını ve torunlarını belirleyin, her birinin duruşmada dinlenmesini ve açık muvafakatinin tutanağa geçirilmesini sağlayın. Sessiz kalmak, duruşmaya gelmemek veya dilekçeye cevap vermemek muvafakat yerine geçmez. Evlât edenin daha önce evlât edindiği biri varsa, bu kişinin "altsoy" sayılıp sayılmayacağı bugün tartışmalıdır; riski ortadan kaldırmak için onun da beyanını alın. Üçüncü adım kıyas denetimidir: evlât edinilenle aranızdaki yaş farkının on sekiz yılı doldurup doldurmadığını nüfus kayıtlarından hesaplayın; evliyseniz eşinizle birlikte dava açın; evlât edinilecek kişi evliyse onun eşinin de rızasını dosyaya koyun; evlât edinilecek kişi kısıtlıysa vesayet dairelerinin iznini alın. Son olarak, koşullar gerçekleşmeden verilmiş ve kesinleşmiş bir evlât edinme kararının dokunulmaz olmadığını bilin: esasa ilişkin noksanlık sebebiyle evlâtlık ilişkisinin kaldırılması istenebilir ve bu dava uygulamada en çok evlât edenin ölümünden sonra mirasçılar tarafından açılmaktadır.
Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararları
Aşağıdaki kararlar resmî karar arama sistemlerinden alınmıştır. Her kartta kararın vardığı ilke, olayın özeti, karardan birebir bir alıntı ve kararın uygulamadaki anlamı yer alır. Konuya göre süzmek için düğmeleri kullanabilirsiniz.
Evlât edinmede kural küçüklerin evlât edinilmesidir; erginlerin ve kısıtlıların evlât edinilmesi istisnadır ve koşulları emredici ve sınırlı sayıdadır
Bir kişi, eşinin torununu evlât edinmişti. Evlât edinen öldükten sonra, daha önce onun tarafından evlât edinilmiş olan kişi, koşulların gerçekleşmediğini ileri sürerek evlâtlık ilişkisinin kaldırılmasını istedi. Uyuşmazlık, ergin kişinin evlât edinilmesine ilişkin koşulların evlât edinme davası sırasında gerçekleşip gerçekleşmediği noktasında toplandı.
“Evlat edinmede kural, küçüklerin evlat edinilmesi olmakla birlikte, istisnai olarak ergin ve kısıtlıların evlat edinilmesi de mümkündür. Ergin veya kısıtlıların evlat edinilmesinin istisna olarak belirlenmesinin sebebi, ancak özel bir takım şartlar varsa evlat edinilebilmeleridir. TMK'da, evlatlığın küçük veya ergin/kısıtlı olmasına göre önemli bir ayrım yapılmış olup evlat edinmenin asli şartlarına ilişkin hükümlerinin kesin olan ifadelerinden, bunların emredici ve sınırlı sayıda oldukları anlaşılmaktadır.”
Ne anlama geliyor? Bu paragraf, maddenin bütün yorumunu belirleyen çerçeveyi kurar. Ergin ve kısıtlıların evlât edinilmesi bir istisnadır ve ancak kanunda sayılan özel koşullar varsa mümkündür. Bunun iki sonucu vardır. Birincisi, koşullar emredicidir: tarafların anlaşması, davalının davayı kabul etmesi ya da aradaki duygusal bağın güçlü olması eksik bir koşulu tamamlamaz. İkincisi, koşullar sınırlı sayıdadır: kanunda yazmayan bir hâl kıyasla eklenemez. Uygulamada bu, açılan davaların çoğunun neden reddedildiğini açıklar: taraflar arasında yıllardır süren fiilî bir ana baba-çocuk ilişkisi bulunsa bile, üç bentten hiçbiri gerçekleşmemişse evlât edinme kararı verilemez. Buna karşılık koşullardan biri gerçekleşmişse mahkeme işin esasını incelemek zorundadır.
2005 değişikliğiyle evlât edinenin altsoyunun bulunmaması koşulu kaldırılmış, yerine altsoyun açık muvafakati şartı getirilmiştir
Hukuk Genel Kurulu, uyuşmazlığı çözerken maddenin geçirdiği değişikliği ve bu değişikliğin gerekçesini ayrıntılı biçimde ortaya koydu.
“Türk Medeni Kanunu'nun 313. maddesinin 1. fıkrası, 03.07.2005 tarihli ve 5399 sayılı Türk Medeni Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'un 1. maddesi ile değiştirilmiş, maddede yer alan "Evlat edinenin altsoyu bulunmaması koşuluyla, ergin veya kısıtlı aşağıdaki hallerde evlat edinilebilir" şeklindeki birinci cümlesi yerine "Evlat edinenin altsoyunun açık muvafakatiyle ergin veya kısıtlı aşağıdaki hallerde evlat edinilebilir" cümlesi getirilmiştir. Böylelikle erginlerin veya kısıtlıların evlat edinilmesi bakımından aranan evlat edinenin altsoyunun bulunmaması koşulu kaldırılmıştır.”
Ne anlama geliyor? Maddenin ilk hâli, evlât edenin altsoyunun bulunmamasını arıyordu: çocuğu, torunu olan bir kişi ergin birini evlât edinemezdi. 2005 değişikliği bu mutlak engeli kaldırmış, yerine altsoyun açık muvafakatini koymuştur. Değişikliğin gerekçesi kararda aynen aktarılmıştır: ülkemizin sosyal şartları dikkate alındığında aile himayesine ihtiyacı olan ergin ve kısıtlıların çok sayıda bulunduğu, muhtaç kişilerin kalıcı bir aile desteğine kavuşturulması için bu koşulun kaldırıldığı, buna karşılık altsoyun sosyal veya ekonomik zarara uğramaması için evlât edinme sırasında açık onaylarının alınmasının öngörüldüğü belirtilmiştir. Böylece kanun koyucu iki menfaati dengelemiştir: bakıma muhtaç kişinin aile desteğine kavuşması ile mevcut altsoyun miras ve aile düzeni bakımından korunması.
Altsoyun muvafakati şahsa sıkı sıkıya bağlı bir haktır; susma muvafakat sayılmaz ve altsoy birden fazlaysa hepsinin açık muvafakati aranır
Hukuk Genel Kurulu, altsoyun muvafakatinin niteliğini ve nasıl verilmesi gerektiğini ayrı bir başlık altında açıkladı.
“Yeni düzenlemeye göre, evlat edinenin altsoyunun bulunması, erginlerin veya kısıtlıların evlat edinilmesine engel teşkil etmemekle birlikte erginlerin veya kısıtlıların evlat edinilmesi, evlat edinenin altsoyunun açık muvafakatine bağlanmıştır. Altsoyun açık muvafakati olmadan evlat edinme kararı verilemez. Evlat edinenin altsoyunun, ergin veya kısıtlının evlat edinilmesine açık muvafakat etmesi, kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardandır. Evlat edinenin altsoyunun ayırt etme gücüne sahip ergin olması hâlinde, bu kişinin bizzat kendisinin muvafakat etmesi gerekir. Rızanın açık muvafakat şeklinde olması şarttır. Susma muvafakat olarak değerlendirilmeyeceği gibi altsoyun birden fazla olması hâlinde ise, hepsinin açık muvafakati aranır”
Ne anlama geliyor? Bu paragraf, muvafakatin uygulamadaki bütün ayrıntılarını verir. Birincisi, muvafakat zorunludur: altsoyun açık muvafakati olmadan evlât edinme kararı verilemez. İkincisi, şahsa sıkı sıkıya bağlı bir haktır: vekil veya yasal temsilci eliyle kullanılamaz; ayırt etme gücüne sahip ergin altsoy bizzat muvafakat etmelidir. Üçüncüsü, açıklık şarttır: susma muvafakat sayılmaz; duruşmaya gelmemek, cevap vermemek ya da 'itirazım yok' demekten kaçınmak muvafakat yerine geçmez. Dördüncüsü, bütünlük şarttır: altsoy birden fazlaysa hepsinin açık muvafakati gerekir; birinin muhalefeti davayı düşürür. Uygulamada yapılacak iş, dava açmadan önce bütün altsoyun tespit edilip her birinin duruşmada dinlenmesini ve beyanının tutanağa geçirilmesini sağlamaktır.
Hukuk Genel Kuruluna göre altsoy kavramı evlât edinilmiş küçük, kısıtlı veya ergini de kapsar; daha önce evlât edinilmiş kişinin de rızası aranır
Uyuşmazlıkta, evlât edinenin daha önce evlât edindiği kişinin muvafakati alınmamıştı. Hukuk Genel Kurulu, bu kişinin evlât edenin altsoyu sayılıp sayılmayacağını tartıştı.
“Hemen burada, altsoy kavramına değinmekte yarar vardır. Biri diğerinden gelen kişiler arasındaki hısımlık, üstsoy-altsoy hısımlığıdır (TMK m. 17/2). Bu kapsamda altsoy; kişinin çocuğu, torunu, torunun çocuğu olmak üzere aşağıya doğru aynı hat üzerinde devam eden birinci dereceden hısımlık bağını ifade etmektedir. TMK'da evlat edinme yoluyla kanundan doğan ve kan bağına dayalı soybağı ilişkisine benzeyen soybağı ilişkisi kurulduğu kabul edildiğinden (TMK m. 282/3) altsoy aynı zamanda evlat edinilmiş küçük, kısıtlı veya ergini de ifade eder”
Ne anlama geliyor? Bu, maddenin en tartışmalı noktasıdır ve yargı içinde görüş birliği yoktur. Hukuk Genel Kurulu çoğunluğu, evlât edinmeyle kanundan doğan ve kan bağına dayalı soybağına benzeyen bir ilişki kurulduğundan hareketle (TMK m. 282) evlât edinilmiş kişinin de altsoy kavramına dâhil olduğunu kabul etmiş ve daha önce evlât edinilmiş kişinin muvafakatini aramıştır. Aynı kararda azınlık bunun aksini savunmuştur. Uygulamadaki güncel eğilim ise ters yöndedir: sonraki tarihli Daire kararları, altsoyun kan bağına dayandığını, evlâtlığın altsoy sayılmayacağını benimsemektedir (Yargıtay 2. HD, 2025/1983 E., 2025/7379 K., 16.09.2025). Bu belirsizlik karşısında güvenli yol, daha önce evlât edinilmiş kişinin de muvafakatini almak ya da en azından dinlenmesini sağlamaktır; aksi hâlde kurulan ilişki yıllar sonra kaldırılma riski taşır.
Küçüklerin evlât edinilmesine ilişkin koşullar, ergin ve kısıtlıların evlât edinilmesinde de kıyasen uygulanır
Hukuk Genel Kurulu, maddenin son fıkrasındaki kıyas hükmünün somut olarak hangi koşulları kapsadığını tek tek saydı.
“Erginlerin veya kısıtlıların evlat edinilmesinde diğer bir koşul da, küçüklerin evlat edinilmesine ilişkin koşulların, kıyas yoluyla erginlerin veya kısıtlıların evlat edinilmesi bakımından da uygulanmasıdır. Buna göre, evlat edinmenin evlat edinilenin yararına olması (TMK m. 305/2); evlat edinilenin, evlat edinenden en az onsekiz yaş küçük olması (TMK m. 308/1); ayırt etme gücüne sahip evlat edinilenin rızasının olması (TMK m. 308/2); evlat edinilenin kısıtlı olması hâlinde, vesayet dairelerinin izninin alınması (TMK m. 308/3); evli kişilerin ancak birlikte evlat edinebilmeleri (TMK m. 306/1); eşlerin de en az beş yıldan beri evli olmaları veya otuz yaşını doldurmuş bulunmaları (TMK m. 306/2); eşlerden birinin, en az iki yıldan beri evli olmaları veya kendisinin otuz yaşını doldurmuş bulunması koşuluyla diğerinin çocuğunu evlat edinebilmesi (TMK m. 306/3); evli olmayan kişi otuz yaşını doldurmuş ise tek başına evlat edinebilmesi (TMK m. 307/1) gibi küçüklerin evlat edinilmesine ilişkin koşullar, ergin veya kısıtlıların evlat edinilmesinde de uygulanır.”
Ne anlama geliyor? Maddenin son fıkrası kısa bir cümleden ibarettir ama sonuçları geniştir: küçüklerin evlât edinilmesine ilişkin bütün koşullar, aykırı bir hüküm bulunmadıkça ergin ve kısıtlılar için de geçerlidir. Kararın saydıkları şunlardır: evlât edinmenin evlât edinilenin yararına olması (TMK m. 305); aradaki on sekiz yaş farkı (TMK m. 308); ayırt etme gücüne sahip evlât edinilenin rızası; evlât edinilen kısıtlıysa vesayet dairelerinin izni; evli kişilerin ancak birlikte evlât edinebilmeleri (TMK m. 306) ve tek başına evlât edinmenin koşulları (TMK m. 307). Bu liste, ergin evlât edinme dosyalarında en çok gözden kaçan noktayı gösterir: yaş farkı koşulu burada da aranır ve evli bir kişi eşiyle birlikte hareket etmedikçe ergin birini evlât edinemez.
Güncel karara göre altsoy kan bağına dayanır; daha önce evlât edinilmiş kişi altsoy sayılmaz ve onun muvafakati aranmaz
Bir kişi, 2019 yılında ergin birini evlât edinmişti. Evlât edinen öldükten sonra, daha önce onun tarafından evlât edinilmiş olan kişi, kendi açık muvafakatinin alınmadığını ileri sürerek evlâtlık ilişkisinin kaldırılmasını istedi. İlk derece mahkemesi davayı reddetti, bölge adliye mahkemesi kabul etti.
“TMK'nun 313/1 maddesindeki, "evlât edinenin altsoyunun açık muvafakatiyle ergin ve kısıtlılar evlat edinilebilir" biçimindeki düzenlemede yer alan "alt soydan" doğal/biyolojik yolla kurulan hısımlık ilişkisini anlamak, evlatlık yoluyla oluşan hısımlık ilişkisinin bu kapsama girmeyeceğini kabul etmek gerekmektedir.”
Ne anlama geliyor? Daire, amaçsal yorumla kanun koyucunun kan bağıyla oluşan altsoyu korumayı amaçladığı sonucuna varmış ve bunu kanunun sistematiğinden çıkardığı dört argümanla desteklemiştir. Birincisi, üstsoy-altsoy hısımlığı 'biri diğerinden gelme' olgusuna, yani kan bağına dayanır (TMK m. 282). İkincisi, evlât edinen ile evlâtlık arasındaki evlenme yasağı ayrıca düzenlenmiştir; altsoy sayılsaydı buna gerek olmazdı. Üçüncüsü, evlâtlığın mirasçılığı ayrı bir maddede düzenlenmiştir (TMK m. 314); altsoy sayılsaydı genel mirasçılık hükmü yeterdi. Dördüncüsü, kanun evlâtlığın kan hısımı "gibi" mirasçı olacağını söyler; bu benzetme, iki kavramın ayrı olduğunu gösterir ve mirasçılık tek yönlüdür. Karar oy çokluğuyla verilmiştir ve Hukuk Genel Kurulunun 2021 tarihli kararındaki çoğunluk görüşünden ayrılmaktadır; bu nedenle konu hâlâ tartışmalıdır.
Evlât edinme kan bağına dayanan üstsoy-altsoy hısımlığı kurmaz; haklı sebep yokken karşı çıkan evlâtlığın tutumu dürüstlük kuralına da aykırıdır
Davacı, eşinin 1989 doğumlu kızını evlât edinmek istedi. Mahkeme, davacının 743 sayılı Kanun döneminde 1991 yılında evlât edindiği kişinin muvafakatinin bulunmadığı gerekçesiyle istemi reddetti.
“Şu halde, evlat edinme; evlat edinenle evlatlık arasında kan bağına dayanan üstsoy-altsoy hısımlık ilişkisi kurmaz. Evlatlık ve onun altsoyunun, evlat edinene kan hısımı gibi mirasçı olması (TMK. m. 500/1), bu ikisi arasında üstsoy-altsoy kan hısımlığı ilişkisi kurulduğunu göstermez. Eğer öyle olsaydı, evlat edinenlerin ve hısımlarının da, evlatlığa mirasçı olmaları gerekirdi. Oysa, Türk Medeni Kanunu, bunu kabul etmemiştir. (TMK. m. 500/2) Bu ikisi arasındaki evlenme yasağı da (TMK. m. 129/3), üstsoy-altsoy hısımlık ilişkisinden değil; kanundan doğmaktadır. Evlat edinmeyle, evlatlığın öz ana ve babasına ait tüm hak ve yükümlülüklerin (velayet) evlat edinen(ler)e geçmesi, evlat edinmenin sonucu olup, kan bağına dayanan bir hısımlık ilişkisinin sonucu değildir. Dolayısıyla, evlat edinmeye muvafakat vermeyen davacının evlatlığı Derya, davacının "altsoyu" sayılamaz. Dolayısıyle Türk Medeni Kanununun 313/1. maddesinde aranan "evlat edinenin altsoyunun açık muvafakati" koşulu, bu kişinin evlatlık olması halinde geçerli değildir. Kaldı ki, kendisi de evlatlık olan kişinin, "altsoy" sıfatıyla davacının bir başkasını evlat edinmesine haklı ve geçerli bir sebebi olmadığı halde karşı çıkması, aynı zamanda Türk Medeni Kanununun 2.maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile de bağdaşmaz.”
Ne anlama geliyor? Karar, evlâtlığın altsoy sayılmadığı görüşünü ayrıntılı biçimde gerekçelendirir ve iki ek dayanak sunar. Miras bakımından: evlâtlık evlât edinene kan hısımı gibi mirasçı olur, ama evlât edinen ve hısımları evlâtlığa mirasçı olamaz; ilişki tek yönlüdür ve bu, gerçek bir üstsoy-altsoy bağının bulunmadığını gösterir. Evlenme yasağı bakımından: evlât edinen ile evlâtlık arasındaki evlenme yasağı üstsoy-altsoy hısımlığından değil, doğrudan kanundan doğar. Kararın ikinci katkısı ise farklı bir eksene dayanır: kendisi de evlâtlık olan kişinin, haklı ve geçerli bir sebebi olmadan başka birinin evlât edinilmesine karşı çıkması dürüstlük kuralına aykırı görülmüştür (TMK m. 2). Bu ikinci gerekçe, altsoy tartışması hangi yönde çözülürse çözülsün, kötüniyetli muhalefete karşı ayrı bir savunma imkânı sunar.
Altsoyun açık muvafakati şartı, ailenin huzurunu ve ekonomik varlığını korumaya yönelik ölçülü bir düzenlemedir; mülkiyet hakkına aykırı değildir
Ergin bir kişiyi evlât edinmek için açılan davada mahkeme, 313. maddenin birinci fıkrasındaki 'evlât edinenin altsoyunun açık muvafakatiyle' ibaresinin mülkiyet hakkına aykırı olduğu iddiasını ciddi bularak Anayasa Mahkemesine başvurdu. Başvuruda, kuralın kişinin malvarlığı üzerindeki tasarruf hakkına engel getirdiği ileri sürüldü.
“Kuralın gerekçesinde açıklandığı gibi, özellikle muhtaç ergin kişilerin evlât edinilmesi onlar için kalıcı aile desteği sağlasa da söz konusu evlât edinme işleminin alt soydan mal kaçırmaya yönelik şekilde kötüye kullanılmasının önüne geçilmesi, alt soyun sosyal ve ekonomik zarara uğramasının da engellenmesi gerekecektir. Başka bir ifadeyle evlât edinilen ile alt soyun çıkarlarının dengelenmesine, evlât edinilen lehine alt soyun çıkarlarının hakkaniyete aykırı şekilde zedelenmemesine özen gösterilmelidir.”
Ne anlama geliyor? Anayasa Mahkemesi, kuralı ergin ibaresi yönünden sınırlı olarak incelemiş ve itirazı reddetmiştir. Kararın mantığı şudur: altsoyun muvafakati şartı, evlât edinenin malvarlığı üzerindeki tasarruf hakkını dolaylı olarak sınırlar, çünkü muvafakat yoksa evlât edinilmek isteyen kişiye miras yoluyla intikal engellenir. Ancak bu sınırlama, Anayasa'nın ailenin korunmasına ilişkin 41. maddesi karşısında kamu yararına ve ölçülüdür: amaç, evlât edinmenin altsoydan mal kaçırmak için kötüye kullanılmasını önlemek ve iki menfaati dengelemektir. Mahkeme ayrıca pratik bir çıkış yolu da gösterir: muvafakat alınamadığı için evlât edinemeyen kişinin, saklı payları gözeterek malvarlığını vasiyet etmesine ve o kişiye bakıp gözetmesine bir engel yoktur. Karar oy çokluğuyla alınmış, bir üye karşı oy kullanmıştır.
Birinci fıkradaki üç bent birbirinden bağımsızdır; bentlerden herhangi birinin gerçekleşmesi yeterlidir
Bekâr ve altsoyu bulunmayan davacı, küçüklüğünden beri bakıp büyüttüğü, evleninceye kadar aile hâlinde birlikte yaşadığı kişiyi evlât edinmek istedi. Evlât edinilmek istenen kişi evliydi ve eşi rıza göstermişti; kendisi de davayı kabul etmişti. Mahkeme yine de davayı reddetti.
“Mahkemenin kabulünün aksine 313/1.fıkrasında üç bent halinde düzenlenen hükümler birbirinden bağımsız olup, bentlerde yer alan koşullardan herhangi biri halinde, gerçekleşmesi var ise altsoyun muvafakatının olması ergin ya da kısıtlının evlat edinilmesi için yeterlidir.”
Ne anlama geliyor? Bu karar, uygulamada sık yapılan bir okuma hatasını düzeltir: birinci fıkradaki üç bent kümülatif değil, alternatiftir. Madde gerekçesi de bunları 'alternatif şartlar' olarak nitelendirir. Dolayısıyla üç koşulun birden gerçekleşmesi aranmaz; birinin gerçekleşmesi yeterlidir. Bentler şunlardır: (1) bedensel veya zihinsel engel sebebiyle sürekli yardıma muhtaç olup en az beş yıldan beri bakılıp gözetilmek; (2) küçükken en az beş yıl süreyle bakılıp gözetilmiş ve eğitilmiş olmak; (3) diğer haklı sebeplerin bulunması ve en az beş yıldan beri evlât edinenle aile hâlinde birlikte yaşamak. Dava dilekçenizde hangi bende dayandığınızı açıkça belirtin ve o bendin unsurlarını delillendirin; bütün bentleri birden ileri sürmek dosyayı güçlendirmez, aksine dağıtır.
Bakıp gözetme ve eğitme koşullarının baştan evlât edinme amacıyla yerine getirilmiş olması gerekmez; hitap biçimi de koşul sayılamaz
Davacı, davalıyı doğumundan itibaren on sekiz yıl bakıp büyüttüğünü belirterek evlât edinme kararı verilmesini istedi. Mahkeme, bakımın baştan evlât edinme amacıyla yapılmadığı ve davalının davacıya 'abla' diye hitap ettiği gerekçesiyle istemi reddetti.
“Mahkemenin gerekçesinde belirtilenin aksine evlat edinme hakkındaki hükümlerde yer alan bakıp, gözetme ve eğitme koşullarının baştan evlat edinme amacıyla yapılmasına dair bir zorunluluk bulunmamaktadır. Bundan amaç tarafların daha önceden birbirlerini tanıyor olmalarının aranmasına yöneliktir. Yine davalının davacıya "abla" olarak hitap etmesi de engel neden olarak kabul edilemez. Davalı ergin ve davacının doğal annesi olmadığını bilmektedir. Dolayısıyla kendisinden "anne" olarak hitap etmesinin beklenmesi, yasada yer almayan bir koşulun aranması ve ayırt etme gücüne sahip olmayanlar dışında yasa hükümlerinin uygulanmaması sonucunu doğurur. Önemli olan taraflar arasında gerçekleşen duygusal ve manevi bağın, yasal koşulların da gerçekleşmesi halinde resmileştirilmesidir.”
Ne anlama geliyor? Karar, kanunda yazmayan koşulların aranmasına karşı net bir sınır çizer. Birincisi, niyet koşulu yoktur: bakıp gözetme ve eğitme, baştan evlât edinme amacıyla yapılmış olmak zorunda değildir; hükmün amacı yalnızca tarafların önceden birbirlerini tanıyor olmasını aramaktır. Bu, uzun yıllar fiilen birlikte yaşamış ancak ilişkiyi ancak sonradan resmîleştirmeye karar vermiş kişiler bakımından belirleyicidir. İkincisi, hitap biçimi ölçüt değildir: evlât edinilenin 'anne' yerine 'abla' demesi engel sayılamaz; ergin bir kişinin biyolojik ana babasını bilmesi doğaldır ve kanunda yazmayan bir koşulun aranması sonucunu doğurur. Kararın özeti şudur: önemli olan, taraflar arasında gerçekleşen duygusal ve manevî bağın, yasal koşullar da gerçekleşmişse resmîleştirilmesidir.
Üçüncü bende dayanılıyorsa evlât edinilenin en az beş yıldan beri evlât edinen ile aile hâlinde birlikte yaşaması aranır; ayrı yaşanıyorsa koşul gerçekleşmez
Davacı, uzun yıllar tanıdığı bir kişiyi evlât edinmek istedi. Ancak evlât edinilmek istenen kişi 1997 yılından bu yana eşi ve çocuklarıyla birlikte davacıdan ayrı yaşıyordu. Mahkeme, en az beş yıldan beri aile hâlinde birlikte yaşama koşulunun gerçekleşmediği gerekçesiyle davayı reddetti.
“Türk Medeni Kanununun 313. maddesinde; evlat edinilmesi istenilen kişi, bedensel veya zihinsel özrü sebebiyle sürekli olarak yardıma muhtaç ve evlat edinen tarafından en az beş yıldan beri bakılıp gözetilmekte veya evlat edinen tarafından, küçükken en az beş yıl süreyle bakılıp gözetilmiş ve eğitilmiş ise, veya diğer haklı sebepler mevcut ve evlat edinilen, en az beş yıldan beri evlat edinen ile aile halinde birlikte yaşamakta ise evlât edinenin altsoyunun açık muvafakatiyle ergin veya kısıtlı evlât edinilebilir. Evli bir kimse ancak eşinin rızasıyla evlat edinilebilir. Bunlar dışında küçüklerin evlat edinilmesine ilişkin hükümler kıyas yoluyla uygulanır hükmü yer almaktadır.”
Ne anlama geliyor? Üçüncü bent, uygulamada en çok başvurulan ama en çok da reddedilen bentdir; çünkü iki unsuru birlikte arar: diğer haklı sebeplerin bulunması ve en az beş yıldan beri aile hâlinde birlikte yaşama. İkinci unsur fiilî bir durumdur ve geçmişte birlikte yaşamış olmak yetmez; kanunun deyişi 'yaşamakta ise' biçimindedir, yani dava tarihinde de süren bir birliktelik aranır. Evlât edinilmek istenen kişi evlenip ayrı bir ev kurmuşsa, aradaki bağ ne kadar güçlü olursa olsun bu bent gerçekleşmez. Böyle bir dosyada yapılacak iş, ikinci bende dayanabilip dayanamayacağınızı değerlendirmektir: kişi küçükken en az beş yıl bakılıp gözetilmiş ve eğitilmişse, sonradan ayrı yaşamaya başlaması o bent bakımından engel değildir. Kararda geçen özrü sözcüğü, maddenin o tarihteki metnidir; bu ibare 2013 yılında engeli olarak değiştirilmiştir (6462 s. K. m. 1).
Ergin kişinin evlât edinilmesine ilişkin koşullar evlât edinme davası sırasında gerçekleşmemişse evlâtlık ilişkisinin kaldırılmasına karar verilir
Bir kişi, eşinin torununu evlât edinmişti; evlât edinme kararı kesinleşmişti. Evlât edinen öldükten sonra, daha önce onun evlât edindiği kişi koşulların gerçekleşmediğini ileri sürerek evlâtlık ilişkisinin kaldırılmasını istedi. Mahkeme davayı reddetti.
“Dava, ergin kişinin evlat edinilmesi şartlarının oluşmaması nedeniyle kurulan evlatlık ilişkisinin kaldırılması istemine ilişkindir. Yukarıda gösterilen yasal düzenlemeler ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, ergin kişinin evlat edinilmesine ilişkin koşullar evlat edinme davası sırasında gerçekleşmediğinden evlatlık ilişkisinin kaldırılması davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiştir.”
Ne anlama geliyor? Bu karar, maddedeki koşulların sonradan da denetlenebildiğini gösterir. Koşullar gerçekleşmeden verilmiş ve kesinleşmiş bir evlât edinme kararı dokunulmaz değildir; esasa ilişkin noksanlık sebebiyle evlâtlık ilişkisinin kaldırılması istenebilir (TMK m. 318). Bu davanın uygulamadaki en tipik senaryosu, evlât edinenin ölümünden sonra mirasçıların harekete geçmesidir. Karardaki denetim iki noktada yoğunlaşmıştır: evlât edinenin altsoyunun açık muvafakatinin alınmamış olması ve evlât edinilenin, eşin çocuğu değil torunu olması sebebiyle eşlerden birinin diğerinin çocuğunu evlât edinmesine ilişkin hükmün uygulanamaması (TMK m. 306). Aynı uyuşmazlık daha sonra Hukuk Genel Kuruluna gitmiş ve bu sonuç benimsenmiştir (Yargıtay HGK, 2017/2518 E., 2021/1155 K., 05.10.2021).
Madde gerekçesi
Madde 313- Erginlerin ve kısıtlıların evlât edinilmesi koşullarını düzenleyen bu madde, İsviçre Medenî Kanununun 266 ncı maddesinden alınmıştır. Üç bentten oluşan birinci fıkrada, erginlerin veya kısıtlıların hangi hâllerde evlât edinilebilecekleri, alternatif şartlar olarak, ancak sınırlayıcı bir şekilde sayılmaktadır. Üç alternatif hâlde de geçerli olan ortak koşul, fıkranın ilk cümlesine göre, evlât edinenin altsoyunun bulunmamasıdır: Yürürlükteki Kanunun 253 üncü maddesinde ise, altsoya sahip olmama koşulu hem erginlerin hem de küçüklerin evlât edinilmesinde aranmaktadır. Fıkranın (3) numaralı bendindeki "Diğer haklı sebepler mevcut ise" deyimi, "yukarıda sayılanlardan başka haklı sebepler mevcut ise" anlamındadır. İkinci fıkrada, evli kişinin ancak eşinin rızasıyla evlât edinilebileceği hükme bağlanmakta ve son fıkrada ise, bu maddede getirilen ayrık kurallar dışında, küçüklerin evlât edinilmesine ilişkin hükümlerin kıyas yoluyla, ergin ve kısıtlıların evlât edinilmesinde de uygulanacağı açıklanmaktadır.
Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), s. 120Gerekçe, maddenin iskeletini net biçimde çizer; ancak bir bölümü artık yürürlükteki metinle örtüşmez. Geçerliliğini koruyan kısımlar şunlardır: bentler alternatiftir ama sınırlayıcıdır; üçüncü bentteki "diğer haklı sebepler" ifadesi, sayılan iki bendin dışındaki haklı sebepleri anlatır; evli kişi ancak eşinin rızasıyla evlât edinilebilir; ve son fıkra, küçüklere ilişkin hükümleri kıyasen devreye sokar. Buna karşılık gerekçenin "üç alternatif hâlde de geçerli olan ortak koşul, evlât edinenin altsoyunun bulunmamasıdır" cümlesi, maddenin 2002-2005 arasındaki ilk hâline ilişkindir; bu koşul 2005 yılında kaldırılmıştır. Gerekçenin bugün de değerli olan bir karşılaştırması vardır: 743 sayılı Kanun'un 253. maddesinde altsoya sahip olmama koşulu hem erginler hem de küçükler bakımından aranıyordu; yeni Kanun bunu küçükler için tümüyle kaldırmış, erginler için bir süre sürdürmüş ve nihayet 2005'te onu da muvafakat şartına dönüştürmüştür. Tasarının 313. maddesi Adalet Komisyonunda yalnızca bir yazım düzeltmesine uğramış, birinci fıkranın (3) numaralı bendindeki "halinde" kelimesi "hâlinde" olarak düzeltilmiştir (S. Sayısı 723, s. 314).
743 sayılı eski Medeni Kanun'daki karşılığı
Eski Kanun, ergin ile küçük arasında hiçbir ayrım yapmıyordu; evlât edinmenin koşulları herkes için aynıydı ve 253. maddede toplanmıştı. Buna göre evlât edinme hakkı, en az otuz beş yaşında olup da nesebi sahih füruu bulunmayanlara özgüydü; ayrıca evlât edinenin evlâtlıktan en az on sekiz yaş büyük olması şarttı. Bu düzenlemenin iki sonucu vardı. Birincisi, çocuğu olan hiç kimse kimseyi evlât edinemezdi; altsoya sahip olmama mutlak bir engeldi ve bu engel erginler kadar küçükler bakımından da geçerliydi. İkincisi, ergin birinin evlât edinilmesi için ayrıca bir bakım veya birlikte yaşama süresi aranmıyordu; kanun bu ayrımı hiç yapmamıştı. Yeni Kanun düzeni kökten değiştirmiştir. Küçükler ve erginler ayrı maddelere bölünmüş, küçükler için altsoy engeli tümüyle kaldırılmış, erginler için ise iki aşamalı bir dönüşüm yaşanmıştır: 2002'de engel yalnızca erginlere özgü hâle getirilmiş, 2005'te ise engel yerine altsoyun açık muvafakati getirilmiştir. Ayrıca yeni Kanun, ergin evlât edinmeyi gerçek bir aile bağının varlığına bağlamak için beş yıllık süre koşulunu getirmiştir; eski Kanun'da böyle bir süre yoktu.
Madde 253 – (Değişik: 16/6/1983 - 2846/1 md.) Evlat edinme hakkı en az otuzbeş yaşında olup da nesebi sahih füruu bulunmayanlara münhasırdır. Evlat edinen kimsenin evlatlıktan en az onsekiz yaş büyük olması şarttır.
743 sayılı Kanun, mevzuat.gov.tr| 743 sayılı Kanun | 4721 sayılı Kanun m. 313 | |
|---|---|---|
| Ergin-küçük ayrımı | Yoktu | Ayrı maddelerde |
| Altsoy | Bulunmaması şarttı (m. 253) | Açık muvafakati şart (m. 313/1) |
| Kapsam | Hem ergin hem küçük | Yalnızca ergin ve kısıtlı |
| Bakım süresi | Aranmıyordu | En az beş yıl |
| Bentler | Yoktu | Üç alternatif bent |
| Evlât edinenin yaşı | En az otuz beş | Kıyasen otuz (TMK m. 307) |
| Yaş farkı | En az on sekiz yıl | Kıyasen en az on sekiz yıl (TMK m. 308) |
| Evli evlâtlık | Düzenlenmemişti | Eşinin rızası şart (m. 313/2) |
Değişiklik geçmişi
| Tarih | Gelişme | Dayanak |
|---|---|---|
| 01.01.2002 | Madde yürürlüğe girdi; ergin evlât edinme ayrı hükme bağlandı, altsoyun bulunmaması koşulu yalnızca erginlere özgü hâle geldi | 4721 s. K. |
| 13.07.2005 | Birinci cümle değişti: altsoyun bulunmaması koşulu kaldırıldı, yerine altsoyun açık muvafakati getirildi | 5399 s. K. m. 1 |
| 03.05.2013 | Birinci bentteki "özrü" ibaresi "engeli" olarak değiştirildi | 6462 s. K. m. 1 |
| 23.11.2016 | Açık muvafakat şartına yönelik iptal istemi reddedildi | AYM, E. 2016/46, K. 2016/178, 23.11.2016 |
2005 değişikliği maddenin en önemli dönüm noktasıdır. Değişikliğin gerekçesi, Anayasa Mahkemesi kararında aynen aktarılmıştır: ülkemizin sosyal şartları dikkate alındığında aile himayesine ihtiyacı olan ergin ve kısıtlıların çok sayıda bulunduğu, geleneksel aile desteğinin koşullar değiştiğinde ortadan kalktığı, muhtaç ve kısıtlı bazı kişilerin kalıcı bir aile desteğine kavuşturulmaları bakımından altsoyun bulunmaması koşulunun kaldırıldığı; buna karşılık altsoyun herhangi bir sosyal veya ekonomik zarara uğramaması için evlât edinme sırasında açık onaylarının alınmasının öngörüldüğü belirtilmiştir (AYM, E. 2016/46, K. 2016/178, 23.11.2016). Aynı kararda bu şart, ailenin huzurunu ve ekonomik varlığını koruyan, mülkiyet hakkına ölçülü bir sınırlama olarak görülmüş ve iptal istemi reddedilmiştir; kararda ayrıca muvafakat alınamayan hâllerde saklı payları gözeterek vasiyet yolunun açık olduğu hatırlatılmıştır. Maddenin bugünkü uygulamasındaki asıl belirsizlik ise başka bir noktadadır: daha önce evlât edinilmiş bir kişi "altsoy" sayılır mı? Hukuk Genel Kurulu 2021 yılında bu soruya olumlu yanıt vermiş (Yargıtay HGK, 2017/2518 E., 2021/1155 K., 05.10.2021), buna karşılık hem daha önceki hem de daha sonraki Daire kararları altsoyun kan bağına dayandığını, evlâtlığın altsoy sayılmayacağını benimsemiştir (Yargıtay 18. HD, 2015/8751 E., 2016/4020 K., 08.03.2016; Yargıtay 2. HD, 2025/1983 E., 2025/7379 K., 16.09.2025). Bu görüş ayrılığı henüz bir içtihadı birleştirme kararıyla giderilmiş değildir.
İlgili maddeler
- TMK m. 282: Soybağının kurulması.
- TMK m. 305: Küçüklerin evlât edinilmesinde genel koşullar.
- TMK m. 306: Eşlerin birlikte evlât edinmesi.
- TMK m. 307: Tek başına evlât edinme.
- TMK m. 308: Yaş farkı ve küçüğün rızası.
- TMK m. 314: Evlât edinmenin hükümleri.
- TMK m. 315: Evlât edinme kararının hüküm anı.
- TMK m. 316: Evlât edinmede araştırma.
- TMK m. 317: Rızanın bulunmaması.
- TMK m. 318: Diğer noksanlıklar.
Ergin bir kişinin evlât edinilmesi için hangi bende dayanmanız gerektiğini ve dosyanızda koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğini değerlendirmek için boşanma avukatı İstanbul sayfasındaki iletişim bilgilerinden bana ulaşabilirsiniz.
Sık sorulan sorular
TMK 313 ne diyor?
Ergin ve kısıtlı kişilerin hangi koşullarda evlât edinilebileceğini düzenler.
Ergin biri evlât edinilebilir mi?
Evet; ancak kanunda sayılan koşullardan biri gerçekleşmişse.
Bu bir istisna mıdır?
Evet; kural küçüklerin evlât edinilmesidir (Yargıtay HGK, 2017/2518 E., 2021/1155 K., 05.10.2021).
Koşullar üzerinde anlaşılabilir mi?
Hayır; koşullar emredicidir.
Davalının davayı kabulü yeterli mi?
Yeterli değildir.
Kaç bent var?
Üç bent vardır (TMK m. 313/1).
Üçünün birden gerçekleşmesi gerekir mi?
Gerekmez; bentler alternatiftir (Yargıtay (Kapatılan) 18. HD, 2013/9843 E., 2013/14118 K., 30.10.2013).
Birinci bent neyi arar?
Bedensel veya zihinsel engel ve en az beş yıldan beri bakılıp gözetilme.
İkinci bent neyi arar?
Küçükken en az beş yıl bakılıp gözetilme ve eğitilme.
Üçüncü bent neyi arar?
Haklı sebepler ve en az beş yıldan beri aile hâlinde birlikte yaşama.
Birlikte yaşama sona ermişse ne olur?
Üçüncü bent gerçekleşmez (Yargıtay (Kapatılan) 18. HD, 2014/8737 E., 2014/14140 K., 14.10.2014).
Bakım baştan evlât edinme amaçlı mı olmalı?
Evlât edinilen "anne" demiyorsa sorun olur mu?
Olmaz; hitap biçimi ölçüt değildir.
Altsoyun muvafakati şart mı?
Şarttır (TMK m. 313/1).
Muvafakat nasıl verilir?
Açık olarak; susma muvafakat sayılmaz.
Vekil aracılığıyla verilebilir mi?
Verilemez; şahsa sıkı sıkıya bağlı bir haktır.
Birden fazla çocuk varsa ne olur?
Hepsinin açık muvafakati aranır.
Torunların muvafakati gerekir mi?
Altsoy kavramı torunları da kapsar.
Daha önce evlât edinilen kişinin muvafakati gerekir mi?
Bu konu tartışmalıdır (Yargıtay 2. HD, 2025/1983 E., 2025/7379 K., 16.09.2025).
Hangi görüşler var?
Bir görüş evlâtlığı altsoy sayar, diğeri kan bağı arar.
Ne yapmak güvenlidir?
Önceki evlâtlığın da dinlenmesini sağlamak.
Haksız yere karşı çıkılırsa ne olur?
Dürüstlük kuralına aykırılık ileri sürülebilir (Yargıtay 18. HD, 2015/8751 E., 2016/4020 K., 08.03.2016).
Muvafakat şartı Anayasa'ya uygun mu?
Anayasa Mahkemesi iptal istemini reddetmiştir (AYM, E. 2016/46, K. 2016/178, 23.11.2016).
Muvafakat alınamazsa başka yol var mı?
Saklı paylar gözetilerek vasiyet yapılabilir.
Evlât edinilecek kişi evliyse ne gerekir?
Eşinin rızası (TMK m. 313/2).
Yaş farkı koşulu burada da aranır mı?
Aranır; en az on sekiz yıl (TMK m. 308).
Evli bir kişi tek başına evlât edinebilir mi?
Kural olarak hayır (TMK m. 306).
Evlât edinilen kısıtlıysa ne gerekir?
Vesayet dairelerinin izni.
Evlât edinme yararına mı olmalı?
Evet; kıyasen bu koşul da aranır (TMK m. 305).
2005'te ne değişti?
Altsoyun bulunmaması koşulu kaldırılıp muvafakat şartı getirildi.
Neden değiştirildi?
Muhtaç kişilerin kalıcı aile desteğine kavuşması için.
2013'te ne değişti?
"Özrü" ibaresi "engeli" olarak değiştirildi.
Eski Kanun'da durum neydi?
Altsoyu olan kimse kimseyi evlât edinemezdi.
Koşullar eksikse karar sonradan kaldırılabilir mi?
Kaldırılabilir (Yargıtay 18. HD, 2015/15 E., 2015/8047 K., 12.05.2015).
Bu davayı kim açabilir?
Cumhuriyet savcısı veya her ilgili (TMK m. 318).
Görevli mahkeme hangisidir?
Aile mahkemesi (4787 s. K. m. 4).
Kaynaklar ve Mevzuat
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 2, 17, 129, 282, 305, 306, 307, 308, 313, 314, 315, 316, 317, 318, 500
- 5399 sayılı Türk Medenî Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun m. 1
- 6462 sayılı Kanun m. 1
- 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun m. 4
- 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi m. 253
- Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), m. 313 gerekçesi s. 120, Komisyon değişiklik listesi s. 314
- Anayasa Mahkemesi, E. 2016/46, K. 2016/178, 23.11.2016
- Yargıtay HGK, 2017/2518 E., 2021/1155 K., 05.10.2021
- Yargıtay 2. HD, 2025/1983 E., 2025/7379 K., 16.09.2025
- Yargıtay 18. HD, 2015/8751 E., 2016/4020 K., 08.03.2016
- Yargıtay 18. HD, 2015/15 E., 2015/8047 K., 12.05.2015
- Yargıtay 18. HD, 2014/8737 E., 2014/14140 K., 14.10.2014
- Yargıtay 18. HD, 2014/644 E., 2014/8076 K., 02.05.2014
- Yargıtay 18. HD, 2013/9843 E., 2013/14118 K., 30.10.2013
