TMK 310, evlât edinmede ana babanın rızasına iki ayrı altı haftalık süre bağlar. Birincisi bir yasaktır: rıza, küçüğün doğumunun üzerinden altı hafta geçmeden önce verilemez. Doğumun hemen ardından, çevre baskısı veya olağanüstü koşullar altında alınan karar hukuken sonuç doğurmaz; doğumdan on beş gün sonra kuruma verilen rıza dilekçesinin ne geçerliliği ne de bağlayıcılığı bulunur (Yargıtay 2. HD, 2024/3002 E., 2024/6466 K., 26.09.2024). İkincisi bir haktır: geçerli biçimde verilmiş rıza, tutanağa geçirilme tarihinden başlayarak altı hafta içinde aynı usulle geri alınabilir; yani geri alma da mahkemede açıklanıp tutanağa geçirilmelidir. Üçüncü fıkra ise belirsizliği bitirir: geri almadan sonra yeniden verilen rıza kesindir ve bir daha geri alınamaz. Madde, TMK m. 309 ile birlikte okunur: 309 rızanın nerede ve nasıl verileceğini, 310 ise ne zaman verilip ne zaman geri alınabileceğini düzenler.
- Bekleme süresi
- Doğumdan itibaren rıza verilemeyecek altı haftalık süre (TMK m. 310/1).
- Geri alma süresi
- Rızanın tutanağa geçirilmesinden başlayan altı haftalık süre (TMK m. 310/2).
- Aynı usul
- Geri almanın da mahkemede açıklanıp tutanağa geçirilmesi (TMK m. 310/2).
- Kesin rıza
- Geri almadan sonra yeniden verilen ve artık geri alınamayan rıza (TMK m. 310/3).
TMK 310 ne düzenler?
| Konu | Kural | Dayanak |
|---|---|---|
| Bekleme süresi | Doğumdan itibaren altı hafta | TMK m. 310/1 |
| Erken rıza | Geçerli değildir | Yargıtay 2. HD, 2024/6466 K. |
| Bağlayıcılık | Erken beyan ana babayı bağlamaz | Yargıtay 2. HD, 2024/6466 K. |
| İki eksiklik | Mahkeme dışı + erken beyan | Yargıtay 2. HD, 2023/5220 K. |
| Süre dolduktan sonra | Beyan tutanağa geçirilerek tespit edilir | Yargıtay 2. HD, 2011/14804 K. |
| Geri alma süresi | Tutanak tarihinden altı hafta | TMK m. 310/2 |
| Geri almanın şekli | Aynı usul, yani mahkemede | Yargıtay 8. HD, 2018/16096 K. |
| Yeniden verilen rıza | Kesindir | TMK m. 310/3 |
| Süre karışıklığı | Altı ay değil altı hafta | Yargıtay 2. HD, 2010/16998 K. |
| Kısa sürede pişmanlık | Özen ihlâli sayılmaz | Yargıtay 2. HD, 2016/13582 K. |
| Geçici bakım sözleşmesi | Evlât edinme kararı yerine geçmez | AYM, G.K. ve Ü.K., B. No: 2018/31989 |
| Görevli mahkeme | Aile mahkemesi | 4787 s. K. m. 4 |
TBMM gerekçesine göre madde, İsviçre Medenî Kanunu'nun 265b maddesinden aynen alınmıştır. Gerekçe kuralı sade bir dille özetler: ana ve baba çocuklarının evlât edinilmesine ilişkin rızalarını en erken çocuğun doğumundan altı hafta geçtikten sonra verebilir; bu rızayı da tutanağa geçirilme tarihinden itibaren altı hafta geçmeden aynı usulle geri alabilirler; ancak geri almadan sonra yeniden rıza verilirse artık bunun geri alınması mümkün değildir. Böylece ana babaya iki aşamalı bir düşünme alanı tanınmıştır: doğumdan sonraki ilk altı hafta boyunca rıza hiç verilemez, verildikten sonra da altı hafta boyunca serbestçe geri alınabilir. Buna karşılık bu alan sınırsız değildir; üçüncü fıkra, ikinci kez verilen rızayı kesin sayarak sürecin sonsuza kadar askıda kalmasını önler. Tasarının 310. maddesi Adalet Komisyonunun değişiklik listesinde yer almamış, madde Tasarıdaki hâliyle kanunlaşmıştır (S. Sayısı 723, s. 311-314).
Uygulamada en sık karşılaşılan durum, çocuğun doğduğu gün ya da doğumdan birkaç gün sonra evlât edinmek isteyen kişilere ya da kuruma teslim edilmesi ve bu sırada bir 'rıza belgesi' imzalanmasıdır. Bu belgelerin hukukî değeri yoktur: hem mahkeme huzurunda verilmedikleri için şekle (TMK m. 309), hem de altı hafta dolmadan alındıkları için zamana aykırıdırlar (Yargıtay 2. HD, 2023/625 E., 2023/5220 K., 07.11.2023). Sonucu şudur: ortada hukuken hiç rıza bulunmadığı için ana baba sonradan fikir değiştirdiğinde 'rızasından dönemez' denemez; üstelik geri alma süresinin dolup dolmadığı da tartışma konusu olmaz. Çocuğu böyle bir belgeye dayanarak yanına alan aileler yıllar sonra bile çocuğu kaybetme riskiyle karşılaşabilir; evlât edinme öncesi geçici bakım sözleşmesi de bir evlât edinme kararı yerine geçmez (AYM, G.K. ve Ü.K., B. No: 2018/31989, 13.09.2022). Güvenli yol tektir: altı haftalık süre dolduktan sonra rızayı mahkemede tutanağa geçirtmek, rıza alınamıyorsa koşulları varsa rızanın aranmaması kararını almak ve kesinleştirmek (TMK m. 311).
Doğumdan sonraki altı hafta
- Kural: Rıza, doğumun üzerinden altı hafta geçmeden verilemez (TMK m. 310/1).
- Amaç: Doğum sonrası koşulların ve çevre baskısının etkisini azaltmak.
- Erken beyan: Geçerli değildir (Yargıtay 2. HD, 2024/3002 E., 2024/6466 K., 26.09.2024).
- Bağlayıcılık: Erken beyan ana babayı bağlamaz.
- Hesap: Süre doğum tarihinden başlar.
- Sonuç: Süre dolmadan verilen rızaya kanun sonuç bağlamamıştır (Yargıtay 2. HD, 2011/18166 E., 2012/30659 K., 17.12.2012).
Süre dolduktan sonra rıza
- Yer: Mahkemede açıklanır (TMK m. 309).
- İşlem: Tutanağa geçirilerek tespit edilir (Yargıtay 2. HD, 2011/10286 E., 2011/14804 K., 03.10.2011).
- Hâkimin görevi: Beyanı tespit etmek; istemi reddetmek değil.
- Belge: Tutanak, evlât edinme davasının temel dayanağıdır.
- Kim verir: Ana ve baba bizzat verir.
- Evlât edinenler: Belirlenmemiş olsa dahi rıza geçerlidir.
Rızanın geri alınması
- Süre: Tutanağa geçirilme tarihinden altı hafta (TMK m. 310/2).
- Şekil: Aynı usul, yani mahkemede (Yargıtay 8. HD, 2018/3959 E., 2018/16096 K., 24.09.2018).
- Yeterli olmayan: Kuruma veya ailelere yapılan bildirim.
- Sebep: Geri alma için gerekçe göstermek gerekmez.
- Toplam alan: Altı hafta bekleme, altı hafta geri alma.
- Süre karışıklığı: Altı ay değil altı haftadır (Yargıtay 2. HD, 2010/5423 E., 2010/16998 K., 18.10.2010).
Yeniden verilen rıza
- Kural: Geri almadan sonra yeniden verilen rıza kesindir (TMK m. 310/3).
- Sonuç: Bu rıza bir daha geri alınamaz (Yargıtay 2. HD, 2021/8467 E., 2022/1932 K., 01.03.2022).
- Amaç: Sürecin süresiz askıda kalmasını önlemek.
- Ana baba için: İkinci rızada geri dönüş yoktur.
- Evlât edinen için: Dosyada geri alınmış rıza var mı, araştırılmalıdır.
- Şekil: Yeniden verilen rıza da mahkemede açıklanır.
Geçersiz rızanın sonuçları
- Nitelendirme: Ortada rıza yoksa geri alma da söz konusu olmaz (Yargıtay 8. HD, 2018/3959 E., 2018/16096 K., 24.09.2018).
- Dava: İşlemlerin baştan geçersizliği üzerinden kurulur.
- Görev: Hukukî nitelendirme hâkime aittir (HMK m. 33).
- Alternatif yol: Koşulları varsa rızanın aranmaması (TMK m. 311).
- Tespit ile karıştırmayın: Rızanın tespiti ayrı, aranmaması ayrı istemdir (TMK m. 312).
- İstisna: Sonraki davranış hakkın kötüye kullanılması sayılabilir (Yargıtay 2. HD, 2023/625 E., 2023/5220 K., 07.11.2023).
Vazgeçme ve pişmanlık
- Kısa sürede pişmanlık: Özen yükümlülüğünün ihlâli sayılmaz (Yargıtay 2. HD, 2016/14080 E., 2016/13582 K., 06.10.2016).
- Erken örnek: Aynı sonuç 2010 yılında da verilmiştir (Yargıtay 2. HD, 2009/12895 E., 2010/3777 K., 01.03.2010).
- Ölçü: Fiilî adımlar, salt beyandan daha güçlüdür.
- Örnek adımlar: Anneliğin tespiti davası, koruma kararının kaldırılması istemi.
- Geçici bakım sözleşmesi: Evlât edinme kararı yerine geçmez (AYM, G.K. ve Ü.K., B. No: 2018/31989, 13.09.2022).
- Aile bağı: Bakan aile ile çocuk arasında aile hayatı bağı doğabilir.
Bu maddede yapılacak ilk iş bir takvim çıkarmaktır. Küçüğün doğum tarihini yazın, üzerine altı hafta ekleyin: bu tarihten önce alınmış hiçbir beyan rıza değildir. İkinci tarihi rızanın tutanağa geçirildiği gün olarak yazın, üzerine yine altı hafta ekleyin: bu tarihe kadar rıza geri alınabilir. Evlât edinmek isteyen taraftaysanız bu iki tarihi geçmeden dosyayı ilerletmeyin; çocuğu teslim alırken imzalatılan yazılı belgeler size güvence sağlamaz ve evlât edinme öncesi geçici bakım sözleşmesi de bir evlât edinme kararı değildir. Rızayı, süre dolduktan sonra mahkemede tutanağa geçirtin ve geri alma süresinin dolmasını bekleyin. Rıza alınamıyorsa yolunuz farklıdır: koşulları varsa rızanın aranmaması kararını alın ve kesinleştirin (TMK m. 311). Ana baba tarafındaysanız üç noktayı bilin. Birincisi, doğumun hemen ardından imzaladığınız belge sizi bağlamaz; bu beyandan dönmeniz hukuken 'rızadan dönme' değildir, çünkü ortada hiç rıza yoktur. İkincisi, geçerli biçimde verdiğiniz rızayı altı hafta içinde geri alabilirsiniz; ancak geri almayı da mahkemede açıklayıp tutanağa geçirtmeniz gerekir, kuruma veya ailelere haber vermek yeterli değildir. Üçüncüsü, geri aldıktan sonra yeniden verdiğiniz rıza kesindir; bu kez geri dönüş yoktur. Son olarak, fikir değiştirdiyseniz bunu yalnızca beyanla değil fiilî adımlarla gösterin: çocuğu geri istediğinizi yazılı olarak kuruma bildirin, gerekiyorsa koruma kararının kaldırılmasını ve çocuğun tarafınıza teslimini dava yoluyla isteyin. Kararlar davranışa bakılarak verilmektedir; uzun süre hiçbir girişimde bulunmayıp yalnızca dava açıldıktan sonra karşı çıkmak hakkın kötüye kullanılması sayılabilir (Yargıtay 2. HD, 2023/625 E., 2023/5220 K., 07.11.2023).
Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararları
Aşağıdaki kararlar resmî karar arama sistemlerinden alınmıştır. Her kartta kararın vardığı ilke, olayın özeti, karardan birebir bir alıntı ve kararın uygulamadaki anlamı yer alır. Konuya göre süzmek için düğmeleri kullanabilirsiniz.
Rıza doğumdan itibaren altı hafta geçmeden verilemez; süre dolduktan sonra mahkemede açıklanan rıza tutanağa geçirilerek tespit edilir
Evlilik dışı doğan bir küçüğün anası mahkemeye başvurarak çocuğun evlât edinilmesine rızasının bulunduğunun tespitini istedi. Mahkeme bu istemi reddetti.
“Rıza, küçüğün doğumunun üzerinden altı hafta geçmeden önce verilemez (TMK m. 310). Davacı anne, küçüğün evlat edinilmesine rızasının olduğunu beyan ettiğine göre, bu beyanının tutanağa geçirilip tespiti ile yetinilmesi gerekirken, annenin bu talebinin reddedilmesi doğru bulunmamıştır.”
Ne anlama geliyor? Karar, maddenin iki yüzünü birden gösterir. Yasak yön: doğumun üzerinden altı hafta geçmeden rıza verilemez; bu süre, doğum sonrası olağanüstü ruh hâlinin ve çevre baskısının etkisini azaltmak için konmuştur. Serbest yön: süre dolduktan sonra ana veya baba mahkemede rızasını açıkladığında hâkimin yapacağı iş bunu tutanağa geçirip tespit etmektir; istemi reddetmek değil. Uygulamada bu ikinci nokta gözden kaçar ve rıza beyanları 'karar verilecek bir talep değildir' denilerek geri çevrilir. Oysa rıza tek taraflı bir irade beyanıdır ve mahkemeye ulaşıp tutanağa geçirildiği anda hukukî sonucunu doğurur; bu tespit, ileride açılacak evlât edinme davasının temel belgesidir (TMK m. 309).
Doğumdan on beş gün sonra kuruma verilen rıza dilekçesinin geçerliliği ve bağlayıcılığı yoktur
Bir küçüğün ana ve babası, kuruma verdikleri dilekçeyle çocuğun kurum bakımına alınmasını ve evlât edinilmesine rızalarının bulunduğunu bildirmişlerdi. Kurum, rızalarının tespiti için dava açtı. Ana ve baba ise yargılama sırasında çocuğu yanlarına almak istediklerini ve rızalarının bulunmadığını bildirdiler. Dilekçe, küçüğün doğumundan on beş gün sonra verilmişti.
“küçüğün anne ve babasının dava açılmadan önce davacı kuruma verdikleri 19/07/2023 tarihli evlat edinmeye rızaları olduğuna dair dilekçelerinin ise henüz küçüğün doğumundan 15 gün gibi kısa bir süre sonra verilmesi göz önüne alındığında bir geçerliliğinin ve bağlayıcılığının olmadığı, zira 4721 sayılı TMK m.310/1 hükmü gereğince rızanın, küçüğün doğumunun üzerinden altı hafta geçmeden verilemeyeceği nazara alındığında şartları oluşmayan davanın reddine karar vermek gerekmiş”
Ne anlama geliyor? Bu karar, altı haftalık sürenin mutlak olduğunu en yalın biçimde ortaya koyar. Doğumdan on beş gün sonra verilen dilekçenin ne geçerliliği ne de bağlayıcılığı vardır; bu beyan, ana babayı sonradan fikir değiştirmekten alıkoymaz. Kararın ikinci öğretisi usule ilişkindir: kurum yalnızca rızanın tespitini istemişse, mahkeme taleple bağlılık ilkesi gereği rızanın aranmaması konusunu kendiliğinden inceleyemez (TMK m. 312). Bu iki talep birbirinden ayrıdır ve karıştırılmamalıdır: rızası bulunan ana baba için rızanın tespiti, rızası bulunmayan ana baba için rızanın aranmaması istenir. Talebinizi baştan doğru kurmazsanız dava, esasa hiç girilmeden reddedilir.
Doğum günü düzenlenen yazılı rıza belgesi, hem mahkeme huzurunda verilmemiş olması hem de altı hafta dolmadan verilmesi nedeniyle geçersizdir
Ana ve baba, çocuğu doğduğu gün evlât edinmek isteyen çifte vermiş ve bu konuda yazılı bir belge düzenlemişti. Çocuk üç yaşına geldiğinde ana, rızasının bulunmadığını ileri sürdü. İlk derece mahkemesi, rıza belgesinin doğum tarihiyle aynı gün düzenlenmiş olması sebebiyle geçerli olmadığını belirterek davayı reddetti; bölge adliye mahkemesi kararı kaldırarak davayı kabul etti.
“düzenlenen bu yazılı belgedeki rıza beyanının hem mahkeme huzurunda verilmemiş olması hem de 6 hafta geçmeden verilmiş olması nedeni ile geçerliliği bulunmasa ve esas olanın küçüğün anne ve babasının rızasının bulunması olsa da”
Ne anlama geliyor? Karar, iki ayrı geçersizlik sebebinin aynı belgede birleşebileceğini gösterir: belge mahkeme huzurunda verilmediği için şekle (TMK m. 309), doğum günü düzenlendiği için de zamana aykırıdır. Bu tespit, evlât edinmek isteyen kişiler bakımından önemli bir uyarı içerir: çocuğu doğduğu gün teslim alırken imzalatılan 'rıza belgesi' hiçbir hukukî güvence sağlamaz. Bu tür belgelere dayanan aileler, çocuk yanlarında yıllarca kalmış olsa bile ileride biyolojik ana babanın fikir değiştirmesi riskiyle karşılaşır. Güvenli yol, altı haftalık süre dolduktan sonra rızayı mahkemede tutanağa geçirtmek ya da koşulları varsa rızanın aranmaması kararı almaktır (TMK m. 311).
Rıza geçersiz olsa bile, dava açıldıktan sonra husumet sebebiyle rıza bulunmadığının ileri sürülmesi hakkın kötüye kullanılması sayılabilir
Aynı dosyada bölge adliye mahkemesi, rıza belgesinin geçersizliğini kabul etmekle birlikte, ana ve babanın çocuğu doğduğu gün bırakıp almak için çaba göstermediklerini, ananın başka bir dosyada evlâtlık vermek istediğini beyan ettiğini ve ancak dava açıldıktan sonra karşı çıktığını saptadı. Bu karar Yargıtayca onandı.
“dava açıldıktan sonra taraflar arasında oluşan husumet nedeniyle rızasının bulunmadığını beyan etmesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu”
Ne anlama geliyor? Bu karar, geçersiz rızanın davanın sonucunu her zaman belirlemediğini gösterir. Rıza geçersizse evlât edinme doğrudan bu rızaya dayandırılamaz; ancak koşulları varsa rızanın aranmaması yoluna gidilebilir (TMK m. 311). Bölge adliye mahkemesi burada iki ayrı olguya dayanmıştır: ana ve babanın çocuğu doğduğu gün bırakıp geri almak için çaba göstermemesi özen yükümlülüğünün ihlâli sayılmış, dava açıldıktan sonra husumet nedeniyle rızasızlık ileri sürülmesi ise hakkın kötüye kullanılması kabul edilmiştir (TMK m. 2). Buna karşılık bu sonuç otomatik değildir: kısa süre içinde pişman olup çocuğunu geri isteyen ana baba bakımından Yargıtay tam tersi yönde karar vermektedir. Belirleyici olan, ana babanın rızadan sonraki fiilî davranışıdır.
Altı hafta geçmeden verilen rızanın geçerliliği yoktur; verilen rıza ise tutanağa geçirilmesinden başlayarak altı hafta içinde aynı usulle geri alınabilir
Evlilik dışı doğan bir çocuğun anası, doğumdan iki gün sonra kuruma verdiği dilekçeyle çocuğun evlât edindirilmesini kabul ettiğini bildirmişti. Kurumun hasımsız açtığı dava üzerine rızanın aranmamasına karar verildi. Ana ve sonradan çocuğu tanıyan baba, yapılan işlemlerin iptalini istedi.
“zaman olarak verilecek rızanın 310.madde gereği küçüğün doğumunun üzerinden altı hafta geçmeden önce verilemeyeceği, yani altı hafta geçmeden verilen rızanın geçerliliğinin bulunmadığı, verilen rızanın tutanağa geçirilme tarihinden başlayarak altı hafta içinde aynı usulle geri alınabileceği hüküm altına alınmıştır.”
Ne anlama geliyor? Karar, maddenin iki fıkrasını tek cümlede toplar. Birinci fıkra bir yasaktır: doğumdan itibaren altı hafta dolmadan verilen rızanın geçerliliği yoktur. İkinci fıkra bir haktır: geçerli biçimde verilmiş rıza, tutanağa geçirildiği tarihten başlayarak altı hafta içinde aynı usulle geri alınabilir. 'Aynı usul' ifadesi önemlidir: geri alma da mahkemede, sözlü veya yazılı olarak açıklanıp tutanağa geçirilmelidir; kuruma veya evlât edinecek kişilere yapılan bildirim yeterli değildir. İki fıkra birlikte okunduğunda ana babaya toplam on iki haftalık bir düşünme alanı tanındığı görülür: doğumdan sonra altı hafta rıza verilemez, rıza verildikten sonra da altı hafta boyunca geri alınabilir.
Geri almadan sonra yeniden verilen rıza kesindir; bu rıza artık geri alınamaz
Küçüğü doğumundan beri bakan çift evlât edinme davası açtı. Ananın rızası vardı, baba ise rızasının bulunmadığını bildirdi. Mahkeme ve bölge adliye mahkemesi davayı reddetti. Yargıtay, uyuşmazlığı çözerken evlât edinmede rızaya ilişkin hükümleri bütünüyle ortaya koydu.
“Rıza, tutanağa geçirilme tarihinden başlayarak altı hafta içinde aynı usulle geri alınabilir. Geri almadan sonra yeniden verilen rıza kesindir.”
Ne anlama geliyor? Maddenin son cümlesi, düşünme süresinin bir kez tanındığını söyler. Bir ana veya baba rızasını verip altı hafta içinde geri alabilir; ancak geri aldıktan sonra yeniden rıza verirse artık bu ikinci rıza kesindir ve bir daha geri alınamaz. Düzenlemenin amacı, sürecin sonsuza kadar askıda kalmasını önlemektir: evlât edinilecek çocuk ile onu bekleyen aile bakımından belirsizliğin bir noktada bitmesi gerekir. Uygulama açısından iki sonuç doğar. Ana baba için: rızayı geri aldıktan sonra yeniden verirken kararın geri dönüşü olmadığını bilerek hareket edin. Evlât edinmek isteyenler için: dosyada daha önce geri alınmış bir rıza bulunup bulunmadığını araştırın; varsa ikinci rıza kesin olduğu için süreç çok daha güvenlidir.
Kararda altı hafta yerine altı ay yazılması maddî hatadır ve yerinde düzeltilebilir; hüküm bu sebeple bozulmaz
Evlât edinmede rızanın aranmaması ve koruma kararına ilişkin bir dosyada, mahkeme gerekçesinde kanunun öngördüğü altı haftalık süre 'altı ay' olarak yazılmıştı. Karar bu yönden temyiz edildi.
“Türk Medeni Kanununun 310.maddesi uyarınca 6 hafta yazılacak yerde 6 ay yazılmasının maddi hataya dayalı olup yerinde düzeltilebilmesinin mümkün bulunmasına göre”
Ne anlama geliyor? Kısa ama iki bakımdan öğretici bir karar. Birincisi, sürenin altı hafta olduğunu bir kez daha teyit eder; uygulamada 'altı ay' karışıklığı yalnızca bu dosyaya özgü değildir, çünkü evlât edinmeye ilişkin başka hükümlerde aylık ve yıllık süreler geçer. Altı haftalık süre yalnızca bu maddeye özgüdür ve iki ayrı yerde işler: doğumdan sonra rıza verilemeyecek süre ve rızanın geri alınabileceği süre. İkincisi, usule ilişkindir: gerekçedeki bu tür yazım yanlışları maddî hata sayılır, kararın kendisini sakatlamaz ve mahkemesince düzeltilebilir (HMK m. 304). Dolayısıyla salt bu sebebe dayanan bir temyiz başvurusu sonuç vermez; itirazınızı esasa ilişkin sebeplere dayandırın.
Doğumdan bir gün sonra çocuğunu kuruma bırakan ananın kısa süre sonra pişman olup geri istemesi hâlinde özen yükümlülüğünü ihlâl ettiği söylenemez
Evlilik dışı doğan küçük, ana tarafından doğumdan bir gün sonra kuruma verilen dilekçeyle bırakılmıştı. Kurum, rızanın aranmaması ve bakım tedbiri istedi. Ana, bir aydan biraz fazla bir süre sonra kuruma yeni bir dilekçe vererek çocuğun kendisine teslimini istedi ve yargılama boyunca çocuğuna bakmak istediğini bildirdi. Mahkeme yine de rızanın aranmamasına karar verdi.
“Davalı annenin küçüğe karşı özen yükümlülüğünü yeterince yerine getirmediği söylenemez. Evlat edinmede asıl olan anne ve babanın rızasının aranmasıdır (TMK m. 309/l). Küçüğün evlat edinilmesinde davalı annenin rızası bulunmamaktadır. Türk Medeni Kanununun 311. madde koşulları da oluşmamıştır.”
Ne anlama geliyor? Bu karar, altı haftalık sürenin ardındaki düşünceyi somutlaştırır. Doğumun hemen ardından, aile ve çevre baskısı altında alınan karar kalıcı sayılmaz; ana baba kısa süre içinde pişman olup çocuğunu geri isterse bu davranış özen yükümlülüğünün ihlâli değil, tam tersine çocuğuyla ilgilenme iradesi olarak değerlendirilir. Sonuç açıktır: rıza yoksa ve rızanın aranmaması koşulları da gerçekleşmemişse dava reddedilir (TMK m. 311). Bu yaklaşım yeni değildir; Yargıtay aynı sonuca daha önce de varmıştır (Yargıtay 2. HD, 2009/12895 E., 2010/3777 K., 01.03.2010). Evlât edinmek isteyen kişiler bakımından pratik sonuç şudur: çocuğu doğumdan hemen sonra teslim almak hukukî bir güvence doğurmaz; belirleyici olan ana babanın sonraki davranışıdır.
Çocuğunu doğumdan iki gün sonra bırakan ananın bir ay içinde anneliğin tespiti davası açıp çocuğu geri istemesi, özen yükümlülüğünün ihlâli sayılmaz
Evlilik dışı doğan küçük, doğumundan iki gün sonra bir apartmanın merdiven boşluğuna bırakılmış, ana polisi arayarak çocuğun alınmasını sağlamıştı. Kısa süre sonra pişman olan ana, bir ay içinde anneliğin tespiti davası açtı ve çocuğun kendisine teslimini istedi; ayrıca koruma kararının kaldırılmasını talep etti. Yerel mahkeme yine de evlât edinmeye karar verdi.
“Davalının küçüğe karşı özen yükümlülüğünü yeterince yerine getirmediği söylenemez. Evlat edinmede asıl olan anne-babanın rızasının aranmasıdır.(TMK.md.309/1) Küçüğün evlat edinilmesinde davalı annenin rızası bulunmamaktadır. Türk Medeni Kanununun 311.madde koşulları da oluşmamıştır.”
Ne anlama geliyor? Altı haftalık sürenin niçin konulduğunu en iyi anlatan olaylardan biridir: doğumun hemen ardından, çevre baskısı altında verilen karar birkaç hafta içinde tersine dönebilir. Kanun koyucu bu ihtimali öngörmüş ve rızanın doğumdan altı hafta geçmeden verilmesini yasaklamıştır. Kararın gösterdiği ikinci nokta, pişmanlığın fiilî adımlarla desteklenmesinin belirleyici olduğudur: ana burada yalnızca beyanda bulunmamış, anneliğin tespiti davası açmış ve koruma kararının kaldırılmasını istemiştir. Bu somut girişimler, çocukla ilgilenme iradesinin kanıtı sayılmıştır. Karar oy çokluğuyla verilmiştir; azınlık, çocuğun mevcut durumunun değişmesinin travma yaratacağı görüşündedir. Bu görüş ayrılığı, dosyaların ne kadar ince bir dengede karara bağlandığını gösterir.
Evlât edinme öncesi geçici bakım sözleşmesiyle çocuğu yanına alan aile bakımından aile hayatı bağı doğar; ancak mahkeme kararı bulunmadıkça evlât edinme işlemleri tamamlanmış sayılmaz
Başvurucular, kurumla imzaladıkları evlât edinme öncesi geçici bakım sözleşmesi kapsamında bir günlük bebeği yanlarına almış ve yıllarca bakmışlardı. Bu sırada biyolojik ana, kısa süre sonra kuruma başvurarak çocuğunu geri istedi; rızanın aranmaması davası reddedildi ve ana ile çocuk arasında kişisel ilişki kuruldu. Başvurucular, bu ara kararın aile hayatına saygı haklarını ihlâl ettiğini ileri sürdü.
“Kurum ile akdedilen sözleşmeden de anlaşılacağı üzere mahkeme kararı alınmadığı için evlat edinme işlemlerinin tamamlandığı söylenemeyecektir. Bunun yanında başvurucular, sözleşme aşamasında mahkeme aşamasında yaşanılabilecek durumları gözönüne alarak hareket etmiştir.”
Ne anlama geliyor? Anayasa Mahkemesi bu başvuruda iki tespit yapmıştır. Birincisi başvurucular lehinedir: çocuğu geçici bakım sözleşmesiyle yanına alıp uzun süre bakan kişiler ile çocuk arasında aile hayatı anlamında bir bağ kurulur ve bu bağ Anayasa'nın 20. maddesinin koruması altındadır. İkincisi ise sonucu belirlemiştir: mahkeme kararı bulunmadıkça evlât edinme işlemleri tamamlanmış sayılmaz; geçici bakım sözleşmesi bir evlât edinme kararı değildir ve tarafların bunu bilerek hareket ettiği kabul edilmiştir. Mahkeme, biyolojik ananın kısa sayılabilecek bir süre sonra çocuğunu geri istemesini, sonradan çocuğu tanıyan babanın rıza göstermemesini ve özen yükümlülüğü ihlâlinin ispatlanamamasını derece mahkemesi gerekçesinin dayanakları olarak saymış, çocuğun üstün yararının gözardı edildiğini gösteren bir durum bulunmadığı sonucuna vararak başvuruyu açıkça dayanaktan yoksun bulmuştur. Uygulama açısından sonucu nettir: evlât edinme öncesi bakım süreci, rıza ve rızanın aranmaması konusundaki hukukî belirsizliği gidermez.
Doğumdan bir gün sonra kuruma verilen dilekçedeki rıza beyanına kanun sonuç bağlamamıştır
Evlilik dışı doğan küçük, doğumundan bir gün sonra anası tarafından kuruma teslim edilmiş, kurum da çocuğu gelecekte evlât edinilmek üzere bir aileye geçici bakım sözleşmesiyle vermişti. Kurum, evlât edinmede ananın rızasının bulunduğunun tespitini istedi.
“Rıza küçüğün doğumunun üzerinden altı hafta geçmeden önce verilemez (TMK. m. 310/1). Bu yasal düzenlemelere göre, ananın, küçüğü kuruma teslim için başvuruda bulunurken, dilekçesinde "evlat edinilmesine rıza gösterdiğini" belirtmiş olması, geçerli bir rıza beyanı niteliğinde değildir. Yasa, rıza beyanının mahkeme önünde sözlü veya yazılı olarak açıklanmasını aramış ve küçüğün doğumunun üzerinden altı hafta geçmeden önce verilen rızaya sonuç bağlamamıştır.”
Ne anlama geliyor? Karar, iki eksikliği bir arada gösterir: beyan hem mahkeme dışında hem de doğumdan bir gün sonra verilmiştir. Kanunun deyişiyle bu beyana sonuç bağlanmamıştır; yani hukuken hiç verilmemiş sayılır. Kararın ayrıca gösterdiği usul noktası şudur: kanun kuruma, rızanın bulunduğunun tespiti için mahkemeye başvurma yetkisi vermemiştir; kurumun isteyebileceği şey, koşulları varsa rızanın aranmaması kararıdır (TMK m. 312). Bu iki yol birbirinin yerine geçmez. Rızası bulunan ana baba rızasını bizzat mahkemede açıklar; rızası bulunmayan ya da alınamayan ana baba için ise ayrı bir dava yolu işletilir.
Madde gerekçesi
Madde 310- Ana ve babanın verdiği rızanın zamanını ve geri alınma koşullarını düzenleyen bu madde İsviçre Medenî Kanununun 265b maddesinden aynen alınmıştır. Ana ve baba çocuklarının evlât edinilmesine ilişkin rızalarını en erken çocuğun doğumundan altı hafta geçtikten sonra verebilir ve bu rızayı da tutanağa geçirilme tarihinden itibaren altı hafta geçmeden -aynı usulle- geri alabilirler. Ancak, geri almadan sonra yeniden rıza verilirse, artık bunun geri alınması mümkün değildir.
Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), s. 119Gerekçe, maddeyi neredeyse metnin kendisi kadar kısa biçimde açıklar; ancak iki ayrıntı dikkat çeker. Birincisi, alıntı "aynen" yapılmıştır: 309. maddede kaynak metinde değişiklik yapıldığı belirtilirken burada İsviçre Medenî Kanunu'nun 265b maddesinin olduğu gibi alındığı söylenir. Bu, sürelerin Türk hukukuna özgü bir tercih değil, kaynak sistemden gelen bir çözüm olduğunu gösterir. İkincisi, gerekçe "en erken" ve "geçmeden" sözcükleriyle iki sürenin yönünü ayırır: birinci süre bir alt sınırdır (doğumdan önce geçmesi gereken süre), ikinci süre ise bir üst sınırdır (geri almanın yapılabileceği son an). Aradaki fark uygulamada önemlidir: birinci sürede yapılan işlem geçersizdir, ikinci sürede yapılmayan işlem ise hakkın kaybına yol açar. Gerekçenin son cümlesi, düşünme alanının bir kez tanındığını söyler: geri almadan sonra yeniden verilen rızanın geri alınması mümkün değildir. Tasarının 310. maddesi Adalet Komisyonunun değişiklik listesinde yer almamış, madde Tasarıdaki hâliyle kanunlaşmıştır (S. Sayısı 723, s. 311-314).
743 sayılı eski Medeni Kanun'daki karşılığı
Bu maddenin 743 sayılı Kanun'da karşılığı yoktur. Eski Kanun evlât edinmede ana babanın muvafakatini arıyordu, ancak bu muvafakatin ne zaman verilebileceğine, geri alınıp alınamayacağına ve geri almanın süresine ilişkin hiçbir hüküm içermiyordu (m. 254 ve 254/a). Bunun bir sebebi, eski sistemde evlât edinmenin bugünküyle aynı yapıda olmamasıdır: 743 sayılı Kanun'a göre evlât edinme, evlât edinenin oturduğu yer sulh hâkiminin izni üzerine yapılacak resmî bir senetle kuruluyordu (m. 256); yani bir mahkeme hükmü değil, izne dayalı bir sözleşme işlemi söz konusuydu. Yeni Kanun evlât edinmeyi bütünüyle mahkeme kararına bağlamış, ana babanın rızasını da bu yargısal sürecin içine yerleştirmiştir. Böylece rızanın nerede verileceği (TMK m. 309), ne zaman verilebileceği ve ne zamana kadar geri alınabileceği (bu madde) ilk kez açık kurallara bağlanmıştır. Uygulama bakımından kazanç açıktır: eski sistemde doğumun hemen ardından alınan bir muvafakatin akıbeti belirsizken, bugün bu beyanın hukuken hiç doğmadığı ve ana babayı bağlamadığı tartışmasızdır.
Madde 254 – Mümeyyiz olan kimse, rızası olmadıkça, evlatlığa alınamaz. Ana babanın veya hakimin muvafakatı alınmadıkça mahcur ile küçük, mümeyyiz bile olsalar, evlatlığa alınamazlar. Madde 256 – (Değişik: 14/11/1990 - 3678/7 md.) Evlat edinme, evlat edinenin oturduğu yer sulh hakiminin izni üzerine yapılacak resmi bir senetle olur ve evlat edinme doğum kütüğüne yazılır.
743 sayılı Kanun, mevzuat.gov.tr| 743 sayılı Kanun | 4721 sayılı Kanun m. 310 | |
|---|---|---|
| Rızanın zamanı | Düzenlenmemişti | Doğumdan altı hafta sonra (m. 310/1) |
| Erken beyan | Hüküm yoktu | Geçersizdir |
| Geri alma | Düzenlenmemişti | Altı hafta içinde (m. 310/2) |
| Geri almanın şekli | Hüküm yoktu | Aynı usul, mahkemede |
| Yeniden verilen rıza | Hüküm yoktu | Kesindir (m. 310/3) |
| Evlât edinmenin kuruluşu | Sulh hâkiminin izniyle resmî senet (m. 256) | Mahkeme kararı (TMK m. 315) |
Değişiklik geçmişi
| Tarih | Gelişme | Dayanak |
|---|---|---|
| 01.01.2002 | Madde yürürlüğe girdi; rızanın zamanı ve geri alınması ilk kez düzenlendi | 4721 s. K. |
Madde yürürlüğe girdiği günden bu yana hiç değiştirilmemiştir. Bu maddeye özgü yayımlanmış karar sayısı, evlât edinmeye ilişkin diğer maddelere göre sınırlıdır; kararların çoğunda 310. madde tek başına değil, rızanın şekline ilişkin hükümle birlikte uygulanmaktadır (TMK m. 309). Bunun uygulamadaki sebebi şudur: geçersiz rıza beyanları tipik olarak aynı anda hem şekle hem zamana aykırıdır; çünkü doğumun hemen ardından alınan beyanlar genellikle mahkemede değil, kuruma veya evlât edinecek kişilere verilmektedir (Yargıtay 2. HD, 2023/625 E., 2023/5220 K., 07.11.2023). Yargıtayın bu konudaki çizgisi istikrarlıdır ve iki noktada toplanır. Birincisi, altı haftalık süre mutlaktır; doğumdan on beş gün sonra verilen bir dilekçenin ne geçerliliği ne de bağlayıcılığı vardır (Yargıtay 2. HD, 2024/3002 E., 2024/6466 K., 26.09.2024). İkincisi, doğumun hemen ardından çocuğundan ayrılan ve kısa süre içinde pişman olup çocuğunu geri isteyen ana babanın bu davranışı özen yükümlülüğünün ihlâli sayılmaz (Yargıtay 2. HD, 2016/14080 E., 2016/13582 K., 06.10.2016). Anayasa Mahkemesi de evlât edinme öncesi geçici bakım sözleşmesinin bir evlât edinme kararı yerine geçmediğini, mahkeme kararı bulunmadıkça işlemlerin tamamlanmış sayılamayacağını belirtmiştir (AYM, G.K. ve Ü.K., B. No: 2018/31989, 13.09.2022).
İlgili maddeler
- TMK m. 305: Küçüklerin evlât edinilmesinde genel koşullar.
- TMK m. 308: Yaş farkı ve küçüğün rızası.
- TMK m. 309: Ana ve babanın rızası, şekil.
- TMK m. 311: Rızanın aranmaması koşulları.
- TMK m. 312: Rızanın aranmamasına ilişkin karar.
- TMK m. 314: Evlât edinmenin hükümleri.
- TMK m. 315: Evlât edinme kararının hüküm anı.
- TMK m. 316: Evlât edinmede araştırma.
- TMK m. 317: Evlâtlık ilişkisinin kaldırılması, rıza yokluğu.
- TMK m. 320: Evlât edinmede aracılık.
Evlât edinmede rızanın zamanında ve usulüne uygun alınıp alınmadığını, dosyanızda hangi sürelerin işlediğini değerlendirmek için boşanma avukatı sayfasındaki iletişim bilgilerinden bana ulaşabilirsiniz.
Sık sorulan sorular
TMK 310 ne diyor?
Evlât edinmede ana babanın rızasının ne zaman verilebileceğini ve ne zamana kadar geri alınabileceğini düzenler.
Rıza en erken ne zaman verilebilir?
Küçüğün doğumunun üzerinden altı hafta geçtikten sonra (TMK m. 310/1).
Bu süre neden konmuştur?
Doğum sonrası koşulların ve çevre baskısının etkisini azaltmak için.
Süre hangi tarihten başlar?
Çocuğun doğum tarihinden.
Altı hafta dolmadan verilen rıza geçerli mi?
Geçerli değildir (Yargıtay 2. HD, 2024/3002 E., 2024/6466 K., 26.09.2024).
Erken verilen beyan ana babayı bağlar mı?
Bağlamaz; bağlayıcılığı yoktur.
Doğum günü imzalanan rıza belgesi ne olur?
Hem şekle hem zamana aykırıdır (Yargıtay 2. HD, 2023/625 E., 2023/5220 K., 07.11.2023).
Kuruma verilen dilekçe bu süreyi karşılar mı?
Hayır; kanun bu beyana sonuç bağlamamıştır (Yargıtay 2. HD, 2011/18166 E., 2012/30659 K., 17.12.2012).
Süre dolduktan sonra rıza nasıl verilir?
Mahkemede açıklanıp tutanağa geçirilir (TMK m. 309).
Mahkeme rıza beyanını reddedebilir mi?
Beyanı tespit etmesi gerekir (Yargıtay 2. HD, 2011/10286 E., 2011/14804 K., 03.10.2011).
Rıza geri alınabilir mi?
Tutanağa geçirilmesinden başlayarak altı hafta içinde alınabilir (TMK m. 310/2).
Geri alma nasıl yapılır?
Aynı usulle, yani mahkemede (Yargıtay 8. HD, 2018/3959 E., 2018/16096 K., 24.09.2018).
Kuruma haber vermek geri alma sayılır mı?
Sayılmaz; şekil aynıdır.
Geri almak için sebep göstermek gerekir mi?
Gerekmez.
Altı haftalık süre geçerse ne olur?
Rıza kesinleşir ve geri alınamaz.
Süre altı ay mı, altı hafta mı?
Altı haftadır (Yargıtay 2. HD, 2010/5423 E., 2010/16998 K., 18.10.2010).
Geri aldıktan sonra yeniden rıza verilebilir mi?
Verilebilir; ancak bu rıza kesindir (TMK m. 310/3).
İkinci rıza geri alınabilir mi?
Neden ikinci rıza kesin sayılmış?
Sürecin süresiz askıda kalmasını önlemek için.
Toplam ne kadar düşünme süresi var?
Doğumdan sonra altı hafta, rızadan sonra altı hafta.
Geçersiz rızada geri alma süresi işler mi?
İşlemez; ortada rıza yoktur (Yargıtay 8. HD, 2018/3959 E., 2018/16096 K., 24.09.2018).
Bu durumda hangi dava açılır?
İşlemlerin baştan geçersizliği ileri sürülür.
Davayı yanlış nitelendirirsem ne olur?
Nitelendirme görevi hâkime aittir (HMK m. 33).
Ana baba kısa sürede pişman olursa ne olur?
Özen yükümlülüğünü ihlâl ettiği söylenemez (Yargıtay 2. HD, 2016/14080 E., 2016/13582 K., 06.10.2016).
Pişmanlığı nasıl göstermek gerekir?
Fiilî adımlarla (Yargıtay 2. HD, 2009/12895 E., 2010/3777 K., 01.03.2010).
Uzun süre sessiz kalıp sonra karşı çıkmak sonuç doğurur mu?
Hakkın kötüye kullanılması sayılabilir (Yargıtay 2. HD, 2023/625 E., 2023/5220 K., 07.11.2023).
Geçici bakım sözleşmesi evlât edinme sayılır mı?
Sayılmaz (AYM, G.K. ve Ü.K., B. No: 2018/31989, 13.09.2022).
Çocuğa bakan aile ile çocuk arasında hak doğar mı?
Aile hayatı bağı doğabilir; ancak evlât edinme kararı gerekir.
Rıza alınamıyorsa ne yapılır?
Koşulları varsa rızanın aranmaması istenir (TMK m. 311).
Rızanın tespiti ile aranmaması aynı şey mi?
Değildir; ayrı istemlerdir (TMK m. 312).
Madde hangi kaynaktan alınmıştır?
İsviçre Medenî Kanunu'nun 265b maddesinden aynen.
Eski Kanun'da böyle bir süre var mıydı?
Yoktu; rızanın zamanı düzenlenmemişti.
Görevli mahkeme hangisidir?
Aile mahkemesi (4787 s. K. m. 4).
Kaynaklar ve Mevzuat
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 2, 305, 308, 309, 310, 311, 312, 314, 315, 316, 317, 320
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 33, 304
- 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun m. 4
- 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi m. 254, 254/a, 256
- Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), m. 310 gerekçesi s. 119, Komisyon değişiklik listesi s. 311-314
- Anayasa Mahkemesi, G.K. ve Ü.K., B. No: 2018/31989, 13.09.2022
- Yargıtay 2. HD, 2024/3002 E., 2024/6466 K., 26.09.2024
- Yargıtay 2. HD, 2023/625 E., 2023/5220 K., 07.11.2023
- Yargıtay 2. HD, 2021/8467 E., 2022/1932 K., 01.03.2022
- Yargıtay 2. HD, 2016/14080 E., 2016/13582 K., 06.10.2016
- Yargıtay 2. HD, 2011/18166 E., 2012/30659 K., 17.12.2012
- Yargıtay 2. HD, 2011/10286 E., 2011/14804 K., 03.10.2011
- Yargıtay 2. HD, 2010/5423 E., 2010/16998 K., 18.10.2010
- Yargıtay 2. HD, 2009/12895 E., 2010/3777 K., 01.03.2010
- Yargıtay 8. HD, 2018/3959 E., 2018/16096 K., 24.09.2018
