TMK 312 bir koşul maddesi değildir; koşullar bir önceki maddede sayılmıştır (TMK m. 311). Bu madde yalnızca o koşullara ilişkin kararın ne zaman, kimin istemiyle ve hangi mahkemede verileceğini düzenler. İki ayrı senaryo vardır. Birinci fıkra, küçüğün gelecekte evlât edinilmek amacıyla bir kuruma yerleştirilmesi hâlinde uygulanır: karar, evlât edinenin veya aracı kurumun istemi üzerine ve kural olarak küçüğün evlât edinecek ailenin yanına yerleştirilmesinden önce verilir. İkinci fıkra ise bunun dışındaki bütün hâlleri kapsar: karar evlât edinme işlemleri sırasında verilir ve bağımsız bir dava konusu yapılamaz (Yargıtay 2. HD, 2011/10202 E., 2012/21436 K., 17.09.2012). Çocuk aile yanına bir kez yerleştirildikten sonra artık birinci fıkraya göre karar verilemez (Yargıtay HGK, 2017/1926 E., 2020/1057 K., 23.12.2020). Üçüncü fıkra ise bir bildirim kuralıdır: rıza, özen yükümlülüğünün yeterince yerine getirilmemesi sebebiyle aranmıyorsa bu karar ilgili ana veya babaya yazılı olarak bildirilir.
- Rızanın aranmaması kararı
- Ana veya babanın rızası olmadan evlât edinmeye izin veren mahkeme kararı (TMK m. 312).
- Aracı kurum
- Evlât edinmede aracılık faaliyetini yürüten yetkili kurum (TMK m. 312/1).
- Yerleştirme
- Küçüğün evlât edinecek kişi veya ailenin yanına verilmesi (TMK m. 312/1).
- Yazılı bildirim
- Özen sebebiyle verilen kararın ilgili ebeveyne tebliği (TMK m. 312/3).
TMK 312 ne düzenler?
| Konu | Kural | Dayanak |
|---|---|---|
| Niteliği | Koşul değil, karar usulü hükmüdür | Yargıtay HGK, 2020/1057 K. |
| Birinci fıkra | Kuruma yerleştirme hâli | TMK m. 312/1 |
| İsteyebilecekler | Evlât edinen veya aracı kurum | Yargıtay HGK, 2020/1057 K. |
| Ana babanın kendisi | İsteyemez | Yargıtay 2. HD, 2011/14804 K. |
| Zamanı | Aile yanına yerleştirmeden önce | Yargıtay HGK, 2020/1057 K. |
| Yerleştirmeden sonra | Birinci fıkra uygulanmaz | Yargıtay HGK, 2020/1057 K. |
| İkinci fıkra | Evlât edinme işlemleri sırasında | TMK m. 312/2 |
| Bağımsız dava | Açılamaz | Yargıtay 2. HD, 2012/21436 K. |
| Koruma kararı | Tek başına yetmez | Yargıtay 2. HD, 2012/29697 K. |
| Yetkili mahkeme | Küçüğün oturduğu yer | Yargıtay 2. HD, 2013/4102 K. |
| Yetkinin niteliği | Kesin yetki değildir | Yargıtay 2. HD, 2011/187 K. |
| Rızanın tespiti | Kurum isteyemez | Yargıtay 2. HD, 2012/30659 K. |
| Üçüncü fıkra | Karar yazılı bildirilir | TMK m. 312/3 |
TBMM gerekçesine göre madde, İsviçre Medenî Kanunu'nun 265d maddesinden alınmıştır. Gerekçe üç fıkrayı ayrı ayrı açıklar. Birinci fıkra, küçüklerin evlât edinilmek amacıyla bu işlerle görevli bir kuruma yerleştirilmesi ve ana babadan birinin rızasının bulunmaması hâlinde, evlât edinen veya aracı kurumun istemi üzerine, kural olarak küçüğün yerleştirilmesinden önce hâkimin karar vermesini düzenler. Gerekçe burada bir de yetki açıklaması yapar: "Yetkili mahkeme, küçüğün yerleşim yeri mahkemesidir." Kanun metni ise "oturduğu yer mahkemesi" der; uygulamada esas alınan bu ikinci ölçüttür, çünkü kurum korumasındaki bir çocuğun yerleşim yeri ile fiilen kaldığı yer çoğu zaman ayrışır (Yargıtay 2. HD, 2012/9309 E., 2013/4102 K., 19.02.2013). İkinci fıkra için gerekçe, birinci fıkradaki durum dışında kalan hâllerde evlât edinme usulüne ilişkin maddelere yollama yapıldığını söyler. Üçüncü fıkra ise özen yükümlülüğünün yeterince yerine getirilmemesi sebebiyle rızanın aranmaması kararının ilgili ana veya babaya yazılı olarak bildirileceğini hükme bağlar. Tasarının 312. maddesi Adalet Komisyonunun değişiklik listesinde yer almamış, madde Tasarıdaki hâliyle kanunlaşmıştır (S. Sayısı 723, s. 311-314).
Bu maddede en çok yapılan hata, yanlış fıkraya dayanarak bağımsız bir dava açmaktır. Çocuk hakkında koruma kararı alınmış ve kuruma yerleştirilmiş olması, birinci fıkra kapsamına girmeye yetmez; birinci fıkra, küçüğün gelecekte evlât edinilmek amacıyla kuruma yerleştirilmesi hâline ilişkindir ve evlât edindirme işlemlerinin fiilen başlamış olması gerekir (Yargıtay 2. HD, 2011/17897 E., 2012/29697 K., 10.12.2012). Çocuk zaten koruyucu aile ya da evlât edinme öncesi geçici bakım sözleşmesiyle bir ailenin yanına verilmişse artık birinci fıkra işlemez; istem, ileride açılacak evlât edinme davası içinde ileri sürülmelidir (Yargıtay HGK, 2017/1926 E., 2020/1057 K., 23.12.2020). Bu kurala uyulmadan açılan dava, koşullar esasen gerçekleşmiş olsa bile dinlenebilirlik yokluğundan reddedilir. İkinci bir nokta talep hakkına ilişkindir: birinci fıkra kapsamındaki istemi yalnızca evlât edinen veya aracı kurum ileri sürebilir; ana veya baba, diğer ebeveynin rızasının aranmaması için tek başına dava açamaz (Yargıtay 2. HD, 2011/10286 E., 2011/14804 K., 03.10.2011). Üçüncü nokta yetkidir: maddedeki yetki kesin yetki değildir; süresinde usulüne uygun bir itiraz yoksa mahkeme kendiliğinden yetkisizlik kararı veremez (Yargıtay 2. HD, 2010/21297 E., 2011/187 K., 17.01.2011).
Maddenin yapısı
- Niteliği: Koşulları değil, kararın usulünü düzenler (Yargıtay HGK, 2017/1926 E., 2020/1057 K., 23.12.2020).
- Koşullar: Bir önceki maddede sayılmıştır (TMK m. 311).
- Birinci fıkra: Kuruma yerleştirme hâli (TMK m. 312/1).
- İkinci fıkra: Diğer bütün hâller (TMK m. 312/2).
- Üçüncü fıkra: Kararın yazılı bildirimi (TMK m. 312/3).
- İlk adım: Çocuğun kurum aracılığıyla mı edinileceğini belirlemek.
Kararı kim isteyebilir?
- Birinci fıkrada: Evlât edinen veya aracı kurum (Yargıtay HGK, 2017/1926 E., 2020/1057 K., 23.12.2020).
- Aracı kurum: Aracılık faaliyetini yürüten yetkili kurum (TMK m. 320).
- Ana veya baba: Tek başına isteyemez (Yargıtay 2. HD, 2011/10286 E., 2011/14804 K., 03.10.2011).
- Kurumun tespit istemi: Kanunda öngörülmemiştir (Yargıtay 2. HD, 2011/18166 E., 2012/30659 K., 17.12.2012).
- Kendi rızası: Ana baba mahkemede açıklar (TMK m. 309).
- Sıfat denetimi: Dava açmadan önce yapılmalıdır.
Kararın zamanı
- Birinci fıkrada: Aile yanına yerleştirmeden önce (Yargıtay HGK, 2017/1926 E., 2020/1057 K., 23.12.2020).
- Yerleştirme: Evlât edinecek kişi veya ailenin yanına verilme.
- İkinci fıkrada: Evlât edinme işlemleri sırasında (Yargıtay 2. HD, 2014/16086 E., 2015/5142 K., 23.03.2015).
- Bağımsız dava: Açılamaz (Yargıtay 2. HD, 2011/10202 E., 2012/21436 K., 17.09.2012).
- İki an da yoksa: Dava reddedilir (Yargıtay 18. HD, 2014/17405 E., 2015/4947 K., 02.04.2015).
- Koruyucu aile: İstem evlât edinme davasına saklanır (Yargıtay 2. HD, 2013/113 E., 2013/2100 K., 28.01.2013).
Kuruma yerleştirme ile koruma kararı farkı
- Birinci fıkranın amacı: Gelecekte evlât edinilmek üzere yerleştirme.
- Koruma kararı: Farklı bir amaca hizmet eder (5395 s. K. m. 5).
- Tek başına yetmez: Koruma kararı süreci başlatmaz (Yargıtay 2. HD, 2011/17897 E., 2012/29697 K., 10.12.2012).
- Aranan belge: Evlât edindirme işlemlerinin başladığına dair kayıt.
- Bakım tedbiri: Evlât edindirme anlamına gelmez.
- Sonuç: Koşul yoksa esasa girilmeden ret.
Yetkili mahkeme
- Ölçüt: Küçüğün oturduğu yer (TMK m. 312/1).
- Kurumdaki çocuk: Kuruluşun bulunduğu yer (Yargıtay 2. HD, 2012/9309 E., 2013/4102 K., 19.02.2013).
- Belirleyici olmayan: Nüfusa kayıtlı olunan yer.
- Gerekçedeki ifade: Küçüğün yerleşim yeri mahkemesi.
- Niteliği: Kesin yetki değildir (Yargıtay 2. HD, 2010/21297 E., 2011/187 K., 17.01.2011).
- Sonucu: Süresinde itiraz yoksa mahkeme davaya bakar.
Kararın bildirimi ve etkisi
- Yazılı bildirim: Özen sebebiyle verilen kararda zorunludur (TMK m. 312/3).
- Amaç: İlgili ebeveynin karardan haberdar olması.
- Husumet: Ana ve babaya yöneltilir (Yargıtay 2. HD, 2008/11572 E., 2009/16004 K., 28.09.2009).
- Kesinleşme: Evlât edinme davası öncesinde beklenir (TMK m. 311).
- İspat yükü: İsteyen taraftadır (Yargıtay (Kapatılan) 18. HD, 2014/4973 E., 2014/12193 K., 08.09.2014).
- Rıza yokluğu: İlişkinin kaldırılması sebebidir (TMK m. 317).
Bu maddede yapılacak ilk iş doğru fıkrayı seçmektir; çünkü yanlış fıkraya dayanan dava, koşullar gerçekleşmiş olsa bile reddedilir. Şu soruyu sorun: çocuk şu anda nerede? Henüz aracı kurumdaysa ve evlât edinecek aile yanına verilmemişse birinci fıkra işler; bu durumda rızanın aranmaması kararını hemen, çocuk aileye teslim edilmeden önce isteyin. Buna karşılık çocuk koruyucu aile ya da evlât edinme öncesi geçici bakım sözleşmesiyle bir ailenin yanına verilmişse birinci fıkra kapısı kapanmıştır; istem artık evlât edinme davasının içinde ileri sürülmelidir. Bu ayrımı yaparken çocuğun yalnızca koruma kararıyla kuruma yerleştirilmiş olmasının yetmediğini bilin: birinci fıkra, çocuğun gelecekte evlât edinilmek amacıyla yerleştirilmesini arar; dosyaya evlât edindirme işlemlerinin fiilen başladığını gösteren belgeyi koyun. Sıfat bakımından yalnızca evlât edinen ile aracı kurumun birinci fıkraya göre dava açabileceğini unutmayın; ana veya baba, diğer ebeveynin rızasının aranmaması için tek başına dava açamaz. Kurum tarafındaysanız istem türünü de karıştırmayın: kanun size "rızanın bulunduğunun tespiti" için değil, "rızanın aranmaması" için dava açma yetkisi vermiştir. Yetki bakımından davayı küçüğün fiilen oturduğu yer mahkemesinde açın; yanlış yerde açtıysanız karşı taraf süresinde itiraz etmedikçe dava görülmeye devam eder, çünkü bu yetki kesin değildir. Karşı taraftaysanız yetki itirazınızı cevap dilekçesiyle ve süresinde ileri sürün. Son olarak, özen yükümlülüğünün ihlâli sebebiyle verilen kararın ilgili ebeveyne yazılı olarak bildirilmesi gerektiğini ve evlât edinme davası sonuçlandırılmadan önce bu kararın kesinleşmiş olması gerektiğini gözden kaçırmayın.
Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararları
Aşağıdaki kararlar resmî karar arama sistemlerinden alınmıştır. Her kartta kararın vardığı ilke, olayın özeti, karardan birebir bir alıntı ve kararın uygulamadaki anlamı yer alır. Konuya göre süzmek için düğmeleri kullanabilirsiniz.
Madde, rızanın aranıp aranmayacağına ilişkin kararın ne zaman ve hangi usulle verileceğini düzenler; birinci fıkra kuruma yerleştirme hâline, ikinci fıkra diğer hâllere ilişkindir
Kurum koruması altındaki bir küçük, iki günlükken koruma altına alınmış, on bir günlükken evlât edinme öncesi geçici bakım sözleşmesiyle bir ailenin yanına yerleştirilmişti. Kurum, bu yerleştirmeden sonra rızanın aranmaması kararı istedi. Uyuşmazlık, kuruma yerleştirilmesinden sonra bu kararın verilip verilemeyeceği noktasında toplandı.
“TMK'nın 312. maddesi ile kanun koyucu evlat edinilecek küçüğün ana ve babasının rızasının aranıp aranmayacağına ilişkin kararın ne zaman ve hangi usulle verileceğini düzenlemiştir. Hükmün birinci fıkrası, küçüklerin gelecekte evlat edinilmek amacıyla bu işlerle görevli bir kuruma yerleştirilmesi ve ana babadan birinin rızasının bulunmaması hâline ilişkin iken, ikinci fıkrası, diğer hallerde rıza aranmama kararının zamanına ilişkindir.”
Ne anlama geliyor? Bu cümle, maddenin yapısını tek bakışta gösterir. 312. madde bir koşul maddesi değildir; koşullar bir önceki maddede sayılmıştır (TMK m. 311). Bu madde yalnızca o koşullara ilişkin kararın ne zaman ve hangi usulle verileceğini düzenler. İki fıkra iki ayrı senaryoya karşılık gelir: birinci fıkra, küçüğün gelecekte evlât edinilmek amacıyla bir kuruma yerleştirildiği hâlde uygulanır; ikinci fıkra ise bunun dışındaki bütün hâlleri kapsar ve kararın evlât edinme işlemleri sırasında verileceğini söyler. Dolayısıyla dosyanızda atacağınız ilk adım, çocuğun kurum aracılığıyla mı yoksa kurum dışından mı evlât edinileceğini belirlemektir; bu belirleme, davanızı ne zaman ve nasıl açacağınızı doğrudan etkiler.
Birinci fıkraya göre rızanın aranmaması kararını isteme hakkı evlât edinene veya evlât edinmeye aracılık eden kuruma aittir
Aynı uyuşmazlıkta Hukuk Genel Kurulu, birinci fıkra kapsamında bu kararı kimin isteyebileceğini ve aracı kurumun hangi kuruluş olduğunu ayrıca ortaya koydu.
“TMK'nın 312/1 hükmü gereğince ana ve babanın rızasının aranmaması kararının verilmesini talep hakkı evlat edinene veya evlat edinmeye aracılık eden aracı kuruma aittir.”
Ne anlama geliyor? Talep hakkının sınırlı olması, uygulamada sık karşılaşılan bir hatanın kaynağıdır. Birinci fıkra kapsamında bu kararı yalnızca evlât edinen ile evlât edinmeye aracılık yapan kurum isteyebilir. Küçüğün anası veya babası kendi başına, diğer ebeveynin rızasının aranmamasına karar verilmesini isteyemez (Yargıtay 2. HD, 2011/10286 E., 2011/14804 K., 03.10.2011). Kararda ayrıca aracı kurumun hangi kuruluş olduğu da açıklanmıştır: evlât edinmede aracılık faaliyetleri mevzuat gereği tek bir kurum tarafından yürütülür; bugün bu görev Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının ilgili genel müdürlüğüne aittir (TMK m. 320). Dava açarken sıfatınızı bu çerçevede denetleyin; aksi hâlde dava dinlenebilir olmaktan çıkar.
Maddede geçen ikinci yerleştirme ifadesi, küçüğün evlât edinecek kişi veya ailenin yanına yerleştirilmesini anlatır; karar bundan önce verilmelidir
Hukuk Genel Kurulunda, madde metnindeki iki ayrı 'yerleştirilme' ifadesinden ne anlaşılması gerektiği tartışıldı. İlki küçüğün kuruma yerleştirilmesini anlatıyordu; ikincisinin neyi kastettiği ise ne kanunda ne gerekçede açıklanmıştı. Kurul, kaynak İsviçre hükmünü ve aracılık mevzuatını inceledi.
“madde metninde geçen ikinci "yerleştirilme" ifadesinin küçüğün evlat edinecek kişi veya ailenin yanına yerleştirilmesi olarak anlamak gereklidir. Diğer bir deyişle, bu fıkra kapsamında düzenlenen ana ve/veya babanın rızasının aranıp aranmayacağına yönelik karar, aracı kuruma yerleştirilen küçüğün evlat edinecek kişi veya ailenin yanına yerleştirilmesinden önce verilmelidir.”
Ne anlama geliyor? Bu yorum, maddenin en tartışmalı noktasını çözer. Metinde iki kez geçen 'yerleştirilme' sözcüğü farklı şeyleri anlatır: birincisi küçüğün aracı kuruma yerleştirilmesidir, ikincisi ise küçüğün evlât edinecek kişi veya ailenin yanına yerleştirilmesidir. Kurul bu sonuca iki dayanakla varmıştır: kaynak İsviçre hükmünün metni ve aracılık mevzuatındaki tanım; bu mevzuata göre geçici bakım sözleşmesinin imzalanmasından sonra küçük, en az bir yıl süreyle bakım ve eğitimi için uygun görülen kişi veya eşlerin yanına yerleştirilir. Sonuç uygulama açısından nettir: birinci fıkra kapsamındaki karar, çocuk aileye teslim edilmeden önce alınmalıdır. Bu, kurum dosyalarında sürecin en başında atılması gereken adımdır.
Küçük evlât edinecek ailenin yanına yerleştirildikten sonra artık birinci fıkraya göre karar verilemez; değerlendirme evlât edinme davası içinde yapılır
Somut olayda küçük, rızanın aranmaması kararı istenmeden önce geçici bakım sözleşmesiyle ailenin yanına yerleştirilmişti. Yerel mahkeme kurumun istemini kabul etmiş, Özel Daire bozmuş, yerel mahkeme direnmişti.
“bu aşamada yani evlat edinme davası açılmadan önce TMK'nın 312/1. maddesi gereğince ana ve baba rızasının aranmaması kararı verilmesinin mümkün olmadığı, bu hususa ilişkin değerlendirmenin TMK'nın 312/2. maddesi uyarınca evlat edinme davası sırasında yapılması gerektiği, ki bu yasal düzenleme ile evlat edinme davası içerisinde anne ve babanın rızasının aranmamasını gerektiren şartların bulunup bulunmadığının bütün deliller ve iddialar birlikte değerlendirilerek küçüğün üstün yararı neyi gerektirir ise mahkemenin buna karar verebilmesi amacının esas alındığı”
Ne anlama geliyor? Kurul, geç kalınmış bir birinci fıkra talebinin reddedilmesi gerektiğine karar vermiştir; ancak gerekçesi biçimsel değildir. Kararın mantığı şudur: çocuk zaten aileye teslim edilmişse, artık rızanın aranmaması meselesi evlât edinme davasının içinde, bütün deliller ve iddialar birlikte değerlendirilerek ve çocuğun üstün yararı neyi gerektiriyorsa ona göre çözülmelidir. Böylece biyolojik ana babanın savunması ile evlât edinmenin çocuk için uygun olup olmadığı aynı dosyada karara bağlanır. Karar oy çokluğuyla verilmiştir; azınlık, birinci fıkradaki 'kural olarak' ifadesinden hareketle yerleştirmeden sonra da karar verilebileceği ve çocuğun üstün yararının bunu gerektirdiği görüşündedir. Uygulamada egemen olan çoğunluk görüşüdür: geç kalınan talep reddedilir, konu evlât edinme davasına taşınır.
Koruma kararıyla kuruma yerleştirilen küçükte evlât edinme işlemlerinin başladığı ileri sürülmüyorsa rızanın aranmaması koşulu henüz gerçekleşmemiştir
Küçükler, çocuk mahkemesinin koruma kararıyla davacı kuruma yerleştirilmişti. Kurum, evlât edinmede ana babanın rızasının aranmamasına karar verilmesini istedi; ancak dosyada küçükler hakkında evlât edinme işlemlerinin başladığına ilişkin bir iddia veya belge bulunmuyordu.
“Evlat edinmede ana babanın rızasının aranmamasına karar verilmesi istenilen küçükler Sivas Çocuk Mahkemesinin 08.06.2009 tarihli koruma kararı ile davacı kuruma yerleştirilmişlerdir. Küçüklerin evlat edinme işlemlerinin başladığı da iddia edilmediğine göre ana babanın rızasının aranmaması koşulu henüz gerçekleşmediğinden davanın reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.”
Ne anlama geliyor? Bu karar, uygulamada çok sık yapılan bir hatayı gösterir: çocuğun koruma kararıyla kuruma yerleştirilmiş olması, tek başına birinci fıkra kapsamına girmeye yetmez. Birinci fıkra, küçüğün gelecekte evlât edinilmek amacıyla kuruma yerleştirilmesi hâline ilişkindir. Koruma kararı (5395 s. K. m. 5) ise farklı bir amaca hizmet eder ve kendiliğinden bir evlât edindirme süreci başlatmaz. Bu nedenle kurum dosyasında rızanın aranmaması isteminde bulunulurken, çocuk hakkında evlât edindirme işlemlerinin fiilen başladığını gösteren belgelerin dosyaya konması gerekir. Aksi hâlde dava, esasa hiç girilmeden koşul yokluğundan reddedilir.
Hakkında koruma kararı verilip kuruma yerleştirilen küçükte rızanın aranmaması kararı, evlât edinme davasından bağımsız olarak istenemez
Talebe konu çocuk hakkında koruma kararı verilmiş ve çocuk kuruma yerleştirilmişti. Kurum, evlât edinme davasından ayrı bir dava açarak ana baba rızasının aranmamasına karar verilmesini istedi; mahkeme bu istemi kabul etti.
“talebe konu edilen çocuk hakkında koruma kararı verilip, kuruma yerleştirildiği ve bu nedenle evlat edinmede ana-baba rızası aranmaması kararının ilerde açılabilecek evlat edinme davası içinde istenebileceği anlaşılmaktadır (TMK.md.312/2). Bu durumda; rızanın aranmaması kararının evlat edinme kararından bağımsız olarak talep edilebilmesi söz konusu değildir. Dinlenebilme koşulları bulunmadığından talebin reddine karar verilmesi gerekirken, kabulü doğru görülmemiştir.”
Ne anlama geliyor? Karar, ikinci fıkranın sonucunu en açık biçimde ortaya koyar: bu kapsamdaki dosyalarda rızanın aranmaması ayrı ve bağımsız bir dava konusu olamaz; istem ancak evlât edinme davasının içinde ileri sürülebilir. Bunun pratik anlamı, açılacak davanın türünü ve zamanını belirlemesidir. Bağımsız açılan dava, koşulları esasen gerçekleşmiş olsa bile dinlenebilirlik yokluğundan reddedilir. Aynı sonuca daha sonraki tarihli kararlarda da varılmıştır (Yargıtay 2. HD, 2014/16086 E., 2015/5142 K., 23.03.2015). Karar oy çokluğuyla verilmiştir; bu konu, Daire içinde uzun süre görüş ayrılığı yaratmış ve nihayet Hukuk Genel Kurulunca çözülmüştür.
Ana baba rızasının aranmaması kararının evlât edinme işlemi sırasında talep edilmesi hem mümkün hem gereklidir
Kuruma yerleştirilen bir küçük hakkında velâyetin kaldırılması ve evlât edinmede ananın rızasının aranmaması istendi. Mahkeme, rızanın aranmamasına ilişkin istemi reddetti; karar temyiz edildi.
“ana baba rızasının aranmaması kararının evlat edinme işlemi sırasında (TMK.m.312/2) talep edilmesinin mümkün ve gerekli olduğunun anlaşılmasına göre, yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA”
Ne anlama geliyor? Kararın kullandığı ifade dikkat çekicidir: evlât edinme işlemi sırasında talep etmek yalnızca mümkün değil, aynı zamanda gereklidir. Yani bu, tarafların seçebileceği iki yoldan biri değildir; ikinci fıkra kapsamındaki dosyalarda izlenmesi zorunlu olan tek yoldur. Bunun bir yararı da vardır: rızanın aranmaması ile evlât edinmenin koşulları aynı dosyada, aynı delillerle ve aynı anda değerlendirilir; böylece önce rızanın aranmamasına karar verilip sonra evlât edinme davasının başka bir sebeple reddedilmesi gibi çocuğu iki kez yıpratan bir sonuç önlenir. Karar oy çokluğuyla verilmiştir.
Rızanın aranmaması kararı ya küçüğün kuruma yerleştirilmesinden önce ya da evlât edindirme işlemi sırasında alınır; iki durum da yoksa dava reddedilir
Küçük, bakımının sağlanamaması nedeniyle çocuk mahkemesinin bakım tedbiri kararıyla kuruma yerleştirilmiş ve o tarihten beri kurumda kalmıştı. Kurum, aradan geçen sürenin ardından ananın rızasının aranmaması için dava açtı; dosyada evlât edindirme işlemlerinin başladığına dair bir belge yoktu. Mahkeme davayı kabul etti.
“Öyleyse yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler dikkate alındığında koşulların oluşması durumunda küçüğün evlat edindirilmesinde ana babasının rızasının aranmaması kararının ya küçüğün kuruma (yurda) yerleştirilmesinden önce alınması veya evlat edindirme işlemi sırasında alınması gerekir. Somut olayda belirtilen bu iki durumda gerçekleşmediğinden koşulları oluşmayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.”
Ne anlama geliyor? Karar, iki fıkrayı tek bir uygulama kuralına indirger: rızanın aranmaması kararı ya yerleştirmeden önce ya da evlât edindirme işlemi sırasında alınır; bu iki andan hiçbiri gerçekleşmemişse dava koşulsuz kalır ve reddedilir. Aynı kural sonraki yıllarda da aynen uygulanmıştır (Yargıtay 8. HD, 2017/7238 E., 2018/3061 K., 01.03.2018). Dosyanızı buna göre kurun: kurum tarafındaysanız, evlât edindirme işlemlerinin fiilen başladığını gösteren belgeyi (yerleştirme formu, geçici bakım sözleşmesi öncesi işlem kaydı) dosyaya koyun; yoksa davayı beklemeye alın. Uzun süredir kurumda kalan bir çocuk için 'ileride evlât edindirilebilir' gerekçesiyle açılan dava sonuç vermez.
Rızanın aranmaması istemi reddedilirken hem zamanlama kuralı hem de özen yükümlülüğünün ihlâlinin kanıtlanamamış olması birlikte gözetilir
Küçüğün evlât edindirilmesinde ana babasının rızasının aranmaması istendi. Mahkeme davayı reddetti; karar davacı vekili tarafından temyiz edildi.
“4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 312. maddesi uyarınca küçük gelecekte evlat edinilmek amacıyla bir kuruma yerleştirilir ve ana ve babadan birinin rızası eksik olursa, rızanın aranıp aranmayacağı hususunun, evlat edinenin veya evlat edinmede aracılık yapan kurumun istemi üzerine ve kural olarak küçüğün yerleştirilmesinden önce mahkemece karara bağlanacağı, diğer hallerde ise bu konudaki kararın evlat edinme işlemleri sırasında verileceği, kaldı ki davalı babanın, küçüğe karşı özen yükümlülüğünü yeterince yerine getirmediğinin kanıtlanamamış bulunması gözetildiğinde”
Ne anlama geliyor? Bu onama kararı, iki ayrı denetimin birlikte yapıldığını gösterir. Mahkeme önce zamanlama kuralına bakar: istem, yerleştirmeden önce mi yoksa evlât edinme işlemleri sırasında mı ileri sürülmüştür? Ardından esasa geçer: kanunda sayılan koşullardan biri gerçekleşmiş midir (TMK m. 311)? Kararda ikinci denetimin sonucu belirleyici olmuştur: özen yükümlülüğünün yeterince yerine getirilmediği kanıtlanamamıştır. Buradan çıkan uygulama dersi açıktır: ispat yükü, rızanın aranmamasını isteyen taraftadır. Zamanlama kuralına uygun davranmak davayı kazandırmaz; koşulun gerçekleştiğini ayrıca ortaya koymanız gerekir.
Yetkili mahkeme küçüğün oturduğu yer mahkemesidir; kurumda kalan çocuk bakımından bu yer kurumun bulunduğu yerdir
Evlât edindirme hizmetlerinden yararlandırılması istenen küçükler bir çocuk yurduna yerleştirilmişti ve dava tarihi itibarıyla o yerde oturuyorlardı. Mahkeme yetkisizlik kararı verdi.
“Küçük çocuk gelecekte evlat edinilmek amacıyla bir kuruma yerleştirilir ve ana babadan birinin rızası eksik olursa, evlat edinenin veya evlat edinmede aracılık yapan kurumun istemi üzerine ve kural olarak küçüğün yerleştirilmesinden önce onun "oturduğu yer mahkemesi" bu rızanın aranıp aranmamasına karar verir (TMK. md. 312/1). Evlat edinmede ana baba rızasının aranmamasına ilişkin davalarda yetkili mahkeme küçüğün bulunduğu yer mahkemesidir.”
Ne anlama geliyor? Yetki kuralı maddenin birinci fıkrasında yer alır ve ölçütü küçüğün oturduğu yerdir; evlât edinenin veya kurumun merkezinin bulunduğu yer değil. Kurum korumasındaki çocuklarda bu yer, çocuğun fiilen kaldığı kuruluşun bulunduğu yerdir. Küçüğün nüfusa kayıtlı olduğu yer ya da ana babasının yerleşim yeri belirleyici değildir. Gerekçe bu noktada metinden biraz farklı bir ifade kullanır ve 'küçüğün yerleşim yeri mahkemesi' der; uygulamada esas alınan ise kanundaki oturma ölçütüdür, çünkü kurum korumasındaki bir çocuğun yerleşim yeri ile fiilen kaldığı yer çoğu zaman ayrışır.
Maddedeki yetki kesin yetki değildir; süresinde usulüne uygun bir yetki itirazı yoksa mahkeme kendiliğinden yetkisizlik kararı veremez
Küçük, bir çocuk yuvasında kalıyordu ve orada oturduğu dosyadaki kanıtlardan anlaşılıyordu. Davalı taraf yetki itirazında bulunmamış olmasına rağmen mahkeme kendiliğinden yetkisizlik kararı verdi.
“Türk Medeni Kanununun 312.maddesindeki "yetki" "kesin yetki" olmayıp, süresi içinde usulüne uygun bir yetki itirazının bulunması halinde mahkeme tarafından incelenebilir. Davalı tarafın bu yönde bir yetki itirazı bulunmamaktadır. Bu nedenlerle davanın esasının incelenmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde re'sen yetkisizlik kararı verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.”
Ne anlama geliyor? Bu ayrım, davanın kaderini değiştirebilecek kadar önemlidir. Maddedeki yetki kesin yetki değildir; dolayısıyla hâkim bunu kendiliğinden gözetemez. Yetki itirazı, süresinde ve usulüne uygun biçimde ilk itiraz olarak ileri sürülmezse mahkeme davaya bakmakla yükümlüdür (HMK m. 116, 117). Uygulamada bunun iki yönlü sonucu vardır. Davacı taraftaysanız: yanlış yerde açtığınız dava, karşı taraf itiraz etmediği sürece görülmeye devam eder. Davalı taraftaysanız: yetki itirazınızı cevap dilekçesiyle ve süresinde ileri sürmezseniz bu hakkınızı kaybedersiniz. Kendiliğinden verilen yetkisizlik kararı ise bozma sebebidir.
Küçüğün anası, babanın evlât edinmede rızasının aranmamasına ilişkin karar verilmesini mahkemeden isteyemez
Evlilik dışı doğan bir küçüğün anası mahkemeye başvurarak hem kendi rızasının tespitini hem de babanın rızasının aranmamasını istedi. Çocuğun babası hukuken belli değildi. Mahkeme her iki istemi de reddetti.
“Bu halde, evlat edinmede babanın rızasının aranmamasına ilişkin karar, çocuk evlat edinilmek amacıyla bir kuruma yerleştirilmiş ise evlat edinmede aracılık yapan kurumun veya evlat edinenin başvurusu üzerine verilir (TMK m. 312/1). Diğer hallerde bu konudaki karar evlat edinme işlemleri sırasında verilir (TMK m. 312/2). Küçüğün annesinin, babanın evlat edinmede rızasının aranmamasına ilişkin mahkemeden karar istemesi yasal olarak mümkün değildir.”
Ne anlama geliyor? Karar, talep hakkının kime ait olduğunu somut bir örnekle gösterir. Birinci fıkra kapsamında bu istem yalnızca evlât edinen veya aracı kurum tarafından ileri sürülebilir; diğer hâllerde ise karar zaten evlât edinme işlemleri sırasında verilir. Küçüğün anası, bu iki sıfattan hiçbirine sahip değildir; dolayısıyla diğer ebeveynin rızasının aranmaması için tek başına dava açamaz. Bu sonuç, uygulamada çok karşılaşılan bir yanlışı önler: ana babadan biri, evlât edinme süreci henüz başlamadan diğerinin rızasını hukuken devre dışı bıraktırmak isteyemez. Buna karşılık ananın kendi rızasının tespiti istemi farklıdır ve mahkemece tutanağa geçirilerek karşılanmalıdır (TMK m. 309).
Kanun kuruma, rızanın bulunduğunun tespiti için dava açma yetkisi vermemiştir; kurumun isteyebileceği şey rızanın aranmaması kararıdır
Evlilik dışı doğan küçük, doğumundan bir gün sonra kuruma teslim edilmişti. Kurum, evlât edinmede ananın rızasının bulunduğunun tespitini istedi; mahkeme ise istek dışına çıkarak ana ve babanın rızasının aranmamasına karar verdi.
“Öte yandan, Yasa, kuruma, rızanın bulunduğunun tespiti için mahkemeye başvuruda bulunma yetkisi tanımamış, 311. maddedeki koşulların varlığı halinde ana ve babadan birinin rızası eksik ise, ve 312. maddenin (1.) fıkrası gereğince "rızanın aranmaması kararı isteme" yetkisi vermiştir. Başka bir ifade ile yasa olumsuz durumu düzenlemiştir. Bu husus gözetilmeden isteğin reddi yerine yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.”
Ne anlama geliyor? Kararın deyişiyle kanun olumsuz durumu düzenlemiştir: kurumun dava yoluyla isteyebileceği şey, rızanın var olduğunun tespiti değil, koşulları varsa rızanın aranmamasıdır. İki istem birbirinin yerine geçmez ve karıştırılması davanın reddine yol açar. Ayrım şöyle kurulur: rızası olan ana baba, rızasını bizzat mahkemede açıklar ve tutanağa geçirtir; bu bir dava değil, bir beyanın tespitidir (TMK m. 309). Rızası bulunmayan veya alınamayan ana baba için ise bu maddedeki dava yolu işletilir. Kararın ikinci uyarısı taleple bağlılığa ilişkindir: mahkeme, istenmeyen bir konuda karar veremez; kurum yalnızca tespit istemişse rızanın aranmamasına kendiliğinden hükmedemez.
Hakkında koruma kararı alınıp koruyucu aile yanına yerleştirilen küçükte rızanın aranmaması, ileride gerçekleşecek evlât edinme işlemleri sırasında istenir
Evlilik dışı doğan bir küçük hakkında koruma kararı alınmış ve çocuk koruyucu aile yanına yerleştirilmişti. Kurum, evlât edinmede ana babanın rızasının aranmaması için dava açtı; mahkeme istemi reddetti.
“evlat edinmede ana/baba rızası aranmaması kararının ilerde gerçekleşecek evlat edinme işlemleri sırasında talep edilmesi mümkün ve gerekli olduğundan bu aşamada mahkemenin ret kararının sonucu itibariyle doğru bulunduğundan”
Ne anlama geliyor? Karar, koruyucu aile yanına yerleştirilmiş çocuklar bakımından uygulanacak fıkrayı gösterir: bu aşamada birinci fıkra değil, ikinci fıkra işler ve istem ancak ileride açılacak evlât edinme davası içinde ileri sürülebilir. Bu sonuç, Hukuk Genel Kurulunun daha sonra benimsediği çizgiyle uyumludur (Yargıtay HGK, 2017/1926 E., 2020/1057 K., 23.12.2020). Karar oy çokluğuyla verilmiştir; azınlık, babanın kim olduğu bilinmediğinde onun yönünden rızanın aranmaması kararının hemen verilebilmesi gerektiği görüşündedir. Uygulamada izlenecek yol, çocuğun aile yanına yerleştirilip yerleştirilmediğine bakmaktır: yerleştirilmişse istem, evlât edinme davasına saklanır.
Madde gerekçesi
Madde 312- Madde İsviçre Medenî Kanununun 265d maddesinden alınmıştır. Birinci fıkra, küçüklerin evlât edinilmek amacıyla bu işlerle görevli bir kuruma yerleştirilmesi ve ana-babadan birinin rızasının bulunmaması hâlinde, evlât edinen veya evlât edinmeye aracılık yapan kurumun istemi üzerine, kural olarak küçüğün yerleştirilmesinden önce, hâkimin bu rızanın aranıp aranmamasına karar vermesini düzenlemektedir. Yetkili mahkeme, küçüğün yerleşim yeri mahkemesidir. İkinci fıkra, birinci fıkradaki durum dışında kalan hâllerde ana ve babanın rızasının aranıp aranmayacağı hususunda evlât edinme usulüne ilişkin maddelere yollama yapmakta; üçüncü fıkra ise, ana ve babadan birinin küçüğe özen yükümlülüğünün yeterince yerine getirmemesi sebebiyle rızasının aranmaması kararının, bu ana veya babaya yazılı olarak bildirileceğini hükme bağlamaktadır.
Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), s. 120Gerekçe, maddenin üç fıkrasını sırayla açıklar; ancak iki noktada metinle karşılaştırılmayı gerektirir. Birincisi yetkidir: gerekçe "küçüğün yerleşim yeri mahkemesi" derken kanun metni "onun oturduğu yer mahkemesi" der. Aradaki fark önemsiz değildir. Yerleşim yeri, kişinin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yerdir ve küçüğün yerleşim yeri kural olarak ana babasının yerleşim yeridir (TMK m. 21); oysa kurum korumasındaki bir çocuk çoğu zaman bambaşka bir ilde bulunur. Uygulama bu nedenle kanundaki oturma ölçütünü esas almakta ve yetkili mahkemeyi çocuğun fiilen kaldığı yere göre belirlemektedir (Yargıtay 2. HD, 2012/9309 E., 2013/4102 K., 19.02.2013). İkincisi "kural olarak" ifadesidir: gerekçe de metin gibi kararın yerleştirmeden önce verilmesini "kural olarak" diye niteler. Bu ifadenin bir istisnaya işaret edip etmediği uzun süre tartışılmış, Hukuk Genel Kurulu çoğunluğu aile yanına yerleştirmeden sonra artık birinci fıkraya başvurulamayacağı sonucuna varmıştır (Yargıtay HGK, 2017/1926 E., 2020/1057 K., 23.12.2020). Ayrıca gerekçenin metinde açıklamadığı bir nokta vardır: maddede iki kez geçen "yerleştirilme" sözcüğünden ikincisinin neyi anlattığı gerekçede de belirtilmemiş, bu boşluk kaynak İsviçre hükmü ve aracılık mevzuatı yorumlanarak doldurulmuştur. Tasarının 312. maddesi Adalet Komisyonunun değişiklik listesinde yer almamış, madde Tasarıdaki hâliyle kanunlaşmıştır (S. Sayısı 723, s. 311-314).
743 sayılı eski Medeni Kanun'daki karşılığı
Bu maddenin 743 sayılı Kanun'da karşılığı yoktur. Eski Kanun'a 1990 yılında eklenen 254/a maddesi rızanın aranmayacağı hâlleri saymakla yetinmiş; bu hâllerin varlığına kim tarafından, ne zaman ve hangi mahkemede karar verileceğini düzenlememişti. Bunun bir sebebi, eski sistemde evlât edinmenin bir mahkeme hükmüyle değil, sulh hâkiminin izni üzerine düzenlenen resmî bir senetle kurulmasıdır (m. 256); böyle bir yapıda ayrı bir "rızanın aranmaması davası" düşünülmemişti. Yeni Kanun evlât edinmeyi bütünüyle yargısal bir sürece bağlayınca, rızanın aranmaması meselesinin de usulünü belirlemek gerekmiş ve bu madde konulmuştur. Böylece üç soru ilk kez açık kurala bağlanmıştır: kim isteyebilir (evlât edinen veya aracı kurum), ne zaman (yerleştirmeden önce ya da evlât edinme işlemleri sırasında) ve hangi mahkeme (küçüğün oturduğu yer). Üçüncü fıkradaki yazılı bildirim yükümlülüğü de yenidir ve eski Kanun'da hiçbir karşılığı bulunmamaktadır.
Madde 254/a – (Ek: 14/11/1990 - 3678/5 md.) Kim olduğu veya nerede bulunduğu uzun süreden beri bilinmeyen ya da sürekli temyiz kudretinden yoksun bulunan ana veya babanın rızası aranmaz. Madde 256 – (Değişik: 14/11/1990 - 3678/7 md.) Evlat edinme, evlat edinenin oturduğu yer sulh hakiminin izni üzerine yapılacak resmi bir senetle olur ve evlat edinme doğum kütüğüne yazılır.
743 sayılı Kanun, mevzuat.gov.tr| 743 sayılı Kanun | 4721 sayılı Kanun m. 312 | |
|---|---|---|
| Kararın usulü | Düzenlenmemişti | Ayrı maddede düzenlendi |
| İsteyebilecekler | Belirtilmemişti | Evlât edinen veya aracı kurum (m. 312/1) |
| Kararın zamanı | Belirtilmemişti | Yerleştirmeden önce veya işlemler sırasında |
| Yetkili mahkeme | Belirtilmemişti | Küçüğün oturduğu yer (m. 312/1) |
| Bildirim | Hüküm yoktu | Yazılı bildirim zorunlu (m. 312/3) |
| Evlât edinmenin kuruluşu | Sulh hâkiminin izniyle resmî senet (m. 256) | Mahkeme kararı (TMK m. 315) |
Değişiklik geçmişi
| Tarih | Gelişme | Dayanak |
|---|---|---|
| 01.01.2002 | Madde yürürlüğe girdi; rızanın aranmaması kararının usulü ilk kez düzenlendi | 4721 s. K. |
Madde yürürlüğe girdiği günden bu yana hiç değiştirilmemiştir. Buna karşılık iki fıkranın sınırı, yıllarca süren bir görüş ayrılığına konu olmuştur. Tartışma şudur: kuruma yerleştirilmiş bir çocuk, evlât edinecek ailenin yanına verildikten sonra kurum hâlâ birinci fıkraya dayanarak rızanın aranmaması kararı isteyebilir mi? Daire kararlarında bu soruya uzun süre hayır yanıtı verilmiş, ancak bu kararların çoğu oy çokluğuyla alınmış ve azınlık, çocuğun üstün yararı gerektiriyorsa yerleştirmeden sonra da karar verilebilmesi gerektiğini savunmuştur (Yargıtay 2. HD, 2011/9530 E., 2012/21110 K., 13.09.2012). Mesele 2020 yılında Hukuk Genel Kurulunca karara bağlanmıştır: maddede geçen ikinci "yerleştirilme" ifadesi evlât edinecek kişi veya ailenin yanına yerleştirme anlamına gelir ve bu andan sonra birinci fıkraya göre karar verilemez; değerlendirme evlât edinme davası içinde, bütün deliller birlikte incelenerek yapılır (Yargıtay HGK, 2017/1926 E., 2020/1057 K., 23.12.2020). Bu karar da oy çokluğuyla alınmıştır; azınlık, "kural olarak" ifadesinin bir istisnaya işaret ettiği ve çocuğun üstün yararının gözetilmesi gerektiği görüşündedir.
İlgili maddeler
- TMK m. 305: Küçüklerin evlât edinilmesinde genel koşullar.
- TMK m. 309: Ana ve babanın rızası, şekil.
- TMK m. 310: Rızanın zamanı ve geri alınması.
- TMK m. 311: Rızanın aranmaması koşulları.
- TMK m. 315: Evlât edinme kararının hüküm anı.
- TMK m. 316: Evlât edinmede araştırma.
- TMK m. 317: Evlâtlık ilişkisinin kaldırılması, rıza yokluğu.
- TMK m. 320: Evlât edinmede aracılık.
Dosyanızda rızanın aranmaması kararının hangi fıkraya göre ve ne zaman istenmesi gerektiğini değerlendirmek için boşanma avukatı sayfasındaki iletişim bilgilerinden bana ulaşabilirsiniz.
Sık sorulan sorular
TMK 312 ne diyor?
Rızanın aranmaması kararının ne zaman, kimin istemiyle ve hangi mahkemede verileceğini düzenler.
Rızanın aranmaması koşulları bu maddede mi?
Hayır; koşullar bir önceki maddede sayılmıştır (TMK m. 311).
Maddenin kaç fıkrası var?
Üç fıkrası vardır (TMK m. 312).
Birinci fıkra ne zaman uygulanır?
Küçük gelecekte evlât edinilmek amacıyla bir kuruma yerleştirilmişse.
İkinci fıkra neyi kapsar?
Birinci fıkra dışındaki bütün hâlleri.
Birinci fıkrada kararı kim isteyebilir?
Evlât edinen veya aracı kurum (Yargıtay HGK, 2017/1926 E., 2020/1057 K., 23.12.2020).
Ana veya baba bu kararı isteyebilir mi?
Aracı kurum hangisidir?
Evlât edinmede aracılık faaliyetini yürüten yetkili kurum (TMK m. 320).
Karar ne zaman verilmelidir?
Kural olarak küçüğün yerleştirilmesinden önce (TMK m. 312/1).
Buradaki yerleştirme ne demek?
Evlât edinecek kişi veya ailenin yanına verilme (Yargıtay HGK, 2017/1926 E., 2020/1057 K., 23.12.2020).
Çocuk aileye verildikten sonra istenebilir mi?
Birinci fıkraya göre istenemez.
O zaman ne yapılır?
İstem evlât edinme davası içinde ileri sürülür.
Bağımsız bir dava açılabilir mi?
Evlât edinme sırasında istemek zorunlu mu?
Hem mümkün hem gereklidir (Yargıtay 2. HD, 2014/16086 E., 2015/5142 K., 23.03.2015).
Koruma kararı birinci fıkra için yeterli mi?
Yeterli değildir (Yargıtay 2. HD, 2011/17897 E., 2012/29697 K., 10.12.2012).
Neden yeterli değil?
Birinci fıkra evlât edinilmek amacıyla yerleştirmeyi arar.
Hangi belge aranır?
Evlât edindirme işlemlerinin başladığını gösteren kayıt.
İki andan hiçbiri gerçekleşmemişse ne olur?
Dava koşulsuz kalır ve reddedilir (Yargıtay 18. HD, 2014/17405 E., 2015/4947 K., 02.04.2015).
Koruyucu aile yanındaki çocukta ne yapılır?
İstem ileride açılacak evlât edinme davasına saklanır (Yargıtay 2. HD, 2013/113 E., 2013/2100 K., 28.01.2013).
Yetkili mahkeme hangisidir?
Küçüğün oturduğu yer mahkemesi (TMK m. 312/1).
Kurumda kalan çocukta neresi yetkilidir?
Kuruluşun bulunduğu yer (Yargıtay 2. HD, 2012/9309 E., 2013/4102 K., 19.02.2013).
Nüfusa kayıtlı olunan yer belirleyici mi?
Değildir.
Gerekçe farklı bir ölçüt mü söylüyor?
Gerekçe yerleşim yeri der; uygulama oturma ölçütünü esas alır.
Bu yetki kesin yetki mi?
Mahkeme kendiliğinden yetkisizlik kararı verebilir mi?
Veremez.
Yetki itirazı ne zaman yapılır?
Süresinde ve usulüne uygun biçimde ilk itiraz olarak.
Kurum rızanın varlığının tespitini isteyebilir mi?
Rızası olan ana baba ne yapmalı?
Rızasını mahkemede açıklayıp tutanağa geçirtmeli (TMK m. 309).
Dava kime karşı açılır?
Ana ve babaya (Yargıtay 2. HD, 2008/11572 E., 2009/16004 K., 28.09.2009).
Karar ilgiliye bildirilir mi?
Özen sebebiyle verilmişse yazılı olarak bildirilir (TMK m. 312/3).
İspat yükü kimdedir?
Rızanın aranmamasını isteyen taraftadır (Yargıtay (Kapatılan) 18. HD, 2014/4973 E., 2014/12193 K., 08.09.2014).
Karar kesinleşmeden evlât edinme kararı verilebilir mi?
Verilmemelidir; kesinleşme beklenir.
Madde hangi kaynaktan alınmıştır?
İsviçre Medenî Kanunu'nun 265d maddesinden.
Eski Kanun'da böyle bir düzenleme var mıydı?
Yoktu; kararın usulü hiç düzenlenmemişti.
Görevli mahkeme hangisidir?
Aile mahkemesi (4787 s. K. m. 4).
Kaynaklar ve Mevzuat
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 21, 305, 309, 310, 311, 312, 315, 316, 317, 320
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 116, 117
- 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu m. 5
- 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun m. 4
- 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi m. 254/a, 256
- Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), m. 312 gerekçesi s. 120, Komisyon değişiklik listesi s. 311-314
- Yargıtay HGK, 2017/1926 E., 2020/1057 K., 23.12.2020
- Yargıtay 2. HD, 2014/16086 E., 2015/5142 K., 23.03.2015
- Yargıtay 2. HD, 2012/9309 E., 2013/4102 K., 19.02.2013
- Yargıtay 2. HD, 2013/113 E., 2013/2100 K., 28.01.2013
- Yargıtay 2. HD, 2011/18166 E., 2012/30659 K., 17.12.2012
- Yargıtay 2. HD, 2011/17897 E., 2012/29697 K., 10.12.2012
- Yargıtay 2. HD, 2011/10202 E., 2012/21436 K., 17.09.2012
- Yargıtay 2. HD, 2011/9530 E., 2012/21110 K., 13.09.2012
- Yargıtay 2. HD, 2011/10286 E., 2011/14804 K., 03.10.2011
- Yargıtay 2. HD, 2010/21297 E., 2011/187 K., 17.01.2011
- Yargıtay 2. HD, 2008/11572 E., 2009/16004 K., 28.09.2009
- Yargıtay 8. HD, 2017/7238 E., 2018/3061 K., 01.03.2018
- Yargıtay 18. HD, 2014/17405 E., 2015/4947 K., 02.04.2015
- Yargıtay 18. HD, 2014/4973 E., 2014/12193 K., 08.09.2014
