TMK 309, küçüğün evlât edinilmesinde ana ve babanın rızasını zorunlu kılar ve bu rızanın şeklini belirler. Kural nettir: evlât edinme, küçüğün ana ve babasının rızasını gerektirir; rızanın aranmadığı hâller kanunda sınırlı biçimde sayılmıştır (TMK m. 311). Rıza, küçüğün veya ana ve babasının oturdukları yer mahkemesinde sözlü veya yazılı olarak açıklanır ve tutanağa geçirilir. Bu bir geçerlilik şeklidir: kuruma, hastaneye ya da evlât edinecek kişilere verilen beyan, noterde düzenlenen taahhüt bu şekli karşılamaz; mahkeme dışında verilen rıza kanuna göre geçerli değildir (Yargıtay 8. HD, 2018/3959 E., 2018/16096 K., 24.09.2018). Maddenin üçüncü fıkrası ise rızayı evlât edinecek kişilerden bağımsız kılar: verilen rıza, evlât edinenlerin adları belirtilmemiş veya evlât edinenler henüz belirlenmemiş olsa dahi geçerlidir. Bu hüküm, kurum aracılığıyla yürütülen evlât edindirme sürecini mümkün kılar.
- Ana babanın rızası
- Küçüğün evlât edinilmesine ana ve babasının onay vermesi (TMK m. 309/1).
- Rızanın şekli
- Mahkemede sözlü veya yazılı açıklama ve tutanağa geçirme (TMK m. 309/2).
- Yetkili mahkeme
- Küçüğün veya ana ve babasının oturdukları yer mahkemesi (TMK m. 309/2).
- Belirsiz rıza
- Evlât edinenler belirlenmeden verilen ve yine de geçerli olan rıza (TMK m. 309/3).
TMK 309 ne düzenler?
| Konu | Kural | Dayanak |
|---|---|---|
| Temel kural | Evlât edinme ana ve babanın rızasını gerektirir | TMK m. 309/1 |
| Gerekçesi | Evlât edinmeyle velâyet ilişkisi sona erer | Yargıtay HGK, 2021/1154 K. |
| Kimden alınır | Ayırt etme gücü olan ve soybağı kurulmuş ana babadan | Yargıtay HGK, 2021/1154 K. |
| Her ikisi de | Ana ve babanın ikisinin de rızası zorunlu | Yargıtay 2. HD, 2012/16219 K. |
| Niteliği | Şahsa sıkı sıkıya bağlı hak | Yargıtay 8. HD, 2019/6123 K. |
| Şekli | Mahkemede açıklanır, tutanağa geçirilir | TMK m. 309/2 |
| Mahkeme dışı beyan | Geçerli değildir | Yargıtay 8. HD, 2018/16096 K. |
| Kuruma verilen dilekçe | Rıza sayılmaz | Yargıtay 2. HD, 2012/30659 K. |
| Duruşma | Açılması zorunludur | Yargıtay 18. HD, 2014/433 K. |
| Evlât edinenler | Belirlenmemiş olsa dahi rıza geçerlidir | TMK m. 309/3 |
| Zamanı | Doğumdan altı hafta geçmeden verilemez | TMK m. 310 |
| Aranmadığı hâller | Kanunda sınırlı sayıda | TMK m. 311 |
| Görevli mahkeme | Aile mahkemesi | 4787 s. K. m. 4 |
TBMM gerekçesine göre madde, İsviçre Medenî Kanunu'nun 265a maddesinden alınmıştır. Gerekçe her fıkranın işlevini tek tek açıklar: birinci fıkra, ana ve babasının rızası alınmayan küçüğün evlât edinilemeyeceğini, 743 sayılı Kanun'un 254. maddesinin ikinci cümlesini kısmen karşılar biçimde hükme bağlar; ikinci fıkra rızanın verilme şeklini düzenler; üçüncü fıkra ise verilen rızanın, evlât edinenlerin adları belirtilmemiş veya evlât edinenler henüz belirlenmemiş olsa dahi geçerli olacağını söyler. Buradaki "kısmen karşılar" ifadesi önemlidir: eski Kanun ana babanın muvafakatinin yanında hâkimin muvafakatini de bir seçenek olarak öngörüyordu; yeni Kanun bu seçeneği kaldırmış, ana babanın rızasının yerine geçebilecek hâlleri ayrı ve sınırlı bir hükümde toplamıştır (TMK m. 311). Tasarının 309. maddesi Adalet Komisyonunun değişiklik listesinde yer almamış, madde Tasarıdaki hâliyle kanunlaşmıştır (S. Sayısı 723, s. 311-314).
Bu maddede en sık yapılan hata, rızanın yanlış yerde alınmasıdır. Kanun rızanın mahkemede açıklanıp tutanağa geçirilmesini arar; bu bir şekil şartıdır ve uyulmadığında beyan sakat değil, hiç doğmamış sayılır. Kuruma verilen dilekçe, hastanede imzalanan form, noterde düzenlenen taahhüt ya da evlât edinecek kişilere verilen yazılı söz geçerli rıza değildir (Yargıtay 2. HD, 2011/18166 E., 2012/30659 K., 17.12.2012). İkinci nokta zamandır: rıza, küçüğün doğumunun üzerinden altı hafta geçmeden verilemez (TMK m. 310); doğumun hemen ardından alınan beyan bu sebeple de sonuç doğurmaz. Üçüncü nokta kişiseldir: rıza şahsa sıkı sıkıya bağlı bir haktır, yasal temsilci eliyle kullanılamaz; ana veya baba küçük ya da kısıtlı olsa bile ayırt etme gücü varsa beyanı bizzat alınır (Yargıtay 8. HD, 2018/10413 E., 2019/6123 K., 18.06.2019). Dördüncü nokta kapsamdır: rıza ana ve babanın her ikisinden de alınır; birinin rızası diğerininkinin yerine geçmez ve rızası alınamayan ebeveyn için ayrıca karar gerekir (TMK m. 312).
Rıza neden zorunludur?
- Kural: Evlât edinme, küçüğün ana ve babasının rızasını gerektirir (TMK m. 309/1).
- Sebep: Evlât edinmeyle biyolojik ana babanın velâyet ilişkisi sona erer (Yargıtay HGK, 2017/2045 E., 2021/1154 K., 05.10.2021).
- Sonuç: Haklar ve yükümlülükler evlât edinene geçer (TMK m. 314).
- Nitelik: Rıza, evlât edinmenin kurucu koşuludur.
- Ayırt etme gücü: Küçükte aranmaz; rıza ergin olmaması sebebiyle gerekir.
- İstisna: Yalnızca kanunda sayılan hâllerde aranmaz (TMK m. 311).
Rızayı kim verir?
- Kişiler: Ana ve baba; ikisinin de rızası zorunludur (Yargıtay 2. HD, 2011/19471 E., 2012/16219 K., 14.06.2012).
- Birinci koşul: Ayırt etme gücüne sahip olmak.
- İkinci koşul: Küçükle soybağının kurulmuş olması (TMK m. 282).
- Ana: Soybağı doğumla kurulduğundan rızası her hâlde gerekir.
- Baba: Soybağı kurulmamışsa rızası aranmaz (Yargıtay HGK, 2017/2045 E., 2021/1154 K., 05.10.2021).
- Gerçek olmayan ana baba: Verdiği rıza sonuç doğurmaz.
Rızanın şekli
- Yer: Küçüğün veya ana ve babanın oturdukları yer mahkemesi (TMK m. 309/2).
- Biçim: Sözlü veya yazılı açıklama.
- Zorunlu işlem: Tutanağa geçirme.
- Mahkeme dışı beyan: Geçersizdir (Yargıtay 8. HD, 2018/3959 E., 2018/16096 K., 24.09.2018).
- Kuruma verilen dilekçe: Rıza sayılmaz (Yargıtay 2. HD, 2011/18166 E., 2012/30659 K., 17.12.2012).
- Duruşma: Açılması zorunludur (Yargıtay 18. HD, 2013/19647 E., 2014/433 K., 16.01.2014).
Rızanın hukukî niteliği
- Nitelik: Tek taraflı irade beyanı (Yargıtay 2. HD, 2011/10286 E., 2011/14804 K., 03.10.2011).
- Anı: Mahkemeye ulaşıp tutanağa geçirildiğinde sonuç doğurur.
- Şahsa bağlılık: Temsilci eliyle kullanılamaz (Yargıtay 8. HD, 2018/10413 E., 2019/6123 K., 18.06.2019).
- Küçük ana baba: Ayırt etme gücü varsa beyanı bizzat alınır.
- Karşı taraf: Rıza bir sözleşme değildir.
- Geri alma: Altı hafta içinde aynı usulle mümkündür (TMK m. 310).
Evlât edinenler belirlenmeden verilen rıza
- Kural: Adları belirtilmemiş olsa dahi rıza geçerlidir (TMK m. 309/3).
- Kapsam: Evlât edinenler henüz belirlenmemiş olabilir.
- İşlevi: Kurum aracılığıyla evlât edindirmeyi mümkün kılar.
- Aracılık: Yetkili kurum ve kuruluşlarca yürütülür (TMK m. 320).
- Sonuç: Rıza, belirli bir aileye değil işleme yöneliktir.
- Tespit: Rıza beyanı mahkemece tutanağa geçirilerek belirlenir.
Rıza yoksa ne olur?
- Kural: Yasal sebep yoksa rıza hilâfına karar verilemez (Yargıtay 2. HD, 2008/11251 E., 2009/16259 K., 30.09.2009).
- Yol: Rızanın aranmaması kararı alınır (TMK m. 311).
- Zamanı: Yerleştirmeden önce veya evlât edindirme sırasında (Yargıtay 18. HD, 2014/10441 E., 2014/11664 K., 30.06.2014).
- Kapsam: Ana ve baba için ayrı ayrı karar verilir (Yargıtay (Kapatılan) 18. HD, 2013/12701 E., 2013/16234 K., 25.11.2013).
- Araştırma: Özen yükümlülüğü incelenmeden karar verilemez (Yargıtay 18. HD, 2014/11383 E., 2014/17755 K., 08.12.2014).
- Rızası alınmayan: İlişkinin kaldırılmasını isteyebilir (TMK m. 317).
Bu maddeyle çalışırken izlenecek sıra bellidir. Birinci adım nüfus kaydıdır: küçüğün ana ve babasının kim olduğunu, aralarında soybağının kurulup kurulmadığını belirleyin. Ana ile soybağı doğumla kurulduğu için ananın rızası her hâlde gerekir; baba ile soybağı ancak ana ile evlilik, tanıma veya babalık hükmüyle doğar, kurulmamışsa o kişinin rızası aranmaz. Yargılama sırasında tanıma yapılırsa tablo değişir; bu nedenle nüfus kaydını karar anına kadar izleyin. İkinci adım rızanın alınmasıdır: rıza mahkemede, duruşmada, sözlü veya yazılı olarak açıklanır ve tutanağa geçirilir. Kuruma verilmiş dilekçe, hastanede imzalanmış form, noter beyanı veya evlât edinecek kişilere verilmiş yazılı söz bu şekli karşılamaz; bunlara dayanılarak yürütülen süreç sonradan tümüyle tartışmalı hâle gelir. Tutanakta beyan sahibinin kimliğinin tespit edildiği, beyanın serbestçe verildiği ve içeriğinin okunup imzalatıldığı görünmelidir. Üçüncü adım zamandır: rıza, doğumun üzerinden altı hafta geçmeden verilemez; erken alınan beyan geçersizdir ve geri alma süresi de işlemez, çünkü ortada hiç rıza yoktur. Dördüncü adım eksik rızadır: ana babadan birinin rızası alınamıyorsa, o kişi bakımından rızanın aranmaması için ayrı bir karar gerekir; bu karar ana ve baba için ayrı ayrı kurulmalı ve kesinleşmelidir. Evlât edinme davasını, bu karar kesinleşmeden sonuçlandırmaya çalışmayın. Son olarak, rızanın belirli bir aileye yönelik olması gerekmediğini unutmayın: evlât edinenler henüz belirlenmemiş olsa bile rıza geçerlidir; bu, kurum aracılığıyla yürütülen evlât edindirme süreçlerinin hukukî dayanağıdır.
Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararları
Aşağıdaki kararlar resmî karar arama sistemlerinden alınmıştır. Her kartta kararın vardığı ilke, olayın özeti, karardan birebir bir alıntı ve kararın uygulamadaki anlamı yer alır. Konuya göre süzmek için düğmeleri kullanabilirsiniz.
Küçüğün evlât edinilmesi ancak ana ve babasının rızasıyla mümkündür; çünkü evlât edinme kararıyla biyolojik ana babanın velâyet ilişkisi sona erer
Evlilik dışı ilişkiden doğan bir küçük, doğumundan hemen sonra bir evin önüne bırakılmış, hakkında koruma kararı verilerek evlât edinmek isteyen çifte teslim edilmişti. Yargılama sırasında çocuğun babası olduğunu öğrenen kişi küçüğü tanımış ve kendisine teslimini istemişti. Yerel mahkeme evlât edinme kararında direnince uyuşmazlık Hukuk Genel Kuruluna geldi.
“Bir küçüğün evlat edinilmesi ancak onun anne ve babasının rızasıyla mümkün olabilir (TMK m. 309/1). Evlat edinme kararı ile biyolojik anne ve babayla olan velayet ilişkisi ortadan kalkacağı için, anne ve babanın evlat edinmeye rıza vermesi gereklidir”
Ne anlama geliyor? Bu cümle maddenin niçin var olduğunu açıklar. Evlât edinme kararı çocuğun biyolojik ana babasıyla arasındaki velâyet ilişkisini sona erdirir; ana babaya ait haklar ve yükümlülükler evlât edinene geçer (TMK m. 314). Bu kadar ağır bir sonuç, ilgililerin iradesi dışında doğamaz. Bu nedenle rıza, evlât edinmenin kurucu koşuludur: küçüğün yararına olduğu düşünülse, evlât edinen kusursuz bulunsa, aradaki fiilî bağ güçlü olsa dahi ana babanın rızası yoksa evlât edinme kararı verilemez. Kararda ayrıca vurgulanan bir ayrıntı vardır: ana babanın rızası küçüğün ergin olmaması sebebiyle aranır; küçüğün ayırt etme gücüne sahip olup olmaması bu rızayı gereksiz kılmaz. Küçüğün kendi rızası ise ayrı bir koşuldur ve yalnızca ayırt etme gücü varsa aranır (TMK m. 308).
Rıza verme hakkı, ayırt etme gücüne sahip olan ve küçükle arasında soybağı kurulmuş bulunan ana babaya aittir; soybağı kurulmamış babanın rızası aranmaz
Aynı uyuşmazlıkta Hukuk Genel Kurulu, rızanın kimden alınacağı sorusunu ayrıca ele aldı: çocukla arasında henüz soybağı bulunmayan kişinin rızasının aranıp aranmayacağı tartışıldı.
“Küçüğün anne ve babasının rızasının alınması için anne ve baba rıza verme hakkına sahip olmalıdır. İlk olarak anne ve babanın ayırt etme gücüne sahip olması ve küçük ile soybağı ilişkisi kurulmuş olması gereklidir. Anne ile soybağı doğumla birlikte kurulmakta ise de, baba ile çocuk arasında herhangi bir soybağı kurulamamışsa (anne ile evlenme, tanıma ya da babalık davası yoluyla) onun rızası aranmaz”
Ne anlama geliyor? Rızanın kimden alınacağı, uygulamada en çok hata yapılan noktadır. Karara göre iki koşul birlikte aranır: rıza verecek kişinin ayırt etme gücüne sahip olması ve küçükle arasında soybağının kurulmuş olması. Ana ile soybağı doğumla kendiliğinden kurulur (TMK m. 282); bu nedenle ananın rızası her hâlde gerekir. Baba bakımından ise durum farklıdır: soybağı ancak ana ile evlilik, tanıma veya babalık hükmüyle kurulur (TMK m. 282). Evlilik dışı doğan ve tanınmamış bir çocukta, biyolojik baba bilinse bile hukuken baba yoktur ve rızası aranmaz. Buna karşılık yargılama sırasında tanıma yapılırsa artık soybağı kurulmuş olur ve o kişinin rızası da gerekli hâle gelir; bu yüzden evlât edinme dosyalarında nüfus kaydının karar anındaki durumu esas alınır.
Küçüğün evlât edinilmesinde ana ve babanın rızasının aranması asıldır; rızanın aranmadığı hâller yalnızca kanunda sayılanlardır
Bir bebek, doğumundan kısa süre sonra kurum aracılığıyla koruyucu aile olan bir çifte verilmiş, çift bir yılı aşkın bakımdan sonra evlât edinme davası açmıştı. Yargılama sırasında biyolojik ana anneliğin tespiti davasını kazandı ve evlât edinmeye karşı çıktı. Yerel mahkeme, ananın özen yükümlülüğünü yerine getirmediği gerekçesiyle davayı kabul etti; uyuşmazlık iki kez Hukuk Genel Kuruluna geldi.
“Görülmektedir ki, kural olarak küçüğün evlat edinilmesinde anne ve babanın rızasının aranması asıldır. Ne var ki, kanunda sayılan hallerde rıza aranmaz”
Ne anlama geliyor? Karar, maddenin mantığını iki cümlede özetler: rıza kuraldır, rızasızlık istisnadır. İstisnalar kanunda sınırlı biçimde sayılmıştır ve yorumla genişletilemez (TMK m. 311). Dosyanın seyri de öğreticidir: aynı uyuşmazlıkta Özel Daire ve Hukuk Genel Kurulu önce ananın özen yükümlülüğünü yerine getirdiğini kabul edip evlât edinmeyi reddetmiş, karar düzeltme aşamasında ise değerlendirme değişmiş ve ananın rızasının aranmaması yolundaki direnme uygun bulunmuştur. Bu, özen yükümlülüğünün takdire dayalı bir ölçüt olduğunu gösterir: aynı olgular farklı aşamalarda farklı değerlendirilebilmektedir. Dolayısıyla rızanın aranmaması iddiasına dayanan bir dosyada, olguları somut ve ayrıntılı biçimde ortaya koymak belirleyici olur.
Rıza mahkeme önünde açıklanıp tutanağa geçirilmelidir; mahkeme dışında verilen rıza kanuna göre geçerli değildir
Evlilik dışı doğan bir çocuğun anası, doğumdan iki gün sonra kuruma verdiği dilekçeyle çocuğun evlât edindirilmesini ve açılacak rıza aranmaması davasını kabul ettiğini bildirmişti. Kurumun hasımsız açtığı dava üzerine aile mahkemesi duruşma açmaksızın rızanın aranmamasına karar verdi. Ana ve sonradan çocuğu tanıyan baba, yapılan işlemlerin iptalini ve çocuğun kendilerine teslimini istedi.
“Evlat edinmede iki istisnai durum dışında küçüğün anne babasının rızasının bulunması esas olduğundan rızanın verilmesi ve geri alınması da kanunda düzenlenmiş olup 309. madde gereği anne-babanın vereceği rızanın, küçüğün veya ana ve babasının oturdukları yer mahkemesinde sözlü veya yazılı olarak açıklanarak tutanağa geçirileceği, yani mahkeme dışında verilecek rızanın kanuna göre geçerli olmadığı”
Ne anlama geliyor? Maddenin ikinci fıkrası bir geçerlilik şeklidir, düzen hükmü değildir. Rıza yalnızca mahkeme önünde, sözlü veya yazılı olarak açıklanıp tutanağa geçirildiğinde hukuken doğar. Kuruma verilen dilekçe, noterde düzenlenen beyan, hastanede imzalanan form ya da evlât edinecek kişilere verilen yazılı taahhüt bu şekli karşılamaz. Karar ayrıca yetkili mahkemeyi de gösterir: rıza küçüğün veya ana babanın oturdukları yer mahkemesinde açıklanır; başka bir yer mahkemesinde alınan beyan için yetki sorunu gündeme gelir. Şekle ilişkin bu katılığın sebebi açıktır: çocuğun kaderini belirleyen bir irade beyanının, tarafsız bir merci önünde, kaydı tutulacak biçimde ve serbestçe verildiğinden emin olunmak istenmiştir.
Kanunun öngördüğü şekil ve zamana uyulmadan verilen beyan hiç verilmemiş sayılır; ortada geri alınabilecek bir rıza da yoktur
Aynı dosyada yerel mahkeme, davayı 'verilen rızanın geri alınması' olarak nitelemiş ve bu nitelendirme üzerinden sonuca gitmişti. Daire, önce ortada geçerli bir rıza bulunup bulunmadığını inceledi.
“mahkemenin kabul ettiği üzere davanın, annenin verdiği kabul edilen rızasının geri alınması davası olmadığı, çünkü verilen rızanın, kanunda belirtilen şekil ve zamanda verilmediği için ortada verilmiş bir rızanın varlığından bahsedilemeyeceği”
Ne anlama geliyor? Bu ayrım pratikte çok işe yarar. Şekline veya zamanına uyulmadan verilen beyan sakat bir rıza değil, hiç rıza değildir. Sonucu şudur: böyle bir beyanın geri alınması için altı haftalık süreyi beklemeye veya o süreye uymaya gerek yoktur (TMK m. 310); dava da 'rızanın geri alınması' olarak değil, işlemlerin baştan geçersizliği üzerinden kurulur. Özellikle doğumdan hemen sonra alınan beyanlarda bu nokta belirleyicidir: kanun, rızanın doğumdan itibaren altı hafta geçmeden verilemeyeceğini açıkça söyler. Dolayısıyla doğumun hemen ardından alınmış bir beyana dayanılarak yürütülmüş evlât edindirme sürecinde, sürecin tamamının hukukî dayanağı tartışmalı hâle gelir.
Kuruma verilen dilekçede evlât edinmeye rıza gösterildiğinin belirtilmesi geçerli bir rıza beyanı değildir
Evlilik dışı doğan bir küçük, doğumundan bir gün sonra anası tarafından kuruma teslim edilmiş, kurum da küçüğü gelecekte evlât edinilmek üzere bir aileye geçici bakım sözleşmesiyle vermişti. Kurum, evlât edinmede ananın rızasının bulunduğunun tespitini istedi; mahkeme ise rızanın aranmamasına karar verdi.
“Yasa, rıza beyanının mahkeme önünde sözlü veya yazılı olarak açıklanmasını aramış ve küçüğün doğumunun üzerinden altı hafta geçmeden önce verilen rızaya sonuç bağlamamıştır. Şu halde, davalı annenin mahkemeye değil de, kuruma başvururken dilekçesinde rıza gösterdiğini açıklamış olmasının bir geçerliliği yoktur.”
Ne anlama geliyor? Karar iki yanlışı birden düzeltir. Birincisi, kuruma hitaben yazılmış bir dilekçede 'rıza gösteriyorum' denmesi, kanunun aradığı şekli karşılamaz; üstelik bu beyan doğumdan bir gün sonra alındığı için zaman koşuluna da aykırıdır (TMK m. 310). İkincisi, kanun kuruma 'rızanın bulunduğunun tespiti' için mahkemeye başvurma yetkisi vermemiştir; kurumun isteyebileceği şey, koşulları varsa rızanın aranmaması kararıdır (TMK m. 312). Kararın deyişiyle kanun olumsuz durumu düzenlemiştir. Uygulamada kurum dosyalarında sık görülen bu karışıklık önemlidir: rızası olan ana baba, rızasını doğrudan mahkemede açıklar ve tutanağa geçirtir; rızası bulunmayan veya alınamayan ana baba için ise ayrı bir dava yolu vardır.
Rıza tek taraflı bir irade beyanıdır; mahkemeye ulaştığı ve tutanağa geçirildiği anda hukukî sonuç doğurur
Evlilik dışı doğan bir küçüğün anası mahkemeye başvurarak hem çocuğun evlât edinilmesine rızasının bulunduğunun tespitini hem de babanın rızasının aranmamasını istedi. Mahkeme her iki istemi de reddetti.
“Evlat edinmeye küçüğün ana ve babasının vereceği rıza, tek taraflı bir irade beyanı olup, mahkemeye ulaştığı ve tutanağa geçirildiği anda hukuki sonuç doğurur”
Ne anlama geliyor? Rızanın hukukî niteliği, ondan doğan sonuçları da belirler. Rıza tek taraflı bir irade beyanıdır: karşı tarafın kabulüne, bir sözleşmeye ya da evlât edinecek kişilerin belirlenmiş olmasına bağlı değildir. Maddenin üçüncü fıkrası bunu açıkça söyler: verilen rıza, evlât edinenlerin adları belirtilmemiş veya evlât edinenler henüz belirlenmemiş olsa dahi geçerlidir. Bu düzenleme, kurum aracılığıyla yürütülen evlât edindirme sürecini mümkün kılar; ana baba, çocuğu kimin evlât edineceğini bilmeden de rıza verebilir. Kararın ikinci katkısı usule ilişkindir: ana rızasının bulunduğunu mahkemede beyan ettiğine göre, mahkemenin yapması gereken bu beyanı tutanağa geçirip tespit etmektir; istemi reddetmek değil. Buna karşılık ananın, babanın rızasının aranmaması için karar istemesi mümkün görülmemiştir; bu istem ancak evlât edinen veya aracı kuruma tanınmıştır (TMK m. 312).
Rıza beyanının tespiti için duruşma açılması zorunludur; dosya üzerinden karar verilemez
Evlilik dışı doğan çocuğunu evlât edindirmek isteyen ana, rızasının tespitini ve babanın rızasının aranmamasını istedi. Mahkeme, duruşma açmadan tensiple davanın kabulüne karar verdi.
“Mahkemece açıklanan hükme uygun olarak ve Hukuk Muhakemeleri Kanununun 27. maddesine göre duruşma açılıp ananın rızası tespit edilerek tutanağa geçirilmesi gerekirken, yazılı şekilde dosya üzerinde karar verilmesi doğru görülmemiştir”
Ne anlama geliyor? Kanun rızanın mahkemede 'açıklanarak tutanağa geçirilmesini' aradığına göre, bunun teknik karşılığı bir duruşmadır. Dosya üzerinden verilen karar, hukukî dinlenilme hakkına da aykırıdır (HMK m. 27). Bu ayrıntı, dosyanın ileride sorgulanmasını önlemek bakımından önemlidir: yıllar sonra 'rıza baskı altında alındı' ya da 'böyle bir beyanda bulunulmadı' iddiası gündeme geldiğinde, tek güvenilir dayanak duruşma tutanağıdır. Bu nedenle rıza alınırken beyanın duruşmada, hâkim huzurunda ve tutanağa geçirilerek alındığından emin olun; tutanakta beyan sahibinin kimliğinin tespit edildiği, beyanın serbestçe verildiği ve içeriğinin okunup imzalatıldığı görünmelidir.
Evlât edinmeye rıza gösterme şahsa sıkı sıkıya bağlı bir haktır; ayırt etme gücü olan küçük ananın beyanı bizzat alınmalıdır
Bir küçüğün evlât edindirilmesinde ana ve babanın rızasının aranmaması istendi. Küçüğün anası da kendisi küçüktü ve dava sırasında onun adına yasal temsilcisi beyanda bulunmuştu. Mahkeme, yasal temsilcinin rıza gösterdiğinin tespitine karar verdi.
“Evlat edinmeye rıza gösterme şahsa sıkı sıkıya bağlı haklardan olup, bu konuda ayırt etme gücü olan annenin beyanın alınması gerekmektedir”
Ne anlama geliyor? Rıza, şahsa sıkı sıkıya bağlı bir haktır: temsilci eliyle kullanılamaz. Bunun en görünür sonucu, küçük yaşta ana olan kişilerin dosyalarında ortaya çıkar. Ayırt etme gücüne sahip bir küçük, kısıtlı olsa dahi şahsa sıkı sıkıya bağlı haklarını kendisi kullanır (TMK m. 16); dolayısıyla evlât edinmeye rızasını da kendisi açıklar. Yasal temsilcinin beyanı bunun yerine geçmez. Kararda mahkemenin, ananın görüşü ile yasal temsilcilerin beyanlarını birlikte alması gerektiği belirtilmiş; temyiz aşamasında ana ergin olduğu için de artık davaya dahil edilip doğrudan beyanının alınması istenmiştir. Aynı ilke, ana veya babanın kısıtlı olduğu dosyalar için de geçerlidir: ayırt etme gücü varsa rızayı bizzat verir; sürekli olarak ayırt etme gücünden yoksunsa rızası hiç aranmaz (TMK m. 311).
Rızanın aranmamasını gerektiren hâller bulunmadıkça ana ve babanın rızası hilâfına evlât edinmeye karar verilemez
Evli bir çift, on yaşındaki bir küçüğü birlikte evlât edinmek istedi. Küçüğün ana ve babası duruşmada rızalarının bulunmadığını açıkça ifade ettiler. Dosyada rızanın aranmamasına ilişkin önceden alınmış bir karar yoktu ve özen yükümlülüğünün ihlâline dair bir delil de bulunmuyordu. Mahkeme yine de davayı kabul etti.
“Bu yasal hüküm uyarınca küçüğün evlat edinilmesinde ana ve babasının rızasının varlığı asıldır. Hangi hallerde ana ve babadan birinin rızasının aranmayacağı Türk Medeni Kanunu'nun 311. maddesinde gösterilmiştir. Bu haller bulunmadıkça ana ve babanın rızası hilafına evlat edinmeye karar verilemez”
Ne anlama geliyor? Karar, uygulamada sık rastlanan bir hatayı gösterir: çocuğun fiilen evlât edinmek isteyenlerin yanında büyümüş olması, ana babanın açık muhalefetini aşmaya yetmez. Rızanın aranmaması ancak iki koşuldan birinin gerçekleşmesine bağlıdır (TMK m. 311) ve bu koşulların gerçekleştiği delillerle ortaya konmalıdır. Kararda özellikle vurgulanan nokta, dosyada ne önceden alınmış bir rızanın aranmaması kararının ne de özen yükümlülüğünün ihlâline ilişkin bir olgunun bulunmasıdır. Uygulamada izlenecek sıra bellidir: rıza yoksa önce rızanın aranmaması kararı alınır, o karar kesinleşir, ancak ondan sonra evlât edinme davası sonuçlandırılır.
Yasal sebep yoksa ana ve babanın her ikisinin de rızası zorunludur; gerçek ana baba olmayan kişilerin verdiği rıza sonuç doğurmaz
Bir çiftin birlikte evlât edindiği küçüğün, nüfusta göründüğü kişilerin çocuğu olmadığı, gerçek ana babasının başka kişiler olduğu ayrı bir davada hükmen belirlenmiş ve nüfus kaydı iptal edilmişti. Cumhuriyet savcısı, rızası gerekenlerin rızası alınmadığı gerekçesiyle evlâtlık ilişkisinin kaldırılmasını istedi.
“Rızanın aranmamasını gerektiren yasal sebepler (TMK m 311) bulunmadıkça veya bu yönde alınmış bir karar olmadıkça, ana ve babanın her ikisinin de rızasının alınması zorunludur”
Ne anlama geliyor? Karar üç şeyi birden öğretir. Birincisi, rıza ana ve babanın her ikisinden de alınır; birinin rızası diğerininkinin yerine geçmez. İkincisi, rızayı verecek kişi çocuğun gerçek ana babası olmalıdır; nüfus kaydında ana baba görünen ama gerçekte öyle olmayan kişilerin verdiği rıza kanuna aykırıdır ve sonuç doğurmaz. Üçüncüsü usule ilişkindir: rızası alınmadan kurulmuş bir evlâtlık ilişkisinin kaldırılmasını yalnızca rızası gerekenler isteyebilir (TMK m. 317). Bu dosyada Cumhuriyet savcısının aynı sebebe dayanarak dava açma hakkı bulunmadığı belirtilmiş, hüküm gerekçesi değiştirilerek onanmıştır. Rıza eksikliğine dayanmak isteyen tarafın önce dava hakkına sahip olup olmadığını denetlemesi gerekir.
Rızası bulunmayan baba bakımından özen yükümlülüğü araştırılmadan evlât edinmeye karar verilemez
Bir çift, evlilik içinde doğan ve doğumundan beş gün sonra kendilerine verilen küçüğü evlât edinmek istedi. Ana evlât edinmeye rıza gösterdi; baba ise yargılama sırasında hiç dinlenmedi. Mahkeme davayı kabul etti.
“Davalı babanın çocuğa karşı özen yükümlülüğünü yerine getirip getirmediği konusunda mahkemece herhangi bir araştırma da yapılmamıştır.”
Ne anlama geliyor? Ana babadan yalnızca birinin rızasının bulunması, diğerinin rızasını gereksiz kılmaz. Baba dosyada hiç dinlenmemişse, mahkemenin iki seçeneği vardır: ya babanın rızasını usulüne uygun biçimde alacak ya da onun bakımından rızanın aranmaması koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğini araştıracaktır (TMK m. 311). Bu araştırma yapılmadan verilen kabul kararı, eksik inceleme sebebiyle bozulur. Dosyanızda ana babadan biri sürece katılmıyorsa, sessizliğin kendiliğinden rıza ya da kendiliğinden özen ihlâli sayılmayacağını bilin: her iki sonuç da ayrıca araştırılıp karara bağlanmak zorundadır.
Rızanın aranmaması istemi hakkında ana ve babanın her biri yönünden ayrı ayrı olumlu veya olumsuz karar verilmelidir
Kurum, evlilik dışı doğan ve anası tarafından bakılmayan, babası da bilinmeyen bir küçüğün evlât edindirilmesinde ana ve babanın rızasının aranmamasını istedi. Mahkeme yalnızca ana yönünden kabul kararı verdi; baba hakkında hiçbir karar kurmadı.
“Dava, Türk Medeni Kanununun 311 ve devamı maddelerinde düzenlenen evlat edinmede küçüğün ana ve babasının rızasının aranmaması istemine ilişkindir. Mahkemece ana yönünden kabul kararı verilmiş, ancak baba yönünden bir karar verilmemiştir.”
Ne anlama geliyor? Rızanın aranmaması kararı kişi bazında verilir. Bir dosyada ana yönünden koşullar gerçekleşmiş, baba yönünden gerçekleşmemiş olabilir; ya da tersi. Bu nedenle mahkeme her ilgili için ayrı ayrı olumlu veya olumsuz hüküm kurmak zorundadır. Kararda babanın kimliğinin belirlenememiş olması, ilk bentteki koşulun gerçekleştiği anlamına gelmiş ve baba yönünden de kabul kararı verilmesi gerektiği belirtilmiştir (TMK m. 311). Uygulama açısından sonucu şudur: talebinizi ve hüküm fıkrasını ana ve baba için ayrı ayrı kurun; eksik bırakılan taraf, ileride evlât edinme davasının reddine yol açar.
Rızanın aranmaması kararı ya küçüğün kuruma yerleştirilmesinden önce ya da evlât edindirme işlemi sırasında alınır
Küçük, velâyet kendisine verilen ana babadan biri tarafından 2004 yılında kuruma teslim edilmiş ve o tarihten beri kurumda kalmıştı. Kurum 2008 yılında, ana babanın özen göstermediğini ileri sürerek evlât edindirmede rızalarının aranmamasını istedi. Dosyada, çocuk hakkında evlât edindirme işlemlerinin başladığına dair bir belge yoktu.
“Öyleyse yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler dikkate alındığında koşulların oluşması durumunda küçüğün evlat edindirilmesinde ana babasının rızasının aranmaması kararının ya küçüğün kuruma (yurda) yerleştirilmesinden önce alınması veya evlat edindirme işlemi sırasında alınması gerekir”
Ne anlama geliyor? Bu karar maddenin zamanlamasını gösterir. Rızanın aranmaması kararı serbestçe, her zaman istenebilecek bir tespit değildir; kanun iki ana verir (TMK m. 312). Küçük gelecekte evlât edinilmek amacıyla bir kuruma yerleştirilecekse karar kural olarak yerleştirmeden önce alınır; diğer hâllerde ise karar evlât edinme işlemleri sırasında verilir. Çocuk yıllar önce kuruma yerleştirilmiş ve ortada başlamış bir evlât edindirme işlemi de yoksa, iki andan hiçbiri gerçekleşmemiş demektir ve istem koşulsuz kalır. Dolayısıyla böyle bir talepte bulunmadan önce dosyada ya yerleştirme öncesi aşamada olunduğunu ya da evlât edindirme sürecinin fiilen başladığını belgeleyin.
Madde gerekçesi
Madde 309- Madde İsviçre Medenî Kanununun 265a maddesinden alınmıştır. Birinci fıkra, ana ve babasının rızası alınmayan küçüğün evlât edinilemeyeceğini, yürürlükteki Kanunun 254 üncü maddesinin ikinci cümlesini kısmen karşılar şekilde hükme bağlamaktadır. İkinci fıkra, rızanın verilme şeklini düzenlemekte ve üçüncü fıkrada ise, verilen rızanın, evlât edinenlerin adları belirtilmemiş veya evlât edinenler henüz belirlenmemiş olsa dahi geçerli olacağı hükme bağlanmaktadır.
Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), s. 119Gerekçe kısadır ama üç fıkranın işlevini eksiksiz açıklar ve bir de gizli bilgi verir. Birinci fıkra için kullanılan ifade dikkat çekicidir: eski Kanun'un 254. maddesinin ikinci cümlesini "kısmen" karşılar. Kısmîliğin sebebi şudur: eski hükümde ana babanın muvafakatinin yanında hâkimin muvafakati de bir seçenek olarak yer alıyordu; yani hâkim, ana babanın iradesinin yerine geçebiliyordu. Yeni Kanun bu genel yetkiyi kaldırmış, ana babanın rızasının aranmayacağı hâlleri sınırlı biçimde ve ayrı bir maddede saymıştır (TMK m. 311). Böylece ana babanın iradesi güçlendirilmiş, hâkimin takdiri ise belirli koşullara bağlanmıştır. İkinci fıkra rızanın verilme şeklini düzenler; gerekçe bunu "şekil" olarak adlandırır ve madde de zaten "Şekil" kenar başlığını taşır. Üçüncü fıkra ise rızanın belirli bir aileye yönelik olmasını gereksiz kılar; bu, kurum aracılığıyla yürütülen evlât edindirme sisteminin temelidir (TMK m. 320). Madde, Adalet Komisyonunun değişiklik listesinde yer almamıştır; Tasarıdaki metin aynen kanunlaşmıştır (S. Sayısı 723, s. 311-314).
743 sayılı eski Medeni Kanun'daki karşılığı
Eski Kanun'da konu tek bir cümleyle düzenlenmişti: ana babanın veya hâkimin muvafakati alınmadıkça kısıtlı ile küçük, ayırt etme gücüne sahip olsalar bile evlâtlığa alınamazdı (m. 254, ikinci cümle). Bu düzenlemenin üç özelliği vardı. Birincisi, rıza ile hâkimin muvafakati eşdeğer kabul ediliyordu; hâkim, ana babanın rızası olmaksızın da muvafakat verebiliyordu. İkincisi, muvafakatin hangi şekilde ve hangi mahkemede alınacağı gösterilmemişti; bugünkü gibi bir geçerlilik şekli yoktu. Üçüncüsü, evlât edinenlerin belirlenmiş olup olmamasının önemine hiç değinilmemişti. 1990 yılında eklenen 254/a maddesi ise rızanın aranmayacağı hâlleri ilk kez saymış, bunları ana veya babanın kim olduğunun ya da nerede bulunduğunun uzun süredir bilinmemesi, sürekli temyiz kudretinden yoksunluk ve velâyetin kaldırılmasını gerektirecek ölçüde ilgisizlik olarak belirlemişti. Yeni Kanun bu üçlü yapıyı korumakla birlikte her birini kendi maddesine taşımıştır: rızanın kendisi ve şekli bu maddede, zamanı ve geri alınması ayrı bir maddede (TMK m. 310), aranmadığı hâller ise başka bir maddede (TMK m. 311) düzenlenmiştir. En belirgin değişiklik, hâkimin ana babanın yerine geçen genel muvafakat yetkisinin kaldırılmasıdır.
Madde 254 – Mümeyyiz olan kimse, rızası olmadıkça, evlatlığa alınamaz. Ana babanın veya hakimin muvafakatı alınmadıkça mahcur ile küçük, mümeyyiz bile olsalar, evlatlığa alınamazlar. Madde 254/a – (Ek: 14/11/1990 - 3678/5 md.) Kim olduğu veya nerede bulunduğu uzun süreden beri bilinmeyen ya da sürekli temyiz kudretinden yoksun bulunan ana veya babanın rızası aranmaz. Velayetin kaldırılmasını gerektirecek ölçüde çocuğu ile ilgisiz olan ana veya baba için de aynı hüküm uygulanır.
743 sayılı Kanun, mevzuat.gov.tr| 743 sayılı Kanun | 4721 sayılı Kanun m. 309 | |
|---|---|---|
| Rıza sahibi | Ana baba veya hâkim (m. 254) | Yalnızca ana ve baba (m. 309/1) |
| Hâkimin muvafakati | Rızanın yerine geçerdi | Kaldırıldı |
| Şekil | Gösterilmemişti | Mahkemede açıklama ve tutanak (m. 309/2) |
| Yetkili mahkeme | Belirtilmemişti | Küçüğün veya ana babanın oturduğu yer (m. 309/2) |
| Evlât edinenler | Düzenlenmemişti | Belirlenmemiş olsa dahi geçerli (m. 309/3) |
| Rızanın zamanı | Düzenlenmemişti | Ayrı maddede (m. 310) |
| Aranmadığı hâller | 254/a maddesinde | Ayrı maddede (m. 311) |
Değişiklik geçmişi
| Tarih | Gelişme | Dayanak |
|---|---|---|
| 01.01.2002 | Madde yürürlüğe girdi; hâkimin muvafakati seçeneği kaldırıldı, rızaya geçerlilik şekli getirildi | 4721 s. K. |
Madde yürürlüğe girdiği günden bu yana hiç değiştirilmemiştir. Buna karşılık maddenin uygulaması, özellikle şekil şartının sonucu bakımından zaman içinde netleşmiştir. Yargıtay, mahkeme dışında verilen beyanın geçerli olmadığını ve kanunun aradığı şekil ile zamana uyulmadan verilen beyanın hiç verilmemiş sayılacağını açıkça ortaya koymuştur (Yargıtay 8. HD, 2018/3959 E., 2018/16096 K., 24.09.2018). Bu yaklaşımın pratik önemi büyüktür: doğumun hemen ardından kuruma verilen bir dilekçeye dayanılarak yürütülen evlât edindirme sürecinde, ortada geri alınabilecek bir rıza bile bulunmadığı için mesele rızanın geri alınması değil, işlemlerin baştan geçersizliği olarak ele alınır. Aynı doğrultuda, rızanın tespiti için duruşma açılması zorunlu görülmüş (Yargıtay 18. HD, 2013/19647 E., 2014/433 K., 16.01.2014) ve rızanın şahsa sıkı sıkıya bağlı bir hak olduğu, yasal temsilci eliyle kullanılamayacağı kabul edilmiştir (Yargıtay 8. HD, 2018/10413 E., 2019/6123 K., 18.06.2019).
İlgili maddeler
- TMK m. 282: Soybağının kurulması.
- TMK m. 305: Küçüklerin evlât edinilmesinde genel koşullar.
- TMK m. 306: Eşlerin birlikte evlât edinmesi.
- TMK m. 307: Tek başına evlât edinme.
- TMK m. 308: Yaş farkı ve küçüğün rızası.
- TMK m. 310: Rızanın zamanı ve geri alınması.
- TMK m. 311: Rızanın aranmaması koşulları.
- TMK m. 312: Rızanın aranmamasına ilişkin karar.
- TMK m. 314: Evlât edinmenin hükümleri.
- TMK m. 317: Evlâtlık ilişkisinin kaldırılması.
- TMK m. 320: Evlât edinmede aracılık.
Evlât edinmede rızanın usulüne uygun alınıp alınmadığını ve dosyanızda hangi yolun izlenmesi gerektiğini değerlendirmek için boşanma avukatı İstanbul sayfasındaki iletişim bilgilerinden bana ulaşabilirsiniz.
Sık sorulan sorular
TMK 309 ne diyor?
Evlât edinmenin küçüğün ana ve babasının rızasını gerektirdiğini ve bu rızanın nasıl alınacağını düzenler.
Rıza olmadan evlât edinme olur mu?
Kanunda sayılan istisnalar dışında olmaz (TMK m. 309/1).
Rıza neden zorunlu?
Evlât edinmeyle ana babanın velâyet ilişkisi sona erer (Yargıtay HGK, 2017/2045 E., 2021/1154 K., 05.10.2021).
Ana ve babanın ikisinin de rızası mı gerekir?
Evet; birinin rızası diğerininkinin yerine geçmez (Yargıtay 2. HD, 2011/19471 E., 2012/16219 K., 14.06.2012).
Rızayı verecek kişide hangi koşullar aranır?
Ayırt etme gücü ve küçükle kurulmuş soybağı.
Evlilik dışı doğan çocukta babanın rızası aranır mı?
Soybağı kurulmamışsa aranmaz (Yargıtay HGK, 2017/2045 E., 2021/1154 K., 05.10.2021).
Baba çocuğu sonradan tanırsa ne olur?
Soybağı kurulur ve rızası gerekli hâle gelir.
Rıza nerede verilir?
Küçüğün veya ana ve babanın oturdukları yer mahkemesinde (TMK m. 309/2).
Rıza nasıl açıklanır?
Sözlü veya yazılı olarak açıklanıp tutanağa geçirilir.
Mahkeme dışında verilen rıza geçerli mi?
Kuruma verilen dilekçe rıza sayılır mı?
Noterde verilen beyan yeterli mi?
Yeterli değildir; kanun mahkeme önünde açıklama arar.
Rıza için duruşma açılması şart mı?
Şekle uyulmadan verilen beyanın sonucu nedir?
Hiç rıza verilmemiş sayılır (Yargıtay 8. HD, 2018/3959 E., 2018/16096 K., 24.09.2018).
Rızanın hukukî niteliği nedir?
Tek taraflı irade beyanıdır (Yargıtay 2. HD, 2011/10286 E., 2011/14804 K., 03.10.2011).
Rıza ne zaman sonuç doğurur?
Mahkemeye ulaşıp tutanağa geçirildiği anda.
Rıza temsilci aracılığıyla verilebilir mi?
Verilemez; şahsa sıkı sıkıya bağlı bir haktır (Yargıtay 8. HD, 2018/10413 E., 2019/6123 K., 18.06.2019).
Ana küçükse rızayı kim verir?
Ayırt etme gücü varsa kendisi verir.
Ana veya baba kısıtlıysa ne olur?
Ayırt etme gücü varsa bizzat verir; sürekli yoksunsa rızası aranmaz.
Evlât edinenler belli değilse rıza geçerli mi?
Geçerlidir (TMK m. 309/3).
Bu kural ne işe yarar?
Kurum aracılığıyla evlât edindirmeyi mümkün kılar.
Rıza ne zaman verilebilir?
Doğumdan altı hafta geçmeden verilemez (TMK m. 310).
Rıza geri alınabilir mi?
Tutanağa geçirilmesinden başlayarak altı hafta içinde alınabilir.
Rızanın aranmadığı hâller nelerdir?
Ayrı bir maddede sınırlı olarak sayılmıştır (TMK m. 311).
Rızanın aranmaması kararı ne zaman alınır?
Kuruma yerleştirmeden önce veya evlât edindirme sırasında (Yargıtay 18. HD, 2014/10441 E., 2014/11664 K., 30.06.2014).
Bu karar ana ve baba için ayrı ayrı mı verilir?
Ayrı ayrı verilir (Yargıtay (Kapatılan) 18. HD, 2013/12701 E., 2013/16234 K., 25.11.2013).
Rızası olmayan baba dinlenmezse ne olur?
Özen yükümlülüğü araştırılmadan karar verilemez (Yargıtay 18. HD, 2014/11383 E., 2014/17755 K., 08.12.2014).
Ana baba karşı çıkarsa dava kabul edilir mi?
Yasal sebep yoksa edilmez (Yargıtay 2. HD, 2008/11251 E., 2009/16259 K., 30.09.2009).
Kurum rızanın bulunduğunun tespitini isteyebilir mi?
İsteyemez; ancak rızanın aranmamasını isteyebilir (TMK m. 312).
Rızası alınmadan evlât edinme yapılırsa ne yapılabilir?
Rızası gerekenler ilişkinin kaldırılmasını isteyebilir (TMK m. 317).
Küçüğün kendi rızası da gerekir mi?
Ayırt etme gücü varsa gerekir (TMK m. 308).
Madde hangi kaynaktan alınmıştır?
İsviçre Medenî Kanunu'nun 265a maddesinden.
Eski Kanun'da durum neydi?
Ana babanın veya hâkimin muvafakati yeterliydi.
Görevli mahkeme hangisidir?
Aile mahkemesi (4787 s. K. m. 4).
Kaynaklar ve Mevzuat
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 16, 282, 305, 306, 307, 308, 309, 310, 311, 312, 314, 317, 320
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 27
- 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun m. 4
- 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi m. 254, 254/a
- Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), m. 309 gerekçesi s. 119, Komisyon değişiklik listesi s. 311-314
- Yargıtay HGK, 2017/2045 E., 2021/1154 K., 05.10.2021
- Yargıtay HGK, 2012/2-302 E., 2012/287 K., 11.04.2012
- Yargıtay 2. HD, 2011/18166 E., 2012/30659 K., 17.12.2012
- Yargıtay 2. HD, 2011/19471 E., 2012/16219 K., 14.06.2012
- Yargıtay 2. HD, 2011/10286 E., 2011/14804 K., 03.10.2011
- Yargıtay 2. HD, 2008/11251 E., 2009/16259 K., 30.09.2009
- Yargıtay 8. HD, 2018/10413 E., 2019/6123 K., 18.06.2019
- Yargıtay 8. HD, 2018/3959 E., 2018/16096 K., 24.09.2018
- Yargıtay 18. HD, 2014/11383 E., 2014/17755 K., 08.12.2014
- Yargıtay 18. HD, 2014/10441 E., 2014/11664 K., 30.06.2014
- Yargıtay 18. HD, 2013/19647 E., 2014/433 K., 16.01.2014
- Yargıtay 18. HD, 2013/12701 E., 2013/16234 K., 25.11.2013
