TMK 317, evlâtlık ilişkisinin kaldırılmasına ilişkin iki sebepten birincisini düzenler. Kural şudur: evlât edinmede rızası alınması gereken kişilerin rızası yasal bir sebep olmaksızın alınmamışsa, bu kişiler evlâtlık ilişkisinin kaldırılmasını isteyebilir. Maddenin iki sınırı vardır. Birinci sınır dava hakkına ilişkindir: bu sebebe dayanarak yalnızca rızası alınması gereken kişiler dava açabilir; Cumhuriyet savcısının bu sebebe dayanarak dava açma hakkı yoktur (Yargıtay 2. HD, 2011/19471 E., 2012/16219 K., 14.06.2012). İkinci sınır çocuğun yararına ilişkindir: ilişkinin kaldırılması küçüğün menfaatini ağır biçimde zedeleyecekse bu yola gidilemez. Rıza dışındaki noksanlıklar için ayrı bir hüküm vardır ve orada dava hakkı Cumhuriyet savcısı ile her ilgiliye tanınmıştır (TMK m. 318).
- Rızası alınması gereken kişiler
- Ana, baba ve duruma göre evlât edinilen ile eşi (TMK m. 309, 313).
- Yasal sebep
- Rızanın aranmamasını haklı kılan kanunî hâller (TMK m. 311).
- Kaldırma davası
- Kurulmuş evlâtlık ilişkisinin mahkeme kararıyla sona erdirilmesi.
- Menfaat sınırı
- Küçüğün yararı ağır biçimde zedelenecekse davanın açılamaması (TMK m. 317).
TMK 317 ne düzenler?
| Konu | Kural | Dayanak |
|---|---|---|
| Sebep | Yasal sebep olmaksızın rızanın alınmaması | TMK m. 317 |
| Dava hakkı | Yalnızca rızası gereken kişiler | Yargıtay 2. HD, 2012/16219 K. |
| Cumhuriyet savcısı | Bu sebebe dayanamaz | Yargıtay 2. HD, 2012/16219 K. |
| İkili yapı | Rıza eksikliği ile diğer noksanlıklar ayrıdır | Yargıtay HGK, 2021/1155 K. |
| Diğer noksanlıklar | Savcı veya her ilgili açabilir | Yargıtay 2. HD, 2010/1606 K. |
| Hukukî yarar | İlgililer için şarttır | Yargıtay 2. HD, 2009/12915 K. |
| Sınır | Küçüğün menfaati ağır zedelenmemeli | TMK m. 317 |
| Nitelendirme | Hâkime aittir | Yargıtay 17. HD, 2013/8183 K. |
| Görev | Aile mahkemesi | Yargıtay 17. HD, 2013/8183 K. |
| Yetki | Davacıya seçim hakkı tanınır | Yargıtay 20. HD, 2016/8308 K. |
| Vekâletname | Özel yetki aranmaz | Yargıtay 18. HD, 2015/16201 K. |
| Süre | Hak düşürücü süreye tâbidir | TMK m. 319 |
TBMM gerekçesine göre madde, İsviçre Medenî Kanunu'nun 269. maddesinin birinci fıkrasından alınmıştır ve gerekçe, bu maddeyle birlikte onu takip eden iki maddede evlâtlık ilişkisinin kaldırılmasının düzenlendiğini belirtir. Gerekçe kuralı iki cümleyle özetler: evlât edinmede rızası alınması gereken kişilerin rızası yasal sebep bulunmaksızın alınmamışsa, bu kişiler evlâtlık ilişkisinin kaldırılması için dava açabilirler; ancak evlâtlık ilişkisinin kaldırılması evlâtlığın menfaatini ağır biçimde zedeleyecek olursa iptal davası açılamaz. Gerekçenin kullandığı "iptal davası" terimi dikkat çekicidir: kaldırma davası, kurulmuş bir hukukî ilişkiyi geçmişe etkili biçimde sakatlayan bir iptal niteliği taşır. Gerekçedeki ikinci cümle ise maddenin en özgün yanını oluşturur: çocuğun yararı, hak sahibinin dava hakkının önüne geçebilir. Rızası alınmamış bir ana veya baba, hakkı ihlâl edilmiş olsa bile, kaldırma çocuğun menfaatini ağır biçimde zedeleyecekse bu yola gidemez. Tasarının 317. maddesi Adalet Komisyonunun değişiklik listesinde yer almamış, madde Tasarıdaki hâliyle kanunlaşmıştır (S. Sayısı 723, s. 311-314).
Bu maddede yapılan en temel hata, yanlış sebebe dayanmaktır. Kaldırma davasının iki ayrı dayanağı vardır ve her birinin dava açabilecek kişi çevresi farklıdır. Rıza eksikliğine dayanıyorsanız, davayı yalnızca rızası alınması gereken kişiler açabilir (bu madde). Esasa ilişkin diğer noksanlıklara dayanıyorsanız Cumhuriyet savcısı veya her ilgili dava açabilir (TMK m. 318). Mirasçılar rızası alınması gereken kişiler olmadığından, onların yolu ikinci maddedir; birinci maddeye dayanan davaları sıfat yokluğundan reddedilir. İkinci uyarı hukukî yarara ilişkindir: ilgili sıfatıyla dava açan kişinin, kaldırma kararının hukukî durumunu somut olarak nasıl değiştireceğini ortaya koyması gerekir; aksi hâlde istem hukukî yarar yokluğundan reddedilir (Yargıtay 2. HD, 2008/10816 E., 2009/12915 K., 01.07.2009). Üçüncü uyarı süreye ilişkindir: kaldırma davası hak düşürücü süreye tâbidir ve bu süre ayrı bir maddede düzenlenmiştir (TMK m. 319). Son olarak, dilekçede kullanılan başlık bağlayıcı değildir; hukukî nitelendirme hâkime aittir ve talebin özü kaldırma ise dava aile mahkemesinde görülür (Yargıtay 17. HD, 2013/6422 E., 2013/8183 K., 31.05.2013).
Sebep: rızanın alınmamış olması
- Kural: Yasal sebep olmaksızın rıza alınmamışsa kaldırma istenebilir (TMK m. 317).
- Rızası gerekenler: Ana ve baba (TMK m. 309).
- Ergin evlât edinmede: Altsoy ve evlât edilenin eşi (TMK m. 313).
- Yasal sebep: Rızanın aranmaması hâlleri (TMK m. 311).
- Karar varsa: Rızanın aranmaması kararı sebebi ortadan kaldırır (TMK m. 312).
- Geçersiz rıza: Şekil veya zaman aykırılığı rıza yokluğu sayılır (TMK m. 310).
Davayı kim açabilir?
- Bu maddede: Yalnızca rızası alınması gereken kişiler (Yargıtay 2. HD, 2011/19471 E., 2012/16219 K., 14.06.2012).
- Cumhuriyet savcısı: Bu sebebe dayanamaz.
- Diğer noksanlıklarda: Savcı veya her ilgili (Yargıtay 2. HD, 2008/20343 E., 2010/1606 K., 03.02.2010).
- İkili yapı: İki hüküm farklı kişi çevresi öngörür (Yargıtay HGK, 2017/2518 E., 2021/1155 K., 05.10.2021).
- Mirasçılar: Rızası gereken kişi değildir.
- Hukukî yarar: İlgililer için aranır (Yargıtay 2. HD, 2008/10816 E., 2009/12915 K., 01.07.2009).
Küçüğün menfaati sınırı
- Kural: Kaldırma küçüğün menfaatini ağır zedelemeyecekse istenebilir (TMK m. 317).
- Sonuç: Hak sahibi olmak tek başına yetmez.
- Ölçü: Ağır zedelenme; her olumsuz etki değil.
- Değerlendirme: Somut olayın koşullarına göre.
- Delil: Sosyal inceleme raporu belirleyicidir (TMK m. 316).
- Benzer sınır: Diğer noksanlıklarda da vardır (TMK m. 318).
Uygulamadaki kaldırma sebepleri
- Koşul eksikliği: Beş yıllık bakım gerçekleşmemişse (Yargıtay 18. HD, 2014/11770 E., 2014/16470 K., 18.11.2014).
- Ergin evlât edinme: Koşullar karar anında aranır (Yargıtay 18. HD, 2015/15 E., 2015/8047 K., 12.05.2015).
- Yaş farkı: On sekiz yıl yoksa (TMK m. 308).
- Birlikte evlât edinme: Eşlerden birinin tek başına edinmesi (TMK m. 306).
- Altsoyun muvafakati: Tartışmalıdır (Yargıtay 2. HD, 2025/1983 E., 2025/7379 K., 16.09.2025).
- Zaman: Dava genellikle evlât edenin ölümünden sonra açılır.
Görev, yetki ve usul
- Görev: Aile mahkemesi (Yargıtay 17. HD, 2013/6422 E., 2013/8183 K., 31.05.2013).
- Nitelendirme: Hâkime aittir (HMK m. 33).
- Yetki: Davacıya seçim hakkı tanınır (Yargıtay 20. HD, 2016/8730 E., 2016/8308 K., 03.10.2016).
- Vekâletname: Özel yetki aranmaz (Yargıtay 18. HD, 2015/2510 E., 2015/16201 K., 10.11.2015).
- Delil: Evlât edinme dosyası celbedilir.
- Süre: Hak düşürücü süre ayrı maddede (TMK m. 319).
Kaldırmanın sonuçları
- Etki: Evlâtlık ilişkisi sona erer.
- Velâyet: Evlât edinene geçen haklar sona erer (TMK m. 314).
- Mirasçılık: Evlât edinene mirasçılık ortadan kalkar.
- Nüfus: Karar her iki kütüğe işlenir.
- Soyadı: Evlât edinmeyle alınan soyadı da etkilenir.
- Kesinleşme: Sonuçlar kararın kesinleşmesiyle doğar.
Bu maddeye dayanan bir dosyada üç soruyu sırayla yanıtlayın. Birincisi: hangi sebebe dayanıyorum? Rızası alınması gereken bir kişinin rızası hiç alınmamış ya da geçersiz biçimde alınmışsa bu madde işler. Buna karşılık koşulların hiç gerçekleşmemesi, yaş farkının tutmaması veya eşlerin birlikte hareket etmemesi gibi durumlar esasa ilişkin diğer noksanlıklardır ve ayrı bir maddeye dayanır (TMK m. 318). Sebebi doğru seçmek, davayı kimin açabileceğini de belirler. İkincisi: dava hakkım var mı? Bu maddeye dayanan davayı yalnızca rızası alınması gereken kişiler açabilir. Mirasçıysanız, üçüncü kişiyseniz ya da Cumhuriyet savcısıysanız bu maddeye dayanamazsınız; diğer noksanlıklar yolunu kullanmanız gerekir ve orada da hukukî yararınızı somut olarak ortaya koymanız beklenir. Kaldırma kararının sizin hukukî durumunuzu nasıl değiştireceğini dilekçede açıkça yazın. Üçüncüsü: çocuğun menfaati ne olacak? Rızanız alınmamış olsa bile, kaldırma küçüğün menfaatini ağır biçimde zedeleyecekse bu yola gidilemez. Bu değerlendirme somut olaya göre yapılır ve uygulamada sosyal inceleme raporu belirleyici olur. Çocuk uzun süredir evlât edinen ailenin yanında yaşıyor ve güçlü bir bağ kurmuşsa bu sınır ciddi bir engel oluşturur; buna karşılık kısa süre önce kurulmuş ve fiilen işlememiş bir ilişkide sınırın uygulanma ihtimali azdır. Son olarak süreyi kaçırmayın: kaldırma davası hak düşürücü süreye tâbidir ve bu süre ayrı bir maddede düzenlenmiştir. Dosyanızı hazırlarken ilk iş, evlât edinme dosyasının celbini istemektir; koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği ve rızanın alınıp alınmadığı ancak o dosyadan anlaşılır.
Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararları
Aşağıdaki kararlar resmî karar arama sistemlerinden alınmıştır. Her kartta kararın vardığı ilke, olayın özeti, karardan birebir bir alıntı ve kararın uygulamadaki anlamı yer alır. Konuya göre süzmek için düğmeleri kullanabilirsiniz.
Rıza alınmaması sebebine dayanarak evlâtlık ilişkisinin kaldırılmasını yalnızca rızası gereken kişiler isteyebilir; Cumhuriyet savcısı bu sebebe dayanamaz
Bir çiftin birlikte evlât edindiği küçüğün, nüfusta göründüğü kişilerin değil başka kişilerin çocuğu olduğu hükmen belirlenmiş ve nüfus kaydı iptal edilmişti. Gerçek ana babanın rızası hiç alınmamıştı. Cumhuriyet savcısı, rızası gerekenlerin rızasının alınmadığı gerekçesiyle evlâtlık ilişkisinin kaldırılmasını istedi.
“Yasal sebep olmaksızın ana ve babanın rızası alınmadan kurulmuş bir evlatlık ilişkisinin kaldırılmasını ise, rızası gerekenler isteyebilir (TMK m. 317). Cumhuriyet savcısının "rızası gerekenlerin rızasının alınmamış olmasına" dayanarak evlatlık ilişkisinin kaldırılmasını istemesi yasal olarak mümkün değildir. Öyleyse Cumhuriyet savcısının salt bu sebebe dayalı olarak dava açma hakkı bulunmadığından reddi gerekirken”
Ne anlama geliyor? Bu karar, maddenin dava hakkını kimin kullanabileceğini net biçimde sınırlar. Rıza eksikliğine dayanan kaldırma davasını yalnızca rızası alınması gereken kişiler açabilir; yani ana, baba ve duruma göre ayırt etme gücüne sahip evlât edinilen. Cumhuriyet savcısının bu sebebe dayanarak dava açma hakkı yoktur. Savcının dava hakkı, esasa ilişkin diğer noksanlıklar bakımından ayrı bir maddede düzenlenmiştir (TMK m. 318). Bu ayrım pratikte belirleyicidir: rıza eksikliğine dayanmak isteyen üçüncü kişiler — örneğin mirasçılar — bu maddeye değil, diğer noksanlıklara ilişkin maddeye dayanmak zorundadır. Dosyanızda dava sebebini ve dayandığınız maddeyi baştan doğru seçin; yanlış seçim davanın sıfat yokluğundan reddine yol açar.
Evlâtlık ilişkisi, rızası gerekenlerin talebiyle veya esasa ilişkin noksanlık hâlinde Cumhuriyet savcısı ya da her ilgilinin talebiyle hâkim kararıyla kaldırılabilir
Bir kişi, eşinin torununu ergin olarak evlât edinmişti. Evlât edinen öldükten sonra, daha önce onun tarafından evlât edinilmiş olan kişi koşulların gerçekleşmediğini ileri sürerek evlâtlık ilişkisinin kaldırılmasını istedi. Hukuk Genel Kurulu, kaldırma davasının iki ayrı hükümdeki yapısını ortaya koydu.
“Bu hükümlere göre, evlatlık ilişkisi, rızası gereken kişilerin, rızası alınmadığı durumlarda, bu kişilerin talebi ile veya esasa ilişkin diğer eksikliklerin bulunması hâlinde Cumhuriyet Savcısı veya her ilgilinin talebi üzerine hâkim kararı ile ortadan kaldırılabilir. Evlatlık ilişkisinin kaldırılmasında, taraflardan başka Cumhuriyet Savcısı ve her ilgiliye de, ilişkinin kaldırılmasını talep yetkisi vermiştir.”
Ne anlama geliyor? Bu paragraf, evlâtlık ilişkisinin kaldırılmasındaki ikili yapıyı özetler. Birinci yol bu maddedir: rızası alınması gereken kişilerin rızası yasal sebep olmaksızın alınmamışsa, o kişiler kaldırma isteyebilir. İkinci yol diğer maddededir: evlât edinme esasa ilişkin başka bir noksanlıkla sakatsa, Cumhuriyet savcısı veya her ilgili kaldırma isteyebilir (TMK m. 318). İki yol arasındaki fark yalnızca sebep değil, dava açabilecek kişi çevresidir: birinci yol dar ve kişiye özgü, ikinci yol geniştir. Uygulamada mirasçıların açtığı davalar çoğunlukla ikinci yola dayanır; çünkü mirasçı, rızası alınması gereken kişi değildir.
Dilekçede nüfus kaydının düzeltilmesi denilse bile uyuşmazlık evlâtlık ilişkisinin kaldırılmasına ilişkinse görevli mahkeme aile mahkemesidir
Davacı, dava dilekçesinde nüfus kaydında düzeltim istediğini belirtmişti. Aile mahkemesi uyuşmazlığı nüfus kaydı düzeltimi sayarak görevsizlik kararı verdi; asliye hukuk mahkemesi ise davanın evlât edinme kararının kaldırılmasına ilişkin olduğunu belirterek aynı yönde karar verdi ve olumsuz görev uyuşmazlığı doğdu.
“Olayları açıklamak taraflara, hukuki nitelendirme hâkime aittir(HMK. md.33). Davacı, dava dilekçesinde nüfus kaydında düzeltim talep ettiğini belirtmiş ise de uyuşmazlık, TMK.'nun 317. maddesinde düzenlenen evlat edinmenin kaldırılmasına ilişkindir. 4787 Sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yargılama Usullerine Dair Yasaya 5133 Sayılı Yasa ile ekleme yapılan 4/2. maddesinde "22.11.2001 tarihli 4721 Sayılı Türk Medeni Yasasının 3. kısmı hariç olmak üzere 2. kitabı, 03.12.2001 tarihli ve 4722 Sayılı Türk Medeni Yasasının Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Yasaya göre aile hukukundan doğan dava ve işlerin" aile mahkemesi görevinde olduğu açıklanmış olup uyuşmazlığın Aile Mahkemesince çözümlenmesi gerekmektedir.”
Ne anlama geliyor? Karar iki şeyi birden gösterir. Birincisi nitelendirmedir: olayları açıklamak taraflara, hukukî nitelendirme hâkime aittir (HMK m. 33). Davacının dilekçesinde kullandığı başlık bağlayıcı değildir; talebin özü evlâtlık ilişkisinin kaldırılmasıysa, dava bu madde kapsamında değerlendirilir. İkincisi görevdir: evlâtlık ilişkisinin kaldırılması aile hukukundan doğan bir dava olduğundan görevli mahkeme aile mahkemesidir (4787 s. K. m. 4). Uygulamada bu iki nokta sık karışır; çünkü kaldırma kararı sonuçta nüfus kaydında da değişiklik doğurur. Ancak nüfus kaydındaki değişiklik davanın sonucudur, konusu değil. Dilekçenizi buna göre kurun ve talebi 'evlâtlık ilişkisinin kaldırılması' olarak adlandırın.
Evlâtlık ilişkisinin kaldırılması davasında vekâletnamede özel yetki aranmaz
Evlâtlık ilişkisinin kaldırılması istenmiş, mahkeme davanın reddine karar vermişti. Ret gerekçesi, vekâletnamede özel yetki bulunmamasına dayanıyordu.
“evlatlık ilişkisinin kaldırılmasına yönelik davalarda özel yetki içeren vekaletname gerekli değildir. Yukarıda gösterilen yasal düzenlemeler ve yapılan açıklamalar dikkate alındığında, eldeki dava Türk Medeni Kanunu 318. madde kapsamında değerlendirilecek olan ilgililer tarafından açılan evlatlık ilişkisinin kaldırılması talebine ilişkin olup, bu tür davalarda davayı açmak ve takip etmek için özel yetki içeren vekaletname aranmayacağından mahkemece işin esasına girilerek tarafların sunacağı tüm deliller toplanıp oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.”
Ne anlama geliyor? Bu karar, uygulamada kolayca karıştırılan iki davayı ayırır. Evlât edinme davası şahsa sıkı sıkıya bağlı bir hakkın kullanımıdır ve vekilin bu davayı açabilmesi için vekâletnamede özel yetki bulunması gerekir (TMK m. 315). Buna karşılık evlâtlık ilişkisinin kaldırılması davası bu kapsamda değerlendirilmez; özellikle esasa ilişkin noksanlıklara dayanan ve her ilgilinin açabildiği davada (TMK m. 318) özel yetki aranmaz. Sonuç olarak genel vekâletnameyle açılan kaldırma davası, salt bu sebeple reddedilemez; mahkemenin işin esasına girip tarafların delillerini toplaması gerekir.
Esasa ilişkin noksanlıklara dayanan kaldırma davasını Cumhuriyet savcısı veya her ilgili açabilir; aktif dava ehliyeti bu çerçevede değerlendirilir
Evlâtlık ilişkisinin kaldırılması istendi. Mahkeme, davacının aktif dava açma hakkı bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetti.
“Evlat edinme, esasa ilişkin diğer noksanlıklardan biriyle sakatsa, Cumhuriyet Savcısı veya her ilgili evlatlık ilişkisinin kaldırılmasını isteyebilir. (TMK.m.318/1) Evlatlık ilişkisinin kaldırı”
Ne anlama geliyor? Dava hakkının kapsamı, dayanılan sebebe göre değişir. Rıza eksikliğine dayanılıyorsa dava hakkı yalnızca rızası alınması gereken kişilere aittir (bu madde). Esasa ilişkin diğer noksanlıklara dayanılıyorsa Cumhuriyet savcısı veya her ilgili dava açabilir (TMK m. 318). 'Her ilgili' kavramı geniştir ve evlâtlık ilişkisinin varlığından hukukî olarak etkilenen kişileri kapsar; uygulamada bu çoğunlukla mirasçılardır, çünkü evlâtlık evlât edinene kan hısımı gibi mirasçı olur (TMK m. 500). Bu nedenle davanızı açarken önce hangi sebebe dayandığınızı belirleyin: sebep, dava hakkınızın olup olmadığını doğrudan tayin eder.
İlgililerin evlâtlık ilişkisinin kaldırılmasını isteyebilmesi için bu ilişkinin kaldırılmasında hukukî yararlarının bulunması şarttır
Davacı, kendisini evlât edinmiş olan kişinin kardeşi ile davalı arasındaki evlâtlık bağının esasa ilişkin noksanlıklarla sakat olduğunu ileri sürerek bu ilişkinin kaldırılmasını istedi. Ancak davacıyı evlât edinen kişi çok önce ölmüş, kardeşi ise yıllar sonra vefat etmişti; bu durumda davacının o mirastan pay alması hukuken mümkün değildi.
“İlgililerin evlatlık ilişkisinin kaldırılmasını isteyebilmesi için bu ilişkinin kaldırılmasında hukuki bir yararlarının bulunması şarttır.”
Ne anlama geliyor? Bu karar, 'her ilgili' kavramının sınırsız olmadığını gösterir. Esasa ilişkin noksanlıklara dayanan kaldırma davasını Cumhuriyet savcısı veya her ilgili açabilir (TMK m. 318); ancak ilgili sıfatı, davanın kabulü hâlinde hukukî durumu gerçekten değişecek kişilere aittir. Kararda bu, miras hesabı üzerinden somutlaştırılmıştır: davacının evlât edinme ilişkisi çok önce ölümle sona erdiğinden, kaldırma kararı verilse dahi davacı o mirastan pay alamayacaktı; dolayısıyla hukukî yararı yoktur ve istem bu sebeple reddedilmelidir. Karar oy çokluğuyla verilmiştir; azınlık, esaslı unsurların noksanlığı kamu düzeniyle ilgili olduğundan 'her ilgili' kavramının mirasçılık bağıyla sınırlanmaması gerektiği görüşündedir. Dava açmadan önce yapılacak ilk iş, kaldırma kararının sizin hukukî durumunuzu somut olarak nasıl değiştireceğini ortaya koymaktır.
Ergin evlât edinmede beş yıllık bakım ve birlikte yaşama koşulu gerçekleşmemişse evlâtlık ilişkisinin kaldırılmasına karar verilir
Davacılar, evlât edinenin kardeşinin çocuklarıydı. Evlât edinme kararı kesinleşmişti; davacılar evlât edinme işlemini ancak evlât edenin ölümünden sonra öğrendiler ve koşulların gerçekleşmediğini ileri sürerek kaldırma istediler. Tanık beyanlarına göre beş yıllık bakım, gözetim veya birlikte yaşama koşulu gerçekleşmemişti.
“Türk Medeni Kanunu'nun 313. maddesine göre erginlerin ve kısıtlıların evlat edinilebilmesi için gerekli olan 5 yıllık bakım, gözetim veya aile halinde birlikte yaşama şartının gerçekleşmediğinin evlat edinme kararı verilen dosyadaki tanık M. T. B.'in ve temyize konu dosyada dinlenen tanık beyanlarında belirtildiği bu nedenle yukarıda açıklanan 313. maddede gösterilen yasal koşulların oluşmadığı anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerle, davanın kabulü yerine uygun bulunmayan gerekçe ile reddi doğru görülmemiştir.”
Ne anlama geliyor? Bu karar, kaldırma davasının en sık görülen senaryosunu gösterir: evlât edenin ölümünden sonra mirasçıların, evlât edinme koşullarının hiç gerçekleşmediğini ileri sürerek dava açması. Dayanılan sebep burada rıza eksikliği değil, esasa ilişkin noksanlıktır (TMK m. 318): ergin evlât edinmede aranan beş yıllık bakım, gözetim veya birlikte yaşama koşulu (TMK m. 313). Kararın gösterdiği ispat yolu da nettir: koşulun gerçekleşmediği, hem evlât edinme dosyasındaki hem de kaldırma dosyasındaki tanık beyanlarıyla ortaya konmuştur. Böyle bir dosyada evlât edinme dosyasının celbi ilk yapılacak iştir.
Ergin kişinin evlât edinilmesine ilişkin koşullar evlât edinme davası sırasında gerçekleşmemişse evlâtlık ilişkisi kaldırılır
Bir kişi, eşinin torununu ergin olarak evlât edinmişti ve karar kesinleşmişti. Evlât edenin ölümünden sonra, daha önce onun evlât edindiği kişi koşulların gerçekleşmediğini ileri sürerek kaldırma istedi. Mahkeme davayı reddetti.
“Dava, ergin kişinin evlat edinilmesi şartlarının oluşmaması nedeniyle kurulan evlatlık ilişkisinin kaldırılması istemine ilişkindir. Yukarıda gösterilen yasal düzenlemeler ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, ergin kişinin evlat edinilmesine ilişkin koşullar evlat edinme davası sırasında gerçekleşmediğinden evlatlık ilişkisinin kaldırılması davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiştir.”
Ne anlama geliyor? Karar, koşulların karar anındaki durumuna göre denetlendiğini gösterir: evlât edinme davası sırasında koşullar gerçekleşmemişse, kararın kesinleşmiş olması ilişkiyi dokunulmaz kılmaz. Bu dosyada iki eksiklik saptanmıştır: evlât edenin altsoyunun açık muvafakatinin alınmaması ve evlât edilenin, eşin çocuğu değil torunu olması sebebiyle eşlerden birinin diğerinin çocuğunu evlât edinmesine ilişkin hükmün uygulanamaması (TMK m. 306). Aynı uyuşmazlık sonradan Hukuk Genel Kuruluna gitmiş ve bu sonuç benimsenmiştir (Yargıtay HGK, 2017/2518 E., 2021/1155 K., 05.10.2021).
Evlât edinmenin kurulmasında öngörülen yetki usulü kaldırılmasında da geçerlidir; davacı seçim hakkını kullanabilir
Bir çift, çocuklarını başka kişilere evlâtlık vermişti. Sonradan evlât edinenlerin çocukla ilgilenmedikleri ileri sürülerek evlâtlık ilişkisinin kaldırılması istendi. Dava davacının yerleşim yerinde açıldı ve iki mahkeme arasında yetki uyuşmazlığı çıktı.
“Evlat edinme netice itibariyle bir soybağı davası olup kurulmasında öngörülen usul kaldırılmasında da geçerlidir. Davacı tercih hakkını kendisinin dava sırasındaki yerleşim yeri mahkemesi yönünde kullanarak dava açmıştır.”
Ne anlama geliyor? Kaldırma davasında yetki, evlât edinme davasındakinden daha esnektir. Evlât edinme kararı yalnızca evlât edinenin oturma yeri mahkemesince verilirken (TMK m. 315), kaldırma davasında evlât edinmenin bir soybağı ilişkisi kurduğu gerçeğinden hareketle soybağı davalarına ilişkin yetki kuralı da işler (TMK m. 283). Bu kural davacıya seçim hakkı tanır: taraflardan birinin dava sırasındaki veya doğum sırasındaki yerleşim yeri mahkemesi. Esneklik yerindedir, çünkü kaldırma davasını genellikle evlât edinen değil, rızası alınmamış bir ebeveyn ya da bir mirasçı açar; bu kişilerin evlât edinenin oturduğu yere gitmek zorunda bırakılması hak arama özgürlüğünü zorlaştırırdı.
Daha önce evlât edinilmiş kişinin muvafakati alınmamış olması, güncel karara göre kaldırma sebebi oluşturmaz
Bir kişi 2019 yılında ergin birini evlât edinmişti. Evlât edenin ölümünden sonra, daha önce onun evlât edindiği kişi kendi açık muvafakatinin alınmadığını ileri sürerek evlâtlık ilişkisinin kaldırılmasını istedi. İlk derece mahkemesi davayı reddetti, bölge adliye mahkemesi kabul etti.
“TMK'nun 313/1 maddesindeki, "evlât edinenin altsoyunun açık muvafakatiyle ergin ve kısıtlılar evlat edinilebilir" biçimindeki düzenlemede yer alan "alt soydan" doğal/biyolojik yolla kurulan hısımlık ilişkisini anlamak, evlatlık yoluyla oluşan hısımlık ilişkisinin bu kapsama girmeyeceğini kabul etmek gerekmektedir.”
Ne anlama geliyor? Bu güncel karar, kaldırma davalarında sık ileri sürülen bir sebebi ortadan kaldırmaktadır. Ergin evlât edinmede altsoyun açık muvafakati aranır (TMK m. 313); ancak Daire, buradaki 'altsoy' kavramının kan bağına dayandığını, evlâtlık yoluyla kurulan hısımlığın bu kapsama girmediğini kabul etmiştir. Dolayısıyla daha önce evlât edinilmiş bir kişinin muvafakati alınmamış olması kaldırma sebebi oluşturmaz. Karar oy çokluğuyla verilmiştir ve Hukuk Genel Kurulunun 2021 tarihli kararındaki çoğunluk görüşünden ayrılmaktadır (Yargıtay HGK, 2017/2518 E., 2021/1155 K., 05.10.2021); bu nedenle konu hâlâ tartışmalıdır ve dosyanızda her iki görüşü de değerlendirmeniz gerekir.
Madde gerekçesi
Madde 317- Bu ve bunu takip eden iki maddede, evlâtlık ilişkisinin kaldırılması düzenlenmektedir. Madde, İsviçre Medenî Kanunu 269 uncu maddesinin birinci fıkrasından alınmıştır. Buna göre, evlât edinmede rızası alınması gereken kişilerin rızası yasal sebep bulunmaksızın alınmamışsa, bu kişiler evlâtlık ilişkisinin kaldırılması için dava açabilirler. Ancak evlâtlık ilişkisinin kaldırılması evlâtlığın menfaatini ağır biçimde zedeleyecek olursa, iptal davası açılamaz.
Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), s. 121Gerekçe kısadır ama iki ayrıntısı önemlidir. Birincisi, maddenin yerini gösterir: bu madde ve onu izleyen iki madde birlikte evlâtlık ilişkisinin kaldırılmasını düzenler; yani 317, 318 ve 319 bir bütündür. 317 sebebi rıza eksikliğine bağlar, 318 diğer noksanlıkları düzenler, 319 ise her ikisi için geçerli hak düşürücü süreyi koyar. Dosyanızı kurarken bu üçlüyü birlikte okumak gerekir. İkincisi, gerekçe kaldırma davasını "iptal davası" olarak adlandırır. Bu adlandırma davanın niteliğini gösterir: kaldırma, kurulmuş bir hukukî ilişkiyi sakatlığı sebebiyle ortadan kaldıran bir iptal işlemidir; tarafların anlaşmasıyla ilişkiyi sona erdirme yolu değildir. Gerekçenin son cümlesi ise maddenin en özgün yanını oluşturur: çocuğun menfaati, hak sahibinin dava hakkının önüne geçebilir. Rızası alınmamış bir ana veya baba, hakkı ihlâl edilmiş olsa bile, kaldırma evlâtlığın menfaatini ağır biçimde zedeleyecekse dava açamaz. Tasarının 317. maddesi Adalet Komisyonunun değişiklik listesinde yer almamış, madde Tasarıdaki hâliyle kanunlaşmıştır (S. Sayısı 723, s. 311-314).
743 sayılı eski Medeni Kanun'daki karşılığı
Eski Kanun'da evlâtlık ilişkisinin sona ermesi 258. maddede düzenlenmişti ve bugünkünden bütünüyle farklı bir mantığa dayanıyordu. Eski hükme göre evlâtlık bağı iki yolla sona erdirilebilirdi. Birincisi anlaşmaydı: evlâtlık sözleşmesi hakkındaki kurallara uyulmak şartıyla, evlâtlık bağı iki tarafın rızasıyla her zaman kaldırılabiliyordu. İkincisi dava yoluydu: haklı sebeplerin varlığı hâlinde evlâtlığın, mirastan mahrum bırakacak bir hâlin ortaya çıkması hâlinde ise evlât edinenin talebi üzerine hâkim tarafından da kaldırılabiliyordu. Ayrıca kaldırmanın etkisi açıkça geleceğe yönelikti: "Ref'i, evlâtlık rabıtasının istikbale ait bütün hükümlerini izale eder ve katidir." Yeni Kanun bu düzeni kökten değiştirmiştir. Birincisi, anlaşmayla sona erdirme kaldırılmıştır: evlâtlık ilişkisi taraflar isterse sona erdirilebilen bir sözleşme değildir; ancak kanunda sayılan sakatlık sebepleriyle ve mahkeme kararıyla kaldırılabilir. İkincisi, sebepler sınırlandırılmıştır: "haklı sebep" gibi geniş bir ölçüt yerine, rıza eksikliği (bu madde) ve esasa ilişkin diğer noksanlıklar (TMK m. 318) öngörülmüştür. Üçüncüsü, çocuğun menfaati bir sınır olarak eklenmiştir; eski Kanun'da böyle bir kayıt yoktu. Dördüncüsü, hak düşürücü süre getirilmiştir (TMK m. 319); eski hükümde kaldırma "her zaman" istenebiliyordu.
Madde 258 – Evlatlık mukavelesi hakkındaki kaidelere riayet şartiyle, evlatlık rabıtası, iki tarafın rızasiyle her zaman kaldırılabilir. Evlatlık rabıtası, muhik sebeplere istinat halinde evlatlığın ve mirasından mahrum bırakacak bir hal hüdusunda evlatlık edinen kimsenin talebi üzerine, hakim tarafından dahi refedilir. Ref'i, evlatlık rabıtasının istikbale ait bütün hükümlerini izale eder ve kat'idir.
743 sayılı Kanun, mevzuat.gov.tr| 743 sayılı Kanun | 4721 sayılı Kanun m. 317-319 | |
|---|---|---|
| Anlaşmayla sona erme | Mümkündü (m. 258) | Mümkün değildir |
| Sebepler | Haklı sebepler, mirastan mahrumiyet | Rıza eksikliği ve esasa ilişkin noksanlıklar |
| Dava hakkı | Evlâtlık veya evlât edinen | Rızası gerekenler; savcı veya her ilgili |
| Çocuğun menfaati | Sınır öngörülmemişti | Ağır zedelenme sınırı (m. 317) |
| Süre | Her zaman istenebilirdi | Hak düşürücü süre (m. 319) |
| Etki | Geleceğe yönelik | Sakatlığın giderilmesi |
Değişiklik geçmişi
| Tarih | Gelişme | Dayanak |
|---|---|---|
| 01.01.2002 | Madde yürürlüğe girdi; anlaşmayla sona erdirme kaldırıldı, sebepler sınırlandırıldı ve çocuğun menfaati sınırı getirildi | 4721 s. K. |
Madde yürürlüğe girdiği günden bu yana hiç değiştirilmemiştir. Bu maddeye özgü yayımlanmış karar sayısı sınırlıdır; uygulamada kaldırma davalarının büyük çoğunluğu rıza eksikliğine değil, esasa ilişkin diğer noksanlıklara dayanmaktadır (TMK m. 318). Bunun sebebi, iki hükmün dava açabilecek kişi çevresindeki farktır: bu maddeye yalnızca rızası alınması gereken kişiler dayanabilirken, diğer maddede Cumhuriyet savcısı ve her ilgili dava açabilir (Yargıtay HGK, 2017/2518 E., 2021/1155 K., 05.10.2021). Uygulamada kaldırma davaları çoğunlukla evlât edenin ölümünden sonra mirasçılar tarafından açıldığından, dayanılan hüküm de genellikle diğer noksanlıklara ilişkin olan olmaktadır. Rıza eksikliği bakımından yerleşmiş kural ise nettir: bu sebebe dayanarak Cumhuriyet savcısı dava açamaz (Yargıtay 2. HD, 2011/19471 E., 2012/16219 K., 14.06.2012).
İlgili maddeler
- TMK m. 306: Eşlerin birlikte evlât edinmesi.
- TMK m. 308: Yaş farkı ve küçüğün rızası.
- TMK m. 309: Ana ve babanın rızası.
- TMK m. 310: Rızanın zamanı ve geri alınması.
- TMK m. 311: Rızanın aranmaması koşulları.
- TMK m. 312: Rızanın aranmamasına ilişkin karar.
- TMK m. 313: Erginlerin ve kısıtlıların evlât edinilmesi.
- TMK m. 314: Evlât edinmenin hükümleri.
- TMK m. 316: Evlât edinmede araştırma.
- TMK m. 318: Diğer noksanlıklar.
- TMK m. 319: Hak düşürücü süre.
Rızanız alınmadan kurulmuş bir evlâtlık ilişkisinde hangi maddeye dayanmanız gerektiğini ve dava hakkınızın bulunup bulunmadığını değerlendirmek için boşanma avukatı İstanbul sayfasındaki iletişim bilgilerinden bana ulaşabilirsiniz.
Sık sorulan sorular
TMK 317 ne diyor?
Rızası alınması gereken kişilerin rızası alınmamışsa evlâtlık ilişkisinin kaldırılabileceğini düzenler.
Hangi hâlde uygulanır?
Yasal bir sebep olmaksızın rıza alınmamışsa.
Yasal sebep ne demek?
Rızanın aranmamasını haklı kılan kanunî hâller (TMK m. 311).
Rızası alınması gereken kimlerdir?
Küçüklerde ana ve baba (TMK m. 309).
Ergin evlât edinmede kimlerin rızası gerekir?
Altsoyun muvafakati ve evli evlâtlığın eşinin rızası (TMK m. 313).
Bu davayı kim açabilir?
Yalnızca rızası alınması gereken kişiler (TMK m. 317).
Cumhuriyet savcısı açabilir mi?
Bu sebebe dayanarak açamaz (Yargıtay 2. HD, 2011/19471 E., 2012/16219 K., 14.06.2012).
Mirasçılar bu maddeye dayanabilir mi?
Dayanamaz; onların yolu farklıdır (TMK m. 318).
O zaman mirasçılar ne yapar?
Esasa ilişkin noksanlıklara dayanır (Yargıtay 2. HD, 2008/20343 E., 2010/1606 K., 03.02.2010).
İlgili sıfatı için ne aranır?
Hukukî yarar (Yargıtay 2. HD, 2008/10816 E., 2009/12915 K., 01.07.2009).
Hukukî yarar nasıl gösterilir?
Kaldırmanın hukukî durumunuzu nasıl değiştireceğini somutlaştırarak.
Rızam alınmadıysa her hâlde dava açabilir miyim?
Hayır; küçüğün menfaati ağır zedelenecekse açılamaz.
Bu sınır nasıl değerlendirilir?
Somut olayın koşullarına göre.
Hangi delil belirleyici olur?
Sosyal inceleme raporu (TMK m. 316).
Geçersiz rıza da bu kapsamda mı?
Şekil veya zamana aykırı rıza, rıza yokluğu sayılır (TMK m. 310).
Rızanın aranmaması kararı varsa ne olur?
Yasal sebep bulunduğundan bu maddeye dayanılamaz (TMK m. 312).
Kaldırma davasının iki türü mü var?
Evet; rıza eksikliği ve diğer noksanlıklar (Yargıtay HGK, 2017/2518 E., 2021/1155 K., 05.10.2021).
Fark nedir?
Dava açabilecek kişi çevresi farklıdır.
Koşullar hiç gerçekleşmemişse hangi maddeye dayanılır?
Diğer noksanlıklara (Yargıtay 18. HD, 2014/11770 E., 2014/16470 K., 18.11.2014).
Ergin evlât edinmede koşullar ne zaman aranır?
Evlât edinme davası sırasında (Yargıtay 18. HD, 2015/15 E., 2015/8047 K., 12.05.2015).
Önceki evlâtlığın muvafakati alınmamışsa kaldırma sebebi olur mu?
Bu konu tartışmalıdır (Yargıtay 2. HD, 2025/1983 E., 2025/7379 K., 16.09.2025).
Görevli mahkeme hangisidir?
Aile mahkemesi (Yargıtay 17. HD, 2013/6422 E., 2013/8183 K., 31.05.2013).
Dilekçede başka bir ad kullanırsam ne olur?
Nitelendirme hâkime aittir (HMK m. 33).
Yetkili mahkeme hangisidir?
Davacıya seçim hakkı tanınır (Yargıtay 20. HD, 2016/8730 E., 2016/8308 K., 03.10.2016).
Vekilim için özel yetki gerekir mi?
Evlât edinme davasında da aynı mı?
Hayır; orada özel yetki aranır (TMK m. 315).
Dava için süre var mı?
Hak düşürücü süreye tâbidir (TMK m. 319).
Hangi belgeyi ilk istemeliyim?
Evlât edinme dosyasının celbini.
Kaldırma kararının sonucu nedir?
Evlâtlık ilişkisi sona erer.
Velâyet ne olur?
Evlât edinene geçen haklar sona erer (TMK m. 314).
Mirasçılık devam eder mi?
Evlât edinene mirasçılık ortadan kalkar.
Nüfus kaydı nasıl düzeltilir?
Karar her iki kütüğe işlenir.
Taraflar anlaşarak evlâtlık ilişkisini sona erdirebilir mi?
Erdiremez; bu yol kaldırılmıştır.
Eski Kanun'da durum neydi?
İki tarafın rızasıyla her zaman kaldırılabiliyordu.
Madde hangi kaynaktan alınmıştır?
İsviçre Medenî Kanunu'nun 269. maddesinin birinci fıkrasından.
Kaynaklar ve Mevzuat
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 283, 306, 308, 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315, 316, 317, 318, 319, 500
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 21, 22, 33, 74
- 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun m. 4
- 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi m. 258
- Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), m. 317 gerekçesi s. 121, Komisyon değişiklik listesi s. 311-314
- Yargıtay HGK, 2017/2518 E., 2021/1155 K., 05.10.2021
- Yargıtay 2. HD, 2025/1983 E., 2025/7379 K., 16.09.2025
- Yargıtay 2. HD, 2011/19471 E., 2012/16219 K., 14.06.2012
- Yargıtay 2. HD, 2008/20343 E., 2010/1606 K., 03.02.2010
- Yargıtay 2. HD, 2008/10816 E., 2009/12915 K., 01.07.2009
- Yargıtay 17. HD, 2013/6422 E., 2013/8183 K., 31.05.2013
- Yargıtay 18. HD, 2015/2510 E., 2015/16201 K., 10.11.2015
- Yargıtay 18. HD, 2015/15 E., 2015/8047 K., 12.05.2015
- Yargıtay 18. HD, 2014/11770 E., 2014/16470 K., 18.11.2014
- Yargıtay 20. HD, 2016/8730 E., 2016/8308 K., 03.10.2016
