TMK 301, baba ile çocuk arasındaki soybağının hâkim hükmüyle kurulmasını sağlayan babalık davasını düzenler. Davayı ana ve çocuk açabilir; her ikisinin dava hakkı ayrı ayrıdır. Dava babaya, baba ölmüşse mirasçılarına yöneltilir (Yargıtay 8. HD, 2017/13143 E., 2017/10069 K., 06.07.2017). Dava ayrıca Cumhuriyet savcısına ve Hazineye; ana açmışsa kayyıma, kayyım açmışsa anaya ihbar edilir; bu ihbar yapılmadan kurulan hüküm eksik hasım sebebiyle bozulur (Yargıtay HGK, 2004/2-746 E., 2005/22 K., 02.02.2005). Davanın görünmeyen ön koşulu şudur: çocuğun başka bir erkekle soybağı bulunmamalıdır; varsa önce o bağ kaldırılmalıdır (Yargıtay HGK, 2024/366 E., 2025/603 K., 08.10.2025). Görevli mahkeme aile mahkemesidir (4787 s. K. m. 4).
- Babalık hükmü
- Soybağını mahkeme kararıyla kuran hüküm (TMK m. 301/1).
- Aktif dava ehliyeti
- Davayı açma hakkı; burada ana ve çocuk (TMK m. 301/1).
- Pasif husumet
- Davanın babaya veya mirasçılarına yöneltilmesi (TMK m. 301/2).
- İhbar
- Davanın savcıya, Hazineye, kayyıma veya anaya bildirilmesi (TMK m. 301/3).
TMK 301 ne düzenler?
| Konu | Kural | Dayanak |
|---|---|---|
| Davacı | Ana | TMK m. 301/1 |
| Davacı | Çocuk | TMK m. 301/1 |
| Dava hakkı | Ana ile çocuk ayrı ayrı sahiptir | Madde gerekçesi |
| Davalı | Baba | TMK m. 301/2 |
| Baba ölmüşse | Mirasçıları | TMK m. 301/2 |
| Mirasçı olmayan | Davalı gösterilemez | Yargıtay 8. HD, 2017/10069 K. |
| İhbar | Cumhuriyet savcısı ve Hazine | TMK m. 301/3 |
| Ana açmışsa | Kayyıma ihbar | TMK m. 301/3 |
| Kayyım açmışsa | Anaya ihbar | TMK m. 301/3 |
| İhbar yapılmazsa | Eksik hasım, bozma | Yargıtay HGK, 2005/22 K. |
| Ön koşul | Başka erkekle soybağı bulunmaması | Yargıtay HGK, 2025/603 K. |
| Görev | Aile mahkemesi | 4787 s. K. m. 4 |
TBMM gerekçesine göre madde, çocuk ile babası arasındaki soybağının hâkim hükmüyle kurulabilmesi olanağını, bu olanağı dava yoluyla sağlayabilecek kişileri, davanın kime karşı açılacağını ve kime ihbar edileceğini düzenler. Gerekçe, maddenin İsviçre Medenî Kanunu'nun 261. maddesinden esinlendiğini, ancak aynen alınmadığını belirtir ve farkı açıkça gösterir: kaynak maddede dava, babanın ölümü hâlinde sırasıyla babanın altsoyuna, ana ve babasına veya kardeşlerine, bunlar da yoksa babanın son yerleşim yerindeki resmî makama karşı açılır; Türk metninde ise davalı olabilecek mirasçılar sınırlanmamış, resmî makamlar da davalı değil kendilerine ihbar edilecek kişiler olarak üçüncü fıkraya alınmıştır. Gerekçenin iki cümlesi uygulamada doğrudan işe yarar: "Dava hakkına hem anne hem de çocuk ayrı ayrı sahiptirler" ve "Cumhuriyet savcısına ihbar zorunluluğu, babalık davalarının kamu düzenini de ilgilendirmesi nedeniyle getirilmiştir". Tasarının 301. maddesi Adalet Komisyonunun değişiklik listesinde yer almadığından Tasarıdaki hâliyle kabul edilmiştir (S. Sayısı 723, s. 311-314).
Bu davada en çok kaybedilen nokta ihbardır. Cumhuriyet savcısına ve Hazineye ihbar zorunludur; ana davayı açmışsa küçüğe kayyım atatılıp davanın kayyıma da ihbar edilmesi gerekir (Yargıtay 18. HD, 2016/6095 E., 2016/6227 K., 19.04.2016). İhbarın yapılmaması eksik hasım ve eksik tahkikat sayılır; yıllar süren yargılama tek bir usul eksikliğiyle başa döner. Savcıya yapılacak tebligatın şekli de farklıdır: evrakın aslının gösterilmesi ve tarih ile imza konulması gerekir, başka biçimde yapılan tebligat usulsüzdür (Yargıtay 8. HD, 2017/8033 E., 2018/18468 K., 12.11.2018). İkinci kritik nokta ön koşuldur: çocuk başka bir erkeğin hanesinde kayıtlıysa babalık davası dinlenmez; önce o soybağının kaldırılması, iki talep birlikte ileri sürülmüşse tefrik edilip bekletici sorun yapılması gerekir. Üçüncü nokta davalı listesidir: baba ölmüşse mirasçıların tamamı davalı gösterilmeli, mirasçı olmayan kişiler listeden çıkarılmalıdır; dava açmadan önce güncel bir mirasçılık belgesi alın. Son olarak Cumhuriyet savcısı ve Hazine davanın tarafı değil, ihbar olunanlardır; onları davalı gibi gösterip haklarında husumetten ret kararı istemek doğru değildir.
Davayı kimler açabilir?
- Ana: Çocuğun anası (TMK m. 301/1).
- Çocuk: Soybağı kurulacak çocuğun kendisi.
- Bağımsızlık: Gerekçeye göre ana ile çocuk dava hakkına ayrı ayrı sahiptir.
- Küçük çocuk: Menfaat çatışmasında kayyım eliyle (Yargıtay 18. HD, 2016/6095 E., 2016/6227 K., 19.04.2016).
- Baba: Maddede davacılar arasında sayılmamıştır.
- Vekil: Vekâletnamede özel yetki aranır (Yargıtay 8. HD, 2018/9837 E., 2018/12054 K., 03.05.2018).
Dava kime karşı açılır?
- Kural: Babaya (TMK m. 301/2).
- Ölmüşse: Mirasçılarına.
- Kapsam: Mirasçıların tamamına yöneltilmelidir.
- Sınır: Mirasçı olmayan kişi davalı gösterilemez (Yargıtay 8. HD, 2017/13143 E., 2017/10069 K., 06.07.2017).
- Belge: Dava öncesi güncel mirasçılık belgesi alınmalıdır.
- Nüfus idaresi: Kayda etkili davalarda dâhil edilmelidir (Yargıtay 18. HD, 2014/11445 E., 2015/769 K., 20.01.2015).
Kimlere ihbar edilir?
- Cumhuriyet savcısı: Kamu düzeni gerekçesiyle (TMK m. 301/3).
- Hazine: Malî çıkarları etkilendiği için.
- Kayyım: Dava ana tarafından açılmışsa.
- Ana: Dava kayyım tarafından açılmışsa.
- Yaptırım: İhbar yoksa eksik hasım (Yargıtay HGK, 2004/2-746 E., 2005/22 K., 02.02.2005).
- Şekil: Savcıya evrakın aslı gösterilir (Yargıtay 8. HD, 2017/8033 E., 2018/18468 K., 12.11.2018).
Davanın ön koşulu
- Koşul: Çocuğun başka erkekle soybağı bulunmaması (Yargıtay HGK, 2024/366 E., 2025/603 K., 08.10.2025).
- Varsa: Önce o soybağı kaldırılmalıdır.
- Yollar: Soybağının reddi (TMK m. 286) veya tanımanın iptali (TMK m. 298).
- Birlikte açılırsa: Talep tefrik edilir.
- Tefrikten sonra: Bekletici sorun yapılır.
- Kesinleşirse: Babalık davasına devam edilir.
Görev ve niteleme
- Niteleme: Hâkime aittir (Yargıtay 2. HD, 2012/2316 E., 2013/3768 K., 18.02.2013).
- Görev: Aile mahkemesi (4787 s. K. m. 4).
- Aile mahkemesi yoksa: Asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla.
- Birlikte açılan kayıt düzeltme: Aile mahkemesi görevlidir (Yargıtay 2. HD, 2022/9568 E., 2023/1160 K., 16.03.2023).
- Kamu düzeni: Görev her aşamada res'en gözetilir.
- Sayma usulü: Kanunda sayılmayan soybağı davası açılamaz (Yargıtay HGK, 2022/762 E., 2023/883 K., 04.10.2023).
Davayla birlikte istenebilecekler
- Ananın malî hakları: Doğum giderleri ve altışar haftalık geçim (TMK m. 304).
- Çocuk için nafaka: Hükmedilir (TMK m. 182).
- Nitelik: Bu talepler babalığın fer'îsidir (Yargıtay 2. HD, 2023/1487 E., 2023/2373 K., 11.05.2023).
- Harç: Fer'î talepler ayrıca harca tabi değildir.
- Vekâlet ücreti: Ayrı ayrı hükmedilmez.
- Karine: Gebe kalma döneminde ilişki babalığa karinedir (TMK m. 302).
Babalık davasına başlamadan önce üç belgeyi masaya koyun. Birincisi çocuğun güncel nüfus kayıt örneğidir. Çocuk bir başka erkeğin hanesinde kayıtlıysa doğrudan babalık davası açamazsınız; önce o soybağının kaldırılması gerekir. Bu iki talebi tek dilekçede ileri sürebilirsiniz, ancak mahkeme soybağının reddi ya da tanımanın iptali talebini tefrik edip babalık davası bakımından bekletici sorun yapacaktır; dilekçenizde bunu kendiniz önerirseniz süreç hızlanır. İkincisi mirasçılık belgesidir. Baba ölmüşse dava mirasçılarının tamamına yöneltilmelidir; eksik bırakılan mirasçı bozma sebebidir, mirasçı olmayan kişinin davalı gösterilmesi ise husumetten ret sebebidir. Dava açılmadan önce ölmüş bir mirasçı varsa onun yerine kendi mirasçıları gösterilir. Üçüncüsü vekâletnamedir. Babalık davası kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hakkın kullanımıdır; vekâletnamede özel yetkinin yazılı olması bir dava şartıdır. Dilekçenizi yazarken ihbar taleplerini ayrı bir başlık altında sıralayın: Cumhuriyet savcısı, Hazine ve ana davacıysa kayyım. Kayyım için mahkemeden sulh hukuk mahkemesine yazı yazılmasını isteyin. İlk duruşmada ihbarların yapılıp yapılmadığını tutanağa geçirtin; savcılık bakımından kararın "görüldü" şerhiyle dönmesi gerektiğini unutmayın. Esas bakımından ise genetik inceleme talebinizi baştan yazın; taraf ve tanık beyanlarıyla yetinilerek verilen kabul kararları bozulmaktadır. Son olarak ananın malî haklarını ve çocuk için nafakayı aynı dilekçede isteyin; bunlar fer'î talep olduğundan ek harca tabi değildir.
Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararları
Aşağıdaki kararlar resmî karar arama sistemlerinden alınmıştır. Her kartta kararın vardığı ilke, olayın özeti, karardan birebir bir alıntı ve kararın uygulamadaki anlamı yer alır. Konuya göre süzmek için düğmeleri kullanabilirsiniz.
Çocuğun bir başka erkekle soybağı ortadan kaldırılmadıkça babalık davası açılamaz; dava ana ve çocuk tarafından babaya, baba ölmüşse mirasçılarına karşı açılır
Davacı, nüfus kayıtlarında görünen kişinin biyolojik babası olmadığını, gerçek babasının anasının ilk eşi olduğunu ileri sürerek soybağı ilişkisi kurulmasını istedi. Mahkeme davayı usulden reddetti; Özel Daire, kayden baba görünen kişiye karşı soybağının reddi talebinin tefrik edilmesini, diğer kişiye karşı yargılamanın babalık davası olarak yürütülmesini ve tefrik edilen davanın bekletici sorun yapılmasını belirterek bozdu. Yargılama sırasında kayden baba görünen kişinin açtığı dava sonucu soybağı reddedilmiş ve karar kesinleşmişti.
“Çocuk ile baba arasında soybağı kurulmasını sağlayan son yol ise babalık hükmüdür. Bahse konu davanın, çocuk ile baba arasında soybağı kurulabilmesi için çocuğun bir başka erkek ile soybağının bulunmaması gereklidir. Çocuğun herhangi bir yolla bir başka erkek ile soybağı kurulmuş ise bu soybağı ortadan kaldırılmadıkça babalık davası açılamaz. 4721 sayılı Kanun'un 301. maddesine göre çocuk ile baba arasındaki soybağının mahkemece belirlenmesini ana ve çocuk, babaya; baba ölmüşse mirasçılarına karşı açacakları babalık davası ile isteyebilirler. Dava açma, hak düşürücü sürelere bağlanmıştır. Babalık davalarında görevli mahkeme 4787 sayılı Kanun'un 4. maddesi uyarınca aile mahkemesidir.”
Ne anlama geliyor? Babalık davasının görünmeyen ama en sert koşulu budur: çocuğun başka bir erkekle soybağı bulunmamalıdır. Çocuk bir başka erkeğin hanesinde kayıtlıysa, önce o bağın kaldırılması gerekir; aksi hâlde babalık davası dinlenmez. Kararın uygulamadaki değeri, bunun nasıl yapılacağını göstermesidir: iki talep bir dilekçede ileri sürülmüşse mahkeme soybağının reddi talebini tefrik eder, babalık davasını ayrı yürütür ve tefrik edilen davayı babalık davası bakımından bekletici sorun yapar. Genel Kurul ayrıca şunu da belirlemiştir: mevcut soybağı yargılama sırasında başka bir dosyada kaldırılıp kesinleşmişse artık o yönden karar verilmesine yer olmaz ve davaya babalık davası olarak devam edilir. Dilekçenizi yazarken çocuğun güncel nüfus kaydını mutlaka ekleyin.
Soybağı davaları kanunda sayma yoluyla belirlenmiştir; bu davalar dışında soybağı davası açılamaz ve nüfus kayıt düzeltim davalarından ayrıdırlar
Nüfus kaydının anne ve baba yönünden düzeltilmesi istemiyle açılan davada görevli mahkemenin hangisi olduğu tartışıldı. Genel Kurul, çözüme varmadan önce soybağının kurulma ve kaldırılma yollarını tek tek sayarak bunların nüfus kayıt düzeltim davalarından farkını ortaya koydu.
“Soybağı davaları Kanun'da sayma usulü ile belirlenmiştir. Bu davalar dışında soybağı davası açma imkânı bulunmamaktadır. Ayrıca söz konusu düzenlemeler dikkate alındığında, soybağı davalarının ilelebet açılabilmesi kabul edilmemiş, belirli bir süre geçtikten sonra soybağı ile itirazları, bir daha açılmamak üzere kapatılmasını yeğlemiştir. O sebepledir ki kanun koyucu bu tür davalarda hak düşürücü süreler öngörmüştür. Soybağı davaları ile nüfus kayıt düzeltim davaları sonuçları itibari ile benzerlik gösterse de içerik ve yargılama kuralları açısından kendilerine özgüdürler ve Kanunun özel hükümlerine tâbidirler.”
Ne anlama geliyor? Bu kısa pasaj, uygulamada sık karşılaşılan bir yanılgıyı önler. Soybağına ilişkin davalar kanunda sayılıdır: soybağının reddi, sonradan evlenmeye itiraz, tanımanın iptali ve babalık davası. Bu listenin dışında "soybağının tespiti" adı altında serbestçe bir dava yaratılamaz. Genel Kurul ayrıca soybağı davaları ile nüfus kayıt düzeltim davalarının sonuçları benzese de içerik ve yargılama kuralları bakımından kendilerine özgü olduğunu, kanunun özel hükümlerine tabi bulunduğunu vurgular. Pratikte bunun anlamı şudur: nüfus kaydındaki baba adını değiştirmek istiyorsanız, önce hangi davanın yolunuz olduğunu belirlemeniz gerekir; yanlış yola girmek görev ve süre bakımından telafisi güç sonuçlar doğurur (TMK m. 303).
Olayları açıklamak taraflara, hukukî nitelendirme hâkime aittir; babalık davası aile mahkemesinde, aile mahkemesi yoksa asliye hukuk mahkemesinde aile mahkemesi sıfatıyla görülür
Davacılar, evlilik dışı ilişki sonucu doğan ve ananın nüfusuna kayıtlı çocukların babasının belirli bir kişi olduğunu ileri sürerek nüfus kayıtları arasında bağlantı kurulmasını istediler. Dilekçedeki açıklamalara göre talep gerçekte babalık davasıydı; görev sorunu tartışıldı.
“Olayları açıklamak taraflara hukuki nitelendirme hakime aittir. Dava dilekçesindeki açıklamalar dikkate alındığında dava babalığa (TMK.md.301-303) ilişkindir. Görev, kamu düzenine ilişkindir. Mahkemece yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması gerekir. 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun, 5133 sayılı Kanunla değişik 4. maddesi; 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun ikinci kitabından üçüncü kısım hariç olmak üzere (m.118-395) kaynaklanan bütün davaların, aile mahkemeleri kurulan yerlerde bu mahkemelerce bakılacağını; aynı Yasanın 2. maddesi de, aile mahkemesi kurulmayan yerlerde bu kanun kapsamına giren dava ve işlerin asliye hukuk (aile) mahkemelerinde bakılacağını hükme bağlamıştır.”
Ne anlama geliyor? Dilekçenizin başlığı davayı belirlemez; hâkim, anlattığınız olaylara kendi hukukî nitelemesini yapar. Bu dosyada "nüfus kayıtları arasında bağlantı kurulması" istenmiş, ancak anlatılan olgular babalık davasını işaret ettiği için dava TMK 301-303 kapsamında değerlendirilmiştir. Kararın ikinci katkısı görev bakımındandır: Türk Medeni Kanunu'nun ikinci kitabından doğan davalar aile mahkemesinde görülür; aile mahkemesi kurulmayan yerlerde ise Hâkimler ve Savcılar Kurulunca belirlenen asliye hukuk mahkemesi davayı aile mahkemesi sıfatıyla görür. Görev kamu düzenine ilişkindir ve yargılamanın her aşamasında kendiliğinden gözetilir; yanlış mahkemede geçen zaman geri gelmez.
Nüfus kaydının düzeltilmesi ile babalığın tespiti birlikte açılmışsa görevli mahkeme aile mahkemesidir
Davacı, nüfus kayıtlarının düzeltilmesi ile birlikte gerçek babasının belirli bir kişi olduğunun tespitini istedi. İki talep bir arada ileri sürüldüğü için hangi mahkemenin görevli olduğu tartışıldı; dosya bozma ve bozmaya uyma aşamalarından geçti.
“Her iki davanın birlikte açılması halinde, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 07.03.2012 tarih ve 2011/2-775 Esas 2012/116 Karar sayılı ilamı da dikkate alındığında görevli mahkeme Aile Mahkemesidir. Aile mahkemesi kurulmayan yerlerde Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nca belirlenen asliye hukuk mahkemelerinde davanın aile mahkemesi sıfatı ile görülüp karara bağlanması gerekir.”
Ne anlama geliyor? Alıntı, kararın içinde aynen aktarılan ve mahkemece uyulan bozma ilamına aittir. Kural şudur: nüfus kaydının düzeltilmesi kural olarak asliye hukuk mahkemesinin işidir, babalığın tespiti ise aile mahkemesinin; ikisi birlikte açılmışsa aile mahkemesi görevlidir. Bunun sebebi, kayıt düzeltmenin sonucunun babalık hükmüne bağlı olmasıdır. Aile mahkemesi kurulmayan yerlerde dava, belirlenen asliye hukuk mahkemesinde aile mahkemesi sıfatıyla görülür; kararın başlığında bu sıfatın yazılması gerekir. Aynı kararda, kamu düzeniyle ilgili bu davalarda Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 292. maddesi çerçevesinde genetik inceleme yaptırılması gerektiği de belirtilmiştir (TMK m. 284).
Babalık davası Cumhuriyet savcısına ve Hazineye ihbar edilmeden, katılma imkânı tanınmadan eksik hasım ve tahkikatla hüküm kurulamaz
Babalık davasında mahkeme, davayı Cumhuriyet savcısına ve Hazineye ihbar etmeden, onların davaya katılmalarına imkân tanımadan ve gösterecekleri delilleri toplamadan davayı reddetti. Özel Daire kararı bozdu; mahkeme önceki kararında direndi.
“Türk Medeni Kanunun 301. maddesi gereğince davanın Cumhuriyet Savcısına ve Hazineye ihbarı zorunludur. Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasasının 49. maddesi gereğince davanın Cumhuriyet Savcısı ve hazineye ihbar edilmeden katılmalarına imkan tanınmadan, gösterdikleri takdirde delilleri de toplanmadan eksik hasım ve tahkikatla hüküm kurulması doğru değildir”
Ne anlama geliyor? İhbar, biçimsel bir yazışma değildir; Genel Kurul bunu eksik hasım ve eksik tahkikat sebebi sayar. Gerekçesi maddenin kendi gerekçesinde yazılıdır: Cumhuriyet savcısına ihbar zorunluluğu, babalık davalarının kamu düzenini de ilgilendirmesi nedeniyle getirilmiştir; Hazine ise babalık hükmünün dokunduğu malî çıkarlar bakımından ilgilidir. İhbar edilen makamların davaya katılıp delil gösterme imkânı bulunmalıdır; bu imkân tanınmadan verilen hüküm bozulur. Dava dilekçenizde ihbar taleplerini açıkça yazın ve ilk duruşmada ihbarın yapılıp yapılmadığını tutanağa geçirtin; aksi hâlde yıllar süren yargılama tek bir usul eksikliğiyle başa döner.
Ana tarafından açılan babalık davasında küçüğe kayyım atanıp dava kayyıma, Hazineye ve Cumhuriyet savcısına ihbar edilmeden işin esasına girilemez
Ana, evlilik dışı ilişkisinden doğan çocuğun babasının davalı olduğunu ileri sürerek babalığın tespitini istedi. Mahkeme, davayı Cumhuriyet savcısına ve Hazineye ihbar etmeden ve küçüğe kayyım atatmadan karara bağlayıp reddetti.
“Yukarıda gösterilen yasal düzenlemeler dikkate alınarak mahkemece küçüğe kayyım tayin ettirilip davanın kayyım, Hazine ve Cumhuriyet savcısına ihbar edildikten sonra işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir.”
Ne anlama geliyor? Ana babalık davasını açtığında ortaya özel bir durum çıkar: ananın menfaati ile çocuğun menfaati çatışabilir. Kanun bu nedenle iki güvence öngörmüştür. Birincisi, evlilik birliği bulunmadığından velayet anadadır; menfaat çatışması hâlinde çocuğa temsil kayyımı atanır (TMK m. 426). İkincisi, dava ana tarafından açılmışsa kayyıma, kayyım tarafından açılmışsa anaya ihbar edilir; buna Cumhuriyet savcısı ve Hazine de eklenir. Karar bu iki adımın atlanmasını eksik inceleme saymıştır. Uygulamada sıralama şöyle işler: dava açılır, mahkeme sulh hukuk mahkemesinden kayyım atanmasını ister, kayyım atanınca dava ona ihbar edilir ve göstereceği deliller toplanır.
Cumhuriyet savcısına tebligat, evrakın aslının kendisine gösterilmesi ve tarih ile imza konulması suretiyle yapılır; başka biçimde yapılan tebligat usulsüzdür
Babalık davasında gerekçeli karar ile ek kararın Cumhuriyet savcısına ve Hazineye ihbar edildiğine ilişkin hiçbir belge bulunamadı. Daire, dosyayı incelemeden geri çevirerek tebligatların usulüne uygun yapılmasını ve temyiz sürelerinin beklenmesini istedi.
“Cumhuriyet savcısına yapılacak tebligatın usulü 7201 sayılı Tebligat Kanununun 43'üncü ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 65'inci maddesinde gösterilmiştir. Buna göre "Cumhuriyet savcılığına yapılacak tebligat, tebliğ olunacak varaka aslının kendisine gösterilmesi suretiyle olur. Bu tebliğ bir mehile başlangıç olacaksa, Cumhuriyet savcısı, gösterildiği günü, varakanın aslına işaret ve imza eder." Tebligatın gösterilen usule göre yapılması, geçerlilik koşuludur. Bu bakımdan Cumhuriyet savcısına gösterilen usulde tebligatın yapılması zorunludur. Bu şekilde yapılmayan tebligat usulsüzdür.”
Ne anlama geliyor? İhbarın yapılmış sayılması için şekline de uyulması gerekir ve bu şekil diğer tebligatlardan farklıdır. Cumhuriyet savcılığına tebligat, tebliğ olunacak evrakın aslının kendisine gösterilmesi suretiyle yapılır; tebliğ bir süreye başlangıç olacaksa savcı gösterildiği günü evrakın aslına işaret edip imzalar. Uygulamada bu, kararın savcılığa "görüldü" için gönderilmesi, savcının kararın üzerine "görüldü" yazıp adını, sicilini ve tarihi eklemesi biçiminde yürür. Posta ile gönderilen ya da elden bırakılan bir tebligat usulsüzdür ve savcı bakımından temyiz süresi işlemez. Dosyanız temyiz aşamasındaysa savcılık "görüldü" şerhinin dosyada bulunup bulunmadığını kontrol edin; eksikse dosya incelenmeden geri çevrilir.
Nüfus idaresi davaya dâhil edilmeden ve dava kayyıma ihbar edilmeden hüküm kurulması eksik hasım sayılır
Ana ve baba, evlilik dışı ilişkilerinden doğan çocuğun maddî imkânsızlık nedeniyle başka bir çiftin hanesine tescil edildiğini ileri sürerek çocuğun kendi çocukları olduğunun tespitini ve mevcut kaydın iptalini istediler. Mahkeme Hazine ve Cumhuriyet savcısı yönünden davayı husumetten reddetti, davacılar yönünden ise kabul etti; Cumhuriyet savcısı kararı temyiz etti.
“Yukarıda yapılan açıklamalar dikkate alındığında; 1-5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 36. maddesi uyarınca, davaya nüfus idaresi dahil edilmeden eksik hasımla hüküm kurulması, 2-Türk Medeni Kanunu'nun 301. maddesi uyarınca anne tarafından açılan babalık davasında, davanın kayyıma ihbar edilmesi ve gösterdiği takdirde deliller toplanıp sonucu uyarınca karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile karar verilmesi,”
Ne anlama geliyor? Bu karar taraf listesini tamamlamanın iki ayağını gösterir. Birincisi nüfus idaresidir: nüfus kaydını etkileyen davalarda idare davaya dâhil edilmeden kurulan hüküm eksik hasımla verilmiş sayılır. İkincisi kayyımdır: ana tarafından açılan babalık davasında dava kayyıma ihbar edilmeli ve kayyımın göstereceği deliller toplanmalıdır. Dikkat edilmesi gereken bir ayrım da şudur: Cumhuriyet savcısı ve Hazine davanın tarafı değil, kendilerine ihbar edilen ilgililerdir; onları davalı gibi gösterip haklarında husumetten ret kararı vermek doğru değildir. Dilekçenizde davalıyı, ihbar olunanları ve dâhili tarafları ayrı başlıklar altında gösterin.
Baba ölmüşse babalık davası mirasçılarına karşı açılır; mirasçı olmayan kişiler davalı olarak gösterilemez
Evlilik dışı birliktelikten doğup ananın kızlık hanesine kayıtlı çocuk, babası olduğunu ileri sürdüğü ölmüş kişinin mirasçıları aleyhine babalık davası açtı. Mahkeme, taraf ve tanık beyanları ile bir kısım davalıların kabul beyanını yeterli görerek davayı kabul etti. Kararda davalı olarak gösterilen kişiler arasında mirasçı olmayan bir kişi ile bir vasi de yer alıyordu.
“Dava, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 301. maddesi kapsamında evlilik dışı birliktelikten doğup annenin kızlık hanesine kayıtlı çocuğun ölü baba mirasçıları aleyhine açtığı babalığın tespiti istemine ilişkindir. 1-Kamu düzeni ile yakından ilgili olan soybağının tespiti davalarında, Mahkemece, kuşku ve duraksamaya neden olmaksızın soybağının doğru olarak tespit edilmesi zorunludur.”
Ne anlama geliyor? Baba hayattaysa dava ona, ölmüşse mirasçılarına yöneltilir. Karar bu kuralı uygularken taraf listesindeki üç hatayı ayrı ayrı düzeltmiştir: mirasçı olmayan kişi hakkında davanın pasif husumet ehliyeti yokluğundan reddi gerekir; bir kişi yalnızca vasi sıfatıyla dosyada yer alıyorsa karar başlığında bu sıfatla gösterilmelidir; dava açılmadan önce ölmüş bir mirasçı davalı olarak yazılamaz, yerine onun mirasçıları geçer. Kararın esasa ilişkin ikinci uyarısı da alıntıda görülüyor: soybağı kamu düzenine ilişkin olduğundan taraf beyanları, kabul beyanı ve tanık ifadeleriyle yetinilemez; sonuç kuşkuya yer bırakmayacak biçimde ortaya konmalıdır (TMK m. 299). Dava açmadan önce güncel bir mirasçılık belgesi alın.
Babalık davası kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hakkın kullanımıdır; vekil eliyle açılıyorsa vekâletnamede özel yetki bulunmalıdır
Ölmüş bir kişinin mirasçılarına karşı çocukları tarafından açılan babalık davasında, davayı açan avukatın vekâletnamesinde bu konuda özel yetki bulunmadığı, bir davacı bakımından ise usulüne uygun vekâletname hiç sunulmadığı anlaşıldı. Yargıtay'ın geri çevirme kararına karşın eksiklik giderilmedi; mahkeme yine de esasa girip davayı kabul etti.
“Somut uyuşmazlıkta talep, TMK'nın 301.maddesi kapsamında babalığın tespiti istemine ilişkin olup, şahsa sıkı sıkıya bağlı bir hakkın kullanımı niteliğindedir. Davanın vekil eliyle açıldığı hallerde, vekile bu konuda özel yetki verilmiş olması gerekmektedir (HMK.m.74).”
Ne anlama geliyor? Babalık davası açmak ve takip etmek kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hakkın kullanımıdır; vekilin bu konuda özel yetkisi olmalıdır. Vekilin davaya vekâlet ehliyeti ve usulüne uygun vekâletnamesi bir dava şartıdır: mahkeme yargılamanın her aşamasında kendiliğinden araştırır, taraflar her zaman ileri sürebilir. Eksiklik giderilebilir nitelikte olduğundan önce süre verilir; verilen sürede tamamlanmazsa dava usulden reddedilir. Bu, dosyanın en kolay önlenebilir kaybıdır: vekâletname düzenlerken "babalık davası açmaya" yetkisinin metinde yer aldığını noterde kontrol edin.
Babalık davasıyla birlikte istenen ananın malî hakları ile çocuk için nafaka talepleri fer'î niteliktedir; ayrıca harca tabi değildir ve ayrı vekâlet ücretine hükmedilmez
Babalığın hükmen tespiti davasıyla birlikte ananın malî hakları ve çocuk için nafaka istendi. Mahkeme davayı kabul etti ve üç ayrı vekâlet ücretine hükmetti; davalı vekili bu yönü temyiz etti.
“Babalığın hükmen tespiti davası ile birlikte açılan ve babalığın fer'î niteliğinde olan 4721 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesinde yazılı ananın mali haklarına ilişkin talepler ve aynı Kanun'un 182 nci maddesinde yazılı çocuk için nafaka istekleri ayrıca harca tabi olmadığı gibi, kabul veya reddi halinde bu talepler yönünden ayrıca vekâlet ücretine hükmedilmez. Bu nedenle üç ayrı vekâlet ücretine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.”
Ne anlama geliyor? Babalık davasında ana, doğum giderlerini ve doğumdan önceki ile sonraki altışar haftalık geçim giderlerini isteyebilir (TMK m. 304); çocuk için de nafakaya hükmedilir (TMK m. 182). Karar bu taleplerin hukukî konumunu belirliyor: bunlar babalık davasının fer'îsidir. Sonuçları ikidir. Harç: fer'î talepler ayrıca harca tabi değildir; babalık davasının harcı yeterlidir. Vekâlet ücreti: talepler kabul edilse de reddedilse de ayrıca vekâlet ücretine hükmedilmez; tek bir vekâlet ücreti takdir edilir. Dosyanızda üç ayrı vekâlet ücretine hükmedilmişse bu, tek başına düzeltilerek onama sebebidir; karşı taraftaysanız temyiz dilekçenizde bu kalemi ayrıca gösterin.
Madde gerekçesi
Madde 301- Madde çocuk ile babası arasındaki soybağının hâkim hükmü ile kurulabilmesi olanağını, bu olanağın gerçekleşmesini dava açma yoluyla sağlayabilecek kişileri, davanın kime karşı açılacağını ve kime ihbar edileceğini düzenlemektedir. Yürürlükteki Kanunun 295 inci maddesini karşılayan bu maddede İsviçre Medenî Kanununun 261 inci maddesinden esinlenilmiş olmakla birlikte, İsviçre Medenî Kanununun anılan maddesinin aynen alınması söz konusu değildir. Birinci fıkra ana ve çocuğun, baba ile çocuk arasındaki soybağının mahkemece belirlenmesini isteyebileceklerini, yani ana ve çocuğun babalık davası açabileceklerini hükme bağlamaktadır. Kaynak maddenin birinci fıkrasının aynısıdır. Dava hakkına hem anne hem de çocuk ayrı ayrı sahiptirler. İkinci fıkrada ise, davalılar belirlenmiştir. Bunlar baba ve babanın ölümü hâlinde onun mirasçılarıdır. Kaynak maddede ise, davanın, babaya veya onun ölümü hâlinde, sırasıyla, babanın altsoyuna, anne ve babasına veya kardeşlerine yahut bunlar da yoksa babanın son yerleşim yerindeki yetkili resmî makama karşı açılacağı öngörülmüştür. Buna karşılık davalı olabilecek mirasçılar maddede sınırlanmamış ve resmî makamlar olarak Cumhuriyet savcısı ile babalık davasının dokunduğu çıkarları korunması gereken Hazine dava kendilerine ihbar edilecek kişiler olarak üçüncü fıkraya alınmıştır. Üçüncü fıkra gereğince dava kendisine ihbar edilecek diğer kişi, dava ana tarafından açılmışsa kayyım, kayyım tarafından açılmışsa ana olacaktır. Cumhuriyet savcısına ihbar zorunluluğu, babalık davalarının kamu düzenini de ilgilendirmesi nedeniyle getirilmiştir.
Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), s. 116-117Gerekçenin üç cümlesi uygulamada doğrudan sonuç doğurur. Birincisi: "Dava hakkına hem anne hem de çocuk ayrı ayrı sahiptirler." Bu, ananın davasının reddedilmiş ya da süresinin geçmiş olmasının çocuğun hakkını etkilemediği anlamına gelir; çocuğun dava hakkı kendi başına ayakta durur (TMK m. 303). İkincisi: kaynak İsviçre maddesi, babanın ölümü hâlinde davanın sırasıyla altsoya, ana ve babaya, kardeşlere, bunlar da yoksa resmî makama karşı açılacağını öngörürken, Türk metni davalı olabilecek mirasçıları sınırlamamıştır. Bu, uygulamada davalı listesinin mirasçılık belgesine göre çıkarılmasını zorunlu kılar. Üçüncüsü: kaynak metinde davalı olan resmî makam, Türk metninde davalı değil ihbar olunan hâline getirilmiştir; gerekçe bunun sebebini de yazar: Cumhuriyet savcısına ihbar zorunluluğu, babalık davalarının kamu düzenini de ilgilendirmesi nedeniyledir. Bu ayrım pratikte sık karıştırılır: savcı ve Hazine davalı değildir, bu nedenle haklarında husumetten ret kararı verilmesi de doğru olmaz; onlara yalnızca davaya katılma imkânı tanınır. Tasarının 301. maddesi Adalet Komisyonunun değişiklik listesinde yer almadığından Tasarıdaki hâliyle kabul edilmiştir (S. Sayısı 723, s. 311-314).
743 sayılı eski Medeni Kanun'daki karşılığı
Eski Kanun'un 295. maddesi davacı ve davalı çevresini bugünküne çok yakın biçimde belirlemişti: evlilik dışında doğan çocuğun anası babanın hükmen tayini için dava açabilir, çocuk da bu hakka sahiptir, dava baba veya mirasçıları aleyhine açılır. Yeni Kanun bu çekirdeği korumuş, çevresini değiştirmiştir. Birinci fark ihbardır. Eski Kanun'da savcıya ihbar yoktu; yalnızca 299. maddede, babalığın hükmen tayini davasının hâkim tarafından doğrudan doğruya davalının yerleşim yerindeki Hazine memuruna tebliğ edileceği öngörülmüştü. Yeni Kanun Hazineyi korumuş, yanına Cumhuriyet savcısını eklemiş ve ayrıca kayyım ile ana arasında karşılıklı ihbar öngörmüştür. İkinci fark kayyımdır. Eski Kanun'un 298. maddesine göre mahkeme evlilik dışı bir doğumdan haberdar olduğunda çocuğun menfaatlerini korumak üzere hemen bir kayyım atardı; bu, mahkemenin kendiliğinden yürüttüğü bir işlemdi. Yeni Kanun'da kayyım, vesayet makamınca ve menfaat çatışması ölçütüne göre atanır; babalık davası bakımından ise kayyım varsa davanın ona ihbarı zorunludur. Üçüncü fark davanın konusudur. Eski Kanun'un 297. maddesi davayı ikiye ayırıyordu: yalnızca "nakdî tediyat" (para ödenmesi) istenen dava ile babalığın kişisel duruma ilişkin bütün sonuçlarıyla hükmen tayinini isteyen dava. Yeni Kanun bu ikiliği kaldırmış, babalık davasını tek bir dava hâline getirmiş, ananın malî haklarını ise ayrı bir maddeye taşımıştır (TMK m. 304). Dördüncü fark, eski Kanun'un 302. maddesindeki "ananın kusuru" savunmasının kaldırılmasıdır: ananın gebe kaldığı dönemdeki yaşayışına dayanarak davanın reddedilmesi bugün mümkün değildir.
Madde 295 – Evlilik haricinde doğan çocuğun anası, babanın hükmen tayini için ikamei dava edebilir. Çocuk ta bu hakkı haizdir. Dava, baba veya mirasçıları aleyhine ikame olunur. Madde 298 – Mahkeme, evlilik haricinde bir doğumdan haberdar olduğu veya böyle bir gebelik ana tarafından kendisine haber verildiği takdirde; çocuğun menfaatlerini sıyanet etmek üzere, hemen bir kayyım tayin eder. Babalık davası bittiği veya ikamesi için muayyen müddet geçtiği takdirde mahkeme, çocuğun ana veya babanın velayeti altında bırakılmasını faydalı görmezse kayyım yerine bir vasi nasbeyler. Madde 299 – Babalık davası müddeniin doğum zamanında Türkiye'deki ikametgahının bulunduğu mahal mahkemesinde ikame edilebileceği gibi müddeaaleyhin dava zamanındaki ikametgahının bulunduğu mahal mahkemesinde dahi ikame olunabilir. Babalığın hükmen tayini maksadiyle vakı olan dava, menfaatlerini sıyanet edebilmesi için hakim tarafından doğrudan doğruya müddeaaleyhin ikametgahındaki hazine memuruna tebliğ olunur.
743 sayılı Kanun, mevzuat.gov.tr| 743 sayılı Kanun m. 295 vd. | 4721 sayılı Kanun m. 301 | |
|---|---|---|
| Davacı | Ana ve çocuk | Ana ve çocuk |
| Davalı | Baba veya mirasçıları | Baba veya mirasçıları |
| Savcıya ihbar | Yok | Zorunlu |
| Hazineye bildirim | Hazine memuruna tebliğ | Hazineye ihbar |
| Kayyım | Mahkeme kendiliğinden atardı | Vesayet makamı atar, davaya ihbar edilir |
| Ananın kusuru savunması | Vardı (m. 302) | Kaldırıldı |
Değişiklik geçmişi
| Tarih | Gelişme | Dayanak |
|---|---|---|
| 01.01.2002 | Madde yürürlüğe girdi; savcıya ihbar ve kayyım-ana karşılıklı ihbarı geldi | 4721 s. K. |
| 07.02.2013 | Çocuğun dava süresine ilişkin fıkranın iptali yürürlüğe girdi | AYM, E. 2010/71, K. 2011/143, 27.10.2011 |
Maddenin kendisi değiştirilmemiştir; ancak babalık davasının kullanılabilirliğini asıl etkileyen gelişme komşu maddede olmuştur. Çocuğun dava hakkını kayyım atanmasına ya da erginliğe bağlayan ve bir yıllık süreyle sınırlayan hüküm iptal edilmiştir (AYM, E. 2010/71, K. 2011/143, 27.10.2011); bu iptalin yürürlüğe girmesiyle çocuk bakımından süre engeli büyük ölçüde kalkmıştır (TMK m. 303). Uygulamayı şekillendiren ikinci gelişme içtihatladır: Yargıtay, çocuğun başka bir erkekle soybağı bulunması hâlinde babalık davasının dinlenemeyeceğini, iki talebin birlikte ileri sürülmesi hâlinde tefrik ve bekletici sorun yolunun izleneceğini belirlemiştir (Yargıtay HGK, 2024/366 E., 2025/603 K., 08.10.2025).
İlgili maddeler
- TMK m. 182: Çocuk için nafaka.
- TMK m. 282: Genel olarak soybağının kurulması.
- TMK m. 284: Soybağı davalarında yargılama usulü.
- TMK m. 286: Soybağının reddi davası.
- TMK m. 295: Tanımanın koşulları ve şekli.
- TMK m. 298: İlgililerin iptal davası.
- TMK m. 299: Tanımanın iptalinde ispat yükü.
- TMK m. 300: Tanımanın iptalinde hak düşürücü süreler.
- TMK m. 302: Babalık karinesi.
- TMK m. 303: Babalık davasında hak düşürücü süreler.
- TMK m. 304: Ananın malî hakları.
Babalık davasında davacı ve davalı çevresini, ihbar yükümlülüklerini ve dava öncesinde tamamlanması gereken belgeleri değerlendirmek için boşanma avukatı İstanbul sayfasındaki iletişim bilgilerinden bana ulaşabilirsiniz.
Sık sorulan sorular
TMK 301 ne diyor?
Babalık davasını kimin, kime karşı açacağını ve davanın kimlere ihbar edileceğini düzenler.
Babalık davasını kimler açabilir?
Ana ve çocuk (TMK m. 301/1).
Ana ile çocuğun dava hakkı aynı mı?
Hayır; gerekçeye göre her ikisi dava hakkına ayrı ayrı sahiptir.
Baba babalık davası açabilir mi?
Madde davacılar arasında babayı saymamıştır; baba soybağını tanıma ile kurar (TMK m. 295).
Dava kime karşı açılır?
Babaya; baba ölmüşse mirasçılarına (TMK m. 301/2).
Mirasçıların hepsi davalı gösterilmeli mi?
Evet; eksik taraf teşkili bozma sebebidir.
Mirasçı olmayan biri davalı gösterilebilir mi?
Hayır; dava husumetten reddedilir (Yargıtay 8. HD, 2017/13143 E., 2017/10069 K., 06.07.2017).
Dava kimlere ihbar edilir?
Cumhuriyet savcısına ve Hazineye; ana açmışsa kayyıma, kayyım açmışsa anaya (TMK m. 301/3).
İhbar neden zorunlu?
Gerekçeye göre babalık davaları kamu düzenini de ilgilendirdiği için.
İhbar edilmezse ne olur?
Eksik hasım ve eksik tahkikat sayılır, hüküm bozulur (Yargıtay HGK, 2004/2-746 E., 2005/22 K., 02.02.2005).
Savcı ve Hazine davalı mıdır?
Hayır; ihbar olunan ilgililerdir, haklarında husumetten ret kararı verilmez.
Savcıya tebligat nasıl yapılır?
Evrakın aslı gösterilir, savcı tarih ve imza koyar (Yargıtay 8. HD, 2017/8033 E., 2018/18468 K., 12.11.2018).
Postayla gönderilen tebligat geçerli mi?
Hayır; bu şekilde yapılan tebligat usulsüzdür.
Çocuğa kayyım ne zaman atanır?
Yasal temsilcinin menfaati ile çocuğunki çatıştığında (Yargıtay 18. HD, 2016/6095 E., 2016/6227 K., 19.04.2016).
Nüfus idaresi davaya dâhil edilir mi?
Nüfus kaydını etkileyen davalarda evet (Yargıtay 18. HD, 2014/11445 E., 2015/769 K., 20.01.2015).
Çocuğun başka bir babası kayıtlıysa dava açabilir miyim?
Hayır; önce o soybağının kaldırılması gerekir (Yargıtay HGK, 2024/366 E., 2025/603 K., 08.10.2025).
İki talebi birlikte açabilir miyim?
Evet; mahkeme soybağının reddi talebini tefrik edip bekletici sorun yapar.
Mevcut soybağı yargılama sırasında kalkarsa ne olur?
Davaya babalık davası olarak devam edilir.
Görevli mahkeme hangisidir?
Aile mahkemesi (4787 s. K. m. 4).
Aile mahkemesi yoksa nereye başvururum?
Belirlenen asliye hukuk mahkemesine; dava aile mahkemesi sıfatıyla görülür (Yargıtay 2. HD, 2012/2316 E., 2013/3768 K., 18.02.2013).
Nüfus kaydı düzeltme ile birlikte açarsam görev değişir mi?
Aile mahkemesi görevli olur (Yargıtay 2. HD, 2022/9568 E., 2023/1160 K., 16.03.2023).
Dilekçemde yazdığım başlık davayı belirler mi?
Hayır; hukukî nitelendirme hâkime aittir.
Kanunda sayılmayan bir soybağı davası açabilir miyim?
Vekâletname için özel bir koşul var mı?
Evet; özel yetki aranır (Yargıtay 8. HD, 2018/9837 E., 2018/12054 K., 03.05.2018).
İspat aracı nedir?
Kural olarak genetik inceleme (TMK m. 284).
Tanık beyanı tek başına yeterli midir?
Hayır; sonuç kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya konmalıdır.
Babalığa karine var mı?
Evet; gebe kalma döneminde ilişki karine sayılır (TMK m. 302).
Davayla birlikte nafaka isteyebilir miyim?
Evet; çocuk için nafaka ve ananın malî hakları istenebilir (TMK m. 304).
Bu talepler için ayrı harç ödenir mi?
Hayır; fer'î talep oldukları için ayrıca harca tabi değildir (Yargıtay 2. HD, 2023/1487 E., 2023/2373 K., 11.05.2023).
Ayrı vekâlet ücretine hükmedilir mi?
Hayır; tek vekâlet ücreti takdir edilir.
Dava hangi sürede açılmalıdır?
Süreler 303. maddede düzenlenmiştir (TMK m. 303).
Eski Kanun'da karşılığı nedir?
743 sayılı Kanun'un 295. maddesi; orada savcıya ihbar yoktu, dava Hazine memuruna tebliğ edilirdi.
Kaynaklar ve Mevzuat
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 182, 282, 284, 286, 295, 298, 299, 300, 301, 302, 303, 304, 426
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 74, 114, 292
- 7201 sayılı Tebligat Kanunu m. 43
- 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu m. 36
- 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun m. 4
- 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi m. 295, 298, 299
- Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), m. 301 gerekçesi s. 116-117, Komisyon değişiklik listesi s. 311-314
- Anayasa Mahkemesi, E. 2010/71, K. 2011/143, 27.10.2011
- Yargıtay HGK, 2024/366 E., 2025/603 K., 08.10.2025
- Yargıtay HGK, 2022/762 E., 2023/883 K., 04.10.2023
- Yargıtay HGK, 2004/2-746 E., 2005/22 K., 02.02.2005
- Yargıtay 2. HD, 2023/1487 E., 2023/2373 K., 11.05.2023
- Yargıtay 2. HD, 2022/9568 E., 2023/1160 K., 16.03.2023
- Yargıtay 2. HD, 2012/2316 E., 2013/3768 K., 18.02.2013
- Yargıtay 8. HD, 2017/8033 E., 2018/18468 K., 12.11.2018
- Yargıtay 8. HD, 2018/9837 E., 2018/12054 K., 03.05.2018
- Yargıtay 8. HD, 2017/13143 E., 2017/10069 K., 06.07.2017
- Yargıtay 18. HD, 2016/6095 E., 2016/6227 K., 19.04.2016
- Yargıtay 18. HD, 2014/11445 E., 2015/769 K., 20.01.2015
