TMK 299, tanımanın iptali davasında kimin neyi ispatlayacağını belirler. Kural açıktır: davacı, tanıyanın baba olmadığını ispatlamakla yükümlüdür; bu, genel soybağı davalarından ayrık ve özel bir düzenlemedir (Yargıtay 8. HD, 2020/282 E., 2020/7336 K., 18.11.2020). Davayı ana veya çocuk açmışsa kural yumuşar: ispat yükü, tanıyanın gebe kalma döneminde ana ile cinsel ilişkide bulunduğuna ilişkin inandırıcı kanıtları göstermesinden sonra doğar; ilk adımı tanıyan atar (Yargıtay HGK, 2017/1920 E., 2018/1432 K., 16.10.2018). Uygulamada belirleyici delil genetik incelemedir; bu inceleme mahkemenin belirleyeceği resmî bir kuruluşta yaptırılmalıdır, mahkeme dışında özel bir merkezden alınan rapor tek başına yetmez (Yargıtay 8. HD, 2017/964 E., 2017/763 K., 26.01.2017). Karşı taraf örnek vermekten kaçınırsa hâkim incelemenin zor kullanılarak yapılmasına karar verir (HMK m. 292).
- İspat yükü
- Bir iddiayı kanıtlama yükümlülüğünün hangi tarafta olduğu (TMK m. 299/1).
- Hafifletilmiş ispat
- Ana veya çocuk davacıysa yükün sonradan doğması (TMK m. 299/2).
- Gebe kalma dönemi
- Doğumdan önceki üç yüzüncü gün ile yüz sekseninci gün arası (TMK m. 287/2).
- İnandırıcı kanıt
- Tanıyanın bu dönemde ana ile ilişkisini ortaya koyan delil (TMK m. 299/2).
TMK 299 ne düzenler?
| Konu | Kural | Dayanak |
|---|---|---|
| Genel kural | İspat yükü davacıda | TMK m. 299/1 |
| İspat konusu | Tanıyanın baba olmadığı | TMK m. 299/1 |
| Niteliği | Özel ve ayrık düzenleme | Yargıtay 8. HD, 2020/7336 K. |
| Ana veya çocuk davacıysa | Yük sonradan doğar | TMK m. 299/2 |
| Önce yapılacak | Tanıyan inandırıcı kanıt gösterir | TMK m. 299/2 |
| Kanıtın konusu | Gebe kalma döneminde ilişki | TMK m. 299/2 |
| Belirleyici delil | Genetik inceleme | Yargıtay 8. HD, 2017/763 K. |
| İncelemenin yeri | Mahkemenin belirleyeceği resmî kuruluş | Yargıtay 8. HD, 2017/763 K. |
| Hâkimin rolü | Maddî olguları res'en araştırır | TMK m. 284 |
| Rıza göstermeme | Sonuç aleyhe sayılabilir | TMK m. 284/2 |
| Kaçınma | İnceleme zorla yaptırılır | HMK m. 292 |
| Masraf | Yatırmayan davacı ispat edememiş sayılır | Yargıtay 8. HD, 2020/7336 K. |
TBMM gerekçesine göre madde, İsviçre Medenî Kanunu'nun 260b maddesi örnek alınarak kaleme alınmıştır. Gerekçe iki fıkrayı ayrı ayrı açıklar. Birinci fıkra bakımından ölçü nettir: davacı, tanıyanın baba olmadığını kanıtlamak zorundadır. Gerekçe burada eski Kanun'dan bir eksiltme yaptığını da söyler: 743 sayılı Kanun'un 293 ve 294. maddelerinde yer alan "tanımanın çocuk için zararlı olduğu" ve "tanımanın kanunen yasak olduğu" gerekçesiyle iptal isteme olanağı ve bunların kanıtlanması zorunluluğu maddeye alınmamıştır. İkinci fıkra bakımından gerekçe, hem 1984 tarihli Öntasarının hem de İsviçre Medenî Kanunu'nun izlendiğini belirtir: ana veya çocuk tarafından açılan iptal davasında önce davalının baba olması olasılığını kanıtlaması aranmak suretiyle davacının ispat yükü hafifletilmektedir. Tasarının 299. maddesi Adalet Komisyonunun değişiklik listesinde yer almadığından Tasarıdaki hâliyle kabul edilmiştir (S. Sayısı 723, s. 311-314).
Bu maddede en çok karıştırılan nokta, ikinci fıkranın ispat yükünü yer değiştirmediği, yalnızca geciktirdiğidir. Ana veya çocuk davacı olduğunda mahkeme "tanıyan baba olduğunu ispatlasın" demez; önce tanıyandan, gebe kalma döneminde ana ile ilişkisine dair inandırıcı kanıt göstermesini bekler. Tanıyan bu kanıtı gösteremezse davacının ayrıca bir şey ispatlaması gerekmez. Gösterirse sıra davacıya geçer ve asıl ispat yükü o zaman doğar. İkinci karıştırılan nokta, hâkimin res'en araştırma yetkisidir: bu yetki davacıyı delil gösterme ve gider yatırma yükünden kurtarmaz; genetik inceleme masrafını verilen kesin süre içinde yatırmayan davacının davası, iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle reddedilir (Yargıtay 8. HD, 2020/282 E., 2020/7336 K., 18.11.2020). Üçüncü nokta delilin kaynağıdır: mahkeme dışında aldırdığınız rapor tek başına hükme esas olmaz; inceleme, mahkemenin belirleyeceği resmî kuruluşta ve mahkemenin denetiminde alınan örneklerle yapılmalıdır. Son olarak, ispat tartışmasına gelmeden önce iki usul eşiği aşılmalıdır: dava hakkınızın bulunması (TMK m. 298) ve vekâletnamede özel yetkinin yer alması.
İspat yükü kimdedir?
- Kural: Davacı, tanıyanın baba olmadığını ispatlar (TMK m. 299/1).
- Niteliği: Genel soybağı davalarından ayrık özel bir düzenleme (Yargıtay 8. HD, 2020/282 E., 2020/7336 K., 18.11.2020).
- Kapsam: Tanıyanın kendi davası için de aynıdır (TMK m. 297).
- Konu: İddia, tanıyanın gerçekte baba olmadığıdır.
- Sonuç: İspat edilemezse dava reddedilir.
- Bağlantı: Dava hakkı ayrıca denetlenir (TMK m. 298).
Ana veya çocuk davacıysa ne değişir?
- Özel kural: İspat yükü sonradan doğar (TMK m. 299/2).
- İlk adım: Tanıyan, gebe kalma döneminde ana ile ilişkisine dair inandırıcı kanıt gösterir.
- Dönem: Doğumdan önceki üç yüzüncü ile yüz sekseninci gün arası (TMK m. 287).
- Gösterilemezse: Davacının ayrıca ispat yükümlülüğü doğmaz.
- Gösterilirse: Yük davacıya geçer (Yargıtay HGK, 2017/1920 E., 2018/1432 K., 16.10.2018).
- Amaç: Gerekçeye göre davacının ispat yükünü hafifletmek.
Genetik inceleme nasıl yaptırılır?
- Yer: Mahkemenin belirleyeceği resmî kuruluş (Yargıtay 8. HD, 2017/964 E., 2017/763 K., 26.01.2017).
- Özel rapor: Mahkeme dışında alınan rapor tek başına yetmez.
- Örnek: Aidiyeti kuşkulu materyal hükme esas olmaz (Yargıtay 18. HD, 2015/18140 E., 2015/16312 K., 11.11.2015).
- Masraf: Kesin süre içinde yatırılmalıdır.
- Çelişki: Rapordaki tutarsızlık giderilmeden hüküm kurulamaz (Yargıtay 8. HD, 2017/15426 E., 2018/3097 K., 01.03.2018).
- Değerlendirme: Rapor, diğer delillerle birlikte tartılır.
Örnek vermekten kaçınılırsa
- Yükümlülük: Taraflar ve üçüncü kişiler zorunlu incelemeye katlanır (TMK m. 284).
- Rıza yoksa: Hâkim sonucu davalı aleyhine doğmuş sayabilir (TMK m. 284/2).
- Emredici kural: Herkes kan veya doku alınmasına katlanmak zorundadır (HMK m. 292).
- Zor kullanma: Haklı sebep yoksa inceleme zorla yaptırılır (Yargıtay 2. HD, 2025/9141 E., 2026/2170 K., 24.02.2026).
- Üçüncü kişi: Tanıklıktan çekinme hakkını ileri süremez.
- Sınır: İnceleme bilimsel verilere uygun ve sağlık yönünden tehlikesiz olmalıdır.
Tanıyan ölmüşse ispat
- Yol: Mezar açılarak doku ve kemik örneği alınır (Yargıtay 8. HD, 2017/15426 E., 2018/3097 K., 01.03.2018).
- Mümkün değilse: Temini mümkün doneler kullanılır (Yargıtay 2. HD, 2022/9572 E., 2022/10732 K., 20.12.2022).
- Alternatif: Kardeşlik bağı araştırılabilir (Yargıtay 8. HD, 2019/3845 E., 2019/7684 K., 18.09.2019).
- Yakınlar: Nüfus kaydındaki diğer soy yakınları araştırılır.
- Davalı: Tanıyanın mirasçıları (TMK m. 298/2).
- Eksik inceleme: Tüm imkânlar tüketilmeden ret kararı verilemez.
İspattan önceki usul eşikleri
- Sıfat: Dava hakkı olmayanın davası reddedilir (Yargıtay 18. HD, 2015/3182 E., 2015/16603 K., 17.11.2015).
- Özel yetki: Vekâletnamede bulunmalıdır (Yargıtay 8. HD, 2018/9837 E., 2018/12054 K., 03.05.2018).
- Kayyım: Menfaat çatışmasında küçüğe atanır (Yargıtay 8. HD, 2018/15997 E., 2019/1660 K., 19.02.2019).
- Taraf teşkili: Eksikse esasa girilemez (Yargıtay 2. HD, 2023/7891 E., 2023/5667 K., 27.11.2023).
- Süre: Hak düşürücü süreler res'en gözetilir (TMK m. 300).
- Görev: Aile mahkemesi (4787 s. K. m. 4).
Bu davada dosyanızı üç katman hâlinde kurun. Birinci katman iddianızdır: tanıyanın çocuğun babası olamayacağını hangi olguya dayandırıyorsunuz? Tanıma tarihinde tanıyanın yurt dışında olması, gebe kalma döneminde taraflar arasında ilişki bulunmaması, tanıyanın çocuk sahibi olamayacağına ilişkin sağlık kaydı gibi somut olgular dilekçenizde açıkça yer almalıdır. İkinci katman delilinizdir: belirleyici delil genetik incelemedir. Dilekçenizde incelemenin mahkemenin belirleyeceği resmî bir kuruluşta yapılmasını talep edin; elinizdeki özel laboratuvar raporu yalnızca destekleyici olur, tek başına hükme esas alınmaz. Mahkeme gider yatırmanız için kesin süre verirse bu süreyi kaçırmayın: hâkimin res'en araştırma yetkisi, yatırılmayan masrafın sonucunu üstlenmenizi engellemez ve dava iddianızı ispat edemediğiniz gerekçesiyle reddedilir. Üçüncü katman karşı tarafın tutumudur: tanıyan ya da çocuk örnek vermekten kaçınırsa yalnızca "aleyhine sonuç doğmuş sayılsın" demekle yetinmeyin; Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 292. maddesinin işletilmesini, yani incelemenin zor kullanılarak yaptırılmasını açıkça isteyin. Davayı ana ya da çocuk olarak açıyorsanız ikinci fıkrayı dilekçenizin başına koyun: ispat yükünüz, tanıyan gebe kalma döneminde ana ile ilişkisine dair inandırıcı kanıt göstermedikçe doğmaz. Tanıyan ölmüşse mezar açılarak örnek alınmasını, bu mümkün değilse tanıyanın kabul edilen çocukları veya kardeşleri üzerinden karşılaştırma yapılmasını talep edin; nüfus kaydından çıkardığınız yakınları tek tek gösterin. Rapor geldiğinde iç tutarlılığını kontrol edin: numunelerin ayrıştırılmasında ya da profil sayısında bir tutarsızlık varsa itirazınızı süresinde ve gerekçeli verin.
Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararları
Aşağıdaki kararlar resmî karar arama sistemlerinden alınmıştır. Her kartta kararın vardığı ilke, olayın özeti, karardan birebir bir alıntı ve kararın uygulamadaki anlamı yer alır. Konuya göre süzmek için düğmeleri kullanabilirsiniz.
Tanımanın iptali davasının başarısı davacının tanıyanın baba olmadığını ispatlamasına bağlıdır; ispat kuralı ile hak düşürücü süreler 299 ve 300. maddelerde düzenlenmiştir
Nüfus kaydındaki baba isminin düzeltilmesi istemiyle açılan davada görevli mahkemenin hangisi olduğu tartışıldı. Genel Kurul, çözüme varmak için soybağının kurulma ve kaldırılma yollarını, tanımanın iptali davasının davacılarını, ispat kuralını ve hak düşürücü süreleri sırasıyla ortaya koydu.
“Tanımanın iptali davasının başarılı olabilmesi, davacının, tanıyanın baba olmadığını ispatlamasına bağlı tutulmuş olup, dava için belirli süreler öngörülmüştür. Bu konular TMK'nın 299. ve 300. maddelerinde düzenlenmiştir. TMK'nın "İspat yükü" başlıklı 299. maddesi davacının, tanıyanın baba olmadığını ispatla yükümlü olduğu, ana veya çocuk tarafından tanıyanın baba olmadığı iddiasıyla açılan iptal davasında ispat yükünün, tanıyanın, gebe kalma döneminde ana ile cinsel ilişkide bulunduğuna ilişkin inandırıcı kanıtları göstermesinden sonra doğacağı hükme bağlandıktan sonra aynı Kanunun "Hak düşürücü süreler" başlıklı 300. maddesinde ise tanıyanın dava hakkının, iptal sebebinin öğrenildiği veya korkunun etkisinin ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde tanımanın üzerinden beş yıl geçmekle düşeceği, ilgililerin dava hakkının, davacının tanımayı ve tanıyanın çocuğun babası olamayacağını öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde tanımanın üzerinden beş yıl geçmekle düşeceği, çocuğun dava hakkının, ergin olmasından başlayarak bir yıl geçmekle düşeceği, bu süreler geçtiği hâlde gecikmeyi haklı kılan sebebin bulunması durumunda sebebin ortadan kalkmasından başlayarak bir ay içinde dava açılabileceği öngörülmüştür.”
Ne anlama geliyor? Bu pasaj 299 ile 300. maddeyi bir arada verir ve ikisinin nasıl birlikte çalıştığını gösterir. Kural: davacı, tanıyanın baba olmadığını ispatlayacaktır; dava bu ispata bağlı olarak başarıya ulaşır. İstisna: ana veya çocuk davacıysa ispat yükü, tanıyanın gebe kalma döneminde ana ile cinsel ilişkide bulunduğuna dair inandırıcı kanıtları göstermesinden sonra doğar; yani ilk adımı tanıyan atar. Süreler: tanıyan için iptal sebebinin öğrenilmesinden ya da korkunun etkisinin kalkmasından bir yıl, ilgililer için tanımayı ve tanıyanın baba olamayacağını öğrenmeden bir yıl, her iki hâlde de tanımanın üzerinden beş yıl; çocuk için erginlikten bir yıl. Süreler geçmişse haklı sebep hâlinde bir aylık ek süre işler (TMK m. 300).
Tanımanın iptalinde ispat külfeti açık bir hükümle davacıya yüklenmiştir; genetik inceleme masrafını yatırmayan davacının davası reddedilir
Davacılar, 1998'de ölen kardeşlerinin 1995 yılında bir çocuğu tanıdığını, tanıma tarihinde altmış iki yaşında olduğunu, akıl sağlığının yerinde olmadığını ve kandırılmış olabileceğini ileri sürerek tanımanın iptalini istediler. Adli Tıp Kurumu raporu tanıma tarihinde hukukî ehliyetinin bulunduğunu belirledi. Mahkeme, davacıların genetik inceleme için gerekli masrafı yatırmadıkları ve iddialarını ispat edemedikleri gerekçesiyle davayı reddetti; bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetti.
“Dava konusu edilen tanıma tarihi itibari ile yürürlükte bulunan 743 sayılı Türk Kanunu Medenîsi'nin "Üçüncü şahsın itirazı" başlıklı 294. maddesinde, muterizlerin, tanıyan kimsenin çocuğun baba veya babasının babası olmadığını veya tanımanın kanunen memnu bulunduğunu ispat mecburiyetinde olduklarına yer verilmiş iken, mülga Kanuna paralel şekilde dava tarihi itibari ile yürürlükte bulunan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun "İspat yükü" başlıklı 299. maddesinde de davacının, tanıyanın baba olmadığını ispatla yükümlü olduğu amir hüküm olarak düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere tanımanın iptali yönünden genel soybağına ilişkin davalardan ayrık ve özel düzenleme bulunduğu ve ispat külfetinin davacı üzerinde olduğu açıkça hüküm altına alınmıştır.”
Ne anlama geliyor? Kararın çekirdek cümlesi şudur: tanımanın iptali, genel soybağı davalarından ayrık ve özel bir ispat düzenine tabidir ve külfet açıkça davacıdadır. Bunun somut sonucu dosyada görülüyor: davacılar tanıyanın yaşını, ruh sağlığını ve kandırılmış olabileceğini ileri sürmüş, ama tanıyanın baba olamayacağını ispat edememişlerdir. Mahkeme ehliyet iddiasını Adli Tıp raporuyla çözmüş, babalık iddiası bakımından ise genetik incelemeye karar vermiştir; masrafı yatırmayan davacı iddiasını ispat edememiş sayılmış ve dava reddedilmiştir. Hâkimin res'en araştırma yetkisi (TMK m. 284) davacıyı gider yükümlülüğünden kurtarmaz; verilen kesin süre içinde masrafı yatırın.
Taraflar ve üçüncü kişiler zorunlu incelemelere katlanmakla yükümlüdür; rıza göstermeyen davalı aleyhine sonuç doğmuş sayılabilir
Ölen bir kişinin mirasçılarına karşı açılan babalık davasında mahkeme, davacının dosyaya sunduğu ve ölene ait olduğu ileri sürülen saç tellerinden yapılan inceleme raporuna dayanarak davayı kabul etti. Saç tellerinin gerçekten ölene ait olduğu ise hiçbir tereddüde yer bırakmayacak şekilde tespit edilememişti.
“4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 284. maddesinde; "Soybağına ilişkin davalarda, aşağıdaki kurallar saklı kalmak kaydıyla Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu uygulanır: 1. Hakim maddi olguları resen araştırır ve kanıtları serbestçe takdir eder. 2. Taraflar ve üçüncü kişiler, soybağının belirlenmesinde zorunlu olan ve sağlıkları yönünden tehlike yaratmayan araştırma ve incelemelere rıza göstermekle yükümlüdürler. Davalı, hakimin öngördüğü araştırma ve incelemeye rıza göstermezse, hakim, durum ve koşullara göre bundan beklenen sonucu, onun aleyhine doğmuş sayabilir."”
Ne anlama geliyor? İspat yükü davacıda olsa da kanun davacıyı yalnız bırakmaz; karar bunun iki dayanağını birlikte anıyor. Birincisi hâkimin maddî olguları res'en araştırması ve kanıtları serbestçe takdir etmesidir. İkincisi, sağlık yönünden tehlike yaratmayan ve zorunlu olan araştırmalara katlanma yükümlülüğüdür: davalı rıza göstermezse hâkim, beklenen sonucu onun aleyhine doğmuş sayabilir. Kararın ikinci dersi delilin kendisiyle ilgilidir: aidiyeti kuşkulu bir materyalden alınan rapor hükme esas olmaz. Dosyaya elden sunulan saç, diş fırçası ya da giysi gibi örnekler kabul edilmez; örnek, mahkemenin denetimi altında alınmalıdır.
Tanımanın iptalinde taraf beyanları ve mahkeme dışında özel bir merkezden alınan rapor yeterli değildir; mahkemenin belirleyeceği resmî kuruluştan inceleme yaptırılmalıdır
Tanıyan, tanıdığı çocuğun kendisinden olmadığından kuşkulandığını, özel hastane raporlarına da inanmadığını belirterek tanımanın iptalini istedi. Mahkeme, tarafların beyanları ile davalının mahkeme dışında özel bir merkezden aldırdığı rapora dayanarak davayı kabul etti; ayrıca küçüğe kayyım atanmadan hüküm kuruldu.
“Mahkemece, davanın kamu düzenini ilgilendirmesi bakımından kuşku ve duraksamaya neden olmaksızın soybağının doğru olarak tespit edilmesi zorunludur. Somut olayda iddia ile ilgili olarak mahkemenin belirleyeceği resmi bir kuruluştan DNA incelemesi yaptırılması gerektiği hususu gözetilmeden salt taraf beyanları ve mahkeme dışı davalı tarafından özel bir merkezden alınan rapora itibar edilerek, davanın kabulüne karar verilmesi,”
Ne anlama geliyor? Bu karar, ispat aracının niteliğini belirler. Soybağı kamu düzenine ilişkindir; bu nedenle mahkeme, kuşkuya yer bırakmayacak şekilde sonuca ulaşmak zorundadır. Elinizde özel bir laboratuvardan alınmış olumlu bir rapor olsa bile bu tek başına yetmez: inceleme, mahkemenin belirleyeceği resmî bir kuruluşta, tarafların kimliği ve örneklerin alınışı denetlenerek yapılmalıdır. Karar iki usul kuralını daha hatırlatıyor: ana ile çocuğun menfaati çatıştığından küçüğe kayyım atanmalı ve kayyıma da husumet yöneltilmelidir; ayrıca tanımanın iptali kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hak olduğundan vekâletnamede özel yetki aranır. Özel rapor elinizde kalsın; ama dilekçenizde resmî kurumda inceleme talebini mutlaka yazın.
Karşı taraf kan veya doku örneği vermekten kaçınırsa hâkim incelemenin zor kullanılarak yapılmasına karar verir
Sonradan evlenme yoluyla kurulan soybağına itiraz davasında mahkeme, davalının genetik inceleme için örnek vermek üzere başvurmadığını belirterek sonucu onun aleyhine saydı ve davayı kabul etti. Oysa Yargıtay'ın önceki bozma ilamı, taraf delillerinin toplanmasını ve incelemenin yaptırılmasını emretmişti.
“4721 sayılı Kanun'un 284. maddesi gereğince, soybağına ilişkin davalarda, hakim maddi olguları re'sen araştırır ve kanıtları serbestçe takdir eder. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda "Soybağının tespiti için yapılacak inceleme" başlığı altında ayrı bir düzenleme yapılmış ve 292 nci maddenin birinci fıkrasında "Uyuşmazlığın çözümü bakımından zorunlu ve bilimsel verilere uygun olmak, ayrıca sağlık yönünden bir tehlike oluşturmamak şartıyla, herkes, soybağının tespiti amacıyla vücudundan kan veya doku alınmasına katlanmak zorundadır. Haklı bir sebep olmaksızın bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde, hâkim incelemenin zor kullanılarak yapılmasına karar verir" biçiminde emredici ve özel bir düzenleme yapılmıştır. Madde gerekçesinde de işin önemi dikkate alınarak davanın tarafları yanında üçüncü kişilerin dahi zorunluluk hâlinde, bilimsel verilere uygun olmak, sağlık yönünden bir tehlike oluşturmamak koşuluyla, vücutlarından kan veya doku alınmasına katlanmak zorunda olduklarına vurgu yapılmak suretiyle soybağının tespiti için vücuttan kan veya doku alınmasına katlanma zorunluluğu açıklanmıştır.”
Ne anlama geliyor? Önceki karttaki "aleyhe sonuç sayma" yetkisi bir takdir yetkisidir; Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 292. maddesi ise bunun ötesine geçip emredici bir yükümlülük getirir. Uyuşmazlığın çözümü bakımından zorunlu, bilimsel verilere uygun ve sağlık yönünden tehlike oluşturmayan hâllerde herkes kan veya doku alınmasına katlanmak zorundadır; haklı sebep olmaksızın uyulmazsa hâkim incelemenin zor kullanılarak yapılmasına karar verir. Yükümlülük yalnız tarafları değil, zorunluluk hâlinde üçüncü kişileri de bağlar; üçüncü kişi tanıklıktan çekinme hakkını ileri sürerek bundan kaçınamaz. Karşı taraf kaçınıyorsa "aleyhine sonuç doğmuş sayılsın" demekle yetinmeyin; bu maddenin işletilmesini açıkça talep edin.
Menfaat çatışması varsa küçüğe kayyım atanmadan ve genetik inceleme yaptırılmadan taraf ile tanık beyanlarına dayanılarak hüküm kurulamaz
Ana, ölmüş bir kişinin mirasçılarına karşı babalığın tespiti davası açtı. Mahkeme, küçüğe kayyım atamadan, iddia hakkında genetik inceleme yaptırmadan ve davaya katılmak isteyen kurumun müdahale talebini karara bağlamadan, yalnızca taraf ve tanık beyanlarıyla davayı kabul etti.
“4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 426/2. maddesinde, bir işte yasal temsilcinin menfaati ile küçüğün veya kısıtlının menfaati çatışıyorsa, vesayet makamınca ilgilisinin isteği üzerine veya re'sen temsil kayyımı atanacağı düzenlenmiştir. Mahkemece, davalı küçüğe kayyım tayin ettirilerek husumetin kayyıma yöneltilmesi, gösterdiği takdirde delillerinin toplanarak yapılacak değerlendirilme sonucuna göre karar verilmesi gerekliği halde, bu husus göz ardı edilerek eksik hasımla işin esasının incelenmesi,”
Ne anlama geliyor? Soybağı davalarında çocuk çoğu kez hem en çok etkilenen hem de kendini savunamayan taraftır. Yasal temsilcinin menfaati ile küçüğün menfaati çatıştığında vesayet makamı, istek üzerine veya kendiliğinden temsil kayyımı atar; husumet kayyıma yöneltilmeli, kayyımın göstereceği deliller toplanmalıdır. Bu, biçimsel bir ayrıntı değildir: kayyım atanmadan yürütülen yargılama eksik hasımla yapılmış sayılır ve hüküm bozulur. Aynı kararda ikinci bir eksiklik daha var: iddia hakkında genetik inceleme yaptırılmadan salt taraf ve tanık beyanlarıyla karar verilmesi. Tanımanın iptali davasında da aynı iki kural işler (TMK m. 284).
Tanıma senedine dayanan kayıt, taraf teşkili tamamlanmadan ve genetik inceleme yaptırılmadan iptal edilemez
Cumhuriyet başsavcılığı davanamesiyle, bir çocuğun 1997 yılında düzenlenen tanıma senediyle ikinci kez ve farklı bir doğum tarihiyle nüfusa kaydedildiği, iki kaydın aynı kişiye ait olduğu ileri sürülerek ikinci kaydın iptali istendi. Mahkeme, her iki kayıtta ana ve baba görünen kişileri ya da mirasçılarını davaya dâhil etmeden ve genetik inceleme yaptırmadan davayı kabul etti; davalı, kan bağı yönünden inceleme talebinin karşılanmadığını ileri sürerek temyiz etti.
“Nüfus kaydındaki düzeltme davaları kamu düzeni ile yakından ilgili olup, mahkemelerin kuşku ve duraksamaya neden olmaksızın doğru sicil oluşturmak zorunluluğu bulunduğu gözetilerek somut olayda taraf teşkili sağlandıktan sonra mahkemece salt taraflar ve tanık beyanları ile yetinilmeyip”
Ne anlama geliyor? Tanımaya dayanan bir kaydın silinmesi, ilgili herkesin hukukî durumunu etkiler. Karar bu yüzden iki eşiği üst üste koyuyor. Birinci eşik taraf teşkilidir: her iki kayıtta ana ve baba olarak görünen kişiler sağsa kendileri, ölmüşlerse mirasçıları davalı sıfatıyla davaya katılmalıdır; mahkeme bunu res'en gözetir. İkinci eşik ispattır: taraf ve tanık beyanlarıyla yetinilemez, biyolojik bağ hakkında inceleme yaptırılıp rapor da gözetilerek karar verilmelidir. Kayıtların ikili ya da çelişkili olduğu dosyalarda dilekçenizi hazırlarken önce ilgili kayıtların tam listesini çıkarın; eksik taraf teşkili, işin esasına hiç girilmeden bozma sebebi olur.
Genetik inceleme raporundaki çelişki giderilmeden hüküm kurulamaz; örnekler usulüne uygun ayrıştırılıp yeniden incelenmelidir
Ölen bir kişinin mirasçılarına karşı açılan babalık davasında mezar açılarak, aynı mezarda gömülü iki kişiden kemik örnekleri alındı. Adli Tıp Kurumu raporunda, iki ayrı poşetteki üç kemik numunesinden iki ayrı profil belirlenmesi gerekirken birbiriyle uyumlu tek bir erkek profili saptandığı ve karşılaştırmanın bu tek profille yapıldığı görüldü. Mahkeme bu rapora dayanarak davayı reddetti.
“iki ayrı erkek DNA profili belirlenip davacıların DNA profilleri ile karşılaştırılmasının gerektiği açık olup, bu çelişki ve maddi gerçeğin şüpheye yer vermeyecek şekilde tespiti için, mahkemece yeniden feth-i kabir yapılarak, iki ayrı cesetten alınacak numunelerin kanun ve yönetmeliğe uygun olarak farklı torbalara konulup numaralandırılmasının yapılarak Adli Tıp Kurumu'na gönderilmesi, ATK Biyoloji İhtisas Dairesince de iki ayrı torbada bulunan kemik örnekleri üzerinde ayrı ayrı çalışılarak iki farklı erkek DNA profili tespit edildikten sonra davacıların DNA profilleri ile ayrı ayrı karşılaştırmasının yapılıp hazırlanacak rapor ve toplanan deliller birlikte değerlendirilip oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken”
Ne anlama geliyor? Rapor geldi diye dosya kapanmaz. Soybağı kamu düzenine ilişkin olduğundan sonuç şüpheye yer vermeyecek biçimde ortaya konmalıdır; raporun iç tutarsızlığı bu eşiği karşılamaz. Karar, çelişkinin nasıl giderileceğini de adım adım gösteriyor: mezar yeniden usulüne uygun açılacak, iki ayrı cesetten alınan numuneler farklı torbalara konulup numaralandırılacak, kurum her torbayı ayrı ayrı çalışıp iki farklı profil belirleyecek ve karşılaştırma ayrı ayrı yapılacaktır. Elinize gelen rapor kendi içinde tutarsızsa ek rapor ya da yeni inceleme talebinizi süresinde ve gerekçeli olarak verin; itiraz etmeden geçerseniz rapor hükme esas alınır.
Mezardan alınan örneklerden sonuç alınamıyorsa kardeşlik bağının araştırılması gibi başka yollar denenmeden dava reddedilemez
Ergin çocuklar, babalarının ölmüş bir kişi olduğunu ileri sürerek mirasçılara karşı babalığın tespiti davası açtılar. Bozma üzerine mezar açıldı; ancak iki ayrı mezardan alınan örnekler üzerinde yapılan çalışma kemiklerin tek kişiye ait olduğunu ortaya koyunca babalık indeksi bakımından şüpheden uzak bir sonuca ulaşılamadı. Mahkeme davayı reddetti.
“baba yönünden kardeş olup olmadıklarının tespiti açısından DNA incelemesi yaptırılması ve alınacak rapor ile tarafların diğer delilleri birlikte değerlendirilip oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma sonucu davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmamıştır.”
Ne anlama geliyor? Tanıyan ölmüşse ispat çoğu zaman en zor aşamadır ve ilk deneme sonuç vermeyebilir. Karar bu noktada önemli bir kapı açıyor: doğrudan karşılaştırma mümkün olmadığında, davacılar ile tanıyanın kabul edilen çocukları arasında baba yönünden kardeşlik bağı bulunup bulunmadığı araştırılabilir. Yani ispat tek bir yönteme bağlı değildir; mahkeme eldeki bütün bilimsel imkânları tüketmeden "ispat edilemedi" diyemez. Tanımanın iptali davasında da tanıyan ölmüşse aynı yol izlenir: önce tanıyandan örnek, olmuyorsa tanıyanın kabul edilen çocukları, kardeşleri ya da ana-babası üzerinden karşılaştırma isteyin.
Mezar yeri bulunamıyorsa nüfus kaydındaki diğer soy yakınları araştırılmalı, temini mümkün donelerle inceleme yaptırılmalıdır
Nüfus kaydının ana yönünden düzeltilmesi istemiyle açılan davada ilk karar, mezar açılarak örnek alınması gerektiği gerekçesiyle bozulmuştu. Bozma sonrası mahkeme, ilgili mezarların bir yol altında kaldığını ve mezar yerlerinin tespit edilemediğini belirterek davayı reddetti. Oysa dosyadaki nüfus kaydı, aynı soydan gelen ve taraflarca bildirilmemiş başka bir yakının daha bulunduğunu gösteriyordu.
“Nüfus kayıtlarındaki düzeltme istemine ilişkin davalarda, mahkemelerin hiç bir kuşku ve duraksamaya neden olmaksızın doğru sicil oluşturmak zorunluluğu bulunduğu gözetilerek, somut olayda mahkemece salt taraflar ve tanık beyanları ile yetinilmeyip bu iddia ile ilgili olarak alakalı kişilerin mezarı açılmak sureti ile temin edilecek örneklerle, bu mümkün olmadığı takdirde tıbben soruna cevap vermesi ve temini mümkün olan doneler kullanılarak DNA testi yaptırılıp alınacak rapor da gözetilerek karar verilmesi gerektiği”
Ne anlama geliyor? Alıntılanan ölçü, kararın içinde aynen aktarılan önceki bozma ilamına aittir ve iki aşamalı bir yöntem koyar: önce ilgili kişilerin mezarı açılarak örnek temin edilecek, bu mümkün değilse tıbben soruna cevap verebilecek ve temini mümkün olan doneler kullanılarak inceleme yaptırılacaktır. Dairenin bozduğu hata, ikinci aşamanın hiç denenmemesidir: mahkeme, dosyadaki nüfus kaydından görülebilen diğer soy yakınlarını araştırmadan davayı reddetmiştir. Kararda ayrıca kurum raporuna dayanılarak mitokondriyal incelemenin sınırı da anlatılıyor; bu yöntem aynı ana soyundan gelinip gelinmediğini gösterir, ama iki kişinin aynı kadının çocukları olduğu konusunda kesin görüş vermeye elverişli değildir. Tanıyanın mezarına ulaşamıyorsanız davayı bırakmayın; nüfus kaydından çıkaracağınız yakınları dilekçenizde tek tek gösterin.
Soybağı davaları kişiye sıkı sıkıya bağlı hakka ilişkin olduğundan vekâletnamede özel yetki aranır; eksiklik giderilmeden esasa girilemez
Ölen bir kişinin mirasçılarına karşı çocukları tarafından açılan babalık davasında, davayı açan avukatın vekâletnamesinde bu konuda özel yetki bulunmadığı, bir davacı bakımından ise usulüne uygun vekâletname hiç sunulmadığı anlaşıldı. Yargıtay'ın geri çevirme kararına karşın eksiklik giderilmedi; mahkeme yine de esasa girip davayı kabul etti.
“Somut uyuşmazlıkta talep, TMK'nın 301.maddesi kapsamında babalığın tespiti istemine ilişkin olup, şahsa sıkı sıkıya bağlı bir hakkın kullanımı niteliğindedir. Davanın vekil eliyle açıldığı hallerde, vekile bu konuda özel yetki verilmiş olması gerekmektedir (HMK.m.74).”
Ne anlama geliyor? İspat tartışmasına gelmeden önce aşılması gereken bir eşik var. Soybağı davaları kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hakkın kullanımıdır; vekil eliyle açılıyorsa vekâletnamede özel yetki bulunmalıdır. Vekilin vekâlet ehliyeti ve usulüne uygun vekâletnamesi bir dava şartıdır; mahkeme bunu yargılamanın her aşamasında kendiliğinden araştırır, taraflar da her zaman ileri sürebilir. Eksiklik giderilebilir nitelikte olduğundan önce süre verilir; verilen sürede tamamlanmazsa dava usulden reddedilir. Aynı kural tanımanın iptali davası için de geçerlidir. Vekâletname çıkarırken bu yetkinin metne yazıldığını kontrol edin; sonradan tamamlamak zaman ve harç kaybıdır.
Davacının sıfatı yoksa mahkeme genetik inceleme raporuna dayanarak esastan karar veremez; dava aktif dava ehliyeti yokluğundan reddedilir
Bir kamu kurumu, evlat edinme davasında fer'î müdahil sıfatıyla yer alırken küçüğün üçüncü bir kişi tarafından tanındığını öğrendi ve babalık konusunda şüphe bulunduğunu belirterek tanımanın iptalini istedi. Mahkeme genetik inceleme yaptırdı; rapor davalının baba olduğunu ortaya koyunca davayı esastan reddetti.
“Yukarıda gösterilen yasal düzenlemeler ve yapılan açıklamalar dikkate alındığında, tanımanın iptali davasını tanıyan ve tanıma işleminden hukuki menfaati etkilenen ilgililerin açabileceği anlaşılmaktadır. Somut olayda davacı kurum, her ne kadar evlat edinme davasında feri müdahil olsa da, davacı kurumu tanıma işleminden hukuki menfaati etkilenecek olan ilgililer kapsamında değerlendirmek yasanın amacına uygunluk oluşturmayacaktır. Bu durumda mahkemece, davacı kurumun davada aktif dava ehliyeti bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken”
Ne anlama geliyor? İspat tartışmasının sırasını gösterir: mahkeme önce davacının sıfatını denetler, sonra ispata geçer. Somut olayda kurum, tanımadan hukukî menfaati etkilenen ilgililerden sayılmadığı için davası aktif dava ehliyeti yokluğundan reddedilmeliydi; mahkemenin esasa girip rapora göre karar vermesi doğru görülmemiş, sonucu itibarıyla doğru karar gerekçesi düzeltilerek onanmıştır. Uygulamadaki dersi şudur: elinizde çok güçlü bir genetik rapor olsa bile dava hakkınız yoksa rapor değerlendirilmez. Dilekçenizde önce sıfatınızı, sonra ispat vasıtalarınızı ortaya koyun (TMK m. 298).
Madde gerekçesi
Madde 299- Maddede İsviçre Medenî Kanununun 260b maddesi örnek alınmıştır. Birinci fıkraya göre davacı tanıyanın baba olmadığını kanıtlamak zorundadır. Ancak yürürlükteki Kanunun 293 ve 294 üncü maddelerinde yer alan, tanımanın çocuk için zararlı olduğu ve tanımanın kanunen yasak olduğu gerekçesiyle iptal davası açılması olanağı ve bu olanak kullanılırsa bu hususların kanıtlanması zorunluluğu maddeye alınmamıştır. İkinci fıkrada ise hem 1984 tarihli Öntasarısı ve hem de İsviçre Medenî Kanununun düzenlemesi takip edilerek, ana veya çocuk tarafından açılan iptal davasında, önce davalının baba olması olasılığını kanıtlaması aranmak suretiyle; davacının ispat yükü hafifletilmektedir.
Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), s. 115-116Gerekçenin ilk cümlesi maddenin kaynağını verir: İsviçre Medenî Kanunu'nun 260b maddesi. İkinci paragraf iki iş birden yapar. Kuralı koyar: davacı, tanıyanın baba olmadığını kanıtlamak zorundadır. Kapsamı daraltır: eski Kanun'un "tanımanın çocuk için zararlı olduğu" ve "tanımanın kanunen yasak olduğu" iddialarıyla iptal isteme olanağı, dolayısıyla bunların kanıtlanması zorunluluğu da maddeye alınmamıştır. Böylece dava tek bir eksene oturur: tanıyan gerçekte baba mıdır? Üçüncü paragraf ise maddenin asıl yeniliğidir. Ana veya çocuk davacı olduğunda, önce davalının baba olması olasılığını kanıtlaması aranır; gerekçe bunun amacını da açıkça yazar: davacının ispat yükünü hafifletmek. Buradaki ince ayrım önemlidir — yük tanıyana geçmez, davacının yükü ertelenir. Tanıyan gebe kalma döneminde ana ile ilişkisine dair inandırıcı kanıt göstermezse davacının ayrıca bir şey ispatlaması gerekmez; gösterirse asıl ispat yükü o anda doğar. Bu denge, evlilik dışı doğan çocuğun ve ananın özel hayatın gizliliği içinde kalan bir olguyu ispatlamak zorunda bırakılmamasını sağlar. Tasarının 299. maddesi Adalet Komisyonunun değişiklik listesinde yer almadığından Tasarıdaki hâliyle kabul edilmiştir (S. Sayısı 723, s. 311-314).
743 sayılı eski Medeni Kanun'daki karşılığı
Eski Kanun'da ispat kuralı ayrı bir maddede değil, itiraz hakkını düzenleyen maddelerin içindeydi. 294. maddenin ikinci cümlesine göre itiraz edenler, tanıyanın çocuğun baba veya babasının babası olmadığını ya da tanımanın kanunen yasak olduğunu ispatla yükümlüydü; 293. maddeye göre ise ana, çocuk ve çocuğun ölümü hâlinde altsoyu, bunlara ek olarak tanımanın çocuk hakkında zararlı bulunduğu iddiasıyla da itiraz edebilirdi. Yeni Kanun bu tabloyu üç noktada değiştirmiştir. Birincisi, ispat konusu tek bir olguya indirilmiştir: tanıyanın baba olmadığı. "Zararlı olma" ve "kanunen yasak olma" gerekçeleri ile bunların ispatı kaldırılmıştır. İkincisi, eski metindeki "babasının babası" ifadesi çıkarılmıştır; bugün tanıma yalnızca baba tarafından yapılabilir (TMK m. 295). Üçüncüsü ve en önemlisi, eski Kanun'da hiç bulunmayan hafifletilmiş ispat kuralı getirilmiştir: ana veya çocuk davacıysa yük, tanıyanın gebe kalma döneminde ana ile ilişkisine dair inandırıcı kanıt göstermesinden sonra doğar. Eski Kanun döneminde bu ayrım yoktu; itiraz eden kim olursa olsun bütün yük ondaydı.
Madde 293 – Ana veya çocuk ve çocuğun vefatı halinde füruu, tanıyanın baba veya büyük baba olmadığı veya tanıma çocuk hakkında zararlı bulunduğu iddiasiyle, ıttılalarından itibaren üç ay içinde hakime itiraz edebilirler. Ahvali şahsiye memuru tanıyana yahut anın mirasçılarına itirazı bildirir. Bunlar üç ay içinde mahalli mahkemesine müracaatla, itirazın reddini isteyebilir. Madde 294 – Gerek hazine gerek her hangi bir alakadar, ıttıla tarihinden itibaren üç ay içinde salahiyettar ahvali şahsiye memurunun bulunduğu mahal mahkemesinde; tanıma keyfiyetine itiraz edebilir. Muterizler, tanıyan kimsenin çocuğun baba veya babasının babası olmadığını veya tanımanın kanunen memnu bulunduğunu ispat mecburiyetindedirler.
743 sayılı Kanun, mevzuat.gov.tr| 743 sayılı Kanun m. 293-294 | 4721 sayılı Kanun m. 299 | |
|---|---|---|
| Düzenleme yeri | İtiraz maddelerinin içinde | Bağımsız madde |
| İspat konusu | Baba olmama, zararlı olma, yasak olma | Yalnız baba olmama |
| Kimin ispatlayacağı | İtiraz eden | Davacı |
| Ana ve çocuk için özel kural | Yok | Var (m. 299/2) |
| Hafifletme | Yok | Tanıyan önce inandırıcı kanıt gösterir |
| Kapsam | Baba veya babanın babası | Yalnız baba |
Değişiklik geçmişi
| Tarih | Gelişme | Dayanak |
|---|---|---|
| 01.01.2002 | Madde yürürlüğe girdi; hafifletilmiş ispat kuralı geldi | 4721 s. K. |
| 01.10.2011 | Soybağı incelemesine katlanma zorunluluğu emredici hükme bağlandı | 6100 s. K. m. 292 |
Maddenin kendisi yürürlüğe girdiği günden beri değiştirilmemiştir. Uygulamasını asıl şekillendiren gelişme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 292. maddesidir: soybağının tespiti amacıyla vücuttan kan veya doku alınmasına katlanma, artık yalnızca "rıza göstermezse aleyhine sonuç doğar" biçiminde bir takdir meselesi değil, emredici bir yükümlülük hâline gelmiştir; haklı sebep olmaksızın uyulmazsa hâkim incelemenin zor kullanılarak yapılmasına karar verir (Yargıtay 2. HD, 2025/9141 E., 2026/2170 K., 24.02.2026). İkinci gelişme içtihatla olmuştur: Yargıtay, soybağının kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle sonucun kuşkuya yer bırakmayacak biçimde ortaya konmasını aramakta, taraf ve tanık beyanlarıyla ya da mahkeme dışında alınmış raporlarla yetinilmesini kabul etmemektedir (Yargıtay 8. HD, 2017/964 E., 2017/763 K., 26.01.2017).
İlgili maddeler
- TMK m. 282: Genel olarak soybağının kurulması.
- TMK m. 284: Soybağı davalarında yargılama usulü.
- TMK m. 287: Gebe kalma dönemi.
- TMK m. 295: Tanımanın koşulları ve şekli.
- TMK m. 297: Tanıyanın iptal davası.
- TMK m. 298: İlgililerin iptal davası.
- TMK m. 300: Tanımanın iptalinde hak düşürücü süreler.
- TMK m. 301: Babalık davası.
- TMK m. 302: Babalık karinesi.
- TMK m. 426: Temsil kayyımı atanması.
Tanımanın iptali davasında elinizdeki delillerin yeterli olup olmadığını ve hangi incelemeyi talep etmeniz gerektiğini değerlendirmek için İstanbul boşanma avukatı sayfasındaki iletişim bilgilerinden bana ulaşabilirsiniz.
Sık sorulan sorular
TMK 299 ne diyor?
Tanımanın iptali davasında ispat yükünün kimde olduğunu düzenler.
İspat yükü kimdedir?
Davacıda; tanıyanın baba olmadığını o ispatlar (TMK m. 299/1).
Bu kural genel kuraldan farklı mı?
Evet; tanımanın iptali için ayrık ve özel bir düzenleme vardır (Yargıtay 8. HD, 2020/282 E., 2020/7336 K., 18.11.2020).
Neyi ispatlamam gerekir?
Tanıyanın çocuğun babası olmadığını.
Tanımanın çocuğa zararlı olduğunu ileri sürebilir miyim?
Hayır; bu sebep yeni Kanun'a alınmamıştır.
Ana veya çocuk davacıysa ne olur?
İspat yükü, tanıyanın inandırıcı kanıt göstermesinden sonra doğar (TMK m. 299/2).
Tanıyan neyi göstermelidir?
Gebe kalma döneminde ana ile cinsel ilişkide bulunduğuna dair inandırıcı kanıtları.
Gebe kalma dönemi nedir?
Doğumdan önceki üç yüzüncü gün ile yüz sekseninci gün arası (TMK m. 287).
Tanıyan bu kanıtı gösteremezse ne olur?
Davacının ayrıca ispat yükümlülüğü doğmaz.
Bu kural ispat yükünü tanıyana mı geçirir?
Hayır; davacının yükünü geçirmez, doğumunu geciktirir.
İspat aracı nedir?
Kural olarak genetik incelemedir (TMK m. 284).
İnceleme nerede yaptırılır?
Mahkemenin belirleyeceği resmî bir kuruluşta (Yargıtay 8. HD, 2017/964 E., 2017/763 K., 26.01.2017).
Özel laboratuvardan aldığım rapor yeterli mi?
Tek başına değil; mahkeme dışında alınan rapor hükme esas olmaz.
Kendi getirdiğim saç veya eşya örnek olur mu?
Hayır; aidiyeti kuşkulu materyal esas alınmaz (Yargıtay 18. HD, 2015/18140 E., 2015/16312 K., 11.11.2015).
Hâkim delilleri kendiliğinden araştırır mı?
Evet; maddî olguları res'en araştırır ve kanıtları serbestçe takdir eder (TMK m. 284).
O hâlde masrafı yatırmasam olur mu?
Olmaz; masrafı yatırmayan davacı iddiasını ispat edememiş sayılır.
Karşı taraf örnek vermezse ne olur?
Hâkim sonucu onun aleyhine sayabilir; ayrıca inceleme zorla yaptırılabilir (HMK m. 292).
Zor kullanma gerçekten uygulanır mı?
Evet; haklı sebep yoksa hâkim incelemenin zor kullanılarak yapılmasına karar verir (Yargıtay 2. HD, 2025/9141 E., 2026/2170 K., 24.02.2026).
Üçüncü kişiler de zorunlu mu?
Zorunluluk hâlinde evet; tanıklıktan çekinme hakkını ileri süremezler.
Tanıyan ölmüşse inceleme nasıl yapılır?
Mezar açılarak doku ve kemik örneği alınır (Yargıtay 8. HD, 2017/15426 E., 2018/3097 K., 01.03.2018).
Mezar bulunamıyorsa dava düşer mi?
Hayır; temini mümkün doneler ve diğer soy yakınları araştırılır (Yargıtay 2. HD, 2022/9572 E., 2022/10732 K., 20.12.2022).
Kardeşlik bağı üzerinden inceleme yapılabilir mi?
Evet; doğrudan karşılaştırma mümkün değilse bu yol denenir (Yargıtay 8. HD, 2019/3845 E., 2019/7684 K., 18.09.2019).
Rapor kendi içinde çelişkiliyse ne yapmalıyım?
Süresinde gerekçeli itiraz edip yeniden inceleme isteyin; çelişki giderilmeden hüküm kurulamaz.
Çocuk küçükse davada nasıl temsil edilir?
Menfaat çatışması varsa kendisine kayyım atanır (Yargıtay 8. HD, 2018/15997 E., 2019/1660 K., 19.02.2019).
Vekâletname için özel bir koşul var mı?
Evet; kişiye sıkı sıkıya bağlı hak olduğundan özel yetki aranır (Yargıtay 8. HD, 2018/9837 E., 2018/12054 K., 03.05.2018).
Güçlü bir raporum varsa sıfatım önemsiz mi?
Hayır; dava hakkınız yoksa rapor değerlendirilmez (Yargıtay 18. HD, 2015/3182 E., 2015/16603 K., 17.11.2015).
Taraf teşkili eksikse ne olur?
Mahkeme işin esasına giremez (Yargıtay 2. HD, 2023/7891 E., 2023/5667 K., 27.11.2023).
Dava hangi sürede açılmalıdır?
Hak düşürücü süreler 300. maddede düzenlenmiştir (TMK m. 300).
Görevli mahkeme hangisidir?
Aile mahkemesi (4787 s. K. m. 4).
Dava kabul edilirse gerçek baba kendiliğinden yazılır mı?
Hayır; bunun için ayrıca babalık davası açılmalıdır (TMK m. 301).
Eski Kanun'da karşılığı nedir?
743 sayılı Kanun'un 293 ve 294. maddeleri; orada hafifletilmiş ispat kuralı yoktu.
Kaynaklar ve Mevzuat
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 282, 284, 287, 295, 297, 298, 299, 300, 301, 302, 426
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 74, 114, 115, 292
- 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun m. 4
- 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi m. 293, 294
- Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), m. 299 gerekçesi s. 115-116, Komisyon değişiklik listesi s. 311-314
- Yargıtay HGK, 2017/1920 E., 2018/1432 K., 16.10.2018
- Yargıtay 2. HD, 2025/9141 E., 2026/2170 K., 24.02.2026
- Yargıtay 2. HD, 2023/7891 E., 2023/5667 K., 27.11.2023
- Yargıtay 2. HD, 2022/9572 E., 2022/10732 K., 20.12.2022
- Yargıtay 8. HD, 2020/282 E., 2020/7336 K., 18.11.2020
- Yargıtay 8. HD, 2019/3845 E., 2019/7684 K., 18.09.2019
- Yargıtay 8. HD, 2018/15997 E., 2019/1660 K., 19.02.2019
- Yargıtay 8. HD, 2018/9837 E., 2018/12054 K., 03.05.2018
- Yargıtay 8. HD, 2017/15426 E., 2018/3097 K., 01.03.2018
- Yargıtay 8. HD, 2017/964 E., 2017/763 K., 26.01.2017
- Yargıtay 18. HD, 2015/3182 E., 2015/16603 K., 17.11.2015
- Yargıtay 18. HD, 2015/18140 E., 2015/16312 K., 11.11.2015
