Davada taraf olmayan herkes tanık olabilir (HMK m. 240/1). Hukuk Genel Kurulunun ifadesiyle üçüncü kişi olması şartıyla yaşına, hukuki durumuna ve taraflarla akrabalık derecesine bakılmaksızın herkes tanık olarak dinlenebilir; eşlerin kendisi ise kendi davasında tanık olamaz. Anne, baba, kardeş, kayın hısımları, eski eş ve ortak çocuk tanık olabilir; bunların bir kısmının tanıklıktan çekinme hakkı vardır. Taraf vekili olan avukat da tanık olarak dinlenebilir; ancak görevi nedeniyle öğrendiği hususlar hakkında müvekkilinin muvafakati olmadan tanıklık edemez ve muvafakat olsa bile çekinebilir. Tanıklık bir haktan önce kamusal bir yükümlülüktür: Çağrılan tanık gelmek ve gerçeği söylemek zorundadır. Tanık listesinde gösterilecek tanık sayısı için kanuni bir sınır yoktur.
Kimler tanık olabilir?#
Davada taraf olmayan herkes tanık olabilir. Kanun bu kuralı tek cümleyle koyar: “Davada taraf olmayan kişiler tanık olarak gösterilebilir” (HMK m. 240/1). Hukuk Genel Kurulu tanığı “uyuşmazlık hakkında bilgi ve görgüsü bulunan üçüncü kişi” olarak tanımlar ve kuralın kapsamını şöyle açıklar:
Tanık, kavram olarak uyuşmazlık hakkında bilgi ve görgüsü bulunan üçüncü kişidir. Kural olarak, üçüncü kişi olması şartıyla, yaşına, hukukî durumuna, taraflarla akrabalık derecesine bakılmaksızın, davada herkes tanık olarak dinlenebilir. Dolayısıyla davanın tarafları tanık olarak dinlenemez (Yargıtay HGK, 2017/2707 E., 2018/1998 K., 20.12.2018).
Bu tanımdan üç sonuç çıkar. Birincisi, tanığın ehliyetli olması gerekmez; küçük ya da kısıtlı bir kişi de tanık olabilir, yalnız on beş yaşını bitirmemiş olanlar ve yeminin niteliğini kavrayamayacak durumda bulunanlar yeminsiz dinlenir (HMK m. 257). İkincisi, akrabalık tanıklığa engel değildir; anne, baba, kardeş, amca, teyze, kayınpeder ve kayınvalide tanık olabilir. Üçüncüsü, tanığın davayla bağlantısı onun beyanını kendiliğinden değersiz kılmaz; yakınlık ve yarar, beyanın değerlendirilmesinde göz önünde tutulur (14. Bölüm).
Eşlerden biri kendi davasında tanık olabilir mi?#
Hayır. Eşler boşanma davasının taraflarıdır ve taraflar kendi davalarında tanık olarak dinlenemez (Yargıtay HGK, 2017/2707 E., 2018/1998 K., 20.12.2018). Karşılıklı açılan ve birleştirilen davalarda da durum aynıdır; her iki eş de her iki davanın tarafıdır. Eşin duruşmada mahkemeye yaptığı açıklama tanıklık değil, taraf beyanıdır. Bu beyan karşı tarafın aleyhine bir vakıayı kabul ediyorsa ikrar niteliği taşıyabilir; ancak boşanma davasında ikrar hâkimi bağlamaz, hâkim onu diğer delillerle birlikte değerlendirir (TMK m. 184/3; 1. Bölüm).
Tarafın sosyal inceleme sırasında uzmana yaptığı açıklama da tanık beyanı değildir; ama tarafın kendi aleyhine olan açıklaması başka delillerle birlikte değerlendirilebilir. Yargıtay, tanık beyanı ve konutta çekilmiş bir fotoğrafla birlikte kadının sosyal inceleme raporundaki kendi açıklamalarını da dikkate alarak zina olgusunun ispatlandığını kabul etmiştir (Yargıtay 2. HD, 2025/2553 E., 2026/1002 K., 03.02.2026). Buna karşılık sosyal inceleme raporunda üçüncü kişilerin ve ortak çocuğun uzmana yaptığı açıklamalar kusur belirlemesine esas alınamaz (3. ve 16. Bölümler).
Anne, baba ve kardeş tanık olabilir mi?#
Evet. Anne, baba ve kardeşler boşanma davasında en sık dinlenen tanıklardır ve yakınlıkları tek başına beyanlarını değerden düşürmez. Hukuk Genel Kurulu, yakın akrabalığın veya diğer bir yakınlığın başlı başına tanık beyanını değerden düşürücü bir sebep sayılamayacağını, çünkü bir evliliğin mahremiyeti hakkındaki bilgilerin büyük ölçüde yakın akrabaların bilgisi dâhilinde kaldığını vurgular (Yargıtay HGK, 2023/947 E., 2025/378 K., 18.06.2025; Yargıtay HGK, 2023/130 E., 2024/147 K., 06.03.2024). Bu kişilerin, tarafların altsoyu, üstsoyu veya üçüncü dereceye kadar kan ve kayın hısmı olmaları nedeniyle tanıklıktan çekinme hakları vardır (HMK m. 248); çekinme hakkını kullanmazlarsa tanıklık etmek zorundadırlar (8. Bölüm). Akrabalığın, husumetin ve tanığa itirazın beyanın değerlendirilmesine etkisi 14. Bölümde ayrıntılı olarak incelenmiştir.
Eski eş, nişanlı veya dava dışı üçüncü kişi tanık olabilir mi?#
Evet. Kanun bu kişilerin tanıklığını yasaklamaz; yalnız bazılarına tanıklıktan çekinme hakkı tanır. Taraflardan birinin nişanlısı ile evlilik bağı ortadan kalkmış olsa dahi taraflardan birinin eşi tanıklıktan çekinebilir (HMK m. 248/1-a, b). Örneğin erkeğin önceki eşi, erkeğin yeni evliliğinde açılan boşanma davasında tanık olarak gösterilebilir; isterse çekinme hakkını kullanır, kullanmazsa tanıklık eder.
Eşlerden biriyle ilişki yaşadığı ileri sürülen dava dışı kişi de taraf değildir ve tanık olarak dinlenebilir. Kanaatimizce bu kişinin beyanı, kendisi hakkında ceza soruşturmasına veya şeref ve itibarının ihlaline yol açabilecek sorular bakımından tanıklıktan çekinme imkânıyla birlikte değerlendirilmelidir (HMK m. 250/1-b). Böyle bir tanığın davada yararı bulunabileceği de açıktır; karşı taraf bu durumu ileri sürüp ispat edebilir (HMK m. 255).
Avukat tanık olabilir mi?#
Evet. Taraf vekili olan avukat dahi tanık olarak dinlenebilir. Hukuk Genel Kurulu, vekili olduğu davada tanık olarak gösterilen avukatın dinlenmemesini hukuki dinlenilme hakkının ihlali saymıştır:
Taraf vekili avukat üçüncü kişidir; tanık olarak dinlenmesine yasal engel yoktur
Karşılıklı boşanma davasında erkek, kadının sadakatsizliğini ileri sürmüş ve tanık listesinde kendi vekili olan avukatı da göstermişti. Aile mahkemesi, tanığın davalının vekili olduğu gerekçesiyle dinlenmesi talebini reddetti. Özel Daire bu nedenle kararı bozdu; mahkeme ise hukuk davasında vekilin taraf adına iddia ve savunmada bulunduğunu, delil gösterip delilden vazgeçebildiğini belirterek direndi. Hukuk Genel Kurulu oyçokluğuyla Özel Daire kararını benimsemiş ve şöyle demiştir:
“Avukat vekâleten takip etmekte olduğu bir davada taraflara oranla üçüncü kişi konumunda olduğundan görevi nedeniyle öğrendiği hususlar dışında tanıklık etmek zorunda olup … tanık olarak dinlenilmesinde de yasal engel bulunmamaktadır.”
Değerlendirme. Genel Kurul görüşmelerinde, vekillik ile tanıklığın aynı davada bağdaşmayacağı, avukatın ancak vekillik görevini bıraktıktan sonra dinlenebileceği görüşü ileri sürülmüş, ancak çoğunlukça benimsenmemiştir. Kararda talebin davayı uzatma amacı taşımadığı da ayrıca belirtilmiştir. Sonuç olarak avukat, görevinden önce veya görevi dışında bizzat tanık olduğu olaylar hakkında dinlenebilir.
Bu sonucun sınırı Avukatlık Kanunu’nda çizilmiştir. Avukatın avukatlık görevi dolayısıyla öğrendiği hususlar hakkında tanıklık edebilmesi iş sahibinin muvafakatine bağlıdır; muvafakat bulunsa bile avukat tanıklık etmekten çekinebilir ve çekinme hakkının kullanılması hukuki ve cezai sorumluluk doğurmaz (Avukatlık Kanunu m. 36/2; HMK m. 249). Örneğin müvekkilinin vekâlet ilişkisi içinde kendisine anlattığı olaylar hakkında avukat tanık olamaz; buna karşılık vekâlet ilişkisinden önce bir aile ziyaretinde bizzat gördüğü bir tartışmayı anlatabilir.
Kendi vekilini tanık göstermek hukuken mümkün olsa da uygulamada dikkatle düşünülmelidir. Tanık olarak dinlenen avukatın, diğer tanıkların dinlendiği oturumda salonda bulunması ayrı dinleme kuralıyla (HMK m. 261/1) çatışabilir; beyanının taraf tutuculukla değerlendirilmesi riski de vardır. Avukatın bildiği olayı aynı şekilde bilen başka bir tanık varsa, onun gösterilmesi çoğu zaman daha güvenlidir.
Komşu, kapıcı ve muhtar tanık olabilir mi?#
Evet. Evin içindeki olayları ses ya da görüntü olarak algılayan komşular, apartman görevlileri, eşlerin birlikte çalıştığı iş yerindeki kişiler ve mahalle muhtarı da tanık olabilir. Bu kişilerin aileye yakınlığı daha azdır; bu nedenle beyanları çoğu zaman tarafsızlık bakımından ayrı bir ağırlık taşır. Ancak boşanma davasında hâkim, tarafların göstermediği bir kişiyi kendiliğinden tanık olarak dinleyemez; tanığı bildirmek tarafların işidir (HMK m. 240/2; 5. Bölüm).
Re’sen araştırma ilkesinin geçerli olduğu davalarda ise durum farklıdır. Boşanmadan sonra eski eşle fiilen birlikte yaşandığı iddiasıyla kesilen ölüm aylığına ilişkin bir davada Hukuk Genel Kurulu, eşlerin yaşadığı adreslerin resmî kayıtlardan ve zabıta aracılığıyla tespit edilmesini, bu adreslerden komşu, apartman yöneticisi, kapıcı, çevredeki işyeri sahipleri ile mümkünse kamu tanıklarının belirlenip dinlenmesini istemiştir (Yargıtay HGK, 2023/281 E., 2024/425 K., 12.09.2024). Boşanma davasında bu tür bir araştırmayı mahkemeden beklemek yerine, olaya tanık olan komşu ve çevre kişilerini tanık listesinde açıkça göstermek gerekir.
Kamu görevlileri tanık olabilir mi?#
Evet, ama görevleri gereği sır olarak saklamak zorunda oldukları hususlarda izin gerekir. Kamu görevlileri, görevlerinden ayrılmış olsalar bile, görevleri gereğince sır olarak saklamak zorunda oldukları hususlar hakkında sırrın ait olduğu resmî makamın yazılı izni olmadıkça tanık olarak dinlenemez; tanıklık kamu yararına aykırı bulunmadıkça izin verilmesinden kaçınılamaz (HMK m. 242). Olay yerine gelen kolluk görevlisinin gördüklerini anlatması bu kapsamda bir sır değildir; o, gördüğü olayın tanığıdır. Hekim, psikolog ve sosyal çalışmacı gibi meslek sırrı taşıyan kişiler ise kanun gereği sır olarak korunması gereken bilgiler hakkında tanıklıktan çekinebilir; sır sahibi izin verirse çekinemezler (HMK m. 249, 250/1-c).
Tanıklık yapmak zorunlu mu?#
Evet. Tanıklık için çağrılan herkes gelmek zorundadır; kanuni bir çekinme sebebi yoksa tanıklık etmek ve yemin etmek de zorunludur (HMK m. 245, 253). Usulüne uygun olarak çağrıldığı hâlde mazeret bildirmeden gelmeyen tanık zorla getirilir, gelmemesinin sebep olduğu giderlere ve beş yüz Türk lirasına kadar disiplin para cezasına hükmolunur (HMK m. 245). Kanuni bir sebep göstermeden tanıklıktan çekinen veya yemin etmeyen tanık hakkında beş yüz Türk lirasından beş bin Türk lirasına kadar disiplin para cezasına hükmedilir; sorulara cevap vermemekte direnen tanık iki haftayı geçmemek üzere disiplin hapsine mahkûm edilebilir (HMK m. 253). Öğretide de yasal olarak çekinme hakkı bulunanlar ve bu hakkı kullananlar dışında tanıklık yapmanın zorunlu olduğu, çekinme sebebi bulunmayan tanıklar dinlenmeden hüküm kurulmasının eksik inceleme olduğu belirtilir (Çelik, s. 90).
Tanığın gelmemesi, gelmeyen tanığın dinlenmesinden vazgeçme ve zorla getirme konuları 7. Bölümde ele alınmıştır.
Kaç tanık gösterilebilir?#
Kanunda bir sınır yoktur; taraf istediği sayıda tanık gösterebilir. Hukuk Genel Kurulu, tanık listesinde gösterilecek tanık sayısı hakkında herhangi bir sınırlama bulunmadığını, isteyen tarafın istediği sayıda tanığın dinlenmesini isteyebileceğini açıkça belirtmiştir (Yargıtay HGK, 2017/2707 E., 2018/1998 K., 20.12.2018; Yargıtay HGK, 2017/2209 E., 2020/475 K., 24.06.2020). Bununla birlikte mahkeme, gösterilen tanıklardan bir kısmının tanıklığıyla ispat edilmek istenen husus hakkında yeter derecede bilgi edindiği takdirde geri kalanların dinlenmemesine karar verebilir (HMK m. 241). Genel Kurul’a göre hâkim, çok sayıda tanığın dinlenmesinin gereksiz olduğu veya davayı uzatma amacı taşıdığı sonucuna varırsa, bunu gerekçeli kararında belirtmek şartıyla bütün tanıkları dinlemeyebilir; ama taraf tanıklarından açıkça vazgeçmemişse ve hâkim yeterli bilgiye ulaşmamışsa tanıkların dinlenmesi hukuki dinlenilme hakkının gereğidir (Yargıtay HGK, 2017/2707 E., 2018/1998 K., 20.12.2018). Bu konu 11. Bölümde ayrıca incelenmiştir. Öğretide de tanık sayısının veya tanıkların sosyal konumunun tek başına üstünlük sağlamadığı vurgulanır (Nuhoğlu, s. 634).
Davada taraf olmayan herkes, yaşına, hukuki durumuna ve taraflarla akrabalık derecesine bakılmaksızın tanık olabilir; eşler kendi davalarında tanık olarak dinlenemez. Taraf vekili avukatın tanık olarak dinlenmesine de yasal engel yoktur (Yargıtay HGK, 2017/2707 E., 2018/1998 K., 20.12.2018; Yargıtay HGK, 2017/2209 E., 2020/475 K., 24.06.2020).
Tanık seçerken üç soru sorun: Olayı bizzat gördü veya duydu mu? Olayın yerini ve zamanını anlatabilir mi? Taraflardan biriyle onu yanlı gösterecek bir husumeti veya çıkarı var mı? Aynı olayı gören bir akraba ile bir komşu varsa, ikisini birlikte göstermek beyanların birbirini desteklemesini sağlar.
Bu bölümde anılan öğreti
- Nuhoğlu, Hatice, “Boşanma Sürecine Kolektif Katılım: Tanıklık Müessesesi”, International Journal of Social Inquiry, C. 15, S. 2, Aralık 2022, s. 627–647
