3. Bölüm · Birinci Kısım: Tanık Delilinin Temeli

Çocukların Tanıklığı

Yargıtay Kararları Işığında Boşanma Davalarında Tanık Beyanları kitabının 3. bölümü. Kitabın tamamı bu sitede ücretsiz okunur.

Bu sayfada
  1. Ortak çocuk tanık olabilir mi?
  2. Engelli veya küçük çocuğun beyanı hükme esas alınabilir mi?
  3. Yurt dışında yeminsiz dinlenen çocukların beyanı geçerli mi?
  4. Dilekçede çocuğun dinlenmesi istenmişse mahkeme talebi reddedebilir mi?
  5. Çocuğun velayet için uzmana anlattıkları tanık beyanı yerine geçer mi?
  6. Çocuk tanıklıktan çekinebilir mi?
  7. Çocuğu tanık göstermek doğru mu?
Kısaca

Ortak çocuk boşanma davasında tanık olabilir; Kanun tanıklık için yaş sınırı veya ehliyet şartı aramaz. On beş yaşını bitirmemiş çocuk yeminsiz dinlenir (HMK m. 257). Yargıtay, zihinsel engelli olduğu belirtilen bir çocuğun kendisini mahkemede ifade edebildiği gözlemlenmişse beyanının hükme esas alınabileceğine karar vermiştir. Tanık olarak dinlenen ortak çocukların beyanlarıyla ispatlanan vakıalar kusur belirlemesinde dikkate alınmalıdır; dilekçede çocuğun dinlenmesi istenmişse talep reddedilemez. Buna karşılık çocuğun velayet için uzmana veya sosyal inceleme sırasında yaptığı açıklamalar tanık beyanı değildir ve kusur yüklemeye esas alınamaz. Çocuk, anne ve babasının altsoyu olarak tanıklıktan çekinme hakkına sahiptir; hâkim bu hakkı çocuğun anlayacağı biçimde hatırlatmalıdır. Öğreti, çocuğun tanıklığının yetişkin tanıklığından farklı olduğunu ve çocuğun ebeveynleri arasındaki çatışmanın tarafı hâline getirilmemesi gerektiğini vurgular.

Ortak çocuk tanık olabilir mi?#

Evet. Ortak çocuk davanın tarafı değildir; bu nedenle anne ve babasının boşanma davasında tanık olarak gösterilebilir. Kanun tanıklık için bir yaş sınırı koymamış, yalnız dinlenme usulünde bir ayrım yapmıştır: Dinlendiği sırada on beş yaşını bitirmemiş olanlar ile yeminin niteliğini ve önemini kavrayamayacak derecede ayırt etme gücüne sahip olmayanlar yeminsiz dinlenir (HMK m. 257).

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi bu sonucu açıkça şöyle ifade etmiştir: HMK’da tanıklık için özel bir ehliyet şartı aranmamış olmakla birlikte, Kanunun 257. maddesine göre on beş yaşını bitirmemiş olanlar ile yeminin nitelik ve önemini kavrayamayacak derecede ayırt etme gücüne sahip olmayanların yeminsiz olarak dinleneceği belirtildiğinden, tanıklık için herhangi bir yaş sınırlandırması veya temyiz gücünün varlığı aranmamıştır (Yargıtay 2. HD, 2023/8603 E., 2024/6809 K., 03.10.2024). Öğretide de çocuk tanık bakımından bir yaş sınırı bulunmadığı belirtilir (Nuhoğlu, s. 638, dn. 7).

Uygulamada ortak çocuk özellikle iki durumda tanık olarak gösterilir: Evin içinde yaşanan ve başka kimsenin görmediği olaylarda (şiddet, hakaret, tehdit) ve çocuğun yetişkin olduğu, ailenin ekonomik durumunu veya evdeki düzeni yakından bildiği uzun evliliklerde. Hukuk Genel Kurulu, uzun süreli bir evlilikte tanık olarak dinlenen ortak çocuğun babasının maddi durumuna ilişkin anlatımını, tazminat miktarının belirlenmesinde diğer delillerle birlikte dikkate almıştır (Yargıtay HGK, 2023/489 E., 2024/152 K., 06.03.2024).

Engelli veya küçük çocuğun beyanı hükme esas alınabilir mi?#

Evet. Çocuğun kendisini mahkemede ifade edebildiği anlaşılıyorsa, küçük yaşı veya engel durumu beyanını kendiliğinden değersiz kılmaz. Yargıtay’ın bu konudaki kararı yol göstericidir:

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi2023/8603 E. · 2024/6809 K.03.10.2024

Zihinsel engeli bulunan ortak çocuğun mahkemede kendini ifade edebildiği gözlemlenmişse beyanı hükme esas alınabilir

Erkeğin açtığı boşanma davasında ortak çocuk tanık olarak bildirilmiş ve mahkeme huzurunda dinlenmişti; kadın çocuğun dinlenmesine itiraz etmemişti. İlk derece mahkemesi, çocuğun engel durumu bulunsa da kendisini mahkeme ortamında ifade edebildiğini gerekçesinde belirterek bu beyana da itibar etmiş ve kadına kusur yüklemişti. Bölge adliye mahkemesi ise çocuğun zihinsel engel nedeniyle yüzde elli engelli raporu bulunduğunu belirterek beyanına itibar edilmesini hatalı bulmuş ve davayı reddetmişti. Daire bu kararı bozmuş ve şöyle demiştir:

“Yapılan yargılama ve toplanan delillerden anlaşıldığı üzere; dava konusu olaylar ve olgular hakkında doğrudan bilgisi olan herkes tanık olarak dinlenebilir. Mahkeme huzurunda tanıklık yapacak kişinin kısıtlı olup olmaması veya akıl hastalığının bulunup bulunmaması kural olarak önem taşımaz.”

Değerlendirme. Karar, çocuğun beyanının değerinin rapordaki yüzdeye göre değil, beyanı doğrudan dinleyen hâkimin gözlemine göre belirleneceğini gösterir. İlk derece mahkemesinin çocuğun kendisini ifade edebildiğine ilişkin gözlemini gerekçeye yazmış olması belirleyici olmuştur. Daire, çocuğun beyanını erkeğin diğer tanığının beyanıyla birlikte değerlendirerek kadına kusur yüklenmesi gerektiği sonucuna varmıştır.

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (mevzuat.adalet.gov.tr)Kararın tam metni

Yaş küçüklüğü tanık tutanağının usulünü de değiştirmez. Bir dosyada ilk derece mahkemesi yeminsiz dinlediği ortak çocuğun sözlerini yaşı küçük olduğu gerekçesiyle imzalatmamıştı; bölge adliye mahkemesi, tanığın yaşının küçük olması hâlinde imzasının alınmayacağına dair yasal bir düzenleme bulunmadığını belirterek kararı kaldırmıştır (Yargıtay 2. HD, 2024/482 E., 2024/8264 K., 05.11.2024). Tanığın sözleri tutanağa yazılıp önünde okunur ve tutanak kendisine imzalatılır (HMK m. 261/5); bu kural çocuk tanık için de geçerlidir.

Yurt dışında yeminsiz dinlenen çocukların beyanı geçerli mi?#

Evet. Tanık yurt dışında istinabe yoluyla dinlenmişse, dinleme o ülkenin usulüne göre yapılır; yeminsiz dinlenmiş olması beyanı tek başına geçersiz kılmaz. Bölge adliye mahkemesi, istinabe işlemlerinin yardım istenen devletin kendi mevzuatına göre yerine getirileceğini, bu nedenle o ülke mevzuatına göre yeminsiz dinlenen ortak çocukların beyanlarının hükme esas alınmamasının söz konusu olmayacağını kabul etmiş; babanın çocuklarla arasında husumet bulunduğu itirazını da beyanları hükümden düşürecek nitelikte bir husumetin dosyaya yansımadığı gerekçesiyle reddetmiştir. Yargıtay bu kararı onamıştır (Yargıtay 2. HD, 2024/1304 E., 2024/8588 K., 12.11.2024). Yurt dışında tanık dinletme konusu 10. Bölümde ayrıca ele alınmıştır.

Dilekçede çocuğun dinlenmesi istenmişse mahkeme talebi reddedebilir mi?#

Hayır. Dava dilekçesinde ortak çocuğun dinlenmesi istenmişse, mahkeme bu talebi tanık listesi sunulmadığı gerekçesiyle reddedemez. Bir dosyada ilk derece mahkemesi, kadının dava dilekçesinde tanık deliline dayanmadığını, kesin süre içinde tanık listesi vermediğini ve tanıkları hazır etmediğini belirterek ortak çocukların dinlenmesi talebini reddetmiş ve davayı reddetmişti. Yargıtay, kadın vekilinin dava dilekçesinde ortak çocuğun dinlenmesini talep ettiğini tespit ederek şöyle demiştir: “Bu kapsamda, İlk Derece Mahkemesince, ortak çocuk … tanık sıfatıyla dinlenildikten sonra oluşacak sonuca göre davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.” (Yargıtay 2. HD, 2024/4207 E., 2025/887 K., 04.02.2025)

Tanık olarak dinlenen çocukların beyanlarıyla ispatlanan vakıalar da kusur belirlemesinde dikkate alınmalıdır. Yargıtay, tanık olarak dinlenen ortak çocukların beyanıyla ispatlanmasına rağmen erkeğin “evi, eşi ve çocukları ile ilgilenmediği” vakıasının kusurları arasından çıkarılmasını doğru bulmamış ve erkeği ağır kusurlu saymıştır (Yargıtay 2. HD, 2025/6968 E., 2026/1509 K., 11.02.2026).

Çocuğun velayet için uzmana anlattıkları tanık beyanı yerine geçer mi?#

Hayır. Çocuğun velayet düzenlemesi için pedagog, psikolog veya sosyal çalışmacıya ya da sosyal inceleme sırasında yaptığı açıklamalar tanık beyanı değildir; bu açıklamalara dayanarak eşlerden birine kusur yüklenemez. Yargıtay, erkeğe yüklenen “evdeki eşyalara zarar verdiği” vakıasına ilişkin tek beyanın ortak çocuğun sosyal inceleme raporundaki beyanı olduğunu, sosyal inceleme raporundaki beyanlar esas alınarak erkeğe kusur yüklenmesinin mümkün olmadığını vurgulamıştır (Yargıtay 2. HD, 2026/489 E., 2026/6612 K., 15.06.2026). Başka bir kararda da ortak çocuğun velayet düzenlemesi kapsamında alınan sosyal inceleme raporunda uzman tarafından yapılan görüşmelerde dinlenen kişilerin beyanlarının boşanma davasına ilişkin kusur belirlemesine esas alınamayacağı belirtilmiştir (Yargıtay 2. HD, 2024/7219 E., 2025/9055 K., 21.10.2025).

Bu ayrımın nedeni açıktır. Tanık, mahkeme huzurunda, kimliği ve taraflarla yakınlığı sorulduktan, çekinme hakkı hatırlatıldıktan ve gerektiğinde yemin ettirildikten sonra, tarafların ve vekillerin soru sorabildiği bir ortamda dinlenir (HMK m. 254–261). Uzman görüşmesi ise çocuğun üstün yararını belirlemeye yöneliktir; taraflar bu görüşmede hazır bulunmaz ve soru soramaz. Öğretide de çocukların boşanma davasında tanık olarak dinlenmesi ile velayet konusundaki görüşlerinin alınmasının boşanmanın çocuklar bakımından sonuçlarıyla ilgili farklı iki konu olduğu vurgulanır (Nuhoğlu, s. 643). Çocuğun velayet konusundaki görüşünün alınması 20. Bölümde, sosyal inceleme raporlarındaki beyanların değeri 16. Bölümde ele alınmıştır.

Dikkat

Ortak çocuğun bildiklerinden yararlanmak istenen olaylar için çocuk mutlaka tanık listesinde gösterilmelidir. Çocuğun sosyal inceleme raporunda veya pedagog görüşmesinde anlattığı olaylar, ne kadar açık olursa olsun, kusur ispatında kullanılamaz. Yargıtay’ın kararlarında bu hata sık görülür ve çoğu zaman kusur belirlemesinin değişmesine yol açar.

Çocuk tanıklıktan çekinebilir mi?#

Evet. Ortak çocuk, iki tarafın da altsoyu olduğundan tanıklıktan çekinme hakkına sahiptir (HMK m. 248/1-c). Hâkim, kişisel nedenlerle çekinme sebebi bulunan tanığa çekinme hakkı olduğunu önceden hatırlatmak zorundadır (HMK m. 247/2). Kanun, ayırt etme gücüne sahip küçük çocuğun çekinme hakkını kendisinin mi, yoksa kanuni temsilcisinin mi kullanacağını düzenlememiştir. Kanuni temsilciler çoğu zaman davanın taraflarıdır; bu nedenle kanaatimizce ayırt etme gücüne sahip çocuk çekinme hakkını kendisi kullanmalı, hâkim de hatırlatmayı çocuğun anlayacağı bir dille yapmalıdır. Hatırlatma yapılmadan alınan beyanın değeri 8. Bölümde tartışılmıştır.

Çocuğu tanık göstermek doğru mu?#

Hukuken mümkündür; ama her dosyada çocuğun yararı ayrıca düşünülmelidir. Öğretide, çocuğun anne ve babası arasındaki çatışmaya taraf olmaya zorlanmasının suçluluk, öfke ve üzüntü duygularına yol açabileceği, ebeveynlerden birinin haklılığını ispat etme yükünü üstlenen çocuk ile anne ve baba arasında olumsuz bir üçgenleme oluşabileceği vurgulanır (Nuhoğlu, s. 640, 643). Aynı çalışmada çocuğun tanıklığının yetişkin tanıklığından farklı olduğu, çocuklarla yaşa uygun kelimelerle konuşulması gerektiği ve çocukların ölçü, zaman, mesafe gibi kavramları ifade etmekte güçlük çekebileceği belirtilir (Nuhoğlu, s. 641). Yazar, çocuğun önce aile mahkemesindeki sosyal çalışma görevlisiyle görüşmesini, mahkemede dinlenip dinlenmeyeceğine ise hâkim ile sosyal çalışma görevlisinin ortak değerlendirmesiyle karar verilmesini önerir; çocukların dinlenmesinde Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Yönetmeliği’ndeki düzenlemelere de dikkat çeker (Nuhoğlu, s. 638, 640, 643). Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin 12. maddesi çocuğa kendisini etkileyen yargısal işlemlerde dinlenme hakkı tanır; öğretide bunun bir hak olduğu, çocuğa yüklenen bir görev olmadığı vurgulanır (Nuhoğlu, s. 638).

Öte yandan öğretide bazı durumlarda çocuk tanıklığına başvurmanın kaçınılmaz olabileceği de kabul edilir: Örneğin kadına yönelik şiddetin tek tanığı çocuksa, çocuk dinlenmeden olayın ispatı mümkün olmayabilir (Nuhoğlu, s. 643). Uygulamada en doğru yol, çocuğun tanıklığını gerçekten zorunlu olan olaylarla sınırlamak, mümkünse yetişkin tanıklar ve belgelerle ispatı sağlamak, çocuğun dinlenmesi gerekiyorsa mahkemeden uygun ortamda ve uzman desteğiyle dinlenmesini istemektir.

Yargıtay’ın ilkesi

Tanıklık için yaş sınırı veya ehliyet şartı yoktur; on beş yaşını bitirmemiş çocuk yeminsiz dinlenir. Tanık olarak dinlenen ortak çocuğun beyanı, çocuğun kendisini ifade edebildiği anlaşılıyorsa hükme esas alınabilir; buna karşılık sosyal inceleme raporundaki beyanlarla kusur yüklenemez (Yargıtay 2. HD, 2023/8603 E., 2024/6809 K., 03.10.2024; Yargıtay 2. HD, 2026/489 E., 2026/6612 K., 15.06.2026; Yargıtay 2. HD, 2024/7219 E., 2025/9055 K., 21.10.2025).

Uygulama notu

Ortak çocuğu tanık göstermeden önce şu soruları cevaplayın: Olayı başka bir yetişkin de gördü mü? Olayı belgeleyen bir rapor veya kayıt var mı? Çocuğun yaşı ve olgunluğu tanıklığa elverişli mi? Çocuk tanıklığa gerçekten gerekliyse, dilekçede hangi vakıa için dinleneceğini açıkça yazın, mahkemeden çocuğun duruşma salonu dışında, uzman eşliğinde ve diğer tarafla karşılaşmayacağı bir ortamda dinlenmesini isteyin.

Bu bölümde anılan öğreti

  • Nuhoğlu, Hatice, “Boşanma Sürecine Kolektif Katılım: Tanıklık Müessesesi”, International Journal of Social Inquiry, C. 15, S. 2, Aralık 2022, s. 627–647
Av. Aydın Aydar
Av. Aydın AydarBoşanma avukatı · İstanbul Barosu

1986’da İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu; 35 yılı aşkın süredir boşanma ve aile hukuku davalarında çalışıyor. Bu kitabı Av. Murat Aydar ve Av. Eren Aydar ile birlikte, Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararlarının resmî metinlerine dayanarak hazırladı.

Atıf: Aydın Aydar, Murat Aydar, Eren Aydar, Yargıtay Kararları Işığında Boşanma Davalarında Tanık Beyanları, 2026, Çocukların Tanıklığı, https://www.avukataydinaydar.com/bosanma-davalarinda-tanik-beyanlari/tam-metin/cocuklarin-tanikligi/

Bu sayfa genel bilgilendirme amacı taşır; somut bir olaya ilişkin hukuki görüş değildir. Mevzuat ve içtihat 8 Kasım 2026 itibarıyla dikkate alınmıştır.

Hemen Ara WhatsApp