Türk Medeni Kanunu · Tanıma ve Babalık Hükmü

TMK Madde 303: Babalık Davasında Hak Düşürücü Süreler

Türk Medeni Kanunu'nun 303. maddesine göre babalık davası çocuğun doğumundan önce veya sonra açılabilir; ananın dava hakkı doğumdan başlayarak bir yıl geçmekle düşer. Çocuk ile başka bir erkek arasında soybağı ilişkisi varsa bir yıllık süre bu ilişkinin ortadan kalktığı tarihte işlemeye başlar. Maddenin çocuğa ilişkin ikinci fıkrası ile bir aylık ek süreyi düzenleyen dördüncü fıkrası Anayasa Mahkemesince iptal edilmiştir. Bu sayfada madde metnini, güncel durumu, iptallerin yürürlük tarihlerini ve geçmişe etkisini, davayı kimin açtığının neden belirleyici olduğunu, madde gerekçesini ve konuya ilişkin Yargıtay kararlarını bulacaksınız.

Av. Aydın AydarAv. Aydın AydarHazırlayan · Boşanma avukatı 8 yüksek mahkeme kararı Güncelleme: 24 Eylül 2026
Resmî metin4721 sayılı Türk Medeni Kanunu

İkinci Kitap: Aile Hukuku › İkinci Kısım: Hısımlık › Birinci Bölüm: Soybağının Kurulması › Üçüncü Ayırım: Tanıma ve Babalık Hükmü › B. Babalık hükmü

III. Hak düşürücü süreler

Madde 303

  1. (1)Babalık davası, çocuğun doğumundan önce veya sonra açılabilir. Ananın dava hakkı, doğumdan başlayarak bir yıl geçmekle düşer.
  2. (2)Çocuk ile başka bir erkek arasında soybağı ilişkisi varsa, bir yıllık süre bu ilişkinin ortadan kalktığı tarihte işlemeye başlar.
  3. (3)Bir yıllık süre geçtikten sonra gecikmeyi haklı kılan sebepler varsa, sebebin ortadan kalkmasından başlayarak bir ay içinde dava açılabilir.
Yürürlük: 01.01.2002 · 1 değişiklik notumevzuat.gov.tr

Fıkra numaraları atıf kolaylığı için eklenmiştir; metin, mevzuat.gov.tr'deki güncel resmî metinle aynıdır.

Bu sayfada
  1. Madde metni
  2. TMK 303 bugün ne diyor?
  3. Ananın süresi
  4. Çocuğun süresi
  5. Başka erkekle soybağı varsa
  6. İptallerin geçmişe etkisi
  7. Davayı kim açtı?
  8. Süre aşıldıktan sonra esas
  9. Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararları
  10. Madde gerekçesi
  11. 743 sayılı eski Medeni Kanun'daki karşılığı
  12. Değişiklik geçmişi
  13. İlgili maddeler
  14. Sık sorulan sorular
Kısaca

TMK 303, babalık davasının ne zamana kadar açılabileceğini düzenler; ancak maddenin bugünkü hâli, yazıldığı hâlden çok farklıdır. Yürürlükte kalan kural şudur: dava doğumdan önce veya sonra açılabilir ve ananın dava hakkı doğumdan başlayarak bir yıl geçmekle düşer. Buna karşılık çocuk için öngörülen süreler Anayasa Mahkemesince iptal edilmiştir: kayyıma tebliğ ya da erginlik esasına dayanan ikinci fıkra (AYM, E. 2010/71, K. 2011/143, 27.10.2011) ve bir aylık ek süreyi düzenleyen dördüncü fıkra çocuk yönünden (AYM, E. 2011/116, K. 2012/39, 15.03.2012). İptaller sırasıyla 07.02.2013 ve 21.07.2013 tarihlerinde yürürlüğe girmiştir. Sonuç: çocuk tarafından açılan babalık davasında artık hak düşürücü süre yoktur (Yargıtay 8. HD, 2017/8926 E., 2019/3457 K., 01.04.2019). Bu nedenle davanın ana tarafından kendi adına mı, yoksa çocuk adına velâyeten mi açıldığı belirleyicidir (Yargıtay 2. HD, 2023/16 E., 2023/509 K., 09.02.2023).

Hak düşürücü süre
Geçmesiyle hakkın kendisi sona eren, hâkimin res'en gözettiği süre (TMK m. 303).
İptalin yürürlüğü
İptal hükmünün Resmî Gazete'den bir yıl sonra etki doğurması (Anayasa m. 153/3).
Velâyeten dava
Ananın çocuk adına açtığı dava (TMK m. 301/1).
Temsil kayyımı
Menfaat çatışmasında çocuğu temsil eden kişi (TMK m. 426/2).

TMK 303 bugün ne diyor?

KimSüreDurum
AnaDoğumdan başlayarak bir yılYürürlükte (m. 303/1)
AnaDava doğumdan önce de açılabilirYürürlükte (m. 303/1)
ÇocukKayyıma tebliğden bir yılİptal (m. 303/2)
ÇocukErginlikten bir yılİptal (m. 303/2)
ÇocukBir aylık ek süreİptal (m. 303/4, çocuk yönünden)
ÇocukBugünkü durumSüre yok
Başka erkekle soybağı varsaBir yıl, o ilişkinin kalktığı tarihtenYürürlükte (m. 303/3)
İlk iptalin yürürlüğü07.02.2013RG 07.02.2012-28197
İkinci iptalin yürürlüğü21.07.2013RG 21.07.2012-28360
İptalden önce dolan süreGeri gelmezYargıtay 2. HD, 2024/5954 K.
Belirleyici soruDava kimin adına açıldıYargıtay 2. HD, 2023/509 K.
NiteliğiHak düşürücü süreMadde gerekçesi

TBMM gerekçesine göre madde, 743 sayılı Kanun'un 296. maddesini karşılar. Gerekçe fıkraları tek tek açıklar: birinci fıkrada davanın doğumdan önce veya sonra açılabileceği öngörülmüş, ancak uygulamada davanın daha çok doğumdan sonra açıldığı dikkate alınarak ananın dava hakkının doğumdan başlayarak bir yıl geçmekle düşeceği hükme bağlanmıştır. İkinci fıkrada çocuğun davacı olması hâlinde işleyecek bir yıllık süre düzenlenmiş ve bu sürenin, çocuğa kayyım atanmışsa atamanın kayyıma tebliği tarihinde, atanmamışsa çocuğun ergin olduğu tarihte işlemeye başlayacağı belirtilmiştir. Üçüncü fıkrada, çocuğun başka bir erkekle soybağı ilişkisi varsa bu ilişki hukuken ortadan kalkmadıkça babalık davası açılamayacağına göre dava süresinin de bu ilişkinin ortadan kalktığı tarihte işlemeye başlayacağı ifade edilmiştir. Dördüncü fıkra ise haklı sebeple sürenin geçirilmiş olması hâlinde bir aylık ek süre öngörmüştür. Gerekçe son cümlesinde önemli bir belirleme yapar: maddede öngörülen süreler, kenar başlığının da gösterdiği üzere, hak düşürücü sürelerdir. Tasarının 303. maddesi Adalet Komisyonunun değişiklik listesinde yer almadığından Tasarıdaki hâliyle kabul edilmiştir (S. Sayısı 723, s. 311-314).

Dikkat

Bu sayfadaki en önemli bilgi şudur: kanun metnini olduğu gibi okuyup süre hesaplamayın. Kanunun ikinci fıkrası ile dördüncü fıkrasının çocuğa ilişkin kısmı iptal edilmiştir; eski metni esas alan bir hesap sizi yanıltır. Bugün çocuğun açtığı babalık davasında süre engeli yoktur. Buna karşılık üç noktaya dikkat edin. Birincisi, ananın kendi adına açtığı davada doğumdan başlayan bir yıllık süre hâlâ yürürlüktedir ve dördüncü fıkra çocuk yönünden iptal edildiğinden, güncel kanun metninde bir aylık ek süre yer almamaktadır. İkincisi, iptal kararları geleceğe etkilidir: dava hakkınız iptal yürürlüğe girmeden önce sürenin geçmesiyle düşmüşse iptalden yararlanamazsınız (Yargıtay 2. HD, 2024/2787 E., 2024/5954 K., 17.09.2024). Üçüncüsü, davanın kim adına açıldığı dilekçenin içeriğine göre belirlenir; çocuğa temsil kayyımı atanıp yargılamaya kayyım eliyle devam edilmişse dava çocuk adına açılmış sayılır ve süreden ret kararı verilemez (Yargıtay 2. HD, 2024/2346 E., 2024/8355 K., 06.11.2024). Son olarak, üçüncü fıkra yürürlüktedir: çocuk başka bir erkeğin hanesinde kayıtlıysa süre, o soybağı kaldırıldığı tarihte işlemeye başlar (TMK m. 301).

Ananın süresi

  • Başlangıç: Doğum tarihi (TMK m. 303/1).
  • Süre: Bir yıl.
  • Erken açma: Dava doğumdan önce de açılabilir.
  • Niteliği: Hak düşürücü süre; hâkim res'en gözetir.
  • Ek süre: Dördüncü fıkra çocuk yönünden iptal edilmiştir.
  • Sonuç: Ananın kendi davası için süre titizlikle hesaplanmalıdır.

Çocuğun süresi

Başka erkekle soybağı varsa

  • Kural: Bir yıllık süre o ilişkinin kalktığı tarihte başlar (TMK m. 303/3).
  • Sebep: Soybağı kaldırılmadıkça babalık davası açılamaz (TMK m. 301).
  • Yol: Soybağının reddi (TMK m. 286) veya tanımanın iptali (TMK m. 298).
  • Birlikte açılırsa: Talep tefrik edilip bekletici sorun yapılır.
  • Kesinleşme: Süre kararın kesinleştiği tarihe göre hesaplanır.
  • Kapsam: Kural ananın davası bakımından anlamlıdır.

İptallerin geçmişe etkisi

Davayı kim açtı?

Süre aşıldıktan sonra esas

Uygulamada

Bu maddede yapılacak ilk iş, hangi metni uyguladığınızı netleştirmektir. Kanunun basılı metnini ya da eski şerhleri esas alıp süre hesaplarsanız yanılırsınız: ikinci fıkra ile dördüncü fıkranın çocuğa ilişkin kısmı iptal edilmiştir. Bugün için tablo şudur: çocuğun açtığı babalık davasında süre yoktur; ananın kendi adına açtığı davada doğumdan başlayan bir yıllık süre işler. Bu nedenle dosyanızda cevaplamanız gereken ilk soru davacının kim olduğudur. Ananın bir yıllık süresi geçmişse dava dilekçesini ananın kendi adına değil, çocuğa velâyeten açacak biçimde kurun ve bunu dilekçenin hem başlığında hem açıklama bölümünde belirtin; mahkemeler bu ayrımı dilekçenin içeriğine göre yapmaktadır. Ana ile çocuk arasında menfaat çatışması ihtimali varsa sulh hukuk mahkemesinden temsil kayyımı atanmasını isteyin; kayyım atanıp yargılamaya onun eliyle devam edilmesi, davanın çocuk adına açıldığını gösteren güçlü bir olgudur. İkinci olarak tarih karşılaştırması yapın: çocuğun doğum ve erginlik tarihleri, bir yıllık sürenin dolduğu tarih, 07.02.2013 ve 21.07.2013. Dava hakkı bu iki tarihten önce düşmüşse iptallerden yararlanamazsınız; henüz düşmemişse süre engeli kalkmıştır. Üçüncü olarak, çocuk başka bir erkeğin hanesinde kayıtlıysa önce o soybağının kaldırılması gerekir; bu hâlde bir yıllık süre, soybağının kalktığı tarihte işlemeye başlar. Süre tartışması bittiğinde dosyanın esası genetik inceleme üzerinden yürüyecektir; inceleme talebinizi ve karşı taraf kaçınırsa zorla yaptırılması istemini dava dilekçenizde baştan yazın.

Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararları

Aşağıdaki kararlar resmî karar arama sistemlerinden alınmıştır. Her kartta kararın vardığı ilke, olayın özeti, karardan birebir bir alıntı ve kararın uygulamadaki anlamı yer alır. Konuya göre süzmek için düğmeleri kullanabilirsiniz.

Yargıtay 18. Hukuk Dairesi2014/7600 E. · 2014/13777 K.30.09.2014

İkinci ve dördüncü fıkraya ilişkin iptal kararları yürürlüğe girdikten sonra çocuk için kanunda hak düşürücü süre kalmamıştır

Davacı, nüfus kaydının gerçeği yansıtmadığını ileri sürerek kaydın düzeltilmesini ve gerçek babasının belirli bir kişi olduğunun tespitini istedi. Mahkeme davayı hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle reddetti; oysa karar verilmeden önce Anayasa Mahkemesinin iki iptal kararı da yürürlüğe girmişti.

“Mahkemece karar verilmesinden önce Türk Medeni Kanunu'nun 303/2. ve 303/4. maddeleri hakkındaki iptal kararları yürürlüğe girmiş olduğundan artık yasada çocuk için hak düşürücü süre bulunmamaktadır. Mahkemece işin esası incelenerek taraf delillerinin toplanması, DNA incelemesi yapılması ve sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile ret hükmü kurulması doğru görülmemiştir.”

Ne anlama geliyor? Bu maddeyi bugün okurken metnin kendisi kadar neyin metinden çıktığı da önemlidir. İki iptal kararı çocuğun dava hakkını süreden kurtarmıştır. Birincisi ikinci fıkrayı, yani kayyım atanmışsa tebliğden, atanmamışsa erginlikten işleyen bir yıllık süreyi ortadan kaldırmıştır (AYM, E. 2010/71, K. 2011/143, 27.10.2011); iptal 07.02.2013 tarihinde yürürlüğe girmiştir. İkincisi dördüncü fıkradaki bir aylık ek süreyi çocuk yönünden kaldırmıştır (AYM, E. 2011/116, K. 2012/39, 15.03.2012); bu iptal de 21.07.2013 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Sonuç açıktır: çocuğun açtığı babalık davasında artık bir süre engeli yoktur. Buna karşılık ananın doğumdan başlayan bir yıllık süresi yürürlüktedir.

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (mevzuat.adalet.gov.tr)Kararın tam metni
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi2017/8926 E. · 2019/3457 K.01.04.2019

Çocuk tarafından açılan babalık davasında artık herhangi bir hak düşürücü süre söz konusu değildir; mahkeme işin esasını incelemelidir

Ergin çocuk ile küçük çocuğa velâyeten ana tarafından, ölmüş olduğu için mirasçılar aleyhine babalık davası açıldı. Mahkeme davayı hak düşürücü süre nedeniyle reddetti. Dosyada ayrıca vekâletnamede babalık davası için özel yetki bulunmadığı ve davanın Cumhuriyet savcısı ile Hazineye ihbar edilmediği görüldü.

“Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarından sonra, çocuk tarafından açılan babalık davasında artık herhangi bir hak düşürücü süre sözkonusu değildir. O halde mahkemece işin esasının incelenmesi gerekirken, "hak düşürücü süre geçtiğinden" bahisle davanın reddine karar verilmesi,”

Ne anlama geliyor? Karar, iptallerin sonucunu tek cümlede özetler ve mahkemenin yapması gerekeni gösterir: süreden ret kararı verilemez, işin esası incelenir. Aynı kararda iki usul eksikliği daha saptanmıştır ve bunlar dosyanızı süre engeli aşıldıktan sonra da geri döndürebilir. Birincisi, babalık davası kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hakkın kullanımıdır; vekâletnamede özel yetki yoksa davacıya uygun süre verilmelidir. İkincisi, dava Cumhuriyet savcısına ve Hazineye ihbar edilmeden esasa girilemez (TMK m. 301). Not: bu kararın metninde iptallerin yürürlük tarihlerine ilişkin rakamlarda tutarsızlık bulunmaktadır; doğru tarihler Resmî Gazete yayımlarına göre 07.02.2013 ve 21.07.2013'tür.

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (mevzuat.adalet.gov.tr)Kararın tam metni
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi2018/5222 E. · 2018/10544 K.03.04.2018

İptal kararı mahkeme karar vermeden önce yürürlüğe girmişse çocuk hakkında hak düşürücü süre uygulanamaz

Babalık davasında mahkeme, davayı hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle reddetti. Oysa hüküm kurulmadan önce ikinci fıkranın iptaline ilişkin karar yürürlüğe girmiş ve kanunda çocuk için süre kalmamıştı.

“Mahkemece karar verilmesinden önce Türk Medeni Kanunu'nun 303/2. maddesi hakkındaki iptal kararı yürürlüğe girdiğinden ve yasada çocuk için hak düşürücü süre artık bulunmadığından taraf delillerinin toplanması, DNA incelemesi yapılması ve sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile ret hükmü kurulması,doğru görülmemiştir.”

Ne anlama geliyor? Buradaki ölçü karar tarihidir. Dava iptal yürürlüğe girmeden açılmış olsa bile, mahkeme hüküm kurarken iptal yürürlükteyse artık uygulanacak bir süre yoktur; hâkim hükmünü karar anındaki hukuka göre verir. Uygulamada bu, 2013 öncesinde açılıp uzun süre derdest kalan dosyalar bakımından belirleyici olmuştur: süreden ret kararı verilmiş dosyalarda temyiz aşamasında bu gerekçe kabul edilmemiştir. Devam eden bir dosyanız varsa ve karşı taraf süre def'i ileri sürüyorsa, mahkemenin karar tarihinde yürürlükte olan hukuku uygulaması gerektiğini açıkça yazın.

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (mevzuat.adalet.gov.tr)Kararın tam metni
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi2024/2787 E. · 2024/5954 K.17.09.2024

Hak düşürücü süre iptal kararından önce dolmuşsa iptal, sona ermiş dava hakkını geri getirmez

Babalık davası, hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle reddedildi. Davacı, Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarından sonra artık süre bulunmadığını ileri sürerek temyiz etti; ancak dosyada sürenin iptal kararları yürürlüğe girmeden önce dolduğu anlaşıldı.

“Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 10.07.2024 tarihli, 2023/2- 422 Esas, 2024/370 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere, Anayasa Mahkemesinin iptal kararından önce davacının davasını hak düşürücü sürede açmadığının anlaşılmasına göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.”

Ne anlama geliyor? İptal kararları geleceğe etkilidir; zaten düşmüş bir dava hakkını geri getirmezler. Karar bu ölçüyü Hukuk Genel Kurulunun 10.07.2024 tarihli ilamına dayanarak uygular: davacının dava hakkı iptal yürürlüğe girmeden önce hak düşürücü sürenin geçmesiyle sona ermişse, sonradan yürürlüğe giren iptal bu sonucu değiştirmez. Önceki kartla birlikte okunduğunda tablo netleşir: süre henüz dolmamışken iptal yürürlüğe girmişse süre engeli kalkar; süre çoktan dolmuşsa iptalden yararlanılamaz. Dosyanızda tarihleri bu ayrıma göre hesaplayın: çocuğun erginlik tarihi, bir yıllık sürenin dolduğu tarih ve 07.02.2013 ile 21.07.2013 tarihlerini yan yana koyun.

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (mevzuat.adalet.gov.tr)Kararın tam metni
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi2023/16 E. · 2023/509 K.09.02.2023

Davanın ana tarafından kendi adına mı yoksa çocuk adına velâyeten mi açıldığı dilekçenin içeriğinden belirlenir; çocuk adına açılmışsa hak düşürücü süre yoktur

Ana tarafından açılan babalık davası, bölge adliye mahkemesince davanın kadın tarafından kendi adına açıldığı ve bir yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle reddedildi. Daire kararı bozdu; bölge adliye mahkemesi bozmaya direndi ve davayı yeniden reddetti.

“yapılan incelemede dava dilekçesinin içeriğinden davanın anne tarafından çocuk adına velâyeten açıldığı anlaşılmaktadır. Çocuk adına velâyeten açılan babalık davasında hak düşürücü sürenin olmadığı gözetildiğinde Bölge Adliye Mahkemesince hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.”

Ne anlama geliyor? Bu madde bakımından en kritik ayrım budur: dava kimin adına açıldı? Ana kendi adına açmışsa doğumdan başlayan bir yıllık süre işler ve bu süre bugün de yürürlüktedir; dava çocuk adına velâyeten açılmışsa artık hiçbir süre engeli yoktur. Ayrım dilekçenin başlığına değil içeriğine göre yapılır. Bu dosyada bölge adliye mahkemesi davayı ananın kendi davası sayarak reddetmiş, Daire dilekçe içeriğinden davanın çocuk adına açıldığını belirlemiştir. Bölge adliye mahkemesi direnince dosya Hukuk Genel Kuruluna gönderilmiştir. Dava dilekçenizde davacıyı açıkça yazın: "çocuğa velâyeten" ibaresi tek başına dosyanın kaderini değiştirebilir.

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (mevzuat.adalet.gov.tr)Kararın tam metni
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi2024/2346 E. · 2024/8355 K.06.11.2024

Çocuğa temsil kayyımı atanıp yargılamaya kayyım tarafından devam edilmişse dava çocuk adına açılmış sayılır ve süreden ret kararı verilemez

Ana tarafından açılan babalık davasında çocuğa sulh hukuk mahkemesi kararıyla temsil kayyımı atandı ve davaya kayyım tarafından devam edildi. Bölge adliye mahkemesi buna rağmen davayı hak düşürücü süre gerekçesiyle reddetti.

“Somut olayda, anne tarafından açılan babalık davasında, çocuğa İstanbul 13. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 13.02.2020 tarihli ve 2019/166 Esas, 2020/239 Karar sayılı kararı ile temsil kayyım atandığına ve kayyım tarafından davaya devam edildiğine göre davanın çocuk adına anne tarafından velâyeten açıldığının kabulü ile çocuk tarafından açılan babalık davalarında hak düşürücü süre olmadığı hususunun gözetilerek yargılamanın adil ve en kısa sürede bitirilmesi olarak açıklanan usul ekonomisi ilkesi gereğince davanın kabulüne ve babalığın tespitine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.”

Ne anlama geliyor? Önceki karttaki ayrımın ikinci ölçütünü verir: dilekçe tartışmalı olsa bile, çocuğa temsil kayyımı atanmış ve yargılamaya kayyım tarafından devam edilmişse dava çocuk adına açılmış kabul edilir. Bunun sonucu doğrudandır: çocuk tarafından açılan davalarda hak düşürücü süre bulunmadığından süreden ret kararı verilemez. Karar ayrıca usul ekonomisine dayanarak, koşulları oluşmuşsa davanın kabulü ile babalığın tespitine karar verilmesi gerektiğini belirtir. Uygulamadaki sonuç şudur: ana olarak bir yıllık süreyi kaçırdıysanız dosyayı kapatmayın; çocuğa kayyım atanmasını isteyin ve yargılamanın kayyım eliyle sürdürülmesini sağlayın (TMK m. 301).

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (mevzuat.adalet.gov.tr)Kararın tam metni
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu2017/1927 E. · 2018/1471 K.18.10.2018

Süre engeli aşıldıktan sonra esasa girilir; genetik incelemeden kaçınan davalı hakkında sonucu aleyhe saymakla yetinilemez, özel hüküm olan HMK 292 uygulanır

Babalık davasında davalı genetik test yaptırmaktan kaçındı. Yerel mahkeme, incelemeden beklenen sonucun onun aleyhine doğduğunu kabul ederek karar verdi ve Özel Dairenin bozmasına direndi.

“Yerel mahkemece, test yaptırmaktan kaçınan davalı hakkında TMK'nın 284/2. maddesi uyarınca incelemeden beklenen sonucun onun aleyhine doğmuş olduğu kabul edilerek karar verildiği belirtilmiş ise de az yukarıda açıklandığı üzere TMK'ya göre sonraki kanun durumunda olan HMK'nda soybağının tespiti için yapılacak inceleme hakkında özel bir düzenleme yapılmış ve bu tür davalarda işin önemine binaen kan veya doku alınmasına katlanma zorunluluğu getirilmiştir. Hâl böyle olunca, kamu düzenine ilişkin olan babalık iddiası hakkında doğru sonucun elde edilebilmesi için sonraki kanun olan ve özel düzenleme içeren HMK'nın 292. maddesi hükmünün uygulanması ve alınacak rapor doğrultusunda bir karar verilmesi gerekmektedir.”

Ne anlama geliyor? Süre tartışması bittiğinde sıra esasa gelir ve Genel Kurul burada iki hüküm arasındaki ilişkiyi belirler. Türk Medeni Kanunu'nun 284. maddesinin ikinci fıkrası hâkime bir takdir verir: davalı rıza göstermezse beklenen sonuç onun aleyhine sayılabilir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 292. maddesi ise sonraki ve özel kanun olarak kan veya doku alınmasına katlanmayı zorunlu kılar ve haklı sebep yoksa incelemenin zor kullanılarak yapılmasına karar verileceğini söyler. Genel Kurul, babalık iddiası kamu düzenine ilişkin olduğundan doğru sonuca ulaşmak için özel hükmün uygulanmasını ve rapor alınmasını zorunlu görmüştür. Karşı taraf kaçınıyorsa aleyhe sonuç saydırmakla yetinmeyin; incelemenin zorla yaptırılmasını talep edin (TMK m. 302).

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (mevzuat.adalet.gov.tr)Kararın tam metni
Yargıtay 18. Hukuk Dairesi2014/17302 E. · 2015/12785 K.16.09.2015

Olayları açıklamak taraflara, hukukî niteleme hâkime aittir; nüfus kaydının düzeltilmesi başlığıyla açılan dava babalık davası niteliğindeyse 303. maddedeki süreler uygulanır

Davacı, çocuğun gerçek ana ve babasının başka kişiler olduğunu ileri sürerek nüfus kaydının düzeltilmesini istedi. Mahkeme davayı kayıt tashihi olarak nitelendirip görevsizlik kararı verdi; oysa talebin bir bölümü babalık davası niteliğindeydi.

“6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 33. maddesi uyarınca olayları açıklamak taraflara hukuki niteleme hakime aittir. 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 36.maddesinde; "Nüfus kayıtlarına ilişkin düzeltme davaları, düzeltmeyi isteyen şahıslar ile ilgili resmî dairenin göstereceği lüzum üzerine Cumhuriyet savcıları tarafından yerleşim yeri adresinin bulunduğu yerdeki görevli asliye hukuk mahkemesinde açılır. Kayıt düzeltme davaları (..) nüfus müdürü veya görevlendireceği nüfus memuru huzuru ile görülür ve karara bağlanır." 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 301.maddesinde; "Çocuk ile baba arasındaki soybağının mahkemece belirlenmesini ana ve çocuk isteyebilirler. Dava babaya, baba ölmüşse mirasçılarına karşı açılır. Babalık davası, Cumhuriyet savcısına ve Hazineye; dava ana tarafından açılmışsa kayyıma; kayyım tarafından açılmışsa anaya ihbar edilir. "303.maddesinde ise; "Babalık davası, çocuğun doğumundan önce veya sonra açılabilir. Ananın dava hakkı, doğumdan başlayarak bir yıl geçmekle düşer. Çocuk ile başka bir erkek arasında soybağı ilişkisi varsa, bir yıllık süre bu ilişkinin ortadan kalktığı tarihte işlemeye başlar. Bir yıllık süre geçtikten sonra gecikmeyi haklı kılan sebepler varsa, sebebin ortadan kalkmasından başlayarak bir ay içinde dava açılabilir."”

Ne anlama geliyor? Süre hesabına başlamadan önce davanın hangi dava olduğunu belirlemek gerekir, çünkü yanlış niteleme yanlış süre demektir. Nüfus kaydının düzeltilmesi davaları süreye bağlı değildir ve kural olarak asliye hukuk mahkemesinde, nüfus müdürünün huzuruyla görülür; babalık davası ise aile mahkemesinde görülür ve 303. maddedeki sürelere tabidir. Karar bu iki düzeni yan yana koyarak hâkimin nitelendirme görevini hatırlatır. Alıntıda 303. maddenin iptallerden önceki metni aktarılmaktadır; bugün ikinci fıkra ile dördüncü fıkranın çocuk yönünden uygulanma olanağı kalmamıştır. Dilekçenizi yazarken talebinizi ayrıştırın: kayıt düzeltme mi istiyorsunuz, babalık hükmü mü?

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (mevzuat.adalet.gov.tr)Kararın tam metni

Madde gerekçesi

Madde gerekçesi

Madde 303- Yürürlükteki Kanunun 296 ncı maddesini karşılamaktadır. Birinci fıkrada, babalık davasının çocuğun doğumundan önce veya sonra açılabilmesi öngörülmüş olmakla beraber uygulamada davanın daha çok doğumdan sonra açıldığı dikkate alınarak, ananın dava hakkının, doğumdan başlayarak bir yıl geçmekle düşeceği hükme bağlanmıştır. İkinci fıkrada, çocuğun davacı olması durumunda işleyecek bir yıllık süre düzenlenmiş ve bu sürenin, çocuğa kayyım atanmışsa atamanın kayyıma tebliği tarihinde, kayyım atanmamışsa çocuğun ergin olduğu tarihte işlemeye başlayacağı açıkça ifade edilmiştir. Üçüncü fıkrada, çocuğun başka bir erkek ile soybağı ilişkisi varsa, bu ilişki hukuken ortadan kalkmadıkça babalık davası açılamayacağına göre, dava süresinin de bu ilişkinin ortadan kalktığı tarihte işlemeye başlayacağı belirtilmiştir. Dördüncü fıkra ise, haklı sebeple dava süresinin geçirilmiş olması hâlinde, davanın açılabilmesi için, haklı sebebin ortadan kalktığı tarihten itibaren işleyecek bir aylık ek bir süre öngörülmüştür. Maddede öngörülen süreler, kenar başlığının da gösterdiği üzere, hak düşürücü sürelerdir.

Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), s. 117

Gerekçe maddenin dört fıkrasını da açıklar; bugün bu açıklamanın iki fıkrası artık uygulanmamaktadır. Yine de gerekçe okunmaya değer, çünkü kanun koyucunun kurduğu dengeyi ve iptallerin neyi bozduğunu gösterir. Kanun koyucu üç ayrı başlangıç noktası belirlemişti: ana için doğum, çocuk için kayyıma tebliğ ya da erginlik, başka bir erkekle soybağı varsa o ilişkinin sona ermesi. Bunların üstüne, gecikmeyi haklı kılan sebep hâlinde bir aylık ek süreyi ortak bir emniyet supabı olarak eklemişti. Çocuğun erginlikten sonra yalnızca bir yılı bulunması ve bu süre kaçırıldığında yalnızca bir aylık ek süreyle yetinilmesi, kişinin maddî ve manevî varlığını geliştirme hakkı ile hak arama özgürlüğü bakımından adil, ölçülü ve makul görülmemiştir (AYM, E. 2011/116, K. 2012/39, 15.03.2012). Böylece çocuğun soybağını her zaman kurabilmesinin önü açılmış, buna karşılık ananın kendi davası bakımından doğumdan başlayan bir yıllık süre ayakta kalmıştır. Gerekçenin son cümlesi ise bugün de aynen geçerlidir: bu süreler hak düşürücü sürelerdir, yani hâkim tarafından kendiliğinden gözetilir, kesilmez ve durmaz. Tasarının 303. maddesi Adalet Komisyonunun değişiklik listesinde yer almadığından Tasarıdaki hâliyle kabul edilmiştir (S. Sayısı 723, s. 311-314).

743 sayılı eski Medeni Kanun'daki karşılığı

Eski Kanun'un 296. maddesi tek cümleydi: dava, çocuk doğmadan önce veya doğumundan itibaren en çok bir yıl içinde açılırdı. Bu düzenleme ana ile çocuk arasında ayrım yapmıyor, çocuğun kendi dava hakkı için ayrı bir başlangıç noktası öngörmüyordu; çocuk küçükken işlemeye başlayan süre fiilen onun hakkını da tüketebiliyordu. Yeni Kanun üç yenilik getirmiştir. Birincisi, ana ile çocuğun süreleri ayrılmış, çocuk için kayyıma tebliğ veya erginlik gibi ayrı başlangıç noktaları belirlenmiştir. İkincisi, çocuğun başka bir erkekle soybağı bulunması hâli düşünülmüş ve sürenin ancak o bağ kalktığında işlemeye başlayacağı hükme bağlanmıştır; eski Kanun bu düşünceyi 303. maddesinde, yalnızca ananın gebe kaldığı sırada evli olması hâline özgü biçimde ifade ediyordu. Üçüncüsü, gecikmeyi haklı kılan sebep hâlinde bir aylık ek süre getirilmiştir; eski Kanun'da böyle bir esneklik yoktu. Bugünkü tabloya bakıldığında ilginç bir sonuç ortaya çıkar: iptallerle çocuk bakımından süre tümüyle kalkmış, yani yeni Kanun'un getirdiği ayrıntılı düzen çocuk yönünden yerini süresizliğe bırakmıştır (AYM, E. 2010/71, K. 2011/143, 27.10.2011).

743 sayılı Türk Kanunu Medenisi m. 296 ve 303

Madde 296 – Dava, çocuk doğmadan evvel veya doğduğundan itibaren nihayet bir sene içinde ikame olunur. Madde 303 – Ana, gebe kaldığı zaman evli idiyse; babalık davası, ancak çocuğun nesebi sahih olmadığına hakim hükmettikten sonra ikame edilebilir. Bu takdirde babalık davasının ikamesi için muayyen müddet, nesebin sahih olmadığı hakkındaki hükmün sudurundan itibaren başlar.

743 sayılı Kanun, mevzuat.gov.tr
743 sayılı Kanun m. 2964721 sayılı Kanun m. 303
Ananın süresiDoğumdan bir yılDoğumdan bir yıl
Çocuğun süresiAyrı düzenlenmemiştiAyrı düzenlendi, sonra iptal edildi
Başka erkekle soybağıYalnız evli ana hâli (m. 303)Her hâlde (m. 303/3)
Ek süreYokGetirildi, çocuk yönünden iptal edildi
Bugünkü sonuç—Çocuk için süre yok

Değişiklik geçmişi

TarihGelişmeDayanak
01.01.2002Madde yürürlüğe girdi; çocuk için ayrı süre ve bir aylık ek süre getirildi4721 s. K.
07.02.2013İkinci fıkranın iptali yürürlüğe girdiAYM, E. 2010/71, K. 2011/143, 27.10.2011
21.07.2013Dördüncü fıkranın çocuk yönünden iptali yürürlüğe girdiAYM, E. 2011/116, K. 2012/39, 15.03.2012

İlk iptal kararı, ikinci fıkranın "hiç kayyım atanmamışsa çocuğun ergin olduğu tarihte işlemeye başlar" bölümünü Anayasa'ya aykırı bulmuş, ardından uygulanma olanağı kalmayan "çocuğa doğumdan sonra kayyım atanmışsa, çocuk hakkında bir yıllık süre, atamanın kayyıma tebliği tarihinde" bölümünü de iptal etmiştir; karar 07.02.2012 tarihli ve 28197 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmış, iptal hükmü bir yıl sonra yürürlüğe girmiştir. İkinci karar, dördüncü fıkrayı "çocuk" yönünden sınırlı olarak incelemiş ve iptal etmiştir; karar 21.07.2012 tarihli ve 28360 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmış, iptal hükmü yine bir yıl sonra yürürlüğe girmiştir. Bu ikinci kararın gerekçesine göre, çocuğa tanınan bir yıllık sürenin haklı bir sebeple kullanılamaması hâlinde yalnızca bir aylık çok sınırlı bir ek süre öngörülmesi adil, ölçülü ve makul değildir (AYM, E. 2011/116, K. 2012/39, 15.03.2012). Güncel kanun metninde dördüncü fıkra yer almamaktadır.

İlgili maddeler

İlgili maddeler

Babalık davasında sürenin işleyip işlemediğini, davanın kimin adına açılması gerektiğini ve iptal kararlarının dosyanıza etkisini değerlendirmek için İstanbul boşanma avukatı sayfasındaki iletişim bilgilerinden bana ulaşabilirsiniz.

Sık sorulan sorular

TMK 303 ne diyor?

Babalık davasının hangi süreler içinde açılabileceğini düzenler.

Babalık davası doğumdan önce açılabilir mi?

Evet; dava çocuğun doğumundan önce veya sonra açılabilir (TMK m. 303/1).

Ananın süresi ne kadardır?

Doğumdan başlayarak bir yıl.

Ananın süresi hâlâ yürürlükte mi?

Evet; birinci fıkra iptal edilmemiştir.

Çocuğun süresi ne kadardır?

Bugün çocuk için hak düşürücü süre yoktur (Yargıtay 8. HD, 2017/8926 E., 2019/3457 K., 01.04.2019).

Neden süre yok?

İkinci fıkra ile dördüncü fıkranın çocuğa ilişkin kısmı iptal edilmiştir.

İkinci fıkrayı hangi karar iptal etti?
Bu iptal ne zaman yürürlüğe girdi?

07.02.2013 tarihinde.

Dördüncü fıkrayı hangi karar iptal etti?
Bu iptal ne zaman yürürlüğe girdi?

21.07.2013 tarihinde.

Anayasa Mahkemesi neden iptal etti?

Erginlikten sonraki bir yıl ve bir aylık ek süreyi adil, ölçülü ve makul bulmadığı için.

Süre iptalden önce dolmuşsa ne olur?
Süre iptalden önce dolmamışsa ne olur?

Mahkeme karar tarihinde iptal yürürlükteyse süreyi uygulayamaz (Yargıtay 8. HD, 2018/5222 E., 2018/10544 K., 03.04.2018).

Davanın kim adına açıldığı neden önemli?

Ana kendi adına açmışsa süre işler, çocuk adına açılmışsa süre yoktur.

Bu ayrım nasıl belirlenir?
Çocuğa kayyım atanmışsa ne olur?

Yargılamaya kayyım eliyle devam edilmişse dava çocuk adına açılmış sayılır (Yargıtay 2. HD, 2024/2346 E., 2024/8355 K., 06.11.2024).

Ananın süresi geçtiyse hiç yol yok mu?

Dava çocuk adına velâyeten açılabilir; çocuk için süre yoktur.

Ergin çocuk her zaman dava açabilir mi?

Evet; kendisi için hak düşürücü süre bulunmamaktadır.

Bir aylık ek süre hâlâ var mı?

Güncel kanun metninde dördüncü fıkra yer almamaktadır.

Çocuk başka bir erkeğin hanesindeyse süre ne zaman başlar?

O soybağı ilişkisinin ortadan kalktığı tarihte (TMK m. 303/3).

Önce hangi davayı açmalıyım?

Mevcut soybağını kaldıran davayı (TMK m. 301).

İki davayı birlikte açabilir miyim?

Evet; talep tefrik edilip bekletici sorun yapılır.

Bu süreler zamanaşımı mı?

Hayır; gerekçeye göre hak düşürücü süredir.

Hâkim süreyi kendiliğinden gözetir mi?

Evet; hak düşürücü süre res'en incelenir.

Süreler adli tatilde uzar mı?

Hayır; soybağı davaları adli tatilde de görülür (HMK m. 103).

Süre engeli yoksa mahkeme ne yapar?

İşin esasını inceler, delilleri toplar ve genetik inceleme yaptırır.

Davalı genetik incelemeden kaçınırsa ne olur?

İnceleme zor kullanılarak yaptırılır (Yargıtay HGK, 2017/1927 E., 2018/1471 K., 18.10.2018).

Nüfus kaydı düzeltme davası süreye tabi mi?

Hayır; ancak dava babalık davası niteliğindeyse bu süreler uygulanır (Yargıtay 18. HD, 2014/17302 E., 2015/12785 K., 16.09.2015).

Görevli mahkeme hangisidir?

Aile mahkemesi (4787 s. K. m. 4).

Davayla birlikte ne isteyebilirim?

Ananın malî hakları ve çocuk için nafaka (TMK m. 304).

Eski Kanun'da süre neydi?

743 sayılı Kanun'un 296. maddesinde doğumdan itibaren en çok bir yıldı.

Av. Aydın Aydar
Av. Aydın Aydar Boşanma avukatı · İstanbul Barosu

1986'da İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun oldu; 35 yılı aşkın süredir boşanma ve aile hukuku davalarında çalışıyor. Madde şerhleri resmî metin, TBMM gerekçesi ve Yargıtay ile Anayasa Mahkemesi kararları esas alınarak hazırlanır ve güncellenir.

Bu sayfa genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut bir olaya ilişkin hukuki görüş niteliği taşımaz. Kanun metni yayın tarihindeki yürürlükteki metindir. Yayın: 24 Eylül 2026 · Son güncelleme: 24 Eylül 2026.

Hemen Ara WhatsApp