TMK 289'a göre soybağının reddi davası kural olarak bir yıl içinde açılmalıdır. Koca bakımından bu süre doğumu ve baba olmadığını öğrendiği tarihte, ana bakımından doğumda, çocuk bakımından ergin olduğu tarihte başlar. Kritik nokta sürenin uzunluğu değil başlangıcıdır: süre şüpheyle değil, sağlam ve güvenilir bilgiyle işlemeye başlar (Yargıtay 2. HD, 2012/3562 E., 2013/5677 K., 05.03.2013). Gecikme haklı bir sebebe dayanıyorsa bir yıllık süre o sebebin ortadan kalktığı tarihte başlar. Maddede eskiden yer alan "her hâlde doğumdan başlayarak beş yıl" ibaresi iptal edilmiştir (AYM, E. 2008/30, K. 2009/96, 25.06.2009); bugün doğumun üzerinden ne kadar geçtiğinin tek başına önemi yoktur.
- Hak düşürücü süre
- Geçmesiyle dava hakkının tamamen son bulduğu süre (TMK m. 289).
- Öğrenme
- Tam ve eksiksiz bilgi sahibi olma; süreyi başlatan an (TMK m. 289/1).
- Haklı sebep
- Süresinde dava açmayı engelleyen, hâkimin takdir ettiği neden (TMK m. 289/3).
- Erginlik
- Çocuk bakımından sürenin başladığı an (TMK m. 289/2).
TMK 289 ne düzenler?
| Konu | Kural | Dayanak |
|---|---|---|
| Koca | Öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl | TMK m. 289/1 |
| Ana | Doğumdan başlayarak en geç bir yıl | TMK m. 289/2 |
| Çocuk | Ergin olduğu tarihten başlayarak en geç bir yıl | TMK m. 289/2 |
| Haklı sebep | Süre, sebebin ortadan kalktığı tarihte başlar | TMK m. 289/3 |
| Niteliği | Hak düşürücü; hâkim res'en gözetir | Yargıtay 2. HD, 2010/19935 K. |
| Öğrenme ölçüsü | Salt şüphe süreyi başlatmaz | Yargıtay 2. HD, 2013/5677 K. |
| Beş yıllık süre | İptal edildi; artık yoktur | AYM, E. 2008/30, K. 2009/96 |
| Anaya dava hakkı | 07.11.2024 tarihinde tanındı | 7531 s. K. m. 10 |
| Haklı sebep örneği | Hastalık, hapis, sonradan öğrenme, uzun yolculuk | Yargıtay HGK, 2004/742 K. |
| Çocuğun yararı | Bu nedenle gecikme de haklı sayılabilir | AYM, E. 2023/167, K. 2024/115 |
| Diğer ilgililer | Ayrı süre rejimine tabidir | TMK m. 291 |
| Mehaz | İsviçre Medenî Kanunu m. 256c | S. Sayısı 723, s. 112 |
TBMM gerekçesine göre madde, soybağının reddi davasının tâbi olduğu süreyi eski Kanun'dan tamamen farklı biçimde yeniden düzenlemekte ve kısmen 743 sayılı Kanun'un 242 ile 246. maddelerini karşılamaktadır. Gerekçe, eski Kanun'daki bir aylık sürenin "davanın dokunduğu menfaatler açısından çok kısa" olduğunu söyleyerek değişikliğin sebebini açıkça ortaya koyar ve onun yerine bir ve beş yıllık iki süre getirildiğini anlatır. Bir yıllık süre kocanın öğrendiği tarihten, beş yıllık süre ise her hâlde doğumdan itibaren işleyecekti; gerekçenin ifadesiyle koca, beş yıl geçtikten sonra bir yıllık süre henüz dolmamış veya işlemeye başlamamış olsa bile dava açamayacaktı. Bu mutlak süre 2009'da iptal edilmiştir. Gerekçe ikinci fıkra bakımından çocuğa erginlikten başlayan bir yıllık süre tanındığını, her iki fıkradaki sürelerin hak düşürücü nitelikte olduğunu ve üçüncü fıkradaki haklı sebep hâlinde bir yıllık sürenin sebebin ortadan kalktığı tarihte işlemeye başlayacağını belirtir; haklı sebebin neler olabileceği fıkrada gösterilmemiş, bu konuda hâkime takdir yetkisi verilmiştir. Tasarının 289. maddesi Adalet Komisyonunun değişiklik listesinde yer almadığından Tasarıdaki hâliyle kabul edilmiştir (S. Sayısı 723, s. 311-314).
Bu sayfadaki en önemli bilgi şudur: maddede yazılı olan her şey bugün yürürlükte değildir. Birinci fıkradaki "her hâlde doğumdan başlayarak beş yıl" ibaresi iptal edilmiştir (AYM, E. 2008/30, K. 2009/96, 25.06.2009); buna rağmen eski kararlara ve hatta bazı güncel dilekçelere dayanılarak "doğumdan beş yıl geçti" gerekçesiyle ret istenmeye devam edilmektedir. Bu gerekçenin dayanağı kalmamıştır (Yargıtay 2. HD, 2013/6628 E., 2013/10518 K., 15.04.2013). İkinci fıkra da 07.11.2024 tarihli 7531 sayılı Kanun'la değişmiş, anaya da dava hakkı ve süre tanınmıştır; 2024'ten önceki kaynaklarda ananın adı geçmez. Bugün geçerli tablo şudur: koca öğrenmeden, ana doğumdan, çocuk erginlikten başlayarak birer yıl içinde dava açar; gecikme haklı bir sebebe dayanıyorsa süre o sebep ortadan kalktığında başlar. Süre hak düşürücü olduğundan taraflar ileri sürmese bile hâkim kendiliğinden gözetir; bu nedenle dava dilekçenizde sürenin başlangıcını en baştan açıklayın ve delillerini gösterin.
Kim, ne zamandan başlayarak bir yıl?
- Koca: Doğumu ve baba olmadığını öğrendiği tarihten (TMK m. 289/1).
- Koca, ikinci ihtimal: Ananın gebe kaldığı sırada başka bir erkekle ilişkisini öğrendiği tarihten.
- Ana: Doğumdan başlayarak en geç bir yıl (TMK m. 289/2).
- Çocuk: Ergin olduğu tarihten başlayarak en geç bir yıl (TMK m. 289/2).
- Diğer ilgililer: Kendi öğrenme anlarından başlayarak bir yıl (TMK m. 291).
- Kayyım: Atama kararının tebliğinden başlayarak bir yıl (TMK m. 291).
Süreyi başlatan "öğrenme" nedir?
- Ölçü: Öğrenme, tam ve eksiksiz bilgi sahibi olmayı gerektirir.
- Yetersiz: Salt şüphe süreyi başlatmaz (Yargıtay 2. HD, 2012/3562 E., 2013/5677 K., 05.03.2013).
- Tipik an: Genetik inceleme raporunun elde edildiği tarih (TMK m. 284).
- Tescil hâli: Çocuğun hanenize sonradan yazıldığını tebligatla öğrenme (Yargıtay 2. HD, 2010/7345 E., 2011/9938 K., 06.06.2011).
- Başlangıç önemi: Haberdar olunmayan bir dönemde süre işletilemez (AYM, Feride Gökvardar, B. No: 2016/72747, 02.12.2020).
- İspat: Öğrenme tarihi delillerle ortaya konur; tanık da dinlenir.
Haklı sebeple gecikme
- Kural: Süre, haklı sebebin ortadan kalktığı tarihte işlemeye başlar (TMK m. 289/3).
- Takdir: Hangi sebebin haklı olduğunu hâkim belirler (S. Sayısı 723, s. 112).
- Örnekler: Ağır hastalık, ayırt etme gücünün geçici kaybı, hapiste bulunma (Yargıtay HGK, 2004/2-554 E., 2004/742 K., 22.12.2004).
- Örnekler: Savaş nedeniyle esaret, uzun süreli yolculuk, durumu sonradan öğrenme.
- Çocuğun yararı: Çocuğun üstün yararı nedeniyle bekleme de haklı sayılabilir (AYM, E. 2023/167, K. 2024/115, 30.05.2024).
- İspat yükü: Haklı sebebi ileri süren taraf ispatlar (Yargıtay 2. HD, 2010/17813 E., 2010/19935 K., 30.11.2010).
İptal edilen beş yıllık süre
- Eski metin: "Her hâlde doğumdan başlayarak beş yıl" ibaresi vardı.
- İptal: Anayasa Mahkemesi bu ibareyi iptal etti (AYM, E. 2008/30, K. 2009/96, 25.06.2009).
- Gerekçe: Hak, daha doğmadan kişinin elinden alınıyordu.
- Sonuç: Soybağının reddi davalarında mutlak süre kalmamıştır (Yargıtay 2. HD, 2013/6628 E., 2013/10518 K., 15.04.2013).
- Uygulama: Kırk yıl sonra açılan dava da esastan incelenebilir (Yargıtay 2. HD, 2011/17066 E., 2012/30244 K., 13.12.2012).
- Kayyım için de: 291. maddedeki beş yıllık süre de iptal edilmiştir (AYM, E. 2013/62, K. 2013/115, 10.10.2013).
Sürenin niteliği ve usul
- Nitelik: Süre hak düşürücüdür; zamanaşımı değildir (S. Sayısı 723, s. 112).
- Res'en gözetme: Taraflar ileri sürmese de hâkim dikkate alır (Yargıtay 2. HD, 2010/17813 E., 2010/19935 K., 30.11.2010).
- Kesilme yok: Hak düşürücü süre kesilmez ve durmaz.
- Kabul yetmez: Karşı tarafın davayı kabulü tek başına sonuç doğurmaz (TMK m. 284).
- Delil: Tanık dinlenmeden eksik incelemeyle karar verilemez (Yargıtay 2. HD, 2010/8060 E., 2010/20946 K., 13.12.2010).
- Yorum: Aşırı şekilcilikten kaçınılır (AYM, Feride Gökvardar, B. No: 2016/72747, 02.12.2020).
Süre geçerse ne olur?
- Sonuç: Dava hakkı düşer; soybağı kesinleşir (TMK m. 285).
- Etki: Soybağının bütün sonuçları sürer: velayet, nafaka, miras.
- Diğer ilgililer: Kocanın süresi geçtikten sonra onların hakkı doğmaz (TMK m. 291).
- DNA raporu: Rapor tek başına kaydı değiştirmez (AYM, Dalga Eda Yıldırım ve Özgün Yıldırım, B. No: 2014/5974, 26.12.2017).
- Kayıt düzeltme: Karine kapsamındaki çocukta bu yol kapalıdır (TMK m. 287).
- Ayrı yol: Karine hiç doğmamışsa kayıt düzeltme davası açılır (TMK m. 287).
Bu maddede dosyayı kaybettiren şey çoğu zaman esas değil, takvimdir. İlk iş olarak üç tarihi yazın: çocuğun doğum tarihi, sizin durumu öğrendiğiniz tarih ve bugünün tarihi. Sonra öğrenme tarihini belgeye bağlayın; en güçlü belgeler genetik inceleme raporu, nüfus müdürlüğünün tebligatı, tebliğ edilen bir mahkeme kararı ya da resmî yazıdır. Yıllardır kuşkulandığınızı anlatmayın; kuşku süreyi başlatmaz, ama karşı taraf bunu sizin aleyhinize kullanmaya çalışır. Bir yıl geçmişse pes etmeyin: gecikmenizin haklı bir sebebe dayandığını ileri sürebilir ve bunu ispatlayabilirsiniz. Hastalık, cezaevinde bulunma, yurt dışında olma, ağır ruhsal durum, çocuğun üstün yararı gereği beklemek gibi sebepler kabul görebilir; bunları hastane raporu, ceza infaz kaydı, giriş çıkış kayıtları gibi belgelerle destekleyin. Doğumun üzerinden beş yıldan çok geçmiş olması başlı başına engel değildir, bu yöndeki savunmaya iptal kararını göstererek cevap verin. Dava dilekçenizde sürenin başlangıcını ve varsa haklı sebebi baştan açıklayın; delil listenize tanık yazmayı ve tanıkların hangi olguyu anlatacağını belirtmeyi unutmayın. Son olarak, elinizde DNA raporu bulunması işinizi bitirmiş sayılmaz; rapor çoğu zaman sürenin başladığı andır, dava açmak için beklemeyin.
Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararları
Aşağıdaki kararlar resmî karar arama sistemlerinden alınmıştır. Her kartta kararın vardığı ilke, olayın özeti, karardan birebir bir alıntı ve kararın uygulamadaki anlamı yer alır. Konuya göre süzmek için düğmeleri kullanabilirsiniz.
Doğumdan başlayan beş yıllık mutlak süre iptal edildi; bir yıllık süre ile haklı sebep kuralı ise Anayasa'ya uygun bulundu
Aile mahkemeleri, önlerindeki soybağının reddi davalarında 289. maddenin Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına vararak iptal istemiyle başvurdu. Başvurularda, doğumdan başlayan beş yıllık sürenin kocanın dava hakkını daha doğmadan ortadan kaldırdığı ileri sürüldü.
“22.11.2001 günlü, 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun 289. maddesinin; 1- Birinci fıkrasında yer alan ''her hâlde doğumdan başlayarak beş yıl'' ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, A. Necmi ÖZLER'in karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA, 2- Birinci fıkrasının kalan kısmı ile üçüncü fıkrasının Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE, 25.6.2009 gününde karar verildi.”
Ne anlama geliyor? Bu karar maddeyi ikiye böler. Beş yıllık mutlak süre artık yoktur; iptal kararı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Mahkemenin gerekçesi açıktır: kişinin genetik-biyolojik kökeni kendisine ait olmayan çocuğu reddetme hakkı en temel haklardan biridir ve doğumdan başlayan mutlak bir süre, bu hakkı daha doğmadan kişinin elinden alarak maddî ve manevî varlığını koruma hakkının özünü zedelemektedir. Buna karşılık öğrenmeden başlayan bir yıllık süre ile haklı sebep kuralı Anayasa'ya uygun bulunmuştur; çünkü bunlar çocuğun soybağının süresiz olarak dava tehdidi altında kalmasını önlemeye yöneliktir. Sonuç olarak bugün tek ölçü öğrenme anıdır; doğumun üzerinden ne kadar geçtiğinin kendi başına bir önemi kalmamıştır.
Bir yıllık süre ve haklı sebep kuralı yeniden denetlendi; haklı sebep, çocuğun üstün yararından kaynaklanan gecikmeyi de kapsar
Aile mahkemeleri bu kez maddenin birinci ve üçüncü fıkralarının özel hayata ve aile hayatına saygı hakkını ihlal ettiğini ileri sürerek iptal istedi. Mahkeme, bir yıllık sürenin makul olduğunu belirledikten sonra haklı sebep kuralının kapsamını yorumladı.
“Üçüncü fıkranın gerekçesinde nelerin haklı sebep olarak kabul edilebileceğinin fıkrada belirtilmediği ve bu hususta hâkime takdir yetkisinin tanındığı ifade edilmiştir. Bu kapsamda kocanın elinde olmayan ya da makul görülebilecek nedenlerle doğumu ve baba olmadığını veya ananın gebe kaldığı sırada başka bir erkekle cinsel ilişkide bulunduğunu öğrendiği tarihten itibaren bir yıl içinde soybağının reddi davasını açamaması durumunda gecikmenin haklı sebebe dayandığının kabul edileceği açıktır. 40. Yine kocanın anılan davayı çocuğun üstün yararının zorunlu kıldığı bir nedenle doğumu ve baba olmadığını veya ananın gebe kaldığı sırada başka bir erkekle cinsel ilişkide bulunduğunu öğrendiği tarihten itibaren bir yıl içinde açmaması hâlinde de haklı sebebe dayanan bir gecikmenin mevcut olduğunun değerlendirilmesi mümkündür.”
Ne anlama geliyor? Bu 2024 tarihli karar, haklı sebebin sınırlarını genişleten iki ölçü verir. Birincisi klasiktir: kocanın elinde olmayan ya da makul görülebilecek bir nedenle davayı süresinde açamaması. İkincisi ve daha yenidir: kocanın davayı çocuğun üstün yararının zorunlu kıldığı bir nedenle açmamış olması da haklı sebep sayılabilir. Bu ikinci ölçü uygulamada çok işe yarar; çocuğun ağır hastalığı, sınav dönemi, ruhsal durumu gibi gerekçelerle davayı bekletmiş bir baba artık bunu dile getirebilir. Kararın bir başka yararı da anayasallık tartışmasını kapatmasıdır: bir yıllık süre ve haklı sebep kuralı yürürlüktedir ve Anayasa'ya uygundur.
Sürenin başlangıcı yorumlanırken aşırı şekilcilikten kaçınılmalı, davayı ayakta tutan yaklaşım benimsenmelidir
Başvurucunun açtığı soybağının reddi davası, bir yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle reddedildi. Mahkeme, sürenin daha önce açılan başka bir davanın tarihinden işlemeye başladığını kabul etmişti; oysa o dava reddedildiğinde süre zaten dolmuş bulunuyordu. Anayasa Mahkemesi özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine karar verdi.
“Bu bağlamda soybağının reddi davası açılması için öngörülen sürenin bu hakkın kullanımını imkânsız kılacak ya da aşırı derecede zorlaştıracak derecede kısa olmaması gerekir. Bunun yanında sürenin başlangıcı olarak kabul edilen olgu da önem taşımaktadır. Bu kapsamda dava açma süresinin hak sahibinin henüz dava hakkının doğduğundan haberdar olmadığı ve somut koşullar çerçevesinde haberdar olduğunun kabulünü haklı kılan nedenlerin de bulunmadığı bir dönemde işlemeye başlaması soy bağının reddi hakkının varlığını anlamsız kılabilir. 57. Öte yandan dava açma süresi öngören kanun hükümleri yorumlanırken sınırlamanın istisna olduğu ilkesi gözetilerek aşırı şekilcilikten kaçınılmalı ve yorum kurallarının imkân verdiği ölçüde davayı ayakta tutma yolunda bir yaklaşım benimsenmelidir. Bununla birlikte sürenin varlık sebebini anlamsız kılma pahasına yorum kurallarının sınırları zorlanarak kanunda öngörülen dava açma süresinin bertaraf edilmesi hukuki istikrarın zedelenmesine neden olabilir. Bu nedenle süreye ilişkin kanun hükümlerinin yorumunda istikrarın sağlanması amacı ile özel hayata saygı hakkının bir görünümü olan kişinin biyolojik babasıyla hukuki bağ kurmasındaki kişisel yarar arasındaki hassas denge gözetilmelidir.”
Ne anlama geliyor? Karar, süre tartışmasında elinizdeki en güçlü dayanaktır. Mahkeme üç şey söyler. Birincisi, sürenin başlangıcı en az uzunluğu kadar önemlidir; hak sahibinin dava hakkının doğduğundan haberdar olmadığı bir dönemde süreyi işletmek, hakkın varlığını anlamsız kılar. İkincisi, süre hükümleri yorumlanırken sınırlamanın istisna olduğu gözetilmeli, aşırı şekilcilikten kaçınılmalı ve yorum kurallarının izin verdiği ölçüde davayı ayakta tutan yaklaşım benimsenmelidir. Üçüncüsü, bu esneklik sınırsız değildir; sürenin varlık sebebini anlamsız kılacak zorlama yorumlar da hukukî istikrarı zedeler. Somut olayda ihlal, mahkemenin ilk dava dilekçesindeki soybağı talebini görmezden gelip davayı dar nitelendirmesinden doğmuştur.
Haklı sebep sayılabilecek hâller: ağır hastalık, ayırt etme gücünün geçici kaybı, hapiste bulunma, baba olmadığını sonradan öğrenme, savaşta esirlik, uzun yolculuk
Dava, doğumdan beş yıl geçtiği gerekçesiyle reddedilmişti. Davacı, çocukla uzun süre görüştürülmediğini, çocuğu icra yoluyla teslim aldıktan sonra yaptırdığı DNA testiyle baba olmadığını yeni öğrendiğini ve gecikmesinin haklı sebebe dayandığını ileri sürdü. Uyuşmazlık, sürelerin geçmesinden sonra haklı sebebe dayanılarak dava açılıp açılamayacağı noktasındaydı.
“Genel Kurul görüşlemelerinde çoğunluk düşüncesi bu hükmün; bir ve beş yıllık sürelerin geçirilmesinden sonra da, bir başka deyişle ilk fıkradaki nisbi ve mutlak sürelerin haklı bir nedenle, örneğin babanın ağır hastalığı, ayırtım gücünü belli bir dönem için yitirmesi, hapiste bulunması, çocuğunun olmasının olanaksızlığını daha sonra öğrenmesi, savaş nedeniyle esir kalması, uzun süreli yolculuğa çıkması ve bunun gibi sebeplerle kaçırılmış olması durumunda da uygulanabileceği, kanun koyucunun bunu amaçladığı son fıkranın konuluş gayesinin bu olduğu yolunda olmuştur.”
Ne anlama geliyor? Bu karar, haklı sebep kuralının hangi durumlarda devreye gireceğini örnekleyerek gösteren temel karardır: ağır hastalık, belirli bir dönem için ayırt etme gücünün yitirilmesi, hapiste bulunma, çocuğunun olmasının olanaksızlığını sonradan öğrenme, savaş nedeniyle esaret, uzun süreli yolculuk. Liste kapalı değildir; hangi sebebin gecikmeyi haklı kıldığını hâkim takdir eder. Kararın verildiği tarihte birinci fıkradaki beş yıllık mutlak süre yürürlükteydi ve Genel Kurul haklı sebep kuralının o süreyi de aşabileceğini kabul etmişti; beş yıllık süre 2009'da iptal edildiğinden bugün tartışma yalnız bir yıllık süre bakımından yürümektedir (AYM, E. 2008/30, K. 2009/96, 25.06.2009).
Koca, çocuk, diğer ilgililer ve kayyım bakımından süreler; haklı sebep kuralı 291. maddedeki süre için de geçerlidir
Uyuşmazlık, açılan davanın nüfus kaydının düzeltilmesi mi yoksa soybağı davası mı olduğu ve görevli mahkemenin hangisi olduğu noktasındaydı. Genel Kurul, iki dava türünü ayırırken soybağının reddi davasının bütün süre rejimini sırasıyla ortaya koydu.
“TMK'nın 289. maddesine göre, koca, soybağının reddi davasını, doğumu ve baba olmadığını veya ananın gebe kaldığı sırada başka bir erkek ile cinsel ilişkide bulunduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl içinde açmak zorundadır. Maddenin 2. fıkrasına göre ise çocuk, ergin olduğu tarihten başlayarak en geç bir yıl içinde soybağının reddi davasını açmalıdır. Diğer ilgililer ise; TMK'nın 291. maddesine göre dava açma süresinin geçmesinden önce kocanın ölmesi veya gaipliğine karar verilmesi ya da sürekli olarak ayırt etme gücünü kaybetmesi hallerinde kocanın altsoyu, anası, babası veya baba olduğunu iddia eden kişi, doğumu ve kocanın ölümünü, sürekli olarak ayırt etme gücünü kaybettiğini veya hakkında gaiplik kararı alındığını öğrenmelerinden başlayarak bir yıl içinde soybağının reddi davasını açabileceği, ergin olmayan çocuğa atanacak kayyımın ise atama kararının kendisine tebliğinden başlayarak bir yıl, her halde doğumdan başlayarak beş yıl içinde soybağının reddi davasını açabileceği düzenlenmiştir. Soybağının reddi davasının süresinde açılamadığı hallerde, gecikme hakimin kabul edeceği haklı bir sebebe dayanıyorsa, bir yıllık süre bu sebebin ortadan kalktığı tarihte işlemeye başlayacaktır.”
Ne anlama geliyor? Bu pasaj, süre rejiminin tamamını tek yerde toplar: koca için öğrenmeden başlayan bir yıl, çocuk için erginlikten başlayan bir yıl, diğer ilgililer için öğrenmeden başlayan bir yıl, kayyım için atama kararının tebliğinden başlayan bir yıl. Genel Kurul ayrıca önemli bir kabulde bulunur: haklı sebep nedeniyle sürenin uzaması yalnız 289. madde bakımından değil, TMK m. 291'deki süre bakımından da geçerlidir. Kararı okurken iki noktayı düzeltin. Kayyım bakımından anılan "her hâlde doğumdan başlayarak beş yıl" ibaresi, bu karardan önce AYM, E. 2013/62, K. 2013/115, 10.10.2013 kararıyla iptal edilmişti; bugün kayyım bakımından da mutlak beş yıllık süre yoktur. İkinci fıkra ise 07.11.2024 tarihli 7531 sayılı Kanun'la değiştirilmiş ve anaya da doğumdan başlayan bir yıllık süre tanınmıştır.
Süre öğrenmeyle başlar; öğrenme tam ve eksiksiz bilgi sahibi olmayı gerektirir, salt şüphe yeterli değildir
Koca tarafından açılan soybağının reddi davası, bir yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle reddedildi. Davacı, sürenin ne zaman başladığının araştırılmadığını ileri sürerek hükmü temyiz etti.
“Yasaya göre, koca soybağının reddi davasını, doğumu ve baba olmadığını veya ananın gebe kaldığı sırada başka bir erkekle cinsel ilişkide bulunduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl içinde açmak zorundadır (TMK. md. 289/1). Görüldüğü gibi, bir yıl hak düşürücü sürenin başlamasında, öğrenme tarihi esas alınmıştır. Öğrenme tam ve eksiksiz bilgi sahibi olunmasını gerektirir. O halde süre sağlam ve güvenilir bilgi ile başlar, salt şüphe yeterli değildir.”
Ne anlama geliyor? Uygulamadaki en kritik cümle budur: süre şüpheyle değil, sağlam ve güvenilir bilgiyle başlar. Yıllardır dedikodu duymuş, kuşku taşımış olmak süreyi başlatmaz; başlatan şey, kocanın baba olmadığını tam ve eksiksiz biçimde öğrenmesidir. Pratikte bu çoğu zaman bir DNA raporunun elde edildiği tarihtir. Daire ayrıca usulî bir yol gösterir: mahkeme, süreyi res'en tespit ediyorum diyerek dosyayı kapatamaz; taraflara delillerini bildirme imkânı tanımalı, gösterdikleri delilleri toplamalı ve davanın süresinde açılıp açılmadığını bu delillerle birlikte değerlendirmelidir.
Hak düşürücü süre taraflarca ileri sürülmese de hâkim tarafından res'en gözetilir; gecikmeyi haklı kılan sebebin ispatı davacıya düşer
Koca, baba olmadığını davadan bir hafta önce öğrendiğini ileri sürerek soybağının reddi davası açtı. Mahkeme, davalı tarafın kabul beyanına dayanarak davayı kabul etti; süre ve genetik inceleme yönünden araştırma yapmadı.
“Bu süre hak düşürücü nitelikte olup, ileri sürülmüş olup olmadığına bakılmaksızın hakim tarafından re'sen gözetilir. Davacı baba olmadığını davadan bir hafta önce öğrendiğini ileri sürerek dava açtığına göre; gecikmeyi haklı kılan sebep bulunup bulunmadığı konusunda ispat yükü davacıya düşer.”
Ne anlama geliyor? İki yönlü bir uyarı. Birincisi davalı taraf içindir: süre hak düşürücü olduğundan taraflar hiç ileri sürmese bile hâkim kendiliğinden gözetir; "karşı taraf süreyi savunma olarak öne sürmedi" demek işe yaramaz. İkincisi davacı taraf içindir: gecikmenin haklı bir sebebe dayandığını ileri sürüyorsanız bunu siz ispatlarsınız; iddia yeterli değildir. Daire ayrıca üçüncü bir noktaya işaret eder: soybağının reddi davasında karşı tarafın davayı kabul etmesi tek başına sonuç doğurmaz; hâkim maddî olguları res'en araştırır ve kan ile genetik bulguları incelemek zorundadır (TMK m. 284).
İptal kararının yürürlüğe girmesiyle soybağının reddi davalarında artık beş yıllık hak düşürücü süre kalmamıştır
Eşler 2003'te boşandı, çocuk boşanmadan sonraki üçyüz gün içinde doğdu ve kocanın hanesine tescil edildi. Koca 2011'de soybağının reddi davası açtı. Mahkeme, doğumdan itibaren beş yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davayı reddetti.
“Türk Medeni Kanununun 289. maddesinin (1.) fıkrasından yer alan "..her halde doğumdan başlayarak beş yıl.." ibaresi Anayasa Mahkemesinin 25.6.2009 tarihli ve 2008/30 esas, 2009/96 karar sayılı kararıyla iptal edilmiş, iptal kararı 7.10.2009 tarihli 27369 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir. İptal kararının yürürlüğe girmesiyle soybağının reddi davalarında artık beş yıllık hak düşürücü süre kalmamıştır.”
Ne anlama geliyor? Doğumdan çok sonra açılan davalarda mahkemelerin hâlâ "beş yıl geçti" gerekçesiyle ret kararı verdiğine rastlanır; bu karar o gerekçenin dayanağının kalmadığını gösterir. Daire, iptalden sonra yapılması gerekeni de tarif eder: dava, birinci fıkradaki bir yıllık öğrenme süresi içinde açılıp açılmadığı bakımından incelenmeli; haklı sebeple gecikme iddia ve ispat edilmişse üçüncü fıkra uyarınca sürenin sebebin ortadan kalktığı tarihten başlayacağı gözetilmeli; taraf delilleri toplanarak dava hakkının düşüp düşmediği saptanmalıdır. Kısacası doğum tarihi değil, öğrenme tarihi tartışılır.
Çocukların kocanın hanesine sonradan tescil edildiği hâlde süre, nüfus müdürlüğünün tebliğiyle öğrenme tarihinden başlar
Eşler 1980'de evlendi, uzun süre fiilen ayrı yaşadıktan sonra 1995'te boşandı. Soybağının reddi istenen çocuklar boşanma dosyasındaki nüfus kayıtlarında hiç görünmüyordu; 1989 ve 1990 doğumlu bu çocuklar, boşanma kesinleştikten ve ana öldükten çok sonra, 2006'da kocanın hanesine tescil edildi. Koca durumu nüfus müdürlüğünün tebligatıyla öğrendi ve kısa süre sonra dava açtı. Mahkeme davayı hak düşürücü süreden reddetti.
“Koca bu çocukların kendisinin nüfusuna kayıt edildiğini nüfus müdürlüğünün tebliği üzerine öğrenmiş ve 22.11.2006 tarihinde bu davayı açmıştır. Öğrenmeden itibaren bir yıllık süre içinde davayı açabilecektir. Açıklanan bu hususlar dikkate alındığında davacı kocanın dava açması için gecikmeyi haklı kılan sebeplerin varlığı ve davanın süresi içinde açıldığının kabulünde zorunluluk vardır.”
Ne anlama geliyor? Bu karar, öğrenme ölçüsünün pratik karşılığını gösterir. Çocuklar on beş yıldan uzun süre önce doğmuştu; ama koca onların kendi hanesine yazıldığını ancak nüfus müdürlüğünün tebligatıyla öğrenebilmişti. Daire, öğrenmeden itibaren bir yıl içinde açılan davayı süresinde saymış, ayrıca gecikmeyi haklı kılan sebeplerin de bulunduğunu kabul etmiştir. Dosyanızda kaydın ne zaman oluştuğu ile sizin bundan ne zaman haberdar edildiğiniz farklıysa, tebligat tarihini belgeleyin; süre tartışmasını bu belge belirler.
Doğumun üzerinden kırk yılı aşkın süre geçmiş olsa da mahkeme gecikmenin haklı sebebe dayanıp dayanmadığını araştırmak zorundadır
Dava, 1966 doğumlu bir kişinin soybağının reddi istemine ilişkindi ve 2011 yılında açıldı. Mahkeme, doğumdan başlayarak beş yıl geçtiği gerekçesiyle davayı reddetti.
“Koca, davayı doğumu ve baba olmadığını veya ananın gebe kaldığı sırada başka bir erkekle cinsel ilişkide bulunduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl içinde açmak zorundadır (TMK m. 289/1). Gecikme haklı bir nedene dayanıyorsa soybağının reddi ile ilgili bir yıllık süre bu sebebin ortadan kalktığı tarihten başlar (TMK m. 289/son). Taraflardan gecikmenin haklı bir nedene dayanıp dayanmadığı konusundaki delilleri sorulup, gösterdikleri takdirde toplanıp sonucu uyarınca karar verilmesi gerekirken; 25.06.2009 tarihinde Anayasa Mahkemesince Anayasaya aykırı olduğu için iptaline karar verilen Türk Medeni Kanununun 289. maddesinin birinci fıkrasında yer alan doğumdan başlayarak beş yıl geçtiğinden bahisle davanın reddi usul ve yasaya aykırıdır.”
Ne anlama geliyor? Kararın değeri, iptalin sonucunu uç bir örnekte göstermesidir: doğumun üzerinden kırk beş yıl geçmiş olması tek başına ret sebebi değildir. Mahkemenin yapması gereken, taraflara gecikmenin haklı bir nedene dayanıp dayanmadığı konusundaki delillerini sormak, gösterdikleri takdirde toplamak ve sonucuna göre karar vermektir. Bu, davanın mutlaka kabul edileceği anlamına gelmez; yalnız doğum tarihine bakarak kapı kapatılamayacağı anlamına gelir. Süre tartışması artık öğrenme ve haklı sebep üzerinden yürür.
Haklı sebep araştırmasında taraf tanıkları dinlenmeden eksik incelemeyle karar verilemez
Dava, 1987 doğumlu bir çocuğun soybağının reddi istemine ilişkindi ve 2001'de açıldı. Taraflar delil listelerinde tanık deliline de dayanmış, bu delilden açıkça vazgeçmemişti; mahkeme tanıkları dinlemeden karar verdi.
“Taraflardan gecikmenin haklı bir nedene dayanıp dayanmadığı konusundaki delilleri sorulup, gösterdikleri takdirde toplanıp sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Taraflar delil listesinde tanık deliline de dayanmışlardır. Bu tanıkların dinlenilmelerinden açıkça vazgeçilmemiştir. Tarafların gösterdikleri tanıkların usulüne uygun olarak çağrılıp dinlenilmeleri gerekirken, bu yön gözetilmeden eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.”
Ne anlama geliyor? Süre tartışması bir delil meselesidir ve tanık delili bu tartışmanın merkezinde yer alır; çünkü öğrenmenin ne zaman gerçekleştiği çoğu zaman yazılı belgeye bağlanamaz. Delil listenize tanık yazdıysanız ve bundan açıkça vazgeçmediyseniz mahkeme onları dinlemek zorundadır. Uygulamada bu, dosyanın kaderini belirler: tanık dinlenmeden verilen ret kararları istinaf ve temyizde eksik inceleme nedeniyle kaldırılmaktadır. Delil listenizi verirken tanıkların hangi olguyu anlatacağını da açıkça yazın.
Elde DNA raporu bulunması nüfus kaydındaki babalığı tek başına değiştirmez; soybağının reddi kararının kesinleşmesi gerekir
Evlilik birliği içinde doğan çocuk kocanın hanesine kaydedildi. Boşanma davası açıldıktan sonra çocuğa kayyım atandı ve soybağının reddi davası açıldı; Adli Tıp Kurumu raporuyla kayden baba görünen kişinin biyolojik baba olmadığı belirlendi. Başvurucular, rapora rağmen çocukla o kişi arasında kişisel ilişki kurulmasından yakındı.
“Bunun için 4721 sayılı Kanun'un 286. ve devamı maddeleri çerçevesinde soy bağının reddi davası açılması ve bu davanın kabulüne ilişkin kararın kesinleşmesi gerekmektedir (bkz. §§ 38, 39). Anayasa Mahkemesinin bu davalarda uygulanan hak düşürücü süreye ilişkin kısmi iptal kararında da değindiği üzere kişinin genetik babasıyla nesep ilişkisi kurabilmesi maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkının bir gereğidir (bkz. § 40).”
Ne anlama geliyor? Bu karar süreyle ilgili en yaygın yanlış anlamayı düzeltir: elinizde DNA raporu olması hukukî durumu kendiliğinden değiştirmez. Rapor yalnız bir delildir; nüfustaki babalığın son bulması için soybağının reddi davasının açılması ve kabul kararının kesinleşmesi gerekir. Bunun süre bakımından sonucu şudur: rapor eline geçen kişi, "nasıl olsa rapor var" diyerek beklememelidir; çoğu dosyada bir yıllık süre tam da o raporun alındığı tarihte işlemeye başlar. Mahkeme ayrıca, kişinin genetik babasıyla nesep ilişkisi kurabilmesinin maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkının bir gereği olduğunu vurgulamıştır.
Madde gerekçesi
Madde 289- Madde soybağının reddi davasının tâbi olduğu süreyi, yürürlükteki Kanundan tamamen farklı bir şekilde yeniden düzenlemekte ve kısmen yürürlükteki Kanunun 242 ve 246 ncı maddelerini karşılamaktadır. Maddede İsviçre Medenî Kanununun 256c maddesi hükmüne paralel bir düzenleme getirilmiştir. Birinci fıkrada, yürürlükteki Kanunun 242 nci maddesinde yer alan ve davanın dokunduğu menfaatler açısından çok kısa bir süre olan bir aylık süre yerine ve 1984 tarihli Öntasarının 224 üncü maddesindeki altı aylık süreden de farklı olarak, bir ve beş yıllık iki süre düzenlenmiştir. Bir yıllık süre kocanın, doğumu ve baba olmadığını veya ananın gebe kaldığı sırada başka bir erkek ile cinsel ilişkide bulunduğunu öğrendiği tarihten itibaren işlemeye başlamaktadır. Beş yıllık süre ise, her hâlde doğumdan itibaren işlemeye başlayacak olan bir süredir. Böylece koca, beş yıllık süre geçtikten sonra, bir yıllık süre henüz dolmamış yahut işlemeye başlamamış olsa bile, soybağının reddi davası açamayacaktır. İkinci fıkrada, çocuğun dava hakkının tâbi olduğu süre, çocuğa dava hakkı tanıyan 1984 tarihli Öntasarının 227 nci maddesinin dördüncü fıkrası hükmünden de farklı bir şekilde hükme bağlanmıştır. Buna göre çocuk, ergin olduğu tarihten başlayarak en geç bir yıl dava açmak zorundadır. Hem birinci ve hem de ikinci fıkrada düzenlenen süreler, hak düşürücü sürelerdir. Üçüncü fıkrada ise, dava açmadaki gecikmenin haklı bir sebebe dayanması hâlinde, bir yıllık hak düşürücü sürenin bu sebebin ortadan kalktığı tarihte işlemeye başlayacağı hükme bağlanmıştır. Haklı sebebin neler olabileceği fıkrada belirtilmemiş, herhangi bir olayın haklı sebep oluşturup oluşturmadığını belirleme konusunda hâkime takdir yetkisi verilmiştir.
Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), s. 112Gerekçeyi bugün okurken üç düzeltme yapmak gerekir. Birincisi, gerekçenin uzun uzun anlattığı beş yıllık mutlak süre yürürlükte değildir; bu ibare 2009'da iptal edilmiştir (AYM, E. 2008/30, K. 2009/96, 25.06.2009). Gerekçedeki "koca, beş yıllık süre geçtikten sonra, bir yıllık süre henüz dolmamış yahut işlemeye başlamamış olsa bile soybağının reddi davası açamayacaktır" cümlesi artık kanunun değil, tarihin bir kaydıdır. İkincisi, ikinci fıkra 07.11.2024 tarihli 7531 sayılı Kanun'la değiştirilmiş ve anaya da dava hakkı tanınmıştır; gerekçe yalnız çocuktan söz ettiği için bu yönüyle eksiktir (TMK m. 286). Üçüncüsü, gerekçe üçüncü fıkrayı yalnız bir yıllık süreyle bağlantılı olarak anlatır; oysa haklı sebep kuralının beş yıllık mutlak süreyi de aşabileceği kabul edilmiş (Yargıtay HGK, 2004/2-554 E., 2004/742 K., 22.12.2004), haklı sebebin kapsamı da çocuğun üstün yararını içerecek biçimde yorumlanmıştır (AYM, E. 2023/167, K. 2024/115, 30.05.2024). Bu düzeltmeler bir yana, gerekçenin bugün de geçerli olan iki katkısı vardır: sürelerin hak düşürücü nitelikte olduğunu açıkça söylemesi ve haklı sebebin neler olabileceğini bilinçli olarak saymayıp hâkimin takdirine bırakması. Tasarının 289. maddesi Adalet Komisyonunun değişiklik listesinde yer almadığından Tasarıdaki hâliyle kabul edilmiştir (S. Sayısı 723, s. 311-314).
743 sayılı eski Medeni Kanun'daki karşılığı
Eski Kanun süreyi iki maddeye bölmüştü ve bugünkü düzenlemeye göre çok daha serttir. 242. maddeye göre koca, çocuğun doğduğunu öğrendiği günden itibaren bir ay içinde çocuğu reddedebilirdi. 246. madde ise kocanın çocuğu açıkça veya zımnen tanıması ya da sürenin geçmesi hâlinde ret davası açamayacağını söylüyor, buna iki istisna getiriyordu: koca tanıma veya süresinde reddetmeme konusunda iğfal edildiğini ileri sürüp ispatlarsa, iğfali öğrendiği tarihten itibaren yeniden bir aylık süre işlemeye başlardı; ayrıca davanın süresinde açılmaması muhik bir sebepten ileri gelmişse sürenin geçmesine bakılmaksızın dava dinlenirdi. Yeni Kanun bu üç aşamalı yapıyı sadeleştirmiş, bir aylık süreyi bir yıla çıkarmış, iğfal hâlini haklı sebep kavramının içine almış ve sürenin başlangıcını doğuma değil öğrenmeye bağlamıştır.
Madde 242 – Koca, doğduğuna muttali olduğu günden itibaren bir ay içinde çocuğu reddedebilir. Ret davası, çocuk ile anası aleyhine ikame olunur. Madde 246 – Koca, sarahaten veya delaleten çocuğu tanıdıktan yahut bu bapta muayyen müddet geçtikten sonra, ret davası edemez. Şukadar ki çocuğu tanımak veya müddetinde reddetmemek hususunda iğfal olunduğunu iddia ve ispat edebilir. Bu hallerde, iğfale ıttıla tarihinden itibaren ret için, yeniden bir aylık müddet başlar. Kezalik ret davasının müddeti içinde ikame edilmemesi muhik bir sebepten ileri gelmiş ise müddetin geçmesine bakılmaksızın dava mesmu olur.
743 sayılı Kanun, mevzuat.gov.tr| 743 sayılı Kanun m. 242 ve 246 | 4721 sayılı Kanun m. 289 | |
|---|---|---|
| Kocanın süresi | Doğumu öğrenmeden bir ay | Öğrenmeden bir yıl |
| Sürenin başlangıcı | Doğumdan haberdar olma | Baba olmadığını öğrenme |
| Çocuğun süresi | Yok; çocuğun dava hakkı yoktu | Erginlikten bir yıl |
| Ananın süresi | Yok | Doğumdan bir yıl (2024'ten beri) |
| Mutlak süre | Yok | Beş yıl; 2009'da iptal edildi |
| Esneklik | İğfal ve muhik sebep | Haklı sebep |
Değişiklik geçmişi
| Tarih | Gelişme | Dayanak |
|---|---|---|
| 01.01.2002 | Madde yürürlüğe girdi; bir ve beş yıllık süreler | 4721 s. K. |
| 25.06.2009 | "Her hâlde doğumdan başlayarak beş yıl" ibaresi iptal edildi | AYM, E. 2008/30, K. 2009/96, 25.06.2009 |
| 07.11.2024 | İkinci fıkrada "Çocuk," ibaresi "Ana doğumdan, çocuk ise" oldu | 7531 s. K. m. 10 |
İki değişiklik de maddeyi genişletme yönündedir. 2009 iptali, doğumdan başlayan mutlak süreyi kaldırarak dava hakkını zaman bakımından sınırsız hâle getirmiş; tek ölçü olarak öğrenme anını bırakmıştır. 2024 değişikliği ise anaya dava hakkı tanıyan düzenlemenin süre ayağını tamamlamıştır: ana, doğumdan başlayarak en geç bir yıl içinde dava açmak zorundadır. Bu değişikliğin arkasında, ananın kendi hakkını ileri sürebilmesi için çocuğa kayyım atanmasının yeterli olmadığını belirten AYM, E. 2023/37, K. 2023/140, 26.07.2023 kararı bulunmaktadır (TMK m. 286).
İlgili maddeler
- TMK m. 282: Genel olarak soybağının kurulması.
- TMK m. 283: Soybağı davalarında yetki.
- TMK m. 284: Soybağı davalarında yargılama usulü.
- TMK m. 285: Babalık karinesi.
- TMK m. 286: Soybağının reddi davasında dava hakkı.
- TMK m. 287: Evlilik içinde ana rahmine düşme ve ispat.
- TMK m. 288: Evlenmeden önce veya ayrı yaşarken ana rahmine düşme.
- TMK m. 291: Diğer ilgililerin dava hakkı ve süreleri.
- TMK m. 294: Sonradan evlenmede itiraz ve iptal.
- TMK m. 301: Babalık davası.
Sürenin ne zaman başladığını ve gecikmenin haklı bir sebebe dayanıp dayanmadığını değerlendirmek için boşanma avukatı sayfasındaki iletişim bilgilerinden bana ulaşabilirsiniz.
Sık sorulan sorular
TMK 289 ne diyor?
Soybağının reddi davasının hangi süre içinde açılacağını düzenler; kural bir yıldır.
Kocanın süresi ne zaman başlar?
Doğumu ve baba olmadığını veya ananın başka bir erkekle ilişkisini öğrendiği tarihte (TMK m. 289/1).
Ananın süresi ne zaman başlar?
Doğumdan başlayarak en geç bir yıl (TMK m. 289/2).
Ana ne zamandan beri dava açabiliyor?
07.11.2024 tarihli 7531 sayılı Kanun'dan beri (TMK m. 286).
Çocuğun süresi ne zaman başlar?
Ergin olduğu tarihten başlayarak en geç bir yıl (TMK m. 289/2).
"Öğrenme" ne demek?
Tam ve eksiksiz bilgi sahibi olmak; salt şüphe yetmez (Yargıtay 2. HD, 2012/3562 E., 2013/5677 K., 05.03.2013).
Yıllardır şüpheleniyordum, süre o zaman mı başladı?
Hayır; süre sağlam ve güvenilir bilgiyle başlar.
DNA raporu aldım, süre başlar mı?
Çoğu dosyada evet; rapor tarihi öğrenme tarihi kabul edilir.
Doğumdan beş yıl geçtiyse dava açılamaz mı?
Açılabilir; beş yıllık süre iptal edilmiştir (AYM, E. 2008/30, K. 2009/96, 25.06.2009).
Çocuk kırk yaşındaysa yine açılabilir mi?
Öğrenme ve haklı sebep koşulları varsa evet (Yargıtay 2. HD, 2011/17066 E., 2012/30244 K., 13.12.2012).
Haklı sebep ne demektir?
Süresinde dava açmayı engelleyen ve hâkimin kabul ettiği nedendir (TMK m. 289/3).
Hangi sebepler haklı sayılır?
Ağır hastalık, hapiste bulunma, esaret, uzun yolculuk, durumu sonradan öğrenme (Yargıtay HGK, 2004/2-554 E., 2004/742 K., 22.12.2004).
Çocuğun durumu nedeniyle beklemek haklı sebep midir?
Olabilir; çocuğun üstün yararı gözetilir (AYM, E. 2023/167, K. 2024/115, 30.05.2024).
Haklı sebebi kim ispatlar?
İleri süren taraf (Yargıtay 2. HD, 2010/17813 E., 2010/19935 K., 30.11.2010).
Bu süre zamanaşımı mıdır?
Hayır; hak düşürücü süredir (S. Sayısı 723, s. 112).
Aradaki fark nedir?
Hak düşürücü süre kesilmez, durmaz ve hâkim tarafından res'en gözetilir.
Karşı taraf süreyi ileri sürmezse ne olur?
Yine de dikkate alınır (Yargıtay 2. HD, 2010/17813 E., 2010/19935 K., 30.11.2010).
Karşı taraf davayı kabul ederse dava kabul edilir mi?
Hayır; hâkim maddî olguları res'en araştırır (TMK m. 284).
Süre tartışmasında tanık dinlenir mi?
Evet; tanık dinlenmeden eksik incelemeyle karar verilemez (Yargıtay 2. HD, 2010/8060 E., 2010/20946 K., 13.12.2010).
Mahkeme süreyi çok katı yorumlarsa ne yapılır?
Aşırı şekilcilik yasağı ileri sürülür (AYM, Feride Gökvardar, B. No: 2016/72747, 02.12.2020).
Nüfus kaydını sonradan öğrendim, süre ne zaman başlar?
Tebligatla öğrendiğiniz tarihte (Yargıtay 2. HD, 2010/7345 E., 2011/9938 K., 06.06.2011).
Süre geçerse ne olur?
Dava hakkı düşer; soybağı ve bütün sonuçları devam eder.
Kocanın süresi geçtikten sonra mirasçıları dava açabilir mi?
Hayır; onların hakkı ancak süre dolmadan önceki ölüm hâlinde doğar (TMK m. 291).
Kayyımın süresi nedir?
Atama kararının tebliğinden başlayarak bir yıl (TMK m. 291).
Elimde DNA raporu var, beklesem olur mu?
Hayır; rapor tek başına kaydı değiştirmez (AYM, Dalga Eda Yıldırım ve Özgün Yıldırım, B. No: 2014/5974, 26.12.2017).
Eski Kanun'da süre neydi?
Doğumu öğrenmeden itibaren bir ay; 743 sayılı Kanun'un 242. maddesi.
Kaynaklar ve Mevzuat
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 282, 283, 284, 285, 286, 287, 288, 289, 291, 294, 301
- 7531 sayılı Kanun m. 10 (07.11.2024)
- 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi m. 242, 246
- 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun m. 4
- Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), m. 289 gerekçesi s. 112, Komisyon değişiklik listesi s. 311-314
- Anayasa Mahkemesi, Feride Gökvardar, B. No: 2016/72747, 02.12.2020
- Anayasa Mahkemesi, Dalga Eda Yıldırım ve Özgün Yıldırım, B. No: 2014/5974, 26.12.2017
- Anayasa Mahkemesi, E. 2023/167, K. 2024/115, 30.05.2024
- Anayasa Mahkemesi, E. 2023/37, K. 2023/140, 26.07.2023
- Anayasa Mahkemesi, E. 2013/62, K. 2013/115, 10.10.2013
- Anayasa Mahkemesi, E. 2008/30, K. 2009/96, 25.06.2009
- Yargıtay HGK, 2014/717 E., 2016/503 K., 13.04.2016
- Yargıtay HGK, 2004/2-554 E., 2004/742 K., 22.12.2004
- Yargıtay 2. HD, 2013/6628 E., 2013/10518 K., 15.04.2013
- Yargıtay 2. HD, 2012/3562 E., 2013/5677 K., 05.03.2013
- Yargıtay 2. HD, 2011/17066 E., 2012/30244 K., 13.12.2012
- Yargıtay 2. HD, 2010/7345 E., 2011/9938 K., 06.06.2011
- Yargıtay 2. HD, 2010/8060 E., 2010/20946 K., 13.12.2010
- Yargıtay 2. HD, 2010/17813 E., 2010/19935 K., 30.11.2010
