Türk Medeni Kanunu · Kayyımlık ve Yasal Danışmanlık

TMK Madde 427: Yönetim Kayyımı (Kanun Gereği)

Türk Medeni Kanunu'nun 427. maddesine göre vesayet makamı, yönetimi kimseye ait olmayan mallar için gereken önlemleri alır ve maddede sayılan hâllerde bir yönetim kayyımı atar. Bu sayfada yönetim kayyımı atanmasını gerektiren beş hâli, 3561 sayılı Kanun'la ilişkisini, tüzel kişilerde organ yokluğunu, görevli ve yetkili mahkemeyi, Adalet Komisyonunun yaptığı değişikliği, madde gerekçesini, eski Kanun'daki karşılığını ve Yargıtay kararlarını bulacaksınız.

Av. Aydın AydarAv. Aydın AydarHazırlayan · Boşanma avukatı 10 yüksek mahkeme kararı Güncelleme: 26 Eylül 2026
Resmî metin4721 sayılı Türk Medeni Kanunu

İkinci Kitap: Aile Hukuku › Üçüncü Kısım: Vesayet › Birinci Bölüm: Vesayet Düzeni › Beşinci Ayırım: Kayyımlık ve Yasal Danışmanlık › A. Kayyımlığı gerektiren hâller › II. Yönetim

1. Kanun gereği

Madde 427

  1. (1)Vesayet makamı, yönetimi kimseye ait olmayan mallar için gereken önlemleri alır ve özellikle aşağıdaki hâllerde bir yönetim kayyımı atar:
    • 1. Bir kimse uzun süreden beri bulunamaz ve oturduğu yer de bilinemezse,
    • 2. Vesayet altına alınması için yeterli bir sebep bulunmamakla beraber, bir kişi malvarlığını kendi başına yönetmek veya bunun için temsilci atamak gücünden yoksunsa,
    • 3. Bir terekede mirasçılık hakları henüz belli değilse veya ceninin menfaatleri gerekli kılarsa,
    • 4. Bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa,
    • 5. Bir hayır işi veya genel yarar amacı güden başka bir iş için halktan toplanan para ve sair yardımı yönetme veya harcama yolu sağlanamamışsa.
Yürürlük: 01.01.2002 · Yürürlüğe girdiğinden beri değişmedimevzuat.gov.tr

Fıkra numaraları atıf kolaylığı için eklenmiştir; metin, mevzuat.gov.tr'deki güncel resmî metinle aynıdır.

Bu sayfada
  1. Madde metni
  2. TMK 427 ne düzenler?
  3. Yönetim kayyımlığının konusu
  4. Uzun süreden beri bulunamayan kişi ve tereke
  5. 3561 sayılı Kanun ve Hazinenin menfaati
  6. Tüzel kişinin organ yokluğu
  7. Görev, yetki ve kanun yolu
  8. Yargıtay kararları
  9. Madde gerekçesi
  10. 743 sayılı eski Medeni Kanun'daki karşılığı
  11. Değişiklik geçmişi
  12. İlgili maddeler
  13. Sık sorulan sorular
Kısaca

TMK 427, yönetim kayyımlığını düzenler. Vesayet makamı, yönetimi kimseye ait olmayan mallar için gereken önlemleri alır ve özellikle beş hâlde bir yönetim kayyımı atar: bir kimse uzun süreden beri bulunamaz ve oturduğu yer de bilinemezse; vesayet için yeterli sebep bulunmamakla beraber bir kişi malvarlığını kendi başına yönetemiyor ve bunun için temsilci de atayamıyorsa; bir terekede mirasçılık hakları henüz belli değilse veya ceninin menfaatleri gerektiriyorsa; bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa; halktan toplanan para ve yardımı yönetme veya harcama yolu sağlanamamışsa. Temsil kayyımı belirli bir işte kişiyi temsil ederken yönetim kayyımı malvarlığını yönetir. Yargıtay, seçilmiş yönetim kurulu bulunan şirkette organ yokluğundan söz edilemeyeceğini belirtmiştir (Yargıtay 11. HD, 2016/7714 E., 2018/1804 K., 08.03.2018). Tasarıdaki "zorunlu yönetimden yoksun bulunan mallar" ifadesi, Adalet Komisyonunca eski Kanun'la paralellik sağlamak amacıyla "yönetimi kimseye ait olmayan mallar" olarak değiştirilmiştir.

Yönetim kayyımı
Yönetimi kimseye ait olmayan malların yönetimi için vesayet makamınca atanan kayyım.
Temsil kayyımı
Belirli bir işte bir kişiyi temsil etmek üzere atanan kayyım (TMK m. 426).
Tereke
Ölen kişinin geride bıraktığı malvarlığı.
Cenin
Ana rahmindeki çocuk.
Organ yokluğu
Tüzel kişinin kanunen bulunması gereken yönetim veya temsil organından yoksun kalması.
Mal memuru
3561 sayılı Kanun'a göre Hazinenin hak ve menfaati bulunan hâllerde yönetim kayyımı olarak atanan mahallin en büyük mal memuru.

TMK 427 ne düzenler?

KonuKuralDayanak
Atayan makamVesayet makamıTMK m. 427
Genel görevYönetimi kimseye ait olmayan mallar için gereken önlemleri almakTMK m. 427
Birinci hâlUzun süreden beri bulunamayan ve oturduğu yer bilinmeyen kişiTMK m. 427/1
İkinci hâlMalvarlığını kendi başına yönetemeyen ve temsilci atayamayan kişiTMK m. 427/2
Üçüncü hâlMirasçılık hakları belli olmayan tereke, ceninin menfaatiTMK m. 427/3
Dördüncü hâlGerekli organlardan yoksun kalan tüzel kişiTMK m. 427/4
Beşinci hâlHalktan toplanan para ve yardımın yönetimiTMK m. 427/5
Hazinenin menfaatiMal memurunun yönetim kayyımı atanması3561 s. K. m. 2
YetkiMalvarlığının büyük bölümünün yönetildiği veya malların bulunduğu yerTMK m. 430
Sona ermeSebebin ortadan kalkması veya görevden almaTMK m. 477
Kaynak743 m. 377Gerekçe, s. 143-144

TBMM gerekçesine göre madde eski Kanun'un 377. maddesini karşılamaktadır. Gerekçe, eski maddedeki "idaresi kimseye ait olmayan mallar" ifadesi yerine İsviçre Medeni Kanunu'nun 393. maddesindeki "zorunlu yönetimden yoksun mallar" deyiminin daha isabetli bulunarak Tasarıya alındığını açıklar. Birinci bentte gaiplik kurumuyla karıştırılmaması için "gaip" sözcüğü yerine "uzun süreden beri bulunamaz ve oturduğu yer de bilinemez" ifadesi kullanılmış; ikinci bentte "vekil" yerine "temsilci" sözcüğü tercih edilmiş; üçüncü bent kaynak Kanun'a uygun olarak yeniden yazılmış; dördüncü bent bir kısım tüzel kişilerin sayılması yerine bütün tüzel kişileri kapsayacak biçimde kaleme alınmıştır. Beşinci bent, gerekçeye göre 2860 sayılı Yardım Toplama Kanunu'ndaki özel hükümlerin bulunmadığı hâller düşünülerek korunmuştur. Adalet Komisyonu ise maddenin birinci fıkrasını eski Kanun'un 377. maddesinin birinci fıkrasıyla paralellik sağlamak amacıyla değiştirmiş; kanunlaşan metinde "yönetimi kimseye ait olmayan mallar" ifadesi yer almıştır (S. Sayısı 723, s. 315).

Dikkat

Bu maddede dikkat edilecek ilk nokta, yönetim kayyımının kişiyi belirli bir işte temsil etmek için değil, malvarlığını yönetmek için atanmasıdır. İkinci nokta, 3561 sayılı Kanun'un, maddenin uygulandığı bazı hâllerde Hazinenin hak ve menfaati bulunuyorsa mahallin en büyük mal memurunun yönetim kayyımı olarak atanmasını öngörmesidir. Üçüncü nokta, tüzel kişiye yönetim kayyımı atanabilmesi için organın gerçekten bulunmaması ve yönetimin başka yoldan sağlanamamasıdır; yönetim kurulu üyeleri arasındaki çekişme bu koşulu tek başına karşılamaz (Yargıtay 11. HD, 2016/7714 E., 2018/1804 K., 08.03.2018).

Yönetim kayyımlığının konusu

  • Konu: Yönetimi kimseye ait olmayan mallar.
  • Vesayet makamı: Gereken önlemleri alır, sayılan hâllerde yönetim kayyımı atar.
  • Temsil kayyımından farkı: Yönetim kayyımı malvarlığını yönetir.

Kayyım, belirli işleri görmek veya malvarlığını yönetmek için atanır (TMK m. 403). 427. madde, bu ikinci amaca hizmet eden yönetim kayyımlığını düzenler. Madde, vesayet makamının yönetimi kimseye ait olmayan mallar için gereken önlemleri alacağını genel olarak belirttikten sonra yönetim kayyımı atanacak hâlleri "özellikle" sözcüğüyle sayar. Temsil kayyımlığı (TMK m. 426) kişinin belirli bir işte temsiline yönelikken yönetim kayyımlığı malvarlığının korunmasını ve yönetilmesini amaçlar; isteğe bağlı kısıtlama sebeplerinden biri bulunan ergin kişiye ise kendi isteği üzerine kayyım atanabilir (TMK m. 428).

Yönetim kayyımlığı, malikleri belli olan bir malın paydaşları arasındaki anlaşmazlıkları çözme aracı değildir. Yargıtay, yarı yarıya paydaş olan iki kişi arasında taşınmazın kullanımı ve gelirlerinin paylaşımından doğan uyuşmazlığın 426 ve 427. maddelerde sayılan kayyım atanması sebeplerinden olmadığını belirtmiştir (Yargıtay 18. HD, 2015/4463 E., 2015/17620 K., 01.12.2015).

Uzun süreden beri bulunamayan kişi ve tereke

  • Bulunamayan kişi: Uzun süreden beri bulunamaz ve oturduğu yer de bilinemez.
  • Tereke: Mirasçılık hakları henüz belli değildir.
  • Cenin: Menfaatleri yönetim kayyımını gerektirir.

Maddenin ilk bendi, uzun süreden beri bulunamayan ve oturduğu yer de bilinmeyen kişinin malları için yönetim kayyımı atanmasını öngörür. Gerekçeye göre bu ifade, "gaip" sözcüğünün gaiplik kurumuyla karıştırılmasını önlemek için seçilmiştir. Yargıtay, kamulaştırılacak taşınmazın maliklerinin kim oldukları ve nerede bulundukları tespit edilemediğinde istemin 427. madde kapsamında yönetim kayyımı atanmasına ilişkin olduğunu, malikin kim ve nerede olduğunun bilinmemesinin 426. maddede sayılan temsil kayyımlığı sebeplerinden olmadığını oy çokluğuyla kabul etmiştir (Yargıtay 8. HD, 2017/2817 E., 2017/12259 K., 05.10.2017). Uzun zamandır haber alınamayan paydaşın payı için istenen kayyım da yönetim kayyımlığı olarak nitelendirilmiştir (Yargıtay 17. HD, 2014/20485 E., 2014/18998 K., 18.12.2014). Buna karşılık ortaklığın giderilmesi davası nedeniyle kimliği belirlenemeyen paydaş için 426. maddeye göre temsil kayyımı atanması gerektiğini belirten kararlar da vardır (Yargıtay 18. HD, 2016/7692 E., 2016/8514 K., 26.05.2016).

Üçüncü bent, mirasçılık hakları henüz belli olmayan terekenin ve ceninin menfaatlerinin korunmasına yöneliktir. Yargıtay, tapuda ölü olarak kayıtlı malikin mirasçıları araştırmaya rağmen belirlenemediğinde terekede mirasçılık haklarının belli olmadığını, mirasçısı belli olmayan tereke malı üzerinde Hazinenin hak ve menfaati bulunduğunu ve kayyım atanması gerektiğini kabul etmiştir (Yargıtay 2. HD, 2011/23262 E., 2012/20955 K., 12.09.2012; Yargıtay 2. HD, 2012/796 E., 2012/2917 K., 16.02.2012). Tapu malikinin tek mirasçısı olduğunu ileri süren kişinin mirasçılık belgesi davası derdestken de terekedeki mirasçılık hakları henüz belli olmadığından yönetim kayyımı atanması gerektiği belirtilmiştir (Yargıtay 2. HD, 2009/957 E., 2009/10384 K., 01.06.2009).

3561 sayılı Kanun ve Hazinenin menfaati

  • Hâller: Uzun süreden beri bulunamama, oturduğu yerin bilinmemesi, sağ olup olmadığı ispatlanamayan mirasçının payı.
  • Araştırma: Vesayet makamı Hazinenin hak ve menfaatini mal memurluğundan sorar.
  • Sonuç: Menfaat varsa mahallin en büyük mal memuru yönetim kayyımı olur.

3561 sayılı Mal Memurlarının Kayyım Tayin Edilmesine Dair Kanun, 427. maddeye göre bir kimsenin uzun süreden beri bulunamaması, oturduğu yerin bilinmemesi ya da ortada bulunmayan ve miras açıldığında sağ olup olmadığı ispatlanamayan mirasçının payının resmen yönetilmesi amacıyla kayyım atanmasını gerektiren hâllerde, vesayet makamının bu kişilerin malları üzerinde Hazinenin hak ve menfaati bulunup bulunmadığını mahallin en büyük mal memurluğundan araştırmasını öngörür. Hazinenin hak ve menfaati bulunduğu anlaşılırsa mahallin en büyük mal memuru yönetim kayyımı olarak atanır.

Yargıtay, bu tür istemlerde mahkemenin kayyım adayının beyanlarıyla yetinmeden tapu kaydının ilk tesisinden itibaren bütün tedavüllerini, vergi ve nüfus kayıtlarını getirterek malikle irtibatı araştırması gerektiğini belirtmiştir (Yargıtay 8. HD, 2017/2817 E., 2017/12259 K., 05.10.2017). Kayyımlığın kaldırılması istemlerinde de re'sen araştırma ilkesi geçerlidir; tapuda malik görünen kişi ile mirasçılık belgesindeki murisin aynı kişi olup olmadığı kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirlenmelidir (Yargıtay 8. HD, 2018/1084 E., 2018/9722 K., 20.03.2018; Yargıtay 8. HD, 2017/17108 E., 2018/9393 K., 15.03.2018). Yönetim kayyımlığı, kayyımın atanmasını gerektiren sebebin ortadan kalkması veya kayyımın görevden alınmasıyla sona erer (TMK m. 477).

Tüzel kişinin organ yokluğu

  • Koşul: Gerekli organların bulunmaması ve yönetimin başka yoldan sağlanamaması.
  • Kapsam: Gerekçeye göre bütün tüzel kişiler.
  • Sınır: Seçilmiş organ varsa organ yokluğu yoktur.

Dördüncü bent, bir tüzel kişinin gerekli organlardan yoksun kalması ve yönetiminin başka yoldan sağlanamaması hâlinde yönetim kayyımı atanmasını öngörür. Gerekçeye göre bent, eski Kanun'daki gibi bir kısım tüzel kişileri saymak yerine bütün tüzel kişileri kapsayacak şekilde kaleme alınmıştır. Yargıtay, yönetim kayyımı atanabilmesi için şirketin yönetim kurulunun bir şekilde oluşturulmasının mümkün olmaması ve bu boşluğun başka hukuki yollarla giderilmemiş olması gerektiğini, seçilmiş yönetim kurulu bulunan şirkette üyeler arasındaki çekişmenin organ yokluğu sayılamayacağını belirtmiştir (Yargıtay 11. HD, 2016/7714 E., 2018/1804 K., 08.03.2018). Müdürü ölen ve ortaklarının mirasçıları mirası reddeden şirkete ise, görülmekte olan davada taraf teşkilinin sağlanması için kayyım atanması gerektiği kabul edilmiştir (Yargıtay 13. HD, 2019/4225 E., 2019/9155 K., 30.09.2019).

Yönetim kurulu genel kurulu toplantıya çağırmazsa üyelerden birinin başvurusu üzerine sulh hâkiminin üç üyeyi genel kurulu toplantıya çağırmakla görevlendireceğini öngören TMK m. 75 hükmüne, Yargıtay'ın federasyonu genel kurula götürmek üzere kayyım atanması istemine ilişkin kararında 427. maddenin yanında yer verilmiştir (Yargıtay 18. HD, 2015/1013 E., 2015/11013 K., 23.06.2015).

Görev, yetki ve kanun yolu

  • Görevli makam: Vesayet makamı olan sulh hukuk mahkemesi; ticaret şirketlerinde asliye ticaret mahkemesi.
  • Yetki: Malvarlığının büyük bölümünün yönetildiği veya malların bulunduğu yer.
  • Kanun yolu: Organ yokluğuna dayanan istem çekişmesiz yargı işidir.

Vesayet makamı sulh hukuk mahkemesidir (TMK m. 397). Yargıtay, federasyonu genel kurula götürmek üzere kayyım atanması isteminde görevin sulh hukuk mahkemesine ait olduğunu, asliye hukuk mahkemesinin bu istemi ayırarak görevsizlik kararı vermesi gerektiğini belirtmiştir (Yargıtay 18. HD, 2015/1013 E., 2015/11013 K., 23.06.2015). Ticaret şirketlerine kayyım atanmasına ilişkin davalar ise, kayyım atanmasını gerekli kılan olguların Türk Ticaret Kanunu hükümleri ışığında değerlendirilmesi gerektiği için mutlak ticari dava sayılmış ve asliye ticaret mahkemesinde görülmesi gerektiği kabul edilmiştir (Yargıtay 11. HD, 2014/16402 E., 2014/18216 K., 24.11.2014).

Yönetim kayyımı, malvarlığının büyük bölümünün yönetildiği veya temsil edilen kişinin payına düşen malların bulunduğu yer vesayet makamınca atanır (TMK m. 430). Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, kayyım atanmasına ilişkin davada yetkinin kesin olduğunu ve kamu düzenine ilişkin bulunduğunu belirtmiştir (Yargıtay HGK, 2017/2772 E., 2020/937 K., 24.11.2020). Taşınmazın bulunduğu yer vesayet makamının yetkili olduğuna ilişkin yargı yeri belirleme kararları da bu yöndedir (Yargıtay 5. HD, 2023/7361 E., 2023/11169 K., 20.11.2023). Tüzel kişinin organ yokluğu nedeniyle yönetim kayyımı atanması istemi çekişmesiz yargı işi ve geçici hukuki koruma niteliğinde görülmüş; bölge adliye mahkemesinin bu konudaki kararının temyiz edilemeyeceği kabul edilmiştir (Yargıtay 11. HD, 2020/871 E., 2021/1558 K., 22.02.2021).

Uygulamada

Uzun süredir haber alınamayan bir paydaşınız veya mirasçısı belli olmayan bir malik varsa, kayyım isteminizin temsil kayyımlığına mı yönetim kayyımlığına mı ilişkin olduğunu açıkça belirtin ve tapu, nüfus ve vergi kayıtlarını dosyaya sunun (TMK m. 427). Şirketinizde organ yokluğu söz konusuysa, önce genel kurulu toplantıya çağırma gibi şirketler hukukunun sağladığı yolları değerlendirin; yönetim kurulu üyeleri arasındaki çekişmenin tek başına organ yokluğu sayılmadığını belirten Yargıtay kararını göz önünde tutun (Yargıtay 11. HD, 2016/7714 E., 2018/1804 K., 08.03.2018). Kayyımlığın kaldırılmasını istiyorsanız, tapu maliki ile murisin aynı kişi olduğunu gösteren kayıtları eksiksiz sunun.

Yargıtay kararları

Aşağıdaki kararlar, 427. maddedeki yönetim kayyımlığını bulunamayan kişi, tereke ve tüzel kişiler ile görev ve yetki yönünden gösteren kararlardan seçilmiştir. Kararlar resmî karar arama sistemlerinden alınmıştır. Her kartta kararın vardığı ilke, olayın özeti, karardan birebir bir alıntı ve kararın uygulamadaki anlamı yer alır. Konuya göre süzmek için düğmeleri kullanabilirsiniz.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi2011/23262 E. · 2012/20955 K.12.09.2012

Tapuda ölü olarak kayıtlı malikin mirasçıları belirlenemiyorsa terekede mirasçılık hakları belli değildir; Hazinenin menfaati bulunduğundan kayyım atanmalıdır

Kamulaştırılan bir taşınmazın tapuda ölü olarak kayıtlı iki malikine 3561 sayılı Kanun'a göre kayyım atanmasını Hazine istedi. Kolluk araştırmasında bu kişilerin mirasçılarının bulunup bulunmadığına dair bilgi edinilemedi. Sulh hukuk mahkemesi, Hazinenin hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle istemi reddetti.

“3561 sayılı Kanunun 5793 sayılı Kanunla değişik 2. ve Türk Medeni Kanununun 427/3. maddesine göre, bir terekede mirasçılık hakları henüz belli değil ise, bu hal kayyım atanması sebebidir. Böyle bir durumda bu nitelikteki malvarlığı başka bir ifade ile mirasçısı belli olmayan bir tereke malı üzerinde Hazine'nin hak ve menfaati vardır. Öyleyse kayyım atanması gerekir. Bu husus gözetilmeden yasal olmayan gerekçe ile isteğin reddi doğru bulunmamıştır.”

Ne anlama geliyor? Karar, 427. maddenin üçüncü bendinin 3561 sayılı Mal Memurlarının Kayyım Tayin Edilmesine Dair Kanun ile birlikte uygulanmasını gösterir. Daire, bir terekede mirasçılık haklarının henüz belli olmamasının kayyım atanması sebebi olduğunu, mirasçısı belli olmayan tereke malı üzerinde Hazinenin hak ve menfaati bulunduğunu belirtmiştir. Tapuda ölü olarak görünen maliklerin mirasçıları araştırmaya rağmen belirlenemediğinden kayyım atanması gerektiği kabul edilerek istemi reddeden karar bozulmuştur.

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (mevzuat.adalet.gov.tr)Kararın tam metni
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi2017/2817 E. · 2017/12259 K.05.10.2017

Kamulaştırılacak taşınmazın maliklerinin kim oldukları ve nerede bulundukları tespit edilemiyorsa istem 427. madde kapsamında yönetim kayyımı atanmasına ilişkindir; mahkeme re'sen araştırma yapmalıdır

Kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davasında, taşınmazın maliklerinin kim oldukları ve nerede bulundukları tespit edilemedi. Davayı gören mahkemenin verdiği yetkiye dayanılarak bu malikleri temsil etmek üzere kayyım atanması istendi. Sulh hukuk mahkemesi, kayyım adayının beyanlarına dayanarak istemi reddetti.

“Vesayete ilişkin hükümler kamu düzeni ile yakından ilğili bulunduğundan, mahkeme taleple bağlı olmaksızın kendiliğinden araştırma ilkesi gereği gerekli araştırmayı yaparak oluşacak sonuca göre bir karar vermek zorundadır. Somut olayda, dava kamulaştırmaya konu taşınmaz maliklerinin kimler ve nerede oldukları tespit edilemediğinden TMK 427. Madde kapsamında yönetim kayyımı atanması istemine ilişkindir.”

Ne anlama geliyor? Karar, malikin kim olduğunun ve nerede bulunduğunun bilinmemesi hâlinde başvurulacak kayyımlık türünü gösterir. Daire, 426. maddede temsil kayyımı için sayılan üç sebebin sınırlı olduğunu, malikin kim ve nerede olduğunun bilinmemesinin bunlardan biri olmadığını, bu durumda ancak 427. madde kapsamında yönetim kayyımı atanabileceğini belirtmiştir. Mahkemenin kayyım adayının soyut beyanlarıyla yetinmeden tapu, vergi ve nüfus kayıtlarını getirterek maliklerle irtibatı ve varsa mirasçıları araştırması gerektiği kabul edilmiştir. Karar oy çokluğuyla verilmiştir.

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (mevzuat.adalet.gov.tr)Kararın tam metni
Yargıtay 18. Hukuk Dairesi2015/4463 E. · 2015/17620 K.01.12.2015

Paydaşlar arasındaki taşınmazın kullanımı ve gelirlerinin paylaşımına ilişkin uyuşmazlık, 426 ve 427. maddelerde sayılan kayyım atanması sebeplerinden değildir

Taşınmazda yarı yarıya paydaş olan iki kişiden biri, bağımsız bölümlerin kiraya verilmesi, kira bedellerinin toplanması ve paylaşımı konusunda diğer paydaşla anlaşamadığını ileri sürerek taşınmazın yönetimi için kayyım atanmasını istedi. Sulh hukuk mahkemesi istemi kabul etti.

“Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerin incelenmesinde, davacı ve davalının taşınmazda ½ paydaş oldukları ve uyuşmazlığın taşınmazın kullanımı ve gelirlerinin paylaşımından kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Yukarıda gösterilen yasal düzenlemeler ve yapılan açıklamalar dikkate alındığında, davacının talebinin Türk Medenî Kanununun 426. ve 427. maddelerinde düzenlenen kayyım atanmasını gerektirir nedenler arasında bulunmadığı düşünülmeksizin, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.”

Ne anlama geliyor? Karar, yönetim kayyımlığının paydaşlar arasındaki uyuşmazlıkları çözme aracı olmadığını gösterir. Daire, 427. maddenin yönetimi kimseye ait olmayan mallar için öngörüldüğünü hatırlatmış; malikleri belli olan ve paydaşları arasında kullanım ve gelir paylaşımı konusunda anlaşmazlık bulunan bir taşınmaz için kayyım atanmasını gerektiren bir sebep bulunmadığını kabul ederek istemi kabul eden kararı bozmuştur.

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (mevzuat.adalet.gov.tr)Kararın tam metni
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi2018/1084 E. · 2018/9722 K.20.03.2018

3561 sayılı Kanun'a göre atanan kayyımlığın kaldırılması davasında tapu maliki ile mirasçılık belgesindeki murisin aynı kişi olup olmadığı re'sen araştırılarak kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirlenmelidir

Tapuda malik görünen kişinin mirasçıları olduklarını ileri sürenler, taşınmaz için daha önce atanan kayyımlığın kaldırılmasını istedi. Dosyaya tapulama tutanağı ve nüfus kayıtları getirtilmeden davanın kabulüne karar verildi; karar kayyım vekilince temyiz edildi.

“3561 sayılı Kanun uyarınca atanan kayyımlığın kaldırılmasına ilişkin davalarda re'sen araştırma ilkesi geçerlidir. Mahkemece, konuya ilişkin kanun hükümleri ve kanunun amacı gözetilerek; sadece dosyadaki bilgi ve belgeler ile yetinilmeden, kolluk araştırması yapılarak, davacının gösterdiği tanıklar dinlenip; dava konusu taşınmaza ait ilk tesisinden itibaren bütün tedavülleri ile birlikte tapu kayıtları ve dayanak belgelerinin tapu müdürlüğünden, vergi kaydıyla ilgili bilgi ve belgelerin belediye başkanlığı ile vergi dairesi müdürlüğünden, gelen kayıt ve belgelerde kimlik bilgilerinin bulunması halinde nüfus müdürlüğünden ilgililerin nüfus aile kayıtlarının getirtilerek tapu kaydı malikleriyle irtibatı araştırılıp; toplanan bütün deliller birlikte değerlendirilerek, tapuda malik görünen kişi ile mirasçılık belgesinde adı geçen murisin aynı kişi olup olmadığı hususu kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirlendikten sonra oluşacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırmayla yazılı şekilde karar verilmesi de doğru görülmemiştir.”

Ne anlama geliyor? Karar, yönetim kayyımlığının sona erdirilmesinde izlenecek yolu gösterir. Yönetim kayyımlığı, kayyımın atanmasını gerektiren sebebin ortadan kalkması veya kayyımın görevden alınmasıyla sona erer (TMK m. 477). Daire, kayyım atanması istemine ilişkin davaların kamu düzeniyle yakından ilgili olduğunu ve kaldırma davalarında da re'sen araştırma ilkesinin geçerli olduğunu belirtmiştir. Kolluk araştırması, tanık dinlenmesi, tapu, vergi ve nüfus kayıtlarının getirtilmesiyle tapuda malik görünen kişi ile mirasçılık belgesindeki murisin aynı kişi olup olmadığı belirlenmeden verilen karar eksik inceleme sayılarak bozulmuştur.

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (mevzuat.adalet.gov.tr)Kararın tam metni
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi2016/7714 E. · 2018/1804 K.08.03.2018

Şirketin seçilmiş yönetim kurulu varsa organ yokluğundan söz edilemez; yönetim kurulu üyeleri arasındaki çekişme yönetim kayyımı atanmasını gerektirmez

İki üyeli ve çift imzayla temsil edilen bir anonim şirketin yönetim kurulu üyeleri arasında çekişme çıktı. Ortaklar, üyelerden birinin şirket aleyhine açtığı davada şirketin temsil edilemediğini ileri sürerek o davayla sınırlı temsil kayyımı istedi; karşı tarafsa yönetim kurulunun toplanıp karar alamadığını belirterek şirkete yönetim kayyımı atanmasını istedi. Mahkeme yönetim kayyımı atadı.

“TMK'nin 427/4. maddesine göre bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka bir yoldan sağlanamamış ise vesayet makamınca yönetim kayyımı atanması gerekmektedir. Anılan düzenlemeye göre yönetim kayyımı atanabilmesi için şirketin yönetim kurulunun bir şekilde oluşturulmasının mümkün olmaması ve bu boşluğun başkaca hukuki yollarla giderilmemiş olması şarttır.”

Ne anlama geliyor? Karar, 427. maddenin dördüncü bendindeki organ yokluğunun anlamını gösterir. Daire, yönetim kayyımı atanabilmesi için şirketin yönetim kurulunun bir şekilde oluşturulmasının mümkün olmaması ve bu boşluğun başka hukuki yollarla giderilmemiş olması gerektiğini belirtmiştir. Seçilmiş yönetim kurulu bulunan şirkette organ yokluğundan söz edilemeyeceği, mevcut yönetim kurulunun çalışamaz hâlde olmasının da şirketler hukukunun kendi sistemi içinde giderilebileceği kabul edilmiştir. Buna karşılık şirketin, üyelerden birinin açtığı davada temsil edilebilmesi için o davayla sınırlı temsil kayyımı atanması gerektiği belirtilerek karar bozulmuştur.

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (mevzuat.adalet.gov.tr)Kararın tam metni
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi2019/4225 E. · 2019/9155 K.30.09.2019

Müdürü ve ortaklarının mirasçıları mirası reddeden şirkete, davada taraf teşkilinin sağlanması için 427. maddenin dördüncü bendine göre kayyım atanmalıdır

Bir limited şirket ve kefiller aleyhine alacak davası açıldı. Yargılama sırasında şirketin müdürü ve çoğunluk payına sahip ortağı öldü; mirasçıları ile diğer ortak olan eşi mirası reddetti. Mahkeme şirkete kayyım atanmasını sağlamadan davayı kabul etti.

“TMK 427/1-4'te "Bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa" denilerek vesayet makamınca bir yönetim kayyımı atanabileceği belirtimiştir. Bu durumda şirketin aktif ve pasiflerinin belirlenmesi, taraf ehliyetini taşıması ve alacaklar ile şirket haklarının korunması bakımından TMK. 427/1-4'e göre şirkete kayyum tayin edilmeden ve taraf teşkili tamamlanmadan eksik inceleme ve yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma sebebidir.”

Ne anlama geliyor? Karar, 427. maddenin dördüncü bendinin görülmekte olan davalardaki önemini gösterir. Daire, taraf teşkilinin dava şartı olduğunu ve hâkimin bunu re'sen gözeteceğini belirtmiştir. Şirketin yönetimini ve temsilini sağlayacak organın kalmadığı durumda şirketin aktif ve pasiflerinin belirlenmesi, taraf ehliyetinin sağlanması ve alacaklar ile şirket haklarının korunması için şirkete kayyım atanması gerektiği kabul edilmiş; kayyım atanmadan ve taraf teşkili tamamlanmadan verilen hüküm bozulmuştur.

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (mevzuat.adalet.gov.tr)Kararın tam metni
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi2020/871 E. · 2021/1558 K.22.02.2021

Tüzel kişinin organ yokluğu nedeniyle yönetim kayyımı atanması istemi çekişmesiz yargı işi ve geçici hukuki koruma niteliğindedir; bölge adliye mahkemesi kararı temyiz edilemez

Yüzde elli paylı ortak, kendisi ve diğer ortakla birlikte şirketi temsil etme görev süresinin dolduğunu ve şirketin organsız kaldığını ileri sürerek limited şirkete kayyım atanmasını istedi. İlk derece mahkemesi, davacının görev süresi dolsa bile genel kurulu toplantıya çağırabileceği gerekçesiyle hukuki yarar yokluğundan davayı reddetti; istinaf başvurusu esastan reddedildi.

“Dava, davalı limited şirketin yasal ve zorunlu organlarının yokluğu nedeni ile yönetim kayyımı atanması istemine ilişkindir. Davanın yasal dayanağı TMK'nın 427/4. maddesi olup, bir tüzel kişinin gerekli organlarından yoksun kalması ve yönetiminin başka yoldan sağlanamaması durumunda yönetim kayyımı atanacağı düzenlenmiştir. Bu yöndeki istemin, mahiyeti itibariyle mahkemeden geçici hukuki koruma önlemine dair karar verilmesi niteliğinde olduğunda kuşku yoktur. Öte yandan, HMK'nın 382/1. maddesinde, uyuşmazlığın hangi ölçütlere göre çekişmesiz yargı işi sayılacağı açıklanmış, Yasa'nın 382/2. maddesinde çekişmesiz yargı kapsamında olan işler sayılmış, Yasa'nın 382/2-b-19 maddesinde de vesayet işlerinin çekişmesiz yargı işlerinden sayıldığı düzenlenmiştir. HMK 362/1-ç maddesinde ise çekişmesiz yargı işlerinde verilen kararların temyizinin kabil olmadığı öngörülmüştür. Açıklanan yasal düzenlemeler karşısında TMK'nın 427/4. maddesinde hukuki dayanağını bulan eldeki kayyım tayini davası, HMK'nın 382/2-b-19. maddesinde düzenlenen vesayet işleri kapsamında bulunması nedeniyle çekişmesiz yargı işi olduğu gibi mahiyeti gereğince HMK'nın 10. kısmında yer verilen geçici hukuki koruma önlemi istemine ilişmesi nedeniyle, Bölge Adliye Mahkemesi kararı, HMK'nın 362/1(ç) ve (f) maddeleri gereğince temyiz edilemeyeceğinden HMK'nın 366. maddesi delaletiyle 346. maddesi gereğince davacı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.”

Ne anlama geliyor? Karar, 427. maddenin dördüncü bendine dayanan istemlerin usul yönünü gösterir. Daire, bir tüzel kişinin gerekli organlardan yoksun kalması ve yönetiminin başka yoldan sağlanamaması hâlinde yönetim kayyımı atanacağını hatırlatmış; bu istemin vesayet işleri kapsamında çekişmesiz yargı işi olduğunu ve mahiyeti itibarıyla geçici hukuki koruma niteliği taşıdığını belirtmiştir. Bu nitelikteki kararlar temyiz edilemediğinden temyiz dilekçesi reddedilmiştir. İlk derece mahkemesinin, genel kurulu toplantıya çağırma imkânı bulunan ortağın kayyım isteminde hukuki yararı bulunmadığına ilişkin değerlendirmesi de kararda aktarılmıştır.

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (mevzuat.adalet.gov.tr)Kararın tam metni
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi2014/16402 E. · 2014/18216 K.24.11.2014

Ticaret şirketlerine kayyım atanmasına ilişkin davalar mutlak ticari davadır; asliye ticaret mahkemesinde görülür

Bir limited şirketin müdürü ve ortağının uzun süredir tutuklu bulunması nedeniyle şirket işlerinin yürütülemediği, borç ve alacakların zamanında ödenemediği ileri sürülerek şirkete kayyım atanması istendi. Asliye hukuk mahkemesi, vesayet makamının sulh hukuk mahkemesi olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verdi.

“Yasanın açıklanan bu düzenlemesi karşısında, tüzel kişilik taşıyan ticaret şirketlerine yönetim kayyımı atanmasına ilişkin istemlerin de sulh hukuk mahkemesince görülüp sonuçlandırılmasının, yasa normunun lafzına uygun olduğu kuşkusuzdur. Ancak, şirketin uzun süredir işlerinin yürütülemediği ve iflasa sürüklendiği ve şirket müdürünün tutuklu bulunduğu gibi iddialarla kayyım atanması istemiyle açılan böyle bir davada, mutlak biçimde Türk Ticaret Kanunu'nun anonim şirketlere ilişkin hükümleri ışığında kayyım atanmasını gerekli kılan olguların varlığı ve mahiyetinin değerlendirilerek belirlenmesinde zorunluluk bulunduğundan, ticaret şirketlerine kayyım atanmasına ilişkin davalar da, TTK'nın 4. maddesinin ilk fıkrasının birinci bendinde belirtilen biçimde geniş anlamda ticari dava niteliğindedir.Bir başka anlatımla, ticaret şirketlerine kayyım atanmasına ilişkin davaların, mutlak ticari davalardan olduğunun kabulü gerekir.”

Ne anlama geliyor? Karar, ticaret şirketlerine yönetim kayyımı atanması istemlerinde görevli mahkemeyi gösterir. Daire, 427. maddenin dördüncü bendinin gerekçesine göre düzenlemenin türü ve niteliği ne olursa olsun bütün tüzel kişileri kapsadığını ve bu istemlerin sulh hukuk mahkemesince görülmesinin normun lafzına uygun olduğunu kabul etmiştir. Ancak kayyım atanmasını gerekli kılan olguların Türk Ticaret Kanunu hükümleri ışığında değerlendirilmesi zorunlu olduğundan bu davaların mutlak ticari dava niteliğinde bulunduğunu ve asliye ticaret mahkemesinde, bu mahkemenin bulunmadığı yerde asliye ticaret mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiğini belirterek görevsizlik kararını bozmuştur.

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (mevzuat.adalet.gov.tr)Kararın tam metni
Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesi2015/1013 E. · 2015/11013 K.23.06.2015

Federasyonu genel kurula götürmek üzere kayyım atanması isteminde görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesidir; asliye hukuk mahkemesi bu istemi ayırarak görevsizlik kararı vermelidir

Bir federasyonun genel kurul toplantısının iptali davasıyla birlikte, federasyonu genel kurula götürmek üzere kayyım atanması da istendi. Asliye hukuk mahkemesi genel kurulu iptal etti; kayyım istemini ise koşulları oluşmadığı gerekçesiyle esastan reddetti.

“Yukarıda gösterilen yasal düzenlemeler göz önüne alındığında; kayyım atama talebi yönünden sulh hukuk mahkemesi görevli olduğundan asliye hukuk mahkemesince kayyım atama davasına bakma görevinin kendisine ait olmadığı kabul edilerek dava dosyasının tefrik edilip ayrı bir esas numarası üzerinden dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken kayyım atama talebinin esastan incelenerek davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.”

Ne anlama geliyor? Karar, dernek ve federasyon gibi tüzel kişilere kayyım atanması istemlerinde görevli mahkemeyi gösterir. Daire, vesayet makamının sulh hukuk mahkemesi olduğunu (TMK m. 397), vesayet makamının tüzel kişinin gerekli organlardan yoksun kalması ve yönetiminin başka yoldan sağlanamaması hâlinde yönetim kayyımı atayacağını hatırlatmıştır. Yönetim kurulu genel kurulu toplantıya çağırmazsa üyelerden birinin başvurusu üzerine sulh hâkiminin üç üyeyi genel kurulu toplantıya çağırmakla görevlendireceğini öngören TMK m. 75 hükmüne de kararda yer verilmiştir. Kayyım istemi yönünden görevin sulh hukuk mahkemesine ait olduğu belirtilerek istemin esastan reddine ilişkin kısım bozulmuştur.

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (mevzuat.adalet.gov.tr)Kararın tam metni
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu2017/2772 E. · 2020/937 K.24.11.2020

Yönetim kayyımı, malvarlığının büyük bölümünün yönetildiği veya temsil edilen kişinin payına düşen malların bulunduğu yer vesayet makamınca atanır; kayyımlık işlerinde yetki kesindir

Bir taşınmazdaki pay sahibine 3561 sayılı Kanun'a göre defterdar yönetim kayyımı olarak atanmıştı. Kayyım, arsa karşılığı yapım sözleşmesi gereğince bu kişiye ait payın müteahhit şirkete devri ve bazı giderlerin ödenmesi için kendisine yetki ve izin verilmesini istedi. Kendisine kayyım atanan kişinin mirasçısı olduğunu bildiren kişinin müdahalesi üzerine mahkeme yetkisizlik kararı verdi, Özel Dairenin bozma kararına karşı direndi.

“Kayyım atanması konusunda yetki ise TMK'nın 430. maddesinde temsil kayyımı ve yönetim kayyımı için ayrı ayrı düzenlenmiştir. Temsil kayyımı atanmasında yetkili mahkeme TMK'nın 430/1. maddesinde; "Temsil kayyımı, kendisine kayyım atanacak kimsenin yerleşim yeri vesayet makamı tarafından atanır" şeklinde belirtilmiştir. Yönetim kayyımlığında yetkili mahkeme ise TMK'nın 430/2. maddesinde " Yönetim kayyımı, malvarlığının büyük bölümünün yönetildiği veya temsil edilen kimsenin payına düşen malların bulunduğu yer vesayet makamı tarafından atanır." şeklinde düzenleme konusu yapılmıştır. 18. Kayyım atanmasına ilişkin davada kesin yetki söz konusu olup, bu yön kamu düzenine ilişkindir.”

Ne anlama geliyor? Karar, yönetim kayyımlığında yetkili vesayet makamını gösterir. Hukuk Genel Kurulu, 426, 427 ve 428. maddelerdeki kayyımlık türlerinin hukuki sonuçlarının farklı olduğunu belirtmiş; temsil kayyımının kendisine kayyım atanacak kişinin yerleşim yerindeki, yönetim kayyımının ise malvarlığının büyük bölümünün yönetildiği veya temsil edilen kişinin payına düşen malların bulunduğu yerdeki vesayet makamınca atanacağını açıklamıştır (TMK m. 430). Kayyımlık altına alınan kişinin dava tarihinden sonra yerleşim yerinin değişmesi hâlinde yetkisizlik kararı verilemeyeceği de belirtilerek direnme kararı bozulmuştur.

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (mevzuat.adalet.gov.tr)Kararın tam metni

Madde gerekçesi

Madde gerekçesi

Madde 427- Yürürlükteki Kanunun 377 nci maddesini karşılamaktadır. Yürürlükteki madde yönetim kayyımlığının bir koşulu olarak "idaresi kimseye ait olmayan mallar"dan söz etmektedir. İsviçre Medenî Kanununun bu maddeyi karşılayan 393 üncü maddesinde ise bunun yerine "zorunlu yönetimden yoksun mallar" dan söz edilmektedir. Bu deyim daha isabetli olduğundan yeni düzenlemede bu ifadeye yer verilmiştir. Maddenin (1) numaralı bendinde, yürürlükteki hükmü aynen tekrarlanmakla beraber, gaiplik kurumu ile karıştırmayı önlemek üzere, "gaip" sözcüğü yerine "uzun süreden beri bulunamaz ve oturduğu yer de bilinemez" ifadesine yer verilmiştir. Maddenin (2) numaralı bendi "vekil" yerine maddenin amacına daha uygun olarak "temsilci" sözcüğü kullanılmak suretiyle yürürlükteki maddeden alınmıştır. Maddenin (3) numaralı bendi kaynak Kanuna uygun olarak yeniden kaleme alınmıştır. Maddenin (4) numaralı bendi bir kısım tüzel kişilerin sayılması yerine bütün tüzel kişileri kapsayacak şekilde kaleme alınmıştır. Buna göre herhangi bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmışsa ve yönetimi başka bir yasal yolla sağlanamıyorsa yönetim kayyımı tayin edilebilecektir. Maddenin (5) numaralı bendinde bir hayır işi veya genel yarar amacı için halktan toplanan para ve sair yardımın yönetilme veya harcama yolunun sağlanamaması hâlinde yönetim kayyımı atanması öngörülmüştür. Bu konuda 2860 sayılı "Yardım Toplama Kanunu" mevcut olup, özel hükümler içermektedir. Özel hükmün bulunmadığı hâller de düşünülerek (5) numaralı bent korunmuştur.

Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), s. 143-144
Madde gerekçesi
  • Tasarının 427 nci maddesinin birinci fıkrasında, yürürlükteki Kanunun 377 inci maddesinin birinci fıkrasıyla paralelliği sağlamak amacıyla değişiklik yapılmıştır.
Adalet Komisyonunun Tasarıda yaptığı değişiklikler, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), s. 315

Gerekçe Tasarı metnini anlatır: Tasarının giriş cümlesinde "zorunlu yönetimden yoksun bulunan mallar" ifadesi yer alıyordu. Adalet Komisyonu bu ifadeyi eski Kanun'un 377. maddesiyle paralel olarak "yönetimi kimseye ait olmayan mallar" biçiminde değiştirmiş, madde Komisyonun kabul ettiği biçimde yürürlüğe girmiştir. Maddenin bentleri Tasarıdaki gibi kabul edilmiştir.

Tasarı m. 427Kanun m. 427
Giriş cümlesi"zorunlu yönetimden yoksun bulunan mallar için gereken önlemleri alır""yönetimi kimseye ait olmayan mallar için gereken önlemleri alır"
Bentler1-5. bentlerTasarıdaki gibi
DayanakTasarı metni, s. 463-464Komisyon değişikliği, s. 315; Komisyon metni, s. 463-464

743 sayılı eski Medeni Kanun'daki karşılığı

Eski Kanun'da maddenin karşılığı 377. maddeydi; madde "Malların idaresi" başlığı altında "Kanuni kayyım" kenar başlığını taşıyordu.

743 sayılı Türk Kanunu Medenisi m. 377 (mülga)

Sulh mahkemesi; idaresi kimseye ait olmayan mallar için muktazi tedbirleri ittihaza, hususile atideki hallerde kayyım tayinine mecburdur: 1 – Bir kimse uzun müddettenberi gaip olupta bulunduğu yer, belli olmazsa. 2 – Bir kimse malını bizzat idareye veya bunun için bir vekil tayinine muktedir olmayıp ta kendisine bir vasi tayinine de mahal yok ise. 3 – Bir terekede ölüme bağlı haklar henüz taayyün etmemiş bulunur veya ceninin menfaati için lüzum görülürse. 4 – Bir cemiyetin veya tesisin teşkilatı eksik olur ve başka suretle de idaresi temin edilmemiş bulunur ise. 5 – Bir hayır iş veya umumi menfaat için halktan toplanan paraların idare ve sureti sarfı temin edilmemiş ise.

743 sayılı Kanun, mevzuat.gov.tr
743 sayılı Kanun m. 3774721 sayılı Kanun m. 427
MakamSulh mahkemesiVesayet makamı
Konuİdaresi kimseye ait olmayan mallarYönetimi kimseye ait olmayan mallar
Birinci hâlUzun müddettenberi gaip olup bulunduğu yer belli olmayan kimseUzun süreden beri bulunamayan ve oturduğu yer bilinmeyen kimse
İkinci hâlMalını idareye veya vekil tayinine muktedir olmayan kimseMalvarlığını yönetmek veya temsilci atamak gücünden yoksun kişi
Üçüncü hâlÖlüme bağlı hakları taayyün etmemiş tereke, ceninMirasçılık hakları belli olmayan tereke, cenin
Dördüncü hâlTeşkilatı eksik cemiyet veya tesisGerekli organlardan yoksun tüzel kişi
Beşinci hâlHalktan toplanan paralarHalktan toplanan para ve sair yardım

Değişiklik geçmişi

TarihGelişmeDayanak
Tasarı aşamasıAdalet Komisyonu giriş cümlesindeki "zorunlu yönetimden yoksun bulunan mallar" ifadesini "yönetimi kimseye ait olmayan mallar" olarak değiştirdiS. Sayısı 723, s. 315
01.01.2002Madde yürürlüğe girdi4721 s. K.

Madde 2002'den bu yana değişmemiştir. Tasarı aşamasında Adalet Komisyonu giriş cümlesinde ifade değişikliği yapmıştır. Bu sayfa hazırlanırken norm denetimi karar bankasında 427. maddenin itiraz veya iptal konusu olduğu bir karara rastlanmamıştır.

İlgili maddeler

İlgili maddeler

Uzun süredir haber alınamayan bir yakınınızın malları, mirasçısı belli olmayan tereke, şirket veya derneğe kayyım atanması ya da aile hukukundan doğan diğer sorularınız için boşanma avukatı İstanbul sayfasındaki iletişim bilgilerinden bana ulaşabilirsiniz.

Sık sorulan sorular

TMK 427 ne diyor?

Vesayet makamının yönetimi kimseye ait olmayan mallar için gereken önlemleri alacağını ve özellikle beş hâlde yönetim kayyımı atayacağını düzenler.

Yönetim kayyımı hangi hâllerde atanır?

Bir kimse uzun süreden beri bulunamaz ve oturduğu yer de bilinemezse; bir kişi vesayet için yeterli sebep olmadan malvarlığını yönetemiyor ve temsilci de atayamıyorsa; terekede mirasçılık hakları belli değilse veya ceninin menfaatleri gerektiriyorsa; tüzel kişi organsız kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamıyorsa; halktan toplanan yardımın yönetimi sağlanamamışsa.

Temsil kayyımı ile yönetim kayyımı arasındaki fark nedir?

Temsil kayyımı belirli bir işte kişiyi temsil eder (TMK m. 426); yönetim kayyımı malvarlığını yönetir. Yetkili vesayet makamı da farklıdır (TMK m. 430).

Mirasçısı belli olmayan taşınmaza kayyım atanır mı?

Evet; terekede mirasçılık hakları belli değilse kayyım atanması gerekir ve bu malda Hazinenin hak ve menfaati bulunur (Yargıtay 2. HD, 2011/23262 E., 2012/20955 K., 12.09.2012).

Hazine ne zaman kayyım olur?

3561 sayılı Kanun'a göre Hazinenin hak ve menfaati varsa mahallin en büyük mal memuru yönetim kayyımı olarak atanır.

Şirkete ne zaman yönetim kayyımı atanır?

Şirket gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamıyorsa; seçilmiş yönetim kurulu varsa organ yokluğundan söz edilemez (Yargıtay 11. HD, 2016/7714 E., 2018/1804 K., 08.03.2018).

Şirkete kayyım davası hangi mahkemede açılır?

Yargıtay, ticaret şirketlerine kayyım atanması davalarını mutlak ticari dava saymış ve asliye ticaret mahkemesinde görülmesi gerektiğini belirtmiştir (Yargıtay 11. HD, 2014/16402 E., 2014/18216 K., 24.11.2014).

Yönetim kayyımını hangi mahkeme atar?

Malvarlığının büyük bölümünün yönetildiği veya temsil edilen kişinin payına düşen malların bulunduğu yer vesayet makamı; bu yetki kesindir (Yargıtay HGK, 2017/2772 E., 2020/937 K., 24.11.2020).

Yönetim kayyımlığı nasıl sona erer?

Kayyımın atanmasını gerektiren sebebin ortadan kalkması veya kayyımın görevden alınmasıyla (TMK m. 477).

Eski Kanun'da karşılığı var mıydı?

Evet; 743 sayılı Kanun'un 377. maddesi.

Madde yürürlüğe girdiğinden beri değişti mi?

Hayır; Tasarı aşamasında Adalet Komisyonu giriş cümlesini değiştirmiştir.

Av. Aydın Aydar
Av. Aydın Aydar Boşanma avukatı · İstanbul Barosu

1986'da İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun oldu; 35 yılı aşkın süredir boşanma ve aile hukuku davalarında çalışıyor. Madde şerhleri resmî metin, TBMM gerekçesi ve Yargıtay ile Anayasa Mahkemesi kararları esas alınarak hazırlanır ve güncellenir.

Bu sayfa genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut bir olaya ilişkin hukuki görüş niteliği taşımaz. Kanun metni yayın tarihindeki yürürlükteki metindir. Yayın: 26 Eylül 2026 · Son güncelleme: 26 Eylül 2026.

Hemen Ara WhatsApp