Protokol, eşlerin boşanmanın mali sonuçları ve çocukların durumu hakkında yaptığı, hâkimin onayına bağlı, kendine özgü bir aile hukuku sözleşmesidir. Kanun bu belgeye “protokol” demez; “düzenleme” ve “anlaşma” sözcüklerini kullanır. Yazılı olması şart değildir: Hukuk Genel Kurulu’na göre eşler bu konularda duruşmada sözlü beyanda da bulunabilir, ancak beyan tutanağa geçirilip imzalanmalıdır. Noter onayı gerekmez. Protokolün gücü hâkim onayından gelir; onaylanmayan ve boşanma kararının eki hâline getirilmeyen protokol yok hükmündedir. Zorunlu içerik beş başlıktır: maddi tazminat, manevi tazminat, yoksulluk nafakası, velayet ve kişisel ilişki ile iştirak nafakası. Eşler bunların her biri hakkında duraksamaya yer vermeyecek biçimde beyanda bulunmalıdır. Mal rejimi, ziynet, ev eşyası, soyadı, cezai şart ve giderler ise zorunlu değildir, ama yazılırsa bağlar. Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine ve kişilik haklarına aykırı maddeler kesin olarak hükümsüzdür; örneğin velayet davası açmama taahhüdü geçersizdir.
Anlaşmalı boşanma protokolü nedir?#
Anlaşmalı boşanma protokolü, eşlerin boşanma iradesini ve boşanmanın sonuçlarını madde madde yazıp imzaladığı belgedir. Kanun “protokol” sözcüğünü kullanmaz; hâkimin “taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi” uygun bulmasından ve “bu anlaşmada” değişiklik yapabilmesinden söz eder (TMK m. 166/3). Yargıtay kararlarında anlaşma, protokol, boşanma protokolü ve anlaşma protokolü sözcükleri birlikte kullanılır (Doğan, s. 769-770).
Protokolün hukuki niteliği öğretide tartışmalıdır: Özel hukuk sözleşmesi, mahkeme içi sulh ve hâkim onayıyla ilam niteliği kazanan işlem görüşleri savunulmaktadır (Doğan, s. 771-772; özel hukuk sözleşmesi ve mahkeme içi sulh karakteri için Koyuncu Aktaş, s. 792; sulhtan farkı için Nomer, s. 585). Hukuk Genel Kurulu kendi tanımını şöyle vermiştir:
eşler arasında yapılan anlaşmanın boşanmanın ferî sonuçlarına ilişkin taraflarca düzenlenen ve hâkimin onay şartına bağlı, kendine özgü bir sözleşme olduğu söylenebilir (Yargıtay HGK, 2017/1895 E., 2019/630 K., 30.05.2019).
Genel Kurul aynı kararda protokole sözleşme hukukunun iki kuralını uygular: Taraflar içeriği kanunun sınırları içinde özgürce belirler (TBK m. 26) ve “sözleşme yapıldığı andaki gibi uygulanır”; yani sözleşmeye bağlılık ilkesi protokol için de geçerlidir (Yargıtay HGK, 2017/1895 E., 2019/630 K., 30.05.2019).
Protokolün yazılı olması veya noterden yapılması şart mı?#
Hayır. Eşler protokolü kendi aralarında yazıp imzalayabilir; noter onayı gerekmez. Yazılı olması da şart değildir: Hukuk Genel Kurulu, eşlerin mahkemeye “bir protokol sunabilecekleri gibi” bütün bu konularda sözlü olarak da beyanda bulunabileceklerini, ancak bu durumda “sözlü beyanın zapta geçirilmesi ve taraflarca imzalanması” gerektiğini belirtmiştir (Yargıtay HGK, 2017/1941 E., 2019/475 K., 18.04.2019; Yargıtay HGK, 2017/1895 E., 2019/630 K., 30.05.2019). Duruşmada tutanağa geçen imzalı beyanlar bu nedenle protokol gibi sonuç doğurur. Eşlerin yalnızca duruşma tutanağındaki beyanlarıyla boşandığı bir dosyada Genel Kurul, kararı anlaşmalı boşanma saymıştır (Yargıtay HGK, 2017/3067 E., 2019/512 K., 02.05.2019).
Protokolde taşınmaz devri veya başka bir aynî hak kararlaştırılması da onu resmî şekle bağlamaz; bu konu 18. Bölümde ayrıntılıdır (Doğan, s. 770).
Protokol ne zaman geçerli olur?#
Hâkim onayıyla. Kanun bunu boşanmada yargılama kuralları arasında sayar: “Boşanma veya ayrılığın fer’î sonuçlarına ilişkin anlaşmalar, hâkim tarafından onaylanmadıkça geçerli olmaz” (TMK m. 184/5). Onay eksikse sonuç ağırdır. Hukuk Genel Kurulu’na göre:
TMK’nın 166/3.maddesinde düzenlenen boşanma davalarında yapılan protokollerin geçerliliği hakimin protokolü uygun bularak tasdikine bağlıdır. Tasdik edilmeyen ve böylece boşanma kararının eki haline getirilmeyen protokol ise yok hükmündedir (Yargıtay HGK, 2013/1542 E., 2015/1110 K., 27.03.2015).
Bu kararın olayı öğreticidir. Eşler 14.06.2007 tarihli protokolü sunmuş ve duruşmada doğruluğunu imzayla kabul etmiş, mahkeme de anlaşmalı boşanmaya karar vermişti. Ancak hüküm fıkrasında protokol tasdik edilmemiş, sonradan istenen tavzih de reddedilmişti. Eşlerden biri yıllar sonra katılma alacağı davası açtı. Mahkeme protokolü mahkeme içi ikrar sayıp davayı reddetti; Genel Kurul oyçokluğuyla, protokolün boşanma ilamının eki olmadığını, davanın esastan incelenmesi gerektiğini belirterek direnme kararını bozdu (Yargıtay HGK, 2013/1542 E., 2015/1110 K., 27.03.2015; protokolün geçerliliği için ayrıca hüküm fıkrasında yer almasına gerek olmadığı görüşü Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir). Hükme geçirme konusu 10. Bölümde incelenmiştir.
Öğretide tartışılan bir nokta, protokolün onaydan önce eşleri bağlayıp bağlamadığıdır. Nomer’e göre bağlayıcılık, eşlerin hâkim önünde teyidiyle başlar; hâkimin onayı kurucu değil, tamamlayıcıdır (Nomer, s. 588). Yargıtay ise hüküm kesinleşinceye kadar anlaşmadan dönülebileceğini kabul eder (bkz. 7. Bölüm). Uygulamadaki sonuç şudur: Dava açılmadan önce imzalanan bir protokol, kendi başına hiçbir hak doğurmaz; eşlerden biri mahkemeye gelmezse veya vazgeçerse protokole dayanılarak boşanma kararı alınamaz.
Protokolde mutlaka neler yazmalıdır?#
Kanun iki başlık sayar: boşanmanın mali sonuçları ve çocukların durumu. Hukuk Genel Kurulu bunları şöyle açıklar:
“Boşanmanın mali sonuçları” ile kastedilen maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk nafakası talepleridir (TMK m. 174/1-2; m. 175). “Çocukların durumu” ile kastedilen ise, ortak çocukların velâyetinin kime verileceği, velayet verilmeyen eş ile çocuklar arasında kurulacak kişisel ilişki ve çocuklar için ödenecek iştirak nafakası ile ilgili düzenlemelerdir (Yargıtay HGK, 2017/1941 E., 2019/475 K., 18.04.2019).
Bir konuda talep yoksa da bu yazılmalıdır. Hukuk Genel Kurulu’na göre bu konularda eşlerin beyanları duraksamaya yer vermeyecek biçimde alınmalıdır. Nafaka istemi belirsiz kalan, çocuk nafakasının miktarı söylenmeyen, davalının mali sonuçlara ilişkin beyanı alınmayan ve kişisel ilişki düzenlenmeyen bir dosyada verilen anlaşmalı boşanma kararı bu yüzden bozulmuştur (Yargıtay HGK, 2017/2643 E., 2019/484 K., 18.04.2019).
| Konu | Zorunlu mu? | Yazılmazsa | Bölüm |
|---|---|---|---|
| Boşanma iradesi | Evet | Dava kurulamaz | 4 |
| Maddi ve manevi tazminat | Evet (miktar ya da talep olmadığı) | Anlaşma eksik sayılır | 15 |
| Yoksulluk nafakası | Evet (miktar ya da talep olmadığı) | Anlaşma eksik sayılır | 14 |
| Velayet | Evet | Anlaşmalı boşanma kararı verilemez | 11 |
| Kişisel ilişki | Evet | Hâkim önerir; kabul edilmezse dava çekişmeli sürer | 12 |
| İştirak nafakası | Evet | Hâkim gözetir; çocuğun hakkı saklıdır | 13 |
| Mal rejiminin tasfiyesi | Hayır | Hak saklı kalır, ayrı dava açılabilir | 16 |
| Ziynet ve ev eşyası | Hayır | Ayrı dava açılabilir | 17 |
| Yargılama gideri ve vekâlet ücreti | Hayır | Hâkim karar verir | 10 |
| Kadının soyadı | Hayır | Kanuni kural uygulanır | 25 |
Mali sonuçlardan birini “sonraya bırakmak” mümkün değildir. Yargıtay’a göre “tazminat hakları saklı tutulmak” suretiyle anlaşmalı boşanma kararı verilemez; saklı tutma, ihtilafın sürdüğünü gösterir ve dava TMK m. 166/1-2 çerçevesinde değerlendirilmelidir (Yargıtay 2. HD, 13.01.2015, E. 2014/16344, K. 2015/169 (aktaran Doğan, s. 773-774)). Tazminatta veya nafakada tek bir konuda anlaşmazlık bile sonucu değiştirir: Vekillerin anlaştığını söylediği, ama nafakanın miktarında anlaşılamadığı bir dosyada karar bozulmuştur (Yargıtay 2. HD, 2015/5231 E., 2015/19248 K., 22.10.2015).
Protokole başka hangi maddeler yazılabilir?#
Zorunlu içeriğin dışında eşler diledikleri konuyu düzenleyebilir; sözleşme serbestisi burada da geçerlidir (Doğan, s. 772, 776). Uygulamada sık görülen maddeler şunlardır:
- Mal rejimi ve taşınmaz devri: En çok uyuşmazlık çıkaran kısımdır (16. ve 18. Bölüm).
- Kredi ve borç üstlenme: Eşlerden biri diğerinin kredisini ödemeyi üstlenebilir. Bu, eşler arasında bağlayıcı bir iç üstlenmedir; bankayı bağlamaz (Doğan, s. 779).
- Kadının evlilik soyadını kullanması: Eşler bunu kararlaştırabilir; öğretide hâkimin bu durumda TMK m. 173/2’deki şartları ayrıca aramadan anlaşmayı onaylayacağı belirtilir (Doğan, s. 779).
- Cezai şart: Ödeme ve devir maddelerine bağlanabilir. Alacaklı kural olarak ya borcun ya cezanın ifasını isteyebilir (TBK m. 179/1) (Yargıtay 2. HD, 2023/693 E., 2024/294 K., 17.01.2024).
- Gizlilik ve kötüleyici söylem yasağı: Bir protokolde ihlal için 100.000 ABD Doları cezai şart öngörülmüş, ancak eski eşin boşandığını söylemesi ihlal sayılmamıştır (Yargıtay 2. HD, 2023/5940 E., 2023/5566 K., 23.11.2023).
- Yargılama giderleri ve vekâlet ücreti: Eşler paylaşım yapabilir veya birbirinden talep etmediklerini yazabilir.
- Çocuklar yararına taahhütler: Ev alma, eğitim gideri, sigorta gibi (13., 18. ve 19. Bölüm).
Protokole hangi maddeler yazılamaz?#
Protokol, kanunun çizdiği sınırı aşamaz. Hukuk Genel Kurulu, “Kanunun emredici hükümlerine, ahlâka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı” sözleşmelerin kesin olarak hükümsüz olduğunu ve bu sınırların “boşanma anlaşmaları için de” geçerli olduğunu vurgular (Yargıtay HGK, 2017/1895 E., 2019/630 K., 30.05.2019; TBK m. 27). Başlıca örnekler:
- Velayet davası açmama taahhüdü. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, çocuklar ergin oluncaya kadar velayetin değiştirilmesi veya kişisel ilişkinin genişletilmesi için dava açılmayacağı yazılı bir protokolü medeni hakları kullanmaktan önceden vazgeçme saymış, TMK m. 23 ve çocukların yararına aykırı bulmuştur. Bu hükümler olmaksızın boşanmanın gerçekleşmeyeceği anlaşıldığından kısmi hükümsüzlük protokolün tamamını hükümsüz kılmıştır (Yargıtay 2. HD, 04.02.2014, E. 2013/11644, K. 2014/1866 (aktaran Doğan, s. 776, dn. 91)).
- Çocuğun iştirak nafakasından vazgeçme. İştirak nafakası çocuğun hakkıdır ve kamu düzenine ilişkindir; vazgeçme onu bağlamaz (13. Bölüm).
- Evlenmeme veya başka kişiyle yaşamama taahhüdü. Kanaatimizce bu tür taahhütler kişilik hakkına aykırıdır (TMK m. 23; TBK m. 27); protokole yazılsa da hüküm doğurmaz. Yoksulluk nafakasının kalkması için ise kanun zaten yeni evliliği ve fiilî birlikteliği sonuç saymıştır (TMK m. 176/3).
- Aşırı cezai şart. Geçerlidir, ama hâkim aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir (TBK m. 182/3).
Protokol nasıl yorumlanır?#
Protokol bir sözleşme olduğu için tarafların “gerçek ve ortak iradeleri” esas alınır (TBK m. 19/1); ancak açık bir metnin dışına çıkılamaz. Yargıtay’ın iki kararı sınırı gösterir:
- Bir protokolde kadına her ay nakit ödeme yapılacağı ve yıllık enflasyon oranında artırılacağı yazılmış, ödemenin adı konmamıştı. Daire, kadın yararına bağlanan bu düzenli aylık ödemenin, protokolde aksine açık düzenleme bulunmadığından yoksulluk nafakası olduğunu kabul etmiştir (Yargıtay 2. HD, 2025/4089 E., 2025/7681 K., 23.09.2025). Yorum, ifadenin gerçek anlamını ortaya çıkarmıştır.
- Başka bir protokolde erkeğin belirli bir parseldeki taşınmazı kadına devredeceği yazılıydı. Kadın, aslında üç katlı yazlık evin kastedildiğini ileri sürdü. Daire, eşlerin avukatla temsil edildiğini, maddelerin açık olduğunu, “mahkeme kararının eki sayılan protokol hükümlerinin ve kesinleşmiş mahkeme kararının dışına çıkılarak” karar verilemeyeceğini belirtip kararı bozmuştur (Yargıtay 2. HD, 2026/147 E., 2026/3575 K., 02.04.2026).
Belirsizlik ayrıca icrayı da engeller. Çocuğun “tüm okul masrafları ve servis giderlerinin müşterek olarak yarı yarıya” karşılanacağını öngören bir madde, borcun belirli ya da belirlenebilir olması ilkesine aykırı bulunmuş ve icra kabiliyeti olmadığı kabul edilmiştir (Yargıtay 2. HD, 2026/3365 E., 2026/6507 K., 11.06.2026).
İyi bir protokol maddesi nasıl yazılır?#
Yıllar içinde uyuşmazlık çıkaran kalıplar ve yerlerine önerilen yazımlar şöyle özetlenebilir:
| Sorunlu yazım | Sonuç | Önerilen yazım |
|---|---|---|
| “Tarafların birbirinden talepleri yoktur” | Mal rejimini kapsayıp kapsamadığı tartışılır | Her alacak türü ayrı ayrı yazılır: tazminat, nafaka, katılma alacağı, değer artış payı, ziynet |
| “Ev kadına kalacak” | Tapuda devir yapılamaz | İl, ilçe, ada, parsel, bağımsız bölüm; süre, masraf, cezai şart |
| “Okul masraflarını baba öder” | İcra edilemez | Eğitim giderlerini de kapsayan aylık TL nafaka |
| “Nafaka her yıl artırılır” | Oran belirsizdir | “Her yıl Ocak ayında TÜİK’in açıkladığı … oranında” |
| “Satılınca paylaşılır” | Süresiz erteleme tartışması | Son tarih ve satılmazsa ne olacağı |
| “Boşanma karar tarihinde devredilir” | Karar kesinleşmeden devir riski | “Kararın kesinleşmesinden itibaren 30 gün içinde” |
| “Bedeli ödenecek” | Vade ve temerrüt belirsizdir | Tutar, tarih, IBAN, faiz, cezai şart |
Ek 2’de dört protokol örneği ile özel durumlar için örnek maddeler verilmiştir.
Protokol, hâkimin onayına bağlı, kendine özgü bir sözleşmedir; yazılı sunulabileceği gibi tutanağa geçirilip imzalanan beyanlarla da yapılabilir. Mali sonuçlar ve çocukların durumu hakkında duraksamaya yer vermeyecek beyan alınmalıdır. Onaylanmayan ve kararın eki hâline getirilmeyen protokol yok hükmündedir (Yargıtay HGK, 2017/1941 E., 2019/475 K., 18.04.2019; Yargıtay HGK, 2017/2643 E., 2019/484 K., 18.04.2019; Yargıtay HGK, 2017/1895 E., 2019/630 K., 30.05.2019; Yargıtay HGK, 2013/1542 E., 2015/1110 K., 27.03.2015).
Protokolü imzalamadan önce her madde için üç soru sorun: Bu cümle icra dairesine götürüldüğünde memur ne yapacağını anlar mı? On yıl sonra bu cümleyi başka bir hâkim okusa aynı anlamı çıkarır mı? Bu hak, açıkça vazgeçilmeden kaybedilebilir mi? Bir cevap belirsizse madde yeniden yazılmalıdır. Vazgeçilen hak varsa adıyla yazın; saklı tutulan hak varsa onu da adıyla yazın. “Bunun dışında talep yoktur” gibi genel cümlelerden kaçının; kullanılacaksa hangi hakları kapsadığı sayılmalıdır.
Bu bölümde anılan öğreti
- Doğan, Burak, “Türk Hukukunda Anlaşmalı Boşanma (TMK m. 166/III)”, Erciyes Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 19, S. 2, 2024, s. 755–787
- Koyuncu Aktaş, Nihan, “Anlaşma Temeline Dayalı Boşanma Davalarında Hakimin Yoksulluk Nafakasına Müdahalesi”, İstanbul Hukuk Mecmuası, C. 79, S. 3, 2021, s. 761–796
- Nomer, Haluk Nami, “Anlaşmalı Boşanma Protokolünden Dönülebilir mi?”, Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. XVIII, 2021/2, s. 583–591
- Tutar, Elce, “Yoksulluk Nafakasına Hâkim Olan İlkeler ve Bu İlkelerin İsviçre, Alman ve Türk Hukuku’ndaki Gelişmeler Işığında Değerlendirilmesi”, İstanbul Hukuk Mecmuası, C. 83, S. 4, 2025, s. 1320–1352
