Protokolde eşlerden birine ait taşınmazın diğer eşe veya çocuğa devri kararlaştırılabilir. Taşınmaz devri vaadi normalde resmî şekle bağlıdır; ancak hâkimin onayladığı protokolde bu şart gerçekleşmiş sayılır, onaylanmayan protokol ise bu sonucu doğurmaz. Mülkiyetin ne zaman geçeceği hükmün yazımına bağlıdır. Hükümde açık bir tescil kararı varsa mülkiyet, kararın kesinleşmesiyle tescilden önce kazanılır (TMK m. 705/2). Mahkeme yalnız protokolün “tasdikine” veya “onaylanmasına” karar vermişse tapu müdürlüğü işlem yapmaz; protokol kişisel hak verir ve eş tapuya gelmezse tapu iptali ve tescil davası açılır (TMK m. 716). Bu dava aile mahkemesinde görülür, maktu harca tabidir ve on yıllık zamanaşımına bağlıdır. Devir borçlusu taşınmazı protokolü bilen birine satarsa muvazaa nedeniyle tescil istenebilir. Çocuk adına devirde protokolün tarafı olan anne veya baba da dava açabilir. Oturma hakkı için de protokol onayı resmî şekil yerine geçer; ama hükümde açıkça gösterilmesi ve tapuya şerh edilmesi gerekir.
Protokolle ev devri için ayrıca resmî senet gerekir mi?#
Hayır, hâkimin onayı bu şartı karşılar. Taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmeler ve taşınmaz satış vaadi resmî şekle bağlıdır (TMK m. 706/1; TBK m. 237). Öğretiye göre anlaşmaya taşınmaz devri veya sınırlı aynî hak konulması anlaşmayı şekle bağlamaz; hâkim protokolü uygun bulup kararın içeriği hâline getirdikten sonra anlaşmanın nasıl yapıldığının önemi kalmaz (Doğan, s. 770; Demirbaş, s. 576). Daire bu sonucu bir oturma hakkı dosyasında gerekçelendirmiştir:
Hâkimin tasdiki, taşınmaz taahhüdünde resmî şekil yerine geçer
Eşler 2018’de anlaşmalı olarak boşandı. Protokole göre kadın adına kayıtlı taşınmazlar erkeğe devredilecek, bunlardan birinde kadına evlenmediği sürece oturma hakkı tanınacaktı. Erkek, devirden hemen sonra evi eniştesine sattı. Kadın, satışın muvazaalı olduğunu ileri sürerek tapu iptali ve tescil ile oturma hakkının tescilini istedi. Bölge adliye mahkemesi davayı reddetti, Daire kararı bozdu. Bozmadan sonra üçüncü kişi adına olan tapu kaydı muvazaa nedeniyle iptal edilmiş, taşınmaz erkek adına tescil edilmiş, kadın yararına evleninceye kadar geçerli oturma hakkı tapu siciline şerh edilmiş ve karar onanmıştır. Daire bozma kararında, resmî şeklin amacının irade beyanında bulunanların daha dikkatli davranmasını sağlamak olduğunu belirterek şu sonuca varmıştı:
“…boşanma anlaşmasına koydukları “davalıya ait taşınmazdan yararlanmaya” ilişkin sözleşmenin hakim tarafından tasdik edilip (6098 sayılı Kanun’un 184 üncü maddesinin beşinci fıkrası) karara bağlanmasıyla, akdin sıhhati için şart olan “resmi şekil” koşulu tahakkuk etmiş sayılmalıdır.”
Değerlendirme. Karar üç noktada yol göstericidir. Hâkimin tasdiki resmî şekil yerine geçer. Taahhüdü boşa çıkarmak için yapılan muvazaalı satış sonuç doğurmaz. Oturma hakkı ise tapuya işlenmedikçe üçüncü kişiler karşısında güvencesizdir; kadın bu sonuca ancak yıllar süren bir davayla ulaşabilmiştir.
Onaylanmamış protokolde bu koruma yoktur. Protokol boşanma davasında hâkim tarafından onaylanmamışsa “gayrimenkul temlik taahhüdü resmi şekil vasfını almamıştır”; ona dayanılarak iptal ve tescil istenemez (Yargıtay 2. HD, 2014/2564 E., 2014/3993 K., 26.02.2014). Boşanma davası sırasında onaylanmayan bir ek protokol ise genel hükümlere tabi sözleşme sayılmış, uyuşmazlık aile mahkemesinin görevi dışında görülmüştür (Yargıtay 2. HD, 2017/3517 E., 2018/13958 K., 04.12.2018).
Taşınmaz da protokolde doğru gösterilmelidir, çünkü mahkeme protokolün dışına çıkamaz. Protokolde gösterilen parsel dışındaki bir taşınmazın irade fesadı gerekçesiyle kadın adına tesciline karar veren mahkemenin hükmü, “protokol hükümlerinin ve kesinleşmiş mahkeme kararının dışına çıkılarak” verildiği için bozulmuştur (Yargıtay 2. HD, 2026/147 E., 2026/3575 K., 02.04.2026). Salt yazım hatası ise düzeltilebilir: Tescil kararında mahalle adının yanlış yazıldığı bir dosyada tashih kararı onanmıştır (Yargıtay 2. HD, 2023/6894 E., 2024/3333 K., 09.05.2024). Tarım arazisi söz konusuysa 5403 sayılı Kanun’un bölünme yasakları kamu düzenine ilişkindir ve hâkim bunları kendiliğinden gözetmelidir (Acun, s. 1964-1965).
Mülkiyet ne zaman geçer?#
Hükmün yazımına bağlıdır. Öğretide, irade beyanları açık ve icra edilebilir bir kısa karar hâline gelmişse aynî hakkın kararın kesinleşmesiyle tescilsiz kazanılacağı, eşin tescili doğrudan yaptırabileceği kabul edilir (Demirbaş, s. 577; TMK m. 705/2, 716/2). Uygulama ise daha sıkıdır. Tapu müdürlükleri, protokole yalnız yollama yapılan kararlarla işlem yapmamakta; Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü de kısa kararda “tescil” ifadesi aramaktadır (Demirbaş, s. 580-581). Demirbaş uygulamayı şöyle özetler: “Yargı uygulaması, mahkeme tarafından verilen boşanma kararının hüküm fıkrasında açıkça “tescil” ifadesi geçmedikçe ayni hakkın tescilsiz olarak kazanılamayacağı yönünde şekillenmiştir.” (Demirbaş, s. 594)
| Hükümdeki ifade | Mülkiyet | Yapılacak iş |
|---|---|---|
| Parsel gösterilerek tapuya tescil kararı | Karar kesinleşince tescilden önce kazanılır (TMK m. 705/2) | Kesinleşme şerhli kararla tapuya doğrudan başvuru (TMK m. 716/2) |
| Protokolün tasdiki, onaylanması veya yalnız kararın eki sayılması | Geçmez; yalnız kişisel hak doğar | Gönüllü devir ya da tapu iptali ve tescil davası (TMK m. 716/1) |
| Protokolde vade (örneğin üç ay içinde devir) | Geçmez; vade dolunca borç muaccel olur | Süre sonunda tescil davası (Demirbaş, s. 594) |
İkinci durumun sert bir sonucu 12. Hukuk Dairesi’nin kararında görülür. Hâkimin onayladığı protokole göre bir bağımsız bölüm, kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde diğer eşe devredilecekti; devreden eş sonradan iflas etti. Lehine devir öngörülen eski eş iflasta istihkak davası açtı. Daire, protokolde tapu iptali ve tescile ilişkin hüküm bulunmadığını, TMK m. 705/2 uyarınca tescilden önce mülkiyetin kazanılmadığını, protokolün yalnız kişisel hak verdiğini ve “kişisel haklara dayanarak da iflasta istihkak davası açılamayacağı” gerekçesiyle kararı bozmuştur (Yargıtay 12. HD, 2025/7643 E., 2026/1068 K., 18.02.2026). Yani protokolle eve hak kazandığını düşünen eş, tescil yaptırmadıkça devreden eşin alacaklıları karşısında korunmayabilir. Başka bir dosyada da ilk derece mahkemesi, “taşınmaz mülkiyetinin boşanma kararıyla çocuklara geçmediği, protokol hükmünün bir borçlandırıcı tasarruf işlemi olarak karara geçirildiğinin” anlaşıldığını belirterek tescile karar vermiş, hüküm onanmıştır (Yargıtay 2. HD, 2024/1952 E., 2024/7817 K., 23.10.2024).
Protokolde taşınmaz devri varsa, duruşmada kısa karara taşınmazın il, ilçe, ada, parsel ve bağımsız bölüm numarası gösterilerek tapu kaydının iptali ile kimin adına tescil edildiğini belirten açık bir bendin yazılması istenmelidir. Sadece “protokolün onaylanmasına” denirse ikinci bir dava gerekir ve bu arada taşınmazın haczedilmesi veya satılması riski doğar.
Eş tapuya gelmezse ne yapılır?#
Tapu iptali ve tescil davası açılır. “Mülkiyetin kazanılmasına esas olacak bir hukukî sebebe dayanarak malikten mülkiyetin kendi adına tescilini istemek hususunda kişisel hakka sahip olan kimse, malikin kaçınması hâlinde hâkimden, mülkiyetin hükmen geçirilmesini isteyebilir” (TMK m. 716/1). Öğretide davanın doğru adının “tescile zorlama davası” olduğu belirtilir (Demirbaş, s. 582, 594). Yargıtay uygulamasından çıkan kurallar şunlardır:
| Konu | Kural |
|---|---|
| Görevli mahkeme | Aile mahkemesi; asliye hukukun verdiği karar bozulur (Yargıtay 2. HD, 2025/5346 E., 2026/2985 K., 23.03.2026). |
| Yetkili mahkeme | Daire, taşınmazın bulunduğu yer dışındaki aile mahkemesinin kararını oyçokluğuyla onamıştır; karşı oy HMK m. 12’deki kesin yetkiyi göstermiştir (Yargıtay 2. HD, 2025/1247 E., 2025/2531 K., 10.03.2025). Davayı taşınmazın bulunduğu yerde açmak en güvenli yoldur. |
| Harç ve vekâlet ücreti | Maktu (Yargıtay 2. HD, 2023/1443 E., 2023/6343 K., 20.12.2023; Yargıtay 2. HD, 2023/693 E., 2024/294 K., 17.01.2024). |
| Hukuki yarar | Tapu müdürlüğü “tasdik” kararıyla devir yapmıyorsa vardır (Yargıtay 2. HD, 2023/2431 E., 2024/2084 K., 26.03.2024). |
| Zamanaşımı | On yıl; TMK m. 178’deki bir yıl uygulanmaz (Yargıtay 2. HD, 2011/7724 E., 2012/17495 K., 25.06.2012; Demirbaş, s. 591). |
| Yargılama giderleri | Devirden kaçınan veya davanın reddini savunan davalıya yüklenir (Yargıtay 2. HD, 2023/5049 E., 2024/2597 K., 18.04.2024; Yargıtay 2. HD, 2023/2431 E., 2024/2084 K., 26.03.2024). |
Bu kuralları gösteren temel karar şudur:
Hükümde yalnız “tasdik” varsa tapu müdürlüğü devri yapmaz; tescil davasında hukuki yarar vardır
Eşler 2019’da anlaşmalı olarak boşandı. Protokole göre kadın, bir bağımsız bölümdeki payını diğer eşe devredecekti. Boşanma kararının hüküm kısmında yalnız bu protokol maddesinin “tasdikine” karar verilmişti. Tapu müdürlüğüne başvurulduğunda, hükmün sadece tasdik içerdiği gerekçesiyle devir yapılmadı. Bunun üzerine aile mahkemesinde tapu iptali ve tescil davası açıldı. Kadın, aralarında tescil konusunda bir uyuşmazlık bulunmadığını ve hukuki yarar eksikliğini savundu. Mahkeme tescile karar verdi. Bölge adliye mahkemesi giderler konusunda şunu belirtmiş, karar onanmıştır:
“…davalının cevap dilekçesinde, davanın hukuki yarar yokluğu ve pasif husumet yokluğu nedeniyle reddinin talep edildiği göz önüne alındığında, davacının davasının kabulüne karar verilmesine rağmen, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasının usul ve yasaya aykırı olduğu…”
Değerlendirme. Karar, eşin “karşı çıkmıyorum” demesinin tek başına davayı gereksiz kılmadığını gösterir. Devre gerçekten hazır olan davalı, davanın reddini istememeli, hemen tapuda devri gerçekleştirmelidir.
Dava açmak için önce ihtar çekmek de gerekmez. Bu nokta yargılama giderlerini belirler:
Kesinleşen karardaki devir borcu için ihtar gerekmez; devretmeyen eş davaya sebebiyet vermiştir
Eşler 2023’te anlaşmalı olarak boşanmış, hükümde iki taşınmaz ile bir aracın yarı yarıya paylaşılacağının “tesbitine” karar verilmişti. Erkek devri yapmayınca kadın tapu iptali ve tescil davası açtı, erkek davayı kabul etti. Bölge adliye mahkemesi, edim için gün belirlenmediğini, erkeğin temerrüde düşürülmediğini ve davaya sebebiyet vermediğini söyleyerek yargılama giderlerini kadının üzerinde bıraktı. Daire bu noktayı bozmuştur:
“Mahkeme kararının kesinleşmesi üzerine davalı erkeğin taşınmazların ve aracın yarı (1/2) hisselerini davacı kadına devir borcu hukuken doğmuş olup davalı erkeğin temerrüde düşürülmesi gerekmediği gibi ayrıca bir bildirimde de bulunulması gerekmemektedir.”
Değerlendirme. Daire’ye göre “kesinleşmiş Mahkeme kararını yerine getirmeyen davalı erkek, dava açılmasına sebebiyet vermiştir”. Davayı kabul etmek bu sonucu değiştirmemiştir. Yine de noter ihtarı uyuşmazlığı çoğu kez davasız çözer ve kötü niyeti belgeler.
Eş evi başkasına satarsa ne olur?#
Tapu siciline iyi niyetle güvenen üçüncü kişinin kazanımı korunur (TMK m. 1023); ancak alıcı protokolü biliyorsa veya satış muvazaalıysa tescil istenebilir. Yargıtay’ın kararları bu yöndedir:
- Protokole göre 1/4 payı diğer eşe devredecek eş, taşınmazı ablasına sattı. Bölge adliye mahkemesi satışın gerçek olduğunu söyleyerek davayı reddetti. Daire, alıcının protokolü bilerek satın aldığını, “davalılar arasında dava konusu taşınmazın satımı ile ilgili el ve işbirliği” bulunduğunu belirterek muvazaa nedeniyle davanın kabulü gerektiğini söylemiştir (Yargıtay 2. HD, 2024/9214 E., 2025/10806 K., 08.12.2025).
- Eşler 2002’de boşanmış, erkek taşınmazları kadına devredeceğini duruşmada imzalı beyanıyla kabul etmiş, ama hükme tescil yazılmamıştı. Erkek 2018’de payını kardeşine sattı. Bölge adliye mahkemesi devrin kötü niyetli olduğunu, hüküm kısmındaki eksikliğin sorumluluğunu “davacı kadına yüklemenin dürüstlük kuralına aykırılık teşkil edeceği” gerekçesiyle tescile karar vermiş, Daire onamıştır (Yargıtay 2. HD, 2022/8262 E., 2023/5914 K., 05.12.2023).
- Protokolde taşınmazlar otuz ay içinde devredilmezse rayiç bedellerinin ödeneceği yazılmıştı. Davalı taşınmazları üçüncü kişiye sattı. Davacılar lehine satış tarihindeki değerler üzerinden alacağa hükmedilmiş, karar onanmıştır (Yargıtay 2. HD, 2023/7783 E., 2024/3118 K., 02.05.2024).
- Protokole göre ev bir eşin üzerinde kalacak, satılırsa borçlar düşüldükten sonra kalan bedel yüzde 60 ve yüzde 40 oranında paylaşılacaktı. Ev üçüncü kişiye satıldı; diğer eş, satışın rayiç bedelin altında ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek alıcıya karşı tapu iptali davası açtı. 12. Hukuk Dairesi, muvazaa davası için icra takibi ve aciz belgesi gerekmediğini, iddia kanıtlanırsa iptal ve tescil yerine İİK m. 283 kıyasen uygulanarak taşınmazın haciz ve satışının istenebileceğine hükmedileceğini, ancak satışı yapan eşin davaya dahil edilmesi gerektiğini belirterek kararı bozmuştur (Yargıtay 12. HD, 2025/5676 E., 2026/4256 K., 09.06.2026).
- Protokolden kaynaklanan tapu iptali ve taşınmazın ipotekten ari tescili davası sürerken taşınmaz, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ihale edilmişti. Daire, ihalenin feshi davasının bekletici sorun yapılmasını, ihale kesinleşmişse davacıya HMK m. 125’teki seçimlik hakkın hatırlatılmasını istemiştir (Yargıtay 2. HD, 2024/5359 E., 2025/11127 K., 11.12.2025).
Bu nedenle devri ileri bir tarihe bırakılan taşınmazlar için protokolde güvence düşünülmelidir: İpotek, cezai şart veya rayiç bedel taahhüdü. Dava açılırsa ihtiyati tedbirle tapuya şerh konulması da istenebilir; şerh, sonradan hak kazananlara karşı ileri sürülebilir (TMK m. 1010).
Evi çocuk adına devretmek mümkün mü?#
Evet, uygulamada sık görülen bir düzenlemedir. Demirbaş bu taahhütleri tam üçüncü kişi yararına sözleşme olarak nitelendirir: Çocuk alacaklı olur ve devri kendisi isteyebilir; tescile zorlama davasını eş de açabilir, ama dava ifanın çocuğa yapılmasını içermelidir (Demirbaş, s. 593-594; TBK m. 129). Yargıtay kararları bu sonucu doğrular:
- Protokole göre erkek adına kayıtlı evin kredi borcu bitince yüzde 50 payı ortak çocuk adına tescil edilecekti. Kadın payın çocuk adına tescilini istedi; bu yöndeki hüküm onanmıştır. Kadının üstlendiği diğer devir ise erkeğin devrine bağlı olduğundan, karşı davanın ayrılması gerektiği belirtilmiştir (Yargıtay 2. HD, 2024/6936 E., 2025/8978 K., 20.10.2025).
- Bölge adliye mahkemesi, davacının “protokolün tarafı olarak” dava açmakta ehliyeti ve hukuki yararı bulunduğunu kabul etmiş; taşınmaz, davalı baba lehine intifa hakkı tesis edilerek çocuklar adına tescil edilmiş, karar onanmıştır (Yargıtay 2. HD, 2024/1952 E., 2024/7817 K., 23.10.2024).
- Erkek iki ay içinde çocuklar adına 400.000 TL’yi geçmeyen bir ev alacaktı. Ev alınmayınca anne bu bedel için takip yaptı. İlk derece mahkemesi, kadının “bu anlaşmaya çocukları yararına koydurduğu edimin ifasını” isteyebileceğini kabul etmiş; itirazın iptali ve yüzde 20 icra inkâr tazminatına hükmeden karar onanmıştır (Yargıtay 2. HD, 2022/11197 E., 2024/3926 K., 28.05.2024).
- Protokole dayanan kullanım hakkı davasında “davanın niteliği gereği tarafların ortak çocuğu”nun dosyada taraf olmasının gerekli olmadığı belirtilmiştir (Yargıtay 2. HD, 2023/3256 E., 2024/1657 K., 12.03.2024).
Çocuk küçükse devir işleminde velayet sahibi onu temsil eder. Devreden eş aynı zamanda velayet sahibiyse çıkar çatışması nedeniyle temsil kayyımı gerekebilir (TMK m. 426).
Devir yerine tazminat yazılmışsa ne olur?#
Yazıma göre değişir; ama borçlu kural olarak devirden tazminat ödeyerek kurtulamaz. Devrin gerçekleşmemesi hâlinde 120.000 TL maddi tazminat ödeneceği yazılan bir protokolde, erkek kendisine seçim hakkı verildiğini savunmuştur. Bölge adliye mahkemesi bu hükmü cezai şart saymış, kadının devrin gerçekleşmesini isteyebileceğini kabul etmiş; ev kadın adına tescil edilmiş, ortak çocuk reşit olunca ona devredileceği tapuya şerh edilmiştir. Karar onanmıştır (Yargıtay 2. HD, 2022/10111 E., 2023/3343 K., 20.06.2023). Alacaklı kural olarak ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir; borçlu, cezayı ödeyerek sözleşmeden kurtulmaya yetkili olduğunu ispat etmelidir (TBK m. 179/1, 179/3). Borçluya seçim hakkı tanınmak isteniyorsa bu açıkça yazılmalıdır.
Oturma hakkı nasıl düzenlenir?#
Süresi, kapsamı ve giderleriyle protokole yazılır, hükümde açıkça gösterilir ve tapuya şerh edilir. Yazılış burada da belirleyicidir:
- Daire’ye göre “Protokolde taraflarca kararlaştırılan oturma hakkının hükümde açıkça yazılmaması, sadece protokolün kararın eki sayılmasına şeklinde hüküm kurulması kararın icrasında tereddüt uyandırmaktadır.” Bu nedenle kadının tavzih talebinin reddi bozulmuştur (Yargıtay 2. HD, 2023/7962 E., 2024/5219 K., 02.07.2024).
- Protokole dayanan taşınmaz kullanım hakkının tescili istemi, boşanmanın fer’î hükümlerinden sayılmamış ve TMK m. 178’deki bir yıllık zamanaşımına tabi görülmemiştir (Yargıtay 2. HD, 2023/3256 E., 2024/1657 K., 12.03.2024).
- Hukuk Genel Kurulu’na göre yalnız oturma hakkını düzenleyen protokol, katkı payı alacağını ortadan kaldırmaz: “Protokolün, sadece düzenlediği konular yönünden tarafları bağlayacağı, diğer alacak ve borç ilişkileri yönünden esas alınamayacağı tartışmasızdır.” (Yargıtay HGK, 2009/158 E., 2009/217 K., 27.05.2009, oyçokluğuyla)
Süre yazılmamış oturma hakkı hem malik hem oturan için belirsizlik yaratır. Evlenince sona erip ermeyeceği, ev satılırsa hakkın nasıl korunacağı, aidat, vergi ve kredi borçlarını kimin ödeyeceği de yazılmalıdır.
Tapu devri için ne zaman harekete geçilmeli?#
Kesinleşme şerhli karar alınır alınmaz. Devir vadesi yazılı olsa da bir eşin borçları, ölümü veya iflası taşınmazın durumunu değiştirebilir. Taşınmazda haciz bulunması tescile engel olmayabilir; bir dosyada tescile taşınmazın hacizlerle yüklü olarak karar verilmiştir (Yargıtay 2. HD, 2023/6894 E., 2024/3333 K., 09.05.2024). Zamanaşımı on yıldır: Daire’ye göre “boşanma protokolüne aykırılıktan kaynaklanan davalarda Türk Medeni Kanununun 178. maddesi hükmünün uygulanması mümkün” değildir (Yargıtay 2. HD, 2011/7724 E., 2012/17495 K., 25.06.2012; Demirbaş, s. 591). Protokolde “ileri bir tarihte de satılırsa sorun olmayacağı” gibi esnek bir ifade ise edimi süresiz ertelemez; dürüstlük kuralı gereği makul sürede yerine getirilmesi gerekir (19. Bölüm) (Yargıtay 2. HD, 2025/5783 E., 2026/4535 K., 22.04.2026).
Hâkimin onayladığı protokoldeki taşınmaz devri taahhüdü resmî şekil şartını karşılar ve kişisel hak doğurur. Hükümde açık tescil kararı yoksa mülkiyet tescille geçer; malik kaçınırsa aile mahkemesinde tapu iptali ve tescil davası açılır. Bu dava on yıllık zamanaşımına tabidir (Yargıtay 2. HD, 2023/7856 E., 2024/3157 K., 06.05.2024; Yargıtay 2. HD, 2023/2431 E., 2024/2084 K., 26.03.2024; Yargıtay 12. HD, 2025/7643 E., 2026/1068 K., 18.02.2026; Yargıtay 2. HD, 2011/7724 E., 2012/17495 K., 25.06.2012).
Taşınmaz maddesini e-Devlet’ten alınan güncel tapu kaydıyla yazın: il, ilçe, mahalle, ada, parsel, blok, kat, bağımsız bölüm, pay oranı. Devir tarihini kararın kesinleşmesine bağlı gün sayısıyla belirleyin. İpotek ve haciz varsa kimin kaldıracağını, harç ve vergi giderlerini kimin ödeyeceğini yazın. Süresinde devredilmezse cezai şart ile tescil hakkının birlikte kullanılabileceğini ekleyin. Çocuk adına devirde intifa hakkı, şerh ve kredi ödemesinin koşullarını sırasıyla gösterin; karşılıklı devirler birbirine bağlıysa bunu da açıkça yazın.
Bu bölümde anılan öğreti
- Acun, Hüseyin, “Anlaşmalı Boşanma Kapsamında Mal Rejiminin Tasfiyesinde Tarım Arazilerinin Hukukî Konumu”, Süleyman Demirel Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 15, S. 2, 2025, s. 1941–1968
- Demirbaş, Feride, “Anlaşmalı Boşanma Protokolünün Taşınmazlar Üzerindeki Aynî Haklara İlişkin Hükümleri ile İlgili Bazı Hukuki Sorunlar”, Yıldırım Beyazıt Hukuk Dergisi, 2020/2, s. 559–598
- Doğan, Burak, “Türk Hukukunda Anlaşmalı Boşanma (TMK m. 166/III)”, Erciyes Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 19, S. 2, 2024, s. 755–787
