TMK 242'ye göre mal ayrılığı rejiminde eşlerden her biri, yasal sınırlar içerisinde kendi malvarlığı üzerinde yönetim, yararlanma ve tasarruf haklarını korur. Rejimde tasfiyeye ilişkin hüküm bulunmadığından, bir eşin diğerinin malına yaptığı katkı Borçlar Kanunu'nun genel hükümlerine dayanan katkı payı alacağı olarak istenir (Yargıtay HGK, 2010/8-231 E., 2010/255 K., 05.05.2010).
- Mal ayrılığı
- Her eşin kendi malvarlığını koruduğu, ortak bir kütlenin oluşmadığı rejim (TMK m. 242).
- Katkı payı alacağı
- Bir eşin diğerinin malının edinilmesine yaptığı katkının karşılığı (Yargıtay HGK, 2010/8-231 E., 2010/255 K., 05.05.2010).
- Fedakârlığın denkleştirilmesi
- Katkı oranı belirlenemediğinde hakkaniyete göre tutar takdiri (Yargıtay HGK, 2017/1617 E., 2018/469 K., 14.03.2018).
- Seçimlik rejim
- Mal rejimi sözleşmesiyle kabul edilebilen rejim (TMK m. 202).
TMK 242 ne düzenler?
| Konu | Kural | Dayanak |
|---|---|---|
| Malvarlığı | Her eş kendi malvarlığını korur | TMK m. 242 |
| Yetkiler | Yönetim, yararlanma ve tasarruf | TMK m. 242 |
| Sınır | Yasal sınırlar saklıdır | TMK m. 242 |
| Seçim | Mal rejimi sözleşmesiyle seçilir | TMK m. 202 |
| Tasfiye | Rejimde tasfiye hükmü yoktur | Yargıtay HGK, 2010/255 K. |
| Katkı payı | Borçlar Kanunu genel hükümlerine dayanır | Yargıtay HGK, 2010/255 K. |
| Zamanaşımı | On yıl; kesinleşmeyle başlar | Yargıtay HGK, 2010/255 K. |
| Bedeni emek | Düzenli çalışma katkı sayılır | Yargıtay HGK, 2018/469 K. |
| Oran belirsizse | Hakkaniyete göre tutar takdir edilir | Yargıtay HGK, 2018/469 K. |
TBMM gerekçesine göre maddeyle eşlerin seçimlik rejim olarak mal ayrılığı sistemini seçebilme olanağı getirilmiştir. Gerekçe, ülkemizde geniş bir uygulama alanı bulan ve uzun yıllardan beri toplum tarafından yakından bilinen, o tarihte yürürlükte olan Kanun'da mevcut mal ayrılığı rejiminin tercih edilmesinin mümkün olduğunu; eşlere bu olanağın tanınması amacıyla İsviçre'de olduğu gibi klasik mal ayrılığı rejiminin seçimlik rejim olarak kabul edildiğini belirtir. Gerekçeye göre bu durumda eşlerin her biri kendi malvarlığının yönetim, yararlanma ve tasarruf yetkisine sahiptir; ancak söz konusu yönetim ve yararlanma hakkı maddede belirtildiği üzere "yasal sınırlar" içerisinde mevcuttur. Gerekçe buna iki örnek verir: hâkim, evlenmenin genel hükümlerinde öngörüldüğü üzere bu rejimde de eşlerden birinin istemi üzerine ailenin geçimi için her birinin yapacağı parasal katkıyı belirleyebilir (TMK m. 196) veya ailenin korunması amacıyla eşlerin kendi malvarlıkları üzerindeki tasarruf yetkisini sınırlayabilir. Tasarının 242. maddesi Adalet Komisyonunun değişiklik listesinde yer almadığından Tasarıdaki hâliyle kabul edilmiştir (S. Sayısı 723, s. 312-313).
Mal ayrılığı bugün seçimlik bir rejimdir: eşler noterde mal rejimi sözleşmesi yaparak seçmedikçe uygulanmaz. Ancak bu maddenin pratikteki asıl önemi geçmişten gelir: 01.01.2002'den önce mal ayrılığı yasal rejimdi, dolayısıyla o tarihten önce edinilmiş bütün mallar bu rejime tabidir. Rejimin en belirleyici özelliği, içinde tasfiyeye ilişkin bir hüküm bulunmamasıdır. Bunun sonucu şudur: bu dönemde edinilmiş bir mal için katılma alacağı ya da değer artış payı istenemez; yalnız katkı payı alacağı istenebilir ve bu alacak Borçlar Kanunu'nun genel hükümlerine dayanır. Katkı payında katılma alacağından farklı olarak katkınızı ispat etmeniz gerekir; buna karşılık tarlada, dükkânda ya da evde sürdürülen düzenli çalışma da katkı sayılır ve oran hesaplanamıyorsa dava reddedilmez, hakkaniyete göre bir tutara hükmedilir.
Rejimin özellikleri
- Kural: Mal ayrılığı rejiminde eşlerden her biri, yasal sınırlar içerisinde kendi malvarlığı üzerinde yönetim, yararlanma ve tasarruf haklarını korur (TMK m. 242).
- Ortak kütle yok: Rejimde edinilmiş mal-kişisel mal ayrımı ve ortak bir mal kütlesi bulunmaz; her eşin malvarlığı ayrıdır.
- Seçimlik rejim: Bugün ancak mal rejimi sözleşmesiyle seçilebilir (TMK m. 202, TMK m. 205).
- Gerekçedeki tercih: Gerekçe, uzun yıllardır toplumca bilinen klasik mal ayrılığı rejiminin İsviçre'de olduğu gibi seçimlik rejim olarak kabul edildiğini belirtir.
- Yasal sınırlar: Hâkim, ailenin geçimi için her eşin yapacağı parasal katkıyı belirleyebilir (TMK m. 196) veya tasarruf yetkisini sınırlayabilir (TMK m. 199).
- Aile konutu: Aile konutuna ilişkin koruma bu rejimde de uygulanır (TMK m. 194).
01.01.2002 öncesi dönem
- Yasal rejim: 4721 sayılı Kanun'un yürürlüğünden önce mal ayrılığı yasal mal rejimiydi (743 s. K. m. 170).
- Sonuç: Bu tarihten önce edinilen mallar için katılma alacağı ya da değer artış payı istenemez (TMK m. 227, TMK m. 236).
- Geçiş: Eşler bir yıl içinde başka rejim seçmedilerse 01.01.2002'den itibaren edinilmiş mallara katılma rejimine geçmiş sayılırlar (TMK m. 202).
- İki dönemli tasfiye: Uzun evliliklerde aynı dosyada iki ayrı hesap yapılır: 2002 öncesi katkı payı, sonrası katılma alacağı (TMK m. 227).
- Belirleyici tarih: Malın hangi dönemde edinildiği, hangi hesabın uygulanacağını belirler.
- Karine farkı: Edinilmiş mal karinesi yalnız 01.01.2002 sonrası edinimler için geçerlidir (TMK m. 222).
Katkı payı alacağı
- Dayanak: Rejimde tasfiye hükmü bulunmadığından alacak, Borçlar Kanunu'nun genel hükümlerine dayanan akdi ilişkiden doğar (Yargıtay HGK, 2010/8-231 E., 2010/255 K., 05.05.2010).
- İspat yükü: Katkısını ileri süren eş bunu ispatla yükümlüdür; katılma alacağından farklı olarak burada katkı şarttır.
- Bedeni emek: Tarlada, bahçede, hayvancılıkta veya işletmede sürdürülen düzenli çalışma katkı sayılır (Yargıtay HGK, 2017/1617 E., 2018/469 K., 14.03.2018).
- Oran belirlenemezse: Hakkaniyet ve fedakârlığın denkleştirilmesi ilkesi ile TBK m. 50 ve 51 gözetilerek tazminat niteliğinde bir tutara hükmedilir.
- Değer: Uygulamada katkı oranı, taşınmazın dava tarihindeki değeriyle çarpılarak alacak bulunur.
- Bağış savunması: Ödemeler bağış sayılsa bile tazminat istemi bağışı kapsayacağından ödenen tutarların iadesi gerekebilir (Yargıtay HGK, 2011/8-449 E., 2011/597 K., 05.10.2011).
Zamanaşımı ve usul
- Süre: Katkı payı alacağı genel zamanaşımı süresine tabidir (Yargıtay HGK, 2010/8-231 E., 2010/255 K., 05.05.2010).
- Başlangıç: Evlilik devam ettiği sürece eşler arasında zamanaşımı işlemez; süre boşanma kararının kesinleşmesiyle başlar.
- Boşanmanın eki değil: İstem boşanmanın fer'îsi olmadığından bir yıllık süreye tabi değildir (TMK m. 178).
- Talep: İstemin katkı payı alacağı olarak nitelendirilmesi gerekir; nitelendirme hâkime aittir.
- Faiz: Katkı payı alacağında faiz dava tarihinden işler (TMK m. 239).
- Görev: Aile mahkemesi görevlidir.
Mal ayrılığı dönemine ilişkin bir dosyada ilk iş, malın edinme tarihini tapu ve trafik kayıtlarından kesin olarak belirlemektir; 01.01.2002 öncesi ve sonrası için iki ayrı hesap tablosu kurun. 2002 öncesi mallar için talebinizi "katkı payı alacağı" olarak adlandırın ve katkınızı belgeleyin: maaş bordroları, SGK hizmet dökümü, banka havaleleri, ziynet bozdurma makbuzları. Belge yoksa umutsuz olmayın; tarlada, ahırda ya da dükkânda düzenli çalıştığınızı tanıklarla ispatlamanız da katkı sayılır ve oran belirlenemezse mahkeme hakkaniyete göre bir tutar takdir eder. Karşı taraf ödemelerin bağış olduğunu savunursa, tazminat isteminizin bu iddiayı da kapsadığını hatırlatın. Zamanaşımı bakımından rahat olun: süre evlilik boyunca işlemez, boşanma kararının kesinleşmesiyle başlar. Son olarak faiz isteminizi dava tarihinden itibaren kurun; katkı payı alacağında faiz başlangıcı katılma alacağından farklıdır.
Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararları
Aşağıdaki kararlar resmî karar arama sistemlerinden alınmıştır. Her kartta kararın vardığı ilke, olayın özeti, karardan birebir bir alıntı ve kararın uygulamadaki anlamı yer alır. Konuya göre süzmek için düğmeleri kullanabilirsiniz.
Mal ayrılığı döneminde doğan katkı payı alacağı on yıllık zamanaşımına tabidir ve süre boşanma kararının kesinleşmesiyle başlar
Taşınmaz 2000 yılında, yani mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde kadın adına tescil edilmişti. Boşanma kararı 2004 yılında kesinleşti, katkı payı davası 2006 yılında açıldı. Özel Daire istemin bir yıllık süreye tabi olduğu görüşündeydi; yerel mahkeme on yıllık sürede direndi.
“Yukarıda belirtildiği üzere, bu alacak, eşler arasında B.K.'nun genel hükümlerine tabi akdi ilişkiye dayanır. Bu akdi ilişki nedeniyle, B.K.'nun 125.maddesine göre, aksine düzenleme bulunmayan hallerde, her dava (bütün alacaklar) on (10) senelik dava zamanaşımı süresine tabidir. Söz konusu katkı payı alacağı bakımından, katkı sağlandığı ileri sürülen taşınmazın satın alındığı 02.03.2000 tarihi ile boşanma kararının kesinleştiği 30.06.2004 tarihi arasında, yani evlilik süresince, B.K.'nun 132.maddenin 1.fıkrası 3.bendine göre, zamanaşımı süresi işlemeye başlamayacaktır. Dolayısıyla, boşanma kararının kesinleştiği 30.06.2004 tarihinden itibaren on (10) senelik zamanaşımı süresi işlemeye başlayacağına göre, eldeki davanın ise 06.11.2006 tarihinde açıldığı gözetildiğinde, katkı payına ilişkin alacak davasının yasal süresinde açıldığının kabulü gerekir.”
Ne anlama geliyor? Hukuk Genel Kurulu yerel mahkemenin direnmesini yerinde bulmuştur. Mal ayrılığı rejiminde tasfiye kuralları bulunmadığından katkı payı alacağı Borçlar Kanunu'nun genel hükümlerine dayanır ve genel zamanaşımı süresine tabidir. Evlilik devam ettiği sürece eşler arasında zamanaşımı işlemez; süre boşanma kararının kesinleştiği tarihte başlar. Bu ilke sonradan katılma alacağı bakımından da benimsenmiştir.
Eşin tarlada ve hayvancılıkta düzenli çalışması katkı sayılır; oran belirlenemiyorsa hakkaniyete göre tazminat niteliğinde bir tutara hükmedilir
Kırsal kesimde yaşayan eşlerden kadın, taşınmazların edinilmesinde katkısı bulunduğunu ileri sürdü. Tanıklar, kadının tarlada eşinden daha fazla çalıştığını ve malvarlığının birlikte edinildiğini beyan etti. Mahkeme katkının ispatlanamadığı gerekçesiyle davayı reddetti.
“Bu şekilde davacının da davalı ile aynı yoğunlukta çalıştığı ve gelir elde ettiği sabittir. Bu durumda, davacının, dava konusu taşınmazın edinilmesinde katkısının bulunduğunun kabulü gerekir. Daire'nin yerleşik içtihatları da bu yöndedir. Ne var ki, dosya kapsamı itibariyle; tarafların gelirlerinin ve bu kapsamda davacının taşınmazların edinilmesinde ne oranda katkı sağladığının tespiti mümkün değildir. Hal böyle olunca, hakkaniyet ve fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi ve 6098 sayılı TBK'nun 50. ve 51. maddelerinin kapsamları gözetilerek dava konusu taşınmazların dava tarihindeki değeri üzerinden belirlenecek tazminat niteliğindeki bir miktar paranın katkı payı alacağı olarak hüküm altına alınması gerekirken yazılı şekilde eksik araştırma ve inceleme ile davanın reddine karar verilmesi isabetsiz olmuştur.”
Ne anlama geliyor? Hukuk Genel Kurulu bozmuştur. Karara göre eşin bedeni emeğiyle sürdürdüğü düzenli çalışma katkı sayılır ve bunun tanık beyanlarıyla ispatı mümkündür. Gelirler tam olarak belirlenemiyorsa dava reddedilmez; hakkaniyet ve fedakârlığın denkleştirilmesi ilkesi ile TBK m. 50 ve 51 gözetilerek taşınmazın dava tarihindeki değeri üzerinden tazminat niteliğinde bir katkı payı alacağına hükmedilir.
Ödemeler bağış sayılsa bile, tazminat istemi bağışı da kapsayacağından ödenen tutarların iadesi gerekir
Eş, kooperatif peşinatı ve aidatlarının bir kısmını ödemişti. Özel Daire bu ödemelerin diğer eşe yapılmış bağış niteliğinde olduğunu ve bağıştan dönme davası açılmadığını belirtmişti; yerel mahkeme bu görüşü benimsemişti.
“Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmelerde, davacı tarafından bir kısım ödemelerin yapıldığı benimsendiğine göre; davacının tazminat isteğinin de bulunması karşısında çoğun içinde az da vardır kuralı gereğince tazminat isteğinin bağışı da kapsayacağı sonucuna varılmıştır. Öyle ise, davacının ödediği miktarların bu irdelemeye göre davacıya iadesi gerekir. O halde, Mahkemece yapılması gereken iş; davacıya iadesi gereken bedelin yöntemine uygun olarak belirlenmesi, sonucuna göre karar verilmesi olmalıdır.”
Ne anlama geliyor? Hukuk Genel Kurulu oy çokluğuyla bozmuştur. Karara göre ödemelerin bağış olarak nitelendirilmesi, bunların hiçbir biçimde geri istenemeyeceği anlamına gelmez: davacının tazminat istemi bulunduğuna göre "çoğun içinde az da vardır" kuralı gereği bu istem bağışı da kapsar. Mahkemenin yapması gereken iş, iadesi gereken bedeli yöntemine uygun olarak belirlemektir.
Madde gerekçesi
Madde 242- Maddeyle eşlerin seçimlik rejim olarak mal ayrılığı sistemini seçebilme olanağı getirilmiştir. Ülkemizde geniş bir uygulama alanı bulan ve uzun yıllardan beri toplum tarafından yakından bilinen yürürlükteki Kanunda mevcut mal ayrılığı rejiminin tercih edilmesi mümkündür. Eşlere bu olanağın tanınması amacıyla İsviçre'de olduğu gibi klasik mal ayrılığı rejimi, seçimlik rejim olarak kabul edilmiştir. Bu durumda eşlerin her biri kendi malvarlığının yönetim, yararlanma ve tasarruf yetkisine sahiptir. Ancak, söz konusu yönetim ve yararlanma hakkı maddede belirtildiği üzere "yasal sınırlar" içerisinde mevcuttur. Örneğin hâkim, evlenmenin genel hükümlerinde öngörüldüğü üzere, bu rejimde de eşlerden birisinin istemi üzerine ailenin geçimi için her birinin yapacağı parasal katkıyı belirleyebilir (m. 196) veya ailenin korunması amacıyla eşlerin kendi malvarlıkları üzerindeki tasarruf yetkisini sınırlayabilir.
Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), s. 96Gerekçedeki "yürürlükteki Kanunda mevcut mal ayrılığı rejimi" ifadesi, 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin yasal rejimini işaret eder. Kanun koyucu, toplumca bilinen bu rejimi tümüyle kaldırmak yerine seçimlik rejim olarak korumuştur. Gerekçenin "yasal sınırlar" vurgusu da önemlidir: mal ayrılığı, eşlerin birbirine karşı hiçbir yükümlülüğü kalmadığı anlamına gelmez; ailenin geçimine katılma ve aile konutunun korunmasına ilişkin kurallar bu rejimde de uygulanır. Tasarının 242. maddesi Adalet Komisyonunun değişiklik listesinde yer almadığından Tasarıdaki hâliyle kabul edilmiştir (S. Sayısı 723, s. 312-313).
743 sayılı eski Medeni Kanun'daki karşılığı
Eski Kanun'da mal ayrılığı, eşlerin sözleşmeyle başka bir usul seçmemeleri hâlinde kendiliğinden uygulanan yasal rejimdi. 4721 sayılı Kanun bu tercihi tersine çevirmiş; yasal rejim olarak edinilmiş mallara katılmayı benimsemiş, mal ayrılığını ise seçimlik rejimler arasına almıştır.
Karı koca, evlenme mukavelenamesi ile kanunda muayyen diğer usullerden birini kabul etmedikleri takdirde veya kabul edipte kanunda gösterilen sebeplerden birinin hüdusu halinde, aralarında mal ayrılığı cereyan eder.
743 sayılı Kanun, mevzuat.gov.tr| 743 sayılı Kanun m. 170 | 4721 sayılı Kanun m. 242 | |
|---|---|---|
| Niteliği | Yasal rejim | Seçimlik rejim |
| Uygulanma | Kendiliğinden | Sözleşmeyle |
| Malvarlığı | Her eş kendi malının maliki | Aynı |
| Tasfiye | Hüküm yok | Hüküm yok |
Değişiklik geçmişi
| Tarih | Gelişme | Dayanak |
|---|---|---|
| 01.01.2002 | Madde yürürlüğe girdi; mal ayrılığı seçimlik rejim oldu | 4721 s. K. |
Madde yürürlüğe girdiği günden beri değiştirilmemiştir.
İlgili maddeler
- TMK m. 194: Aile konutu.
- TMK m. 196: Ailenin geçimine katılma.
- TMK m. 199: Tasarruf yetkisinin sınırlanması.
- TMK m. 202: Yasal mal rejimi.
- TMK m. 205: Sözleşmenin şekli.
- TMK m. 222: İspat.
- TMK m. 227: Değer artış payı.
- TMK m. 236: Katılma alacağı.
- TMK m. 243: İspat, borçlardan sorumluluk ve paylı malın özgülenmesi.
- TMK m. 244: Paylaşmalı mal ayrılığı.
2002 öncesi dönemde edinilmiş mallar için katkı payı alacağınızı hesaplamak veya mal ayrılığı sözleşmesi yaptırmak isterseniz boşanma avukatı sayfasındaki iletişim bilgilerinden bana ulaşabilirsiniz.
Sık sorulan sorular
TMK 242 ne diyor?
TMK m. 242'ye göre mal ayrılığı rejiminde eşlerden her biri, yasal sınırlar içerisinde kendi malvarlığı üzerinde yönetim, yararlanma ve tasarruf haklarını korur.
Mal ayrılığı bugün geçerli mi?
Yalnız eşler mal rejimi sözleşmesiyle seçerse; bugünkü yasal rejim edinilmiş mallara katılmadır (TMK m. 202).
2002 öncesi mallar hangi rejime tabi?
Mal ayrılığına; o tarihte mal ayrılığı yasal rejimdi (743 s. K. m. 170).
Bu dönemdeki mallar için katılma alacağı isteyebilir miyim?
Hayır. Yalnız katkı payı alacağı istenebilir (Yargıtay HGK, 2010/8-231 E., 2010/255 K., 05.05.2010).
Katkı payı alacağı neye dayanır?
Rejimde tasfiye hükmü bulunmadığından Borçlar Kanunu'nun genel hükümlerine (Yargıtay HGK, 2010/8-231 E., 2010/255 K., 05.05.2010).
Katkımı ispat etmem gerekir mi?
Evet. Katılma alacağından farklı olarak katkı payında ispat zorunludur.
Para kazanmıyorsam katkım sayılmaz mı?
Sayılır. Tarlada, bahçede, hayvancılıkta veya işletmede düzenli çalışma katkıdır (Yargıtay HGK, 2017/1617 E., 2018/469 K., 14.03.2018).
Katkı oranım belirlenemezse dava reddedilir mi?
Hayır. Hakkaniyet ve fedakârlığın denkleştirilmesi ilkesiyle tazminat niteliğinde bir tutara hükmedilir (Yargıtay HGK, 2017/1617 E., 2018/469 K., 14.03.2018).
Eşim ödemelerin bağış olduğunu söylüyor?
Bağış sayılsa bile tazminat istemi bunu kapsayabileceğinden ödenen tutarların iadesi gerekebilir (Yargıtay HGK, 2011/8-449 E., 2011/597 K., 05.10.2011).
Zamanaşımı süresi ne kadar?
Genel zamanaşımı süresi uygulanır (Yargıtay HGK, 2010/8-231 E., 2010/255 K., 05.05.2010).
Süre ne zaman başlar?
Evlilik sürerken işlemez; boşanma kararının kesinleştiği tarihte başlar.
Katkı payı boşanmanın eki mi?
Hayır; bu nedenle bir yıllık süreye tabi değildir (TMK m. 178).
Faiz hangi tarihten işler?
Katkı payı alacağında dava tarihinden (TMK m. 239).
Mal ayrılığında eşim evi satabilir mi?
Kendi malı üzerinde tasarruf yetkisi vardır; ancak aile konutuysa rızanız aranır (TMK m. 194).
Hâkim tasarruf yetkisini sınırlayabilir mi?
Evet. Ailenin korunması amacıyla sınırlayabilir (TMK m. 199).
Ailenin geçimine katılma yükümlülüğü var mı?
Evet. Hâkim, istem üzerine her eşin yapacağı parasal katkıyı belirleyebilir (TMK m. 196).
Mal ayrılığını nasıl seçebiliriz?
Noterde mal rejimi sözleşmesi yaparak (TMK m. 205).
Evlendikten sonra da seçebilir miyiz?
Evet; ancak sözleşme geçmişe etkili olmaz (TMK m. 203).
Uzun evliliklerde hesap nasıl yapılır?
İki dönem ayrı ayrı hesaplanır: 2002 öncesi katkı payı, sonrası katılma alacağı (TMK m. 227).
Eski Kanun'da mal ayrılığı neydi?
Yasal rejimdi; eşler sözleşmeyle başka usul seçmedikçe kendiliğinden uygulanırdı (743 s. K. m. 170).
Kaynaklar ve Mevzuat
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 178, 194, 196, 199, 202, 203, 205, 222, 227, 236, 239, 242, 243, 244
- 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi m. 170
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 107, 176, 326
- Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), m. 242 gerekçesi s. 96, Komisyon değişiklik listesi s. 312-313
- Yargıtay HGK, 2017/1617 E., 2018/469 K., 14.03.2018
- Yargıtay HGK, 2011/8-449 E., 2011/597 K., 05.10.2011
- Yargıtay HGK, 2010/8-231 E., 2010/255 K., 05.05.2010
