TMK 241'e göre borçlu eşin malvarlığı veya terekesi katılma alacağını karşılamıyorsa, alacaklı eş veya mirasçıları hesaba katılması gereken karşılıksız kazandırmaları bunlardan yararlanan üçüncü kişilerden eksik kalan miktarla sınırlı olarak isteyebilir. Üçüncü kişi, borçlu eşle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulamaz (Yargıtay 8. HD, 2013/9071 E., 2014/2843 K., 20.02.2014).
- İkincil sorumluluk
- Üçüncü kişiye ancak eşin malvarlığı yetmediğinde başvurulabilmesi (TMK m. 241/1).
- Eksik kalan miktar
- Borçlu eşten tahsil edilemeyen ve üçüncü kişiden istenebilecek tutar (TMK m. 241/1).
- Hak düşürücü süre
- Bir yıllık ve beş yıllık süreler; geçmesiyle dava hakkı düşer (TMK m. 241/2).
- Tenkis hükümleri
- Yetki kuralları dışında kıyasen uygulanan miras hukuku kuralları (TMK m. 241/3).
TMK 241 ne düzenler?
| Konu | Kural | Dayanak |
|---|---|---|
| Koşul | Eşin malvarlığı alacağı karşılamamalı | TMK m. 241/1 |
| Konu | Hesaba katılması gereken karşılıksız kazandırmalar | TMK m. 241/1 |
| Sınır | Eksik kalan miktarla sınırlı | TMK m. 241/1 |
| Müteselsillik | Üçüncü kişi eşle birlikte sorumlu tutulamaz | Yargıtay 8. HD, 2014/2843 K. |
| Kısa süre | Öğrenmeden başlayarak bir yıl | TMK m. 241/2 |
| Uzun süre | Rejimin sona ermesinden başlayarak beş yıl | TMK m. 241/2 |
| Sürenin niteliği | Hak düşürücü süre | S. Sayısı 723, s. 313 |
| Yollama | Tenkis hükümleri kıyasen uygulanır | TMK m. 241/3 |
| İspat | Resmî sicilin aksini iddia eden ispatlar | Yargıtay HGK, 2019/561 K. |
TBMM gerekçesine göre madde, İsviçre Medenî Kanunu'nun 220. maddesini karşılamaktadır. Gerekçe, maddenin bir eşin katılmadan doğan alacağının borçlu eşin malların ayrılması sonucu ortaya çıkan malvarlığından veya borçlu eş ölmüşse terekeye dahil malvarlığından tahsil edilebilmesini düzenlediğini; bu malların kişisel veya edinilmiş mal olmasının önem taşımadığını belirtir. Gerekçeye göre bu malvarlığı katılma alacağını karşılamadığı takdirde alacaklı eşe, edinilmiş mallarda hesaba katılması gereken karşılıksız kazandırmaları bunlardan yararlanan üçüncü kişilerden eksik kalan kısmın tamamlanmasını isteme hakkı tanınmakta; bu düzenleme, katılma alacağı için borçlunun tasfiye sırasında sahip olduğu veya terekesine dahil bütün malvarlığı ile sorumlu olmasının doğal bir sonucu sayılmaktadır. Gerekçe ayrıca uzun sürenin İsviçre'de on yıl olduğunu, ancak tenkisle ilgili hak düşümü süresiyle paralellik sağlamak amacıyla Türk metninde beş yıl olarak öngörüldüğünü açıklar. Tasarının 241. maddesinin ikinci fıkrasının sonundaki "zamanaşımına uğrar" ibaresi, bu sürenin hak düşürücü süre olması bakımından Adalet Komisyonunca "düşer" şeklinde değiştirilmiştir (S. Sayısı 723, s. 313).
Bu madde, eşinin mal kaçırdığını düşünenler için son çare niteliğindedir; ancak işleyişi sıkı koşullara bağlıdır. Birincisi, üçüncü kişiye doğrudan gidilemez: önce tasfiye davası açılır, katılma alacağı hüküm altına alınır ve bu alacağın eşin malvarlığından tahsil edilemediği ortaya çıkar. İkincisi, üçüncü kişiden istenebilecek tutar alacağın tamamı değil yalnız eksik kalan miktardır. Üçüncüsü ve en kritik olanı sürelerdir: hakkınızın zedelendiğini öğrendiğinizden itibaren bir yıl, her hâlde mal rejiminin sona ermesinden itibaren beş yıl geçerse dava hakkınız düşer. Bunlar zamanaşımı değil hak düşürücü sürelerdir; mahkemece kendiliğinden gözetilir, durmaz ve kesilmez. Beş yıllık süre boşanma davasının açıldığı tarihten işlemeye başladığından, tasfiye davası uzarsa üçüncü kişiye başvurma imkânı süre dolduğu için ortadan kalkabilir. Bu nedenle mal kaçırma şüphesi varsa tasfiye davasını geciktirmeyin ve devri yapılan kişiye davayı baştan ihbar edin.
Üçüncü kişiye ne zaman gidilebilir?
- Ön koşul: Tasfiye sırasında borçlu eşin malvarlığı veya terekesi katılma alacağını karşılamıyor olmalıdır (TMK m. 241/1).
- Bütün malvarlığı: Gerekçeye göre borçlu eş, tasfiye sırasında sahip olduğu veya terekesine dahil bütün malvarlığı ile sorumludur; bu malların kişisel ya da edinilmiş mal olması önemli değildir.
- Sıra: Önce tasfiye davası açılıp alacak hüküm altına alınır, sonra tahsil edilemediği ortaya çıkarsa üçüncü kişiye başvurulur (TMK m. 236).
- Konu: İstem, edinilmiş mallarda hesaba katılması gereken karşılıksız kazandırmalara yöneliktir (TMK m. 229).
- Sınır: Talep, eksik kalan miktarla sınırlıdır; alacağın tamamı üçüncü kişiden istenemez.
- Müteselsillik yok: Üçüncü kişi, tasfiye davasında borçlu eşle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulamaz (Yargıtay 8. HD, 2013/9071 E., 2014/2843 K., 20.02.2014).
TMK m. 229 ile ilişki
- Birlikte uygulama: Eklenecek değerler hükmü hesabı, bu madde ise tahsili düzenler; ikisi birbirini tamamlar (TMK m. 229).
- İhbar koşulu: Mahkeme kararının devralan üçüncü kişiye karşı ileri sürülebilmesi için davanın ona usulünce ihbar edilmiş olması gerekir (TMK m. 229/2).
- Tespit kararı: Tasfiye davasında üçüncü kişi hakkında yalnız kazandırmanın ve ihbarın tespitine karar verilebilir.
- Bekletici sorun: Üçüncü kişiye karşı açılan dava ayrılıp eş hakkındaki davanın sonucu bekletici sorun yapılabilir (TMK m. 231).
- Hesabi işlem: Ekleme yalnız hesapta yapılır; devir geçerliliğini korur ve bu madde dışında iptal edilemez.
- İspat: Malın gerçekte eşe ait olduğu iddiası resmî sicile karşı ileri sürülüyorsa ispat yükü iddia edendedir (Yargıtay HGK, 2017/1555 E., 2019/561 K., 14.05.2019).
Süreler
- Kısa süre: Dava hakkı, hakların zedelendiğinin öğrenildiği tarihten başlayarak bir yıl geçmekle düşer (TMK m. 241/2).
- Uzun süre: Her hâlde mal rejiminin sona ermesinden başlayarak beş yıl geçmekle düşer (TMK m. 241/2).
- Niteliği: Tasarıdaki "zamanaşımına uğrar" ibaresi, bu sürelerin hak düşürücü süre olması bakımından Komisyonca "düşer" biçimine getirilmiştir (S. Sayısı 723, s. 313).
- Sonucu: Hak düşürücü süreler mahkemece kendiliğinden gözetilir; durmaz, kesilmez ve taraflarca ileri sürülmesi gerekmez.
- Başlangıç: Beş yıllık süre boşanmada dava tarihinden işlemeye başlar (TMK m. 225).
- Uyarı: Tasfiye davası uzarsa bu süre dolabileceğinden, üçüncü kişiye yönelik hak baştan planlanmalıdır.
Tenkis hükümlerine yollama ve komşu yollar
- Yollama: Yetki kurallarına ilişkin hükümler dışında mirastaki tenkis davasına ilişkin hükümler kıyas yoluyla uygulanır (TMK m. 241/3).
- Sonuçları: Kazandırmanın iadesi, iyi niyetli üçüncü kişinin durumu ve iade kapsamı gibi konularda tenkis kuralları esas alınır.
- Muvazaa yolu: Devir muvazaalı ise eş, genel hükümlere dayanarak tapu iptali ve tescil davası da açabilir (Yargıtay 8. HD, 2012/7074 E., 2013/1462 K., 14.02.2013).
- Farkları: Muvazaa davasında amaç devrin geçersizliği ve malın borçlu eş adına tescili; bu maddede ise eksik kalan alacağın tahsilidir.
- Alacaklılara karşı: Alacaklıların hakları saklıdır ve tasfiye onların haklarını etkilemez (TMK m. 213).
- Görev: Uyuşmazlıklarda aile mahkemesi görevlidir.
Eşinizin mal kaçırdığından şüpheleniyorsanız iki davayı baştan birlikte planlayın. Birinci adım, tasfiye davasını gecikmeden açmak ve devri yapılan kişiye davayı usulüne uygun biçimde ihbar etmektir; ihbar yapılmazsa ileride bu maddeye dayanamazsınız. İkinci adım, tasfiye kararı kesinleştikten sonra eşinizin malvarlığından tahsil girişiminde bulunup sonucu belgelemektir; icra takibinde alınan aciz belgesi ya da haczedilecek mal bulunmadığına ilişkin tutanak, üçüncü kişiye karşı açacağınız davada koşulun gerçekleştiğini gösterir. Üçüncü adım süre takibidir: beş yıllık süre boşanma dava tarihinden işlediğinden, tasfiye davanız uzuyorsa süreyi kaçırmamak için üçüncü kişiye karşı davayı ayrıca açmayı değerlendirin. İstem sonucunuzu "eksik kalan miktarla sınırlı olarak" biçiminde kurun; üçüncü kişiyi eşinizle birlikte müteselsil borçlu göstermek bozma sebebidir. Devir muvazaalı ise ayrıca tapu iptali ve tescil davası açma imkânınız bulunduğunu unutmayın.
Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararları
Aşağıdaki kararlar resmî karar arama sistemlerinden alınmıştır. Her kartta kararın vardığı ilke, olayın özeti, karardan birebir bir alıntı ve kararın uygulamadaki anlamı yer alır. Konuya göre süzmek için düğmeleri kullanabilirsiniz.
Üçüncü kişi adına kayıtlı mal bakımından resmî sicilin aksi ispatlanamazsa tasfiyeye ilişkin istem reddedilir
Evlilik birliği içinde edinildiği ileri sürülen araç, trafik sicilinde dava dışı bir üçüncü kişi adına kayıtlıydı. Davacı eş, aracın gerçekte davalı eş tarafından edinildiğini tanık beyanları ve kasko ödemelerine dayanarak ileri sürdü; yerel mahkeme istemi reddetti ve direndi.
“trafik sicil kayıtları resmî sicillerden olup aksi kanıtlanabilir ise de eldeki davada bu sicil kaydının doğru olmadığı davacı tarafından ispatlanamamıştır.”
Ne anlama geliyor? Hukuk Genel Kurulu, oy çokluğuyla direnme kararını onamıştır. Resmî sicil kayıtlarının aksi her türlü delille ispatlanabilir; ancak bu ispat yükü, malın gerçekte eşe ait olduğunu ileri süren tarafa aittir. Somut olayda tanık beyanları ve kasko ödemeleri yeterli görülmemiştir. Azınlık, muvazaa iddiasının her türlü delille ispatlanabileceğinden hareketle aracın eş tarafından edinildiğinin kanıtlandığı görüşündeydi. Karar, üçüncü kişi adına kayıtlı mallarda ispatın ne kadar belirleyici olduğunu göstermektedir.
Üçüncü kişi, borçlu eşle birlikte katılma alacağından müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulamaz
Tasfiyeye konu mal, davalı eşin babasına devredilmişti. Mahkeme, üçüncü kişi konumundaki babayı da eşle birlikte katılma alacağından sorumlu tutarak davayı kabul etti. Ayrıca alacağa dava tarihinden itibaren faiz işletildi.
“Görüldüğü gibi üçüncü kişinin sorumluluğu TMK'nun 241. maddesinde, sınırlı olarak açık bir biçimde belirlenmiştir. Bu bakımdan davalı-üçüncü kişi baba M.. diğer davalı eş ile birlikte katılma alacağından müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulamaz. O halde, davalı- üçüncü kişi baba Mehmet yönünden davanın reddi yerine kabulü usul ve kanuna aykırıdır. Bundan ayrı katılma alacağına ilişkin dava da TMK'nun 239/ son maddesine aykırı olarak tasfiye tarihi olan karar tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi yerine dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi de doğru değildir.”
Ne anlama geliyor? Daire kararı bozmuştur. Üçüncü kişinin sorumluluğu sınırlı ve ikincildir: ancak borçlu eşin malvarlığı alacağı karşılamadığında ve eksik kalan miktarla sınırlı olarak doğar. Bu nedenle üçüncü kişi, tasfiye davasında eşle birlikte müteselsil borçlu gibi gösterilemez. Kararda ayrıca katılma alacağına dava tarihinden değil tasfiye tarihinden faiz yürütüleceği de vurgulanmıştır.
Muvazaaya dayalı tapu iptali ve tescil istemi mal rejimi davası değildir; genel hükümlere göre çözülür
Eş, kendisine ait konutun üçüncü kişiye muvazaalı olarak devredildiğini ileri sürerek tapu iptali ve tescil istedi. Mahkeme istemi mal rejimi kapsamında değerlendirip, eşin ancak alacak davası açabileceği gerekçesiyle reddetti.
“Dava, dava dilekçesinin kapsamı ve mahkemenin kısmi gerekçesinden de açıklandığı üzere genel muvazaaya dayalı 818 sayılı BK.nun 18. (6098 s. TBK. m.19) maddesi gereği açılan iptal ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, ağırlık olarak mal rejimi niteliğinde değerlendirilerek davanın reddine karar verilmiş ise de, mahkemenin bu görüşüne katılma olanağı bulunmamaktadır.”
Ne anlama geliyor? Daire kararı bozmuştur. Mal rejiminden doğan hakkın alacak hakkı olması, eşin genel hükümlere dayanarak muvazaa iddiasında bulunmasını engellemez. İki yol birbirinden ayrıdır: muvazaa davasında amaç devrin geçersizliğinin tespiti ve malın borçlu eş adına tescili, tasfiye davasında ise alacağın tahsilidir. İstemin hangi hukuki sebebe dayandığı dilekçeden belirlenmelidir.
Madde gerekçesi
Madde 241- Madde İsviçre Medenî Kanununun 220 nci maddesini karşılamaktadır. Madde bir eşin katılmadan doğan alacağının, borçlu eşin malların ayrılması sonucu ortaya çıkan malvarlığından veya borçlu eş ölmüşse terekeye dahil malvarlığından tahsil edilebilmesini düzenlemektedir. Bu malların kişisel veya edinilmiş mal olmasının önemi yoktur. Bu malvarlığı diğer eşin katılma alacağını karşılamadığı takdirde, bu madde ile alacaklı eşe, edinilmiş mallarda hesaba katılması gereken karşılıksız kazandırmaları, bunlardan yararlanan üçüncü kişilerden eksik kalan kısmın tamamlanmasını isteme hakkı tanınmaktadır. Bu düzenleme, katılma alacağı için borçlunun tasfiye sırasında sahip olduğu veya terekesine dahil bütün malvarlığı ile sorumlu olmasının doğal bir sonucudur. İkinci fıkrada dava hakkı, alacaklı eşin veya mirasçılarının haklarının ihlâl edildiğini öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde mal rejiminin sona ermesinden itibaren beş yıllık zamanaşımı süresine tâbi tutulmuştur. Bu maddenin ikinci fıkrasını karşılayan İsviçre Medenî Kanununun 220 nci maddesinin ikinci fıkrasında uzun zamanaşımı süresi on yıl olarak öngörülmüştür. Ancak tenkisle ilgili hak düşümü süresini düzenleyen 571 inci madde ile paralellik sağlamak amacıyla maddede İsviçre aslından ayrılmış ve on yıllık süre yerine beş yıllık süre öngörülmüştür. Maddenin üçüncü fıkrası yetkiye ilişkin hükümler hariç olmak üzere, mirastaki tenkis davasına ilişkin hükümlere yollama yapmıştır.
Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), s. 95Gerekçe ile kanunlaşan metin arasında sürelerin niteliği bakımından önemli bir fark vardır: gerekçe bir yıllık ve beş yıllık süreleri "zamanaşımı süresi" olarak anmaktadır. Adalet Komisyonu ise Tasarının ikinci fıkrasının sonundaki "zamanaşımına uğrar" ibaresini, bu sürenin hak düşürücü süre olması bakımından "düşer" şeklinde değiştirmiştir (S. Sayısı 723, s. 313). Bu değişikliğin pratik sonucu büyüktür: hak düşürücü süreler mahkemece kendiliğinden gözetilir, durmaz ve kesilmez. Gerekçenin beş yıllık süreye ilişkin açıklaması da bu yorumu destekler; süre, tenkisteki hak düşümü süresiyle paralellik kurulması amacıyla İsviçre'deki on yıldan indirilmiştir.
743 sayılı eski Medeni Kanun'daki karşılığı
Eski Kanun'da katılma alacağı bulunmadığından, bu alacağın üçüncü kişilerden tahsiline ilişkin bir hükme de yer verilmemişti. Kural mal rejimi mal ayrılığı olduğundan (743 s. K. m. 170) eşler birbirinin malvarlığındaki artıştan pay alamıyor, üçüncü kişilere yapılan devirler ancak muvazaa ya da alacaklıdan mal kaçırma hükümleriyle ele alınabiliyordu.
Karı koca, evlenme mukavelenamesi ile kanunda muayyen diğer usullerden birini kabul etmedikleri takdirde veya kabul edipte kanunda gösterilen sebeplerden birinin hüdusu halinde, aralarında mal ayrılığı cereyan eder.
743 sayılı Kanun, mevzuat.gov.tr| 743 sayılı Kanun dönemi | 4721 sayılı Kanun m. 241 | |
|---|---|---|
| Dayanak | Muvazaa ve genel hükümler | Özel düzenleme |
| Kapsam | — | Karşılıksız kazandırmalar |
| Sınır | — | Eksik kalan miktarla sınırlı |
| Süre | — | Bir yıl ve beş yıl hak düşürücü |
Değişiklik geçmişi
| Tarih | Gelişme | Dayanak |
|---|---|---|
| 01.01.2002 | Madde yürürlüğe girdi | 4721 s. K. |
Madde yürürlüğe girdiği günden beri değiştirilmemiştir.
İlgili maddeler
- TMK m. 213: Alacaklıların korunması.
- TMK m. 225: Mal rejiminin sona ermesi.
- TMK m. 229: Eklenecek değerler.
- TMK m. 231: Artık değer.
- TMK m. 236: Katılma alacağı.
- TMK m. 239: Ödeme ve ertelenmesi.
- TMK m. 240: Aile konutu ve ev eşyası.
Kaçırılan malların izlenmesi, üçüncü kişiye karşı açılacak davanın zamanlaması ve hak düşürücü sürelerin korunması için dosyanızı değerlendirmek isterseniz boşanma avukatı İstanbul sayfasındaki iletişim bilgilerinden bana ulaşabilirsiniz.
Sık sorulan sorular
TMK 241 ne diyor?
TMK m. 241'e göre borçlu eşin malvarlığı veya terekesi katılma alacağını karşılamıyorsa, alacaklı eş veya mirasçıları hesaba katılması gereken karşılıksız kazandırmaları bunlardan yararlanan üçüncü kişilerden eksik kalan miktarla sınırlı olarak isteyebilir; dava hakkı bir yıl ve her hâlde beş yıl geçmekle düşer.
Malı alan kişiye doğrudan dava açabilir miyim?
Hayır. Önce tasfiye davasıyla alacağınızın hüküm altına alınması ve eşin malvarlığından tahsil edilememesi gerekir.
Üçüncü kişiden alacağın tamamını isteyebilir miyim?
Hayır. Talep, eksik kalan miktarla sınırlıdır (TMK m. 241/1).
Üçüncü kişiyi eşimle birlikte dava edebilir miyim?
Tasfiye davasında müteselsil sorumlu gösteremezsiniz (Yargıtay 8. HD, 2013/9071 E., 2014/2843 K., 20.02.2014).
Eşimin kişisel malları da hesaba katılır mı?
Evet. Gerekçeye göre borçlu eş, tasfiye sırasında sahip olduğu bütün malvarlığı ile sorumludur; malların kişisel veya edinilmiş olması önemli değildir.
Eşim ölmüşse ne olur?
Alacak terekeden tahsil edilir; tereke yetmezse üçüncü kişilere başvurulabilir (TMK m. 241/1).
Davayı ihbar etmezsem ne olur?
Mahkeme kararını devralan üçüncü kişiye karşı ileri süremezsiniz (TMK m. 229).
Süreler ne kadar?
Öğrenmeden başlayarak bir yıl, her hâlde mal rejiminin sona ermesinden başlayarak beş yıl (TMK m. 241/2).
Bu süreler zamanaşımı mı?
Hayır, hak düşürücü süredir; Komisyon "zamanaşımına uğrar" ibaresini bu nedenle "düşer" olarak değiştirmiştir (S. Sayısı 723, s. 313).
Hak düşürücü sürenin sonucu ne?
Mahkemece kendiliğinden gözetilir; durmaz, kesilmez ve ileri sürülmesi gerekmez.
Beş yıl ne zaman başlar?
Mal rejiminin sona ermesinden, yani boşanmada dava tarihinden (TMK m. 225).
Tasfiye davam uzarsa süreyi kaçırır mıyım?
Bu risk gerçektir; bu nedenle üçüncü kişiye yönelik davanın zamanlaması baştan planlanmalıdır.
Hangi işlemler bu madde kapsamındadır?
Edinilmiş mallarda hesaba katılması gereken karşılıksız kazandırmalar (TMK m. 229).
Devir muvazaalıysa başka yolum var mı?
Evet. Genel hükümlere dayanarak tapu iptali ve tescil davası açabilirsiniz (Yargıtay 8. HD, 2012/7074 E., 2013/1462 K., 14.02.2013).
İki yol arasındaki fark ne?
Muvazaa davasında amaç devrin geçersizliği ve malın eş adına tescili; bu maddede ise eksik kalan alacağın tahsilidir.
Mal üçüncü kişi adına kayıtlıysa ne olur?
Resmî sicilin aksini ispat yükü, malın gerçekte eşe ait olduğunu ileri sürendedir (Yargıtay HGK, 2017/1555 E., 2019/561 K., 14.05.2019).
Tenkis hükümleri neden uygulanıyor?
Kanun, yetki kuralları dışında mirastaki tenkis davasına ilişkin hükümlere kıyasen yollama yapmıştır (TMK m. 241/3).
Faiz hangi tarihten işler?
Katılma alacağında tasfiye tarihinden (TMK m. 239).
Hangi mahkemede dava açılır?
Aile mahkemesinde.
Eski Kanun'da böyle bir imkân var mıydı?
Hayır. 743 sayılı Kanun'da kural mal rejimi mal ayrılığıydı (743 s. K. m. 170) ve katılma alacağı bulunmuyordu.
Kaynaklar ve Mevzuat
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 213, 225, 229, 231, 236, 239, 240, 241, 571
- 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi m. 170
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 107, 176, 326
- Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), m. 241 gerekçesi s. 95, Komisyon değişiklik gerekçesi s. 313
- Yargıtay HGK, 2017/1555 E., 2019/561 K., 14.05.2019
- Yargıtay 8. HD, 2013/9071 E., 2014/2843 K., 20.02.2014
- Yargıtay 8. HD, 2012/7074 E., 2013/1462 K., 14.02.2013
