TMK 227'ye göre eşlerden biri diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuşsa, tasfiye sırasında bu malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında alacak hakkına sahip olur; alacak, malın tasfiye sırasındaki değerine göre hesaplanır. Katkının parasal ya da para ile ölçülebilen maddi veya hizmet değeri niteliğinde olması zorunludur (Yargıtay 8. HD, 2016/4794 E., 2018/13992 K., 12.06.2018).
- Değer artış payı
- Karşılıksız esaslı katkının, malın tasfiyedeki değer artışından pay alma hakkı (TMK m. 227/1).
- Esaslı katkı
- Parasal ya da para ile ölçülebilen maddi veya hizmet değeri taşıyan katkı (Yargıtay 8. HD, 2016/4794 E., 2018/13992 K., 12.06.2018).
- Uygun karşılık
- Katkıya karşılık alınan ve katkıyı dengeleyen edim; alınmışsa alacak doğmaz (TMK m. 227/1).
- Elden çıkarma hâli
- Malın tasfiyeden önce satılmış olması; alacak hakkaniyete göre belirlenir (TMK m. 227/2).
- Tasfiye tarihi
- Değerlendirmede esas alınan an; uygulamada karar tarihidir (Yargıtay 2. HD, 2023/3945 E., 2024/3009 K., 30.04.2024).
TMK 227 ne düzenler?
| Konu | Kural | Dayanak |
|---|---|---|
| Doğuş şartı | Karşılıksız, esaslı katkı | TMK m. 227/1 |
| Katkının niteliği | Parasal ya da para ile ölçülebilir olmalı | Yargıtay 8. HD, 2018/13992 K. |
| Hesap anı | Malın tasfiye sırasındaki değeri | TMK m. 227/1 |
| Değer kaybı | Katkının başlangıçtaki değeri esas alınır | TMK m. 227/1 |
| Elden çıkarma | Hâkim hakkaniyete göre belirler | TMK m. 227/2 |
| Oran belirlenemezse | TMK m. 4 ve TBK m. 50 ile takdir edilir | Yargıtay HGK, 2021/1492 K. |
| Değerlendirme anı | Tasfiye tarihi karar tarihidir | Yargıtay 2. HD, 2024/3009 K. |
| Alacağın niteliği | Ayni hak değil, şahsi alacak hakkı | Yargıtay 2. HD, 2024/4055 K. |
| Kişisel mal | İspatlanırsa mal tasfiyeye girmez | Yargıtay HGK, 2025/646 K. |
| Anlaşma | Yazılı anlaşmayla vazgeçilebilir, oran değiştirilebilir | TMK m. 227/3 |
| Zamanaşımı | On yıl; evlilik sürerken işlemez | Yargıtay 8. HD, 2013/16830 K. |
TBMM gerekçesine göre madde, İsviçre Medenî Kanunu'nun 206. maddesini karşılamaktadır. Gerekçe, birinci fıkrada tasfiye sırasında bir eşin diğerinin mal edinmesine, malının iyileştirilmesine ve korunmasına ivazsız olarak katkıda bulunması hâlinde bu katkının değerlendirilip ödenmesinin hükme bağlandığını; katkıda bulunan eşe tanınan hakkın bir alacak hakkı olduğunu ve bu hakkın tasfiye sırasında göz önünde tutulmasının kabul edildiğini belirtir. Gerekçeye göre tasfiye sırasındaki değer artışı göz önüne alınarak, para değerindeki düşüşler dolayısıyla katkıda bulunan eşin kayba uğraması önlenmiştir. İkinci fıkra bakımından gerekçe, mal elden çıkarılmışsa diğer eşe ödenecek alacağı hâkimin hakkaniyete uygun olarak belirleyeceğini; üçüncü fıkra bakımından ise eşlerin yazılı olmak kaydıyla yapacakları bir anlaşmayla değer artışından pay almaktan vazgeçebileceklerini ya da alacakları pay oranını tespit edebileceklerini açıklar. Tasarının 227. maddesinin "Katkıdan doğan hak" olan kenar başlığı, Adalet Komisyonunca terim birliğini sağlamak amacıyla "Değer artış payı" olarak değiştirilmiştir (S. Sayısı 723, s. 312).
Değer artış payı ile katılma alacağını karıştırmayın: değer artış payı, diğer eşin kişisel malına yaptığınız karşılıksız katkının karşılığıdır ve katkı oranına göre hesaplanır; katılma alacağı ise diğer eşin edinilmiş mallarının artık değerinin yarısıdır ve katkı ispatı gerektirmez. Katkınızın parayla ölçülebilir olması şarttır; evlilik birliğine duygusal destek veya olağan ev hizmetleri tek başına değer artış payı doğurmaz. Katkınıza karşılık uygun bir edim aldıysanız, örneğin verdiğiniz para geri ödendiyse, alacak doğmaz. Katkınızı bugünkü paraya göre değil, malın tasfiye anındaki değerine oranlayarak isteyin: 2005 yılında evin bedelinin dörtte birini ödediyseniz, isteyebileceğiniz tutar o günkü para değil, evin bugünkü değerinin dörtte biridir.
Değer artış payının koşulları
- Diğer eşe ait bir mal: Katkı, katkıda bulunan eşin değil diğer eşin malvarlığındaki bir mala yönelik olmalıdır. Bu mal çoğunlukla kişisel maldır; edinilmiş mal söz konusu olduğunda istem kural olarak katılma alacağına dönüşür (TMK m. 236).
- Üç katkı türü: Malın edinilmesi, iyileştirilmesi veya korunması. Satın alma bedeline katılma, kredi taksitlerinin ödenmesi, inşaatın tamamlanması, onarım, vergi ve sigorta giderlerinin karşılanması bu kapsamdadır.
- Karşılıksızlık: Katkı, hiç ya da uygun bir karşılık alınmaksızın yapılmış olmalıdır. Verilen paranın geri ödenmesi veya karşılığında denk bir edim alınması hâlinde alacak doğmaz.
- Esaslı ve ölçülebilir olma: Katkı, parasal ya da para ile ölçülebilen maddi veya hizmet değeri niteliğinde olmalıdır (Yargıtay 8. HD, 2016/4794 E., 2018/13992 K., 12.06.2018).
- Bağış değilse: Katkı bağışlama kastıyla yapılmışsa karşılıksız kazandırma niteliği taşır ve iade istenemez; bu nedenle katkının bağış olmadığı ortaya konmalıdır (TMK m. 220).
Alacağın niteliği ve mal grupları
- Şahsi alacak hakkı: Tasfiye isteyen eşe tanınan hak ayni değildir; diğer eşin malvarlığı üzerinde mülkiyet veya başka bir ayni hak istenemez (Yargıtay 2. HD, 2023/1383 E., 2024/4055 K., 30.05.2024).
- Ayın olarak ödeme: Borcun ayın (mal) olarak ödenmesi borçlu eşe tanınmış bir imkândır; alacaklı eş bunu dayatamaz. İstisnaları paylı malda üstün yarar (TMK m. 226) ile aile konutu ve ev eşyasıdır (TMK m. 240).
- Mal gruplarının değişmezliği: Evlilik içinde alınmış olsa da bedeli kişisel malvarlığından karşılanan mal edinilmiş mal grubuna girmez ve tasfiyeye tabi olmaz (Yargıtay HGK, 2024/618 E., 2025/646 K., 22.10.2025).
- Kişisel mal savunması: Malın miras, bağış veya kişisel malın satış bedeliyle alındığını ileri süren eş bunu ispatlarsa katılma alacağı doğmaz; diğer eşin parasal katkısı varsa istem değer artış payına döner.
- Üçüncü kişiden gelen para: Ana babadan veya yakınlardan karşılıksız gelen para, alan eşin kişisel malıdır; bu parayla yapılan katkı değer artış payı doğurur (Yargıtay 8. HD, 2014/5718 E., 2014/13291 K., 24.06.2014).
Alacağın hesaplanması
- Temel formül: Katkı oranı, malın tasfiye sırasındaki değeriyle çarpılır. Böylece katkıda bulunan eş, paranın değer kaybından etkilenmez; gerekçe bu amacı açıkça belirtir.
- Adımlar: Önce katkı tutarı ile malın katkı tarihindeki sürüm değeri ayrı ayrı saptanır, sonra katkının toplam değer içindeki oranı bulunur, bu oran tasfiye tarihindeki sürüm değeriyle çarpılır (Yargıtay 8. HD, 2014/5718 E., 2014/13291 K., 24.06.2014).
- Tasfiye tarihi: Yargıtay uygulamasında tasfiye tarihi karar tarihidir; değer, karar tarihine en yakın tarih itibarıyla belirlenir (Yargıtay 2. HD, 2023/3945 E., 2024/3009 K., 30.04.2024).
- Katkı oranı: Tarafların evlilik boyunca elde ettikleri yurt içi ve yurt dışı tüm gelirleri hesaba katılmalıdır (Yargıtay 8. HD, 2016/18181 E., 2018/14451 K., 27.06.2018).
- Oran belirlenemezse: Katkının varlığı sabit olmakla birlikte oranı tespit edilemiyorsa hâkim, TMK m. 4 ve TBK m. 50 uyarınca hukuk ve hakkaniyete uygun bir oran takdir eder (Yargıtay HGK, 2018/472 E., 2021/1492 K., 23.11.2021).
- İyileştirmede: Harcanan tutar değil, iyileştirmenin malın değerine kattığı oran esas alınır; taşınmazın tamamlanmış hâlinin natamam hâline oranı belirlenir (Yargıtay 8. HD, 2015/17460 E., 2017/7954 K., 30.05.2017).
- Hükmün denetlenebilirliği: Mahkeme, hangi yöntemle hangi tutara ulaştığını gerekçede göstermelidir (Yargıtay 8. HD, 2016/1666 E., 2018/12968 K., 22.05.2018).
Değer kaybı, elden çıkarma ve anlaşma
- Değer kaybı: Malın değeri katkı tarihine göre düşmüşse katkının başlangıçtaki değeri esas alınır (TMK m. 227/1). Böylece katkıda bulunan eş, kayıptan orantısız biçimde etkilenmez.
- Elden çıkarma: Mal tasfiyeden önce satılmış veya devredilmişse hâkim, diğer eşe ödenecek alacağı hakkaniyete uygun olarak belirler (TMK m. 227/2); gerekçe bu çözümü açıkça öngörmüştür.
- Sona ermeden önce satılan mal: Rejimin sona erdiği tarihte mevcut olmayan mal, eklenecek değer koşulları ispatlanmadıkça tasfiyeye dahil edilemez (Yargıtay 2. HD, 2024/1810 E., 2024/3556 K., 16.05.2024).
- Devir amacı önemliyse: Katılma alacağını azaltmak amacıyla yapılan devirlerde eklenecek değerler hükmü uygulanır (TMK m. 229).
- Yazılı anlaşma: Eşler yazılı bir anlaşmayla değer artışından pay almaktan vazgeçebilir ya da pay oranını değiştirebilir (TMK m. 227/3).
- Geçmişe etki yasağı: Mal rejimi sözleşmesi geçmiş dönemi kapsayacak biçimde kurulamaz; ancak yapıldığı tarihten itibaren hüküm doğurur (Yargıtay 2. HD, 2023/7024 E., 2024/6794 K., 03.10.2024).
- Denkleştirmeyle ilişkisi: Bir eşin kendi mal grupları arasındaki değer aktarımları değer artış payı değil denkleştirme kurallarına tabidir (TMK m. 230).
İspat, usul ve zamanaşımı
- İspat yükü: Katkısını ileri süren eş bunu ispatla yükümlüdür; belirli bir malın kendisine ait olduğunu iddia eden de aynı yükümlülük altındadır (TMK m. 222).
- Deliller: Banka dekontları, havale ve EFT kayıtları, kredi ödeme planları, tapu ve kooperatif kayıtları, fatura ve yapı ruhsatları, SGK hizmet dökümleri ve tanık beyanları kullanılır.
- Kredili alımlarda dönem: Kredi taksitleri 01.01.2002'den önce bitmişse katkı payı, sonraya sarkmışsa değer artış payı ve katılma alacağı hesaplanır (Yargıtay 2. HD, 2023/1655 E., 2023/2556 K., 18.05.2023).
- Dönem ayrımı: 01.01.2002 öncesi dönemde edinilen mallar için istem, değer artış payı değil katkı payı alacağı kurallarına göre çözülür (Yargıtay 8. HD, 2019/5275 E., 2019/11377 K., 16.12.2019).
- Zamanaşımı: Mal rejiminden doğan alacaklarda on yıllık süre uygulanır (Yargıtay 8. HD, 2013/10267 E., 2013/16830 K., 18.11.2013).
- Sürenin başlangıcı: Süre öğrenmeyle değil, boşanma kararının kesinleşmesi ya da ölüm tarihiyle başlar (Yargıtay 8. HD, 2013/556 E., 2013/8825 K., 11.06.2013).
Dava dilekçenizde değer artış payı ile katılma alacağını ayrı kalemler hâlinde isteyin ve her mal için hangi kalemi talep ettiğinizi açıkça yazın; uygulamada bu ayrımın yapılmaması bozma sebebidir. Katkınızı tarih, tutar ve belge numarasıyla tablolaştırın: hangi tarihte ne kadar ödediğinizi, o tarihte malın bedelinin ne olduğunu ve katkı oranınızın nasıl hesaplandığını gösterin. Kredi ile alınmış bir taşınmazda ödediğiniz taksitlerin dökümünü bankadan isteyin ve taksitleri 01.01.2002 öncesi-sonrası olarak ayırın. İnşaat veya tadilat katkısı iddia ediyorsanız, işin öncesine ve sonrasına ait fotoğrafları, yapı ruhsatını ve fatura asıllarını sunun; mahkemeden keşif ve uzman bilirkişi incelemesi talep edin. Gelirlerinizin karşılaştırılması gerekeceğinden SGK hizmet dökümünüzü ve varsa yurt dışı çalışma belgelerinizi dosyaya koyun. Karşı taraf malın kişisel malı olduğunu savunacaksa, o malın satın alındığı tarihteki para hareketlerini banka kayıtlarıyla izleyin. Tasfiyeye konu mal satılmışsa satış tarihini ve bedelini belgeleyin. Değer tespiti karar tarihine yakın olmalıdır; dosyadaki rapor eskimişse güncel keşif isteyin.
Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararları
Aşağıdaki kararlar resmî karar arama sistemlerinden alınmıştır. Her kartta kararın vardığı ilke, olayın özeti, karardan birebir bir alıntı ve kararın uygulamadaki anlamı yer alır. Konuya göre süzmek için düğmeleri kullanabilirsiniz.
Değer artış payı, diğer eşe ait malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına karşılıksız esaslı katkıdan doğar; katkı parasal ya da para ile ölçülebilir olmalıdır
Değer artış payı alacağı istemiyle açılan davada, alacağın hangi koşullarda doğduğu ve katılma alacağından farkı tartışılmıştır.
“Değer artış payı alacağı; eşlerden birinin diğerine ait malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun karşılık almaksızın esaslı katkıda bulunması durumunda, tasfiye sırasında bu malda meydana gelebilecek değer artışı için katkısı oranında sahip olduğu alacak hakkıdır (4721 sayılı TMK m. 227). Denkleştirme (TMK m. 230) hariç, tasfiyeye konu malvarlığında katkı tarihine göre değer kaybı söz konusu ise, katkının başlangıçtaki değeri esas alınır (TMK m. 227/1). Böyle bir malın daha önceden elden çıkarılmış olması halinde hakim, diğer eşe ödenecek alacağı hakkaniyete uygun olarak belirler (TMK m. 227/2). Değer artış payı alacağı talep edebilmek için, parasal ya da para ile ölçülebilen maddi veya hizmet değeriyle katkıda bulunulmalıdır.”
Ne anlama geliyor? Daire, değer artış payının bütün unsurlarını tek paragrafta toplamıştır: katkı diğer eşe ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına yönelik olmalı, hiç ya da uygun karşılık alınmaksızın ve esaslı nitelikte yapılmalıdır. Malda katkı tarihine göre değer kaybı varsa katkının başlangıçtaki değeri esas alınır; mal daha önce elden çıkarılmışsa hâkim alacağı hakkaniyete uygun olarak belirler. Duygusal destek veya olağan ev hizmetleri değil, parasal ya da para ile ölçülebilen maddi veya hizmet değeri taşıyan katkılar dikkate alınır.
Kişisel mal savunması ispatlanırsa taşınmaz edinilmiş mal sayılmaz ve katılma alacağı doğmaz; mal gruplarının değişmezliği ilkesi esastır
Eşler 2002 yılında evlendi; evlilikten beş ay sonra bir mesken diğer eş adına satın alındı. Bu eş, meskenin babasına ait iş hanının satışından gelen parayla alındığını savundu. Satış bedelinin hesaba yattığı, aynı dönemde aynı semtte anne ve kardeş adına da eşdeğer iki daire alındığı dosyayla sabitti.
“Türk Medeni Kanun'un 220/2. maddesinde mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya bir eşin sonradan miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği malvarlığı değerleri o eşin kişisel malı olduğu ve tasfiyeye girmeyeceğin açıkça düzenleme altına alındığına göre edinilmiş mallara katılma rejiminde ana kuralın mal gruplarının değişmezliği ilkesinden hareketle, İlk Derece Mahkemesince yapılması gereken iş, davalı tarafından kişisel mal savunmasının ispatlandığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesinden ibarettir.”
Ne anlama geliyor? Hukuk Genel Kurulu, evlilik içinde alınmış olmasına rağmen bedeli kişisel malvarlığından karşılanan taşınmazın edinilmiş mal grubuna girmediğini kabul etmiştir. Karara göre karşılıksız kazanma yoluyla elde edilen değerler kişisel maldır ve mal gruplarının değişmezliği ilkesi gereği tasfiyeye girmez. Böyle bir malda diğer eşin katılma alacağı doğmaz; ancak o eşin malın edinilmesine kendi parasıyla katkısı varsa TMK m. 227'ye dayanan değer artış payı gündeme gelir.
Tasfiye isteyen eşe tanınan hak ayni değil şahsi alacak hakkıdır; kişisel malın yerine geçen taşınmazda değer artış payına hükmedilir
Tasfiyeye konu bağımsız bölümün, davacının kişisel malının yerine geçtiği (ikamesi olduğu) kabul edildi. Buna rağmen mahkeme, istemi bu niteliğe uygun biçimde karşılamadı.
“Kural olarak, mal rejimi sona erdiğinde eşlerin ya da mirasçılarının tasfiye davası sonucunda katkı payı, değer artış payı ve artık değere katılma alacağı hakları doğar. Eşlerden birine ait mal varlığında, diğer tarafın mülkiyet veya başka ayni hak talebi söz konusu olamaz. Mal rejiminin tasfiyesi isteğinde bulunan eşe ya da mirasçılarına tanınan hak ayni olmayıp şahsi alacak hakkıdır”
Ne anlama geliyor? Daire kararı bozmuştur. Mal rejiminin tasfiyesinde alacaklı eş, diğer eşin malvarlığı üzerinde mülkiyet veya başka bir ayni hak isteyemez; hakkı para alacağıdır. Borcun ayın olarak ödenmesi ise borçlu eşe tanınmış bir imkândır. Bunun istisnaları paylı malda üstün yararın kanıtlanması (TMK m. 226/2) ile aile konutu ve ev eşyasına ilişkin hükümdür (TMK m. 240). Kişisel malın yerine geçen taşınmaz bakımından da diğer eşin istemi tapu iptali değil değer artış payı alacağıdır.
Değer artış payı; katkının edinme anındaki toplam değer içindeki oranı bulunup bu oran tasfiye tarihindeki sürüm değeriyle çarpılarak hesaplanır
Aracın alımında davacıya babası tarafından verilen para kullanılmış, ayrıca diğer eşin ziynet eşyalarıyla katkısı bulunmuştu. Mahkeme, değer artış payı ve katılma alacağını bu ayrımları yapmadan hesapladı.
“Mahkemece, değer artış payı alacağının hesabı için öncelikle davacının babası tarafından verilen paranın miktarı ile aracın bu tarihteki sürüm (rayiç) değerinin ayrı ayrı saptanması, davacının katkı yaptığı tarihteki değeri ile katkıda bulunduğu miktarın toplamı gözetilerek davacının yaptığı katkının sözü edilen toplam değer içindeki oranının bulunması, bu oranın tasfiye tarihindeki sürüm değeri ile çarpılarak çıkacak miktarın değer artış payı alacağı olarak karar altına alınması (TMK'nun 227).”
Ne anlama geliyor? Daire, hesabın adımlarını sırasıyla göstermiştir: önce katkı tutarı ile malın katkı tarihindeki sürüm değeri ayrı ayrı saptanır, sonra katkının toplam değer içindeki oranı bulunur, bu oran tasfiye tarihindeki sürüm değeriyle çarpılır. Üçüncü kişiden (burada babadan) karşılıksız gelen para, alan eşin kişisel malı sayıldığından bu para ile yapılan katkı değer artış payı doğurur. Değer artış payı düşüldükten sonra kalan üzerinden katılma alacağı hesaplanır.
Tasfiye tarihi karar tarihidir; alacak, karar tarihine en yakın tarihteki sürüm (rayiç) değere göre hesaplanmalıdır
Mahkeme, tasfiyeye konu taşınmazların değerini karar tarihinden yaklaşık bir buçuk yıl önce belirlenen değerlere göre esas alarak alacağa hükmetti.
“Artık değere katılma alacağı miktarı hesaplanırken, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan malların, bu tarihteki durumlarına göre, ancak tasfiye tarihindeki sürüm (rayiç) değerleri esas alınır (4721 sayılı Kanun md. 227/1, 228/1, 232 ve 235/1). Yargıtay uygulamalarına göre tasfiye tarihi, karar tarihidir.”
Ne anlama geliyor? Daire kararı bozmuştur. Mallar, mal rejiminin sona erdiği andaki durumlarına göre ancak tasfiye tarihindeki sürüm değerleriyle hesaba katılır; Yargıtay uygulamasında tasfiye tarihi karar tarihidir. Bozmadan sonra değer güncelliğini yitireceğinden, yeni karar tarihine en yakın tarihli değer tespiti yapılmalıdır. Bu ölçüt değer artış payı bakımından da geçerlidir (TMK m. 227/1, 232, 235/1).
Katkının varlığı ispatlandığı hâlde oranı belirlenemiyorsa hâkim TMK m. 4 ve TBK m. 50 uyarınca hakkaniyete uygun bir katkı oranı takdir eder
Terzilik yapan eşin yanında birlikte çalıştığı tanık beyanlarıyla doğrulanan eş, arsa ve binanın edinilmesine katkıda bulunduğunu ileri sürdü. Mahkeme katkının somut delillerle ispatlanmadığı gerekçesiyle davayı reddetti; oysa katkının varlığı sabitti ve dosyada yalnız katkı oranını tespite yeterli gelir verisi yoktu.
“Bu düşünceyle hâkim; her somut olayı kendi içinde değerlendirerek fedakârlığın denkleştirilmesi ve hakkaniyet gereği katkıda bulunan eşin katkısının karşılığını vermelidir. Davacı eşin ev işlerinin yanında davalı ile birlikte tarlada, bahçede, hayvan yetiştiriciliğinde, mevcut bir dükkânın işletilmesinde vb. şekilde düzenli çalışma ve katkısının varlığı sabit iken "davacının elde ettiği gelirin belirlenememesi" nedeniyle katkı oranının tespitinde duraksama ve güçlük yaşandığı takdirde hâkim; TMK'nın 4. ve TBK'nın 50. maddelerinde yer alan düzenlemeleri gözeterek, denkleştirici adalet ilkesi gereği, somut olayın koşullarını kendi içinde değerlendirmek suretiyle hukuk ve hakkaniyete uygun bir katkı oranı takdir etmelidir.”
Ne anlama geliyor? Hukuk Genel Kurulu, katkısı sabit olan eşin gelirinin tam olarak belirlenememesinin davanın reddini gerektirmediğini vurgulamıştır. Karara göre ev işlerinin yanında tarlada, bahçede, hayvan yetiştiriciliğinde veya bir dükkânın işletilmesinde düzenli çalışma varsa hâkim, denkleştirici adalet ilkesi gereği hakkaniyete uygun bir oran takdir etmeli ve bu oranı taşınmazın dava tarihindeki rayiç değeriyle çarparak alacağı bulmalıdır.
Katkı oranı hesaplanırken tarafların yurt içi ve yurt dışı tüm gelirleri dikkate alınmalıdır
Yurt dışında çalışan eşler hakkında açılan tasfiye davasında iki taşınmaz yönünden alacağa hükmedildi. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda yalnız evlenme tarihinden sonraki yedi aylık döneme ait gelirler esas alınmış, dosyadaki yurt içi ve yurt dışı sigortalı hizmet dökümleri değerlendirilmemişti.
“Şöyle ki, hükme esas alınan bilirkişi raporu incelendiğinde, tarafların evlenme tarihi olan 12.07.1995 ile 29.02.1996 tarihleri arasındaki gelirleri üzerinden katkı oranı hesaplandığı, tarafların tüm gelirlerinin dikkate alınmadığı anlaşılmaktadır. Dosya arasında taraflara ait gerek Türkiyedeki gerekse yurtdışındaki çalışmalarına ilişkin sigortalı hizmet dökümleri bulunmaktadır. Ne var ki, hesaplama yapılırken bu belgeler göz önünde bulundurulmamıştır.”
Ne anlama geliyor? Daire kararı bozmuştur. Katkı oranı, tarafların evlilik boyunca elde ettikleri tüm gelirler üzerinden hesaplanır; dosyaya sunulan sigortalı hizmet dökümleri ve yurt dışı kazançlar hesaba katılmadan yapılan değerlendirme eksik incelemedir. Bu ölçüt hem değer artış payı hem de katkı payı hesaplarında geçerlidir.
İyileştirmede alacak, taşınmazın tamamlanmış hâlinin natamam hâline oranı belirlenerek hesaplanır; yalnız harcama tutarına bakılamaz
Tasfiyeye konu ev, dosyadaki fotoğraflara göre Temmuz ayında karkas hâldeyken Ekim ayında tamamlanmıştı; yani iyileştirmeler evlilik birliği içinde yapılmıştı. Mahkeme, iyileştirmenin taşınmaza kattığı değer oranını belirlemeden yalnız yapılan masrafların miktarını esas alarak hesap yaptı.
“O halde, mahkemece, taşınmazın natamam ve tamamlanmış haldeki değerlerinin tespiti için yeniden keşif yapılıp, uzman bilirkişiden rapor alındıktan sonra, taşınmazın tamamlanmış halinin natamam haline oranı (yapılan iyileştirmenin taşınmaza kattığı değer oranı) dikkate alınarak katılma alacağına hükmedilmesi gerekir.”
Ne anlama geliyor? Daire kararı bozmuştur. İyileştirme iddialarında yeniden keşif yapılıp uzman bilirkişiden rapor alınmalı, taşınmazın tamamlanmış hâlinin natamam hâline oranı, yani iyileştirmenin taşınmaza kattığı değer oranı belirlenmelidir. Harcanan para tutarı değil, o harcamanın malın değerinde yarattığı artış oranı esastır; aynı yöntem TMK m. 227'ye dayanan değer artış payı hesabında da kullanılır.
Hükümde değer artış payı ve katılma alacağının hangi hesaplama yöntemiyle bulunduğu açıkça gösterilmelidir
Tasfiyede bir mesken evlilik öncesinde kredili olarak alınmış ve kredinin yalnız sekiz taksiti evlilik içinde ödenmiş, diğer mesken ise evlilik içinde kısmen peşin kısmen kredili edinilmişti. Mahkeme bilirkişi raporundaki rakamlardan ayrılarak farklı tutarlara hükmetti; bu tutarların nasıl bulunduğu dosyadan anlaşılamıyordu.
“Bu nedenle; rapora itibar edilmediği anlaşılan ancak nasıl hesap edildiği gerekçede açıklanmaksızın, şüphe ve tereddüt uyandıracak şekilde hüküm tesis edilmesi usul ve yasaya aykırıdır.”
Ne anlama geliyor? Daire kararı bozmuştur. HMK m. 297/2 uyarınca hüküm, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakları şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde göstermelidir. Bilirkişi raporundan ayrılan mahkeme, hangi yöntemle hangi tutara ulaştığını gerekçede açıklamak zorundadır; ayrıca hangi taşınmaz için değer artış payına, hangisi için katılma alacağına hükmedildiği hesapta net biçimde ayrılmalıdır.
Kredi ödemeleri 2002'den önce bitmişse katkı payı, sonraya sarkmışsa değer artış payı ve katılma alacağı hesaplanır
Tasfiyeye konu taşınmaz, bir eş adına çekilen konut kredisiyle alınmış ve kredi taksitleri evlilik birliği içinde ödenmişti. Tarafların her ikisi de düzenli olarak çalışıyordu; ödemelerin bir kısmı 01.01.2002 öncesine, bir kısmı sonrasına düşüyordu.
“01.01.2002 öncesi yapılan kredi ödemelerine çalışarak, düzenli ve sürekli gelire sahip davacı erkeğin katkıda bulunduğunun, 01.01.2002 sonrası yapılan kredi ödemeleri yönünden de katılma alacağı olduğunun kabulü gerekir. O halde, Mahkemece, davacı erkeğin 01.01.2002 tarihinde önce yapılan kredi ödemelerine düzenli ve sürekli çalışarak katkısının olduğu, ayrıca 01.01.2002 tarihinde sonra yapılan kredi ödemeleri yönünden de katılma alacağı hakkı olduğu kabul edilerek kredi ödemelerinin 01.01.2002 tarihinden önce tamamlanmış olması halinde davacının katkı payı alacağının, kredi ödemelerinin 01.01.2002 tarihinden sonraya sarkması halinde ise davacının değer artış payı ve artık değere katılma alacağının hesaplanması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuş, hükmün bozulması gerekmiştir.”
Ne anlama geliyor? Daire, kredi ile alınan mallarda tasfiyenin nasıl bölüneceğini göstermiştir. Taksitlerin hangi dönemde ödendiğine bakılır: 01.01.2002 öncesinde tamamlanan ödemeler katkı payı alacağı, sonrasına sarkan ödemeler ise değer artış payı ve artık değere katılma alacağı doğurur. Bu nedenle kredi ödeme planının bankadan getirtilmesi ve ödemelerin tarihlerine göre ayrıştırılması zorunludur.
01.01.2002 öncesi dönemde edinilen mallar için istem, değer artış payı değil katkı payı alacağı kurallarına göre çözülür
Uzun süren bir evlilikte hem 2002 öncesinde hem sonrasında edinilen mallar tasfiyeye konu edildi; hangi dönem için hangi hesaplama yönteminin uygulanacağı tartışıldı.
“Bu sebeple, eşlerin bu dönemde edindikleri malvarlığının tasfiyesine ilişkin uyuşmazlık, aynı Kanun'un 5.maddesi yollamasıyla Borçlar Kanunu'nun genel hükümleri göz önünde bulundurularak kural olarak "katkı payı alacağı" hesaplama yöntemi kurallarına göre çözüme kavuşturulacaktır.”
Ne anlama geliyor? Daire, iki dönemli tasfiyenin yöntemini açıklamıştır. Mal ayrılığının geçerli olduğu 2002 öncesi dönem için tasfiyeye ilişkin özel hüküm bulunmadığından uyuşmazlık, TMK m. 5 yollamasıyla Borçlar Kanunu'nun genel hükümlerine dayanan katkı payı alacağı yöntemiyle; 2002 sonrası dönemde ise TMK m. 227 ve devamındaki kurallara göre çözülür. Bu ayrım, aynı dosyada iki ayrı hesap yapılmasını gerektirebilir.
Mal rejiminin sona ermesinden yıllar önce satılan taşınmaz, eklenecek değer koşulları ispatlanmadıkça tasfiyeye dahil edilemez
Tasfiyeye konu daire, boşanma davasının açıldığı tarihten üç yıldan fazla süre önce üçüncü kişiye satılmıştı. Mahkeme bu taşınmazı eklenecek değer kabul ederek katılma alacağı hesapladı.
“tasfiye konusu taşınmazın mal rejiminin sona erdiği boşanma dava tarihinden (28.06.2011) tarihinden üç yıldan fazla bir süre önce (19.03.2008) satıldığı, mal rejimin sona erdiği tarihte tasfiye konusu taşınmazın mevcut olmadığı, davalı-davacı kadın tarafından 4721 sayılı Kanun'un 229 uncu maddesinde sayılan amaç ve doğrultuda kazandırma veya devrin yapıldığı da mevcut delillerle de ispatlanamadığı anlaşılmaktadır. O halde, Mahkemece, kadının açtığı birleşen davada tasfiye konusu 45019 ada 1 parseldeki 50 nolu daire yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, eklenecek değer kabul edilerek katılma alacağı hesaplanması hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.”
Ne anlama geliyor? Daire kararı bozmuştur. Mal rejiminin sona erdiği tarihte mevcut olmayan mal kural olarak tasfiyeye girmez. Bu malın hesaba katılabilmesi için TMK m. 229'daki koşulların, yani rejimin sona ermesinden önceki bir yıl içinde rıza dışı karşılıksız kazandırma ya da diğer eşin alacağını azaltmak kastıyla devir yapıldığının ispatı gerekir. Değer artış payı bakımından ise TMK m. 227/2 devreye girer ve alacak hakkaniyete göre belirlenir.
Mal rejiminden doğan alacaklarda on yıllık zamanaşımı uygulanır ve süre evlilik sona erene kadar işlemez
Evlilik birliği içinde edinilip diğer eş adına tescil edilen taşınmaz nedeniyle açılan alacak davasında, istemin TMK m. 178'deki bir yıllık süreye mi yoksa genel zamanaşımına mı tabi olduğu tartışıldı. Boşanma kararı 2008 yılında kesinleşmiş, dava bu tarihten sonra açılmıştı.
“Bu durumda edinilmiş mallara katılma alacağı davalarında da TMK.nun 5. maddesi yoluyla 6098 sayılı TBK.nun 146. maddesinde yer alan 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerekecektir (mülga BK.m.125.) 6098 sayılı TBK'nun 153/1-2. bentleri (Evlilik devam ettiği sürece, eşlerin diğerinden olan alacakları için zamanaşımı işlemeye başlamaz, başlamışsa durur) gözetilerek boşanma kararının kesinleştiği 01.09.2008 tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresinin henüz geçmediği anlaşılmaktadır.”
Ne anlama geliyor? Daire, önceki içtihadından dönerek Hukuk Genel Kurulu'nun 2013/8-375 E., 2013/520 K. sayılı kararı doğrultusunda, mal rejiminden kaynaklanan alacaklarda boşanmanın fer'îlerine ilişkin bir yıllık sürenin değil TMK m. 5 yollamasıyla TBK m. 146'daki on yıllık zamanaşımının uygulanacağını benimsemiştir. TBK m. 153 gereği evlilik devam ettiği sürece eşlerin birbirinden olan alacakları için zamanaşımı işlemez. Aynı kural değer artış payı istemleri için de geçerlidir.
Zamanaşımı boşanma davasının açılmasıyla durur ve kararın kesinleşmesinden itibaren yeniden işler; başlangıç öğrenme tarihi değildir
Mal rejiminin ölümle sona ermesi üzerine açılan alacak davası, mahkemece zamanaşımı gerekçesiyle reddedildi. Ölüm tarihinden dava tarihine kadar on yıl geçmemişti.
“boşanma davasının açıldığı tarihten itibaren zamanaşımının duracağı ve boşanma kararının kesinleşmesine kadar devam edeceği ve ancak boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren yeniden işlemeye başlayacağı hususu gözetildiğinde kural olarak 10 yıllık zamanaşımının boşanma kararının kesinleştiği tarihten itibaren başladığını kabulü uygun olacaktır.”
Ne anlama geliyor? Daire, sürenin başlangıcını netleştirmiştir: değer artış payı ve katılma alacağı istemlerinde on yıllık süre, alacağın öğrenilmesiyle değil boşanma kararının kesinleşmesi ya da ölüm tarihiyle başlar. Boşanma davası açılmakla zamanaşımı durur ve karar kesinleşinceye kadar durmaya devam eder. Mal rejiminin ölümle sona ermesi hâlinde de süre on yıldır.
Eşler geçmişe etkili mal rejimi sözleşmesi yapamaz; sözleşme ancak yapıldığı tarihten itibaren hüküm doğurur
1967 yılında evlenen eşler, 2015 yılında noterde "Mal Rejimi Değişikliği Sözleşmesi" imzalayarak 01.01.2002 öncesi ve sonrası tüm menkul ve gayrimenkullerin bir eşe ait olacağını ve mal ayrılığına geçildiğini kararlaştırdı. Sözleşmenin geçerliliği dava konusu edildi.
“Tüm bu açıklamalara göre, 4721 sayılı Kanun'un 203 üncü maddesi uyarınca eşlerin ancak kanunda yazılı sınırlar içerisinde mal rejimini düzenleyebileceklerinden geçmişe etkili olacak şekilde 4722 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesindeki istisnalar dışında mal rejimi sözleşmesi düzenleyemezler. O halde, taraflar arasında 20.07.2015 tarih ve 12057 yevmiye numarası ile Mal Rejimi Değişikliği Sözleşmesi başlığı ile yapılan mal rejimi sözleşmesinin geçmişe etkili olacağına ilişkin maddeleri geçerli olmayıp işbu sözleşme yapıldığı tarihten itibaren geçerlidir.”
Ne anlama geliyor? Daire, eşlerin mal rejimini ancak kanunda yazılı sınırlar içinde düzenleyebileceğini vurgulamıştır. TMK m. 227/3'e göre değer artışından pay almaktan yazılı anlaşmayla vazgeçmek mümkündür; ancak böyle bir anlaşma geçmiş dönemi kapsayacak biçimde kurulamaz. Sözleşmenin geçmişe etkili maddeleri geçersizdir, yalnız yapıldığı tarihten sonrası için sonuç doğurur.
Madde gerekçesi
Madde 227- Madde İsviçre Medenî Kanununun 206 ncı maddesini karşılamaktadır. Maddenin birinci fıkrasında, tasfiye sırasında, bir eşin diğerinin mal edinmesine, malının iyileştirilmesine ve korunmasına ivazsız olarak katkıda bulunması hâlinde bu katkısının değerlendirilip ödenmesi hükme bağlanmıştır. Burada katkıda bulunan eşe tanınan hak bir alacak hakkı olup, bu hakkın tasfiye sırasında göz önünde tutulması kabul edilmiştir. Böylece tasfiye sırasındaki değer artışı göz önüne alınarak para değerindeki düşüşler dolayısıyla katkıda bulunan eşin kayba uğraması önlenmiştir. İkinci fıkrada, eğer mal elden çıkarılmışsa, diğer eşe ödenecek olan alacağı hakkaniyete uygun olarak hâkimin belirleyeceği öngörülmüştür. Üçüncü fıkrada eşlerin yazılı olmak kaydıyla yapacakları bir anlaşmayla değer artışından pay almaktan vazgeçebilecekleri ya da alacakları pay oranını tespit edebilecekleri hükme bağlanmıştır.
Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), s. 90Tasarıda maddenin kenar başlığı "Katkıdan doğan hak" idi; Adalet Komisyonu, Tasarıda terim birliğini sağlamak amacıyla bu başlığı "Değer artış payı" olarak değiştirmiştir (S. Sayısı 723, s. 312). Gerekçedeki "para değerindeki düşüşler dolayısıyla katkıda bulunan eşin kayba uğraması önlenmiştir" cümlesi, alacağın neden katkı tarihindeki paraya göre değil malın tasfiye anındaki değerine göre hesaplandığını açıklar.
743 sayılı eski Medeni Kanun'daki karşılığı
Eski Kanun'da değer artış payını karşılayan bir hüküm yoktu. Kural mal rejimi mal ayrılığı olduğundan, eşlerden birinin diğerinin malına yaptığı katkı kanunda ayrıca düzenlenmemiş; uygulamada bu istemler Borçlar Kanunu'nun genel hükümlerine dayanan "katkı payı alacağı" adıyla çözülmüştür. Bu nedenle 01.01.2002 öncesinde edinilen mallar bakımından bugün de değer artış payı değil katkı payı hesaplama yöntemi uygulanır (Yargıtay 8. HD, 2019/5275 E., 2019/11377 K., 16.12.2019).
Karı koca, evlenme mukavelenamesi ile kanunda muayyen diğer usullerden birini kabul etmedikleri takdirde veya kabul edipte kanunda gösterilen sebeplerden birinin hüdusu halinde, aralarında mal ayrılığı cereyan eder.
743 sayılı Kanun, mevzuat.gov.tr| 743 sayılı Kanun dönemi | 4721 sayılı Kanun m. 227 | |
|---|---|---|
| Dayanak | Kanunda hüküm yok; Borçlar Kanunu genel hükümleri | Açık kanun hükmü |
| İsim | Katkı payı alacağı | Değer artış payı |
| Hesap | Katkı oranı x dava tarihindeki değer | Katkı oranı x tasfiye anındaki değer |
| Vazgeçme | Genel hükümlere göre | Yazılı anlaşmayla mümkün |
Değişiklik geçmişi
| Tarih | Gelişme | Dayanak |
|---|---|---|
| 01.01.2002 | Madde yürürlüğe girdi | 4721 s. K. |
Madde yürürlüğe girdiği günden beri değiştirilmemiştir.
İlgili maddeler
- TMK m. 205: Mal rejimi sözleşmesinin şekli.
- TMK m. 219: Edinilmiş mallar.
- TMK m. 220: Kişisel mallar.
- TMK m. 222: İspat.
- TMK m. 226: Malların geri alınması.
- TMK m. 228: Kişisel malların ve edinilmiş malların ayrılması.
- TMK m. 229: Eklenecek değerler.
- TMK m. 230: Denkleştirme.
- TMK m. 232: Sürüm değeri.
- TMK m. 235: Değerlendirme anı.
- TMK m. 236: Katılma alacağı.
Eşinizin malına yaptığınız katkının karşılığını almak, değer artış payı ve katılma alacağı hesabını çıkarmak için dosyanızı değerlendirmek isterseniz boşanma avukatı sayfasındaki iletişim bilgilerinden bana ulaşabilirsiniz.
Sık sorulan sorular
TMK 227 ne diyor?
TMK m. 227'ye göre eşlerden biri diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuşsa, tasfiye sırasında bu malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında alacak hakkına sahip olur; alacak malın tasfiye sırasındaki değerine göre hesaplanır.
Değer artış payı nedir?
Diğer eşe ait bir mala karşılıksız yapılan esaslı katkının, o malın tasfiye anındaki değer artışından katkı oranında pay alma hakkıdır (Yargıtay 8. HD, 2016/4794 E., 2018/13992 K., 12.06.2018).
Değer artış payı ile katılma alacağı arasındaki fark nedir?
Değer artış payı, diğer eşin malına yaptığınız katkıya dayanır ve katkı oranına göre hesaplanır; katılma alacağı ise diğer eşin edinilmiş mallarının artık değerinin yarısıdır ve katkı ispatı gerektirmez (TMK m. 236).
Hangi katkılar sayılır?
Parasal ya da para ile ölçülebilen maddi veya hizmet değeri taşıyan katkılar. Duygusal destek gibi ölçülemeyen katkılar bu kapsamda değildir (Yargıtay 8. HD, 2016/4794 E., 2018/13992 K., 12.06.2018).
Kredi taksitlerini ödemem katkı sayılır mı?
Evet. Diğer eşin malına ilişkin kredi taksitlerinin ödenmesi, malın edinilmesine katkı niteliğindedir; ödeme planı ve banka kayıtlarıyla belgelenmelidir.
Ziynetlerimi bozdurup verdiysem ne olur?
Bu da parasal katkıdır. Ziynetin cinsi, adedi ve bozdurulma tarihi ile o tarihteki değeri ispatlanmalıdır.
Alacak nasıl hesaplanır?
Katkı oranınız, malın tasfiye anındaki değeriyle çarpılır. Örneğin bedelin dörtte birini ödediyseniz, malın bugünkü değerinin dörtte birini isteyebilirsiniz.
Malın değeri düşmüşse ne olur?
Değer kaybı varsa katkının başlangıçtaki değeri esas alınır (TMK m. 227/1).
Katkı oranım ispatlanamazsa dava reddedilir mi?
Hayır. Katkının varlığı sabit, ancak oranı belirlenemiyorsa hâkim TMK m. 4 ve TBK m. 50 uyarınca hakkaniyete uygun bir oran takdir eder (Yargıtay HGK, 2018/472 E., 2021/1492 K., 23.11.2021).
Gelirlerim nasıl karşılaştırılır?
Tarafların evlilik boyunca elde ettikleri yurt içi ve yurt dışı tüm gelirleri dikkate alınır (Yargıtay 8. HD, 2016/18181 E., 2018/14451 K., 27.06.2018).
Eve yaptığım tadilat nasıl hesaplanır?
Harcadığınız para değil, iyileştirmenin malın değerine kattığı oran esas alınır; taşınmazın tamamlanmış hâlinin natamam hâline oranı belirlenir (Yargıtay 8. HD, 2015/17460 E., 2017/7954 K., 30.05.2017).
Eşim malı satmışsa hakkım kalır mı?
Evet. Mal daha önce elden çıkarılmışsa hâkim, ödenecek alacağı hakkaniyete uygun olarak belirler (TMK m. 227/2).
Değer artış payından vazgeçilebilir mi?
Evet. Eşler yazılı bir anlaşmayla değer artışından pay almaktan vazgeçebilir veya pay oranını değiştirebilir (TMK m. 227/3).
Mahkeme hesabı nasıl göstermeli?
Hangi yöntemle hangi tutara ulaşıldığı hükümde şüphe ve tereddüt uyandırmayacak biçimde açıklanmalıdır (Yargıtay 8. HD, 2016/1666 E., 2018/12968 K., 22.05.2018).
Zamanaşımı süresi kaç yıl?
On yıl. Süre evlilik devam ettiği sürece işlemez; boşanma kararının kesinleşmesiyle başlar (Yargıtay 8. HD, 2013/10267 E., 2013/16830 K., 18.11.2013).
2002 öncesi alınan mallar için de değer artış payı istenir mi?
Hayır. O dönem için istem katkı payı alacağı kurallarına göre çözülür (Yargıtay 8. HD, 2019/5275 E., 2019/11377 K., 16.12.2019).
Eşimin tapusunun yarısını isteyebilir miyim?
Hayır. Tasfiye isteyen eşe tanınan hak ayni değil şahsi alacak hakkıdır; talep para alacağıdır (Yargıtay 2. HD, 2023/1383 E., 2024/4055 K., 30.05.2024).
Eşim "bu ev babamın parasıyla alındı" derse ne olur?
Bunu ispatlarsa mal kişisel mal sayılır ve katılma alacağı doğmaz; ancak sizin parasal katkınız varsa değer artış payı isteyebilirsiniz (Yargıtay HGK, 2024/618 E., 2025/646 K., 22.10.2025).
Malın değeri hangi tarihe göre belirlenir?
Tasfiye tarihine göre; Yargıtay uygulamasında bu tarih karar tarihidir (Yargıtay 2. HD, 2023/3945 E., 2024/3009 K., 30.04.2024).
Eşim malı yıllar önce satmışsa hesaba katılır mı?
Rejimin sona erdiği tarihte mevcut olmayan mal, eklenecek değer koşulları ispatlanmadıkça tasfiyeye girmez (Yargıtay 2. HD, 2024/1810 E., 2024/3556 K., 16.05.2024).
Kredi taksitleri iki döneme yayıldıysa nasıl hesaplanır?
Ödemeler 01.01.2002'den önce bitmişse katkı payı, sonraya sarkmışsa değer artış payı ve katılma alacağı hesaplanır (Yargıtay 2. HD, 2023/1655 E., 2023/2556 K., 18.05.2023).
Geçmişe dönük mal rejimi sözleşmesi yapabilir miyiz?
Hayır. Sözleşme ancak yapıldığı tarihten itibaren hüküm doğurur (Yargıtay 2. HD, 2023/7024 E., 2024/6794 K., 03.10.2024).
Zamanaşımı ne zaman başlar?
Alacağı öğrendiğiniz tarihte değil, boşanma kararının kesinleştiği ya da ölüm tarihinde (Yargıtay 8. HD, 2013/556 E., 2013/8825 K., 11.06.2013).
Hangi mahkemede dava açılır?
Aile mahkemesinde; mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak davası olarak.
Eski Kanun'da böyle bir hak var mıydı?
Hayır. 743 sayılı Kanun'da kural mal rejimi mal ayrılığıydı (743 s. K. m. 170) ve katkı istemleri Borçlar Kanunu'nun genel hükümlerine göre çözülüyordu.
Kaynaklar ve Mevzuat
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 4, 5, 179, 203, 205, 219, 220, 222, 226, 227, 228, 229, 230, 232, 235, 236, 239, 240
- 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi m. 170
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 50, 146, 153
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 297
- Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), m. 227 gerekçesi s. 90, Komisyon değişiklik gerekçesi s. 312
- Yargıtay HGK, 2024/618 E., 2025/646 K., 22.10.2025
- Yargıtay HGK, 2018/472 E., 2021/1492 K., 23.11.2021
- Yargıtay 2. HD, 2023/7024 E., 2024/6794 K., 03.10.2024
- Yargıtay 2. HD, 2023/1383 E., 2024/4055 K., 30.05.2024
- Yargıtay 2. HD, 2024/1810 E., 2024/3556 K., 16.05.2024
- Yargıtay 2. HD, 2023/3945 E., 2024/3009 K., 30.04.2024
- Yargıtay 2. HD, 2023/1655 E., 2023/2556 K., 18.05.2023
- Yargıtay 8. HD, 2019/5275 E., 2019/11377 K., 16.12.2019
- Yargıtay 8. HD, 2016/18181 E., 2018/14451 K., 27.06.2018
- Yargıtay 8. HD, 2016/4794 E., 2018/13992 K., 12.06.2018
- Yargıtay 8. HD, 2016/1666 E., 2018/12968 K., 22.05.2018
- Yargıtay 8. HD, 2015/17460 E., 2017/7954 K., 30.05.2017
- Yargıtay 8. HD, 2014/5718 E., 2014/13291 K., 24.06.2014
- Yargıtay 8. HD, 2013/10267 E., 2013/16830 K., 18.11.2013
- Yargıtay 8. HD, 2013/556 E., 2013/8825 K., 11.06.2013
