TMK 238'e göre evliliğin iptali, boşanma veya mahkeme kararıyla mal ayrılığına geçiş hâllerinde, kanundaki artık değere katılma düzenlemesinden farklı anlaşmalar ancak mal rejimi sözleşmesinde açıkça öngörülmüşse geçerlidir. Aynı açıklık ölçütü boşanma protokolleri için de aranır: muğlak ifadeler sonradan açılan tasfiye davasını engellemez (Yargıtay HGK, 2019/335 E., 2022/850 K., 07.06.2022).
- Farklı anlaşma
- Artık değere katılmada kanundaki yarı yarıya kuraldan sapan düzenleme (TMK m. 237).
- Açıklık koşulu
- Farklı oranın boşanma veya iptalde de uygulanacağının sözleşmede yazılması (TMK m. 238).
- Mal ayrılığına geçiş
- Mahkeme kararıyla rejimin değişmesi (TMK m. 206).
- Feragat
- Talep sonucundan açık, kayıtsız ve şartsız vazgeçme (Yargıtay 2. HD, 2025/6039 E., 2026/4692 K., 28.04.2026).
TMK 238 ne düzenler?
| Konu | Kural | Dayanak |
|---|---|---|
| Kapsam | İptal, boşanma, mal ayrılığına geçiş | TMK m. 238 |
| Koşul | Sözleşmede açıkça öngörülmüş olmalı | TMK m. 238 |
| Gerekçe | Farklı paylaşım bir atıfet niteliğindedir | Madde gerekçesi |
| Ayrılık | Evlilik sona ermediğinden kapsam dışı | Madde gerekçesi |
| Protokoller | Muğlak ifade tasfiyeyi kapsamaz | Yargıtay HGK, 2022/850 K. |
| Duruşma beyanı | Tek başına tasfiye sonucu doğurmaz | Yargıtay HGK, 2025/498 K. |
| Feragat | Açık, kayıtsız ve şartsız olmalı | Yargıtay 2. HD, 2026/4692 K. |
| Nitelik | Tasfiye boşanmanın eki değildir | Yargıtay HGK, 2022/850 K. |
TBMM gerekçesine göre madde, İsviçre Medenî Kanunu'nun 217. maddesini karşılamaktadır. Gerekçe, evlenmeyi sürdürmenin asıl olduğundan hareketle eşlerin genelde boşanmayı düşünmediklerini; mal rejimi sözleşmesinde öngörülen farklı paylaşım şekillerinin özünde bundan yararlanan eşe bir atıfet, mükâfat niteliği taşıdığını belirtir. Gerekçeye göre bu nedenle söz konusu sözleşme hükümlerinin boşanma veya evliliğin iptali sebebiyle son bulma ya da mahkeme kararıyla mal ayrılığına geçiş hâllerinde uygulanabilmesi için bunun sözleşmede açıkça öngörülmüş olması gerekir. Gerekçe ayrıca İsviçre Medenî Kanunu'nun 217. maddesinde boşanma ve evliliğin iptali yanında ayrılık hâlinin de sayıldığını; fakat ayrılık ile evlilik sona ermediğinden bu konuda düzenleme yapılmadığını açıklar. Tasarının 238. maddesi Adalet Komisyonunun değişiklik listesinde yer almadığından Tasarıdaki hâliyle kabul edilmiştir (S. Sayısı 723, s. 312-313).
Bu madde, evlilik sözleşmesi yaptıranların en sık düştüğü tuzağı önler. Sözleşmede "artık değer üçte bir-üçte iki paylaşılır" gibi bir düzenleme yaptıysanız, bu düzenleme kendiliğinden boşanmada uygulanmaz. Kanun koyucu, farklı paylaşımı kural olarak ölümle sona eren evlilikler için düşünülmüş bir jest saymış; boşanmada da geçerli olmasını istiyorsanız bunu sözleşmeye ayrıca ve açıkça yazmanızı şart koşmuştur. Aynı açıklık düşüncesi boşanma protokolleri için de geçerlidir: "birbirimizden başkaca talebimiz yoktur", "paylaşacak malımız yoktur", "mal tasfiyesi talebimiz yoktur" gibi kalıp cümleler mal rejiminin tasfiyesini sona erdirmez. Tasfiyeyi gerçekten bitirmek istiyorsanız protokolde hangi malın kime kalacağını tek tek yazmanız gerekir.
Açıklık koşulu
- Kural: İptal, boşanma veya mahkeme kararıyla mal ayrılığına geçiş hâllerinde, kanundaki artık değere katılma düzenlemesinden farklı anlaşmalar ancak sözleşmede açıkça öngörülmüşse geçerlidir (TMK m. 238).
- Gerekçedeki düşünce: Farklı paylaşım şekilleri özünde bundan yararlanan eşe bir atıfet niteliğinde olduğundan, evliliğin sona erme biçimi değiştiğinde kendiliğinden uygulanmaz.
- Kapsanan hâller: Evliliğin iptali, boşanma ve mahkeme kararıyla mal ayrılığına geçiş (TMK m. 206).
- Kapsam dışı: Ayrılık hâli; gerekçeye göre ayrılıkla evlilik sona ermediğinden düzenleme yapılmamıştır (TMK m. 170).
- Ölüm hâli: Ölümle sona eren rejimde sözleşmedeki farklı oran, açıklık koşulu aranmaksızın uygulanır (TMK m. 237).
- Yazım biçimi: Sözleşmeye "bu oran boşanma ve evliliğin iptali hâllerinde de uygulanır" benzeri açık bir cümle konulmalıdır.
Boşanma protokolleri ve tasfiye
- Nitelik: Mal rejiminin tasfiyesi boşanmanın eki değildir; boşanmadaki anlaşma kural olarak tazminat, nafaka ve velayeti kapsar (Yargıtay HGK, 2019/335 E., 2022/850 K., 07.06.2022).
- Açıklık aranır: Eşler tasfiye konusunda da anlaşmak istiyorsa bunun hiçbir duraksamaya yer vermeyecek açıklıkta olması gerekir.
- Muğlak metinler: Soyut, farklı yorumlara açık ifadeler sonradan açılan davanın görülmesine engel olmaz (Yargıtay HGK, 2019/335 E., 2022/850 K., 07.06.2022).
- Duruşma beyanı: Protokolde ve hüküm fıkrasında tasfiyeye ilişkin düzenleme yoksa, duruşmada söylenen "paylaşacak malımız yoktur" cümlesinden tasfiyenin gerçekleştiği sonucu çıkarılamaz (Yargıtay HGK, 2024/7 E., 2025/498 K., 10.09.2025).
- Feragat ölçütü: "Mal tasfiyesi talebimiz yoktur" beyanı, feragat için aranan açık, kayıtsız ve şartsız irade beyanı sayılmaz (Yargıtay 2. HD, 2025/6039 E., 2026/4692 K., 28.04.2026).
- Doğmamış hak: Rejim sürerken imzalanan genel feragat metinleri, henüz doğmamış haktan feragat sayılacağından sonuç doğurmaz (TMK m. 237).
Tasfiyeyi protokolle gerçekten bitirmek
- Mal mal sayım: Hangi taşınmaz, araç, banka hesabı ve şirket payının kime kalacağı tek tek yazılmalıdır.
- Kalem adı: Metinde "mal rejiminin tasfiyesi", "katılma alacağı" ve "değer artış payı" kavramları açıkça geçmelidir (TMK m. 236, TMK m. 227).
- Karşılıklı ibra: Tasfiyenin tamamlandığı ve tarafların bu kalemler bakımından birbirini ibra ettiği ayrıca belirtilmelidir.
- Hâkim onayı: Protokolün hâkimce onaylanması ve hüküm fıkrasında gösterilmesi, ileride doğacak tartışmayı azaltır (TMK m. 166).
- Tapu ve tescil: Devri kararlaştırılan taşınmazlar için ayrıca resmî senet düzenlenmesi gerekir; protokol tek başına mülkiyeti geçirmez.
- Denetim: Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatlerini gözeterek anlaşmada değişiklik yapabilir.
Usul ve sonuçlar
- Ayrı dava: Tasfiye istemi boşanma davasında karara bağlanamaz; ayrı bir dava açılmalıdır (TMK m. 236).
- Zamanaşımı: Mal rejiminden doğan alacaklarda on yıllık süre uygulanır ve süre boşanma kararının kesinleşmesiyle başlar (TMK m. 227).
- İspat: Tasfiyenin protokolle tamamlandığını ileri süren taraf bunu ispatlar.
- Yorum: Protokol hükümleri, tarafların gerçek iradesi ve dürüstlük kuralı çerçevesinde yorumlanır.
- Sözleşmenin sınırı: Farklı oran kararlaştırılsa bile ortak olmayan çocukların saklı payları zedelenemez (TMK m. 237).
- Görev: Uyuşmazlıklarda aile mahkemesi görevlidir.
Anlaşmalı boşanma protokolü hazırlıyorsanız mal rejimi bölümünü ayrı bir başlık altında yazın ve şu üç unsuru mutlaka içerecek biçimde kurun: birincisi, tasfiyeye konu malların tek tek sayılması ve her birinin kime kalacağının belirtilmesi; ikincisi, "taraflar mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan katılma alacağı ve değer artış payı istemlerinden karşılıklı olarak feragat etmiştir" gibi açık, kayıtsız ve şartsız bir cümle; üçüncüsü, protokolün hâkimce onaylanıp hüküm fıkrasında gösterilmesi. Karşı taraf sonradan tasfiye davası açtığında, "başkaca talebimiz yoktur" türü genel ifadelerin yeterli olmadığını bilin; bu nedenle metni siz kaleme alıyorsanız kalıp cümlelere güvenmeyin. Evlilik sözleşmesi yaptıracaksanız, farklı paylaşım oranının boşanmada da uygulanmasını istiyorsanız bunu sözleşmeye ayrıca yazdırın; aksi hâlde boşanmada kanunun yarı yarıya kuralı geçerli olur.
Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararları
Aşağıdaki kararlar resmî karar arama sistemlerinden alınmıştır. Her kartta kararın vardığı ilke, olayın özeti, karardan birebir bir alıntı ve kararın uygulamadaki anlamı yer alır. Konuya göre süzmek için düğmeleri kullanabilirsiniz.
Mal rejiminin tasfiyesi boşanmanın eki değildir; protokoldeki muğlak ifadeler sonradan açılan tasfiye davasını engellemez
Eşler 2013 yılında anlaşmalı olarak boşandı. Protokolün beşinci bendinde "Taraflar yukarıdaki şartlarda anlaşmış olup birbirlerinden başkaca maddi ve manevi talepleri ile mahkeme masrafı ve avukatlık ücreti talep etmeyecektir" ifadesi yer alıyordu. Protokolde ayrıca davalının davacıya ait evde oturacağı kararlaştırılmıştı.
“boşanma davasının fer'î niteliğinde olmadığından, boşanma davasında tarafların anlaşmış olmaları kural olarak boşanma davasının fer'î niteliğindeki tazminat, nafaka ve velâyet konularını kapsadığı kabul edilmelidir. Şayet eşler, boşanma davasında mal rejiminin tasfiyesi hususunda da anlaşma yapmak istiyorlarsa, bu hususun hiçbir duraksamaya yer vermeyecek açıklıkta olması çok önemlidir. Soyut, muğlâk, her anlama gelebilen, farklı şekilde yorumlanmaya açık, müphem kelime ve cümleler kullanılan anlaşma metinleri sonradan açılan davanın görülmesine engel teşkil etmez.”
Ne anlama geliyor? Hukuk Genel Kurulu, boşanma protokollerinin kapsamını çizmiştir. Boşanma davasındaki anlaşma kural olarak yalnız boşanmanın eki niteliğindeki tazminat, nafaka ve velayet konularını kapsar. Eşler mal rejiminin tasfiyesi konusunda da anlaşmak istiyorlarsa bunun hiçbir duraksamaya yer vermeyecek açıklıkta yazılması gerekir. Somut olayda "davalının davacıya ait evde oturacağı" yönündeki hükümden tasfiyenin tamamlandığı sonucu çıkarılamamıştır.
Protokolde tasfiyeye ilişkin bir hüküm yoksa, duruşmadaki "paylaşacak malımız yoktur" beyanından tasfiyenin gerçekleştiği sonucu çıkarılamaz
Eşler 2005 yılında anlaşmalı olarak boşandı; duruşmada paylaşacak malları ve eşya talepleri bulunmadığını beyan ettiler. Protokolde mal rejiminin tasfiyesine ilişkin bir hüküm, boşanma kararının hüküm fıkrasında da tasfiyeye ilişkin bir karar yoktu. Tasfiye davası boşanmanın kesinleşmesinden dokuz yıl sonra açıldı.
“Özellikle anlaşmalı boşanmaya dayanak 18.08.2005 havale tarihli protokolün incelenmesinde ise; yasal mal rejiminin tasfiyesine yönelik bir hükme yer verilmediği gibi boşanma kararının hüküm fıkrasında da eşler arasında geçerli edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesine ilişkin bir karar verilmediği anlaşılmaktadır. Böyle olunca eşlerin, salt anlaşmalı boşanma dava duruşmasında yer alan beyanlarından hareketle; rejim süresince edindikleri mal varlıklarını paylaşarak veya tasfiyeye yönelik haklarından feragat iradesi göstermek suretiyle mal rejiminin tasfiyesini gerçekleştirdikleri sonucuna varmak mümkün değildir.”
Ne anlama geliyor? Hukuk Genel Kurulu oy çokluğuyla bozmuştur. Karara göre salt duruşma beyanından hareketle eşlerin malvarlıklarını paylaştıkları ya da tasfiyeye yönelik haklarından feragat ettikleri sonucuna varılamaz; bunun için protokolde ya da hüküm fıkrasında tasfiyeye ilişkin açık bir düzenleme bulunmalıdır. Azınlık, "mal" ibaresinin tasfiyeyi de kapsadığı ve dokuz yıl sonra dava açılmasının dürüstlük kuralına aykırı olduğu görüşündeydi; bu görüş Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir.
"Mal tasfiyesi talebimiz yoktur" beyanı, feragat için aranan kayıtsız ve şartsız açık irade beyanı sayılmaz
Eşler 2014 yılında açılan davada anlaşmalı olarak boşandı. Duruşmada imzalı beyanlarında "Mal tasfiyesi talebimiz yoktur" dediler; hüküm fıkrasında da bu konuda karar verilmesine yer olmadığı belirtilerek protokol tasdik edildi. Yıllar sonra açılan tasfiye davası, bu beyan nedeniyle reddedildi.
“şeklindeki imzalı beyanlarının, mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak taleplerinden feragat ettiklerine dair kayıtsız, şartsız ve açık irade beyanı niteliği taşımadığı, bu kapsamda mal rejiminden kaynaklanan alacak haklarının tasfiye edilmediği anlaşılmakla Mahkemece iddia ve savunma doğrultusunda taraf delilleri toplanarak sonuca göre davanın esasıyla ilgili bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde anlaşmalı boşanma davasında mal rejiminin tasfiye edildiğinden bahisle davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.”
Ne anlama geliyor? Daire kararı bozmuştur. HMK m. 307 ve 309/4 uyarınca feragat beyanının açık, kayıtsız ve şartsız olması zorunludur. O anda talep bulunmadığını bildiren bir cümle, ileride doğacak tasfiye alacağından feragat anlamına gelmez. Bu nedenle mahkeme davanın esasına girip delilleri toplamalıdır. Karar, boşanma duruşmalarında sarf edilen kalıp cümlelerin tasfiye hakkını sona erdirmediğini göstermektedir.
Protokoldeki genel "mal talepleri yoktur" ibaresi katkı payı ve katılma alacağını kapsamaz; mallar tek tek ve bentler hâlinde yazılmalıdır
Anlaşmalı boşanma protokolünde yalnız "mal talepleri yoktur" ibaresi yer alıyordu. Mahkeme, tasfiyeye konu taşınmazın bu ibare kapsamında kaldığını kabul ederek davayı reddetti.
“anlaşma ya da protokol, mal rejimlerini de kapsıyor ise bu taktirde taşınır ve taşınmaz mal niteliğinde bulunan katkı payı ya da artık değere konu olan bu tür eşyaların açık bir biçimde tek tek, bentler halinde protokolde yer alması gerekir. Somut olayda, herhangi bir açık ibare bulunmamaktadır. Sadece, "mal talepleri yoktur" ibaresi yer almaktadır. Mal tabirinin tüm taşınır ve taşınmazları kapsadığını kabul etmek mal rejimi davalarının mantığına ve hakkın özüne aykırı düşer. Mal tabiri oldukça dar bir kavramdır. Bu nedenle bu tabirin katkı payı ya da edinilmiş mallardan kaynaklanan taşınmaz ya da taşınır niteliğindeki eşyaları da kapsadığının kabulüne olanak bulunmamaktadır. Mahkemece, katkı payı ve katılma alacağına ilişkin taraf delillerinin toplanması ve tüm taraf deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre işin esası ile ilgili olumlu veya olumsuz bir hüküm kurulması gerekirken, dava konusu taşınmazın protokol kapsamında kaldığı görüşünden hareketle yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.”
Ne anlama geliyor? Daire kararı bozmuştur. Karara göre protokol mal rejimini de kapsayacaksa, katkı payı ya da artık değere konu olan mallar açık biçimde tek tek ve bentler hâlinde protokolde yer almalıdır. "Mal" tabiri dar bir kavramdır; bu ibarenin bütün taşınır ve taşınmazları kapsadığını kabul etmek mal rejimi davalarının mantığına ve hakkın özüne aykırı düşer.
Madde gerekçesi
Madde 238- Madde İsviçre Medeni Kanununun 217 nci maddesini karşılamaktadır. Evlenmeyi sürdürmek asıl olduğundan eşler genelde boşanmayı düşünmezler. Mal rejimi sözleşmesinde öngörülen farklı paylaşım şekilleri, özünde bundan yararlanan eşe bir atıfet, mükâfat niteliğindedir. Dolayısıyla buna ilişkin sözleşme hükümlerinin boşanma veya evliliğin iptali sebebiyle son bulması veya mahkeme kararıyla mal ayrılığına geçiş hâllerinde uygulanabilmesi için, bunun sözleşmede açıkça öngörülmüş olması gerekir. Bu nedenle maddede eşler arasındaki evliliğin iptali veya boşanma sebepleriyle veya edinilmiş mallara katılma rejimi yerine mahkeme kararıyla mal ayrılığına geçiş durumunda artık değere katılmanın farklı oranlarda olacağına ilişkin bir anlaşmanın geçerli olabilmesi, mal rejimi sözleşmesinde bu hususun açık bir şekilde belirtilmiş olması koşuluna bağlanmıştır. İsviçre Medenî Kanununun 217 nci maddesinde boşanma ve evliliğin iptali yanında ayrılık hâli de sayılmıştır. Fakat ayrılık ile evlilik sona ermediğinden bu konuda düzenleme yapılmamıştır.
Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), s. 94Gerekçedeki "atıfet, mükâfat" nitelemesi maddenin mantığını açıklar: eşine kanundan daha fazlasını bırakmayı kabul eden kişi, bunu evliliğin ölümle sona ereceği varsayımıyla yapar. Evlilik boşanmayla biterse aynı iradenin sürdüğü varsayılamaz; bu nedenle kanun, farklı oranın boşanmada da uygulanmasını açık bir kayda bağlamıştır. Gerekçe ayrıca Türk hukukunun İsviçre'den ayrıldığı bir noktayı da göstermektedir: ayrılık kararı verilmesi hâli maddeye alınmamıştır, çünkü ayrılıkla evlilik sona ermez. Tasarının 238. maddesi Adalet Komisyonunun değişiklik listesinde yer almadığından Tasarıdaki hâliyle kabul edilmiştir (S. Sayısı 723, s. 312-313).
743 sayılı eski Medeni Kanun'daki karşılığı
Eski Kanun'da artık değere katılma bulunmadığından, farklı paylaşım oranının boşanmada uygulanıp uygulanmayacağı sorunu da doğmuyordu. Kural mal rejimi mal ayrılığı olduğundan (743 s. K. m. 170) boşanmada her eş kendi mallarını geri alıyor, eşler arasındaki sözleşme yalnız kanunda sayılan usullerden birinin seçilmesine ilişkin oluyordu.
Karı koca, evlenme mukavelenamesi ile kanunda muayyen diğer usullerden birini kabul etmedikleri takdirde veya kabul edipte kanunda gösterilen sebeplerden birinin hüdusu halinde, aralarında mal ayrılığı cereyan eder.
743 sayılı Kanun, mevzuat.gov.tr| 743 sayılı Kanun dönemi | 4721 sayılı Kanun m. 238 | |
|---|---|---|
| Farklı oran | Söz konusu değildi | Sözleşmeyle mümkün |
| Boşanmada geçerlilik | — | Açıkça öngörülmüşse |
| Ayrılık | — | Kapsam dışı |
Değişiklik geçmişi
| Tarih | Gelişme | Dayanak |
|---|---|---|
| 01.01.2002 | Madde yürürlüğe girdi | 4721 s. K. |
Madde yürürlüğe girdiği günden beri değiştirilmemiştir.
İlgili maddeler
- TMK m. 166: Anlaşmalı boşanma.
- TMK m. 170: Ayrılık kararı.
- TMK m. 203: Mal rejimi sözleşmesi.
- TMK m. 205: Sözleşmenin şekli.
- TMK m. 206: Mal ayrılığına geçiş.
- TMK m. 227: Değer artış payı.
- TMK m. 236: Katılma alacağı.
- TMK m. 237: Sözleşme serbestisi.
Boşanma protokolünüzün mal rejimi bölümünü doğru kurmak veya protokoldeki ifadeye rağmen tasfiye hakkınızın sürüp sürmediğini değerlendirmek isterseniz boşanma avukatı İstanbul sayfasındaki iletişim bilgilerinden bana ulaşabilirsiniz.
Sık sorulan sorular
TMK 238 ne diyor?
TMK m. 238'e göre evliliğin iptali, boşanma veya mahkeme kararıyla mal ayrılığına geçiş hâllerinde, kanundaki artık değere katılma düzenlemesinden farklı anlaşmalar ancak mal rejimi sözleşmesinde açıkça öngörülmüşse geçerlidir.
Evlilik sözleşmemizdeki oran boşanmada uygulanır mı?
Ancak sözleşmede bunun boşanmada da uygulanacağı açıkça yazılmışsa (TMK m. 238).
Neden böyle bir koşul var?
Gerekçeye göre farklı paylaşım, bundan yararlanan eşe bir atıfet niteliğindedir; evlilik boşanmayla biterse aynı iradenin sürdüğü varsayılmaz.
Ayrılık kararı verilirse ne olur?
Madde ayrılığı kapsamaz; gerekçeye göre ayrılıkla evlilik sona ermez.
Ölüm hâlinde de açıklık aranır mı?
Hayır. Sözleşmedeki farklı oran ölümle sona eren rejimde doğrudan uygulanır (TMK m. 237).
Sözleşmeye ne yazmalıyım?
"Bu oran boşanma ve evliliğin iptali hâllerinde de uygulanır" benzeri açık bir cümle.
Boşanma protokolü mal rejimini de tasfiye eder mi?
Yalnız tasfiyeye ilişkin düzenleme hiçbir duraksamaya yer vermeyecek açıklıkta yazılmışsa (Yargıtay HGK, 2019/335 E., 2022/850 K., 07.06.2022).
"Birbirimizden başkaca talebimiz yoktur" ifadesi yeterli mi?
Hayır. Soyut ve farklı yorumlara açık ifadeler sonradan açılan davayı engellemez (Yargıtay HGK, 2019/335 E., 2022/850 K., 07.06.2022).
"Paylaşacak malımız yoktur" dedik, hakkım gitti mi?
Protokolde ve hüküm fıkrasında tasfiyeye ilişkin düzenleme yoksa hayır (Yargıtay HGK, 2024/7 E., 2025/498 K., 10.09.2025).
"Mal tasfiyesi talebimiz yoktur" beyanı feragat sayılır mı?
Hayır. Feragat için açık, kayıtsız ve şartsız irade beyanı aranır (Yargıtay 2. HD, 2025/6039 E., 2026/4692 K., 28.04.2026).
Mal rejiminin tasfiyesi boşanmanın eki mi?
Hayır. Bu nedenle boşanma davasındaki anlaşma kural olarak tasfiyeyi kapsamaz (Yargıtay HGK, 2019/335 E., 2022/850 K., 07.06.2022).
Protokolde tasfiyeyi nasıl bitiririm?
Malları tek tek sayıp kime kalacağını yazın ve katılma alacağı ile değer artış payından karşılıklı feragati açıkça belirtin.
Protokol tapuyu devreder mi?
Hayır. Taşınmaz devri için ayrıca resmî senet düzenlenmesi gerekir.
Hâkim protokolü değiştirebilir mi?
Evet. Tarafların ve çocukların menfaatlerini gözeterek gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir (TMK m. 166).
Rejim sürerken imzaladığımız feragat metni geçerli mi?
Doğmamış haktan feragat söz konusu olamayacağından sonuç doğurmaz (TMK m. 237).
Tasfiye davasını ne zamana kadar açabilirim?
On yıl içinde; süre boşanma kararının kesinleşmesiyle başlar (TMK m. 227).
Tasfiyenin protokolle bittiğini kim ispatlar?
Bunu ileri süren taraf.
Farklı oran kararlaştırırsak sınır var mı?
Evet. Ortak olmayan çocukların saklı payları zedelenemez (TMK m. 237).
Hangi mahkeme görevlidir?
Aile mahkemesi.
Eski Kanun'da böyle bir kural var mıydı?
Hayır. 743 sayılı Kanun'da kural mal rejimi mal ayrılığıydı (743 s. K. m. 170) ve artık değere katılma bulunmuyordu.
Kaynaklar ve Mevzuat
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 166, 170, 203, 205, 206, 227, 236, 237, 238
- 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi m. 170
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 107, 176, 326
- Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), m. 238 gerekçesi s. 94, Komisyon değişiklik listesi s. 312-313
- Yargıtay HGK, 2024/7 E., 2025/498 K., 10.09.2025
- Yargıtay HGK, 2019/335 E., 2022/850 K., 07.06.2022
- Yargıtay 2. HD, 2025/6039 E., 2026/4692 K., 28.04.2026
- Yargıtay 8. HD, 2012/3587 E., 2012/5314 K., 05.06.2012
