TMK 178'e göre boşanma davasında istenmemiş maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk nafakası, boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde ayrı bir davayla istenebilir; bu süre geçtikten sonra karşı taraf zamanaşımı def'inde bulunursa dava reddedilir. Hukuk Genel Kurulu'na göre süre boşanma hükmünün gerçek kesinleşme tarihinden işler; yalnız fer'i yönler temyiz edilmişse boşanma hükmü temyiz süresinin dolmasıyla kesinleşir (Yargıtay HGK, 2017/3155 E., 2021/1307 K., 02.11.2021). Zamanaşımı def'i açık ve net ileri sürülmedikçe hâkim süreyi kendiliğinden dikkate alamaz (Yargıtay HGK, 2013/1597 E., 2015/1165 K., 08.04.2015).
- Zamanaşımı
- Alacağın belli bir süre dava edilmemesi yüzünden dava yoluyla istenebilme niteliğini yitirmesi; borç sona ermez, ancak borçlu def'i ileri sürerse dava reddedilir.
- Zamanaşımı def'i
- Davalının sürenin dolduğunu ileri sürerek alacağı ödemekten kaçınması; hâkim kendiliğinden dikkate alamaz (TBK m. 161).
- Kesinleşme
- Kararın kanun yoluna başvurulamayacak hâle gelmesi; kanun yoluna götürülmeyen kısım süre dolunca kesinleşir.
- Tanıma
- Yabancı mahkeme kararının Türkiye'de kesin hüküm etkisi doğurması için Türk mahkemesince verilen karar (5718 sayılı Kanun m. 58).
- Kesin hüküm
- Aynı taraflar arasında aynı konuda kesinleşmiş karar; yeniden dava açılmasını engeller ve mahkemece kendiliğinden gözetilir.
TMK 178 ne düzenler?
| Konu | Kural | Dayanak |
|---|---|---|
| Süre | Boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren bir yıl | TMK m. 178 |
| Kapsam | Boşanmadan doğan maddi ve manevi tazminat, ilk kez istenen yoksulluk nafakası | TBMM gerekçesi |
| Kesinleşme | Yalnız fer'iler temyiz edilirse boşanma hükmü temyiz süresinin dolmasıyla kesinleşir | Yargıtay HGK, 2021/1307 K. |
| Yabancı boşanma | Süre tanıma kararının kesinleşmesiyle başlar | Yargıtay 2. HD, 2016/14451 K. |
| Def'i | Açık ve net ileri sürülmeli; hâkim kendiliğinden dikkate alamaz | Yargıtay HGK, 2015/1165 K. |
| Def'inin zamanı | Basit yargılamada cevap dilekçesiyle; sonra ıslahla | Yargıtay 3. HD, 2016/11367 K. |
| Kusur | Boşanma kararındaki kusur bağlayıcı; yeniden araştırılamaz | Yargıtay HGK, 2019/1132 K. |
| Anlaşmalı boşanma | Sonradan tazminat istenemez | Yargıtay HGK, 2019/512 K. |
| Katılma alacağı | TMK 178'e tabi değil; on yıl | Yargıtay HGK, 2016/959 K. |
| Reddedilen talep | Boşanma davasında reddedilen nafaka yeniden istenemez | Yargıtay 3. HD, 2016/9814 K. |
TBMM gerekçesine göre süre, eşlerin boşanmadan yıllar sonra tazminat veya ilk kez istenen yoksulluk nafakası yüzünden karşı karşıya gelmelerini önlemek için konmuştur ve boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren işler.
Boşanma davasında tazminat veya nafaka istemediyseniz süreyi boşanma hükmünün gerçek kesinleşme tarihinden hesaplayın: yalnız kusur, nafaka veya tazminat yönünden temyiz edilen bir kararda boşanma hükmü, temyiz süresi dolunca kesinleşir ve kesinleşme şerhindeki tarih yanlış olabilir (Yargıtay HGK, 2017/3155 E., 2021/1307 K., 02.11.2021). Davalıysanız zamanaşımı def'ini cevap dilekçenizde "zamanaşımı" sözcüğünü kullanarak açıkça ileri sürün; belirsiz ifadeler def'i sayılmaz. Anlaşmalı boşandıysanız boşanmanın mali sonuçları için sonradan dava açma imkânı büyük ölçüde kapanır.
Kapsam: hangi davalar bir yıllık süreye tabidir?
- Tazminat ve yoksulluk nafakası: Boşanma davasında istenmemiş maddi ve manevi tazminat (TMK m. 174) ile yoksulluk nafakası (TMK m. 175), boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde ayrı bir davayla istenebilir. Yargıtay, yoksulluk nafakasının boşanma davası içinde istenebileceği gibi boşanmadan sonra bir yıllık süre içinde harcı yatırılarak açılacak ayrı bir davayla da istenebileceğini belirtmiştir (Yargıtay 3. HD, 2017/16123 E., 2017/15627 K., 09.11.2017).
- Boşanmaya konu edilen eylemler: Boşanma davasında ileri sürülen bir eylem yüzünden sonradan istenen manevi tazminat da bu süreye tabidir. Yargıtay, boşanma davasına konu edilen etkili eylem nedeniyle boşanmanın kesinleşmesinden üç yıl sonra istenen manevi tazminatın zamanaşımına uğradığını kabul etmiştir (Yargıtay 4. HD, 2023/3161 E., 2023/10577 K., 11.10.2023).
- Nafakanın değiştirilmesi: Gerekçe süreyi "ilk kez istenilen" yoksulluk nafakası için öngörür; hükmedilmiş nafakanın artırılması, azaltılması veya kaldırılması davaları tarafların değişen durumuna dayanır ve bu bir yıllık süreye bağlı değildir (TMK m. 176).
Süreye tabi olmayan alacaklar
- Mal rejiminden doğan alacaklar: Hukuk Genel Kurulu'na göre katılma alacağı TMK 178'e tabi değildir ve on yıllık genel zamanaşımına bağlıdır (TBK m. 146); Kurul bu görüşü birden çok kararla benimsemiştir (Yargıtay HGK, 2016/1061 E., 2016/959 K., 05.10.2016; Yargıtay HGK, 2013/8-375 E., 2013/520 K., 17.04.2013). Yargıtay, on yıllık sürenin boşanma kararının kesinleştiği tarihten başladığını belirtmiştir (Yargıtay 8. HD, 2013/6793 E., 2013/19427 K., 19.12.2013). Özel Daire bir dönem ıslahla artırılan katılma alacağına bir yıllık süreyi uygulamış (Yargıtay 8. HD, 2014/12244 E., 2014/19833 K., 04.11.2014), Hukuk Genel Kurulu ise bu görüşü benimsememiştir (Yargıtay HGK, 2016/1061 E., 2016/959 K., 05.10.2016).
- Trafik kazası ve diğer haksız fiiller: Eşin sebep olduğu trafik kazasından doğan maddi tazminat TMK 178'e değil kendi zamanaşımı kurallarına tabidir. Yargıtay, bu tür bir tazminatta Karayolları Trafik Kanunu'nun 109. maddesindeki iki yıllık süreyi boşanmanın kesinleşmesinden başlatmıştır (Yargıtay 4. HD, 2023/3161 E., 2023/10577 K., 11.10.2023). Evlilik sürdükçe eşler arasında zamanaşımı işlemez (TBK m. 153).
- Soyadı izni: Yargıtay'ın daha yeni tarihli bir kararına göre boşandığı eşin soyadını kullanma izni boşanmanın fer'isi olmadığından TMK 178 bu davaya uygulanmaz (Yargıtay 2. HD, 2016/14239 E., 2017/5023 K., 02.05.2017). Daha önceki kararlarda ise süre bu davalarda da uygulanmış, ancak davalı ileri sürmedikçe dikkate alınamayacağı belirtilmişti (Yargıtay 2. HD, 2007/21111 E., 2009/5643 K., 26.03.2009). Ayrıntılar TMK m. 173 sayfasındadır.
Sürenin başlangıcı
- Kesinleşme: Süre boşanma hükmünün kesinleşmesiyle başlar. Hukuk Genel Kurulu'na göre kararın yalnız kusur, nafaka, tazminat veya velayet yönünden temyiz edilmesi hâlinde boşanma hükmü temyiz süresinin dolmasıyla kesinleşir; kesinleşme şerhinde ve nüfus kaydında daha geç bir tarihin yazılması süreyi uzatmaz (Yargıtay HGK, 2017/3155 E., 2021/1307 K., 02.11.2021).
- Yurt dışında boşanma: Yabancı mahkemenin boşanma kararı Türkiye'de tanınmadıkça boşanmaya bağlı dava hakları kullanılamayacağından süre tanıma kararının kesinleşmesinden başlar (Yargıtay 2. HD, 2015/17493 E., 2015/24688 K., 22.12.2015). Yargıtay, tanıma kararı kesinleşmeden iki gün önce açılan davayı da süresinde saymıştır (Yargıtay 2. HD, 2016/11268 E., 2016/14451 K., 07.11.2016). Hukuk Genel Kurulu, tanıma kararının kesinleşmesinden sonra süresinde açılan tazminat ve nafaka davasında yabancı karardaki kusur belirlemesinin kesin delil olduğunu da kabul etmiştir (Yargıtay HGK, 2017/2669 E., 2021/109 K., 18.02.2021).
- Yurt dışında boşanma ve mal rejimi: Mal rejiminden doğan alacaklarda Hukuk Genel Kurulu'nun iki kararı farklı yöndedir: Kurul 2021'de on yıllık sürenin tanıma-tenfiz kararının kesinleşmesinden başladığını kabul etmiş (Yargıtay HGK, 2018/471 E., 2021/1586 K., 07.12.2021), 2023'te ise sürenin yabancı mahkeme kararının kesinleştiği tarihten işlediğini oyçokluğuyla benimsemiştir (Yargıtay HGK, 2022/1205 E., 2023/1188 K., 29.11.2023). Yurt dışında boşandıysanız güvenli olan, mal rejimi davasını yabancı kararın kesinleşmesinden itibaren on yıl içinde açmak ve tanıma davasını geciktirmemektir.
Zamanaşımı def'i
- Zamanaşımıdır, hak düşürücü süre değildir: Süre dolsa da hâkim bunu kendiliğinden dikkate alamaz; davalı zamanaşımı def'inde bulunmalıdır (TBK m. 161). Yargıtay, davalının zamanaşımı def'inde bulunmadığı ve davayı kabul ettiği bir davada, nüfus kütüklerinin kamu düzeniyle ilgili olduğu gerekçesiyle sürenin kendiliğinden gözetilmesini bozmuştur (Yargıtay 2. HD, 2009/5222 E., 2010/8744 K., 03.05.2010).
- Açıklık: Hukuk Genel Kurulu'na göre def'i yoruma ihtiyaç bırakmayacak açıklıkta ileri sürülmelidir; boşanmanın üzerinden 15 yıl geçtiğini söylemek def'i sayılmamıştır (Yargıtay HGK, 2013/1597 E., 2015/1165 K., 08.04.2015). Yargıtay, "ıslahı kabul etmiyorum" şeklindeki beyanın da zamanaşımı def'ini içermediğini belirtmiştir (Yargıtay 8. HD, 2013/10671 E., 2014/6278 K., 07.04.2014).
- Zamanı: Zamanaşımı def'i ilk itiraz değildir; savunmanın genişletilmesi yasağı başlayıncaya kadar ileri sürülebilir. Basit yargılamada cevap dilekçesiyle yapılmalı, bu imkân kaçırılırsa ıslah yoluna başvurulabilir (Yargıtay 3. HD, 2016/7892 E., 2016/11367 K., 28.09.2016). Yargıtay, cevap süresinden sonra ıslah yapılmaksızın ileri sürülen def'inin incelenemeyeceğini de belirtmiştir (Yargıtay 2. HD, 2007/16658 E., 2009/1382 K., 04.02.2009).
- Islahla artırılan istek: Islahla artırılan kısım için zamanaşımı ıslah tarihine göre değerlendirilir; Hukuk Genel Kurulu katılma alacağında ıslah tarihinde on yıllık sürenin dolmadığını esas almıştır (Yargıtay HGK, 2016/1061 E., 2016/959 K., 05.10.2016).
Kusur ve kesin hüküm
- Kusur bağlayıcıdır: Hukuk Genel Kurulu'na göre bir yıllık süre içinde açılan nafaka davasında yeni vakıalara dayanılamaz ve kusur yeniden araştırılamaz; esas alınacak kusur boşanma davasında belirlenen kusurdur (Yargıtay HGK, 2017/1006 E., 2019/1132 K., 05.11.2019). Kesinleşen boşanma kararında tam kusurlu bulunan eş sonradan yoksulluk nafakası isteyemez (Yargıtay 3. HD, 2016/3928 E., 2017/14144 K., 18.10.2017); Hukuk Genel Kurulu, boşanmadan sonra açılan nafaka davasında hâkimin kesinleşen kusur belirlemesiyle bağlı olduğunu başka bir kararında da belirtmiştir (Yargıtay HGK, 2017/2291 E., 2020/845 K., 04.11.2020).
- Anlaşmalı boşanma: Hukuk Genel Kurulu'na göre anlaşmalı boşanmada taraflar mali sonuçları nihai olarak çözmüş sayılır; bir yıl içinde de olsa boşanma sebebiyle tazminat istenemez ve yeniden kusur araştırması yapılamaz (Yargıtay HGK, 2017/3067 E., 2019/512 K., 02.05.2019). Yargıtay, anlaşmalı boşanmadan sonra istenen yoksulluk nafakasının reddini de doğru bulmuştur (Yargıtay 2. HD, 2012/14955 E., 2013/6904 K., 14.03.2013).
- Reddedilen istek: Boşanma davasında istenip reddedilen yoksulluk nafakası sonradan ayrı bir davayla yeniden istenemez; kesin hüküm vardır ve mahkeme bunu kendiliğinden gözetir (Yargıtay 3. HD, 2016/5607 E., 2016/9814 K., 23.06.2016). Bir yıllık süre, boşanma davasında hiç istenmemiş talepler içindir.
Boşanma davasında tazminat veya yoksulluk nafakası istemediyseniz, boşanma hükmünün gerçek kesinleşme tarihini mahkemeden ve UYAP kayıtlarından teyit edin ve bir yıllık süreyi bu tarihten hesaplayın; kararın yalnız fer'i yönleri temyiz edildiyse boşanma hükmü daha önce kesinleşmiş olabilir. Yurt dışında boşandıysanız önce tanıma davasını açın ve tanıma kararının kesinleşmesini izleyin. Anlaşmalı boşanıyorsanız protokolde bütün mali sonuçları düzenleyin; sonradan dava açma imkânı büyük ölçüde kalmaz. Davalı konumundaysanız zamanaşımı def'ini cevap dilekçesinde açıkça ileri sürün; süreyi kaçırdıysanız ıslah imkânını değerlendirin. Mal rejimi alacaklarının bir yıllık değil on yıllık süreye tabi olduğunu unutmayın.
Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararları
Aşağıdaki kararlar resmî karar arama sistemlerinden alınmıştır. Her kartta kararın vardığı ilke, olayın özeti, karardan birebir bir alıntı ve kararın uygulamadaki anlamı yer alır. Konuya göre süzmek için düğmeleri kullanabilirsiniz.
Süre boşanma hükmünün gerçek kesinleşme tarihinden işler; yalnız fer'iler temyiz edilmişse boşanma hükmü kesinleşir
Taraflar 16.07.2013 tarihli kararla boşandı; boşanma hükmü taraflarca temyiz edilmedi, kadın kusur belirlemesi, velayet, manevi tazminat ve yoksulluk nafakası yönünden, erkek tedbir nafakası ve yargılama giderleri yönünden kararı temyiz etti. Kadın, boşanma hükmünün 23.09.2013'te kesinleştiğini ileri sürerek 23.09.2014'te maddi tazminat davası açtı; erkek cevap dilekçesinde davanın zamanaşımı süresi dolduktan sonra açıldığını savundu. Mahkeme, kararında ve nüfus kaydında kesinleşme tarihi olarak 23.09.2013'ü esas alıp davayı kısmen kabul etti; Özel Daire bozdu, mahkeme direndi.
“Süresi içerisinde aleyhine kanun yoluna başvurulmayan kararlar kesinleşirler. Kuşkusuz ki davanın tarafları hükmün bir kısmını kanun yoluna taşırken diğer kısmını kanun yoluna taşımayabilirler. Özellikle objektif dava birleşmesi hâlinde verilen hüküm taleplerinden yalnızca biri veya bir kısmı kanun yoluna konu edilebilir. Bu hâl doktrinde kısmi istinaf/temyiz olarak adlandırılmaktadır. Hükmün tamamının değil de aleyhe olan bir veya daha fazla kısmının kanun yoluna konu edilmiş olması hâlinde hükmün kanun yoluna konu edilmeyen kısmı kesinleşir.”
Ne anlama geliyor? Hukuk Genel Kurulu direnme kararını oyçokluğuyla bozmuştur. Kurul'a göre hükmün kanun yoluna götürülmeyen kısmı kesinleşir; boşanma hükmü temyiz edilmediği için son tebliğden itibaren işleyen on beş günlük temyiz süresinin dolmasıyla 19.09.2013'te kesinleşmiş, 23.09.2014'te açılan dava bir yıllık süre geçtikten sonra açılmıştır. Azınlıktaki görüşlerden biri, zamanaşımının kendiliğinden gözetilemeyeceğini ve davalının temyiz dilekçesinde bu itirazı yinelemediğini; diğeri, kesinleşme tarihini yanlış gösteren mahkemenin tarafı yanılttığını ve bunun sonucunun davacıya yükletilmesinin adil yargılanma hakkını zedeleyeceğini savunmuştur. Pratik sonuç açıktır: kesinleşme şerhine güvenmeyin, süreyi kararın gerçek kesinleşme tarihinden hesaplayın.
Boşanmadan sonra açılan nafaka davasında kusur yeniden araştırılamaz; boşanma kararındaki kusur bağlayıcıdır
Kadın, boşanma davasında nafaka istemediğini, bilmediği için tedbir nafakasının boşanmanın kesinleşmesiyle sona erdiğini belirterek boşanmanın 20.06.2014'te kesinleşmesinden bir hafta sonra yoksulluk nafakası davası açtı. Aile mahkemesi nafakaya hükmetti; Özel Daire, boşanma kararında tarafların kusur durumu değerlendirilmediği için kusurun bu davada araştırılması gerektiği gerekçesiyle kararı bozdu. Mahkeme, kesinleşen boşanma kararına göre yeniden kusur araştırması yapılamayacağını belirterek direndi.
“TMK'nın 178. maddesine göre bir yıllık zamanaşımı süresi içinde açılan yoksulluk nafakası davasında; yeni vakıalara dayanılması, yeniden kusur dağılım ve derecesinin tespit edilmesi mümkün değildir. Bu taleplerin değerlendirilmesinde esas alınacak kusur, boşanma davasında belirlenen ve boşanma sebebi olarak kabul edilmiş olan kusurdur.”
Ne anlama geliyor? Hukuk Genel Kurulu direnme kararını oybirliğiyle yerinde bulmuş ve diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyayı Özel Daireye göndermiştir. Kurul'a göre kesin hükmün bağlayıcılığı gereği boşanma davasındaki kusur belirlemesi tarafları bağlar; bir yıllık süre içinde açılan davada yeni vakıalara dayanılamaz. Yargıtay, kesinleşen boşanma kararında tam kusurlu bulunan kadının sonradan açtığı davada yoksulluk nafakası isteyemeyeceğini de belirtmiştir (Yargıtay 3. HD, 2016/3928 E., 2017/14144 K., 18.10.2017).
Anlaşmalı boşanmadan sonra, bir yıllık süre içinde de olsa boşanma sebebiyle tazminat istenemez
Taraflar TMK m. 166/3 uyarınca anlaşmalı olarak boşandı; kararda kusura ilişkin bir değerlendirme yapılmadı ve taraflar boşanmanın mali sonuçları konusunda mahkeme huzurunda uzlaştı. Kadın 2012'de TMK m. 174 uyarınca maddi ve manevi tazminat davası açtı. Mahkeme, bu davada topladığı delillerle erkeğin kusurlu olduğunu belirleyerek tazminata hükmetti; Özel Daire bozdu, mahkeme direndi.
“Böyle bir durumda tarafların boşanmanın mali sonuçlarına ilişkin aralarındaki ihtilafı nihai olarak çözdükleri ve ilişkilerini tasfiye ettikleri kabul edilir. Bu itibarla anlaşmalı boşanmadan sonra artık boşanma sebebiyle (TMK md. 174/1,2) maddi ve manevi tazminat istenemez.”
Ne anlama geliyor? Hukuk Genel Kurulu direnme kararını oybirliğiyle bozmuştur. Kurul'a göre anlaşmalı boşanmada eşler birbirine kusur yüklemediğinden sonradan açılan davada yeniden kusur araştırması yapılamaz; mahkemenin yeni delillerle belirlediği kusur hükme esas alınamaz. Davanın bir yıllık süre içinde açılmış olması, anlaşmalı boşanmada mali sonuçlar üzerinde varılan uzlaşmayı ortadan kaldırmaz. Yargıtay, anlaşmalı boşanmadan sonra istenen yoksulluk nafakasının reddini de doğru bulmuştur (Yargıtay 2. HD, 2012/14955 E., 2013/6904 K., 14.03.2013).
Zamanaşımı def'i açık ve net ileri sürülmelidir; "boşanmanın üzerinden 15 yıl geçti" demek def'i sayılmaz
Kadın, 1996'daki boşanmadan yaklaşık 15 yıl sonra yoksulluk nafakası ve çocuk için bağlanan iştirak nafakasının artırılması istemiyle dava açtı. Erkeğin vekili cevap dilekçesinde boşanma tarihinin üzerinden 15 yıl geçtiğini, kanunda yoksulluk nafakası istemenin bir süreye bağlı olmadığını ancak nafakanın koşullarının boşanma tarihinde oluşmuş olması gerektiğini yazdı; "zamanaşımı" sözcüğünü kullanmadı. Mahkeme zamanaşımı def'i bulunmadığını kabul etti; Özel Daire bozdu, mahkeme direndi.
“Somut olayda davalı tarafın cevap dilekçesinde "Davacı boşanma tarihinin üstünden 15 yıl geçtikten sonra yoksulluk nafakası talebinde bulunmuştur. Her ne kadar kanunda yoksulluk nafakası talebinde bulunulması süre şartına bağlı değilse de yoksulluk nafakasının koşullarının boşanma tarihinde oluşmuş olması gerekir. Boşanma tarihinde davacının yoksulluk nafakasının koşullarına haiz olup olmadığının tespiti gereklidir" şeklindeki paragraftaki anlatımı eldeki davada zamanaşımı def'inin ileri sürüldüğü anlamına gelmemektedir.”
Ne anlama geliyor? Hukuk Genel Kurulu direnme kararını oyçokluğuyla yerinde bulmuştur. Kurul'a göre zamanaşımı ileri sürülmedikçe hâkim onu kendiliğinden dikkate alamaz (TBK m. 161); def'i, yoruma ihtiyaç bırakmayacak biçimde net ve açık ifadelerle ileri sürülmelidir. Bir kısım üyeler "15 yıl geçti" ifadesinin zamanaşımını dile getirdiğini savunmuş, bu görüş çoğunlukça benimsenmemiştir. Davalıysanız cevap dilekçesinde "TMK m. 178 uyarınca zamanaşımı def'inde bulunuyoruz" gibi açık bir ifade kullanın.
Katılma alacağı TMK 178'e tabi değildir; on yıllık zamanaşımı uygulanır
Taraflar 1984'te evlendi; 2006'da açılan boşanma davası 20.01.2009'da kesinleşti. Mal rejiminin tasfiyesi davasında katılma alacağı 19.10.2011'de ıslahla artırıldı. Özel Daire, ıslahla artırılan katılma alacağının TMK m. 178'deki bir yıllık zamanaşımına tabi olduğu gerekçesiyle kararı bozdu; mahkeme direndi.
“Şu halde katılma alacağında zamanaşımı süresinin TMK'nun 178. Maddesi uyarınca belirlenmesine imkân bulunmamaktadır.”
Ne anlama geliyor? Hukuk Genel Kurulu direnme kararını oyçokluğuyla yerinde bulmuş ve diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyayı Özel Daireye göndermiştir. Kurul'a göre katılma alacağı kanundan doğan parasal bir alacaktır; TMK m. 5 yollamasıyla Borçlar Kanunu hükümleri uygulanır ve zamanaşımı TBK m. 146 uyarınca on yıldır. Kanun koyucu bir yıllık süreyi mal rejimi için isteseydi bunu yalnız boşanmaya değil mal rejiminin diğer sona erme hâllerine de öngörürdü. Aynı ilke daha önce de benimsenmiştir (Yargıtay HGK, 2013/8-375 E., 2013/520 K., 17.04.2013).
Yurt dışında boşananlar için süre tanıma kararının kesinleşmesiyle başlar; tanıma kesinleşmeden açılan dava da süresindedir
Taraflar yabancı bir mahkemenin kararıyla boşandı. Eşlerden biri boşanmaya bağlı manevi tazminat ve çocuk için iştirak nafakası istemiyle 05.07.2011'de dava açtı; yabancı kararın tanınmasına ilişkin hüküm iki gün sonra, 07.07.2011'de kesinleşti. Mahkeme, zamanaşımı süresini yabancı kararın verildiği ülkedeki kesinleşme tarihinden başlatarak davayı reddetti.
“Somut olayda boşanma kararı yabancı mahkemece verilmiş olup, bu kararın tanınmasına veya tenfizine karar verilmedikçe, boşanmaya bağlı dava haklarının kullanılması olanağı bulunmadığına göre, zamanaşımı süresinin, hakkın kullanılabilir duruma geldiği tarihten, başka bir ifade ile tenfiz veya tanımaya ilişkin hükmün kesinleşmesinden itibaren başlaması gerekir.”
Ne anlama geliyor? Yargıtay kararı oybirliğiyle bozmuş ve davanın süresinde olduğunu kabul etmiştir; davacıya nispi harcı tamamlaması için süre verilmesi ve işin esasının incelenmesi gerekir. Yabancı mahkemenin boşanma kararı Türkiye'de tanınmadıkça kesin hüküm etkisi doğurmadığından, boşanmaya bağlı dava hakları ancak tanımadan sonra kullanılabilir (Yargıtay 2. HD, 2015/17493 E., 2015/24688 K., 22.12.2015). Hukuk Genel Kurulu da aynı başlangıcı kabul etmiştir (Yargıtay HGK, 2017/2669 E., 2021/109 K., 18.02.2021). Mal rejiminden doğan alacaklarda ise Kurul'un kararları farklı yöndedir: 2021'de tanıma-tenfiz kararının kesinleşmesi (Yargıtay HGK, 2018/471 E., 2021/1586 K., 07.12.2021), 2023'te oyçokluğuyla yabancı kararın kesinleşmesi esas alınmıştır (Yargıtay HGK, 2022/1205 E., 2023/1188 K., 29.11.2023).
Basit yargılamada zamanaşımı def'i cevap dilekçesiyle ileri sürülür; süre kaçırılırsa ıslah yoluna başvurulabilir
Taraflar 2011'de boşandı; kadın boşanma davasında bilgisizlik nedeniyle nafaka istemediğini belirterek boşanmanın 28.07.2011'de kesinleşmesinden yaklaşık üç yıl sonra, 26.06.2014'te yoksulluk nafakası davası açtı. Davalının vekili cevap süresi geçtikten sonra verdiği dilekçede TMK m. 178'deki bir yıllık sürenin dolduğunu ileri sürdü; ardından verdiği dilekçeyle zamanaşımı savunmasını ıslah yoluyla da ileri sürdü. Mahkeme bu konuda değerlendirme yapmadan nafakaya hükmetti.
“Eğer dava basit yargılamaya tabi davalardan ise, bu davalarda cevaba cevap ve ikinci cevap söz konusu olmadığı için zamanaşımı def'inin cevap dilekçesi ile verilmesi gerekecektir. Ancak cevap dilekçesi ile böyle bir savunma yapılmaması durumunda, HMK 139/1 maddesine göre davacının ön inceleme duruşmasını takipsiz bırakması ve davalının buna rağmen davanın müracaata bırakılmasını istemek yerine, bu davayı takip edeceğini bildirerek, davaya devam yönünde alınacak kararla birlikte zamanaşımı def'inde bulunabilecektir.”
Ne anlama geliyor? Yargıtay kararı oybirliğiyle bozmuştur: mahkeme, davalının ıslah yoluyla ileri sürdüğü zamanaşımı def'ini inceleyip değerlendirmelidir. Daire'ye göre zamanaşımı def'i ilk itirazlardan değildir ve savunmanın değiştirilmesi yasağı başlayıncaya kadar ileri sürülebilir; yazılı yargılamada ikinci cevap dilekçesine kadar, basit yargılamada cevap dilekçesiyle birlikte yapılmalıdır. Bu imkânlar kaçırılırsa def'i ıslah yoluyla ileri sürülebilir (HMK m. 176). Cevap süresinden sonra, ıslah yapılmaksızın ileri sürülen def'inin incelenemeyeceği daha önceki kararlarda da belirtilmiştir (Yargıtay 2. HD, 2007/16658 E., 2009/1382 K., 04.02.2009).
Boşanma davasında reddedilen yoksulluk nafakası sonradan ayrı bir davayla yeniden istenemez: kesin hüküm vardır
Boşanma kararında çocuk için iştirak nafakasına hükmedilmiş, kadının tedbir ve yoksulluk nafakası talebi çalıştığı gerekçesiyle reddedilmişti; karar temyiz edilmeden kesinleşti. Kadın 26.10.2015'te yeniden nafaka istedi; mahkeme davayı reddetti, kadın temyiz etti.
“Kesin hüküm tarafları ve mahkemeyi bağlayıcıdır. (HMK m. 303) Açılan bir dava hakkında kesin hüküm bulunmaması dava şartlarındandır. (HMK m. 114/1-i) Dava konusu hakkında bir kesin hüküm olması halinde mahkeme diğer dava şartlarında da olduğu gibi bu hususu resen gözetmelidir.”
Ne anlama geliyor? Yargıtay kararı gerekçesini değiştirerek oybirliğiyle onamıştır: talep, boşanma davasında reddedilip kesinleştiği için kesin hüküm nedeniyle reddedilmelidir. Bir yıllık süre, boşanma davasında hiç istenmemiş tazminat ve nafaka için sonradan dava açma imkânı verir; boşanma davasında karara bağlanmış bir istem için yeni bir hak doğurmaz. Kesin hüküm, zamanaşımından farklı olarak mahkemece kendiliğinden gözetilir.
Boşandığı eşin soyadını kullanma izni davası boşanmanın fer'isi değildir; TMK 178 uygulanmaz
Kadın, boşandığı eşinin soyadını kullanmaya izin verilmesi için dava açtı. Davalı zamanaşımı itirazında bulundu; mahkeme itirazı kabul ederek davayı TMK m. 178 uyarınca reddetti.
“Bu dava hakları, boşanma davasıyla birlikte ya da boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren 1 sene içinde talep edilebilen boşanmanın fer'ilerine yönelik olup, kadının boşandığı eşinin soyadını kullanmasına izin verilmesi davası yönünden uygulanmaz. Zira bu talep boşanmanın fer'isi niteliğinde değildir. Eş söyleyişle, işbu dava boşanmanın eki niteliğinde kabul edilemez.”
Ne anlama geliyor? Yargıtay kararı oybirliğiyle bozmuş ve işin esasının incelenmesini istemiştir. Daire'nin daha önceki kararlarında ise soyadı izni davalarında TMK m. 178'deki sürenin zamanaşımı olduğu ve davalı ileri sürmedikçe kendiliğinden dikkate alınamayacağı belirtilmişti (Yargıtay 2. HD, 2009/5222 E., 2010/8744 K., 03.05.2010). Daha yeni tarihli bu karara göre süre soyadı izni için hiç uygulanmaz; yine de davayı boşanmanın kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde açmak en güvenli yoldur (TMK m. 173).
Boşanma davasına konu edilen eylem için sonradan istenen manevi tazminat TMK 178'e tabidir; trafik kazasından doğan zarar ise kendi süresine bağlıdır
Davacı, evliliği sırasında eşinin sürücüsü olduğu araçla yaptığı tek taraflı kazada yaralanarak kalıcı iş göremezliğe uğradığını ileri sürerek maddi tazminat, ayrıca eski eşinin etkili eylemi nedeniyle manevi tazminat istedi. Etkili eylem daha önce boşanma davasına da konu edilmişti. Boşanma 11.09.2012'de kesinleşmiş, dava 28.09.2015'te açılmıştı. Bölge adliye mahkemesi tazminatlara hükmetti.
“Başka bir anlatımla boşanma kararı kesinleştikten sonra, boşanma sebebiyle açılacak olan maddi-manevi tazminat ile yoksulluk nafakasına ilişkin davalar, evliliğin boşanma sebebiyle son bulmasına ilişkin hükmün kesinleşmesinden itibaren bir yıllık zamanaşımı süresine tâbidir. Davacı tarafça iş bu davaya konu edilen etkili eylem evvelce taraflar arasındaki boşanma davasına da konu edilmiş olup, buna ilişkin talep 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 178 inci maddesi kapsamındadır.”
Ne anlama geliyor? Yargıtay kararı oybirliğiyle bozmuştur. Manevi tazminat istemi, boşanma davasına konu edilen eyleme dayandığı için TMK m. 178 kapsamındadır ve bir yıllık süre dolduğundan reddedilmelidir. Trafik kazasından doğan sürekli iş göremezlik tazminatı ise TMK m. 178'e değil, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 109. maddesindeki iki yıllık süreye tabidir; Daire bu süreyi boşanmanın kesinleşmesinden başlatmış ve dolduğunu kabul etmiştir. Evlilik sürdükçe eşler arasında zamanaşımı işlemez (TBK m. 153); boşanmayla birlikte hem TMK m. 178'deki süre hem de eşler arasındaki diğer alacakların süreleri işlemeye başlar.
Madde gerekçesi
Madde boşanma sebebiyle açılacak davaların, evliliğin boşanma nedeniyle son bulmasından itibaren bir yıllık zamanaşımı süresine tâbi olduğunu hükme bağlamaktadır. Bu hüküm sayesinde evliliğin boşanma nedeniyle son bulmasına rağmen eşlerin yıllar sonra maddî ya da manevî tazminat ya da ilk kez istenilen yoksulluk nafakası dolayısıyla karşı karşıya gelmeleri önlenmek istenmiştir. Bütün alacak istemleri gibi boşanmadan doğan tazminat ve yoksulluk nafakası istemlerinin de bir zamanaşımı süresinin olması gerekir. Bu süre, evliliğin boşanma sebebiyle son bulmasına ilişkin hükmün kesinleşmesinden itibaren işlemeye başlayacaktır.
Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), s. 75Adalet Komisyonu maddeyi Tasarıdaki gibi aynen kabul etmiştir (S. Sayısı 723, s. 404). Gerekçe, kuralın amacını ve kapsamını açıkça gösterir: bir yıllık süre, boşanmadan doğan maddi ve manevi tazminat ile ilk kez istenen yoksulluk nafakası içindir ve boşanma hükmünün kesinleşmesiyle işlemeye başlar. Gerekçede "ilk kez istenilen" yoksulluk nafakasından söz edilmesi, hükmedilmiş nafakanın artırılması, azaltılması veya kaldırılması davalarının bu süreye bağlı olmadığını gösterir; bu davalar tarafların değişen durumuna dayanır (TMK m. 176).
743 sayılı eski Medeni Kanun'daki karşılığı
743 sayılı Kanun'da boşanmadan doğan dava hakları için özel bir zamanaşımı süresi yoktu; madde gerekçesi de eski Kanun'daki bir karşılığa değinmez. 4721 sayılı Kanun, gerekçede belirtildiği gibi eşlerin yıllar sonra karşı karşıya gelmesini önlemek için bir yıllık kısa bir süre getirmiştir.
| 743 sayılı Kanun | 4721 sayılı Kanun m. 178 | |
|---|---|---|
| Boşanmadan doğan tazminat ve nafaka | Özel bir süre yok | Boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren bir yıl |
| Sürenin niteliği | — | Zamanaşımı; ileri sürülmedikçe dikkate alınmaz |
| Başlangıç | — | Boşanma hükmünün kesinleşmesi; yabancı kararda tanıma kararının kesinleşmesi |
Değişiklik geçmişi
| Tarih | Gelişme | Dayanak |
|---|---|---|
| 01.01.2002 | Madde yürürlüğe girdi | 4721 s. K. |
Madde yürürlüğe girdiği günden beri değiştirilmemiştir. Zamanaşımının hâkim tarafından kendiliğinden dikkate alınamayacağına ilişkin genel kural 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 161. maddesinde, zamanaşımının durması ve kesilmesi 153 ve 154. maddelerinde düzenlenmiştir.
İlgili maddeler
- TMK m. 173: Boşanan kadının kişisel durumu ve soyadı.
- TMK m. 174: Maddi ve manevi tazminat.
- TMK m. 175: Yoksulluk nafakası.
- TMK m. 176: Tazminat ve nafakanın ödenme biçimi, kaldırılması ve değiştirilmesi.
- TMK m. 177: Nafaka davalarında yetki.
- TMK m. 179: Boşanmada mal rejiminin tasfiyesi.
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 146, 153, 154 ve 161: Genel zamanaşımı, durma, kesilme ve zamanaşımının kendiliğinden dikkate alınamaması.
- 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m. 58 ve 59: Yabancı mahkeme kararlarının tanınması.
Boşanmadan sonra açacağınız tazminat veya nafaka davasının süresi ya da size karşı açılan bir davada zamanaşımı savunması konusunda dosyanızı değerlendirmek isterseniz boşanma avukatı İstanbul sayfasındaki iletişim bilgilerinden bana ulaşabilirsiniz.
Sık sorulan sorular
TMK 178 ne diyor?
TMK m. 178'e göre evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Madde 2002'den beri değiştirilmemiştir.
Boşanma davasında nafaka veya tazminat istemedim; sonradan isteyebilir miyim?
Evet, boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde ayrı bir davayla. Yargıtay, yoksulluk nafakasının boşanmadan sonra bir yıllık süre içinde harcı yatırılarak açılacak ayrı bir davayla istenebileceğini belirtmiştir (Yargıtay 3. HD, 2017/16123 E., 2017/15627 K., 09.11.2017).
Bir yıllık süre ne zaman başlar?
Boşanma hükmünün kesinleştiği tarihte. Hukuk Genel Kurulu'na göre kararın yalnız fer'i yönleri temyiz edilmişse boşanma hükmü temyiz süresinin dolmasıyla kesinleşir; kesinleşme şerhindeki daha geç tarih süreyi uzatmaz (Yargıtay HGK, 2017/3155 E., 2021/1307 K., 02.11.2021).
Yurt dışında boşandım; süre ne zaman başlar?
Tazminat ve nafaka için yabancı kararın Türkiye'de tanınmasına ilişkin hükmün kesinleşmesinden (Yargıtay 2. HD, 2015/17493 E., 2015/24688 K., 22.12.2015). Mal rejiminden doğan alacaklarda ise Hukuk Genel Kurulu'nun kararları farklı yöndedir; 2023 tarihli kararda on yıllık sürenin yabancı kararın kesinleştiği tarihten işlediği kabul edilmiştir (Yargıtay HGK, 2022/1205 E., 2023/1188 K., 29.11.2023). Bu nedenle mal rejimi davasını yabancı kararın kesinleşmesinden itibaren on yıl içinde açmak güvenlidir.
Bir yıl geçtiyse dava kendiliğinden reddedilir mi?
Hayır. Süre zamanaşımıdır; karşı taraf zamanaşımı def'inde bulunmadıkça hâkim bunu kendiliğinden dikkate alamaz (Yargıtay 2. HD, 2009/5222 E., 2010/8744 K., 03.05.2010).
Zamanaşımı savunmasını nasıl yapmalıyım?
Cevap dilekçesinde, "zamanaşımı" sözcüğünü kullanarak açıkça. Hukuk Genel Kurulu, boşanmanın üzerinden 15 yıl geçtiğini söylemenin zamanaşımı def'i sayılmayacağını kabul etmiştir (Yargıtay HGK, 2013/1597 E., 2015/1165 K., 08.04.2015).
Cevap süresini kaçırdım; zamanaşımını yine de ileri sürebilir miyim?
Islah yoluyla ileri sürebilirsiniz. Yargıtay, basit yargılamada def'inin cevap dilekçesiyle yapılması gerektiğini, bu imkân kaçırılırsa ıslah yoluna başvurulabileceğini belirtmiş ve ıslahla ileri sürülen def'inin incelenmesini istemiştir (Yargıtay 3. HD, 2016/7892 E., 2016/11367 K., 28.09.2016).
Sonradan açılan nafaka davasında kusur yeniden tartışılabilir mi?
Hayır. Hukuk Genel Kurulu'na göre esas alınacak kusur boşanma davasında belirlenen kusurdur; yeni vakıalara dayanılamaz (Yargıtay HGK, 2017/1006 E., 2019/1132 K., 05.11.2019). Boşanma kararında tam kusurlu bulunan eş yoksulluk nafakası isteyemez (Yargıtay 3. HD, 2016/3928 E., 2017/14144 K., 18.10.2017).
Anlaşmalı boşandık; sonradan tazminat isteyebilir miyim?
Kural olarak hayır. Hukuk Genel Kurulu'na göre anlaşmalı boşanmada taraflar mali sonuçları nihai olarak çözmüş sayılır ve bir yıl içinde de olsa boşanma sebebiyle tazminat istenemez (Yargıtay HGK, 2017/3067 E., 2019/512 K., 02.05.2019).
Boşanma davasında reddedilen nafakayı yeniden isteyebilir miyim?
Hayır. Boşanma davasında istenip reddedilen yoksulluk nafakası için kesin hüküm vardır; Yargıtay yeniden açılan davanın kesin hüküm nedeniyle reddedilmesi gerektiğini belirtmiştir (Yargıtay 3. HD, 2016/5607 E., 2016/9814 K., 23.06.2016).
Mal paylaşımı (katılma alacağı) davası da bir yıl içinde mi açılmalı?
Hayır. Hukuk Genel Kurulu'na göre katılma alacağı TMK 178'e tabi değildir; on yıllık genel zamanaşımı uygulanır (Yargıtay HGK, 2016/1061 E., 2016/959 K., 05.10.2016).
Nafakanın artırılması veya kaldırılması için de bir yıllık süre var mı?
Hayır. Gerekçe bir yıllık süreyi ilk kez istenen yoksulluk nafakası için öngörür; hükmedilmiş nafakanın artırılması, azaltılması veya kaldırılması tarafların değişen durumuna dayanır ve bu süreye bağlı değildir (TMK m. 176).
Eski eşimin soyadını kullanmak için bir yıl içinde dava açmalı mıyım?
Yargıtay'ın daha yeni tarihli bir kararına göre soyadı izni boşanmanın fer'isi değildir ve TMK 178 uygulanmaz (Yargıtay 2. HD, 2016/14239 E., 2017/5023 K., 02.05.2017). Daha önceki kararlar süreyi uyguladığından davayı yine de bir yıl içinde açmak en güvenli yoldur.
Evlilik sırasında eşimin yol açtığı trafik kazası için tazminat isteyebilir miyim?
İsteyebilirsiniz; bu tazminat TMK 178'e değil kendi zamanaşımı süresine tabidir. Yargıtay, Karayolları Trafik Kanunu'ndaki iki yıllık süreyi boşanmanın kesinleşmesinden başlatmış; boşanma davasına konu edilen bir eylem için istenen manevi tazminatı ise TMK 178'e tabi saymıştır (Yargıtay 4. HD, 2023/3161 E., 2023/10577 K., 11.10.2023).
Kaynaklar ve Mevzuat
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 5, 166, 173, 174, 175, 176, 178
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 146, 153, 161
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 114, 141, 176, 303
- 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m. 58, 59
- 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m. 109
- Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), m. 178 gerekçesi s. 75, Komisyon metni s. 404
- Yargıtay HGK, 2022/1205 E., 2023/1188 K., 29.11.2023
- Yargıtay HGK, 2018/471 E., 2021/1586 K., 07.12.2021
- Yargıtay HGK, 2017/3155 E., 2021/1307 K., 02.11.2021
- Yargıtay HGK, 2017/2669 E., 2021/109 K., 18.02.2021
- Yargıtay HGK, 2017/2291 E., 2020/845 K., 04.11.2020
- Yargıtay HGK, 2017/1006 E., 2019/1132 K., 05.11.2019
- Yargıtay HGK, 2017/3067 E., 2019/512 K., 02.05.2019
- Yargıtay HGK, 2016/1061 E., 2016/959 K., 05.10.2016
- Yargıtay HGK, 2013/1597 E., 2015/1165 K., 08.04.2015
- Yargıtay HGK, 2013/8-375 E., 2013/520 K., 17.04.2013
- Yargıtay 2. HD, 2016/14239 E., 2017/5023 K., 02.05.2017
- Yargıtay 2. HD, 2016/11268 E., 2016/14451 K., 07.11.2016
- Yargıtay 2. HD, 2015/17493 E., 2015/24688 K., 22.12.2015
- Yargıtay 2. HD, 2012/14955 E., 2013/6904 K., 14.03.2013
- Yargıtay 2. HD, 2009/5222 E., 2010/8744 K., 03.05.2010
- Yargıtay 2. HD, 2007/21111 E., 2009/5643 K., 26.03.2009
- Yargıtay 2. HD, 2007/16658 E., 2009/1382 K., 04.02.2009
- Yargıtay 3. HD, 2017/16123 E., 2017/15627 K., 09.11.2017
- Yargıtay 3. HD, 2016/3928 E., 2017/14144 K., 18.10.2017
- Yargıtay 3. HD, 2016/7892 E., 2016/11367 K., 28.09.2016
- Yargıtay 3. HD, 2016/5607 E., 2016/9814 K., 23.06.2016
- Yargıtay 4. HD, 2023/3161 E., 2023/10577 K., 11.10.2023
- Yargıtay 8. HD, 2014/12244 E., 2014/19833 K., 04.11.2014
- Yargıtay 8. HD, 2013/10671 E., 2014/6278 K., 07.04.2014
- Yargıtay 8. HD, 2013/6793 E., 2013/19427 K., 19.12.2013
