TMK 176'ya göre maddi tazminat ve yoksulluk nafakası toptan veya irat biçiminde ödenir; aylık bağlanan nafaka alacaklının yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümüyle kendiliğinden kalkar, fiilen evliymiş gibi yaşama, yoksulluğun kalkması veya haysiyetsiz hayat hâlinde mahkeme kararıyla kaldırılır; tarafların mali durumu değişirse artırılır veya azaltılır. Anayasa Mahkemesi'ne göre borçlu kendi kusuru olmadan yoksullaşırsa nafaka tamamen de kaldırılabilir (AYM, E. 2005/56, K. 2009/94, 25.06.2009); Hukuk Genel Kurulu'na göre ise alacaklının güvencesiz bir işte asgari ücretle çalışmaya başlaması nafakayı kaldırmaz, indirim sebebidir (Yargıtay HGK, 2017/445 E., 2019/1129 K., 05.11.2019).
- İrat
- Tazminat veya nafakanın belirli aralıklarla, genellikle aylık olarak ödenmesi.
- Toptan ödeme
- Tazminat veya nafakanın bir defada, tek bir tutar olarak ödenmesi.
- Kendiliğinden kalkma
- Nafakanın mahkeme kararına gerek olmadan, kanun gereği sona ermesi; alacaklının yeniden evlenmesi ve taraflardan birinin ölümünde nafaka böyle sona erer.
- Fiilen evliymiş gibi yaşama
- Nafaka alacaklısının resmî nikâh olmaksızın başka biriyle karı koca gibi birlikte yaşaması; mahkeme kararıyla kaldırma sebebidir.
- ÜFE
- TÜİK'in yayımladığı üretici fiyat endeksi; olağanüstü bir değişiklik bulunmayan artırım davalarında nafaka bu oranda artırılır (Yargıtay HGK, 2017/1522 E., 2019/1140 K., 05.11.2019).
TMK 176 ne düzenler?
| Konu | Kural | Dayanak |
|---|---|---|
| Ödeme biçimi | Maddi tazminat ve yoksulluk nafakası toptan veya irat biçiminde ödenir | TMK m. 176/1 |
| Manevi tazminat | İrat biçiminde ödenemez | Yargıtay 2. HD, 2010/80 K. |
| Kendiliğinden kalkma | Alacaklının yeniden evlenmesi, taraflardan birinin ölümü | Yargıtay HGK, 2019/1142 K. |
| Kararla kaldırma | Fiilen evliymiş gibi yaşama, yoksulluğun kalkması, haysiyetsiz hayat | Yargıtay 2. HD, 2014/19835 K. |
| Borçlunun yoksullaşması | Kendi kusuru yoksa nafaka tamamen kaldırılabilir | AYM, K. 2009/94 |
| Artırma ve azaltma | Mali durum değişikliği veya hakkaniyet; olağanüstü değişiklik yoksa ÜFE oranında artış | Yargıtay HGK, 2019/1140 K. |
| Başlangıç | Artırma, azaltma ve kaldırma dava tarihinden itibaren | Yargıtay HGK, 2019/1157 K. |
| Gelecek yıllar | İstem hâlinde gelecek yıllardaki miktar belirlenebilir | TMK m. 176/5 |
| Protokol nafakası | TMK 176'ya tabidir; döviz cinsinden nafaka uyarlanabilir | Yargıtay HGK, 2025/24 K. |
TBMM gerekçesine göre madde, eski Kanun'un 145. maddesini karşılar; ilk iki fıkra aynen alınmış, kaldırma ve değiştirme hâlleri yeniden düzenlenmiş, beşinci fıkra ise ekonomik bakımdan güçsüz nafaka alacaklılarının her yıl masraf yapıp artırım davası açmak zorunda kalmaması için eklenmiştir.
Yeniden evlenmeyle nafaka kendiliğinden kalkar; fiilen evliymiş gibi yaşama, yoksulluğun kalkması ve haysiyetsiz hayat için ise dava açmanız gerekir ve nafaka ancak dava tarihinden itibaren kaldırılır, geçmişte ödenen nafaka geri istenemez (Yargıtay 3. HD, 2012/15227 E., 2012/21528 K., 15.10.2012). Kaldırma istemi indirme istemini de kapsar; yine de dilekçede kaldırma olmazsa indirim istediğinizi açıkça yazmanız yararlı olur. Fiilî birlikteliği hukuka uygun delillerle ispatlayın: izinsiz elde edilen görüntüler ve sahibi ispatlanmayan hesaplardaki paylaşımlar hukuka aykırı delil sayılabilir (Yargıtay 3. HD, 2016/14742 E., 2017/2577 K., 07.03.2017).
Ödeme biçimi: toptan veya irat
- Seçim: Maddi tazminat ve yoksulluk nafakası toptan veya durumun gereklerine göre irat biçiminde ödenebilir (TMK m. 176/1). Hangisinin uygun olduğu evlilik süresi, tarafların ekonomik ve sosyal durumu, ödeme gücü ve ödenecek miktar gözetilerek belirlenir; Yargıtay bu ölçütlerle toptan ödemeyi uygun bulmayıp aylık irata hükmeden bölge adliye mahkemesi kararını onamıştır (Yargıtay 2. HD, 2023/10128 E., 2024/7446 K., 16.10.2024).
- Toptan nafakanın tutarı: Toptan nafaka, aylık tutarın belli bir süreyle çarpılmasıyla bulunmaz; tarafların durumu ve yükümlünün mali gücü gözetilerek tek bir tutar olarak belirlenir. Yargıtay, "aylık 1.000 TL'den 2 yıl için toplam 24.000 TL" biçiminde kurulan hükmü "bir defaya mahsus 24.000 TL toptan yoksulluk nafakası" olarak düzeltmiştir (Yargıtay 2. HD, 2024/1656 E., 2025/4959 K., 13.05.2025); hesaplama yönteminin hükümde gösterilmesini de infazda tereddüt yarattığı için bozma sebebi saymıştır (Yargıtay 2. HD, 2024/9257 E., 2025/2626 K., 11.03.2025).
- Toptan kararın kesinleşmesi: Yargıtay, istinaf edilmeyen toptan nafaka kararından sonra aylık nafakaya hükmedilmesini usuli kazanılmış hakka aykırı bulmuştur (Yargıtay 2. HD, 2023/78 E., 2023/2961 K., 07.06.2023).
- Kaldırma ve değiştirme yalnız irat için: Kanun, kendiliğinden kalkma, mahkeme kararıyla kaldırma, artırma ve azaltma kurallarını irat biçiminde ödenmesine karar verilen tazminat ve nafaka için koymuştur (TMK m. 176/3-4). Toptan ödenen tutar sonradan artırılıp azaltılacak bir irat değildir.
- Manevi tazminat: Manevi tazminatın irat biçiminde ödenmesine karar verilemez (TMK m. 176/2). Yargıtay, manevi tazminatı irat olarak bağlayan hükümde bu yön temyiz edilmediği için yanlışlığa işaret etmekle yetinmiştir (Yargıtay 2. HD, 2009/21325 E., 2010/80 K., 11.01.2010).
Kendiliğinden kalkma: yeniden evlenme ve ölüm
- Yeniden evlenme: İrat biçiminde bağlanan nafaka, alacaklının yeniden evlenmesiyle kendiliğinden, mahkeme kararına gerek olmadan kalkar (TMK m. 176/3). Yargıtay'a göre nafaka resmî evlenme tarihinden itibaren kendiliğinden sona erer (Yargıtay 3. HD, 2012/15227 E., 2012/21528 K., 15.10.2012).
- Artırım davası sırasında evlenme: Hukuk Genel Kurulu, artırım davasını açtıktan sonra evlenen alacaklının davasının reddedilemeyeceğini, nafakanın dava tarihi ile evlenme tarihi arasındaki dönem için ÜFE oranında artırılması gerektiğini kabul etmiştir (Yargıtay HGK, 2017/2119 E., 2019/1142 K., 05.11.2019).
- Kaldırma davası sırasında evlenme: Yargıtay'a göre alacaklı yargılama sırasında evlenirse nafaka kendiliğinden kalktığından dava konusuz kalır; yargılama giderleri ve vekâlet ücreti davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre belirlenir (Yargıtay 3. HD, 2016/20170 E., 2017/9884 K., 12.06.2017). Bu nedenle fiilî birliktelik iddiasıyla açılan davada alacaklı sonradan evlense de, yargılama giderleri bakımından iddianın dava tarihinde haklı olup olmadığı tanıklarla araştırılır.
- Kanun gereği sona eren nafaka için dava: Hukuk Genel Kurulu, çocuğun ergin olmasıyla kanun gereği kendiliğinden sona eren iştirak nafakası için kaldırma davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, takibe devam edilirse İcra ve İflas Kanunu'nun 16. maddesindeki şikâyet yoluna gidilebileceğini belirtmiştir (Yargıtay HGK, 2012/3-470 E., 2012/713 K., 17.10.2012). Karar iştirak nafakasına ilişkindir; ancak kendiliğinden sona eren nafaka için izlenecek yol bakımından yol göstericidir.
- Ölüm: Nafaka, alacaklının ya da yükümlünün ölümüyle kendiliğinden kalkar (TMK m. 176/3). Yargıtay, çocuk için bağlanan nafakaya ilişkin bir davada, tahakkuk etmiş ve muaccel olmuş bir nafaka bulunmadıkça yükümlünün ölümüyle nafaka yükümlülüğünün sona erdiğini ve mirasçılara geçmediğini kabul etmiştir (Yargıtay 2. HD, 2023/3195 E., 2023/2616 K., 23.05.2023).
- Eski Kanun'dan fark: 743 sayılı Kanun'un 145. maddesi beş sebebin hepsinde iradın "aksi, taraflarca kararlaştırılmadıkça" kesileceğini öngörüyordu. Yeni metinde bu kayıt bulunmaz ve yalnız yeniden evlenme ile ölüm nafakayı kendiliğinden sona erdirir; diğer üç sebep mahkeme kararı gerektirir.
Mahkeme kararıyla kaldırma
Fiilen evliymiş gibi yaşama
- İspat: Kaldırmayı isteyen, alacaklının başka biriyle evlilik görünümünde birlikte yaşadığını ispatlamalıdır (TMK m. 6). Yargıtay, alacaklının ikrarını, tanık beyanlarını ve bu birliktelikten doğan çocuğu yeterli görmüş (Yargıtay 2. HD, 2014/13314 E., 2014/19835 K., 16.10.2014); alacaklının ve çocukların bir ceza soruşturmasındaki beyanlarını da dikkate almıştır (Yargıtay 2. HD, 2013/12629 E., 2013/29821 K., 17.12.2013). İmam nikâhıyla yaklaşık altı ay birlikte yaşandığının tanıklarla ispatlandığı davada Yargıtay, kaldırma istemini reddeden kararı bozmuştur (Yargıtay 3. HD, 2015/9969 E., 2015/16668 K., 26.10.2015).
- Yetersiz deliller: Yargıtay, tanık beyanlarının fiilî birlikteliği kabule yetmediği davada nafakanın kaldırılmasını değil indirilmesini doğru bulmuştur (Yargıtay 3. HD, 2015/11147 E., 2015/18632 K., 23.11.2015). Tebligatı alacaklının eşi olduğunu söyleyen bir kişinin alması da tek başına yeterli görülmemiş, bu kişiyle ilişkinin kolluk aracılığıyla araştırılması istenmiştir (Yargıtay 3. HD, 2016/4657 E., 2016/5487 K., 11.04.2016).
- Hukuka aykırı delil: Yargıtay, yükümlünün hukuka aykırı olarak elde ettiği klip görüntülerini ve alacaklıya ait olduğu ispatlanmayan sosyal medya hesaplarındaki paylaşımları HMK m. 189/2 kapsamında hukuka aykırı delil saymış ve kaldırma kararını bozmuştur (Yargıtay 3. HD, 2016/14742 E., 2017/2577 K., 07.03.2017).
- Baştan nafaka bağlanmasına engel: Fiilî birliktelik, boşanma davasında nafaka bağlanmasına da engel olur. Yargıtay, başka bir erkekle fiilen evliymiş gibi yaşayan eşe yoksulluk nafakası bağlanmasını bozmuş (Yargıtay 2. HD, 2007/16726 E., 2008/16670 K., 04.12.2008); taraflar eşit kusurlu olsa da sonucun değişmeyeceğini belirtmiştir (Yargıtay 2. HD, 2011/15558 E., 2012/11480 K., 02.05.2012). Boşanmadan sonra ayrı davayla nafaka isteyen ve boşanmanın hemen ardından başka biriyle fiilen evliymiş gibi yaşayan eşin istemi de reddedilmelidir (Yargıtay 3. HD, 2012/15375 E., 2012/21121 K., 09.10.2012).
- Tedbir nafakası: Boşanma davası sürerken başka biriyle fiilen evliymiş gibi yaşayan ve geçimi o kişi tarafından karşılanan eşe tedbir nafakası da bağlanmaz (Yargıtay 2. HD, 2013/4557 E., 2013/17424 K., 20.06.2013; Yargıtay 2. HD, 2015/14676 E., 2016/5396 K., 21.03.2016).
- Boşanmadan sonraki yaşam kusur değildir: Yargıtay'a göre boşanma hükmü kesinleştikten sonra başka bir erkekle birlikte yaşama, kadına boşanma davasında kusur olarak yüklenemez (Yargıtay 2. HD, 2022/10765 E., 2023/1191 K., 22.03.2023). Bu yaşam kusur belirlemesini etkilemez, ama şartları varsa nafakanın kaldırılmasını gerektirir.
Yoksulluğun ortadan kalkması
- Asgari ücret tek başına yetmez: Hukuk Genel Kurulu'na göre güvencesiz bir işte asgari ücretle çalışmaya başlamak alacaklıyı yoksulluktan kurtarmaz; nafaka kaldırılmaz, hakkaniyete göre indirilir (Yargıtay HGK, 2017/445 E., 2019/1129 K., 05.11.2019). Kurul, asgari ücretin biraz üzerinde bir ücretle çalışmaya başlayan kadın için de aynı sonuca varmış (Yargıtay HGK, 2017/455 E., 2019/1084 K., 17.10.2019); babadan bağlanan küçük bir yetim aylığını ve küçük bir kira gelirini de indirim sebebi saymıştır (Yargıtay HGK, 2017/1025 E., 2019/1135 K., 05.11.2019).
- Yeterli gelir: Alacaklının geliri onu yoksulluktan kurtaracak düzeye çıkmışsa nafaka kaldırılır. Hukuk Genel Kurulu, emekli aylığı ve dükkân kirasıyla borçludan daha fazla geliri olan alacaklının nafakasının kaldırılmasını onamış (Yargıtay HGK, 2017/1283 E., 2019/1149 K., 07.11.2019); babasından kalan arsa üzerindeki inşaattan payına dokuz daire ile dört dükkân düşen alacaklı için de aynı sonuca varmıştır (Yargıtay HGK, 2018/96 E., 2019/1157 K., 12.11.2019).
- İndirimin ölçüsü: İndirim de hakkaniyete uygun olmalıdır. Hukuk Genel Kurulu, asgari ücretle işe giren alacaklının 350 TL nafakasını 100 TL'ye indiren kararı, indirimin hakkaniyete aykırı ve fazla olduğu gerekçesiyle bozmuştur (Yargıtay HGK, 2017/1036 E., 2019/1147 K., 07.11.2019).
- Anayasal denetim: Anayasa Mahkemesi, asgari ücret düzeyinde gelir elde eden eski eşe ödenen nafakanın kaldırılmayıp 225 TL'den 125 TL'ye indirilmesine ilişkin başvuruyu, mahkemenin tarafların menfaatleri arasında gerekçeli bir denge kurduğu gerekçesiyle açıkça dayanaktan yoksun bulmuştur (AYM, Esat İnevi, B. No: 2015/11677, 08.07.2020).
Haysiyetsiz hayat
- Kavram: Kanun haysiyetsiz hayatı tanımlamaz; nafaka bu sebeple ancak mahkeme kararıyla kaldırılır ve ispat yükü kaldırmayı isteyendedir (TMK m. 6). Aynı kavram boşanma sebepleri arasında da yer alır (TMK m. 163). Yargıtay, boşanma davasında eşin sürekli borçlanmasının haysiyetsiz hayat sayılamayacağını belirtmiştir (Yargıtay 2. HD, 2025/2470 E., 2025/8940 K., 20.10.2025).
Borçlunun ödeme gücünü yitirmesi
- Kaldırma mümkündür: TMK m. 176/4 yalnız artırma ve azaltmadan söz eder; eski Kanun'daki "borçlunun mali gücü önemli ölçüde eksilirse" iradın kaldırılabileceği ibaresi yeni metne alınmamıştır. Anayasa Mahkemesi, borçlu kendi kusuru olmaksızın yoksulluğa düşerse hâkimin TMK m. 1 uyarınca nafakayı tamamen kaldırabileceğini belirterek fıkrayı Anayasa'ya uygun bulmuştur (AYM, E. 2005/56, K. 2009/94, 25.06.2009).
- Hukuk Genel Kurulu: Kurul 2019'da bu görüşü benimseyerek, alacaklı asgari ücretle çalışsa bile işini kaybeden ve gündelik işlerde düzensiz gelirle çalışan borçlu yönünden nafakanın kaldırılmasını oyçokluğuyla onamıştır (Yargıtay HGK, 2017/1009 E., 2019/1179 K., 14.11.2019). İki tarafın da asgari ücret düzeyinde geliri bulunduğu, borçlunun yeniden evlendiği, yeni evliliğinden çocuğu olduğu ve önceki evlilikten doğan çocuklar için iştirak nafakası ödediği davada da, her iki taraf yoksul sayıldığından kaldırma kararı oyçokluğuyla onanmıştır (Yargıtay HGK, 2017/965 E., 2019/1158 K., 12.11.2019).
- Kendi kusuru olmamalı: Anayasa Mahkemesi kaldırma imkânını borçlunun kendi kusuru olmadan yoksullaşması şartına bağlamıştır (AYM, E. 2005/56, K. 2009/94, 25.06.2009); borçlunun kendi davranışıyla, örneğin isteyerek işinden ayrılarak yoksullaşması bu şartı karşılamaz.
- Yeniden evlenme tek başına yetmez: Borçlunun yeniden evlenip çocuk sahibi olması, düzenli ve yeterli geliri varsa nafakayı kaldırmaz. Hukuk Genel Kurulu, yeniden evlenmiş ve bir çocuk babası olan ama düzenli ve yeterli maaşı, dairesi ve tarlası bulunan borçlu ile asgari ücretin biraz üzerinde bir ücretle çalışmaya başlayan alacaklı arasındaki davada nafakanın kaldırılamayacağını, yalnız indirilebileceğini kabul etmiştir (Yargıtay HGK, 2017/455 E., 2019/1084 K., 17.10.2019).
- Gerçek gelir: Anayasa Mahkemesi, nafaka yükümlüsünün gerçek geliri araştırılmadan onun gelirini aşan nafakaya hükmedilmesini maddi ve manevi varlığı koruma hakkının ihlali saymıştır (AYM, İbrahim Acar, B. No: 2016/3140, 07.11.2019).
Artırma ve azaltma
- Sebepler: Tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirmesi hâlinde irat artırılabilir veya azaltılabilir (TMK m. 176/4).
- ÜFE kuralı: Hukuk Genel Kurulu'na göre nafakanın belirlendiği tarihten sonra tarafların durumunda olağanüstü bir değişiklik yoksa artırım, aradan geçen sürenin ÜFE oranında yapılmalıdır; bunu aşan yüksek artırım bozulmuştur (Yargıtay HGK, 2017/1522 E., 2019/1140 K., 05.11.2019).
- Dava tarihi: Hukuk Genel Kurulu'na göre nafakanın artırılması, azaltılması ve kaldırılması taleplerinin kabulüne dava tarihinden itibaren hükmolunur (Yargıtay HGK, 2018/96 E., 2019/1157 K., 12.11.2019).
- Kaldırma istemi indirmeyi kapsar: Yargıtay'a göre kaldırma istemi azaltma istemini de içerir; kaldırma şartları oluşmasa bile mahkeme uygun bir indirim yapmalıdır (Yargıtay 3. HD, 2014/2301 E., 2014/9688 K., 16.06.2014).
- Taleple bağlılık: Hâkim ileri sürülmeyen vakıayı kendiliğinden dikkate alamaz; Hukuk Genel Kurulu, cevap dilekçesinde dayanılmayan "evlilik yolunda ilişki" iddiasına göre karar verilemeyeceğini belirtmiştir (Yargıtay HGK, 2017/2119 E., 2019/1142 K., 05.11.2019).
Gelecek yıllar için artış
- İstem hâlinde: Hâkim, istem hâlinde irat biçiminde ödenmesine karar verilen nafakanın gelecek yıllarda ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir (TMK m. 176/5). Gerekçeye göre amaç, ekonomik bakımdan güçsüz alacaklıların her yıl masraf yapıp artırım davası açmasını önlemektir.
- Talep şartı: Hâkim taleple bağlıdır (HMK m. 26). Yargıtay, iştirak nafakası için talep bulunmadığı hâlde nafakanın her yıl ÜFE oranında artırılmasına karar verilmesini doğru bulmamış ve hükmü düzelterek onamıştır (Yargıtay 2. HD, 2016/11331 E., 2018/1800 K., 13.02.2018).
- Artışın başlangıcı: Yargıtay, yoksulluk nafakasının boşanma kararının kesinleşmesini takip eden yıldan başlamak üzere her yıl ÜFE oranında artırılmasına ilişkin hükmü onamış (Yargıtay 2. HD, 2026/2898 E., 2026/5682 K., 01.06.2026); iştirak nafakasında artışın ilk derece karar tarihinden değil, kesinleşme yılını takip eden yıldan başlatılması gerektiğini belirtmiştir (Yargıtay 2. HD, 2025/10820 E., 2026/5696 K., 01.06.2026).
Anlaşmalı boşanma protokolündeki nafaka
- TMK 176'ya tabidir: Hukuk Genel Kurulu'na göre anlaşmalı boşanma protokolüyle kararlaştırılan nafaka da yoksulluk nafakasıdır ve kaldırılma şartları TMK m. 176'da düzenlenmiştir (Yargıtay HGK, 2018/96 E., 2019/1157 K., 12.11.2019).
- Öngörülebilir gelişmeler: Protokolle devredilen taşınmazların kira getireceği öngörülebilir bir durumdur; Hukuk Genel Kurulu bu gelire dayanan kaldırma istemini, olağanüstü bir değişiklik ispatlanmadığı için reddetmek gerektiğini kabul etmiştir (Yargıtay HGK, 2017/1533 E., 2019/1154 K., 07.11.2019).
- Döviz cinsinden nafaka: Hukuk Genel Kurulu, protokoldeki nafaka hükmünün hâkim onayından sonra genel sözleşme hükümlerine tabi olduğunu, 18 yıl sonra ifası borçludan beklenemez hâle gelen aylık 1.500 dolar nafakanın TBK m. 138 uyarınca Türk lirasına uyarlanabileceğini oyçokluğuyla kabul etmiştir (Yargıtay HGK, 2023/582 E., 2025/24 K., 12.02.2025).
Usul
- Görevli ve yetkili mahkeme: Nafakanın kaldırılması, artırılması ve azaltılması davaları aile mahkemesinde görülür. Boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir (TMK m. 177); TBMM gerekçesine göre bu kural hükmedilmiş nafakanın artırılması veya azaltılması davalarını da kapsar.
- Etki tarihi: Artırma, azaltma ve kaldırma dava tarihinden itibaren hüküm doğurur; geçmişte ödenen nafaka geri istenemez (Yargıtay 3. HD, 2012/15227 E., 2012/21528 K., 15.10.2012).
- Yeni dava: Kaldırma davasının reddedilmesi, sonradan ortaya çıkan olgulara dayanan yeni bir davaya engel olmamıştır; Hukuk Genel Kurulu, önceki davada bulunmayan kira gelirinin belirlendiği ikinci davada kaldırma kararını onamıştır (Yargıtay HGK, 2017/1283 E., 2019/1149 K., 07.11.2019).
Nafakanın kaldırılmasını veya indirilmesini istiyorsanız, nafakanın belirlendiği tarihteki durumla bugünkü durumu karşılaştıran somut deliller sunun: alacaklının SGK kaydı, emekli aylığı, kira sözleşmeleri, tapu ve araç kayıtları; kendi gelirinizdeki düşüşü gösteren belgeler ve yeni aile yükleriniz. Fiilî birliktelik iddiasında tanıkları, kolluk araştırmasını ve hukuka uygun elde edilmiş belgeleri kullanın. Nafaka alacaklısıysanız artırım davasında nafakanın son belirlendiği tarihten bu yana geçen süreyi ve ihtiyaçlarınızdaki artışı gösterin; olağanüstü bir değişiklik yoksa mahkemenin ÜFE oranında artış yapacağını bilin. Boşanma davasında her yıl artış istiyorsanız bunu dilekçede açıkça talep edin. Anlaşmalı boşanma protokolü hazırlarken nafakanın para birimini, artış yöntemini ve devredilen malların gelirini dikkatle düşünün; protokol hükümleri sonradan ancak olağanüstü ve öngörülemeyen değişikliklerde uyarlanabilir.
Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararları
Aşağıdaki kararlar resmî karar arama sistemlerinden alınmıştır. Her kartta kararın vardığı ilke, olayın özeti, karardan birebir bir alıntı ve kararın uygulamadaki anlamı yer alır. Konuya göre süzmek için düğmeleri kullanabilirsiniz.
Borçlu kendi kusuru olmadan yoksullaşırsa yoksulluk nafakası TMK 176/4'e göre tamamen kaldırılabilir
Yoksulluk nafakasının artırılması davasına bakan bir mahkeme, TMK m. 176/4'ün alacaklının yoksulluğu kalktığında nafakanın kaldırılabilmesine karşın borçlunun ekonomik durumu kötüleştiğinde tamamen kaldırılmasına imkân vermediğini ileri sürerek fıkranın Anayasa'nın 2. maddesine aykırılığı iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurdu. Başvurudaki TMK m. 175/1'e ilişkin istem, bakılan davada uygulanacak kural olmadığı için yetkisizlik nedeniyle reddedildi.
“Bu nedenle, nafaka borçlusunun kendi kusuru bulunmaksızın yoksulluğa düşmesi halinde, hâkim Yasa metninde açıkça belirtilmese dahi Türk Medenî Kanunu'nun 1. maddesine göre yoksulluk nafakasının koşulları ve kabul ediliş amacını göz önünde bulundurarak, nafakanın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun 176. maddesinin dördüncü fıkrası gereğince tamamen kaldırılmasına da karar verebilecektir.”
Ne anlama geliyor? Anayasa Mahkemesi iptal istemini oybirliğiyle reddetmiş, beş üye sonuca farklı gerekçeyle katılmıştır. Çoğunluğa göre 743 sayılı Kanun'un 145. maddesinde borçlunun mali gücünün önemli ölçüde eksilmesi hâlinde nafakanın kaldırılabileceği açıkça yazılıydı; yeni metinde bu ibare bulunmasa da hâkim TMK m. 1 ve 4 uyarınca kaldırma kararı verebilir. Farklı gerekçeye göre ise 176/4 yalnız artırma ve azaltmayı düzenler ve kanun koyucunun kastetmediği bir anlam kuraldan çıkarılamaz. Hukuk Genel Kurulu 2019'da çoğunluk gerekçesine dayanarak borçlunun ödeme gücünü yitirdiği davalarda kaldırma kararlarını onamıştır (Yargıtay HGK, 2017/1009 E., 2019/1179 K., 14.11.2019).
Alacaklı asgari ücretle çalışsa bile, borçlunun ödeme gücü kalmamışsa nafaka kaldırılabilir
Boşanmada kadın yararına bağlanan ve sonra artırılan yoksulluk nafakası için erkek, kadının sigortalı olarak çalışmaya başladığını ileri sürerek kaldırma davası açtı. Aile mahkemesi nafakayı kaldırdı; Özel Daire, asgari ücretle çalışmanın yoksulluğu ortadan kaldırmadığı gerekçesiyle kararı bozdu, mahkeme direndi. Hukuk Genel Kurulu, erkeğin işinden ayrılmak zorunda kaldığını, gündelik işlerde çalıştığını, düzenli gelirinin bulunmadığını ve nafakayı büyük güçlükle ödediğini tespit etti. Erkeğin aylık geliri 500-750 TL arasında değişiyor, kadın sigortalı işinden aylık 1.000 TL kazanıyordu.
“Kanun metnindeki "mali gücü oranında" ifadesi ile borçlunun ekonomik gücünün varlığına işaret edilmiştir. Bu durumda kanunun sözünden çıkan mânadan, borçlunun mali gücünün bulunmaması durumunda nafakanın kaldırılmasına da hükmedilebilecektir.”
Ne anlama geliyor? Hukuk Genel Kurulu direnme kararını oyçokluğuyla onamış, nafakayı dava tarihinden itibaren kaldıran kararı yerinde bulmuştur. Kurul, TMK m. 176/3 ve 4'teki sıralamanın TMK m. 175'te belirtilen ödeme gücü bulunan borçlular için geçerli olduğunu, kanunun sözü ve özüyle uygulanması gerektiğini (TMK m. 1) belirtmiş ve AYM, E. 2005/56, K. 2009/94, 25.06.2009 kararına dayanmıştır. Azınlık, borçlunun mali durumunun bozulmasının kanunda indirim sebebi olarak öngörüldüğünü, nafakanın kaldırılması yerine hakkaniyete göre indirilmesi gerektiğini savunmuştur. Aynı gün kaldırma kararını onayan bir başka karar için bkz. Yargıtay HGK, 2017/1013 E., 2019/1180 K., 14.11.2019.
Kira geliri ve emekli aylığıyla yoksulluktan kurtulan alacaklıya, ödeme gücü kalmayan borçlu nafaka ödemez
Taraflar 2004'te anlaşmalı olarak boşanmış, protokolde yoksulluk nafakası kararlaştırılmıştı. Nafaka yükümlüsünün 2013'te açtığı kaldırma davası, alacaklının kira geliri bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmiş ve karar onanmıştı. Yeni davada yükümlünün aylık 1.519 TL emekli aylığından 768 TL kesinti yapıldığı, bir petrol istasyonunda ayda beş gün çalışıp 275 TL aldığı; alacaklının ise 1.073 TL emekli aylığı ve 800 TL dükkân kirasıyla aylık 1.873 TL geliri bulunduğu belirlendi. Aile mahkemesi nafakayı kaldırdı; Özel Daire bozdu, mahkeme direndi.
“Bu nedenle tarafların sosyal ve ekonomik durumları dikkate alındığında davalının elde ettiği gelirin kendisini yoksulluktan kurtaracak düzeyde olduğu, davacının nafaka ödeyebilecek ekonomik gücünün bulunmadığı anlaşılmakla, davalı hakkında hükmedilen yoksulluk nafakasının kaldırılmasına karar verilmesi gerekmektedir.”
Ne anlama geliyor? Hukuk Genel Kurulu direnme kararını oyçokluğuyla onamıştır. Kurul iki tarafın gelirlerini birlikte karşılaştırmış; önceki ret kararında alacaklının kira geliri bulunmadığının kabul edildiğini, eldeki davada ise aylık 800 TL kira geliri belirlendiğini vurgulamıştır. Azınlık, önceki davaya göre tarafların durumunda önemli bir değişiklik bulunmadığını savunmuştur. Kaldırma için tek başına alacaklının gelirindeki artışa değil, bu gelirin onu yoksulluktan kurtarıp kurtarmadığına ve borçlunun ödeme gücüne bakılır.
Güvencesiz bir işte asgari ücretle çalışmaya başlamak nafakayı kaldırmaz, indirim sebebidir
Boşanmada geliri olmayan kadın yararına aylık 300 TL yoksulluk nafakası bağlanmıştı. Kadın boşanmadan sonra ağabeyine ait işyerinde asgari ücretle sigortalı olarak çalışmaya başladı; dava tarihindeki aylık ücreti 978,60 TL'ydi ve ağabeyinin yanında kaldığı için kira ödemiyordu. Emekli öğretmen olan ve aylık 1.300 TL alan erkek ise kadına ait aile konutunda oturmaya devam ediyordu. Erkeğin açtığı davada aile mahkemesi nafakayı kaldırdı; Özel Daire bozdu, mahkeme direndi.
“Tarafların gelir durumları karşılaştırıldığında davacının emekli öğretmen olması nedeniyle düzenli ve yeterli gelirinin olduğu, davalının ise bir evi olmakla birlikte asgari ücretle çalışmış olması ve çalışmakta olduğu işin sabit ve güvenceli olmadığı, her an için sona erebilecek nitelikte olduğu nazara alındığında asgari ücretle çalışmış olmasının davalıyı yoksulluktan kurtarmayacağı anlaşılmakla yoksulluk nafakasının tamamen kaldırılmasına hükmedilemez.”
Ne anlama geliyor? Hukuk Genel Kurulu direnme kararını değişik gerekçeyle oybirliğiyle bozmuştur: kadının çalışmaya başlamasıyla taraflar arasındaki denge kadın lehine değiştiğinden nafaka TMK m. 4'teki hakkaniyet ilkesine göre uygun miktarda indirilmelidir. Asgari ücretin biraz üzerinde bir ücretle çalışmaya başlayan kadın ile yeniden evlenmiş ve düzenli geliri olan erkek arasındaki davada da aynı sonuca varılmıştır (Yargıtay HGK, 2017/455 E., 2019/1084 K., 17.10.2019). Babadan bağlanan küçük bir yetim aylığı ve küçük bir kira geliri de kaldırma değil indirim sebebi sayılmıştır (Yargıtay HGK, 2017/1025 E., 2019/1135 K., 05.11.2019).
Olağanüstü bir değişiklik yoksa nafaka ÜFE oranında artırılır
2005'teki boşanmada bağlanan aylık 250 TL yoksulluk nafakası 2007'de 350 TL'ye artırılmış, 2010'da yeniden 250 TL'ye indirilmişti. Ev hanımı olan ve geliri bulunmayan alacaklı, nafakanın günün koşullarında yetersiz kaldığını ileri sürerek 600 TL'ye çıkarılmasını istedi. Polis olan yükümlü aylık 3.000 TL maaş alıyor ve 600 TL kira ödüyordu. Aile mahkemesi nafakayı 500 TL'ye çıkardı; Özel Daire bozdu, mahkeme direndi.
“Bu durumda, yedi yıl önce kararlaştırılan yoksulluk nafakasının paranın alım gücünü yitirmesi ve bu süre içerisinde davacının ihtiyaçlarının doğal olarak artması sonucunda en azından değerinin düştüğü bir gerçektir. Mahkemece, dava tarihindeki şartlara göre; yoksulluk nafakasına hükmedilen tarih ile artırım davasının açıldığı tarih arasında geçen süre dikkate alınarak artırım yapılması gerektiği açıktır. O hâlde; yoksulluk nafakasının niteliği ve takdir edildiği tarih gözetilerek, nafakanın TÜİK'in yayınladığı ÜFE oranında artırılması suretiyle dengenin yeniden sağlanması gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yüksek nafaka takdiri doğru görülmemiştir.”
Ne anlama geliyor? Hukuk Genel Kurulu direnme kararını oybirliğiyle bozmuştur. Kurul, boşanmadan sonra tarafların ekonomik ve sosyal durumunda olağanüstü bir değişiklik ileri sürülmediğini, önceki nafaka dosyalarındaki araştırmalardan da değişiklik bulunmadığının anlaşıldığını belirtmiştir. Artırım davasında önce nafakanın belirlendiği tarihten dava tarihine kadar tarafların durumunda olağanüstü bir değişiklik olup olmadığına bakılır; böyle bir değişiklik yoksa artırım, aradan geçen sürenin ÜFE oranında yapılır.
Alacaklı yargılama sırasında evlenirse nafaka evlenmeyle kendiliğinden kalkar; artırım evlenmeye kadarki dönem için yapılır
2008'de bağlanan aylık 275 TL yoksulluk nafakasının alacaklısı, 29.07.2013'te nafakanın 800 TL'ye çıkarılması için dava açtı ve yargılama sırasında, Aralık 2013'te yeniden evlendi. Mahkeme, davanın açılmasından kısa süre sonra evlenen alacaklının evlilik yolunda bir ilişkisi varken dava açtığını, bunun samimi olmadığını belirterek davayı reddetti. Özel Daire, evlenme tarihine kadar olan süre için davanın kabulü gerektiği gerekçesiyle bozdu; mahkeme direndi.
“Ne var ki her dava açıldığı tarihteki şartlara göre değerlendirileceğinden dava tarihi olan 29.07.2013 tarihinde davacı henüz evlenmemiştir ve daha evvel hükmedilen yoksulluk nafakasının artırılmasını istemesinde de bir hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Mahkemece yapılacak iş, davanın açıldığı tarih ile davacının yeniden evlendiği tarih arasındaki süre için davaya konu yoksulluk nafakasının TÜİK'in yayınladığı ÜFE oranında artırılması olmalıdır.”
Ne anlama geliyor? Hukuk Genel Kurulu direnme kararını oyçokluğuyla bozmuştur. Kurul, davalının cevap dilekçesinde alacaklının evlilik yolunda bir ilişkisi bulunduğu vakıasına dayanmadığını, hâkimin tarafların ileri sürmediği vakıayı kendiliğinden dikkate alamayacağını belirtmiştir. Azınlık, dava tarihinde alacaklının nişanlı olup olmadığının araştırılmasını, nişanlı olduğu anlaşılırsa davanın TMK m. 2 uyarınca reddedilmesini savunmuştur. Yeniden evlenmeyle nafaka, mahkeme kararına gerek olmadan evlenme tarihinde sona erer (TMK m. 176/3).
Anlaşmalı boşanma protokolüyle kararlaştırılan nafaka da yoksulluk nafakasıdır ve TMK 176'ya göre kaldırılabilir
Taraflar 2011'de anlaşmalı olarak boşandı; protokolde kadına aylık 2.000 TL yoksulluk nafakası ödenmesi, nafakanın her yıl tüketici fiyat endeksi oranında artırılması ve aile konutunun kadına verilmesi kararlaştırıldı. Erkek, emekli aylığı dışında gelirinin düştüğünü, kadının ise boşanmadan sonra çok sayıda daire ve dükkân edindiğini ileri sürerek nafakanın kaldırılmasını istedi. Kadın vekili, babasından kalan arsa üzerindeki inşaattan kadına dokuz daire ile dört dükkân düşeceğini ve bunların bir kısmının teslim edildiğini bildirdi; kadın ayrıca emekli aylığı alıyordu. Aile mahkemesi nafakayı kaldırdı; Özel Daire bozdu, mahkeme direndi.
“Dosya kapsamından anlaşılacağı üzere; her ne kadar taraflar, boşanma davası sırasında düzenlenen sözleşme ile davalı kadına yoksulluk nafakası ödenmesini kararlaştırdıktan sonra anlaşmalı olarak boşanmış ise de; sözleşmede verilmesi taahhüt edilen nafaka türü, yoksulluk nafakası olup bu nafakanın kaldırılma şartları TMK'nın 176. maddesinde düzenlenmiştir.”
Ne anlama geliyor? Hukuk Genel Kurulu direnme kararını oyçokluğuyla onamıştır. Kurul, alacaklının emekli aylığı ve taşınmazlarıyla refah içinde yaşayacak düzeyde gelir elde ettiğini, borçlunun ise boşanmadan sonra taşınmazlarının büyük çoğunluğunu kaybettiğini ve ödeme gücünün ciddi oranda azaldığını; bu durumda nafaka ödemeye devam etmesini beklemenin nafakanın bir ceza olarak algılanmasına yol açacağını belirtmiştir. Azınlıktaki üyeler, daire ve dükkânların teslim tarihi ile kira getirisinin araştırılarak nafakanın kaldırılması yerine indirilmesini ya da kaldırmanın teslim tarihinden sonrası için değerlendirilmesini savunmuştur. Kurul aynı kararda nafakanın artırılması, azaltılması ve kaldırılması taleplerinin kabulüne dava tarihinden itibaren hükmolunacağını da hatırlatmıştır.
Protokolle devredilen taşınmazların kira getireceği öngörülebilir; bu gelir tek başına kaldırma sebebi değildir
Anlaşmalı boşanmada erkek, protokolle 19 taşınmazını ve bir aracını kadın adına tescil ettirmeyi ve kadına aylık 500 TL yoksulluk nafakası ödemeyi kabul etti; boşanma 2008'de kesinleşti. Erkek 2014'te, tüm malvarlığını kadına devrettiğini ve çalışamadığını ileri sürerek nafakanın kaldırılmasını ve kendisine nafaka bağlanmasını istedi. Aile mahkemesi, erkeğin emekli olduğunu ve avukatlığı bıraktığını, kadın adına kayıtlı taşınmazların ve kira gelirlerinin kadını yoksulluktan kurtardığını kabul ederek nafakayı kaldırdı; Özel Daire bozdu, mahkeme direndi.
“Buna göre, taraflar arasında boşanmaya ilişkin dava dosyası kapsamında imzalanan "Protokol" gereğince davalı lehine hükmedilen yoksulluk nafakasından sonra, davacının ekonomik durumunda olağanüstü değişiklik olmadığı gibi, davalının adına tescil edilen taşınmazların kira gelirinden yararlanacağı hususu da davacı tarafından öngörülemeyecek bir durum değildir.”
Ne anlama geliyor? Hukuk Genel Kurulu direnme kararını oyçokluğuyla bozmuş ve kaldırma isteminin reddi gerektiğini kabul etmiştir. Kurul, öngörülemeyen hâl ve şartların varlığının da protokolün muvazaalı olduğu iddiasının da ispatlanamadığını belirtmiştir. Azınlık, alacaklının duruşmada bildirdiği aylık 5.000-6.000 TL kira gelirinin usulünce araştırılması gerektiğini savunmuştur. Buna karşılık aynı hafta verilen ve protokolle bağlanan nafakanın alacaklısının payına babasından kalan arsa üzerindeki inşaattan dokuz daire ile dört dükkân düştüğü, borçlunun ise taşınmazlarının çoğunu kaybettiği davada kaldırma kararı onanmıştır (Yargıtay HGK, 2018/96 E., 2019/1157 K., 12.11.2019).
Protokolle döviz cinsinden kararlaştırılan nafaka, ifa aşırı güçleşince Türk lirasına uyarlanabilir
Taraflar 2003'te anlaşmalı olarak boşandı; protokole göre erkek kadına aylık 1.500 ABD doları yoksulluk nafakası ödeyecekti. O tarihte özel bir şirkette genel müdür olan ve yaklaşık 5.500 dolar maaş alan erkek sonra işini kaybetti, serbest çalıştı, yeniden evlendi ve emekli oldu; dava tarihinde aylık 3.500 TL emekli aylığı alıyor ve kirada oturuyordu. Emekli olan kadının 2.000 TL aylığı, 3.000 TL kira geliri ve işlettiği bir zeytinlik vardı. Erkek boşanmadan 18 yıl sonra nafakanın kaldırılmasını, olmazsa indirilmesini istedi. Bölge adliye mahkemesi nafakayı dava tarihinden itibaren aylık 2.500 TL olarak Türk lirasına uyarladı; Özel Daire bozdu, bölge adliye mahkemesi direndi.
“Somut olayda; aradan geçen uzun süre içerisinde tarafların ekonomik ve sosyal durumlarında gerçekleşen esaslı değişiklik, yoksulluk nafakasının niteliği ve amacı, makul insanlardan beklenen öngörü, zamansal olarak bakıldığında davanın on sekiz yıl sonra açılmış olması, esaslı değişikliğin nafaka yükümlüsünden kaynaklanmaması, taraflar arasındaki menfaat dengesinin orantısız hale gelmesi ve özellikle dürüstlük kuralı uyarınca aradan geçen uzun yıllar sonucunda artık ifanın borçludan beklenebilir olmadığı, 6098 sayılı Kanun'un 138 hükmünde belirtilen uyarlama koşullarının gerçekleştiği kabul edilmiştir.”
Ne anlama geliyor? Hukuk Genel Kurulu direnme kararını oyçokluğuyla onamıştır. Kurul, anlaşmalı boşanma protokolündeki yoksulluk nafakası ve tazminat hükümlerinin tarafların serbestçe tasarruf edebildiği, hâkim onayından sonra genel sözleşme hükümlerine tabi edimler olduğunu; velayet, kişisel ilişki ve iştirak nafakasının ise mahkeme kararından doğduğunu belirtmiştir. Uyarlama için sözleşmeden sonra öngörülemeyen esaslı bir değişiklik olmalı, bu değişiklik uyarlamayı isteyenden kaynaklanmamalı ve ifanın ondan beklenmesi dürüstlük kuralına aykırı düşmelidir (TBK m. 138). Azınlıktaki görüşlerden biri döviz kurundaki değişikliğin öngörülebilir olduğunu, diğeri uyarlanan miktarın az olduğunu savunmuştur.
Başka biriyle karı koca hayatı yaşayan ve ondan çocuğu olan alacaklının nafakası kaldırılır
Nafaka yükümlüsü, velayetin değiştirilmesi istemiyle birlikte boşanmada kadına bağlanan yoksulluk nafakasının kaldırılmasını istedi. Aile mahkemesi kaldırma istemini reddetti; yükümlü kararı temyiz etti.
“Somut olayda; davalı kadının ikrarı ve tanık beyanlarına göre, kadının başka biri ile karı koca hayatı yaşadığı, bu kişiden bir çocuğu olduğu anlaşılmıştır. O halde davalının evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşadığı sabit olup, Türk Medeni Kanunun 176/3. maddesi koşulları oluşmuştur.”
Ne anlama geliyor? Yargıtay kaldırma isteminin reddini oybirliğiyle bozmuştur. Kararda fiilî birlikteliğin ispatı için alacaklının ikrarı, tanık beyanları ve bu birliktelikten doğan çocuk yeterli görülmüştür. Yargıtay, tanık beyanlarının yanında alacaklının ve çocukların bir ceza soruşturmasında başka bir kişiyle birlikte yaşadıklarına ilişkin beyanlarını da yeterli bulmuş (Yargıtay 2. HD, 2013/12629 E., 2013/29821 K., 17.12.2013); imam nikâhıyla yaklaşık altı ay birlikte yaşandığının tanıklarla ispatlandığı davada da davayı reddeden kararı bozmuştur (Yargıtay 3. HD, 2015/9969 E., 2015/16668 K., 26.10.2015).
Hukuka aykırı elde edilen görüntüler ve sahibi ispatlanmayan sosyal medya paylaşımları fiilî birlikteliği ispatlamaz
Nafaka yükümlüsü, alacaklının başka biriyle fiilen evliymiş gibi yaşadığını ve bunun internette yayınlanan resim ve videolarla anlaşıldığını ileri sürerek nafakanın kaldırılmasını istedi; alacaklı ise ayrı bir davayla nafakanın artırılmasını talep etti. Aile mahkemesi, CD kayıtları ve tanık beyanlarıyla alacaklının kısa bir süre de olsa fiilen evliymiş gibi yaşadığını kabul ederek nafakayı kaldırdı ve artırım davasını reddetti. Dosyadaki görüntülerin bir kısmı, yayınlanmasından vazgeçilen bir müzik klibinin çekim görüntüleriydi.
“Diğer bir anlatımla, sahte profil oluşturup paylaşımlarda bulunmak veya kişi profillerinde hesap sahibinin bilgisi, muvafakatı ve izni olmaksızın yapılan paylaşımların delil olarak sunulması halinde, bunların 6100 Sayılı HMK'nun 189/2. maddesi kapsamında hukuka aykırı delil kabul edilmesi gerekir.”
Ne anlama geliyor? Yargıtay kararı oybirliğiyle bozmuştur. Daire'ye göre klip görüntüleri yükümlü tarafından hukuka aykırı olarak elde edilmiş, paylaşımların yapıldığı sosyal medya hesaplarının alacaklıya ait olduğu da ispatlanamamıştır; bu deliller dışarıda bırakıldığında fiilî birliktelik başka delille ispatlanamadığından kaldırma davası reddedilmelidir. Artırım davasında da deliller toplanarak karar verilmesi gerekmektedir. Tebligatı alacaklının eşi olduğunu söyleyen bir kişinin alması da tek başına yeterli görülmemiş, bu kişiyle alacaklı arasındaki bağın ve birlikte yaşayıp yaşamadıklarının kolluk aracılığıyla araştırılması istenmiştir (Yargıtay 3. HD, 2016/4657 E., 2016/5487 K., 11.04.2016).
Nafaka resmî evlenme tarihinde kendiliğinden kalkar; fiilî birliktelik için kaldırma dava tarihinden işler, geçmiş ödemeler geri istenemez
2008'deki boşanmada aylık 300 TL yoksulluk nafakası bağlanmıştı. Nafaka yükümlüsü, alacaklının başka biriyle fiilen evli olarak yaşadığını ve bu birliktelikten bir çocuğu olduğunu ileri sürerek nafakanın kaldırılmasını ve dava tarihinden geriye doğru bir yıl içinde ödenen nafakanın iadesini istedi. Alacaklı yargılama sırasında resmî olarak evlendi. Aile mahkemesi davayı kabul etti.
“Yine, her dava açıldığı tarihteki şartlara tabi olup TMK.'nun 176. madde hükmü de gözetildiğinde yoksulluk nafakasının 21.06.2011 (resmi evlenme) tarihi itibariyle kendiliğinden kalkacağı; fiilen evli olduğu döneme ilişkin olarak ise ancak bu dava tarihi itibariyle (06.04.2011) nafakanın kaldırılmasına karar verilebileceği bu durumda da bir yıl öncesine ilişkin olarak ödenen yoksulluk nafakasının iadesinin istenilemeyeceğinin kabulü gerekmektedir.”
Ne anlama geliyor? Yargıtay kararı oybirliğiyle bozmuştur: nafaka dava tarihinden itibaren kaldırılmalı, geçmiş bir yılda ödenen nafakanın tahsiline hükmedilmemelidir. Fiilen evliymiş gibi yaşama, yeniden evlenmeden farklı olarak nafakayı kendiliğinden sona erdirmez; nafaka mahkeme kararıyla ve ancak dava tarihinden itibaren kaldırılabildiğinden, fiilî birlikteliği öğrenen yükümlünün vakit kaybetmeden dava açması önem taşır.
Başka biriyle fiilen evliymiş gibi yaşayan eşe boşanmada yoksulluk nafakası da bağlanmaz
Boşanma davasında aile mahkemesi davacı yararına maddi ve manevi tazminata ve yoksulluk nafakasına hükmetti. Toplanan delillerden davacının 2005 yılı Haziran ayından beri başka bir erkekle birlikte yaşadığı anlaşıldı; davalı kararı kusur, nafaka ve tazminatlar yönünden temyiz etti.
“Davacının, bir başka erkekle fiilen evliymiş gibi yaşadığı gözetilmeksizin davacı yararına yoksulluk nafakası takdiri de usul ve yasaya aykırıdır.”
Ne anlama geliyor? Yargıtay kararı oybirliğiyle bozmuş, aynı olgu nedeniyle davacının da kusurlu olduğunu, taraflardan birinin ağır kusurlu sayılamayacağını ve tazminat şartlarının oluşmadığını da belirtmiştir. TMK m. 176/3'teki sebepler nafakanın baştan bağlanmasına da engel olur: Yargıtay, fiilî birlikteliğin yargılama sırasında sürdüğü ve tarafların eşit kusurlu olduğu davalarda da yoksulluk nafakası verilemeyeceğini belirtmiştir (Yargıtay 2. HD, 2011/15558 E., 2012/11480 K., 02.05.2012; Yargıtay 2. HD, 2015/8007 E., 2015/9611 K., 08.05.2015). Boşanmada nafaka istemeyip sonra ayrı dava açan ve boşanmanın hemen ardından başka biriyle fiilen evliymiş gibi yaşayan eşin istemi de reddedilmelidir (Yargıtay 3. HD, 2012/15375 E., 2012/21121 K., 09.10.2012).
Kaldırma istemi indirme istemini de içerir; fiilî birliktelik ispatlanamasa da gelirdeki artış indirim sebebidir
Nafaka yükümlüsü, alacaklının aldığı tazminatla ev satın aldığını, babasından aylık bağlandığını, kayıt dışı satış yaparak gelir elde ettiğini ve nafaka kesilmesin diye resmî evlilik yapmadan başka biriyle birlikte yaşadığını ileri sürerek nafakanın kaldırılmasını, olmazsa indirilmesini istedi. Aile mahkemesi aylık 450 TL nafakayı dava tarihinden itibaren kaldırdı.
“Ancak, yoksulluk nafakasının kaldırılması talebi, azaltılması talebini de içermekte olup, bu durum nafakanın miktarını tayinde ve indirilmesinde etken olarak dikkate alınmalıdır.”
Ne anlama geliyor? Yargıtay kararı oybirliğiyle bozmuştur. Daire'ye göre tanık beyanları alacaklının fiilen evliymiş gibi yaşadığını kabule yeterli değildir; asgari ücret düzeyinde gelir de nafakanın kaldırılmasını gerektirmez. Ancak nafaka bağlandıktan sonra alacaklıya SGK'dan aylık 800 TL bağlandığından, yoksulluğu kalkmasa bile mali durumu olumlu yönde değişmiştir ve nafakada hakkaniyete uygun bir indirim yapılmalıdır. Kaldırma istemi reddedilirken indirim yapılmaması da ayrı bir bozma sebebi sayılmıştır (Yargıtay 3. HD, 2014/2301 E., 2014/9688 K., 16.06.2014).
Manevi tazminat irat biçiminde ödenemez
Boşanma davasında aile mahkemesi manevi tazminatın irat biçiminde ödenmesine karar verdi. Karar temyiz edildi, ancak bu yön açıkça temyiz konusu yapılmadı.
“Türk Medeni Kanununun 174/2 ve 176/2.maddeleri gereğince manevi tazminatın irat biçiminde ödenmesine karar verilemez ise de; bu husus açıkça temyiz konusu yapılmadığından bozma sebebi sayılmamış, ancak yanlışlığa işaret etmekle yetinilmiştir.”
Ne anlama geliyor? Yargıtay hükmü onamış, bu yön temyiz edilmediği için yanlışlığa işaret etmekle yetinmiştir. Manevi tazminat toptan ödenir (TMK m. 176/2). Maddi tazminat ise toptan veya irat biçiminde ödenebilir; irat olarak bağlanan maddi tazminat da yoksulluk nafakası gibi TMK m. 176/3'teki sebeplerle kalkar ve 176/4'e göre değiştirilebilir. Hükmün hatalı olduğunu düşündüğünüz yönünü kanun yoluna açıkça taşımazsanız, bu yön lehinize düzeltilmeyebilir.
Toptan nafaka, aylık tutar ile süre çarpılarak belirlenemez; bir defaya mahsus tutar olarak hükme bağlanır
Bölge adliye mahkemesi tarafları eşit kusurlu kabul etti, kadının tazminat taleplerini reddetti ve kadın için "aylık 1.000 TL'den 2 yıl için toplam 24.000 TL" yoksulluk nafakasına hükmetti. Gerekçede evlilik süresi, kadının yaşı, çalışmasına engel bir hâlinin bulunmaması, çocuklarının olmaması ve hakkaniyet gösterildi. Kadın kararı temyiz etti.
“Kuşkusuz yoksulluk nafakasının toptan ödenmesine karar verilebilir. Toptan ödenmesine karar verilmesi halinde de, nafaka miktarı, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, nafakanın niteliği, nafaka yükümlüsünün mali gücü dikkate alınarak belirlenmelidir. Aylık irat biçiminde ödeme halinde süresiz takdir edilebilecek olan yoksulluk nafakasının, toptan ödeme halinde nafaka tutarının "iki yıllık süre" nazara alınarak belirlenmesi kanuna uygun değildir.”
Ne anlama geliyor? Yargıtay kararı düzelterek oybirliğiyle onamış ve hüküm fıkrasını "bir defaya mahsus olmak üzere 24.000 TL toptan yoksulluk nafakası" şeklinde değiştirmiştir. Toptan nafakanın hesaplama yönteminin hükümde gösterilmesi, infazda tereddüt yarattığı için ayrıca bozma sebebi sayılmıştır (Yargıtay 2. HD, 2024/9257 E., 2025/2626 K., 11.03.2025). Toptan ödemenin uygun olup olmadığı tarafların evlilik süresi, ekonomik ve sosyal durumu, ödeme gücü ve ödenecek miktar gözetilerek belirlenir; Yargıtay, bu ölçütlerle toptan ödemeyi uygun bulmayıp aylık irata hükmeden bölge adliye mahkemesi kararını onamıştır (Yargıtay 2. HD, 2023/10128 E., 2024/7446 K., 16.10.2024).
Madde gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 145 inci maddesini karşılamaktadır. Maddenin birinci ve ikinci fıkrası yürürlükteki maddeden aynen alınmıştır. Yürürlükteki maddenin ikinci ve üçüncü fıkrası birleştirilmek suretiyle üçüncü fıkra olarak kaleme alınmış; iradın arttırılması veya azaltılmasını gerektiren hâller maddede dördüncü fıkra hâlinde hükme bağlanmıştır. Maddenin beşinci fıkrasıyla istem hâlinde, hâkime, maddî tazminat ya da nafakanın gelecek yıllarda ne miktarda ödeneceğine ilişkin karar verebilmesi olanağı sağlanarak, ekonomik ve malî açıdan güçsüz olan nafaka alacaklılarının her yıl masraf ve emek sarfı suretiyle arttırım davaları açmaları önlenmek ve bu nedenle mağduriyetlerine son verilmek istenmiştir.
Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), s. 75Adalet Komisyonu maddeyi Tasarıdaki gibi aynen kabul etmiştir (S. Sayısı 723, s. 403). Gerekçede ayrıca açıklanan yenilik beşinci fıkradır: hâkim, istem hâlinde nafakanın gelecek yıllarda ne miktarda ödeneceğini baştan belirleyebilir. Eski Kanun'daki "borçlunun mali gücü önemli ölçüde eksilirse" iradın kaldırılabileceğine ilişkin ibare ise yeni metne alınmamış; bu boşluk Anayasa Mahkemesi kararıyla TMK m. 1 yoluyla doldurulmuştur (AYM, E. 2005/56, K. 2009/94, 25.06.2009).
743 sayılı eski Medeni Kanun'daki karşılığı
Maddi tazminat ve yoksulluk nafakasının toptan veya durumun gereklerine göre irad şeklinde ödenmesine karar verilebilir. Manevi tazminata irad şeklinde hükmedilemez. Sözleşme veya hüküm ile kendisine maddi tazminat veya nafaka olarak bir irad tahsis edilmiş eşin yoksulluğunun zail olması, haysiyetsiz hayat sürmesi, bir evlenme akdi olmadan fiilen karı koca gibi yaşaması, yeniden evlenmesi veya eşlerden birinin ölmesi halinde, aksi, taraflarca kararlaştırılmadıkça bu irad kesilir. İrad şeklinde maddi tazminat veya nafakayı gerektiren sebep ortadan kalkar ya da önemli ölçüde azalır veya borçlunun mali gücü önemli ölçüde eksilirse iradın indirilmesine veya kaldırılmasına karar verilebileceği gibi değişen durumlara göre ve hakkaniyet gerektiriyorsa iradın artırılması da istenebilir.
743 sayılı Kanun, mevzuat.gov.tr| 743 sayılı Kanun m. 145 | 4721 sayılı Kanun m. 176 | |
|---|---|---|
| Ödeme biçimi | Toptan veya irat | Aynı |
| Manevi tazminat | İrat olamaz | Aynı |
| Sona erme sebepleri | Yoksulluğun kalkması, haysiyetsiz hayat, fiilen karı koca gibi yaşama, yeniden evlenme, ölüm: irat kesilir | Yeniden evlenme ve ölümde kendiliğinden kalkar; diğer üç sebepte mahkeme kararıyla kaldırılır |
| Taraf iradesi | "Aksi, taraflarca kararlaştırılmadıkça" | Bu kayıt yoktur |
| Borçlunun mali gücünün eksilmesi | Açıkça indirme veya kaldırma sebebi | Metinde yalnız artırma ve azaltma; kaldırma AYM, K. 2009/94 ile kabul edilir |
| Gelecek yıllar için miktar | Düzenleme yoktur | İstem hâlinde hâkim belirleyebilir |
Değişiklik geçmişi
| Tarih | Gelişme | Dayanak |
|---|---|---|
| 01.01.2002 | Madde yürürlüğe girdi | 4721 s. K. |
| 25.06.2009 | 176. maddenin dördüncü fıkrasına yönelik iptal istemi reddedildi | AYM, E. 2005/56, K. 2009/94, 25.06.2009 |
Madde yürürlüğe girdiği günden beri değiştirilmemiştir. Anayasa Mahkemesi dördüncü fıkrayı oybirliğiyle Anayasa'ya uygun bulmuş; çoğunluk gerekçesinde borçlunun kendi kusuru olmadan yoksullaşması hâlinde nafakanın bu fıkraya göre tamamen kaldırılabileceğini belirtmiştir (AYM, E. 2005/56, K. 2009/94, 25.06.2009). Yoksulluk nafakasının şartları TMK m. 175'te, boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında yetki TMK m. 177'de düzenlenmiştir.
İlgili maddeler
- TMK m. 169: Geçici önlemler ve tedbir nafakası.
- TMK m. 174: Maddi ve manevi tazminat.
- TMK m. 175: Yoksulluk nafakası.
- TMK m. 177: Yetki.
- TMK m. 178: Zamanaşımı.
- TMK m. 182: Çocuklar bakımından hâkimin takdir yetkisi ve iştirak nafakası.
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 138: Aşırı ifa güçlüğü.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 26 ve 189: Taleple bağlılık ve hukuka aykırı delil.
Nafakanın kaldırılması, azaltılması veya artırılması davanız ya da anlaşmalı boşanma protokolündeki nafaka hükümleri konusunda dosyanızı değerlendirmek isterseniz boşanma avukatı sayfasındaki iletişim bilgilerinden bana ulaşabilirsiniz.
Sık sorulan sorular
TMK 176 ne diyor?
TMK m. 176'ya göre maddi tazminat ve yoksulluk nafakası toptan veya irat biçiminde ödenebilir, manevi tazminat irat olarak ödenemez. Aylık bağlanan nafaka alacaklının yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümüyle kendiliğinden kalkar; fiilen evliymiş gibi yaşama, yoksulluğun kalkması veya haysiyetsiz hayat hâlinde mahkeme kararıyla kaldırılır; mali durum değişirse artırılır veya azaltılır. Hâkim, istem hâlinde gelecek yıllardaki miktarı da belirleyebilir.
Nafaka toptan ödenebilir mi?
Evet. Yoksulluk nafakası toptan veya aylık irat biçiminde ödenebilir; toptan nafaka tek bir tutar olarak belirlenir. Yargıtay, "aylık 1.000 TL'den 2 yıl için" hesaplanan nafakayı "bir defaya mahsus 24.000 TL toptan yoksulluk nafakası" olarak düzeltmiştir (Yargıtay 2. HD, 2024/1656 E., 2025/4959 K., 13.05.2025).
Manevi tazminat aylık taksitle ödenebilir mi?
Hayır. Kanuna göre manevi tazminatın irat biçiminde ödenmesine karar verilemez (TMK m. 176/2); Yargıtay da bu yönde hüküm kurulmasını yanlış bulmuştur (Yargıtay 2. HD, 2009/21325 E., 2010/80 K., 11.01.2010).
Nafaka alan eski eşim evlendi; dava açmam gerekir mi?
Hayır. Nafaka, alacaklının resmî evlenme tarihinde kendiliğinden kalkar (Yargıtay 3. HD, 2012/15227 E., 2012/21528 K., 15.10.2012). Alacaklı artırım davası sırasında evlenirse artırım yalnız dava tarihi ile evlenme tarihi arasındaki dönem için yapılır (Yargıtay HGK, 2017/2119 E., 2019/1142 K., 05.11.2019).
Eski eşim evlenmeden biriyle yaşıyor; nafaka kesilir mi?
Kendiliğinden kesilmez; mahkemeden kaldırılmasını istemeniz gerekir. Yargıtay, alacaklının ikrarı ve tanık beyanlarıyla başka biriyle karı koca hayatı yaşadığı ve bu kişiden çocuğu olduğu anlaşılan davada nafakanın kaldırılması gerektiğini belirtmiştir (Yargıtay 2. HD, 2014/13314 E., 2014/19835 K., 16.10.2014).
Fiilî birlikteliği sosyal medya paylaşımlarıyla ispatlayabilir miyim?
Hukuka uygun elde edilmiş ve alacaklıya ait olduğu ispatlanan paylaşımlar delil olabilir. Yargıtay, sahibi ispatlanmayan hesaplardaki paylaşımları ve izinsiz elde edilen görüntüleri hukuka aykırı delil saymıştır (Yargıtay 3. HD, 2016/14742 E., 2017/2577 K., 07.03.2017).
Eski eşim asgari ücretle işe girdi; nafaka kalkar mı?
Kural olarak kalkmaz, indirilir. Hukuk Genel Kurulu'na göre güvencesiz bir işte asgari ücretle çalışmaya başlamak alacaklıyı yoksulluktan kurtarmaz; nafaka hakkaniyete göre indirilir (Yargıtay HGK, 2017/445 E., 2019/1129 K., 05.11.2019).
İşimi kaybettim, gelirim düştü; nafakayı kaldırtabilir miyim?
Kendi kusurunuz olmadan yoksullaştıysanız kaldırılabilir. Anayasa Mahkemesi bu imkânı TMK m. 1'e dayanarak kabul etmiş (AYM, E. 2005/56, K. 2009/94, 25.06.2009); Hukuk Genel Kurulu da işini kaybeden ve düzensiz gelirle çalışan borçlu yönünden nafakanın kaldırılmasını onamıştır (Yargıtay HGK, 2017/1009 E., 2019/1179 K., 14.11.2019).
Yeniden evlendim ve çocuğum oldu; nafaka azalır mı?
Tek başına yeterli değildir; mali gücünüze bakılır. Hukuk Genel Kurulu, iki tarafın da asgari ücretle geçindiği ve borçlunun yeni evliliğinden çocuğu olduğu davada nafakanın kaldırılmasını onamış (Yargıtay HGK, 2017/965 E., 2019/1158 K., 12.11.2019); düzenli ve yeterli geliri olan borçlu yönünden ise yalnız indirimi kabul etmiştir (Yargıtay HGK, 2017/455 E., 2019/1084 K., 17.10.2019).
Nafaka artırım davasında ne kadar artış yapılır?
Tarafların durumunda olağanüstü bir değişiklik yoksa artış, nafakanın belirlendiği tarihten dava tarihine kadar geçen sürenin ÜFE oranında yapılır; Hukuk Genel Kurulu bunu aşan yüksek artırımı bozmuştur (Yargıtay HGK, 2017/1522 E., 2019/1140 K., 05.11.2019).
Artırma, azaltma veya kaldırma ne zamandan geçerli olur?
Dava tarihinden. Hukuk Genel Kurulu'na göre bu taleplerin kabulüne dava tarihinden itibaren hükmolunur (Yargıtay HGK, 2018/96 E., 2019/1157 K., 12.11.2019). Bu yüzden kaldırma sebebini öğrendiğinizde davayı geciktirmemeniz önemlidir.
Geçmişte ödediğim nafakayı geri alabilir miyim?
Hayır. Yargıtay, fiilî birliktelik nedeniyle nafakanın ancak dava tarihinden itibaren kaldırılabileceğini ve daha önce ödenen nafakanın iadesinin istenemeyeceğini belirtmiştir (Yargıtay 3. HD, 2012/15227 E., 2012/21528 K., 15.10.2012).
Anlaşmalı boşanma protokolündeki nafaka kaldırılabilir mi?
Evet; protokolle kararlaştırılan nafaka da yoksulluk nafakasıdır ve TMK m. 176'ya tabidir (Yargıtay HGK, 2018/96 E., 2019/1157 K., 12.11.2019). Ancak protokol yapılırken öngörülebilen gelişmeler, örneğin devredilen taşınmazların kira getirmesi, tek başına kaldırma sebebi sayılmamıştır (Yargıtay HGK, 2017/1533 E., 2019/1154 K., 07.11.2019).
Döviz cinsinden kararlaştırılan nafaka Türk lirasına çevrilebilir mi?
Şartları varsa evet. Hukuk Genel Kurulu, 18 yıl sonra ifası borçludan beklenemez hâle gelen aylık 1.500 dolar nafakanın aşırı ifa güçlüğü hükmüne (TBK m. 138) göre Türk lirasına uyarlanmasını onamıştır (Yargıtay HGK, 2023/582 E., 2025/24 K., 12.02.2025).
Nafakanın her yıl artırılmasına karar verilebilir mi?
Evet, ancak istenirse (TMK m. 176/5). Yargıtay, yoksulluk nafakasının boşanmanın kesinleşmesini takip eden yıldan başlayarak her yıl ÜFE oranında artırılmasına ilişkin hükmü onamıştır (Yargıtay 2. HD, 2026/2898 E., 2026/5682 K., 01.06.2026).
Nafaka yükümlüsü ölürse nafaka mirasçılardan istenir mi?
Hayır. Nafaka taraflardan birinin ölümüyle kendiliğinden kalkar (TMK m. 176/3). Yargıtay, çocuk nafakasına ilişkin bir davada, tahakkuk etmiş ve muaccel olmuş bir nafaka bulunmadıkça yükümlünün ölümüyle nafaka yükümlülüğünün sona erdiğini ve mirasçılara geçmediğini belirtmiştir (Yargıtay 2. HD, 2023/3195 E., 2023/2616 K., 23.05.2023).
Kaldırma davam reddedilirse nafaka indirilebilir mi?
Evet. Yargıtay'a göre kaldırma istemi indirme istemini de içerir; kaldırma şartları oluşmasa bile gelirinde olumlu değişiklik olan alacaklının nafakası hakkaniyete göre indirilmelidir (Yargıtay 3. HD, 2015/11147 E., 2015/18632 K., 23.11.2015).
Kaynaklar ve Mevzuat
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 1, 4, 6, 163, 169, 175, 176, 177
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 138
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 26, 189, 331
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 16
- 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi m. 145 (mülga)
- Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), m. 176 gerekçesi s. 75, Komisyon metni s. 403
- Anayasa Mahkemesi, Esat İnevi, B. No: 2015/11677, 08.07.2020
- Anayasa Mahkemesi, İbrahim Acar, B. No: 2016/3140, 07.11.2019
- Anayasa Mahkemesi, E. 2005/56, K. 2009/94, 25.06.2009
- Yargıtay HGK, 2023/582 E., 2025/24 K., 12.02.2025
- Yargıtay HGK, 2017/1009 E., 2019/1179 K., 14.11.2019
- Yargıtay HGK, 2017/1013 E., 2019/1180 K., 14.11.2019
- Yargıtay HGK, 2018/96 E., 2019/1157 K., 12.11.2019
- Yargıtay HGK, 2017/965 E., 2019/1158 K., 12.11.2019
- Yargıtay HGK, 2017/1283 E., 2019/1149 K., 07.11.2019
- Yargıtay HGK, 2017/1533 E., 2019/1154 K., 07.11.2019
- Yargıtay HGK, 2017/1036 E., 2019/1147 K., 07.11.2019
- Yargıtay HGK, 2017/445 E., 2019/1129 K., 05.11.2019
- Yargıtay HGK, 2017/1522 E., 2019/1140 K., 05.11.2019
- Yargıtay HGK, 2017/2119 E., 2019/1142 K., 05.11.2019
- Yargıtay HGK, 2017/1025 E., 2019/1135 K., 05.11.2019
- Yargıtay HGK, 2017/455 E., 2019/1084 K., 17.10.2019
- Yargıtay HGK, 2012/3-470 E., 2012/713 K., 17.10.2012
- Yargıtay 2. HD, 2026/2898 E., 2026/5682 K., 01.06.2026
- Yargıtay 2. HD, 2025/10820 E., 2026/5696 K., 01.06.2026
- Yargıtay 2. HD, 2025/2470 E., 2025/8940 K., 20.10.2025
- Yargıtay 2. HD, 2024/1656 E., 2025/4959 K., 13.05.2025
- Yargıtay 2. HD, 2024/9257 E., 2025/2626 K., 11.03.2025
- Yargıtay 2. HD, 2023/10128 E., 2024/7446 K., 16.10.2024
- Yargıtay 2. HD, 2023/78 E., 2023/2961 K., 07.06.2023
- Yargıtay 2. HD, 2023/3195 E., 2023/2616 K., 23.05.2023
- Yargıtay 2. HD, 2022/10765 E., 2023/1191 K., 22.03.2023
- Yargıtay 2. HD, 2016/11331 E., 2018/1800 K., 13.02.2018
- Yargıtay 2. HD, 2015/14676 E., 2016/5396 K., 21.03.2016
- Yargıtay 2. HD, 2015/8007 E., 2015/9611 K., 08.05.2015
- Yargıtay 2. HD, 2014/13314 E., 2014/19835 K., 16.10.2014
- Yargıtay 2. HD, 2013/12629 E., 2013/29821 K., 17.12.2013
- Yargıtay 2. HD, 2013/4557 E., 2013/17424 K., 20.06.2013
- Yargıtay 2. HD, 2011/15558 E., 2012/11480 K., 02.05.2012
- Yargıtay 2. HD, 2009/21325 E., 2010/80 K., 11.01.2010
- Yargıtay 2. HD, 2007/16726 E., 2008/16670 K., 04.12.2008
- Yargıtay 3. HD, 2016/20170 E., 2017/9884 K., 12.06.2017
- Yargıtay 3. HD, 2016/14742 E., 2017/2577 K., 07.03.2017
- Yargıtay 3. HD, 2016/4657 E., 2016/5487 K., 11.04.2016
- Yargıtay 3. HD, 2015/11147 E., 2015/18632 K., 23.11.2015
- Yargıtay 3. HD, 2015/9969 E., 2015/16668 K., 26.10.2015
- Yargıtay 3. HD, 2014/2301 E., 2014/9688 K., 16.06.2014
- Yargıtay 3. HD, 2012/15227 E., 2012/21528 K., 15.10.2012
- Yargıtay 3. HD, 2012/15375 E., 2012/21121 K., 09.10.2012
