TMK 166'ya göre evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Hukuk Genel Kurulu'na göre daha fazla kusurlu eşin de dava hakkı vardır, ancak boşanma kararı verilebilmesi için davalının az da olsa kusurunun belirlenmesi kaçınılmazdır (Yargıtay HGK, 2017/2065 E., 2020/46 K., 23.01.2020). En az bir yıl süren evlilikte eşler anlaşarak boşanabilir; Hukuk Genel Kurulu'na göre eş, hüküm kesinleşinceye kadar anlaşma iradesinden dönebilir ve dava çekişmeli olarak sürer (Yargıtay HGK, 2017/1941 E., 2019/475 K., 18.04.2019). Reddedilen bir boşanma davasının kesinleşmesinden sonra ortak hayat kurulamamışsa fiili ayrılık nedeniyle boşanma istenebilir; bu süre 7532 sayılı Kanunla 27.11.2024'ten itibaren üç yıldan bir yıla indirilmiş, Anayasa Mahkemesi bir yıllık süreyi Anayasa'ya uygun bulmuştur (AYM, E. 2025/203, K. 2026/39, 12.02.2026).
- Evlilik birliğinin temelinden sarsılması
- Eşler arasındaki geçimsizliğin ortak hayatı sürdürmelerini artık beklenemez kılacak derecede ağırlaşması; uygulamada eski Kanun'dan kalma "şiddetli geçimsizlik" deyimiyle de anılır.
- Kusur
- Boşanmaya sebep olan olaylarda eşe yüklenebilen iradi ve evlilik yükümlülüklerine aykırı davranış; Yargıtay kusuru kusursuz, az, eşit, ağır ve tam kusurlu şeklinde derecelendirir (Yargıtay HGK, 2020/727 E., 2022/1620 K., 29.11.2022).
- Güven sarsıcı davranış
- Zina derecesine ulaşmasa da sadakat yükümlülüğüne aykırı, eşin güvenini sarsan davranış; mesajlaşma, başkasıyla duygusal yakınlık gibi.
- Af ve hoşgörü
- Eşin kusurlu olaylara rağmen kayıtsız şartsız affetmesi veya olayları hoşgörüyle karşılayıp ortak hayatı sürdürmesi; affedilen olay sonradan kusur olarak ileri sürülemez.
- İtiraz hakkı
- Davacının kusuru daha ağırsa davalının boşanmaya karşı çıkma hakkı (TMK m. 166/2).
- Anlaşmalı boşanma
- En az bir yıl süren evlilikte eşlerin birlikte başvurması veya bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi ve hâkimin uygun bulduğu protokolle boşanma (TMK m. 166/3).
- Protokol
- Anlaşmalı boşanmada boşanmanın mali sonuçları ve çocukların durumu hakkında eşlerin yaptığı ve hâkimin onayladığı yazılı düzenleme.
- Fiili (eylemli) ayrılık
- Reddedilen bir boşanma davasının kesinleşmesinden sonra bir yıl boyunca ortak hayatın yeniden kurulamaması; bu durumda evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır (TMK m. 166/4).
TMK 166 ne düzenler?
| Konu | Kural | Dayanak |
|---|---|---|
| Genel sebep | Evlilik birliği ortak hayatın sürdürülmesi beklenemeyecek derecede temelinden sarsılmış olmalı | TMK m. 166/1 |
| Davalının kusuru | Boşanma için davalının az da olsa kusuru belirlenmeli | Yargıtay HGK, 2020/46 K. |
| Tam kusurlu davacı | Tamamen kusurlu eşin davası reddedilir | Yargıtay 2. HD, 2011/16857 K. |
| İspat | Soyut, yer ve zaman içermeyen, görgüye dayanmayan tanık beyanı yetmez | Yargıtay HGK, 2021/1427 K.; Yargıtay HGK, 2015/2795 K. |
| Terk | Salt fiili ayrılık yetmez; ayrılığın ortak hayatı kesmek amacı taşıdığı somut delillerle gösterilmeli | Yargıtay HGK, 2023/1039 K. |
| İkrar | Hâkimi bağlamaz, ama delil olarak değerlendirilebilir | TMK m. 184/3; Yargıtay HGK, 2025/499 K. |
| Af | Affedilen veya hoşgörüyle karşılanan olay kusur sayılmaz; barışma girişimi af değildir | Yargıtay HGK, 2025/557 K. |
| Dava sonrası olaylar | Kural olarak dava tarihindeki olgular esas alınır; dava tarihinden sonraki vakıa ıslahla da eklenemez | Yargıtay HGK, 2010/324 K.; Yargıtay HGK, 2022/1514 K. |
| Sadakat davada da sürer | Davadan önce başlayıp dava sırasında süren ilişki kusur belirlemesinde dikkate alınır | Yargıtay HGK, 2011/509 K. |
| Hukuka aykırı delil | Rızaya aykırı ve kurgulanarak yaratılan kayıt hükme esas alınamaz | HMK m. 189/2; Yargıtay HGK, 2012/70 K. |
| İtiraz hakkı | Davacının kusuru daha ağırsa davalı itiraz edebilir; kötüye kullanılan itiraz boşanmayı engellemez | TMK m. 166/2; Yargıtay HGK, 2013/1539 K. |
| Anlaşmalı boşanma | En az bir yıllık evlilik, birlikte başvuru veya kabul, hâkimin tarafları bizzat dinlemesi, protokolün uygun bulunması | TMK m. 166/3; AYM, K. 2024/113 |
| Anlaşmadan dönme | Hüküm kesinleşinceye kadar mümkündür, dava çekişmeli olarak sürer | Yargıtay HGK, 2019/475 K. |
| Protokolün kapsamı | Genel ifadeler her zaman mal rejimi veya ziynet alacağını kapsamaz | Yargıtay HGK, 2015/2784 K.; Yargıtay HGK, 2025/498 K. |
| Anlaşmadan sonra tazminat | Anlaşmalı boşanmadan sonra boşanma sebebiyle tazminat istenemez | Yargıtay HGK, 2019/512 K. |
| Fiili ayrılık süresi | Ret kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıl (27.11.2024'ten önce üç yıl) | TMK m. 166/4; 7532 s. K. m. 13 |
| Ortak hayatın kurulması | Ortak masa, konut ve özellikle yatak birliği gerekir; çocuklar için bir araya gelmek yetmez | Yargıtay HGK, 2023/136 K. |
| İspat yükü | Ortak hayatın yeniden kurulmadığını davacı ispat eder | Yargıtay HGK, 2019/142 K. |
| Önceki davadaki kusur | Aynı döneme ilişkin kesinleşen kusur belirlemesi fiili ayrılık davasında bağlayıcıdır | Yargıtay HGK, 2022/1435 K. |
| Hukuki niteleme | "Şiddetli geçimsizlik" diye ayrı bir dava türü yoktur; hâkim anlatılan olaylara göre niteler | Yargıtay 2. HD, 2025/11194 K. |
| Mal paylaşımı | Artık değerde payın azaltılması yalnız zina veya hayata kast nedeniyle boşanmada mümkündür | TMK m. 236/2 |
TBMM gerekçesine göre madde, 743 sayılı eski Kanun'un 3444 sayılı Kanunla 1988'de değiştirilen 134. maddesini değişiklik yapılmadan almıştır. 1926 tarihli ilk metin yalnız "şiddetli geçimsizlik" sebebini tanıyor ve geçimsizlikte daha çok kusurlu olan eşe dava hakkı vermiyordu; 1988 değişikliği bu yasağı itiraz hakkına dönüştürmüş, anlaşmalı boşanmayı ve fiili ayrılığı eklemiştir. Dördüncü fıkradaki üç yıllık süre Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra 7532 sayılı Kanunla bir yıla indirilmiştir (AYM, E. 2023/116, K. 2024/56, 22.02.2024).
166. maddeye dayanan davada boşanma kararı için evliliğin bitmiş olması yetmez; davalının kusurlu davranışının somut vakıalar ve inandırıcı delillerle ispatı gerekir. Hukuk Genel Kurulu, tanıkların soyut, tarafların geçimsizliğine ilişkin görgüye dayanmayan beyanlarına dayanılarak verilen boşanma kararını bozmuştur (Yargıtay HGK, 2018/248 E., 2021/1427 K., 16.11.2021). Dilekçede usulüne uygun olarak ileri sürülmeyen bir vakıa kusur olarak yüklenemez (Yargıtay 2. HD, 2016/10664 E., 2017/9287 K., 12.09.2017); dava açıldıktan sonra gerçekleşen bir vakıa da kural olarak hükme esas alınamaz (Yargıtay HGK, 2010/2-227 E., 2010/324 K., 16.06.2010) ve ıslah yoluyla davaya eklenemez (Yargıtay HGK, 2020/362 E., 2022/1514 K., 15.11.2022). Olayları, tarihleri ve delilleri dilekçede eksiksiz göstermek davanın sonucunu doğrudan belirler.
Evlilik birliğinin temelinden sarsılması: şartlar
- Genel boşanma sebebi: 161-165. maddelerdeki özel sebeplerden farklı olarak 166/1 belirli bir olayı saymaz; eşler arasındaki geçimsizliğin ortak hayatın sürdürülmesini beklenemez kılacak derecede ağırlaşmasını arar. Zina, şiddet veya terk gibi olaylar özel sebebin şartlarını taşımasa bile 166/1 çerçevesinde kusur olarak değerlendirilebilir.
- Davalının az da olsa kusuru gerekir: Hukuk Genel Kurulu'na göre boşanmayı isteyebilmek için tamamen kusursuz ya da az kusurlu olmak gerekmez, daha fazla kusurlu tarafın da dava hakkı vardır; ancak boşanmaya karar verilebilmesi için davalının az da olsa kusurunun varlığı ve bunun belirlenmesi kaçınılmazdır (Yargıtay HGK, 2017/2065 E., 2020/46 K., 23.01.2020).
- Tamamen kusurlu eşin davası reddedilir: Yargıtay'a göre 166. madde tamamen kusurlu eşin de dava açıp yararına boşanma hükmü elde edebileceği biçiminde yorumlanamaz; böyle bir yorum, kimsenin kendi kusuruna dayanarak hak elde edemeyeceği ilkesine aykırıdır ve tek taraflı iradeyle boşanma sonucunu doğurur (Yargıtay 2. HD, 2010/16568 E., 2011/16857 K., 24.10.2011). Ailesinin evlilik birliğine müdahalesine sessiz kalan kocanın tamamen kusursuz eşe karşı açtığı dava bu nedenle reddedilmelidir (Yargıtay 2. HD, 2013/6409 E., 2013/18712 K., 03.07.2013).
- "Şiddetli geçimsizlik" bir dava türü değildir: Yargıtay, dava dilekçesinde madde göstermeyip "şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma" isteyen, ancak daha önce reddedilen davasından ve altı yıllık ayrılıktan söz eden davacının talebini hâkimin fiili ayrılık olarak nitelendirmesi gerektiğini belirtmiştir; olayları açıklamak taraflara, hukuki nitelendirme hâkime aittir (Yargıtay 2. HD, 2025/5122 E., 2025/11194 K., 15.12.2025).
- Kusur dereceleri: Hukuk Genel Kurulu'nun aktardığına göre Yargıtay, denetime elverişli olması için her davada tarafların gerçekleşen kusurlu davranışlarının belirtilmesini ve eşlerin "kusursuz, az kusurlu, eşit kusurlu, ağır kusurlu veya tam kusurlu eş" şeklinde nitelendirilmesini aramaktadır; kimin daha fazla kusurlu olduğunu belirlemek için önceden bir ölçü konulamayacağı da 1978 tarihli bir içtihadı birleştirme kararıyla kabul edilmiştir (Yargıtay HGK, 2020/727 E., 2022/1620 K., 29.11.2022).
Hangi davranışlar kusur sayılır?
Kanun kusurlu davranışları saymaz; aşağıdaki örnekler somut dosyalarda kusur olarak kabul edilen veya edilmeyen davranışlardır.
- Fiziksel şiddet: Bir tokat, 162. maddedeki pek kötü davranış için yeterli görülmese de 166/1 bakımından kusurdur. Yargıtay, alkol alıp eşine tokat atan kocanın davranışlarını 162'ye dayalı dava için yeterli bulmamış, ancak bu davranışlar yanında ayrılık döneminde eşine kusur sayılan bir mesaj gönderen kadının da az da olsa kusurlu olduğunu ve 166/2 koşullarının oluştuğunu belirterek kocanın 166'ya dayanan davasının kabulü gerektiğine karar vermiştir (Yargıtay 2. HD, 2014/11559 E., 2014/22133 K., 10.11.2014).
- Güven sarsıcı davranış: Zina ispatlanamasa da sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışlar kusurdur. Yargıtay, başka bir isimle sosyal medya hesabı açarak başka kadınlara parayla cinsel ilişki teklif eden kocanın güven sarsıcı davranışta bulunduğunu belirtmiş (Yargıtay 2. HD, 2016/1135 E., 2017/5962 K., 22.05.2017), sosyal medya üzerinden başka bir erkekle eşinin güvenini sarsacak şekilde mesajlaşan kadını da kusurlu saymıştır (Yargıtay 2. HD, 2011/21815 E., 2012/16802 K., 19.06.2012).
- Güven sarsıcı davranış ile sadakat ihlali aynı değildir: Yargıtay, başka bir erkekle samimi fotoğrafları bulunan kadının davranışının güven sarsıcı davranış boyutunda kaldığını, sadakat yükümlülüğünün ihlali olarak değerlendirilemeyeceğini belirterek kusur derecesini eşit kusura indirmiştir (Yargıtay 2. HD, 2025/5202 E., 2025/7097 K., 10.09.2025). Kusurun nasıl adlandırıldığı tazminat ve nafaka sonucunu değiştirir.
- Ailenin müdahalesine sessiz kalmak: Ailesinin evlilik birliğine yapılan müdahalelerine ses çıkarmamak Yargıtay kararlarında kusur olarak kabul edilmektedir (Yargıtay 2. HD, 2013/6409 E., 2013/18712 K., 03.07.2013).
- Ekonomik şiddet: Yargıtay, eşinin çalışmasına izin vermeyen kocanın ekonomik şiddet uyguladığını kabul etmiş (Yargıtay 2. HD, 2015/25699 E., 2017/4572 K., 18.04.2017), eşinin ameliyatıyla ilgilenmeyen, sağlık giderlerini ve kişisel ihtiyaçlarını karşılamayan, harçlık vermeyen eşi de bu kapsamda değerlendirmiştir (Yargıtay 2. HD, 2015/25979 E., 2017/4218 K., 13.04.2017). Buna karşılık ziynetlerin eşten alınıp başkasına verilmesini ekonomik şiddet değil, koşulları varsa alacak davasına konu olabilecek bir olay saymıştır (Yargıtay 2. HD, 2012/5263 E., 2012/23992 K., 08.10.2012).
- Cinsel birliktelik: Yargıtay'a göre evlenmenin sosyal amacı yanında cinsel arzuları tatmin etme gayesi de vardır ve uzun süre cinsel ilişki kurulamaması evlilik birliğini temelinden sarsar; eşinin cinsel birleşmeye yanaşmadığını ispat edemeyen koca bu dosyada tam kusurlu sayılmıştır (Yargıtay 2. HD, 2009/20100 E., 2010/21527 K., 20.12.2010). Cinsel birliktelikten ve tedaviden kaçınan eş ağır kusurlu kabul edilmiştir (Yargıtay 2. HD, 2017/4668 E., 2017/12455 K., 09.11.2017).
- Hastalık kusur değildir, tedaviden kaçınmak kusur olabilir: Yargıtay, vajinismus nedeniyle cinsel ilişki kurulamamasının tedavi gören kadına kusur olarak yüklenemeyeceğini, tedavi sürecinde eşini yalnız bırakan erkeğin ise bu sonuca katkıda bulunduğunu belirtmiştir (Yargıtay 2. HD, 2015/22961 E., 2016/9519 K., 10.05.2016). Eşinin ameliyattan sonraki bakımıyla ilgilenmemek de kusur sayılmıştır (Yargıtay 2. HD, 2007/12300 E., 2008/12032 K., 17.09.2008).
- Alkol, kumar ve evin ihtiyaçları: Kazandığı parayı alkole harcayıp evin ihtiyaçlarını karşılamamak kusurdur (Yargıtay 2. HD, 2015/26733 E., 2017/4413 K., 17.04.2017). Yargıtay, eşine fiziksel şiddet uygulayan, evlilik birliğine ilişkin görevlerini yerine getirmeyen ve kumar oynayan kocayı ağır kusurlu saymıştır (Yargıtay 2. HD, 2011/23097 E., 2012/961 K., 23.01.2012); aşırı borçlanıp icra takibine maruz kalmak ve kumar alışkanlığı da kusur değerlendirmesinde dikkate alınmıştır (Yargıtay 2. HD, 2011/9901 E., 2012/7679 K., 29.03.2012).
- Evlenmeden önceki olaylar: Yargıtay'ın 2017 tarihli bir kararında evlenmeden önce mevcut hastalığını eşinden gizlemek güven sarsıcı davranış olarak kusur sayılmıştır (Yargıtay 2. HD, 2015/25699 E., 2017/4572 K., 18.04.2017). 2026 tarihli bir kararda ise evlilikten önce hastalığı gizleme vakıasının ancak evliliğin butlanı davasında ileri sürülebileceği ve boşanma davasına konu edilemeyeceği belirtilmiştir (Yargıtay 2. HD, 2025/9225 E., 2026/2483 K., 04.03.2026). Bu konuda iki farklı yaklaşım bulunduğu gözetilmeli, gizleme iddiası için TMK m. 150/2'deki iptal yolu ve m. 152'deki süreler ayrıca değerlendirilmelidir.
- Terk tek başına yetmez: Hukuk Genel Kurulu'na göre salt fiili ayrılığı ispatlayan delillerden evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı sonucuna varılamaz; terkin ortak hayatı kesmek amacıyla yapıldığı somut olarak ortaya konulmalıdır (Yargıtay HGK, 2022/771 E., 2023/1039 K., 01.11.2023). Terk nedeniyle boşanmanın ayrı şartları TMK m. 164 sayfasında anlatılmıştır.
İspat: tanık, ikrar ve dilekçede dayanılan vakıalar
- Vicdani kanaat: Hâkim, boşanma davasının dayandığı olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe bunları ispatlanmış sayamaz ve delilleri serbestçe takdir eder (TMK m. 184/1, 4).
- Soyut tanık beyanı yetmez: Hukuk Genel Kurulu, tarafların yaşadığı mahallede bakkal dükkânı işleten ve geçimsizlik hakkında bilgisi olmadığını söyleyen tanık ile eşlerle evliliğin ilk üç yılından sonra görüşmediğini söyleyen tanığın beyanlarını soyut ve inandırıcılıktan uzak bularak davalı kadına kusur yüklenemeyeceğini kabul etmiştir (Yargıtay HGK, 2018/248 E., 2021/1427 K., 16.11.2021). Kurul, sebep ve saiki açıklanmayan tanık anlatımlarına dayanılarak boşanmaya karar verilmesini de oyçokluğuyla bozma sebebi saymıştır (Yargıtay HGK, 2014/594 E., 2015/2795 K., 04.12.2015).
- İkrar: Tarafların boşanma olgularına ilişkin ikrarları hâkimi bağlamaz (TMK m. 184/3); ancak Hukuk Genel Kurulu'nun benimsediği görüşe göre bu kural ikrarın hükme esas alınamayacağı anlamına gelmez (Yargıtay HGK, 2024/129 E., 2025/499 K., 10.09.2025). Kurul, nüfus kaydında başka bir kadından beş çocuğu görünen ve ikinci bir evlilik yaptığını aşamalarda kabul eden kocayı tam kusurlu saymıştır (Yargıtay HGK, 2024/129 E., 2025/499 K., 10.09.2025).
- Dayanılmayan vakıa kusur olarak yüklenemez: Yargıtay'a göre taraflarca usulüne uygun şekilde ileri sürülmeyen vakıalar kusur olarak yüklenemez; dilekçelerde dayanılmayan "eşinin bakire olmadığı" yönündeki söylemler bu nedenle erkeğe kusur olarak yüklenmemiştir (Yargıtay 2. HD, 2016/10664 E., 2017/9287 K., 12.09.2017). Dilekçede ileri sürülmeyip yalnız tanık beyanlarında geçen hakaret vakıaları da davaya esas alınmamıştır (Yargıtay 2. HD, 2015/22961 E., 2016/9519 K., 10.05.2016).
- Delil listesi: Yargıtay, delil listesinde dayanılmayan sosyal medya çıktılarına dayanarak sadakatsizlik vakıasının kusur olarak yüklenemeyeceğini belirtmiştir (Yargıtay 2. HD, 2016/769 E., 2017/5806 K., 11.05.2017). Yeni tarihli bir kararda ise süresinden sonra sunulan sosyal medya ekran görüntüsü HMK m. 145 kapsamında değerlendirilmiştir (Yargıtay 2. HD, 2024/4091 E., 2025/2705 K., 13.03.2025).
Mesajlar, kayıtlar ve hukuka aykırı delil
- Kural: Hukuka aykırı olarak elde edilmiş deliller mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz (HMK m. 189/2). Mahkeme bu durumu kendiliğinden gözetir.
- Kurgulanarak yaratılan kayıt: Hukuk Genel Kurulu, davalı kadının rızası dışında ve sırf boşanma davasında delil olarak kullanılmak amacıyla bir kurgu sonucu oluşturulan, eşler arasındaki konuşmayı içeren CD'yi usulsüz olarak yaratılmış delil saymış ve hükme esas alınamayacağını belirtmiştir (Yargıtay HGK, 2011/2-703 E., 2012/70 K., 15.02.2012). Kurula göre usulsüz elde edilen bir delil somut olayın özelliğine göre değerlendirilebilir, usulsüz yaratılan bir delil ise hiçbir şekilde delil olarak kabul edilemez (Yargıtay HGK, 2011/2-703 E., 2012/70 K., 15.02.2012).
- Eve gizli ses kayıt cihazı: Yargıtay, kadının haberi ve rızası olmadan ortak konuta ses kayıt cihazı yerleştirilerek elde edilen kayıtların hukuka aykırı delil olduğunu, bu kayıtları dinleyen tanığın aktarımlarının da hükme esas alınamayacağını belirtmiştir (Yargıtay 2. HD, 2024/658 E., 2024/8815 K., 19.11.2024).
- Casus yazılım ve takip cihazı: Yargıtay, eşinin aracına cihaz taktırılması ve telefonuna casus yazılım yüklenmesi yoluyla elde edilen verileri hukuka aykırı delil saymış, kusur değerlendirmesini dosyadaki diğer delillere göre yapmıştır (Yargıtay 2. HD, 2016/3808 E., 2017/10105 K., 27.09.2017).
- Özel hayatın gizliliği ihlal edilerek alınan ses kaydı: Yargıtay, kadının özel hayatının gizliliği ihlal edilerek elde edilen ses kayıtlarını hükme esas almamış; başka bir kusuru kanıtlanamayan kadına karşı tamamen kusurlu kocanın açtığı davanın reddi gerektiğine karar vermiştir (Yargıtay 2. HD, 2015/12257 E., 2016/4800 K., 10.03.2016). Delil listesinde gösterilmeyen, yasal yoldan elde edildiği belli olmayan ve süresinden sonra sunulan görüntü kayıtları da hukuka aykırı delil sayılmıştır (Yargıtay 2. HD, 2015/19512 E., 2016/11915 K., 28.06.2016).
- Hukuka aykırı delil dışlansa da başka delille ispat: Yargıtay, erkeğin sunduğu mesaj kayıtlarının hukuka aykırı delil olarak hükme esas alınamayacağını, ancak dinlenen tanık beyanlarıyla zinanın ispatlandığını kabul eden kararı onamıştır (Yargıtay 2. HD, 2025/9422 E., 2026/5095 K., 05.05.2026).
Af ve hoşgörü
- Tanım: Hukuk Genel Kurulu'na göre evlilik birliğinin sarsılması sebebine dayanan davalarda af niteliğinde davranışlar gerçekleşmişse bu davranışlar davanın reddine gerekçe oluşturur; af, kayıtsız şartsız bir irade beyanı ya da en azından affı gösteren tutum ve davranışla ispatlanmalıdır (Yargıtay HGK, 2024/213 E., 2025/557 K., 24.09.2025).
- Barışma girişimi af değildir: Aynı karara göre eşlerin evlilik birliğini kurtarmak amacıyla yaptıkları iyiniyetli girişimler ve barış müzakereleri af sayılmaz; af için ortak hayatın yeniden kurulmuş olması gerekir. Kurul, kayınvalidesinin hastalığı nedeniyle ortak eve dönmek zorunda kalan ve bir ay sonra çocuğuyla başka bir eve taşınan kadının, eşinin süregelen güven sarsıcı davranışlarını affetmiş sayılamayacağını kabul etmiştir (Yargıtay HGK, 2024/213 E., 2025/557 K., 24.09.2025).
- Barışıp birlikte yaşamak: Yargıtay, fiziksel şiddetten sonra barışarak bir araya gelen eşlerde bu olayın affedildiğini, en azından hoşgörüyle karşılandığını ve erkeğe kusur olarak yüklenemeyeceğini belirtmiştir (Yargıtay 2. HD, 2016/3589 E., 2017/8688 K., 10.07.2017). Önceki davanın reddinden sonra iki ay birlikte yaşayan eşler bakımından da önceki olaylar affedilmiş sayılmıştır (Yargıtay 2. HD, 2008/19155 E., 2010/609 K., 18.01.2010).
- Dava sırasında doğum günü yemeği: Hukuk Genel Kurulu, anlaşmalı olarak açılıp çekişmeliye dönüşen davada eşlerin birlikte yemeğe çıkıp kadının doğum gününü kutlamasını af saymamış, sadakatsiz kocaya karşı açılan davanın kabulü gerektiğini belirtmiştir (Yargıtay HGK, 2020/727 E., 2022/1620 K., 29.11.2022).
- Dava sırasında aylarca birlikte yaşamak: Buna karşılık Hukuk Genel Kurulu, dava açıldıktan sonra kendi isteğiyle yaklaşık üç ay eşiyle birlikte yaşayan davacının davadan önceki kusurlu eylemleri affettiğini kabul ederek bu olaylara dayanan maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddi gerektiğine karar vermiştir; dava tarihinden sonraki olaylar için ise yeni bir dava açılabilir (Yargıtay HGK, 2017/2426 E., 2020/243 K., 04.03.2020).
Dava açıldıktan sonraki olaylar
- Kural dava tarihidir: Hukuk Genel Kurulu'na göre her dava ve bu bağlamda boşanma davaları açıldığı tarihteki hukuki ve maddi olgulara göre sonuçlandırılır; dava tarihinden sonra, üstelik yalnız tanık beyanıyla ortaya çıkan bir olgu hükme esas alınamaz (Yargıtay HGK, 2010/2-227 E., 2010/324 K., 16.06.2010). Dava tarihinden sonra gerçekleşen bir zina eylemi ıslah yoluyla da davaya eklenemez (Yargıtay HGK, 2020/362 E., 2022/1514 K., 15.11.2022).
- Sadakat yükümlülüğü dava sırasında da sürer: Hukuk Genel Kurulu'na göre boşanma davasının açılması ve ayrı yaşama hakkının elde edilmesi sadakat yükümlülüğünü kaldırmaz; dava tarihinden önce başlayıp dava aşamasında gelişen durumlar bu kuralın dışında değerlendirilemez ve dava sırasında başka bir erkekle ilişkiyi süren kadın kocayla eşit kusurlu sayılmıştır (Yargıtay HGK, 2011/12-403 E., 2011/509 K., 13.07.2011). Kurul daha önce de boşanma davası açıldıktan sonra güven sarsıcı davranışlarda bulunan kocayı daha ağır kusurlu kabul etmiştir (Yargıtay HGK, 2008/2-420 E., 2008/424 K., 04.06.2008).
- Dava açıldıktan sonraki sadakatsizlik: Yargıtay'a göre sadakat yükümlülüğü boşanma davasının açılmasıyla sona ermez, evliliğin sona ermesine kadar devam eder; bu nedenle dava açıldıktan sonra gerçekleşen sadakat yükümlülüğüne aykırı davranış iddiası usulünce incelenip diğer delillerle birlikte değerlendirilmelidir (Yargıtay 2. HD, 2010/16225 E., 2011/16773 K., 24.10.2011). Dava sonrası olaylar konusunda kararlar arasında farklı yaklaşımlar bulunduğundan, yeni bir olay yaşandığında ayrı dava açılması ve davaların birleştirilmesi daha güvenli yoldur.
- Dava sonrası şiddet ve yeni birliktelik: Yargıtay, dava tarihinden sonra gerçekleşen fiziksel şiddetin kusur belirlemesinde hükme esas alınamayacağını belirtmiştir (Yargıtay 2. HD, 2016/769 E., 2017/5806 K., 11.05.2017). Kadının dava tarihinden sonra başka biriyle imam nikâhıyla yaşamaya başlaması da o davada kusur olarak yüklenmemiş, kusur dava tarihinden önceki davranışlara göre belirlenmiştir (Yargıtay 2. HD, 2015/26733 E., 2017/4413 K., 17.04.2017).
- Boşanma kesinleşince sadakat yükümlülüğü biter: Yargıtay, boşanma hükmü kesinleştikten sonra otel kayıtlarıyla ortaya çıkan ilişkinin kusur olarak yüklenemeyeceğini, sadakat yükümlülüğünün boşanma kararının kesinleşmesiyle sona erdiğini ve evlilik sona erdikten sonra yeniden boşanma davası açılamayacağını belirtmiştir (Yargıtay 2. HD, 2025/7420 E., 2026/5358 K., 11.05.2026).
Daha ağır kusurlu eşin davası ve itiraz hakkı (166/2)
- Kural: Davacının kusuru daha ağırsa davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır; itiraz hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa yine de boşanmaya karar verilebilir (TMK m. 166/2).
- İtirazın kötüye kullanılması: Hukuk Genel Kurulu, başka bir kadınla evlilik dışı ilişkisi bulunan kocanın açtığı davada az kusurlu kadının da boşanmayı istediğini, ancak kocadan daha fazla imkân sağlamak amacıyla itiraz ettiğini belirleyerek itiraz hakkının kötüye kullanıldığını ve boşanmaya karar verilmesi gerektiğini kabul etmiştir (Yargıtay HGK, 2013/2-1043 E., 2013/1539 K., 06.11.2013). Yargıtay, eşine şiddet uygulayıp hakaret eden davacı kocaya karşı eşine hakaret eden davalı kadının itirazını da hakkın kötüye kullanılması saymıştır (Yargıtay 2. HD, 2011/21409 E., 2012/17972 K., 28.06.2012).
- Kusursuz eşin itirazı kötüye kullanma değildir: Yargıtay, eşini sürekli döven ve evi terk eden kocanın davasında kusursuz kadının nafaka davası açmasını ve şiddet nedeniyle şikâyette bulunmasını yasal hakların kullanılması saymış, kadının itirazını hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirmemiştir (Yargıtay 2. HD, 2010/16568 E., 2011/16857 K., 24.10.2011).
- Karşılıklı davalarda: Yargıtay, daha fazla kusurlu kocanın karşı davasında 166/2'deki koşullar gerçekleşmişse bu davanın da kabul edilmesi gerektiğini belirtmiştir (Yargıtay 2. HD, 2011/21815 E., 2012/16802 K., 19.06.2012).
Anlaşmalı boşanma (166/3)
- Şartlar: Evlilik en az bir yıl sürmüş olmalı; eşler birlikte başvurmalı ya da bir eş diğerinin davasını kabul etmeli; hâkim tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmeli ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hakkındaki düzenlemeyi uygun bulmalıdır. Hâkim anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir; bu değişiklikler taraflarca kabul edilirse boşanmaya hükmolunur (TMK m. 166/3).
- Bir yıllık süre: Anayasa Mahkemesine göre bu sürenin amacı, kişilerin evliliğin kurulmasından kısa bir süre sonra ani kararlarla birliği sonlandırmalarının önüne geçerek aileyi korumaktır; bir yıl dolmadan da diğer boşanma sebeplerine dayanılarak dava açılabildiği için süre ölçülü bulunmuştur (AYM, E. 2023/109, K. 2024/113, 30.05.2024).
- İkrar hâkimi bağlar: Anlaşmalı boşanmada tarafların ikrarlarının hâkimi bağlamayacağı kuralı uygulanmaz; Anayasa Mahkemesi bu istisnayı Anayasa'ya aykırı bulmamıştır (AYM, E. 2005/26, K. 2008/105, 15.05.2008).
- Anlaşmadan dönme: Hukuk Genel Kurulu'na göre anlaşmanın diğer tarafı olan eşin hüküm kesinleşinceye kadar anlaşma iradesinden dönmesini engelleyen bir kanun hükmü yoktur; bu durumda taraflara iddia ve savunmalarını bildirme ve delillerini sunma imkânı verilerek dava çekişmeli boşanma olarak sürdürülür (Yargıtay HGK, 2017/1941 E., 2019/475 K., 18.04.2019). Kurulda yalnız irade fesadı hâllerinde dönülebileceği yönünde görüş ileri sürülmüş, çoğunlukça benimsenmemiştir. Yargıtay bu ilkeyi yeni tarihli kararlarında da uygulamaktadır (Yargıtay 2. HD, 2025/9746 E., 2026/1856 K., 18.02.2026).
- Mali sonuçlar ve çocuklar açıkça düzenlenmeli: Hukuk Genel Kurulu'na göre anlaşmanın zorunlu unsurları olan boşanmanın mali sonuçları ve çocukların durumu hakkında tarafların beyanları duraksamaya yer vermeyecek şekilde alınmalıdır; düzenleme uygun bulunmazsa hâkim gerekli değişikliği taraflara önermeli, öneri kabul edilmez ve yeni bir anlaşma da sağlanamazsa dava 166/1 uyarınca çekişmeli olarak sürdürülmelidir (Yargıtay HGK, 2017/2643 E., 2019/484 K., 18.04.2019). Kurul, nafaka beyanları belirsiz kalan ve kişisel ilişki hakkında hiçbir düzenleme yapılmayan dosyada verilen anlaşmalı boşanma kararını bu nedenle bozmuştur (Yargıtay HGK, 2017/2643 E., 2019/484 K., 18.04.2019).
- Karardan sonra davayı geri alma: Hukuk Genel Kurulu, anlaşmalı boşanma kararından sonra istinaf süresi içinde davasından vazgeçen davacının bu beyanını davalı açıkça kabul ettiği için davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesini oyçokluğuyla isabetli bulmuştur (Yargıtay HGK, 2025/464 E., 2025/809 K., 10.12.2025). Kurula göre davanın geri alınması (HMK m. 123) bir taraf usul işlemidir ve kanunda aksine hüküm yoksa usul işlemleri irade bozukluğu sebebiyle geri alınamaz; davacının aldatıldığı iddiası bu nedenle incelenmemiştir (Yargıtay HGK, 2025/464 E., 2025/809 K., 10.12.2025).
- Anlaşmalı boşanmadan sonra tazminat istenemez: Hukuk Genel Kurulu'na göre anlaşmalı boşanmada taraflar boşanmanın mali sonuçlarına ilişkin uyuşmazlığı nihai olarak çözmüş sayılır; artık boşanma sebebiyle maddi ve manevi tazminat istenemez ve bu davalarda yeniden kusur araştırması yapılamaz (Yargıtay HGK, 2017/3067 E., 2019/512 K., 02.05.2019).
Protokolün kapsamı: mal rejimi, ziynet ve nafaka
- Mal rejimi ayrıca istenebilir: Mal rejiminden kaynaklanan talepler boşanmanın fer'îlerinden değildir ve ayrıca dava konusu edilebilir; ancak Hukuk Genel Kurulu'na göre mahkemece onaylanan protokoldeki mal rejimine ilişkin düzenleme mahkeme içi ikrar niteliğindedir ve aksini ileri sürmek dürüstlük kuralına aykırı olabilir (Yargıtay HGK, 2010/2-96 E., 2010/106 K., 24.02.2010).
- İfadenin yorumu belirleyicidir: Hukuk Genel Kurulu, protokoldeki "tarafların mal talepleri yoktur" ifadesini mal rejiminden kaynaklanan alacakları da kapsar saymış (Yargıtay HGK, 2013/8-185 E., 2013/1601 K., 27.11.2013); buna karşılık "birbirlerinden başkaca maddi ve manevi tazminat talepleri bulunmamaktadır" ifadesinin mal rejimi tasfiyesinden doğan alacağı kapsamadığını (Yargıtay HGK, 2019/335 E., 2022/850 K., 07.06.2022), duruşmadaki "paylaşacak bir malımız ve eşya talebimiz yoktur" beyanından da mal rejiminin tasfiye edildiği sonucuna varılamayacağını kabul etmiştir (Yargıtay HGK, 2024/7 E., 2025/498 K., 10.09.2025).
- Ziynet ve kişisel eşya: Hukuk Genel Kurulu'na göre kişisel eşya ve ziynetlere ilişkin talepler anlaşmalı boşanmanın mali sonuçları arasında yer almaz; protokoldeki "tazminat ve benzeri herhangi bir talepleri yoktur" maddesi çocuğun doğumunda hediye edilen ziynetlerin istenmesine engel değildir (Yargıtay HGK, 2014/589 E., 2015/2784 K., 02.12.2015).
- Protokol uygulanamaz hâle gelirse: Hukuk Genel Kurulu, boşanma kararının eki olmayan protokolde paylaşılan taşınmazlar ve araç boşanma kararının kesinleşmesinden sonra üçüncü kişilere satıldığı için protokolün infaz kabiliyetinin kalmadığını, mal rejiminin genel hükümlere göre tasfiye edilmesi gerektiğini kabul etmiştir (Yargıtay HGK, 2013/1542 E., 2015/1110 K., 27.03.2015).
- Aylık ödeme nafaka sayılabilir: Yargıtay, protokolde kadına her ay yapılacağı ve yıllık artırılacağı kararlaştırılan düzenli ödemenin, aksine açık bir hüküm yoksa yoksulluk nafakası niteliğinde olduğunu belirtmiştir (Yargıtay 2. HD, 2025/4089 E., 2025/7681 K., 23.09.2025).
Fiili ayrılık (166/4)
- Şartlar: Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bir dava reddedilmiş ve bu karar kesinleşmiş olmalı; kesinleşmeden itibaren bir yıl geçmeli ve bu süre içinde ortak hayat her ne sebeple olursa olsun yeniden kurulamamış olmalıdır. Bu durumda evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir (TMK m. 166/4).
- Bir karinedir: Anayasa Mahkemesine göre fıkra evlilik birliğinin temelinden sarsılmış sayılmasına ilişkin bir karine öngörür; ret kararının kesinleşmesinden sonra ortak hayatın yeniden kurulamadığı ortaya konulduğunda sarsılmanın ayrıca ispatına gerek kalmaz (AYM, E. 2023/116, K. 2024/56, 22.02.2024).
- Üç yıldan bir yıla: Anayasa Mahkemesi, önceki davanın reddi ve kesinleşmesi için geçen süre de hesaba katıldığında üç yıllık sürenin ilgililere katlanamayacakları bir külfet yüklediğini belirterek fıkrayı iptal etmiş (AYM, E. 2023/116, K. 2024/56, 22.02.2024), kanun koyucu süreyi 7532 sayılı Kanunla 27.11.2024'ten itibaren bir yıla indirmiş, Anayasa Mahkemesi de yeni süreyi ölçülü bulmuştur (AYM, E. 2025/203, K. 2026/39, 12.02.2026).
- Geçiş dönemi: 7532 sayılı Kanun'da geçiş hükmü yoktur. İncelediğim kararlarda, değişiklikten önce kesinleşen ret kararlarına bir yıllık sürenin nasıl uygulanacağını ayrıca tartışan bir değerlendirmeye rastlamadım. Daire, değişiklikten önce karara bağlanmış bir uyuşmazlıkta "değişiklik öncesi düzenlemeye göre" üç yıllık süreyi esas almış (Yargıtay 2. HD, 2024/1615 E., 2024/9586 K., 05.12.2024), 2025 tarihli bir kararında ise kuralı bir yıllık süre üzerinden açıklamıştır (Yargıtay 2. HD, 2025/5122 E., 2025/11194 K., 15.12.2025).
- Önceki dava: Önceki dava herhangi bir boşanma sebebine dayanabilir ve davayı hangi eşin açtığı önemli değildir. Yargıtay, feragat sebebiyle reddedilen davayı da fiili ayrılık davasına dayanak olabilecek bir dava olarak değerlendirmiştir (Yargıtay 2. HD, 2025/5122 E., 2025/11194 K., 15.12.2025). Ancak fiili ayrılık davasından feragat eden eş, aynı önceki davaya dayanarak yeniden fiili ayrılık davası açamaz; feragatle sonuçlanan davaya dayanılacaksa süre feragatten itibaren yeniden işler (Yargıtay 2. HD, 2024/1615 E., 2024/9586 K., 05.12.2024).
- Ortak hayatın yeniden kurulması: Hukuk Genel Kurulu'na göre eşlerin çocuklar için, bir konuyu görüşmek için veya zorunluluktan bir araya gelmeleri ortak hayatın yeniden kurulduğu anlamına gelmez; ortak masa, konut ve özellikle yatak birliği gerçekleşmişse ortak hayat kurulmuş sayılır (Yargıtay HGK, 2021/825 E., 2023/136 K., 01.03.2023). Ayrılığın sebebi ve davacının kötüniyetli olması sonucu etkilemez, eşlerden birinin başkasıyla yaşaması ortak hayatın kurulamadığının kanıtıdır (Yargıtay HGK, 2021/825 E., 2023/136 K., 01.03.2023).
- İspat: Hukuk Genel Kurulu, önceki davadan sonra ortak hayatı kurmak amacıyla bir araya gelinmediği vakıasını davacının ispat etmesi gerektiğini kabul etmiştir; ispat yükünün davalıda olduğu görüşü çoğunlukça benimsenmemiştir (Yargıtay HGK, 2017/1286 E., 2019/142 K., 14.02.2019). Daha eski bir kararında ise Kurul, iki eşin de dava ve karşı dava dilekçelerinde ve yargılama boyunca fiilen ayrı yaşadıklarını bildirdiği dosyada, önceki dava dosyası ile eşlerin aksi kanıtlanamayan beyanları karşısında fiili ayrılık koşullarının gerçekleştiğini oyçokluğuyla kabul etmiştir (Yargıtay HGK, 2006/2-488 E., 2006/480 K., 28.06.2006). Evliliği kurtarmak amacıyla konuşan ortak çocuk ve yakınların beyanlarına dayanılarak hüküm kurulamaz (Yargıtay HGK, 2021/825 E., 2023/136 K., 01.03.2023).
- Kusur ve tazminat: Fiili ayrılık nedeniyle boşanmada kusur boşanma için aranmaz, ancak tazminat ve nafaka için önemlidir. Hukuk Genel Kurulu'na göre reddedilen önceki davada kesinleşen kusur belirlemesi aynı döneme ilişkin olarak bağlayıcıdır; hâkim yeni bir vakıa ileri sürülmedikçe aynı dönem için yeniden kusur belirlemesi yaparak nafaka ve tazminat hükmedemez (Yargıtay HGK, 2020/96 E., 2022/1435 K., 02.11.2022). Fiili ayrılık döneminde gerçekleşen sadakatsizlik ise kusur olarak yüklenebilir (Yargıtay 2. HD, 2025/7400 E., 2026/1654 K., 16.02.2026); ilk davayı açıp birlikte yaşamaktan kaçınan eşin bu yönden kusurlu olup olmadığı da değerlendirilmelidir (Yargıtay 2. HD, 2025/8182 E., 2026/4004 K., 13.04.2026). Yargıtay, reddedilen ilk davayı açarak fiili ayrılığa zemin hazırlayan ve fiili ayrılık döneminde sadakat yükümlülüğüne aykırı davranan kadını ağır kusurlu saymıştır (Yargıtay 2. HD, 2015/18573 E., 2016/10789 K., 01.06.2016).
Tazminat, nafaka ve mal paylaşımı
- Tazminat kusura bağlıdır: Maddi ve manevi tazminat için tazminat yükümlüsünün kusurlu, isteyenin ise kusursuz veya daha az kusurlu olması gerekir (TMK m. 174). Yargıtay, eşit kusurlu sayılan eşler arasında tazminata hükmedilemeyeceğini belirtmiştir (Yargıtay 2. HD, 2025/5202 E., 2025/7097 K., 10.09.2025).
- Her kusur kişilik hakkına saldırı değildir: Yargıtay, evlilik birliğine ilişkin görevlerin yerine getirilmemesi şeklindeki ve ekonomik şiddet olarak nitelenen davranışın kişilik haklarına saldırı sayılamayacağını, bu nedenle manevi tazminat gerektirmediğini belirtmiştir (Yargıtay 2. HD, 2011/21940 E., 2012/17000 K., 20.06.2012).
- Af edilen olaylar tazminata dayanak olmaz: Hukuk Genel Kurulu, affedilen olaylar gerekçe gösterilerek tazminata hükmedilemeyeceğini belirtmiştir (Yargıtay HGK, 2017/2426 E., 2020/243 K., 04.03.2020).
- Mal paylaşımı: Artık değere katılma alacağında payın azaltılması veya kaldırılması yalnız zina veya hayata kast nedeniyle boşanmada mümkündür (TMK m. 236/2). 166'ya dayanan boşanma bu sonucu doğurmaz; mal rejimi genel hükümlere göre tasfiye edilir.
Dava dilekçesinde her olayı tarihi, yeri ve tanığıyla ayrı ayrı yazın; dilekçede dayanılmayan vakıa sonradan kusur olarak yüklenemez. Delil listesine mesaj, sosyal medya çıktısı, nüfus kaydı, ceza dosyası ve tanıkları eksiksiz ekleyin. Eşinizin telefonuna, hesaplarına veya evinize gizli kayıt cihazı yerleştirerek delil toplamayın; hukuka aykırı delil hükme esas alınmaz ve sizi ayrıca sorumlu duruma düşürebilir. Dava açtıktan sonra eşinizle aylarca birlikte yaşamanın önceki olayları affetmek sayılabileceğini, dava sırasında da sadakat yükümlülüğünün sürdüğünü unutmayın. Anlaşmalı boşanmada evliliğin en az bir yıl sürdüğünü kontrol edin; protokolde mal rejimi, ziynet, nafaka ve kişisel ilişkiyi açık ve ayrı maddelerle düzenleyin, genel "talebimiz yoktur" ifadelerine güvenmeyin. Reddedilen bir davadan sonra ayrılık sürüyorsa, ret kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıl dolduğunda fiili ayrılık davasını değerlendirin ve bu dönemde bir araya gelmediğinizi kanıtlayacak delilleri saklayın.
Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararları
Aşağıdaki kararlar resmî karar arama sistemlerinden alınmıştır. Her kartta kararın vardığı ilke, olayın özeti, karardan birebir bir alıntı ve kararın uygulamadaki anlamı yer alır. Konuya göre süzmek için düğmeleri kullanabilirsiniz.
Boşanma için davalının az da olsa kusuru gerekir
Kadın, eşinin kendisine fiziksel şiddet uyguladığını ve evden kovduğunu ileri sürerek boşanma, tazminat ve ziynet alacağı istedi. Kocanın şiddetinden sonra kadın, hakkında verilen uzaklaştırma kararı bitmeden eşini telefonla arayıp eve çağırmış, eşler barışarak birlikte yaşamaya başlamıştı. Yerel mahkeme kocayı kusurlu sayıp kadın yararına tazminata hükmetti; Özel Daire bozdu, mahkeme direndi. Hukuk Genel Kurulu direnme kararını kusur ve tazminatlar yönünden oyçokluğuyla bozdu.
“Bu durumda anılan madde hükmüne göre boşanmayı isteyebilmek için tamamen kusursuz ya da az kusurlu olunması gerekmeyip daha fazla kusurlu bulunan tarafın dahi dava hakkı bulunmakla beraber, boşanmaya karar verilebilmesi için davalının az da olsa kusurunun varlığı ve bunun belirlenmesi kaçınılmazdır.”
Ne anlama geliyor? Kurula göre affedilen olaylar kusur belirlemesinde dikkate alınamaz. Barışmadan sonra kusur sayılacak bir olay yaşanmamışsa duyuma dayalı tanık beyanlarıyla davalıya kusur yüklenemez ve bu kusura dayanarak tazminata hükmedilemez.
Tamamen kusurlu eş yararına boşanma kararı verilemez
Koca boşanma davası açtı. Kocanın eşini sürekli dövdüğü, ona hakaret ve küfür ettiği, evi terk ederek birlik görevlerini yerine getirmediği anlaşılmıştı; kadının ise bir kusuru yoktu, yalnız nafaka davası açmış ve uğradığı şiddet nedeniyle şikâyette bulunmuştu. Mahkeme boşanmaya karar verdi. Yargıtay kararı bozdu.
“Türk Medeni Kanununun 166.maddesi hükmünü tamamen kusurlu eşin de dava açabileceği ve yararına boşanma hükmü elde edebileceği biçiminde yorumlamamak ve değerlendirmemek gerekmektedir.”
Ne anlama geliyor? Yargıtay'a göre kusursuz eşin nafaka davası açması ve şikâyette bulunması yasal hakların kullanılmasıdır; bu eşin boşanmaya itirazı hakkın kötüye kullanılması sayılamaz.
Ailesinin müdahalesine sessiz kalan koca tam kusurludur
Karşılıklı davalarda mahkeme eşleri eşit kusurlu sayarak boşanmaya karar verdi ve kadının maddi tazminat isteğini reddetti. Koca, eşler ayrı yaşarken kadına eve dön çağrısı göndermiş, ardından evlilik birliğinin sarsılmasına dayanarak dava açmıştı. Yargıtay kararı bozdu.
“Davalı-davacı kocanın ise ailesinin müdahalesine sessiz kaldığı gerçekleşmiştir. Gerçekleşen bu duruma göre boşanmaya neden olan olaylarda davalı-davacı kocanın tamamen kusurlu olduğu anlaşılmaktadır.”
Ne anlama geliyor? Yargıtay'a göre eve dön çağrısı gönderen koca, eşinden kaynaklanan önceki kusurları affetmiş, en azından hoşgörüyle karşılamıştır. Bundan sonra kadından kaynaklanan yeni bir olay ispatlanmadığından tamamen kusursuz eş aleyhine açılan dava reddedilmeli, kadının tazminat istekleri de yeniden değerlendirilmelidir.
"Şiddetli geçimsizlik" diye bir dava türü yoktur
Koca, dilekçesinde madde göstermeden "şiddetli geçimsizlik nedeniyle" boşanma istedi; ancak altı yıldır ayrı yaşadıklarını ve daha önce açtığı bir boşanma davasının feragat sebebiyle reddedildiğini de anlattı. İlk derece mahkemesi davayı ispatlanamadığı gerekçesiyle reddetti, bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetti. Yargıtay bölge adliye mahkemesi kararını kaldırıp ilk derece mahkemesi kararını bozdu.
“Davacı erkeğin dava dilekçesinde boşanma sebebi olarak bir madde numarası göstermediğine ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanununda "şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma" şeklinde bir dava türü olmadığına göre anlatılan olaylar kapsamında mahkeme tarafından niteleme yapılması zorunludur.”
Ne anlama geliyor? Yargıtay'a göre olayları açıklamak taraflara, hukuki nitelendirme hâkime aittir. Dilekçede anlatılanlar fiili ayrılık sebebine dayandığından önceki dava dosyası getirtilip 166/4 çerçevesinde değerlendirilmelidir; Daire, önceki davanın feragatle reddedildiğini belirttiği hâlde bu incelemeyi istemiştir.
Tokat 162 için yetmeyebilir, 166 için kusurdur
Kadın 162. maddeye, koca 166. maddeye dayanarak dava açtı. Kocanın düzenli bir işte çalışmadığı, alkol alıp eşine tokat attığı anlaşılmıştı; kadın da ayrılık döneminde eşine, Yargıtay'ın kusur saydığı bir mesaj göndermişti. Mahkeme kadının 162'ye dayalı davasını kabul etti, kocanın davasını reddetti. Yargıtay iki yönden bozdu.
“Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden davalı-davacı kocanın düzenli olarak bir işte çalışmadığı, alkol alıp, eşine 22.12.2012 tarihinde tokat attığı gerçekleşmiş ise de; davalı-davacı kocanın bu davranışları ve toplanan deliller karşısında hayata kast, pek kötü ve onur kırıcı davranış olarak kabule yeterli görülmemiştir.”
Ne anlama geliyor? Yargıtay'a göre kadının da az da olsa kusurlu olduğu ve kadın ile çocuk bakımından aile birliğinin korunmasında yarar kalmadığı bu dosyada 166/2 koşulları oluşmuştur; kocanın 166'ya dayanan davası kabul edilmelidir.
Sahte sosyal medya hesabıyla cinsel ilişki teklifi güven sarsıcıdır
Kadın boşanma davası açtı; mahkeme davayı reddetti. Toplanan delillerden kocanın başka bir isimle sosyal medya hesabı açıp bu hesaptan başka kadınlara parayla cinsel ilişki teklif ettiği ve eşine nöbete gideceğini söyleyip eğlenmeye gittiği anlaşılmıştı. Yargıtay ret kararını bozdu.
“Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden, davalı erkeğin başka bir isimle facebook hesabı açarak bu hesap üzerinden başka kadınlara parayla cinsel ilişki teklifinde bulunduğu, eşine nöbete gideceğini söylemesine karşın eğlenmeye gittiği, bu haliyle güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu anlaşılmaktadır.”
Ne anlama geliyor? Zina ispatlanmasa da sadakat yükümlülüğüne aykırı bu tür davranışlar 166/1 bakımından kusurdur ve boşanma kararı için yeterli olabilir.
Samimi fotoğraf güven sarsıcıdır, sadakat ihlali sayılmaz
Karşılıklı davalarda ilk derece mahkemesi fotoğraflar, mesajlar ve telefon kayıtlarına dayanarak kadına sadakat yükümlülüğünü ihlal kusuru yükledi; bölge adliye mahkemesi kadını ağır, erkeği az kusurlu sayarak erkek yararına tazminata hükmetti. Erkek temyiz süresi geçtikten sonra öldü. Kadının temyizi üzerine Yargıtay kusur belirlemesi ve tazminatlar yönünden bozdu.
“kadının başka bir erkek ile samimi şekilde fotoğraflarının bulunmasının güven sarsıcı davranış boyutunda olup sadakat yükümlülüğünü ihlal olarak değerlendirilmesi doğru görülmemiştir.”
Ne anlama geliyor? Yargıtay erkeğin gerçekleşen kusurlarını da gözeterek tarafları eşit kusurlu saymış, eşit kusurlu eş yararına maddi ve manevi tazminata hükmedilemeyeceğini belirtmiştir. Boşanma hükmü erkek tarafından temyiz edilmeyip kesinleştiğinden evliliğin ölümle değil boşanmayla sona erdiği de kabul edilmiştir.
Eşinin çalışmasına izin vermemek ekonomik şiddettir
Karşılıklı davalarda mahkeme eşleri eşit kusurlu sayarak kadının maddi ve manevi tazminat isteklerini reddetti. Toplanan delillere göre koca eşinin çalışmasına izin vermemiş, arkadaşının evliliğe müdahalelerine ve eşine yönelik hakaretlerine kayıtsız kalmış, eşini ailesinin yanına bırakıp arayıp sormamıştı; kadın da annesinin evliliğe müdahalesine izin vermişti. Yargıtay kocayı ağır kusurlu sayarak tazminatlar yönünden bozdu.
“davalı-karşı davacı erkeğin eşinin çalışmasına izin vermeyerek ekonomik şiddet uyguladığı, evlenmeden önce mevcut hastalığını eşinden gizleyerek güvenini sarsıcı davranışlar sergilediği”
Ne anlama geliyor? Karar, evlenmeden önce hastalığı eşten gizlemeyi de güven sarsıcı davranış saymıştır. Daire daha yeni bir kararında ise evlilikten önce hastalığı gizleme vakıasının ancak evliliğin butlanı davasında ileri sürülebileceğini ve boşanma davasında kusur olarak yüklenemeyeceğini belirtmiştir (Yargıtay 2. HD, 2025/9225 E., 2026/2483 K., 04.03.2026); iki karar arasında görüş farkı vardır.
Ziynetleri alıp vermek tek başına ekonomik şiddet değildir
Mahkeme, kocanın eşinin ziynetlerini kandırarak alıp kendi babasına verdiğini, koca babasının mirasını reddedince kadının ziynetlerini alamaz duruma düştüğünü belirterek bunu ekonomik şiddet ve kusur sayıp boşanmaya karar verdi. Yargıtay kararı oyçokluğuyla bozdu.
“mahkemenin davalıya kusur olarak yüklediği bu olay; ekonomik şiddet niteliğinde olmayıp, koşulları varsa kadına alacak davası açma imkanı veren niteliğiyle boşanma nedeni olarak kabul edilemeyecek bir olaydır.”
Ne anlama geliyor? Çoğunluğa göre ziynet uyuşmazlığı koşulları varsa ayrı alacak davasının konusudur; her mali uyuşmazlık ekonomik şiddet ve boşanma sebebi sayılmaz. Karşı oy yazısı ise bu eylemi evlilikteki güven duygusunu sarsıcı nitelikte saymıştır. Karar ayrıca kadının bir tanığının dinlenmemesini hukuki dinlenilme hakkının ihlali olarak görmüştür.
Cinsel birlikteliğin kurulamaması evliliği sarsar
Karşılıklı davalarda raporlara göre eşlerin cinsel organları normal yapıda olduğu hâlde psikolojik sebeple uzun evlilik süresi içinde cinsel ilişki kuramadıkları anlaşılmıştı. Koca, eşinin cinsel birleşmeye yanaşmadığını ya da buna engel fiziki bir rahatsızlığı bulunduğunu ispat edememişti. Yargıtay, kadın yararına maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle kararı oyçokluğuyla bozdu.
“Evlenmenin sosyal amacı yanında, cinsel arzuları tatmin etme gayesi de vardır. Tarafların cinsel organları normal yapıda olmasına rağmen; psikolojik sebeple de olsa uzun evlilik süresi içinde cinsel ilişki kuramadıkları dosya içindeki raporlardan anlaşılmaktadır. Bu hal evlilik birliğini temelinden sarsar.”
Ne anlama geliyor? Yargıtay cinsel birlikteliğin sağlanamamasında kocayı tam kusurlu saymış; ne zaman gerçekleşeceği belli olmayan bir cinsel yakınlaşmayı beklemesi için kadını zorlamanın açık bir haksızlık olduğunu belirtmiştir.
Vajinismus kadına kusur olarak yüklenemez
Koca boşanma davası açtı ve mahkeme davayı kabul etti. Kadının vajinismus nedeniyle tedavi kurumlarına başvurduğu ve tedavi gördüğü, kocanın ise tedavi sürecinde eşini yalnız bırakıp tedaviyi birlikte sürdürmediği anlaşılmıştı. Yargıtay kararı bozdu.
“Bu durumda vajinismus problemi nedeniyle cinsel ilişki kurulamaması kadına kusur olarak yüklenemeyeceği gibi davacı erkeğin dava ve cevaba cevap dilekçelerinde ileri sürmediği (HMK m. 119/1-e, 136/2) ancak tanık beyanlarında geçen hakaret vakıaları da davaya esas alınamayacağı nazara alınarak boşanma davasının reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.”
Ne anlama geliyor? Hastalık kusur değildir; tedavi sürecinde eşini yalnız bırakan eş ise kusurlu sayılabilir. Karar, dilekçede ileri sürülmeyip yalnız tanık beyanlarında geçen vakıaların davaya esas alınamayacağını da göstermektedir.
Soyut ve görgüye dayanmayan tanık beyanıyla boşanma olmaz
Koca, evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını ileri sürerek dava açtı. Tanıklarından biri tarafların mahallesinde bakkal dükkânı işletiyor ve eşlerin geçimsizliği hakkında bilgisi olmadığını söylüyordu; diğeri eşlerin evliliğin ilk üç yılında kendisiyle birlikte oturduğunu, sonrasında onlarla görüşmediğini anlatıyordu. Yerel mahkeme boşanmaya karar verdi; Özel Daire bozdu, mahkeme direndi. Hukuk Genel Kurulu direnme kararını oybirliğiyle bozdu.
“Özel Daire bozma kararında belirtildiği şekilde; bu beyanlar evlilik birliğinin temelinden sarsılması durumunu kabule elverişli beyanlar olmadığı gibi soyut ve iddia edilen olayların anlatımına uymayan, bu nedenle inandırıcılıktan uzak olduğu açıktır.”
Ne anlama geliyor? Kurula göre bu tanık beyanları dışında kadından kaynaklanan kusurlu bir davranış da ispatlanamamıştır. Tanıkların olayları kendi görgüleriyle, yer ve zaman belirterek anlatması gerekir.
Dilekçede dayanılan nüfus kaydı ve kabul sadakatsizliği ispatlar
Kadın, eşinin imam nikâhıyla başka bir kadınla evlenip onu ortak konuta getirdiğini ileri sürerek dava açtı ve dava dilekçesinde nüfus kaydına dayandı. Nüfus kaydında kocanın bu kadından beş çocuğu görülüyordu; koca da tüm aşamalarda ikinci evliliği yaptığını, ancak bunun eşinin rızasıyla olduğunu söylemişti. İlk derece mahkemesi davayı kabul etti. Bölge adliye mahkemesi, kocanın cevap dilekçesi süresinde verilmediğinden kadının cevaba cevap dilekçesindeki delillerin dikkate alınamayacağını belirterek davayı reddetti; Özel Daire bozdu, bölge adliye mahkemesi direndi. Hukuk Genel Kurulu direnme kararını oybirliğiyle bozdu.
“Dava dilekçesinde açıkça dayanıldığı anlaşılan nüfus kaydı uyarınca; davalı erkeğin sadakat yükümlülüğünü ihlâl ettiği tartışmasız olup, mevcut evlilik birliğinin devam etmesinin davalı ve ortak çocuklar bakımından korunmaya değer bir yararının kalmadığı anlaşılmaktadır.”
Ne anlama geliyor? Kurul, dava dilekçesinde dayanılan nüfus kaydı ile kocanın aşamalardaki kabulünü birlikte değerlendirerek sadakatsizliği ispatlanmış saymış ve kocayı tam kusurlu bulmuştur. Özel Daire, TMK m. 184'teki ikrarın hâkimi bağlamayacağı kuralının ikrarın hükme esas alınamayacağı anlamına gelmediğini belirtmişti.
Dilekçede dayanılmayan vakıa kusur olarak yüklenemez
Karşılıklı davalarda mahkeme erkeğin davasını reddetti, kadının davasını kabul etti; gerekçede erkeğe eşinin bakire olmadığına dair söylemleri ile ailesinin tehditlerine ilişkin vakıaları kusur olarak yükledi. Kadın bu vakıalara dava ve cevap dilekçelerinde dayanmamıştı. Yargıtay kadının davasının kabulünü bozdu.
“Taraflarca, usulüne uygun şekilde ileri sürülmeyen ve dayanılmayan vakıalar taraflara kusur olarak yüklenemez.”
Ne anlama geliyor? Yargıtay'a göre erkeğe yüklenen diğer davranışlar da sebep ve saiki açıklanmayan tanık beyanlarıyla ispatlanamamıştır; erkeğin davasının reddi onanmış, kadının davasının da reddi gerektiği belirtilmiştir. Her vakıa dilekçede açıkça yazılmalıdır.
Kurgulanarak yaratılan kayıt delil olamaz
Koca boşanma davası açtı ve yargılama sırasında öldü; mirasçıları TMK m. 181 uyarınca kadının kusurlu olduğunun tespitini istedi. Mahkeme, kadının rızası dışında kaydedilen ve eşler arasındaki konuşmayı içeren CD'ye de dayanarak kadını daha fazla kusurlu saydı; Özel Daire bozdu, mahkeme direndi. Hukuk Genel Kurulu direnme kararını oybirliğiyle bozdu.
“Mahkemece, hükme esas alınan CD, davalı kadının rızası dışında kaydedildiği gibi sırf boşanma davasında delil olarak kullanılmak amacıyla bir kurgu sonucu oluşturulmuştur. O halde bu şekilde oluşturulmakla usulsüz olarak yaratılmış bu delilin hükme esas alınması mümkün değildir.”
Ne anlama geliyor? Kurul usulsüz elde edilen delil ile usulsüz yaratılan delili ayırmıştır: ilki somut olayın özelliğine göre değerlendirilebilir, sırf davada kullanmak için kurgulanan kayıt ise hiçbir şekilde delil olarak kabul edilemez.
Eve gizlice yerleştirilen ses kayıt cihazı hukuka aykırıdır
Karşılıklı davalarda mahkemeler, kocanın eve yerleştirdiği ses kayıt cihazıyla alınan kayıtları hukuka aykırı saymış, ancak kayıtları kocayla birlikte dinleyen tanığın anlatımına dayanarak kadına başka bir erkekle müstehcen konuşmalar yaptığı için güven sarsıcı davranış kusuru yüklemişti. Kadını ağır, erkeği az kusurlu sayan karar kadının temyizi üzerine bozuldu.
“Hukuka aykırı olarak elde edilen herhangi bir delil, yargılama esnasında kullanılamaz ve delil olma vasfını yitirir.”
Ne anlama geliyor? Yargıtay'a göre kadının bilgisi ve rızası dışında ortak konuta yerleştirilen cihazla alınan kayıtları dinleyen tanığın bunları aktaran beyanı da hükme esas alınamaz. Bu kusur çıkarılınca eşler eşit kusurlu sayılmış; erkek yararına manevi tazminat bozulmuş, kadın yararına yoksulluk nafakasına hükmedilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Özel hayatın gizliliği ihlal edilerek alınan ses kaydı
Mahkeme erkeği ağır, kadını az kusurlu kabul ederek erkeğin boşanma davasını kabul etti. Erkeğin sunduğu ses kayıtlarını içeren CD kadının özel hayatının gizliliği ihlal edilerek elde edilmişti. Yargıtay kararı bozdu.
“davacı erkek tarafından sunulan ses kayıtlarına ilişkin CD'nin kadının "özel hayatının gizliliği" ihlal edilmek suretiyle hukuka aykırı yolla elde edildiği anlaşılmaktadır. Hukuka aykırı delil, hükme esas alınamaz.”
Ne anlama geliyor? Hukuka aykırı delil dışlandığında kadının başka bir kusuru kanıtlanamamış; Yargıtay tamamen kusurlu erkeğin davasının reddi gerektiğini belirtmiştir.
Barışma girişimi af değildir
Kadın, eşiyle anlaşmazlık yaşayınca erkeğin ailesiyle aynı apartmandaki ortak evden ayrıldı. Çocuğa bakan kayınvalidesi ağır bir hastalığa yakalanınca aile büyüklerinin araya girmesiyle ortak eve döndü; erkek sonra ayrı bir ev kiraladı, ancak kadın taşındığı gün erkeği eve almadı. Aynı dönemde erkeğin başka bir kadınla güven sarsıcı ilişkisinin sürdüğü tanık beyanı ve uçuş kayıtlarıyla anlaşılmıştı. Bölge adliye mahkemesi kadının kocasını affettiğini kabul ederek direndi. Hukuk Genel Kurulu direnme kararını oybirliğiyle bozdu.
“Eşlerin evlilik birliğini kurtarmak maksadıyla birliğin devamı yönünde iyiniyetli girişim ve barış müzakerelerinin boşanma davalarında af niteliğinde sayılamayacağı kuşkusuzdur.”
Ne anlama geliyor? Kurula göre kadın salt kayınvalidesinin hastalığı nedeniyle ortak eve dönmek zorunda kalmıştır. Af, kayıtsız şartsız bir irade beyanı ya da en azından affı gösteren tutum ve davranışla ispatlanmalı, bunun sonucunda ortak hayat yeniden kurulmuş olmalıdır. Erkek tam kusurlu sayılmıştır.
Dava sırasında birlikte doğum günü yemeği af sayılmaz
Dava önce anlaşmalı boşanma olarak açıldı; duruşmada koca boşanmak istemediğini söyleyince çekişmeli olarak sürdü. Erkeğin sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığı çekişmesizdi. Bölge adliye mahkemesi, eşlerin dava açıldıktan sonra kadının doğum gününü birlikte yemeğe çıkarak kutladığını gösteren fotoğraflara dayanarak kusurların affedildiğini kabul etti ve davayı reddetti; Özel Daire bozdu, bölge adliye mahkemesi direndi. Hukuk Genel Kurulu direnme kararını oybirliğiyle bozdu.
“erkeğin kusurlu davranışlarından sonra taraflar arasında barışmanın gerçekleşerek ortak hayatın yeniden kurulmadığı gibi dosyada mevcut yemek fotoğraflarından gerçekleştirilen eylemlerin "affedilmiş" olarak nitelendirilmesi de somut olayın özelliğine uygun düşmemektedir.”
Ne anlama geliyor? Kurula göre sadakat yükümlülüğünü ihlal eden erkeğin güven sarsıcı davranışlarıyla evlilik birliği temelinden sarsılmıştır ve boşanmaya karar verilmelidir.
Dava açıldıktan sonra aylarca birlikte yaşamak af sayılabilir
Kadın, kocasının fiziksel şiddet uyguladığını ve hayatında başka bir kadın olduğunu ileri sürerek dava açtı. Eşler dava açıldıktan sonra barışarak yaklaşık üç ay birlikte yaşadı; dava bu sürede takip edilmedi, yeni bir şiddet olayı üzerine yenilendi. Boşanma hükmü kesinleşmiş, uyuşmazlık tazminatlarda kalmıştı. Yerel mahkeme kadın yararına tazminata hükmetti; Özel Daire bozdu, mahkeme direndi. Hukuk Genel Kurulu direnme kararını oyçokluğuyla bozdu.
“Davacı dava tarihinden sonra davalı ile kendi isteği ile beraber yaşayarak davalıdan kaynaklı kusurları affetmiştir.”
Ne anlama geliyor? Kurula göre af yalnız son olaydan önceki vakıalar için sonuç doğurur; dava tarihinden sonraki olaylar için yeni bir dava açılabilir. Kadının çocukları düşünerek barıştığı ve eşini affetmediği yönündeki görüş çoğunlukça benimsenmemiştir.
Kural: dava açıldığı tarihteki olgulara göre karar verilir
Kadının davası kabul edilmiş, kocanın karşı davası reddedilmişti. Kocanın tanığı, kadının başka bir erkekle yaşadığını ve bunun dava açıldıktan sonra gerçekleştiğini anlattı; dava dilekçesinde dava tarihine kadar kadının güven sarsıcı davranışlarda bulunduğunu gösteren bir olay ileri sürülmemişti. Özel Daire kocanın davasının da kabulü gerektiği gerekçesiyle bozdu, mahkeme direndi. Hukuk Genel Kurulu direnmeyi oyçokluğuyla yerinde buldu.
“Bu itibarla, dava tarihinden sonra üstelik salt tanık beyanıyla beliren maddi bir olgunun değerlendirilmesi ve hükme esas alınması olanaklı değildir.”
Ne anlama geliyor? Kurul, boşanma davalarında da davanın açıldığı tarihteki olgulara göre karar verileceğini, TMK m. 184'te dava sonrası olguların esas alınacağına dair bir istisna bulunmadığını belirtmiştir. Kurul daha sonra dava tarihinden önce başlayıp dava aşamasında gelişen durumların bu kuralın dışında kaldığını kabul etmiştir (Yargıtay HGK, 2011/12-403 E., 2011/509 K., 13.07.2011).
Sadakat yükümlülüğü dava sırasında da sürer
Kadın, kocasının şiddet uyguladığını ve başka kadınlarla ilişkide bulunduğunu ileri sürerek dava açtı. Yargılama sırasında kadının bir erkekle samimi fotoğrafları sunuldu, tanıklar onları çeşitli zamanlarda samimi vaziyette gördüklerini anlattı; kadının bu kişiyle bir ay içinde çok sayıda telefon görüşmesi yaptığı ve bu kişinin dava açılmadan önce kadın adına ek kredi kartı çıkardığı da anlaşılmıştı. Yerel mahkeme kadın yararına tazminata hükmetti; Özel Daire tarafları eşit kusurlu sayarak bozdu, mahkeme direndi. Hukuk Genel Kurulu direnme kararını oyçokluğuyla bozdu.
“Boşanma davasının açılması, bu yükümü kaldırmayacağı gibi taraflar evli oldukları sürece bu yükümlülüğü yerine getirmek zorundadır.”
Ne anlama geliyor? Kurula göre dava tarihinden önce başlayıp dava aşamasında gelişen durumlar, dava tarihindeki olgulara göre karar verilmesi kuralı içinde değerlendirilemez. Eşit kusurlu eş yararına tazminata hükmedilemez.
Dava açıldıktan sonraki sadakatsizlik iddiası incelenmelidir
Mahkeme, kocanın dilekçesinde vakıa olarak açıklamadığı ve delil listesinde bildirmediği, karar aşamasında sunulan fotoğraflara dayanarak boşanmaya karar verdi. Kadın temyiz dilekçesiyle birlikte kocayı yatakta başka bir kadınla gösteren ve dava açıldıktan sonra çekildiği anlaşılan fotoğrafları sunarak kocanın da kusurlu olduğunu ileri sürdü. Yargıtay kararı bozdu.
“Sadakat yükümlülüğü boşanma davasının açımasıyla sona ermez; yükümlülük evliliğin sona ermesine kadar devam eder (TMK.md.185/3). Bu yükümlülüğün sonucu olarak; Türk Medeni Kanununun 166/1-2. maddesi uyarınca açılan boşanma davasında, dava açıldıktan sonra gerçekleşen sadakat yükümlülüğüne aykırı davranış iddiasının usulünce incelenip, diğer tüm delillerle birlikte değerlendirilmelidir.”
Ne anlama geliyor? Yargıtay kadının sunduğu fotoğraflar üzerinde de durulmasını istemiştir. Dava sonrası olaylar konusunda farklı kararlar bulunduğundan yeni bir olay yaşandığında ayrı dava açmak daha güvenlidir.
Dava tarihinden sonraki vakıa ıslahla eklenemez
Eşler karşılıklı boşanma davaları açtıktan sonra kadının zina yaptığı ileri sürüldü; koca davasını tamamen ıslah ederek zinaya dayandırdı. Bölge adliye mahkemesi erkeğin davasını kabul etti; Özel Daire bozdu, bölge adliye mahkemesi direndi. Hukuk Genel Kurulu direnme kararını oyçokluğuyla, değişik gerekçeyle bozdu.
“Islah yolu ile taraflara tahkikat aşamasında yapmış oldukları hatalı usul işlemlerini bir defaya mahsus olmak üzere düzeltme hakkı verildiğine göre, dava tarihi olan 04.09.2015 tarihinde henüz gerçekleşmemiş bir vakıanın "hatalı işlem" adı altında ıslah yolu ile düzeltilerek dava dilekçesine eklenmesi hukuken olanaklı olmadığı gibi her davanın açıldığı ana kadar gerçekleşen hukukî ve maddi vakıalara göre sonuçlandırılması gerektiğine yönelik ilkeye göre de mümkün değildir.”
Ne anlama geliyor? Kurula göre ıslahla ileri sürülen bu dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmelidir. Tamamen ıslahla yeni dava dilekçesinin verildiği tarihe kadar olan vakıaların ileri sürülebileceği ve sadakat yükümlülüğünün sürdüğü görüşü çoğunlukça benimsenmemiştir.
Boşanma kesinleşince sadakat yükümlülüğü sona erer
Karşılıklı davalarda boşanma hükmü kesinleşmiş, yargılama fer'îler yönünden sürüyordu. Kadın, boşanma hükmü kesinleştikten sonra, kocanın ilişkisinin otel kayıtlarına göre sürdüğünü ileri sürerek zinaya dayalı yeni bir boşanma davası açtı; mahkemeler bu vakıayı da erkeğe kusur olarak yükledi. Yargıtay kusur belirlemesi ve maddi tazminat yönünden bozdu.
“eşlerin evlilik birliğinin ve bu birlikten doğan sadakat yükümlülüklerinin 23.09.2020 tarihinde boşanmaya ilişkin kararın kesinleşmesi ile sona erdiği, dolayısıyla kadın eş tarafından zina hukuki sebebine dayalı davanın açıldığı tarihte tarafların birbirlerine karşı sadakat yükümlülüğünün bulunmadığı, evlilik birliği sona erdikten sonra yeniden boşanma davası açılamayacağı”
Ne anlama geliyor? Boşanma hükmü kesinleştikten sonra açılan boşanma davası dinlenemez ve kesinleşmeden sonraki olaylar kusur belirlemesini etkilemez. Yargıtay aynı kararda asıl davadaki talebi aşan maddi tazminatı da bozmuştur.
Daha fazla imkân için yapılan itiraz hakkın kötüye kullanılmasıdır
Boşanıp yeniden evlenen eşlerden koca dava açtı. Tanık beyanlarından kocanın başka bir kadınla evlilik dışı ilişkisi olduğu, kadının da eşine söylediği sözler nedeniyle az da olsa kusurlu olduğu anlaşılmıştı. Yerel mahkeme davayı reddetti; Özel Daire bozdu, mahkeme direndi. Hukuk Genel Kurulu direnme kararını oyçokluğuyla bozdu.
“Her ne kadar TMK. 166/II gereğince davalı eşin, daha az kusurlu olması nedeniyle açılan davaya itiraz hakkı bulunsa da tanık beyanlarından davalının da boşanmayı istediği, ancak davacı eşten daha fazla imkan sağlamak amacıyla itirazda bulunduğu anlaşıldığından, itiraz hakkını kötüye kullandığı ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yararın kalmadığı anlaşılmaktadır.”
Ne anlama geliyor? Kurula göre koca ağır kusurlu olsa da 166/2'deki koşullar oluştuğundan boşanmaya karar verilmelidir. İtirazın gerçek amacı tanık beyanları ve dosya içeriğiyle ortaya konulabilir.
Korunmaya değer yarar kalmamışsa itiraz boşanmayı engellemez
Koca boşanma davası açtı; kadın itiraz etti ve mahkeme davayı reddetti. Kocanın eşine fiziksel şiddet uyguladığı, sürekli hakaret ettiği ve güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu, kadının da eşine sürekli hakaret ettiği anlaşılmıştı. Yargıtay ret kararını bozdu.
“Evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmadığı anlaşılmaktadır. Davacı, dava açmakta haklı olup, davalının itirazı hakkın kötüye kullanılması niteliğindedir.”
Ne anlama geliyor? Davalının da kusurlu olduğu ve evliliğin devamında yarar kalmadığı dosyalarda 166/2'deki itiraz boşanmayı engellemez; kusursuz eşin itirazı ise kural olarak korunur.
Anlaşmalı boşanmadaki bir yıllık süre Anayasa'ya uygundur
Ankara 18. Aile Mahkemesi, anlaşmalı boşanma için evliliğin en az bir yıl sürmesini arayan 166/3'teki "bir yıl" ibaresinin iptalini istedi. Anayasa Mahkemesi itirazı oyçokluğuyla reddetti; karar 28.11.2024 tarihli Resmî Gazete'de yayımlandı.
“Başka bir deyişle tarafların anlaşma iradelerine dayanılarak boşanma kararı verilebilmesi için evliliğin üzerinden bir yıllık sürenin geçmesinin öngörülmesi suretiyle kişilerin evliliğin kurulmasından kısa bir süre sonra ani kararlarla evlilik birlikteliğini sonlandırmalarının önüne geçilerek ailenin korunması amaçlanmaktadır.”
Ne anlama geliyor? Bir yıl dolmadan anlaşmalı boşanma kararı verilemez; bu sürede eşler ancak diğer boşanma sebeplerine dayanarak dava açabilir.
Anlaşmalı boşanmada ikrarın hâkimi bağlaması Anayasa'ya uygundur
Kırkağaç Asliye (Aile) Hukuk Mahkemesi, anlaşmalı boşanmada tarafların ikrarlarının hâkimi bağlamayacağı hükmünün uygulanmayacağını öngören 166/3'ün son cümlesinin iptalini istedi. Anayasa Mahkemesi itirazı oybirliğiyle reddetti.
“Bir başka deyişle tarafların irade ilkesine göre boşanma yönündeki iradelerini belirli koşulların gerçekleşmiş olması durumunda evlilik birliğinin sarsılması ilkesi ile desteklemiş, evlilik en az bir yıl sürmüş ise eşlerin birlikte başvurmaları ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi, evlilik birliğinin temelinden sarsıldığının karinesi kabul edilmiştir.”
Ne anlama geliyor? Boşanma davalarında kural olarak ikrar hâkimi bağlamaz; 166/3 bu kurala anlaşmalı boşanma için bilinçli bir istisna getirmiştir.
Karar kesinleşinceye kadar anlaşmadan dönülebilir
Kadın anlaşmalı boşanma istemiyle başvurdu; iki eşin imzaladığı protokol sunuldu, eşler duruşmada protokole göre boşanmak istediklerini beyan edip imzaladı ve mahkeme 166/3 uyarınca boşanmaya karar verdi. Koca hükmü temyiz ederek protokol şartları konusunda anlaşamadıklarını, anlaşmanın irade fesadı altında yapıldığını ve davadan feragat ettiğini bildirdi. Özel Daire bozdu, mahkeme direndi. Hukuk Genel Kurulu direnme kararını oyçokluğuyla bozdu.
“Anlaşmanın diğer tarafı olan eşin hüküm kesinleşinceye kadar anlaşma iradesinden dönmesini engelleyici yasal bir hüküm bulunmadığından, taraflara iddia ve savunmalarını bildirmesi ve delillerini sunması için imkân verilerek davaya "çekişmeli boşanma" (TMK m. 166/1-2) olarak davaya devam edilmesi gerekir.”
Ne anlama geliyor? Kurula göre feragat hakkı olan davacıya anlaşmayı bozma imkânı tanınırken davalının anlaşmayla sonuna kadar bağlı tutulması silahların eşitliği ilkesine aykırıdır. Karar verildikten sonra ancak irade fesadı iddiasıyla bozma istenebileceği görüşü çoğunlukça benimsenmemiştir.
İradeden dönülünce dava çekişmeli olarak görülür
Eşler ilk derece mahkemesince 166/3 uyarınca boşanmıştı. Koca kararı temyiz etti. Yargıtay kararı bozdu.
“Anlaşmalı boşanma yönünde oluşan karar kesinleşinceye kadar eşlerin bu yöndeki, diğer bir ifadeyle gerek boşanmanın mali sonuçları, gerekse çocukların durumu hususunda kabul edilen düzenlemeleri kapsayan irade beyanından dönmesini engelleyici yasal bir hüküm bulunmamaktadır. Bu halde anlaşmalı boşanma davasının "Çekişmeli boşanma (TMK md. 166/1-2)" olarak görülmesi gerekir.”
Ne anlama geliyor? Yargıtay'a göre mahkeme taraflara iddia ve savunmalarını bildirme ve delillerini sunma imkânı vererek davayı çekişmeli olarak yürütmelidir. Bu ilke Hukuk Genel Kurulunca da benimsenmiştir (Yargıtay HGK, 2017/1941 E., 2019/475 K., 18.04.2019).
Mali sonuçlar ve çocukların durumu açıkça düzenlenmelidir
Kadın anlaşmalı boşanma istemiyle başvurdu. Yalnız kendisinin imzaladığı protokolde kendisi ve çocuk için nafaka istemiş, duruşmada ise kendisi için nafaka ve tazminat istemediğini söylemiş, çocuk için nafaka isterken miktar belirtmemişti; kocanın mali sonuçlara ilişkin beyanı alınmamış, kişisel ilişki düzenlenmemişti. Mahkeme 166/3 uyarınca boşanmaya karar verdi. Kadın hükmü temyiz etti; Özel Daire bunu anlaşmadan dönme sayarak bozdu, mahkeme direndi. Hukuk Genel Kurulu direnme kararını oyçokluğuyla, değişik gerekçeyle bozdu.
“tarafların TMK'nın 166/3. maddesinde anlaşmanın zorunlu öğesi olarak gösterilen "boşanmanın mali sonuçları" ile "velayete tabi çocukların durumu" konularında duraksama yaratmayacak şekilde beyanlarının alınmadığı, bu konuda gerekli özenin gösterilmediği anlaşılmaktadır.”
Ne anlama geliyor? Kurula göre düzenleme uygun bulunmazsa hâkim gerekli değişikliği taraflara önermeli; öneri kabul edilmez ve yeni bir anlaşma da sağlanamazsa dava 166/1 uyarınca çekişmeli olarak sürdürülmelidir.
Anlaşmalı boşanmadan sonra boşanma sebebiyle tazminat istenemez
Eşler 2002'de verilen ve 2003'te kesinleşen kararla anlaşmalı olarak boşanmıştı. Kadın 2012'de açtığı davada evlilik süresince fiziksel şiddete uğradığını ve önceki davada baskıyla nafaka talebinden vazgeçtiğini ileri sürerek yoksulluk nafakası ile maddi ve manevi tazminat istedi. Yerel mahkeme tazminat taleplerini kısmen kabul etti; Özel Daire bozdu, mahkeme direndi. Hukuk Genel Kurulu direnme kararını oybirliğiyle bozdu.
“Böyle bir durumda tarafların boşanmanın mali sonuçlarına ilişkin aralarındaki ihtilafı nihai olarak çözdükleri ve ilişkilerini tasfiye ettikleri kabul edilir. Bu itibarla anlaşmalı boşanmadan sonra artık boşanma sebebiyle (TMK md. 174/1,2) maddi ve manevi tazminat istenemez.”
Ne anlama geliyor? Kurula göre anlaşmalı boşanmada eşler birbirine kusur izafe etmediğinden sonradan açılan davada yeniden kusur araştırması da yapılamaz.
Onaylanan protokol mahkeme içi ikrardır
Eşler anlaşmalı olarak boşanmıştı; mal rejimine ilişkin maddeler içeren protokol davacının dava dilekçesine eklenmiş, ancak protokol maddelerinin tamamı hüküm fıkrasında ayrıca yazılmamıştı. Davacı sonradan evlilik içinde alınan taşınmaza katkısı nedeniyle alacak davası açtı. Yerel mahkeme davayı reddetti; Özel Daire protokolün onaylanmadığı gerekçesiyle bozdu, mahkeme direndi. Hukuk Genel Kurulu direnme kararını oyçokluğuyla onadı.
“kural olarak, anlaşmalı boşanma davasında taraflar arasında akdedilmiş olan boşanma protokolünde yer alan mal rejimi hukukundan kaynaklanan anlaşma maddelerinin mahkeme kararında yer alması veya protokolün mahkemece onaylanması gerekir.”
Ne anlama geliyor? Kurula göre mal rejiminden doğan talepler boşanmanın fer'îlerinden değildir ve ayrıca dava edilebilir; ancak bu dosyada protokol, boşanma davasındaki beyanlar ve hüküm birlikte mahkeme içi ikrar niteliğindedir ve protokole rağmen tamamen aksini ileri sürmek dürüstlük kuralına aykırıdır.
"Tarafların mal talepleri yoktur" mal rejimini kapsar
Eşler anlaşmalı olarak boşanmış, protokolde "tarafların mal talepleri yoktur" ifadesi yer almış ve protokol mahkemece onaylanmıştı. Eşlerden biri sonradan diğeri adına tescilli konuta katkısı nedeniyle mal rejiminden kaynaklanan alacak istedi. Yerel mahkeme davayı reddetti; Yargıtay 8. Hukuk Dairesi önce onadı, karar düzeltme aşamasında bozdu, mahkeme direndi. Hukuk Genel Kurulu direnme kararını oyçokluğuyla onadı.
“protokoldeki ifadenin mal rejiminden kaynaklanan alacağı da kapsadığının anlaşılmasına göre, yerel mahkemenin aynı hususları gözeterek yazılı şekilde karar vermesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, direnme kararının onanması gerekir.”
Ne anlama geliyor? Protokoldeki ifadenin kapsamı somut metne göre yorumlanır; bu kararda "mal" ibaresi dar yorumlanmamıştır. Buna karşılık Kurul, "birbirlerinden başkaca maddi ve manevi tazminat talepleri bulunmamaktadır" ifadesinin mal rejimi alacağını kapsamadığını kabul etmiştir (Yargıtay HGK, 2019/335 E., 2022/850 K., 07.06.2022).
Protokoldeki genel feragat ziynetleri kapsamaz
Anlaşmalı boşanma protokolünde tarafların birbirlerinden tazminat ve benzeri herhangi bir taleplerinin olmadığı yazılmış, protokol boşanma kararının hüküm kısmına aynen alınmış ve çocuğun velayeti babaya verilmişti. Kadın sonradan çocuğun doğumunda hediye edildiğini ileri sürdüğü ziynetleri istedi; koca ziynetlerin çocuğa takıldığını savundu. Yerel mahkeme protokol nedeniyle davayı reddetti; Özel Daire bozdu, mahkeme direndi. Hukuk Genel Kurulu direnme kararını oybirliğiyle bozdu.
“Az yukarda belirtildiği üzere boşanan eşlerin kişisel eşya ve ziynetlere ilişkin talepleri anlaşmalı boşanmanın mali sonuçları arasında yer almamakta olup, anlaşmalı boşanma protokolünün söz konusu maddeleri içermesi gerekmez.”
Ne anlama geliyor? Ziynet ve kişisel eşya talepleri protokolde açıkça düzenlenmemişse ayrı dava ile istenebilir; genel feragat ifadeleri bunları kapsamaz.
Üç yıllık fiili ayrılık süresi iptal edildi
Ankara 18. Aile Mahkemesi, reddedilen davanın kesinleşmesinden itibaren üç yıl geçmesini arayan 166/4'ün iptalini istedi. Anayasa Mahkemesi fıkrayı oyçokluğuyla iptal etti ve iptalin kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine oybirliğiyle karar verdi; karar 19.04.2024'te yayımlandı.
“Başka bir ifadeyle kural, ortak hayatın yeniden kurulamadığı hâllerde evlilik birliğini uzun bir süre boyunca sona erdiremeyen ilgililere katlanamayacakları bir külfet yüklemektedir.”
Ne anlama geliyor? Mahkeme, önceki davanın reddedilip kesinleşmesi için geçen süreyi de hesaba katarak süreci bir bütün olarak değerlendirmiştir. İptal yürürlüğe girmeden 7532 sayılı Kanunla süre bir yıla indirilmiştir.
Bir yıllık fiili ayrılık süresi Anayasa'ya uygundur
Ankara 18. Aile Mahkemesi, 7532 sayılı Kanunla getirilen "bir yıl" ibaresinin de iptalini istedi. Anayasa Mahkemesi itirazı dört üyenin karşıoyuyla, oyçokluğuyla reddetti; karar 17.04.2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlandı.
“Kuralda öngörülen bir yıllık sürenin söz konusu sürecin tamamlanması için geçmesi gereken süreyi makul bir seviyeye indirmediği söylenemez.”
Ne anlama geliyor? Mahkeme, 7532 sayılı Kanun'un gerekçesinde iptal kararının doğuracağı boşluğun doldurulmasının amaçlandığını aktarmıştır. Bugün 166/4 uygulanırken bir yıllık süre esas alınır.
Ortak hayat için ortak masa, konut ve yatak birliği gerekir
Önceki boşanma davası reddedilip kesinleştikten sonra koca fiili ayrılık nedeniyle dava açtı. Kadın ortak hayatın yeniden kurulduğunu ispat için üniversitede okuyan ortak çocuğu tanık gösterdi; çocuk yazları eve geldiğinde anne ve babasını aynı odada gördüğünü söyledi, ancak aynı gün babasına yazdığı mesajda "ikinizi de üzmemek için" ortada kaldığını belirtti. İlk derece mahkemesi davayı reddetti; Özel Daire bozdu, mahkeme direndi. Hukuk Genel Kurulu direnme kararını oybirliğiyle bozdu.
“Yargıtaya göre eşler arasında bir araya gelme hâlinde ortak masa, konut ve bunlarla birlikte özellikle yatak birliği gerçekleşmişse ortak hayat yeniden kurulmuş sayılmaktadır.”
Ne anlama geliyor? Kurula göre eşlerin çocuklar için, bir konuyu görüşmek için veya zorunluluktan bir araya gelmesi ortak hayatın yeniden kurulduğu anlamına gelmez; evliliği kurtarmaya yönelik tanık beyanlarına dayanılarak hüküm kurulamaz.
Fiili ayrılıkta ispat yükü davacıdadır
Koca, önceki boşanma davasının reddinin kesinleşmesinden sonra üç yıl geçtiğini ve bir araya gelmediklerini ileri sürerek fiili ayrılık davası açtı; ön incelemede bildireceği delili olmadığını söyledi. Kadın davaya cevap vermedi ve duruşmalara katılmadı. Yerel mahkeme bir araya gelinmediğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davayı reddetti; Özel Daire bozdu, mahkeme direndi. Hukuk Genel Kurulu direnme kararını oyçokluğuyla onadı.
“daha önceden açılan ve reddedilip kesinleşen davadan sonra eşlerin ortak hayatı kurmak amacıyla bir araya gelmediklerine dair vakıanın davacı tarafından ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen direnme kararının onanması gerekmiştir.”
Ne anlama geliyor? Kurulda ispat yükünün davalıda olduğu ve önceki davanın ayrı yaşamaya karine oluşturduğu görüşü ileri sürülmüş, çoğunlukça benimsenmemiştir. Davacı ayrı yaşamayı tanık anlatımı, zabıta araştırması, nafaka, icra ve ceza dosyaları gibi delillerle kanıtlamalıdır.
Önceki davada kesinleşen kusur aynı dönem için bağlayıcıdır
Kadının açtığı ilk boşanma davası, erkeğin kusurlu bir davranışı bulunmadığı gerekçesiyle reddedilip kesinleşmişti. Erkeğin fiili ayrılık nedeniyle açtığı davada mahkeme, önceki davadaki kusur belirlemesini bir kenara bırakarak aynı döneme ilişkin yeniden kusur belirlemesi yaptı ve kadın yararına tazminat ve nafakaya hükmetti; eşler ret kararından sonra bir araya gelmemişti. Özel Daire bozdu, mahkeme kısmen direndi. Hukuk Genel Kurulu direnme kararını oybirliğiyle bozdu.
“TMK'nın 166/4. maddesine göre görülmekte olan eldeki davada hâkimin, ret ile sonuçlanan boşanma davasında belirlenen kusur belirlemesi ile bağlı olduğu, başka bir ifadeyle hâkimin "aynı döneme ilişkin" yeniden bir kusur belirlemesi yaparak nafaka ve tazminatlara ilişkin karar veremeyeceği açıktır.”
Ne anlama geliyor? Fiili ayrılık davasında kusur boşanma için aranmaz, ancak tazminat ve nafaka için önemlidir. Kurul, fiili ayrılık döneminde gerçekleşen yeni bir vakıanın ileri sürülmediğini de vurgulamıştır; böyle bir vakıa kusur belirlemesinde ayrıca değerlendirilebilir.
Fiili ayrılık davasından feragat edilirse aynı davaya dayanılamaz
Kocanın evlilik birliğinin sarsılmasına dayalı ilk davası reddedilip 2010'da kesinleşmişti. Koca üç yıl geçtikten sonra bu davaya dayanarak fiili ayrılık davası açmış, sonra bu davadan feragat etmişti. Yeniden açtığı davada bölge adliye mahkemesi fiili ayrılık nedeniyle boşanmaya karar verdi. Yargıtay kararı bozdu.
“Bu feragat nedeniyle davacı erkek, ilk açtığı reddedilen davaya dayanarak, 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca dava açma hakkından vazgeçmiştir. Artık ilk açtığı reddedilen davaya dayanarak, 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca boşanma isteminde bulunamaz.”
Ne anlama geliyor? Yargıtay'a göre feragatle sonuçlanan davaya dayanılacaksa fiili ayrılık süresi feragat tarihinden itibaren hesaplanır. Daire bu uyuşmazlıkta "değişiklik öncesi düzenlemeye göre" üç yıllık süreyi esas almıştır.
İlk davayı açıp fiili ayrılığa zemin hazırlayan eş kusurludur
Kadının evlilik birliğinin sarsılmasına dayalı ilk davası, eşlerin dava açıldıktan sonra birlikte yaşadıkları ve önceki olayların affedildiği gerekçesiyle reddedilip kesinleşmişti. Kadının fiili ayrılık nedeniyle açtığı davada, fiili ayrılık döneminde kadının sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığı, erkeğin ise sadakatsizlik boyutuna varmayan güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu anlaşılmıştı. Mahkeme tarafları eşit kusurlu sayarak kadın yararına yoksulluk nafakasına hükmetti. Yargıtay kararı bozdu.
“İlk davayı açarak fiili ayrılığa zemin hazırlayan davacı kadın bu sebeple kusurlu olduğu gibi, davanın reddi nedeniyle, davalı erkeğe bir kusur yüklenemeyecektir.”
Ne anlama geliyor? Yargıtay kadını ağır kusurlu saymış, yoksulluk nafakasını bozmuş ve erkek yararına maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini belirtmiştir. Fiili ayrılık davasında kusur boşanma için aranmasa da nafaka ve tazminat için ayrıntılı olarak belirlenir.
Madde gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 134 üncü maddesini karşılamaktadır. Madde yürürlükteki Kanunun 134 üncü maddesinden 3444 sayılı Kanunla yapılmış olan değişikliklerle birlikte aynen alınmış, herhangi bir değişiklik yapılmamıştır.
Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), s. 73Adalet Komisyonu maddeyi yeniden yazmış, ancak Komisyon metni Tasarı metniyle aynıdır; yalnız dördüncü fıkradaki "her hangi" ibaresi "herhangi" olarak bitişik yazılmıştır (S. Sayısı 723, s. 400-401). Böylece 1988'de 3444 sayılı Kanunla 743 sayılı Kanun'a giren düzenleme, 2002'de 4721 sayılı Kanun'a olduğu gibi aktarılmıştır. Dördüncü fıkradaki üç yıllık süre 2024'te bir yıla indirilmiştir; ayrıntısı aşağıdaki değişiklik geçmişindedir.
743 sayılı eski Medeni Kanun'daki karşılığı
Evlilik birliği, müşterek hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Yukarıdaki fıkrada belirtilen hallerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir. Evlilik en az bir yıl sürmüşse, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu halde boşanma kararı verilebilmesi için, hakimin bizzat tarafları dinleyerek iradelerin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hakim, tarafların ve çocukların menfaatlerini nazara alarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü halinde boşanmaya hükmolunur. Bu halde 150 nci maddenin (3) numaralı bendi hükmü uygulanmaz. Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç yıl geçmesi halinde, her ne sebeple olursa olsun müşterek hayat yeniden kurulamamışsa eşlerden birinin talebi üzerine boşanmaya karar verilir.
743 sayılı Kanun, mevzuat.gov.tr743 sayılı Kanun'un 1926 tarihli ilk metninde bu madde "İmtizaçsızlık" başlığını taşıyordu ve şöyleydi: "Aralarında müşterek hayatın çekilmez bir hale gelmesini mucip olacak derecede şiddetli bir geçimsizlik başgösterdiği takdirde karı kocadan her biri, boşanma davasında bulunabilir. Eğer geçimsizlik, iki taraftan birine daha ziyade kabili isnat ise boşanma davasını ikame hakkı ancak diğer tarafa aittir." Uygulamada hâlâ duyulan "şiddetli geçimsizlik" deyimi bu ilk metne dayanır. 1988 değişikliği daha ağır kusurlu eşin dava açma yasağını kaldırmış, onun yerine davalıya itiraz hakkı tanımış, anlaşmalı boşanmayı ve fiili ayrılığı eklemiştir. Eski metindeki "150 nci maddenin (3) numaralı bendi", tarafların ikrarlarının hâkimi bağlamayacağına ilişkin kuraldı; 4721 sayılı Kanun bu atfı açık bir cümleye dönüştürmüştür.
| 743 m. 134 (1926 ilk metin) | 743 m. 134 (1988, 3444 s. K.) | 4721 m. 166 (bugün) | |
|---|---|---|---|
| Genel sebep | Şiddetli geçimsizlik | Evlilik birliğinin temelinden sarsılması | Aynı |
| Daha ağır kusurlu eş | Dava açamaz | Dava açabilir, davalı itiraz edebilir | Aynı |
| Anlaşmalı boşanma | Yok | En az bir yıllık evlilik, birlikte başvuru veya kabul | Aynı |
| İkrar | Hâkimi bağlamaz | Anlaşmalı boşanmada bağlar (m. 150/3 uygulanmaz) | Anlaşmalı boşanmada bağlar |
| Fiili ayrılık | Yok | Ret kararının kesinleşmesinden itibaren üç yıl | Bir yıl (27.11.2024'ten beri) |
Değişiklik geçmişi
| Tarih | Gelişme | Dayanak |
|---|---|---|
| 01.01.2002 | Madde yürürlüğe girdi | 4721 s. K. |
| 05.11.2008 | Üçüncü fıkranın ikrara ilişkin son cümlesine yönelik itiraz reddedildi | AYM, E. 2005/26, K. 2008/105, 15.05.2008 (RG 05.11.2008, sayı 27045) |
| 19.04.2024 | Dördüncü fıkra (üç yıl) iptal edildi; iptal, kararın yayımından dokuz ay sonra yürürlüğe girecekti | AYM, E. 2023/116, K. 2024/56, 22.02.2024 (RG 19.04.2024, sayı 32522) |
| 27.11.2024 | Dördüncü fıkra yeniden düzenlendi; üç yıllık süre bir yıla indirildi | 7532 s. K. m. 13 ve m. 20 (RG 27.11.2024, sayı 32735) |
| 28.11.2024 | Üçüncü fıkradaki "bir yıl" ibaresine yönelik itiraz reddedildi | AYM, E. 2023/109, K. 2024/113, 30.05.2024 (RG 28.11.2024, sayı 32736) |
| 17.04.2026 | Dördüncü fıkradaki yeni "bir yıl" ibaresine yönelik itiraz reddedildi | AYM, E. 2025/203, K. 2026/39, 12.02.2026 (RG 17.04.2026, sayı 33227) |
7532 sayılı Noterlik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun 14.11.2024'te kabul edilmiş, 27.11.2024 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanmış ve 20. maddesi gereğince yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir; Kanun'da 166. maddeye ilişkin bir geçiş hükmü yoktur. Anayasa Mahkemesinin 2026 tarihli kararında aktardığına göre değişikliğin gerekçesi, üç yıllık sürenin iptal edilmesiyle doğacak hukuki boşluğu doldurmaktır (AYM, E. 2025/203, K. 2026/39, 12.02.2026). mevzuat.gov.tr'deki güncel metinde dördüncü fıkranın başında "(Değişik dördüncü fıkra:14/11/2024-7532/13 md.)" notu yer almaktadır.
İlgili maddeler
- TMK m. 161: Zina.
- TMK m. 162: Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış.
- TMK m. 163: Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme.
- TMK m. 164: Terk.
- TMK m. 165: Akıl hastalığı.
- TMK m. 167: Boşanma veya ayrılık istemi.
- TMK m. 169: Dava süresince geçici önlemler.
- TMK m. 174: Maddi ve manevi tazminat.
- TMK m. 175: Yoksulluk nafakası.
- TMK m. 182: Çocuğun velayeti ve kişisel ilişki.
- TMK m. 184: Boşanmada yargılama usulü; ikrar ve delillerin serbestçe takdiri.
- TMK m. 185: Evliliğin genel hükümleri; sadakat ve yardım yükümlülüğü.
- TMK m. 186: Konutun seçimi ve birliğin giderlerine katılma.
- TMK m. 197: Birlikte yaşamaya ara verilmesi.
- TMK m. 236: Artık değere katılma ve payın azaltılması.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 119, 141, 176-182 ve 189: Dava dilekçesi, iddianın genişletilmesi yasağı, ıslah ve hukuka aykırı delil.
Evlilik birliğinin sarsılması nedeniyle boşanma, anlaşmalı boşanma protokolünün hazırlanması, fiili ayrılık davası ya da aile hukukundan doğan diğer konularda dosyanızı değerlendirmek isterseniz boşanma avukatı İstanbul sayfasındaki iletişim bilgilerinden bana ulaşabilirsiniz.
Sık sorulan sorular
TMK 166 ne diyor?
TMK m. 166 dört fıkradan oluşur. Birinci fıkraya göre evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmışsa eşlerden her biri boşanma davası açabilir. İkinci fıkra davacının kusuru daha ağırsa davalıya itiraz hakkı tanır; üçüncü fıkra en az bir yıl süren evlilikte anlaşmalı boşanmayı, dördüncü fıkra reddedilen bir davanın kesinleşmesinden sonra bir yıl ortak hayat kurulamamışsa fiili ayrılık nedeniyle boşanmayı düzenler. Dördüncü fıkra 27.11.2024'te 7532 sayılı Kanunla değiştirilmiştir.
"Şiddetli geçimsizlik" nedeniyle boşanmanın şartları nelerdir?
Kanundaki adı evlilik birliğinin temelinden sarsılmasıdır; "şiddetli geçimsizlik" 743 sayılı eski Kanun'dan kalan bir deyimdir. Yargıtay'a göre bu adla ayrı bir dava türü yoktur ve hâkim dilekçede anlatılan olaylara göre hukuki nitelendirmeyi kendisi yapar (Yargıtay 2. HD, 2025/5122 E., 2025/11194 K., 15.12.2025). Boşanma için evlilik birliğinin ortak hayatı sürdürmeyi beklenemez kılacak derecede sarsıldığı ve davalının az da olsa kusurlu olduğu ispatlanmalıdır (Yargıtay HGK, 2017/2065 E., 2020/46 K., 23.01.2020).
Daha fazla kusurlu olan eş boşanma davası açabilir mi?
Açabilir; Hukuk Genel Kurulu'na göre daha fazla kusurlu tarafın da dava hakkı vardır, ancak boşanma kararı için davalının az da olsa kusuru belirlenmelidir (Yargıtay HGK, 2017/2065 E., 2020/46 K., 23.01.2020). Davalı daha az kusurluysa davaya itiraz edebilir; itiraz hakkın kötüye kullanılması niteliğindeyse ve evliliğin devamında davalı ve çocuklar için korunmaya değer bir yarar kalmamışsa yine boşanmaya karar verilebilir (TMK m. 166/2). Tamamen kusurlu eşin kusursuz eşe karşı açtığı dava ise reddedilir (Yargıtay 2. HD, 2010/16568 E., 2011/16857 K., 24.10.2011).
Eşim boşanmak istemiyor; yine de boşanabilir miyim?
Evet. Anlaşmalı boşanma için eşinizin rızası gerekir, ancak 166/1'e dayanan çekişmeli boşanma için gerekmez; bu davada eşinizin kusurlu davranışlarını somut olaylar ve delillerle ispatlamanız gerekir. Kusurunuz eşinizden daha ağırsa eşiniz itiraz edebilir. Hukuk Genel Kurulu, boşanmayı aslında isteyen ancak daha fazla imkân elde etmek için itiraz eden eşin itiraz hakkını kötüye kullandığını kabul etmiştir (Yargıtay HGK, 2013/2-1043 E., 2013/1539 K., 06.11.2013).
Hangi davranışlar boşanmada kusur sayılır?
Kanun bir liste vermez; kusur her dosyada somut olaylara göre belirlenir. Yargıtay'ın kusur saydığı davranışlar arasında eşine tokat atmak (Yargıtay 2. HD, 2014/11559 E., 2014/22133 K., 10.11.2014), başka bir isimle açılan sosyal medya hesabından başka kadınlara parayla cinsel ilişki teklif etmek (Yargıtay 2. HD, 2016/1135 E., 2017/5962 K., 22.05.2017), eşinin çalışmasına izin vermemek (Yargıtay 2. HD, 2015/25699 E., 2017/4572 K., 18.04.2017) ve ailesinin evliliğe müdahalesine sessiz kalmak (Yargıtay 2. HD, 2013/6409 E., 2013/18712 K., 03.07.2013) vardır. Buna karşılık vajinismus gibi bir hastalık kusur olarak yüklenemez (Yargıtay 2. HD, 2015/22961 E., 2016/9519 K., 10.05.2016).
Boşanma davasında tanık beyanı yeterli mi?
Tanık olayları kendi görgüsüyle, yer ve zaman belirterek anlatmalıdır. Hukuk Genel Kurulu, eşlerin geçimsizliği hakkında bilgisi olmadığını söyleyen veya eşlerle yıllardır görüşmeyen tanıkların soyut beyanlarına dayanılarak verilen boşanma kararını bozmuştur (Yargıtay HGK, 2018/248 E., 2021/1427 K., 16.11.2021). Kurula göre duyuma dayalı tanık beyanlarıyla da davalıya kusur yüklenemez (Yargıtay HGK, 2017/2065 E., 2020/46 K., 23.01.2020).
Eşimin telefonundaki mesajları veya gizli ses kaydını delil olarak kullanabilir miyim?
Hukuka aykırı elde edilen delil hükme esas alınmaz (HMK m. 189/2). Yargıtay, eşin bilgisi ve rızası dışında eve yerleştirilen ses kayıt cihazıyla alınan kayıtları ve bu kayıtları dinleyen tanığın aktarımlarını hükme esas almamış (Yargıtay 2. HD, 2024/658 E., 2024/8815 K., 19.11.2024), telefona casus yazılım yüklenerek elde edilen verileri de hukuka aykırı delil saymıştır (Yargıtay 2. HD, 2016/3808 E., 2017/10105 K., 27.09.2017). Hukuk Genel Kurulu, sırf davada kullanmak için kurgulanan bir kaydın hiçbir şekilde delil olamayacağını belirtmiştir (Yargıtay HGK, 2011/2-703 E., 2012/70 K., 15.02.2012). Size gönderilmiş veya hukuka uygun yoldan elde ettiğiniz mesajları delil listesinde açıkça gösterin.
Barıştıktan sonra eski olayları boşanma davasında ileri sürebilir miyim?
Affettiğiniz veya hoşgörüyle karşıladığınız olaylar kural olarak eşinize kusur olarak yüklenemez. Yargıtay, fiziksel şiddetten sonra barışıp bir araya gelen eşlerde bu olayın affedildiğini kabul etmiştir (Yargıtay 2. HD, 2016/3589 E., 2017/8688 K., 10.07.2017). Ancak Hukuk Genel Kurulu'na göre evliliği kurtarmak için yapılan barış girişimleri af sayılmaz; af için ortak hayatın yeniden kurulmuş olması gerekir (Yargıtay HGK, 2024/213 E., 2025/557 K., 24.09.2025). Barışmadan sonra yaşanan yeni olaylar ayrıca ileri sürülebilir.
Dava açtıktan sonra eşimle görüşmem davayı etkiler mi?
Etkileyebilir. Hukuk Genel Kurulu, dava açıldıktan sonra kendi isteğiyle yaklaşık üç ay eşiyle birlikte yaşayan davacının önceki olayları affettiğini ve bu olaylara dayanan tazminat taleplerinin reddi gerektiğini kabul etmiştir (Yargıtay HGK, 2017/2426 E., 2020/243 K., 04.03.2020). Buna karşılık Kurul, dava sırasında birlikte doğum günü yemeğine çıkmayı af saymamıştır (Yargıtay HGK, 2020/727 E., 2022/1620 K., 29.11.2022). Belirleyici olan, ortak hayatın gerçekten yeniden kurulup kurulmadığıdır.
Dava sırasında eşim başka biriyle ilişki yaşıyor; bu davayı etkiler mi?
Sadakat yükümlülüğü boşanma davası açılınca sona ermez, evlilik sürdükçe devam eder. Hukuk Genel Kurulu, dava açılmadan önce başlayıp dava sırasında süren ilişkiyi kusur belirlemesinde dikkate almıştır (Yargıtay HGK, 2011/12-403 E., 2011/509 K., 13.07.2011). Ancak Kurula göre dava tarihinden sonra gerçekleşen yeni bir olay kural olarak o davada hükme esas alınmaz (Yargıtay HGK, 2010/2-227 E., 2010/324 K., 16.06.2010) ve ıslahla da davaya eklenemez (Yargıtay HGK, 2020/362 E., 2022/1514 K., 15.11.2022). Böyle bir olay için yeni bir dava açılıp davaların birleştirilmesi istenebilir.
Anlaşmalı boşanmanın şartları nelerdir?
Evlilik en az bir yıl sürmüş olmalı; eşler birlikte başvurmalı ya da bir eş diğerinin davasını kabul etmelidir. Hâkim tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmeli ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hakkındaki düzenlemeyi uygun bulmalıdır (TMK m. 166/3). Hukuk Genel Kurulu'na göre tazminat, yoksulluk nafakası, velayet, kişisel ilişki ve iştirak nafakası hakkındaki beyanlar duraksamaya yer bırakmayacak şekilde alınmalıdır (Yargıtay HGK, 2017/2643 E., 2019/484 K., 18.04.2019).
Anlaşmalı boşanma için evliliğin kaç yıl sürmesi gerekir?
En az bir yıl. Anayasa Mahkemesi bu sürenin, evliliğin kurulmasından kısa süre sonra ani kararlarla birliğin sona erdirilmesini önleyerek aileyi korumayı amaçladığını belirterek itirazı reddetmiştir (AYM, E. 2023/109, K. 2024/113, 30.05.2024). Bir yıl dolmadan boşanmak isteyen eş, diğer boşanma sebeplerine dayanarak çekişmeli dava açabilir.
Anlaşmalı boşanmadan vazgeçilebilir mi?
Evet, karar kesinleşinceye kadar. Hukuk Genel Kurulu'na göre eşlerden birinin hüküm kesinleşinceye kadar anlaşma iradesinden dönmesini engelleyen bir kanun hükmü yoktur ve bu durumda dava çekişmeli boşanma olarak sürdürülür (Yargıtay HGK, 2017/1941 E., 2019/475 K., 18.04.2019). Davacı karar kesinleşmeden davasını geri alır ve davalı buna açıkça rıza gösterirse dava açılmamış sayılır; Hukuk Genel Kurulu bu işlemden sonradan irade bozukluğu iddiasıyla dönülemeyeceğini kabul etmiştir (Yargıtay HGK, 2025/464 E., 2025/809 K., 10.12.2025).
Protokolde "talebimiz yoktur" yazması mal paylaşımını engeller mi?
İfadeye bağlıdır. Hukuk Genel Kurulu "tarafların mal talepleri yoktur" ifadesini mal rejiminden doğan alacakları da kapsar saymış (Yargıtay HGK, 2013/8-185 E., 2013/1601 K., 27.11.2013), "birbirlerinden başkaca maddi ve manevi tazminat talepleri bulunmamaktadır" ifadesinin ise mal rejimi alacağını kapsamadığını kabul etmiştir (Yargıtay HGK, 2019/335 E., 2022/850 K., 07.06.2022). Kurul, "tazminat ve benzeri herhangi bir talepleri yoktur" maddesinin ziynet alacağına da engel olmadığını belirtmiştir (Yargıtay HGK, 2014/589 E., 2015/2784 K., 02.12.2015). Mal rejimini ve ziynetleri protokolde ayrı ve açık maddelerle yazın.
Anlaşmalı boşandıktan sonra tazminat isteyebilir miyim?
Boşanma sebebiyle maddi ve manevi tazminat isteyemezsiniz. Hukuk Genel Kurulu'na göre anlaşmalı boşanmada taraflar boşanmanın mali sonuçlarına ilişkin uyuşmazlığı nihai olarak çözmüş sayılır ve sonradan açılan davada yeniden kusur araştırması yapılamaz (Yargıtay HGK, 2017/3067 E., 2019/512 K., 02.05.2019). Protokolde düzenli aylık bir ödeme kararlaştırılmışsa ve aksine açık bir hüküm yoksa Yargıtay bu ödemeyi yoksulluk nafakası niteliğinde saymıştır (Yargıtay 2. HD, 2025/4089 E., 2025/7681 K., 23.09.2025).
Fiili ayrılık nedeniyle boşanma için ne kadar beklemek gerekir?
Reddedilen boşanma davasının kesinleşmesinden itibaren bir yıl. Süre 7532 sayılı Kanunla 27.11.2024'ten itibaren üç yıldan bir yıla indirilmiştir; Anayasa Mahkemesi üç yıllık süreyi iptal etmiş (AYM, E. 2023/116, K. 2024/56, 22.02.2024), bir yıllık süreyi ise Anayasa'ya uygun bulmuştur (AYM, E. 2025/203, K. 2026/39, 12.02.2026). Bu süre içinde ortak hayat her ne sebeple olursa olsun yeniden kurulamamış olmalıdır.
Ret kararım 27.11.2024'ten önce kesinleşti; bir yıl mı, üç yıl mı beklemeliyim?
7532 sayılı Kanun'da bu konuda bir geçiş hükmü yoktur. İncelediğim kararlarda bu soruyu ayrıca tartışan bir değerlendirmeye rastlamadım. Yargıtay, 05.12.2024'te karara bağladığı bir uyuşmazlıkta "değişiklik öncesi düzenlemeye göre" üç yıllık süreyi esas almıştır (Yargıtay 2. HD, 2024/1615 E., 2024/9586 K., 05.12.2024). Dava açmadan önce ret kararının kesinleşme tarihini ve dava tarihine kadar geçen süreyi birlikte değerlendirmek gerekir.
Fiili ayrılık davasında kusur ve tazminat nasıl belirlenir?
Fiili ayrılık nedeniyle boşanmada kusur boşanma için aranmaz, ancak tazminat ve nafaka için önemlidir. Hukuk Genel Kurulu'na göre reddedilen önceki davada kesinleşen kusur belirlemesi aynı dönem için bağlayıcıdır (Yargıtay HGK, 2020/96 E., 2022/1435 K., 02.11.2022). Fiili ayrılık döneminde gerçekleşen sadakatsizlik ise Yargıtay kararına göre kusur olarak yüklenebilir (Yargıtay 2. HD, 2025/7400 E., 2026/1654 K., 16.02.2026).
Ortak hayatın yeniden kurulduğu nasıl anlaşılır?
Hukuk Genel Kurulu'na göre ortak masa, konut ve özellikle yatak birliği gerçekleşmişse ortak hayat yeniden kurulmuş sayılır; çocuklar için, bir konuyu görüşmek için veya zorunluluktan bir araya gelmek yetmez (Yargıtay HGK, 2021/825 E., 2023/136 K., 01.03.2023). Kurula göre bir araya gelinmediğini ispat yükü davacıdadır (Yargıtay HGK, 2017/1286 E., 2019/142 K., 14.02.2019).
166'ya göre boşanmada mal paylaşımı nasıl yapılır?
Mal rejimi boşanma sebebinden bağımsız olarak genel hükümlere göre tasfiye edilir. Hâkimin artık değerdeki pay oranını hakkaniyete göre azaltabilmesi veya kaldırabilmesi yalnız zina ya da hayata kast nedeniyle boşanmada mümkündür (TMK m. 236/2); 166'ya dayanan boşanmada bu yol yoktur. Hukuk Genel Kurulu'na göre mal rejiminden doğan talepler boşanmanın fer'îlerinden değildir ve ayrıca dava edilebilir (Yargıtay HGK, 2010/2-96 E., 2010/106 K., 24.02.2010).
Kaynaklar ve Mevzuat
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 150, 152, 161-167, 169, 174, 175, 181, 182, 184-186, 197, 236
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 33, 119, 123, 141, 145, 176-182, 189
- 7532 sayılı Noterlik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun m. 13, 20 (RG 27.11.2024, sayı 32735)
- 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi m. 134 (mülga)
- Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), m. 166 gerekçesi s. 73, Komisyon metni s. 400-401
- Anayasa Mahkemesi, E. 2025/203, K. 2026/39, 12.02.2026
- Anayasa Mahkemesi, E. 2023/109, K. 2024/113, 30.05.2024
- Anayasa Mahkemesi, E. 2023/116, K. 2024/56, 22.02.2024
- Anayasa Mahkemesi, E. 2005/26, K. 2008/105, 15.05.2008
- Yargıtay HGK, 2025/464 E., 2025/809 K., 10.12.2025
- Yargıtay HGK, 2024/213 E., 2025/557 K., 24.09.2025
- Yargıtay HGK, 2024/129 E., 2025/499 K., 10.09.2025
- Yargıtay HGK, 2024/7 E., 2025/498 K., 10.09.2025
- Yargıtay HGK, 2022/771 E., 2023/1039 K., 01.11.2023
- Yargıtay HGK, 2021/825 E., 2023/136 K., 01.03.2023
- Yargıtay HGK, 2020/727 E., 2022/1620 K., 29.11.2022
- Yargıtay HGK, 2020/362 E., 2022/1514 K., 15.11.2022
- Yargıtay HGK, 2020/96 E., 2022/1435 K., 02.11.2022
- Yargıtay HGK, 2019/335 E., 2022/850 K., 07.06.2022
- Yargıtay HGK, 2018/248 E., 2021/1427 K., 16.11.2021
- Yargıtay HGK, 2017/2426 E., 2020/243 K., 04.03.2020
- Yargıtay HGK, 2017/2065 E., 2020/46 K., 23.01.2020
- Yargıtay HGK, 2017/3067 E., 2019/512 K., 02.05.2019
- Yargıtay HGK, 2017/1941 E., 2019/475 K., 18.04.2019
- Yargıtay HGK, 2017/2643 E., 2019/484 K., 18.04.2019
- Yargıtay HGK, 2017/1286 E., 2019/142 K., 14.02.2019
- Yargıtay HGK, 2014/594 E., 2015/2795 K., 04.12.2015
- Yargıtay HGK, 2014/589 E., 2015/2784 K., 02.12.2015
- Yargıtay HGK, 2013/1542 E., 2015/1110 K., 27.03.2015
- Yargıtay HGK, 2013/8-185 E., 2013/1601 K., 27.11.2013
- Yargıtay HGK, 2013/2-1043 E., 2013/1539 K., 06.11.2013
- Yargıtay HGK, 2011/2-703 E., 2012/70 K., 15.02.2012
- Yargıtay HGK, 2011/12-403 E., 2011/509 K., 13.07.2011
- Yargıtay HGK, 2010/2-227 E., 2010/324 K., 16.06.2010
- Yargıtay HGK, 2010/2-96 E., 2010/106 K., 24.02.2010
- Yargıtay HGK, 2008/2-420 E., 2008/424 K., 04.06.2008
- Yargıtay HGK, 2006/2-488 E., 2006/480 K., 28.06.2006
- Yargıtay 2. HD, 2025/7420 E., 2026/5358 K., 11.05.2026
- Yargıtay 2. HD, 2025/9422 E., 2026/5095 K., 05.05.2026
- Yargıtay 2. HD, 2025/8182 E., 2026/4004 K., 13.04.2026
- Yargıtay 2. HD, 2025/9225 E., 2026/2483 K., 04.03.2026
- Yargıtay 2. HD, 2025/9746 E., 2026/1856 K., 18.02.2026
- Yargıtay 2. HD, 2025/7400 E., 2026/1654 K., 16.02.2026
- Yargıtay 2. HD, 2025/5122 E., 2025/11194 K., 15.12.2025
- Yargıtay 2. HD, 2025/4089 E., 2025/7681 K., 23.09.2025
- Yargıtay 2. HD, 2025/5202 E., 2025/7097 K., 10.09.2025
- Yargıtay 2. HD, 2024/4091 E., 2025/2705 K., 13.03.2025
- Yargıtay 2. HD, 2024/1615 E., 2024/9586 K., 05.12.2024
- Yargıtay 2. HD, 2024/658 E., 2024/8815 K., 19.11.2024
- Yargıtay 2. HD, 2017/4668 E., 2017/12455 K., 09.11.2017
- Yargıtay 2. HD, 2016/3808 E., 2017/10105 K., 27.09.2017
- Yargıtay 2. HD, 2016/10664 E., 2017/9287 K., 12.09.2017
- Yargıtay 2. HD, 2016/3589 E., 2017/8688 K., 10.07.2017
- Yargıtay 2. HD, 2016/1135 E., 2017/5962 K., 22.05.2017
- Yargıtay 2. HD, 2016/769 E., 2017/5806 K., 11.05.2017
- Yargıtay 2. HD, 2015/25699 E., 2017/4572 K., 18.04.2017
- Yargıtay 2. HD, 2015/26733 E., 2017/4413 K., 17.04.2017
- Yargıtay 2. HD, 2015/25979 E., 2017/4218 K., 13.04.2017
- Yargıtay 2. HD, 2015/19512 E., 2016/11915 K., 28.06.2016
- Yargıtay 2. HD, 2015/18573 E., 2016/10789 K., 01.06.2016
- Yargıtay 2. HD, 2015/22961 E., 2016/9519 K., 10.05.2016
- Yargıtay 2. HD, 2015/12257 E., 2016/4800 K., 10.03.2016
- Yargıtay 2. HD, 2014/11559 E., 2014/22133 K., 10.11.2014
- Yargıtay 2. HD, 2013/6409 E., 2013/18712 K., 03.07.2013
- Yargıtay 2. HD, 2012/5263 E., 2012/23992 K., 08.10.2012
- Yargıtay 2. HD, 2011/21409 E., 2012/17972 K., 28.06.2012
- Yargıtay 2. HD, 2011/21940 E., 2012/17000 K., 20.06.2012
- Yargıtay 2. HD, 2011/21815 E., 2012/16802 K., 19.06.2012
- Yargıtay 2. HD, 2011/9901 E., 2012/7679 K., 29.03.2012
- Yargıtay 2. HD, 2011/23097 E., 2012/961 K., 23.01.2012
- Yargıtay 2. HD, 2010/16568 E., 2011/16857 K., 24.10.2011
- Yargıtay 2. HD, 2010/16225 E., 2011/16773 K., 24.10.2011
- Yargıtay 2. HD, 2009/20100 E., 2010/21527 K., 20.12.2010
- Yargıtay 2. HD, 2008/19155 E., 2010/609 K., 18.01.2010
- Yargıtay 2. HD, 2007/12300 E., 2008/12032 K., 17.09.2008
