TMK 260'a göre mal ortaklığında kişisel mallar üç kaynaktan doğar: mal rejimi sözleşmesi, üçüncü kişinin karşılıksız kazandırması ve kanun. Kanundan dolayı kişisel mal olanlar, eşlerin sadece kişisel kullanımına ayrılmış eşyası ile manevî tazminat alacaklarıdır; düğünde takılan ziynet de bu kapsamda kişisel mal sayılır (Yargıtay 3. HD, 2019/1799 E., 2019/5672 K., 04.07.2019).
- Kişisel mal
- Ortaklığa dâhil olmayan mal (S. Sayısı 723, s. 101).
- Karşılıksız kazandırma
- Bağışlama amacıyla (causa donandi) yapılan kazandırma (Yargıtay HGK, 2019/1370 K.).
- Kişisel kullanıma ayrılmış eşya
- Yalnız bir eşin kullanımına özgülenmiş eşya (TMK m. 260/2).
- Saklı pay sınırı
- Saklı pay değerlerinin sözleşmeyle ortaklığa girdiği ölçüde kişisel mala dönüştürülememesi (TMK m. 260/3).
TMK 260 ne düzenler?
| Konu | Kural | Dayanak |
|---|---|---|
| Kapsam | Ortaklığa dâhil olmayan mallar kişisel maldır | S. Sayısı 723, s. 101 |
| Birinci kaynak | Mal rejimi sözleşmesi | TMK m. 260/1 |
| İkinci kaynak | Üçüncü kişinin karşılıksız kazandırması | TMK m. 260/1 |
| Üçüncü kaynak | Kanun | TMK m. 260/1 |
| Kanundan doğanlar | Kişisel kullanıma ayrılmış eşya ve manevî tazminat | TMK m. 260/2 |
| Ziynet | Kim takarsa taksın kadına bağışlanmış sayılır | Yargıtay 3. HD, 2019/5672 K. |
| Bağış ölçütü | Kazandırmanın bağışlama amacıyla yapılması | Yargıtay HGK, 2019/1370 K. |
| Manevî tazminat | Kişisel maldır, borç kalemi değildir | Yargıtay 8. HD, 2013/7805 K. |
| Saklı pay | Sözleşmeyle ortaklığa girdiği ölçüde kişisel mala dönüştürülemez | TMK m. 260/3 |
TBMM gerekçesine göre madde İsviçre Medenî Kanunu'nun 225. maddesinden alınmıştır. Gerekçe önce temel kuralı koyar: "Ortaklığa dahil olmayan malların tümü kişisel maldır." Ardından kişisel malın üç kaynağını sayar: eşlerin yaptıkları mal rejimi sözleşmesi, bir malın üçüncü kişi tarafından karşılıksız olarak verilmesi ve kanun. İkinci fıkra bakımından gerekçe, edinilmiş mallara katılma rejiminde olduğu gibi kişisel kullanıma hizmet eden eşya ile manevî tazminat alacaklarının kanun gereği kişisel mal olduğunu belirtir. Üçüncü fıkranın amacı ise açıktır: saklı pay değerlerinin mirasbırakan tarafından kişisel mal hâline getirilmesi yoluyla ortaklığın boşaltılmasını önlemek. Tasarının 260. maddesi Adalet Komisyonunun değişiklik listesinde yer almadığından Tasarıdaki hâliyle kabul edilmiştir (S. Sayısı 723, s. 311-314).
Maddenin ikinci kaynağı olan "üçüncü kişinin karşılıksız kazandırması" ifadesindeki sözcüğü atlamayın. Mal ortaklığında bir malı kanun gereği kişisel mal hâline getiren şey, üçüncü bir kişiden gelen karşılıksız kazandırmadır: miras, bağış, aileden gelen ziynet gibi. Eşin diğer eşe yaptığı kazandırma bu kapsamda değildir; o ancak mal rejimi sözleşmesinde öngörülmüşse kişisel mal olur. Uygulamada eşler arasındaki kazandırmalarda bağış kabulü dar yorumlanmaktadır: kazandırmanın bağışlama amacıyla yapılmış olması gerekir ve eşlerin dayanışma ile birlikte yatırım yapmaları bağış sayılmaz (Yargıtay HGK, 2017/1618 E., 2019/1370 K., 17.12.2019). Buna karşılık bir eşin kendi adına kayıtlı bir malı diğerine devretmesi gizli bağış olarak değerlendirilebilir. İkinci dikkat noktası üçüncü fıkradır: bir eşin saklı pay olarak isteyebileceği değerler, mal rejimi sözleşmesiyle ortaklığa dâhil edildiği ölçüde, mirasbırakanı tarafından ona kişisel mal olarak kazandırılamaz. Bu hüküm, üçüncü kişilerin kazandırma yoluyla eşlerin sözleşme iradesini boşa çıkarmasını engeller.
Kişisel malın üç kaynağı
- Kural: Kişisel mallar mal rejimi sözleşmesi, üçüncü kişinin karşılıksız kazandırması veya kanunla belirlenir (TMK m. 260/1).
- Temel ölçüt: Gerekçeye göre ortaklığa dâhil olmayan malların tümü kişisel maldır (S. Sayısı 723, s. 101).
- Sözleşme: Eşler belirli malları ortaklık dışında tutarak kişisel mal hâline getirebilir (TMK m. 259).
- Üçüncü kişi: Miras, bağış gibi karşılıksız kazandırmalar kişisel mal doğurur (TMK m. 260/1).
- Kanun: İkinci fıkrada sayılan iki kalem kendiliğinden kişisel maldır (TMK m. 260/2).
- Sonuç: Bu üç kaynağa girmeyen her değer ortaklık malı sayılır (TMK m. 261).
Kanundan doğan kişisel mallar
- Kişisel eşya: Eşlerden her birinin sadece kişisel kullanımına ayrılmış eşyası (TMK m. 260/2).
- Manevî tazminat: Manevî tazminat alacakları kanundan dolayı kişisel maldır (TMK m. 260/2).
- Yasal rejimle paralellik: Gerekçe bunu edinilmiş mallara katılma rejimindeki düzenlemeye bağlar (S. Sayısı 723, s. 101).
- Ziynet: Düğünde takılan ziynet eşyası kişisel mal niteliği kazanır (Yargıtay 3. HD, 2019/1799 E., 2019/5672 K., 04.07.2019).
- Tazminatın niteliği: Boşanma tazminatı tasfiye hesabında borç kalemi sayılamaz (Yargıtay 8. HD, 2012/13151 E., 2013/7805 K., 23.05.2013).
- Kapsam dışı: Maddî tazminat kanunda kişisel mal olarak sayılmamıştır.
Karşılıksız kazandırma nasıl belirlenir?
- Ölçüt: Kazandırmanın bağışlama amacıyla (causa donandi) yapılmış olması gerekir (Yargıtay HGK, 2017/1618 E., 2019/1370 K., 17.12.2019).
- Eşler arası katkı: Bir eşin diğerinin malvarlığına yaptığı katkı bağış değildir.
- Birlikte yatırım: Dayanışma ve güvene dayanan ortak yatırımlar bağış sayılmaz.
- Gizli bağış: Bir eşin kendi adına kayıtlı malı diğerine devretmesi gizli bağış olabilir (Yargıtay HGK, 2014/1113 E., 2016/633 K., 25.05.2016).
- Üçüncü kişiden alım: Üçüncü kişiden alınıp eş adına tescil edilen malda bağış iradesi kabul edilemez.
- Madde metni: TMK 260/1 yalnız üçüncü kişinin karşılıksız kazandırmasını kişisel mal kaynağı sayar.
Saklı pay sınırı
- Kural: Saklı pay olarak istenebilecek değerler, sözleşmeyle ortaklığa dâhil edildiği ölçüde kişisel mal olarak kazandırılamaz (TMK m. 260/3).
- Amaç: Gerekçeye göre mal ortaklığı rejimini ve ortaklık mallarını korumaktır (S. Sayısı 723, s. 101).
- Kim bağlıdır: Sınır, eşin mirasbırakanlarına yöneliktir.
- Kapsam: Yalnız saklı pay olarak istenebilecek değerler bakımından geçerlidir.
- Sözleşme koşulu: Bu değerlerin sözleşmeyle ortaklığa dâhil edilmiş olması gerekir.
- Sonuç: Aksi hâlde üçüncü kişi kazandırması eşlerin sözleşme iradesini boşa çıkarırdı.
Kişisel malların hukuki durumu
- Kapsam: Mal ortaklığı rejimi ortaklık malları ile kişisel malları birlikte kapsar (TMK m. 256).
- Mülkiyet: Kişisel mallarda elbirliği mülkiyeti doğmaz; her eş kendi malının maliki kalır.
- Genel ortaklık: Genel mal ortaklığında kişisel malların gelirleri ortaklığa girmez (TMK m. 257).
- Sınırlı ortaklık: Edinilmiş mallarda ortaklıkta kişisel malların gelirleri ortaklığa girer (TMK m. 258).
- Sorumluluk: Her eş borçlardan kişisel mallarıyla da sorumludur (TMK m. 268, 269).
- Sona erme: Kişisel malın kapsamı, rejimin sona erdiği andaki duruma göre belirlenir (TMK m. 271).
İspat ve uygulama
- Karine: Kişisel mal olduğu ispatlanmadıkça tüm değerler ortaklık malı sayılır (TMK m. 261).
- İspat yükü: Kişisel mal iddiasında bulunan taraf bunu ispatlar.
- Ziynette ispat: Ziynetin zorla alındığını ya da evde kaldığını ispat yükü isteyen taraftadır (Yargıtay 3. HD, 2019/1799 E., 2019/5672 K., 04.07.2019).
- Belge: Miras, bağış ve tazminat alacakları belgeyle kolayca ortaya konulabilir.
- Kişisel mal yerine geçen değer: Sözleşmeyle bu değerlerin akıbeti ayrıca kararlaştırılabilir (TMK m. 259).
- Görev: Mal rejiminden doğan istemler aile mahkemesinde görülür (4787 s. K. m. 4).
Mal ortaklığında tasfiyeye hazırlanırken önce kişisel mal listenizi çıkarın ve her kalem için dayanağını yazın: sözleşme mi, üçüncü kişiden gelen karşılıksız kazandırma mı, yoksa kanun mu? Miras ve bağışlarda veraset ilamını, bağış senedini ya da tapu kaydındaki kazanma sebebini dosyaya koyun; sadece "bana babamdan kaldı" demek yetmez, çünkü ispat yükü sizdedir. Ziynet eşyanız için düğün fotoğraf ve videolarını saklayın; düğünde takılan ziynet kim takarsa taksın kişisel malınız sayılır, ancak bunların elinizden alındığını ya da bozdurulduğunu ispat etmeniz gerekir. Boşanma davasında lehinize hükmedilen manevî tazminatı tasfiye hesabına borç olarak yazdırmayın; bu alacak kişisel maldır. Eşinizin size yaptığı devirlere dikkat edin: kendi adına kayıtlı bir malı size devretmişse bu gizli bağış sayılabilir, buna karşılık üçüncü kişiden alınıp adınıza tescil edilen malda bağış iradesi kabul edilmez. Son olarak, sözleşmeyle ortaklığa soktuğunuz saklı pay değerlerini mirasbırakanınızın kişisel mal olarak kazandırarak geri çekemeyeceğini bilin.
Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararları
Aşağıdaki kararlar resmî karar arama sistemlerinden alınmıştır. Her kartta kararın vardığı ilke, olayın özeti, karardan birebir bir alıntı ve kararın uygulamadaki anlamı yer alır. Konuya göre süzmek için düğmeleri kullanabilirsiniz.
Düğünde takılan ziynet eşyası, kim takarsa taksın, aksine anlaşma yoksa kadına bağışlanmış sayılır ve onun kişisel malı olur
Kadın, düğünde takılan ziynet eşyalarının bedelinin tespiti ile düğünde takılan paraların iadesini istedi. Mahkeme, yalnız kadına takıldığı belirlenen paralar yönünden davayı kısmen kabul etti; erkeğe takılan paralar bakımından istemi reddetti.
“Diğer taraftan, düğün sırasında takılan ziynet eşyaları kim tarafından takılırsa takılsın, aksine bir anlaşma bulunmadıkça kadına bağışlanmış sayılır ve artık onun kişisel malı niteliğini kazanır. Bu eşyaların iade edilmemek üzere kocaya verildiği, kadının isteği ve onayı ile bozdurulup müşterek ihtiyaçlar için harcandığı hususu davalı tarafça ispatlandığı takdirde,koca bunları iadeden kurtulur.”
Ne anlama geliyor? Karar, mal ortaklığında kişisel malın en sık karşılaşılan örneğini açıklar. Düğünde takılan ziynet, üçüncü kişilerin karşılıksız kazandırması niteliğindedir ve TMK 260/1 uyarınca kişisel maldır; ayrıca kişisel kullanıma ayrılmış eşya olarak da kanundan dolayı kişisel mal sayılır (TMK m. 260/2). Daire aynı kararda ispat yükünü de belirlemiştir: ziynet kolayca saklanabilen ve taşınabilen bir eşya olduğundan normal koşullarda kadının üzerinde olduğu kabul edilir; bunların zorla elinden alındığını ya da evde kaldığını ispat yükü kadındadır. Karar ayrıca erkeğe takılan ziynet ve paranın da aksi ispatlanmadıkça eşe bağışlanmış sayılacağını belirtir.
Eşlerin dayanışma ve güvene dayanarak birlikte yatırım yapmaları bağış sayılmaz; kazandırma kişisel mal hâline gelmez
Eşler 1973'te evlenmiş, 2011'de açılan boşanma davasıyla ayrılmışlardı. Kooperatif üyeliği yoluyla edinilen ve eşlerden biri adına tescil edilen taşınmaz bakımından diğer eş mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak istedi. Mahkeme, taşınmazın kimin adına alınmışsa onun kişisel malı sayılacağını ve tescilin gizli bağış niteliğinde olduğunu belirterek davayı reddetti.
“evlilik birliğinin ömür boyu süreceği inancının hakim olduğu düşüncesiyle ortak yaşamı ve ailenin geleceğini güvence altına almak, daha rahat yaşam sağlamak amacıyla beraberlikten doğan dayanışma ile karşılıklı güvene dayanarak, örf ve adete uygun olarak eşlerin birlikte yatırım yapmalarının bağış olarak değerlendirilmeyeceği kuşkusuzdur. Zira eşler arasında dayanışma, güven ve sadakat esastır. Gelecekte aile üyelerinin yararlanacakları beklentisiyle birlikte malvarlığı edinme çabaları, eşlerden birinin sebepsiz zenginleşmesiyle sonuçlanmamalıdır.”
Ne anlama geliyor? Kurul, karşılıksız kazandırmanın ölçütünü belirlemiştir: bağışlamada kazandırmanın bağışlama amacıyla (causa donandi) yapılmış olması gerekir. Bu nedenle bir eşin diğerinin malvarlığına yaptığı katkı bağış değildir ve o malı kişisel mal hâline getirmez. Karar mal ortaklığı bakımından da yol göstericidir: TMK 260/1 kişisel malı "üçüncü kişinin karşılıksız kazandırması" olarak tanımlar; eşler arasındaki dayanışmadan doğan ortak yatırımlar bu kapsamda değildir. Kararda ayrıca kooperatif yoluyla edinilen taşınmazda ödemelerin hangi rejim dönemine düştüğüne göre ayrı ayrı hesap yapılması gerektiği belirtilmiştir.
Bir eşin kendi adına kayıtlı malı diğerine devretmesi gizli bağıştır; üçüncü kişiden alınıp eş adına tescil edilen mal ise bağış sayılmaz
Eşler 1991'de evlenmişti. Biri, evlilik içinde alınıp diğeri adına tescil edilen daire ile otomobil bakımından katkı payı alacağı istedi. Otomobil önce davacı adına kayıtlıyken 2006'da davalıya devredilmiş, daire ise 2002'de üçüncü kişiden satın alınarak davalı adına tescil edilmişti. Mahkeme her iki mal bakımından da karşılıksız kazandırma bulunduğu gerekçesiyle davayı reddetti.
“Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Yapılan görüşmeler sırasında bir kısım üyeler tarafından; davanın, adının mahkemece yanlış konulduğu, dosya kapsamından da anlaşılacağı üzere ortada bir bağış iradesinin bulunmadığı ve delillerin yeniden değerlendirilmesinin doğru olacağı belirtilerek, yerel mahkeme direnme kararının değişik gerekçe ile bozulması gerektiği ileri sürülmüş ise de, bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle direnme kararı bozulmalıdır.”
Ne anlama geliyor? Kurul, benimsediği Özel Daire bozma kararı doğrultusunda direnme hükmünü bozmuştur (Yargıtay 8. HD, 2013/11691 E., 2013/15682 K., 04.11.2013). Bu bozmaya göre iki durumu ayırmak gerekir: bir eşin kendi adına kayıtlı malı diğerine devretmesi gizli bağış niteliğindedir ve o mal kişisel mal olur; buna karşılık üçüncü kişiden satın alınıp eşlerden biri adına tescil edilen malda bağış iradesi kabul edilemez, çünkü karşılıklı güven ve aile bütünlüğü gereği eşlerin birbirine para aktararak mal edinmeleri olağandır. Ayrım, TMK 260/1'in "üçüncü kişinin karşılıksız kazandırması" ölçütünü uygularken de belirleyicidir.
Manevi tazminat alacağı kişisel maldır; tasfiyede diğer eşin alacağından borç gibi düşülemez
Eşler 1976'da evlenmiş, 2008'de açılan boşanma davasıyla ayrılmışlardı. Mal rejiminin tasfiyesi davasında bilirkişi, boşanma davasında davacı lehine hükmedilen maddi ve manevi tazminatı diğer eşin edinilmiş malının borcu (pasifi) sayarak katılma alacağı hesabından düşmüş, mahkeme de bu raporu hükme esas almıştı.
“Kaldı ki, TMK'nun 220/1. fıkrasının 3 nolu bendine göre manevi tazminat alacakları kişisel mallar arasında sayılmıştır. O halde, boşanma kararı ile hüküm altına alınan manevi tazminatın edinilmiş mal olarak kabulü ile davalı yararına ve onun edinilmiş malının borcuymuş (pasifiymiş) gibi hesaptan düşürülmesine zaten olanak bulunmamaktadır. Şu gerçek olguyu da saptamakta yarar vardır. Her şeyden önce eşler arasındaki mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarihte sona ermiştir. TMK'nun 219/1. fıkrasında; yer alan "… bu mal rejiminin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği mal varlığı değerleri…" ibaresi ile aynı Kanun'un 231/1. fıkrasındaki, "…bu mallara ilişkin borçlar…" tanımı birlikte gözetildiğinde mal rejiminin sona erdiği tarihte eşlerin mal varlıkları arasında maddi ve manevi tazminat diye bir mal mevcut bulunmamaktadır. Çünkü maddi ve manevi tazminat ancak boşanma kararının kesinleştiği tarihte belirginleşmektedir.”
Ne anlama geliyor? Daire hükmü bozmuştur. Karar iki noktayı birden gösterir. Birincisi, manevi tazminat alacağı kanun gereği kişisel maldır; mal ortaklığında da aynı kural geçerlidir (TMK m. 260/2). İkincisi, boşanma tazminatı ile mal rejiminden doğan alacak birbirinden tamamen farklı kaynaklara dayanır: tazminat kusura bağlıdır, mal rejimi alacağı ise kusurdan bağımsızdır. Bu nedenle tazminat, tasfiye hesabında bir borç kalemi gibi düşülemez; üstelik rejimin sona erdiği tarihte henüz belirginleşmiş bir tazminat alacağı da bulunmaz.
Madde gerekçesi
Madde 260- Madde İsviçre Medenî Kanununun 225 inci maddesinden alınmıştır. Ortaklığa dahil olmayan malların tümü kişisel maldır. Bu madde ile mal ortaklığı rejiminde eşlerin kişisel mallarının üç hâlde ortaya çıkabileceği belirlenmiştir. Buna göre nelerin kişisel mal olduğu, eşlerin yaptıkları mal rejimi sözleşmesine, böyle bir malın üçüncü kişi tarafından karşılıksız olarak verilmesine ya da kanuna dayanır. Maddenin ikinci fıkrasında yasa gereği kişisel mal sayılan mallar belirlenmiştir. Buna göre edinilmiş mallara katılma rejiminde olduğu gibi eşlerin kişisel kullanımına hizmet eden eşya ile manevi tazminat alacakları kanun gereği kişisel mallardır. Maddenin üçüncü fıkrasında eşlerden birinin saklı pay olarak isteyebileceği malvarlığı değerlerinin, mal rejimi sözleşmesiyle ortaklığa dahil edildiği ölçüde, mirasbırakanları tarafından kişisel mal hâline dönüştürülemeyeceği düzenlenmektedir. Böylece üçüncü kişiler tarafından karşılıksız kazandırmalarıyla mal rejimi sözleşmesinde ortaklığa dahil olmasını öngörmesi ilkesinin bertaraf edilmesi önlenmiştir. Bu yolla mal ortaklığı rejimi ve ortaklık malları korunmak istenmiştir.
Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), s. 101Gerekçenin ilk cümlesi maddeyi anlamanın anahtarıdır: kişisel mal, ortaklığa girmeyen maldır; yani önce ortaklığın kapsamı belirlenir, geriye kalan kişisel mal sayılır. Bu kurgu, TMK 261'deki karineyle birleştiğinde pratikte şu sonucu doğurur: bir malın kişisel mal olduğunu iddia eden taraf, onun üç kaynaktan birine dayandığını göstermek zorundadır. Üçüncü fıkra bakımından gerekçe amacı açıkça yazar: eşlerin sözleşmeyle ortaklığa soktukları saklı pay değerlerinin, mirasbırakanların kazandırmalarıyla ortaklıktan çekilip alınması önlenmek istenmiştir. Tasarının 260. maddesi Adalet Komisyonunun değişiklik listesinde yer almadığından Tasarıdaki hâliyle kabul edilmiştir (S. Sayısı 723, s. 311-314).
743 sayılı eski Medeni Kanun'daki karşılığı
Eski Kanun'da kişisel mallar ayrı bir maddede toplanmamıştı; mal ortaklığını düzenleyen 211. maddenin üçüncü fıkrası, hangi malların ortaklığa alınamayacağını belirtiyordu. Buna göre karşılıksız kazandırma yoluyla edinilmiş olup kazandıranın iradesi gereği ortaklık dışında kalması gereken mallar ile kanunen mahfuz sayılan mallar ortaklığa dâhil edilemezdi. Bugünkü metin bu fikri korumuş, ancak kişisel malı üç kaynağa bağlayarak sistemleştirmiş ve kişisel eşya ile manevî tazminat alacaklarını açıkça saymıştır.
Teberru tarikiyle iktisab edilmiş olup ta mal ortaklığından hariç kalması teberru edenin arzusu muktezası olan yahut kanunen mahfuz mallardan addedilen mallar, ortaklığa ithal edilemez.
743 sayılı Kanun, mevzuat.gov.tr| 743 sayılı Kanun m. 211/3 | 4721 sayılı Kanun m. 260 | |
|---|---|---|
| Düzenleme yeri | Mal ortaklığı maddesi içinde | Ayrı madde |
| Kaynaklar | Teberru edenin iradesi ve kanun | Sözleşme, üçüncü kişi kazandırması, kanun |
| Kişisel eşya | Ayrıca sayılmamış | Açıkça sayılmış |
| Manevî tazminat | Ayrıca sayılmamış | Açıkça sayılmış |
| Saklı pay | Mahfuz mallar korunmuş | Ayrıntılı sınır |
Değişiklik geçmişi
| Tarih | Gelişme | Dayanak |
|---|---|---|
| 01.01.2002 | Madde yürürlüğe girdi; kişisel malın üç kaynağı belirlendi | 4721 s. K. |
Madde yürürlüğe girdiği günden beri değiştirilmemiştir.
İlgili maddeler
- TMK m. 202: Yasal mal rejimi ve seçimlik rejimler.
- TMK m. 205: Sözleşmenin şekli.
- TMK m. 220: Edinilmiş mallara katılmada kişisel mallar.
- TMK m. 256: Mal ortaklığının kapsamı.
- TMK m. 257: Genel mal ortaklığı.
- TMK m. 258: Edinilmiş mallarda ortaklık.
- TMK m. 259: Diğer mal ortaklıkları.
- TMK m. 261: İspat.
- TMK m. 271: Sona erme anı.
Mal ortaklığında hangi mallarınızın kişisel mal sayılacağını belirlemek ve tasfiye hesabınızı doğru kurmak isterseniz boşanma avukatı İstanbul sayfasındaki iletişim bilgilerinden bana ulaşabilirsiniz.
Sık sorulan sorular
TMK 260 ne diyor?
Mal ortaklığında kişisel mallar mal rejimi sözleşmesi, üçüncü kişinin karşılıksız kazandırması veya kanunla belirlenir; kişisel kullanıma ayrılmış eşya ile manevî tazminat alacakları kanundan dolayı kişisel maldır.
Kişisel mal ne demek?
Gerekçeye göre ortaklığa dâhil olmayan maldır (S. Sayısı 723, s. 101).
Kişisel mal kaç kaynaktan doğar?
Üç: sözleşme, üçüncü kişinin karşılıksız kazandırması ve kanun (TMK m. 260/1).
Mirastan gelen mal kişisel mal mıdır?
Üçüncü kişinin karşılıksız kazandırması olduğundan evet (TMK m. 260/1).
Eşimin bana yaptığı devir kişisel mal yapar mı?
Madde yalnız üçüncü kişinin kazandırmasını sayar; eşler arası kazandırma sözleşmeyle düzenlenmelidir.
Eşimin katkısı bağış sayılır mı?
Hayır; eşlerin dayanışmayla birlikte yatırım yapmaları bağış değildir (Yargıtay HGK, 2017/1618 E., 2019/1370 K., 17.12.2019).
Bağışın ölçütü nedir?
Kazandırmanın bağışlama amacıyla yapılmış olmasıdır.
Eşim kendi adına kayıtlı aracı bana devretti, bu nedir?
Gizli bağış olarak değerlendirilebilir (Yargıtay HGK, 2014/1113 E., 2016/633 K., 25.05.2016).
Üçüncü kişiden alınıp eşim adına tescil edilen mal bağış mıdır?
Hayır; bağış iradesi kabul edilemez.
Düğünde takılan ziynet kimin?
Kim takarsa taksın kadına bağışlanmış sayılır ve onun kişisel malı olur (Yargıtay 3. HD, 2019/1799 E., 2019/5672 K., 04.07.2019).
Erkeğe takılan altınlar ne olur?
Aksi ispatlanmadıkça eşe bağışlanmış sayılır.
Ziyneti ispat yükü kimde?
Elinden alındığını ya da evde kaldığını iddia edende.
Manevî tazminat alacağım ortaklığa girer mi?
Hayır; kanun gereği kişisel maldır (TMK m. 260/2).
Tasfiyede tazminat borç olarak düşülebilir mi?
Maddî tazminat da kişisel mal mı?
Madde yalnız manevî tazminat alacaklarını sayar.
Kişisel eşya neyi kapsar?
Yalnız bir eşin kişisel kullanımına ayrılmış eşyayı (TMK m. 260/2).
Kişisel malların geliri ortaklığa girer mi?
Genel ortaklıkta hayır, edinilmiş mallarda ortaklıkta evet (TMK m. 258).
Saklı pay sınırı ne anlama geliyor?
Sözleşmeyle ortaklığa giren saklı pay değerleri mirasbırakan tarafından kişisel mala dönüştürülemez (TMK m. 260/3).
Bu sınırın amacı ne?
Ortaklık mallarını korumak (S. Sayısı 723, s. 101).
İspat edemezsem ne olur?
Mal ortaklık malı sayılır (TMK m. 261).
Eski Kanun'da karşılığı var mıydı?
Evet; teberru ve mahfuz mallar ortaklığa alınamazdı (743 s. K. m. 211/3).
Kaynaklar ve Mevzuat
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 174, 202, 205, 219, 220, 231, 256, 257, 258, 259, 260, 261, 268, 269, 271
- 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi m. 211
- 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun m. 4
- Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), m. 260 gerekçesi s. 101, Komisyon değişiklik listesi s. 311-314
- Yargıtay HGK, 2017/1618 E., 2019/1370 K., 17.12.2019
- Yargıtay HGK, 2014/1113 E., 2016/633 K., 25.05.2016
- Yargıtay 3. HD, 2019/1799 E., 2019/5672 K., 04.07.2019
- Yargıtay 8. HD, 2012/13151 E., 2013/7805 K., 23.05.2013
