TMK 193'e göre kanunda aksine hüküm bulunmadıkça eşlerden her biri, diğeri ve üçüncü kişilerle her türlü hukuki işlemi yapabilir. Hukuk Genel Kurulu'na göre bu kuralın en önemli istisnası, aile konutuna ilişkin işlemleri diğer eşin açık rızasına bağlayan TMK 194'tür (Yargıtay HGK, 2019/318 E., 2019/1238 K., 28.11.2019). Eski Kanun'daki eşler arası cebri icra yasağı kaldırılmıştır; eşler birbirine karşı borçlarını ifa etmeli, aksi hâlde sonuçlarına katlanmalıdır.
- Hukuki işlem özgürlüğü
- Eşlerin, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça birbirleriyle ve üçüncü kişilerle her türlü hukuki işlemi yapabilmesi (TMK m. 193).
- Kanunda aksine hüküm
- Eşlerin hukuki işlem özgürlüğünü sınırlayan özel kurallar; örneğin aile konutuna ilişkin işlemlerde diğer eşin açık rızası (TMK m. 194) ve kefalette eşin yazılı rızası (TBK m. 584).
- Tüketim ödüncü
- Ödünç verenin bir miktar parayı veya tüketilebilen bir şeyi ödünç alana devretmeyi, ödünç alanın da aynı nitelik ve miktarda şeyi geri vermeyi üstlendiği sözleşme (TBK m. 386); eşler arasında da kurulabilir (Yargıtay 8. HD, 2015/22824 E., 2016/10124 K., 09.06.2016).
- Muris muvazaası
- Miras bırakanın, mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla gerçekte bağışladığı taşınmazı satış gibi göstermesi; eşe yapılan devirlerde de ileri sürülebilir (Yargıtay HGK, 2017/2654 E., 2021/886 K., 01.07.2021).
TMK 193 ne düzenler?
| Konu | Kural | Dayanak |
|---|---|---|
| Genel kural | Eşler birbirleriyle ve üçüncü kişilerle her türlü hukuki işlemi yapabilir | TMK m. 193 |
| Aile konutu | Konutla ilgili kira sözleşmesinin feshi, konutun devri ve üzerindeki hakların sınırlanması diğer eşin açık rızasına bağlıdır | Yargıtay HGK, 2019/1238 K. |
| Kefalet | Eş, kural olarak diğer eşin yazılı rızasıyla kefil olabilir | TBK m. 584 |
| Paylı mal | Aksine anlaşma yoksa eş, paylı mülkiyetteki payı üzerinde diğerinin rızası olmadan tasarrufta bulunamaz | TMK m. 223/2 |
| Hâkim kararı | Hâkim, belirli malvarlığı değerleriyle ilgili tasarrufları diğer eşin rızasına bağlayabilir | TMK m. 199 |
| Eşler arasında borç | Eşler birbirine ödünç verebilir; bu alacak mal rejimi alacağı değildir | Yargıtay 8. HD, 2016/10124 K. |
| İcra takibi | Eşler arasındaki cebri icra yasağı kaldırılmıştır; alacak muaccel olmalıdır | Yargıtay 3. HD, 2013/17437 K. |
| İspat | Eşler arasındaki işlemler tanıkla ispatlanabilir | Yargıtay 13. HD, 2014/20862 K. |
| Zamanaşımı | Evlilik sürdükçe eşlerin birbirinden alacakları için zamanaşımı işlemez | TBK m. 153/3 |
| Bağış | Eşe devir tek başına bağış sayılmaz; bağış iradesi kesin delillerle kanıtlanmalıdır | Yargıtay HGK, 2021/1617 K. |
| Muvazaa | Eşe satış gibi gösterilen, mirasçılardan mal kaçırma amaçlı devir geçersizdir | Yargıtay HGK, 2021/886 K. |
| Alacaklılar | Borçlunun eşiyle yaptığı tasarruflar, gerçek değerine uygun ivazlı olduğu ispatlanmadıkça bağışlama sayılır | İİK m. 278/2-a |
TBMM gerekçesine göre madde, 1984 tarihli Öntasarının 156. maddesinden alınmıştır. Eşler arasında kabul edilen eşitlik ilkesi uyarınca, eski Kanun'daki kadının bazı hukuki işlemleri için hâkimden izin alması şartı ile eşler arasındaki cebri icra yasağı ve istisnaları korunmamıştır. Tasarının 193. maddesi Adalet Komisyonunca aynen kabul edilmiştir.
Eşinize borç para veriyor veya eşinizden borç alıyorsanız işlemi evliliğin sürmesine güvenerek belgesiz bırakmayın; eşler arasındaki işlemler tanıkla ispatlanabilse de havale açıklaması, yazılı borç belgesi ve mesajlar uyuşmazlıkta en güçlü delildir. Eşinize taşınmaz veya para devrederken bunun bağış mı, ödünç mü, yoksa ortak gelecek için yapılmış bir kazandırma mı olduğunu açıkça belirleyin; bu niteliği sonradan ispatlamak güçtür. Aile konutunun satışı, kira sözleşmesinin feshi veya konut üzerine ipotek kurulması için diğer eşin açık rızası gerekir.
Kural: eşlerin hukuki işlem özgürlüğü
- Kapsam: Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça eşlerden her biri, diğeri ve üçüncü kişilerle her türlü hukuki işlemi yapabilir (TMK m. 193). Eşler birbirleriyle satış, bağışlama, ödünç, kira veya vekâlet gibi sözleşmeler yapabilir, birbirine borçlanabilir ve üçüncü kişilerle evli olmayan kişiler gibi işlem yapabilir. Yargıtay'a göre eşler arasında sözleşme özgürlüğü çerçevesinde özel hukuk ilişkileri kurulmasına yasal bir engel yoktur (Yargıtay 8. HD, 2015/22824 E., 2016/10124 K., 09.06.2016).
- Eski Kanun'dan farkı: Eski Kanun'a göre karının şahsi malları veya mal ortaklığına tabi mallar hakkında karı koca arasında yapılan hukuki işlemler ile kadının koca yararına üçüncü kişiye karşı üstlendiği borçlar, sulh hâkimi onaylamadıkça geçerli olmazdı (743 s. K. m. 169). Gerekçeye göre eşler arasında kabul edilen eşitlik ilkesi uyarınca bu izin şartı korunmamıştır.
- Cebri icra yasağının kaldırılması: Eski Kanun, eşlerin evlilik süresince kanunda belirtilen hâller dışında birbirine karşı cebri icra talebinde bulunmasını yasaklıyordu (743 s. K. m. 165-168). Yargıtay'a göre yeni düzenlemeyle eşlerin birbirlerine karşı borçlarını ödemesi, ödemediği takdirde sonuçlarına katlanması gerekir ve eşler arasındaki cebri icra yasağı kaldırılmıştır (Yargıtay 3. HD, 2013/14868 E., 2013/17437 K., 09.12.2013).
- Sınır: Hukuk Genel Kurulu'na göre TMK 193 ile eşlerin birbirleri ve üçüncü kişilerle her türlü hukuki işlem yapma serbestisi kabul edilmiş, TMK 194 ile bu kurala istisna getirilerek eşlerin hukuki işlem özgürlüğü aile birliğinin korunması amacıyla aile konutu bakımından sınırlandırılmıştır (Yargıtay HGK, 2019/318 E., 2019/1238 K., 28.11.2019).
Kanunda aksine hüküm bulunan hâller
- Aile konutu: Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz (TMK m. 194/1). Hukuk Genel Kurulu, diğer eşin açık rızası alınmadan aile konutu üzerine kurulan ipoteğe dayanan cebri ihale sonucunda banka adına yapılan tescili yolsuz saymış ve tapu kaydının iptaline ilişkin direnme kararını oy çokluğuyla onamıştır (Yargıtay HGK, 2019/318 E., 2019/1238 K., 28.11.2019).
- Kefalet: Eşlerden biri, mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; rızanın sözleşmenin kurulmasından önce veya en geç kurulması anında verilmesi şarttır (TBK m. 584/1). Ticari işletme veya şirketle ilgili kefaletler gibi kanunda sayılan hâllerde eşin rızası aranmaz (TBK m. 584/3); ayrıntılar TMK m. 189 şerhinde yer alır.
- Paylı mülkiyet: Edinilmiş mallara katılma rejiminde her eş kişisel malları ve edinilmiş malları üzerinde tasarruf edebilir; ancak aksine anlaşma olmadıkça eşlerden biri, diğerinin rızası olmadan paylı mülkiyet konusu maldaki payı üzerinde tasarrufta bulunamaz (TMK m. 223).
- Mal ortaklığı: Mal ortaklığı rejiminde olağan yönetim dışında kalan konularda eşler, ortaklığı ancak birlikte veya biri diğerinin rızasını almak suretiyle yükümlülük altına sokabilir veya ortaklık mallarında tasarrufta bulunabilir (TMK m. 263).
- Hâkimin tasarruf yetkisini sınırlaması: Ailenin ekonomik varlığının korunması veya evlilik birliğinden doğan mali bir yükümlülüğün yerine getirilmesi gerektirdiği ölçüde hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine belirleyeceği malvarlığı değerleriyle ilgili tasarrufların ancak onun rızasıyla yapılabileceğine karar verebilir (TMK m. 199). Boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkim, eşlerin mallarının yönetimine ilişkin geçici önlemleri de re'sen alır (TMK m. 169).
- Tasfiyede hesaba katılan kazandırmalar: Eşin mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan, olağan hediyeler dışında yaptığı karşılıksız kazandırmalar ile katılma alacağını azaltmak kastıyla yaptığı devirler, tasfiyede edinilmiş mallara değer olarak eklenir (TMK m. 229). Bu kural işlemi geçersiz kılmaz; kazandırılan değerin katılma alacağının hesabında dikkate alınmasını sağlar.
Eşler arasında borç, ödünç ve icra takibi
- Ödünç ve borç: Yargıtay, eşlerden birinin diğerine iş yeri kurması için geri ödenmek üzere para verdiğini ileri sürerek açtığı itirazın iptali davasını, boşanma protokolünde evliliğin mali sonuçları konusunda anlaşıldığı gerekçesiyle reddeden kararı bozmuştur (Yargıtay 8. HD, 2015/22824 E., 2016/10124 K., 09.06.2016). Daire'ye göre bu takip tüketim ödüncüne dayanır ve evlilik birliğine ya da mal rejiminin tasfiyesine bağlı bir alacak için yapılmış değildir (Yargıtay 8. HD, 2015/22824 E., 2016/10124 K., 09.06.2016).
- Borcun muacceliyeti: Mal rejimi, eşler arasındaki borçların muaccel olmasını önlemez. Borcun yerine getirilmesi borçlu eşi evlilik birliğini tehlikeye düşürecek derecede önemli güçlüklere sokacaksa bu eş ödeme için süre isteyebilir; durum ve koşullar gerektiriyorsa hâkim, istemde bulunan eşi güvence göstermekle yükümlü tutar (TMK m. 217; mal ortaklığında TMK m. 270).
- İcra takibi: Eşler birbirine karşı icra takibi yapabilir; ancak takip tarihinde alacağın muaccel olması gerekir. Yargıtay, evlilik sürerken mehir senedine dayanılarak başlatılan takipte, mehir senediyle kararlaştırılan altının ancak boşanma kararı kesinleştiğinde istenebileceğini ve takip tarihinde muaccel bir alacak bulunmadığını belirterek itirazın iptaline ilişkin kararı bozmuştur (Yargıtay 3. HD, 2013/14868 E., 2013/17437 K., 09.12.2013).
- Mehir: Yargıtay'a göre evlenme sırasında eşlerden birinin diğerine bir mal veya para vermeyi vaat etmesi yasak değildir; ertelenmiş mehir, evliliğin boşanma veya ölümle sona ermesine kadar ertelenmiş bir bağışlama vaadidir ve geçerliliği yazılı şekle bağlıdır (Yargıtay 3. HD, 2013/14868 E., 2013/17437 K., 09.12.2013). Yargıtay, mehir alacağına ilişkin davanın aile hukukundan kaynaklanan dava ve işlerden olduğunu ve aile mahkemesi sıfatıyla görülmesi gerektiğini kabul etmiştir (Yargıtay 2. HD, 2022/10249 E., 2023/4217 K., 27.09.2023).
- Boşanırken yapılan beyanlar: Yargıtay, boşanma dosyasına sunulan ve bir eşin boşandığı eşinden haklarını hiçbir zaman dava etmeyeceğini, bunları ona hibe ettiğini bildiren yazının mal rejiminin tasfiyesini kapsamadığını ve açık bir feragat içermediğini belirterek tasfiye alacağı davasının reddini oy çokluğuyla bozmuştur (Yargıtay 2. HD, 2022/5568 E., 2023/1687 K., 06.04.2023). Eşler karşılıklı borçları ile ilgili düzenleme yapabilir (TMK m. 226/3); ancak bir haktan vazgeçildiğinin kabulü için iradenin açıkça ortaya konulması önem taşır.
Eşler arasındaki işlemlerin ispatı ve zamanaşımı
- Tanıkla ispat: Altsoy ve üstsoy, kardeşler, eşler, kayınbaba, kaynana ile gelin ve damat arasındaki işlemlerde senetle ispat zorunluluğu yoktur; bu işlemler tanıkla ispatlanabilir (HMK m. 203/1-a). Yargıtay, boşandığı eşine evlilik sırasında banka havalesiyle borç para gönderdiğini ileri süren eşin davasında, hesap kayıtlarından evlilik birliği içinde gönderilen paraların belirlenip bu miktar yönünden tanık dinlenmesi gerektiğini belirterek ret kararını bozmuştur (Yargıtay 13. HD, 2014/7563 E., 2014/20862 K., 23.06.2014).
- Zamanaşımının durması: Evlilik devam ettiği sürece eşlerin diğerinden olan alacakları için zamanaşımı işlemeye başlamaz, başlamışsa durur; durma sebebinin ortadan kalktığı günün bitiminde zamanaşımı işlemeye başlar veya kaldığı yerden devam eder (TBK m. 153). Yargıtay, katılma alacağı davasını boşanmadan doğan davalara ilişkin bir yıllık süre nedeniyle reddeden kararı bozmuş ve bu kuralı gözeterek on yıllık zamanaşımı süresinin boşanma kararının kesinleştiği tarihten başladığını kabul etmiştir (Yargıtay 8. HD, 2014/2373 E., 2015/11648 K., 25.05.2015).
Eşler arasında kazandırma ve bağış
- Bağışlama ve şekli: Eşler birbirine bağışta bulunabilir. Bağışlama sözü vermenin geçerliliği yazılı şekle, taşınmazın veya taşınmaz üzerindeki bir ayni hakkın bağışlanması sözü vermenin geçerliliği ise resmî şekle bağlıdır (TBK m. 288).
- Eşe devir tek başına bağış değildir: Hukuk Genel Kurulu'na göre bir eşin diğer eşe ait malvarlığına yaptığı katkının bağış kabul edilebilmesi için bağış iradesi ve kastının kesin ve inandırıcı delillerle kanıtlanması gerekir; eşlerin evliliğin ömür boyu süreceği inancıyla ve karşılıklı güvene dayanarak yaptığı yatırımlar bağış olarak değerlendirilemez (Yargıtay HGK, 2018/657 E., 2021/1617 K., 07.12.2021). Kurul, taşınmazını güvene dayalı olarak ve bedelsiz şekilde diğer eşe devreden eşin katkı payı alacağı isteyebileceğini oy çokluğuyla kabul etmiştir (Yargıtay HGK, 2018/657 E., 2021/1617 K., 07.12.2021).
- Bağışlamanın geri alınması: Eşler arasında geçerli olarak yapılmış bir bağışlama boşanmayla kendiliğinden ortadan kalkmaz. Bağışlayan; bağışlananın kendisine veya yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemesi, kendisine veya ailesinden bir kimseye karşı kanundan doğan yükümlülüklerine önemli ölçüde aykırı davranması ya da yüklemeli bağışlamada yüklemeyi haklı bir sebep olmaksızın yerine getirmemesi hâlinde elden bağışlamayı veya yerine getirdiği bağışlama sözünü geri alabilir ve bağışlananın istem tarihindeki zenginleşmesi ölçüsünde iadesini isteyebilir (TBK m. 295). Bu hak, geri alma sebebinin öğrenildiği günden başlayarak bir yıl içinde kullanılmalıdır (TBK m. 297).
- Ölüme bağlı tasarruflar: Boşanan eşler birbirinin yasal mirasçısı olamaz ve boşanmadan önce yapılmış ölüme bağlı tasarruflarla kendilerine sağlanan hakları, aksi tasarruftan anlaşılmadıkça kaybeder (TMK m. 181). Sağlararası bağışlamalar için böyle bir kural bulunmadığından, bağışlananın geri istenmesi kural olarak TBK m. 295'teki geri alma sebeplerinin varlığına bağlıdır.
Muris muvazaası ve alacaklılar karşısında eşler arasındaki tasarruflar
- Muris muvazaası: Eşler arasında yapılan satış, miras bırakanın diğer mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla gerçekte bağışlamayı gizlemek için yapılmışsa geçersizdir. Hukuk Genel Kurulu, ilk evliliğinden olan çocuklarının mirasçı olduğu miras bırakanın, satmasını gerektiren bir ihtiyacı bulunmadığı hâlde değerli taşınmazını gerçek değerinin çok altında bir bedel göstererek ikinci eşine devretmesini muvazaalı saymış ve devrin iptaline ilişkin direnme kararını oybirliğiyle onamıştır (Yargıtay HGK, 2017/2654 E., 2021/886 K., 01.07.2021).
- İspat: Muvazaayı ileri süren mirasçılar sözleşmenin tarafı olmadıklarından iddialarını tanık dahil her türlü delille ispatlayabilir. Hukuk Genel Kurulu'na göre bedeller arasındaki oransızlık tek başına muvazaanın kanıtı olmasa da diğer deliller ve objektif olgularla birlikte muvazaanın bir göstergesidir (Yargıtay HGK, 2017/2654 E., 2021/886 K., 01.07.2021).
- Tasarrufun iptali: Borçlu, alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla malvarlığını eşine devrederse alacaklılar tasarrufun iptali davası açabilir. Gerçek değerine uygun olarak ivazlı olduğu ispatlanmadıkça borçlunun, son bir yıl içinde evlilik birliği sona ermiş olsa bile eşiyle yaptığı tasarruflar bağışlama sayılır; geçici veya kesin aciz belgesinin ya da aciz belgesi niteliğindeki haciz tutanağının düzenlendiği yahut iflasın açıldığı tarihten önceki bir yıl içinde yapılan bağışlamalar ve ivazsız tasarruflar, alışılmış hediyeler dışında iptale tabidir (7571 sayılı Kanun'la değişik İİK m. 278).
Eşinizle aranızdaki para ve mal ilişkilerini evlilik sürerken de belgeleyin: borç para verirken havale açıklamasına "borç" yazın veya kısa bir borç belgesi alın, taşınmaz devrederken işlemin bağış mı, satış mı, yoksa ortak gelecek için yapılmış bir kazandırma mı olduğunu gösteren yazışmaları saklayın. Evlilik sürerken eşinizden olan alacağınız zamanaşımına uğramaz; ancak boşanma kararının kesinleşmesiyle süreler işlemeye başlar, bu nedenle boşandıktan sonra alacaklarınızı geciktirmeden takip edin. Boşanma protokolü imzalarken eşler arasındaki ödünç, bağış ve mal rejimi alacaklarını ayrı ayrı ve açıkça düzenleyin; genel ifadeli beyanlar sonradan uyuşmazlık doğurabilir.
Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararları
Aşağıdaki kararlar resmî karar arama sistemlerinden alınmıştır. Her kartta kararın vardığı ilke, olayın özeti, karardan birebir bir alıntı ve kararın uygulamadaki anlamı yer alır. Konuya göre süzmek için düğmeleri kullanabilirsiniz.
Eşler kural olarak birbirleriyle ve üçüncü kişilerle her türlü hukuki işlemi yapabilir; aile konutuna ilişkin işlemler bu kuralın istisnasıdır
Eşlerden biri, malik olduğu aile konutu üzerinde diğer eşin açık rızası olmadan, dava dışı bir şirketin kredisine teminat olmak üzere banka lehine ipotek kurdurdu. İpoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan takipte taşınmaz, alacağına mahsuben ihaleyle bankaya satıldı. Malik olmayan eş, bankaya ait tapu kaydının iptali ile taşınmazın eşi adına tescilini istedi. İlk derece mahkemesi davayı kabul etti; Özel Daire, cebri icra ile mülkiyet bankaya geçtiği için taşınmazın aile konutu niteliğini yitirdiği gerekçesiyle bozdu; mahkeme, geçersiz ipoteğe dayanan tescilin yolsuz olduğunu belirterek direndi.
“TMK'nın 193. maddesi dikkate alındığında kural olarak eşlerin birbirleri ve üçüncü kişilerle her türlü hukuki işlem yapma serbestisi kabul edilmişken, aynı Kanun'un 194. maddesi ile bu kurala istisna getirilmiş ve aile konutu üzerindeki hakların sınırlandırılması esası kabul edilmiştir.”
Ne anlama geliyor? Hukuk Genel Kurulu direnme kararını oy çokluğuyla onamıştır. Kurul'a göre TMK m. 193 eşlere birbirleriyle ve üçüncü kişilerle her türlü hukuki işlemi yapma serbestisi tanır; TMK m. 194 ise aile birliğini korumak amacıyla bu serbestiyi aile konutu bakımından sınırlar. Bu sınırlama emredicidir, tapuda aile konutu şerhi bulunmasa da uygulanır ve açık rızanın varlığını ispat yükü aile konutu üzerinde tasarrufta bulunana aittir. Somut olayda banka, ekspertiz incelemesiyle taşınmazın aile konutu olduğunu öğrendiği hâlde diğer eşin açık rızasını almadan ipotek kurdurmuştur; geçersiz ipoteğe dayanan cebri ihale sonucundaki tescil de yolsuz olduğundan banka iyiniyet korumasından yararlanamaz ve ihalenin feshi davası açılmamış olması sonucu değiştirmez. Karşı oy yazısında, cebri icra ile bankanın mülkiyetine geçen taşınmazın aile konutu niteliğini yitirdiği görüşü savunulmuştur.
Eşler arasında sözleşme özgürlüğü çerçevesinde borç ilişkileri kurulabilir; eşe verilen ödünç mal rejimi alacağı değildir
Eşlerden biri, evlilik sürerken ve boşanmadan sonra da devam etmek üzere, diğer eşe iş yeri kurmasına yardımcı olmak amacıyla ve geri ödenmesi kararlaştırılarak kendi birikimleri ve kredi çekerek para verdiğini, ödenmeyen kısım için başlattığı takibe itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptalini istedi. Diğer eş, boşanmaya esas protokolde tüm malvarlığının, alacak ve borçların paylaşıldığını ve eşlerin birbirini ibra ettiğini savundu. Mahkeme, protokolde evliliğin mali sonuçları konusunda da anlaşıldığı gerekçesiyle davayı reddetti.
“TMK'nun 193. maddesinde belirtildiği üzere kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, eşlerden her biri diğeri ve üçüncü kişilerle her türlü hukuki işlemi yapabilir. Eşler arasında sözleşme özgürlüğü çerçevesinde özel hukuk ilişkileri kurulmasına yasal bir engel yoktur.”
Ne anlama geliyor? Daire kararı oybirliğiyle bozmuştur. Daire'ye göre takip, bir eşin diğerine tüketim ödüncü verdiği ve paranın geri ödenmediği iddiasına dayanmaktadır (TBK m. 386); evlilik birliğine ve mal rejiminin tasfiyesine bağlı bir alacak için yapılmış bir takip bulunmamaktadır. Mahkeme uyuşmazlığı hatalı nitelendirmiştir; deliller ödünç ilişkisine göre değerlendirilerek karar verilmelidir. Karar, eşler arasındaki ödünç ilişkisinden doğan alacağın mal rejimi alacağı gibi değerlendirilemeyeceğini gösterir.
Eşler birbirine karşı borçlarını ifa etmelidir; eşler arasında icra takibi yapılabilir, ancak alacağın muaccel olması gerekir
Evlilik devam ederken eşlerden biri, diğer eşin mehir senediyle bir kilogram altın vermeyi taahhüt ettiğini belirterek bu alacağın tahsili için ilamsız icra takibi başlattı; borçlu eş takibe itiraz etti. Aile mahkemesi itirazın iptaline ve icra inkâr tazminatına karar verdi.
“Yeni Türk Medeni Kanunu'nun 193. maddesi hükmüne göre, eşlerin birbirlerine karşı borçlarını ödemesi, ödemediği takdirde sonuçlarına katlanması gerekmektedir.”
Ne anlama geliyor? Daire kararı oybirliğiyle bozmuştur. Daire'ye göre 4721 sayılı Kanun'la eşler arasındaki cebri icra yasağı kaldırılmıştır; mehir sözleşmesi geçerlidir ve ertelenmiş mehir, evliliğin boşanma veya ölümle sona ermesine kadar ertelenmiş bir bağışlama vaadi niteliğindedir. Bağışlama vaadinin geçerliliği yazılı şekle bağlıdır ve alacak ancak vadenin gelmesi veya şartın gerçekleşmesiyle muaccel olur. Mehir senediyle kararlaştırılan altının istenebilmesi için boşanma kararının kesinleşmesi gerektiğinden, evlilik sürerken başlatılan takipte muaccel bir alacak yoktur ve itirazın iptali istemi reddedilmelidir.
Eşler arasındaki işlemlerde senetle ispat zorunluluğu yoktur; evlilik içinde verilen borç para tanıkla ispatlanabilir
Eşlerden biri, boşandığı eşine evlilik sırasında muhtelif tarihlerde banka havalesiyle borç para gönderdiğini ve paranın geri ödenmediğini ileri sürerek başlattığı takibe yapılan itirazın iptalini istedi. Diğer eş, evlilik sırasında kendisine ait altınları davacıya borç olarak verdiğini ve havalelerin bu borcun geri ödemesi olduğunu savundu. Mahkeme, havalelerde açıklama bulunmadığı, miktar itibarıyla tanık dinlenemeyeceği ve davalının yemin ettiği gerekçesiyle davayı reddetti.
“6100 sayılı Yasa'nın 203. maddesinde senet ile ispat zorunluluğunun istisnaları düzenlenmiştir. Bu kapsamda ilgili maddenin 1-a bendinde eşler arasındaki işlemlerde tanık dinlenebileceği düzenlenmiştir. Öyleyse mahkemece, dosyada mevcut taraflar arasındaki para transferine ilişkin vadesiz hesap özetinde evlilik birliği içerisinde gönderilen paraların tespit edilerek bu miktar yönünden tanık dinlenerek sonucuna göre hüküm tesisi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma sebebidir.”
Ne anlama geliyor? Daire kararı oybirliğiyle bozmuştur. Daire'ye göre HMK m. 203/1-a uyarınca eşler arasındaki işlemlerde tanık dinlenebilir; mahkeme, hesap kayıtlarından evlilik birliği içinde gönderilen paraları belirleyip bu miktar yönünden tanıkları dinlemeli ve sonucuna göre karar vermelidir. Karar, tanıkla ispat imkânının evlilik birliği içinde yapılan işlemlerle sınırlı olduğunu gösterir.
Bir eşin taşınmazını diğer eşe devretmesi tek başına bağış sayılmaz; bağış iradesinin kesin ve inandırıcı delillerle kanıtlanması gerekir
1976'da evlenen ve 2012'de boşanan eşlerden biri, arsa ve üzerine yapılan evin bedelini kendisinin karşıladığını, taşınmazı güvene dayalı olarak ve bedelsiz şekilde tapuda diğer eşe devrettiğini ileri sürerek katkı payı alacağı istedi. Diğer eş, taşınmazın kendisine takılan altınlar ve kendisine yapılan para yardımıyla edinildiğini savundu. İlk derece mahkemesi, davacının taşınmazı güvene dayalı olarak devrettiğini beyan etmesi nedeniyle gizli bağışta bulunduğu gerekçesiyle davayı reddetti; Özel Daire önce onadı, karar düzeltme incelemesinde bozdu; mahkeme direndi.
“Bağışlamanın açıklanan bu öğesi nazara alındığında bir eşin diğer eşe ait bir mal varlığına yaptığı katkının açıklanan kapsamda bağış olarak kabul edilmesi için bağış iradesi ve kastının kesin ve inandırıcı delillerle kanıtlanması gerekmektedir.”
Ne anlama geliyor? Hukuk Genel Kurulu direnme kararını oy çokluğuyla bozmuştur. Kurul'a göre bağışlamada belirleyici olan, kazandırmanın karşılıksız olarak ve bağışlananı zenginleştirme amacıyla yapılmasıdır; eşlerin evliliğin ömür boyu süreceği inancıyla ve karşılıklı güvene dayanarak ailenin geleceği için yaptıkları yatırımlar bağış olarak değerlendirilemez. Davalının taşınmazın kendisine bağışlandığı yönünde bir savunması, davacının da bağış iradesini gösteren bir beyan ve davranışı bulunmadığından, taşınmazın diğer eşe devri tek başına bağışlama sözleşmesi sayılmamış; mal ayrılığı döneminde edinilen taşınmaz için delillere göre hakkaniyete uygun bir katkı payı alacağına hükmedilmesi gerektiği kabul edilmiştir.
Eşe satış gibi gösterilen devir, mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla yapılmışsa muris muvazaası nedeniyle geçersizdir
Miras bırakan, ikinci evliliği sürerken üzerinde bina bulunan taşınmazını 1990 yılında satış göstererek ikinci eşine devretti. Taşınmaz üzerine daha sonra kat karşılığı inşaat sözleşmesiyle yeni bir bina yapıldı ve bağımsız bölümlerin bir kısmı aile içindeki başka kişilere satış yoluyla devredildi. Miras bırakanın ölümünden sonra ilk evliliğinden olan çocukları, devrin mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla yapıldığını ileri sürerek miras payları oranında tapu iptali ve tescil istedi. İlk derece mahkemesi davayı kabul etti; Özel Daire bozdu; mahkeme direndi.
“Yargıtayın yerleşik kararlarında kabul edildiği üzere salt bedeller arasındaki oransızlık muvazaanın varlığının kanıtı için tek başına delil olmasa da somut olayda davacı tarafça dayanılan diğer deliller ve objektif olgular karşısında muvazaanın varlığının bir göstergesi olduğu açıktır.”
Ne anlama geliyor? Hukuk Genel Kurulu direnme kararını oybirliğiyle onamıştır. Kurul'a göre muris muvazaasında miras bırakan, mirasçılarını miras hakkından yoksun bırakmak amacıyla gerçekte bağışlamak istediği taşınmazı satış gibi gösterir; ispat yükü muvazaayı ileri süren mirasçılardadır ve mirasçılar sözleşmenin tarafı olmadıklarından her türlü delile dayanabilir. Somut olayda miras bırakanın taşınmazı satmasını gerektiren bir ihtiyacı veya haklı bir nedeni bulunmadığı, başka taşınmazları ve düzenli gelirleri olduğu, gösterilen satış bedeli ile gerçek değer arasında fahiş fark bulunduğu ve davacıların ilk evlilikten olan çocuklar olduğu birlikte değerlendirilerek devrin mal kaçırma amacıyla ve bedelsiz yapıldığı kabul edilmiştir. Muvazaayı bilen veya bilmesi gereken aile içindeki sonraki alıcıların kazanımı da korunmamıştır (TMK m. 1023, 1024).
Madde gerekçesi
1984 tarihli Öntasarının 156 ncı maddesinden alınmıştır. Maddede, eşler arasında kabul edilen eşitlik prensibi uyarınca, kadının bazı hukukî işlemleri için hâkimden izin almasına gerek görülmediği gibi eşler arasında cebrî icra yasağı ve istisnalarını muhafaza etmeye de gerek görülmemiştir. Eşler de birbirlerine karşı borçlarını ifa etmeli, aksi hâlde sonuçlarına katlanmalıdır.
Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), s. 79Tasarıda madde "D. Eşlerin hukukî işlemleri" bölümünün "I. Genel olarak" alt başlığı altında yer almış ve Adalet Komisyonunca aynen kabul edilmiştir (S. Sayısı 723, s. 407). Aynı bölümün ikinci alt başlığını oluşturan aile konutu maddesinin gerekçesinde de, o maddeyle eşlerin hukuki işlemlerinde 193. maddeyle kabul edilen genel kuralın bir istisnasına yer verildiği belirtilmiştir (S. Sayısı 723, s. 80).
743 sayılı eski Medeni Kanun'daki karşılığı
Karı koca arasında her nevi hukuki tasarruf caizdir. Karının şahsi mallarına veya mal ortaklığı usulüne tabi mallara dair karı koca arasındaki hukuki tasarruflar, sulh hakimi tarafından tasdik olunmadıkça muteber olmaz. Koca menfaatine olarak karı tarafından üçüncü şahsa karşı iltizam olunan borçlar için dahi hüküm böyledir.
743 sayılı Kanun, mevzuat.gov.trKarı koca, evlenmenin devamı müddetince kanunen muayyen haller haricinde yekdiğerine karşı cebri icra talebinde bulunamaz. Kanunen cebri icra caiz olan hallerde dahi karı kocadan birinin diğer taraf yüzünden uğradığı ziyan o taraf hakkında iflas veya semeresiz kalan hacizde cari mahrumiyetleri müstelzim olmaz.
743 sayılı Kanun, mevzuat.gov.trEski Kanun, eşlerin birbirine karşı cebri icra talebini yalnız eşlerden biri aleyhine üçüncü kişi tarafından takip başlatılması, eşlerden birinin haciz veya iflas yoluyla takibe uğraması ve mal ayrılığının yerine getirilmesi ile hâkim kararıyla belirlenen geçim yardımının tahsili hâlleriyle sınırlamıştı (743 s. K. m. 166-168). 4721 sayılı Kanun bu yasağa ve sulh hâkiminin onayı şartına yer vermemiştir.
| 743 sayılı Kanun m. 165-169 | 4721 sayılı Kanun m. 193 | |
|---|---|---|
| Genel kural | Karı koca arasında her türlü hukuki işlem caizdi | Eşler birbirleriyle ve üçüncü kişilerle her türlü hukuki işlemi yapabilir |
| Hâkim onayı | Karının şahsi malları veya ortaklık malları hakkındaki işlemler sulh hâkiminin onayına bağlıydı | Hâkim onayı aranmaz |
| Koca yararına borç | Kadının koca yararına üçüncü kişiye karşı üstlendiği borç sulh hâkiminin onayına bağlıydı | Onay aranmaz; kefalette eşin yazılı rızası gerekir (TBK m. 584) |
| Cebri icra | Evlilik süresince kanunda sayılan hâller dışında yasaktı | Yasak kaldırılmıştır |
| Aile konutu | Özel bir koruma yoktu | Konuta ilişkin işlemler diğer eşin açık rızasına bağlıdır (TMK m. 194) |
Değişiklik geçmişi
| Tarih | Gelişme | Dayanak |
|---|---|---|
| 01.01.2002 | Madde yürürlüğe girdi | 4721 s. K. |
Madde yürürlüğe girdiği günden beri değiştirilmemiştir.
İlgili maddeler
- TMK m. 194: Aile konutu.
- TMK m. 189: Temsil yetkisi olan eşin sorumluluğu ve eşin kefaleti.
- TMK m. 199: Tasarruf yetkisinin sınırlanması.
- TMK m. 217: Eşler arasındaki borçlar.
- TMK m. 223: Yönetim, yararlanma ve tasarruf.
- TMK m. 229: Eklenecek değerler.
- TMK m. 181: Boşanmanın miras haklarına etkisi.
Eşinizle aranızdaki borç, bağış, tapu devri veya icra takibi konusunda ya da boşanma sürecinde bu işlemlerin sonuçlarına ilişkin olarak dosyanızı değerlendirmek isterseniz boşanma avukatı İstanbul sayfasındaki iletişim bilgilerinden bana ulaşabilirsiniz.
Sık sorulan sorular
TMK 193 ne diyor?
TMK m. 193'e göre kanunda aksine hüküm bulunmadıkça eşlerden her biri, diğeri ve üçüncü kişilerle her türlü hukuki işlemi yapabilir. Eşler birbirleriyle satış, bağışlama, ödünç, kira veya vekâlet gibi sözleşmeler yapabilir.
Eşimle aramızda sözleşme yapabilir miyim?
Evet. Yargıtay'a göre eşler arasında sözleşme özgürlüğü çerçevesinde özel hukuk ilişkileri kurulmasına yasal bir engel yoktur (Yargıtay 8. HD, 2015/22824 E., 2016/10124 K., 09.06.2016). Ancak aile konutu, kefalet ve paylı mülkiyet gibi konularda kanunun öngördüğü rıza şartlarına uyulmalıdır.
Eşime borç para verdim; boşanınca geri isteyebilir miyim?
Evet. Eşe verilen ödünç, evlilik birliğine veya mal rejiminin tasfiyesine bağlı bir alacak değildir; genel hükümlere göre geri istenebilir. Yargıtay, boşanma protokolünde mali konularda anlaşıldığı gerekçesiyle bu tür bir alacak davasını reddeden kararı bozmuştur (Yargıtay 8. HD, 2015/22824 E., 2016/10124 K., 09.06.2016).
Eşime verdiğim borç parayı nasıl ispatlarım?
Eşler arasındaki işlemlerde senetle ispat zorunluluğu yoktur ve tanık dinlenebilir (HMK m. 203/1-a). Yargıtay, evlilik birliği içinde havaleyle gönderilen paralar yönünden tanık dinlenmeden verilen ret kararını bozmuştur (Yargıtay 13. HD, 2014/7563 E., 2014/20862 K., 23.06.2014). Yine de havale açıklaması ve yazılı belge en güçlü delildir.
Evliliğimiz sürerken eşime icra takibi yapabilir miyim?
Evet. Eski Kanun'daki eşler arası cebri icra yasağı kaldırılmıştır. Yargıtay'a göre eşler birbirlerine karşı borçlarını ödemeli, ödemediği takdirde sonuçlarına katlanmalıdır; ancak takip tarihinde alacağın muaccel olması gerekir (Yargıtay 3. HD, 2013/14868 E., 2013/17437 K., 09.12.2013).
Mehir senedindeki altını evlilik sürerken isteyebilir miyim?
Kural olarak hayır. Yargıtay, ertelenmiş mehrin evliliğin boşanma veya ölümle sona ermesine kadar ertelenmiş bir bağışlama vaadi olduğunu ve boşanma kararı kesinleşmeden muaccel olmayacağını belirtmiştir (Yargıtay 3. HD, 2013/14868 E., 2013/17437 K., 09.12.2013). Mehir alacağı davası aile mahkemesinde görülür (Yargıtay 2. HD, 2022/10249 E., 2023/4217 K., 27.09.2023).
Eşimden olan alacağım zamanaşımına uğrar mı?
Evlilik devam ettiği sürece eşlerin birbirinden olan alacakları için zamanaşımı işlemeye başlamaz, başlamışsa durur (TBK m. 153). Süre, evliliğin sona ermesiyle işlemeye başlar; bu nedenle boşanma kesinleştikten sonra alacağınızı geciktirmeden takip edin.
Eşime tapuda devrettiğim ev bağış sayılır mı?
Tek başına sayılmaz. Hukuk Genel Kurulu'na göre bir eşin diğer eşe yaptığı kazandırmanın bağış kabul edilebilmesi için bağış iradesinin kesin ve inandırıcı delillerle kanıtlanması gerekir; güvene dayalı olarak ve bedelsiz yapılan devirde katkı payı alacağı istenebilir (Yargıtay HGK, 2018/657 E., 2021/1617 K., 07.12.2021).
Eşime bağışladığım malı boşanınca geri alabilir miyim?
Geçerli bir bağışlama boşanmayla kendiliğinden ortadan kalkmaz. Bağışlananın size veya yakınlarınıza karşı ağır bir suç işlemesi ya da size veya ailenizden birine karşı kanundan doğan yükümlülüklerine önemli ölçüde aykırı davranması gibi TBK m. 295'teki sebeplerden biri varsa bağışlamayı geri alabilirsiniz. Bu hak, sebebi öğrendiğiniz günden başlayarak bir yıl içinde kullanılmalıdır (TBK m. 297).
Eşim aile konutunu benim rızam olmadan satabilir veya ipotek edebilir mi?
Hayır. Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça aile konutunu devredemez veya üzerindeki hakları sınırlayamaz (TMK m. 194). Hukuk Genel Kurulu, rıza alınmadan kurulan ipoteğe dayanan cebri ihale sonucundaki tescili de yolsuz saymıştır (Yargıtay HGK, 2019/318 E., 2019/1238 K., 28.11.2019).
Eşim benim rızam olmadan kefil olabilir mi?
Kural olarak hayır. Mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı yoksa veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmamışsa eş, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir (TBK m. 584). Ticari işletme veya şirketle ilgili kefaletler gibi kanunda sayılan hâllerde rıza aranmaz; ayrıntılar TMK m. 189 şerhindedir.
Babam evini satış gibi göstererek eşine devretti; ne yapabilirim?
Devir, diğer mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla ve gerçekte bağış olarak yapılmışsa muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ve tescil davası açabilirsiniz. Hukuk Genel Kurulu, satış bedeli ile gerçek değer arasındaki fahiş farkı ve satışı gerektiren bir ihtiyacın bulunmamasını diğer delillerle birlikte değerlendirerek böyle bir devri muvazaalı saymıştır (Yargıtay HGK, 2017/2654 E., 2021/886 K., 01.07.2021).
Borçlu, malını alacaklılardan kaçırmak için eşine devrederse ne olur?
Alacaklılar tasarrufun iptali davası açabilir. Gerçek değerine uygun olarak ivazlı olduğu ispatlanmadıkça borçlunun, son bir yıl içinde evlilik birliği sona ermiş olsa bile eşiyle yaptığı tasarruflar bağışlama sayılır ve kanundaki süre içinde yapılmışsa iptale tabidir (İİK m. 278).
Eski Kanun'da eşler arasındaki işlemler nasıldı?
Eski Kanun'a göre karının şahsi malları veya ortaklık malları hakkında eşler arasında yapılan işlemler ile kadının koca yararına üstlendiği borçlar sulh hâkiminin onayına bağlıydı (743 s. K. m. 169); eşler de evlilik süresince kanunda sayılan hâller dışında birbirine karşı cebri icra talebinde bulunamazdı (743 s. K. m. 165). Yeni Kanun bu sınırlamalara yer vermemiştir.
Kaynaklar ve Mevzuat
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 169, 181, 189, 193, 194, 199, 217, 223, 226, 229, 263, 270
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 153, 288, 295, 297, 386, 584
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 203
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 278
- 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi m. 165-169
- Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), m. 193 gerekçesi s. 79, m. 194 gerekçesi s. 80, Komisyon metni s. 407
- Yargıtay HGK, 2018/657 E., 2021/1617 K., 07.12.2021
- Yargıtay HGK, 2017/2654 E., 2021/886 K., 01.07.2021
- Yargıtay HGK, 2019/318 E., 2019/1238 K., 28.11.2019
- Yargıtay 2. HD, 2022/10249 E., 2023/4217 K., 27.09.2023
- Yargıtay 2. HD, 2022/5568 E., 2023/1687 K., 06.04.2023
- Yargıtay 3. HD, 2013/14868 E., 2013/17437 K., 09.12.2013
- Yargıtay 8. HD, 2015/22824 E., 2016/10124 K., 09.06.2016
- Yargıtay 8. HD, 2014/2373 E., 2015/11648 K., 25.05.2015
- Yargıtay 13. HD, 2014/7563 E., 2014/20862 K., 23.06.2014
