TMK 118'e göre nişanlanma, bir kadın ile bir erkeğin birbirine evlenme vaadinde bulunmasıyla kurulur. Kanun bunun için hiçbir şekil aramaz. Tören, yüzük, yazılı belge ya da çevreye duyurma nişanın geçerlilik şartı değildir; bunlar yalnızca nişanın varlığını ispatlamayı kolaylaştırır. Ergin olmayan (küçük) veya vesayet altındaki (kısıtlı) kişi ise yasal temsilcisi rıza göstermedikçe nişanla bağlı olmaz. Bu rıza önceden (izin) verilebileceği gibi sonradan (icazet) da verilebilir. Yargıtay'a göre evli bir kişinin yaptığı nişan geçersizdir (Yargıtay 3. HD, 2013/758 E., 2013/1491 K., 04.02.2013). Bu durumda nişan hükümleri uygulanmaz ve dava aile mahkemesinde değil asliye hukuk mahkemesinde görülür.
- Nişanlanma
- Bir kadın ile bir erkeğin ileride birbiriyle evlenmeyi karşılıklı olarak vaat ettiği, aile hukukuna özgü sözleşme (TMK m. 118/1).
- Nişanlılık
- Nişanlanmayla başlayan ve evlenme, ölüm ya da nişanın bozulmasıyla sona eren hukuki ilişki (TMK m. 118–123).
- Evlenme vaadi
- Kişinin, karşı tarafla resmî (medeni) evlenme yapacağına ilişkin açık veya örtülü irade açıklaması.
- Küçük
- On sekiz yaşını doldurmamış ve evlenme ya da mahkeme kararıyla ergin olmamış kişi (TMK m. 11, 12).
- Kısıtlı
- Mahkeme kararıyla vesayet altına alınmış ergin (TMK m. 405–408).
- Yasal temsilci
- Küçük için velayet sahibi ana ve baba ya da vasi; kısıtlı için vasi (TMK m. 342, 403).
- İzin ve icazet
- Yasal temsilcinin nişanlanmaya önceden verdiği onay "izin", sonradan verdiği onay "icazet"tir. Kanun ikisini de "rıza" kavramıyla kapsar.
TMK 118 ne düzenler? Nişanlılık hükümlerinin haritası
Türk Medeni Kanunu nişanlılığı altı maddede düzenler. 118. madde nişanın nasıl kurulacağını söyler; diğer beş madde nişanlılığın hükümlerini ve nişan bozulduğunda ortaya çıkan hakları düzenler. Bir nişan uyuşmazlığında ilk soru her zaman aynıdır: ortada 118. maddeye uygun, geçerli bir nişan var mı? Geçerli bir nişan yoksa 119–123. maddelerdeki haklar da doğmaz.
| Madde | Başlık | Özü |
|---|---|---|
| m. 118 | Nişanlanma | Nişan evlenme vaadiyle kurulur; küçük ve kısıtlı, yasal temsilcinin rızası olmadıkça bağlı olmaz |
| m. 119 | Dava hakkının bulunmaması | Kimse nişan nedeniyle evlenmeye zorlanamaz; cayma tazminatı ve ceza şartı dava edilemez |
| m. 120 | Maddi tazminat | Haklı sebep olmadan nişanı bozan ya da bozulmasına yol açan taraf, evlenme amacıyla yapılan harcamaları uygun ölçüde karşılar |
| m. 121 | Manevi tazminat | Nişanın bozulması yüzünden kişilik hakkı zedelenen taraf, kusurlu taraftan manevi tazminat isteyebilir |
| m. 122 | Hediyelerin geri verilmesi | Nişan evlenme dışındaki bir sebeple sona ererse, alışılmışın dışındaki hediyeler geri istenebilir |
| m. 123 | Zamanaşımı | Nişanlılığın sona ermesinden doğan davalar, sona ermeden itibaren bir yılda zamanaşımına uğrar |
Birinci fıkra: "Nişanlanma, evlenme vaadiyle olur"
Nişanlanma bir sözleşmedir
Yargıtay nişanlanmayı yerleşik olarak "karşılıklı evlenme vaadi içeren, aile hukukuna özgü bir sözleşme" olarak tanımlar (Yargıtay 3. HD, 2016/21296 E., 2018/8658 K., 18.09.2018). Bu nitelendirmenin üç pratik sonucu vardır:
- İki tarafın birbirine uygun iradesi gerekir. Bir tarafın tek başına "evleneceğiz" demesi nişan kurmaz; karşı tarafın da evlenme vaadini kabul etmesi gerekir.
- İrade özgürce açıklanmalıdır. Nişan, kişiye sıkı sıkıya bağlı bir işlemdir. Aileler "söz" verse bile, evlenecek kişinin kendi iradesi yoksa nişan kurulmaz. Anayasa Mahkemesi de nişanlanmayı "kişiye sıkı sıkıya bağlı" haklar arasında sayar (AYM, E. 2022/105, K. 2023/54, 22.03.2023, § 10).
- Nişanın konusu resmî evlenmedir. Evlenme vaadi, Türk hukukuna göre geçerli bir medeni nikâh kıyma vaadidir. Bu yüzden yalnızca dinî nikâh ya da birlikte yaşama amacıyla verilen söz, 118. madde anlamında nişan oluşturmaz.
Evlenme vaadi nasıl açıklanır?
Evlenme vaadi açık sözlerle verilebileceği gibi davranışlarla, yani örtülü olarak da ortaya konabilir. Yargıtay'ın ifadesiyle taraflar iradelerini "şekle bağlı veya üstü örtülü olarak" açıklayabilirler (Yargıtay 3. HD, 2016/21296 E., 2018/8658 K., 18.09.2018). Uygulamada kız isteme, söz kesme, yüzük takma, nişan töreni düzenleme, düğün tarihi belirleme veya evlilik hazırlıklarına birlikte başlama, evlenme vaadinin en sık görülen dış görünümleridir. Buna karşılık yalnızca arkadaşlık ya da flört, evlenme niyetinin açıklandığı gösterilemedikçe nişan sayılmaz.
Şekil şartı yok: tören, yüzük ve "söz"
Kanun koyucu nişanlanmayı herhangi bir şekle bağlamamıştır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 17.09.2025 tarihli, 2025/6945 E., 2025/7429 K. sayılı kararında bunu açıkça yeniden vurguladı: tören yapılması, nişan yüzüğü takılması ya da nişanın çevreye duyurulması nişanın kurucu veya geçerlik unsuru değildir; bunlar yalnızca nişanın varlığını kanıtlamayı kolaylaştıran olgulardır.
| Olgu | Nişanın geçerliliği için şart mı? | Hukuki değeri |
|---|---|---|
| Nişan töreni | Hayır | Nişanın varlığı için güçlü delil |
| Yüzük takılması | Hayır | Delil; alyans kural olarak "alışılmış hediye" sayılır ve geri istenemez (Yargıtay 2. HD, 2025/7429 K.) |
| Kız isteme, söz kesme | Hayır | Evlenme vaadinin açıklandığını gösterebilir |
| Yazılı belge, noter | Hayır | Gerekmez; varsa ispatı kolaylaştırır |
| Ailelerin onayı | Ergin için hayır | Küçük ve kısıtlı için yasal temsilcinin rızası ayrı bir şarttır (m. 118/2) |
| Mesajlar, fotoğraflar, sosyal medya paylaşımları | Hayır | Tanık beyanlarıyla birlikte delil olarak değerlendirilir |
Şarta bağlı nişanlanma
Nişan, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına ve hukuka aykırı olmamak kaydıyla geciktirici veya bozucu bir şarta bağlanabilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 17.09.2025 tarihli, 2025/6945 E., 2025/7429 K. sayılı kararına konu olayda taraflardan biri, diğerinin ilçede bir ev tutması ve sigortalı bir iş bulması ya da iş yeri açması koşuluyla nişanlanmıştı. Nişanı dört ay sonra, karşı tarafa bu koşulları yerine getirmesi için makul bir süre tanımadan bozdu. Daire, nişanın haklı bir sebep olmadan bozulduğunu kabul etti.
Şarta bağlı nişanda şartın gerçekleşmemesi nişanı kendiliğinden sona erdirebilir. Ancak şartın gerçekleşmesi için karşı tarafa makul süre tanınmadan nişanın bozulması, bozan taraf yönünden haklı sebep sayılmayabilir.
Nişanın ispatı
Nişanın varlığını, ondan hak iddia eden taraf ispat eder (TMK m. 6). Nişan her türlü delille ispat edilebilir: tanık, fotoğraf ve video, davetiye, mesaj yazışmaları, takı ve hediye alımına ilişkin belgeler ile tarafların sosyal çevresinde nasıl tanındıkları birlikte değerlendirilir. Mahkemenin, ilişkinin süresini, tarafların bulunduğu sosyal çevreyi, aile ve arkadaşlarına kendilerini nasıl tanıttıklarını araştırması gerekir.
İspatın önemli bir usul sonucu vardır. Nişanın varlığı ispatlanamazsa uyuşmazlık aile hukukundan doğmuş sayılmaz. Talepler haksız fiil, sebepsiz zenginleşme ya da bağışlama hükümlerine göre değerlendirilir ve görevli mahkeme değişir.
Kimler nişanlanamaz? Geçersiz nişan
- madde nişanın geçerlilik şartlarını tek tek saymaz. Ancak nişan, sonunda geçerli bir evlenmeye yönelmiş bir vaat olduğu için, kanunen hiçbir zaman gerçekleşemeyecek bir evlenmeye yönelen vaat de geçerli bir nişan oluşturmaz. Yargıtay'ın ve öğretinin kabul ettiği başlıca geçersizlik hâlleri şunlardır:
- Evli bir kişinin nişanlanması: Yargıtay'a göre "gerçekte evli olan birisi bir başkası ile yeniden nişanlanma akdi yapamaz" (Yargıtay 3. HD, 2013/758 E., 2013/1491 K., 04.02.2013; aynı yönde 3. HD, 2013/15535 E., 2014/884 K., 23.01.2014 ve 3. HD, 2009/8106 E., 2009/10088 K., 11.06.2009). Böyle bir nişan geçersizdir. Evli bir kişinin yeniden evlenmesi de mutlak butlan sebebidir (TMK m. 145/1). Yurt dışında boşanan ancak bu boşanmayı Türkiye'de tanıtıp nüfus kaydına işletmeyen kişi, Türk hukuku bakımından evli sayılmaya devam edebilir. Bu ihtimal, nişanın geçerliliği bakımından da mutlaka kontrol edilmelidir.
- Aralarında evlenme engeli bulunanlar: Üstsoy ile altsoy, kardeşler, amca, dayı, hala ve teyze ile yeğenler ya da evlât edinen ile evlâtlık gibi birbiriyle evlenmesi yasak olan kişiler (TMK m. 129) arasındaki evlenme vaadi, hukuken gerçekleşemeyecek bir sonuca yöneldiği için geçerli bir nişan doğurmaz. Kanunun emredici hükümlerine aykırı sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür (TBK m. 27/1).
- Ayırt etme gücü bulunmayanlar: Ayırt etme gücü bulunmayan kişinin fiilleri kural olarak hukuki sonuç doğurmaz (TMK m. 15). Bu kişinin yaptığı nişanlanma da geçersizdir.
- Zaten evli olan eşler: Resmî nikâhtan sonra yapılan ve adı "nişan" konan tören, hukuken nişan değildir. Yargıtay böyle bir töreni "takı takma merasimi" olarak nitelendirir (Yargıtay 3. HD, 2016/21296 E., 2018/8658 K., 18.09.2018). Takılan ziynetler bağışlama hükümlerine tabi olur.
Geçersiz nişan ile geçerli nişan arasındaki fark, hangi hükümlerin uygulanacağını ve davaya hangi mahkemenin bakacağını belirler:
| Geçerli nişan | Geçerli nişan yoksa | |
|---|---|---|
| Uygulanacak hükümler | TMK m. 119–123 (tazminat, hediyelerin geri verilmesi, bir yıllık zamanaşımı) | Haksız fiil (TBK m. 49, 58), sebepsiz zenginleşme (TBK m. 77) veya bağışlama (TBK m. 285, 295) |
| Görevli mahkeme | Aile mahkemesi (4787 sayılı Kanun m. 4) | Asliye hukuk mahkemesi (genel hükümler) |
| Hukuka aykırı amaçla verilenler | — | Hukuka veya ahlaka aykırı bir sonucu sağlamak için verilen şey geri istenemez (TBK m. 81) |
Dinî nikâh (imam nikâhı) resmî evlenme değildir ve tek başına nişan da değildir. İmam nikâhıyla başlayan bir birliktelik, tarafların medeni nikâh kıyma vaadi ispatlanmadıkça 118. madde anlamında nişanlılık sayılmaz. Bu durumda uyuşmazlık genel hükümlere göre çözülür.
İkinci fıkra: Küçük ve kısıtlının nişanlanması
Kimler küçük, kimler kısıtlı?
İkinci fıkra, ayırt etme gücüne sahip olduğu hâlde fiil ehliyeti sınırlı olan iki grubu korur:
| Kişi | Tanım | Yasal temsilcisi |
|---|---|---|
| Küçük | On sekiz yaşını doldurmamış kişi. Evlenen ya da mahkeme kararıyla ergin kılınan küçük ergin sayılır (TMK m. 11, 12). | Velayet sahibi ana ve baba (TMK m. 335, 336, 342); velayet altında değilse vasi (TMK m. 404) |
| Kısıtlı | Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı, savurganlık, bağımlılık, kötü yaşama tarzı, özgürlüğü bağlayıcı ceza ya da kendi isteği nedeniyle vesayet altına alınmış ergin (TMK m. 405–408) | Vasi (TMK m. 403) |
Ayırt etme gücü bulunmayan küçük veya kısıtlı ise, yasal temsilci rıza gösterse bile nişanlanamaz. Nişan kişiye sıkı sıkıya bağlı olduğundan, yasal temsilci kişi yerine nişanlanamaz; olsa olsa kişinin kendi nişan iradesine rıza gösterebilir.
Genel kurala özel bir istisna
TMK m. 16'ya göre ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar, kişiye sıkı sıkıya bağlı hakları kullanırken yasal temsilcilerinin rızasına ihtiyaç duymazlar. 118. maddenin ikinci fıkrası, nişanlanma bakımından bu kurala özel bir istisna getirir. Nişan kişiye sıkı sıkıya bağlı olduğu hâlde, ileride evlenme ve mali sonuçlar doğurabileceği için kanun koyucu yasal temsilcinin rızasını aramıştır. Evlenmede de aynı yaklaşım vardır: küçük ve kısıtlı, yasal temsilcisinin izni olmadıkça evlenemez (TMK m. 126, 127).
Anayasa Mahkemesi 22.03.2023 tarihli, E. 2022/105, K. 2023/54 sayılı norm denetimi kararında (§ 10) bu sistemi hükümlüler bakımından şöyle özetledi: vesayet altındaki hükümlü, nişanın bozulması ve manevi tazminat talebi gibi kişiye sıkı biçimde bağlı hakları tek başına kullanabilir. Nişanlanmak ve evlenmek gibi işlemler için ise vasinin rızası veya katılımı aranır.
Yasal temsilcinin rızası: izin ya da icazet
743 sayılı eski Kanun "kanuni mümessillerinin muvafakati" ifadesini kullanıyordu. 4721 sayılı Kanun bunun yerine "yasal temsilcilerinin rızası" kavramını benimsedi. TBMM'ye sunulan tasarı gerekçesine göre bu değişiklikle yasal temsilcinin rızasının yalnızca izin şeklinde değil, icazet şeklinde de olabileceği kabul edildi. Yani:
- Rıza nişandan önce verilebilir (izin).
- Nişandan sonra verilen onay da nişanı küçük ve kısıtlı için bağlayıcı hâle getirir (icazet).
- Rıza için şekil şartı yoktur. Yasal temsilcinin nişan törenini düzenlemesi ya da törene onay veren tavırla katılması gibi davranışlar da, somut olayın özelliklerine göre örtülü rıza olarak değerlendirilebilir.
Rıza yoksa: nişan küçüğü ve kısıtlıyı bağlamaz
Rıza verilmedikçe nişan küçüğü veya kısıtlıyı bağlamaz. Hüküm, fiil ehliyeti sınırlı olan tarafı korumak için konulmuştur. Maddenin lafzı bağlamama sonucunu yalnızca küçük ve kısıtlı için öngörür; ergin karşı taraf için böyle bir istisna yoktur. Bu nedenle ergin taraf nişanla bağlı kalırken küçük veya kısıtlı bağlı olmaz; bu tek taraflı bağlılık uygulamada "aksak nişan" diye anılır. Rıza verilmeden küçük veya kısıtlı nişanı bozarsa ya da nişandan dönerse, kendisini bağlamayan bir nişan nedeniyle 120 ve 121. maddelere göre tazminatla sorumlu tutulamaz. Yasal temsilcinin sonradan icazet vermesi hâlinde ise nişan, kurulduğu andan itibaren iki taraf için de bağlayıcı hâle gelir.
Kısıtlı hükümlüler: Anayasa Mahkemesi iptali ve 2024 değişikliği
Eski düzenlemede bir yıl veya daha uzun süreli hapis cezasına mahkûm olan her ergin kendiliğinden kısıtlanıyordu (TMK m. 407). Bu hükümlüler nişanlanmak için bile vasinin rızasına muhtaçtı. Anayasa Mahkemesi 22.03.2023 tarihli, E. 2022/105, K. 2023/54 sayılı kararıyla bu kuralı iptal etti. Ardından 7499 sayılı Kanunun 5. maddesiyle (kabul tarihi 02.03.2024) yeniden yazılan 407. maddeye göre ceza infaz kurumundaki ergin, isteği üzerine kısıtlanır veya kendisine kayyım atanır. Toplam beş yıl veya daha fazla hapis cezasının infazı sürerken ise kişinin isteği olmasa da kişiliğinin veya malvarlığının korunması gerekiyorsa kısıtlama kararı verilebilir. Dolayısıyla bugün cezaevinde bulunan bir kişi, kısıtlanmamışsa, nişanlanmak için kimsenin rızasına ihtiyaç duymaz.
Nişan için kanunda bir yaş sınırı yoktur; evlenme için ise kural 17 yaştır ve hâkim olağanüstü durumlarda 16 yaşını dolduranın evlenmesine izin verebilir (TMK m. 124). Nişan, çocukla cinsel ilişkiyi ya da resmî evlenme yaşının altındaki bir çocuğun birlikte yaşatılmasını hiçbir şekilde meşru kılmaz. Bu fiiller Türk Ceza Kanunu'nun 103 ve 104. maddeleri kapsamında suç oluşturabilir.
Nişanlılığın sonuçlarına kısa bakış
Nişanlılık; evlenme, nişanlılardan birinin ölümü, tarafların anlaşması ya da nişanın tek taraflı bozulmasıyla sona erer. Kimse nişan nedeniyle evlenmeye zorlanamayacağı için nişan her zaman bozulabilir (TMK m. 119). Önemli olan, bozmanın hangi sonuçları doğuracağıdır:
| Sona erme biçimi | Hediyelerin geri verilmesi (m. 122) | Maddi ve manevi tazminat (m. 120, 121) |
|---|---|---|
| Evlenme | İstenemez | Söz konusu olmaz |
| Nişanlılardan birinin ölümü | Alışılmışın dışındaki hediyeler geri istenebilir | Kural olarak söz konusu olmaz |
| Anlaşmayla sona erme | Geri istenebilir | Kural olarak söz konusu olmaz |
| Haklı sebep olmadan bozma | Geri istenebilir | Bozan taraf tazminatla sorumlu olabilir |
| Haklı sebeple bozma | Geri istenebilir | Bozmaya sebep olan kusurlu taraf sorumlu olabilir |
Hediyelerin geri verilmesi için nişanın hangi sebeple bozulduğu ve kimin kusurlu olduğu önemli değildir. Nişan evlenme dışındaki bir sebeple sona ermişse alışılmışın dışındaki hediyeler geri istenebilir. Yargıtay nişan yüzüğü (alyans) dışındaki altın, takı ve ziynetleri alışılmışın dışında hediye kabul eder (Yargıtay 2. HD, 2025/6945 E., 2025/7429 K., 17.09.2025; 2. HD, 2026/2520 E., 2026/4879 K., 29.04.2026). Tazminat ve hediye taleplerinin ayrıntılarını TMK m. 120, m. 121 ve m. 122 sayfalarında ele alıyoruz.
Görevli ve yetkili mahkeme, zamanaşımı, yabancılık unsuru
| Konu | Kural | Dayanak |
|---|---|---|
| Görevli mahkeme | Geçerli bir nişandan doğan davalar aile mahkemesinde, aile mahkemesi bulunmayan yerlerde aile mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemesinde görülür | 4787 sayılı Kanun m. 4 |
| Geçerli nişan yoksa | Dava genel hükümlere göre asliye hukuk mahkemesinde görülür; görev kamu düzenine ilişkindir ve mahkemece kendiliğinden gözetilir | Yargıtay 3. HD, 2013/1491 K.; 3. HD, 2017/6076 K.; HMK m. 114/1-c |
| Yetkili mahkeme | Nişan davaları için özel bir yetki kuralı yoktur; genel yetki kuralı olarak davalının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir | HMK m. 6 |
| Zamanaşımı | Nişanlılığın sona ermesinden doğan dava hakları, sona ermenin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar | TMK m. 123 |
| Yabancı unsurlu nişan | Nişanlanma ehliyeti ve şartları her iki tarafın nişanlanma anındaki millî hukukuna; nişanın hükümleri ortak millî hukuka, taraflar ayrı vatandaşlıktaysa Türk hukukuna tabidir | 5718 sayılı MÖHUK m. 12 |
Nişan davalarında en sık yapılan hata, önce ortada geçerli bir nişan bulunup bulunmadığını tartışmadan tazminat ya da takı istemektir. Evli bir kişiyle yapılan "nişan", resmî nikâhtan sonra yapılan takı merasimi ya da yalnızca dinî nikâhla başlayan birliktelik aile mahkemesinde açılırsa, dava görevsizlik nedeniyle aylarca, bazen yıllarca uzar. Dava açmadan önce nişanın hangi olaylarla ispat edileceğini ve hangi mahkemenin görevli olduğunu netleştirmek, zamanaşımı süresinin boşa geçmesini de önler.
Uygulamada sık karşılaşılan durumlar
| Durum | Nişan var mı? | Sonuç | Dayanak |
|---|---|---|---|
| Kız istendi, söz kesildi, yüzük takılmadı | Evlenme vaadi ispatlanırsa evet | Nişan hükümleri uygulanır; tören yapılmaması nişanı geçersiz kılmaz | TMK m. 118/1; Yargıtay 2. HD, 2025/7429 K. |
| Uzun süreli sevgililik, evlilikten hiç söz edilmedi | Hayır | Nişan hükümleri uygulanmaz | Yargıtay 3. HD, 2017/6076 K. |
| Taraflardan biri başkasıyla evli | Hayır, geçersiz | Talepler genel hükümlere göre asliye hukuk mahkemesinde | Yargıtay 3. HD, 2013/1491 K. |
| Resmî nikâhtan sonra yapılan "nişan" | Hayır | Takı takma merasimi; ziynetler bağışlama hükümlerine tabi | Yargıtay 3. HD, 2018/8658 K. |
| 17 yaşındaki kişi ailesinin haberi olmadan nişanlandı | Kurulur ama küçüğü bağlamaz | Ana ve baba sonradan onaylarsa (icazet) bağlayıcı hâle gelir | TMK m. 118/2; TBMM S. Sayısı 723 gerekçesi |
| Nişanlılardan biri yabancı uyruklu | Her tarafın millî hukuku ayrıca incelenir | Nişanın hükümleri bakımından taraflar ayrı vatandaşlıktaysa Türk hukuku uygulanır | MÖHUK m. 12 |
| Nişan "iş bulması şartıyla" yapıldı | Evet, şarta bağlı nişan | Makul süre tanınmadan bozma haklı sebep sayılmayabilir | Yargıtay 2. HD, 2025/7429 K. |
Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararları
Aşağıdaki kararlar resmî karar arama sistemlerinden alınmıştır. Her kartta kararın vardığı ilke, olayın özeti, karardan birebir bir alıntı ve kararın uygulamadaki anlamı yer alır. Konuya göre süzmek için düğmeleri kullanabilirsiniz.
Nişanlanma şekle bağlı değildir: tören ve yüzük yalnızca delildir, nişan şarta da bağlanabilir
Nişanın bozulması nedeniyle maddi ve manevi tazminat ile hediyelerin geri verilmesi istenen davada Daire, önce ortada geçerli bir nişanlanma sözleşmesi bulunması gerektiğini hatırlattı. Nişanlanmanın aile hukukuna özgü bir sözleşme olduğunu, bir erkek ve bir kadının karşılıklı evlenme vaadiyle kurulduğunu ve nişanın hukuka ve ahlaka uygun olmak kaydıyla geciktirici veya bozucu şarta bağlanabileceğini belirtti. Somut olayda davalı, davacının ev tutması ve sigortalı bir iş bulması ya da iş yeri açması şartıyla nişanlanmış, dört ay sonra makul süre tanımadan nişanı bozmuştu. Daire, nişanın haklı sebep olmadan bozulduğunu kabul etti; ancak zarar ispatlanmadığı için tazminat taleplerinin reddini sonuç itibarıyla doğru buldu. Nişan yüzüğünün alışılmış hediye olduğunu da vurguladı.
“Yasa koyucu, nişanlanma için herhangi bir biçimsel (şeklî) koşul aramamıştır. Bu nedenle nişanlanmanın geçerli olması için; gelenekler uyarınca tören yapılması, nişan yüzüğü takılması, nişanın çevreye duyurulması vs. gerekmez.”
Ne anlama geliyor? Tören, yüzük ya da duyuru olmasa da evlenme vaadi ispatlanırsa nişan kurulmuş sayılır. Bu olgular yalnızca ispatı kolaylaştırır.
Resmî nikâhtan sonra yapılan "nişan" töreni nişan değildir; takılar bağışlama hükümlerine tabidir
Taraflar 26.12.2014'te resmî olarak evlenmiş, ertesi gün "nişan merasimi" adıyla bir tören yapmıştı. Davacı, bu törende takılan ziynetlerin bağıştan dönme hükümlerine göre iadesini istedi. İlk derece mahkemesi uyuşmazlığın aile mahkemesinin görevinde olduğunu düşünerek görevsizlik kararı verdi. Daire, nişanlanmanın TMK m. 118 uyarınca karşılıklı evlenme vaadi içeren bir sözleşme olduğunu; evlenmiş kişiler arasında sonradan yapılan törenin nişan olamayacağını belirtti. Takıların bağışlama niteliğinde olduğunu ve bağıştan dönme davasına genel mahkemenin bakması gerektiğini kabul ederek kararı bozdu.
“Dolayısıyla, dava dilekçesinde evlenmeden sonra 27.12.2014 tarihinde nişan merasimi yapıldığı bildirilmiş ise de, yapılan bu işlem nişan olmayıp, takı takma merasimidir.”
Ne anlama geliyor? Bir törene "nişan" adının verilmesi yetmez; nişan, henüz evlenmemiş iki kişi arasında evlenme vaadiyle kurulur.
Evlenme vaadi ispatlanamazsa uyuşmazlık aile hukukundan doğmaz; dava asliye hukukta görülür
Davacı, flört döneminde evlenme vaadiyle kandırıldığını ileri sürerek tazminat istedi. Davalı ise aralarında söz, nişan ya da evlilik gibi hiçbir olay yaşanmadığını, tek bir nişan fotoğrafının veya yüzüğün bile bulunmadığını savundu. Aile mahkemesi davayı esastan reddetti. Daire, 4787 sayılı Kanun m. 4 uyarınca aile mahkemesinin yalnızca aile hukukundan doğan uyuşmazlıklara bakabileceğini hatırlattı. Nişan töreni yapılmadığını ve evlenme vaadiyle kurulmuş bir nişana dair delil bulunmadığını tespit etti. Uyuşmazlığın haksız fiilden kaynaklandığını, görevin kamu düzenine ilişkin olduğunu belirterek aile mahkemesinin görevsizlik kararı vermesi gerektiği gerekçesiyle kararı bozdu.
“Somut olayda, dosyadaki bilgi belgelerden; taraflar arasında nişan töreni yapılmadığı, Türk Medeni Kanununun 118.maddesinde belirtildiği gibi evlenme vaadi ile yapılmış bir nişanlanma olduğuna dair delil bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle, taraflar arasındaki uyuşmazlık aile hukukundan doğmamaktadır.”
Ne anlama geliyor? Dava açmadan önce nişanın hangi delille ispatlanacağını belirlemek gerekir. Nişan ispatlanamazsa dava, yanlış mahkemede açıldığı için görevsizlikle döner.
İmam nikâhı ve yüzükle başlayan birliktelik, medeni evlenmeye yönelmiyorsa nişan sayılmaz
Davacı, davalının iki şahit ve bir cami hocasıyla eve gelip imam nikâhı kıydığını, yüzük taktığını ve "nişanlandık" dediğini ileri sürerek nişanın bozulması nedeniyle tazminat istedi. Davalı ise yalnızca tanışma amaçlı görüştüklerini, nişan yapılmadığını savundu. Taraflar ayrılırken maddi ve manevi haklardan karşılıklı vazgeçtiklerini gösteren bir ibraname de imzalamıştı. Aile mahkemesi tazminata hükmetti. Daire, taraf ve tanık beyanlarına göre birlikteliğin medeni evlenmeye yönelik bir nişanlanma niteliğinde olmadığını ve ibraname karşısında taleplerin hukuki dayanağı bulunmadığını belirterek kararı bozdu.
“taraf ve tanık beyanlarına göre tarafların birlikteliklerinin kanuni ve medeni evlenmeye tekaddüm eden bir nişanlanma mahiyetinde olmadığı”
Ne anlama geliyor? Dinî nikâh, yüzük ya da "nişanlandık" sözü tek başına yetmez. Belirleyici olan, tarafların resmî evlenmeye yönelik karşılıklı vaadinin ispatlanmasıdır.
Evli bir kişinin nişanı geçersizdir; hediyelerin iadesi davasına asliye hukuk mahkemesi bakar
Davacı, nişanın bozulduğunu ileri sürerek verdiği hediyelerin iadesini istedi. Nüfus kaydına göre davacı 2003'ten beri evliydi ve bu evlilik devam ediyordu. Aile mahkemesi geçerli bir nişan bulunmadığı gerekçesiyle görevsizlik kararı verdi. Dosyanın gönderildiği asliye hukuk mahkemesi ise nişan hükümlerinin inceleneceğini düşünerek o da görevsizlik kararı verdi. Daire, evli bir kişinin yaptığı nişanın geçersiz olduğunu, bu yüzden aile mahkemesinin yargılama yapamayacağını belirtti. Davanın genel hükümlere tabi bir alacak davası olduğunu ve asliye hukuk mahkemesinin işin esasına girmesi gerektiğini kabul ederek kararı bozdu. Daire aynı ilkeyi 11.06.2009 tarihli, 2009/8106 E., 2009/10088 K. ve 23.01.2014 tarihli, 2013/15535 E., 2014/884 K. sayılı kararlarında da uygulamıştır.
“Gerçekte evli olan birisi bir başkası ile yeniden nişanlanma akdi yapamaz. Yapılmış ise yapılan bu akid geçersiz olup, yasal anlamda nişan akdi olarak kabulü olanaklı değildir.”
Ne anlama geliyor? Karşı tarafın medeni hâli nişanın geçerliliğini doğrudan belirler. Dava açmadan önce nüfus kaydı kontrol edilmelidir.
Evliyken dinî nikâhla kurulan birliktelik için verilen para, "evlenme vaadi" gerekçesiyle geri istenemez
Davacı, yurt dışında boşandığını ancak bu boşanmanın Türkiye'deki kayıtlara henüz işlenmediğini belirterek, internette evlilik amacıyla tanıştığı kadınla dinî nikâh kıydığını anlattı. Kadına toplam 1.045.200 TL gönderdiğini ve evlenme vaadiyle aldatıldığını ileri sürerek bu paranın sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iadesini istedi. İlk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi davayı reddetti. Daire, davacının evli olduğu sırada gayriresmî birlikteliği sürdürmek amacıyla bu parayı kendi iradesiyle gönderdiğini, bu nedenle hileden söz edilemeyeceğini belirtti. TBK m. 81 uyarınca hukuka aykırı bir sonucu sağlamak için verilen şeyin geri istenemeyeceğini kabul ederek kararı onadı.
“davacının evli olduğu sırada gayriresmi birlikteliği sürdürebilmek amacıyla iradi olarak para gönderdiği, dolayısıyla hileden söz edilemeyeceği, TBK'nın 81. maddesi uyarınca hukuka aykırı bir sonucun gerçekleşmesini sağlamak için verilen şeyin geri istenemeyeceği”
Ne anlama geliyor? Evli bir kişi nişanlanamayacağı gibi, gayriresmî birliktelik için verdiğini "evlenme vaadi" gerekçesiyle geri de isteyemeyebilir.
Nişanlılık özel hayatın parçasıdır: hükümlünün nişanlısıyla haberleşmesi gerekçesiz engellenemez
Cezaevinde hükümlü olarak bulunan başvurucu, başka bir cezaevindeki nişanlısıyla yaklaşık üç yıldır yalnızca mektupla haberleşebildiğini belirterek telefonla görüşme talep etti. Cezaevi idaresi mevzuatın nişanlıyla telefon görüşmesine izin vermediğini duyurdu; infaz hâkimliği başvurucunun şikâyetini, ağır ceza mahkemesi de itirazını reddetti. Anayasa Mahkemesi, iki nişanlı da cezaevinde olduğu için yüz yüze görüşme imkânı bulunmadığını ve uzun süre yalnızca mektupla iletişimin yeterli sayılamayacağını tespit etti. Yargı makamlarının başvurucunun nişanlılık durumunu hiç değerlendirmediğini belirterek özel hayata saygı hakkı (Anayasa m. 20) ile haberleşme hürriyetinin (Anayasa m. 22) ihlal edildiğine oybirliğiyle karar verdi ve başvurucuya 34.000 TL manevi tazminat ödenmesine hükmetti.
“Bu bağlamda 4721 sayılı Kanun'da düzenlenen nişanlılık kurumunun evlilik öncesi bir adım ve özel hayatın önemli bir parçası olduğu yadsınamaz.”
Ne anlama geliyor? Nişanlılık, yalnızca özel hukuk ilişkisi değil, anayasal koruma altındaki özel hayatın da bir parçasıdır. İdare ve mahkemeler nişanlılık ilişkisine ilişkin talepleri somut olayın özelliklerine göre gerekçelendirmek zorundadır.
Hükümlülerin kendiliğinden kısıtlanması iptal edildi: nişanlanmak için bile vasinin rızası gerekiyordu
Bir sulh hukuk mahkemesi, bir yıl veya daha uzun hapis cezası alan her erginin kendiliğinden kısıtlanmasını öngören TMK m. 407 ile m. 471'in iptalini istedi. Anayasa Mahkemesi, bu kuralla hükümlünün gerçekten korunmaya ihtiyacı olup olmadığı araştırılmadan vasi atandığını tespit etti. Böylece hükümlünün nişanlanma ve evlenme gibi kişiye sıkı sıkıya bağlı işlemlerde dahi vasinin rızasına bağlandığını belirtti. Kuralı Anayasa'nın 13, 20 ve 35. maddelerine aykırı bularak oybirliğiyle iptal etti. İptal, kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından (23.06.2023, sayı 32230) dokuz ay sonra yürürlüğe girdi. Kanun koyucu 407. maddeyi 7499 sayılı Kanunla 2024'te yeniden düzenledi.
“kişiye sıkı sıkıya bağlı nişanlanma ve evlenme gibi işlemler için dahi öncelikle vasinin rızası aranacak”
Ne anlama geliyor? TMK 118/2'deki "kısıtlı" kavramı bugün, isteği üzerine ya da mahkeme kararıyla vesayet altına alınan kişileri kapsar. Hapis cezası artık kendiliğinden kısıtlama sonucu doğurmaz.
Nişanlanıp resmî nikâh yapılmadan birlikte yaşatılan ve gönderilen kadın lehine manevi tazminat
Akraba olan taraflar ailelerin bilgisi dahilinde, toplumsal gelenekler yerine getirilerek nişanlanmış, ardından dinî tören ve düğünle fiilen evlenmişti. Kadın üç ay erkeğin ailesiyle birlikte yaşadı; resmî nikâh yapılmadı ve kadın ailesinin yanına geri gönderildi. Kadının manevi tazminat talebini ilk derece mahkemesi reddetti ve Özel Dairenin bozma kararına direndi. Hukuk Genel Kurulu, kadının evlenme vaadiyle kandırıldığını, fiziksel ve ruhsal zarara uğratıldığını kabul etti. Uygun bir manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle direnme kararını bozdu.
“davacının, davalı tarafından evlenme vaadi ile kandırıldığı ve bunun etkisi altında gerek fiziksel gerek ruhsal anlamda zarara uğratıldığı”
Ne anlama geliyor? Resmî nikâh vaadiyle kurulan ve kişilik hakkını zedeleyen ilişkilerde, nişan hükümleri dışında genel hükümlere göre de manevi tazminat istenebilir.
Madde gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 82 nci maddesini karşılamaktadır. Maddedeki "evlenmek" sözcüğü yerine "evlenme" sözcüğü kullanılmak suretiyle bu fıkra Türkçe yazım kurallarına uygun hâle getirilmiştir.
Maddenin ikinci fıkrasında "kanunî mümessillerinin muvafakati" yerine "yasal temsilcilerinin rızası" kavramına yer verilmiştir. Bu yolla yasal temsilcisinin nişanlanmaya rızasının sadece izin şeklinde değil icazet şeklinde de olabileceği kabul edilmiştir.
Maddenin ikinci fıkrasında Türkçemize yerleşmiş olan ve gerek yazılış gerek ifade biçimi bakımından daha elverişli bir sözcük olarak "yasal temsilci" sözcükleri kullanılmıştır.
Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), s. 62Gerekçe, maddenin eski hükümden anlam olarak ayrıldığı tek noktanın ikinci fıkra olduğunu gösteriyor. "Muvafakat" yerine "rıza" denmesiyle, yasal temsilcinin nişandan sonra verdiği onayın da (icazet) nişanı bağlayıcı hâle getireceği tartışmaya yer bırakmayacak şekilde kabul edilmiştir.
743 sayılı eski Medeni Kanun'daki karşılığı
Nişanlanma, evlenmek vadiyle olur.
Nişanlanma, kanuni mümessilleri tarafından muvaffakat edilmedikçe küçük veya mahcuru ilzam etmez.
743 sayılı Kanun, mevzuat.gov.tr| 743 sayılı Kanun m. 82 | 4721 sayılı Kanun m. 118 | |
|---|---|---|
| Birinci fıkra | "Nişanlanma, evlenmek vadiyle olur." | "Nişanlanma, evlenme vaadiyle olur." |
| İkinci fıkra | "...kanuni mümessilleri tarafından muvaffakat edilmedikçe küçük veya mahcuru ilzam etmez." | "...yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça küçüğü veya kısıtlıyı bağlamaz." |
| Değişikliğin anlamı | — | Dil sadeleştirildi; "rıza" kavramıyla hem önceden verilen izin hem sonradan verilen onay (icazet) kapsandı |
Hükmün kaynağı, 743 sayılı Kanun'un da alındığı İsviçre Medeni Kanunu'nun nişanlanmaya ilişkin 90. maddesidir. İsviçre hukukunda da nişan evlenme vaadiyle kurulur ve fiil ehliyeti sınırlı kişi, yasal temsilcisinin onayı olmadan nişanla bağlı olmaz.
Değişiklik geçmişi
TMK m. 118, 01.01.2002'de yürürlüğe girdiğinden bu yana hiç değiştirilmemiştir. mevzuat.gov.tr'deki güncel metinde bu maddeye ilişkin bir Anayasa Mahkemesi iptal notu da yer almamaktadır. Maddenin ikinci fıkrasındaki "kısıtlı" kavramını dolaylı olarak etkileyen gelişme, yukarıda anlatılan TMK m. 407'ye ilişkin 2023 iptal kararı (AYM, E. 2022/105, K. 2023/54, 22.03.2023) ve 2024 değişikliğidir (7499 sayılı Kanun m. 5).
İlgili maddeler
- TMK m. 119: Nişanlılık evlenmeye zorlamak için dava hakkı vermez; cayma tazminatı ve ceza şartı dava edilemez.
- TMK m. 120 ve m. 121: Nişanın bozulmasında maddi ve manevi tazminat.
- TMK m. 122: Hediyelerin geri verilmesi.
- TMK m. 123: Nişanlılıktan doğan davalarda bir yıllık zamanaşımı.
- TMK m. 124, m. 126 ve m. 127: Evlenme yaşı; küçük ve kısıtlının evlenmesinde yasal temsilcinin izni.
- TMK m. 129: Hısımlık nedeniyle evlenme yasağı.
- TMK m. 145: Evli kişinin evlenmesi dahil mutlak butlan sebepleri.
- TMK m. 405–408: Kısıtlama sebepleri; m. 407'nin 2024'te değişen metni.
- TMK m. 11–16: Erginlik, ayırt etme gücü ve sınırlı ehliyetsizlerin işlemleri.
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 27, 49, 58, 77, 81, 285, 295: Kesin hükümsüzlük, haksız fiil, sebepsiz zenginleşme, bağışlama.
- 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m. 12: Yabancı unsurlu nişanlanma.
- 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun m. 4: Aile mahkemesinin görevi.
Nişanın bozulması, takıların iadesi ya da tazminat konusunda dosyanızı değerlendirmek isterseniz İstanbul boşanma avukatı sayfasındaki iletişim bilgilerinden bana ulaşabilirsiniz.
Sık sorulan sorular
TMK 118'e göre nişanlanma nedir?
Nişanlanma, bir kadın ile bir erkeğin ileride birbiriyle evlenmeyi karşılıklı olarak vaat ettiği, aile hukukuna özgü bir sözleşmedir. TMK m. 118/1'e göre nişanlanma evlenme vaadiyle olur. Kanun başka bir şart ya da şekil aramaz.
Nişanın geçerli olması için tören veya yüzük şart mı?
Hayır. Yargıtay'a göre tören yapılması, yüzük takılması veya nişanın çevreye duyurulması nişanın geçerlilik şartı değildir (Yargıtay 2. HD, 2025/6945 E., 2025/7429 K., 17.09.2025). Bunlar yalnızca nişanın varlığını ispatlamayı kolaylaştıran delillerdir. Karşılıklı evlenme vaadi ispatlanırsa nişan kurulmuş sayılır.
Söz kesmek nişan sayılır mı?
Söz kesme, tarafların birbirine evlenme vaadinde bulunduğunu gösteriyorsa nişan sayılabilir. Nişanın adının "söz" ya da "nişan" olması önemli değildir. Belirleyici olan, evlenecek iki kişinin karşılıklı evlenme vaadidir.
18 yaşından küçük biri nişanlanabilir mi?
Ayırt etme gücüne sahip küçük nişanlanabilir. Ancak yasal temsilcisi olan ana ve baba ya da vasi rıza göstermedikçe nişan küçüğü bağlamaz (TMK m. 118/2). Rıza nişandan önce verilebileceği gibi sonradan da verilebilir. Nişan, evlenme yaşına ulaşmamış bir çocukla cinsel ilişkiyi veya birlikte yaşamayı meşru kılmaz.
Ailenin haberi olmadan yapılan nişan geçerli mi?
Ergin kişiler için ailenin onayı gerekmez; ergin iki kişinin karşılıklı evlenme vaadi nişanı kurar. Küçük ve kısıtlı içinse yasal temsilcinin rızası şarttır. Rıza yoksa nişan küçüğü ve kısıtlıyı bağlamaz; yasal temsilci sonradan onay verirse nişan bağlayıcı hâle gelir.
Evli biriyle nişanlanılır mı?
Hayır. Yargıtay'a göre evli bir kişi başka biriyle geçerli olarak nişanlanamaz; böyle bir nişan geçersizdir (Yargıtay 3. HD, 2013/758 E., 2013/1491 K., 04.02.2013). Bu durumda nişan hükümleri uygulanmaz. Talepler genel hükümlere göre asliye hukuk mahkemesinde görülür.
İmam nikâhı nişan yerine geçer mi?
Hayır. İmam nikâhı resmî evlenme olmadığı gibi tek başına nişan da değildir. Tarafların medeni nikâh kıyma vaadi ayrıca ispatlanmadıkça, dinî nikâhla başlayan birliktelikte nişan hükümleri uygulanmaz.
Nişan davalarına hangi mahkeme bakar?
Geçerli bir nişandan doğan tazminat ve hediye iadesi davalarına aile mahkemesi bakar (4787 sayılı Kanun m. 4). Geçerli bir nişan yoksa, örneğin taraflardan biri evliyse ya da evlenme vaadi ispatlanamıyorsa, görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir.
Nişan bozulunca dava açma süresi ne kadar?
Nişanlılığın sona ermesinden doğan dava hakları, sona ermeden itibaren bir yıl içinde kullanılmalıdır (TMK m. 123). Süre geçtikten sonra davalı zamanaşımı itirazında bulunursa dava reddedilir.
Yabancı biriyle nişanlanmada hangi hukuk uygulanır?
Nişanlanma ehliyeti ve şartları, her iki tarafın nişanlanma anındaki millî hukukuna göre ayrı ayrı belirlenir. Nişanın hükümleri ve sonuçları bakımından tarafların ortak millî hukuku, taraflar ayrı vatandaşlıktaysa Türk hukuku uygulanır (MÖHUK m. 12).
Cezaevindeki hükümlü nişanlanabilir mi?
Evet. Anayasa Mahkemesi'nin 2023 iptal kararı (AYM, E. 2022/105, K. 2023/54, 22.03.2023) ve 2024 değişikliğinden sonra hükümlüler artık kendiliğinden kısıtlanmıyor; kısıtlanmamış bir hükümlü nişanlanmak için kimsenin rızasına ihtiyaç duymaz. Anayasa Mahkemesi 2025'te nişanlılığın özel hayatın önemli bir parçası olduğunu vurgulamış (AYM, İzzetdin Sert, B. No: 2020/33016, 16.09.2025) ve hükümlünün nişanlısıyla haberleşme talebinin gerekçesiz reddini hak ihlali saymıştır.
Kaynaklar ve Mevzuat
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 6, 11–16, 118–129, 145, 335–342, 403–408
- 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi m. 82 (mülga)
- Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), m. 118 gerekçesi
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 27, 49, 58, 77, 81, 285, 295
- 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m. 12
- 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun m. 4
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 6, 114
- Yargıtay 2. HD, 2025/6945 E., 2025/7429 K., 17.09.2025
- Yargıtay 3. HD, 2016/21296 E., 2018/8658 K., 18.09.2018
- Yargıtay 3. HD, 2015/19759 E., 2017/6076 K., 26.04.2017
- Yargıtay 3. HD, 2015/19079 E., 2017/6101 K., 26.04.2017
- Yargıtay 3. HD, 2013/758 E., 2013/1491 K., 04.02.2013
- Yargıtay 3. HD, 2013/15535 E., 2014/884 K., 23.01.2014
- Yargıtay 3. HD, 2009/8106 E., 2009/10088 K., 11.06.2009
- Yargıtay 2. HD, 2026/2520 E., 2026/4879 K., 29.04.2026
- Yargıtay 3. HD, 2024/1960 E., 2025/1429 K., 10.03.2025
- Yargıtay HGK, 2012/4-179 E., 2012/412 K., 27.06.2012
- Anayasa Mahkemesi, İzzetdin Sert, B. No: 2020/33016, 16.09.2025
- Anayasa Mahkemesi, E. 2022/105, K. 2023/54, 22.03.2023
