TMK 345, velinin kendi menfaatinin bulunduğu işlemlerde çocuğu korur. Çocuk ile ana veya baba arasında ya da ana ve babanın menfaatine olarak çocuk ile üçüncü kişi arasında yapılacak bir hukuki işlemle çocuğun borç altına girebilmesi, bir kayyımın katılmasına ve hâkimin onayına bağlıdır. Bu nedenle babasının borcuna aval veren küçük, kayyım katılmadan ve hâkim onayı alınmadan bonodan sorumlu tutulamaz; babanın senedi birlikte imzalaması icazet sayılmaz (Yargıtay 19. HD, 2017/1912 E., 2019/89 K., 14.01.2019). Madde, çocuğun taraf olduğu ve onu borç altına sokan işlemlere uygulanır; çocuğun taraf olmadığı bir intifa hakkı tesisi bu kapsamda görülmemiştir (Yargıtay 2. HD, 2007/16231 E., 2007/16660 K., 29.11.2007). Kayyım atanması istemi sulh hukuk mahkemesinde (Yargıtay 17. HD, 2014/23738 E., 2014/19377 K., 23.12.2014), doğrudan 345. maddeye dayanan izin istemi ise aile mahkemesinde görülmüştür (Yargıtay 2. HD, 2007/19084 E., 2009/5071 K., 19.03.2009).
- Kayyım
- Belirli bir işte çocuğu temsil etmek üzere vesayet makamınca atanan kişi.
- Hâkimin onayı
- Çocuğu borç altına sokan işlemin çocuk bakımından geçerlilik kazanması için hâkimin verdiği onay.
- Menfaat çatışması
- Velinin kişisel menfaatinin çocuğun menfaatiyle çatıştığı durum.
- Ana ve babanın menfaatine işlem
- Çocuğun üçüncü kişiyle yaptığı ancak yararı ana veya babaya dönen işlem; örneğin ebeveynin borcu için aval verilmesi.
TMK 345 ne düzenler?
| Konu | Kural | Dayanak |
|---|---|---|
| Çocuk ile ana veya baba arasındaki işlem | Çocuğun borç altına girmesi kayyım ve hâkim onayına bağlı | TMK m. 345 |
| Ana ve babanın menfaatine üçüncü kişiyle işlem | Aynı koşullar | TMK m. 345 |
| Babanın borcuna aval | Kayyım ve onay yoksa küçük sorumlu değil; babanın birlikte imzası icazet sayılmaz | Yargıtay 19. HD, 2019/89 K. |
| Babayla birlikte imzalanan bono | Kayyım ve onay olmadan küçük sorumlu değil; diğer imzacılar sorumlu | Yargıtay 1. HD, 2012/10665 K. |
| Çocuğun taraf olmadığı işlem | Madde uygulanmaz | Yargıtay 2. HD, 2007/16660 K. |
| Anonim şirkete ortaklık | Kayyım ve onay gerekmez | Yargıtay 11. HD, 2014/2573 K. |
| Velinin de mirasçı olduğu taksim | Çocuğa kayyım atanmalı | Yargıtay 2. HD, 2015/10892 K. |
| Kayyım istemi | Sulh hukuk mahkemesi | Yargıtay 17. HD, 2014/19377 K. |
| 345'e dayanan izin istemi | Aile mahkemesi | Yargıtay 2. HD, 2009/5071 K. |
| Sigortalılık | Kayyım ve onay yokluğu sigortalılığı geçersiz kılmaz | Yargıtay 10. HD, 2025/9159 K. |
TBMM gerekçesine göre madde 1984 tarihli Öntasarının 262. maddesinden alınmıştır; eski metinde yer alan "hususi vasi"nin kayyım olduğu açıklığa kavuşturulmuş, hüküm değişikliği yapılmamıştır. Tasarının 345. maddesi Adalet Komisyonunun değişiklik listesinde yer almamış, madde Tasarıdaki hâliyle kanunlaşmıştır (S. Sayısı 723, s. 311-315).
Bu maddede dikkat edilecek ilk nokta, velinin kendi menfaatinin bulunduğu işlemlerde çocuğu tek başına temsil edememesidir; bu işlemlerde bir kayyımın katılması ve hâkimin onayı gerekir (Yargıtay 19. HD, 2017/1912 E., 2019/89 K., 14.01.2019). İkinci nokta, onay alınmadan yapılan işlemle çocuğun borç altına girmemesidir; bu husus kamu düzeniyle ilgilidir ve çocukla birlikte imza atanların sorumluluğunu ortadan kaldırmaz (Yargıtay 1. HD, 2012/11456 E., 2012/10665 K., 03.10.2012). Üçüncü nokta, maddenin her işleme değil, çocuğun taraf olduğu ve onu borç altına sokan işlemlere uygulanmasıdır (Yargıtay 2. HD, 2007/16231 E., 2007/16660 K., 29.11.2007).
Kapsam: hangi işlemler 345. maddeye girer?
- Çocuk ile ana veya baba arasındaki işlemler: Örneğin velinin kendi malını çocuğa devretmesi veya çocukla sözleşme yapması.
- Ana ve babanın menfaatine üçüncü kişiyle yapılan işlemler: Örneğin çocuğun babasının borcuna aval vermesi.
- Çocuğun borç altına girmesi: Madde, çocuğu borç altına sokan işlemleri hedef alır.
- Çocuğun taraf olması: Çocuğun taraf olmadığı işlemler kapsam dışındadır.
Velâyet altındaki çocuğu kural olarak ana ve babası temsil eder (TMK m. 342). 345. madde bu temsil yetkisine, velinin kendi menfaatinin söz konusu olduğu işlemler için bir sınır getirir: çocuk ile ana veya baba arasında ya da ana ve babanın menfaatine olarak çocuk ile üçüncü kişi arasında yapılacak bir hukuki işlemle çocuğun borç altına girebilmesi, bir kayyımın katılmasına ve hâkimin onayına bağlıdır. Bu işlemlerde velinin menfaati çocuğunkiyle çatışabileceğinden çocuğu bir kayyım temsil eder ve işlem ayrıca hâkimin denetiminden geçer. Kanun, bir işte yasal temsilcinin menfaati ile küçüğün menfaati çatışıyorsa vesayet makamının temsil kayyımı atayacağını ayrıca düzenler (TMK m. 426); vesayette de vesayet altındaki kişi ile vasi arasında yapılacak sözleşmeler vesayet ve denetim makamlarının iznine bağlıdır (TMK m. 463).
"Ana ve babanın menfaatine" yapılan işlem, çocuğun üçüncü kişiyle yaptığı ancak yararı ana veya babaya dönen işlemdir. Küçüğün babasının keşideci olduğu bonoya aval vermesi bu nitelikte görülmüş; kayyım katılmadan ve hâkim onayı alınmadan küçüğün bonodan sorumlu tutulamayacağı, babanın senedi küçükle birlikte imzalamasının icazet sayılamayacağı kabul edilmiştir (Yargıtay 19. HD, 2017/1912 E., 2019/89 K., 14.01.2019). Küçüğün babasıyla birlikte borçlu sıfatıyla imzaladığı bonolarda da aynı sonuca varılmış, bu hususun kamu düzeniyle ilgili olduğu ve senedi küçükle birlikte imzalayanların sorumluluğunun devam edeceği belirtilmiştir (Yargıtay 1. HD, 2012/11456 E., 2012/10665 K., 03.10.2012). Asıl kart sözleşmesine bağlı olarak küçüğe verilen ek kredi kartında da, asıl kart sözleşmesini imzalamayan küçüğün asıl kart borcundan sorumlu tutulmadığı ve 345. maddeye de dayanan ilk derece kararının onandığı görülür (Yargıtay 19. HD, 2016/14229 E., 2018/404 K., 05.02.2018).
Madde her işleme uygulanmaz. Hukuki işlemin çocuk ile ana veya baba arasında ya da ana ve babanın menfaatine çocuk ile üçüncü kişi arasında yapılması zorunludur; çocuğun taraf olmadığı bir intifa hakkı tesisinde maddenin koşulları bulunmaz (Yargıtay 2. HD, 2007/16231 E., 2007/16660 K., 29.11.2007). Madde çocuğu borç altına sokan işlemleri hedef aldığından, küçüğün kanuni temsilcisi aracılığıyla sınırlı sorumlu bir anonim şirkete ortak yapılması kayyım katılmasına ve hâkim onayına bağlı görülmemiştir (Yargıtay 11. HD, 2012/9802 E., 2014/2573 K., 14.02.2014).
Miras paylaşımı ve menfaat çatışması
- Veli de mirasçıysa: Paylaşmada veli sözleşmenin tarafı olur; çocuğa kayyım atanması gerektiği kabul edilmiştir.
- Çocuğa borç yüklenmiyorsa: Kayyım aranmayan kararlar da bulunur.
- Geç itiraz: Yıllar sonra geçersizlik ileri sürmek hakkın kötüye kullanılması sayılabilir.
Mirasçılar arasında yapılan paylaşma sözleşmeleri, 345. maddenin uygulanıp uygulanmayacağının tartışıldığı alanlardandır. Veli, paylaşılacak taşınmazlarda kendisi de mirasçı olduğunda sözleşmenin tarafı olur; bu durumda çocuğa kayyım atanması için vesayet makamından talepte bulunulması, işleme çocuk adına kayyımın katılması ve bundan sonra onayın gerekip gerekmediğine karar verilmesi gerektiği kabul edilmiştir (Yargıtay 2. HD, 2015/8244 E., 2015/10892 K., 27.05.2015). Buna karşılık, annenin hem mirasçı hem veli sıfatıyla imzaladığı bir taksim sözleşmesinde çocuğu borç altına sokan veya menfaatine aykırı bir işlem bulunmadığı belirtilerek kayyım aranmamış, sözleşmeden yaklaşık on beş yıl sonra açılan dava hakkın kötüye kullanılması sayılmıştır (Yargıtay 8. HD, 2021/5080 E., 2022/6125 K., 27.06.2022). Kararlar arasındaki bu farklılık nedeniyle, velinin de mirasçı olduğu paylaşmalarda çocuğa kayyım atanmasını istemek ve hâkimin onayını almak ihtiyatlı bir yoldur.
Görevli mahkeme
- Kayyım atanması istemi: Vesayet makamı olan sulh hukuk mahkemesi.
- 345. maddeye dayanan izin istemi: Aile mahkemesi.
345. madde kapsamındaki işlemlerde görevli mahkeme bakımından istemin niteliği belirleyici olmuştur. Çocuğa kayyım atanması istemi, vesayet, kayyımlık ve yasal danışmanlığı düzenleyen üçüncü kısma dayandığından ve bu kısım aile mahkemelerinin görevi dışında bırakıldığından sulh hukuk mahkemesinde görülür (Yargıtay 17. HD, 2014/23738 E., 2014/19377 K., 23.12.2014); şirket hisseleri için menfaat çatışması nedeniyle kayyım istenen bir olayda da sulh hukuk mahkemesi yargı yeri olarak belirlenmiştir (Yargıtay 20. HD, 2015/9336 E., 2015/9880 K., 22.10.2015). Buna karşılık çocuk ile velisi arasında çocuğu borç altına sokacak bir işlem için doğrudan 345. maddeye dayanan izin istemi aile mahkemesinin görevine girer (Yargıtay 2. HD, 2007/19084 E., 2009/5071 K., 19.03.2009).
Onayın yokluğu ve sonuçları
Kanun, kayyımın katılması ile hâkimin onayını birlikte arar. Onay alınmadan yapılan işlemle çocuk borç altına girmez ve bu husus kamu düzeniyle ilgilidir (Yargıtay 1. HD, 2012/11456 E., 2012/10665 K., 03.10.2012). Koruma çocuğun lehine konulmuştur ve çocuk aleyhine yorumlanamaz; babasının işyerinde on sekiz yaşından önce çalışan çocuğun sigortalılığı, iş sözleşmesine kayyım katılmadığı ve hâkim onayı alınmadığı gerekçesiyle geçersiz sayılmamıştır (Yargıtay 10. HD, 2025/811 E., 2025/9159 K., 29.05.2025). Çocuğun ergin olduktan sonraki tutumu da sonucu etkileyebilir: yıllar sonra geçersizlik ileri sürülmesi bir kararda hakkın kötüye kullanılması sayılmış (Yargıtay 8. HD, 2021/5080 E., 2022/6125 K., 27.06.2022), küçüğün yaşını bilen alacaklıya karşı ise dürüstlük kuralına dayanılamayacağı kabul edilmiştir (Yargıtay 1. HD, 2012/11456 E., 2012/10665 K., 03.10.2012).
Çocuğunuzla aranızda bir işlem yapacaksanız, örneğin kendi malınızı ona devredecek veya onunla sözleşme yapacaksanız, işlemin çocuğu borç altına sokup sokmadığını değerlendirin; sokuyorsa çocuğa kayyım atanmasını ve işlemin hâkim tarafından onaylanmasını isteyin. Çocuğunuzun sizin borcunuz için senet imzalaması veya aval vermesi isteniyorsa, kayyım ve hâkim onayı olmadan çocuğun bu işlemden sorumlu tutulamayacağını bilin; alacaklılar da bu durumu dikkate almalıdır. Mirasçısı olduğunuz ve çocuğunuzun da payı bulunan malların paylaşımında, çocuğa kayyım atanmasını istemek ihtiyatlı bir yoldur. Başvuru yaparken isteminizin kayyım atanmasına mı yoksa işlemin onayına mı yönelik olduğunu açıkça belirtin; kayyım istemi sulh hukuk mahkemesinde, 345. maddeye dayanan izin istemi aile mahkemesinde görülmüştür.
Yargıtay kararları
Aşağıdaki kararlar resmî karar arama sistemlerinden alınmıştır. Her kartta kararın vardığı ilke, olayın özeti, karardan birebir bir alıntı ve kararın uygulamadaki anlamı yer alır. Konuya göre süzmek için düğmeleri kullanabilirsiniz.
Küçüğün babasının borcuna aval vermesi ana ve babanın menfaatine bir işlemdir; kayyım katılmadan ve hâkim onayı alınmadan küçük bonodan sorumlu tutulamaz
Küçük, babasının keşideci olduğu bir bonoya aval veren sıfatıyla imza attı; alacaklı ona karşı da icra takibi başlattı. Davacı, senedin düzenlendiği tarihte on sekiz yaşını doldurmadığını ileri sürerek borçlu olmadığının tespitini istedi. İlk derece mahkemesi, babanın da senedi imzalamasını icazet sayarak davayı reddetti.
“TMK.' nın 336. maddesi uyarınca, evlilik devam ettiği sürece, anne ve babanın velayet hakkını birlikte kullanmalarının gerektiği, hüküm altına alınmış yine TMK.' nın 345. maddesindeki düzenlemeye göre de çocuk ile ana baba arasında ya da ana ve babanın menfaatine olarak çocuk ile 3. kişi arasında yapılacak hukuki işlemle, çocuğun borç altına girebilmesi için bir kayyımın katılmasına ve hakimin onayına bağlıdır. Dolayısıyla davacının senede aval veren sıfatıyla, imza attığı tarihte 18 yaşından küçük olması da nazara alındığında yukarıda açıklanan hüküm gereğince, dava konusu bonodan dolayı davacının sorumlu tutulması söz konusu olamaz, davacının babasıyla birlikte senedi imzalaması ise icazet olarak değerlendirilemez.”
Ne anlama geliyor? Karar, 345. maddedeki ana ve babanın menfaatine çocuk ile üçüncü kişi arasında yapılan işlem unsurunu somutlaştırır. Senetteki asıl borçlu baba olduğundan küçüğün aval vermesi, babanın borcunu güvenceye alan ve onun menfaatine olan bir işlemdir. Böyle bir işlemde velinin izni yetmez; çocuğun borç altına girebilmesi bir kayyımın katılmasına ve hâkimin onayına bağlıdır. Babanın senedi küçükle birlikte imzalaması bu koşulların yerine geçmez ve icazet sayılmaz; Daire, küçüğün bonodan sorumlu tutulamayacağını belirterek hükmü davacı yararına bozmuştur.
Küçüğün babasıyla birlikte imzaladığı bonodan sorumlu tutulabilmesi için kayyım ve hâkim onayı gerekir; küçüğün yaşını bilen alacaklı dürüstlük kuralına dayanamaz
Ayırt etme gücüne sahip küçük, babasıyla ve dedesiyle birlikte borçlu sıfatıyla iki bono imzaladı. Bonolara dayanan icra takipleri sonunda küçüğe ait taşınmazlar cebri ihaleyle alacaklıya geçti. Küçük, ergin olduktan sonra senetlerin düzenlendiği tarihte reşit olmadığını ileri sürerek tapu iptali ve tescil istedi; mahkeme, reşit olduktan sonra uzun süre işleme karşı koymamasını dürüstlük kuralına aykırı bularak davayı reddetti.
“Bilindiği üzere, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 345.maddesi hükmü uyarınca, küçüğün babası ile birlikte imzaladığı senetten dolayı sorumlu tutulabilmesi için bir kayyımın katılmasına ve hakimin onayına gerek bulunduğu açıktır.”
Ne anlama geliyor? Daire, küçüğün babasıyla birlikte imzaladığı senedin 345. madde kapsamında kaldığını ve kayyım katılmadan, hâkim onayı alınmadan küçüğün bu senetten sorumlu tutulamayacağını kabul etmiştir. Kararda bu hususun kamu düzeniyle ilgili olduğu, senedi küçükle birlikte imzalayanların sorumluluğunun ise devam edeceği belirtilmiştir. Daire ayrıca, senet alacaklısının borçlunun küçük olduğunu bilen veya bilmesi gereken kişi konumunda bulunduğunu vurgulayarak, olayda dürüstlük kuralına dayanılarak davanın reddedilemeyeceğini belirtmiştir. Dürüstlük kuralının uygulanması olayın özelliklerine bağlıdır: Hukuk Genel Kurulu, velinin çocuk adına yaptığı bağışlamada, çocuğun ergin olduktan sonra uzun süre işleme karşı çıkmamasını ve diğer olguları dikkate alarak iptal istemini dürüstlük kuralına aykırı bulmuştur (Yargıtay HGK, 2005/1-298 E., 2005/308 K., 04.05.2005).
Asıl kart sözleşmesine bağlı olarak küçüğe verilen ek kredi kartı nedeniyle küçük, asıl kart borcundan sorumlu tutulamaz
Bir banka, asıl kart sahibiyle yaptığı kredi kartı sözleşmesine bağlı olarak on sekiz yaşından küçük olana ek kart verdi. Asıl kart borcu ödenmeyince ek kart sahibi küçüğe karşı da icra takibi başlatıldı; küçük borçlu olmadığının tespitini istedi. Tüketici mahkemesi davayı kabul etti.
“davacının takip tarihinde 16 yaşında olduğu, asıl kart sahibi ile akdedilen sözleşmede imzasının bulunmadığı, davacıya tahsis edilen ek kredi kartından yapılan harcamalarla ilgili sorumluluğun asıl kart sahibinde olduğu, TMK.m.345 uyarınca çocuk ile ana veya baba arasında ya da ana ve babanın menfaatine olarak çocuk ile 3.kişi arasında yapılacak hukuki işlemlerde çocuğun borç altına girebilmesinin bir kayyumun katılmasına ve hakimin onayına bağlı olduğu gerekçesiyle”
Ne anlama geliyor? Alıntı, Dairenin onadığı ilk derece mahkemesi gerekçesinden alınmıştır: küçük asıl kart sözleşmesini imzalamamıştır ve ek karttan yapılan harcamalardan asıl kart sahibi sorumludur. Mahkeme bu sonuca varırken 345. maddeye de dayanmış; Daire gerekçede isabetsizlik görmemiş, yalnızca kötüniyet tazminatına ilişkin kısmı hükümden çıkararak kararı düzeltip onamıştır. Karar, küçüğün imzası bulunmayan bir sözleşmeden borç altına sokulamayacağını ve ana ve babanın menfaatine yapılan işlemlerde ayrıca kayyım ve hâkim onayı arandığını birlikte gösterir.
345. maddenin uygulanabilmesi için çocuğun işlemin tarafı olması gerekir; çocuğun taraf olmadığı intifa hakkı tesisi bu kapsamda değildir
Bir taşınmaz üzerinde baba lehine intifa hakkı kurulmuş, işlem taşınmazın maliki ile baba arasında yapılmıştı. Aile mahkemesi, 345. maddeye dayanan istemi kabul etti ve karar temyiz edildi.
“Türk Medeni Kanununun 345.nci maddesinin uygulanabilmesi için, hukuki işlemin çocuk ile ana veya baba arasında ya da ana ve babanın menfaatine olarak çocuk ile üçüncü kişi arasında olması zorunludur.Çocuklar intifa hakkı tesisine ilişkin işlemin tarafı olmadıklarından olayda bu madde koşulları bulunmamaktadır.”
Ne anlama geliyor? Karar, maddenin kapsamını çocuğun taraf olduğu işlemlerle sınırlar. 345. madde, çocuğun ana veya babasıyla ya da ana ve babanın menfaatine üçüncü kişiyle yaptığı ve çocuğu borç altına sokan işlemleri denetim altına alır; çocuğun taraf olmadığı bir işlemde kayyım atanması ve hâkim onayı söz konusu olmaz. Daire, intifa hakkı tesisine ilişkin işlemin taşınmaz maliki ile baba arasında yapıldığını ve çocukların bu işlemin tarafı olmadığını belirterek istemin reddi gerektiği sonucuna varmıştır.
Küçüğün kanuni temsilcisi aracılığıyla sınırlı sorumlu bir anonim şirkete ortak yapılması, kayyım ve hâkim onayı gerektiren bir işlem değildir
Davacıya göre, küçük yaşta iken babası tarafından bir bankanın ortağı yapılmış ve bu ortaklık nedeniyle hakkında takip başlatılmıştı. Davacı, ortaklık işleminin kendisini borç altına sokan bir işlem olduğunu, kayyım katılmadığı ve hâkim izni alınmadığı için geçersiz olduğunu ileri sürdü. Ticaret mahkemesi davayı reddetti.
“geçersizliğinin tespiti istenilen işlemin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 743 sayılı Medeni Kanun'un 271. maddesi uyarınca, çocuk ile baba veya ana arasında yahut ana ve babanın yararına olarak çocuk ile üçüncü şahıs arasında yapılacak tasarruflarda çocuk, borç iltizam etmiş ise bir kayyımın iştiraki ve hakimin tasdikinin gerekmesine, somut olayda ise davacının, küçük yaşta iken dava dışı babası tarafından anonim şirket ortağı yapılmasına ve böyle bir işlemin yukarıda değinilen madde kapsamında kalmamasına, esasen Dairemizin 05.12.1986 gün 1986/6762-6565 E.K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere küçüklerin özellikle sınırlı sorumluluk esasına göre düzenlenmiş anonim şirketlere kanuni temsilcileri aracılığıyla ortak olabilmelerinin mümkün bulunmasına”
Ne anlama geliyor? İşlem 743 sayılı Kanun döneminde yapıldığı için Daire eski 271. maddeyi uygulamıştır; bu hüküm bugünkü 345. maddenin karşılığıdır. Daire, küçüklerin özellikle sınırlı sorumluluk esasına göre kurulan anonim şirketlere kanuni temsilcileri aracılığıyla ortak olabileceklerini, bu işlemin kayyım katılmasına ve hâkim onayına bağlı olmadığını belirterek kararı onamıştır. Karar, 345. maddenin çocuğu borç altına sokan işlemleri hedef aldığını gösterir; sınırlı sorumlu bir anonim şirkete ortak olunması bu nitelikte görülmemiştir.
Velinin de mirasçı olduğu taşınmazların rızai taksiminde veli sözleşmenin tarafı olur; çocuğa kayyım atanmalı, ardından onay gerekip gerekmediği değerlendirilmelidir
Velâyet altına konulan kısıtlı ergin çocuğa miras yoluyla intikal eden taşınmazların mirasçılar arasında rızai taksimi için veli, mahkemeden izin istedi. Taşınmazların bir kısmında veli de mirasçı olarak paydaştı. Mahkeme, taksimin kısıtlının yararına olmadığı gerekçesiyle istemi reddetti.
“Rızai taksime konu edilmek istenen taşınmazların bir kısımında kısıtlı ile birlikte velinin de mirasçı olarak hak sahibi olduğu görülmektedir. Dolayısıyla veli de kendi miras hakkı bakımından sözleşmenin tarafı olacaktır. Böyle bir durumda, Türk Medeni Kanununun 345. maddesi hükmü devreye girer. Bu hüküm gereğince de, çocuk ile ana veya babası arasında ya da ana ve babanın menfaatine olarak çocuk ile üçüncü kişi arasında yapılacak hukuki işlemle çocuğun borç altına girebilmesi bir kayyımın katılmasına ve hakimin onayına bağlıdır.”
Ne anlama geliyor? Karar, 345. maddenin miras paylaşımına etkisini gösterir. Veli, paylaşılacak taşınmazlarda kendisi de mirasçı olduğunda sözleşmenin karşı tarafı hâline gelir ve çocukla arasında menfaat çatışması doğar. Daire, bu durumda yetkili vesayet makamından çocuğa kayyım atanmasının istenmesi, işleme çocuk adına kayyımın katılması ve ancak bundan sonra işlemin onayının gerekip gerekmediğine karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir (TMK m. 426). Karar, ergin olup kısıtlanan ve velâyet altına konulan çocuk bakımından da velâyet hükümlerinin uygulanacağını kabul eder.
Veli sıfatıyla imzalanan ve çocuğu borç altına sokmayan taksim sözleşmesinde 345. madde uygulanmaz; yıllar sonra geçersizlik ileri sürmek hakkın kötüye kullanılmasıdır
Kadastro tespitine itiraz davasında, kök murisin mirasçıları arasında 2003 yılında yapılan taksim sözleşmesinin geçerliliği tartışıldı. Sözleşmeyi, altı yaşındaki çocuk adına annesi veli sıfatıyla imzalamıştı; anne ayrıca mirasçı sıfatıyla da sözleşmeye katılmıştı. İlk derece mahkemesi, çocuğun kayyımla temsil edilmediğini kabul ederek taksim sözleşmesini geçersiz saydı.
“bu tarihte çocuğu borç altına sokan yada menfaatine aykırı bir işlem yapılmadığından, TMK'nin 345. maddesinin uygulanmasını gerektirir bir durum söz konusu değildir. Kaldı ki, taksim sözleşmesinin yapıldığı tarihten tespit tarihine kadar geçen yaklaşık 15 yıllık süreden sonra davacıların sözleşmenin geçersiz olduğu iddiası ile dava açmaları hakkın kötüye kulllanılması niteliğindedir.”
Ne anlama geliyor? Karar, 345. maddenin uygulanması için işlemin çocuğu borç altına sokan veya menfaatine aykırı bir işlem olması gerektiğini vurgular. Daire, annenin taksim sözleşmesini çocuğun velisi sıfatıyla imzaladığını ve çocuğu borç altına sokan ya da menfaatine aykırı bir işlem yapılmadığını belirterek kayyım gerekmediği sonucuna varmış; ayrıca yaklaşık on beş yıl sonra geçersizlik iddiasıyla dava açılmasını hakkın kötüye kullanılması saymıştır. Velinin de mirasçı olduğu rızai taksimde kayyım atanmasını arayan 2. Hukuk Dairesi kararıyla birlikte okunduğunda, Yargıtay'ın somut işlemin çocuğa borç yükleyip yüklemediğini ve menfaat çatışması bulunup bulunmadığını esas aldığı görülür (Yargıtay 2. HD, 2015/8244 E., 2015/10892 K., 27.05.2015).
Çocuk ile veli arasında çocuğu borç altına sokacak bir işlem için izin istemi 345. maddeye dayanır ve aile mahkemesinde görülür
Anne, mülkiyeti kendisine ait ve ipotekle yükümlü taşınmazın yarı payını velâyeti altındaki çocuğuna tapuda devretmek istediğini ileri sürerek bu işlem için izin istedi. Sulh hukuk mahkemesi işin esasını inceleyerek karar verdi.
“Buna göre istek çocuk ile velayet hakkına sahip ana arasında çocuğu borç altına sokacak nitelikte bir hukuki işlem yapılması isteğine ilişkin olup, Türk Medeni Kanununun 345.nci maddesine dayanmaktadır. 4787 Sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun, 5133 sayılı Kanunda değişik 4/1. maddesi uyarınca, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun üçüncü kısmı hariç olmak üzere, ikinci kitabından kaynaklanan davalara aile mahkemelerinde bakılır. Görev kamu düzenine ilişkindir. Mahkemece yargılamanın her aşamasında dikkate alınması zorunludur.”
Ne anlama geliyor? Karar iki yönden önemlidir. Daire, ipotekle yükümlü taşınmaz payının çocuğa devrini, çocuk ile velayet hakkına sahip ana arasında çocuğu borç altına sokacak nitelikte bir işlem olarak nitelendirmiş ve istemin 345. maddeye dayandığını kabul etmiştir. Daire ayrıca, bu istemin aile mahkemesinin görevine girdiğini belirterek sulh hukuk mahkemesinin esası inceleyen kararını görev yönünden bozmuştur.
345. madde kapsamındaki bir işlem için çocuğa kayyım atanması istemi vesayet hükümlerine dayanır ve sulh hukuk mahkemesinde görülür
Baba, belediyeyle kendisi arasındaki kira ilişkisini velâyeti altındaki kızına devredebilmek için çocuğa kayyım atanmasını istedi. Sulh hukuk mahkemesi, işlemin 345. maddede düzenlendiği gerekçesiyle, aile mahkemesi ise istemin 426. maddeye dayandığı gerekçesiyle görevsizlik kararı verdi.
“Medeni Yasanın sözü edilen İkinci Kitabının Üçüncü Kısmında vesayet, kayyımlık ve yasal danışmanlıkla ilgili hükümler bulunmaktadır. 4721 Sayılı Türk Medeni Yasasının İkinci Kitabının Üçüncü Kısmında yer alan 397. maddesinin 2. fıkrası gereğince "vesayet makamı, sulh hukuk mahkemesi; denetim makamı, asliye hukuk mahkemesidir." O halde, konusu Türk Medeni Yasasının 2. Kitabının Üçüncü Kısmında yer alan davaya sulh hukuk mahkemesi bakmakla görevlidir.”
Ne anlama geliyor? Aynı konudaki kararlar, istemin niteliğine göre farklı mahkemeleri görevli saymıştır. Daire, kayyım atanması isteminin vesayet, kayyımlık ve yasal danışmanlığı düzenleyen üçüncü kısma dayandığını, bu kısım aile mahkemelerinin görevi dışında bırakıldığından vesayet makamı olan sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğunu belirtmiştir (TMK m. 426). 2. Hukuk Dairesi ise çocuğu borç altına sokacak bir işlem için doğrudan 345. maddeye dayanan izin isteminde aile mahkemesini görevli saymıştır (Yargıtay 2. HD, 2007/19084 E., 2009/5071 K., 19.03.2009). Başvuru yapılırken istemin kayyım atanmasına mı yoksa işlemin onayına mı yönelik olduğunun açıkça belirtilmesi bu nedenle önem taşır.
Babasının işyerinde on sekiz yaşından önce çalışan çocuğun sigortalılığı, kayyım katılmadığı ve hâkim onayı alınmadığı gerekçesiyle geçersiz sayılamaz
Sosyal Güvenlik Kurumu, on sekiz yaşından küçükken babasının işyerinden bildirilen çalışmaları, iş sözleşmesi kayyımın katılmasıyla yapılıp hâkim tarafından onaylanmadığı için geçersiz saydı ve yaşlılık aylığı talebini reddetti. İş mahkemesi çalışmaların geçerli olduğunu tespit etti, bölge adliye mahkemesi Kurumun istinaf başvurusunu reddetti.
“gerek mülga 506 sayılı Kanun'da ve gerekse 5510 sayılı Kanun'da; davalı Kurumun işlemine dayanak yaptığı mülga 743 sayılı MK'nın 271. maddesine veya halen yürürlükte bulunan TMK'nın 345. maddesine yapılmış herhangi bir atıf bulunmadığı gibi anılan maddelere aykırı davranılması durumunda sigortalılık koşullarının oluşmayacağına yönelik herhangi bir yasal düzenlemeye de yer verilmemesi, esasen çocuk yararına konulmuş olan hukuk kurallarının; çocuk aleyhine yorumlanmasının ve böylece vazgeçilmesi, devredilmesi, feragat edilmesi mümkün olmayan ve kişiye sıkı sıkıya bağlı sosyal güvenlik hakkından çocuğun mahrum bırakılmasının hukuk ve adalet ilkeleri ile bağdaşmaması”
Ne anlama geliyor? Alıntı, Dairenin onadığı bölge adliye mahkemesi gerekçesinden alınmıştır. Kurum, ana veya babanın işyerinde çalışan çocuk için kayyımın katıldığı ve hâkimin onayladığı yazılı bir hizmet sözleşmesi bulunmadıkça sigortalılık kabul edilemeyeceğini savunmuştur. Bölge adliye mahkemesi, sosyal güvenlik mevzuatında 345. maddeye yapılmış bir atıf ve bu maddeye aykırılığı sigortalılığa engel sayan bir düzenleme bulunmadığını, çocuk yararına konulmuş kuralların çocuk aleyhine yorumlanamayacağını belirterek fiili çalışmanın geçerli olduğunu kabul etmiş; Daire bu kararı onamıştır.
Madde gerekçesi
Madde 345- Madde 1984 tarihli Öntasarının 262 nci maddesinden alınmıştır. Yürürlükteki metinde yer alan "hususi vasi"nin kayyım olduğu açıklığa kavuşturulmuştur. Hüküm değişikliği yoktur.
Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), s. 128Gerekçe kısadır ve iki noktayı vurgular: madde 1984 tarihli Öntasarıdan alınmıştır ve bu işlemlerde çocuğu temsil edecek kişinin bir kayyım olduğu açıklığa kavuşturulmuştur. Böylece çocuğu bu işlemlerde temsil edecek kişi için vesayet hukukundaki temsil kayyımlığına ilişkin hükümlere başvurulabileceği netleşmiş (TMK m. 426), kuralın özünde bir değişiklik yapılmamıştır.
743 sayılı eski Medeni Kanun'daki karşılığı
Maddenin eski Kanun'daki karşılığı 271. maddedir:
Çocuk ile baba veya ana arasında yahut ana ve babanın nefine olarak çocuk ile üçüncü şahıs arasında yapılacak her hangi bir tasarrufta çocuk, borç iltizam etmiş olursa bir kayyımın iştiraki ve hakimin tasdiki lazımdır.
743 sayılı Kanun, mevzuat.gov.trEski ve yeni metin karşılaştırıldığında kuralın aynı kaldığı görülür: çocuk ile ana veya baba arasında ya da ana ve babanın yararına çocuk ile üçüncü kişi arasında yapılan ve çocuğu borç altına sokan işlemler, kayyımın katılmasına ve hâkimin onayına bağlıdır. Gerekçe eski metinde "hususi vasi" ifadesinin yer aldığını belirtir; mevzuat bilgi sistemindeki eski metinde ise bir kayyımın iştirakinden söz edilir. Yargıtay, 743 sayılı Kanun döneminde yapılan işlemlerde eski 271. maddeyi uygulamıştır (Yargıtay 11. HD, 2012/9802 E., 2014/2573 K., 14.02.2014).
| 743 sayılı Kanun m. 271 | 4721 sayılı Kanun m. 345 | |
|---|---|---|
| İşlemin tarafları | Çocuk ile baba veya ana; ana ve babanın nefine çocuk ile üçüncü şahıs | Çocuk ile ana veya baba; ana ve babanın menfaatine çocuk ile üçüncü kişi |
| Konu | Çocuğun borç iltizam ettiği her türlü tasarruf | Çocuğun borç altına girdiği hukuki işlem |
| Koşul | Kayyımın iştiraki ve hâkimin tasdiki | Kayyımın katılması ve hâkimin onayı |
Değişiklik geçmişi
| Tarih | Gelişme | Dayanak |
|---|---|---|
| 01.01.2002 | Madde tek fıkra olarak yürürlüğe girdi | 4721 s. K. |
Madde 2002'den bu yana değişmemiştir; Tasarı metni Adalet Komisyonunda da değiştirilmemiştir. Bu sayfa hazırlanırken norm denetimi karar bankasında 345. maddeye ilişkin bir karara rastlanmamıştır.
İlgili maddeler
- TMK m. 336: Ana ve baba evli ise velâyet.
- TMK m. 342: Çocuğun temsil edilmesi.
- TMK m. 343: Çocuğun fiil ehliyeti.
- TMK m. 344: Çocuğun aileyi temsil etmesi.
- TMK m. 352: Çocuk mallarının yönetimi.
- TMK m. 426: Temsil kayyımı.
- TMK m. 449: Vesayette yasak işlemler.
- TMK m. 462: Vesayet makamının izni.
- TMK m. 463: Denetim makamının izni.
Çocukla yapılacak işlemler, çocuk mallarının yönetimi veya boşanma sonrasında velâyet konusundaki sorularınız için boşanma avukatı İstanbul sayfasındaki iletişim bilgilerinden bana ulaşabilirsiniz.
Sık sorulan sorular
TMK 345 ne diyor?
Çocuk ile ana veya baba arasında ya da ana ve babanın menfaatine olarak çocuk ile üçüncü kişi arasında yapılacak bir hukuki işlemle çocuğun borç altına girebilmesinin, bir kayyımın katılmasına ve hâkimin onayına bağlı olduğunu söyler.
Çocuğuma kendi malımı devretmek için izin gerekir mi?
İşlem çocuğu borç altına sokuyorsa kayyım ve hâkim onayı gerekir; ipotekli bir taşınmaz payının çocuğa devri bu nitelikte görülmüştür (Yargıtay 2. HD, 2007/19084 E., 2009/5071 K., 19.03.2009).
Çocuğum benim borcum için senet imzalayabilir mi?
Kayyım katılmadan ve hâkim onayı alınmadan çocuk bu senetten sorumlu tutulamaz (Yargıtay 19. HD, 2017/1912 E., 2019/89 K., 14.01.2019).
Senedi çocukla birlikte ben de imzalarsam yeterli olur mu?
Hayır; babanın senedi küçükle birlikte imzalaması icazet sayılmamıştır (Yargıtay 19. HD, 2017/1912 E., 2019/89 K., 14.01.2019).
Onay yoksa senedin diğer imzacıları sorumlu olur mu?
Evet; küçükle birlikte senedi imzalayanların sorumluluğu devam eder (Yargıtay 1. HD, 2012/11456 E., 2012/10665 K., 03.10.2012).
Çocuğa verilen ek kredi kartının borcundan çocuk sorumlu mu?
Asıl kart sözleşmesini imzalamayan küçük, asıl kart borcundan sorumlu tutulmamıştır (Yargıtay 19. HD, 2016/14229 E., 2018/404 K., 05.02.2018).
Çocuğumu şirkete ortak yapabilir miyim?
Küçüğün kanuni temsilcisi aracılığıyla sınırlı sorumlu bir anonim şirkete ortak yapılması kayyım ve hâkim onayı gerektiren bir işlem sayılmamıştır (Yargıtay 11. HD, 2012/9802 E., 2014/2573 K., 14.02.2014).
Mirası çocuğumla paylaşırken kayyım gerekir mi?
Veli de mirasçıysa çocuğa kayyım atanması gerektiği kabul edilmiştir (Yargıtay 2. HD, 2015/8244 E., 2015/10892 K., 27.05.2015); çocuğu borç altına sokmayan bir taksimde kayyım aranmadığı da olmuştur (Yargıtay 8. HD, 2021/5080 E., 2022/6125 K., 27.06.2022).
Kayyım atanmasını hangi mahkemeden istemeliyim?
Kayyım atanması istemi vesayet makamı olan sulh hukuk mahkemesinde görülür (Yargıtay 17. HD, 2014/23738 E., 2014/19377 K., 23.12.2014).
345. maddeye dayanan izin istemi hangi mahkemede görülür?
Aile mahkemesinde (Yargıtay 2. HD, 2007/19084 E., 2009/5071 K., 19.03.2009).
Çocuğun taraf olmadığı işlemlerde de kayyım gerekir mi?
Hayır; madde, çocuğun taraf olduğu işlemlere uygulanır (Yargıtay 2. HD, 2007/16231 E., 2007/16660 K., 29.11.2007).
Babasının işyerinde çalışan çocuğun sigortalılığı için hâkim onayı şart mı?
Kayyım katılmaması ve hâkim onayı alınmaması, fiilen çalışan çocuğun sigortalılığını geçersiz kılmamıştır (Yargıtay 10. HD, 2025/811 E., 2025/9159 K., 29.05.2025).
Çocuk ergin olduktan sonra işleme itiraz edebilir mi?
Edebilir; ancak yıllar sonra geçersizlik ileri sürülmesi hakkın kötüye kullanılması sayılabilir (Yargıtay 8. HD, 2021/5080 E., 2022/6125 K., 27.06.2022).
Eski Kanun'da bu hüküm var mıydı?
Evet; 743 sayılı Kanun m. 271 aynı kuralı içeriyordu.
Madde hangi kaynaktan alınmıştır?
1984 tarihli Öntasarının 262. maddesinden.
Madde yürürlüğe girdiğinden beri değişti mi?
Hayır.
Kaynaklar ve Mevzuat
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 336, 342, 343, 344, 345, 352, 426, 449, 462, 463
- 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun m. 4
- 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi m. 271 (mülga)
- Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), m. 345 gerekçesi s. 128, Komisyon değişiklik listesi s. 311-315
- Yargıtay HGK, 2005/1-298 E., 2005/308 K., 04.05.2005
- Yargıtay 2. HD, 2015/8244 E., 2015/10892 K., 27.05.2015
- Yargıtay 2. HD, 2007/19084 E., 2009/5071 K., 19.03.2009
- Yargıtay 2. HD, 2007/16231 E., 2007/16660 K., 29.11.2007
- Yargıtay 1. HD, 2012/11456 E., 2012/10665 K., 03.10.2012
- Yargıtay 8. HD, 2021/5080 E., 2022/6125 K., 27.06.2022
- Yargıtay 10. HD, 2025/811 E., 2025/9159 K., 29.05.2025
- Yargıtay 11. HD, 2012/9802 E., 2014/2573 K., 14.02.2014
- Yargıtay 17. HD, 2014/23738 E., 2014/19377 K., 23.12.2014
- Yargıtay 19. HD, 2017/1912 E., 2019/89 K., 14.01.2019
- Yargıtay 19. HD, 2016/14229 E., 2018/404 K., 05.02.2018
- Yargıtay 20. HD, 2015/9336 E., 2015/9880 K., 22.10.2015
