TMK 297, tanıma beyanında bulunan kişinin bu işlemi geri alabileceği tek yolu gösterir: iptal davası. Tanıma tek taraflı bir irade beyanı olduğundan geri alınamaz; ancak beyan yanılma, aldatma veya korkutma etkisiyle verilmişse tanıyan iptalini dava edebilir. Dava anaya ve çocuğa karşı birlikte açılır. Dayanak irade sakatlığıdır: tanıyan, tanıma sırasında kendisini gerçekten baba zannetmiş olmalıdır. Baba olmadığını en baştan bilerek tanıyan kişi bu davayı açamaz; onun durumunda dava nüfus kaydının düzeltilmesidir (Yargıtay 2. HD, 2025/1969 E., 2025/10512 K., 02.12.2025). Süre, iptal sebebinin öğrenildiği tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde tanımanın üzerinden beş yıldır (TMK m. 300).
- Yanılma
- Tanıyanın baba olduğu konusunda yanlış kanıya kapılması (TMK m. 297/1).
- Aldatma
- Tanıyanın kasten yanıltılması (TMK m. 297/1).
- Korkutma
- Tanıyanın tehditle beyana zorlanması (TMK m. 297/1).
- Zorunlu dava arkadaşlığı
- Davanın ana ve çocuğa birlikte yöneltilmesi (TMK m. 297/2).
TMK 297 ne düzenler?
| Konu | Kural | Dayanak |
|---|---|---|
| Davacı | Tanıyan | TMK m. 297/1 |
| Sebep | Yanılma | TMK m. 297/1 |
| Sebep | Aldatma | TMK m. 297/1 |
| Sebep | Korkutma | TMK m. 297/1 |
| Davalılar | Ana ve çocuk birlikte | TMK m. 297/2 |
| Bilerek tanıyan | Bu davayı açamaz | Yargıtay 2. HD, 2025/10512 K. |
| O hâlde dava | Nüfus kaydının düzeltilmesi | Yargıtay 2. HD, 2025/10512 K. |
| Süre | Öğrenmeden bir yıl, her hâlde beş yıl | TMK m. 300/1 |
| Haklı sebep | Sebep kalktıktan sonra bir ay | TMK m. 300/4 |
| Yargılama gideri | Bilerek tanıyanda davacı üzerinde kalır | Yargıtay 2. HD, 2025/10882 K. |
| Adli tatil | Soybağı davalarında süre uzamaz | Yargıtay 2. HD, 2025/9752 K. |
| Görev | Aile mahkemesi | 4787 s. K. m. 4 |
TBMM gerekçesine göre madde, 1984 tarihli Öntasarının 283. maddesinden esinlenilerek kaleme alınmış ve tanımanın irade sakatlığı nedeniyle iptalini düzenlemektedir. Gerekçe ayrıca bir dil tercihini açıklar: eski hukuktaki "hata, hile, tehdit" sözcükleri yerine "yanılma, aldatma, korkutma" sözcükleri tercih edilmiştir; bu, Kanun'un genelindeki sadeleştirme anlayışının bir parçasıdır ve kavramların içeriğini değiştirmez. Maddenin ikinci fıkrası bakımından gerekçe kısa ve nettir: dava, ana ve çocuğa karşı açılacaktır. Tasarının 297. maddesi Adalet Komisyonunun değişiklik listesinde yer almadığından Tasarıdaki hâliyle kabul edilmiştir (S. Sayısı 723, s. 311-314).
Bu maddeye dayanabilmenin ön şartı, tanıma sırasında gerçekten yanılmış olmanızdır. Uygulama bu noktada çok nettir: çocuğun babası olmadığını en baştan bilerek tanıyan kişi, sonradan "iptal" davası açamaz (Yargıtay 2. HD, 2025/1969 E., 2025/10512 K., 02.12.2025); onun beyanıyla oluşan kayıt baştan gerçeğe aykırıdır ve açılacak dava nüfus kaydının düzeltilmesidir. Aradaki fark biçimsel değildir: iptal davası aile mahkemesinde görülür ve hak düşürücü süreye tabidir, kayıt düzeltme davası asliye hukuk mahkemesinde görülür ve süreye bağlı değildir. İkinci uyarı maliyete ilişkindir: baba olmadığını bilerek tanıyıp sonra dava açan kişi, davayı kazansa bile yargılama giderini ve karşı taraf vekâlet ücretini kendisi öder; çünkü davanın açılmasına kendi beyanıyla o sebep olmuştur. Üçüncü uyarı süreye ilişkindir: soybağı davaları adli tatilde de görülür, bu nedenle temmuz-ağustosta tebliğ aldığınızda süreler durmaz. Dört uyarının dördüncüsü ispat: iddianız aldatma ise aldatan kişiyi ve aldatmanın nasıl gerçekleştiğini somut biçimde ortaya koymanız, korkutma ise tehdidi belgelemeniz gerekir; DNA raporu tek başına iradenizin sakatlandığını göstermez.
İptal sebepleri
- Yanılma: Tanıyanın baba olduğu konusunda yanlış kanıya kapılması (TMK m. 297/1).
- Aldatma: Tanıyanın kasten yanıltılması.
- Korkutma: Beyanın tehdit etkisiyle verilmesi.
- Ortak nokta: Üçü de iradeyi sakatlayan hâllerdir (S. Sayısı 723, s. 115).
- Terim: Eski hukuktaki hata, hile ve tehdidin karşılığıdır.
- Sınır: Pişmanlık iptal sebebi değildir.
Davacı ve davalılar
- Davacı: Yalnız tanıyanın kendisi (TMK m. 297/1).
- Davalılar: Ana ve çocuk birlikte (TMK m. 297/2).
- Zorunluluk: Davalılar yasal zorunluluktan davalıdır (Yargıtay 2. HD, 2025/6699 E., 2025/10882 K., 09.12.2025).
- Çocuk küçükse: Menfaat çatışması nedeniyle kayyım atanır (TMK m. 284).
- Diğer davacılar: Ana, çocuk ve ilgililer ayrı maddede (TMK m. 298).
- Görev: Aile mahkemesi (Yargıtay HGK, 2024/366 E., 2025/603 K., 08.10.2025).
Bilerek tanıyan ne yapabilir?
- Kural: İrade sakatlığı yoksa iptal davası açılamaz.
- Ölçü: Tanıma anında baba olmadığını bilmek (Yargıtay 2. HD, 2025/1969 E., 2025/10512 K., 02.12.2025).
- Doğru dava: Nüfus kaydının düzeltilmesi.
- Görev: Asliye hukuk mahkemesi (5490 s. K. m. 36).
- Süre: Kayıt düzeltme davası süreye bağlı değildir.
- Ayrım: İptalde kayıt doğru oluşmuş, düzeltmede baştan yanlıştır.
Süreler
- Nispî süre: İptal sebebinin öğrenilmesinden bir yıl (TMK m. 300/1).
- Korkutma hâli: Korkunun etkisi kalktığında başlar.
- Mutlak süre: Her hâlde tanımanın üzerinden beş yıl.
- Haklı sebep: Sebep kalktıktan sonra bir ay içinde dava açılabilir (TMK m. 300/4).
- Kaynak: Süreler ayrı maddede toplanmıştır (Yargıtay 18. HD, 2015/12075 E., 2015/13745 K., 06.10.2015).
- Adli tatil: Süreler adli tatilde durmaz (Yargıtay 2. HD, 2025/7322 E., 2025/9752 K., 17.11.2025).
İspat
- Yük: İradesinin sakatlandığını tanıyan ispatlar.
- Aldatmada: Aldatan kişi ve aldatmanın biçimi ortaya konur.
- Korkutmada: Tehdit ve etkisi belgelenir.
- Genetik inceleme: Babalığı gösterir, iradeyi göstermez (TMK m. 284).
- Resen araştırma: Hâkim maddî olguları kendiliğinden araştırır.
- Kaçınma: İnceleme zor kullanılarak yaptırılabilir (HMK m. 292).
Yargılama giderleri
- Kural: Haksız çıkan taraf öder (HMK m. 326).
- İstisna: Davanın açılmasına sebebiyet veren davacı öder (Yargıtay 2. HD, 2025/6699 E., 2025/10882 K., 09.12.2025).
- Sebep: Tanıma tek taraflı beyandır; davayı doğuran odur.
- Davalılar: Karşı çıkmadıkları için gidere katlanmazlar.
- Kayyım ücreti: Çocuğa kayyım atanmışsa vekâlet ücreti doğar.
- Hesap: Dava açmadan önce bu maliyet değerlendirilmelidir.
Tanıma beyanında bulunduktan sonra çocuğun sizden olmadığını öğrendiyseniz yapmanız gerekenler sırayla şunlardır. Önce tarihleri saptayın: tanıma hangi gün yapıldı, gerçeği hangi gün öğrendiniz? Süreniz öğrenmeden itibaren bir yıl ve her hâlde tanımadan itibaren beş yıldır; beş yıl dolmuşsa yalnız "gecikmeyi haklı kılan sebep" varsa ve sebep kalktıktan sonraki bir ay içinde dava açabilirsiniz. Sonra dayanağınızı belirleyin: tanıma sırasında gerçekten çocuğun babası olduğunuzu mu düşünüyordunuz? Cevabınız evetse dava tanımanın iptalidir ve aile mahkemesinde açılır. Cevabınız hayırsa, yani biliyor ve yine de tanıdıysanız, bu dava size kapalıdır; açacağınız dava nüfus kaydının düzeltilmesidir ve asliye hukuk mahkemesinde görülür. Dilekçenizi doğru kurun: dava anaya ve çocuğa birlikte yöneltilir; çocuk küçükse menfaat çatışması nedeniyle kendisine kayyım atanmasını baştan isteyin. Delillerinizi ayırın: DNA raporu babalık meselesini çözer ama iradenizin sakatlandığını göstermez; aldatıldığınızı ileri sürüyorsanız o dönemki mesajlar, tanıklar ve beyanlar gerekir. Son olarak maliyeti hesaplayın: davanın açılmasına kendi beyanınızla sebep olduğunuz kabul edilirse, davayı kazansanız bile yargılama gideri ve karşı taraf vekâlet ücreti sizin üzerinizde kalabilir.
Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararları
Aşağıdaki kararlar resmî karar arama sistemlerinden alınmıştır. Her kartta kararın vardığı ilke, olayın özeti, karardan birebir bir alıntı ve kararın uygulamadaki anlamı yer alır. Konuya göre süzmek için düğmeleri kullanabilirsiniz.
Tanımanın iptali davası, irade sakatlığına dayanıyorsa tanıyan tarafından ana ve çocuğa karşı açılır; aksi hâlde davacılar çevresi genişler
Davacı, nüfustaki babasının gerçek babası olmadığını ileri sürerek babalık davası açtı; mahkeme davayı usulden reddetti. Genel Kurul, çözüm için soybağının kurulma ve ortadan kaldırılma yollarını sırasıyla ele aldı ve tanımanın iptalini ayrı bir başlıkta inceledi.
“Dava; tanıma beyanı, yanılma, aldatma veya korkutmaya dayanıyorsa "tanıyan" tarafından, ana ve çocuğa karşı açılır. Böyle değil ise; çocuk, çocuğun ölümü hâlinde alt soyu, Cumhuriyet savcısı, Hazine ve diğer ilgililer tarafından da açılabilir. Dava açma hak düşürücü sürülere bağlanmıştır. Tanımanın iptali davalarında görevli mahkeme 4787 sayılı Kanun'un 4.”
Ne anlama geliyor? Tanımanın iptali tek bir dava değil, iki ayrı davadır ve hangisinin söz konusu olduğunu davacının sıfatı belirler. Tanıyanın kendisi dava açıyorsa dayanağı yalnız irade sakatlığı olabilir: yanılma, aldatma veya korkutma; bu dava ana ve çocuğa karşı açılır (TMK m. 297). Davacı tanıyan değilse dava 298. maddeye dayanır ve ana, çocuk, çocuğun ölümü hâlinde altsoyu, Cumhuriyet savcısı, Hazine ve diğer ilgililer tarafından tanıyana ya da ölmüşse mirasçılarına karşı açılır (TMK m. 298). Her iki dava da hak düşürücü sürelere bağlıdır (TMK m. 300) ve aile mahkemesinde görülür. Dilekçenizi kurarken önce hangi sıfatla dava açtığınıza karar verin; davalıyı buna göre göstereceksiniz.
Tanıyan, çocuğun babası olmadığını en baştan biliyorsa açılacak dava tanımanın iptali değil nüfus kaydının düzeltilmesidir
Çocuk, davalı ananın yurt dışındaki ilk evliliğinden dünyaya gelmiş ve 2016 yılına kadar orada eğitim görmüştü. Nüfusta tanıma yoluyla baba görünen kişi, tanıma işlemi sırasında çocuğun biyolojik babası olmadığını biliyordu; çocuk yalan ve yanıltıcı beyanla onun çocuğuymuş gibi kütüğe işlenmişti. Aile mahkemesi işin esasına girip karar verdi.
“Tanımanın iptalinde, kişisel duruma ilişkin nüfus kaydında yer alan bilgi doğru olarak meydana gelmiş ve kütüğe tescil edilmiştir. Ancak bu doğru daha sonra tanımanın iptali davası ile teknik anlamda bir yanlışlığa dönüştürülmüştür. Nüfus kaydının düzeltilmesi davasında ise, nüfus kaydının gerçek durumu yansıtmadığı, baştan yanlış olarak kütüğe geçirilmesi söz konusudur”
Ne anlama geliyor? Ayrımın ölçüsü tanıyanın bilgisidir. Tanıma sırasında kendisini baba zannediyorsa, yani iradesi sakatlanmışsa, açılacak dava tanımanın iptalidir ve aile mahkemesinde görülür. Buna karşılık baba olmadığını en baştan biliyor ve yine de tanıdıysa ortada sakatlanmış bir irade yoktur; gerçeğe aykırı beyanla baştan yanlış bir kayıt oluşturulmuştur. Bu hâlde dava nüfus kaydının düzeltilmesidir, asliye hukuk mahkemesinde görülür ve hak düşürücü süreye tabi değildir. Daire farkı şöyle özetler: tanımanın iptalinde doğru olarak oluşan kayıt sonradan davayla yanlışa dönüştürülür; kayıt düzeltmede ise kayıt baştan yanlıştır. Dosyanızda tanıyanın o tarihte ne bildiğini ortaya koyan beyan ve belgeleri toplayın; görev ve süre buna bağlıdır.
Baba olmadığını bilerek tanıyan kişi sonradan iptal davası açarsa yargılama gideri ve vekâlet ücreti kendi üzerinde bırakılır
Davacı, davalı anadan doğan çocuğun babası olmadığını bildiği hâlde çocuğu tanımış, sonra tanımanın iptali davası açmıştı. İlk derece mahkemesi davayı kabul etti ve yargılama gideriyle vekâlet ücretini davalılara yükledi; bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetti. Çocuğa atanan kayyım bu yükümlülüğe karşı temyize gitti.
“Davacı, kendisinden olmayan bir çocuğu tanıyıp daha sonra tanımanın iptali davası açmakla bu davanın açılmasına kendisi tek taraflı irade beyanlıyla sebebiyet vermiştir. Davalılar, yasal zorunluluktan dolayı davalı konumundadırlar (TMK m. 297/2). Davalılar, davanın açılmasına sebep olmadıkları gibi, davaya karşı çıkmamışlar, fazladan yargılama gideri yapılmasına neden olmamışlardır. Dava, karşı tarafın kabulüyle sonuçlanacak nitelikte de değildir. Bu durumda, dava sonunda davacı tarafından yapılan yargılama gideri ve vekalet ücretinin kendi üzerine bırakılması gerekirken davalılara yükletilmesi yönünde hüküm kurulması doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.”
Ne anlama geliyor? Uygulamada sık karşılaşılan bir haksızlığı düzeltir. Tanıma tek taraflı bir irade beyanıdır; kimse kimseyi tanımaya zorlamaz. Baba olmadığını bilerek tanıyan kişi, sonradan bu işlemi iptal ettirmek için dava açtığında davanın açılmasına kendisi sebep olmuştur. Ana ve çocuk ise yasal zorunluluk gereği davalı konumundadır (TMK m. 297/2); davanın açılmasına sebep olmamışlar, davaya karşı çıkmamışlar ve fazladan gidere yol açmamışlardır. Dava, karşı tarafın kabulüyle sonuçlanacak nitelikte de değildir. Bu nedenle yargılama gideri ve vekâlet ücreti davacının üzerinde bırakılır. Dava açmadan önce bu maliyeti hesaba katın; özellikle çocuğa kayyım atandığı dosyalarda vekâlet ücreti azımsanacak gibi değildir.
Soybağına ilişkin davalar adli tatilde de görülür; bu nedenle temyiz süresi adli tatil sebebiyle uzamaz
Bölge adliye mahkemesi kararı davacı vekiline 22.07.2025'te tebliğ edildi. İki haftalık temyiz süresinin son günü 05.08.2025'ti; temyiz dilekçesi ise 06.08.2025'te verildi. Davacı vekili, bu tarihlerin adli tatile denk geldiğini düşünmüş olmalıydı.
“Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen karar davacı vekiline 22.07.2025 tarihinde tebliğ edilmiş; temyiz dilekçesi, 6100 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine göre soybağına ilişkin davalar adli tatilde de görüleceğinden, temyiz süresin son günü(05.08.2025) geçirildikten sonra, 06.08.2025 tarihinde verilmiştir.”
Ne anlama geliyor? Tek bir günün dosyayı nasıl bitirdiğini gösteren karardır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 103. maddesi, adli tatilde de görülecek dava ve işleri sayar ve soybağına ilişkin davalar bu listededir. Bunun sonucu şudur: soybağı dosyalarında adli tatil süreleri durdurmaz, uzatmaz; temyiz süresi tebliğden itibaren iki hafta olarak normal biçimde işler. Tanımanın iptali de soybağına ilişkin bir davadır; temmuz-ağustos aylarında tebliğ alan tarafın "nasılsa adli tatil" diye beklemesi hak kaybına yol açar. Kararı tebellüğ ettiğiniz gün süreyi takvime işleyin.
Tanıyanın dava hakkı, iptal sebebinin öğrenildiği veya korkunun etkisinin kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde tanımanın üzerinden beş yıl geçmekle düşer
Davacı, gerçek babasının nüfustaki kişi olmadığını ileri sürerek dava açtı. Ana bir süre başka bir kişiyle resmî nikâh olmaksızın birlikte yaşamış, sonra nüfustaki baba ile evlenmişti. Mahkeme davayı hak düşürücü süreden reddetti; Daire soybağının kurulma ve kaldırılma yollarını, bu arada tanımanın iptalindeki süreleri sırasıyla ortaya koydu.
“aynı Yasanın 300. maddesinde ise; "Tanıyanın dava hakkı, iptal sebebinin öğrenildiği veya korkunun etkisinin ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her halde tanımanın üzerinden beş yıl geçmekle düşer. İlgililerin dava hakkı, davacının tanımayı ve tanıyanın çocuğun babası olamayacağını öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl ve her halde tanımanın üzerinden beş yıl geçmekle düşer. Çocuğun dava hakkı, ergin olmasından başlayarak bir yıl geçmekle düşer.”
Ne anlama geliyor? Tanıyanın süresi iki katmanlıdır. Nispî süre: iptal sebebinin öğrenildiği ya da korkunun etkisinin ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl. Mutlak süre: her hâlde tanımanın üzerinden beş yıl. Yani yanıltıldığınızı altıncı yılda öğrenseniz bile, kural olarak dava hakkınız düşmüş olur. Bu sertliğin tek yumuşatıcısı son fıkradır: süreler geçtiği hâlde gecikmeyi haklı kılan bir sebep varsa, sebebin ortadan kalkmasından başlayarak bir ay içinde dava açılabilir (TMK m. 300). Bir ay çok kısa bir penceredir; haklı sebebin hangi gün ortadan kalktığını belgeleyin ve o gün dava dilekçesini hazırlayın.
Madde gerekçesi
Madde 297- 1984 tarihli Öntasarının 283 üncü maddesinden esinlenilerek kaleme alınan bu madde, tanımanın irade sakatlığı nedeniyle iptalini düzenlemektedir. Maddede, "hata, hile, tehdit" yerine, "yanılma, aldatma, korkutma" sözcükleri tercih edilmiştir. Maddenin ikinci fıkrasına göre dava, ana ve çocuğa karşı açılacaktır.
Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), s. 115Gerekçe kısa olmasına rağmen maddenin niteliğini tam olarak adlandırır: bu bir irade sakatlığı hükmüdür. Bunun iki önemli sonucu vardır. Birincisi, davanın konusu tanımanın gerçeğe uygun olup olmadığı değil, tanıyanın beyanının nasıl oluştuğudur. Tanıyan kendisini gerçekten baba zannettiği için beyanda bulunmuş, sonradan yanıldığını anlamışsa dava dinlenir; ama beyan sırasında durumu biliyorsa ortada sakatlanmış bir irade yoktur ve bu madde uygulanmaz. İkincisi, irade sakatlığı borçlar hukukundan tanıdığımız bir kurumdur; bu nedenle yanılmanın esaslı olması, aldatmanın kasıtlı olması, korkutmanın ciddi ve yakın bir tehlikeye dayanması gibi ölçütler burada da yol gösterir. Gerekçenin terim tercihi de anlamlıdır: "hata, hile, tehdit" yerine "yanılma, aldatma, korkutma" denmesi, kavramların içeriğini değiştirmez, yalnız Kanun'un dilini sadeleştirir. İkinci fıkraya ilişkin tek cümle ise uygulamada çok önemli bir usul kuralı doğurur: dava ana ve çocuğa karşı açılır; ikisinden birine yöneltilen dava taraf teşkili eksikliğiyle karşılaşır. Tasarının 297. maddesi Adalet Komisyonunun değişiklik listesinde yer almadığından Tasarıdaki hâliyle kabul edilmiştir (S. Sayısı 723, s. 311-314).
743 sayılı eski Medeni Kanun'daki karşılığı
Bu maddenin eski Kanun'da doğrudan karşılığı yoktur. 743 sayılı Kanun tanımaya karşı yalnız üçüncü kişilerin itirazını düzenliyordu: 293. maddeye göre ana, çocuk ve çocuğun ölümü hâlinde altsoyu, tanıyanın baba ya da büyükbaba olmadığı veya tanımanın çocuk hakkında zararlı bulunduğu iddiasıyla üç ay içinde hâkime itiraz edebilir; 294. maddeye göre Hazine ve diğer ilgililer de aynı süre içinde itiraz edebilirdi. Tanıyanın kendi beyanını iptal ettirmesi ise düzenlenmemişti; tanıma resmî senetle ya da ölüme bağlı tasarrufla yapıldığından, sakatlanmış iradeye dayanan bir tanımanın akıbeti genel hükümlere bırakılmıştı. Yeni Kanun bu boşluğu doldurmuş ve tanıyana kendi beyanı için açık bir dava yolu tanımıştır. Eski Kanun'daki itiraz hakkı ise bugün 298. maddede, davacı çevresi ve ispat kuralları yeniden düzenlenerek yaşamaktadır (TMK m. 298); eski metindeki "tanımanın çocuk hakkında zararlı bulunduğu" gerekçesi ise yeni Kanun'a alınmamıştır.
Ana veya çocuk ve çocuğun vefatı halinde füruu, tanıyanın baba veya büyük baba olmadığı veya tanıma çocuk hakkında zararlı bulunduğu iddiasiyle, ıttılalarından itibaren üç ay içinde hakime itiraz edebilirler. Ahvali şahsiye memuru tanıyana yahut anın mirasçılarına itirazı bildirir. Bunlar üç ay içinde mahalli mahkemesine müracaatla, itirazın reddini isteyebilir.
743 sayılı Kanun, mevzuat.gov.tr| 743 sayılı Kanun | 4721 sayılı Kanun m. 297 | |
|---|---|---|
| Tanıyanın dava hakkı | Düzenlenmemiş | Var; irade sakatlığına dayanır |
| Sebepler | — | Yanılma, aldatma, korkutma |
| Davalılar | — | Ana ve çocuk |
| İlgililerin itirazı | m. 293-294; üç ay | m. 298; bir yıl ve beş yıl |
| "Zararlı olma" gerekçesi | Var | Alınmadı |
| Kaynak | — | 1984 tarihli Öntasarı m. 283 |
Değişiklik geçmişi
| Tarih | Gelişme | Dayanak |
|---|---|---|
| 01.01.2002 | Madde yürürlüğe girdi; tanıyana kendi beyanı için dava yolu açıldı | 4721 s. K. |
Madde yürürlüğe girdiği günden beri değiştirilmemiştir. Uygulamasını şekillendiren asıl gelişme içtihatta olmuştur: Yargıtay, tanıma sırasında baba olmadığını bilen kişinin bu davayı açamayacağını, onun durumunda dava türünün nüfus kaydının düzeltilmesi olduğunu belirleyerek maddenin sınırını çizmiş (Yargıtay 2. HD, 2025/1969 E., 2025/10512 K., 02.12.2025); aynı yaklaşımın devamı olarak, davanın açılmasına kendi beyanıyla sebep olan tanıyanın yargılama giderlerine katlanacağını kabul etmiştir (Yargıtay 2. HD, 2025/6699 E., 2025/10882 K., 09.12.2025).
İlgili maddeler
- TMK m. 282: Genel olarak soybağının kurulması.
- TMK m. 284: Soybağı davalarında yargılama usulü.
- TMK m. 285: Babalık karinesi.
- TMK m. 295: Tanımanın koşulları ve şekli.
- TMK m. 296: Tanımada bildirim.
- TMK m. 298: İlgililerin iptal davası.
- TMK m. 299: Tanımanın iptalinde ispat yükü.
- TMK m. 300: Tanımanın iptalinde hak düşürücü süreler.
- TMK m. 301: Babalık davası.
Tanıma beyanınızın iptalini isteyip isteyemeyeceğinizi ve hangi davanın açılması gerektiğini değerlendirmek için boşanma avukatı İstanbul sayfasındaki iletişim bilgilerinden bana ulaşabilirsiniz.
Sık sorulan sorular
TMK 297 ne diyor?
Tanıyanın, yanılma, aldatma veya korkutma sebebiyle tanımanın iptalini dava edebileceğini düzenler.
Tanımadan vazgeçebilir miyim?
Tanıma tek taraflı bir beyandır ve geri alınamaz; yalnız iptal davası açılabilir.
İptal sebepleri nelerdir?
Yanılma, aldatma ve korkutma (TMK m. 297/1).
Pişman oldum, bu yeterli mi?
Hayır; pişmanlık iptal sebebi değildir, iradenizin sakatlanmış olması gerekir.
Çocuğun benden olmadığını öğrendim, dava açabilir miyim?
Tanıma sırasında baba olduğunuzu düşünüyorduysanız evet; bu yanılma sayılır.
Baba olmadığımı bilerek tanımıştım, ne yapabilirim?
Bu dava size kapalıdır; açılacak dava nüfus kaydının düzeltilmesidir (Yargıtay 2. HD, 2025/1969 E., 2025/10512 K., 02.12.2025).
Aradaki fark nedir?
İptalde kayıt doğru oluşmuştur, düzeltmede baştan yanlıştır.
Kayıt düzeltme davası nerede görülür?
Asliye hukuk mahkemesinde ve hak düşürücü süreye tabi değildir.
İptal davası nerede görülür?
Aile mahkemesinde (Yargıtay HGK, 2024/366 E., 2025/603 K., 08.10.2025).
Dava kime karşı açılır?
Anaya ve çocuğa birlikte (TMK m. 297/2).
Sadece anaya dava açabilir miyim?
Hayır; çocuk da davalı gösterilmelidir.
Çocuk küçükse nasıl temsil edilir?
Menfaat çatışması nedeniyle kendisine kayyım atanır (TMK m. 284).
Davanın süresi nedir?
İptal sebebini öğrendiğiniz tarihten başlayarak bir yıl (TMK m. 300/1).
Korkutma varsa süre ne zaman başlar?
Korkunun etkisinin ortadan kalktığı tarihte.
Mutlak bir süre var mı?
Evet; her hâlde tanımanın üzerinden beş yıl.
Beş yıl geçtiyse hiç yol yok mu?
Gecikmeyi haklı kılan sebep varsa, sebep kalktıktan sonra bir ay içinde dava açılabilir (TMK m. 300).
Süreler adli tatilde uzar mı?
Hayır; soybağı davaları adli tatilde de görülür (Yargıtay 2. HD, 2025/7322 E., 2025/9752 K., 17.11.2025).
İspat yükü kimdedir?
İradesinin sakatlandığını tanıyan ispatlar.
DNA raporu yeterli mi?
Hayır; rapor babalığı gösterir, iradenizin sakatlandığını göstermez.
Aldatmayı nasıl ispatlarım?
Aldatan kişiyi ve aldatmanın nasıl gerçekleştiğini somut delillerle ortaya koyarak.
Karşı taraf DNA örneği vermezse ne olur?
Hâkim incelemenin zor kullanılarak yapılmasına karar verebilir (HMK m. 292).
Davayı kazanırsam masrafları karşı taraf öder mi?
Davanın açılmasına kendi beyanınızla sebep olduysanız hayır (Yargıtay 2. HD, 2025/6699 E., 2025/10882 K., 09.12.2025).
Neden ben ödüyorum?
Ana ve çocuk yasal zorunluluktan davalıdır; davayı doğuran sizin beyanınızdır.
Dava kabul edilirse ne olur?
Tanımayla kurulan soybağı geçersiz kılınır ve nüfus kaydı düzeltilir.
Çocuk babasız mı kalır?
Baba yönünden soybağı sona erer; gerçek baba ancak ayrı bir davayla belirlenir (TMK m. 301).
Ana veya çocuk da iptal davası açabilir mi?
Evet; ancak onların davası ayrı maddede düzenlenmiştir (TMK m. 298).
Eski Kanun'da bu dava var mıydı?
Hayır; 743 sayılı Kanun yalnız ilgililerin itirazını düzenliyordu.
Kaynaklar ve Mevzuat
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 282, 284, 285, 295, 296, 297, 298, 299, 300, 301
- 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu m. 36
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 103, 292, 326
- 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun m. 4
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 33, 292
- 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu m. 35, 36
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 292
- 7531 sayılı Kanun m. 10 (07.11.2024)
- 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi m. 293, 294
- 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun m. 4
- Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), m. 297 gerekçesi s. 115, Komisyon değişiklik listesi s. 311-314
- Yargıtay HGK, 2024/366 E., 2025/603 K., 08.10.2025
- Yargıtay 2. HD, 2025/6699 E., 2025/10882 K., 09.12.2025
- Yargıtay 2. HD, 2025/1969 E., 2025/10512 K., 02.12.2025
- Yargıtay 2. HD, 2025/7322 E., 2025/9752 K., 17.11.2025
- Yargıtay 18. HD, 2015/12075 E., 2015/13745 K., 06.10.2015
