Tanıklık bir kamu görevidir; tanığın yükümlülükleri yanında hakları da vardır. Tanık, kaybettiği zamanla orantılı bir ücret ile yol, konaklama ve beslenme giderlerini alır (HMK m. 265); kanunda sayılan hâllerde tanıklıktan çekinebilir (HMK m. 247–251); hasta veya engelli olduğu için gelemiyorsa bulunduğu yerde dinlenir (HMK m. 259/3); taraflar tanığın sözünü kesemez, onu övemez veya tahkir edemez (HMK m. 262). Tanığın sorumluluğu ise gelme, yemin etme ve gerçeği söyleme yükümlülüklerinden doğar: Gelmeyen tanık zorla getirilir ve disiplin para cezasına mahkûm edilir, yalan tanıklık yapan tanık cezalandırılır. Avukat, olayları öğrenmek ve usulü anlatmak için tanıkla görüşebilir; ancak tanığa ne söyleyeceğini dikte etmek, beyanını yönlendirmek veya ona menfaat sağlamak meslek kurallarına ve ceza kanununa aykırıdır. Görülmekte olan bir davada gerçeğin ortaya çıkmasını engellemek veya bir haksızlık oluşturmak amacıyla tanığı hukuka aykırı olarak etkilemeye teşebbüs eden kişi iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır (TCK m. 277).
Tanığın hakları nelerdir?#
Tanığın başlıca hakları şunlardır:
| Hak | İçerik | Dayanak |
|---|---|---|
| Ücret ve giderler | Kaybettiği zamanla orantılı ücret; yol, konaklama ve beslenme giderleri; vergi, resim ve harçtan muaf | HMK m. 265 |
| Tanıklıktan çekinme | Yakınlık, sır ve menfaat ihlali tehlikesi hâllerinde | HMK m. 247–251 |
| Çekinme hakkının hatırlatılması | Kişisel nedenle çekinme hakkı olan tanığa hâkim bu hakkını önceden hatırlatır | HMK m. 247/2 |
| Bulunduğu yerde dinlenme | Hasta veya engelli olduğu için gelemeyen tanık bulunduğu yerde dinlenir | HMK m. 259/3 |
| Ses ve görüntü aktarımı | Mahkeme tanığın bulunduğu yerden dinlenmesine karar verebilir | HMK m. 149/2 |
| Tercüman ve işaret dili | Türkçe bilmeyen tanık tercümanla; konuşma ve işitme engelli tanık yazılı olarak veya işaret dilini bilen bilirkişi yardımıyla dinlenir | HMK m. 263 |
| Sözünün kesilmemesi | Taraflar tanığın sözünü kesemez, onu övemez veya tahkir edemez | HMK m. 261/2, 262 |
| Mazeret | Gelmemesini haklı gösteren sebebi sonradan bildirirse gider ve disiplin cezası kaldırılır | HMK m. 245 |
Mahkeme tarafından çağrılan tanığa, her yıl Adalet Bakanlığınca hazırlanan tarifeye göre kaybettiği zamanla orantılı bir ücret verilir; tanık hazır olmak için seyahat etmek zorunda kalmışsa yol giderleri ile tanıklığa çağrıldığı yerdeki konaklama ve beslenme giderleri de karşılanır. Bu ücret ve giderler hiçbir vergi, resim ve harca tabi değildir (HMK m. 265). Ödemeler tanığı gösteren tarafın yatırdığı avanstan yapılır; adli yardımdan yararlanan tarafın tanık giderleri ise devletçe karşılanır (7. Bölüm).
Öğretide tanıkların mahkeme salonunda, aşina olmadıkları bir mekânda ve bir otorite karşısında bildiklerini söylemekte zorlanabilecekleri, mekânın beyanın içeriğini etkileyebileceği vurgulanır (Nuhoğlu, s. 643). Boşanma davasında duruşmanın gizli yapılması (TMK m. 184/6), tanığın uygun koşullarda dinlenmesi ve çocuk tanıklar için uzman desteği bu nedenle tanığın korunmasına da hizmet eder (3. ve 9. Bölümler).
Tanığın yükümlülükleri ve sorumluluğu nelerdir?#
Tanığın üç temel yükümlülüğü vardır: çağrıya uyup gelmek, kanuni bir çekinme sebebi yoksa tanıklık etmek ve yemin etmek, gerçeği söylemek. Bu yükümlülüklerin her birinin yaptırımı Kanunda gösterilmiştir:
| Yükümlülük | İhlal | Yaptırım |
|---|---|---|
| Çağrıya uyma | Mazeretsiz gelmeme | Zorla getirme, giderler ve 500 TL’ye kadar disiplin para cezası (HMK m. 245) |
| Tanıklık etme ve yemin | Sebepsiz çekinme veya yemin etmeme | 500–5.000 TL disiplin para cezası ve giderler; direnme hâlinde iki haftaya kadar disiplin hapsi (HMK m. 253) |
| Gerçeği söyleme | Yalan tanıklık | Mahkeme huzurunda 1–3 yıl hapis (TCK m. 272/2); hâkimin tutanak düzenleyip savcılığa göndermesi (HMK m. 264) |
Yalan tanıklık ve sonuçları 23. Bölümde ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Burada vurgulanması gereken, tanığın yalnız bilerek gerçeğe aykırı beyanda bulunmasından sorumlu olduğudur. Hafızanın zamanla bulanıklaşması, olayın ayrıntılarında yanılma veya olayı farklı yorumlama yalan tanıklık değildir; öğretide de tanık anlatılarının hafızanın yeniden kurgulanmasından etkilendiği vurgulanır (Nuhoğlu, s. 635). Tanığın emin olmadığı konularda “hatırlamıyorum” veya “emin değilim” demesi, hem doğru hem de kendisi için güvenli olan tutumdur.
Tanık, beyanı nedeniyle taraflarca dava edilebilir mi?#
Kanaatimizce gerçeğe uygun beyanı nedeniyle tanığın hukuki veya cezai sorumluluğu yoktur. Tanıklık, kanunun yüklediği bir yükümlülüktür: Çağrılan tanık gelmek, tanıklık etmek ve bildiğini söylemek zorundadır (HMK m. 245, 253). Kanunun hükmünü yerine getiren kimseye ceza verilmez (TCK m. 24/1); aynı düşünceyle, bu yükümlülüğü yerine getiren tanığın gerçeğe uygun anlatımı hukuka aykırı sayılamaz. Türk Ceza Kanunu da yargı mercileri nezdinde yapılan yazılı veya sözlü başvuru, iddia ve savunmalar kapsamında, gerçek ve somut vakıalara dayanan ve uyuşmazlıkla bağlantılı olan isnat ve değerlendirmeler nedeniyle ceza verilmeyeceğini öngörür (TCK m. 128). Bu hüküm doğrudan tarafların iddia ve savunmalarını düzenlese de, aynı düşünce gerçeğe uygun tanık beyanı bakımından da geçerlidir.
Sorumluluk, ancak tanık bilerek gerçeğe aykırı beyanda bulunmuşsa veya beyanı uyuşmazlıkla ilgisi olmayan, kişiyi küçük düşürmeye yönelik ifadeler içeriyorsa gündeme gelir. Bu durumda yalan tanıklık suçu yanında, beyan nedeniyle kişilik hakları zedelenen taraf manevi tazminat da isteyebilir; ancak bunun için beyanın gerçeğe aykırılığı ve tanığın kastı ispatlanmalıdır. Tanığı, gerçeği anlattığı için dava etmekle tehdit etmek ise tanığı etkileme niteliği taşıyabilir.
Avukat tanıkla görüşebilir mi?#
Evet, ama sınırları vardır. Avukatın davayı hazırlarken tanığın hangi olayları bildiğini öğrenmesi, tanığa tanıklığın usulünü (çağrı, yemin, çekinme hakkı, ayrı dinleme, soru sorma) anlatması meşrudur. Avukatlar yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek, avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdür (Avukatlık Kanunu m. 34).
Avukatın tanığa ne söyleyeceğini dikte etmesi, beyanını yönlendirmesi, ezberletmesi, olmayan olayları anlatmaya teşvik etmesi veya ona herhangi bir menfaat sağlaması ise hem meslek kurallarına hem de ceza kanununa aykırıdır. Görülmekte olan bir davada gerçeğin ortaya çıkmasını engellemek veya bir haksızlık oluşturmak amacıyla davanın taraflarından birinin lehine veya aleyhine sonuç doğuracak beyanda bulunması için tanığı hukuka aykırı olarak etkilemeye teşebbüs eden kişi iki yıldan dört yıla kadar, teşebbüs iltimas derecesini geçmediği takdirde altı aydan iki yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır (TCK m. 277). Hâkim, tanığın yalan söylediği veya menfaat temin ederek tanıklık ettiği hakkında yeterli delil veya emare elde ederse bir tutanak düzenler ve bu tutanağı derhâl Cumhuriyet başsavcılığına gönderir (HMK m. 264).
Yargıtay kararlarına yansıyan bir örnek, bu sınırın pratik önemini gösterir: Zinaya dayalı bir boşanma davasında bir tanık, başka bir tanığın kendisine, erkeğin yalan tanıklık yapması için o tanığa para teklif ettiğini söylediğini anlatmıştı. Bölge adliye mahkemesi, hakkında usulüne uygun husumet itirazı da bulunan bu tanığın beyanlarını hükme esas almamış; karar Yargıtay’ca onanmıştır (Yargıtay 2. HD, 2022/10089 E., 2024/1260 K., 27.02.2024). Tanığa yönelik en küçük bir menfaat iddiası bile, o tanığın bütün beyanını şüpheli hâle getirebilir.
Tanık nasıl doğru hazırlanır?#
Doğru hazırlık, tanığın kendi bildiklerini kendi sözleriyle, düzenli ve somut biçimde anlatmasını sağlamaktır. Bunun için tanığa şunlar anlatılabilir: Duruşmanın nasıl geçeceği; hâkimin kimliğini ve yakınlığını soracağı, varsa çekinme hakkını hatırlatacağı ve yemin ettireceği; diğer tanıkların dinlenmesi sırasında salonda bulunamayacağı; bildiklerini sözü kesilmeden anlatacağı ve yazılı not kullanamayacağı; hâkimin ve vekillerin soru sorabileceği. Tanığa ayrıca yalnız kendi gördüğünü ve duyduğunu anlatması, duyduğu şeyleri “şunu anlattılar” diye belirtmesi, emin olmadığı konularda tahmin yürütmemesi, olayların tarihini ve yerini hatırlamaya çalışması söylenebilir.
Tanığa söylenmemesi gerekenler de açıktır: Ne söyleyeceğinin yazılı bir metin hâlinde verilmesi, başka tanıkların anlatımlarının aktarılması, “şunu da söyle” diye görmediği bir olayın eklenmesi, beyanın içeriğine bağlı herhangi bir menfaat vaadi. Bu tür bir hazırlık hem hukuka aykırıdır hem de duruşmada çoğu zaman fark edilir: Birbirinin aynı cümlelerle konuşan, ayrıntı sorulunca susan veya çelişkiye düşen tanığın beyanı inandırıcılığını yitirir (15. Bölüm).
Tanığınızla görüşmenizi müvekkilin yanında değil, mümkünse ayrı yapın ve tanığın kendi anlatımını not alın. Tanığa beyanını değiştirmesi veya genişletmesi için baskı yapmayın. Karşı tarafın tanığıyla görüşmekten ise kaçının; bu görüşme, tanığı etkileme iddiasına yol açabilir.
Tanıklık bir kamu görevidir: Tanık gelmek, kanuni çekinme sebebi yoksa tanıklık etmek, yemin etmek ve gerçeği söylemekle yükümlüdür; buna karşılık ücret, gider, çekinme ve uygun koşullarda dinlenme hakları vardır. Tanığı hukuka aykırı olarak etkilemeye teşebbüs etmek suçtur ve menfaat iddiası tanığın beyanını hükme esas alınamaz hâle getirebilir (Yargıtay 2. HD, 2022/10089 E., 2024/1260 K., 27.02.2024).
Tanık hazırlığını yazılı bir kontrol listesiyle yapın (Ek 4): Tanığın hangi olayları bildiği, bunları nasıl öğrendiği, olayların tarihi ve yeri, taraflarla yakınlığı, çekinme hakkı bulunup bulunmadığı, duruşmaya ulaşım ve izin durumu. Bu liste hem tanık listesini hem de duruşmadaki soruları belirler; tanığın beyanını değiştirmeye yönelik değil, onun bildiklerini doğru ve eksiksiz anlatmasına yöneliktir.
Bu bölümde anılan öğreti
- Nuhoğlu, Hatice, “Boşanma Sürecine Kolektif Katılım: Tanıklık Müessesesi”, International Journal of Social Inquiry, C. 15, S. 2, Aralık 2022, s. 627–647
