23. Bölüm · Altıncı Kısım: Kanun Yolu ve Yalan Tanıklık

Yalan Tanıklık ve Yargılamanın Yenilenmesi

Yargıtay Kararları Işığında Boşanma Davalarında Tanık Beyanları kitabının 23. bölümü. Kitabın tamamı bu sitede ücretsiz okunur.

Bu sayfada
  1. Boşanma davasında yalan tanıklığın cezası nedir?
  2. Tanığın yakınını korumak için yalan söylemesi cezayı azaltır mı?
  3. Yalan söyleyen tanık sonradan doğruyu söylerse ne olur?
  4. Hâkim tanığın yalan söylediğini düşünürse ne yapar?
  5. Tanık hakkında yalan tanıklık soruşturması varsa boşanma davası beklenir mi?
  6. Yalan tanıklık boşanma kararı kesinleştikten sonra ileri sürülebilir mi?
  7. Sonradan yeni bir tanık bulunursa dava yeniden görülür mü?
  8. Tanık beyanı ve ceza kararı anlaşmalı boşanmanın iadesine yol açabilir mi?
Kısaca

Mahkeme huzurunda gerçeğe aykırı tanıklık yapan kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır (TCK m. 272/2); boşanma davası özel hukuk uyuşmazlığı olduğundan tanığın yakınlarını korumak için yaptığı yalan tanıklıkta TCK m. 273’teki indirim ve cezasızlık imkânı uygulanmaz. Aleyhine tanıklık yapılan kişi hakkında karar verilmeden önce gerçeği söyleyen tanık etkin pişmanlıktan yararlanır (TCK m. 274). Hâkim tanığın yalan söylediği konusunda yeterli delil veya emare elde ederse tutanak düzenleyip Cumhuriyet başsavcılığına gönderir (HMK m. 264). Boşanma davası sürerken kusur belirlemesinde belirleyici olan tek tanık hakkında yalan tanıklık soruşturması varsa, Yargıtay soruşturmanın sonucunun beklenmesini istemiştir. Karar kesinleştikten sonra ise ifadesi karara esas alınan tanığın yalan tanıklık yaptığının kesinleşmiş ceza kararıyla sabit olması yargılamanın iadesi sebebidir (HMK m. 375/1-e, 2); süre ceza kararının kesinleşmesinden itibaren üç ay ve her hâlde hükmün kesinleşmesinden itibaren on yıldır (HMK m. 377/1-ç). Hukuk Genel Kurulu, yargılamanın iadesinde yeni vakıalara dayanılamayacağını vurgular; sonradan bulunan yeni bir tanık, yargılamanın iadesi sebebi değildir.

Boşanma davasında yalan tanıklığın cezası nedir?#

Mahkeme huzurunda gerçeğe aykırı olarak tanıklık yapan kişiye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir (TCK m. 272/2). Boşanma davası mahkeme huzurunda görüldüğünden, aile mahkemesinde yalan tanıklık bu fıkra kapsamındadır. Fıkra “mahkeme huzurunda ya da yemin ettirerek tanık dinlemeye kanunen yetkili kişi veya kurul önünde” yapılan tanıklıktan söz eder; bu nedenle mahkeme huzurunda yapılan tanıklıkta yemin ettirilmiş olmak suçun şartı değildir. Yargıtay’ın bir ceza dairesi kararında aktarıldığı üzere, ceza mahkemesinde tanık sıfatıyla takdiren yeminsiz verdiği ifadede gerçeğe aykırı beyanda bulunan sanığın TCK m. 272/2 uyarınca cezalandırılması gerektiği kabul edilmiştir (Yargıtay 8. CD, 2024/20720 E., 2024/7460 K., 08.10.2024).

Tanığa dinlenmeden önce gerçeği söylemesinin önemi ve gerçeği söylememesi hâlinde yalan tanıklık suçundan dolayı cezalandırılacağı anlatılır (HMK m. 256/1-a, b). Bu uyarı tutanağa geçer ve sonradan açılacak ceza davasında tanığın uyarıldığının kanıtıdır.

Tanığın yakınını korumak için yalan söylemesi cezayı azaltır mı?#

Hayır, boşanma davasında azaltmaz. TCK m. 273/1’e göre kişinin kendisinin, üstsoy, altsoy, eş veya kardeşinin soruşturma ve kovuşturmaya uğramasına neden olabilecek bir hususla ilgili olarak yalan tanıklıkta bulunması veya tanıklıktan çekinme hakkı olmasına rağmen bu hakkı kendisine hatırlatılmadan gerçeğe aykırı tanıklık yapması hâlinde cezada indirim yapılabileceği gibi ceza vermekten de vazgeçilebilir. Ancak aynı maddenin ikinci fıkrası açıktır: “Birinci fıkra hükmü, özel hukuk uyuşmazlıkları kapsamında yapılan yalan tanıklık hallerinde uygulanmaz” (TCK m. 273/2).

Boşanma davası bir özel hukuk uyuşmazlığıdır. Bu nedenle kızını, oğlunu veya kardeşini korumak için boşanma davasında gerçeğe aykırı tanıklık yapan anne, baba veya kardeş TCK m. 273’teki indirimden yararlanamaz; çekinme hakkının kendisine hatırlatılmamış olması da sonucu değiştirmez. Yakının aleyhine konuşmak istemeyen tanığın doğru yolu yalan söylemek değil, tanıklıktan çekinmektir (8. Bölüm).

Yalan söyleyen tanık sonradan doğruyu söylerse ne olur?#

Etkin pişmanlık hükümleri uygulanır. Aleyhine tanıklık yapılan kişi hakkında bir hak kısıtlamasını veya yoksunluğunu sonuçlayacak nitelikte karar verilmeden veya hükümden önce gerçeğin söylenmesi hâlinde cezaya hükmolunmaz. Böyle bir karar verildikten sonra fakat hükümden önce gerçeğin söylenmesi hâlinde verilecek cezanın üçte ikisinden yarısına kadarı indirilebilir; mahkûmiyet kararı kesinleşmeden önce gerçeğin söylenmesi hâlinde ise cezanın yarısından üçte birine kadarı indirilebilir (TCK m. 274). Boşanma davasında tanık, örneğin bir sonraki duruşmada veya karar verilmeden önce mahkemeye başvurarak önceki beyanının gerçeğe aykırı olduğunu açıklarsa, cezadan kurtulabilir.

Hâkim tanığın yalan söylediğini düşünürse ne yapar?#

Hâkim, tanığın tanıklığı sırasında yalan söylediği veya menfaat temin ederek tanıklık ettiği hakkında yeterli delil veya emare elde ederse bir tutanak düzenler ve bu tutanağı derhâl Cumhuriyet başsavcılığına gönderir; tanığın ve suçta ortakları varsa onların tutuklanmasına da karar verebilir ve kovuşturma yapılmak üzere Cumhuriyet başsavcılığına sevk eder (HMK m. 264). Uygulamada bu hükme pek başvurulmaz; yalan tanıklık iddiası çoğunlukla aleyhine beyanda bulunulan tarafın suç duyurusuyla gündeme gelir. Bölge adliye mahkemesinin Yargıtay’ca onanan bir kararında, başka bir tanığın, bir tanığa erkeğin yalan tanıklık yapması için para teklif ettiğini söylediğini anlatması da bu tanığın beyanlarının hükme esas alınmaması sebepleri arasında sayılmıştır (Yargıtay 2. HD, 2022/10089 E., 2024/1260 K., 27.02.2024).

Tanık hakkında yalan tanıklık soruşturması varsa boşanma davası beklenir mi?#

Beklenebilir; özellikle o tanığın beyanı kusur belirlemesinde tek ve belirleyici delilse. Yargıtay’ın 2026 tarihli kararı bu konuda yol göstericidir:

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi2025/7799 E. · 2026/3530 K.01.04.2026

Kusuru ispatlayan tek tanık hakkında yalan tanıklık soruşturması varsa sonucu beklenmelidir

Karşılıklı açılan boşanma davalarında taraflar eşit kusurlu sayılmış ve boşanmalarına karar verilmişti. Kadına yüklenen güven sarsıcı davranış kusurunun tek dayanağı, kadının yeğeni olan bir tanığın beyanıydı; bu beyan dışında başka delil yoktu. Bu tanık hakkında ise Cumhuriyet başsavcılığında yalan tanıklık suçunu işleyip işlemediği yönünden soruşturma sürüyordu. Bölge adliye mahkemesi kadının istinaf başvurusunu esastan reddetmişti. Daire şöyle demiştir:

“Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2025/170981 Soruşturma numaralı dosyasında tanık ... hakkında yalan tanıklık suçunu işleyip işlemediği yönünden soruşturmanın devam ettiği, iş bu soruşturmanın neticesinin boşanma davasındaki kusur durumunu etkileyeceğinden, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2025/170981 Soruşturma numaralı dosyasının sonucunun beklenerek hasıl olacak neticeye göre hüküm kurulmak üzere kararın bozulması gerekmiştir.”

Değerlendirme. Kararda belirleyici olan, kadına yüklenen kusurun yalnızca soruşturma konusu tanığın beyanına dayanmasıdır. Soruşturmanın sonucu kusur belirlemesini doğrudan etkileyebileceğinden Daire, bu sonucun bekletici mesele yapılmasını istemiştir. Kusur başka delillerle de ispatlanmışsa veya tanığın beyanı belirleyici değilse, yalnız bir suç duyurusunun bulunması davanın bekletilmesini gerektirmeyebilir.

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (mevzuat.adalet.gov.tr)Kararın tam metni

Gerçekten de başka bir dosyada erkek, tanık olarak dinlenen ortak çocuk ve kadının babası hakkında yalancı şahitlik iddiasıyla suç duyurusunda bulunulduğunu ve soruşturma dosyalarının bekletici mesele yapılması gerektiğini temyiz dilekçesinde ileri sürmüş; bu itiraz kabul görmemiş ve karar onanmıştır (Yargıtay 2. HD, 2023/8949 E., 2024/559 K., 06.02.2024). İki karar arasındaki fark, soruşturma konusu tanığın beyanının kusur belirlemesindeki ağırlığıdır.

Dikkat

Karşı tarafın tanığının yalan söylediğini düşünüyorsanız, suç duyurusunda bulunmakla yetinmeyin; boşanma davasında da beyanın neden gerçeğe aykırı olduğunu delilleriyle gösterin ve soruşturmanın bekletici mesele yapılmasını isteyin. Soruşturma dosyasının numarasını ve aşamasını mahkemeye bildirin. Suç duyurusunu yalnız davayı uzatmak için kullanmak ise hem başarısız olur hem de iftira suçu riskini doğurur.

Yalan tanıklık boşanma kararı kesinleştikten sonra ileri sürülebilir mi?#

Evet, yargılamanın iadesi yoluyla. İfadesi karara esas alınan tanığın, karardan sonra yalan tanıklık yaptığının sabit olması yargılamanın iadesi sebebidir (HMK m. 375/1-e). Bu sebebe dayanılabilmesi için yalan tanıklığın kesinleşmiş bir ceza mahkûmiyet kararıyla belirlenmiş olması gerekir; ancak delil yokluğundan başka bir sebeple ceza kovuşturmasına başlanamamış veya mahkûmiyet kararı verilememişse ceza mahkemesi kararı aranmaz ve bu durumda yalan tanıklık yargılamanın iadesi davasında öncelikle ispat edilir (HMK m. 375/2). Örneğin tanık yargılama sırasında ölmüşse veya suç zamanaşımına uğramışsa, yalan tanıklık doğrudan yargılamanın iadesi davasında ispat edilebilir.

Süre kısadır: Yargılamanın iadesi süresi, ceza mahkûmiyetine ilişkin hükmün kesinleştiği veya ceza kovuşturmasına başlanamadığı ya da soruşturmanın sonuçsuz kaldığı tarihten itibaren üç ay ve her hâlde iade talebine konu olan hükmün kesinleşmesinden itibaren on yıldır (HMK m. 377/1-ç).

Yalan tanıklığın yargılamanın iadesi sebebi olabilmesi için tanığın ifadesinin karara esas alınmış olması gerekir. Mahkeme kusuru başka delillere, örneğin ceza mahkemesi kararına veya diğer tanıklara dayandırmışsa, bir tanığın yalan söylediğinin sonradan anlaşılması kararı değiştirmeyebilir.

Sonradan yeni bir tanık bulunursa dava yeniden görülür mü?#

Hayır. Yargılamanın iadesi sebepleri Kanunda sınırlı olarak sayılmıştır ve bunlar dışında, yargılama hatası ne kadar ağır olursa olsun yargılamanın iadesi istenemez (Yargıtay HGK, 2025/520 E., 2025/769 K., 03.12.2025). Kararın verilmesinden sonra ele geçirilen ve yargılama sırasında elde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belge iade sebebidir (HMK m. 375/1-ç); ancak Hukuk Genel Kurulu bu bentte yalnız “belge” ibaresi yer aldığından, dava tarihinden sonra gerçekleşen vakıalara da, dava tarihinden önce gerçekleşmesine rağmen ileri sürülmeyen vakıalara da dayanılarak yargılamanın yenilenmesinin istenemeyeceğini vurgulamıştır (Yargıtay HGK, 2025/520 E., 2025/769 K., 03.12.2025). Tanık bir belge değildir; kanaatimizce kesinleşmiş bir boşanma kararından sonra olayı bildiğini söyleyen yeni bir tanığın ortaya çıkması, yargılamanın iadesi sebebi oluşturmaz. Bu nedenle bütün tanıkların dava sırasında, süresinde gösterilmesi gerekir (5. Bölüm).

Tanık beyanı ve ceza kararı anlaşmalı boşanmanın iadesine yol açabilir mi?#

Evet, irade sakatlığı ispatlanırsa. Yargıtay, kadının boşanmak istememesine rağmen erkeğin kendisini ve ortak çocukları ölüm tehdidiyle korkutarak anlaşmalı boşanmayı kabul etmek zorunda bıraktığı, kadının ailesinin yanına dönünce suç duyurusunda bulunduğu ve erkeğin tehdit suçundan cezalandırıldığı bir dosyada, anlaşmalı boşanma davasında kadının iradesinin serbestçe açıklanmadığının ispat edildiğini ve yargılamanın iadesi şartlarının oluştuğunu kabul etmiştir (Yargıtay 2. HD, 2023/8763 E., 2024/2370 K., 03.04.2024). Dosyada ortak çocuk da tanık olarak dinletilmişti. Karar, tanık beyanlarıyla desteklenen ve kesinleşmiş bir ceza kararıyla sabit olan baskının, anlaşmalı boşanma kararının iadesine kadar uzanabildiğini gösterir. Anlaşmalı boşanmada irade sakatlığı yazarların Yargıtay İçtihatları Işığında Anlaşmalı Boşanma Davası adlı eserinde ayrıntılı olarak incelenmiştir.

Yargıtay’ın ilkesi

Boşanma davasında yalan tanıklık TCK m. 272/2 kapsamında cezalandırılır ve özel hukuk uyuşmazlığı olduğu için TCK m. 273’teki indirim uygulanmaz. Kusur belirlemesinde tek ve belirleyici olan tanık hakkındaki yalan tanıklık soruşturmasının sonucu beklenmelidir. Kesinleşen kararda ifadesi esas alınan tanığın yalan tanıklığı kesinleşmiş ceza kararıyla sabitse yargılamanın iadesi istenebilir; yeni tanık bulunması ise iade sebebi değildir (Yargıtay 2. HD, 2025/7799 E., 2026/3530 K., 01.04.2026; Yargıtay HGK, 2025/520 E., 2025/769 K., 03.12.2025; Yargıtay 2. HD, 2023/8763 E., 2024/2370 K., 03.04.2024).

Uygulama notu

Karşı tarafın tanığının yalan söylediğine dair somut deliliniz varsa (mesaj, belge, kamera kaydı, tanığın o gün başka bir yerde olduğunu gösteren kayıt), önce boşanma davasında beyanlara karşı diyeceklerinizde bu delilleri sunun; ardından suç duyurusunda bulunarak soruşturma numarasını mahkemeye bildirin ve bekletici mesele yapılmasını isteyin. Karar kesinleşmişse, ceza kararının kesinleşmesinden itibaren üç aylık süreyi takvime işleyin.

Av. Aydın Aydar
Av. Aydın AydarBoşanma avukatı · İstanbul Barosu

1986’da İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu; 35 yılı aşkın süredir boşanma ve aile hukuku davalarında çalışıyor. Bu kitabı Av. Murat Aydar ve Av. Eren Aydar ile birlikte, Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararlarının resmî metinlerine dayanarak hazırladı.

Atıf: Aydın Aydar, Murat Aydar, Eren Aydar, Yargıtay Kararları Işığında Boşanma Davalarında Tanık Beyanları, 2026, Yalan Tanıklık ve Yargılamanın Yenilenmesi, https://www.avukataydinaydar.com/bosanma-davalarinda-tanik-beyanlari/tam-metin/yalan-taniklik-ve-yargilamanin-yenilenmesi/

Bu sayfa genel bilgilendirme amacı taşır; somut bir olaya ilişkin hukuki görüş değildir. Mevzuat ve içtihat 8 Kasım 2026 itibarıyla dikkate alınmıştır.

Hemen Ara WhatsApp