16. Bölüm · Dördüncü Kısım: Beyanların Değerlendirilmesi

Başka Dosyalardaki Beyanlar ve Sosyal İnceleme Raporu

Yargıtay Kararları Işığında Boşanma Davalarında Tanık Beyanları kitabının 16. bölümü. Kitabın tamamı bu sitede ücretsiz okunur.

Bu sayfada
  1. Başka bir davada dinlenen tanığın beyanı bu davada kullanılabilir mi?
  2. Önceki boşanma davasındaki olaylar yeni davada ileri sürülebilir mi?
  3. Ceza mahkemesi kararı tanık beyanıyla nasıl birleşir?
  4. Ceza dosyasındaki deliller tanık beyanını çürütebilir mi?
  5. Sosyal inceleme raporundaki beyanlar tanık beyanı yerine geçer mi?
  6. Noterde düzenlenen yazılı tanık beyanı delil olur mu?
Kısaca

Tanıkların başka bir davada verdiği beyanlar, o dosyaya delil olarak dayanılmışsa bu davada da değerlendirilebilir; Yargıtay, eşler arasında önceki reddedilmiş boşanma davasında ve eldeki davada dinlenen tanıkların beyanlarını birlikte değerlendirerek zinanın sabit olduğuna karar vermiştir. Kesinleşmiş ceza mahkemesi kararı ve ceza dosyasındaki tespitler, tanık beyanlarıyla birlikte kusur belirlemesinin en güçlü dayanakları arasındadır; Hukuk Genel Kurulu, ceza dosyasında haksız tahrik kabul edilen hakareti boşanma davasındaki görgü tanıklarının anlatımıyla birlikte değerlendirmiştir. Ceza dosyasındaki kamera görüntüleri veya soruşturma ifadeleri tanık beyanını doğrulayabileceği gibi çürütebilir de. Buna karşılık sosyal inceleme raporunda üçüncü kişilerin ve çocuğun uzmana yaptığı açıklamalar tanık beyanı değildir ve kusur belirlemesine esas alınamaz; tarafın kendi açıklaması ise aleyhine değerlendirilebilir. Önceki davadan feragat ve barışma, önceki olayların affedildiği sonucunu doğurabilir.

Başka bir davada dinlenen tanığın beyanı bu davada kullanılabilir mi?#

Evet, o dosyaya delil olarak dayanılmışsa ve beyanlar eldeki davanın delilleriyle birlikte değerlendirilirse kullanılabilir. Yargıtay’ın bu konudaki kararı açıktır:

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi2025/1397 E. · 2025/8448 K.08.10.2025

Delil olarak dayanılan önceki boşanma dosyasındaki tanık beyanları eldeki davadaki beyanlarla birlikte değerlendirilir

Eşler arasında daha önce erkeğin açtığı bir boşanma davası reddedilmiş ve kesinleşmişti. Kadın, daha sonra zina sebebine dayanarak açtığı davada bu önceki dosyaya delil olarak dayandı. İlk derece mahkemesi zinaya dayalı talebi reddetmiş, bölge adliye mahkemesi de istinaf başvurusunu esastan reddetmişti. Daire şöyle demiştir:

“Davacı kadın dava dilekçesinde söz konusu dosyaya delil olarak dayanmıştır. Eldeki dava dosyası ile önceki dava dosyasında dinlenen tanık beyanlarından, erkeğin evlilik birliği içinde başka bir kadınla birlikte yaşadığı sabittir.”

Değerlendirme. Karar, önceki dosyanın bir delil kaynağı olarak kullanılabileceğini, ama bunun için dava dilekçesinde o dosyaya açıkça dayanılması gerektiğini gösterir. Daire, iki dosyadaki tanık beyanlarını birlikte değerlendirmiş ve kadının zina hukuki sebebine dayalı asli talebinin kabulü gerektiğine karar vermiştir. Önceki dava eşler arasında görüldüğü için iki taraf da o dosyadaki tanıklara karşı açıklama ve soru hakkını kullanabilmiştir.

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (mevzuat.adalet.gov.tr)Kararın tam metni

Başka bir davadaki beyanın kullanılmasında hukuki dinlenilme hakkı göz önünde tutulmalıdır. Tanık önceki dosyada eşlerin ikisinin de taraf olduğu bir davada, onların huzurunda ve soru sorma imkânı tanınarak dinlenmişse, beyanın bu davada değerlendirilmesi taraflar bakımından bir sakınca doğurmaz. Kanaatimizce eşlerden birinin taraf olmadığı bir dosyadaki beyanlar ise ancak destekleyici bir delil olarak değerlendirilmeli; çekişmeli olayın ispatı için gerekiyorsa tanık bu davada yeniden dinlenmelidir. Tanıklar kural olarak davaya bakan mahkemede dinlenir (HMK m. 259/1).

Önceki boşanma davasındaki olaylar yeni davada ileri sürülebilir mi?#

Önceki davadan sonra eşler barışıp birlikte yaşamaya devam etmişse, önceki dönemin olayları affedilmiş veya en azından hoşgörüyle karşılanmış sayılabilir. Hukuk Genel Kurulu, eşlerin yedi yıl önce açılan bir boşanma davası nedeniyle barışarak evlilik birliğine devam ettiklerini, tanığın anlattığı kusurlu davranışların bu davadan önce mi sonra mı gerçekleştiğinin belirtilmediğini vurgulayarak tanık beyanlarını kusur belirlemesinde yeterli görmemiştir (Yargıtay HGK, 2022/768 E., 2023/976 K., 18.10.2023). Bölge adliye mahkemesinin Yargıtay’ca onanan bir kararında da kadının önceki davasından feragat ettiği ve kararın kesinleştiği, bu nedenle önceki döneme ait vakıalar yönünden erkeği affetmiş, en azından hoşgörmüş sayılacağı, ancak sonraki döneme ilişkin ispatlanan hususların kusur olarak yüklenebileceği kabul edilmiştir (Yargıtay 2. HD, 2023/6713 E., 2024/5895 K., 17.09.2024).

Önceki davada af olgusuna ilişkin kesinleşmiş bir tespit varsa, bu tespit sonraki davayı da etkiler. Yargıtay, önceki boşanma davasında erkeğin “barıştık” demesine rağmen kadının bunu kabul etmediği, fotoğraf dışında delil bulunmadığı için af olgusunun gerçekleşmediğinin kabul edildiği ve kararın kesinleştiği bir dosyada, aynı dönem ve aynı vakıa yönünden sonraki davada af olgusunun gerçekleştiğinin kabul edilmesini doğru bulmamıştır (Yargıtay 2. HD, 2025/509 E., 2025/7409 K., 17.09.2025). Af ve hoşgörünün tanıkla ispatı 17. Bölümde ayrıca ele alınmıştır.

Ceza mahkemesi kararı tanık beyanıyla nasıl birleşir?#

Kesinleşmiş ceza mahkemesi kararı ve ceza dosyasındaki tespitler, boşanma davasındaki tanık beyanlarıyla birlikte değerlendirildiğinde kusur belirlemesinin en güçlü dayanaklarından biri olur. Yargıtay’a göre tanık delili takdiri delil olmakla birlikte, kadının vakıa olarak dayandığı şiddetin ceza mahkemesi kararıyla sabit olması kesin delil niteliğindedir (Yargıtay 2. HD, 2024/7494 E., 2024/7045 K., 09.10.2024). Hukuk Genel Kurulunun bu konudaki kararı, ceza dosyasının iki taraf için de sonuç doğurabildiğini gösterir:

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu2023/705 E. · 2025/239 K.16.04.2025

Ceza dosyasında haksız tahrik sayılan hakaret, aynı olayı gören tanıkların anlatımıyla birlikte kusur olarak değerlendirilir

Erkek, eşinin kendisine hakaret ettiğini ileri sürerek boşanma davası açmıştı. Son olayda erkek eşini darp ettiği için ceza mahkemesince cezalandırılmış, ancak kadının olay sırasında eşine söylediği sözler haksız tahrik sayılarak cezasında indirim yapılmıştı. İlk derece mahkemesi erkeği tam kusurlu bulmuş, Özel Dairenin bozma kararına karşı kadının sözlerinin tepki niteliğinde olduğunu belirterek direnmişti. Hukuk Genel Kurulu oybirliğiyle şöyle demiştir:

“…ne var ki olay anında kadının eşine karşı sarf ettiği “sen aşağılık adamsın, şerefsizsin” şeklindeki sözlerinin sanık bakımından tahrik olarak kabul edilerek cezasında indirim yapıldığı, eldeki davada tanık olarak dinlenen ... ve ...’ün aynı tarihli olay hakkında bizzat görgüye dayalı anlatımlarına göre de kadının eşine karşı “şerefsiz, adam mı, insan mı” şeklinde hakaret ettiği ve sinkaflı konuştuğu anlaşılmaktadır.”

Değerlendirme. Genel Kurul, ceza dosyasındaki tespit ile boşanma davasındaki görgü tanıklarının anlatımlarını birbirini doğrulayan iki delil olarak ele almıştır. Kadının sözleri tepki niteliğini aşar boyutta görülmüş, erkek ağır, kadın az kusurlu sayılmıştır. Henüz bir yaşında olmayan ortak bebeğin yanında gerçekleşen son olay da dikkate alınarak kadının itirazının boşanmaya engel olmadığı, evlilik birliğinin devamında korunmaya değer bir yarar kalmadığı sonucuna varılmıştır.

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (mevzuat.adalet.gov.tr)Kararın tam metni

Ceza dosyası boşanma davasında yalnız mahkûmiyet kararıyla değil, içindeki belgelerle de önem taşır. Hukuk Genel Kurulu, kadın ile erkeğin karşılıklı yaralanmalarının yanında erkeğin kayınbiraderini bıçakla hayati tehlike geçirecek şekilde yaraladığını gösteren ceza dosyasını, kadının yakınlarının görgüye dayalı beyanlarıyla birlikte değerlendirerek erkeğin ağır kusurlu olduğuna karar vermiştir (Yargıtay HGK, 2025/454 E., 2026/470 K., 09.09.2026). Başka bir Genel Kurul kararında kadının sadakatsizliği, kesinleşmiş bir ceza mahkemesi kararından anlaşılan olaylarla sabit görülmüştür (Yargıtay HGK, 2024/130 E., 2025/556 K., 24.09.2025).

Ceza dosyasındaki deliller tanık beyanını çürütebilir mi?#

Evet. Ceza dosyasındaki objektif deliller, tanığın olay yerinde bulunmadığını veya olayı farklı anlattığını gösterebilir. Bölge adliye mahkemesinin Yargıtay’ca onanan bir kararında, ceza mahkemesinin gerekçeli kararında betimlenen kamera görüntülerine göre olay sırasında tarafların yanında üçüncü bir kişinin bulunmadığı anlaşıldığından, olayı gördüğünü anlatan tanığın beyanına itibar edilmemiştir (Yargıtay 2. HD, 2024/741 E., 2024/8431 K., 07.11.2024). Yargıtay da bir tanığın beyanının Cumhuriyet başsavcılığının soruşturma dosyasında toplanan deliller ve alınan ifadelerle desteklenmediğini, diğer tanıkların ve tarafların beyanlarıyla da uyumlu olmadığını belirterek bu beyana dayanılarak kusur yüklenemeyeceğine karar vermiştir (Yargıtay 2. HD, 2024/652 E., 2024/8400 K., 06.11.2024).

Bu nedenle boşanma davasında eşler arasında görülen veya görülmüş ceza dosyalarına delil olarak dayanmak, hem kendi tanık beyanlarını desteklemek hem de karşı tarafın tanıklarını denetlemek için önemlidir. Tanığın soruşturma aşamasında kolluğa veya savcılığa verdiği ifade ile boşanma davasındaki beyanı arasında fark varsa, bu fark beyanların değerlendirilmesinde göz önünde tutulur.

Dikkat

Ceza dosyasına boşanma davasının dilekçelerinde açıkça delil olarak dayanın ve dosyanın esas numarasını yazın. Dayanılmayan bir ceza dosyasının mahkemece kendiliğinden getirtilip hükme esas alınması, taraflarca getirilme ilkesi bakımından tartışma yaratır; öğretide aktarılan bir Yargıtay kararında, tarafların bildirmediği bir ceza dosyasına dayanılarak verilen boşanma kararı bu nedenle bozulmuştur (Yargıtay 2. HD, 13.03.2012, E. 2011/8077, K. 2012/5679 (aktaran Çelik, s. 108, dn. 499)).

Sosyal inceleme raporundaki beyanlar tanık beyanı yerine geçer mi?#

Hayır. Velayet ve kişisel ilişki düzenlemesi için hazırlanan sosyal inceleme raporlarında uzmanın görüştüğü kişilerin açıklamaları tanık beyanı değildir ve kusur belirlemesine esas alınamaz. Yargıtay, ortak çocuğun velayet düzenlemesi kapsamında alınan sosyal inceleme raporunda uzman tarafından yapılan görüşmelerde dinlenen kişilerin beyanlarının boşanma davasına ilişkin kusur belirlemesine esas alınamayacağını (Yargıtay 2. HD, 2024/7219 E., 2025/9055 K., 21.10.2025); bir vakıaya ilişkin tek beyan ortak çocuğun sosyal inceleme raporundaki beyanı olduğunda, bu beyana dayanılarak kusur yüklenemeyeceğini (Yargıtay 2. HD, 2026/489 E., 2026/6612 K., 15.06.2026) açıkça belirtmiştir.

Tarafın kendisinin sosyal inceleme sırasında yaptığı açıklama ise farklı değerlendirilir. Bu açıklama tanık beyanı değil, taraf beyanıdır; tarafın aleyhine olan kısmı diğer delillerle birlikte dikkate alınabilir. Yargıtay, tanık beyanı ve konutta çekilmiş bir fotoğrafla birlikte kadının sosyal inceleme raporundaki kendi beyanlarından kadının dava dışı bir erkekle zaman zaman aynı evde kaldığını ve zina olgusunun ispatlandığını kabul etmiştir (Yargıtay 2. HD, 2025/2553 E., 2026/1002 K., 03.02.2026). Benzer şekilde Hukuk Genel Kurulunun incelediği bir dosyada bölge adliye mahkemesi, kadının Cumhuriyet başsavcılığına verdiği şikâyet dilekçesindeki kendi açıklamalarını da sadakatsizlik vakıasının değerlendirilmesinde dikkate almıştı (Yargıtay HGK, 2024/130 E., 2025/556 K., 24.09.2025).

Noterde düzenlenen yazılı tanık beyanı delil olur mu?#

Hayır, yazılı beyan tanık beyanı yerine geçmez. Kanunda tanık mahkemede, hâkimin huzurunda, kimliği ve yakınlığı sorulup gerektiğinde yemin ettirilerek sözlü olarak dinlenir; tanık bildiğini sözlü olarak açıklar ve sözü kesilmeden dinlenir (HMK m. 254, 258, 261). Kanunun tanığın yazılı cevabına imkân verdiği tek durum, hâkimin gerekli gördüğü hâllerde tanığa soru kâğıdı göndermesidir; bu durumda da yazılı cevabın hükme yeterli olup olmadığını hâkim takdir eder ve gerekirse tanığı dinlemek üzere davet eder (HMK m. 246). Kanaatimizce noterde veya başka bir yerde tarafın hazırladığı ve tanığın imzaladığı bir beyan yazısı, karşı tarafın soru sorma imkânını ortadan kaldırdığı ve yalan tanıklık güvencesinden yoksun olduğu için tanık beyanı niteliği taşımaz; en fazla tanığın mahkemede dinlenmesi gerektiğini gösteren bir belge olarak işlev görebilir. Soru kâğıdı usulü 10. Bölümde ele alınmıştır.

Yargıtay’ın ilkesi

Delil olarak dayanılan önceki dosyadaki tanık beyanları eldeki davadaki beyanlarla birlikte değerlendirilebilir. Kesinleşmiş ceza kararı ve ceza dosyasındaki tespitler tanık beyanlarını doğrular veya çürütür. Sosyal inceleme raporunda üçüncü kişilerin ve çocuğun uzmana yaptığı açıklamalar kusur belirlemesine esas alınamaz (Yargıtay 2. HD, 2025/1397 E., 2025/8448 K., 08.10.2025; Yargıtay HGK, 2023/705 E., 2025/239 K., 16.04.2025; Yargıtay 2. HD, 2024/741 E., 2024/8431 K., 07.11.2024; Yargıtay 2. HD, 2024/7219 E., 2025/9055 K., 21.10.2025).

Uygulama notu

Dava dilekçesinin deliller bölümünde eşler arasındaki bütün dosyaları (önceki boşanma, nafaka, koruma kararı, ceza ve soruşturma dosyaları) esas numaralarıyla sayın. Önceki dosyada önemli bir tanık dinlenmişse, o tanığı bu davada da tanık listesine yazın; böylece hem önceki beyan hem de yeni beyan birlikte değerlendirilir ve karşı tarafın “bu davada dinlenmedi” itirazının önüne geçilir.

Av. Aydın Aydar
Av. Aydın AydarBoşanma avukatı · İstanbul Barosu

1986’da İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu; 35 yılı aşkın süredir boşanma ve aile hukuku davalarında çalışıyor. Bu kitabı Av. Murat Aydar ve Av. Eren Aydar ile birlikte, Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararlarının resmî metinlerine dayanarak hazırladı.

Atıf: Aydın Aydar, Murat Aydar, Eren Aydar, Yargıtay Kararları Işığında Boşanma Davalarında Tanık Beyanları, 2026, Başka Dosyalardaki Beyanlar ve Sosyal İnceleme Raporu, https://www.avukataydinaydar.com/bosanma-davalarinda-tanik-beyanlari/tam-metin/baska-dosyalardaki-beyanlar-ve-sosyal-inceleme-raporu/

Bu sayfa genel bilgilendirme amacı taşır; somut bir olaya ilişkin hukuki görüş değildir. Mevzuat ve içtihat 8 Kasım 2026 itibarıyla dikkate alınmıştır.

Hemen Ara WhatsApp