14. Bölüm · Dördüncü Kısım: Mali Sonuçlar

Yoksulluk Nafakası

Yargıtay İçtihatları Işığında Anlaşmalı Boşanma Davası kitabının 14. bölümü. Kitabın tamamı bu sitede ücretsiz okunur.

Bu sayfada
  1. Protokolde yoksulluk nafakası yazmak zorunlu mu?
  2. Süresiz nafaka kalktı mı, protokoller ne olacak?
  3. Protokolde süreli nafaka kararlaştırılabilir mi?
  4. Hâkim nafaka miktarına karışabilir mi?
  5. Protokolde adı “nafaka” olmayan aylık ödeme nedir?
  6. Protokolle belirlenen nafaka kaldırılabilir veya azaltılabilir mi?
  7. Genel “hiçbir talebimiz yoktur” cümlesi nafaka artırımını engeller mi?
  8. Döviz cinsinden nafaka olur mu?
  9. Tedbir nafakası protokolde yazılır mı?
Kısaca

Yoksulluk nafakası, boşanmanın mali sonuçlarından biridir ve protokolde mutlaka düzenlenmelidir: Ya tutarı yazılır ya da talep edilmediği açıkça belirtilir. Eşler miktarda serbesttir; kusur ve yoksulluk şartları tartışılmaz, ama hâkim açıkça hakkaniyete aykırı bir tutara müdahale edebilir. Anayasa Mahkemesi, TMK m. 175’teki “süresiz olarak” ibaresini iptal etmiştir (E. 2025/156, K. 2026/131); karar 30.09.2026’da yayımlanmış, iptal 30.06.2027’de yürürlüğe girecektir ve geriye yürümez. Yeni düzenleme henüz çıkmadığı için bu tarihe kadar maddenin bugünkü hâli uygulanır, protokoller de buna göre yazılır. Nafaka kesilmesi için kanuni sebepler (TMK m. 176/3) protokolle değişmez. Yargıtay, protokolde adı konmayan düzenli aylık ödemeyi yoksulluk nafakası saymış, dövizle kararlaştırılan nafakayı on sekiz yıl sonra Türk lirasına uyarlamış, protokolle belirlenen nafakanın kaldırılması istemlerinde başlangıçtaki dengeyi aramıştır.

Protokolde yoksulluk nafakası yazmak zorunlu mu?#

Evet, bir şekilde yazılmalıdır. Hukuk Genel Kurulu “boşanmanın mali sonuçları” ifadesine yoksulluk nafakasını da dâhil eder (Yargıtay HGK, 2017/1941 E., 2019/475 K., 18.04.2019). Bir dosyada kadın dilekçesinde nafaka istemiş, duruşmada ise istemediğini söylemiş, erkeğin mali sonuçlara ilişkin beyanı da alınmamıştı; Genel Kurul bu belirsizlik nedeniyle anlaşmalı boşanma kararını bozmuştur (Yargıtay HGK, 2017/2643 E., 2019/484 K., 18.04.2019). Koyuncu Aktaş da hâkimin, nafakadan söz etmeyen, nafakayı ileride çözülmek üzere bırakan bir protokolü onaylamaması gerektiğini; çünkü Kanun’un mali sonuçlarda sınırlı değil, tam bir anlaşma aradığını belirtir (Koyuncu Aktaş, s. 762-763).

Üç yazım seçeneği vardır:

SeçenekYazımSonuç
Nafaka ödenecekTutar, ödeme günü, IBAN, artış, başlangıç tarihiİcra edilebilir
Karşılıklı talep yok“Taraflar birbirlerinden yoksulluk nafakası talep etmemektedir.”Sonradan nafaka istenmesi engellenir
Süreli nafakaTutar ve bitiş tarihi veya süreSüre sonunda sona erer; aşağıya bakınız

Vazgeçme açık yazılmalıdır. Çekişmeli bir boşanma dosyasında kadının “kendi adıma hiçbir talebim yoktur” sözünün açık ve net olmadığı, feragat niteliği taşımadığı kabul edilmiş, tazminat ve yoksulluk nafakası taleplerinin bu gerekçeyle reddi bozulmuştur (Yargıtay 2. HD, 2025/2604 E., 2025/9095 K., 22.10.2025). Anlaşmalı boşanmada ise tutanağa geçen ve imzalanan karşılıklı talep bulunmadığı beyanı, Hukuk Genel Kurulu’nun tazminat için belirttiği gibi uyuşmazlığın nihai olarak çözüldüğünü gösterir (Yargıtay HGK, 2017/3067 E., 2019/512 K., 02.05.2019). Protokolde “peşinen gayrikabili rücu” feragat yazıldığı dosyalar da görülmektedir (Yargıtay 2. HD, 2025/8708 E., 2026/6569 K., 15.06.2026’daki protokol metni); yoksulluk nafakası için bu tür bir vazgeçme eşler arasında sonuç doğurur, çocuk nafakası için doğurmaz.

Süresiz nafaka kalktı mı, protokoller ne olacak?#

Henüz kalkmadı, ama kalkacak. Anayasa Mahkemesi 04.06.2026 tarihli kararıyla TMK m. 175/1’deki “süresiz olarak” ibaresini oyçokluğuyla iptal etmiş, iptal hükmünün kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine oybirliğiyle karar vermiştir (AYM, E. 2025/156, K. 2026/131, 04.06.2026; RG 30.09.2026, 33386). Bu tarih 30.06.2027’dir. Mahkeme, her koşulda süresizliğin yükümlüye ağır bir külfet yüklediğini, hâkimin süreyi evlilik süresi, alacaklının yaşı, eğitim ve sağlık durumu ile kendi geçimini sağlama kapasitesine göre belirleyebilmesi gerektiğini belirtmiştir (AYM, E. 2025/156, K. 2026/131, 04.06.2026, § 30-31).

Bu kararın protokoller bakımından sonuçları şunlardır:

  • 30.06.2027’ye kadar madde bugünkü hâliyle uygulanır. Yeni kanun çıkmadıkça Yargıtay içtihadı da aynı kalır.
  • Kararın geriye etkisi yoktur. İptal kararları geriye yürümez (Anayasa m. 153/5). Hükmedilmiş yoksulluk nafakaları, protokolle kararlaştırılmış olanlar da dâhil, kendiliğinden sona ermez. Kanun koyucunun kuracağı geçiş kuralı bekleneceği gibi, kaldırma ve azaltma için TMK m. 176 yolları da açıktır.
  • Yeni düzenleme henüz belli değildir. Eser kapanırken, basında nafakaya ilişkin farklı taslaklar konuşulmuş, ancak Meclis’e sunulan bir kanun teklifi saptanamamıştır. Bu nedenle bu kitapta yeni kuralların varsayımına dayanılmamıştır; okurun yayın tarihinden sonraki mevzuatı kontrol etmesi gerekir.

Süresizlik öğretide de uzun süredir tartışılmaktadır. Yağcı, Yargıtay uygulaması ve baskın görüşün aksine hâkimin mevcut hükümle de belirli bir süreyle sınırlı nafakaya hükmedebileceğini savunur (Yağcı, s. 353-354). Tutar ise İsviçre ve Alman hukukundaki geçimini kendi sağlama ilkesinden hareketle, evlilik süresiyle orantılı ve mutlak olmayan bir süre sınırı önerir (Tutar, s. 1348-1349).

Protokol hazırlayanlar için asıl önemli olan, eşlerin süreyi kendilerinin belirleyebileceğidir. Aşağıda bu konu ele alınmıştır.

Protokolde süreli nafaka kararlaştırılabilir mi?#

Kanaatimizce evet. Koyuncu Aktaş’a göre TMK m. 175 nafakanın süresiz verilmesini emreden bir hüküm değildir; “taraflarca kabul edilen düzenlemede belirli süre için kabul edilen nafaka düzenlemesi hakimin müdahalesinin kapsamı dışında kabul edilmelidir.” (Koyuncu Aktaş, s. 791) Eşler nafakadan tamamen vazgeçebildiğine göre süreyle de sınırlayabilir. Uygulamada süreli protokoller görülmektedir (Yargıtay 2. HD, 2023/7868 E., 2024/7526 K., 16.10.2024’da eşlerden birinin süreli nafakaya itirazı aktarılmıştır). Anayasa Mahkemesi kararından sonra bu tür düzenlemeler daha da önem kazanmıştır.

Süreli nafakada şunlar yazılmalıdır: başlangıç ve bitiş tarihi, sürenin nasıl sona ereceği (kendiliğinden mi, karar gerekir mi), yeni bir kanunun bu süreyi etkilemeyeceği yönünde tarafların iradesi, ödemenin önceden biterse ne olacağı. Bu son madde, yeni kanunun geçiş hükmüyle tartışma doğurabilir; eşlerin süreye ilişkin iradesini açıkça yazmak, sonraki yorumu kolaylaştırır.

Hâkim nafaka miktarına karışabilir mi?#

Sınırlı olarak. Kanun tarafların menfaatinin gözetilmesini söyler; ancak mali sonuçlarda denetim, çocuk konularındaki kadar yoğun değildir. Koyuncu Aktaş’a göre hâkim, açıkça hakkaniyete aykırı durumlarda, örneğin yükümlünün mali gücünün çok üzerindeki veya alacaklıyı yoksulluktan kurtarmayacak kadar düşük bir tutarda, gerekçesini açıklayarak öneride bulunabilir, ama eşleri kendi kanaatine göre bir miktarda anlaşmaya zorlayamaz (Koyuncu Aktaş, s. 791-792). Hâkimin önerisi kabul edilmezse dava çekişmeli sürer (9. Bölüm). Artış oranı protokolün zorunlu içeriği değildir; yazılmamış olması tek başına onayı engellemez (Koyuncu Aktaş, s. 763).

Protokolde adı “nafaka” olmayan aylık ödeme nedir?#

Sözleşmenin adına değil, içeriğine bakılır (TBK m. 19/1). Protokolde kadın yararına her ay nakit ödeme yapılacağı ve her yıl enflasyon oranında artırılacağı yazılmış, ödemenin adı konmamıştı. Daire, düzenli aylık ödemenin yoksulluk nafakası olduğunun anlaşıldığını ve protokolde aksine açık bir düzenleme bulunmadığını belirterek tavzih talebinin kabulünü gerekli görmüştür (Yargıtay 2. HD, 2025/4089 E., 2025/7681 K., 23.09.2025). Bu nitelendirme önemlidir: Nafaka sayılan ödeme için tazyik hapsi işler (İİK m. 344), alacaklının yeniden evlenmesiyle kalkar, durum değişirse artırılıp azaltılabilir. Eşler aylık ödemeyi maddi tazminatın taksiti olarak düşünüyorsa bunu açıkça yazmalıdır (15. Bölüm).

Protokolle belirlenen nafaka kaldırılabilir veya azaltılabilir mi?#

Evet. Kanunun sebepleri protokolle kaybolmaz: Nafaka “alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden kalkar; alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde mahkeme kararıyla kaldırılır” (TMK m. 176/3). “Tarafların malî durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde” artırılır veya azaltılır (TMK m. 176/4). Yargıtay’ın anlaşmalı dosyalardaki ölçüsü başlangıçtaki dengedir:

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu2017/1532 E. · 2017/1465 K.29.11.2017

Protokolle kararlaştırılan nafakada önce anlaşma anındaki denge saptanır; tamamen kaldırmak yerine indirim de düşünülebilir

Eşler 23.10.2009’da anlaşmalı olarak boşanmış, protokolle yoksulluk nafakası kararlaştırılmıştı. Sonradan nafakanın kaldırılması davası açıldı. Genel Kurul, mahkemenin yapması gereken işi şöyle tarif etmiştir: Anlaşmalı boşanma kararı tarihinde ve dava tarihinde tarafların ekonomik ve sosyal durumu belirlenmeli, boşanmadan sonra değişiklik olup olmadığı araştırılmalı ve

“…başlangıçtaki denge gözetilmek suretiyle, bununla birlikte “çoğun içinde az da bulunur” kuralı gereği, nafakanın tamamen kaldırılması yerine, hakkaniyet ölçüsünde indirim yapılabileceği de gözetilerek, oluşacak sonuca göre bir karar vermek olmalıdır.”

Değerlendirme. Protokol, nafakayı değiştirilemez kılmaz, ama değişikliğin ölçüsünü belirler. Davayı açan taraf, anlaşma tarihindeki ekonomik durumu ve sonraki değişikliği somut olarak göstermelidir.

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (mevzuat.adalet.gov.tr)Kararın tam metni

Ekonomik durumdaki olağan değişiklikler yetmeyebilir. Bir dosyada, öngörülemez veya katlanılamaz nitelikte olağanüstü bir değişiklik ispat edilemediği için davanın reddi onanmıştır (Yargıtay 2. HD, 2024/5154 E., 2024/5807 K., 12.09.2024). Yeni bir evlilik veya başka bir birliktelik kurma iddiası ise delille gösterilmelidir: Nafaka ilamı icraya konulduğunda borçlu, alacaklıyla boşandıktan sonra 11 yıl 10 ay birlikte yaşadıklarını ve geçimini kendisinin sağladığını ileri sürmüştü. Hukuk Genel Kurulu, bu fiilî durumun İİK m. 33’teki belgelerle bağlı olmaksızın tanıkla ispat edilebileceğini, icra mahkemesinin tanıkları dinleyerek karar vermesi gerektiğini kabul etmiştir (Yargıtay HGK, 2022/759 E., 2023/49 K., 08.02.2023).

Genel “hiçbir talebimiz yoktur” cümlesi nafaka artırımını engeller mi?#

Hayır. Protokolün sonuna eklenen genel vazgeçme cümlesi, protokolle kurulmuş nafakanın ileride artırılmasını istemeye engel değildir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi2026/2058 E. · 2026/4169 K.15.04.2026

“Taleplerinden ileriye dönük olarak vazgeçmişlerdir” cümlesi nafaka artırım davasını engellemez

Protokolün 12. maddesinde eşlerin, “yıllık artış oranları hariç tutulmak kaydıyla” nafaka, tazminat, ziynet ve eşya konusundaki taleplerinden “ileriye dönük olarak” vazgeçtikleri yazılıydı. Boşanmadan sonra yoksulluk ve iştirak nafakalarının artırılması için dava açıldı. Erkek bu maddeye dayandı; ayrıca çocuğun giderlerini kendisine yükleyen protokol maddelerinin kaldırılmasını da dava etti. Bölge adliye mahkemesi, maddeye dayanarak yoksulluk nafakasının artırılamayacağını kabul etti ve davayı reddetti. Daire kararı bozarken şu sonuca varmıştır:

“12 nci maddesi ileride yoksulluk ve iştirak nafakalarının artırılması davası açılmasına engel teşkil edecek nitelikte değildir.”

Değerlendirme. Karar, TMK m. 176/4 yolunun genel bir cümleyle kapanmadığını gösterir. Nafaka artırılması ile protokoldeki gider maddelerinin kaldırılması davaları arasında fiilî irtibat bulunduğundan Daire, bu davaların ayrılmasını da bozma sebebi yapmış ve birleştirilerek görülmesini istemiştir (HMK m. 166). Protokolde hiç nafaka kurulmamış ve yoksulluk nafakasından açıkça vazgeçilmişse durum farklıdır; bu karar yalnız kurulmuş nafakanın artırılmasına ilişkindir.

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (mevzuat.adalet.gov.tr)Kararın tam metni

Döviz cinsinden nafaka olur mu?#

Kararlaştırılabilir, ama sonradan uyarlanması gündeme gelebilir. Protokolle aylık 1.500 ABD Doları yoksulluk nafakası kararlaştırılan bir dosyada dava, on sekiz yıl sonra açılmıştı. Hukuk Genel Kurulu, erkeğin döviz cinsinden gelir elde etmediğini, kurdaki değişimi ve yoksulluk nafakasının amacını gözeterek edimler arasında orantısızlık oluştuğunu, TBK m. 138’deki uyarlama koşullarının gerçekleştiğini kabul etmiş, nafakanın Türk lirası cinsinden ödenmesine ilişkin kararı isabetli bulmuştur (Yargıtay HGK, 2023/582 E., 2025/24 K., 12.02.2025, oyçokluğuyla; Kurulda kurdaki değişikliğin öngörülebilir olduğu görüşü de savunulmuştur). Karar, protokolün hiçbir zaman dokunulmaz olmadığını, ama uyarlama için de uzun zaman ve esaslı değişiklik gerektiğini gösterir. Ayrıntı 21. Bölümdedir.

Tedbir nafakası protokolde yazılır mı?#

Boşanma kararı kesinleşene kadar eşlerin geçimi ve çocukların bakımı için tedbir nafakası da protokolde düzenlenebilir. Öğretide mali konulara tedbir nafakasının da girdiği belirtilir (Doğan, s. 773). Eşlerden biri kanun yolu aşamasında dönerse dava sürer ve tedbirler önem kazanır. Bu nedenle protokolde “karar kesinleşinceye kadar aynı tutarın tedbir nafakası olarak ödeneceği” yazılabilir. Protokolde iştirak nafakası için kullanılan bu kalıp, yoksulluk nafakası için de geçerlidir.

Yargıtay’ın ilkesi

Yoksulluk nafakası boşanmanın mali sonuçlarındandır ve protokolde belirsizliğe yer bırakılmadan düzenlenmelidir. Protokolle kararlaştırılan nafaka TMK m. 176’daki sebeplerle kaldırılır veya azaltılır; bu değerlendirmede anlaşma anındaki denge esas alınır. Adı konmayan düzenli aylık ödeme, aksi açıkça yazılmamışsa yoksulluk nafakası sayılabilir (Yargıtay HGK, 2017/2643 E., 2019/484 K., 18.04.2019; Yargıtay HGK, 2017/1532 E., 2017/1465 K., 29.11.2017; Yargıtay 2. HD, 2025/4089 E., 2025/7681 K., 23.09.2025).

Uygulama notu

Protokolde nafaka yazıyorsanız şu dört soruyu cevaplayın: Tutar ne, ne zaman başlıyor, nasıl artıyor, ne zaman bitiyor? Süresiz ibaresinin iptali karşısında, tarafların anlaştığı bir süre varsa açıkça yazın. Nafaka istemiyorsanız “karşılıklı olarak ve kesin biçimde” vazgeçildiğini yazın ve hâkimin sorusunu aynı açıklıkla cevaplayın. Yabancı parayla nafaka kararlaştırıyorsanız ödeme biçimini ve kur tarihini belirtin; borçlunun geliri Türk lirası ise uzun vadede uyarlama riski olduğunu anlatın. Yeni kanun çıktığında protokolün durumu yeniden değerlendirilmelidir.

Bu bölümde anılan öğreti

  • Doğan, Burak, “Türk Hukukunda Anlaşmalı Boşanma (TMK m. 166/III)”, Erciyes Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 19, S. 2, 2024, s. 755–787
  • Koyuncu Aktaş, Nihan, “Anlaşma Temeline Dayalı Boşanma Davalarında Hakimin Yoksulluk Nafakasına Müdahalesi”, İstanbul Hukuk Mecmuası, C. 79, S. 3, 2021, s. 761–796
  • Tutar, Elce, “Yoksulluk Nafakasına Hâkim Olan İlkeler ve Bu İlkelerin İsviçre, Alman ve Türk Hukuku’ndaki Gelişmeler Işığında Değerlendirilmesi”, İstanbul Hukuk Mecmuası, C. 83, S. 4, 2025, s. 1320–1352
  • Yağcı, Kürşad, “Yoksulluk Nafakasında ‘Süresizlik’ Sorunu”, İstanbul Hukuk Mecmuası, C. 76, S. 1, 2018, s. 323–358
Av. Aydın Aydar
Av. Aydın AydarBoşanma avukatı · İstanbul Barosu

1986’da İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu; 35 yılı aşkın süredir boşanma ve aile hukuku davalarında çalışıyor. Bu kitabı Av. Murat Aydar ve Av. Eren Aydar ile birlikte, Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararlarının resmî metinlerine dayanarak hazırladı.

Atıf: Aydın Aydar, Murat Aydar, Eren Aydar, Yargıtay İçtihatları Işığında Anlaşmalı Boşanma Davası, 2026, Yoksulluk Nafakası, https://www.avukataydinaydar.com/anlasmali-bosanma-davasi/tam-metin/yoksulluk-nafakasi/

Bu sayfa genel bilgilendirme amacı taşır; somut bir olaya ilişkin hukuki görüş değildir. Mevzuat ve içtihat 7 Kasım 2026 itibarıyla dikkate alınmıştır.

Hemen Ara WhatsApp