TMK 318, evlâtlık ilişkisinin kaldırılmasına ilişkin iki sebepten ikincisini ve uygulamada en çok kullanılanını düzenler. Kural şudur: evlât edinme, rıza eksikliği dışında kalan esasa ilişkin bir noksanlıkla sakatsa, Cumhuriyet savcısı veya her ilgili evlâtlık ilişkisinin kaldırılmasını isteyebilir. Maddenin önemi dava hakkının genişliğinden gelir: rıza eksikliğinde yalnızca rızası alınması gereken kişiler dava açabilirken (TMK m. 317), burada taraf olmayan kişiler de dava açabilir (Yargıtay HGK, 2017/2518 E., 2021/1155 K., 05.10.2021). Bu genişliğin iki freni vardır. Birincisi hukukî yarardır: dava açan kişinin kaldırma kararının hukukî durumunu somut olarak nasıl değiştireceğini ortaya koyması gerekir (Yargıtay 2. HD, 2024/5632 E., 2024/6676 K., 01.10.2024). İkincisi maddenin ikinci fıkrasıdır: noksanlık bu arada ortadan kalkmışsa veya sadece usule ilişkinse ve kaldırma evlâtlığın menfaatini ağır biçimde zedeleyecekse bu yola gidilemez.
- Esasa ilişkin noksanlık
- Evlât edinmenin kurucu koşullarından birinin gerçekleşmemiş olması (yaş farkı, bakım süresi, eşlerin birlikte hareketi gibi).
- Usule ilişkin noksanlık
- Kurucu koşulları değil, yargılama işlemlerini ilgilendiren eksiklik.
- Her ilgili
- Kaldırma kararından hukukî durumu etkilenecek kişi (TMK m. 318/1).
- Hukukî yarar
- Davanın görülebilmesi için aranan dava şartı (HMK m. 114/1-h).
TMK 318 ne düzenler?
| Konu | Kural | Dayanak |
|---|---|---|
| Sebep | Esasa ilişkin diğer noksanlıklar | TMK m. 318/1 |
| Dava hakkı | Cumhuriyet savcısı veya her ilgili | Yargıtay HGK, 2021/1155 K. |
| Sebeplerin sayısı | Sınırlıdır (numerus clausus) | Yargıtay 2. HD, 2021/7929 K. |
| Anlaşmayla sona erme | Mümkün değildir | Yargıtay 2. HD, 2021/7929 K. |
| Davanın niteliği | Bozucu yenilik doğuran dava | Yargıtay 2. HD, 2021/7929 K. |
| Hukukî yarar | Dava şartıdır, resen araştırılır | Yargıtay 2. HD, 2024/6676 K. |
| Anayasaya uygunluk | İtiraz reddedilmiştir | AYM, E. 2017/167, K. 2017/172 |
| İkinci fıkra | Noksanlık kalkmışsa veya usule ilişkinse sınır | TMK m. 318/2 |
| Kısıtlının evlât edinmesi | Usulüne uyulmuşsa noksanlık değildir | Yargıtay 8. HD, 2020/1396 K. |
| Taraf teşkili | Kamu düzenindendir | Yargıtay 8. HD, 2019/5728 K. |
| Yetki | Kesin değildir | Yargıtay 20. HD, 2016/2424 K. |
| Süre | Hak düşürücü süreye tâbidir | TMK m. 319 |
TBMM gerekçesine göre madde, bazı değişikliklerle İsviçre Medenî Kanunu'nun 269a maddesinden alınmıştır ve gerekçenin kendi ifadesiyle "evlât edinme işleminin rızanın bulunmaması dışında kalan sebeplerle iptaline" ilişkindir. Gerekçe iki fıkrayı ayrı ayrı açıklar. Birinci fıkra bakımından, evlât edinme işleminin esasa ilişkin noksanlıklardan biriyle sakatlanmış olması hâlinde Cumhuriyet savcısı veya her ilgili tarafından kaldırmanın istenebileceği hükme bağlanmaktadır. İkinci fıkra bakımından gerekçe, iki hâli birbirinden özenle ayırır: noksanlıkların sonradan ortadan kalkmış olması hâlinde kaldırma yolu "tamamen kapatılmakta"; buna karşılık sadece usule ilişkin noksanlıklar devam ediyorsa, kaldırma evlâtlığın menfaatini ağır biçimde zedelemeyecekse bu yola gidilebilmektedir. Bu ayrım uygulamada sıkça gözden kaçar: ilk hâlde hâkimin takdir yetkisi yoktur, ikinci hâlde ise menfaat değerlendirmesi yapılır. Tasarının 318. maddesi Adalet Komisyonunun değişiklik listesinde yer almamış, madde Tasarıdaki hâliyle kanunlaşmıştır (S. Sayısı 723, s. 311-315).
Bu maddede en sık yapılan hata, hukukî yararı ihmal etmektir. "Her ilgili" ifadesi geniş görünse de uygulamada sıkı bir süzgeçten geçer: hukukî yarar bir dava şartıdır ve mahkeme bunu esasa girmeden önce, yargılamanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Kaldırma kararı verilse bile hukukî durumunuz değişmeyecekse dava usulden reddedilir (Yargıtay 2. HD, 2024/5632 E., 2024/6676 K., 01.10.2024). Uygulamada bu değerlendirme çoğunlukla mirasçılık üzerinden yapılır; dilekçeyi yazmadan önce mirasçılık zincirini çıkarın (Yargıtay 8. HD, 2019/5153 E., 2019/8030 K., 25.09.2019). İkinci uyarı sebebin niteliğine ilişkindir: evlâtlık ilişkisinin sonradan bozulması, tarafların artık geçinememesi veya pişmanlık bu maddeye göre kaldırma sebebi değildir; denetlenen şey ilişkinin kurulduğu andaki geçerliliğidir (Yargıtay 2. HD, 2021/6807 E., 2021/7929 K., 27.12.2021). Üçüncü uyarı süreye ilişkindir: dava hak düşürücü süreye tâbidir ve bu süre ayrı bir maddede düzenlenmiştir (TMK m. 319). Son olarak, kesinleşmiş bir evlât edinme kararına karşı kanun yararına bozma istemek ilişkiyi ortadan kaldırmaz; izlenmesi gereken yol kaldırma davasıdır (Yargıtay 8. HD, 2021/2076 E., 2021/5412 K., 23.06.2021).
Esasa ilişkin noksanlık nedir?
- Ölçüt: Evlât edinmenin kurucu koşullarından birinin gerçekleşmemiş olması (TMK m. 318/1).
- Zaman: Denetlenen an, ilişkinin kurulduğu andır.
- Sonraki gelişmeler: İlişkinin bozulması kaldırma sebebi değildir (Yargıtay 2. HD, 2021/6807 E., 2021/7929 K., 27.12.2021).
- Sebepler: Sınırlı sayıdadır (numerus clausus).
- Rıza eksikliği: Ayrı maddeye tâbidir (TMK m. 317).
- Dava türü: Bozucu yenilik doğuran davadır.
Uygulamadaki noksanlık örnekleri
- Bakım süresi: Ergin evlât edinmede beş yıllık koşulun gerçekleşmemesi (Yargıtay 18. HD, 2014/11770 E., 2014/16470 K., 18.11.2014).
- Yaş farkı: On sekiz yıllık farkın bulunmaması (TMK m. 308).
- Birlikte evlât edinme: Eşlerden birinin tek başına evlât edinmesi (TMK m. 306).
- Eşin rızası: Evli kişinin eşinin rızası olmadan evlât edinilmesi (TMK m. 313).
- Altsoyun muvafakati: Ergin evlât edinmede aranır (TMK m. 313).
- Sayılmayan hâl: Evlât edinenin kısıtlı olması (Yargıtay 8. HD, 2019/2577 E., 2020/1396 K., 17.02.2020).
Davayı kim açabilir?
- Kural: Cumhuriyet savcısı veya her ilgili (TMK m. 318/1).
- Kapsam: Taraflarla sınırlı değildir (Yargıtay HGK, 2017/2518 E., 2021/1155 K., 05.10.2021).
- Mirasçılar: Bu maddeye dayanabilir (Yargıtay 2. HD, 2008/20343 E., 2010/1606 K., 03.02.2010).
- Hukukî yarar: Dava şartıdır (Yargıtay 8. HD, 2019/5153 E., 2019/8030 K., 25.09.2019).
- Denetim: Esasa girilmeden yapılır (Yargıtay 2. HD, 2024/5632 E., 2024/6676 K., 01.10.2024).
- Ölçü: Kaldırma kararının hukukî durumu değiştirmesi.
İkinci fıkradaki sınır
- Birinci hâl: Noksanlık bu arada ortadan kalkmışsa yol tamamen kapanır (TMK m. 318/2).
- İkinci hâl: Noksanlık sadece usule ilişkinse menfaat değerlendirmesi yapılır.
- Ölçü: Evlâtlığın menfaatinin ağır biçimde zedelenmesi.
- Örnek: Eksik rızanın sonradan açıklanması (Yargıtay 8. HD, 2017/6749 E., 2018/8548 K., 08.03.2018).
- Benzer sınır: Rıza eksikliğinde de vardır (TMK m. 317).
- Delil: Sosyal inceleme raporu belirleyicidir (TMK m. 316).
Görev, yetki ve taraf teşkili
- Görev: Aile mahkemesi (Yargıtay 17. HD, 2013/6422 E., 2013/8183 K., 31.05.2013).
- Yetki: Kesin değildir (Yargıtay 20. HD, 2016/93 E., 2016/2424 K., 29.02.2016).
- İlk itiraz: Yetki ancak süresinde ileri sürülürse dikkate alınır.
- Davalı sıfatı: Evlât edinenler ile birlikte evlât edinilene aittir (Yargıtay 8. HD, 2018/755 E., 2019/5728 K., 11.06.2019).
- Kayyım: Menfaat çatışmasında atanır (TMK m. 426).
- Kamu düzeni: Taraf teşkili resen gözetilir (HMK m. 114).
Kanun yolları ve süre
- Kanun yararına bozma: Taraflar bakımından sonuç doğurmaz (Yargıtay 8. HD, 2021/2076 E., 2021/5412 K., 23.06.2021).
- İzlenecek yol: Kaldırma davası açmaktır.
- Süre: Öğrenmeden başlayarak bir yıl (TMK m. 319).
- Beş yıllık süre: İptal edilmiştir (Yargıtay 8. HD, 2019/216 E., 2019/1659 K., 19.02.2019).
- Anayasaya uygunluk: Madde bakımından itiraz reddedilmiştir (AYM, E. 2017/167, K. 2017/172, 13.12.2017).
- Sonuç: Kaldırma kararıyla evlâtlık ilişkisi sona erer (TMK m. 314).
Bu maddeye dayanan bir dosyada dört soruyu sırayla yanıtlayın. Birincisi: hukukî yararım var mı? Bu, dilekçeyi yazmadan önce çözülmesi gereken sorudur; çünkü mahkeme esasa girmeden önce, yargılamanın her aşamasında kendiliğinden bunu araştırır. Uygulamada ölçü genellikle mirasçılıktır: evlâtlık ilişkisi kaldırılsa mirasçılık sıfatınız doğuyor veya payınız artıyorsa hukukî yararınız vardır; kaldırma kararı verilse bile yasal mirasçı olamayacaksanız dava usulden reddedilir. Bu nedenle ilk iş, mirasçılık zincirini ve nüfus kayıtlarını çıkarmaktır. İkincisi: dayandığım eksiklik esasa mı, usule mi ilişkin? Esasa ilişkin noksanlık, evlât edinmenin kurucu koşullarından birinin gerçekleşmemesidir: yaş farkının tutmaması, ergin evlât edinmede beş yıllık bakım koşulunun bulunmaması, eşlerin birlikte hareket etmemesi, evli kişinin eşinin rızasının alınmaması gibi. Buna karşılık yargılamadaki bir işlem eksikliği usule ilişkindir ve ikinci fıkra gereği ancak evlâtlığın menfaatini ağır biçimde zedelemeyecekse kaldırma sebebi olabilir. Dilekçede hangi koşulun neden gerçekleşmediğini madde numarası vererek yazın. Üçüncüsü: noksanlık hâlâ duruyor mu? İkinci fıkranın ilk hâli mutlaktır: noksanlık bu arada ortadan kalkmışsa kaldırma yolu tamamen kapanır. Örneğin rızası alınmayan eş, sonradan mahkemeye verdiği dilekçeyle veya duruşmadaki beyanıyla muvafakatini açıklamışsa artık kaldırma istenemez. Bu yüzden karşı tarafın dosyaya giren beyanlarını dikkatle inceleyin. Dördüncüsü: süre geçti mi? Dava, sebebin öğrenilmesinden başlayarak bir yıllık hak düşürücü süreye tâbidir; bu süre hâkim tarafından kendiliğinden gözetilir. Evlât edinme işleminin üzerinden geçen süreye bakan beş yıllık sınır ise Anayasa Mahkemesince iptal edilmiştir (AYM, E. 2012/35, K. 2012/203, 27.12.2012), dolayısıyla bugün yalnızca öğrenmeye bağlı bir yıllık süre işler. Usul bakımından iki nokta: davalı sıfatı evlât edinenler ile birlikte evlât edinilene aittir; evlât edinilen küçükse ve yasal temsilcileriyle menfaati çatışıyorsa önce kayyım atanmalı, husumet kayyıma yöneltilmelidir. Yetki kesin değildir; davalılar süresinde ilk itiraz olarak ileri sürmezse dava açıldığı yerde görülür.
Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararları
Aşağıdaki kararlar resmî karar arama sistemlerinden alınmıştır. Her kartta kararın vardığı ilke, olayın özeti, karardan birebir bir alıntı ve kararın uygulamadaki anlamı yer alır. Konuya göre süzmek için düğmeleri kullanabilirsiniz.
Kurulmuş bir evlâtlık ilişkisi ancak kanunda sınırlı olarak sayılan sebeplerle kaldırılabilir; sebepler numerus clausus niteliğindedir
Evlât edinen kişi, evlâtlık ilişkisinin zaman içinde sürdürülemez hâle geldiğini ileri sürerek ilişkinin kaldırılmasını istedi. Mahkeme davayı kabul etti.
“4721 Sayılı TMK sisteminde, mahkeme kararı ile kurulmuş olan bir evlatlık ilişkisi ancak 317 ve 318 inci maddelerde düzenlenen sebeplerin varlığı halinde, belirli kişilerin açabileceği evlatlık ilişkisinin kaldırılması davası ile iptal edilebilir. Dolayısıyla, TMK uyarınca (belirli şartların varlığı halinde) kurulmuş ve (soybağı vb) hükümlerini doğurmuş olan bir evlatlık ilişkisi, ancak Kanunda istisnai ve sınırlı olarak sayılmış (numerus clausus) hallerde tüm sonuçları ile birlikte ortadan kaldırılabilecektir. (Koç, Evren a.g.e., sh. 382 ) Evlatlık ilişkisinin kaldırılması davası, bozucu yenilik doğuran bir davadır.”
Ne anlama geliyor? Bu karar, evlâtlık ilişkisinin kaldırılmasına ilişkin bütün sistemin çerçevesini çizer. Sebepler sınırlı sayıdadır (numerus clausus): yalnızca rıza eksikliği (TMK m. 317) ve esasa ilişkin diğer noksanlıklar (bu madde). Bunların dışında kalan hiçbir olgu — ilişkinin bozulması, tarafların artık geçinememesi, pişmanlık — kaldırma sebebi değildir. Dava bozucu yenilik doğuran bir davadır: mahkeme kararı, kurulmuş olan hukukî durumu ortadan kaldırır; taraflar bunu kendi aralarında yapamaz. Uygulamada en sık rastlanan hata, sonradan ortaya çıkan olumsuzlukların kaldırma sebebi sanılmasıdır; oysa denetlenen şey, evlât edinmenin kurulduğu andaki geçerliliğidir.
Geçerli biçimde kurulmuş evlâtlık ilişkisi tarafların iradesiyle sona erdirilemez; bu ilkeye evlâtlık ilişkisinin çözülemezliği denir
Aynı uyuşmazlıkta Daire, yeni Kanun'un eski Kanun'dan hangi noktada ayrıldığını ve evlâtlık bağının neden tarafların iradesine bırakılmadığını açıkladı.
“Zira, kan bağına bağlı olan soybağının tarafların anlaşması yoluyla sona erdirilmesi mümkün olmadığı gibi, evlat edinme yoluyla kurulan soybağının da sona erdirilmesi mümkün olmamalıdır. Bu ilkeye evlatlık ilişkisinin çözülemezliği denmektedir. (Aydoğdu, a.g.e sh.646) 743 sayılı mülga Medeni Kanun'un anlayışından ayrılan yürürlükteki 4721 Sayılı TMK, evlatlık ilişkisinin taraflarca keyfi bir şekilde kaldırılmasının önünü kapamıştır.”
Ne anlama geliyor? Kararın dayandığı düşünce şudur: kan bağına dayanan soybağı tarafların anlaşmasıyla sona erdirilemediğine göre, evlât edinme yoluyla kurulan soybağının da sona erdirilememesi gerekir. Doktrinde buna evlâtlık ilişkisinin çözülemezliği denir. 743 sayılı Kanun'da durum farklıydı: evlâtlık bağı, sözleşme kurallarına uyulmak şartıyla iki tarafın rızasıyla her zaman kaldırılabiliyordu (m. 258). Yeni Kanun bu yolu tümüyle kapatmıştır. Pratik sonucu şudur: evlât edinen ile evlâtlık anlaşsalar bile ilişkiyi sona erdiremezler; ancak kanunda sayılan sakatlık sebeplerinden biri varsa ve süre geçmemişse (TMK m. 319) mahkemeye başvurabilirler.
Kaldırma sebeplerinin sınırlı sayıda olması Anayasa'ya aykırı bulunmamıştır; ilişki sürerken başvurulabilecek başka hukukî imkânlar bulunmaktadır
Evlâtlık ilişkisinin zaman içinde taraflarca sürdürülmesinin olanaksız hâle gelmesi sebebiyle açılan kaldırma davasında mahkeme, kuralın hak arama özgürlüğünü ölçüsüz sınırladığı kanısına vararak iptali için başvurdu. İnceleme, birinci fıkradaki 'her ilgili' ibaresiyle sınırlı olarak yapıldı.
“İtiraz konusu kural kapsamında hak arama hürriyetine getirilen sınırlandırma yalnızca evlatlık ilişkisinin kaldırılmasını talep hakkıyla sınırlı olup ilişkinin devamı sürecinde yaşanan bazı olumsuzluklar sebebiyle tarafların başvurabilecekleri başka hukuki imkânlar bulunmaktadır. Bu bakımdan evlatlık ilişkisi devam etmekle birlikte evlat edinenin miras hukukuna ilişkin düzenlemeler kapsamında şartların gerçekleşmesi halinde evlatlığı mirasçılıktan çıkarmasına bir engel bulunmadığı gibi evlatlığın menfaatlerinin korunması bakımından velayet hakkının kullanımı yönünden hakimden gerekli önlemlerin alınmasının istenmesine, şartların gerçekleşmesi halinde velayetin kaldırılmasına da bir engel bulunmamaktadır. Velayet kaldırılsa dahi evlatlık ilişkisi devam edeceğinden evlat edinenin bakım ve eğitim giderlerini karşılama yükümlülüğü de kural olarak devam edecektir.”
Ne anlama geliyor? Anayasa Mahkemesi itirazı reddetmiştir (bu ibare yönünden oy çokluğuyla). Kararın uygulama açısından en değerli bölümü, ilişki sürerken başvurulabilecek alternatif yolları saymasıdır. Evlâtlık ilişkisi devam ederken: evlât edinen, koşulları gerçekleşmişse evlâtlığı mirasçılıktan çıkarabilir; evlâtlığın menfaatlerinin korunması için hâkimden velâyete ilişkin önlemler istenebilir; koşulları varsa velâyetin kaldırılması yoluna gidilebilir (TMK m. 348). Mahkeme, velâyet kaldırılsa bile evlâtlık ilişkisinin süreceğini ve evlât edinenin bakım ve eğitim giderlerini karşılama yükümlülüğünün kural olarak devam edeceğini de vurgulamıştır. Üç üye karşı oy kullanmış ve haklı sebeplerle sona erdirme yolunun bulunmamasını kişilik haklarına ölçüsüz müdahale saymıştır; ancak bugün için geçerli olan çoğunluk görüşüdür.
Esasa ilişkin noksanlık hâlinde kaldırmayı Cumhuriyet savcısı veya her ilgili mahkemeden isteyebilir
Evlât edinmeye ilişkin bir karara karşı kanun yararına temyiz yoluna başvuruldu. Daire, kanun yararına bozmanın taraflar bakımından sonuç doğurmayacağını hatırlatarak izlenmesi gereken yolu gösterdi.
“biriyle sakatsa, Cumhuriyet savcısı veya her ilgili evlâtlık ilişkisinin kaldırılmasını isteyebilir." hükmü gereği evlatlık ilişkisinin kaldırılmasını her ilgili veya Cumhuriyet savcısı tarafından mahkemeden istenebileceği unutulmamalıdır.”
Ne anlama geliyor? Bu karar, iki yolu birbirinden ayırır. Kanun yararına bozma, kesinleşmiş bir kararın hukuka aykırılığını saptar ama taraflar bakımından sonuç doğurmaz; evlâtlık ilişkisi bu yolla ortadan kalkmaz. Kaldırma davası ise ilişkiyi gerçekten sona erdirir. Dolayısıyla koşulları gerçekleşmeden verilmiş ve kesinleşmiş bir evlât edinme kararıyla karşılaşan Cumhuriyet savcısının ya da ilgililerin yapması gereken şey, kanun yararına bozma istemek değil kaldırma davası açmaktır. Uygulamada bu ayrım, özellikle koşulları gerçekleşmeden verilmiş kararların yıllar sonra fark edildiği dosyalarda önem kazanır.
Davacının evlât edinene mirasçı olup olamayacağı, dolayısıyla hukukî yararının bulunup bulunmadığı esastan önce incelenmelidir
Davacı ile evlâtlık ilişkisinin kaldırılması istenen evlât edinen arasında soybağı bulunmadığı anlaşıldı. Mahkeme buna rağmen işin esası hakkında karar verdi; Daire önce onama kararı vermiş, karar düzeltme üzerine gerekçesini değiştirmiştir.
“davacının evlat edinene mirasçı olup olamayacağı, dolayısıyla dava açmakta hukuki yararının bulunup bulunmadığı tespit edilmeksizin Mahkemece davanın esası hakkında karar verilmesi, Bu defa ki inceleme sonucu doğru görülmeyerek hükmün bozulması gerektiğinden bozma kararının kaldırılarak hükmün öncelikle dava şartının incelenmesine yönelik değiştirilen bu gerekçe ile bozulmasına karar vermek gerekmiştir.”
Ne anlama geliyor? 'Her ilgili' ifadesi geniş görünse de uygulamada sıkı bir süzgeçten geçer: hukukî yarar bir dava şartıdır ve mahkeme bunu esasa girmeden önce incelemek zorundadır. Kaldırma davasını açan kişi, kararın kendi hukukî durumunu somut olarak nasıl değiştireceğini ortaya koymalıdır. Uygulamada bu, çoğunlukla mirasçılık üzerinden belirlenir: evlâtlık, evlât edinene kan hısımı gibi mirasçı olduğundan (TMK m. 500), evlâtlık ilişkisinin varlığı diğer mirasçıların payını etkiler. Buna karşılık evlât edinene mirasçı olamayacak bir kişinin kaldırmada hukukî yararı yoktur (Yargıtay 2. HD, 2008/10816 E., 2009/12915 K., 01.07.2009). Dava açmadan önce mirasçılık zincirini hesaplayın.
Noksanlık bu arada ortadan kalkmışsa veya sadece usule ilişkinse ve kaldırma evlâtlığın menfaatini ağır zedeleyecekse bu yola gidilemez
Cumhuriyet savcısı, evli bir kişinin eşinin muvafakati alınmadan evlât edinildiğini ileri sürerek evlâtlık ilişkisinin kaldırılmasını istedi. Ancak evlât edinilenin eşi, evlât edinme davası sırasında tanık sıfatıyla da olsa dinlenmişti.
“noksanlıkların bu arada ortadan kalkmış veya sadece usule ilişkin olup ilişkinin kaldırılması evlâtlığın menfaatini ağır biçimde zedeleyecek olursa, evlatlık ilişkisinin kaldırılması yoluna gidilemeyeceği belirtilmiştir.”
Ne anlama geliyor? İkinci fıkra, birinci fıkranın geniş dava hakkını dengeleyen bir frendir ve iki ayrı hâli kapsar. Birincisi mutlaktır: noksanlık bu arada ortadan kalkmışsa kaldırma yolu tamamen kapanır; gerekçe de bunu açıkça söyler. İkincisi şartlıdır: noksanlık sürmekle birlikte yalnızca usule ilişkinse, kaldırma evlâtlığın menfaatini ağır biçimde zedeleyecekse bu yola gidilemez. Kararda birinci hâl uygulanmıştır: eşin muvafakati usulüne uygun alınmamış olsa da, eş evlât edinme davasında dinlenip iradesini ortaya koyduğundan noksanlık giderilmiş sayılmıştır. Bu, uygulamada çok işe yarayan bir savunmadır: eksikliğin sonradan fiilen giderildiğini gösterebiliyorsanız dava düşer.
Evlât edinilen ile evlât edinenlerin menfaati çatışıyorsa evlât edilene kayyım atanmadan kaldırma kararı verilemez
Cumhuriyet savcısı, evlât edinen eşlerden biri ile evlât edinilen arasında on sekiz yaş farkı bulunmadığı gerekçesiyle evlâtlık ilişkisinin kaldırılmasını istedi. Mahkeme, evlât edilene kayyım atayıp temsilini sağlamadan kaldırma kararı verdi.
“HMK'nin 114/1-d maddesi hükmüne göre; tarafların dava ehliyetine sahip olmaları; kanuni temsilin söz konusu olduğu hallerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması, dava şartlarındandır. Taraf teşkili sağlanmadan yargılama yapılamaz, hüküm verilemez. Davada husumet ve taraf sıfatı kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında mahkemece res'en gözetilir. Bir subjektif hak kendisinden davalı olarak istenebilecek olan kişi, o hakka uymakla yükümlü (borçlu) olan kişidir (davalı sıfatı). TMK'nin 318.maddesi gereği Cumhuriyet savcısı tarafından açılan evlatlık ilişkisinin kaldırılması davalarında, davalı sıfatı evlat edinenler ile birlikte evlat edinilene aittir. Evlat edinilen küçük ise velayet hükümleri gereği kendisi yasal temsilcileri olan evlat edinenler tarafından temsil edilir.”
Ne anlama geliyor? Kaldırma davasında taraf teşkili, kamu düzenine ilişkin bir dava şartıdır ve mahkemece kendiliğinden gözetilir (HMK m. 114). Kararın işaret ettiği özel durum şudur: küçük evlât edinilenin yasal temsilcisi, evlât edinmeyle birlikte evlât edinen olmuştur; kaldırma davasında ise menfaatleri çatışır. Bu nedenle evlât edinilene kayyım atanması ve davanın kayyım aracılığıyla yürütülmesi gerekir (TMK m. 426). Aksi hâlde küçük davada hiç temsil edilmemiş olur ve verilen hüküm bozulur. Savcı tarafından açılan davalarda bu eksiklik sık görülür; dosyayı açarken kayyım atanmasını baştan talep edin.
Evlâtlık ilişkisinin kaldırılması davasında kesin yetki kuralı yoktur; hâkim yetkiyi kendiliğinden gözetemez
Evlâtlık ilişkisinin kaldırılması davası açıldı ve iki mahkeme arasında yetki uyuşmazlığı doğdu. Davalılar yetkiye ilişkin bir itirazda bulunmamıştı.
“Evlatlık ilişkisinin kaldırılması ile ilgili olarak kesin yetki kuralı bulunmayıp, ancak davalılar tarafından bu hususun ilk itiraz olarak ileri sürülmesi halinde dikkate alınır. Hâkim yetkinin kesin olmadığı hallerde, bu hususu re'sen nazara alamaz.”
Ne anlama geliyor? Bu karar, uygulamada zaman kaybettiren bir tartışmayı bitirir. Kaldırma davasında yetki kesin değildir; dolayısıyla hâkim bunu kendiliğinden gözetemez ve davalılar süresinde ilk itiraz olarak ileri sürmedikçe dava açıldığı yerde görülüp sonuçlandırılır (HMK m. 116, 117). Aynı sonuca evlât edinme davası bakımından da varılmıştır (Yargıtay 2. HD, 2010/21297 E., 2011/187 K., 17.01.2011). Pratik sonucu iki yönlüdür: davacıysanız, yanlış yerde açtığınız dava karşı taraf itiraz etmedikçe görülür; davalıysanız, yetki itirazını cevap dilekçesiyle ve süresinde ileri sürmezseniz bu hakkınızı kaybedersiniz.
Evlât edinenin kısıtlı olması tek başına esasa ilişkin noksanlık değildir; usulüne uyulmuşsa kısıtlı da evlât edinebilir
Evlât edinme davası sürerken davacı kısıtlanmış ve kendisine vasi atanmıştı; vesayet makamı ile denetim makamının izni alınarak evlât edinmeye karar verildi ve karar kesinleşti. Evlât edinen kısa süre sonra öldü. Kardeşleri, evlât edinme tarihinde ehliyetsiz olduğunu ileri sürerek evlâtlık ilişkisinin kaldırılmasını istedi; yerel mahkeme ve bölge adliye mahkemesi istemi kabul etti.
“TMK'nin 318. maddesinde, evlât edinmenin esasa ilişkin diğer noksanlıklardan biriyle sakat olması durumunda, Cumhuriyet Savcısı veya her ilgilinin evlâtlık ilişkisinin kaldırılmasını isteyebileceği; 405. maddesinde, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle işlerini göremeyen veya korunması ve bakımı için kendisine sürekli yardım gereken her erginin kısıtlanacağı; 449. maddesinde, vesayet altındaki kişi adına kefil olmak, vakıf kurmak ve önemli bağışlarda bulunmanın yasak olduğu; 463. maddesinde de, vesayet makamının izninden sonra denetim makamının da iznini almak kaydıyla vesayet altındaki kişinin evlât edinmesinin mümkün olduğu hüküm altına alınmıştır.”
Ne anlama geliyor? Bu karar, "esasa ilişkin noksanlık" kavramının sınırını çizmesi bakımından önemlidir. Türk Medeni Kanunu kısıtlı kişilerin evlât edinmesini yasaklamaz; yalnızca izne bağlar: vesayet makamının izninden sonra denetim makamının da izni alınmak kaydıyla vesayet altındaki kişi evlât edinebilir (TMK m. 463). Daire, kısıtlının kanunun aradığı usule uygun biçimde evlât edindiği bir olayda, evlât edinenin kısıtlılık hâlinin tek başına esasa ilişkin noksanlık sayılamayacağına karar vermiş ve kabul yönündeki hükmü bozmuştur. Uygulamadaki dersi şudur: kaldırma davasında "evlât edinen ehliyetsizdi" demek yetmez; vesayet ve denetim makamı izinlerinin alınıp alınmadığı araştırılmalıdır. İzinler usulünce alınmışsa dava dayanaksız kalır. Bu karar aynı zamanda, evlât edinenin ölümünden sonra mirasçılar tarafından açılan kaldırma davalarının nasıl bir denetimden geçtiğini de gösterir.
Kaldırma davasındaki beş yıllık hak düşürücü süre Anayasa Mahkemesince iptal edilmiştir; bugün yalnızca bir yıllık süre işler
Evlâtlık ilişkisinin kaldırılması davası, evlât edinme işleminin üzerinden beş yıldan fazla süre geçtikten sonra açılmıştı. Mahkeme davayı süre yönünden reddetti; Daire önce onadı, karar düzeltme üzerine kararını değiştirdi.
“İptal Kararı Resmi Gazete'de yayımlandığı 12/7/2013 tarihinden başlayarak altı ay sonra yani 13.01.2014 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarından sonra, 01.12.2015 tarihinde açılan evlatlık ilişkisinin kaldırılması davasında artık her hâlde evlât edinme işleminin üzerinden beş yıl geçmiş olmasına dair hak düşürücü süre sözkonusu değildir.”
Ne anlama geliyor? Kaldırma davasının süresi, bu maddeyle birlikte okunması gereken ayrı bir hükümde düzenlenmiştir (TMK m. 319). Maddenin ilk hâlinde iki süre vardı: sebebin öğrenilmesinden itibaren bir yıl ve her hâlde evlât edinme işleminin üzerinden beş yıl. İkinci süre Anayasa Mahkemesince iptal edilmiştir; iptal kararı Resmî Gazete'de yayımlanmış ve altı ay sonra yürürlüğe girerek 12.01.2014 tarihinde sonuç doğurmuştur. Bugün yalnızca bir yıllık süre işlemektedir ve bu süre, kaldırma sebebinin öğrenilmesinden başlar. Uygulamada belirleyici olan, öğrenme tarihinin ne zaman gerçekleştiğidir; bu tarihi ileri süren tarafın ispat etmesi gerekir.
Ergin evlât edinmede beş yıllık bakım koşulunun gerçekleşmemesi esasa ilişkin bir noksanlıktır ve kaldırma sebebi oluşturur
Davacılar evlât edenin kardeşinin çocuklarıydı ve evlât edinme işlemini ancak evlât edenin ölümünden sonra öğrendiler. Tanık beyanlarına göre beş yıllık bakım, gözetim veya birlikte yaşama koşulu hiç gerçekleşmemişti.
“yukarıda açıklanan 313. maddede gösterilen yasal koşulların oluşmadığı anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerle, davanın kabulü yerine uygun bulunmayan gerekçe ile reddi doğru görülmemiştir.”
Ne anlama geliyor? Karar, 'esasa ilişkin noksanlık' kavramını somutlaştırır. Evlât edinmenin kurucu koşullarından birinin hiç gerçekleşmemesi bu kapsamdadır: ergin evlât edinmede beş yıllık bakım (TMK m. 313), küçüklerde bir yıllık bakım (TMK m. 305), on sekiz yaş farkı (TMK m. 308) ve eşlerin birlikte evlât edinme zorunluluğu (TMK m. 306) gibi. Buna karşılık salt usule ilişkin aksaklıklar ikinci fıkranın süzgecinden geçer. Kararın gösterdiği ispat yolu da nettir: koşulun gerçekleşmediği, hem evlât edinme dosyasındaki hem de kaldırma dosyasındaki tanık beyanlarıyla ortaya konmuştur; bu nedenle evlât edinme dosyasının celbini istemek ilk adımdır.
Kaldırma davasında talep yetkisi taraflarla sınırlı değildir; Cumhuriyet savcısına ve her ilgiliye de tanınmıştır
Ergin evlât edinmede koşulların gerçekleşmediği ileri sürülerek açılan kaldırma davasında direnme kararı Hukuk Genel Kuruluna geldi. Kurul, karara varmadan önce kaldırma davasının iki dayanağını ve dava açabilecek kişi çevresini ayrı ayrı ortaya koydu.
“Bu hükümlere göre, evlatlık ilişkisi, rızası gereken kişilerin, rızası alınmadığı durumlarda, bu kişilerin talebi ile veya esasa ilişkin diğer eksikliklerin bulunması hâlinde Cumhuriyet Savcısı veya her ilgilinin talebi üzerine hâkim kararı ile ortadan kaldırılabilir. Evlatlık ilişkisinin kaldırılmasında, taraflardan başka Cumhuriyet Savcısı ve her ilgiliye de, ilişkinin kaldırılmasını talep yetkisi vermiştir.”
Ne anlama geliyor? Hukuk Genel Kurulunun bu paragrafı, iki maddenin işbölümünü en açık biçimde ortaya koyar. Rıza eksikliğinde dava hakkı yalnızca rızası alınması gereken kişilere aittir (TMK m. 317). Esasa ilişkin diğer noksanlıklarda ise dava hakkı, taraflardan başka Cumhuriyet savcısına ve her ilgiliye de tanınmıştır (bu madde). Bu genişlik tesadüfî değildir: evlât edinme, yalnızca tarafları değil soybağı düzenini ve dolayısıyla kamu düzenini ilgilendirdiğinden, koşulları gerçekleşmeden kurulmuş bir ilişkinin denetlenmesi taraf iradesine bırakılmamıştır. Uygulamadaki sonucu şudur: evlât edinme kararına taraf olmayan kişiler — mirasçılar, önceki evlâtlık, altsoy — bu maddeye dayanarak dava açabilir; buna karşılık hukukî yararlarını somut olarak ortaya koymak zorundadırlar.
Kaldırma kararı verilse bile yasal mirasçı olamayacak kişinin dava açmakta hukukî yararı yoktur; dava usulden reddedilir
Davacı, evlât edinmeye ilişkin kararın iptalini, terekenin tespitini ve tedbir konulmasını istedi. İlk derece mahkemesi davayı reddetti, bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetti; karar Yargıtayca onandı.
“davacının evlatlık ilişkisinin kaldırılmasına karar verilmesi halinde de yasal mirasçı olamayacağı, bu nedenle davacının evlatlık ilişkisinin kaldırılmasını istemekte hukuki yararının bulunmadığı, hukuki yararın dava şartı olduğu ve mahkemece dava şartının bulunup bulunmadığını yargılamanın her aşamasında kendiliğinden araştırılacağı, davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.”
Ne anlama geliyor? Güncel uygulamayı gösteren bu karar, hukukî yarar denetiminin nasıl yapıldığını somutlaştırır. Mahkeme şu soruyu sorar: evlâtlık ilişkisi kaldırılsaydı davacının hukukî durumu değişir miydi? Cevap hayırsa dava usulden reddedilir. Somut olayda davacı, kaldırma kararı verilse bile evlât edinene yasal mirasçı olamayacağından istemi dava şartı yokluğundan reddedilmiştir. Karar ayrıca hukukî yararın yargılamanın her aşamasında kendiliğinden araştırılacağını da teyit eder (HMK m. 114/1-h, m. 115). Dosyanızı kurarken önce mirasçılık zincirini çıkarın: evlâtlık ilişkisi kaldırıldığında sizin mirasçılık sıfatınız veya payınız değişiyorsa hukukî yararınız vardır; değişmiyorsa dava esasa girilmeden reddedilir.
Madde gerekçesi
Madde 318- Madde bazı değişikliklerle, İsviçre Medenî Kanununun 269a maddesinden alınmıştır ve evlât edinme işleminin rızanın bulunmaması dışında kalan sebeplerle iptaline ilişkindir. Birinci fıkra, evlât edinme işleminin esasa ilişkin noksanlıklardan biriyle sakatlanmış olması hâlinde, Cumhuriyet savcısı veya her ilgili tarafından evlâtlık işleminin kaldırılmasının istenebileceğini hükme bağlamaktadır. İkinci fıkraya göre ise, noksanlıkların sonradan ortadan kalkmış olması hâlinde ilişkinin kaldırılması yolu tamamen kapatılmaktadır. Buna karşılık sadece usule ilişkin noksanlıklar devam etmekle birlikte bunlara dayanarak ilişkinin kaldırılması yoluna gitme, evlâtlığın menfaatini ağır biçimde zedelemeyecekse bu yola gidilebilinecektir.
Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), s. 121-122Gerekçenin üç ayrıntısı uygulamada doğrudan işe yarar. Birincisi, maddenin işlevini tanımlar: hüküm, evlât edinme işleminin "rızanın bulunmaması dışında kalan sebeplerle iptaline" ilişkindir. Bu ifade, iki maddenin birbirini tamamladığını ve aralarında bir sıralama bulunduğunu gösterir: önce rıza eksikliği olup olmadığına bakılır (TMK m. 317), rıza sorunu yoksa geri kalan bütün sakatlıklar bu maddenin kapsamına girer. İkincisi, gerekçe kaldırmayı "iptal" olarak nitelendirir; denetlenen şey ilişkinin kurulduğu andaki geçerliliğidir, sonradan yaşanan olumsuzluklar değildir. Üçüncüsü ve en önemlisi, gerekçe ikinci fıkradaki iki hâli birbirinden kesin biçimde ayırır. Noksanlıkların sonradan ortadan kalkmış olması hâlinde kaldırma yolu — gerekçenin kendi sözleriyle — "tamamen kapatılmaktadır"; burada hâkimin takdir yetkisi yoktur, menfaat değerlendirmesi de yapılmaz. Buna karşılık noksanlık devam ediyor ama sadece usule ilişkinse, kaldırma ancak evlâtlığın menfaatini ağır biçimde zedelemeyecekse mümkündür; burada hâkim somut bir değerlendirme yapar. Uygulamada bu iki hâl sıklıkla birbirine karıştırılır; oysa ilkinde dava baştan dayanaksız kalırken, ikincisinde tartışma çocuğun yararı üzerinden yürür. Tasarının 318. maddesi Adalet Komisyonunun değişiklik listesinde yer almamış, madde Tasarıdaki hâliyle kanunlaşmıştır (S. Sayısı 723, s. 311-315).
743 sayılı eski Medeni Kanun'daki karşılığı
Eski Kanun'da bu maddenin doğrudan bir karşılığı yoktu. Evlâtlık ilişkisinin sona ermesi tek bir hükümde, 258. maddede düzenlenmişti ve bu hüküm bugünkünden üç noktada ayrılıyordu. Birincisi, dava hakkı dardı: kaldırmayı yalnızca evlâtlık ya da mirasından mahrum bırakacak bir hâlin ortaya çıkması durumunda evlât edinen isteyebiliyordu. Cumhuriyet savcısına veya "her ilgili"ye tanınmış bir dava hakkı yoktu; dolayısıyla mirasçılar, önceki evlâtlık ya da koşulların gerçekleşmediğini ileri süren üçüncü kişiler için özel bir yol bulunmuyordu. İkincisi, ölçüt farklıydı: eski hüküm "muhik sebep" gibi geniş ve esnek bir ölçüte dayanıyordu; evlât edinmenin kurucu koşullarındaki bir noksanlık ayrı bir kaldırma sebebi olarak düzenlenmemişti. Bunun bir sebebi de kuruluş usulünün farklı olmasıydı: eski Kanun'da evlâtlık ilişkisi mahkeme kararıyla değil, sulh hâkiminin izni üzerine düzenlenen resmî senetle kuruluyordu; koşulların gerçekleşmediği iddiası da bu senedin geçersizliği çerçevesinde tartışılıyordu. Üçüncüsü, anlaşmayla sona erdirme mümkündü: evlâtlık bağı, sözleşme kurallarına uyulmak şartıyla iki tarafın rızasıyla her zaman kaldırılabiliyordu. Yeni Kanun bu yolu kapatmış, buna karşılık sakatlık hâllerinde dava hakkını genişletmiştir; çünkü evlât edinme artık yalnızca tarafları değil, soybağı düzenini ve dolayısıyla kamu düzenini ilgilendiren bir mahkeme kararıyla kurulmaktadır.
Madde 258 – Evlatlık mukavelesi hakkındaki kaidelere riayet şartiyle, evlatlık rabıtası, iki tarafın rızasiyle her zaman kaldırılabilir. Evlatlık rabıtası, muhik sebeplere istinat halinde evlatlığın ve mirasından mahrum bırakacak bir hal hüdusunda evlatlık edinen kimsenin talebi üzerine, hakim tarafından dahi refedilir. Ref'i, evlatlık rabıtasının istikbale ait bütün hükümlerini izale eder ve kat'idir.
743 sayılı Kanun, mevzuat.gov.tr| 743 sayılı Kanun m. 258 | 4721 sayılı Kanun m. 318 | |
|---|---|---|
| Kaldırma sebebi | Muhik sebep, mirastan mahrumiyet | Esasa ilişkin noksanlık |
| Dava hakkı | Evlâtlık veya evlât edinen | Cumhuriyet savcısı veya her ilgili |
| Üçüncü kişiler | Dava hakkı yoktu | Hukukî yararı varsa dava açabilir |
| Anlaşmayla sona erme | Mümkündü | Mümkün değildir |
| Evlâtlığın menfaati | Sınır öngörülmemişti | Usule ilişkin noksanlıkta sınırdır |
| Noksanlığın giderilmesi | Düzenlenmemişti | Kaldırma yolunu tamamen kapatır |
| Süre | Her zaman istenebilirdi | Hak düşürücü süre (m. 319) |
Değişiklik geçmişi
| Tarih | Gelişme | Dayanak |
|---|---|---|
| 01.01.2002 | Madde yürürlüğe girdi; esasa ilişkin noksanlıklar bağımsız bir kaldırma sebebi olarak düzenlendi ve dava hakkı Cumhuriyet savcısı ile her ilgiliye tanındı | 4721 s. K. |
| 13.12.2017 | Birinci fıkradaki "her ilgili" ibaresine yönelik iptal istemi reddedildi | AYM, E. 2017/167, K. 2017/172, 13.12.2017 |
Madde yürürlüğe girdiği günden bu yana hiç değiştirilmemiştir. Anayasa Mahkemesi 2017 yılında birinci fıkradaki "her ilgili" ibaresini incelemiş ve itirazı reddetmiştir; karar oy çokluğuyla alınmış, üç üye evlâtlık ilişkisini haklı sebeplerle sona erdirme yolunun bulunmamasını kişilik haklarına ölçüsüz bir müdahale saymıştır (AYM, E. 2017/167, K. 2017/172, 13.12.2017). Maddenin kendisi değişmemiş olsa da uygulamasını doğrudan etkileyen bir gelişme yaşanmıştır: kaldırma davası için öngörülen beş yıllık hak düşürücü süre Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş, iptal kararı Resmî Gazete'de yayımından altı ay sonra, Ocak 2014'te yürürlüğe girmiştir; bugün yalnızca öğrenmeye bağlı bir yıllık süre işlemektedir (Yargıtay HGK, 2023/422 E., 2024/370 K., 10.07.2024; Yargıtay 8. HD, 2019/216 E., 2019/1659 K., 19.02.2019). Yürürlük gününün hesabında kararlar arasında bir gün fark bulunmaktadır; ayrıntısı için bkz. TMK m. 319. Bu iptalden sonra, evlât edinme işleminin üzerinden ne kadar süre geçmiş olursa olsun, sebebi yeni öğrenen bir ilgilinin dava açma imkânı doğmuştur; dolayısıyla maddenin pratik ağırlığı artmıştır.
İlgili maddeler
- TMK m. 306: Eşlerin birlikte evlât edinmesi.
- TMK m. 308: Yaş farkı ve küçüğün rızası.
- TMK m. 313: Erginlerin ve kısıtlıların evlât edinilmesi.
- TMK m. 314: Evlât edinmenin hükümleri.
- TMK m. 315: Şekil ve usul.
- TMK m. 316: Evlât edinmede araştırma.
- TMK m. 317: Rızanın bulunmaması.
- TMK m. 319: Hak düşürücü süre.
- TMK m. 426: Temsil kayyımı atanması.
- TMK m. 463: Denetim makamının izni.
Evlâtlık ilişkisinin kaldırılması davasında hukukî yararınızın bulunup bulunmadığını ve dayanacağınız noksanlığın hangi maddeye girdiğini değerlendirmek için boşanma avukatı sayfasındaki iletişim bilgilerinden bana ulaşabilirsiniz.
Sık sorulan sorular
TMK 318 ne diyor?
Evlât edinme esasa ilişkin diğer noksanlıklardan biriyle sakatsa evlâtlık ilişkisinin kaldırılabileceğini düzenler.
Esasa ilişkin noksanlık ne demek?
Evlât edinmenin kurucu koşullarından birinin gerçekleşmemiş olması.
Örnek verir misiniz?
Ergin evlât edinmede beş yıllık bakım koşulunun bulunmaması (Yargıtay 18. HD, 2014/11770 E., 2014/16470 K., 18.11.2014).
Başka hangi eksiklikler girer?
Yaş farkının tutmaması (TMK m. 308) ve eşlerin birlikte hareket etmemesi (TMK m. 306).
Evli kişinin eşinin rızası alınmamışsa?
Bu da esasa ilişkin bir noksanlıktır (TMK m. 313).
Evlât edinen kısıtlıysa noksanlık olur mu?
Usulüne uyulmuşsa olmaz (Yargıtay 8. HD, 2019/2577 E., 2020/1396 K., 17.02.2020).
Kısıtlı evlât edinebilir mi?
Vesayet ve denetim makamının izniyle edinebilir (TMK m. 463).
Davayı kim açabilir?
Cumhuriyet savcısı veya her ilgili (TMK m. 318/1).
"Her ilgili" kimdir?
Kaldırma kararından hukukî durumu etkilenecek kişi.
Mirasçılar dava açabilir mi?
Hukukî yararları varsa açabilir (Yargıtay 2. HD, 2008/20343 E., 2010/1606 K., 03.02.2010).
Hukukî yarar nasıl gösterilir?
Kaldırmanın hukukî durumunuzu somut olarak nasıl değiştireceğini açıklayarak.
Mirasçı olamayacaksam dava açabilir miyim?
Açamazsınız; dava usulden reddedilir (Yargıtay 2. HD, 2024/5632 E., 2024/6676 K., 01.10.2024).
Hukukî yarar ne zaman incelenir?
Esasa girilmeden önce ve yargılamanın her aşamasında (Yargıtay 8. HD, 2019/5153 E., 2019/8030 K., 25.09.2019).
Rıza alınmamışsa hangi maddeye dayanılır?
Rıza eksikliği ayrı maddededir (TMK m. 317).
İki madde arasındaki fark nedir?
Dava açabilecek kişi çevresi farklıdır (Yargıtay HGK, 2017/2518 E., 2021/1155 K., 05.10.2021).
İlişki sonradan bozulduysa kaldırma isteyebilir miyim?
İsteyemezsiniz; sebepler sınırlı sayıdadır (Yargıtay 2. HD, 2021/6807 E., 2021/7929 K., 27.12.2021).
Taraflar anlaşarak sona erdirebilir mi?
Erdiremez; bu yol kaldırılmıştır.
Neden anlaşmayla sona erdirilemiyor?
Evlâtlık ilişkisinin çözülemezliği ilkesi gereği.
Dava ne tür bir davadır?
Bozucu yenilik doğuran davadır.
Noksanlık sonradan giderilmişse ne olur?
Kaldırma yolu tamamen kapanır (TMK m. 318/2).
Buna örnek var mı?
Rızası alınmayan eşin sonradan muvafakat açıklaması (Yargıtay 8. HD, 2017/6749 E., 2018/8548 K., 08.03.2018).
Noksanlık sadece usule ilişkinse?
Kaldırma evlâtlığın menfaatini ağır zedeleyecekse bu yola gidilemez.
Menfaat değerlendirmesi nasıl yapılır?
Somut olayın koşullarına göre.
Hangi delil belirleyici olur?
Sosyal inceleme raporu (TMK m. 316).
Madde Anayasa'ya aykırı bulundu mu?
Bulunmadı; itiraz reddedildi (AYM, E. 2017/167, K. 2017/172, 13.12.2017).
İlişki sürerken başka ne yapılabilir?
Mirasçılıktan çıkarma ve velâyete ilişkin önlemler gündeme gelebilir.
Görevli mahkeme hangisidir?
Aile mahkemesi (Yargıtay 17. HD, 2013/6422 E., 2013/8183 K., 31.05.2013).
Yetkili mahkeme hangisidir?
Yetki kesin değildir (Yargıtay 20. HD, 2016/93 E., 2016/2424 K., 29.02.2016).
Hâkim yetkiyi kendiliğinden gözetir mi?
Gözetemez; ilk itiraz olarak ileri sürülmelidir.
Davalı kim gösterilir?
Evlât edinenler ile birlikte evlât edinilen (Yargıtay 8. HD, 2018/755 E., 2019/5728 K., 11.06.2019).
Evlât edinilen küçükse nasıl temsil edilir?
Menfaat çatışması varsa kayyım atanır (TMK m. 426).
Taraf teşkili eksikse ne olur?
Karar bozulur; bu kamu düzenindendir (HMK m. 114).
Kanun yararına bozma ilişkiyi kaldırır mı?
Kaldırmaz; dava açmak gerekir (Yargıtay 8. HD, 2021/2076 E., 2021/5412 K., 23.06.2021).
Dava için süre var mı?
Öğrenmeden başlayarak bir yıl (TMK m. 319).
Beş yıllık süre hâlâ var mı?
Yok; iptal edilmiştir (Yargıtay 8. HD, 2019/216 E., 2019/1659 K., 19.02.2019).
İptal ne zaman yürürlüğe girdi?
Resmî Gazete'de yayımından altı ay sonra, Ocak 2014'te.
Ayrıntısı için hangi maddeye bakmalıyım?
Hak düşürücü süreyi düzenleyen maddeye (TMK m. 319).
Hangi belgeyi ilk istemeliyim?
Evlât edinme dosyasının celbini.
Kaldırma kararının sonucu nedir?
Evlâtlık ilişkisi ve buna bağlı haklar sona erer (TMK m. 314).
Madde hangi kaynaktan alınmıştır?
İsviçre Medenî Kanunu'nun 269a maddesinden.
Kaynaklar ve Mevzuat
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 306, 308, 313, 314, 315, 316, 317, 318, 319, 405, 426, 449, 463, 500
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 114, 115, 369, 370, 371
- 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun m. 4
- 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi m. 258
- Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), m. 318 gerekçesi s. 121-122, Komisyon değişiklik listesi s. 311-315
- Anayasa Mahkemesi, E. 2017/167, K. 2017/172, 13.12.2017
- Anayasa Mahkemesi, E. 2012/35, K. 2012/203, 27.12.2012
- Yargıtay HGK, 2023/422 E., 2024/370 K., 10.07.2024
- Yargıtay HGK, 2017/2518 E., 2021/1155 K., 05.10.2021
- Yargıtay 2. HD, 2024/5632 E., 2024/6676 K., 01.10.2024
- Yargıtay 2. HD, 2021/6807 E., 2021/7929 K., 27.12.2021
- Yargıtay 2. HD, 2010/21297 E., 2011/187 K., 17.01.2011
- Yargıtay 2. HD, 2008/20343 E., 2010/1606 K., 03.02.2010
- Yargıtay 2. HD, 2008/10816 E., 2009/12915 K., 01.07.2009
- Yargıtay 8. HD, 2021/2076 E., 2021/5412 K., 23.06.2021
- Yargıtay 8. HD, 2019/2577 E., 2020/1396 K., 17.02.2020
- Yargıtay 8. HD, 2019/5153 E., 2019/8030 K., 25.09.2019
- Yargıtay 8. HD, 2018/755 E., 2019/5728 K., 11.06.2019
- Yargıtay 8. HD, 2019/216 E., 2019/1659 K., 19.02.2019
- Yargıtay 8. HD, 2017/6749 E., 2018/8548 K., 08.03.2018
- Yargıtay 17. HD, 2013/6422 E., 2013/8183 K., 31.05.2013
- Yargıtay 18. HD, 2014/11770 E., 2014/16470 K., 18.11.2014
- Yargıtay 20. HD, 2016/93 E., 2016/2424 K., 29.02.2016
