TMK 432, koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanmasının koşullarını düzenler. Akıl hastalığı, akıl zayıflığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, ağır tehlike arz eden bulaşıcı hastalık veya serserilik sebeplerinden biriyle toplum için tehlike oluşturan her ergin kişi, kişisel korunmasının başka şekilde sağlanamaması hâlinde, tedavisi, eğitimi veya ıslahı için elverişli bir kuruma yerleştirilir veya alıkonulabilir. Görevlerini yaparken bu sebeplerden birini öğrenen kamu görevlileri durumu hemen yetkili vesayet makamına bildirir. Kişinin çevresine getirdiği külfet de göz önünde tutulur ve kişi durumu elverir elvermez kurumdan çıkarılır. Anayasa Mahkemesi, bu tedbirin güvenilir bir hekim raporuna, zorunluluğa ve kanundaki usule uygunluğa bağlı olduğunu belirtmiş; bildirimin gecikmesi ve ilgilinin dinlenmemesi nedeniyle kişi hürriyetinin ihlal edildiğine karar vermiştir (AYM, E.T., B. No: 2022/91835, 25.06.2025). Gerekçeye göre madde İsviçre Medeni Kanunu'nun 397a maddesinden alınmıştır; eski Kanun'da karşılığı yoktu.
- Koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanması
- Kişinin korunması için bir kuruma yerleştirilmesi veya kurumda alıkonulması.
- Kurum
- Kişinin tedavisi, eğitimi veya ıslahı için elverişli yer.
- Kişisel korunmanın başka şekilde sağlanamaması
- Kişinin bakım ve tedavisinin kuruma yerleştirilmeden sağlanamaması.
- Çevre
- Gerekçeye göre kişinin ailesi, kendisine bakmakla yükümlü olanlar ve vasisi gibi kişiler.
- Bildirim yükümlülüğü
- Sebeplerden birini görev sırasında öğrenen kamu görevlisinin durumu hemen yetkili vesayet makamına bildirmesi.
TMK 432 ne düzenler?
| Konu | Kural | Dayanak |
|---|---|---|
| Kişi | Ergin; gerekçeye göre kısıtlı olup olmaması önem taşımaz | TMK m. 432 |
| Sebepler | Akıl hastalığı, akıl zayıflığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, ağır tehlike arz eden bulaşıcı hastalık, serserilik | TMK m. 432/1 |
| Tehlike | Toplum için tehlike oluşturma | TMK m. 432/1 |
| Zorunluluk | Kişisel korunmanın başka şekilde sağlanamaması | TMK m. 432/1 |
| Önlem | Elverişli bir kuruma yerleştirme veya alıkoyma | TMK m. 432/1 |
| Bildirim | Kamu görevlileri hemen yetkili vesayet makamına bildirir | TMK m. 432/1 |
| Çevre | Kişinin çevresine getirdiği külfet göz önünde tutulur | TMK m. 432/2 |
| Çıkarılma | Durumu elverir elvermez | TMK m. 432/3 |
| Anayasal güvence | Kişi hürriyeti ve güvenliği | Anayasa m. 19 |
| Kaynak | İsviçre Medeni Kanunu m. 397a | Gerekçe, s. 144-145 |
TBMM gerekçesine göre koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanması ayırımı, yürürlükteki Kanun'da ve 1984 tarihli Öntasarıda yer almıyordu; İsviçre Medeni Kanunu'nda 1 Ocak 1981'de yürürlüğe giren düzenlemeden esinlenerek ve aynı ihtiyacın Anayasa'nın 19. maddesinde de ifade edildiği gözetilerek Kanun'a alınmıştır. 432. madde kenar başlığıyla birlikte İsviçre Medeni Kanunu'nun 397a maddesinden aynen alınmıştır. Gerekçe, maddenin yalnız toplum için tehlike oluşturan ergin kişileri kapsadığını, ergin olmayanların kapsam dışında kaldığını ve kişinin kısıtlı olup olmamasının önem taşımadığını açıklar. Tasarının 432. maddesi Adalet Komisyonunca aynen kabul edilmiştir (S. Sayısı 723, s. 465).
Bu maddede dikkat edilecek ilk nokta, koşulların birlikte aranmasıdır: kanunda sayılan sebeplerden birinin bulunması, bu sebeple toplum için tehlike oluşturulması ve kişisel korunmanın başka şekilde sağlanamaması. İkinci nokta, tedbirin kişi hürriyetine doğrudan dokunması nedeniyle usul güvencelerine sıkı biçimde uyulması gerekmesidir; Anayasa Mahkemesi, kamu görevlilerinin bildiriminin hemen yapılmadığı ve ilgilinin dinlenmediği bir olayda ihlal kararı vermiştir (AYM, E.T., B. No: 2022/91835, 25.06.2025). Üçüncü nokta, kişinin durumu elverir elvermez kurumdan çıkarılması ve kurumdan çıkarılma isteminin reddine karşı da itiraz yolunun açık olmasıdır (TMK m. 435).
Koruma kararının koşulları
- Kişi: Ergin olmalıdır; kısıtlı olup olmaması önemli değildir.
- Sebep: Kanunda sayılan beş sebepten biri bulunmalıdır.
- Tehlike: Kişi bu sebeple toplum için tehlike oluşturmalıdır.
- Zorunluluk: Kişisel korunma başka şekilde sağlanamamalıdır.
432. madde, kişi hürriyetinin kanunla sınırlanabildiği hâllerden birini medeni hukuk bakımından düzenler. Madde, akıl hastalığı, akıl zayıflığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, ağır tehlike arz eden bulaşıcı hastalık veya serserilik sebeplerinden biriyle toplum için tehlike oluşturan ergin kişinin, kişisel korunmasının başka şekilde sağlanamaması hâlinde tedavisi, eğitimi veya ıslahı için elverişli bir kuruma yerleştirilmesini veya kurumda alıkonulmasını öngörür.
Gerekçeye göre madde yalnız ergin kişileri kapsar; ergin olmayanlara ilişkin koruma önlemleri önceki maddelerde düzenlenmiştir. Kişinin kısıtlı olup olmaması da önem taşımaz; kısıtlı olmasa bile maddede sayılan sebeplerden biri bulunan ve toplum için tehlike oluşturan kişi kuruma yerleştirilebilir veya kurumda alıkonulmaya devam edilebilir. Bu yönüyle koruma kararı, kişinin fiil ehliyetini sınırlayan kısıtlamadan (TMK m. 405) ayrı bir önlemdir. Yargıtay da koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanması için düzenlenen raporun, kişinin 405. madde uyarınca kısıtlanmasını gerektirip gerektirmediğine dair açıklama içermiyorsa kısıtlama kararına dayanak yapılamayacağını kabul etmiştir (Yargıtay 2. HD, 2009/4720 E., 2009/15333 K., 09.09.2009).
Kamu görevlilerinin bildirim yükümlülüğü
- Kimler: Görevlerini yaparken sebeplerden birini öğrenen kamu görevlileri.
- Ne zaman: Hemen.
- Kime: Yetkili vesayet makamına.
Maddenin birinci fıkrası, görevlerini yaparken sebeplerden birinin varlığını öğrenen kamu görevlilerine durumu hemen yetkili vesayet makamına bildirme yükümlülüğü yükler. Anayasa Mahkemesi, rızası dışında hastaneye yatırılan bir kişi hakkında bildirimin birkaç gün sonra yapılmasını bu hükme aykırı bulmuş ve ihlal sonucuna ulaşırken bu gecikmeyi de gözetmiştir (AYM, E.T., B. No: 2022/91835, 25.06.2025). Yargıtay kararlarında koruma istemlerinin bir kamu görevlisinin ihbarıyla (Yargıtay 8. HD, 2018/11741 E., 2018/18466 K., 12.11.2018) veya Cumhuriyet başsavcılığının ihbarıyla (Yargıtay 8. HD, 2017/8405 E., 2018/875 K., 18.01.2018) vesayet makamının önüne geldiği görülmektedir. Kısıtlı bir kişinin kuruma yerleştirilmesi hâlinde yerleşim yeri vesayet makamına ayrıca bildirim yapılır (TMK m. 434).
Çevreye getirilen külfet ve kurumdan çıkarılma
- Çevre: Kişinin ailesi, kendisine bakmakla yükümlü olanlar ve vasisi gibi kişiler.
- Sınır: Bu hâlde de bakım ve tedavinin başka şekilde sağlanamaması aranır.
- Çıkarılma: Kişi durumu elverir elvermez kurumdan çıkarılır.
İkinci fıkra, koruma kararı verilirken kişinin çevresine getirdiği külfetin de göz önünde tutulmasını öngörür. Gerekçeye göre "çevre" kavramına kişinin ailesi, kendisine bakmakla yükümlü olanlar ve vasisi gibi kişiler girer; bu hâllerde dahi kişinin bir kuruma yerleştirilebilmesi için bakım ve tedavisinin başka şekilde sağlanamaması şartı aranır.
Üçüncü fıkra, kişi özgürlüğünün önemi nedeniyle ilgili kişinin durumu elverir elvermez kurumdan çıkarılmasını öngörür. Yerleştirme veya alıkoymaya karar veren vesayet makamı kurumdan çıkarmaya da yetkilidir (TMK m. 433); kurumdan çıkarılma isteminin reddine karşı da denetim makamına itiraz edilebilir (TMK m. 435).
Kişi hürriyeti güvencesi
- Anayasa m. 19: Toplum için tehlike teşkil eden kişinin tedavi, eğitim veya ıslahı için kanunda belirtilen esaslara uygun olarak alınan tedbir.
- Üç koşul: Güvenilir hekim raporu, zorunluluk ve koşulların tutma boyunca sürmesi.
- Usul: Kanunda öngörülen usule uygunluk.
Gerekçe, bu ayırıma duyulan ihtiyacın Anayasa'nın 19. maddesinde de ifade edildiğini belirtir. Anayasa Mahkemesi, akıl hastalarının fiziksel özgürlüğünün kısıtlanabilmesi için hastalığın denetime elverişli ve güvenilir bir hekim raporuyla sabit olması, özgürlüğün kısıtlanmasının zorunlu olması ve bu tespitlerin tutma boyunca sürmesi gerektiğini; bu koşullar bulunsa bile sürecin kanunda öngörülen usule uygun yürütülmesi gerektiğini belirtmiştir (AYM, E.T., B. No: 2022/91835, 25.06.2025). Aynı kararda vesayet makamının ilgiliyi dinlemeden ve 437. maddedeki süreyi aşarak karar vermesi de ihlal sebepleri arasında sayılmıştır (AYM, E.T., B. No: 2022/91835, 25.06.2025).
Yargılama, itiraz ve yetki
- Yargılama: Taraf teşkili, duruşma ve delillerin toplanması.
- İtiraz: Karara karşı on gün içinde denetim makamına.
- Yetki: İlgilinin yerleşim yeri veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde bulunduğu yer.
Yargıtay, koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanması davasında taraf teşkili sağlanmadan ve duruşma açılmadan dosya üzerinden karar verilemeyeceğini belirtmiştir (Yargıtay 2. HD, 2016/24926 E., 2017/214 K., 11.01.2017). Koruma kararına karşı yol temyiz değil, denetim makamına itirazdır; denetim makamının itiraz üzerine verdiği karar kesindir (Yargıtay 8. HD, 2017/7990 E., 2018/567 K., 16.01.2018). Koruma istemini reddeden karara karşı vasinin temyiz dilekçesinin de itiraz olarak değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmiştir (Yargıtay 18. HD, 2015/282 E., 2015/12568 K., 14.09.2015).
Koruma kararına ilişkin dosya, vesayet dosyası gibi takip altında tutulmaz; bu nedenle karar kesinleştikten sonra ek kararla yetkisizlik verilip dosyanın gönderilmesi doğru bulunmamıştır (Yargıtay 8. HD, 2018/11741 E., 2018/18466 K., 12.11.2018). Yetki uyuşmazlıklarında ise koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanmasında önemli olanın en seri şekilde karar vermek olduğu gözetilerek istemin ilk ulaştığı mahkeme yargı yeri olarak belirlenmiştir (Yargıtay 5. HD, 2022/14443 E., 2023/22 K., 09.01.2023).
Bir yakınınız hakkında bu tedbir gündemdeyse, kişinin toplum için tehlike oluşturduğunu ve korunmasının başka şekilde sağlanamadığını gösteren resmî rapor ve belgelerin dosyada bulunup bulunmadığını takip edin (TMK m. 432, 436). Hakkınızda koruma kararı verildiyse, kararın size bildirilmesinden başlayarak on gün içinde denetim makamına itiraz edebilirsiniz (TMK m. 435). Durumunuz düzeldiyse, kurumdan çıkarılmanızı isteyebilirsiniz; bu istemin reddine karşı da itiraz yolu açıktır.
Yargıtay kararları
Aşağıdaki kararlar, 432. maddedeki koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanmasını kişi hürriyeti güvencesi, yargılama usulü, itiraz ve yetki yönünden gösteren kararlardan seçilmiştir. Kararlar, ilgililerin sağlık bilgilerine yer verilmeden özetlenmiştir. Kararlar resmî karar arama sistemlerinden alınmıştır. Her kartta kararın vardığı ilke, olayın özeti, karardan birebir bir alıntı ve kararın uygulamadaki anlamı yer alır. Konuya göre süzmek için düğmeleri kullanabilirsiniz.
Koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanması güvenilir hekim raporu, zorunluluk ve kanundaki usule uygunluk gerektirir; bildirim hemen yapılmadan ve ilgili dinlenmeden verilen karar kişi hürriyetini ihlal eder
Başvurucu rızası dışında bir hastaneye yatırıldı. Hastanenin durumu vesayet makamına bildirmesi birkaç gün sonra yapıldı; sulh hukuk mahkemesi bildirimden bir hafta sonra, başvurucuyu dinlemeden ve dosya üzerinden koruma kararı verdi. Başvurucunun vesayet makamına ve denetim makamına yaptığı itirazlar reddedildi.
“Akıl hastalarının fiziksel özgürlüğünün kısıtlanabilmesi için kişinin -aciliyet arz eden hâller dışında- akıl hastalığının denetime elverişli ve güvenilir bir hekim raporu ile sabit olması, özgürlüğünün kısıtlanmasının zorunlu olduğu hâllerin söz konusu olması, tutma boyunca bu sebeplerin ve tespitlerin mevcut olması gereklidir (konuya ilişkin Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararları için bkz. §§ 31-33 ve §§ 35-37). Ayrıca süreç, kanunda öngörülen usule uygun olarak gerçekleştirilmelidir.”
Ne anlama geliyor? Karar, 432. maddenin Anayasa'nın 19. maddesindeki kişi hürriyeti güvencesiyle birlikte nasıl uygulanacağını gösterir. Anayasa Mahkemesi, koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanmasının güvenilir ve denetime elverişli bir hekim raporuna dayanması, tutmanın zorunlu olması ve bu koşulların tutma boyunca sürmesi gerektiğini belirtmiştir. Bu koşullar bulunsa bile sürecin kanundaki usule uygun yürütülmesi gerektiği vurgulanmış; kamu görevlilerinin bildirim yükümlülüğünün hemen yerine getirilmediği, vesayet makamının ilgiliyi dinlemeden ve 437. maddedeki süreyi aşarak karar verdiği tespit edilerek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ve manevi tazminata karar verilmiştir (TMK m. 437).
Koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanması davasında taraf teşkili sağlanmalı, duruşma açılmalı ve deliller toplanmalıdır; dosya üzerinden karar verilemez
Aile mahkemesinde koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanması istendi. Mahkeme, dava dilekçesini davalı veliye tebliğ etmeden ve duruşma açmadan dosya üzerinden karar verdi; karar davacı tarafından temyiz edildi.
“Mahkemece, davalı veliye dava dilekçesi tebliğ edilerek taraf teşkilinin sağlanması, dilekçelerin karşılıklı verilmesi aşamasının tamamlanmasından sonra duruşma açılması ve tarafların gösterdikleri takdirde delilleri toplanıp, değerlendirilip sonucu uyarınca karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile dosya üzerinden yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır (HMK m. 139).”
Ne anlama geliyor? Karar, 432. maddeye dayanan istemlerde yargılama güvencelerinin önemini gösterir. Daire, dava dilekçesinin davalı veliye tebliğ edilerek taraf teşkilinin sağlanması, dilekçelerin karşılıklı verilmesi aşamasının tamamlanması, ardından duruşma açılarak tarafların gösterdiği delillerin toplanıp değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Eksik inceleme ile dosya üzerinden verilen karar bozulmuştur. Koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanmasına ilişkin usul kuralları 436 ve 437. maddelerde ayrıca düzenlenmiştir (TMK m. 436).
Koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanması istemi vesayetle ilgili olmadığından dosya takip altında tutulmaz; karar kesinleştikten sonra ek kararla yetkisizlik verilip dosya gönderilemez
Bir kamu görevlisinin ihbarı üzerine bir kişinin 432. madde uyarınca bir kuruma yerleştirilmesine karar verildi. Kişinin itirazı denetim makamınca kesin olarak reddedildi ve temyiz istemi de reddedildi. Aradan zaman geçtikten sonra mahkeme ek kararla, kişinin başka bir ilde oturduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı verdi.
“Eldeki davada talebin vesayet ile ilgisi bulunmadığından, koruma amacıyla özgürlüğünün kısıtlanması istenen kişinin dosyasının takip altında tutulması gerekmez. Buna göre, takip altında tutulmayan dosya hakkında mahkemece yetkisizlik kararı verilerek dosyanın gönderilmesi doğru görülmemiştir.”
Ne anlama geliyor? Karar, koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanmasının vesayetten ayrı bir koruma önlemi olduğunu gösterir. Daire, görevlerini yaparken 432. maddedeki sebeplerden birinin varlığını öğrenen kamu görevlilerinin durumu hemen yetkili vesayet makamına bildirmek zorunda olduğunu hatırlatmış; istemin kabulüne ilişkin kararın kesinleşmesiyle dava esasının kapandığını belirtmiştir. Talebin vesayetle ilgisi bulunmadığından dosyanın vesayet dosyası gibi takip altında tutulması gerekmediği, bu nedenle ek kararla yetkisizlik verilerek dosyanın gönderilmesinin doğru olmadığı kabul edilmiştir.
Cumhuriyet başsavcılığının ihbarı üzerine verilen koruma kararına karşı yapılan başvuruyu denetim makamı olan asliye hukuk mahkemesi kesin olarak karara bağlar
Cumhuriyet başsavcılığının ihbarı üzerine sulh hukuk mahkemesi bir kişinin 432. madde uyarınca koruma amacıyla özgürlüğünün kısıtlanmasına karar verdi. Karar temyiz yoluyla Yargıtay'a gönderildi.
“Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler gözönüne alındığında, koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanması kararlarına karşı yapılan itirazları inceleme görevinin, denetim makamı olan Asliye Hukuk Mahkemesine ait (5133 S.K. md.2-3, TMK md.397) bulunduğu anlaşılmaktadır. Buna göre, dilekçenin görev yönünden reddiyle, evrakın denetim makamına gönderilmesi ve denetim makamınca bu konuda kesin bir karar verilmesi için dosyanın Mahkemesine iadesine karar verilmesi gerekmiştir.”
Ne anlama geliyor? Karar, 432. maddeye göre verilen koruma kararlarına karşı başvuru yolunu gösterir. Daire, maddenin kamu görevlilerine yüklediği bildirim yükümlülüğü ile kuruma yerleştirilen kişinin veya yakınlarının karara karşı on gün içinde denetim makamına itiraz edebileceğini öngören 435. maddeyi birlikte aktarmıştır. Bu itirazları inceleme görevinin denetim makamı olan asliye hukuk mahkemesine ait olduğu belirtilerek dilekçenin görev yönünden reddi ve denetim makamınca kesin karar verilmesi için dosya iade edilmiştir (TMK m. 435).
Koruma kararına karşı denetim makamına yapılan itiraz üzerine verilen karar kesindir; bu karara karşı temyiz yolu kapalıdır
Bir kişi hakkında 432. madde uyarınca koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanmasına karar verildi. Kişinin itirazı denetim makamınca reddedildi; kişi bu kararı da temyiz etti.
“Türk Medeni Kanunu'nun 488. maddesinde ise, vesayet makamının kararlarına ilişkin itiraz üzerine verilen denetim makamı kararlarının kesin olduğu hükme bağlandığından; kısıtlı adayı tarafından temyiz dilekçesi verilmiş ise de, bu dilekçe, Türk Medeni Kanunu'nun 435. maddesi gereğince itiraz niteliğinde olup, denetim makamı olan asliye hukuk mahkemesince incelenerek karar verildiğinden ve denetim makamının kararı da kesin olduğundan temyiz isteminin REDDİNE”
Ne anlama geliyor? Karar, koruma kararlarında kanun yolunun iki aşamada tamamlandığını gösterir. Daire, kuruma yerleştirilen kişinin veya yakınlarının karara karşı on gün içinde denetim makamına itiraz edebileceğini ve itirazların önce vesayet makamınca, onun kabul etmemesi hâlinde denetim makamınca inceleneceğini hatırlatmıştır. Vesayet makamının kararlarına ilişkin itiraz üzerine verilen denetim makamı kararlarının kesin olduğunu öngören 488. madde gereğince temyiz istemi reddedilmiştir (TMK m. 488).
Koruma istemini reddeden karara karşı vasinin temyiz dilekçesi itiraz olarak değerlendirilmeli ve denetim makamınca kesin olarak karara bağlanmalıdır
Vasi, vesayet altındaki kişi hakkında tedavi amaçlı kişisel koruma kararı verilmesini istedi. Sulh hukuk mahkemesi istemi reddetti; vasi bu kararı temyiz etti.
“Öyle ise mahkemece verilen koruma amaçlı özgürlüğü kısıtlamaya yönelik dilekçenin, yukarıda açıklanan kurallar çerçevesinde değerlendirilip, vesayet makamınca özür nedenleri yerinde görülmediği takdirde buna ilişkin kararla birlikte evrakın denetim makamına gönderilmesi ve denetim makamınca bu konuda Türk Medeni Kanunu'nun 488. maddesi uyarınca kesin bir karar verilmesi için dosyanın mahkemesine İADESİNE”
Ne anlama geliyor? Karar, koruma istemini reddeden kararlarda da itiraz yolunun izlenmesi gerektiğini gösterir. Daire, 435. maddedeki itiraz hakkını ve itirazların önce vesayet makamınca, sonra denetim makamınca inceleneceğini öngören 422. maddeyi birlikte uygulamıştır. Vasinin temyiz dilekçesinin bu kurallar çerçevesinde değerlendirilmesi, vesayet makamı yerinde görmezse evrakın denetim makamına gönderilmesi ve denetim makamınca kesin karar verilmesi için dosya iade edilmiştir (TMK m. 422).
Koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanmasında önemli olan en seri şekilde karar verilmesidir; yetki uyuşmazlığında istemin ilk ulaştığı mahkeme yargı yeri olarak belirlenir
Bir hastanede bulunan kişi hakkında 432. madde uyarınca zorunlu yatış kararı istendi. Hastanenin bulunduğu yerdeki sulh hukuk mahkemesi kişinin başka bir ilçede oturduğu gerekçesiyle, o ilçedeki mahkeme ise ilgilinin bulunduğu yer mahkemesinin de yetkili olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı verdi.
“Koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanmasına karar verilmesinde önemli olan en seri şekilde karar vermek olduğundan, uyuşmazlığın ilk olarak intikal ettiği mahkeme olan Karabük Sulh Hukuk Mahkemesince çözümlenmesi gerekmektedir.”
Ne anlama geliyor? Karar, 432. madde kapsamındaki istemlerin ivedi niteliğini ve bunun yetki uyuşmazlıklarına etkisini gösterir. Yerleştirme veya alıkoymaya karar verme yetkisi, ilgilinin yerleşim yeri veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde bulunduğu yer vesayet makamına aittir (TMK m. 433). Daire, koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanmasında önemli olanın en seri şekilde karar vermek olduğunu belirterek istemin ilk ulaştığı mahkemeyi yargı yeri olarak belirlemiştir.
Madde gerekçesi
Yürürlükteki Kanunda ve 1984 tarihli Öntasarıda mevcut olmayan bu Ayırım, İsviçre Medenî Kanununda 1 Ocak 1981 tarihinde yürürlüğe girmiş olan yeni düzenlemeden esinlenerek, aynı düzenlemenin Ülkemiz için de gerekli olduğu düşüncesiyle yeni bir Ayırım olarak Kanuna alınmıştır. Nitekim aynı ihtiyaç Anayasanın 19 uncu maddesinde de açıkça ifade edilmiştir.
Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), s. 144 (Altıncı Ayırım)Madde 432- Madde kenar başlığıyla birlikte İsviçre Medenî Kanununun yeni 397 a maddesinden aynen alınmıştır. Bu ve bunu izleyen maddelerde, kişinin korunması amacıyla özgürlüğünün kısıtlanması söz konusu olup, bu denli önemli bir konunun koşulları, hüküm ve sonuçları özel hükümlerin konulmasını gerektirmiştir. Maddede kişinin bir kuruma yerleştirilmesi veya alıkonulması belli sebeplere bağlanmıştır. Bunlar toplum için tehlike oluşturan akıl hastalığı, akıl zayıflığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, ağır tehlike arzeden bulaşıcı hastalık veya serserilik hâlleridir. Ağır tehlike arzeden bulaşıcı hastalıkların neler olduğunun belirlenmesi tıp biliminin işi olmakla beraber, buraya AİDS, kolera, ilerlemiş verem ve veba gibi hastalıkların geleceği söylenebilir. Madde sadece toplum için tehlike oluşturan ergin kişilerin kuruma yerleştirilmesi veya kurumda alıkonulmasını öngörmektedir. Ergin olmayan kişiler bu maddenin kapsamına girmemektedir. Bu kişilere ilişkin koruma önlemleri daha önceki maddelerde hükme bağlanmıştır. Ergin kişinin bu madde gereğince kuruma yerleştirilmesi ya da kurumda alıkonulması için kısıtlı olması ya da olmaması önem taşımamaktadır. Kısıtlı olmamasına rağmen maddede sayılan sebeplerden biri varsa toplum için tehlike oluşturan bu kişiler bir kuruma yerleştirilebilecek veya kurumda alıkonulmaya devam edilecektir. Maddenin ikinci fıkrası kişinin koruma altına alınmasında çevresine getirdiği külfetlerin de göz önünde tutulmasını öngörmektedir. Buna göre koruma kararı verilirken bu unsur da etkili olacaktır. Buradaki "çevre" kavramına, kişinin ailesi, kendisine bakmakla yükümlü olanlar ve vasisi gibi kişiler girer. Bu hâllerde dahi kişinin bir kuruma yerleştirilebilmesi için bakım ve tedavisinin başka şekilde sağlanamaması şartı aranacaktır. Maddenin üçüncü fıkrası, kişi özgürlüğünün önemli olması nedeniyle, koruma altına alınan kişinin durumu uygun hâle gelir gelmez hemen kurumdan çıkarılmasını, yani özgürlüğünün geri verilmesini öngörmektedir.
Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), s. 145Tasarının 432. maddesi Adalet Komisyonunca aynen kabul edilmiştir (S. Sayısı 723, s. 465).
743 sayılı eski Medeni Kanun'daki karşılığı
Eski Kanun'da bu maddenin karşılığı yoktu. Gerekçeye göre koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanmasına ilişkin ayırım 743 sayılı Kanun'da ve 1984 tarihli Öntasarıda yer almıyordu; İsviçre Medeni Kanunu'nda 1 Ocak 1981'de yürürlüğe giren düzenlemeden esinlenerek Kanun'a alınmıştır.
| 743 sayılı Kanun dönemi | 4721 sayılı Kanun m. 432 | |
|---|---|---|
| Düzenleme | Koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanmasına ilişkin ayırım yoktu | Altıncı ayırım, m. 432-437 |
| Kaynak | Yok | İsviçre Medeni Kanunu m. 397a |
| Anayasal bağlantı | Yok | Gerekçeye göre Anayasa m. 19'daki ihtiyaç |
Değişiklik geçmişi
| Tarih | Gelişme | Dayanak |
|---|---|---|
| 01.01.2002 | Madde yürürlüğe girdi | 4721 s. K. |
Madde 2002'den bu yana değişmemiştir; Tasarı metni Adalet Komisyonunda da değiştirilmemiştir. Koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanmasında usulü düzenleyen 436 ve 437. maddeler ise sonraki kanunlarla değiştirilmiştir (TMK m. 436, TMK m. 437). Bu sayfa hazırlanırken norm denetimi karar bankasında 432. maddenin itiraz veya iptal konusu olduğu bir karara rastlanmamıştır.
İlgili maddeler
- TMK m. 433: Yetki.
- TMK m. 434: Bildirim yükümlülüğü.
- TMK m. 435: İtiraz.
- TMK m. 436: Usul.
- TMK m. 437: Yargılama usulü.
- TMK m. 405: Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlama.
Bir yakınınız hakkında koruma kararı, vasi veya kayyım atanması, boşanma davasında vesayet veya aile hukukundan doğan diğer sorularınız için boşanma avukatı sayfasındaki iletişim bilgilerinden bana ulaşabilirsiniz.
Sık sorulan sorular
TMK 432 ne diyor?
Kanunda sayılan sebeplerden biriyle toplum için tehlike oluşturan ergin kişinin, kişisel korunmasının başka şekilde sağlanamaması hâlinde tedavisi, eğitimi veya ıslahı için elverişli bir kuruma yerleştirilebileceğini veya alıkonulabileceğini düzenler.
Hangi sebeplerle koruma kararı verilebilir?
Akıl hastalığı, akıl zayıflığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, ağır tehlike arz eden bulaşıcı hastalık veya serserilik.
Sebebin bulunması yeterli mi?
Hayır; kişinin bu sebeple toplum için tehlike oluşturması ve kişisel korunmasının başka şekilde sağlanamaması da gerekir.
Küçükler hakkında bu madde uygulanır mı?
Hayır; gerekçeye göre madde yalnız ergin kişileri kapsar.
Kişinin kısıtlı olması gerekir mi?
Hayır; gerekçeye göre kısıtlı olup olmaması önem taşımaz.
Kamu görevlileri ne yapmalıdır?
Görevlerini yaparken sebeplerden birini öğrenen kamu görevlileri durumu hemen yetkili vesayet makamına bildirmekle yükümlüdür (TMK m. 432/1).
Kişi kurumda ne kadar kalır?
Durumu elverir elvermez kurumdan çıkarılır (TMK m. 432/3).
Koruma kararına karşı ne yapılabilir?
Karara karşı bildirimden başlayarak on gün içinde denetim makamına itiraz edilebilir; denetim makamının kararı kesindir (Yargıtay 8. HD, 2017/7990 E., 2018/567 K., 16.01.2018).
Kişi dinlenmeden karar verilebilir mi?
Anayasa Mahkemesi, ilgilinin dinlenmediği ve kanundaki usule uyulmadığı bir olayda kişi hürriyetinin ihlal edildiğine karar vermiştir (AYM, E.T., B. No: 2022/91835, 25.06.2025).
Eski Kanun'da karşılığı var mıydı?
Hayır; ayırım 4721 sayılı Kanun'la getirilmiştir.
Madde yürürlüğe girdiğinden beri değişti mi?
Hayır; usulü düzenleyen 436 ve 437. maddeler ise değiştirilmiştir.
Kaynaklar ve Mevzuat
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 405, 422, 432, 433, 434, 435, 436, 437, 488
- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 19
- 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi (mülga; karşılığı yok)
- Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), Altıncı Ayırım gerekçesi s. 144, m. 432 gerekçesi s. 145, Tasarı ve Komisyon metni s. 465
- Anayasa Mahkemesi, E.T., B. No: 2022/91835, 25.06.2025
- Yargıtay 2. HD, 2016/24926 E., 2017/214 K., 11.01.2017
- Yargıtay 2. HD, 2009/4720 E., 2009/15333 K., 09.09.2009
- Yargıtay 5. HD, 2022/14443 E., 2023/22 K., 09.01.2023
- Yargıtay 8. HD, 2018/11741 E., 2018/18466 K., 12.11.2018
- Yargıtay 8. HD, 2017/8405 E., 2018/875 K., 18.01.2018
- Yargıtay 8. HD, 2017/7990 E., 2018/567 K., 16.01.2018
- Yargıtay 18. HD, 2015/282 E., 2015/12568 K., 14.09.2015
