Mal rejiminin tasfiyesi, boşanmanın eki değildir; anlaşmalı boşanma için protokolde yer alması da zorunlu değildir. Eşler bu konuda susarsa katılma alacağı ve değer artış payı için boşanmadan sonra dava açılabilir; zamanaşımı on yıldır. Protokolde mal rejimi düzenlenmişse ve hâkim onaylamışsa eşler bağlanır: Hukuk Genel Kurulu bunu mahkeme içi ikrar saymış, aksini ileri sürmeyi dürüstlük kuralına aykırı bulmuştur. Bütün sorun cümlenin neyi kapsadığındadır. Genel Kurul “tarafların mal talepleri yoktur” ifadesini mal rejimi alacaklarını da kapsar saymış; “başkaca maddi ve manevi tazminat talepleri bulunmamaktadır”, “paylaşacak bir malımız ve eşya talebimiz yoktur” ve “hiçbir zaman dava etmeyeceğim” türü ifadeleri ise kapsamaz bulmuştur. Daire’nin 2026 tarihli kararlarında “mal tasfiyesi talebimiz yoktur” beyanı açık, kayıtsız ve şartsız bir feragat sayılmamış, “mal paylaşımı yoktur” cümlesi de mal rejimini tasfiye etmemiştir. Protokolde yalnız sayılan mallar tasfiye edilmiş sayılır; gizlendiği ileri sürülen mallar için dava yolu açıktır. Vazgeçme, protokolde, duruşmada ve hükümde açıkça yer aldığında sonradan açılan dava hakkın kötüye kullanılması sayılır.
Anlaşmalı boşanmada mal paylaşımı protokole yazılmak zorunda mı?#
Hayır. Hukuk Genel Kurulu’na göre “Mal rejiminden kaynaklanan talepler boşanmanın ferilerinden olmadığından ayrıca dava konusu edilebilirler.” (Yargıtay HGK, 2010/2-96 E., 2010/106 K., 24.02.2010) Öğretide “mali sonuçlar” ifadesine mal rejimini de katan ve bu konuda anlaşma olmadan anlaşmalı boşanma kararı verilemeyeceğini savunan görüş bulunmakla birlikte, Yargıtay ve baskın öğreti tasfiyenin sonraya bırakılabileceğini kabul eder (Doğan, s. 777; Bozdağ Ataoğlu, s. 286). Genel Kurul bir kararında boşanmanın mali sonuçlarının tazminat ve nafakayla sınırlı olduğunu vurgulamış, “Anlaşmada ayrıca yer verilmemişse tarafların aralarındaki akdi ilişkiyi tasfiye ettikleri kabul edilemez” demiştir; yalnız oturma hakkını düzenleyen bir protokol, katkı payı alacağını ortadan kaldırmamıştır (Yargıtay HGK, 2009/158 E., 2009/217 K., 27.05.2009). Protokol “sadece düzenlediği konular yönünden tarafları” bağlar.
Eşler isterse tasfiyeyi protokole yazabilir. “Eşler karşılıklı borçları ile ilgili düzenleme yapabilirler” (TMK m. 226/3). Bu düzenleme, mal rejimi sözleşmesi olmadığı için noter şekline bağlı değildir; gücünü hâkim onayından alır.
Protokoldeki mal rejimi maddesi bağlayıcı mıdır?#
Evet, onaylanmışsa bağlayıcıdır ve aksini ileri sürmek çoğu kez sonuç vermez. Hukuk Genel Kurulu’nun temel kararı şudur:
Protokoldeki mal rejimi düzenlemesi mahkeme içi ikrardır; aksini ileri sürmek dürüstlük kuralına aykırıdır
Eşler anlaşmalı olarak boşanmış, protokolde mal rejimine ilişkin düzenleme yapmıştı. Davacı boşanmadan sonra bu protokole aykırı olarak alacak davası açtı. Genel Kurul, dilekçeye eklenen protokolün, boşanma davasındaki beyanların, hüküm kısmının ve inkâr edilmeyen imzaların birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir:
“…boşanma dava dosyasındaki bu belge ve beyanların mahkeme içi ikrar niteliğinde olduğu; böylece, görülmekte olan davada kesin delil niteliğini taşıdığı ve ayrıca davacının bu ikrarına rağmen eldeki davayı açarak tamamen aksini ileri sürmekle dürüstlük kuralına aykırı davrandığının ve bu durumun hakkın kötüye kullanılması teşkil ettiğinin kabulü gerekmiştir.”
Değerlendirme. Kararda aynı zamanda kuralın koşulu da gösterilmiştir: Mal rejimi maddeleri kararda yer almalı veya protokol mahkemece onaylanmış olmalıdır. Onay yoksa protokol yok hükmündedir (10. Bölüm).
Yazılı protokol olmasa bile sonuç aynı olabilir: Duruşmada sözlü olarak “katkı payı olmadığına” yönelik imzalı beyanlar bulunan bir dosyada tutanak mahkeme içi ikrar sayılmış, karar onanmıştır (Yargıtay 2. HD, 2022/10165 E., 2024/2453 K., 16.04.2024). Protokolde, duruşmada ve hükümde açık vazgeçme yer alıyorsa boşanma kesinleştikten sonra açılan dava hakkın kötüye kullanılmasıdır (Yargıtay 2. HD, 2023/9731 E., 2024/2593 K., 18.04.2024; Yargıtay 2. HD, 2023/9077 E., 2024/2421 K., 04.04.2024; Yargıtay 2. HD, 2022/10065 E., 2024/514 K., 25.01.2024). Eski eşin mirasçılarının açtığı bir davada da duruşmadaki beyan ve buna uygun hüküm davanın reddine yetmiştir (Yargıtay 2. HD, 2025/3375 E., 2026/3769 K., 07.04.2026, oyçokluğuyla).
Beyanlar olayların akışıyla birlikte de okunur. Evlilikte edinilen evi boşanma davasından iki gün önce eşine tapuda satış yoluyla devreden erkek, boşanmadan sonra bu ev için katılma alacağı davası açmış ve kazanmıştı. Daire, devir tarihi ile anlaşmalı boşanmadaki imzalı beyanları birlikte değerlendirerek beyanların “katılma alacağından feragat niteliğinde olduğu” sonucuna varmış, davayı hakkın kötüye kullanılması sayarak kararı bozmuştur (Yargıtay 2. HD, 2024/6361 E., 2025/11577 K., 22.12.2025).
Hangi cümle mal paylaşımı hakkını bitirir?#
Bu sorunun tek cümlelik cevabı yoktur. Bozdağ Ataoğlu’nun isabetle belirttiği gibi kararlar somut olaya göre değişmekte, hâkim sözcüklere bağlı kalmadan eşlerin gerçek ve ortak iradesini güven teorisine göre aramaktadır (Bozdağ Ataoğlu, s. 286). Şu tablo, Yargıtay’ın somut ifadeler hakkındaki sonuçlarını özetler:
| İfade (özetle) | Nerede? | Sonuç | Karar |
|---|---|---|---|
| “Tarafların mal talepleri yoktur” | Onaylı protokol | Mal rejimi alacağını kapsar, dava reddedilir | HGK 2013/1601 |
| “Birbirlerinden katkı ve katılım payından doğacak alacaklarının olmaması” | Protokol, duruşma, hüküm | Vazgeçme; sonraki dava hakkın kötüye kullanılması | 2. HD 2024/2593 |
| “Adlarına kayıtlı gayrimenkuller üzerindeki hakları aynen devam edecek” | Protokol | Mal rejiminde anlaşılmış sayılır | 2. HD 2024/447 (Yargıtay 2. HD, 2022/9474 E., 2024/447 K., 24.01.2024) |
| “Mal rejiminden kaynaklanan alacak talebinin olmadığı” | Duruşma ve hüküm | Dava reddedilir | 2. HD 2026/3769 |
| “Birbirlerinden başkaca maddi ve manevi tazminat talepleri bulunmamaktadır” | Protokol ve duruşma | Mal rejimini kapsamaz | HGK 2022/850 |
| “Paylaşacak bir malımız ve eşya talebimiz yoktur” | Duruşma | Tasfiye sonucu çıkmaz | HGK 2025/498 |
| “Mal tasfiyesi talebimiz yoktur” | Duruşma ve hüküm | Açık, kayıtsız ve şartsız feragat değildir | 2. HD 2026/4692 |
| “Mal paylaşımı yoktur” | Yalnız protokol | Mal rejimi tasfiye edilmiş sayılmaz | 2. HD 2026/7953 |
| “Malvarlığı talebimizin olmadığına” | Yalnız protokol; onay ve beyan yok | Tasfiye edilmiş sayılmaz | 2. HD 2024/1072 (Yargıtay 2. HD, 2022/10451 E., 2024/1072 K., 21.02.2024) |
| “Bana düşen haklarımdan hiçbir zaman dava etmeyeceğim … ona hibe ediyorum” | Kesinleşme günü verilen belge | Feragat veya bağış sayılmaz | HGK 2026/267 |
| “Bunun dışında karşılıklı olarak hiç bir şey talep edilmeyecektir” | Sayılı malların ardından | Yalnız sayılan mallar tasfiye edilmiştir | 2. HD 2024/697 |
| “Nafaka, tazminat ve benzeri taleplerinin olmadığı” | Protokol | Ziynet ve kişisel eşyayı kapsamaz | HGK 2015/2784 |
| Yalnız oturma hakkı | Protokol | Katkı payını kapsamaz | HGK 2009/217 |
Bu kararların ayrıntıları ve aralarındaki ayrım çizgisi şöyledir.
“Mal” sözcüğü. Hukuk Genel Kurulu 2013’te, onaylanan protokoldeki “tarafların mal talepleri yoktur” ifadesinin “mal rejiminden kaynaklanan alacağı da kapsadığının” anlaşıldığına karar vererek direnme kararını onamıştır (Yargıtay HGK, 2013/8-185 E., 2013/1601 K., 27.11.2013). Öğretide bu karar, “mal tabiri oldukça dar bir kavramdır” cümlesiyle aksi anlamda anılmaktadır (Doğan, s. 777-778, dn. 99); oysa bu gerekçe Özel Dairenin bozma kararına aittir, Genel Kurul ise onu benimsememiştir. Karar okunurken bu ayrım gözden kaçırılmamalıdır.
Daha yeni kararlarda aranan açıklık. Son dönemde Genel Kurul ve Daire daha açık bir irade aramaktadır. Duruşmada “paylaşacak bir malımız ve eşya talebimiz yoktur” denilen dosyada Genel Kurul, protokolde ve boşanma kararında tasfiyeye ilişkin bir hüküm bulunmadığını, yalnız bu beyandan eşlerin malları paylaştığı veya haklarından feragat ettiği sonucuna varılamayacağını kabul etmiştir (Yargıtay HGK, 2024/7 E., 2025/498 K., 10.09.2025, oyçokluğuyla). Daire de “...Mal tasfiyesi talebimiz yoktur...” şeklindeki imzalı beyanların, “mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak taleplerinden feragat ettiklerine dair kayıtsız, şartsız ve açık irade beyanı niteliği” taşımadığını belirtmiştir (Yargıtay 2. HD, 2025/6039 E., 2026/4692 K., 28.04.2026). Kanaatimizce bu kararlar, 2013 tarihli karardan farklı bir eğilimi gösterir: Mal rejiminden vazgeçme, feragatin açıklık şartı ölçüsünde değerlendirilmektedir (HMK m. 309/4).
En yeni örnek, uygulamada en çok yazılan kısa cümleye ilişkindir:
“Mal paylaşımı yoktur” cümlesi mal rejimini tasfiye etmez
Eşlerin protokolü birkaç kısa cümleden ibaretti: “Taraflar boşanma konusunda anlaşmışlardır. Mal paylaşımı yoktur. Yoksulluk nafakası talebi yoktur. Tazminat talebi yoktur.” Eşlerden biri boşanmadan sonra mal rejimi alacağı davası açtı. İlk derece mahkemesi, protokole aykırı dava açılamayacağını söyleyerek davayı reddetti; bölge adliye mahkemesi istinafı esastan reddetti. Daire, mal rejimi için anlaşma yapılacaksa tasfiyenin “hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıkça” belirtilmesi gerektiğini hatırlatmış, bölge adliye mahkemesi kararını kaldırıp ilk derece kararını bozarken cümlenin anlamını şöyle belirlemiştir:
““Mal paylaşımı yoktur” ibaresi; mal rejiminin tasfiye edildiği ya da mal rejimine ilişkin birbirlerinden herhangi bir talepleri olmadığı veya bu konuda haklarından açıkça feragat ettikleri anlamına gelmemektedir.”
Değerlendirme. Karar, 10.09.2026 tarihlidir ve kısa protokol kalıplarının ne kadar riskli olduğunu gösterir. Mal rejimi kapatılmak isteniyorsa “mal paylaşımı yok” demek yetmez; katılma alacağı, değer artış payı ve katkı payı alacağından karşılıklı olarak vazgeçildiği adıyla yazılmalıdır. Hukuk Genel Kurulu’nun 2013 tarihli “mal talepleri yoktur” kararıyla arasındaki çizgi incedir; bu nedenle iki eş de kısa cümlelere güvenmemelidir.
Boşanma sırasındaki belge. Boşanma kararının kesinleştiği gün dosyaya sunulan ve erkeğin ayrıldığında kendisine düşen haklar için dava açmayacağını, bunları eşine hibe ettiğini yazdığı belge, Genel Kurul’a göre mal rejiminin tasfiyesine yönelik bir hüküm içermemektedir; feragat kesin ve açık bir iradeyle yapılmalıdır (Yargıtay HGK, 2025/354 E., 2026/267 K., 29.04.2026, oyçokluğuyla).
Saklı tutma gerekmez. Protokolde hiçbir şey yazılmamışsa dava hakkı kaybedilmez. Ancak saklı tutma cümlesi yararlıdır: Eşlerin niyeti tartışmaya açık kalmaz.
Protokolde sayılan mallar dışındakiler için dava açılabilir mi?#
Evet. Mallar tek tek sayılmışsa tasfiye bunlarla sınırlıdır. 1998’de evlenen eşler 2017’de anlaşmalı olarak boşanmış, protokolde üç taşınmaz ve bir araç paylaşılmış, en alta “bunun dışında karşılıklı olarak hiç bir şey talep edilmeyecektir” yazılmıştı. Kadın sonradan, eski eşinin bazı taşınmazları yakınları adına kaydettirdiğini ve yakınları adına şirket kurduğunu ileri sürdü. Mahkemeler davayı hakkın kötüye kullanılması sayarak reddetti. Daire, protokolün yalnız sayılan taşınmazlar ve araç yönünden mal rejimini tasfiye ettiğini, gizlendiği ileri sürülen mallar ve şirket hissesi hakkında boşanma dosyasında bilgi bulunmadığını belirterek kararı mal rejimi yönünden bozmuştur (Yargıtay 2. HD, 2022/8549 E., 2024/697 K., 08.02.2024). Öğretide de tasfiyesi istenen mallara tek tek yer verilmesi hâlinde anlaşmada yer almayan mallar için talepte bulunulabileceği savunulur (Doğan, s. 777-778).
Bu karar, protokol hazırlayan için iki yönlü bir uyarıdır: Alacaklı taraf için kapı açıktır; borçlu taraf için ise “bir daha dava açılmasın” hedefine ulaşmak, malvarlığının tümünü göstermeyi gerektirir. Bu nedenle mal rejimi maddesi şu cümleyle bitmelidir: Taraflar birbirlerinin malvarlığını bildiklerini, katılma alacağı, değer artış payı ve benzeri mal rejiminden doğan bütün alacaklarından karşılıklı olarak vazgeçtiklerini beyan eder. Malvarlığının gizlenmesi durumu ise ayrıca değerlendirilir; gizlenen mal iddiası ve mal kaçırma (TMK m. 229) konusunda ayrı bir dava imkânı doğabilir.
Mal rejimi davası anlaşmalı boşanmadan sonra ne zamana kadar açılabilir?#
Katılma alacağı ve değer artış payı davaları, TMK m. 178’deki bir yıllık süreye değil on yıllık genel zamanaşımına tabidir (TBK m. 146) (Yargıtay HGK, 2013/375 E., 2013/520 K., 17.04.2013; Yargıtay HGK, 2016/1061 E., 2016/959 K., 05.10.2016). Süre boşanma kararının kesinleşmesiyle başlar. Mal rejimi, dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer (TMK m. 225/2). Boşanmadan yıllar sonra açılan bir davada ise protokoldeki beyan ve dürüstlük kuralı öne çıkar: Boşanmadan on yıla yakın süre sonra açılan bir dava, boşanma tutanağındaki vazgeçme karşısında dürüst davranma kuralına aykırı bulunmuştur (Yargıtay 2. HD, 2022/10065 E., 2024/514 K., 25.01.2024).
Protokolün mal rejimi maddesinde irade sakatlığı iddiası da ayrı dosyada kolayca incelenmez: Eşlerden birinin hile ve korkutmayla boşandığını ileri sürüp katılma alacağı davası açtığı dosyada, mahkeme bu iddianın bu davada incelenemeyeceğini ve yargılamanın yenilenmesi yoluna gidilmediğini belirtmiş, karar onanmıştır (Yargıtay 2. HD, 2022/7032 E., 2023/5046 K., 01.11.2023).
Protokolde katılma alacağı ödenecekse nasıl yazılır?#
Mal rejimine ilişkin borç, koşula bağlıysa koşulun gerçekleşmesi engellenmemelidir. Hukuk Genel Kurulu 2026’da, protokolün üçüncü maddesiyle evlilik içinde edinilen taşınmaz için 12.300 ABD Doları ödeneceği, ödemenin taşınmazın satışına bağlandığı bir dosyada, taşınmazın satışı için makul sürenin geçtiğini, borçlunun satışa yanaşmadığını ve TBK m. 175 uyarınca koşulun gerçekleşmiş sayılacağını kabul etmiştir; satmamanın asli edimi olduğu yönündeki görüş çoğunlukça reddedilmiştir (Yargıtay HGK, 2025/718 E., 2026/429 K., 01.07.2026). Bu konu 19. Bölümde de işlenmiştir. Örnek yazım Ek 2’dedir.
Mal rejiminin tasfiyesi boşanmanın eki değildir; protokolde düzenlenmemişse ayrıca dava edilebilir. Onaylı protokolde açıkça düzenlenmişse mahkeme içi ikrar sayılır ve aksini ileri sürmek dürüstlük kuralına aykırıdır. Vazgeçme açık, kayıtsız ve şartsız olmalıdır; genel ifadeler ve yalnız bazı malları sayan maddeler diğer alacakları kapsamaz (Yargıtay HGK, 2010/2-96 E., 2010/106 K., 24.02.2010; Yargıtay HGK, 2024/7 E., 2025/498 K., 10.09.2025; Yargıtay HGK, 2019/335 E., 2022/850 K., 07.06.2022; Yargıtay 2. HD, 2025/6039 E., 2026/4692 K., 28.04.2026; Yargıtay 2. HD, 2022/8549 E., 2024/697 K., 08.02.2024).
Vazgeçecekseniz şu cümleyi kullanın: “Taraflar, aralarındaki yasal mal rejiminin tasfiyesinden doğan katılma alacağı, değer artış payı, katkı payı ve benzeri bütün alacak haklarından karşılıklı olarak, kesin biçimde vazgeçmişlerdir.” Duruşmada aynı cümleyi hâkime söyleyin, tutanağa geçtiğini denetleyin; hükümde de yer almasını isteyin. Vazgeçmiyorsanız şunu yazın: “Mal rejiminin tasfiyesinden doğan haklar saklıdır; bu protokol o konuda bir anlaşma içermez.” Kısmi paylaşımda ise malları ada, parsel, plaka ve hesap numarasıyla sayın ve maddenin diğer malları kapsayıp kapsamadığını açıkça belirtin. Bir eş diğerinin malvarlığını bilmiyorsa, vazgeçmeden önce tapu, araç, banka ve şirket kayıtlarını araştırın.
Bu bölümde anılan öğreti
- Bozdağ Ataoğlu, Sinem, “Anlaşmalı Boşanma Protokolündeki Beyanların Katılma Alacağına Etkisi”, Hasan Kalyoncu Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 13, S. 26, Temmuz 2023, s. 263–289
- Doğan, Burak, “Türk Hukukunda Anlaşmalı Boşanma (TMK m. 166/III)”, Erciyes Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 19, S. 2, 2024, s. 755–787
